Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Yükseliş Yolundaki Tuzaklar

Başlatan Mordevrim, 09 Nisan 2009, 04:56:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mordevrim

1. Kişisel gücünüzü başka birilerine, başka şeylere vermek (Diğer insanlar, bilinçaltı zihniniz, negatif egonuz, beş duyunuz, fiziksel bedeniniz, duygusal bedeniniz, zihinsel bedeniniz, bir guru, Yükselmiş Üstatlar, Tanrı – gücünüzü tüm bunlara veya başka şeylere vermek)

2. Başkalarını sevmek, ama kendini sevmemek.

3. Tüm probleminizin kaynağının "negatif egonuz" olduğunu fark etmemek.

4. Tanrı'ya odaklanmak, ama içsel çocuğunuzu doğru şekilde bütünleştirmemek ve içsel çocuğunuza anne – babalık yapmamak.

5. Doğru beslenmemek, yeterli egzersiz yapmamak, bunlar fiziksel rahatsızlığa neden olur, sonra tüm diğer seviyeleri kısıtlar.

6. Spiritüel yaşama derin dalmak, ama anlaşılması ve üstat olunması gereken psikolojik seviyeyi fark etmemek.

7. "Maddi arzular"

8. Gücün tuzağı ve çekiciliği. Bu çekicilik başkalarının üzerinde uygulanan gücün tuzağıdır.

9. Fazla topraklanmamış olmak, bunun kişinin fiziksel bedeninde zararlı etkisi olur.

10. Dünyada cenneti yaratmak yerine dünyadan kaçmaya çalışmak.

11. Tüm görüntünün altındaki gerçek realiteyi görmek yerine görüntüleri görmek.

12. Zaten (herkesin olduğu gibi) Ebedi Benlik olduğunuzu kavramak yerine Tanrı olmaya çalışmak.

13. Her şeyin nedeni olduğunuzu kavramamak.

14. Kendi içinizde kendinizi gerçekleştirmeden bütünüyle başkalarına hizmet etmek.

15. "Haklı öfke" diye bir şey olduğunu düşünmek. Öfke insanlar için büyük bir tuzaktır.

16. Aşırı olmak ve her şeyde ılımlı olmamak.

17. Spiritüel olmak için zahit, çileci olmak (dünya nimetlerinden elini ayağını çekmek) zorunda olduğunuzu düşünmek

18. Çok ciddi olmak, yaşamınızda yeterince neşe, mutluluk ve eğlence olmaması.

19. Disiplinsiz olmak ve spiritüel uygulamalarınızı fasılasız sürdürememek

20. Bir ilişkiye girdiğiniz zaman, spiritüel uygulamalarınızı ve araştırmalarınızı bırakmak.

21. Bir ilişkiyi kendinizin ve Tanrı'nın önüne koymak.

22. Hayatınızı içsel çocuğunuzun yönetimine bırakmak.

23. Kendinizi çok eleştirmek

24. Psişik güçlerin çekiciliğine ve illüzyonuna kapılmak.

25. Gücünüze sahip çıkmak, ama aynı zamanda Tanrı'ya teslim olmayı öğrenmemek; veya Tanrı'ya teslim olmak, ama aynı anda kendi gücünüze sahip çıkmayı öğrenmemek.

26. Fiziksel olarak yorgun ve tükenmiş olduğunuz zaman, kişisel gücünüzü kaybetmek.

27. Tüm problemlerinizi Tanrı'nın, Yükselmiş Üstatların veya Meleklerin çözmesini ümit etmek.  

28. Kendinizi "otomatik pilota" bırakma ve uyanıklılığınızı kaybetme.

29. Gücünüzü kanallık veren (mesaj veren) varlıklara verme.

30. Çok fazla okumak ve yeterli meditasyon yapmamak.

31. Cinselliğinizin üstadı olmak yerine, onu kendiliğine bırakmak.

32. Zihinsel veya duygusal bedeniniz ile fazla özdeşleşmek, ve dengeye ulaşmamak.

33. Yükselmek için veya spiritüel olmak için ses kanalı (konuşarak mesaj iletme) olmanız veya her tür psişik fenomenleri deneyimlemeniz gerektiğini düşünmek.

34. Kundalinin yükselmesini zorlamak.

35. Çakraların açılmasını zorlamak. (çakraları zorla açmaya çalışmak)

36. Spiritüel yolunuzun "en iyi yol" olduğunu düşünmek.

37. Sahip oldukları inisiyasyon seviyesinden (bilgi de denebilir) dolayı insanları yargılamak.

38. Başka insanlarla "ileri" inisiyasyon seviyenizi (bilginizi) paylaşmak.  

39. Alçakgönüllü olmak yerine, insanlara "yaptığınız iyi spiritüel işleri" anlatmak.

40. Negatif duygulara sahip olmak zorunda olduğunuzu düşünmek.

41. Kendinizi insanlardan izole etmek ve bunun spiritüel olduğunu düşünmek.

42. Dünyanın korkunç bir yer olduğunu düşünmek.

43. Gücünüzü astrolojiye ve yıldızların etkisine vermek.

44. Nesnelere, insanlara çok düşkün olmak.

45. Yaşama bağlı olmamak.

46. Kendinizle çok meşgul olmak ve başkalarına hizmet etmekle yeterince ilgilenmemek.

47. Bütün bulmacanın sadece bir parçası olan geleneksel psikolojinin hatalı teorilerine yapışık kalmak.

48. Çok fazla mistik ya da çok fazla okültist olmak ve bunları bütünleştirmemek.

49. Vazgeçmek. Asla vazgeçmeyin!

50. Hangi seviyede olursa olsun, çektiğiniz ıstırabın geçmeyeceğine inanmak.

51. Yapılması gereken çalışmalara odaklanmak yerine, bulunduğunuz inisiyasyon seviyesine veya ne zaman yükseleceğinize odaklanmak.

52. Sevginin en önemli spiritüel güç olduğunu fark etmek yerine siddhaların spiritüel güçlerine ve başarılarına yakalanmak.  

53. Diğer spiritüel veya metafizik gruplarını kötülemek.

54. Geleneksel dinin dogmalarına kapılmak.

55. Kendinizle Tanrı arasında aracı olacak bir rahibe gereksiniminiz olduğunu düşünmek.

56. Spiritüel inançlarınızı ayrılıkçılık veya elitizm yaratmak için kullanmak.

57. İnançlarınızda çok fanatik olmak.

58. Haplar veya ilaçlar vasıtası ile aydınlanmaya erişebileceğinize inanmak.

59. Diğer insanların, spiritüel yollarında sizin çalıştığınız gibi çalışmak zorunda olmadıklarına inanmak.

60. Çocuklarınız ile ilişkinizi kendi benliğinizin ve Tanrı'nın önüne koymak.  

61. İçinde yaşadığımız bu büyüleyici materyal dünyanın cazibelerine kapılmak.

62. Sevginizi bir çok insana yaymak yerine tek bir insanı sevmeye çok odaklanmak.

63. Ölçülü olmaya, içsel huzura erişmek yerine dualiteye yakalanmak. Dualiteyi aşmadığınız zaman, yaşamın iniş çıkışları arasında aşağı yukarı inip çıkan duygusal bir lunapark trenine benzersiniz.

64. İlişkilerinizde bir yetişkin olmak yerine baba veya oğul olma, ya da anne veya kız evlat olmanın tuzağı  

65. Hayatta ıstırap çekmeniz gerektiğini düşünmek.

66. Spiritüel yolunuzda bir şehit olma tuzağı.

67. Başkalarını kontrol etme.

68. Spiritüel hırs, ihtiras.

69. Sevilmeye, sevmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyma.

70. Bir öğretmen olma ihtiyacı.

71. Hiperhassaslık veya madalyanın tersi, çok korunma, kalkanlar koymak

72. Başka insanlar için sorumluluk almak

73. Kurtarıcı olmak.

74. Bencil amaçlarla hizmet etmek ve yine de spiritüel olduğunuzu düşünmek.

75. Spiritüel anlamda gerçekte olduğunuzdan çok daha ileri olduğunuzu düşünmek ve madalyanın diğer tarafı, gerçekte olduğunuzdan çok daha az ileri olduğunuzu düşünmek.

76.  Ünlü olma tutkusu.

77. İkiz ruhunuzu veya ruh eşinizi bulmaya çok fazla önem vermek ve gerçekte en çok aradığınız şeyin ruhunuz ve Monad'ınız (Ben'im Varlığınız, Tanrısal Benliğiniz) olduğunu kavrayamamak.

78. Mutlu olmak için romantik bir ilişkiye gereksiniminiz olduğuna inanmak.

79. Merkezde duran en önemli kişi olma ihtiyacı, ya da madalyonun diğer yüzü, her zaman duvar çiçeği olmayı seçmek.

80. Çok fazla çalışmak ve fiziksel olarak yorulmak. Madalyanın diğer yüzü, çok fazla oynamak ve işinizi yapmamak.

81. Rehberlik için psişiklere, kanallara, medyumlara gitmek ve kendi sezginize güvenmemek.

82. Bu planda veya içsel planda Yükselmiş Üstatlar olmayanlar ile çalışmak ve realitenin anlayışında ve algısında sınırlı olmak

83. Spiritüel yolu bir hobi olarak izlemek.

84. Çok fazla TV seyretmek, saçma romanlar okumak ve şiddet filmleri seyretmek.

85. Başkaları ile tartışmanın size veya o kişiye hizmet ettiğini düşünmek.

86. Sevgi için çabalamak yerine kazanmaya veya "haklı" olmaya çalışmak.

87. Hepsinin dengelenmesi ve doğru oranlarda bütünleştirilmesi gerektiğini kavramak yerine, sezgiye, zekaya, hislere ve içgüdüye çok fazla vurgu vermek. Buradaki tuzak bunlardan biri ile aşırı özdeşleşmek.

88. Gerçekte olduğunu Ebedi Benlik yerine, sizi küçülten, guruya adanma tuzağı.

89. Gereksinim olduğunda enerji alanınızı nasıl açıp kapayacağınızı bilmek yerine, her zaman açmaya çalışmak.

90. Gereksinim olduğunda, başka insanlara, negatif egonuza "hayır" demeyi bilmemek.

91. Problemleriniz için Tanrıyı suçlamak, Tanrıya kızgın olmak.

92. Dualarınız yanıtlanmıyorsa, Tanrının dualarınıza yanıt vermediğini düşünmek.

93. Kendinizi kendiniz ile karşılaştırmak yerine, başka insanlar ile karşılaştırmak.

94. Fakir olmanın spiritüel olmak anlamına geldiğini düşünmek.

95. İnisiyasyon veya yükseliş seviyesi ile ilgili başkaları ile yarışmak veya karşılaştırma yapmak.

96. En büyük tuzaklardan biri, başka insanların, kendi fiziksel bedeninizin, duygusal bedeninizin, zihinsel bedeninizin, arzularınızın, beş duyunuzun, negatif egonuzun veya düşük benliğinizin kurbanı olmanıza izin vermektir.  

97. Çok fazla çalışmak, ama bunu gerçek dünyada yeterince göstermemek.

98. Değerinizin şeyleri yapmaktan veya şeylere erişmekten geldiğini sanmak.

99. Kendinizi spiritüel, psikolojik ve fiziksel olarak korumaya gereksiniminiz olmadığını düşünmek.

100. Çekicilik, maya, illüzyon, negatif ego, korku ve ayrılığın gerçek olduğunu düşünmek.

101. Fiziksel enerji için şeker, yapay tatlandırıcı, kahve ve soft içecekler kullanmak

102. Her şeyi kendiniz yapmaya çalışmak ve Tanrıyı yardıma çağırmamak. Madalyonun diğer yüzü, Tanrıyı yardıma çağırmak, ama kendinizin yardımcı olmaması, hiçbir şey yapmamak.

103. Size kötü davrandıkları için insanları daha az sevmek, kişiyi davranıştan ayırmamak.

104. Ruhunuzun, Monadınızın, Tanrının ve Yükselmiş Üstatların yaşayan realitesine inancı kaybetmek ve eğer sebat ederseniz ve yapınıza düşeni yaparsanız onların size yardım etme yeteneklerine inancı kaybetmek.

105. Diğer insanların yükselişe ulaşabileceğini, ama kendinizin en azından bu hayatta ulaşamayacağınızı düşünmek.

106. Kişinin problemlerinden kaçması için yükselişe erişmeye çalışması.

107. Dünyanın Tanrı\'nın yedi cennetinden biri olduğunu fark etmek yerine, onun bir hapishane olduğunu düşünmek.


Joshua Stone
 

Mordevrim

#1
1. madde beni biraz düşündürdü ama diğer maddelere genellikle hak verdim.
 

Pınar

#2
Teşekkürler sevgili Mordevrim.Aslında hepimizin, şapkayı önümüze koyup, bu maddeler üzerinde düşünmemiz gerektiğine inanıyorum, özellikle de kendimin.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#3
1- YÜKSELİŞ NEDİR? BİLİNDİĞİ GİBİ YARATILIMDAKİ HERŞEY ARALIKSIZ BİR GELİŞİM SÜRECİ İÇİNDE VE YİNE BİLİNDİĞİ GİBİ YARATILIM ÇEŞİTLİ BOYUTLAR VE BUNLARA TEKABÜL EDEN ÇEŞİTLİ FİZİKSEL YOĞUNLUK DERECELERİNDEN OLUŞUYOR. İŞTE BU SÜREKLİ GELİŞEN VARLIKLAR BUNU BELLİ BİR PLAN DAHİLİNDE YAPIYORLAR. YANİ ALT BOYUTLARDAKİ DENEYİMLERİNİ TAMAMLAYAN VARLIKLAR DAHA ÜST BOYUTLARA GEÇİYORLAR. BU ÜST BOYUTA GEÇİŞ İŞLEMİNE YÜKSELİŞ ADI VERİLİYOR.

2- Yükseliş süreci ile ne kastediliyor? Yükseliş işlemi yapısı itibariyle dikkatli geçirilmesi gereken bir süreci gerektiriyor. Çünkü her iki boyut yada yoğunluk derecesi arasında çoğu zaman fiziksel ve spiritüel olarak büyük farklılıklar olduğu için bir boyut yada yoğunluk derecesinde deneyimini bitirmiş bir varlığın diğer boyut yada yoğunluk derecesindeki deneyime hazırlanması gerekiyor. İşte yükseliş sürecinden kastedilen şey bu.

3- Dünyanın Yükseliş Süreci Normalden Farklı mı? Aslında değil. Dünya 3. boyuttan önce 4. ara boyuta sonrada 5. boyuta (4. yoğunluk derecesi) " ne yükselecek. Ama Dünyanın yükselişi birçok açıdan son derece önemli. Bulunduğumuz yaratılımın tümünü ilgilendiriyor. Yükseliş sürecindeki Dünyanın tüm yaratılımın ilgi odağı olmasının sebebi de bu. Çünkü, Dünya hesaplanamayan bir şekilde 3. yoğunluk derecesinin en alt düzeylerine kayarak bulunduğumuz yaratılımın tümünde titreşimsel bir düşüşe neden oldu. Bunun tamir edilebilmesi için de, Dünyanın yükselişinin başarıyla gerçekleştirilmesi gerekiyor.

4- Yükseliş Sürecinde Temelde Neler Oluyor? En yalın düzeyde söylenecek olursa daha üst boyutların düşük fiziksel yoğunluk ve Yüksek Işık oranına uyum sağlaması için bedendeki ışık yoğunluğu gittikçe arttırılıyor.

5- Bu Işık Yoğunluğu Arttırımı Nasıl Gerçekleşiyor? Önce varlık gelişiminin belli bir döneminde (belli bir inisiyasyon düzeyinde. ) bir ışık beden oluşturmaya başlıyor. Fiziksel bedene çeşitli noktalarda bağlanan bu ışık beden zamanla gelişim sürecini takiben boyutlarını ve titreşim düzeyini arttırarak fiziksel bedenin hücrelerinde ve daha sonra da atomik yapısında değişiklikler yaratıyor. Böylece fiziksel beden yükselişe hazır hale getiriliyor.

6- Dünya ile Birlikte Dünyadaki Tüm Varlıklar da Bu Süreci Geçirecek mi? 3. boyut deneyimini bitirmiş yada bitirmekte olan tüm varlıkların bu süreci geçirip Dünya ile birlikte yükselecekleri umuluyor. En azından en güçlü olasılıklardan biri bu. Ancak yükselecek olan her varlığın bu sürecin farkına varıp yükselmeyi bilinçli olarak seçmesi gerekiyor. Yükselişe hazır olmayan ve 3. boyut deneyimini devam ettirmek isteyen varlıklar ise Dünyadan ayrılarak 3. boyut deneyimini sürdüren gezegenlerde enkarne olacaklar.

7- Dünyanın Yükselememe Olasılığı Yok mu; Varsa Bu Durumda ne Olacak? Evet böyle bir olasılık az da olsa var Bu durumda Dünya yine 3. boyut deneyimi için bir müddet uygunsuz bir hal alacak. Bu durumda insanlar 3 kategoriden birine girecek. 1. kategori Fiziksel olarak yükselebilecek varlıklar. Bunlar fiziksel yükselişi gerçekleştirerek Sirius veya Arkturus yıldız sistemlerinde yerleştirilecekler. 2. kategori fiziksel yükseliş için hazır olmayan ama 3. boyut deneyimini bitirmiş varlıklar. Bunlar tahminen en büyük kategoriyi oluşturacaklar. Bu varlıklar için ruhsal bir yükseliş planlanıyor. Zamanı gelince bedenlerini bırakarak ruhsal olarak 5. boyut evrenine alınarak oradaki sistemlerde uygun zamanlarda enkarne olacaklar. 3. kategori ise 3. boyut deneyimini bitirmemiş ve devam etmek isteyen varlıklar. Bunlar da denildiği gibi diğer 3. boyut gezegenlerinden birinde enkarne olacaklar.

8- Dünyanın Yükselişinin Ne Zaman ve Nasıl Gerçekleşmesi Bekleniyor? Dünya bahsedildiği gibi önce bir 4. boyut deneyimi geçirecek. Bunu sağlayacak şey ise foton kuşağı. Bu Dünyanın ve Güneş sistemimizin galaktik merkez çevresindeki yörüngesinde yaklaşık 26.000 yılda bir karşılaştığı son derece yüksek enerjili bir oluşum. 3. boyut atomik düzeyinde büyük oranlı değişimler gerçekleştirilebilecek yapıda. Dünya bu kuşağa 1997 yılı başında girdi. Ancak henüz tümüyle 4. boyuta geçmek için hazır olmadığı için foton kuşağı içinde koruma altına alındı ve foton kuşağının etkilerinin yavaş yavaş Dünyaya geçirilerek, Dünyanın belli bir süreç sonunda Foton kuşağına tümüyle girişi yani tümüyle 4. boyut deneyiminin başlaması için hazırlanması öngörüldü. Şu anda bu süreç içindeyiz. Foton kuşağına tam giriş tahmini çeşitli kaynaklara göre 2003- 2005 yılları arasında değişiyor. Giriş için insanlığın belli bir yüzdesinin belli bir gelişim düzeyine gelmesi gerekiyor.( Bkz. Mesih Düzeyine Ulaşma, Eski Mısır " dan Yeni İnisiyasyonlar, 5. Boyut Farkındalığına Ulaşma ) 4. boyut sürecini bitirip 5. boyuta geçme zamanı uzun süredir 2012- 2013 yılları arasında olarak öngörülüyordu. Ancak son değerlendirmelere göre daha fazla kişiye olanak tanımak amacıyla 4. boyutta geçirilen sürecin 80 yıla kadar uzatılması planlanıyor. Ancak bu tarihlerin hiçbiri kesin değil, sadece tahmin çünkü, bu dinamik bir süreç ve her an değişim potansiyeline sahip. 1-2 sene önce bile herşeyin farklı göründüğünü bilmek gerekiyor.

9- 4. Boyutta Geçirilen Süreç Sonucu Herkes Aynı Anda mı Yükselecek? Hayır, Özellikle süreç 80 yıla kadar uzarsa gelişimini tamamlamayan her varlık sırasıyla diğerlerinden bağımsız olarak 5. boyutta yükselecek. Yükselişin 3 dalga halindeolması gibi bir kavram söz konusuysa da özellikle sürecin 80 yıla uzaması durumunda bu pek mümkün gözükmüyor.

10- Bazı Dinlerde Yer Alan Kıyamet Kavramı İle Yükselişin İlgisi Var mı? Evet. Kıyamet kavramını barındıran dinler bununla bu döneme atıfta bulunmuşlardır. Ancak bu dinler genelde korku bazlı oldukları için temelde son derece olumlu ve sevgi dolu olması gereken bu kavram da korku verici bir hal almıştır.

11- Yükseliş Sürecinin Dünyada Gözlemlenebilen Belirtileri Nelerdir? Küreselleşme denilen olgu Yükseliş sürecinin Dünya üzerindeki direkt izdüşümü.Bu süreci izleyerek Yükseliş Süreci hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.Toplum bilincinin " Doğal Felaket " olarak nitelendirdiği Dünya Değişikliklerinin giderek artması, kitlesel bilincin giderek daha fazla Dünya Dışı Yaşam ve Paranormal Olgularla ilgilenmeye başlaması, insanlardaki bireysel arayışın hissedilir bir şekilde artması gibi belirtiler de sürecin diğer belirtileri olarak görülüyor.

 

Alemtac

#4
(Laurie Gilmore kanalıyla) BEN METETRON " UM. BENDEN,PLANETİNİZ VE ÜZERİNDEKİ YAŞAM YÜKSELİRKEN İÇİNDEN GEÇİLEN DURUMLARLA İLGİLİ YARDIMCI OLACAK BİLGİLER VERMEM RİCA EDİLDİ.BU GEZEGEN VE ÜZERİNDEKİ TÜM YAŞAM TÜRLERİ YÜKSELİŞ HALİNDELER.YÜKSELİŞ,TÜM 1. VE 2. BOYUT HAYAT FORMLARININ 3.BOYUT FORMUNA GEÇECEĞİ ANLAMINA GELİR



İnsanlar ya da 3.boyut hayat formları ise evrim düzeylerine ve niyetlerine göre ya 4.boyutsal dünyalara ya da 5.boyutsal bir " lik düzeyine mezun olacaklar. Yükseliş şu anda adım adım ilerlemekte ve herkesin arzusu bu yönde olduğu için,o ya da bu yolla ilerlemeye de devam edecektir. Normalde,gezegenler ve üzerinde enkarne olmuş hayat türlerinin yükselişi,yıkıcı afetlerin yol açtığı ölüm-yeniden diriliş döngüsüyle gerçekleşir.

İnsanlar ya da 3.boyut hayat formları ise evrim düzeylerine ve niyetlerine göre ya 4.boyutsal dünyalara ya da 5.boyutsal bir " lik düzeyine mezun olacaklar. Yükseliş şu anda adım adım ilerlemekte ve herkesin arzusu bu yönde olduğu için,o ya da bu yolla ilerlemeye de devam edecektir. Normalde,gezegenler ve üzerinde enkarne olmuş hayat türlerinin yükselişi,yıkıcı afetlerin yol açtığı ölüm-yeniden diriliş döngüsüyle gerçekleşir.
Bu döngüde,İsa tarafından da açıklanmış olduğu gibi,afetler gezegensel ölümlere sebep olur.Bu, yükselişin genel gerçekleşme yoludur ve Evrensel Zeka düzeyinde gayet iyi bilinip anlaşılır.Bu nedenle,antik çağlardan beri " son " olarak nitelendirilen zamanlarla ilgili hep korkunç felaketler kehanet edilmiştir. Yeniden diriliş,daha yüksek boyutlu dünyada,yeni bir bilinç düzeyinde hayatın tekrar başladığı yükseliştir.Bu,içinde karma kavramını barındıran reenkarnasyon değildir.

Yükseliş bir olasılık haline gelmeden önce tüm karmalar temizlenmek zorundadır. Yükseliş,sadece ruhun göksel dünyalarda var olması değildir;aynı zamanda fizikseldir de.Beden ve ruh " bir varlık " haline gelirken,süreç fiziksel bedeni degisime uğratır.Bu varlık,fiziksel bir ışık bedeni içinde mükemmel birışık varlığı olur. Aslında,yükseliş süreci binlerce yıl önce,Musevilerin Mısır " dan göçleriyle başladı.Musa " nın insanlarını esaretten kurtarması hikayesi yükselişle ilgili bir metafordur.İsa " nın enkarnasyonu bu süreçteki önemli bir dönüm noktasıdır.Çünki bir Avatar olarak İsa,tüm insanların günahlarını ya da Karma " yı yüklenerek,bu enerjiyi ışığa dönüştürmeye muktedirdir.

O " nun bu kefareti( yüklendiği acılarla insanları günahtan kurtarması) nedeniyle,yumuşak bir yükseliş mümkün hale geldi.Bu yükseliş,ışık varlık hali mümkün oluncaya dek adım adım gelişir. İsa " nın Kefareti Işık Beden gelişim sürecinin başlangıç adımıdır.Bu ilk adımın,deney olarak tamamlanması yaklaşık 2000 yıl aldı.Işık Bedenle bir deney olarak tanışılması Harmonic Convergence " den sadece 7 ay sonra,1988 " de gerçekleşti.Bu bir deneydir çünki daha önce yükselişe hiç bu şekilde teşebbüs edilmemistir.

Bu yöntem,gezegenin ve tüm yaşam formlarının fiziksel bedenleri içindeyken,hem ışık derecesi hem de titreşim düzeyinin artışı anlamında,şimdiye kadar hiçbir evrenin yükselişinde denenmemiş bir yöntemdir. Evrensel Zihin " de bu prosesin nasıl işleyeceğiyle ilgili teoriler vardır ama zaman içinde ulaşılan sonuçlar umulandan farklı oldu.Böyle durumlarda,yeniden düzenlemeler yapılır. Sonradan vereceğim bilgilere bir temel olması açısından,size Işık Beden sürecini açıklamalıyım.

Bu prosesi öncelikle bireysel düzeyde anlamalısınız.Bu bireysel düzey,Işık Beden " in sizi fiziksel,duygusal ve zihinsel olarak nasıl etkileyeceğidir.Sonra,size Işık Beden " in gezegeni ve toplum yapınızı nasıl etkileyeceği üzerinde bilgi vereceğim. Işık Bedenle ilgili en önemli ve heyecan verici tarafın,bu deneyimin sizin fiziksel kabuğunuzu yüksek benliğinizle tam anlamıyla birleşecek uygun bir araca dönüştürmesi olduğunu düşünüyorum ve bu fiziksel prosesle elele çalışarakgerçekleşir.

Bahsettiğimiz birleşme bir dizi ruh inişiyle (descension of spirit) gerçekleştirilir;hücrelerinizde tuttuğunuz ışığın miktarıyla zamanlanarak.Fiziksel hücrelerde tutulan ışığın miktarı,Işık Beden duzeyinin anahtarıdır ve bu düzey ne kadar yüksekse,beden yoğunluğu da o kadar düşer.Fiziksel bedeninizde tuttuğunuz ışık ne kadar çok olursa,bedeninizin içerebileceği ruh seviyesi de o kadar fazla olur. Sadece yükseliş yoluna devam ederek,Işık Beden sürecinin sonuna doğru Yüksek Benliğinizle tam anlamıyla birleşeceksiniz.Ruh " un inişi,üstadlığa ait armağanları ortaya çıkartan bir mekanizmadır.

Işık Beden " in 12 seviyesi ya da basamağı vardır ve her seviye tamamlanırken,fiziksel olarak gerçekleşen değişimler hayatın her alanıyla ve ruhla entegre olmak zorundadır. Işık Beden öyle dizayn edilmiştir ki,siz süreçte ilerlerken,insani meseleleri açığa çıkartır ve seviye yükseldikçe daha derinde kalmış bir tabaka,halledilmek üzere yüzeye getirilir.Bu sizin zihinsel,duygusal,fiziksel ve ruhsal olarak daha berrak hale gelmenize yardımcı olur. Konular yüzeye çıktığında siz ya Mesih " in konuyu sizin için dönüştürmesine izin vermeyi ya da son 20 yılda kullanımı yaygınlaşan ışık tekniklerinden faydalanmayı seçebilirsiniz (N.L.P,rebirthing vs.) Her Işık Beden seviyesinin sonunda ego ölümü olarak adlandırdığımız bir " boşluk alanı " vardır ve o,depresyon ya da hiçlik duygusu olarak kendini gösterebilir.Bu " boşluk " yolculuğunuza devam etmeden önce kullandığınız bir dinlenme yeri,bir duraktır.

Bu boşluk alanı, içinde hiçbirşey bulunmayan enerjik bir yerdir ve burada bir sonraki adıma hareket etmeden önce kendiniz ve hayatınız için yeni bir resim oluşturabilirsiniz. " Boşluk " bir entegrasyon alanıdır ya da belki bir " koza " olarak tanımlayabilirim ki orada dinlenebilir ve bir sonraki adımdagüzel bir kelebek haline gelebilirsiniz. Işık Beden " in ilk 6 basamağında aşamalı değişimler yapılanmıştır.Bu basamaklarda fiziksel,duygusal ve zihinsel değişimlerle süregiden düzenli ruhsal uyanış kademeleri mevcuttur. 7 den 10 uncu seviyeye kadar Işık Beden prosesi değişir ve belli bir deneyim alanı üzerine odaklanır.Örneğin,7.seviyede çoğunuz ilk " ruh inişi " ni deneyimlediniz ve buna belirgin bir ruhsal uyanış eşlik etti.

Bu uyanışla birlikte sizde durugörü,duruişiti,sezgi artışı vs.ortaya çıkmış olabilir. Bu seviyeyi geçmiş zaman kipinde anlatıyorum,çünki halihazırda gezegen 9.düzeyin başına erişmiş bulunuyor. Gezegenin titreşim düzeyinden daha düşük titreşim derecesine sahip olmak çok acı verici bir deneyimdir,ki 8.düzeyin altında olanların durumu budur. Bu yazıyı okuduğunuza göre,eminim ki sizler Işık Beden sürecinin 8.düzeyinin sonlarıyla 11. düzey arasında bir yerde olmalısınız.Eğer daha düşük seviyede olsaydınız,spiritüel odaklı konularla ilgilenmezdiniz.

Alıntıdır...
 

Alemtac

#5
DÖRDÜNCÜ BOYUTUN TUZAKLARI

Sal Rachele

Sevgili dostlar,

Bu makalenin dördüncü boyutun yaratıcı düşünce, imgeleme, karma ve zaman prensiplerinde üstat olma yolumuzda karşılaştığımız gizli tuzakların bazılarını aydınlatmasını umuyorum.

Dördüncü boyut Tanrı ile birlikte – yaratıcılar olmayı öğrenmek için bizim kozmik 'karalama defterimiz'dir. Evren bize yaratma yeteneklerimizi deneyebileceğimiz tüm bir boyut verdi. Yaratıcı süreçler için aletler olarak bize bir zihin ve imgeleme verildi. Ayrıca bize yaratımlarımızı yerleştireceğimiz bir seri alemler veya alt – planlar verildi.

Yaratım alemlerini tam olarak anlamak için, kendimizi o alemlere daldırma yeteneği de verildi. Bu dünyaların yalnızca üzerine düşüncelerimizi ve fikirlerimizi çizeceğimiz ressam tuvali olduğunu hatırlamak yerine, bu dünyaların varlığımızın toplamı olduğuna inanmaya başladık. Üçüncü boyuta girdiğimiz zaman bunun benzeri gerçekleşti; bu fiziksel bedenler OLDUĞUMUZA inanmaya başladık. Böylece şimdi bir çoğumuz bizim bu zihinler OLDUĞUMUZA inanıyor. İçgüdüleri, cinsel arzuları, hayatta kalmaya odaklanma vs ile bedenlerin 3B dünyasında kapana kısılmak kolaydır. Yine de, bundan özgürleşmek zihnin tuzakları ile karşılaştırılınca kolaydır. Bu engin zihinsel alemin veçhelerini gözden geçirelim.

Alt – Planların Tanımı

Genel olarak dördüncü boyut olarak adlandırılan boyut, gerçekte aşağıdaki alt – planlara bölünmüştür: Alt astral, orta astral, üst astral, zihinsel, eterik ve nedensel planlar.

Alt astral en yoğun düşünce ve yaratımlarımızın deposudur. Burası öfke, hiddet, terör ve keder içinde bölünmüş olan kendimizin parçalarını bulduğumuz yerdir. Burası, dini metinlerde "cehennem" olarak adlandırılan yerdir. Öfke veya suçluluk içinde kendimizin bir parçasını yadsıdığımız her seferinde, bu parça alt astral aleme atılır. Yoğun bir şekilde odaklandığımız herhangi bir şey bir düşünce formu olur ve kendi başına bir yaşam alır. Bu nedenle bizler yaratıcılarız ve zihnilerimizin tuvaline çizdiğimiz şeyler onun yaratıldığı alemin içinde gerçek olur.

Özel bir düşünceye ve ya fikire ne kadar çok odaklanırsak, o kadar gerçek olur. O daha çok gerçek olurken, hesaba katılacak güçlü bir kuvvet olur. Bu kuvvet bir şekli ve görünüm alabilir ve hareket edebilir ve diğer düşünce formları ile etkileşebilir. Negatif astral varlıklar yadsınmış olan ve Araf'ın cehennemlerinin derinliklerine (alt astral plan) savrulmuş olan ruhun parçalarıdır. Bu ruhların asıl parçaları, kendilerinin parçalarının bu zihin ve hayal dünyasında kapana kısılmış olduğunu bilmeden dışsal 3B dünyasında yaşayan insan varlıklar olabilir.

Orta astral alem, genelde gece rüya halinde iken gittiğimiz yerdir. Bu dünyalar dördüncü boyutun yapıları içindeli bir realitedir ve bu alemlerde var olan tüm şehirler ve dünyalar kendi koordinatlarına, kurallarına ve prensiplerine sahiptir. Örneğin, bir çok kez San Francisco'nun orta astral şehrini ziyaret ettim. Fiziksel San Francisco şehrine çok benzer görünüyor. Astral alem içinde, mekanlar tutarlıdır (istikrarlı) ve bir harita üzerine çizilebilir, aynen fiziksel bir şehirde olduğu gibi gezilebilir. Okyanuslar ve koylar kabaca aynı yerlerdir, çoğu zaman daha geniş veya daha küçük olurlar. Binalar da daha büyük veya daha küçüktür, bazıları fiziksel olarak karşılık gelen şekildedir ve bazıları saf olarak astraldır. Eğer bir lüsid rüyacı iseniz, muhtemelen bu dünyanın ayrıntılarını hatırlarsınız. Orta astral içindeki insan figürleri çoğu zaman kolay şekil alabilen ve yapay görünür. Eğer rüya görürken astral bir varlığın gözlerine bakarsanız, sadece gözlerin beyazını görebilirsiniz veya gözbebeği olmadan irisi görebilirsiniz. Figürler titreyebilir veya parıldayabilir ve havada yüzmeye eğilimlidir.

Üst astral dünya beden – dışı deneyimlerin alemidir ve bir çok ruhun "gümüş kordon"u deneyimlediği yerdir. Bunlar ayrıca bir çok ruhun enkarnasyonlar arasında gittiği yerdir ve çoğu zaman orada sevdiklerini veya sevdiklerinin parçalarını keşfederler. Burada, kişi fiziksel yaşamını gözden geçirebilir ve oradan sorunları çözebilir. Eğer bir ruh bedeni terk eder ve buraya gelirse, o ruh çözülmemiş konuları tamamlayana kadar bu geçicidir. Yaşam dersleri tamamlanınca ruh o zaman yüksek alemlerdeki melekler, başmelekler ve üstatlardan rehberlik ve danışmanlık almak üzere eterik alemlere getirilir.

Eterik alemler güzeldir ve ışık ve müzik ile doludur. Yoldaki bir çok öğrenci, eterik alemleri göksel cennetler ile karıştırır. Göksel planlar daha yüksek titreşimdedir ve daha ince seviyededir ve sadece ruh, benliğin dördüncü boyut veçhelerinde üstat olduğu zaman eterik aleme erişebilir. Eterik alemlerde, düşünce anında tezahür eder. Burası, eğer isterseniz, kalbinizin arzularına gümüş bir tepside sahip olabileceğiniz alemdir. Bu dünyaya periler, elfler, gnome'ler (yer altı cüceleri), devalar, melekler, başmelekler ve üstat öğretmenler rehberlik ederler. Bunlar asıl parçalardır (özerk, egemen varlıklar). Eterik alemlerde zaman ve mekan hala mevcuttur, ama çarpıtılmış ve sıkıştırılmıştır. Bir çok dünyaya – bağlı ruh bedenlenmeden önce eterik alemlerde bulunduğunu hatırlar.

Zihinsel alemler, vizüalizasyon yaptığımız, meditasyon yaptığımız ve kendimizi psişik olarak yansıttığımız zaman gittiğimiz yerdir. Tüm psişik ve ruhsal armağanlar zihinsel planları realiteyi yaratmanın araçları olarak kullanır. Burası bilinçli zihnin karalama defteridir. Burası fiziksel realitemizi yaratmak için kullandığımız alemdir. Bir eylem yaptığımız her seferinde, bunun öncesinde bir düşünce vardır. Bu düşünce zihinsel aleme girer ve oradaki elementleri ve atomik parçacıkları enerjilendirir. O düşünceye daha çok enerji verilince, zihin bedeni o düşüncede davranmaya yönlendirir ve böylece, dışsal yaratım gerçekleşir.

Nedensel planlar dördüncü boyutun en yüksek seviyesidir. Burası ruhların karmayı, geçmiş ve paralel yaşamları keşfettiği yerdir. Nedensel planlar direkt olarak ruh enkarnasyonları döngüsüne bağlıdır ve yüksek planlara bir köprü olarak hizmet eder. Kişi meditasyonda nedensel planlara gidebilir ve orada tüm diğer alt – planları etkileyen değişiklikleri yapabilir. Nedensel plandaki minik bir değişiklik fiziksel, astral veya eterik dünyalarda büyük bir değişim yaratabilir. Çok az ruh, hala reenkarnasyon döngüsünde iken nedensel plana erişebilir.

Bir ruh, dördüncü boyutun tüm bu seviyelerinde üstat olduğunda, dördüncü boyutu aşmayı öğrenir ve sevginin, ruhun ve ilahi olanın alemlerine girer.

Bir çok ruh için, dördüncü boyutu aşmak çok uzun zaman alır. Bunun nedeni, düşüncelerimize bağlanmış olmamız ve bunlar sonucu oluşan yaratımlardır. Bu alemlerin parlak renkleri, hisleri ve etkileri ile hipnotize oluruz. İyi bir film veya roman gibi, dramaya yakalanırız ve bir koltukta oturup kitap okuduğumuz veya film seyrettiğimizi unuturuz.

Eğer herhangi çözülmemiş duygusal bir sorunumuz varsa, bunlar astral ve zihinsel alemlerde büyümeye eğilim gösterir, tüketici olurlar.

Özgürleşmenin ilk adımı, yapışmış olduğumuzu fark etmek ve Tanrısal Varlığımızdan özgürleşmek için bir yol sunmasını istemektir. SADECE içimizdeki Tanrı'nın ve Tanrısal Varlığımız ile %100 hizalanan o varlıkların sesini dinleme istekliliğimiz bizi güvenle bu alemlerden dışarı taşır ve gerçek Yaradılış alemine götürür. Bir kez beşinci boyuta ve üzerine eriştiğimizde, gerçek Tanrılar oluruz, Cennetlerdeki hakkımız olan yerimize sahip çıkarız.

Sal Rachele

(Çeviri : Saffet Güler)

http://www.kosulsuz-sevgi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=138&Itemid=154
 

masterphidias

#6
İşte buna cevap vermeden geçemeyeceğim, yukarıdakilere  her zaman dediğim gibi, yukarıdan öyle konuşmak çok kolay, sıkıysa gelin de siz yapın !...
 

Tiversonus

#7
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen masterphidias

İşte buna cevap vermeden geçemeyeceğim, yukarıdakilere  her zaman dediğim gibi, yukarıdan öyle konuşmak çok kolay, sıkıysa gelin de siz yapın !...

Sevgili masterphidias,

Mesajınızı okuduktan sonra, gerçekten içinde yaşadığımız realitede yaşamanın zorluğunu, kısıtlayıcılığını, ruhumuzu sıktığını duyumsadım. Dürüst olmak gerekir ise, daha önce yaptığım "çiğlikler" de aklıma geldi, ben kim olacam ki 4.,5.,6.,7. yoğunlukların savunucusu olabileyim, işte ayağıma iğne battığında hala bağırıyorum, o bilgiye ermiş, büyük ızdıraplar çekmiş Avatarların yanında ve sevgili Bozadi'nin son zamanlarda yazmaya gayret ettiği şeyleri biraz daha fazla duyumsadım...

Ra Bilgileri'ni düşündüm, evet muhteşem bir eser malumunuz olduğuna göre. Buradaki Sonsuz ve Tek Yaratan'a bağlı Evren'in Işık güçlerine yapılacak çağrının "üssel" olduğunu hatırladım. Ve yine bu eserdeki "dua ve meditasyona yatkınlık" önerisini düşündüm.Ve yaratılış ile ilgili eşsiz bilgileri.

Pleiades Öğretileri / Bringers of the Dawn adlı eserdeki bilgileri dedüşündüm. Burada daha çok "onaylamalar" adı ile bir şekilde Evren ile aramızdaki düşüncenin ve yaratımın doğasına ilişkin önerileri ve önerilen onaylamaları düşündüm. Bu daharika bir eserdi bana göre.

Kasyopya celselerinde "Kuantumu Kullanın" önerisini ve "dua edin" önerisini ve son zamanlarda 4BH imzası ile yaınlanan sevgili Laura Knight'in yazısında da önerilen "Ruhun Duası" nın kullanılması önerisini düşündüm...Tüm bunların dışında temelleri çok daha eski yıllara dayalı olduğunu düşündüğüm, Semavi dinlerin duam önerilerini düşündüm...

Sizin son yazılarınızın birinde vurguladığınız, Ramtha'nın TİRANLARIN SON VALSİ eserini kitap olarak okumadım açıkçası. Bu bilgi açığımı kendim için en uygum bir zamanda kapatabilmeye karar verdim. Merak ettim Ramtha ne öneriyor ya da bu hapishane gibi, ruhlarımızı parçalamaya, dayanışmalarımızı minumuma indirmaye odaklı Kendine Hizmet-Bencil dünyası için. Önerileri neydi diye merak ettim. Ve sanırım en azından netten bugün, ya da birazdan araştıracağım.


Ve Ruhun Duası diye önerilen bir nevi onaylama sayılabilecek metni (duayı) tekrarlarken buldum kendimi, "Dünya Gezegeni Üzerinde, Işık/Bilgi/Sevgi temelli Ruhsal Gelişime olanak veren bir yaşam biçimini, en-az Kendine Hizmet-Bencil yaşam biçimi kadar yaşanabilir olmasını ..." gibi bir cümleyi ekleyerek dua ettim ya da onaylama bildirimi yaptım...Bir şekilde yeni tabir ile Kuantum Yaratım için bir küçük çabaya enerji verdim...Yüksek Katların varlığına güvenerek, en azından önerilere uyarak Ruhun Duasını kullanarak, "isteme" eylemini tüm dünya insanlığı için yaptım. Olrmu olmaz mı bilmiyorum, Evren'in Tekil doğasına ve Evren'e güvenmeye devam ederek, kişisel beklentisizce bunu yaptım...Bilmiyorum, bu onaylamaları daha fazla sayıdaki Bilinç yapsa ne olur? Ufak bir enerjimizi ve zamanımızı günün belirli zamanalrında buna ayırsak ve sonra işi akışına bıraksak.




Tiversonus

#8
Son bir-iki ay benim için çok ilginç bir dönem oldu, aslında devam da ediyor. Çok fazla içsel çalışmaya zolandım açıkçası ve işte buradaki denyimlerimi paylaşmak istedim. Buradaki çıkarımlarım sadece kendim ile ilgili, bunu paylaşmanın faydası olabileceğini düşünüyorum, en azından bir bakış açısı ile sorgulayarak, başkalarına faydalı olabileceğimi düşünüyorum. Bilincin evriminin şu dönem aşamalarında "Başkaları ile Bir hissedebilmek" bir gelişim ise, bu amaca uygun bir enerji harcamak gerektiğini düşünüyorum, bu Bilinçte evrimleşme isteği duyanlar için geçerli olabilecek bir durum. Kendimde gizliden işleyen EGO nun nasıl bir kurnazlığa sahip olduğunu gördüm kendimde, bu öyle derinden işliyor ki, tesbiti, teşhisi çok zor, işte bu tür çıkarımlarımı paylaşarak, iyi niyetli, evrimleşme isteği duyan kişilere yardımcı olmak istiyorum, belki olur, belki olmaz, egosal yanı olmayan bir paylaşımım bu.

Öncelikle, sağlık durumumu son bir özet içinde paylaşayım ve dostların merakı fazla kalmasın. Bundan iki yıl önce, sağ kulağımın civarında doğum lekesine benzer bir leke vardı, yüksekliği olmayan bir ben gibi, ve işte o leke zamanla franbuaz benzeri bir kristlik hal aldı ve onu lokal anestezi ile aldırdım ve on gün sonra patolojik raporda MM(deri kanseri) denildi ve aynı hastanenin onkoloji bölümünde PET teşhisi yaptırdım 0,4 micron ölçektq tüm vucut taramamda herşey temiz çıktı. Ancak yinede belirli bir periyotta kontrol ettirilmem önerildi. Gerek doktorların geçmiş tavırlarından ve gerekse inadımdan bunan uymadım. Ve iki yıl sonra, klima üşütmasi diye düşündüğüm sağ kalçamın kürak kemiği civarında bir ağrı başladı ve sağlık ocağından basit birkaç ilaç ile bir ayım yatakta geçti, antibiyotik ve ağrı kesiciler fayda etmedi ve yaylada bu son üç gece başımın sağ tarafında saatlerce süren dayanılması çok zor bir altı-yedi saatlik gece başağrısına dönüştü. Üçüncü gün sabahleyin mutfakta çaydan sonra iki adet aspirin alınca, dilimin peltekleştiğini farkettim, yakındaki hastnaeye gittim, derhal şimdi Nörolojiye git denildi ve bir gün sonra nöroloji filmi çekildi ve bu MM edayalı beyin kemiğinde kitleler var denildi, damqarlar açık, filan...Ve gittiğin Onkoloji bölümü derhal Işın tedavisi yaptı. Şunu söylediler. Zararlı hücreleri yakacağız, ama biraz da iyi hücreler de yanacak ama iyi hücreler yerini dolduracak, sonra bekleyip göreceğiz, bazı insanlarda tekrarlayabiliyor, bazılarında ise tekrarlamıyor benzeri şeyler...Neyse kafa ağrım üçüncü seanstan sonra kalmadı, ancak kulaklarımda bir basınç ve görme de dağınıklık, sağ tarafımda hissiyat azalması oldu. On seans beyne ve sonra beş seans sağ kalça üstüme Işın tedavisi bitti ve onkolojinin kimyasal bölümüne geldim. Kemoterapi bölümüne geldim. Kırmızı reçeteli ağrı pedi, sarı reçeteli ağrı damlası ve yeni olduğunu sandığım ağızdan alınan Kemoterapi ye başladım. 28 günlük, seansalar halinde bir kemoterapi ve Fin malı 5 adet ağızdan alınan kemoterapiyi aldım ve bugün sanırım 11. gün, 29. gün tekrar gideceğim. Açıkçası ne olacağını bende bilmiyorum, ama kemoterapide kilo alan bir hasta olduğumu söylemeliyim...Banyoya denizdeki güneşlenme şezlongu aldım, onun üzerinde yıkanıyorum, yirmi metreden sonra ayağım tutmuyor hemen bir yere uzanıyorum ama ağrı kesiciler eti uyuşturuyor, sinirli yapıyor, ama çokta huzurluyum ve garşptir zaman bana çok kısa geliyor. Ortopedik yatağımın yanına koyduğum alçak sandalye üzerindeki lap-top ile günde üç-beş defa bilgi araştırması yapıyor ve siteye bakıyorum ancak on-onbeş dakikadan sonra bakamıyorum. Kısaca, ne olacağını bende bilmiyorum, iyiye gidiyor diye düşünüyorum, işin aslı çok değiştiğimi biliyorum. Bu merak eden dostlar içindi. Yazılarıda worda aktarıp yüksek puntoda okuyabiliyor ya da yazabiliyorum açıkçası.
N B.Mikail
Son dönemimde şunu duyumsadım, analiz ettim, düşündüm: Bir A kişisi ile B kişisi, ortak bir katalizör olayını birlikte deneyimliyorlar ise, olayların sonucunda, bir tarafın dramı yapan, diğer tarafın ise dramı yaşaması yaklaşımı ne kadar doğru? Pleiades öğretilerinde şu geçmişti, tv ve gazetecilik haberlerindeki dramlara bakarak üzülmeyin, aralarında bir akit var ve yaratımlarını sevgi ile selamlayın...Bunu çok genel Evrensel işleyişe  analiz olsun diye yazıyorum, ve bence çok önemli...Birinin önüne gelen bir hayat dersi var, eğer bu ders "gerekli" değil ise, gelir mi? Diğer tarafında belki aynı ders değil ancak yine de bir ders için bunun önüne geldiği söylenebilir mi?....Açıkçası bu 3. yoğunluk bilinç kısıtlaması ile ilk bakışta hep bir haksızlık yediğimiz sonucuna varabiliyoruz, eğer olay sadece 3B ile sınırlı olmayan bir hesap sonucu oluşuyor ise iş değişebiliyor. Hathor mesajlarında trans-tarihsel kavramı ortaya atıldı, yani bir şekilde kısa devre enkarnasyonların sonucunda bir aktarımsal ders planından söz edilebilir...Son B. Mikail mesajında güzel bir detay vardı: Bilinçte yukarıdan aşağıya doğru; Yüksek Benlikler fasetlere ayrılıyor ve hatta eril ve dişil bölünmelere tabi olunuluyor, kısaca hep bir ruh bölünmesi ile 3B ye geliniliyor. Kritik olan şey ise şu: bu her bölünme aşamasında bir "kopya" bir özel piramit içinde kalıyor...Yani aşağıya göre çok daha yüksek bir tamlık ve üst bilinç halinde, kopyalar birleşme üzere piramit içindeler...Düşününsenize Tek Bir kimlik kalana kadar yukarıya doğru bir bilinç birleşmesi...

Sadce tek bir, 3B hayat verilerimize ve bilinçteki kısıtlarımıza sahipken, yaşadığımız bazı şeylerin "haketmediğimiz" şeyler olduğunu düşünebiliyoruz...Duyumsamam şu ki; gelecekteki Ben, ancak "dortüklemeler" ya da tavsiyeler ile alt Ben'e yardımcı olabiliyor, ya da olamıyor:) Çünkü diğer türlüsü bir otomasyon olur. Yani eşzamalı/geçmiş/Şimdi/Tüm yaşamşlarımızda eksik kalan dersleri, bir şekilde deneyim alanımıza sokuyoruz, deneyimin tarafları biraz farklı amaçları olsa da bu bir Ruhsal Gelişim programı...Yüksek Benlik "dürtükler" ama seçim alt benliktedir...Kayanaktan aşağıya bilince, bir ölçüde parçalanarak "inen" Yüksek Benlik ve aslında daha yukarıdan Bir...
Böylece, Evrenin, bilinçte en düşük halinden başlayan bir oyun kuruluyor, ki bedenler ve duyu organları ile de kaynak bağlantısı büyük ölçüde kesiliyor ama bir dengeleme içinde Yukarıdaki benlik oyunu dengelemek adına "dürtücü" oluyor...Aslında şu: Dürtü—Özgür Seçim birliktew varlar...Bazı ruhlar hızlı, bazıları daha az hızlı bir denge içinde ilerliyorlar...

Evet, Evren de akmakta olan herşey, akması gerektiği gibi akmakta, devamlı dengesini aramakta, dolayısı ile yaşadığımız katalizör olayları bir tarafı olarak, kendi payımıza gelen itkisel olayın, ne şekilde deneyimleyeceğimiz biz seçiyoruz, bu seçim bizim, ve bu bir şekilde geliştirici de olabiliyor, bir şekilde yıkıcıda...Sol elim on cm de, bu benim bilinç seviyem olsun; sağ elim onbeş cm yüksekte bu da yaşadığımız sıkıcı bir itki olay olsun:::Eğer bilincimi onbeşin üzerine çıkartır ve atlarsam GELİŞİRİM, eğer itki olayın kurbanına soyunur ve tavır değişikliğine girişmez isem, itki olayların sayısında bir artışı deneyimlerim...Düşüncem bu yönde, hasta olunduğunda önce yiyeceği değil, tavrımızı değiştirebilmeliyiz. Başka bir değiş ile; hayata bakış açımızı değiştirmeliyiz, bu bilinçte gelişim içim hastyalık, acı, ve diğer tüm katalizör olaylar için geçerli kanımca...Koca Evren yanağımızdan kan damlayıp, yan yatıp, hep aynı kalalım diye kurulmamış üst Benliklerimiz tarafından sanırım...

Karşı tarafın denyimini belirleme hakkına saygı gösterir isek, ve de kendi açımızdan bu itki olayı bir Bilinç Gelişimi için "zorlayıcı" da olsa, kullanabilir isek, gelişebiliriz...Ammaaa işte tam bu arda egonun gizli yüzü boş duracak mı acaba, neler ile kendini geri plana saklayacak ve bir balonun içinde bizi hapsetmeye çalışacak...İşte gizli egodan bahsetmek istiyorum bir ardan sonra, bu bende çalışmış diyorum sadec.


Devam edecek



 

Tgur

#9
Devam etsin ,ama geçmiş olsun ve bir an evvel şifalanmanız dileklerimizi belirttikten sonra devam etsin.Neler olmuş size farkında değiliz ,yapabileceğimiz birşeyler varsa lütfen bildirin,

Sevgi ve selamlarımla..

bozadi

#10
sevgili Tgur'un geçmiş olsun dileklerine aynen katılıyorum. tedavi süreci bayağı zorlu, çetrefilli görünüyor. :( umarım bir şekilde pozitif yönelime güç katacak bir deneyim haline gelir.

Alemtac

#11
Bende şifa dileklerimi gönderiyorum, Sevgili Tiversonus. Geçeceğine yürekten inanıyorum.
 

Tiversonus

#12
Derin düşünmeye bol vakit bulduğum dönemde şunu farkettim: Yüksek Benliğimin, sapmalarımdan arınarak, Bilinçte Başkalarına Hizmet yolunda evrimleşebilmem için sürecimi tam yönetmesini ve kontrol etmesini istemiştim. Arasıra sezgilerimi yokluyordum, bir olay karşısında ve sanki direksiyonun başında Yüksek Ben varmış gibi çabasızlaştığımı farkettim. Açıkçası oyunun oyuncusu bizleriz, buradaki bizler ve sadec Yüksek Benlik "dürtükler", öğrenci biziz, seçecek biziz, verilen dürtüyü yapıp yapmama özgürlüğüne sahibiz. Açıkçası bu dönemde en önemli bana verildiğine inandığım cümle şu idi: "GÖRMEDEN karar VERME"

Evet bu "Görmeden Karar verme" olayını epeyce didikledim. Buradki "GÖRME" nin anlamı gözlerimiz şle görmenin de ötesinde bir anlam taşıyordu. Bilinç açısından ya da henüz oluşmamış veriler açısından v.b. İşte bunun çok verimli bir yaklaşım olduğunu düşündüğümde, çoğu şeyi daha önce görmeden karar vermiş şeylerimle dolu olduğunu gördüm. Peki görmeden karar vermiş isem, hangi kriterlere göre karar vermiş oluyordum? Ego burada devreye giriyor işte: Görmek istediğine göre!



Kayopya celselerinde de benzer konunun geçmesi benim için ilginç oldu...Bir defasında çok eskiden arkadaşa şunu söylüyordun: kişi zihninin içindeki bir şablonu aslında seviyor, baktığı sevgili ile onu birleştiriyor, kalıp, şablon işte neyse, belki arketip bir model..Ve Ramtha eli ile yıllar sonra şakağına parmağını bastırıpü herşey zihinde aslında, orgazm dışarıda değil burada dediğinde, aaa benim söylediğim şey diye şaşırmıştım. Dışarısı dediğimz şey de asla atomlar birbirine deyemiyorlar: )

Buraya kadar iki kavramı kırmızı yazmak istiyorum:

1.   Yüksek Benlik sadece "dürtükler"...
2.   GÖRMEDEN karar VERME!


Bu iki kavramı sonucu belki şunlar olabilir: İşaretleri dikkatli okuyup, bir çaba ile seçip, uygulamak için enerji harcamak gerekiyor. Bir TL ye de öğrenebilirsin, 10 TL yede, yani inatçılık ya da insiyatifi ele almak ve uygulamak...Diğeri ise. Yeterince veri birikimi olmadan bunun üzerinde bile sonuç için zaman harcamak, sadece enerjimizi azaltıyor, bırakın doğru bir yargıya ya da karara gelmeyi. Veriler oluşuncaya kadar, "Bekle ve GÖR". İşte bekle ve Gör ve GÖRMEDEN Karar verme! Bence birbirini tamamlıyorlar ve acelece verilmiş, zaman zaman değiştirdiğimiz kararların sebebi bu kanımca, elbette burada "sabır öder" devreye giriyor.


Yüksek Benliğin dürtükleme işine bir örnek: Yaylada odamda uyuyorum, fala derin de değil ama uykudayım. Mutfak balkonundan babamın sesi geliyor, tanıdık olmayan birinin sesi ve hiç düşünmeden zihnimde bir kavram olmadan kalktım ve balkona geldim, aşağıda bir adam ve adam şunu söylüyor "iyi yapmışsın bahçeyi ancak bir eksiğin var, hani balık havuzun?" dedi, babam ya işte komşuların çiftliği var şimdi biz onun ekmeği ile mi oynayalım diyor, kısaca öneriyi açgözlülük görüyor. Sonra yan komşuyu göstererek bunlar ile bir sorunu masaya yatıracağım, komşuya geldim diyor ve tam o sırada adam yüzünü ekşiterek, zaten bütün kasaba bunların ne..ben otomatik olarak devreye girdim ve epey uzun ve nazikçe anlattım Mevlana dan örnek verdim ve Yüksek Ruhların herkes ile iyi olmaları gerektiğini filan. Sonra böyle olmuyor siz aşağıda biz yukarıda diyorum, adam resmen şunu söyledi "sağol senin şu anlattıkların ayrandan da, limonatadan da daha tatlı geldi dedi ve izinsiz bahçeden giren, tel örgüden atlayan adam kapıdan çıktı...Akşam enişteye sorduk yok ben kimse görmedim dedi, babam duyuyorum yan komşulara soruyor, hem ihtiyar kadın hemde erkek hayır bize kimse gelmedi dediler, bizim gelinin akarabası olabilir ama buraya kadar gelip neden bize uğramasın dedi...

Burada benim sabah onaylamalarım sırasında, "Yüksek Benliğim, önerileriniz, tavsiyeleriniz mutlak şekilde analayabileceğim üzerimde olsun" dediğimi anımsadım...Birde hiç zihinsel işlemsiz neden bu şekilde konuştuğumu düşündüm...Ve işte adamın önerisini o gece "bak buranın adamları hep birbirinin ekmeğinde gözü" türünden hafife aldık...Bence bu ego idi...Ve birkaç gün sonra yine onaylamalar ve işaretler konusunda istediğimde; aslında bunun Yüksek Benlik "dürtüsü" olabileceğini düşündüm ve işaretleri okuyunca buraya bir havuz yaptırdık...Söyleyene değil, söyletene bakın derler ya...

İşte hayatımızda bu şekilde hep "dürtüklemelerle" karşılaştığımızı, ancak Ego ile kirlenmiş zihnin bunu görmezden geldiğini, göremediğimizi sonradan bir çok olayda keşfettim. Şöyle ki, bir de önerinin hiç te umulmadık yollar ile ve kişiler ile geldiğini ve o kişiye ya da o kişideki bir yapıya duyulan egosal önyargılar nedeni ile çoüunun görülemediğini gördüm...Örneğin, aklını hiç beğenmediğim kardeşimin, bir çok akıllıdan öte bana, Yüksek Benlik dürtüsü (kendisi bilmese de) taşıdığını keşfettim.

Burada önemli bir şey, sezgisel olarak havada bir gariplik ile bu tür mesajların "olabileceğini" keşfetmek. Evet, tam açıklaması olmasa da bir garip enerji hissediliyor, tabi ego ve önyargıla yeterince temizlenmişler ise...

Tiversonus

#13
Tüm dostlara teşekür ederim, açıkçası "Bekle ve Gör" modundayım ve huzurluyum, kısaca biraz sabırlı olmam gereken zamanlarım oluyor fark bu eakisinden...Ama işte bir Işın seansı öncesi yardım duası yapmıştım ve o günler de de hep aklımda şunu düşünüyordum: ACININ İLACI İÇİNDEDİR.

"Acının İlacı İçindedir" sözünü Mary Margaret Moore un kanallık yaptığı Bartholomew enerji vorteksi söylemişti...Birkaç kişiye de şunu söylemiştim, yapılacak en önemli yaratımın bir insana can vermek olduğunu, kutsal olduğunu ama böyle bir şeyde neden kadın neşe içinde gülmüyor da acılar ile doğum yapıyordu? Yani neden? Epeyce "bu ilaç ne olabilir?" diye düşünmüştüm Ve tam bu sorgulamalarım sırasında Kasyopya çevirisi geldi ve müthiş şekilde bir cevap ile: Acı DNA yi açıyor, ve YARATIM gücünü artırıyor, ancak nasıl karşılanacağı bu durumu belli ediyor denildi..

Ve tarihteki hizmet varlıklarının neden ortalamanın üstünde acı çektikleri bence gün ışığına çıkıyordu. Kısaca açık açık ben buna İlahi Rahmet Armağanı diyorum ve derinlerdeki huzurum buradan kaynaklanıyor ancak işte nasıl karşılayacağım, deneyimleyeceğim bana ve çabama, direncime, sabrıma, bakış açımı değiştirmeme v.b. bir çok şeye bağlı. Evet aslında çok nefes egzersizi ve onaylamalar da benim için iyi oldu diyorum. En yüksek itadeye uygun olan ve Tüm yaşam formları ve Tüm insanlık ve Dünya gezegeni ve benim için de EN hayırlı olan olsun diyorum çokça.

Tiversonus

#14
Genel düşünceme göre; bir şekilde iletişim içinde olduğumuz çevre ve insanlar arasından, herhangi birinden bu dürtüleri alabiliyoruz. Öyleyse, gelen her veriye açık bir xihinsel bakış ile bakabilmeliyiz. Ve şu istenebilir "mutlak şekilde analayacağım" şekilde öneriniz türünden onaylamalar ya da Yüksek Ben yardımı istenebilir...Ve eğer bir kenarda oturmuş, bizi rahatsız eden fazla bir şeyde yok ise, inanın Bilinç Gelişimi egosal bir balona hapsolmuştur...Belki bana şu söylenebilir, "hep uğraştığı gereksiz, yanlış şeylerden dolayı başına bela aldı", düşük bilinçlerce, yanağından kan damlayan bir sağlık taşıyan İnsanlığa hizmet aşkı olan kahramanları ben duymadım doğrusu, ama nedense bu çok "sağlıklı bir hedef" olarak önerilir.

Fiziksel olan herşeyin bir raf ömrü vardır ve asıl olan ise Ruh'tur.