Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

BİLGİ ,SEVGİ, KIYAM

Başlatan Tgur, 12 Ekim 2010, 16:33:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

   BİLGİ VE SEVGİ

   Bu açılımda öncelik veya ardışıklık analizinden önce, daha doğrusu bununla ilgili münakaşaları bir kenara koyup meseleyi objektif bir açılımla devreye alalım,
   
       Evvela bilgi olmadan sevgi hudutlarını çizmeye çalışalım,
       Mesela bilgisi yetersiz olan, ölüm hadisesini nasıl karşılar ,göçen kişi ,bilinmezler aleminde veya mezar denen o korkunç mahalde neler çekmektedir,azapların türleri hakkında yapılan o korkutucu yorumları da hesaba katarsak acının şiddetini düşünün..Ve bu bilgisiz halde konuyu sevgi ile karşılayıp nötralize etmesinin mümkün olup olmayacağına karar verin.Yani evvela salt sevgide kalıp hadiseyi karşılamayı hayal edin.
         
   
  Şu halde bilgisiz halde bu ölüm konusu ,korkuyu katmerleştirmekten başka bir şeyi akla getirmemektedir,
   Çok yakını kaybetmenin acısını bu durumda hesaba katmıyorum, zira o acı "ateş,düştüğü yeri yakar" türden bir acıdır ve ilacı zamandır,tabiki bilgili olmak,bu zamanı kısaltan en önemli faktörlerden biridir.
   
       Bu arada bilgiyi de kategorize etmeliyiz ,farzedelim kaderciliğe inanmış (determinizme) bir kişi, bilgi döngüsünü bir nevi bu inançla kapatmış ve bu bilgi kapasitesi ile olanları yorumlamak durumdadır ,
   Diğeryandan bilgisini anlatılan yorumlara bağlamış ,kendince genişletmeye yanaşmayan ki, bu dünyada oldukça benimsenmiş ve uygulanmakta olan bir husustur ,gayretsizliğin etkisi ileoluşturduğu bilinç duvarı dışındaki bilgiye sıcak yanaşmayacak ,ayırımcılığın en katı izlerinden kolayca sıyrılamayacaktır.Esasta bu durumdaki bilinç yapısını kırmak gerçekten çok güçtür ,ışık işçisi diye tanımladıklarımızın bu dünya realitesinde yaptıkları çabaların çoğunlukla başarısız olması bu yüzdendir ,bu yüzden BH yönünde aktif çalışmalar bu tip bilinçlerde ters reaksiyonlara dahi sebep olmaktadır.
   
Bilgiyi arttırmanın sevgi konumunu da genişletebileceği hususu ,olan çok çeşitli olaylar hakkında yorumlama ,bakış çeşitliliği ile etki karşısındaki tepki mekanizmasını çok çeşitli algılamalara kaydırılışı ve nötralizasyonunu sağladığı böylece gerçekleşmektedir.
   
       Oluşan olaylarda sevginin kullanılışını arttıran  bu sebepler , sevginin bilgi ile müşterek olduğunu ,daha açıkçası sevgi=bilgi eşitlemesini doğurmakta ve onaylamaktadır.

   Bütün bu anlattıklarımızın yanında, bilginin alınışındaki çeşitli manüplasyonları atlatabilme becerisi bu sevgi bilgi eşitliliği ile aşılabilinir ,zira KH faaliyetlerinin biri de bilgi akışına müdahele edip bilginin KH amaçları doğrultusuna yönelmesini sağlamak ve inançları yanlış temellere kaydırmaktır ,böylece ayrılık illüzyonu içine girip birliğin alabildiğine uzağına fırlatılmış bilinçler,KH besin kaynağıdır. Mesela Monoteizm..
   
Neticede, bilgi eksikliği ile her şeyi sadece sevgiyle atlatıp belirli konumlanmalara girmek ,ve her şeyi hallettim sanmak safdillik olur ,reenkarnasyonu bilmeyen ,insan özünün tanrısal diye tanınan bütün hasletleri içinde olduğunu kabul etmeyen ,hatta bilimin nisbeten yanaşıp bunu izah edecek durumda olduğunu fark etmeyen ,kuantum olayının, mikro ve makro kosmosda aynen cereyan ettiğini bilmeyen ,halografik evreni anlamayan ,düzenin algı dışında fraktal yapı içerisinde de konumlanadığını hissetmeyen (kuantum yapılanma özelliği),sezgileri farketmeyen ,olma halinde rolü olduğunu hele hiç bilmeyen ve kabul etmeyen bilinçlerin yoğurduğu yaşam hali ,kuralları ve alışkanlıkları ile şu anda yaşanılan bütün olumsuzlukların kaynağıdır ,ve yaşayanların büyük bir kısmı bunun başka yerden geldiğini zannedip büyük bir sevgi dolu hal ile yalvarmakta ve düzelmesini istemekteler,

Kimbilir belki bu sadece saf sevgi ile dolu yakarış ve beklentinin, oluş konusunda etkisi olacaktır ,neticede bilgisizce de olsa bir niyet ve isteyiş vardır,ve bu da olma hadisesinde etkili bir unsurdur , ama asırları tüketerek ..


   Son olarak "asırları tüketerek" dedim ve o ,yeni bir kapı açtı ,
   
   
                                     22.04.2007
Enel hak , kat-ı mükemmeliye aradır,son değil
Maksat sadece ruhsal seyahatte olmak da değil
Sorun bilinmeyenin kapısını açabilmek
Onu da çok az varlık var ,açmıyor, istenen; azınlıkla açmak değil




   Bir zaman bu dörtlüğü belirtmiş ve yorum istemiştim, ve yorum almıştım,
   Ancak gelinilen şu zamanda, yorumlarda değişiklik yaratabilecek farkındalık, yeni anlayışlar yarattı,
    Bilinmeyenin kapısını açabilmek ,buradaki ana nokta, Bilinmeyen ,evrensel zihnin yeniden neler yapacağı /yaptığı/ yapıyor olduğu..
    Ve bu oluşturmada ,oluşmuş olanın potansiyelini  (kazandırdıklarını)kullanmak (bizim kendi bilgi yoğunluğu ve oluşturduğumuz mantık ve doneler sonucundaki anlayış ile) ,isteyeceğini düşünüyorum.
    Yalnız bu oluşmuş olan halinin "tanrısal yırtık dediğimiz" 3B de tıkanıp kalmış,gelişimini tamamlamamış durumu, bahsettiğim bilinmeyen kapısının açılma halini  geciktiriyor olabilir.

    Ancak ,gecikme /çabuk olma gibi kavramlar zamanla ilgilidir ve kırık dökük bilgi ve kavram yoğunluğumuzla şunu söyleyebiliriz ki ,zamansızlıkta bu tip zaman ve mesafe kavramları,ufacık bir figürdür..Yani onbinler,yüzbinler ,milyarlara varan zaman kavramları sadece zamanda yüzen bizler için önemlidir.
   
        Gelinilen bu düşünce halinde konunun daha açık ifadesi ,zamansızlıkta dahi olsa ,bu tip (3B tıkanıklığı oluşum) eksik kalmış özelliği ile başka olmalara mani olan bir hal yaratmakta..
   
       Bu hayal dolu karalamamıza şunu ilave edebilirim,
   Esasata gelişmemiş bu bölümün toptan ortadan kaldırılması işten bile değildir, temizlik sağlanır ve yeni oluşumlara veya durgunluğa doğru gidilir .
   
       Belki de bu toptan ortadan kaldırılma halini şu halimizle de yaşıyor olabiliriz ,insanın kendi
kendine bilinçsizce ortamı mahveden yaşam halleri ,bahsettiğimizi yavaş yavaş gerçekleştirmektedir..

   
   

Tgur

#1
Uzatıyorum,
Ortadan kaldırma durumu beni rahatsız etti,neden ortadan kaldırılıyor,

Oluşturulmuş olan her şey kutsaldır ve varoluşun dinamiğidir..

Burada önemli olan, başka oluşturma işlerinden eğer eski oluşanlardan faydalanılacak ise ,bir bilincine yükselmiş evrensel zihin özelliği tarafından, yeni oluşlarda, tesbit edilmiş minimal davranışlara müracaat edilip edilmemesi ,sakınılması veya dönüştürülmeleri mevzubahis olmalı.

Netice olarak,
Zihnimizin ,düşünce kapasitemizin geldiği bu uç noktalarda bazı şeyleri kavrar veya hayal eder niteliği için bunlara işaret ediyorum,topyekün yanılıyor da olabiliriz (şahsen)..




[/size=4]

Tiversonus

#2
Bilinçte, birbirlerimizi beslemek amacı ile farklı bir bakış sunmak istiyorum. En azından zihinsel bir egzersiz olsun.


Tanrı toplam bilinçtir. 7-yedi adet bilinç seviyesi var. Herşey Bilinçtir, işte tam bir sadeleştirilmiş bir matematik model bize. Etrafımızdaki her şeyi, bu yedi bilinç içinde görelim, evimiz, işyerimiz, yollar, insanlar, hayvanlar v.b. bir şekilde 1.,2.,3.,...6., 7. bilinç seviyesi içinde ve İlk 6 Bilinç ise bir şekilde, bir düşüncenin ürünü ya da ses ve ışık oyunu. Aşağı doğru bilinçte, bedenlere/kısıtlı Ruh Taşıyıcılarına ihtiyaç var, böylece Toplam deneyimi kendinde toplamak sözkonusu.

Tüm bu Bilinç seviyeleri, gerekli, sistemin parçası olarak varlar, başka tip Evren modellerine girmek bence bize faydalı değil.

Ve Bilinçlerin yaptıkları her aksiyonu, istisnai şekilde "Doğru" ve "Yanlış" diye kategorize ettiğimizi varsayalım. Genelde "hata" ya da "hatasızlık" da diyebiliriz bu ayırıma.

Burada şu soru karşıma çıkıyor: Doğru ya da yanlışta ayırıma götüren bizi hangi kriterler var? Neye göre doğru veya neye göre yanlış?

Tam bu arada şunu vurgulamak isterim: 7. Bilinç yoğunluğunun Zihninde bir "hayal" den ibaret isek; diğer tüm alt Bilinç Yoğunlukları, ister Bireysel Bilinçler olarak ve gerekse de Toplumsal Bellek Bilinçleri olarak; hiçbir aksiyonunda Toplam Bilinci GEÇEMEYECEKTİR. Önemli diye büyük yazdım. Bu tıpkı, önümüze konulan bir tuval ve Bireysel olarak Bilinç olarak, Toplam Aklın dışına çıkamayacağımızdır, en azından aktive edilmemiş bir potansiyel olarak var olacaktır. Topyekün hata yapıyor olabilmemiz için ise, bence Topyekün ortak bir faliyetin sözkonusu olması gerektiğine inanıyorum.

Herşeye rağmen "Ben Ben'im" durumuna gelindiğinde, artık edilgen değil, etken duruma gelebiliriz diye düşünüyorum, kısaca "Aydınlık Dünya" için de başka bir çıkışın olmadığını düşünüyorum.

 Bence de bunları konuşuyor olmamız güzel.

Tiversonus

#3
Bu arada , bir onaylamamı/Dua paylaşmak içimden geldi:

Kendimi İlk Kaynağın İradesine Hizalıyorum.

En Yüksek Hayra Uygun Olanı ve Tüm Yaşam Formları İçin ve Tüm İnsanlık Ailsi İçin ve Dünya Gezegeni İçin ve Benim için EN HAYIRLI olanı istiyorum, istedim, isteyeceğim.

...

Şu AN'dan itibaren ve An'dan An'a, Evrensel Yasaların izin verdiği maksimuma kadar genişleyerek; Işığın/Bilgin/Sevgin ile her An İçimde Yaşa, Başkalarıyla paylaştığım Gıdam OL...



En azından belirli bir farkındalık oluşturana kadar bu tür niyet onaylamaları kullanılabilinir.

Tgur

#4
Topyekün hata yapabiliyoruz derken şahsi görüşlerimdeki yorumlamalarımdan bahsetmiştim,neticede
karalamalar bölümündeyiz ve karalamalar hayallerle süsleniyor,

Hiç kimse belirgin görülemeyen bu konularda katiyeti ortaya koyacak bidirimlerde bulunamaz,

Bizim hayal çerçevemiz de, almış olduğumuz bilgilerin hayal/yorum kriterleri içindedir,
Tabidir ki kişilerin evrim macerasındaki kriterleri de başına gelen olaylar ve bahsi geçen akaşik kayıtlarına temas ettiği yani açabildiği kadardır ,

Akaşik kayıtlarını kim açmış ,kim açamamış ,kim manüplasyon altında o da belli değil tabi ve bunları ölçecek cetvel de kimsenin elinde değil,

Bu durumda sıhhatinizin yerinde olduğunu görmekten mutlu oldum ,şifa size mutlaka gelecek bunu
bütün benliğimle istiyor ve umut ediyorum ,

Sevgilerimle sevgili Tiversonus.

Tiversonus

#5
Teşekür ederim, içten dilekleriniz için ve herşeye rağmen bunları konuşuyor olmamz ve paylaşmamız farklı bir bakış açısı da olsa Bilincin gelişimine hizmet edebilecek potansiyelleri taşıyor, bu nedenle bu da güzel, önemli olan durum "Şu An da ve Burada" durumuna gelip bilinçte evrimleşme isteğimizin ivmesini koruyabilmekte.