Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kader

Başlatan sevgi_dünyası, 13 Haziran 2011, 14:32:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sevgi_dünyası

Kasyopyalıların söylediklerini düşünerek okumanızı dilerim:

Aksini düşünmeye çalışıyorum; ama olmuyor. Doğadaki hiç bir canlının veya uzayda başka herhangi bir zeki varlık formunun özgür iradesi olmadığını düşünüyorum.

Neden böyle düşünüyorum: Doğadaki her olay -küçük-büyük her olay- sıkı sıkıya nedensellik ilişkisiyle birbirine bağlıdır. Her olay başka bir olayın nedeni ve sonucudur. Bir varlığın nedeni ve sonucu belirleme şansı yoktur. İnsan, ister bir keyif davranışını, ister bir suçu, isterse bir çalışmayı elinde olmayan nedenlerle yapar; buna mecbur kalmıştır. İnsan sürekli etki altındadır.

Evren, başlangıçtan beridir bu sıkı nedensellik örgüsü içinde öyle bir hâl alır ki evrenin bu şekilde yaşanılmasının dışına çıkılması olanaksızlaşır ve kader oluşur. Bu arada her varlığın evrenle çok yüksek bir etkileşim halinde olduğunu belirtmek isterim.

Bu konuda yazdığım bir amatör makale var. Eğer isterseniz onu da buraya yazarım. Sıkıcı olur diye yazmadım şu anda.

Teşekkürler..
 

bozadi

#1
hoşgeldiniz sevgili sevgi dünyası :)

hepimiz için gayet geliştirici bir tartışma konusu olabilir söylediğiniz şey. ve makalenizi de görmeyi çok isterim. gün içinde müsait olur olmaz görüşlerimi zevkle paylaşırım.

sevgi_dünyası

#2
Küçük bir özürle başlıyorum: bahsettiğim Makalem "şans"ın bana göre varolmadığını konu alıyordu, yazı hatası. "Özgür irade"nin bana göre varolmadığı ile ilgili fazladan söyleyeceğim pek bir şey yok.




..Oluşma ve Şans Meselesi..




Sık sık duyulmuştur şunun gibi cümleler: 1) "Aslında biz öyle şanslıyız ki, milyonlarca olasılık içinden seçilip veya şans eseri doğduk ve dünyaya geldik." 2) "Dünyadaki yaşam öylesine kritik dengeler ve onu oluşturan materyallerin kritik bir oranına sahiptir ki küçük bir kayma olsaydı yaşam olmazdı"." 3) Eğer iki saniye geç kalmış olsaydın şu anda yaşamıyor olurdum" vb.

Birinci önermedeki olayın bir şans olayı olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki; bu döllenme ve doğum olayında birilerinin şansından bahsedebilmemiz için, bu varlıkların embriyo aşamasında ve sonrasında durumun farkına varabilmeleri gerekir. Burada bir laboratuar gözlemcisinin gözlemi şanslılık yargısı için yeterli değildir. Çünkü şans, gözlemci için değil embriyo adaylarının kendileri için bir anlam ifade eder. Gözlemci bulunur veya bulunmaz, önemli değil. Ayrıca gözlemcinin gördüğü şey nedenselliğe ve fiziğe bağlı kuralların oluşturduğu bir süreç ve sonuçtur, şans değildir. Adaylar (embriyo adayları) birbirinden genetik olarak farklı olabilir. Bu onları şanslılıkları tartışılacak varlıklar yapmaz. Veya kimi spermlerin enerjisi daha yüksek, sağlıklı olması da şanslılığı tartışmasına neden olmaz; çünkü ortada henüz bir insan yoktur; fakat yavaş yavaş bir insan oluşmaktadır.
 
Diğer yandan bence farkındalığı kazanana kadar insan da yoktur. Belirli bir olgunluğa gelen her varlık az çok kendince bir farkındalığa sahiptir, olgunluk çağı ise değişkendir diye düşünüyorum. Bu durumda ancak doğmuş veya doğmaya yakın bebeklerin bir kısım olgunluğa erdiğini düşünüyorum. Sonuç olarak şans olmamayı oluşumla açıklıyorum; fakat oluşumun ne olduğunu bilmiyorum.

Oluşum ve Seçilim bilim dünyasının söylemleridir Ama bilim dünyası oluşumun "neden"ini söylemez sadece kendince "nasıl"ını söylemeye çalışır, dolayısıyla oluşumun ne olduğunu bilmez; ama genel olarak oluşumu bir neden gibi görür. Oysa oluşum bir neden değildir. Nedeni şu anda bilmiyoruz. Bilim seçilimin de nedenini söylemez. Mesela popülâsyonlar neden daha uzun süre yaşamak ister; bunu bilmez.

İkinci önermeyi incelediğimde şöyle düşünüyorum: Dünyadaki yaşam kritik oranlar üstüne kuruludur; ama evrendeki benzer materyallerin bir araya gelerek meydana getireceği bir başka yaşam ise başka kritik oranlar üstüne kuruludur. Kurulu olabilir demiyorum, kuruludur. Çünkü her sistemin kendine özgü duyarlıkları ve sınırları vardır. Geniş anlamdaki yaşam ise –tüm yaşamların ortak noktası- bu koşullara uyum sağlar ve evrim geçirir. Evrene dağılmış olan atomların ve moleküllerin sadece Dünya örneğindeki gibi bir yaşam oluşturacağını düşünmek bence haksızlık olur. Örneğin: Eğer evrende 1000 farklı yaşam formu var ise -diğer yaşamlar bu 1000 yaşam türünün içinde olsun- bu, 1000  adet kritik oranın var olduğu anlamına gelir. Bu durumda kritik oranlar o kadar çoktur ki, bu oranlar kritik olma vasfını yitirirler.

Üçüncü önermede bence yanılsama var:

Acaba, iki saniye daha geç kalınması mümkün müdür? Evren; çokları kaotik durumların var olduğunu iddia etse de kurulu bir düzen (içinde her şey var enerji, uzay, zaman) içinde hareket etmektedir. Herhangi bir canlı, yahut herhangi bir nesne evreni bir düzen içinde değiştirir. Kurulu düzen dediğimiz şey ise bir çocuğun oyuncağının içindeki düzenden tutun, bir fabrikanın düzenine oradan geçin filan koordinatlardaki bir şehrin üzerinde belirlenen zaman aralıklarında içinde filan atomları taşıyan bir rüzgârın esmesine ve oradaki bir kuşun kanat çırpışının mikro tarihine, bir kuasarın madde püskürtmesine, uzun lafın kısası evrende olup biten büyük küçük her olaya kadar, her şeyin içinde, her şeyin özünde, her insanın kalbinde, her taşın içinde düzen vardır. Çünkü evrende bir nedensellik vardır. Biz küçük insanların bile gelirini giderini belirlemesi bir plan dahilinde olmaktadır. –asıl neden bilinemiyor olsa da-. En basit gibi görünen fiziksel ve ruhsal olayların arkasında koskoca bir insanlık tarihi, onun arkasında ise başlangıcını bilmediğimiz evrenin tarihi vardır. Biz böyle olduğunu görmeyiz, hissetmeyiz, ama vardır. O kritik iki saniyeye gelindiğinde, iki saniyenin arkasında nedensellikle birbirine bağlı çok fazla sayıda mikro ve makro fiziksel olay yaşanmıştır ve iki saniye, o olaylara nedensellikle bağlıdır, biz hissetsek de hissetmesek de veya ölçebilsek de ölçemesek de.
İki saniye önce müdahale eden insan eğer müdahale etmeyecek olsaydı, tüm evrenin tarihinin başka türlü kurulmuş olması gerekirdi çünkü bu yetişme olayından etkileşimden dolayı tüm evren  ve tüm tarih sorumludur. Çünkü var olan her madde evreni kendine göre şekillendirdiği gibi etkileşim halindeki evren (evrendeki tüm varlıklar) de aynı şeyi –bunu yüksek bir hızla- yapar ve varlıklar şekillenir. Öte yandan yetişilemeyen durumda söz konusu olayın sonucunun ne olacağını ise biz insanlar kestiremeyiz, belki de benzer bir sonuç yaşanacaktır. İki saniye kala yetişilemeyen evren ile yetişilen evren aynı evren değildir; fakat bir tane evren vardır. O da iki saniye kala yetişilen kaderi yazılı evrendir. Yetişilen bu evren neden sonuç ile birbirine bağlı sıkı bir örgüdür. Tarih derken burada çok fazla sayıda mikro ve makro fiziksel olay bahsediyorum.
Yine tavla oynayan iki insan düşünelim: Oyunculardan biri diyor ki: "Benim pulumu kırmasaydın mars olmak zorunda kalmazdın." Oysa diğer oyuncu bu pulu kırmasaydı ortaya bambaşka bir oyun çıkacaktı ve bu oyunun sonucunu bilmek olanaklı değildir. Veya bir rakip açık vereceği kapıyı düşünürken 0,2 saniye daha geçse, karşı oyuncudan bir ısı dalgası veya ses dalgası yayılsa vs.vs.. açık verilen kapıya zar atılacaktır veya atılamayacaktır. Bu türden etkiler insanın iradesine bağlı değildir.

"Yapmazsan böyle olmazdı" denilemez demek istiyorum.  Bu durumda pul kırılan veya açık kapıya zar atılan evren ile pul kırılmayan evren aynı değildir; ama bir tane evren vardır o da oyunda o tavla pulunun kırıldığı evrendir. Ve bir tane tarih vardır. O da o pulun kırıldığını yazan tarihtir. Bu, nedensellikten ortaya çıkan bir kaderin varolduğunu gösteriyor, nedensellik dağılıp kaotikmiş gibi görünen bir hal alsa da.

Evrenin tarihinin ve örgüsünün dışına çıkmak zor olsa gerek.
Teşekkürler..
 

Scyth

#3
Kuantum bir yapıda bütün olasıklar mevcut seçimlere kader yaratıcı denilirse bence hiç yanlış olmayaktır.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#4
Hoşgeldiniz Sevgili sevgi_dünyası yazınızı okurken sıkılmadım paylaştığınız için teşekkür ediyorum.Bir başkasının özgür iradesinin başladığı anda ve yerde benim özgür iradem son bulur:)tüm olasılıklar birer seçimdir.Bu zamana kadar oyun aynı, oyuncular farklı aynı oyunları oynadık hepsi derslerimizdi farkına varıncaya kadar.Ben artık farkına varıp oyun arkadaşlarımı seçmek bir olmak aynı yolu paylaşmak huzuru bulmak istiyorum.

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#5
makalenizi paylaştığınız için teşekkür ederim sevgi dünyası. makalenin başında verdiğiniz ve eleştirdiğiniz önermeler bana da pek makul veya anlamlı gelmiyor doğrusu. kaosun egemenliği izlenimini doğuruyor ve dolayısıyla bilinçaltındaki güvensizlik ve korkuları tetikliyor gibi.

benim anladığıma göre evrende düzen de var, kaos da var. evrenin, varoluşun bazı temel yasaları olduğunu düşünüyorum. ben ra-kasyopya kozmolojisine göre varoluşun 7 seviyede mevcut olduğu, herşeyin 7. seviyeden (çekirdek/merkez) çıkıp sonunda yine 7. seviyeye ulaştığı şeklindeki görüşü benimsiyorum. ve varoluşun seviyelerinde ilerlemenin tek koşulu/yolu da bilgisini ve farkındalığını arttırmak, yani öğrenmek suretiyle mümkündür. hayatımızın akışı sırasında nasıl durup, dinlenip plan program yapmaya çalışıyorsak, ömürler arasında da durup, dinlenip, öğreniş yolculuğumuzun ilerleyişi konusunda plan program yapmak için 5. seviyede bu amaçla mevcut olan ortama gidip döndüğümüzü düşünüyorum. buna dair yapılan pek çok araştırmada destekleyici nitelikte pek çok bulguya ulaşılmıştır ve elde edilen sonuçlar, herkesin kaynağa geri dönüş yolculuğunda olduğu bilgisini doğruluyor.

ama materyalist eğilimli resmi bilim bu tür araştırma bulgularını ya inkar etmekte, ya da ilgilenmeyi reddetmektedir çoğu durumda. halbuki insanlığın en temel bazı korkularının giderilmesi için bu konuların aydınlatılması çok kritik bir öneme sahiptir. zaten bizzat bu nedenle resmi bilimin bu tür şeylerle ilgilenmesine izin verilmiyor; dünyayı kendi çıkarlarına göre yönetmeyi çok isteyen ve bu konuda "epeyce" bir kontrol gücüne sahip olmuş olan karanlık güçler tarafından.

benimsediğim bilgi kaynaklarından yaptığım çıkarımsamaya göre, deneyimlerimizin niteliğini belirleyen muhtemelen en önemli şey, dünyaya gelmeden önce planlayıp programladığımız kişisel ve kitlesel ders müfredatındaki ilerleyiş durumumuzdur.

konunun özgür iradeyle ilgili yönüne tartışmalar sürecinde sıkça gözatma şansımız olacağından eminim.

isiklidusler

#6
irade nedir?
özgürlük nedir?
irade ve özgürlük;
irade özgürlüğü iradenin bir yapıcıya- bir vericiye-sana irade bahşediciye bağımlı-bağıtlı olmamasıdır, iraden senindir ve kendinindir; Kendine kendin tarafından verilmiştir, Ya da özgür olarak sende bulunmaktadır; (içrek) Tanrıdan ve yapıcıdan-başkalıktan - başkasından-diğerinden bağımsızdır; özgürdür;