Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kasyopya Celselerine Saldırılar Neden Bitmez?

Başlatan Tiversonus, 09 Ağustos 2010, 22:52:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Neden Kertenkelecikler ve Bedenim Hakkında Birşeyler Bilmek Gerekiyor?


Neden Kertenkelecikler, Tanrıça ve bedenim hakkında bir şeyler bilmem gerekiyor? Bedenimde başkalarının benimle birleşmesi, benim gözlerimden bakması için yer olması nasıl bir şey? Başkaları benimle birleşirse benim yapacağım şeyleri mi yaparlar? Yoksa başka dünyalar benim varlığımla birleşme yoluyla varlık alanına çıkarken ben de başka dünyalarda mı ortaya çıkarım? Posesyon (ele geçirme) nedir? Yirminci yüzyıl sonu Dünyasında birleşme ve varlık alanına çıkma nedir? Salgı bezlerimin bununla ve bedenimle ilgisi nedir? Bütün bunlarla birlikte cinsellik beni nereye götürüyor?" Şimdi, siz bu noktaları deşerken biz de size soruyoruz; İçinizdeki kutsallığı bilincinizin gizlerine açmayı öğrendikçe ne gibi derin sürprizler keşfediyorsunuz? Duvarlarla karşılaşıp benliğinizin en derin gizemlerini öğrendiğinizde bulduğunuz ne?



Pleiades Öğretileri 2 (12. Bu Düş İçinde Uyanın Sevgili Dostlar)


Kasyopya celseleri Satanik üst yoğunluk varlıklarının tüm maniplasyonlarını gözler önüne serdiği için (zihinsel proglamlama, itkileme, yapışık ruh, ilişik ruh, robotik kişiler v.s.) çok fazla eleştirilir ve saldırıya uğrar. Halbuki korunmak için durumun ne olduğunu bilmekten başka bir çare var mı? Hiç bilmemek bir koruma sağlayabilir mi? Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

Pleiades'in hep izlerini gördüğüm sevgili Mevlana bir eserinde ne söylüyor:

"Ne zaman iki kişi böyle bağlansa, bir başkası daha gelir
görünmeyen dünyadan. Belki de doğumla gelir,
eğer hiçbirşey önlemezse ana rahmine düşmeyi,
fakat bir üçuncüsü gelir herzaman, iki kişi birleşince sevgiyle,
ya da nefretle. Şiddetli nitelikler doğan
böyle birleşmeden gözükür manevi dünyada."



Aurik alanımıza girenlere dikkat etmeliyiz, özellikle Kendini-Bilmek yolu ile Bilinçte Evrimleşme yolunda olan kişilerin buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Nerede bir Mesih (Bilinçte Bir'lik) programı var ise orada satanik bir planda yürürlüktedir...Eskiden duvarlar arasında gizli okullarda inisiye öğrencilere verilen bilgilerdi bunlar. Şimdi ise artık gizli hiç bir şeyin gizli kalamayacağı bir dönhünün sonlarındayız.

Kasyopya celsleri Kertenkeleciklerle ilgili bilgi verdikçe, bilinçli ya da bilinçsiz portallarından bir "tepki" gelmeyeceğini mi düşünmek gerekiyor? Hiç bir şey süpriz değil aslında...KENDİ KUTSALLIĞIMIZI KEŞFE ÇIKTIKÇA, karşılaşacağımız şeyler ilk bakışta ürkütücü gelebilir ancak dualitik Evren de bu da normal. Ve bizler Evren'in modeliyiz...Kendi kutsallığımıza ulaştıktan sonra ise korkutucu olan bu tür şeylerin pek te bizleri korkutmadığını görebiliriz. Korku vadisi geçilmelidir, Galaktik Varlık Olma yolunda evrimleşebilmek için.

Kasyopya celseleri bu neden ile eşsizdir, kertenkelecikler hakkında hiç bir şey bilmemek bir "fayda" sağlasa tamam bu olsa ilgileilmemeli, ama korkunun ecele faydası yok bilinçte büyüyebilmek için Korku vadisi aşılmalı.

Alemtac

#16
Beni şaşırtan, başka bir sitede uzun zamandır yazılmayan Kasyopya celselerinin neden tekrar gündeme geldiği oldu. Bu konuda yapacağım en ufak bir yorum dahi yargılamak olur, şaşırmayı yargılamaktan saymazsak eğer. Bence herkesin birliğe doğru aldığı yolda öğrenme şekli kendine özeldir ve iyilik kötülük kavramının da bir olduğunun bilincinde isek, bu kanal iyidir, bu kötüdür demek, daha çok çıkacak basmaklarımızın olduğunu gösterir. Aslında böyle olmak da bir öğrenme şeklidir, bana göre. Hepimizin öğrenci olduğu bu gezegende, sevgiyi, bilgiyi seçme özgürlüğümüz olduğunu bilmemiz yetmez mi? Bizi yolumuzdan saptırmak isteyen yoktur, bizim seçimlerimiz vardır ki seçtiğimiz yolda öğrenecek derslerimiz olduğu içindir.
 

Tiversonus

#17
Sevgili Alemtac, gerçekten çok güzel özetlemişsiniz. Kasyopyalıların söyledikleri gibi "yargılamamak en iyisi" ve "hiç ilgilenmemek" bana en uygun duruş şekli geliyor. Aslında bir dostumuzun orada yazıyor olması nedeni ile takip ediyordum ve bu saatten sonra hiç ilgilenmemeyi daha uygun buluyorum kendi adıma. Sonuçta haklı olmanın ya da haksız olmanın da ötesinde taşınılan titreşim frekansı Ayna Evren tarafından yaratıma geçiyor, bu sanırım Secret'de de vardı: Taşınılan titreşim geri döner. Bu sadece iyi niyetli bir açıklama. Aslında bir şey paylaşmak için siteye girmiştim.

Ve bir niyet beyanı/duamı daha paylaşmak istiyorum:

Banyo veya duş yaparken çakralarımızı su ile yada el ile ovuşturarak yapılan bir niyet beyanı:




Kendimi İlk Yaratıcının İradesine Hizalıyorum.

Sevgili İlahi Mor Alev, Kırmızı ışın çakramı; en yüksek gerçeğimden daha düşük olan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle, arındır ve kalp çakrama bağla...

Sevgili İlahi Mor Alev, Turuncu ışın çakramı, en yüksek gerçeğimden daha düşük olan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle, arındır ve kalp çakrama bağla...

Sevgili İlahi Mor Alev, Sarı Işın çakramı, en yüksek gerçeğimden daha düşük olan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle ve arındır...

Sevgili İlahi Mor Alev, kalp çakramı, Yeşil Işın çakramı, en yüksek gerçeğimden daha düşük olan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle, arındır ve koşulsuz sevgi ile bir Güneş gibi parlaması için ayarla...

Sevgili İlahi Mor Alev, Mavi Işın çakramı, iletişim çakramı, en yüksek gerçeğimden daha düşük olan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle, arındır...

Sevgili İlahi Mor Alev, Üçüncü göz çakramı, epifiz çakramı, kahin çakramı, en yüksek gerçeğim ile uyuşmayan enerjilerden, titreşimlerden ve kayıtlardan temizle, arındır ve Yüksek Benliğime ve üst yoğunluk Başkalarına Hizmet Alemlerine bağlanacak şekilde ayarla...

Sevgili İlahi Mor Alev, tepe çakramda, yükseliş çakramda, Yüksek Entellektüel çakramda, bir lotus çiçeği gibi, bir Yaşam çiçeği gibi yükselişim için en uygun şekilde parılda...



Kelimeler bir düşüncenin dilde yansımasıdır. Elbette bunun yerine imajinasyon da yapabiliriz. Bizler Tanrı ve Tanrıçalarız, dolayısı ile düşüncelerimiz ve beyanlarımız ile yaratırızı ve titreşimlerimiz ile...Üzerinde fazla düşünmeden spontane yapılmış önerilerdir, kişi bunu kendine göre değiştirebilir ya da kendi niyet beyanını kendi oluşturabilir. Bir farkındalık, bir niyet, bir beyan olarak sadece örnek önerilerdir.

Tiversonus

#18
Kasyopya Celselerine neden saldırılar bitmez? Şunu düşünüyorum; eski zamanlarda yarı-gizli ya da gizli, dört duvarlar arasında verilen okült (gizli) bilgiler inisiyelere yavaş yavaş verilirmiş. Şimdilerde ise gerek Büyük Döngünün kapanmasına yaklaşıldığından ve gerek se daha fazla iyi niyetli insanlara ulaşma amacından dolayı internet sitelerinde genel olarak herkese açık veriliyor bilgiler. Bilinçte kategorik insan farklılıkları dolayısı ile tepkinin gelmemesi mümkün gözükmüyor...Bazen tersini de düşünürüm; genel olarak herkese açık bir kanal bilgisi (kitap ya da forum) yeterince tepki çekmiyor ise, evet bu olmuyor ise bunun olası anlamları nelerdir diye düşünüyorum. Genel yapının ne olduğunu düşünerek hafif bir deyim ile "rahatsız edici olmayan" bilgilerin anlamı ne olabilir? Dünya yaşamı, En Yüksek Gerçeğimiz ile uyumlu bir paralellikte midir ki; tepkisiz eserler bilinçte devrim ya da evrim yapabilsin? Kısaca herşey akmakta olduğu gibi akmakta diye de düşünürüm çoğu zaman.

Tiversonus

#19
Sohbet havasında yazmaya devam...bir itirafta bulunmam gerekir ise, konunun başlığının dar kaldığını söylemeliyim.


Bir kaç özümsememi paylaşmak istiyorum. Ancak öncelikle bu özümsemenin katı, değişmez bir özümseme olmadığını söylemeliyim. Yine de iyi niyetli insanlara faydalı olabilmek amacı ile paylaşmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bireysel bilinç birimi olarak insanlar, öğrenmek, keşfetmek ve uygulamak için deneyim yoğunluklarında bulunmaktadırlar. Tam burada Kasyopya Birleşik düşünce bir nitelik olarak daha çok "öğretmen" dirler. Yani verdikleri bilgiler varlıklar olarak gelişimimizi sekteye uğratacak "hazırcılığın dışında" olan bilgilerdir. Her bir kavramın üzerinde kişisel olarak düşünmek hatta derin düşünmek gerekiyor ve kişisel olarak kavramların kendi hayatımızdan başlayarak, dışarı doğru genişleyerek keşfi gerekiyor. Böylece, bize üstatlık, öğretmenlik yapan Işık ailemiz hayat derslerimiz için ve gelişmemiz için bir keşif yolculuğuna çıkmamızı tetikliyorlar diye düşünüyorum...Öğretmenlik kavramı ilginçtir. Hazır olarak herşeyin verilmesi kişiyi geliştirir mi? Hiç bir şeyin verilmemesi de geliştirmez. İşte bu ikisi arasında bir denge sözkonusudur diye düşünüyorum. Önemli olan şeyin yoğunluk derslerinin kısaca evrimleşme için anahtarların verilmesi, işte bu anahtarlar "gerçek bilgi" ye ulaşmamızı sağlayan sadece katalizör şeylerdir, asıl bilgi değillerdir, ancak asıl bilgiye ulaşmak içindir. Kişi kavramları bireysel olarak keşfetme çabasına girişmelidir.


Genel olarak spiritüel camiada yaygın olan görüş şudur: Yüksek Benlik dürtüleri ve ruhsal rehberler çözümü sadece "öneririler". Çözüm yolunda ya da OLMA yada evrimleşme yolunda bir zorlama yapmazlar. Bizim çözeceğimiz şeyleri rehberlerimiz bizim yerimize çözmezler... Tersi olsa idi bu mekanik bir oyuna dönüşürdü...İşte bu ve benzeri sebeplerden dolayı; Kasyopya celselerini okuyan standart bir kişiyi ele alalım: Hayali olan bu kişi, celseleri okuyor, ancak toplumsal programların bir ölçüde etkisinde ve aslında istenilen bir farkındalık seviyesinin de altındadır. Kişi yeni bilgileri almasıyla birlikte eğer olma yolunda, dogmatik ve bir sürü toplumsal programlarından bir arınma yoluna girmiyor ise devamlı olarak zihni bir direnç sergileyecektir. Celseleri okurken ki frekansı çok daha yüksek titreşimli olabilecek, celseleri zihninde düşündüğünce işte bir sürü zehirli düşünceler ile programlanmış zihni bu sırada devreye girecektir. Bu duruma bilginin varlığı(ya da OLMAYI) geçmesi de denilebilir. Ve işte o sırada zihin tüm eski yapısı ile bir direnç sergileyecektir: Ya bırakıp kaçmayı telkin edecektir ya da bu kaynağı negatif niteleyecek bir saldırganlığa dönüşecektir. Üçüncü şık, varlığın kendisi ile çalışması olacaktır ki işte gerçek "verimi" bu kişiler alabilecektir: Meditasyon, nefes egzersizleri, araştırma v.b. uygulamalar...


Gelişmek, evrimleşmek bir duyumsama olarak eski kişiliğin ÖLMESİ'dir. Evrimleşmek hiç te sanıldığı kadar kolay bir süreç değildir. İçeride ve dışarıda bir dir; şöyle ki nasıl ki yeni kavramlara toplumun ilerici unsurları açık ancak toplumunda bir statükocu yanı mevcuttur. Hem içeride hem de dışarıda her etkinin bir tepki karşılığı vardır. Bu kişisel olarak ta böyledir.


Zihinler tek bir katı gerçeklik içerisine çeşitli sebepler ile hapsolmuştur ve insanların ise en zor bırakabilecekleri şeyleri ise dramlarıdır.


Ve zihinde devamlı olarak bir yüzde elli-yüzde elli oranında Kasyopya celsleri verilerine "pozitif mi, negatif mi?" sorusu o-la-bi-lir. İşte bu bakışın içinde bir bilgelik vardır, bir öğretmenlik vardır. Tersini düşünelim: spiritüel çalışmalara hiç dokunmadığımız zamanlarımızda, bize yüz de olarak çok yukarılarda olan kaynaklar bizlere ne kazandırdı? Bulunduğumuz bilinç seviyesi ile bir uyumun olduğunun bir göstergesi olabilir mi kendini iyi hissettiren bilgi kaynakları. Bir bakış ile eski bilinci zorlamayan şeyler ne kadar "geliştirici" ve başka bir bakış ile de zorlayıcı, eski bilinci öldürücü, titretici, eski bilinç ile yeni bilinç arasında bir stresin belirtisi olması faktörünü taşıyıcı...Gerçekten uygulamalardan ve kendi ile çalışmalara girmeden bu celseleri okuyanlar için zihinde devamlı bir "gerilim" mevcuttur. Bunu derince bir çok yönü ile düşünmek gerekiyor. Ve kendi ile çalışana ise celselerden hariç bir "rehberlik" çalışır. Bunu keşfetmek için beklentisizce kişinin kendi ile saf bir niyet ile çalışması gerekmektedir. Ve Kasyopya Kanalı şunu önermişti: görmek, işte bazı şeyleri gördüğümüzde ortadan kalktığını da söyleyebiliriz, bu öğretilemez ancak yaşanarak keşfedilebilir, bireysel keşif ile öğrenilecek şeyledendir.


Sevgili Mevlana'nı şu sözünde olduğu gibi: Bir dalganın üstünde, bir dalganın altındayım...Burada kesin sorgulatmayan (hem içsel hem de dışsal veriler bakımından) şeyleri bulmak çok zordur. Ancak yine de Evrensel Yasaları gerçek pozitifliğin bakışı ile sunarlar ve işte sorgulanmanın ötesinde olan şeyler bunlardır, gerçek Başkalarına Hizmet bakışı ile garanti bir bilgi verişi ya da garanti bir sorgulatmayan veri ne kadar Yüksek Benliklerin genel yapısı ile uyuşur? Yüksel Benlikler sadece "dürtüler" ve oyunu biz oynarız, bilgi ile ya da seçimler ile gelişmeyi, sanmıyorum ki hiç bir Yüksek Benlik zarara uğratsın. İşte uzun bir süre sonra ekipten ayrılan Frank'in durumu da buna örnektir. Sadece AN vardır ve hem içte ve hem dışta kendilerine dogmatik bir bağı kurmayacak kadar bir dengeyi gözetirler. Kendini hertürlü sağlam ve tutarlı bir kaynak mış gibi kendine bağlamak ne kadar doğrudur, ne kadar üst boyut bakışıdır? Bunlar üzerinde düşünmek gerekir. İnsanlar hep kolayı isterler, sorgulatmayan, katı, güvenli bir liman gibi sığınacakları bir şeyi ya da şeyleri. Bu ise dogmatizmin gelişimin ve bireysel gelişimin de durmasının en büyük nedenidir. Düşünün, bazı dinlerde kendini çok aşırı şekilde yeminler ile doğrulayan ve değiştirilemeyeceğini, bozulamayacağını yeminler ile sabitleyen kaynakları ve bu dinlerdeki kişisel gelişim seviyelerini...Çok basit bir matematiksel mantık ile; hangi yaklaşım bireysel gelişim açısından faydalıdır diye düşünmeyi öneriyorum. Amaç bireysel Kendini-Bilmek ve buradan da Bir'lik frekansına gelmek ise hangi bakış daha çok "iş yapar"?...


Kasyopya celselerinde kişisel olarak; "Melami" Özelliğini duyumsarım.(baknz:https://www.baskalarinahizmet.com/karalama-defteri/gurdjieff-163/)

Tiversonus

#20
Gerçeği Arayışın tek bir yolu yoktur, hatta Gerçek sınırsızdır. Ama yinede Gerçeği Arayış, yüksek bir düşünme ve bilinç gerektirir. Gerçeğin keşfi dışarıdan alınan bilgiler ile daha çok içsel bir yolculuktur. Bireysel olarak keşfe çıkmaktan ya da kavramları önyargısız, duygu yüklemsiz, sadece olduğu gibi görebilmeyi de içeren bir bakış ile üzerinde düşünmekten başka yol yoktur. Herhangi bir kaynağın verebileceği maksimum bilgi sadece bireysel keşifleri tetikleyen, cesaretlendiren bu tür şeylerdir. Kavramları kendini-bilmek yolculuğunda içsel olarak keşfetmeyen insanların en temel düştükleri çıkmaz, kaynakları dogmalaştırmalarıdır. Bir kaynağın herşeyi verdiğini düşünmek kadar yanlış bir şey yoktur. Bu bakış açısı sonunda, pozitif negatif gibi sadece gözlemcinin bakış açısına dayalı olan bir duruma kişiyi getirir. Dünya'da olmuş olan genel durum da budur aslında. Dikkat edilir ise, bilinç kendine "güvenli bir liman" sağlamış olur ve bu güvenli limandan kendini çıkaramayacak şekilde durağanlığa girmiştir, kısaca kaynak dogmalaştırılmıştır. Aydınlanmanın dışarıdan verilememsinin bir başka sonucu, dışarıya bağımlı bilinçler oluşturmaması içindir. Aslında bu bir seçimden de öte kişinin Evren olmasından dolayıdır. Hayatın kendisine hayat vermek gibi çok açık bir eylemden başka da bir pozitiflik yoktur aslında. Kaynaklar bilinçlerce ne kadar negatif ya da ne kadar pozitif olarak yorumlansa da sonuçta kişinin pozitifliği kaynağa biçtiği değerden çok, kendisinin hayata ne verdiğidir. Yanlış anlaşılmasın diye şunu söylemek gerekir gerçek pozitiflikten kastım şu: İlk Kaynağın tümlüğünün herşeyin "güzelliğini" ya da "pozitifliğini" taşıyan en has, bozulmamış durum olduğunu ve diğer herşeyin buna göre DAHA AZ "pozitif" ya da "güzel" olduğu söylemek daha doğrudur. Ve ilk Kaynak Hayat verendir, hayatı var edendir ve hiç bir ayırım da yapmaz.

Hayata vermeye iten "herşey" bu neden ile aslına en uygun olmasına yakınlığı bakımından bir dar bakış ile "pozitiflik" TİR...Dolayısı ile hayata vermeye "itkileyen" herhangi bir kaynak, bir bilinci hayata vermeye itkilemeyebilir de. Burada önemli olan şey bireysel bilincin kendi içsel seçimlerinin daha önemli olmasıdır. Eğer gerçekten dar bir bakış ile bir "pozitiflik" arıyorsak, bunu kişisel bilinçler bazında kaynaklardan bağımsız aramalıyız.

Çok daha anlaşılır olması için ülkemizden şu örneği düşünebiliriz: "Atatürk'çüyüm" diyen bilinçlerin gerçek Atatürk'çülüğe en fazla zarar veren olduklarını gözlemleyebiliriz. Ya da diğer avatarlardanım diğen bilinçlerin dinler adına o avatarların adını kullanarak katliamlara giriştiklerini, örneğin Hitler, örneğin papalık, örneğin Sudi Arabistan yöneticileri, örneğin İsrail devlet yöneticileri...

Tiversonus

#21
Kasyopya Celselerinin iki "takipçisi" aklıma geliyor: Bunlardan bir tanesi 22 yaşındaki bir genç ve EE (nefes egzersizi) programını hapishane/cezaevindeki mahkumlara götürüyor ve bunu uygulamalı gösteriyor, diğeri ise Frank rumuzlu kişi. Frank kendine hizmet eğilimleri ağır basıyor ve başka bir gruba katılıyor...Bir başka örnek İsa'nın hayatındaki "Judas" örneği...Üzerinde düşünmeye değer şeyler kanımca.

Tiversonus

#22
BH (Başkalarına Hizmet) Herkese Vermektir'in Mantıksal İncelenmesi

Mantık, matemtatiğin bir alt konusudur ve genelde önermeler ile ifadesini bulur. Bu bakımdan inceleyelim.


İçinde Bulunduğumuz Evren'imiz'in kutuplu İfadesi:

BH + KH = 1....ve BH = KH

veya

BH + KH = 1....ve BH > KH


veya

BH + KH = 1....ve BH < KH



Burada Evren'i Tekil Bir bütünlük olarak düşünüyorum ve yukarıdaki üç olasılık ihtimaline göre Evren'imiz dualitik/kutuplu/iklili/Ying-Yang yapıdadır.



Ra Bilgilerine ve Kasyopya Celselerine göre Evren dualitik yapıdadır ve 7 Bilinç Yoğunluğundan oluşmaktadır. Burada her iki kaynağa göre şu an'ki Dünya'mız 3. Bilinç Yoğunluğundadır.


3. Yoğunluk Dünyası Dualititik midir? Yani BH ve KH olarak kuutuplu mudur? Bunu yazının sonunda söyleyeceğim. Ancak önemli olan şey şu; 3. Yoğunluk Dünyası Evren'in bir parçasıdır, kısaca üst yoğunluk kutupluluğunun etkilerini taşımaktadır çünkü bütün Varoluş Bir Bütünlüğün parçalarını barındırır.


Burada şu soruyu sorabiliriz: Bir insan "kaç yaşında" BH olur? Veya bir insan BH olarak mı doğar?


Neyse bir önermeyi inceleyelim:


Önerme: BH herkese vermek değildir!

Bu önermenin olası iki sonucu vardır:

1. Olasılık: Doğru bir önermedir.
2. Olasılık: Yanlış bir önermedir.


Ve işte anlaşılır olabilmesi için bir soru soruyorum:

Soru: Dünya Kamuoyuna sunulan Secret/Çekim Yasası, BH'den BH'ye "verilen" bir bilgi midir?




"Kasyopyaya göre bh herkese vermek demektir,oysa ki Ra'ya göre böyle değildir ve bu benim için mantıklı olanıdır.

Buna değinilmişti ama kısaca şöyle bir örnek verebilirim ki,bütünlüğü bozmak isteyen/yani zarar veren birini,zarar vermesi için istediği hizmeti vermek,bütünü bozmak demek bana göre."


Yukarıdaki önermeyi (BH herkese vermek değildir) mantıksal olarak incelemeye ve paylaşmaya çalıştım. Olası bir çok örneği ve durumu da sadelik adına paylaşmadım. Üst Yoğunluğa geçişin başladığı bir süreçte, Spiritüel sitelerde bir şekilde bulunan kişilere bir çağrım olacak. Hep birlikte birbirlerimize sahip olduğumuz en yüksek saygı ile davranalım, birbirlerimizi her fırsatta bilinçte besleyelim ve geçişin olası en zerafetli olabilmesi olasılığıını güçlendirecek frekansı oluşturalım, bunlar kolay şeyler değil elbette ama en azından elimizden geleni hep birlikte yapalım: Dünya en zerafetli geçişini yapabilsin.


Konu İle İlgili Nihai Yorumum: 3. Yoğunluk Dünyası, doğası gereği KH yapısındadır ve bundan dolayıdır ki sadece "BH eyilimli" olmaktan söze dilebilinir. Üst yoğunluklar ise BH ve KH olarak kutuplaşmış bir bütünün parçalarıdır. "Eyilimli" olmak ise kolay ölçülebilir bir şey değildir açıçası. Ve Ra Bilgilerinin de "BH sadece BH'ye verir" benzeri bir yakalaşımda olduğunu asla görmedim, okumadım ve açıkçası Ra Bilgileri ile Kasyopya Celeslerine göre anladığım ortak görüş şudur: BH herkese verir.

Dolayısı ile önermenin (BH BH'ye verir) Evrenimiz'de mantıksal olarak işlemediğini söyleyebiliriz. Önermenin gözden geçirilmesi gerekir. Kısaca eğer ki BH sadece BH ye vermiş olsa idi; KH kime verecekti:)? Kimse kendi grubundan başka birine vermeyecekti gibi bir garip durağanlık ortaya çıkardı veya KH'nin KH'ye vermesi gibi garip bir sonuç çıkacaktı...Elbette başka sonuçları ortaya çıkaran bir önerme (doğru olması durumunda)....


Kısaca "BH sadece BH ye veririr" önermesi yanlıştır ve tüm çıkarımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekelebilir.

Tiversonus

#23
Belki de (ki bence bu böyle), Başkalarına Hizmet (BH)'nin -ve bu BH eğilimi hakim iken, BH eğiliminin- "verebileceği ürünleri" düşünmek ya da neler olabileceğini derin tefekkür etmek gerekiyor. Buradaki yanlış olabilecek bir varsayım sözkonusu olabilir. Kısaca BH'nin ve BH eğilimlinin "ürünleri" nelerdir?

Ra Bilgileri'nde -üst yoğunluk- Kendine Hizmetlere ve onların etkilerine karşı "Sevgi" önerilir. Acaba bu BH'nin KH'ye verebileceği bir ürün müdür? Aslında alıcı almak ya da almamak konusunda özgürdür ama öneri tamamen "sevgi" ya da "ışık" tır. Bunu bir savaş ya da mücadele hisleriyle yapılmış sevgi ya da ışık olduğunu düşünebilmek çok zor bir yorumdur. Zira "Yaratılmışlara bak Yaratan'ı gör" Bir'in Yasasına Tekamülü hızlandıracak bir ara çalışma olarak önerilir. Ra Bilgileri idraki zor bir teorik eser olarak harikadır, sentezi için dua ya da meditasyona yakınlık şart diye de düşünüyorum.

Tiversonus

#24
Örnek: Ra Bilgileri'ne Göre BH'ler Dünya KH'lerine "Vermiştir"

Bu sayfanın başlarında bulunan Ra Bilgilerinden bir bölümü paylaşmak istiyorum:



SORU: ABD bu araçları yapacak teknolojiyi nasıl öğrendi?

RA: İnsanlarınızın Nikola titreşimsel ses kompleksiyle bildiği bir akıl/beden/ruh kompleksi vardı. Bu varlık ilüzyondan ayrıldı ve gerekli bilgileri içeren kağıtlar, sizin ülkenizin güvenliğine hizmet eden akıl/beden/ruh kompleksleri tarafından alındı. Dolayısıyla insanlarınız ilgili temel teknolojinin bilgisini elde etti. Ruslar olarak tanımladığınız akıl/beden/ruh komplekslerinin durumunda, o teknoloji yaklaşık olarak 27 yıl önce Konfederasyona bağlı bir grup tarafından, insanlarınız arasında bilginin paylaşılması ve huzurun sağlanmasına yönelik bir çabayla verildi. Bu varlıklar bu bilgileri vermekle hata ediyordu ama bu döngünün sonunda hasadınıza yardımcı olmak için pek çok şey yaptık ve bazı yardım türlerinin de ne kadar budalaca olduğunu öğrendik. Bu yardımlara olan ihtiyacın ve insanlarınızın çağrılarının kat be kat artıyor olmasına rağmen şu andaki yaklaşım biçimimizde daha dikkatli olma nedenlerimizden biri de bu.



Burada;

Verenler : Konfederasyona Bağlı Bir BH Grubu,

Alanlar: Ruslar (Rusya devleti veya devletin bir bölümü)

Verilen: Silah ya da savunma ile ilegili teknik bilgiler.

Verilme Amacı : "insanlarınız arasında bilginin paylaşılması ve huzurun sağlanmasına yönelik bir çaba" için



"BH sadece BH'ye verir" önermesinin Ra Bilgileri açısından inncelenmesini yaptığımızda;

Olasılık 1: Eğer "Ruslar" Başkalarına Hizmet Varlıkları ise: BH vermiştir BH'ye sonucu ortaya çıkar

Olasılık 2: "Ruslar" Dünya gezegeni üzerinde genel durum gibi KH (kendine Hizmet) ise: BH vermiştir KH'ye sonucu ortaya çıkar...


Bir itirafta bulunmam gerekir ise; silah veya teknik bilginin verilebileceğini ya da verilemeyeceğini pek düşünmemiştim; BH varlıkları tarafından. Ancak "insanlar arasında bilginin paylaşılması" ve bu çok daha önemli bir amaç kanımca "Huzurun sağlanması" amacı ile askeri nitelikte bilgiler verilmiştir, Ra Bilgilerine göre. Bence burada nihai amacın önemi çok önemli: Huzurun sağlanması ve kanımca da verilmesi olumlu bir şey.


Buradan çıkan başka bir şeyde şu: Konfederasyona bağlı varlık grupları, yani BH varlık grupları arasında bir çeşitliliğin olması sözkonusu. Ve bu çeşitlilik içerisinde farklı tavırların ya da öğretilerin ya da yorumlamalar ile Başkalarına Hizmet'in sözkonusu olabileceğidir. Kısaca BH varlıkları farklı girişimlerden bulunabilirler bu onların BH olmalarına aykırı olmayabilir, bu ancak varoluşun eşsizliğine güzel bir örnektir ayrıca.


Evet: "BH sadec BH'ye verir" önerimesinin "Ra Bilgilerine göre de böyledir" önermesi YANLIŞ BİR ÖNERMEDİR. Kısaca Ra Bilgileri'ne göre BH varlıkları zamanında dünya içinde bir pozitif amaç için KH'lere askeri ve teknik bilgiler vermişlerdir. Ve tekrar söylemek gerekirse; önerme yanlıştır ve Ra bilgilerine göre de yanlıştır ve yanlış önermelere göre yürütülen akıl yürütme ile çıkarılan sonuçların tekrar gözden geçirilmesini öneriyorum.

Tiversonus

#25
Güç (Ego) Dersleri ve Sevgi, Bilgelik Dersleri

Varlık keşif yolculuğuna gelecekten geçmiş olarak adlandırabileceğimiz bir hicret ile başlar öğrenmeye. Doğal olarak varlık önce "Güç Dersleri" ya da Ego dersleri ile deneyimine başlar. Dolayısı ile Ego'yu kuvvetlendirecek tavırlar ve aksiyonlar ile Güç derslerini tamamlamak eğilimindedir. Bu doğal olan bir durum ayrıca. Dünya'da belirli genetik havuzlar ya da bölgesel genetik havuzlar Ruh'un öğrenme dersleri için bir potansiyel sunarlar. Burada Ruh'un dersleri açısından olaya bakmak en doğru olan yaklaşımdır.

Ego/Güç dersleri üzerinde yol alan ruhlar ile Sevgi/Bilgelik dersleri arasında yol alan ruhların ilişkileri nasıl olmalıdır? Özellikle Sevgi ve Bilgelik dersleri ile öğrenme yolculuğunda olan ruhlar açısından duruma bakmak istiyorum. Ve Kasyopya kanalından özümsediğim (ve diğer kaynaklardan) fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Söylenecek en önemli şey Sevgi/Bilgelik yolunda yürüyen ruhlar için bu durumun "geliştirici" bir öğrenme potansiyelini taşıdığıdır. Duygu kontrolü öğrenilecek şeyleden birisidir.


İçerisinde Sevgi'yi henüz üretemeyen ruh niteliğinde olan Ego derslerinin öğrencisi olan ruhlar; enerji eksikliklerini "dışarıdan" tamamlama güdüsündedir. Çoğu zaman farkındalıksız bir şekilde bunu yaparlar. Böylece ego derslerinde kutupluluk kazanmak isterler. Başka bir şekilde "Enerji Vampirliği" yapmaktan başka çıkar yolları yoktur. Burada unutulmaması gereken şey, ruhun sevgi derslerine geçmeden bu derslerde bir deneyim kazanması gerektiğidir. Bir şekilde bilinçte bir aşama olarak geçilmesi gereken bir durumun objektifliğinin içinde değerlendirmek gerekir olayı. Kanımca geçmiş/eşzamanlı yaşamlarda bu aşama her ruh için sözkonusudur.


Psişik kancalar atılır ve enerji çekilmeye başlanılır. Eğer duygu kontrolünde yeterince gelişilmemiş ise, oldukça fazla enerji karşı tarafa aktarılır. Ve elbette bilgili olmak ve farkındalık içinde gözlemlemek te önemli.

Sevgili Mevlana'ya gelirler; "size göre söylesek biz üzülürüz, bize göre söylesek siz üzülürsünüz" der. Burada bazen sukut önerilir. Herzaman bunun böyle olacağını söylemek çok zor. Kasyopyalılar duruma göre, hiç ilgilenmemek derler bazen de durumu genel olarak ortaya koyarak, iyi niyetli insanlara faydalı olunabileceğini de. Kısaca her duruma göre değişebilir bir yaklaşım olabilir. Ancak olayın nerelerden kaynaklandığına dair bir genel bakışımızın olması önemli. Resmi genel olarak görebilmeli. Ontolojik temelleri bilinmeli. Ve buradan enerjimizi en efektif şekilde kullanacak tavırlar aranmalı. Unutulmamalı ki; ego dersleri ile meşgul olan bir Ruh ile Sevgi ve Bilgelik dersleri ile meşgul olan Ruh'ların birarada bulunmalarında her iki taraf içinde öğretici bir durumun olmasıdır.

Üçüncü yoğunluğu deneyimleyen varlıklar olarak, hareketlerimizi belirli farkındalık içerisinde gözlemlememiz gerekiyor, diğer türlüsü robotik/mekanik bir davranış olur. Niyet ile başlayan egosal temizliklerimiz çabayı da gerektiriyor. Söylemek istediğim, arınmanın bir süreç olduğu ve spiritüel sitelere üye olanların bir şekilde niyetli kişiler olduğunu düşünmem ancak yine de bir çaba ile egosal temizlik herkes için şart, belirli ölçülerde. Hayat derlerinin alınmasını geçiktiren şeyler ise; inatçılık, acelecilik, açık fikirli (önyargılı olmak) olmamak diye düşünüyorum. Yanlış yapmaktan korkmak yerine kendi öz-eleştiri mekanizmamızı çalıştırarak kısa sürelerde hızlı sonuçlar alabiliriz. Nitekim kendi hayatımdaki deneyimim de bu yönde. Önyargılı olmamak derken, mantığın matematiğin önermeler ile ifade edilen bir bilim olduğunu unutmamak gerekir ve acımasızca kendimizi eleştirebilmeli ve bunu da bir suçluluk duygusu ile değil ancak saf niyet ile tekamülümüze adanmışlık içinde yapabilmeliyiz. Yanılmışsak yanılmışızdır bu telafi edilebilir bir şey ama haklılık nevrozuna tutulmak işte bunu tedavi etmek çok zor. Söylemek istediğim şey; samimi olmalıyız ama önce kendimize ve gözlemlemeliyiz ki yine önce kendimizi. Ve bu arada şunu düşünmüştüm; gerçekten bir psikopat kendinin psikopat olduğunun farkında olabilir mi? Sanmıyorum? Düşünün; zihninde on iz bılunan bir varlık, karşısındakinde yirmi iz var ise; kendinde olmayan izleri görebilir mi? İkinci yoğunluk bir kedi ile bir insanı düşünelim: Ve kedi üçüncü yoğunluk varlığını hep anladığını sanıyordur büyük ihtimal ile. İşte burada herşeyi bilemeyebiliriz. Tıpkı Yüksek Benliğimizin, duyu algılamalarımız dışında bulunması gibi, ama var işte. Yani, her zaman anlayamama payımızın olabileceğini çünkü; 3. yoğunluk bilincinin üstünde bilinç aşamaları olduğunu bilmek gerekiyor. Belki açık fikirli olmak der iken bunu kast ediyordum. Bir bilinç sütünün algılanma sorunumuz olduğunu düşünüyorum, ki eğer tam algılayabilse idik zaten üst yoğunluk bilincine geçiş yapılırdı. Bilincin genişleyen bir sonsuz açılım olduğunu düşünmek gerekiyor. Kendinde on izi olan karşıdaki bilinçteki fazladan olan on bilinci ne olarak "algılayabilir" ? Bence tanımlı olmayanın görülmemesi demek olabilir bu durum. İşte bu aşamada, bildiklerimizin öğretmeni ve aynı zamanda bilmediklerimizin de öğrencisiyiz. Açık fikirli olmak bence çok önemli.

Hayatta kayda değer tek şey Öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmektir. Ve herşey Ruh'un öğrenmesi içindir.

Tiversonus

#26
İyiniyet ve Bilgi Katsayısı Arasındaki Reaktif Etkileşim


İnternette yazmak çok zor, anlaşılabilmek üzere ortada fikirler yok ise ya da ağırlıklı olararak bilimsel bakışın dışındaki yaklaşımlar sözkonusu ise...Makale okumak için çok verimli olabilen bir ortam, sosyal sohbet için pek verimli olamayabilir, işte burada ikili frekans ve düşüncenin aktarımında sorunlar ya da arızalar çıkabilir bunu söylemek istiyorum, bunu ben deneyimledim hem işin mağdur hem de uygulayıcısı konumuna düşerek, bunlar sadece sonuçlardı. Sonuçlar amaçları aşmıştı ya da niyetleri...


Çok net , berrak bir zihinsel bakış ile, yazılması zor olanı yazacağım. Zor olanı yazacağım çünki, bireysel bir düşük ego beklentim yok, yazacağım çünki, bir çok bilinç belki, yani belki de değil farklı yorumlayacak. Bu tıpkı Galileo gibi olmak. Ya da şunu düşünün: Böyle bir bakış açısını duyumsadım ve bunun bulunduğum kollektife faydası yok, en azından bir düşünelim. Zaten kendimin en önemli onaylamalarımdan birisi şudur: "Sapmalarımdan arınarak, bilinçte...evrimleşmek"...Yani ben hadi bilemediğim, algılayamadığım bir sapmaya sahipsem, işte bu kendim için olan bir olasılık..


Örnek şu: Bir bireysel bilinç birimi, özgür iradesine ya da dolaylı bir çok sebepten dolayı bir fikri savunuyor: Bilinci evrimleştirecek şey Sevgi'dir ve Bilgi ise sevgi ile tezattır...


Burda önemli olan şey şu; fikrin olumlu ya da olumsuz bir önerme değerine sahip olması değil, bu elbette ayrıca incelenecek, gözlemlenecek, belki zaman zaman da geçerliliği olabilen ama bir şekilde kendi doğruluk ve yanlışlık değeri bir takım süreçlere bağlı bir durum...İncelenir v.s. Sonra buradan çıkarılan özümsemeler ya kabul edilir ya değiştirilir ya da saplantılı bir şekilde dogmatizmin bataklığının koruyuculuğuna bırakılır. Bunların hepsi bir seçim...


Sonsuz Olasılık Sonsuz Kombinezyon


Tam şimdi burada çok daha etkin, etkileyici, durdurucu, frene basıcı, yakın olduğu için çok daha vurucu bir fikir< yaklaşımı sözkonusu: Bilirsiniz, en zarar verici aile dramları yakınlardan gelir, yani sevdiklerimişzden...Örneğin bize bir ciğerini hemen verebilecek bir annemizin verdiği hayatta kalmaya engel yaklaşımların veridği zararı hiç bir yabancı veremez. Örneğin çocuk çağda iyi-niyet ile dogmatizmin tuzaklarına göndermek...Yakın çevremde çok var bu iyi-niyetli yakın aile davranışı ile dogmatik Konsorsiyum uzantılarına kendi en değerli varlığını "eliyle teslim edenler"...

İşte burda olduğu gibi: İyi-Niyet ve Bilgi İnteraktif Korelasyonu nu düşünüyorum: İyi-niyet yetmez, ne için "verimli bir sonuç için"...Bu önerme araştırılıp, incelenebilir ve aslında bilimsel bir bakış ile istisnalartı var ise bana kazanç sağlayacak şekilde bir duruşa da girerim: Böylece ilkn başta aynı-fikirde-olmayan bir bakışın beni geliştirmesine müsade ederek, bir seçim yapmış olurum: Buradaki önermem şu idi:) Aynı-fikirde olmamak, belirli koşullarda beni bilinçte geliştirebilir..

"Neden ilgileniliyor, anlamıyorum, hiç ilgilenmemek gerekir, sizleri anlamıyorum" görüşünü epeydir düşünüyorum. bu yaklaım verimli mi? Bu tıpkı hayatın içinde olmadan, iç dengeyi sağlamak gibi yani köşemde kendi dünyama saplanmak gibi bir sonucu çağrıştırıyor. Ya da çok enerji harcatan bir duruma karşı koruyucu bir önerme ile yardım etmek..Veya arasında bir ikili sonuç kümnesi...Sonsuz olasılık ve sonsuz kombinezyon..

Tiversonus

#27
Evet bir kaç günde bir adet: "Star-trek-Voyager" serisini seyrediyorum...Bir kez bir "şiir de"; "Bilim bitti, bilim kurguya mı",,,""sakın bilim-kurguya karşı olduğumu" anlaşılmasın...Ve ben bir şairin en çok şiirlere bakacağını sanardım. Ve Kasyopya celselerinde "Uyumadan Önce" şiirini ben hala orjinalini merak ederim ve ben açıkça şiir veya şair değilim ve parayla ladığım tek şairane şey Mevlana Mesnevşsidir...Ve tıpkı ann gibi ben bu seride Bilinçç Evrimim açısından, benden ne iş yaptığını sitede öneremedim. İki gündür önerdiğimde altına ne açıklama yazayım diye benim enerjimi aldığını net söylüyorum..Elbette bu benim neden bu şekild etkilendiğimi ve bana ders verebileceğinin pozitif yanını da görmemi engellemiyor....Evet çok zamanında dedim anneme, "anne, canım, bak kardeşime iyi-niyetle yaptığın bu şey bence bilgisizce ve sonra çok zarar verici olabilir kardeşim için" demişimdir, dedim, derim. Beklentim yok, tek kalmaya razıyım ama sevgim iyi-niyetimin bilgi ile açıklamasında.


İyi-niyet on üzerinden on, bilginin kutupsallaşmasınına katkı değeri bakımından sonuç ne??? bence ne ben ne başkası , buna bakmak yeterli, bu bence, ve çokta önemli değil...

Alemtac

#28
Bir kaç dakika önce buraya baktığımda, belki bir saat önceydi, bilemiyorum..sonuçta zaman yoktur :) Sevgili Tiversonusun bir sorgulamasını gördüğüme yemin edebilirim. Belki intenetin aziziliğidir, bilemiyorum. "Neden tekrar gündeme geldi" sorumla ilgili yazılmış bir şeyler gördüğümü sandım. Sanrım üzerine cevap veriyorum Sevgili Tiversonus, takılmamanız için, motivaston için...nasılsa bir şey değişmeyeceği için, sevgili dostum :)
 

Tiversonus

#29
Sitedeki yazışmaları dün keyifle okudum...Ancak, kemoterapinin en pis yan etkilerini yaşıyorum:iştahsızlık, sinir sürekli uyuma isteği v.s...Bu neden ile maksimım takip edip, minumum katılıyorum...Özellikle Hathor ların meditasyon önerisini önemsiyorum ve bol bol, onaylama ve dua ediyorum. Bu vesile ile tüm dostlara selamlarımı , sevgilerimi sunuyorum. Ayrıca, foruma yeni bir renk/ışık ve ses getirdiği için sevgili erica arborea' ya da teşekürler! Tüm yeni üyelere de selamlar ve sevgiler ve daha fazla aktif katılımlar diliyorum çünki, hem öğrenci hem de öğretmeniz, hepimiz, tüm üyeler.