Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kasyopya Celselerinden 2: Gezegensel Kehanetler, Güneş Sistemi, Greenbaum, HAARP

Başlatan Tiversonus, 31 Ağustos 2009, 23:44:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Dünya'nın Geleceği İle İlgili Celselerden Bölümler



S: (L) İsa herhangi bir şekilde özel miydi, dendiği gibi meshedilmiş miydi?
C: Savaşları ve toplumsal uykuyu sona erdirmek için hızla yükseltildi; Zindar konseyi.
S: (L) Zindar Konseyi nedir?
C: İki döngü değiştiriciler misyonu.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Referanslar geniş. Gitmeliyim. İyi geceler.
23 Temmuz 1994



S: (L) Bu komet olayının herhangi düzenli bir periyodu veya döngüsü var mı?
C: Evet.
S: (L) Periyodu nedir?
C: Kabaca 3600 yıl.
S: (L) Velikovsky, Venüs gezegeninin tarihimizde belirli bir dönemde 52 yıllık bir döngüsü olduğunu söylediğinde haklı mıydı?
C: Yakın.



S: (L) Yani, transfer etmek istenen büyük bir kütle varsa, sorun kısmen kütlenin çok geniş bir mekan/zaman alanına dağılması ve dolayısıyla bir aşama ile transfer edilmesi veya bu anlamda birşey mi?
C: Yakın.
S: (L) Bu hususta bize biraz daha açıklama yapabilir misiniz?
C: Kütle zaman döngüsünü etkiliyor: küçük kütle eşittir küçük zaman döngüsü; büyük kütle eşittir büyük zaman döngüsü.



S: (L) Peki, bu komet kümesi, güneş sistemine en son ne zaman geldi?
C: 3582 yıl önce.
S: (L) Döngüsü nedir?
C: 3600 yıl.
S: (L) Peki, bu kümenin ne zaman tekrar ekliptik düzlemine girmesi bekleniyor?
C: 12 ila 18 yıl.
S: (L) Uzaylılar bu komet kümesi ile mi yolculuk yapıyorlar?
C: Hayır.



S: (L) Osiris döngüsü; Osiris'in bedeninin parçalanmasını DNA sarmallarının parçalanmasına benzetmek bakımından Kertişlerin insanlık üzerindeki faaliyetinin bir örneğini mi teşkil ediyor?
C: Yakın.



S: (L) Birkaç ay önce olan, süper-derin deprem denen 400 mil derinliğindeki depremin özelliği neydi?
C: İçerde meydana gelen aşamalı ısınmanın neden olduğu bir mağma hareketi. Periyodik bir döngünün parçası sadece.



S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya gelmeleri daha yavaş olurdu. Dalga nereden geliyor?
C: Komet kümesini izliyor.

S: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.

S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.

S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi oluyor?
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor; boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de oldu ama çoğunda değil.

S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...

S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.

S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.

S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.

S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor.

S: (L) Bu boyut değiştirme ne kadar sıklıkla oluyor?
C: Her 309.000 yılda bir.

S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta 300.000 kalacağımızı tahmin edebilir miyiz?
C: Evet.

S: (L) Buna göre "düşüşü" yaşamadan önce cennetteki yaşantımız da 300.000 yıl kadar mı sürdü?
C: Evet.

S: (L) Bu Nefilimlerin buraya geldiğini ve 36.000.000 tane olduklarını söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Grilerin ve Kertenkelelerin askeri gücü olduklarını söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.

S: (L) O zaman arkamıza yaslanıp gösteriyi izleyelim! Gezegenlerin boyut değiştirdiklerini söylüyorsunuz...
C: Boyutlar değişiyor, gezegenler boyut içinde yer alıyor.

S: (L) Mekan/zamanda bu diğer boyutun kaynağı nedir?
C: Fazla karmaşık.

S: (L) Üretici kaynak nedir?
C: Büyük döngünün bir parçası.

S: (L) Mayalar bu büyük döngüyü biliyorlar mıydı?
C: Kısmen anladılar.

S: (L) Onların takvimleri 2012 yılına kadar uzanıyor... Bu tarih, boyut sınırı değişimi için doğru tarih mi?
C: Yakın. Sizin ölçülerinizle hala belirsiz. Kertişler sizi 4'üncü yoğunlukta yönetmeyi umuyor. 18 yıla daha yakın.



S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.

S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.



S: (L) Bu hususta biraz yardım istiyorum. Eğer o gezegen küle döndüyse neden insanlar orada tohumlandı... Kısa bir süre sonra küle dönüşecek olan bir gezegende var edilmenin amacı nedir?
C: Pekala. İşte bir şok-edici geliyor; henüz tamamen yanıp küle dönmedi.

S: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
C: Tamamen yok olması sizin 4'üncü yoğunluğa geçişiniz sırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.

S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğiniz şey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.

S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.

S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?

S: (L) Orada 4'üncü yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.

S: (L) 3'üncü yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.

S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.

S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyut sınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.

S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.

S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.

S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek?
C: Evet.

S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar?
C: Evet.

S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.

S: (L) Bu ceza mı?
C: Hayır. Varoluşun doğası.

S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek?
C: Evet.

S: (L) Bize bunun bir yüzdesini verebilir misiniz?
C: Hayır. Şu anda açık.

S: (L) Eğer bu döngünün bir noktasında şu anda kulladığımız bedenler o gezegende üretilip dünyaya getirildiyse, o bedenleri kim getirdi?
C: Boyut geçişi.

S: (L) Kim değil ne, öyle mi?
C: Herşey "kim" ve "ne"dir.

S: (L) Önceki gece Gezici Yolcular'ın bu bedenleri o gezegenden alıp dünyaya getirdiklerine dair birşeyler söylediniz, değil mi?
C: Evet.

S: (L) Peki o zaman bu Gezici Yolcular boyutlar mı?
C: Evet. Siz de öyle.

S: (L) Lineer zihnimize neler yaptığınızın farkında mısınız?
C: Bir kutu dolusu kurtçuk. (Ç.N.: Kutu dolusu kurtçuk [can of worms] deyimi, sonraki çeşitli celselerde de kullanılıyor. Genelde zararlı nitelikte olan ve sakınılması gereken şeyleri işaret etmek için kullanılıyor.)



S: (L) Pleiades'lerle ilişkiniz nedir?
C: Pleiades'liler pek çok diğerleriyle de bağlantı kuruyor; Biz sahneye sizinle çıktık ama aslında esas olarak aynıyız; sadece boyut sınırı üzerindeki odak noktalarımız hafifçe farklı.

S: (L) Tüm bu faaliyetler neden şimdi oluyor?
C: Kapanmak üzere olan büyük döngü çok özel bir fırsat sunuyor.

S: (L) Bu, geleceği değiştirmek için özel bir fırsat anlamına mı geliyor?
C: Geleceği, geçmişi ve şimdiyi.



S: (V) Az önce belirttiğiniz "buluşmayı" merak ettim de...
C: Buluşma, boyut sınırı geçişinden kaynaklanıyor.

S: (L) Peki bu boyut sınırı geçişinde neden bir buluşma gerçekleştiriliyor? Bu gerçekten çok büyük bir şov mu olacak?
C: Bir fırsat.

S: (V) Tüm pencerelerin aynı anda açılması ve böylece tüm bu varlıkların aynı anda gelmesi gibi mi?
C: Tüm evreni etkileme fırsatı gibi. "Pomp and Circumstance" (İhtişam) yani "Hope and Glory" (Ümit ve Coşku) marşının kozmik düzeyde çalındığını düşünün. (Ç.N.: Zafer marşları)

S: (L) Çeşitli tür ve ırktan varlıkların, bu kocaman evrenin en uzak yerlerinden birindeki önemsiz bir galaksinin en dış kenarında bulunan toplu iğne başı kadar küçük bir gezegende buluşması herşeyi nasıl etkileyebilir?
C: Bu senin algın.

S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.

S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.

S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.

S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.

S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.

S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.

S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.

S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.

S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.

S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.

S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.

S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız.

S: (L) İlk celsede verdiğiniz kehanetlerin hala geçerli ve yaklaşmakta olup olmadıklarını öğrenmek istiyorum.
C: Gelişiyorlar.

S: (L) Yani yakında meydana gelecekleri noktaya doğru mu gelişiyorlar?
C: Akışkan.

S: (L) Yani bazıları gerçekleşmeyebilir mi?
C: Evet.

S: (L) Peki bu gece verdiğiniz kehanetler de değişime tabii mi?
C: Belki.

S: (L) Yoksa daha mı somutlar?
C: Açık.

S: (L) Ken Carey'le kimin iletişim kurduğunu öğrenmek istiyorum. O bilgileri kimden alıyor?
C: Pek çok.

S: (L) Bu pek çok varlık bizim perspektifimize göre "iyi adamlar" mı?
C: Evet, bazıları. Bazıları değil.

S: (L) Bu kanaldan gelen bilgilerin bir kısmı bozuldu mu?
C: Henüz değil.

S: (L) Gezici Yolcular olarak da bilinen 6'ncı yoğunluk Oryonlar, bizi genetik mühendislikle yarattığı veya buraya koyduğu söylenenler mi?
C: Yakın. Onlar da dalga üzerindeler.

S: (L) Bu dalganın üzerinde ilerleyen gruplar... Dalga üzerinde olmak, Gezici Yolcular'ın tanımının bir parçası mı?
C: Evet.

S: (L) Dalga üzerinde olmayı seviyorlar mı?
C: Dünya üzerinde olmak sizin için "eğlence" mi?

S: (L) Dünya üzerinde yaşıyor olmayı çok seviyorum ama acı ve ağrı çekmeyi sevmiyorum ve insanların insanlara karşı zulüm işlemesini veya insanların acı çektiğini görmeyi sevmiyorum.
C: Dünya üzerinde eğlence için mi yaşıyorsunuz?

S: (L) Dünya üzerinde eğlence için yaşıyor olmayı isterdim ama epeyce süredir içten gülemiyorum. Herşeyin daha güzel olduğu bir gezegende yaşamak isterdim...
C: Yanlış anladın.

S: (L) Söylediğiniz şeyi anlıyorum. Orada yaşıyorlar çünkü yaşadıkları yer orası.
C: Evet.



S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.

S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.

S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.



S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.

C: Size yardım ederek sizinle ve diğer herşeyle birleşme ve böylece büyük döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştirmeye doğru ilerliyoruz.



S:(L) 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde hepimiz bu diğer varlıklarla eşit duruma geleceğiz ve herşey daha eşit olacak. Ayrıca, 4'üncü yoğunluk adayı olmayanlar döngüde başa dönecekler ve herşeye baştan başlayacaklar. 3'üncü yoğunluk karmaşasında bir 300.000 yıllık kavga ve sefalet deneyimi daha yaşayacaklar. (BP) Ve 4'üncü yoğunluğa geçişle birlikte, mekanda bir değişimden ziyade algıda bir değişim olacak, doğru mu? (L) Hm hm.
C: Yakın.



S:(TM) Aklımda belirli bir zaman vardı... Şüphelerimi doğrulayacak birşey söyleyeceklerini umuyordum.
C: Sen söyle. Yolculuğu açıkça görebiliyoruz. Ama 3'üncü seviyedeki ani bir hızlanmayla ilgili bir belirsizlik var. Zaman döngüsüne müdahale edildi ve döngü bloğu nedeniyle açık bir şekilde göremiyoruz.

S:(TM) Ne tür bir araçla gidiyordum?
C: Döngü bloğu nedeniyle göremiyoruz.

S:(L) Döngü bloğu nedir?
C: Çok karmaşık ama birey üzerinde bir frekans örtüsünün oluşumuyla ilgili.



S:(F) Bu nasıl olabilir? (L) Eğer bir gezegen...
C: Herşey tam bir döngü içinde.

******

S:(L) Eğer alta gidersen okyanusa gömülüp tüm döngüye baştan başlayacağını düşünmekte haklı mıyım?
C: O kadar basit değil.

S:(GB) Bir çeşit balon gibi mi?
C: Yakın.



S:(L) Dalga büyük döngünün bir parçasından ibaret. (T) Ve biz de belirli bir frekans oluşturarak dalga geçtiği sırada mümkün olduğu kadar çok kişiyi öteye geçirmek için buradayız ve burada bulunmamızın başka hiçbir amacı yok... öyle mi?
C: Bu, özgür iradeye müdahaleyi ima ediyor.



S:(T) Kertişleri bırak... (L) Dalga, Büyük Döngü'nün kapanması için gerekli olan kadersel olayların meydana gelmesine mi neden oluyor?
C: Yakın.



S: (T) Eğer karadelik, birinci seviyeden dördüncü seviyeye kadar olan saf KH ise, beşinci seviyeden yedinci seviyeye kadar olan bölüm de saf BH'dir. (SV) Daha önce beşinci ve altıncı seviyede de KH'nin olduğunu söylemişlerdi. (T) Ama o yansıma. (L) Düşünce formu.
C: Beşte kapsüllenmiş halde. (sınırlandırılmış)

******

S: (L) Oktavlar ve benzer şeylerle ilgili bir sürü şey öne sürülüyor.
C: Büyük döngü. Bahsettiğin şeyleri öne sürenler kim?

S: (L) Oktav döngüsünden bahsedenlerden biri Gurdjieff, ayrıca Sufi öğretileri ve birkaç büyük felsefi öğretide de oktav etkisinden bahsediliyor. Yedili döngü var ve sonraki döngü bir üst seviyede ve bu müzikteki oktav gibi tanımlanıyor.
C: Biz kimiz?

S: (L) Kasyopyalılar.
C: Evet. Şimdi, size gelişiminizde yardımcı olmak için gönüllü olduk, değil mi?

S: (L) Başka tüm saçmalıkları pencereden atın gitsin mi diyorsunuz?
C: Eğer sekizinci bir seviye olsaydı, sizce bunu şimdiye kadar belirtmeyi ihmal eder miydik?!?



S: (J) İyi bir nokta. (SV) Söylemeyi unuttular! (J) Ou, bu arada size sekizinci seviyeden bahsetmiş miydik?! (T) Belki bu insanlar döngünün baştan başlamaktan ziyade başka bir oktava geçtiğini düşünüyorlardır. Henüz bu bilgiyi netleştirmemişler.
C: Konuşan çok kişi var ve yalnızca bazıları gerçeği söylüyor!



C: Açık. ... Ekin çemberleri. 1. Bir gezegen "penceresi." 2. Astronomik "ikiz" fenomeni vs. 3. Alternatif akım. 4. Hasat zamanı ödüllendirilmeyi bekleyin.

S: Salyangoz şekilli oluşum sahte mi?
C: Açık.

S: (L) Ne anlama geliyor?
C: Açık. 5. Gömülü hafıza. 6. Kervan. 7. Özlem. 8. Kavrama yoluyla bilgi. 9. Görüntü doğrulama sunuyor. 10. Bağlantılı öğrenişler. 11. İletişim.

S: (J) Bu logo olarak kullandıkları. (T) Bunu biliyorlar mı merak ediyorum.
C: Merak et gerçekten! 12. Bilgi aktarımı. 13. Döngüsel kalıpları inceleyerek gerekli ipuçlarını bulun. 14. Aile. 15. Değişim Sezonu. 16. Büyük ilerleyiş. 17. Bir laboratuar olarak evren. 18. Boyut ötesine geçiş. 19. Fiziksel hayatın resmedilişi. [ç.n.: grup tarafından resimlerine göz atılmakta olan ekin çemberlerinin anlamsal ifadeleri sanırım.]



S: (L) Big Beng noktasında ne tür bir matematiksel işlem gerçekleşiyor?
C: Sürekli bir döngü.

S: (L) Yedinci yoğunluktan sonra döngü yediden altıya mı devam ediyor, yoksa yediden bire mi?
C: İkisi de değil.

S: (L) Yedinciden aynı anda tüm yoğunluklara mı?
C: Yakın.



S: (T) Yani dördüncü seviye bir ruh, üçüncü seviyedeki bir bedene girebilir mi?
C: Hatırlayın, daha önce de tanımladığımız gibi, birinciden dördüncüye kadarki yoğunluklar, kısa dalga döngüsü, veya sizin deyişinizle reenkarnasyon içerir. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde ruh-beden evliliği vardır. Bu yoğunluk seviyelerinin her birinde, yaşam deneyimlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi için, döngü sürecinde beşinci yoğunluğa geçişler vardır. 6'ncı yoğunluk, kısa dalga döngüsünün gerekli olmadığı ilk yoğunluktur çünkü artık fiziksel eğilim yoktur. Bu nedenle, birden dörde kadarki tüm seviyelerde, fiziksel durumdayken, fiziksel bedenin bir ruh yansıması vardır. Bu nedenle kısa dalga döngüsünün çeşitli noktalarında, çeşitli türlerde bedenlenmeler mümkün ve hatta oldukça muhtemeldir. Anlıyor musunuz?



S: (L) Evet, bence öyle.
C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini durdurmadı. Ama sen "Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!" dediğinde yaptığın şey bu. Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik. Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..

S: (J) Kendine geri döner.
C: Doğru.

S: (L) Tamam, demek büyük bir kürede yaşıyoruz!
C: Öyle mi?

S: (L) Öyle anlaşılıyor. Yoksa büyük bir daire mi?
C: Ah ah ah. Daha fazla çalışman ve öğrenmek gerekiyor canım. Daha fazla çalışman gerekiyor. Albert Einstein'ın bile ne olduğuyla ilgili bir teorisi vardı.

S: (L) Evet ama sadece bir teori.
C: Ou, o halde teoriyi bırakmak gerekiyor demek. Hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Sadece bir teori. Unutalım gitsin.

S: (T) Ben hala daireyi genişletiyorum... (SV) Ben de.
C: Çok iyi, fikir buydu. Gidiyor, gidiyor ve gidiyor.

S: (L) Benimki de gidiyor, ama kendine dönmedi ve hiçbirşeyle karşılaşmadı. Anlatmaya çalıştığınız nokta nedir?
C: Bir nokta mı olması gerekiyor?

S: (L) Elbette!
C: Kim demiş? Öğrenmenize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu sürecin ne zaman sona ermesini bekliyorsunuz?

S: (J) Hiçbir zaman. (L) Tanrım, umarım hiçbir zaman.
C: Öyleyse hiçbir zaman bir nokta yok!

S: (J) Anlatmak istediğiniz noktayı anladık! (L) Nokta falan yok. [Gülüşme] Daireyi dışa doğru genişletirsen ve daire tüm yönlere doğru genişlerse, yedi çizgiyi de kendisiyle birlikte çeker ve kapsanan kesitlerdeki alan da sürekli artar ve sonra o daireyi çevirdiğimizde bir küre olur.
C: Aynen öyle. Ama Laura bunun büyük bir kürede yaşıyor olduğumuz anlamına geldiğini söylüyor. Ve belki de öyle.

S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü... (L) Beni sinirlendiriyorsun... (T) Ama sonsuza kadar gidiyor... Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.
C: Yok mu?

S: (SV) Yok.
C: O halde belki başlangıç da yoktur.

S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk...
C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?

S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.
C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar. Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken düşünün!



S: (L) Eğer artık kimseye birşey söylemeyeceğime söz verirsem, tüm bu saldırıları durduramaz mıyız?
C: Durmana gerek yok, sadece yaptıklarınızı nasıl yaptığınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Bilgi akışı asla zararlı birşey değildir. Daha önce de tanımladığımız gibi, Kendine Hizmet'te enerjilerin sınırlanması, tıkanmasını ve içe odaklanmasını vardır. Başkalarına Hizmet eğiliminde ise enerjilerin dışa akışı, odağın içten dışa doğru olması vardır. Dolayısıyla bilgi akışı veya yayımı faydalıdır ve Başkalarına Hizmet eğiliminin yapısında vardır. Fakat kişi bununla ilişkili tehlikelerin de farkında olmalıdır. Akışın ve oluşan olasılıkların kontrolünü kaybetmemelidir. Dikkatli olmanız gereken nokta burası. Düzene ihtiyacınız var. Ve saldırı herhangi sayıda sebeple herhangi sayıda kaynaktan gelebilir. Her zaman aynı sebepten gelmez. Ve elbette kısa dalga ve uzun dalga döngüsü vardır. Kısa dalga döngüsü çabuk tamamlanan döngüdür. Uzun dalga döngüsü daha yavaş tamamlanan döngüdür ve dolayısıyla sizin algıladığınız şekliyle tamamlanması daha uzun sürer. Ve bu da durumu daha karmaşık hale getiriyor. Bu, tanımladığımız şeylerin saldırıya nasıl neden olabileceğinin örneklerinden yalnızca biridir.

S: (L) Saldırı başka bir döngüden kalmış olabilir mi?
C: Bu kesinlikle bir olasılık.



S: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa, yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci, 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir.



S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var. Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş.
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.



S: (S) Şu anda hiçbirşey iyi değil. Herkes üzgün. Herkes sefil durumda. (F) Kesinlikle iyi bir durum değil. (S) Bu saatle ilgili durumu öğrenmek istiyorum. Tahmin ettiğim gibi gerçekten bir uyarı sinyali mi veriyor?
C: Ne düşünüyorsun? Hatırla, bir kez "uyarlandığında" üssel bir şekilde öğreniyorsun. Yani evrensel bilince giderek daha fazla erişebiliyorsun. Lütfen artan farkındalığına güvenmeyi öğren. Buradaki herkes o döngünün, o ilerleme döngüsünün bir noktasında. Bazıları diğerlerinden biraz ileride. Önyargısız olarak düzgün bir şekilde ağ çalışması yaparsanız, hepiniz döngüde aynı noktaya ulaşabilirsiniz. Saatinin artan 4'üncü yoğunluk KH mevcudiyetini işaret eder şekilde titreşmesi örneğinde olduğu gibi görünmeyen gerçeklerle ilgili sorularınızın yanıtlarını bulmak için evrensel bilince erişebilirsiniz bu yolla.



S: (TK) Yerçekimi yasası gibi olduğunu sanmıyorum...
C: Sizin 2'nci yoğunluk varlıklarını istediğiniz gibi kullanmanızı hangi "yasa" engelliyor?

S: (L) Ben çıkıp hiç kimseyi veya hiçbir şeyi bilinçli olarak böyle bir amaç için kullanmıyorum. (TK) Sürekli yiyecek stoğu sağlamak için bu "yaratıkları" kontrol altında tutuyoruz... (TK) Bence bu oyunun kuralları var. Satranç gibi. Hemen gelip herşeyi istedikleri gibi değiştiremiyorlar, bir şekilde sürecin geliştirilmesi gerekiyor. Ama sızıp bazı şeyleri manipüle etmelerini ve fark edilmeden geri dönmelerini sağlayan delikler var... (TH) O halde kesin kurallar yok, genel bazı koşullar var.
C: İki önemli husus: 1) "Siz" dediğimiz zaman kolektif olarak 3'üncü yoğunluğu kastettik. 2) Doğal döngü ve şeylerin düzeni ile ilgili cümlemizi neredeyse tamamen kaçırdınız. Tekrar okumanızı ve üzerinde düşünmenizi öneriyoruz... Ayrıca, ya ırkınız kendini tamamen yok etmeye manipüle edilirse ya da bir sonraki doğal afette tamamen silinirse?

S: (TK) Sanırım onların kontrolü ele geçirmelerini önlemeye çalışan başka bir taraf var. (L) Benim anladığım kadarıyla özgür irade nedeniyle iyi adamların yapabildiği tek şey yardım istenmesini beklemek ve ondan sonra da gerçekten yapabildikleri tek şey bilgi vermek. (F) Eğer doğru zamanda doğru kişiler tarafından kullanılırsa bu bilgiler değerli. Gerekli bilgilerin verildiğinden eminim. Yeraltında tuttukları insanları yüzeye çıkarıp bizimle değiştirmek ve dünyayı yönetmek isteyen bir grup var. Bu grup 4'üncü yoğunlukta olmayı seviyor. İlerlemek istemiyorlar. İlerleyişi engellemek istiyorlar. Ve bir de ilerlemek isteyen grup var. Doğal düzeni takip etmek istiyorlar. Negatif grup ise orada kalmak ve tutabildikleri herkesi orada kontrolleri altında tutmak istiyor. (L) Ve kendi kendilerini tüketiyorlar ve sayı olarak da azalıyorlar. Varlıklarını sürdürmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli büyük çabalar harcamak zorundalar. (TK) Eğer bir ihtimalle dünya insanların ilerlemek için gelebildikleri tek yerse, bu er geç sona erecek, eğer bu adamlar gelip burayı ele geçirirlerse... (TH) Dünya 4'üncü yoğunluk temalı bir park! (L) Evet, bu aklımıza gelmişti, disneyland gibi! (TK) Görünüşe göre epeyce bilgimiz var ama henüz yeterince derine inemedik ve sormamız gereken soruların ne olduğu bilmiyoruz. Bu doğru mu?
C: Hayır.



S: (L) Döngüdeki bir noktadan başka bir noktaya "sıçranabiliyor" mu? Uzaydaki bir solucan deliği falan gibi?
C: Gerçek 1, 2 ve 3'e bak.

S: (L) Kestirme yok anlamında mı?
C: Şimdi 3, 4 ve 5'e.

S: (L) Yani belirli olaylar ve koşullar kişinin bazı "sıçramalar" yapmasına yardımcı olabilir mi?
C: "Sıçrama" değil, hızlanma.




S: (L) Hala anlamaya çalıştığım şey şu... dalga makro-kozmik atomda geçişlere neden oluyor... mikro-kozmik atomdaki geçişlere neden olan şey nedir? Kuantum sıçramasına neden olan şey nedir? Atomda ne birikiyor da onun bir geçiş yapmasını sağlıyor? (T) Bu bir birikme durumu mu yoksa dağıtma durumu mu?
C: Büyük Döngü'nün tamamlanması.

S: (J) Döngü. (L) Hayır, hayır...
C: Güneş'in ikizinin her 3600 yılda bir göründüğünü kim söylüyor?

S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?


C: "Biyoritimler" gibi.





S: (L) Ekin çemberlerinin 6'ncı yoğunluktan gelen düşünceleri temsil ettiğini söylemiştiniz. Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm dünya insanlığı için bir el kitabı ve almanak derliyoruz. Bunu yapmamızın nedeni Büyük Döngü Dönüşümü arifesinde cevapları bilmek isteyen milyonların mevcut olması. Fakat, bu iletişim biçimini deneyip bir kanal açmayı seçen çok az sayıda değerli kişi var.



S: (L) Peki kaç kişi bunu anlayabilecek?
C: En üst düzey bilginin erişilebilirliğinin tamamen sınırlanması 7'nci Seviye Baş Direktife uygun olmazdı!!!

S: (L) Demek tüm dünyanın bilmesi için tüm hikayeyi oraya koymaya çalışıyorsunuz, öyle mi?
C: "Çalışmıyoruz" canım, koyuyoruz.

S: (L) Tamam, ekin çemberleri bir çeşit dil. Peki bunlar matematikle bir şekilde ilişkili mi?
C: Matematik tek evrensel dil.



S: (A) Eğer lineer zaman olarak değilse ne olarak?
C: Döngüsel "zaman."

S: (A) Bir dalga ile diğer dalga arasındaki mesafeyi belirleyen şey nedir?
C: Döngünün bitişi/başlangıcı



S: (L) Farkındalık artışımda bir yavaşlama fark ettim. Kendimi tekrar düzene sokmak için yapabileceğim, yapmamı tavsiye ettiğiniz birşey var mı?
C: Bu konuda endişelenmene gerek yok; herşey bir döngü içinde.



S: (A) Asıl felaket bu komet kümesinden gelecek sanırım...
C: İnsanlığın deneyimsel döngüsündeki felaketler bu kometkümesinin geçişine tekabül ediyor.



S: (A) Gözlerimi açık tutuyorum.
C: Komet kümesi ve kahverengi yıldızın zaman tablosuyla ilgili yanıtın önemini kavradınız mı? İnsanlığın deneyim döngüsü, afet döngüsünün yansıması. Dünya periyodik bir temizlik şeklinde bundan fayda görüyor. İşaretlere dikkat etme zamanı. İşaretler çoğalıyor. Eğer dikkat ederseniz siz ve başkaları tarafından "hissedilebilirler" bile.



S: (L) Tamam, tüm bu garip hava kalıpları ve dünyadaki anormal olaylar, tüm bunların komet kümesiyle ve kahverengi yıldızla ilişkisi nedir? İlişkili mi?
C: İnsanlığın deneyimsel döngüsüyle kesişiyor.



S: (L) Bu olayın kendi döngüsü var. Uzun zamandır takip edilmiyor sanırım...
C: Küresel ısınma, insanlığın deneyim döngüsünün bir parçası.



S: (L) Bu distürbansın mekanizması nasıl? Bu kutup değişiminin adımlarını tanımlayabilir misiniz?
C: Kutup değişimi döngüsel olarak zaten meydana geliyor. Bu olaylar yalnızca bir tetikleme mekanizması olarak işlev görüyor.



S: (L) İnsanoğlunun gezegeni harap etme sorusuna ilişkin bir şekilde, İnsanlık 'yaratılışın unsurlarından biri' derken, harap etme diye tanımladığımız şeyin bir anlamda yaratıcı olmak şeklinde kabul edilebilceğini mi kastediyorsunuz ?
C: "Harap etme" büyük dalga döngüsü içerisinde yer alan her şeyin parçalarından yalnızca birisi.



S: (L) Ark'la ilgili sorulara geçmeden önce sormak istediğim bir kaç hızlı soru var. İlk sorum: 'Tanrıların Parmak İzleri' isimli kitapta yazar, Mayaların 'Güneşler' ya da Dünya Çağları diye adlandırdıkları bir şeyden bahsediyor. İlk Güneş döngüsünün süresi 4008, ikincisinin 4010, üçüncüsünün 4081 , dördüncüsünün de 4026 yılmış ve beşinci ve şu an içinde bulunduğumuz Güneş Dögüsü de 23 Aralık 2012 de sona erecekmiş ve başlangıcı da miladi takvime göre M.Ö 4. binyıl içerisine denk geliyormuş. [ç.n. M.Ö. 3000-M.Ö.4000 arası] Sormak istediğim şey; Mayaların söz ettiği bu Güneş evreleri, Güneş in ikiz yıldızının Güneş çevresindeki periyodunun sürelerimi ?
C: Bu sözkonusu olabilir, başka bir şeyler de olabilir. Ya da bir çok unsur ve olayın bir kombinasyonu sözkonusu olabilir. Bu noktada, sizlere doğrudan ve kesinlikli bir cevap vermemiz çok sağduyulu bir hareket olmaz. Yolunuzda sabırlılıkla ve açık fikirlilikle devam ettiğiniz sürece yol işaretleri sizleri doğru cevaplara yönlendirecektir.



S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n. Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura.

Tiversonus

Foton Kuşağı



S:(L) Yani buna devam etmeme gerek yok çünkü hepsi saçma. Kryon adlı varlığı kanallayan adam metafizik İsa hakkında bir makale yazmış. Makaleyi okudum ve gerçekten sevdim. Kendimi iyi ve hoş hissetmemi sağladı. Bunu sormayacağım çünkü onu seviyorum. Burada başka bir sayfada Samanyolu Galaksisi'nin, 20 diğer galaksiyle birlikte oluşan bir sistemin parçası olduğunu söylüyor. Bu doğru mu?
C: Fazla belirsiz, istenirse tüm sistemler buna benzer şekillerde ölçülebilir.

S:(L) Yani keyfi birşey.
C: Algılanabilen her şekilde bir sistem ileri sürülebilir.

S:(L) Bu evrenlerin tümünün, ışık hızının %90'ı oranında genişlediğini söylüyor. Mutlak merkezi güneşin, bizim tanrı dediğimiz şey olduğunu söylüyor.
C: Bu konuları ele almıştık ve "Tanrı" "herşey"dir, merkezi bir güneş değil.

S:(L) Dünya'nın, Pleiades sistemi etrafından dolanan bir foton kuşağından geçtiği 25 bin yıllık bir döngüden bahsediyor ve bu foton kuşağına girdiğimizde her türlü değişimlerin meydana geldiğini ve bunun küçük döngülerden biri olduğunu ve harmonik birleşimin...
C: Bölünmüş kanal.

S:(L) Bu adam bölünmüş bir kanal mı? Harmonik birleşim diye birşey var mı?
C: Harmonik olarak birleşmek istiyorsan...

S:(L) Yani Pleiades etrafında dolanan ve 25.000 yılda bir bizi içine alan bir foton kuşağı yok mu?
C: Bu doğru olsaydı, şimdiye kadar size bu konuda bilgi vermez miydik sence?

10 Ocak 1995



S: (L) Ben bu akşam tahtayı kullanmayı tercih ediyorum. Bu sorun olur mu? [Tom ve Cherie'ye dönerek] Trans yöntemini kullanmamız sizin için sorun olur mu? Bu akşam celseyi tahtayla yapmak istemiyorlar. (T) Hangisi rahatsa o olsun. [Frank trans durumuna geçer] Şimdi bize "Foton Kuşağı" denen şeyden bahsedebilir misiniz?
C: Buradaki temel husus yine yoruma dayalı. Mesajlar gerçek; yorumların tutarlılıkları ise değişken. Yani biri "Foton Kuşağı" dediğinde, aslında sadece bir kavramı düşünüp ona bir isim veriyor olabilir.

S: (L) Yani farklı insanların birşeyi gördüğünü ve bunu kendi bilgilerinin sınırları içinde tarif ettiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet, bir seviyede.

S: (L) Bu konuda başka bir yorumunuz var mı?
C: Yorumlar en çok, doğrudan ve spesifik sorulara yanıt olarak oluşturulduklarında faydalı olur.

S: (L) Burada, metafizik topluluğu içinde anlatıldığı gibi bir harmonik birleşim [new age akımında 16 ağustos 1987 tarihinde gerçekleşen ve insanların sevgiye ve uyuma ilerlemesi için insanların dünyanın çeşitli kutsal yerlerinde toplanması olayı = harmonic convergence Ç.N]
C: Harmonik birleşime inananlar için kesinlikle bir harmonik birleşim vardı.

S: (L) Dünya üstünde veya dünyanın kendisinde maddenin doğasına yönelik enerjiyi geliştirecek veya değiştirecek herhangi bir şey oldu mu?
C: Siz bir değişiklik farkettiniz mi?

S: (L) Hayır tabii herşeyin giderek kötüye gidiyor gibi göründüğünü saymazsak.
C: Herhangi açık, bariz, somut değişiklikler farkettiniz mi?

S: (L) Hayır ama belki sadece ben fark etmemişimdir. Çok inatçı ve şüpheci biri olabiliyorum.
C: Odadaki herhangi biri, herhangi açık ve bariz değişiklikler farketti mi ?

S: (S) Hangi tarihti? (L) 8/8/88, sanırım. (S) Benim bildiğim 11/11 doksan- gibi birşeydi...
C: Açıkça görünüyor ki eğer hatırlanması zor bir tarihse, akla o tarihte somut değişimlerin olmadığı geliyor. Eğer bu değişimler olsaydı, bunlara atfedilen takvim tarihini hatırlamaz mıydınız?

9 Eylül 1995



S: (L) Sheldon Nidle'ın kanallamasıyla ilgili sorumu sormak istiyorum.
C: Bu konuda enerjini harcamamanı tavsiye ediyoruz.

S: (L) Bu yılın sonbaharında bir foton kuşağı ve kitlesel bir UFO inişi olacağı yönünde Sheldon Nidle'ın söylediklerine ikna olmuş çok sayıda kişi var. Bu gerçekten olacak mı?
C: İnsanlar Bo ve Peep'in söylediklerine de çok ikna olmuştu. (ç.n.: "heaven's gate" ufo tarikatinin liderlerinin kullandıkları takma isimlerden.)

S: (L) Pekala, bu konuya daha fazla enerji harcamak istemiyorum. Bu geceki yardımınız için teşekkürler. İyi geceler.
C: İyi geceler.

9 Ocak 1996



S: (L) Sheldon Nidle "Galaktik İnsan" isimli bir kitap yazdı. Dünyanın bu yaz bir foton kuşağına gireceğini, 3 gün karanlık olacağını, herşeyin kontrolden çıkacağını ve dünyadışıların yazın sonunda veya sonbaharda yeryüzüne ineceğini, hepsinin bize yardım etmek için geldiğini söylüyor. Bu tahminler hakkında yorumda bulunur musunuz?
C: Hayır.

S: (L) 1996'da dünyadışı varlıklara ait bir filo Dünya'ya iniş yapacak mı?
C: Hayır.

S: (L) 1997'de?
C: Hayır.

S: (L) Şu kitabın kaynağı hakkında yorumda bulunabilir misiniz: "Three Days of Darkness" (Üç Gün Karanlık) ? Yazarı Divine Mercy (İlahi Lütuf) olarak belirtiliyor.
C: Kaynağı mı?!?

S: (L) Kitapta söylendiği gibi 1998'de 3 gün karanlık olacak mı?
C: Bu neden popüler bir kavram olmayı sürdürüyor? Ve neden herkes buna bu kadar kafa takıyor? Gerçekten bu önemsiz şeye vakit ayırmak mı istiyorsun? Üç gün karanlık olsa ne olur?!? Bunun herşey olduğunu ve herşeyi sona erdireceğini mi düşünüyorsun? Peki ya böyle birşeyin sebepleri? Anlamları? Bu tıpkı bir kehanette bir atom savaşını tanımlamak gibi: "Aman tanrım, aman tanrım, üç saat boyunca çok büyük patlamalar olacak, aman tanrım!!"

S: (L) 1998 sonbaharında böyle birşeyin olmayacağını söylemediniz. Olacak mı?
C: Öncelikle, sürekli olarak uyardığımız gibi, pek çok defalar ayrıntılı olarak anlattığımız pek çok nedenden dolayı herhangi bir kehanete veya tahminlere yapay takvim tarihleri iliştirmek tam anlamıyla imkansızdır. [Laura'nın notu: geleceğin "akışkan" yapısı. Olasılıklar, vs] Ve böyle birşeyin olacağını söylemedik.

S: (L) Boyut geçişiyle ilgili çok büyük öneme sahip şeyler yanında 3 gün karanlığın önemsiz birşey olduğunu söylediğinizi biliyorum. Ama pek çok insan bunu sadece 3 gün karanlık olarak yorumluyor... Yani sonra cennete uyanacaklarını düşünüyor. Bu soruya bir yanıt vermenizi istiyorum.
C: Sizi ne zaman ve nasıl yönlendireceğimiz konusunda bize güvenin. 4'üncü yoğunluk olaylarına ve realitelerine 3'üncü yoğunluk inceleme ve yorumlama yöntemleriyle yaklaşmanın son derece faydasız ve anlamsız olduğunu biliyor olman gerekir. UFO araştırmacılarının aradıkları her 1 yanıt için sürekli olarak 3 yeni soruyla karşılaşmalarının nedeni bu. Eğer bize güvenirseniz, sizi tüm sorgularınızda en doğru ve en tam yanıtları veririz. Bir birey birşeyi anlamıyorsa, ya önyargılıdır ya da uygun yönelime sahip değildir.

27 Ocak 1996




S: (L) Diğer sorulara geçmeden önce aklımdaki ilk soru şu: Foton kuşağı, 31 Aralık ve 1 Ocak'ta gerçekleşeceği iddia edilen kitlesel UFO inişleri ile ilgili bilgileri Sheldon Nidle'a kim veriyor?
C: Sheldon Nidle.

S: (L) Kendi kafasından gelen bilgiler mi? Yani herhangi bir varlık görmüyor ve herhangi bir kanallama yapmıyor mu?
C: Evet, yeterince yakın.

21 Aralık 1996



S: (L) Güzel! Yani tüm kürede yeni yıl değil ve yine zamanla ilgili söyleyeceğinizi söylediniz. Fakat kısa bir süre sonra herkes 1998 olduğunu söyleyecek ve gerçekten 1998 olacak. Bu yaklaşan yılla ilgili söyleyeceğiniz herhangi birşey var mı? Elbette tüm medyumların ve kanalların şu anda foton kuşakları, sıfır bölgeleri ve benzer şeylerle ilgili müthiş kehanetlerde bulunmakla meşgul olduklarından eminim. Yepyeni tarihlerle ortaya çıkacaklar sanırım...
C: Bu saçmalıklardan hala yorulmadın mı?

S: (L) Evet, yoruldum ama daha önce çok isabetli bazı kehanetlerde bulunmuştunuz, bazıları ise tamamen isabetsizdi. Aklıma gelen birşey; bir celsede Nuh tufanından sonra hayatta kalanların sayısını 19 milyon, başka bir celsede ise 119 milyon olarak belirttiniz. Doğru rakam hangisi?
C: Her ikisi de olabilir.

31 Aralık 1997


S: (L) Evet, yoruldum ama daha önce çok isabetli bazı kehanetlerde bulunmuştunuz, bazıları ise tamamen isabetsizdi. Aklıma gelen birşey; bir celsede Nuh tufanından sonra hayatta kalanların sayısını 19 milyon, başka bir celsede ise 119 milyon olarak belirttiniz. Doğru rakam hangisi?
C: Her ikisi de olabilir.

31 Aralık 1997

Tiversonus

#2
JUPITER



S: (L) Jüpiter'e çarpan kometin bizim üzerimizdeki etkileri nelerdir?
C: Artan alan dengesizliği.
S: (L) Bu komet bazı psişiklerin söylediği gibi aslında Dünya'ya mı geliyordu?
C: Açık.
Açık. (Kasyopyalıların sıkça kullandığı bu cevap, ilgili sorunun kesin cevabının çeşitli nedenlerle hemen verilmek istenmemesi anlamındadır. Ç.N.)

............

S: (L) Venüs Jüpiter'den mi çıktı?
C: Hayır.
S: (L) Venüs bir süre bir kometin yörüngesini izledi mi?
C: Evet.
S: (L) Venüs güneş sistemimize dış uzaydan Jüpiter'in bulunduğu bölgeden mi girdi?
C: Bu doğru.



S: (L) Venüs Jüpiter gezegeninden mi doğdu?
C: Hayır.S: (L) Gökyüzünde Jüpiter'in bulunduğu bölgede mi gözüktü?
C: Evet.
S: (L) Dünya bu olay nedeniyle yeni bir yörünge konumuna mı kaydı? Çok uzak olmayan bir gelecekte bu tür bir olay gerçekleşecek mi?
C: Belki.
S: (L) Nuh tufanı zamanında bu tür bir olay gerçekleşti mi?
C: Evet.
S: (L) Nuh tufanı kaç yıl önce oldu?
C: 12656.



S: (L) Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasındaki kalıntı kümesi bir gezegenin kalıntıları mı?
C: Evet.

S: (L) Bu gezegen hangi isimle biliniyordu?
C: Kantek.

S: (L) Bu gezegen ne zaman parçalanarak asteroit kuşağını oluşturdu?
C: Yaklaşık 79 bin yıl önce.

S:(L) Sümerlilerin Geçen Gezegen veya Nibiru olarak tanımladıkları cisim neydi?
C: Kometler

S:(L) Bu komet kümesi mi?
C: Evet.

S:(L) Bu komet kümesi tek bir kütle olarak mı görünüyor?
C: Evet.

S:(L) Şu anda Dünya'ya yaklaştığı söylenen kütle bu mu?
C: Evet.



S: (L) Jüpiter'in katı bir çekirdeği var mı?
C: Evet.



S:(L) Tamam o zaman, bırakalım. (J) Hep sınırsızdı ve hep sınırsız olacak, ne güzel! (F) Eğer bize söylendiği gibi zaman diye birşey yoksa ve özgür irade o kadar önemliyse, bu ne anlama geliyor olabilir? Eğer zaman yoksa ve geçmiş, şimdi ve gelecek, yani herşey bağlantılıysa ve herşey akışkansa, o zaman özgür irade diye birşeyin olmaması gerekirdi. Eğer özgür irade varsa ve geçmiş, şimdi ve gelecek yoksa ve herşey zaman/mekanda aynı noktada meydana geliyorsa, kilit nokta özgür irade ama yanıtsız. (L) Pek çok kişinin tahmin ettiği gibi dünya gezegeninin ikinci bir güneşi olacak mı?
C: Belki.

S:(T) İkinci bir güneş, yani Jüpiter'in patlaması gibi mi? Jüpiter henüz doğmamış bir güneş mi?
C: Jüpiter zaten bir yıldız.

S:(L) Neden onu bir yıldız olarak algılamıyoruz?
C: Hala öğreniyorsunuz. Dünya da bir yıldız adayı.

S:(F) Bu nasıl olabilir? (L) Eğer bir gezegen...
C: Herşey tam bir döngü içinde.

S:(Ş) Eğer bir yıldız, bir boyuttan diğerine bir geçiş noktasıysa, dünya 4'üncü yoğunluğa geçtiğinde, 3'üncü yoğunluktaki insanlara bir yıldız olarak mı görünecek?
C: "Gaz gezegen."

S:(L) Bir gaz gezegen olarak mı görünecek? (J) Tıpkı Jüpiterin bize göründüğü gibi.
C: Jüpiter 4'üncü yoğunluk seviyesinde.

S:(L) Jüpiter kime yanan bir güneş gibi görünüyor, hangi seviyedekilere?
C: 5, 6 ve 7.

S:(T) 4'üncü yoğunlukta nasıl görünüyor?
C: Dünya.

S:(T) 4'üncü yoğunlukta Dünya Jüpiter ve Jüpiter de Dünya gibi mi görünüyor?
C: Hayır.

S:(L) 4'üncü yoğunlukta Dünya nasıl görünüyor?
C: Görünmüyor.

S:(J) Ha? (L) Görünmüyor derken?
C: Yalnızca istemeyle görünür. Fizikselliğin değişkenliği.



S: (L) Müthiş! Ve anlıyorum ki bizler bu olağandışı ilüzyondan çıkış yolumuzu bulmak için kazıp duruyoruz. Ve bu hala batağın içerisine saplanmış durumda olan birine söylemek için fazla derin ve büyük bir şey. Gerçekten bunu keşfetmek istiyorum ama bu çok zor. Bunun üzerinde biraz düşünmeliyim.
Peki, A__ adına bazı sorular sormama izin verin. A__ Jupiter in çekirdeğinin nelerden oluştuğunu bilmek istiyor.
C: Bazal. 3. Yoğunlukta iridyum olarak biliniyor.

S: (L) Katı çekirdeğin çapı ne kadar ?
C: 3 mikron.

S: (L) Jüpiter' in gazlı ve eriyik bir yapısı olduğunu mu söylüyorsunuz ?
C: Evet.

S: (L) Yani Sitchen ve diğerleri, Jüpiter'in Dünya boyutlarında, katı bir çekirdeği olduğunu söylediklerinde yanılıyor olabilirler.
C: Eğer söyledikleri buysa evet. Ama unutma, Jüpiter, Saturn ve diğerleri Dünya'nınkinden daha yüksek titreşim seviyeleriyle rezonanstadırlar. Jüpiter' e baktığında doğrudan 4. yoğunluğu seyrediyorsundur, bu sebeple ki onun yakın fotoğrafları "sürreal" ve daha çok çizim gibi görünür.

S: (L) Jüpiter' de yaşayan varlıklar var mı ?
C: 5. Yoğunluk ve yukarısı.

S: (L) Jüpiter' de yaşayan organik varlıklar var mı ?
C: Organik 3. Yoğunluk konseptidir.

S: (L) Öyleyse, sonda (Ç.N. : jüpiter e keşif için gönderilen insansız uzay aracını kastediyor) herhangi bir yaşam bulamayacak.
C: Hayır (bulamayacak)

S: (L) Jüpiter'in içerisine dalacak olan bu sonda aracı orada bulunan herhangi bir şeyi herhangi bir şekilde rahatsız edecek mi ?
C: Hayır.

S: (L) Jüpiter' in 3. Yoğunluk iç sıcaklığı ne kadar ?
C: 6700 C°

S: (L) Temel kimyasal bileşimi nedir ?
C: Amonyak, hidrojen ve azot oksit.

S: (L) Çevrede dolaşan bir söylenti var; bize doğru gelen büyük bir nesne olduğu ve bunun kertişlerle dolu, akıllıca kontrol edilen dev bir uzay gemisi olduğu. Bu konuda yorum yapabilir misiniz ?
C: Komet kümesi. Sitchen bunun bir "gezegen" olduğuna inanıyor.

S: (L) Komet kümesi derken, birbirinden ayrı kaç cisim var bu kümede ?
C: Değişken.

S: (L) Tahmini varış zamanı nedir ?
C: Açık.

S: (L) Neden açık? Neden ona bakıp yönünü, yörüngesini, hızını ve diğer faktörleri belirleyemiyoruz?
C: Eğer belirleyebilseydiniz, öğrenme döngünüzü yarıda kesmiş olurdunuz.

S: (L) BU da ne demek ? (F) Çünkü başka hiç bir şey yapmazdın çünkü sadece kometin geleceği günü düşünürdün! (L) Peki, bundan bahsetmişken, ben 3 tane, F___ de 1 tane ölümle ilgili rüyalar gördük. Bunlar hakkında bilgi almak isterdim.
C: Yorum yok. Ve iyi geceler.

Tiversonus

#3
Kahverengi Yıldız/İkiz Güneş



S: (T) Doksanların Kohoutek kuyruklu yıldızı gibi! (J) Kozmik OJ Simpson davası! Bizi meşgul etmek için birşey...
C: Konu açılmışken, "ikiz güneş" teorisinden haberiniz var mı?S: (L) Hayır, o nedir? (T) Jüpiter'in bir yıldıza dönüşmekte oluşuyla mı ilgili bu?
C: Hayır.

S: (T) Peki, ikiz güneş teorisi nedir?
C: Güneş'in aslında bir çift yıldız olduğu teorisi.

S: (L) Peki eğer bir çift yıldızsa neden diğerini görmüyoruz? Diğeri nerede ve onu neden görmüyoruz? (T) Bunu duyduğumu hiç hatırlamıyorum, sen? (F) Bana yabancı gelmiyor nedense. (L) Bu doğru mu, yani gerçek mi?
C: Biraz bekleyin...

S: (L) İkiz güneş uzmanlarını çağırıyorlar herhalde... (L) Eminim öyledir! [planşet çok sayıda dönüş yapıyor.]
C: Nerede kalmıştık?

S: (L) İkiz güneş fenomeninden bahsediyorduk...
C: Teorisi.

S: (T) Güneş'in ikili bir yıldızdan bir tanesi olduğu teorisi mi bu?
C: Evet.

S: (L) Bu teori doğru mu?
C: Henüz değil, çok aceleci davranıyorsun.

S: (T) Tamam, konuyu siz açtınız. Bu teoriye göre güneşimizin ikili bir yıldız sisteminin bir parçası olduğunu söylediniz...
C: Evet...

S: (T) ...ve orada başka bir yıldız daha, başka bir güneş daha olduğunu...
C: Evet...

S: (L) Onu görebilir miyiz? (T) Şu anda onu görebiliyor muyuz?
C: Görebiliyor musunuz?

S: (L) Hayır. Sanırım göremiyoruz. Onu göremememizin sebebi bizim güneşimizin öbür tarafında olması mı? Yani onu hiç göremememize neden olan bir yörüngesi mi var?
C: Yörüngeler... evet, eğer o yıldızın orada olduğunu kabul edersek. Bunu doğrulamadık, öyle değil mi?

S: (L) Hayır, doğrulamadınız ama konuyu SİZ açtınız! (T) Başa dönelim. İkiz güneş teorisini söylediniz ve güneşimizin bizim güneş sistemimizdeki iki güneşten biri olduğunu söylediniz...
C: Belki.

S: (T) Bizim güneşimiz çift yıldız sisteminin parçalarından biri...
C: Belki.

S: (T) Güneş iki yıldızın birleşmiş hali mi?
C: Hayır. "Karanlık" madde nedir, ve karanlık yıldızlar nedir?
S: (L) Karanlık yıldızlar kara delikler gibi mi?
C: Hayır.

S: (T) Okuduğum kadarıyla astronomi uzmanlarının denklemlerine göre evrende tespit edilen şeyler var ama bunları göremiyoruz...
C: Evet.

S: (L) Karanlık yıldızlar da bu tür birşey mi?
C: Evet.

S: (T) Demek karanlık madde ve karanlık yıldızlar var?
C: Evet.

S: (T) Karanlık maddeyi göremiyorlar çünkü karanlık.
C: Evet. Ya "Kahverengi yıldızlar"?

S: (T) Evet Kahverengi yıldızları duymuştum. Sarı, kırmızı, mavi, yeşil yıldızlar var... Bizim yıldızımız sarı renkli olarak yanıyor çünkü hidrojen ve bunun gibi maddeler içeriyor.
C: Yakın.

S: (T) Diğer yıldızlar kendi içerdikleri maddeler nedeniyle bizim görebildiğimiz spektrumda farklı renklerle yanıyorlar...
C: Evet, ama "kahverengi" olanlar değil.

S: (T) Kahverengi yıldızların kahverengi olmasının nedeni içerdikleri madde değil yani...
C: Beyaz, kırmızı, sarı ve mavi...

S: (L) Bu renkler sıcaklığı mı temsil ediyor?
C: Kısmen, ama konu bu değil!

S: (L) Hale-Bopp bir kahverengi yıldız mı?
C: Hayır.

S: (T) Hayır. Hale-Bopp'un bu tartışmayla bir ilgisi yok. Hale-Bopp bizi lüzumsuz meşgul eden başka birşey sadece. Tamam, kahverengi yıldızlar. Bizim gördüğümüz renkler kısmen sıcaklıkla, kısmen de madde içeriğiyle ilgili... (L) Peki ya yönü belirleyen spektral kayma?
C: Evet, ama konu bu değil!

S: (L) Kahverengi yıldızla ilgili önemli olan şey ne? Siyah bir kütle...
C: Hayır! En bariz olanı deneyin.

S: (L) Henüz yanmaya başlamamış bir yıldız mı?
C: Tersi.

S: (L) Tamam, o kadar uzun zamandır yanıyor ki gazı bitmek üzere, öyle mi?
C: Evet.

S: (T) Madde içeriği bittiği için mi o renkte?
C: "Kahvrengi"yi neden tırnak içine aldık?

S: (L) Çünkü kahverengi bir yıldız tükeniyor gibi görünmesine rağmen gerçek bunun tersi mi?
C: Hayır.

S: (L) Çünkü... Bilmiyorum.
C: Siyah zeminde kahverengiyi görmek ne kadar kolay?

S: (T) Hiç kolay değil! Karanlık maddenin görülmemesinin nedeni bu...
C: Bilim adamları bu yüzden onlara "kahverengi" adını taktı.

S: (L) Kahverengi yıldızın ikiz güneş teorisiyle ilgisi nedir?
C: Tahmin et!

S: (T) Tamam. Bunun hakkında konuşalım. Bir nedenden dolayı özgür iradeyi korumak için bunu kendimiz bulmamız gerekiyor. (L) Bu yıldız gezegenler arasında dolaşacak kadar küçük bir yıldız mı?
C: Hayır, sizi birşeye yöneltiyoruz, eğer sabırlı olursanız.

S: (L) Tamam, yönlendirin... Bunu öğrenmek istiyoruz. (T) Kahverengi yıldızın ne olduğunu anlayıp anlamadığımızı sordular.
C: Anlıyor musunuz?

S: (L) Kahverengi yıldızın önemi nedir?
C: Karanlık yıldız.

S: (L) Karanlık bir yıldız... tamam...
C: Eğer oradaysa.

S: (L) Lütfen şunu söyleyip beni bu ızdıraptan çıkarır mısınız? (T) Bekle, karanlık bir yıldız karanlık çünkü ışık yaymıyor. Ama yine de bir yıldız ve yıldız gibi davranıyor...
C: Evet. Ve eğer eliptik bir yörüngesi varsa... acaba "gidip geliyor" mu?

S: (T) Bilimin, astronominin çift yıldız olarak tanımladığı şeyler, birbirine çok yakın olan ve etkileşimli bir yörüngeleri olan çift yıldızlar. Ama çift yıldızların tek mevcudiyet şekli ille de böyle olmak zorunda değil.
C: Yakın. Kendi gözlem noktanızdan algıladığınız şekliyle. Peki bu yıldızlar arasında bir bisiklet yolculuğu yapmaya ne dersiniz?

S: (L) Yani bizim bildiğimiz ve gördüğümüz çift yıldızlar aslında birbirinden çok uzak mesafelerde olabilirler... (T) Yani astronomlarımız bu olasılığı kabul etmediler.
C: Evet, ettiler.

S: (T) Biliyorlar ama bundan bahsetmiyorlar. Yani bu teoriye göre, yörüngesinde ilerleyen kahverengi bir yıldızımız olabilir...
C: Eğer olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız?

S: (L) Hmm...
C: Ve belki de gelip gidiyor?

S: (T) Mesela her 3600 yılda bir mi?
C: Belki.

S: (T) Belki bu karanlık yıldızın etrafında dolaşan gezegenler de vardır?
C: Pekala yön değişikliği: Oort bulutu ve komet kümesi... ve zaman zaman lobutların içinden geçen bir bowling topu gibi Oort bulutunun içinden geçen ikinci güneş.

S: (L) Oort bulutunun içinden geçen karanlık yıldızın komet kümesiyle ilgisi nedir?
C: Neden sonuç.

S: (L) Yani karanlık yıldızın Oort bulutuna çarpması komet kümesini mi yaratıyor? (T) Mutlaka çarpması gerekmez, yeterince yakın bile geçse çekimi pek çok şeyi etkiler... (L) Ama "lobutların arasından geçen bowling topu gibi" dediler. (T) O yıldızın çekim gücü kometlerin her yöne savrulmasına neden olur. (J) Dünya bir lobut gibi mi yani? Bir bowling lobutu? (L) Hayır lobut gibi olan Oort Bulutu.
C: Oort Bulutu'nun ne olduğunu açıkla Laura.

S: (L) Oort Bulutu'nun ne olduğunu herkes biliyor mu? (J) Ben bilmiyorum. [Oort bulutunun açıklanması.] Pekala, demek baktığımız şey...
C: Şimdi, çok korkutucu bir dönemden, sonra görünüşte tekrar bir normalliğin gelmesinden ve bunun ardından da "Son"dan bahseden İncil kehanetlerinizi düşünün. (ç.n.: orijinal metindeki "bible" veya "biblical" terimleri duruma göre ya sadece "incil", ya da hem incil'i hem de tevrat'ı [eski ve yeni ahit] birlikte ifade eden bir anlamda kullanılabiliyor.)

S: (T) Komet kümesini daha ilk celselerden itibaren öğrenmiştik. Şimdi bunun ötesine geçiyorsunuz ve bu komet kümesinin...
C: Laura lütfen o kehanetleri hatırlat.

S: (L) Aslında "Nuh Sendromu" temel olarak bu kehanetlere dair bir yorumlamadan oluşuyor ve bu tür olayların "doğal" bir döngüsü olması gerektiğini açıklamak üzere biraz da bilim içeriyor. ... Kehanetlerde şöyle deniyor: "Eğer o günler kısaltılmamış olsaydı hiçbir vücut kurtulmazdı. Ama seçilmişlerin hatrına o günler kısaltılacak." Şimdi bana bunun ne anlama geldiğini söyler misiniz?
C: Henüz değil.

S: (T) Neredeyiz? Bowling lobutları gibi kometleri etrafa dağıtan bir kahverengi yıldızımız vardı...
C: İncil'deki kehanetler bir korku ve kaos döneminden bahsediyor, ardından sükunet ve ardından büyük bir huzur,
yenilenme ve bereketin içinde beklenmedik bir şekilde gelen son.

S: (L) Tamam, şimdi bunu açıklayın lütfen.
C: Hayır, siz açıklayın lütfen!

S: (L) Tamam, bence bu "son" denen şey "yoğunluk sınır geçişi", yani "dalga"dan geçişimizi ifade ediyor.
C: Evet, ama bahsettiğimiz kehanetler hakkında bilgin yok mu?

S: (L) Göklerin yıldırıma benzer bir patlamayla yıkılacağının, dünyanın ateşle kavrulacağının söylendiği Peter'in mektubundan mı bahsediyorsunuz?
C: Hayır.

S: (L) Şükürler olsun! Danyal'ın kitabında bir olay ile diğer bir olay arasındaki süreçten bahsedildiği yeri mi kastediyorsunuz?
C: Yakın.

S: (L) Tamam. O bölümü bulup inceleyebilirim. 6.3 yıldan mı bahsediyoruz?
C: Evet, ama bu doğru değil.

S: (T) Yılların sayısı doğru değil. (L) Tamam, bu konuya daha önce de değindiğiniz için şunu sormak istiyorum; teknoloji yoluyla, yaklaşan yeni yoğunluğa ulaşan bir geçiş yaratıp ya da paralel bir evren yaratıp bu olaydan kurtulmak mümkün mü?
C: Hayır.

S: (L) Kesin olan şeylerden...
C: Peki güneşin ikizi olan kahverengi yıldız, güneşin ışığıyla aydınlanacak kadar yaklaşırsa?

S: (T) Eğer aydınlanacak kadar yaklaşsaydı, bunun bariz sonucu o yıldızın GÖRÜLMESİ olurdu. Ve insanlar büyük bir panik yaşardı...
C: Evet.

S: (T) Hükümetler devrilirdi...
C: Korku ve kaos. Peki ya tekrar kaybolduğunda?

S: (L) Her şey iyi görünürdü! Ama Oort bulutuna çarpılmış olduğunun farkında olmazlar! Aman tanrım!
C: Peki sonra?

S: (L) Tüm bu dehşete ve kaosa neden olacak olan şey Oort bulutu veya kometler değil, aydınlanan kahverengi yıldız olacak yani... Sonra tekrar uzaklaşacak, sonra kimse neyin gelmekte olduğunu bilmiyor olacak! Ve hem İncil hem de Nostradamus bundan bahsediyor. Ama bu daha önce kavranamamıştı! Pekala, kometlerin Oort bulutundan buraya ulaşması ne kadar sürer?
C: Komet kümesinin normal kometlerden çok daha hızlı seyahat ettiğini söyleyelim sadece.

S: (T) Ve bunun nedeni kometlerin büyük bir yıldızın çekimiyle savrulması...
C: Komet kümesinden daha önce bahsetmiştik ve bu sefer Dalga'yla birlikte geldiğini söylemiştik.

S: (L) Dalganın enerjisi bu kahverengi yıldızdan mı geliyor?
C: Hayır.

S: (L) Dalga bir dalga. (T) Yani karanlık yıldız Oort bulutundan geçecek ve bize çok yaklaşması da gerekmiyor. O kadar yaklaşan herhangi bir yıldız aşırı yaklaşmış olur zaten. Yıldızın çekimi bu kometleri üzerimize savuracak. Ve daha da önemlisi hemen arkalarında da dalga var... yani hem çekiliyor hem de itiliyorlar.
C: Hayır.

S: (L) Kahverengi yıldız kometleri savuracak ve ardından kometler zaten gelmekte olan dalganın önüne mi düşecekler?
C: Evet. Bu defa. İnsanlık geçen çağlarda komet kümesini deneyimlemişti ama dalganın bir önceki geçişi çok daha uzun bir zaman önceydi.

S: (L) Bu dalga bir çekim dalgası mı?
C: İlişkili.

S: (L) Tamam, şimdi... (T) Dalga bir enerji formu. (L) Evet, daha önce dalganın "hiperkinetik duyumsayış" olduğunu söylemişlerdi.
C: Yoğunluk sınırı... Aradığın kuantum faktörü bu Laura, bunu "Nuh" çalışmana ekle ve sonuçlara bak.

S: (L) Bu kahverengi veya karanlık yıldızın kendi yörüngesinde gezegenler var mı?
C: Hayır.

S: (T) Tamam. Bunun Sitchin ve onun "Nibiru gezegeni" ile bir ilgisi yok. (L) Eğer dalga Güneş Sistemi'nin yeni yoğunluğa geçişindeki kuantum faktörüyse, bir atomun geçişiyle ilgili faktör nedir?
C: Elektronlar ne yayıyor?

S: (L) Fotonlar... (T) Bir tür elektrik akımı. (L) Elektronun herhangi bir parçası olmadığını düşünüyordum... Temel parçacık olduğunu...
C: Doğru...

S: (L) Peki ne yayıyor elektron? (T) Bir EM alanı mı?
C: Çekim hakkında ne dedik? Ne dedik!?

S: (T) Ne dediler? (L) Çekimin... (T) Daha önce ne okuyordun...
C: Oku.

S: [Önceki bir celseden çekimle ilgili şeyler okuyor.] (L) Elektron çekim mi yayıyor?
C: Evet.

S: (L) Eğer...
C: Elektromanyetik olarak.

S: (L) Kuantum geçişine neden olan şey nedir? Çekimin toplanması ve dağıtılması. Atomun çekim toplamasına veya yaymasına neden olan şey nedir?
C: Elektronun "atom" denklemindeki yeri nedir?

S: (L) Elektron çekirdek etrafında dolanıyor... (T) Gezegenler Güneş etrafında dolanıyor. (L) Elektronun topladığı enerji, veya atomun herhangi başka bir parçasının topladığı ve bir kuantum geçişine neden olan enerji ona dışarıdan mı geliyor? Bir dalgadan mı?
C: Çekirdeğin etrafında kaç elektron dolanıyor?

S: (L) Atomuna bağlı. Elektronların sayısı atomun ne atomu olduğunu belirliyor... Yörüngesindeki parçacıkların sayısı...
C: Evet.

S: (T) Ve kendine özgü bir yörüngeleri oluyor...
C: Evet... Peki makro-dinamik olarak güneşin bununla ilişkisi nedir?

S: (L) Tamam, atomun çekirdeğindeki birşey elektronların bir geçiş yapmasına mı neden oluyor?
C: Çekirdeğin etrafında kaç elektron dolanıyor?

S: (L) Güneş'in mi? Güneş'in çekirdeği etrafında kaç elektron dolandığını mı soruyorsunuz? Farklı atomların farklı sayıda elektronu var...
C: Herhangi bir atomun.

S: (L) Değişken.
C: Hangi aralıkta değişken?

S: (L) Bir taneden doksan veya yüzlerceye kadar...
C: Peki sayıyı belirleyen şey nedir?

S: (L) İyi bir soru! (T) Bir atomu helyum, başka bir atomu oksijen yapan şeyin ne olduğu mu? Oldukları şey olmayı nasıl bildikleri...
C: Hayır.

S: (T) Peki nedir sayıyı belirleyen şey?
C: Çekirdeklerin yapısı mı acaba?

S: (L) Evet. Doğru. Unuttuk. Protonları veya çekirdekte her ne varsa onları etkileyen ve sayılarını belirleyen şey nedir?
C: Hangi yapı yörüngede tek bir elektronun dolanmasına neden olur?

S: (L) Tek bir proton mu?
C: Şimdi makro-dinamik olarak düşünün.


S: (L) Daha önce güneşin bir pencere olduğunu söylemiştiniz, veya bir noktadan başka bir yoğunluğa geçiş. Atomun çekirdeğinin de bir pencere olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Söylediğimiz şey güneşin bir proton, ikizinin ise bir elektron olduğu!


S: (L) Hala anlamaya çalıştığım şey şu... dalga makro-kozmik atomda geçişlere neden oluyor... mikro-kozmik atomdaki geçişlere neden olan şey nedir? Kuantum sıçramasına neden olan şey nedir? Atomda ne birikiyor da onun bir geçiş yapmasını sağlıyor? (T) Bu bir birikme durumu mu yoksa dağıtma durumu mu?
C: Büyük Döngü'nün tamamlanması.

S: (J) Döngü. (L) Hayır, hayır...
C: Güneş'in ikizinin her 3600 yılda bir göründüğünü kim söylüyor?

S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.

S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.

S: (L) Yani atomaltı geçişlerde de mi üçlü bir olay gibi birşey olacak? Biyoritim gibi?
C: Evet.

S: (L) Demek göz önünde bulundurulması gereken üç faktör var... yoksa üçten fazla mı?
C: İkisinden biri.

S: (L) Rastgele sayıda olaylar da olabilir mi?
C: İstersen.

S: (L) Faktörleri azaltıp arttıran şey kısmen gözlemciye mi dayalı? Bilinç?
C: Evet.

S: (T) Demek burada birleşecek olan üç ayrı döngü göreceğiz...
C: Her şeyin makro dinamik ve mikro dinamik yansımaları var. Şimdilik bunları hazmetmenizi öneriyoruz; ve, korkmayın! Bu hemen olmak üzere değil!




Not 1: Kahverengi Cüce Yıldız konusu için bakınız:

http://rasathane.ankara.edu.tr/populer/pak/Kahverengi_Cuceler.pdf


Not 2:

"C: Söylediğimiz şey güneşin bir proton, ikizinin ise bir elektron olduğu!" Bu konu ile ilgili:

yıldız ile yıldızın etrafında dönen gezegenler gibi protonlar ile elektronlar arası da boşluktur... sebebide protonların elektronları elektromanyetik kuvvet ile çekerken, elektronların bir hızının olması olabilir. yani elektronlar durgun olsaydı elektronlar belirli bir yörüngede dönmek yerine protonla çarpışmaya giden bir sürece girerdi. lakin bu çekim kuvveti yüksek sıcaklıklarda etkisini yitirir ve madde plazma denilen bir hale gelir. bu halde elektronlar atom çekirdeğinden bağımsız hareket ederler.

Tiversonus

#4
HAARP (High Frequency Active Auroral Research Program)



S: (L) Diğer sorularımı sorabilir miyim ? İnternetten bazı kimseler benden şu HAARP olayını sormamı istediler. Bir çeşit anten gibi gözüküyor ?
C: Asıl amacı başka bir şey

S: (L) Nedir o başka şey ?
C: Çevreye elektromanyetik dalga transfer etme teorilerinin uygulanmasıyla ilgili bir proje.

S: (L) Bu ne anlama geliyor ?
C: Eğer tasarlandığı gibi çalıştırılabilirse, gezegenin yüzeyindeki ve aynı zamanda yüzeyin altındaki, yoğunluk seviyeleri arasında kontrollü görünmezlik ve kolay hareket olanağı sağlayacak.

S: (L) Bu şeyi kimler yapıyor ?
C: Birden fazla grup var.

S: (L) Hangi gruplar ?
C: Görünüşte INVELCO ve UNICON ve bazı bankalar.

S: (L) INVELCO ve UNICON un ardında aslında kimler var ? Bunlar sadece örtbas amaçlı paravan şirketler mi ?
C: Yakın

S: (L) Bize asıl ardında olanların insanlar mı yoksa Dünya dışılar mı olduğunu söyleyebilirmisiniz ? Ya da her ikisinin bileşimi mi ?
C: Perdenin önünde rol alanlar insanlar.

S: (L) Bu proje kimin fikriydi ?
C: Geçersiz soru.

S: (L) Bunun hakkında bize söyleyebilceğiniz başka şeyler var mı ?
C: Hava ya da iklimle bir ilgisi yok. Size daha önce de söylediğimiz gibi bu şeyler 4. Yoğunluktan sızıyor.

S: (L) Bu Boyutlararası Atomik Remolekülerizatör gibi birşey mi?
C: Hayır

S: (L) Bu daha önce bahsettiğiniz, tüm Güney Batı' nın 4. Yoğunluğa geçişiyle ilgili bir şey mi?
C: Hayır.

S: (L) Yani, HAARP ın iklimle bir ilgisi yok ?
C: Ve ayrıca daha önce söyledigimiz gibi Elektro Manyetik ile ilgili.

S: (L) Peki, bu HAARP olayının ne zaman faaliyete geçmesi planlanıyor ?
C: Açık

S: (L) Halihazırda faaliyette mi ?
C : Test aşamasında.

S: (L) Ne kadar süredir bu şey üzerinde çalışıyorlar ?
C: 1920 lerden beri.

S: (L) Ne ?! 1920 ler mi ??
C: Evet



S: (L) ... Pekala, HAARP projesi denen şey bu boyut sınırı değişimlerinde, bu yoğunluk değişiminde herhangi bir şekilde kullanılacak mı?
C: Her zaman olduğu gibi herşey birbiriyle alakalı.



S: (F) Bize de bu tür konularda çok net bir cevap vermiyorlar zaten. (L) Celselere gelen tüm insanlar arasında neler olduğunu ve bunun ne anlama geldiğini hemen anlayan ilk kişi o. (F) Diğerlerinin çoğu cevapları zaten bildiklerini sanıyorlar... (L) Yeraltı üslerine dönecek olursak, HAARP projesi bu yeraltı üslriyle ilişkili mi?
C: Doğrudan değil.

S: (L) Bir keresinde HAARP'ın "elektromanyetik dalga transferinde" kullanılan birşey olduğunu söylemiştiniz. Bunun mekan, zaman ve yoğunluğu manipüle etme anlamına geldiğini düşünüyorum.
C: Evet.

S: (L) Bunun Atlantis kristallerini ortaya çıkarıp yararlanma planlarıyla ilgili olması mümkün mü?
C: "Ortaya çıkarmaktan" ziyade yararlanma.



S: (L) Montauk'tan bahsetmişken, R___ Montauk'un gezegendeki iklimi değiştirmek, ayrıca kızgınlık ve diğer negatif duyguları üretme amaçlı enerji dalgaları göndermek için kullanılmasıyla ilgili olarak bir kızılderiliden uzun uzun bilgi almış. HAARP'ın kullanım amaçlarından biri de bu mu?
C: Hayır.

S: (L) Daha önce HAARP'ın Montauk projesinin devamı olduğunu ve elektromanyetik dalga transferi için kullanıldığını söylemiştiniz. Sanırım bu mekan/zaman yolculuğu anlamına geliyor, doğru mu?
C: Evet. Ve Atlantis kristal prensibini yeniden hayata geçirmek.

S: (L) Atlantis kristallerini gerçekten tekrar yüzeye çıkarmayı mı planlıyorlar?
C: Hayır.

S: (L) Bunu zihin kontrolü için kullanmayı mı planlıyorlar?
C: Ve diğer kullanımlar.

S: (L) Bu diğer kullanımlara birkaç örnek verebilir misiniz?
C: Teknik.



S: (L) Çekim dalgasını destabilize etmek için EM alanları yaratmak... HAARP'ın tasarlanma amacı da bu mu?
C: Hayır.



S: (L) Hayır, genel olarak. Bu bölgede genel olarak daha fazla şimşek çakması yaşandı. (T) Söz doğrudan ilişkilendirmeden açılmışken, şimşek konusundan düşündüğüm başka bir soruya geçmek istiyorum. Son zamanlarda Batı Kıyısı'nda meydana gelen ani, büyük elektrik kesilmeleri ve karartmayla hükümetin HAARP projesi ya da bunununla ilgili diğer silah sistemlerinin testleriyle bir ilgisi var mı ?
C: HAARP değil.

S: (T) Tamam HAARP değil. Uğraştıkları başka bir şey mi var ? (L) Neden doğrudan karartmaların sebebini sormuyoruz ? (T) Peki, bu karartmaların sebebi nedir ? İyi soru!
C: 4. Yoğunluk sızıntıları pek çok "eğlenceli" olasılık içerir.



S: (L) Peki bu deney nasıl birşeydi?
C: Gizli füze saldırılarına karşı geliştirilen bir rehberlik sistemi test ediliyordu ve sivil uçak da rastgele bir hedef kılavuzu olarak kullanıldı. Ama sistemdeki bir hata nedeniyle uçak saldırı hedefi haline geldi ve başka bir uçak "kılavuz" haline geldi. Bunun nedeni programcıların 747'nin beklenenden alçak bir irtifada uçacağını tahmin etmemiş olmasıydı. Uyarı: Bu bilginin şimdilik bu odada kalması gerekiyor!!!!!!!!!! Olayla ilgili gerçekler nihayetinde diğerleri tarafından da tartışılacak. O zaman tehlike kalkacak. [Kısa bir süre sonra tanınmış saygın bir ulusal dergide tam da burada belirtildiği şekilde konu tartışıldı]. Şimdi KAL 007 hakkında... Bu bilinmesi tehlikeli birşey değil. O uçak Sovyet Pasifik hava savunma sistemini harekete geçirmek için kasıtlı olarak rotası dışına çıkarıldı. Amaç o bölgedeki Sovyet savunma sistemi hakkında bilgi edinmekti. Amaçlanan şey bu olmasa da uçak düşürüldü ama deney işe yaradı. Sivil bir uçağı vurmalarını beklemiyorlardı. Tüm hareket eden hedefler elektronik sinyaller oluşturur. Bunlar çok gelişmiş yüksek teknoloji ekipmanları tarafından "okunabilir." Eski radar kılavuzlu sistemler kötü hava koşullarında arıza yapabiliyor. Sinyal okuma sistemi HAARP projesinin bir parçası olarak Montauk'ta Brookings'de ve diğer yerlerde gerçekleştirilen elektromanyetik sinyal deneylerinin bir neticesi. Pentagon'un füze testleriyle bağlantılı olarak HAARP'ın pek çok bağlantı kurma unsuru var ve sizin baz istasyonlarınız da buna dahil. Hareket eden herhangi bir cisim hedef olabilir. Bilgisayarda tespit edilen herhangi birşey olabilir. Ağaçtaki bir sincap, sahildeki bir koşucu, herhangi birşey olabilir. Sistem tanıma amaçlı olarak hareket eden herhangi bir hedef arar ve tespit edilen cismin sinyal kalıpları veritabanındaki kayıtlarla karşılaştırılır. TWA 800 tam olarak pilotsuz bir uçak için tasarlanan irtifada uçuyordu. Ama kullanılan pilotsuz uçak o sırada denizde daha uzak bir noktadaydı. "Tetikleyici" hedef yaklaşık 600 kilometre kare dahilindeki hareket eden herhangi bir cisim olacaktı.

S: (L) Yani TWA 800 tesadüfen deneyde kullanılan belirli parametrelere uygun bir irtifaya girdi. Bu konuda başka birşey?
C: Şimdilik değil.



S: (T) V havanın durumundan ve havadaki değişimlerden bahsetmişti. Tallahassee'deyken izlediğimiz filmin adı neydi? Adını unuttum... [tr izlediğimiz bir bilim kurgu filminden bahsetti. Dünyadışı varlıklar aramızdaydı ve havayı bizim için katlanılmaz ama kendileri için mükemmel hale getirmeyi planlıyorlardı. Doğal olarak bir gizlilik ve örtbas vardı. Daha sonra konu cep telefonlarına ve Kuzey Florida'nın kırsal bölgelerinde kurulan baz istasyonlarına döndü. Baz istasyonlarıyla ilgili bir soru soruldu. Sorunun ilk kısmı kaybedildi.] (T) ... Ne aktarılabilir? Bu mikrodalga kuleler yoluyla negatif enerji odaklanabilir mi? (V) Ve garip hava ile hasat arasındaki ilişki neydi? (L) İklim değişikliklerinin dalganın enerjisinin artmasıyla ilgili olduğunu söylemişlerdi. Bu iki yıl önceydi. Ve "hasatla" hiçbir ilgisi yoktu. (T) Ama HAARP'ın da buna katkısı olabilir. (J) Şeyi soralım... (L) HAARP'ın havayla ilgili birşey olduğunu sanmamızı istiyorlar. ... (T) HAARP havadan çok daha fazla şeyle ilişkili. Enerjiyle ilgili üzerinde deneyler yaptıkları pek çok şeyi deneyebilirler. Frekansları değiştirerek istediklerini yapabilirler... (J) Negatif titreşimler yaratmak, endişe ve belirsizliği arttırmak için de hava üzerinde daha fazla etki yapabilirler... (V) Benim varmak istediğim konu; bu iklim değişiklikleri fiziksel bedeni daha "hasat edilebilir" hale getirecek etkiler yapıyor mu? (T) Olabilir. (L) Herşey birbiriyle ilişkili, ama belirli birşeyin belirli başka birşeyin nedeni olduğunu sanmıyorum, sadece bir şekilde oluyor...
C: "HAARP"ın 3'üncü veya 4'üncü yoğunlukta "gezegenin yüzeyinde tam bir düzen sağlayacak" şekilde bir sistem kurmak amacıyla beyin dalgalarının tam kontrolünü sağlamak için elektromanyetik alanların yakalanması ve değiştirilmesi için tasarlandığını söylemiştik.

S: (L) HAARP şu anda faaliyette mi?
C: Evet, erken aşamalarında.

S: (T) Ülkenin her yanında bu iletişim kulelerinin giderek yaygınlaşması HAARP programını kıtasal bir ölçeğe yaymaya yönelik mi?
C: Sistem takviyesi.

S: (L) Yani HAARP sistemini uygulamak için kulelere ihtiyaçları yok, bunlar yalnızca yedek araçlar öyle mi?
C: Kuleler ikili ve tali bazı amaçlara hizmet ediyor.

S: (T) Yerel ve bölgesel otoriteler insanları izlemek için kulelerden yararlanabilir mesela. (L) HAARP herhangi bir şekilde havayı kontrol ediyor mu, değiştiriyor mu ya da etkiliyor mu?
C: İklim üç faktörden etkileniyor, ve yakında dördüncü bir faktör eklenecek.

S: (L) Tamam, bunu istiyorum. Bu üç faktörü söyleyin, ve dördüncüsünü!
C: 1) Dalganın yaklaşması. 2) Atmosferdeki kloroflorokarbon artışı ve bunun ozon tabakasına etkisi. 3) Gezegenin eksenel yörüngesindeki değişim. 4) 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk KH güçleri tarafından çok çeşitli şekillerde uygulanan yapay müdahaleler. Duygusal anomalilerin bilgi tabanızı bulandırmasına izin vermeyin. Gardınızı indirme "zamanı" değil. Bilmediğiniz yerlerde bulunma ve bilmediğiniz yerlerde uyuma konusunda özellikle dikkatli olun!!! İzleniyorsunuz. Veya en azından, izlendiğinizi düşünmeniz ve buna göre düşünmeniz ve hazırlanmanız sizin için en iyisi olur. Saldırı ile ilgili uyarıldığınızı hatırlayın. Giderek daha fazla şey öğrendikçe daha ilginç hale geliyorsunuz... ve seviyenizi yükselttiğinizde, eğer daha fazla farkında değilseniz daha savunmasız hale gelirsiniz!!



S: (L) Denver Havaalanı, HAARP, Nefilim ve yeraltı şehirleri gibi şeyler mi?
C: Atlamadan önce bakın!



S: (T) Dünyada eğer iyonosferi aşırı beslersen, çok şiddetli bir manyetik alan yaratırsın. İyonosfer temel olarak bu. HAARP programları da bununla ilgili. Tesla'nın uğraştığı şey de buydu, iyonosfer, çünkü orada büyük bir yükleme var. (L) Manyetik kutup değişimiyle HAARP'ın bir ilişkisi var mı?
C: Hayır.

S: (T) Söylediğim şeyle oyalanıyorlar. (L) HAARP projesinin başındakiler tüm bunları biliyor mu ve HAARP'ı bir şekilde bu enerjiden yararlanmak üzere mi yapıyorlar?
C: Kuruluşunun temelinde olanlar biliyor.

S: (T) Peki bizi korumaya mı yönelik?
C: HAARP zihin kontrolü için. 4'üncü yoğunlukta başarılı olması umuluyor!



S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.



S: (L) Ne tür bir ilişki ?
C: Sadece HAARP veya mikrodalgalar gibi şeylerden salınan "dalgalar değil, aynı zaman da kozmos'un hızlanması. Bütünleşik olamayanlar parçalara ayrılıp gidecekler, hem de şimdiye kadar görülmemiş bir hızda.



S: (A) Yani insanlar parçalara ayrışıyorlar ve hepsi kendini asıyor. (Joe) Tam tamına 24 kişi, hepsi kendini astı. (A__) Ve hepsi 30 yaşın altında. (L) Ee, bir yandan devam eden HAARP'ın etkileri, bir yandan devam eden mikro dalga kuleleri ve bir yandan da kozmik dalgalar. (DD) Geçen hafta bir Tulsa'daki bir arkadaşım intihar etti.
C: Tüm Dünya' da daha çok dengesiz (instabil) davranış bekleyin.


Tiversonus

#5
Greenbaum



S: (T) Greenbaum etkisinden haberdar mısınız ? Dr. Greenbaum' dan ve son zamanlarda üzerinde çalıştığı zihin kontrol deneylerinden ?
C: Evet.

S: (T) Bu konudaki söylentiler gerçeklere mi dayanıyor ? Gerçek mi diye sormayacağım ama , bir takım gerçeklere mi dayanıyor ? Bir çoğu yani ?
C: Yakın.

S: (T) Tamam, soru şu : San Diego' da, kendi tezini okumadan önce, tezi beğenmeyeceklerinden ve kendisini sınıfta bırakacaklarından korktuğu için üç profesörü vuran biri vardı. O Greenbaum'lanmış biri miydi?
C: Evet.

S: (T) Neden onu bu denli tahrik ettiler ?
C: Doğru tanımlama değil. Ya eğer sözkonusu "Greenbaum" projelerinde programlananlar, hepsi aynı anda "aktifleşecek" şekilde önprogramlanmışlarsa ve bazıları "arıza" yapıp normalden erken aktifleşirse?

S: (L) Ohh!!! Bize yaklaşık olarak ne zaman aktifleşmek üzere programlandıklarını söyleyebilir misiniz? Çünkü bu bir program...
C: Hayır.

S: (T) Hayır, söyleyemezler. Özgür irade!!! (L) Tamam, bize kaç kişinin böyle olduğunu söyleyebilir misiniz ?
C: Hayır.

S: (T) Kaç kişi olduklarını biliyor musunuz ?
C: Evet.



S: (L) Bu akşam sormak istediğim bir kaç soru var. F___ le beraber saldırıların doğası hakkında konuşuyorduk. Sormak istediğim ilk soru; ______ (isim silindi)' a bir hipnoz seansı uygulamış ve bazı Greenbaum teknikleri kullanmıştım. Hipnoza olumlu yanıt verdi. Farklı bölünmüş kişilikleri olduğu daha önce bana söylenmişti : "Ana Programcı, Bekçi, Alfa, Beta, Teta, Delta ve Sıfır" gibi. Ve 3000 in üzerinde program yüklendiği de söylenmişti. Bunlar geçerli miydi ?
C: Geçerlilik sübjektiftir.

S: (L) _____ (isim silindi)' a 3000 den fazla "program" yüklenmiş mi ?
C: Yanlış yönlendirici kaynaklardan gelen bilgilere karşı dikkatli ol.

S: (L) Yanlış yönlendirici kaynak hangisi ?
C: Yanlış yönlendirici olabilir.

S: (L) Hangisi yanlış yönlendirici : ____(isim silindi) mi, yoksa Greenbaum belgesi mi ?
C: Hayır kaynağın merkezi.

Tiversonus

#6
Sigara ve Saf Tütün Ürünleri



S: (L) Sigara içmek herhangi birimizin bedeni için zararlı mı?
C: Hafif seviyede olduğunda değil. Eğer zihin doğru moddaysa değil.

S: (L) Sigara içmek psişik yetenekleri olumlu etkiliyor mu?
C: Evet.

S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.

S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.

S: (L) Yani bu, yalnızca bunun olabileceğine ve olması gerektiğine ikna olma durumunda meydana geliyor, öyle mi?
C: Doğru.

S: (L) Tavsiye ettiğiniz belirli bir marka var mı?
C: Hayır.



S: (S) Başka bir konu daha var. Satın almak istediğim evde böcekler olduğunu fark ettim. Böcekleri sevmem. Önceki bir celsede elektrikli bir böcek öldürücüden bahsetmiştiniz. Bunun insanlara zararlı olmadığını biliyorum. Ama bir kedim var ve bir köpek de alabilirim. Bu cihazın frekansı onları etkiler mi? Böyle bir cihaz uzunvadede onların, benim veya başka birinin sinir sistemini etkiler mi?
C: Lütfen, üçüncü yoğunluk varlıkları olarak şu anda içinde bulunduğunuz durumun ve çevrenin farkında olun. Fiziksel varlığınız üzerinde etki yapan, genellikle önemsemediğiniz çok sayıda çevresel baskı unsuru var. Ve herhangi belirli biri üzerinde odaklanıp diğerlerini önemsememek oldukça anlamsız. Bu yüzden, eğer tüm faktörler üzerinde odaklanmaya çalışmayacaksınız, ki tüm faktörler üzerinde odaklanmaya çalışmak oldukça zor olur, herhangi belirli bir faktör üzerinde odaklanmak çok akıllıca olmayabilir. Dolayısıyla, elektronik böcek öldürücü gibi tek bir alan üzerinde bu kadar odaklanmanız anlaşılır olmakla birlikte, besin alımı, sigara, mekanik cihazların yaydığı kirleticiler, zararlı güneş ışınları, ozonun incelmesi, ses kirliliği, ve normalde önemsemediğiniz ve zihninizden attığınız çok sayıdaki diğer faktörler üzerinde de odaklanmak istemediğiniz sürece tek başına bu alan üzerinde odaklanmanız faydasızdır. Herhangi çevresel bir etki hakkında endişelenmen gerekli değil.

S: (L) Bu yalnızca pek çok faktörden bir tanesi. Böcek ilacı, elektronik böcek öldürücü veya böcekler... hangisini seçersen.
C: Aynen öyle. Uzun bir yanıt vermemizin nedeni, tek bir soruya tek bir yanıt vermekten ziyade, benzer nitelikteki çok çeşitli konular hakkında da düşünmenizi teşvik etmekti.





S: (L) ...Daha önce birkaç kez sormayı unuttum... Çok tuhaf bir metabolizmam var. Biliyorum, bir keresinde, bu işi yapmaktan vazgeçmem için veya bunu engellemek için diğer yoğunluklardan tiroidim üzerinde engelleyici etkiler yapıldığını söylemiştiniz. Bunun sonucu olarak, günler boyunca neredeyse hiçbir şey yemememe rağmen hala kilo alıyorum! Neden?
C: Çünkü üçüncü yoğunluk frekansını değiştirdin.

S: (L) Peki ne yapmam gerekiyor? Yemeyi tamamen bırakmam mı gerekiyor?
C: Seçtiğin dengeleyici mekanizmanı değiştirdin.

S: (L) Seçtiğim dengeleyici mekanizmayı ne değiştirdi?
C: Öncelikle, seçtiğin dengeleyici mekanizma nedir?

S: (L) Bedenimle ilgili fiziksel birşeyi mi kastediyorsunuz?
C: Yakın.

S: (L) Bilmiyorum. Jimnastik salonuna gitmek mi?
C: Hayır.

S: (L) Çalışma şeklimle ilgili birşey mi?
C: Hayır. Vücuda alınan birşey.

S: (L) Tiroit hapları mı?
C: Hemoglobin seviyelerini arttıran madde.

S: (L) Ne?! sigarayı bırakmış olmamdan dolayı mı?
C: Evet.

S: (L) Sigara içmek nasıl oluyor da dengeleyici bir mekanizma oluyor?
C: Metabolizmayı hızlandırıyor ve daha fazla besin alımı ve sindirimine müsaade ediyor.

S: (L) Yaptığım diyette zaten neredeyse hiçbir şey yemiyordum! Anlaşılan yemek yemeyi tamamen bırakmak zorunda kalacağım!
C: Ya da nikotini geri getir.

S: (L) Bu olmayacak! İşe yarayacak başka birşey yok mu?
C: Hayır.

S: (L) Yani aslında nikotinin benim için iyi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet. Nikotin olmadan kilo sorunların devam edecek, çünkü bunu dengeleyecek şekilde besin alımını azaltamayacaksın. Sigaraya neden başladın sanıyorsun?

S: (L) Arkadaşlarımla daha iyi uyuşmak için içtiğimi düşünüyordum.
C: Hayır.

S: (L) Nikotin başka ne yapıyor?
C: Savunmayı güçlendiriyor.

S: (L) Ne tür?
C: Bağışıklıksal.

S: (L) Başka bir şey?
C: Nörotransmiterleri uyarıyor. Daha az uyku yeterli oluyor.

S: (L) Bu herkes için geçerli mi?
C: Hayır.

S: (A) Ne kadar nikotin gerekli?
C: Günde 100 mg. (ç.n.: kilo sorunu olduğu için bu oran özellikle Laura için önerilen miktar olabilir.)

S: (A) Hap şeklinde olabilir mi?
C: Sigara, nikotini beyin dokularına en etkili şekilde aktarıyor.

S: (L) Gerçekten çok rahatladım! Demek sigaraya duyduğum istek bir "sigara cininin" etkisi değilmiş! Gerçekten endişelenmeye başlamıştım.
C: Bu profile uyanlar, sigara içmeyi tamamen bırakmayı neredeyse imkansız bulur.

S: (L) Yani sigara içmekten gerçekten fayda gören insanlar var?
C: Genetik bilimi bunun kanıtlarını sunacaktır.

S: (L) Sigara içmeden önce ve sonra DNA'da görülebilen değişiklikleri mi kastediyorsunuz?
C: Yakın.

S: (L) Bu F___ için de geçerli mi?
C: Evet.

S: (L) Neden biz?
C: "Profillerinizin" bir parçası.

S: (L) Son zamanlarda normalden daha fazla mide sorunları yaşamamın nedeni de sigarayı bırakmış olmam mı?
C: Evet.

S: (L) Sigaranın midemi rahatlattığını hep fark ediyordum. Bağırsaklarımı da canlandırıyordu... (F) Evet. (A) Burada asıl mesele sayı. Miligram olarak... (L) Bu günde kaç sigaraya tekabül ediyor?
C: 20.

S: (L) Hiç o kadar içmemiştim! Günde 15 tane falan..
C: Hayır.

S: (L) Kendimi 15 taneyle sınırlamıştım!
C: Ama değildi.

S: (L) Ark'ın sigara içmesi gerekmiyor, değil mi?
C: Hayır. Profiline uymuyor. Onun sigaraya başlamak için "çalışması" gerekti.

S: (L) Öyle mi (A) Evet, muhtemelen öyleydi. (L) Peki neden başladın? (A) Kendine kızgınlık gibi birşeydi. (L) Ark yaptığınız açıklamalardan pek memnun olmadı.
C: Üçüncü yoğunlukta hayat bazen üzücü açıklamalar içerir.

S: (L) Gerçekten sigara isteğimin bir yapışık ruhun etkisi olduğunu düşünmeye başlamıştım...
C: Hayır.

S: (L) Tamam, bacaklarımda bir elektrik akımının oluşması hissini duyuyorum ve bu enerjiyi boşaltmak için ne yapabileceğimi sormak istiyorum. Tüm kaslarım sert ve rahatsız.
C: DNA gelişimi nedeniyle meydana gelen moleküler değişimler.




S: (L) Tamam, bu konuda bu kadarı yeterli. Mike C-T'den bir mesaj. Şöyle yazmış: "Laura, web sayfanda diyet ve beslenme hakkındaki son yazını üzülerek okudum. Kasyopyalılar sevginin yeterli olduğunu, seksin tamamen fiziksel bir arzu olduğunu ve orgazm enerjisinin 4'üncü yoğunluk KH'leri beslediğini söylüyor. Ve sigara içmenizi, x miktarda nikotin tüketmenizi öneriyorlar. Buna ihtiyacınız olduğunu söylüyorlar. Bu iki fikir bana zıt geliyor çünkü sigara içmek de 'fiziksel bir arzu.' Evet, insanlar sigarayı bıraktıktan sonra kilo alıyorlar ama bir yıl kadar sonra metabolizma tekrar normalleşiyor. Bu mesajın kaynağından emin misin? KH'ler size sızarak kendi kendinizi yavaşça öldürmenize neden oluyor olabilir mi? İnsanın ciğerlerini külle kaplaması iyi birşey olamaz. Külün içindeki madde ne olursa olsun. Odun dumanı bile nefes düzensizliklerine neden olur. O yüzden o kısmı okuduğumda kendimi kötü hissettim. Kasyopyalılarla ilgili düşüncelerime uymadı." İmza, Mike. Söyledikleri hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Sigaranın mutlak bir şekilde tavsiye edilebilir olduğunu söylemedik. O yanıt, Laura'nın kilo vermede çektiği sıkıntıyla ilgili bireysel bir soruya yanıttı. Ve bunun sürekli bir çözüm olduğunu da söylemedik.

S: (L) Ama sigaranın hastalıklara direnci arttırdığını ve başka faydalı özellikleri olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet, ama bu etkiler en iyi olarak saf tütün ürünleriyle sağlanır, piyasa genelinde mevcut olan bozulmuş çeşitlerle değil.



S: (L) Sanırım kastettiği şey... eğer seksi bırakacaksan sigara içmeyi de bırakman gerekir, çünkü ikisi de fiziksel birer arzu. Yok eğer sigara normalse, seksin de normal olması gerekir. Bu adamın bakış açısını tam olarak anlayamadım ama ona cevap yazdım ve kötü olan şeyin seks olmadığını, KH'leri besleyen şeyin daha ziyade kendini memnun etme eğilimi olduğunu söyledim.
C: Doğru.




S: (A) Bozulmamış tütün ürünleri nereden bulunabilir?
C: Tütün dükkanı.

S: (L) Galiba sigaralarımı kendim sarmam gerekecek!
C: Bunu yapan makine satın alınabilir.






Ama programda önce, ne yapacağınızı ve nasıl yapacağınızı açıklamaya başladığım yere geçelim. Bunu yapmamızın neden faydalı olduğundan bahsetmek istiyorum biraz. Dr. Richard Bran adlı biri, 2005 Şubat'ında stres hakkında bir seminer verdi. Stresin dünya çapında bir salgın olduğunu söyledi. Yetişkinlerin dünyasındaki bir numaralı hastalık depresyon. Depresyon stresin en şiddetli biçimi. Ayrıca, eğer önemli oranda bir anksiyeteniz (kaygı) varsa, kalp krizi geçirme ihtimaliniz iki katına çıkıyormuş. Eğer uzun süren güçlü bir depresyonunuz varsa, ihtimal dört katına çıkıyor. Stresin aynı zamanda erken yaşta kanser riskini de arttırabildiğini söyledi. Stresli bir dünyada yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Ama hatırlanması gereken birşey var: stres tepkisi, tehlike zamanlarında hayatta kalmak için çok önemli. Sorun yalnızca stres çok fazla, çok güçlü ve çok sık olduğunda meydana geliyor.

Stres, sempatik sinir sisteminin, yani 'ya savaş ya sıvış' sisteminin çok fazla, çok güçlü ve çok sık harekete geçirilmesinin neticesi. Stres, sitokin denen tehlikeli enflamatuvar (ateş) faktörlerini arttırıyor. Sitokinler hipokampusa zarar veriyor. Hafıza kaybına neden oluyor. Stres ruh hali bozukluklarına neden olabilir. Beynin kendini onarma yeteneğini azaltabilir. Karın yağını arttırabilir ve tiroit işleyişine engel olabilir. Kanın katılığını da arttırır ve bu da kan pıhtılarını ve kalp krizlerine neden olabilir.

Tüm bu şeyler, stresle ilgili olumsuz şeyler ama şimdi stresin, tehlike zamanlarında hayatta kalabilmek için hayati öneme sahip olduğu fikrine dönelim. İçinde yaşadığımız dünyayı ve karşılaştığımız tehlikeleri düşünmemiz gerekir. Elbette stres tepkilerimiz bize bireysel olarak, sosyal olarak ve küresel olarak birşey söylüyor. Dünyada tehlike var, her yerde tehlike var ve hepimizin neden dünyada tehlike olduğunu ve bedenlerimizin neden stresten etkilendiğini anlaması gerekiyor.

Hayatımızdaki strese katkıda bulunan çeşitli faktörler var. Örneğin atalarımız bizim günlük çevremizde karşılaştığımız zehir türlerine rutin bir şekilde maruz kalmıyordu. Bu toksinleri parçalayacak uygun fizyolojik mekanizmayı geliştirmedik.

Bugün insanlar, bu gezegenin evrimi boyunca var olandan daha toksik kimyasallara maruz kalıyor. Fakat medeniyetimizin zehirlenmesi ilerleyişin sonucu değil. Başka insanları düşünme eksikliğinden kaynaklanıyor. İlerleyebiliriz, sanayileşebiliriz ama bunu çevremizde bu kadar zehir yaratmadan da yapabiliriz. Büyük şirketlerin yöneticileri genellikle, yarattıkları pislikleri temizlemenin karlarını düşürdüğünü söylüyor.

İnsan toksik bir psikolojik ortamda da evrimleşmedi. Çoğu insanın psikopatolojiye karşı savunması çok zayıf. Ama bu başlı başına bir konu ve bunu websitemizdeki pek çok yazıda derinlemesine ve ayrıntılı olarak işledik ve pek çok Kasyopya celsesinde de konu edildi. Bu yüzden burada bunun derinine inmeyeceğiz.

Bu yüzyılın başında, daha doğrusu geçen yüzyılda, çünkü artık yeni bir yüzyıldayız, çiftçiler herhangi bir bölgedeki böceklerin tümünü öldürmeye çalışmıyordu ve böceklerin bazen daha çok, bazense daha az olan mevcudiyetini kabullenmişlerdi. Kötü yıllarda böcekler için zehirli ama insanlar için çok ölümcül olmayan bazı ilaçlar sıkıyorlardı ama 1940'larda, sıtma mikrobu taşıyan sivri sinekleri öldürmek için DDT spreyleri ve ilişkili diğer petro-kimyasallar geliştirildi. Bu yeni böcek ilaçları çok etkiliydi, çok miktarda sivrisinek yanında faydalı böcekleri ve diğer türleür de yok ediyordu. DDT tipi böcek ilaçları ucuzdu ve bol miktarda mevcut olan ham petrol ürünlerinden üretilebiliyordu. Bu durum çiftçiler, şirketler ve tüketicileri heyecanlandırdı.

Artık tüm böcekleri öldürebilir, tüm ekinleri kurtarabilir ve çok para kazanabilirlerdi. İnsanlar şehirlerde DDT'yi her yere sıkıyordu. Eğer ilk spreyleme işe yaramazsa tekrar sıkıp daha da çok böcek öldürebiliyordunuz. Bu insanlar böceklerin olağanüstü bir üreme yetenekleri olduğunun farkında değildi. Bazı böcekler her zaman hayatta kalıyordu ve hayatta kalanlar, zehirlerden etkilenmeyen milyonlarca yavru üretiyordu. Petrokimyasal toksinler yağda çözünür olduğu için zehirli bir ortama battık. Bu toksinler, insan derisi, mevve-sebze kabukları dahil tüm biyolojik zarlara işleyebilmektedir. Toksik kimyasallar besinlerimize nüfuz etmektedir. Okuduğunuz ve ellerinizle tuttuğunuz gazetelere nüfuz etmektedir. Sürdüğünüz arabalar havayı toksik kimyasallarla dolduruyor. Ofis makinelerini çalıştıran bilgisayar çipleri de öyle. Bir bilgisayarı veya televizyonu kutusundan çıkarıp, kurup çalıştırdığınızda, haftalar boyunca cihazdan çıkan toksik çözüntülerin kokusunu alabilirsiniz.

Zehirler her yerde. Yediğiniz sebzelerde, çalıştığınız ofiste, gittiğiniz okullarda, hatta evinizde. Nietzsche bir keresinde, öldürmeyen şeyin insanı güçlendireceğini söylemiş ama başka bir deyiş daha vardır: bardağı taşıran son damla... Fizyolojik stres herkesi bunaltabilir. Bu, ortamımızdaki streslere katkıda bulunan unsurlardan biridir. Dediğim gibi, insan varlıkları ne fiziksel ne de psikolojik olarak toksik bir ortamda evrimleşmemiştir.

Psikolojik stres kaynakları var, korku tepkileri var ve bir de maruz kaldığımız psikolojik strese dayanma gücümüzü azaltan fizyolojik stres kaynakları var etrafımızda. Dolayısıyla her geçen gün daha stresli hale geliyoruz.

Web sitelerimizde bedeni toksinlerden arındırma (detoks) hakkında çok şey anlattık ve tabi çalışmamız zihni ve duyguları detokslama, çocukluktan, toplumdan, dinden kaynaklanan sağlıksız programlamayı düzeltme üzerinde odaklanıyor. İnsanların dengeli bir şekilde yaratıcılıklarını serbest bırakması ve gerçeklikle yüzleşmesi üzerinde odaklanıyor.

Ama dünyamızdaki zehir fırtınası o kadar arttı ki, giderek daha güçlü yöntem ve tekniklere ihtiyacımız oluyor ve bugün bahsedeceğimiz şey de bu. Çünkü stresin etkilerini hafifletmek için yapabileceğiniz çok basit birşey var. Basit demek tam olarak doğru değil çünkü uygulama gerektiriyor ama bir anlamda da basit. Vagus sinirinizi canlandırabilirsiniz. Şu an sigara kullanımı ve sigara karşıtlığı konusunu tartışmanın yeri ve zamanı değil. Sadece nikotinin bedendeki nörolojik yapıları uyararak daha fazla pseudokolin reseptörü üretilmesini sağladığını ve bu reseptörlerin de stresin azaltılmasına büyük katkıda bulunduğunu söyleyeceğim. Tabii insan ciddi bir şekilde şunu sorabilir: "Hiç insanların gerçekten lehine birşey yapmamış olan bir devlet nasıl oluyor da sigara kullanımı hakkında bir korkutma kampanyasını destekleyerek iyi birşey yapıyor olabilir acaba? Devlet yıllar boyunca oldukça faydalı olduğu kanıtlanmış birşeyle ilgili olarak insanları gaddarca yasaları izlemeye sevk ediyor. Stresin yatıştırılmasında oldukça faydalı olan tütün kullanımını toplumdaki bütün hastalıkların nedeni olarak gösteriyor. Hele ki o hastalıklar herhangi bir anda oturmakta olduğunuz herhangi bir odadaki hemen herşeyde bulunan sanayi toksinleri ve zehirlerinden kaynaklanıyorken?

Bilgisayarınızda, telefonunuzda, televizyonunuzda, halılarınızda, duvarlarınızdaki boyada, evinizin inşa edildiği maddelerde, giydiğiniz giysilerde, sebzelerinizin kabuğunda ve yüzeyinde, etinizde. Baktığınız hemen her yerde, tüm çevreniz, kansere neden olan korkunç toksinlerle dolu. Ama insanlar eğer sigarayı bırakırlarsa, herşeyin daha iyi olacağını düşünmeye sevk ediliyor ve endüstriyel kirleticiler de kazandıkları paralarla sevine sevine bankaya gidiyorlar, çünkü insanlar için toksik ve zehirli olmayan ürünler ve hizmetler üretmek zorunda değiller.

Bu nedenle kendinize şu soruyu sorun: her tür kirliliğin meydana gelmesine izin veren, ecza şirketlerinin bebek aşılarına koydukları toksik kimyasallarla çocuklarınızı zehirlemesine izin veren, kullanılma amacı olan sağlık sorunlarından daha yıkıcı olduğu kanıtlanmış ilaçların insanlara verilmesine izin veren bir devlet, sigarayı bırakmanızı söylerken, sigara karşıtı yasalar çıkarırken, sigara kullananları suçlu durumuna düşürürken gerçekten sizin en yüksek çıkarlarınızı düşünüyor olabilir mi? Sanmıyorum.


Laura Knight-Jadczyk



EK


Kırtasiye ürünlerinde kanserojen madde

Perakende zinciri Metro Grup, Türkiye'deki mağazalarında satışa sunduğu kırtasiye ürünlerini teste tabii tuttu ve ortaya ürkütücü bir sonuç çıktı.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25000407/

Tiversonus

#7
Bilinç - 1



S: (L) Peki psikolojiyle ilgilenirken en iyi yaklaşım nedir? İyileşme sağlamak için kişinin varlığının hangi yönüne bakmak gerekir?
C: Bilinçaltı zihni.

S: (V) Psikolojinin duyguları incelediği şeklindeki tanım yeterli ve doğru bir tanım mı?
C: Hayır. Bilinçaltı, beden içinde de, beden dışında da aynıdır.

S: (V) Bilinçaltı ruhun bir parçası mı?
C: Bir ve aynı.

S: (V) Yüksek benlik denen şey, ruh ve bilinçaltıyla aynı şey mi?
C: Evet.




S:(L) Böyle söyleyeceğinizi biliyordum. Şimdi, bu dergide bazı makaleler var: Lyssa Royal hakkında şöyle deniyor: "1985'den beri tüm dünyada binlerce insan için kanallama yaptı. Kitapları ve makaleleri tüm dünyada altı dilde yayınlandı." Vesaire vesaire... Lyssa burada şöyle yazmış: "İnsan bilinci kabaca üç farklı alana bölünebilir: bilinçli zihin, bilinçaltı zihin, ve bilinçdışı zihin." Bu kategorizasyon genel olarak doğru mu?
C: Kabaca.

S:(L) Şöyle diyor: "Bilinçdışı zihin, daha derindeki benliğinizle olan köprüdür ve aynı zamanda görmek istemediğiniz korkutucu, karanlık şeylerin atıldığı bir çöplüktür." Bu yeterince doğru bir ifade mi?
C: Yarı-doğru.

S:(L) Bu ifadeyi daha doğru kılmak için söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Bilinçdışı zihin aynı zamanda yüksek benlikle, diğer benliklerle ve evrensel zihinle bağlantı kurmak bir kanaldır.

S:(L) Lyssa ayrıca şöyle diyor: "Çocukken travmatik bir olay yaşadığınızda, bilinçaltı hemen bu bilgiyi işlemek ve depolamakla kalmayıp, aynı zamanda sizi daha fazla bölünmeye karşı koruma yollarını da bulur. Bir denge oluşturmaya çalışır. ...travmanın ürettiği çok yoğun ham enerji, bilinçdışı zihinde depolanır." Bu doğru mu?
C: Yeterince yakın.



S:(D) Tamam, kolektif bilinçle bağlantı kurabilir miyiz?
C: Elbette.

S:(D) Peki, kolektif bilinçle bu bağlantıyı kurmak için gerekli belirli yetenekler var mı?
C: Hepiniz, ihtiyaç duyduğunuz herşeye sahipsiniz.




S:(L) Bir celsede özgür iradenin, yaratılıştaki en önemli bilinç yasası olduğunu söylemiştiniz. Neden özgür irademizi kullanıp kaçırılmayı ve üzerimizde deneyler yapılmasını reddedemiyoruz?
C: Kaçıranlar özgür iradelerini kullanıyor.

S:(L) Neden onların özgür iradesinin bizim özgür irademiz üzerinde bir önceliği var?
C: Neden sizin özgür iradenizin 2'nci ve 1'nci yoğunluk varlıkları üzerinde bir önceliği var?



S:(T) Çığlık attığında... (J) Çığlık atarak kaçırılma deneyimini sona mı erdirdim?
C: Kaçırılma bitmişti, bilinçlilik seviyesi sınırı.



S:(L) Diğer bir deyişle boş insanlarla vaktimizi harcamalayım...
C: Veya kötü niyetleri olan, bilinçli veya bilinçsiz ajanlar.... Onlarla doğrudan, hemen ve açık bir şekilde yüzleşmekten korkmayın.

S:(F) Biri gelip "Sizin için bunu veya şunu yapabilirim." veya "Çalışmanızla ilgileniyorum." veya buna benzer birşey söylediğinde, onlara gösterdikleri ilgiden memnun olduğumuzu ama çalışmamız nedeniyle saldırı altında olduğumuzu ve dolayısıyla gerçekten ciddi, dürüst ve iyi niyetli olduklarından emin olmamız gerektiğini söylemeliyiz. (L) Peki samimiyetlerini kanıtlamalarını nasıl sağlayabiliriz? (S) Çek defterini çıkar! (L) Bu mu?
C: Bu pek çok biçimde olabilir. Ekonomik yardımı soruyordunuz. O halde neden "Ağzının olduğu yere paranı koy" veya buna benzer birşey söylemiyorsunuz?

S:(L) Tamam, bu gecelik bu kadar. Yardımınız için çok teşekkür ederiz.




S:(L) Reiki, iyileştirme yeteneklerini anında %50 arttıracaktır. (GB) Ruhun yaşadığı süreci açıklayabilir misiniz?
C: Ruh bilinçliliktir, nokta.




S:(L) Pekala, Cuma günü buraya benimle konuşmak isteyen bir gazeteci geliyor...
C: Durumun akışıyla ilgili olarak zihnen açık ol. Herkesin bilinç arttırma yeteneğinin seninki kadar yüksek olmadığını unutma.



S:(L) Dünyaya yayılacak yeni kurbağalar mı yaratılıyor?
C: Tamam, dinleyin: Gelen dalga, üçüncü yoğunluktan dördüncüye bir dönüşüm. Dolayısıyla da dalganın yaklaşması nedeniyle meydana gelen olaylar, yoğunlukları ve gerçeklikleri etkiliyor! Üçüncü yoğunlukta, üçüncü yoğunluk açıklamaları olan değişiklikler göreceksiniz, ama aslında bunlar dalganın yaklaşmasının bir etkisi; siz bunları üçüncü yoğunluk olarak görüyorsunuz çünkü sizin şu andaki referans noktanız bu! Unutmayın ki herşeyin tüm yoğunluk seviyelerinde bir yansıması vardır ama aynı zamanda dalga geldiğinde de bir birleşme meydana gelir ve bu da boyut sınırı geçişidir!!!!!!



S: (L) Okuduğu kitapta, ruhun bedenden tamamen ayrılmasının belirli bir süre aldığı, ölümden sonra her bir hücre ölene kadar bedendeki hücresel bilincin bundan acı duyabileceği yazıyormuş. Bu doğru mu?
C: Hayır. Ruhun bedenden çıkışı anlıktır. Bilinç kalıntısı ve "yavaş" çıkma diye birşey yok. Öldüyse ölmüştür.



S:(L) Yani sana kiminle ilişki kuracağını söylemeyecekler, bu senin seçimin. (J) Artık bilgi kazandığına göre daha bilinçli seçimler yapabilirsin. (D) Bunda seçim yok... neyse o.
C: Sana bağlı.




S: (RS) Bu nükleer fiziğin temel konusu... Madde ışık hızına bozulmadan erişemez... (J) Anti-çekim? (RS) Anti-çekimle de... Şu andaki bilgilerimizle, madde bunu yapamaz. (L) Pekala, eğer bir madde ışık hızına doğru giderek hızlanıyorsa, hızlandıkça bütünlüğünü kaybediyor. Peki ya bir noktada giderek daha fazla anti-madde eklersen... (RS) Bu süreci tersine çevirir... Bir elektron ve bir pozitron al ve birini diğerinin içine sok ve fotonu yeniden yarat. Ama madde ışık hızına erişemez. Eğer erişirse zaman durur... boyut yok... (L) Belki bilinçtir? (J) Farkındalık mı? (RS) Eğer eksik etmen farkındalıksa, evet.. (L) Bilinci matematiksel olarak denkleme koyabilir misin? (RS) Evet, elbette!
C: Madde ile bilinç arasındaki eksik bağlantı nedir?

S: (RS) Ah! (L) Eğer bunları biliyor olsaydık burada olmazdık! [Gülüşme] (RS) Bir alan olması gerekiyor. (J) EM mi? (RS) Hayır, biyoenerjitik bir alan. (L) Peki ya bilinç çekim yaratıyorsa? (RS) Çekimi madde yaratıyor. (L) Ama madde bilinç tarafından yaratılmıyor mu? Gözlemlediğimizde dalgayı çökertmiyor muyuz? (RS) Evet, zihin madde yaratabilir...
C: "Graviton" diye birşey yok.

S: (RS) Evet, graviton mevcut değil. Einstein'ın teorisinde varlar ama buna hiçbir zaman inanmam... Bilincimiz çekim yaratıyor mu?C: Yaklaşıyorsunuz. "Bizim" değil.

S: (L) Başka birinin bilinci mi çekim yaratıyor? (RS) Dördüncü seviye.
C: Yedinci Seviye.






S: (RS) Aa evet! Anlayabiliyorum! Son seviye. Eşit miktarda madde ve anti-maddeden oluşan evren, gerçekten açık mı? Yani, evrende bir yerde sürekli madde mi üretiliyor? Madde ve anti-madde?
C: Daha iyi bir ifade şu olabilir: Geri dönüşüm.



(L) İlişki ortada. "Bilinç" dediğimizde yaklaştığımızı ama bunun bizim bilincimiz değil, yedinci seviyenin bilinci olduğunu söylediler. [Laura'nın notu: Elektromanyetizma "Tanrı"nın ya da tüm yoğunlukları kapsayan yedinci yoğunluğun bilincinin "alanı" olabilir mi? Cayce bir keresinde "Tanrı elektriktir." demişti. İnsan bilincinde tespit edilebilen ve kontrollü elektromanyetik dalgalarla arttırıbilen elektromanyetik bir alan mı var?] (J) "Yaratımın" bir geri dönüşüm olduğunu söylediler. (L) Hala orada mısınız?
C: Her zaman olduğu gibi Laura. Öğle yemeğine falan çıktığımızı mı düşünüyorsun?





S: (L) Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-maddeden bahsederken ve tüm bunların hepsinin bu geçişi açıklamanın yolları olduğunu söylerken doğruya yakın mıyım? Bu üçü gerçekten birer çift mi?
C: Yakın.

S: (L) Dalga işlevini çökerten şey nedir?
C: ?

S: (L) Bilinç mi?
C: Evet...

S: (L) Dahası var. Bu bilinç... (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta bozulmadan ışık hızıyla gitmek gibi bir sorunları yok çünkü orada böyle birşey yok...
C: Yakın.

S: (T) Yani bizim için bunu üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak...
C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.

S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.

S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.

S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.

S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.

S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?





S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.

S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.



S: (L) Çekimin zaman olduğunu söylediğimde haklı mıyım?
C: Yakın.

S: (L) Yani üçüncü yoğunluk bilinç ilüzyonu sınırlandırmasının meydana getirdiği zaman algısı.
C: Daha yakın.




S: (L) Geçen gün tartıştığımız zaman konusuyla ilgili olarak: ışık hızında zaman olmadığından, madde olmadığından, çekim olmadığından bahsettik, ama ışık hızının en ufak derece altındaki herhangi bir birimde ise hemen çekim ve madde ortaya çıkıyor. Işık enerjisini katılaştırarak madde haline getiren şeyin ne olduğunu sorduk ve sanırım aldığımız yanıt, bunun 7'inci seviyeden gelen bilinç olduğuydu. Bizim bakış açımızdan, demateryalize olmadan ışık hızının ötesine geçmek veya sabit ışık hızında kalmak mümkün müdür? Işık hızı, zamansızlık ve çekimsizlikle doğrudan bağlantılı mı?
C: Mutlak anlamda değil, üçüncü yoğunluk anlamında öyle.

S: (L) Tamam, örneğin dördüncü yoğunlukta herşey ışık hızında mı hareket ediyor ve zaman ve çekim olmamasının nedeni bu mu?
C: Hayır. Bu yanlış bir kavram. [(T) Işık hızı yok, ışık her yerde.] Aynen öyle. Dördüncü yoğunlukta ışık hızı yok çünkü herhangi bir "hıza" ihtiyaç yok. Hızın kendisi bir üçüncü yoğunluk kavramıdır. Hatırlayın, varolan herşey birer ders. Bu kadar! Başka hiçbirşey yok. Herşey algılamanız için. Algılamamız için. Tüm bilinç için. Varolan herşey / tek şey bu.





EK


HOLOGRAFİK OLAN EVREN



Yazan:Michael Talbot ('Holografik Evren' Kitabının Yazarı)
(http://homepages.ihug.co.nz/~sai/hologram.htm'den çevrilmiştir.)


Nesnel Realite Var mı, Yoksa Evren Bir Hayal mi?


1982'de olağanüstü bir olay meydana geldi. Paris Üniversitesi'nde Fizikçi Alain Aspect tarafından yürütülen bir araştırma grubu, 20.inci yüzyılın en önemli deneylerinden birini gerçekleştirdi. Bunu siz akşam haberlerinde duymamışsınızdır.Bazıları onun bu keşfinin bilimin yüzünü değiştirdiğine inansa da; bilimsel yazıları okuma alışkanlığınız yoksa, aslında Aspect'in adını belki de hiç duymamışsınızdır.


Aspect ve grubu, aralarında onları ayıran uzaklık ne olursa olsun; elektronlar gibi atomdan küçük parçacıkların da bazı durumlarda anında birbirleriyle haberleştiklerini keşfetti.Bu,10 feet veya 10 milyar mil ayrı olsalar bile farketmiyordu. Her nasılsa, her bir parçacık her zaman bir diğerinin ne yaptığını biliyor gözüküyordu. Bu başarıyla ilgili bir problem de, Einstein'ın uzun-zamandan beri olan ''Hiçbir iletişim, ışığın hızından daha hızlı seyahat edemez'' prensibini çiğniyordu. Işık hızından daha hızlı seyahat etmek, zaman bariyerini ihlal ederken; bu korkusuz ihtimal bazı fizikçilerin Aspect'in bulgularını ayrıntılı bir şekilde açıklamalarına sebep oldu. Fakat bu, diğer fizikçilere daha da radikal açıklamalar sunmaları için ilham verdi.


Örneğin; Londra Üniversitesi'nden Fizikçi David Bohm, Aspect'in bulgularının nesnel realitenin varolmadığına, sağlam görünürlüğüne karşın; aslında evrenin bir hayal, kocaman, muhteşem şekilde detaylandırılmış bir hologram olduğuna işaret ettiğine inanmaktaydı. Bohm'un bu şaşırtıcı iddiayı neden yaptığını anlamak için; kişi ilk olarak hologramlar hakkındaki ufak bilgiyi anlamalıdır.


Bir hologram, lazerin yardımıyla yapılan üç-boyutlu bir fotoğraftır. Hologram yapmak için, fotoğraflanacak olan obje ilk önce lazer ışınının ışığında banyolanır. Sonra ikinci lazer ışını, ilk yansıyan ışıktan zıplar ve sonuç olan çatışma örneği (iki lazer ışınının birbirine karıştığı alan) filmde yakalanır.Film geliştirildiğinde, hologram manasız bir ışık helezonu ve koyu çizgiler gibi gözükür. Geliştirilmiş olan film, bir diğer lazer ışınıyla aydınlatıldığında; orijinal objenin üç-boyutlu imajı belirir.Bu imajların üç-boyutluluğu, hologramların olağanüstü tek özelliği değildir. Eğer bir gülün hologramı yarıdan kesilirse ve sonra da lazerle aydınlatılırsa; her bir yarının hâlâ gülün bütün bir imajını koruduğu bulunur. Gerçekten de, yarılar tekrar bölünse bile; filmin her bir ufak parçasının orijinal imajdan daha küçük, fakat bozulmamış halde imajını kapsadığı bulunacaktır.Normal fotoğraflardan farklı olarak, bir hologramın her bir parçası bütünün sahip olduğu bütün bilgiyi kapsar. Hologramın ''Her bir parçadaki bütün''doğası, bizlere tamamen yeni bir organizasyon ve düzen anlayışı yolu sağlar.


Batı bilimi fiziksel bir fenomeni en iyi anlama yolunda tarihi boyunca ekseriyetle (bu bir kurbağa veya atom olsun),onu parçalara ayırmak ve onun ayrı ayrı olan parçalarını çalışmak önyargısıyla çalışıp çabalamıştır. Bir hologram, bize evrendeki bazı şeylerin bu yaklaşıma yanaşmayabileceğini öğretmiştir.Holografiksel olarak yapılmış bir şeyi parçaya ayırmaya çalışırsak; onun hangi parçalardan yapılmış olduğunu yakalayamayız, sadece daha küçük bütünlerini yakalayabiliriz. Bu anlayış, Aspect'in buluşunu anlamadaki diğer bir yolu Bohm'a önermiştir. Bohm; atomdan küçük parçacıkların birbirlerini ayıran uzaklık her ne olursa olsun birbirleriyle kontakt halinde bulunmalarının, ileri-geri bir çeşit gizemli sinyal göndermelerinden değil; onların ayrı olmalarının bir hayal olması sebebiyle olduğuna inanmaktadır. Bu temel bağlantı, evrenin bütün yönleriyle enerji olarak bağlantıda olduğunun matematiksel kanıtı olan Beşinci Element'le ilişkilendirilebilir. Hal Puthoff, 'Sıfır-Nokta Enerji' isimli çalışmasında, evrendeki bütün yüklerin birbirleriyle bağlantılı olduklarını ve evrende olan herşeyin bir hayal olduğunu kanıtlamıştır. Ve bugünün modern fizik teorileri de, evrenin çeşit çeşit kısımlarıyla aynı bağlantıya sahip olduğunu iddia eden eski gelenekler ve filozofilerle aynı görüştedirler.


Bazı daha derin bir realite de, böyle parçacıkların başlı başına varlıklar olmadıklarını, fakat gerçekte temel aynı şeyin uzantıları olduklarını iddia etmektedir. Bohm, aşağıdaki örneği insanların ne demek istediğini daha iyi anlamalarını sağlamak için sunmaktadır: Akvaryumun içinde balık olduğunu hayal edin. Ayrıca akvaryumu direkt olarak göremediğinizi ve onun hakkındaki bilginizin ve içerisinde neyi kapsadığının iki televizyon kamerasından geldiğini, bir tanesinin akvaryumun önüne ve bir diğerinin de yanına yönlendirildiğini hayal edin. İki televizyon monitörüne dikkatle baktığınız zaman, her bir ekrandaki balığın başlı başına varlık olduğunu zannedebilirsiniz. Yine de, kameralar değişik açılara kurulu olduğu için; herbir imaj birbirinden hafifçe farklı olacaktır. Fakat iki balığı seyretmeye devam ettiğinizde, sonunda birbirleri arasında kesin bir ilişki olduğunun farkına varacaksınız. Biri döndüğü zaman, diğeri de hafifçe farklı fakat diğerine cevap veren bir dönüş yapacaktır; biri yüzünü öne döndüğü zaman, diğeri de her zaman yana doğru yüzünü dönecektir. Olayın bütün kapsamından habersiz olursanız, balığın hemen bir diğeriyle bağlantı kurduğu sonucunu çıkarabilirsiniz; fakat durum açıkça bu değildir. Bohm; bunun, Aspect'in deneyindeki atomdan küçük parçacıkların birbirleri arasında tam olarak nelerin meydana geldiğini anlattığını söylemektedir. Bohm'a göre, atomdan küçük parçacıklar arasındaki gözüken ışıktan-hızlı bağlantı; bize gerçekten bir sır olan, daha derin, akvaryum örneğine benzer şekilde sahip olduğumuzdan daha karmaşık bir boyutun realitesini anlatmaktadır. Ve, atomdan küçük parçacıklar gibi objeleri birbirinden ayrı olarak görüntülediğimizi, çünkü onların realitesinin sadece bir kısmını gördüğümüzü de ilave etmektedir. Böyle olan parçacıklar ayrı ''kısımlar'' değillerdir; fakat daha derin ve daha temel olan, daha önce de gül örneğinde bahsettiğimiz gibi, holografik ve görünmez bir bütünlüğün birleşik gözlerinden bir gözdürler. Ve fiziksel realitede herşey bu şekilden oluştuğu içindir ki; evrenin kendisi de bir projeksiyon, hologramdır. Hayale benzer doğasına ilave olarak, böyle bir evren diğer şaşırtıcı özelliklere de sahip olabilir. Eğer atomdan küçük parçacıkların görünür ayrılığı bir hayalse; daha derin bir realite düzeyinde evrendeki herşey sonsuz olarak birbiriyle bağlantılıdır.


İnsan beynindeki karbon atomdaki elektronlar, yüzen her somon balığının içindeki atomdan küçük parçacıklarla da bağlantılıdırlar; atan her bir kalple, gökyüzünde parıldayan her bir yıldızla da bağlantılıdırlar. Herşey, herşeyi tamamen nüfuz eder ve insan doğası kategorize edip, sınıflandırıp, tekrar bölse de; evrenin fenomeninde, her pay bir gereklilik ve tüm doğa da dikişsiz bir ağdır.Holografik evrende, artık zaman ve uzay bile temel şeyler olarak görüntülenmez. Çünkü gerçekten de hiçbir şeyden ayrı olmayan, zaman ve üç-boyutlu olan uzay,TV monitörlerindeki balık imajları gibi olan şeyler, evrendeki yer bozulması gibi kavramlar da daha derin bir düzenin projeksiyonları gibi görüntülenmelidir.


Daha derin realite düzeyinde; geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek, anında var olan süper bir hologramdır. Bu bize uygun araçlar verildiğinde, birgün süper holografik realite düzeyine ulaşma ihtimalimizin bile olabileceğini ve uzun-unutulmuş geçmişten hadiseleri çıkarabileceğimizi ileri sürmektedir. Süperhologramın daha neleri kapsadığı ise sonuca bağlanmamış bir sorudur. Süperhologramın evrendeki herşeyi doğuran bir matriks, bir rahim olduğunu, en azından olan veya olacak olan atomdan küçük her parçacığı kapsamakta olduğunu— mümkün olan her madde ve enerjinin, kar tanelerinden, çok uzakta olan ve çok kuvvetli radyo dalgaları gönderen gök cisminden, mavi balinalar ve gama ışınlarına kadar olan bir yapılanması olduğunu varsayalım. O,''Olan Herşey''in bir çeşit kozmik kaynağı olarak görülmelidir.Bohm, Süperhologram'da daha başka ne saklı olduğunu bilmemizin başka bir yolunun olmadığını kabul etmesine rağmen; daha başka şeyler kapsamadığını zannetmemize hiç bir sebep olmadığını söylemektedir. Veya söylediğine göre, belki de süperholografik realite düzeyi, ''daha ilerideki gelişimin sonsuzluğunun'' ötesinde yatan ''sadece bir aşama''dır.


Evrenin hologram olduğunun kanıtını bulan tek araştırmacı Bohm değildir. Beyin araştırma alanında bağımsız olarak çalışan, Stanford Üniversitesi Nörofizyoloğu Karl Pribram da realitenin holografik doğası hakkında ikna olmuştur. Pribram, holografik modele 'hatıralar beyinde nasıl ve nerede saklanıyor' bilmecesiyle girmiştir. Onyıllardır sayısız araştırmalar göstermiştir ki; hatıralar beyinde belirli bir yere bağlı kalmaksızın dağıtılmıştır.


1920'lerdeki dönüm noktası olan seri deneylerde beyin bilimadamı Karl Lashley, sıçanın beyninde hangi kısım alınırsa alınsın karmaşık işleri yapan hafızanın silinemediğini ameliyattan evvel öğrenmiştir. Tek problem, bu merak edilen ''her parçadaki bütün'' hafıza saklama doğa mekanizmasını kimsenin bulamamış olmasıydı. Daha sonra 1960'larda Pribram holografi kavramına rastladı ve beyin bilimadamlarının ne aradıklarıyla ilgili açıklamayı bulduğunu farketti. Pribram, hatıraların nöronlarda kodlanmadığını; fakat küçük gruplar halindeki nöronlarda holografik imajı kapsayan bir film parçasının tüm alanıyla çaprazlama kesişen lazer ışığı çatışma örneklerinde de olduğu gibi; tüm beynin çaprazlama kesişen sinir dürtülerinde kodlandığına inanmaktadır. Bir başka deyişle, Pribram; beynin kendisinin bir hologram olduğuna inanmaktadır. Pribram'ın teorisi insan beyninin ne kadar küçük bir alanda, ne kadar çok hatırayı saklayabildiğini açıklamaktadır. İnsan beyninin normal bir insanın hayatında 10 milyar parça bilginin düzeninde saklama kapasitesine sahip olduğu tahmin edilmiştir (veya kabaca Britannica Ansiklopedisi'nin beş setindeki aynı miktardaki bilgi).


Benzer bir şekilde; diğer yeteneklerine ilave olarak, iki lazerin bir fotoğraf filmine açıyı değiştirip basitçe çarpmasıyla, hologramların şoke eden bilgi kaynağına sahip oldukları keşfedilmiştir. Birçok farklı imajı aynı yüzeyde kaydetmek mümkündür.Kanıtlanmıştır ki; bir filmin bir kübik santimetresi 10 milyar parça bilgiyi içine alabilir. Eğer beyin holografik prensiplere göre işlev yaparsa, hatıralarımızın o kocaman kaynağından hangi bilgiye ihtiyacımız olduğunu acayip bir şekilde yeniden kazanma yeteneğimiz daha kolay anlaşılır.


Eğer bir arkadaş size ''zebra'' kelimesini duyduğunuzda aklınıza ne geldiğini söylemenizi sorarsa, siz cevabı bulmak için beyinsel, dev gibi olan o alfabetik dosyaya dönüp, beceriksizce araştırmak zorunda kalmazsınız.Bunun yerine; ''çizgili'', ''ata benzer'', ve ''Afrika yerlisi hayvan'' ilişkilendirmeleri anında beyninizde açılır. Hatta, insan düşünme süreciyle alakalı en şaşırtıcı şeylerden biri de her parça bilginin anında diğer her parçayla çapraz-bağlantılı olmasıdır—bu da bir diğer kendine özgü hologram özelliğidir.Çünkü; hologramın her bir parçası her bir diğer parçayla sonsuz bir şekilde bağlantılıdır, bu belki de doğanın çapraz-bağlantılı sisteminin en önemli örneğidir.


Hafızanın kaynağı, Pribram'ın holografik beyin modelinin ışığında daha çözülebilir olan tek nörofiziksel bulmaca değildir. Bir diğeri de beynin duyular yoluyla frekans kümelerini algılarımızın somut dünyasına nasıl çevirebildiğidir (hafif frekanslar, ses frekansları ve buna benzer olanlar). Şifreleme ve şifrelemeyi çözme, açıkça hologramın en iyi yaptığı şeylerdir. Hologramın lens gibi işlev görmesi gibi, çeviren bir aygıt da manasız bulanık frekansları uyumlu bir imaja çevirebilir. Pribram, ayrıca beynin bir lens ihtiva ettiğini ve holografik prensipleri de duyular aracılığıyla aldığını ve algılamalarımızın iç dünyasını da matematiksel frekanslara dönüştürdüğüne inanmaktadır. Şaşırtıcı kanıt, beynin işlemlerini yürütebilmesi için holografik prensipleri kullandığını ileri sürmektedir. Pribram'ın teorisi, aslında nörofizyolojistler arasında artan bir destek görmektedir.


Arjantinli-İtalyan araştırmacı Hugo Zucarelli, şimdilerde holografik modeli işitme duyusuyla ilgili fenomen dünyasının içine yaymıştır. İnsanların tek kulakla duysalar bile kafalarını oynatmadan seslerin yerlerini bulabilmeleri gerçeğiyle hayrete düşmesiyle Zucarelli, holografik prensiplerin bu yeteneği açıklayabildiğini keşfetmiştir. Zucarelli, ayrıca akustik olayları neredeyse beceriksizce bir gerçeklikle çoğaltan bir kaydetme tekniği olan holofonik ses teknolojisini de geliştirmiştir.


Pribram'ın inancı olan beyinlerimizin 'sert'' realiteyi matematiksel olarak frekans alanındaki girdiye dayanarak inşa etmesi, yüksek düzeyde destek görmüştür.Her bir duyumuz, önceden şüphelenilenden daha geniş bir şekilde bir frekansa hassasiyet gösterir. Araştırmacılar keşfetmiştir ki; mesela, görsel sistemlerimiz ses frekanslarına hassasiyet gösterir, koklama kısmı olan duyularımız ''kozmik frekanslar'' olarak adlandırdıklarımıza bağlıdırlar ve hatta vücudumuzdaki hücreler bile geniş alandaki frekanslara hassastırlar. Bu şekilde olan bulgular, böyle frekansların holografik etki alanının sadece bilincimizde sıralanmış olduğunu ve geleneksel algılara bölündüğünü ileri sürmektedir. Fakat Pribram'ın holografik beyin modelinin zihni en tereddüt ettiren yönü, Bohm'un teorisiyle bir araya konulduğu zaman ne olduğudur.Dünyanın somutluğu ikincil bir realiteyse ve bu da aslında holografik bulanık olan frekanslarsa ve beyin de bir hologramsa ve bu bulanıklıktan yalnızca bazı frekansları seçiyorsa ve matematiksel olarak onları duyusal algılamalara dönüştürüyorsa; objektif realite ne olur? Basitçe söylersek, varlığı sona erer.


Doğu dinleri, uzun zamandır madde dünyasının Maya olduğunu, yani bir hayal olduğunu ve fiziksel dünya aracılığıyla taşınan fiziksel varlıklar olduklarımızı ve bunun da bir hayal olduğunu savunmaktadırlar. Bizler gerçekten de frekansın kaleydeskopik denizi aracılığıyla yüzen ''alıcılarız'', ve bu denizden çıkardığımız ve fiziksel realiteye dönüştürdüklerimiz ise yalnızca süperhologramın pek çok parçasındaki bir kanalından başka birşey değildir.


Bu dikkati çeken yeni realite penceresi; yani Bohm'un ve Pribram'ın görüşleri, holografik örnek olarak adlandırılmış ve pek çok bilimadamı bu görüşü şüpheci bir tavırla karşılasa da; diğerlerini de harekete geçirmiştir. Küçük fakat artan bir grup araştırmacı, bunun şimdiye kadarki en doğru realite modeli bilim olduğuna inanmaktadırlar. Bundan da fazlası, bazıları bu görüşün bilim tarafından şimdiye kadar açıklanamamış bazı gizemleri çözebileceğine ve hatta doğanın bir parçası olarak alışılmamış olanı inşa edeceğine inanıyorlar. Pek çok araştırmacı, Bohm ve Pribram da dahil, pek çok alışılmamış-psikolojik fenomeninin holografik örnekle çok daha anlaşılabilir olduğuna işaret etmişlerdir.


Kişilerin beyinlerinin aslında daha büyük bir hologramın bölünmez parçaları olduğu ve herşeyin sonsuz olarak birbirine bağlantılı olduğu bir evrende; sadece telepati, holografik düzeye erişme yolu olabilir. Daha uzak bir noktada bir bilginin kolayca nasıl 'A' kişisinin zihninden 'B' kişisinin zihnine seyahat edebildiğini anlamak, besbelli ki çok daha kolaydır ve psikolojideki pek çok çözülmemiş bulmacayı anlamaya yardımcı olur.


Buna benzer bir şekilde Stanislav Grof; holografik modeli, değiştirilmiş bilinç düzeylerinde kişiler tarafından deneyimlenen pek çok şaşırtıcı fenomenin açıklamasına bir örnek olarak önermektedir.1950'lerde, psikoterapik aracın LSD olduğuna dair olan inançlar hakkında araştırmalar yapılırken; Grof'un, birdenbire tarihöncesi bir sürüngen cinsi kimliğine sahip olduğunu zanneden bir bayan hastası vardı.Halüsinasyon esnasında, hasta yalnızca böyle bir şekle sahip olmanın zengin detayını vermekle kalmadı; ayrıca yaratığın erkek anatomisinde, başının yan tarafında renkli pullardan bir yama olduğuna da işaret etti.Grof'u şaşırtan şey, kadının böyle şeyler hakkında bir bilgiye sahip olmamasına rağmen; daha sonra zoologla yapılan konuşmada sürüngenlerin bazı türlerinde baş kısmındaki renkli bölgenin seksi tahrik edici, tetikleyici olarak gerçekten önemli rol oynadığını teyit etmiş olmasıdır.Kadının deneyimi benzersiz bir deneyim değildi. Araştırması esnasında, Grof geri giden ve evrim ağacındaki neredeyse her bir türü tanımlayan hasta örnekleriyle karşılaştı (araştırma bulguları, 'Değiştirilmiş Haller' filmindeki maymun adamı etkilemekte yardımcı olmuştur). Daha da fazlası, sık sık karmaşık zoolojik detaylar kapsayan böyle deneyimlerin doğru olduğunu keşfetti.Hayvanlar krallığındaki ilişkilenimler, Grof'un rastladığı tek şaşırtıcı psikolojik fenomen değildi. Onun ayrıca kollektif veya ırksal davranan hastaları da vardı. Eğitimsiz olan veya az eğitimi olan kişiler ansızın detaylı Zerdüşt cenaze törenlerinden ve Hindu mitolojisinden görüntüler anlatmaya başladılar.Deneyimin başka kategorilerinde; kişiler bedenden giriş-çıkış yolculuk hikayelerini, geleceğin görünen kısa bakışını, geçmiş-hayattan yeniden dirilişleri ikna edici bir şekilde anlattılar. Daha sonraki araştırmada Grof; uyuşturucu kullanılmayan terapi seanslarında aynı dağılımdaki fenomeni keşfetti. Çünkü; bu şekilde olan deneyimlerdeki genel öğe, kişinin bilincinin alışılmış ego veya uzay ve zamandaki sınırlarının ötesinin üstüne çıkmış gözükmesiydi. Grof, bu bulguları ''kişisel üstünlük deneyimleri'' olarak adlandırmış ve 1960'ların sonlarındaki araştırma çalışmalarını da ''kişisel üstünlük psikolojisi'' olarak adlandırmıştır. Bu da psikolojinin bir dalının keşfedilmesine yardımcı olmuştur.Grof'un yeni kurduğu Kişisel Üstünlük Psikolojisi Kurumu, kısa zamanda aynı düşüncelere sahip bir profesyonel grubunun toplanmasına neden olmuştur. 'Kişisel üstünlük psikolojisi', psikolojinin saygın dalı olmasına rağmen; Grof veya çalışma arkadaşları şahit oldukları bu tuhaf psikolojik fenomeni açıklamak için herhangi bir mekanizma sunamamışlardır. Fakat bu, holografik örneğin gelişiyle değişmiştir.


Grof'un yakın zamanda işaret ettiği gibi eğer zihin devamlılığın gerçekten bir parçasıysa; yalnızca var olan veya var olmuş her bir diğer zihne bağlı olmakla kalmayıp her atoma, organizmaya bağlı bir labirentse; uzayın ve zamanın enginliğinde bir bölgeyse; o halde, zaman zaman bu labirentin içine baskınlar yapabilmesi ve kişisel üstünlük deneyimlerine de sahip olması artık tuhaf gözükmemelidir. Belki de Realiteyi yaratmada, Star Trek Gelecek Jenerasyon'da olduğu gibi, 'Devamlılığın Q'su' haline geldik veya virtüel realitenin deneyimi olan bilincin bir parçasıyız.


Holografik örnek, ayrıca biyoloji gibi sert bilim dalı olarak adlandırılan bilimler için de içeriklere sahiptir. Virginia Intermont Üniversitesi'nden bir psikolog olan Keith Floyd, eğer realitenin somutluğu yalnızca bir holografik hayalse; beynin bilinci ürettiğini söylemenin artık doğru olmadığına işaret etmiştir. Onun yerine, bilinç, beynin görünümünü yaratandır. Beden ve etrafımızdaki fiziksel olarak yorumladığımız herşeyi de o yaratır. Biyolojik yapıları görüntülediğimiz böyle bir yol, araştırmacıların ilaç ve anladığımız iyileşme sürecinin holografik örnekle dönüştürülebileceğine işaret etmelerine sebep olmuştur. Eğer gözüken bedenin fiziksel yapısı bilincin holografik projeksiyonuysa; sağlığımız için herbirimizin şimdiki tıbbi ilmin izin verdiğinden daha fazla sorumlu olduğumuz anlaşılır. Şimdiki mucizevi türden hastalığın hafifleme bakış açısı, belki de bedenin hologramında değişiklikleri etkileyen bilince bağlı olabilir. Benzer bir şekilde; tartışmalı görselleştirme gibi olan yeni iyileştirme teknikleri iyi çalışabilir, çünkü imajlar düşüncenin holografik etki alanında nihayetinde bir ''realite'' kadar gerçektir.Hayaller ve ''sıradan olmayan'' deneyimlerin realitesi bile holografik örnekle açıklanabilir hale gelmiştir.


Biyolog Lyall Watson, ''Bilinmeyen Şeylerin Hediyeleri'' adlı kitabında ayin dansı yaparak tüm korudaki ağaçları havaya uçuran, yok eden Endonezyalı şaman bir kadınla olan tanışmasını anlatmaktadır. Watson, kendisi ve diğer hayrete düşmüş olan seyircinin kadını izlemeye devam ettikçe; ağaçların yeniden belirmesini ve kaybolup yeniden belirmelerini ardı ardına birkaç defa izlediklerini anlatmaktadır.Şimdiki bilimsel anlayış, böyle olayları açıklayamamasına rağmen eğer ''sert'' realite yalnızca bir holografik projeksiyonsa; böyle deneyimler daha savunulabilir olmaktadır. Belki de bizim ''burada'' veya ''burada değil'' gibi katıldığımız şeyler gerçek değildir; çünkü bizim fikir birliğine vardığımız realite, bütün zihinlerin sonsuz olarak birbirine bağlandığı insan bilinçsizlik düzeyinde formüle edilmiş ve tasdik edilmiştir. Eğer bu gerçekse, bu hologramın şimdiye kadarki en derin göstergesidir, çünkü sadece Watson'ınki gibi olan deneyimler sıradan değildir.Zihinlerimizi onları öyle yapan inançlarla programlamadık.


Holografik evrende, realitenin dokusunu değiştirici boyutta limitler yoktur. Realite olarak algıladığımız şey, sadece herhangi istediğimiz bir resmi üzerinde çizmemizi bekleyen tuvaldir. Zihin gücüyle kaşıkları bükmekten, rüyada olan hayal olaylarını Yaqui brujo don Juan'la karşılaştığında 'sihir bizim doğuştan gelen hakkımız' olduğu için deneyimleyen Castaneda'ya kadar herşey mümkündür; rüyalarımızda gördüğümüz hesaplamak istediğimiz realiteyi hesaplama kabiliyetimiz kadar mucizevidir. Realite hakkındaki en temel düşüncelerimiz gerçekten de şüphe haline dönüşür. Çünkü holografik evrende, Pribram'ın da işaret ettiği gibi; tesadüfi olan olaylar bile holografik prensiplere dayalı olarak görülmeli ve buna göre karar verilmelidir. Senkronlar veya anlamlı raslantılar aniden anlam kazanır ve realitedeki herşey mecaz olarak görülmelidir. En rastgele olan olaylar bile altında yatan simetriyi ifade edecektir.


Bohm ve Pribram'ın holografik örneği bilimde kabul görse de görmese de veya onlar öldükten sonra kabul görse de, şunu söylemek sağlamdır ki; bu örnek düşünen pek çok bilimadamında şimdiden bir etki yaratmıştır.Ve holografik modelin, atomdan küçük parçacıklar arasında anında ileri geri haberleşme kurduğunun açıklamasını iyi şekilde yapamadığı bulunsa da; en azından, Londra'daki Birbeck Üniversitesi'ndeki fizikçi Basil Hiley'nin işaret ettiği gibi, Aspect'in bulguları gösteriyor ki; ''Biz, radikal bir şekilde yeni realitenin görüşleri üzerinde düşünmeye hazırlıklı olmalıyız.''


Çeviren : Esin TEZER


[Not: Matrix filmi yukarıdaki bilgiler ile daha yoğun bir anlam kazanıyor, V.Valerian'ın kitapları önerilir.]

Tiversonus

#8
Bilinç 2



S: (L) Veda'lar hangi zaman diliminde alındı?
C: Çeşitli bilgi parçacıkları daha sonra bu şekilde etiketlenen paketler halinde düzenlendi.

S: (L) Meditasyonla ulaşılan bu bilgilerin kaynağı neydi?
C: Bilinçaltı zihin.



S: (L) John W___'nin bazı özellikleri uyuyor. Ona mantıklı birşey söylüyorsun, o ise sanki önceden kurulmuş bir programı çalıştırıyor gibi ve tam senin düşündüğün noktaya geldiğini sanırken program sona eriyor ve program baştan başlıyor. Ve bu beni şaşırtıyor. Pekala... Bize bu konuda başka birşey söylemeyeceğinizi tahmin ediyorum. Bu varlıklar kim olduklarını biliyorlar mı?
C: Bunlar bilinçli varlıklar değil!

S: (L) Bilinçli birer varlık değiller ve sana yönelik reaksiyonları uzaktan kumanda edilir gibi. (SV) Yani onlara kim olduklarını söylersen...
C: Uzaktan kumanda ediliyorlar.



S: (L) Şimdiki soru: Birinin üst yoğunluklardan bir varlığı mı yoksa ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığını mı kanalladığını nasıl anlayabiliriz?
C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır. 3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor. 6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!



S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!

S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.



S: (L) BH mevcudiyetini arttırmak ve kanalın KH tarafından kullanımını en aza indirmek için ne yapabilir?
C: Ah Laura, transkriptleri baştan bir okuman gerekiyor gibi görünüyor canım. Transkriptleri okumanı, gevşemeni ve henüz yazıya aktarmadığın kasetleri dinlemeni tavsiye ediyoruz. İnternet üzerinden kurmakta olduğun artan iletişimler için de faydası olur bunun. Hatırla, fiziksel bedeninin doğumundan önce süperbilinç dosyalarına yerleştirilmiş olan yanıtların kilidini açmana yardımcı oluyoruz. Ayrıca yanlış veri, verisizlikten daha kötüdür. Şimdi P için: Mümkün olan en büyük ölçüde kavrayışı elde etmek için daha önce verdiğimiz yanıtlarda kullanılan tırnak işaretlerine dikkat et. Teşekkürler!



S: (L) Bana bunun son derece açık bir şekilde söylendiği rüyanın kaynağı nedir peki?
C: Rüyalar dezenformasyon için mevcut en iyi ortamdır.

S: (L) Pekala. Bunu anlayabiliyorum. Ama aynı zamanda bilinçaltından ve üst bilinçten bilgi almanın da en iyi yollarından biri, doğru değil mi?
C: Düalitelerden çok bahsettik!!



S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.



S: (V) Evet! (L) TR bana bilinci değiştiriyor gibi görünen birkaç akupunktur noktası göstermişti. Söylediği gibi bu gerçekten bilinçaltına giden bir kapı mı açıyor?
C: Endorfinleri stimüle ediyor.

S: (L) Vücutta bilinçaltına giden kapının açılmasına yardımcı olmakta kullanılabilecek herhangi bir nokta var mı?
C: Böyle bir yardıma ihtiyaç yok. Öncelikle arayış maceran için bir "dönüş" doktoru aramanı önermek istiyoruz!!

S: (L) "Dönüş" doktoru bir Sufi ustası olabilir mi?
C: Bir örnek.



S: (L) Antimadde evreninde mekan ve zaman yok... Yani antimadde evreni muhtemelen Flight 19'daki zavallı insanların olduğu yer?
C: Evet.

S: (L) Yani bu yerde takılıp kalınabiliyor mu?
C: Evet. Ve eğer bir zaman sıçraması kozasının içindeysen, hiperbilinç durumunda olursun, yani "sıfır zaman" algısı. Yani döngü bağlandığında veya kapandığında milyonlarca yıl geçmiş gibi hissedebilirsin. Tıpkı "Philadelphia Deneyi"nde olduğu gibi. Ve şimdilik, iyi geceler.



S: (L) Merhaba.
C: Merhaba. Bizler Kasyopyalılarız, 6. Yoğunluktan iletişim kuran ışık varlıklarıyız. Ve sahip ola geldiğiniz kimliklendirme alışkanlığınız sebebiyle bu bilinçlilik birimini "Jarrah" diye isimlendireceğiz.



S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.

S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."



S: (L) Bu senaryoyla ilgili olarak, belirttiğim kitap yoluyla olabilecek şeyler hakkında öğrenebileceğimiz bir ders var mı?
C: Belki, ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.

S: (L) Mozaik bilinç nedir?
C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir.

S: (L) Sanırım çok sayıda düşünce kalıbım olmasının nedeni de bu...
C: Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.

S: (MM) [Bir yerlerdeki mozaiklerin onarımıyla ilgili tam olarak duyulmayan bir yorum.] (L) Tamam, söylediğiniz şeyi biliyorum ama sanırım bunu yapabilmemin hiçbir yolu yok!
C: Evet, yapabilirsin!

S: (L) Tamam, tamam. Tüm bu durum, bu Polonya bağlantısı, bu Alman bağlantısı, Amerika ve dünyadışı varlıklar, askerler/Nefilimler, tüm bunlar Yoğunluk Sınırı Geçişi'nin yansımaları, doğru mu?
C: Yakın.



S: (L) Faktörleri azaltıp arttıran şey kısmen gözlemciye mi dayalı? Bilinç?
C: Evet.



S: (L) Evli olduğu kişi onu bilinçsiz tutmak, izlemek veya enerjisini harcamak için mi orada?
C: Evet. Hepsi.



S: (V) Yihuuu! Fazla kişiselleştirmeden ve ayrıntıya girmeden birşey sormak istiyorum. Dün gece uyuduktan hemen sonra gördüğüm şey bir geçmiş yaşam anısı mıydı?
C: Hayır.

S: (V) Ayrıntıya girmeden bunun ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Bilinçaltı zihin dolaşıyor.

S: (V) ... Berbat birşeydi ve kendi psişemden gelen birşeyden ziyade geçmiş yaşam anısı gibi birşeyse durumu çok daha kolay halledebileceğimi düşünmüştüm. Çünkü beni gerçekten iğrendirmişti.
C: Rüya gezintilerindeki iğrençlikler her zaman bastırılmış durumların neticesidir.



S: (L) Sonraki soru: Kasyopyalılar, Andromedalılar ve diğer bazı kaynaklar "yoğunluklardan" bahsediyor. Buna göre biz 3'üncü yoğunlukta yaşıyoruz. Buradaki 3 sayısının 3 boyutlulukla ilişkisi var mı?
C: Yakın. Orijinal tanım materyal/eterik spektrumla ilişkili 3'üncü deneyim seviyesine daha yakın ama Dünya gezegeni mensuplarının Akaşik kayıtla ilişkili ruh hafızasının bilinçaltı zihin üzerindeki etkileri nedeniyle "Üç boyutlu" açıklamasını benimsedi.



S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?

C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek.





S: (T) J___ zamanın bir boyut olmadığı fikrini kavramış gibi görünmüyor. (L) Kasyopyalılar bir keresinde 4'üncü yoğunluğun "ışık hızında" olduğunu söylemişlerdi. Sanırım sen de ışık hızının olmadığını çünkü "hızın" 3'üncü yoğunluk bir kavram olduğunu söylemiştin.
C: Lütfen... uzaklaşıyoruz! A___'ya "aether"in dünya materyal biliminin "ether"i tanımlama biçimi olduğunu söyle. Sorun şu ki, tamamen bilinçten oluşan bir varoluş düzlemini fizikselleştirmenin yolu yoktur. Tüm yaratılışın/gerçekliğin temeli ve özü, iki "hal" veya düzlem arasındaki mükemmel dengeli birleşimdir. Biri olmadan diğeri olmaz!

S: (L) İki hal veya düzlem derken fiziksel durum ve bilinç durumunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.

S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...

C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.





S: (L) Daha spesifik olmamı istiyorsunuz, o zaman şöyle sorayım. Zaman anlayışlarından birine göre zaman her zaman "şimdi." Pek çok insan pek çok başka "şimdiler" hatırlıyor, bazıları hiçbir "şimdi" hatırlamıyor ve hafıza sanki beklentinin ters işlevi gibi görünüyor. Beklenti adeta "geleceğin" anısı ve geçmişin bir zıt beklentisi. Eğer zaman yalnızca "şimdi" ise, hafıza nedir?
C: Algıların bilinçli ve bilinçaltı kaydı.

S: (L) Tamam. Eğer hafıza algıların bilinçaltı ve bilinçli kaydıysa, yeteri kadar hafıza toplandığında kişi "zamansız" mı oluyor?

C: Kişi her zaman zamansız.

S: (L) Peki kişi ne zaman zamansızlığın farkına varır?
C: 4'üncü yoğunlukta.



S: (L) İlk sorum: Eğer hafıza algının bilinçli ve bilinçaltı kaydıysa, söylediğiniz gibi, ve daha önce tanımladığınız gibi bir "gerçeklik birleşimi", bir tür zaman manipülasyonu yapılıyorsa, bu otomatikman bireysel algıları değiştirir mi?
C: Algılar her zaman mevcut olan süreklilikteki işaretleyicilere göre yerine oturur.

S: (L) Bu işaretleyiciler nelerdir?
C: Algısal süreklilik alemindeki deneyimsel kırılma noktaları.

S: (L) Deneyimsel kırılma noktaları. Yani kişi bazı kırılma noktaları deneyimliyor ve bunlar işaretleyici oluyor... algılar yerine oturuyor... Yani bir kırılma noktası algısı olduğu zaman, psişenin bir parçası bu kırılma noktalarının iki yanını köprülemeye çalışıyor...
C: Verdiğimiz yanıtların tanımladığı şeyi ancak biraz düşündükten sonra bulabilirsin canım!



S: (L) Yani bir gözlemci olması gerekir. Gözlemcinin bir insan mı olması gerekir?
C: Gözlemcinin bir bilinç olması gerekir.

S: (L) Atomun objektif bir varlığı olduğunu söylüyorsunuz ama ancak bir bilinç tarafından algılandığında varolduğunu söylüyorsunuz. Bu durumda atomun varlığı objektif olamaz.
C: Hayır.

S: (L) Fark nedir? Objektifliğin gözlemcinin önyargıyı kapıda bırakma ÇABASI olduğunu söylüyorsunuz.
C: Bilinç olmadan objektiflik de olmaz, subjektiflik de!!

S: (L) Yani buradaki mesele, tıpkı kişinin yaratmak için beklentisel olmayan bir durumda olması gibi, önyargıyı kapıda bırakma çabası, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Bu çok zorlu bir konu... (A) Bilinç objektif midir?

C: Bilinç, farklı seçimde bulunma yeteneğine sahip olana kadar objektiftir.

S: (A) Değişimi, seçme yeteneğini sağlayan etken nedir?
C: Önyargının dahil oluşu.

S: (L) Kozmik anlamda, kozmik bilinçlilik anlamda, Tek Birleşik Bilinç anlamında, seçme yeteneğini sağlayan etken nedir?

C: Yolculuk Bir ile birleşime ulaştığı zaman, tüm bu dersler tamamlanmış olur.

S: (L) Ama bu sorumuzu yanıtlamıyor.
C: Evet yanıtlıyor!



C: Beden ve ruh düalitesi... Fiziksel/materyal düzlemlerde olanlar için ikisi mükemmel bir şekilde içiçe geçer. Tüm yaratımın zamansız varoluşunda her zaman biri diğerini yansıtır!

S: (L) Bu sembolün kökeni nedir?
C: Semboller her zaman saf bilinç düşünce formundan doğar.



S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.



C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.

S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?

S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana, bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.

S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)

S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.

S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"

S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.

S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.

S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.

S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu düşünmeye benziyor.

S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.

S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!

S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!

S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???

S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!

S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.

Tiversonus

#9
Dünyadışı "işgal" Planı!



S: (L) Holokost'un temel olarak dünyadışı varlıkların nihai dünya işgali için bir "pratik" olduğunu söylemiştiniz. Bu işgal gerçekten dünyayı işgal eden dünyadışı varlıklar şeklinde mi olacak, ya da...
C: Bir kerede çok fazla düşünce kalıbı. Adım adım lütfen.

S: (L) Özetleyelim. Hitler üzerinden uygulanan şey gelecekteki bir senaryoya dair bir prova mıydı?
C: Yakın. İradenin "test edilişi"ydi.

S: (L) Kimin iradesi test ediliyordu?
C: Sizin.

S: (L) Şahsen biz mi, yoksa dünyanınki mi?
C: İkincisi.

Tiversonus

#10
"Test" İle İlgili Bölümler



S: (A) Bunun sadece kasyopyalıların bize söylediği birşey olduğu yönünde bir teorim var. Yani bu sadece bir test. Herşeyi mümkün olduğu kadar zor hale getirmek ve yorulmamız, yapacak çok şeyimiz olması için... bu sadece bir test.
C: Yakın, ilişkili.



C: Daha önce söylemiştik: Nazi deneyi bir "test sürüşüydü", benzerlikleri fark ediyorsun, değil mi?



S: (L) Tamam, çenemi kapatıyorum! (BRH) Sizinle doğrudan temas kurabilmemin herhangi bir yolu var mı?
C: Ancak buradaki 3'üncü yoğunlukların yanına gelirsen. Hatırla, onların isteği zor elde edilmiş bir istekti. Bir tanesi ömrü boyunca sürekli kanallama halindeydi ve bundan dolayı çok sıkıntı çekti. Çevredeki çocuklar psişik farkındalığa genellikle pek hoş tepki vermiyorlar, değil mi? Buradaki bir diğeri, kendini potansiyel tehlikelere atarak tüm insanlık için en büyük gerçeklerin arayışında dünyayı tam anlamıyla alt üst etti. Ve üçüncü kişi, 3'üncü yoğunluk aleminizi 4'üncü yoğunluk geçiş ayarlamasının eşiğine getirme kaderinin farkına varmak için hayal edilmez zorluklara ve yaşam gücü testlerine katlanmak zorunda kaldı. Yani yol açık. İzlemek ister misin?






S:(L) Bu projenin bir gelir getirmesini de istiyoruz, böylece zamanımızın daha büyük bir kısmını buna ayırabiliriz. Grup kendini destekleyecek noktaya gelecek mi?
C: Sonunda evet, ama şüpheciliğiniz ve şiddetli 4'üncü yoğunluk kökenli saldırılar nedeniyle kısa vadede hayır. Çalışmanıza büyük bir ilgi gösterdiğini iddia edenlere karşı dikkatli olun. Gördüğünüz gibi KH'nin ajanları pek çok sahte rehberler hazırlıyor.

S:(L) Kendimizi bundan korumak için ne yapabiliriz?
C: Öneri: Mutlak bir ilgi ve yardım vaadinde bulunanları soğukkanlı bir şekilde test edin!

S:(L) Nasıl yani?
C: Güzel soru; biri gelip bu çok önemli çalışmaya yardım vaadinde bulunursa, samimiyetleri ve güvenilirlikleriyle ilgili hemen bir kanıt isteyin!!!

S:(L) Ve eğer güvenilirliklerini ve samimiyetlerini kanıtlayamazlarsa?
C: Onları hemen bırakın!!!

S:(L) Diğer bir deyişle boş insanlarla vaktimizi harcamalayım...
C: Veya kötü niyetleri olan, bilinçli veya bilinçsiz ajanlar.... Onlarla doğrudan, hemen ve açık bir şekilde yüzleşmekten korkmayın.

S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde, uyguladığım az ya da çok katı test etme sürecine rağmen, daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.

S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.



S: (T) Oraya gideceğimizi biliyorlar mıydı?
C: Evet.

S: (T) Peki neden sonra bir casusla takip yaptılar?
C: Test.

S: (T) Ne tür bir test? (J) Sanırım geçtik... (L) Sanırım eğer testi geçemeseydiniz, demin dedikleri gibi kalıcı olarak kaçırılacaktınız.
C: Yanıtlandı.



S: (L) Mike Lindeman yaptığımız kanallamayı "sıkı testlere" tabii tutmamızı tavsiye etti.
C: Mike Lindemann kanallama yapmıyor, öyle değil mi? Ne tür bir sıkı test öneriyor?

S: (L) Bunu söylemedi. Sanırım kısavadeli kehanetler ve o tür küçük testler istiyorlar.
C: Aynen öyle, peki bu sana ne anlatıyor?

S: (L) Kanıt istiyor.
C: Tekrar tekrar ifade ettiğimiz gibi üçüncü yoğunluk "kanıtı" anlamsız. Şimdi dikkatle dinle: Eğer bu tür bir kanıt mümkün olsaydı, özgür irade, yani öğrenme, Birinci Seviye Karmik Direktif ne anlama gelirdi?

S: (L) Sanırım kanıt meselesinde olayın ruhundan ziyade kanıta yönelik bir inanç var. Güven maddi birşeye yönlendiriliyor. Özgür iraden kayboluyor. Biri sana birşeyi KANITLAYARAK özgür iradeni sınırlandırıyor.
C: İnanıp inanmamak herkesin kendi seçimi!




S: (V) Bu ilişkiyi devam ettirerek mi?
C: Nordik Anlaşması bir düaliteydi.

S: (L) SV Nordik anlaşmasıyla ilişkili olan bir yerden mi geliyor? Minesota mıydı o, neresiydi, oradan mı geliyor? Bu bağlantı hiç aklıma gelmemişti! Nordik Anlaşması bir düaliteydi... Bize Nordik Anlaşması'ndan ve bankacılık skandalından bahsettiğinizde, bu çift yönlü bir cümle miydi?
C: Belki, ama önemli olanı kaçırıyorsun! Nordik kökenli olan tüm kişilerin gizli güç merkezleri var. Bu merkezler karanlık da olabilir, ışık da olabilir... SV Thule Topluluğu gibi süper güç kaynaklarıyla doğrudan bağlantılı bir Cermen soyundan geliyor ve güçlerinin ve misyonunun farkında. Pozitif yönelimli. Sen, devam etmek için gerekli güç ve bilgeliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi için 4'ten 6'ncıya kadarki yoğunluklarda bulunan güçler tarafından test ediliyorsun!

S: (L) Tüm bunlara anlam veremiyorum. Berbat bir kırmızı aurası vardı...
C: Kırmızı aura hakkında daha fazla araştırma yapman gerekiyor. Buna dair mevcut bilgi kaynakların seni yanıltıyor olabilir.





S: (V) Onun varlığı onların yıkılmasına mı neden oldu? Yani bu iyi birşeydi. Bunu mu kastediyorsunuz? ... (L) Hepsinin hapsi boylamasını sağladı yani...
C: Evet, "Ajan SV"nin oluşturduğu koşullar sayesinde. Tüm durumla ilgili olarak algıladığınız duygu eksikliğinin nedeni de bu. Vitale, şimdiye kadar tanıdığınız en cesur insan! Aksi yöndeki tüm kanıtlar maske. Test sürecinin parçası.

S: (L) Eğer test edilmekteysek, bunu bize neden söylüyorsunuz? (V) Başarısız olmamanız için herhalde.
C: Evet.




S: (L) Test edildiğimizi söylediniz. Ne için test ediliyoruz?
C: Devamlılık.

S: (L) Neyin devamlılığı?
C: Herşeyin.

S: (L) Herşeyin devamlılığı. Peki SV yoluyla mı test ediliyoruz?
C: Şu anda.

S: (L) Peki saldırı olduğunu düşündüğümüz şeyler sadece test miydi?
C: Vitale ile ilgili olanlar. Ve hayır, bu soyada sahip herkes aynı yönelimde değil, ama bu sizin için özel olarak hazırlanmış bir ipucuydu.



S: (L) Testi geçmekten bahsetmiştiniz. Bir şekilde test edilmekte olduğumu... Bunun SV'yle ilişkili olduğunu. Testin bu olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Açık.




S: (L) Özetleyelim. Hitler üzerinden uygulanan şey gelecekteki bir senaryoya dair bir prova mıydı?
C: Yakın. İradenin "test edilişi"ydi.

S: (L) Kimin iradesi test ediliyordu?
C: Sizin.

S: (L) Şahsen biz mi, yoksa dünyanınki mi?
C: İkincisi.



S: (L) OK... (T) O buraya geleceği için ben de heyecanlıyım! O buraya gelince yüz yüze konuşmak istiyorum. Evet! (L) Sıranı bekle!!! (T) Tamam siz ikiniz Dünya turunuzdan döndüğünüz zaman! (L) Aynen öyle!
C: Hepiniz Orion yapımısınız.

S: (L) Tamam bu harika! (T) Umarım arabalarını Ford tan daha iyi üretiyorlardır!
C: Hala test aşamasındasınız.

S: (T) Evet bizler beta versiyonlarız! Ve en tepede birisi bizi yeniden programlıyor!!! (L) Tamam şunu söylememe izin verin, celse notlarını yeniden okumam gerektiği konusunda çok haklıymışsınız. Aklım neredeyse yerinden çıkacaktı, o kadar çok atladığım önemli şey varmış ki...
C: Daha hiçbir şey görmedin!



S: (L) Anka, turnalar, balıkçıllar, güvercinler, kuzgunlar ve hepsi bir şekilde konuşma veya yazıyla ilişkili. Neden tüm bu kuşların böyle bir bağlantısı var?
C: Testi geç.

S: (L) Nasıl yani?
C: Keşfet.

S: (L) Yazma kelimesi, kesme, yazıt kazıma, makaslama ve köpekbalıklarıyla ilgili kelimelerle ilişkili. Etrüskleri "Tövbekar Hava Lordları" olarak, ayrıca "Tapınak Şövalyeleri Taşıyıcıları" diye tanımlamıştınız. Bunun tüm bu kuş imgeleriyle bir ilgisi var mı? Ve sonra da konuşma, yazma ve kesmeyle?
C: Testi geç.

S: (L) Eğer yazarsan ve testi geçersen bir anka kuşu, güvercin veya benzer birşey mi oluyorsun?
C: Keşfet.




S: (L) Ayrıca önceki bir celsede "testi geçmek"ten bahsettiniz. Bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. Bir sonraki bilgi seviyesine geçmek için hangi testi geçmemiz gerekiyor?
C: Vardığında bileceksin.

S: (L) Tamam...
C: 3'üncü yoğunlukta çok sayıda enkarnasyon tekrarı ister misin?

S: (L) Elbette hayır! Bu yoğunluktan ÇIKMAK istiyorum!
C: O halde bol miktarda test bekle.





Hayatımı geriye dönük incelediğimde(bireysel) bir çok testen geçtiğimizi (GENEL) düşünüyorum... Sıkıntı ise şurada; eğer testler var ise; eğer bu metod üst yoğunluk BH'ler tarafından uygulanıyor ise; kanal bilgilerinden fazlasına ihtiyacımız var demek değil midir? Ve testi aşamadığım bazı şeylerin de olduğuna inanıyorum...Bence üzerinde düşünüp bir farkındalık (en azından) oluşturmaya değer, belki bu testleri geçebilmemiz için bir alt-yapı oluşturabilir...Testler var ise; eğer bunun varlığına inanılıyor ise; şu çıkarsama yapılabilirmi: Tüm gerçekliğine rağmen, can-acıtılığına rağmen Kendine Hizmet unsuru, Yüksek Yoğunluk Bilinçleri tarafından dengeleyici olarak devrede bırakılıyor? Ya da; tüm kaotik veya "kötü" düzeninin Yüksek Yoğunlukların kontrolünde olduğu?

Tiversonus

#11
Kutsal Kase



S: (L) Yani bazı kişilerin iddia ettiği gibi, Kutsal Kase'yi arayışın gerçek anlamı kase değil, 'Gerçek Kan' veya kutsal kandan gelen soy mu?
C: Evet.


S: (L) İsa'nın neslinden bugün yaşayan var mı?
C: 364,142.

Tiversonus

#12
PROGRAMIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN, KİŞİNİN ÖNCE PROGRAMLAMANIN FARKINDA OLMASI GEREKİR.

S: E___, sizin ve diğer bazı kaynakların tanımladığı şekliyle, Kertişler ve onların insan destekçileri tarafından yapılan programları çözmek için ne yapabileceğiyle ilgili bir soru soruyor.
C: Programın çözülmesi için, kişinin önce programlamanın farkında olması gerekir.

S: Programlamanın nasıl farkında olunur?
C: Bilgi. Bilgi ne yapar?



Bazı şeyleri paylaşmak çok zordur. Bunun "birden çok" nedeni var. Ve o nedenler insanın gerçekten canını yakarlar... Herşeye rağmen ben başımdan geçmiş şeyleri açıklamayı zaten onur/şeref sayıyorum ve artık bir çok şeyi de üst yoğunluğa (ya 5 ya da 4 farketmez) bırakmış durumdayım.

Hayatımda iki kez kendimi yok etme ile ilgili bir karmaşık düşüncenin içinde buldum kendimi. Bu her iki durumda çok "garipti". En son başımdan geçeni anlatmak istiyorum. Hayattan zevk almıyordum, bir çok şey oldukça ızdırap veriyordu, fişi çekmek istiyordum. Şimdi düşünüyorum da bir düşünce kıvılcımının yaratıma geçmesi için bir zaman olması gerekliymiş. İşte bunları düşünmek çok zor değil, kısaca yaşanılacak bir dünya görmüyordum önümde, en azından hayalim bu değildi. Ve öylesine derin düşünmem devam etti ki; bir boş çuval gibi oldum, halsiz, bitkin, yürürken ayağım yere çapa yapıyor ve azıcık kalan bir şeyler ile düşünüyordum. Aklıma, "karma" çok takılıyordu, "yeniden gelmek" çok daha beni üzerdi bu dünyaya. Ve inanın insanın kendi-kendine mücadelesi çok zordur, en azından çok dengeli olduğundan yorucudur, evet çok yorucuydu. Sonra zihnimde bir ışık yandı; Kasyopya Celselerine girdim, 8-9 sayfayı mozilla-firox ile aynı anda açtım, ve "intihar" kelimesini üstü renkli vurgulu tarattım, baştan sona okudum, o kadar çok vardı ki: "intihar", fişi çekmek...Ve işte orada "programın varlığı" nı gördüm, zaten ben bunu alıntılamıştım ama işte o anda düzgün frekansta değilim, sadece odağıma girdi. Ve düündüm; "bu ben de olabilir miydi?", yani yapacaksam ben özgür irademle yapmalıyım, öyle değil mi? Biraz özgürlüğüme düşkün yapım var, yok eğer oyunsa buna da kızarım. Ve tüm hareketlerimi bir farkındalık kamerasından geçirdim, beynim ısındı, ve şunu dedim "EĞER"!!! Yani var mı yokmu, ufak işaretleri gördüm ama direncim sıfır, evet hiç sıfır dirençte hiç oldunuz mu? Ve son bir hamle ile işyerindeki tuvalete doğru gittim büyükçe boşlukta "EĞER VAR İSE; aklıma gelen, gelmeyen; algılayabildiğim ya da algılayamadığım tüm KH ile ilgili ..."

Şuna kızarım; yani yapacaksam ben karar vermeliyim, diğeri sinir bozucu...Ve o duadan on dakika sonra evde "ruhum üşümüş" halde resmen sırtüstü tv karşısında bayıldım, ama çok rahatlatıcı ve çok az uyanık yada çokaz algım açık...Ve şu vibratörlü masaj aletleri olur ya, öyle bir şey, beynimin iki lobundada titreşti, aman yarabbim muazzam iç gıdıklayıcı idi, rahatlatıcı idi ve gözümün önünde saniyeler içinde onlarca, yüzlerce ekran ince ekran tv çıktı ve hepsini aynı anda algılıyorum ve doğruldum ve bir süre sonra müthiş rahattım ama hani bebekler saatlerce ağlar da anne kucağında hırsları tükenince nefis bir rahatlığa geçerler ya işte öyle rahatladım ve bu o kadar güzel bir rahatlıktı ki, anlattığımı ve sizin de anladığınızı sanmayın ve sabaha kadar uyumadım çünkü çok rahattım, öğrendiklerim kevgir misali kaybolmasın diye üzerinde düşünüp, beynimde kayıtlı ve hatırlanabilir olmasını istiyordum. Evet, insanız ve şimdiki görüşüm şu; bir çadırda dağda otururum, kırk gün yemek yemem ama asla ne kendime ve ne de bir başkasına zarar vermem, ama asla da bildiğimden de şaşmam. Zaten ben orada yeni doğdum. Ve inanın, o kadar gereksiz ya da anlamsız şeyler ki temellendirilen şeylerimiz ve ister bilinç altı temizliği diyebilirsiniz, ister kanallar ile ilgilendirebilirsiniz, isterse "manyak" diyebilirsiniz, ama neşemi bakın asla bozamazsınız, ve dediğim gibi o ölen bir şeylerdi, şimdi ise Ruh'un ölümsüzlüğü ile yol alıyorum...Neden anlattım, benim sezgim kuvvetlidir. Bakın bir çok aklı başında kişi ki çoğu değerli toplum üyesi kişiler, örneğin geçende İzmir'de bir emekli asker canına kıydı. Yani yargılamayın, yargılayın, siz bilirsiniz, işte Ruhumuz bazen bir çocuk ve aslında da çok kırılgan ve narin, çoğu zaman çok acıtıcı şeyler ve "EĞER" İŞTE BU!!!

Bir keresinde youtube'da Adil Maviş'i bir üniversitenin salonunda seyretmiştim. Öğrencilerden birisini hipnoz ediyor ve o öğrenci sayı saydığında bir sayıyı yok algılıyor ve o sayıyı atlıyordu. Başka bir öğrenciyi de hipnoz ettikten sonra, o öğrenciden iki sandalye arasında bir köprü yapıp, öğrencinin üzerine, oldukça da ağırlığını vererek oturuyordu, hem de karın bölgesine oturuyordu. Yani "uyanıkken" insan esner, eğilir v.s. İşte ufacık bir bilinçaltı hipnozunun yapabildiklerine küçük örnekler. Bence üzerinde düşünülmeli...

Tavsiyem ve önerilerim:1. Buraya kadar pike yapılarak, birden, aniden, gelinmez, yavaş yavaş enerjiler sokar.Uykusuzluk, fiziksel sapmalar v.b. şeylerle son vurucu hamleye hazırlanılır..Bu nedenle ilk işaretleri anlamak, kavramak çok daha "koruyucu"...2.Bu başınıza herhangi bir sebeple gelmez inşallah ama gelirse, açın şu Kasyopya celselerni benzeri kelimeleri taratın, uyanırsınız, yani önce acaba, sonra evet kalp noktamda bir hareketlilik oldu o enerji tükenmişliği anında...3. Anlamaya çalışmayın var mı yok mu...Yok deyin ama "EĞER var ise" diye de ışık yardımı isteyin. Bakın "eğer var ise.." demek yok sa yok demektir ne kaybedersiniz ki? 4. Bence otomatik olarak var mı yok mu da değil; "eğer şu, şu, diye pozitif yolun " duasını yapın...Yani Evren'e "yoksunluk" yayını yapmayın ama "şükür, niyet, varmı yokmu sorgulamasına girmeden pozitif şeylerin girişi ve negatif şeylerin çıkışı" için dua edin...Program var ise zaten tesbit edemnezsin, bunu düşünün, tesbit edemezsin, bu nedenle "otomatik ve EĞER diye etmenin" ne sakıncası var?...Ve sistemin nasıl işlediğini bilin, bekleyin, ve otomatik arınmalar, niyet beyanları v.b. şeyleri yapın diye öneriyorum...Ve bu da çok önemli "istemeyi" evet "isteme sanatını" öğrenin...Evet bunlar sadece öneri, tavsiye, uyarı ve "eğer"....Zaman yok ve zaman yolculuğu üst kattakilere var, bilgi korur...Ve inanın bunu yazdığımdan dolayı şimdi değil ama bir süre sonra bunlara tepkili kişiler de olabilecektir...Matematik yapın, ben yapıyorum ve kendimi düşürmekten, toplumsal statü gibi şeylere önem vermediğimden anlatıyorum. ve sevgili Laura ve ekibine ve sevgili Kasyopya'lılara gerçekten teşekür ederim, şimdi hiç olmazsa özgür iradem var ama çok ama çok dikkatliyim. Ve ne yaparsanız yapın, bu sizin yargılanamaz hakkınızdır; özgür iradenizle yapın..Sizin özgür iradeniz var mı? Yoksa bile nereden bileceksiniz, bir gözlemleyin kendinizi; hangi hareketlerde ve düşüncelerde, duygulardasınız, ve soruyorum "bu Ruhunuza mı ait?"..."peki nasıl emin olacaksınız?" bence bu daha önemli bir soru...






"Programlama" İle İlgili Celse Notları






S: (L) F___'yi neden kaçırıyorlar?
C: Zihin.
S: (L) Ne olmuş zihnine?
C: Yüksek güçler tarafından programlanıyor.



S: (L) F___'nin zihni programlandı mı?
C: Evet.
S: (L) Kim tarafından?
C: Biz.
S: (L) Başka bir defasında Griler tarafından da programlandığını söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (L) Ne için?
C: Kendini yok etmesi için.
S: (L) Kanal olmaya devam etmesi bu yüzden mi önemli?
C: Evet.
S: (L) Neden duygu enerjilerimizi emiyorlar?
C: Kendi enerji eksiklerini gidermek için.



S: (L) Hangi gruba üyeler?
C: Tıpkı Pleyadesliler gibi, Federasyon'a.
S: (L) Beni kaçırdılar mı veya bu hafızanın kaynağı nedir?
C: Bu, bilinçaltının derin bir seviyesinde tutulmuş bir geçmiş yaşam anısı.
S: (L) Bana ne yaptılar?
C: Öğrenme amacına yönelik geri-programlama.
S: (L) Ne için?
C: Öğrenmen gereken dersleri biz söylemeyiz.
S: (L) Griler V___'yi neden kaçırdı?
C: Kendini yok etmesi için onu programlamaya çalıştılar.
S: (L) Bu programlamanın üstesinden geldi mi?
C: Öyle umalım. Her zaman hata olasılığı vardır. Unutmayın, özgür irade, yaratılıştaki en önemli bilinç yasasıdır.


S: (L) Nefilim hakkında bilgi istiyoruz.
C: Nefilim, bu galaksinin başka bir noktasındaki bir gezegenden gelen, üçüncü yoğunluk seviyesindeki bir ırk. Geçmişinizdeki belirli bir dönemde asker gücü olarak görev yapmak üzere Kertenkele varlıkları tarafından alınan, daha doğrusu kaçırılıp, tekrar-programlanıp alıkoyulan bir ırk.


S: (L) Hükümetin sigara içimini azaltmaya yönelik programının ardında Kertenkeleler mi var?
C: Evet, çünkü bunun psişik yetenekleri arttırdığını biliyorlar.
S: (L) Peki sigara içmeye bağladıkları ciğer kanserine neden olan şey nedir?
C: Zihinsel koşullanma ve bunu beklemeye yönelik bilinçaltı programlaması.


S: (L) Gözleriyle düşünce programlaması da yapıyorlar mı?
C: Yapabilirler.


S: (L) İmplantlarla ne yapıyorlar?
C: Gözlemleme.
S: (L) Düşüncelerimizi mi gözlüyorlar?
C: Evet.
S: (L) Gördüklerimizi görebiliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Duyup hissedebiliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) İmplantlar yalnızca gözlem için mi?
C: Ve kontrol.
S: (L) Hepimizde implant var mı?
C: Evet.
S: (L) Grilerin kontrolü altında mıyız?
C: Girişim.


S: (L) Tamam. Yani bu bir karışım. Bunun şeyle ilgisi var mı... Sizin durumunuzda başkalarına hizmet, kendine hizmet edenlere hizmeti de kapsıyor, doğru mu?
C: Evet; biz size hizmet ediyoruz; Kertenkeleler ise sizin ırkınızı kendine hizmete programladı.
S: (L) Anlayamadığım birkaç husus var. Ben hala bir ölçüde kendine hizmet eden bir varlığım, doğru mu?
C: Ama yavaşça başkalarına hizmete doğru ilerliyorsun. Ama bütün insanlar değil.
S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz.



S: (L) İnsanları bu elektromanyetik alanlara maruz bırakmanın ne gibi sonuçları olabilir?
C: Beden işlevlerinin son ermesi.
S: (L) Yani bu onları öldürebilir?
C: Evet.
S: (L) Aynı zamanda boyutlar arasındaki kapıların açılmasıyla içeri başka şeylerin de girmesine neden olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu yöntem nedeniyle yapışık ruh benzeri etkiler meydana gelebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yine bu yöntemle dünyadışılar tarafından daha fazla oranda programlanmaları söz konusu olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Aklınızı her zaman açık tutun.


S: (L) Deneyimlediğimiz DNA değişimleri, pek çok nesil sonra bu değişimler etkinleşecek şekilde bize programlanmış mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Yani enkarne olmadan önce bu programlamaya en ugun nitelikteki bedenleri seçtik, öyle mi?
C: Hermafrodit (çiftcinsiyetli) olmaya hazır mısınız?


C: Griler siber genetik varlıklar, dolayısıyla programlandıkları matematiği kullanırlar.
S:(TR) Kastettiğim noktayı kaçırdınız. Grilerin...
C: Hayır, kaçırmadık. Bizimle konuşurken neden yukarı bakıyorsun?
S:(L) Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Herhangi bir yere.
S:(L) Tamam, Griler matematiği kullanacak şekilde programlandılar. Sanırım yaratıcıları olan Kertenkele varlıklarının matematiğini kullanmaya programlandılar, doğru mu?
C: Değişken.


S:[Genel şaşırma sesleri] (L) Bu iki kişideki kontrol mekanizması nasıl işliyor? Çünkü eminim bunu duyduklarında çok şaşıracak ve hatta muhtemelen tamamen inkar edeceklerdir.
C: Zihinlerine dalgalar gönderiliyor ve bu dalgalar önceden programlanmış olan implantları harekete geçiriyor. Gözleniyorlar. Gerçekle karşılaştıkları zaman algılarının kapanmasına ve önceden programlanmış olan karşı koyma düşünce kalıplarının güçlenmesine neden olan dalgalar üretiliyor.
S:(L) Diğer bir celsede ise enerjimi bloke etmek ve fiziksel sorunlara neden olmak için bana fiziksel olarak birşey yapıldığını söylemiştiniz. Bu neydi?
C: Tiroidin engellenmişti.
S:(L) Bir celsede özgür iradenin, yaratılıştaki en önemli bilinç yasası olduğunu söylemiştiniz. Neden özgür irademizi kullanıp kaçırılmayı ve üzerimizde deneyler yapılmasını reddedemiyoruz?
C: Kaçıranlar özgür iradelerini kullanıyor.
S:(L) Neden onların özgür iradesinin bizim özgür irademiz üzerinde bir önceliği var?
C: Neden sizin özgür iradenizin 2'nci ve 1'nci yoğunluk varlıkları üzerinde bir önceliği var?


S:(L) Ve şunu söylemek istiyorum ki bu noktada SV bu projenin sürdürülmesinde büyük bir rol oynuyor çünkü çok uzun bir süredir o kadar çok fiziksel bir saldırı altındayım ki, onun çalışması olmasaydı bunu sürdüremezdim ve görünüşe göre maruz kaldığımız saldırılar artacak. Bu saldırılar yüzünden günlerce ve bazen haftalarca yatağa düştüğümü Frank size anlatacaktır. Ama direndim ve çabalarımı sürdürdüm. (DM) Bu sorunlar DNA değişimleri yüzünden miydi? (L) Sanırım daha ziyade bu projenin meyvelerini vermesini ve Frank'le enerjilerimizi birleştirmemizi engelleyemeye çalışan güçlerle ilgiliydi. (DM) Sence S___ üzerinden benim üzerimde de çalışıyor olabilirler mi? (L) Evet, kesinlikle. (F) Bu işe giren herkes ciddi engellemelerle karşılaşıyor. Bu güçler yıllardır beni intihara sürüklemeye çalışıyorlar çünkü bunun geldiğini gördüler. (L) Kasyopyalılar her ikimizin de intihar etmek veya başka bir şekilde kendimizi öldürmek üzere programlandığımızı söylediler. Bunun nedenini sordum ve bizim dünya için çok önemli olduğumuzu söylediler. Bunun üzerinde fazla durmadım ama öyle görünüyor ki bu proje gerçekten oraya doğru ilerliyor; en azından bu noktaya kadar. (DM) Scientology hakkında ne söylersiniz?
C: Tabii ki diğer bir Kertenkele komplosu.



S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?




S: (L) Duyguların saptırma için kullanılabileceği de doğru mu, yani çarpıtılmış olan ve tamamen bedensel veya sahte programlamayla yaratılmış duygular?
C: Sınırlandıran duygular ilerlemeye mani olur. Duygu aynı zamanda 3. yoğunlukta ilerlemek için gereklidir. Doğaldır. Varsayımlara dayalı sınırlandırıcı duyguları, kişiyi sınırsız olasılıklara açık olan duygularan ayırmaya başladığınızda, bu, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
S: (L) Peki ya sevgi?
C: Ne olmuş sevgiye?
S: (L) Anahtarın, cevabın sevgi olduğunu iddia eden pek çok öğreti var. Aydınlanmanın, bilginin, herşeyin sevgiyle gerçekleştirilebileceğini söylüyorlar.
C: Sorun "sevgi" terimi değil, bu terimin yorumlanışı. 3. yoğunluktakiler bu konuyu korkunç bir şekilde karıştırma eğilimindeler. Sonuçta pek çok şeyi sevgiyle karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin tanımı da doğru değil. Sevgi illa bir bireyin sahip olabileceği, bir duygu olarak da yorumlanabilecek bir his değil, daha ziyade, daha önce de söylediğimiz gibi, ışığın özüdür. Işık bilgidir ve bilgi sevgidir. Ve sevginin aydınlanmaya götürdüğü söylendiğinde, bu da çarpıtılmış bir ifadedir. Sevgi eşittir Işık eşittir Bilgi. Sizin ortamınızdaki yaygın tanımlarla sevgi, bir anlam ifade etmiyor. Sevmek için bilmeniz gerekir. Bilmek ışığa sahip olmaktır. Işığa sahip olmak sevmektir. Bilgiye sahip olmak sevmektir.



S: (T) Bir saniye, bazılarının... Karıştırdım şimdi. (TK) Ne kadar uzun süre önce ölmüş olduklarıyla ilgili bir sınır var mı? ...
C: Örneğin bir asker ölürse bedeni klonlanıyor, ruhu bu yeni bedene yerleştiriliyor ve sonra dünyadışılara ve Gizli Devlete hizmet için programlanıyor.



S: (L) John W___'nin bazı özellikleri uyuyor. Ona mantıklı birşey söylüyorsun, o ise sanki önceden kurulmuş bir programı çalıştırıyor gibi ve tam senin düşündüğün noktaya geldiğini sanırken program sona eriyor ve program baştan başlıyor. Ve bu beni şaşırtıyor. Pekala... Bize bu konuda başka birşey söylemeyeceğinizi tahmin ediyorum. Bu varlıklar kim olduklarını biliyorlar mı?
C: Bunlar bilinçli varlıklar değil!



S: (P) Frederick'teki helikopterler başkan Camp David'e her geldiğinde evimizin üstünden geçerdi. Ama bu Walkersville'deki evimizdeydi, Emmetsburg'daki değil. Maryland'e ilk taşındığımız zaman. Bazen helikopterler işaretsizdi...
C: Gördüğünüz gibi P deneyimleri sebebiyle dirençli, programlama gibi şeyler onu kolayca etkilemiyor.



S: (L) Ted Bundy yaptığı şeyler için programlanmış mıydı?
C: Evet.
S: (L) Programlamanın ardındaki amaç neydi?
C: Bu cevabı şimdilik vermememiz gerekiyor.
S: (L) CB ile Jo'nun görünüşleri arasında da bir benzerlik var gibi göründü bana. Katil özellikle bu yüz karakteristiğine yönelmeye mi programlandı?C: Konuyu kapat.


S: (L) Ve bazen öyle görünüyor ki, dünyadışılar tarafından programlanan veya kontrol edilen bireylerin anlattığı hikayeler anlamsız ve tutarsız oluyor çünkü onların insan kültürü ile ilgili anlayışları kıt. Burada doğru yolda mıyım?
C: Bazen her zaman değildir.



S: (L) Tam olarak bunu kastediyorum ben de. Bir insan, eğer bunlar sorunların kendisi değil de sadece sorunların sonuçları ise nasıl olur da bir yerlere ulaştıran düşünce yapısını sürdürebilir ya da takıntıyı önleyebilir. Sorunlar saldırılar, annemle aramdaki konu gibi, SV ve onun tüm problemleri, çocuklar, kocam, dergi, PZ ve PK..
C: Mümkünse yükümlülüklerinden kurtul. Ayrıca, başkalarının problemlerini çözmeye çalışmaya bir son vermeni öneriyoruz, özellikle içgüdülerin de sana bunu söylediğinde. Hatırla, herkesin ayrı bir öğrenme "programı" ya da güzergahı var.


S: (L) Nordik Anlaşması'ndan ve Thule Topluluğu derken, SV'nin programlandığını, çeşitli program katmanları olduğunu ve ondaki programın bir kısmının onun ne yapmakta olduğunun farkında olduğunu, diğer kısımlarının ise bunu bilmediğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet, ama negatif birşey değil.
S: (L) Şimdi biraz daha derinleşmek istiyorum. SV sizin robot insanlar dediklerinizden biri olabilir mi? Pozitif amaçla programlanmış bir robot?
C: Hayır, robot "insanların" soyu olmaz.
S: (L) Yani bu genetik olarak belirli bir soya programlanmış birşey mi?
C: Tam olarak değil. Bu soydan olanlar ruhsal olarak uyumlu.


S: (L) Tamam. Devam edin.
C: Diğer kaynaklardan duyduğunuz saçmalıkların hiçbirine inanmayın. Kitlesel programlama ve aldatmaya yönelik olarak tasarlanıyor.






S:(L) S___'nin vücudumda yaptığı bu "çözme" işlemi hakkında birkaç şey sormak istiyorum. İzliyor muydunuz?
C: Her zaman. Bazı enerji küreciklerine erişip onları çıkardın.
S:(S) Enerji kisti. (L) Peki bu enerjinin varlığının temel nedir?
C: Şiddetli depresyon altında olduğun ve intihar planları yaptığın 22'nci yaşındaki kızgınlık.


S:(L) Ve şunu söylemek istiyorum ki bu noktada SV bu projenin sürdürülmesinde büyük bir rol oynuyor çünkü çok uzun bir süredir o kadar çok fiziksel bir saldırı altındayım ki, onun çalışması olmasaydı bunu sürdüremezdim ve görünüşe göre maruz kaldığımız saldırılar artacak. Bu saldırılar yüzünden günlerce ve bazen haftalarca yatağa düştüğümü Frank size anlatacaktır. Ama direndim ve çabalarımı sürdürdüm. (DM) Bu sorunlar DNA değişimleri yüzünden miydi? (L) Sanırım daha ziyade bu projenin meyvelerini vermesini ve Frank'le enerjilerimizi birleştirmemizi engelleyemeye çalışan güçlerle ilgiliydi. (DM) Sence S___ üzerinden benim üzerimde de çalışıyor olabilirler mi? (L) Evet, kesinlikle. (F) Bu işe giren herkes ciddi engellemelerle karşılaşıyor. Bu güçler yıllardır beni intihara sürüklemeye çalışıyorlar çünkü bunun geldiğini gördüler. (L) Kasyopyalılar her ikimizin de intihar etmek veya başka bir şekilde kendimizi öldürmek üzere programlandığımızı söylediler. Bunun nedenini sordum ve bizim dünya için çok önemli olduğumuzu söylediler. Bunun üzerinde fazla durmadım ama öyle görünüyor ki bu proje gerçekten oraya doğru ilerliyor; en azından bu noktaya kadar. (DM) Scientology hakkında ne söylersiniz?
C: Tabii ki diğer bir Kertenkele komplosu.


S: (J) Birinin ben olduğumdan eminim çünkü son zamanlarda zihinsel ve duygusal olarak çok kötü durumdayım. (T) Söz konusu iki kişiden biri JR mi? (J) Biliyorum, biri benim.
C: İntihar düşünceleri?

S: (L) İntihar düşüncelerin mi var? (J) Hayır. (T) Ben değil. (F) Bende bu tür düşünceler her zaman vardı. (T) Sen, Laura? (L) Ben de çok kötü durumdaydım. İntiharı düşünmüyordum. Sadece ışıkları kapatıp bu ilüzyonu sona erdirmenin ne kadar güzel olacağını düşünüyorum. (T) Tamam, iki kişiyi tespit ettik; sen ve Frank. (L) Yani JR, seninki daha da kötü hale gelecek. (F) Diğer iki kişi demediler mi? (L) Sanırım benzer şeylerin meydana gelebileceğini söylüyorlar. (T) Bu konu üzerinde birlikte çalışmazsak, herşeyi kaybedeceğiz. (J) Tamam, TR'nin bu gece yaptığı kart okumasını sor. (T) Doğru muydu?
C: Yakın.


S: (BRH) Kariyer denen şeyin hep kirli bir iş olduğunu düşündüm. Dünya gezegeni dediğimiz bu çamur yumağında, bu bataklıktaki gerekli bir kötülük... Bunu hiçbir zaman güzel birşey olarak görmedim. Maddi dünyada hayatta kalıp geçimimi sağlamayla ilgili dünyevi konular her zaman ruhsal meselelere yönelik arayışımı zorlaştırdı. Yıllar önce intiharın eşiğindeydim ve Tanrı'nın varlığını algıladım, hissettim, bir ses duydum ve bu çok yoğun bir dönüm noktası oldu. Ses "Endişelenme, senin için bir işim var." Diyordu. Tamamen çileden çıkmış durumdaydım! Benim için Vegas'ta bir yer var mı?
C: D___, kariyerle ilgili fikirlerin çarpık. Bir "iş" sadece bir iştir. Kariyer ise hayatının çalışmasıdır. Sen bir "iş"i elinde tutma çabana çok fazla enerji harcadın. Neden şimdi kendini toplamıyorsun evlat? Hayat çok daha kolay olurdu.


S: (L) Geçtiğimiz hafta içerisinde internette, Ra Bilgileri konusunda oldukça bilgili olan birisiyle yazışıyordum. Bana Ra bilgilerinin henüz yayımlanmamış olan 5. kitabının bir tomar metnini gönderdi. Görünüşe göre o dönemde Don Elkins, çeşitli komplo teorileri ve 4. Yoğunluk KH tarzı manipülasyon yöntemleri ve daha bir çok korkutucu konuda sorular soruyormuş. Grup tarafından ya da gruba dahil insanlar tarafından bir tür değerlendirme yapılmış ve bu tür temaların bir BH kanalında sorgulanmaya uygun olmadığına karar verilmiş. Bu tür konuların negatif bakışa odaklandırdığını ve dolayısıyla 'sevgi ve ışığa' ait olmadığı kabul edilmiş. Bu sebeple grup, bu tür soruların ya da bu yönelimdeki soruların sorulmaya devam edilmemesine karar vermiş. Bununla birlikte Don Elkins intihar ETTİ. Bize sebebini söyleyebilir misiniz ?
C: İntihar, sesin susturulmasının gerçekleştirilmesi amacıyla seçilmiş bir yoldur.





S: [yanıtları tartışmak için kısa bir mola] (L) Tamam, bazı yanıtları aldık. Bob ve Sue'yla ilgili olarak tanımlanan bu senaryo, ya zaman yolculuğuna işaret ediyor, ya da Burma Jones'un dediği gibi, ihtiyaç duyulduğu zamanda ve yerde etkinleştirilip kullanılmak üzere önceden programladıkları ve hazırladıkları bir sürü kadın dolaşıyor ortalıkta. Hangisi?
C: Her ikisi.



S: (L) Bilmiyorum. Nasıl?
C: Programlama ile. Gerçek duygu değil.


S: (Perceval) Sue implantın takılması için kaçırıldı mı?
C: Oo evet. Dünyadışılar ve UFO'lar konusuna neden bu kadar direnç gösteriyor sanıyorsunuz? Bu direnç ona programlandı.


S: (L) Böyle pek çok insan gördüm. Böyle birşeyin olasılığını bile düşünmeye o kadar şiddetli bir şekilde karşılar ki, bir nedenle bu konu gündeme geldiği zaman bunun hakkında konuşmak istemiyorlar. Kırılmaz bir program gibi birşey. Sonra bir bakıyorsun ki hayatlarında garip şeyler oluyor ve anlıyorsun ki aslında onlar da kaçırılmış olmalı. Ama bunu onlara göstersen de, gerçekleri, kanıtları, tanıkları anlatsan da, hiçbir şey o direnç duvarını delemiyor.
C: Delemez. Arızaya karşı emniyetli bir program.


S: (L) OK, kocam bir robot-insan mı ?
C: Dinle. Açık.
S: (L) Neyi dinlemem gerekiyor ?
C: Gör.
S: (L) Bir şey mi göreceğim ?
C: Robot ya da değil, herkes progamlanıyor.
S: (L) Programlanan herkes, beni ve Frank' i de kapsıyor mu ?
C: Evet.

Tiversonus

#13
"Kristal" İle İlgili Bazı Bölümler




S: (L) Yaptığımız ritüellerden herhangi biri daha fazla kaçırılmamıza karşı koruma sağlıyor mu?
C: Belki. Enerji alanları olan bazı kristaller. Bilginiz varsa korumaya ihtiyaç duymazsınız.



S: (L) Ne olmuş taşlara? [Az ötede masanın üzerindeki büyük kristaller hakkında konuşuyorduk.]
C: İki gün boyunca güneş ışığında tutun.

S: (L) Sonra ne olacak?
C: Enerji verir.

S: (L) Ne için enerji?
C: Size enerji sağlar.

4 Kasım 1994