Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İnsan Sağlığı ve Mineraller

Başlatan Moderator, 12 Temmuz 2010, 12:20:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Moderator

Gerçekten mineral desteğine gereksinimimiz var mıdır?


Mineraller, bedenimizdeki milyarlarca hücrenin içinde yer alan ve hemen hemen her reaksiyonda rol oynayan görülmez içeriklerdir.


Enzimleri etkinleştirmekten, kimyasal reaksiyonları harekete geçirmeye ve iyi bir kemik yapısı oluşturmaktan, sağlıklı beyin fonksiyonları sağlamaya kadar fonksiyonları bulunmaktadır. Bu yüzden minerallerin görevleri vucudumuz için önem taşır.


Vücudumuz kendisi mineral üretemediğinden, minerali yediğimiz yiyeceklerden almak zorundayız. Problem de burada başlar, çünkü temel mineraller artık topraklarımızda eskiden bulunduğu kadar bulunmamaktadır.


Son zamanlarda gerçekleştirilen çalışmalar bunu açıklıkla ortaya koymuş ve aynı zamanda da bunun sağlığımız üzerindeki etkilerini göstermiştir.


Kanada'da yapılan bir çalışmaya göre, son 50 yılda yiyeceklerde, demir, kalsiyum ve diğer mineraller de dahil olmak üzere, besin değerlerinde ciddi düşüşler olduğunu ortaya koymuştur.


ABD Ziraat Bakanlığı tarafından yürütülen bir başka çalışma ise, önemli sayıda Amerikalının kalsiyum, magnezyum, çinko, demir, bakır ve manganez gibi mineralleri tükettikleri yiyeceklerden yeterli miktarda alamadıklarını ortaya koymuştur.


Bu da, taze meyve, sebze ve et açısından zengin gıdaları tüketseniz bile, sağlığınızın, bir ya da daha fazla vitamin ve mineral eksiklikleri nedeniyle hala tehlikede olduğu anlamına gelmektedir.


Vitaminler vücudumuzda minerallerin yardımı olmadan fonksiyon gösteremediklerinden mineral eksikliği vucudumuz için vitamin eksikliğinden çok daha fazla zarar vericidir. Mineral vitamin arasındaki bu ilişki dengeli beslenme ve sağlığın korunması açısından önem taşır.



Mineral Eksikliği ile Oluşabilecek Sorunlar



Demir eksikliği: Demir eksikliği çabuk yorulma, çaprıntı, nefes darlığı, ciltte görülen solukluk, baş dönmesi, başağrısı, dudak kenarında görülen çatlamalara neden olabilir. Ayrıca demir eksikliği durumlarında hafıza dikkat azalması ve konsantrasyon eksikliği görülür.


Çinko eksikliği: Çinko eksikliği enfeksiyonlara yakalanma olasılığını artırır. Tat ve koku alma duyusu azalır. Çocuklarda büyüme bozukluğuna neden olur. Tırnakların dayanıksz hale gelmesi, saç dökülmesi, iştahsızlık görülür. Ciltte görülen egzama ve akne sorunları da çinko eksikliği ile ortaya çıkabilecek rahatsızlıklardır.


Magnezyum eksikliği: Magnezyum eksikliği kalp çarpıntısı ve kalp ritim bozukluğuna neden olur. Konsantrasyon eksikliği, stres, migren, kusma bulantı, kas titremesi, mide bağırsak krampları magnezyum eksikliği ile oluşabilecek diğer sorunlardır.


Kalsiyum eksikliği: Kalsiyum eksikliği kemiklerin zayıflaması, erken diş çürümeleri, tırnak kırılmaları, uyku sorunlarına neden olur. Kalp çarpıntısı, kas ağrıları, kas krampları, eklem ağrıları da kalsiyum eksikliği ile oluşabilecek rahatsızlıklardır.



Doğru Mineral Desteği Seçimi



Kaliteli bir mineral desteği seçimi için yol gösterici ilkeler aşağıda belirtilmiştir.


Mineraller ve Diğer Gıdaların Aynı Anda Desteklenmesi


Herhangi bir besinin eksikliği sağlık problemleri için açık bir davetiye olacağından, sadece mineralleri içeren değil, aynı zamanda genel sağlığın sürdürülmesi için gerekli vitaminleri de içeren gıda desteğini birlikte almak gerekir. Gıda takviyesi olarak kullanılan desteklerin çoğunda vitamin ve mineral çeşitleri bir arada formüle edilmiştir. Multivitamin multimineral olarak bilinen ürünlerde vitaminler ve mineraller biraraya getirilmiştir. Bunun sebebi vitamin ve minerallerin görevlerini faydalı bir şekilde yapabilmeleri için birbirlerine ihtiyaç duymalarıdır.Tüm kötü beslenme olayları ile aynı anda mücadeleye yardımcı olmak üzere, içinde amino asitler, eser mineraller, antioksidanlar ve baharat özleri de bulunan vitamin mineral takviyesini tercih edin.



Daha iyi Emilim için Şelat edilmiş Mineralleri Kullanın


Vücudumuz, minerallerin emilime hazır hale gelebilmesini sağlamak için, mineral maddelerini sindirim sistemimizde şelat edilmiş hale dönüştürür. Ancak birçok kişide bu süreç olması gerektiği gibi çalışmadığından, mineral maddeleri emilememektedir.


Bu nedenle, emilimi on kat daha fazla arttırabilen şelat edilmiş mineralleri kullanmak daha akıllıca olacaktır.



Doğa Sinerjistik Olarak Fonksiyon Göstermektedir


Yüksek kaliteli bir destek üretmek, birkaç içeriği bir araya getirip karıştırdıktan sonra paketlemek anlamına gelmemektedir. Mineral desteği yaratmak, doğanın sinerjisinin bir tek dozunun bilimsel bir formülasyonunu içerir. Bu yetenekli bilim adamları tarafından yaratıldığında, böyle bir destek parçalarının toplamından çok daha büyüktür.


Formüldeki aktif içeriklerin sayısı arttığında, bu içeriklerin çoğu, birbirleri ile karıştırıldıklarında, ya birbirlerini nötrleyecek ya da zararlı etkiler oluşturacaklarından, bu işlem daha da zorlaşmaktadır.


Bu nedenle de, desteğinizin güvenliği ve etkinliğinden emin olmak için, üst düzey yetkili bilim adamları ile çalışan şirketler tarafından üretilmiş bir ürün aldığınızdan emin olun.



Üreticiler Ne Kadar Güvenilirdirler?


ABD'deki doğal ürün endüstrisi çok sıkı kurallarla takip edilmemekte olduğundan, iyi bir gıda takviyesi ürünü bulmaya çalışmak, sağlığınızla kumar oynamak gibi bir riskle karşı karşıya gelmeniz anlamına gelebilecektir. Bazı doğal ürünlerin içinde, etiketinde belirtilmiş olan aktif içerikler bile bulunmamakta, diğerlerinde ise aktif içerikler yararsız ya da zararlı miktarlarda bulunmaktadırlar. Daha da kötüsü, bazıları sağlığınıza zararlı olabilecek diğer maddeler de içerebilmektedirler.


Bu nedenle, mevcut en üst düzey standart olan ve üretim ve kalite kontrol süreçlerini çok sıkı bir şekilde garanti eden farmasötik GMP ve F.D.A uyumluluğunu uygulayan bir üretici seçmeye gayret edin.



İçinde Ne Var?


Kutunun  üzerindeki etiketin içinde yazanlar, içindekinin garantisi olmadığından, aktif maddelerin kalitesi ve saflığının belgesi olan üretici tarafından ürün için verilmiş olan bir analiz sertifikası istemek akıllıca olacaktır. Eğer üretici firma böyle bir belgeyi vermeyi reddederse, onlardan hiçbir ürünü almayın.


Mineral desteğini, bugün ve gelecekte optimum sağlık düzeyi sağlayacak şekilde, akıllıca seçin.




http://www.haber7.com/haber/20100512/Gercekten-mineral-destegine-gereksinimimiz-var-midir.php

 

Moderator

#1
MAGNEZYUM


Vücudumuz için aslolan şeylerin başında gelen mineral Yani vücudumuz için vazgeçilmez mineralin magnezyum olduğunu biliyor musunuz?


Günlük hayatımızda şikayet ettiğimiz birçok rahatsızlığın, magnezyum eksikliğinden kaynaklandığını ve hatta yüksek seviyede magnezyum eksikliğinin, ölüme bile sebebiyet verebileceği yapılan araştırmalarla kanıtlamış bir gerçek!. Bu nedenle magnezyum vücudumuz için vazgeçilmez mineraldir..


Magnezyum, insan vücudu için hayati önem taşıyan 11 mineralden biri olup, enerji gerektiren tüm metabolik olayların yürütülmesinde başrolü oynamaktadır.


Aslında vücudumuz için gereken Magnezyum"u günlük diyetimiz ve içtiğimiz su ile almamız gerekir. Ancak tarımda hormon kullanımının yaygınlaşması, içme suyu suların tercih edilmemesi ve fast food tarzı yiyeceklerin tüketimi ile ne yazık ki aldığımız magnezyum miktarı gün geçtikçe azalmakta ve tehlikeli seviyelere düşmektedir.
 

Amerika Birleşik Devletleri"nde yapılan bir araştırmada 1940-1994 yılları arasında 32 milyon kişinin Magnezyum eksikliğinden yaşamını yitirdiği ve toplumda Magnezyum eksikliği görülme oranının %10-20 arasında olduğu ortaya çıkmıştır...


Magnezyum neden gerekli?


Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz, insanlarda metabolik aktiviteler meydana gelmez. Magnezyum vücudumuzda bir ön faktör gibi rol oynayarak 300 den fazla enzimatik reaksiyona girer. Kemiklerin güçlenmesini sağlar. Karbonhidrat metabolizmasında en temel görevleri alır. Canlıların yaşamında temel olan proteinlerin yapımından sorumludur.


Magnezyumun yaşamsal organımız üzerinde de olumlu etkileri vardır. Aritmilerin tedavisi ve kalp krizinin tedavisinde kullanılan magnezyum, kalp kasının kasılma şiddetini azaltır. Kalbin daha az enerji ve oksijen kullanmasını sağlar. Başka bir deyişle Kalbin ekonomik çalışmasın sağlar.
 

Bu bilgiler ışığında magnezyum eksikliğinin insan yaşamında son derece önemli olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.Ancak günümüz koşullarında ne yazık ki doğal yollar ile bu eksikliği gidermek gün geçtikçe zorlaşmaktadır.



Yeterli seviyede magnezyum alınmazsa ne olur?


Kaslarda gerilmeler ve kramplar, sersemleme, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk hissi, kadınlarda ağrılı adet, ellerde iğnelenme hissi, uyuşukluk, migren, gerilim tipi baş ağrısı , bulantı, kusma ve çarpıntı gibi ortaya çıkan belirtiler vücudumuzda magnezyum eksikliğinin habercisi olabilir.

 

Kimin Daha Fazla Magnezyuma İhtiyacı Var?


Yaşlılarda...


Yaş ilerledikçe birlikte magnezyum alımında azalma ve atılımda artış görülebilir.Yaşlılığa eşlik eden hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar kişilerin yaptıkları diyetle birlikte daha az magnezyum almalarına yol açmaktadır. Bu hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar ise vücuttan daha fazla magnezyum atılımına yol açmaktadır.Yine yaş ilerledikçe ortaya çıkan kemik erimesi (osteoporoz) riski dışarıdan magnezyum takviyesi ihtiyacını doğurur. Günlük magnezyum ihtiyacı, 65 yaş üstündekiler için 350 mg." a kadar çıkmaktadır...


Kadınlarda....


Adet dönemi başlangıcında ve devamında alınan magnezyum takviyesi adet sancılarını azaltır. Ayrıca hamileler ve emziren kadınların çoğunlukla beslenme yoluyla kapatılamayan bir magnezyum ihtiyacı vardır. Hamileliğin sorunsuz geçmesi ve çocuğun sağlıklı gelişmesi için annenin yeterli miktarda magnezyum alması çok önemlidir.
 

Sporcularda...


Spor faaliyetleri sırasında kas etkinliğinin artışına bağlı olarak magnezyum tüketimi artar. Öte yandan fazla terleme yoluyla da çok fazla magnezyum kaybettikleri için krampların oluşmasını önlemek ve performanslarını arttırmak üzere sporcuların magnezyum kaybını dengelemesi gerekmektedir.


Şeker hastalarında...


Diyabetikler sık idrara çıktıklarından magnezyum kaybı da fazladır. Bu kişilerin düşük kalorili beslenmeleri gerektiğinden artan magnezyum ihtiyacı da çoğu zaman karşılanamaz. Çarpıntı, titreme ve halsizliği önlemek üzere magnezyum takviyesi gerekmektedir.
 

Kalp ve özellikle hipertansiyon hastalarında....


Magnezyumun eksikliği kalp şikayetlerinin ve kalp ritim bozukluklarının artmasına neden olabilir. Bunun yanısıra klinik çalışmalar, magnezyumun hipertansiyonu düşürdüğünü göstermektedir.
 

Magnezyum gereksinimi...


Yetişkin bir kişinin günlük magnezyum ihtiyacı "Dünya Sağlık Teşkilatı"na göre 300 mg. dır. Ancak magnezyum ihtiyacı özellikle hamile kadınlar ve emziren annelerde, iki katına kadar çıkabilmektedir. Gebelik döneminde görülen krampların çözümü magnezyumdur. Bu anlamda, sağlıklı çocuk doğumunda ve gelişiminde magnezyum ihtiyacını kesinlikle gözden kaçırmamak gerekmektedir.


Ayrıca magnezyum, alkol tüketimi, yoğun zihinsel faaliyetler, fiziksel stres ve stres durumlarında, magnezyumun atılmasına neden olan ilaçların kullanımında magnezyum gereksinimi artmaktadır.


http://www.hekimce.com/index.php?kiid=2948







ZENGİN MAGNEZYUM İÇEREN YİYECEKLER




Tozkakao.......................................................................420 mg/100 gr
Buğday filizi............................................................. 400 gm/100 gr
Badem........................................................................... 260 mg/100 gr
% 70 kakaolu çikolata............................................200 mg/100 gr
Kuru fasulye...............................................................160 mg/100 gr
Fındık ve ceviz..........................................................140 mg/100 gr
Tam pirinç...................................................................140 mg/100 gr
Yulaf gevreği..............................................................130 mg/100 gr
Mercimek..........................................................................90 mg/100 gr
Entegral ekmek..............................................................90 mg/100 gr
Kuru incir........................................................................85 mg/100 gr


http://moral.forumr.biz/salk-ve-insan-f8/magnezyumcinkopotasyum-t483.htm
 

Moderator

#2
ÇİNKO


Son dönemde yıldızı parlayan çinko aslında vücudunuzun her hücresinde bulunan bir mineraldir. 


Bağışıklık sistemine oldukça büyük destek verir. Kış aylarında soğuk algınlığı ve gribe karşı oldukça etkili olan çinko, bakterilere ve virüslere karşı direnci arttırır, dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine katkıda bulunur. Aşıların etkilerini göstermesinde yardımcıdır.

 

Yaptıkları işler sadece bağışıklık sisteminizin düzenli işlemesinde, kemik ve bağ dokusunun oluşumunda, hücrelerinizin yapı taşı olan DNA ve RNA'nın yapımı değildir.   



Hastalığın kol gezdiği kış aylarında soğuk algınlığı ve gribe karşı çok etkilidir. Çünkü bakterilere ve virüslere karşı savaş açar ve sonuçta bu hastalıklara karşı çok zayıf olan kişilerde bu tehlikeyi azaltır. Akneye karşı da çok etkili bir mineraldir, A vitamininin kimyasal bileşimini harekete geçirir ve mikrop öldürücü etkisi akne sivilcelerinin kaybolmasını sağlar. Fakat çinkonun yararları bununla bitmiyor. Hücre yenilenmesinde payı olduğu için cildi de güzelleştirir. El tırnaklarını sertleştirir ve saçı kuvvetlendirir, nörodermitisi ve uçukları hafifletir. Adet görme ağrılarını hafifletmesini, kısırlığa karşı etkili olmasını da diğer özellikleri arasında sayabiliriz. Ve amalgam gibi ağır metalleri de vücuttan atar.


Özellikle kalp, beyin ve üreme sistemi çinkoya ihtiyaç duyar.


Zihinsel fonksiyonlarda, vücudun kendi kendini iyileştirmesi ve yenilemesi gereken durumlarda, kanın stabilizasyonunda, vücuttaki alkali dengesinin korunmasında önemli roller üstlenir


Çinko; sağlığınızı sürdürmede önemli görevler üstlenen bir mineraldir. Bağışıklık sisteminin düzenli işlemesinde, hücrenin temel yapı taşları DNA ve RNA'nın yapımında, kemik ve bağ dokusu kollajeninin oluşumunda rolü vardır. Büyüme, gelişme ve üreme sağlığında, hücreler arası iletişimde çinko vazgeçilmez bir besin unsurudur. Eğer besinlerle yeteri miktarda çinko alınmazsa pek çok sorun ortaya çıkar. Bağışıklık sisteminiz zayıflar, enfeksiyonlara karşı direnciniz azalır, yaralarınızın iyileşmesi daha güç hale gelir. Sağlıklı bir gebelik ve doğum için yeterli miktarda çinko alınması zorunludur. Çinko eksikliğinde saç problemleri ortaya çıkabilir, saçlar daha kolay kırılır ve saç uçlarında çatallanmalar meydana gelebilir. İlerlemiş çinko eksikliğinde tat duyusu da bozulabilmektedir. Çinko; gençlerin seksüel gelişmelerinde önemli görevler üstlenir. Daha da önemlisi çinko; hücrelerimizi serbest radikal hasarından koruyabilen, antioksidan etkili bir mineraldir. Bu nedenle pek çok antioksidan kombinasyonunda E vitamini, C vitamini ya da selenyum ile birlikte çinko da yer alır.


Gebelik döneminde çinko kullanılması yeni doğanın bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Çinko zengini besinlerin başlıcaları istiridye, kırmızı et, tavuk, fasulye, nohut, badem, ceviz ve yağlı tohumlardır-çekirdeklerdir. Özellikle kabak ve balkabağı çekirdeklerinde bol miktarda çinko bulunur. Günlük çinko ihtiyacınız 10-15 miligram kadardır. Özellikle büyüme dönemindeki çocuklar ve gençlerde, gebelik ve emzirme dönemlerinde, uzun süren ishallerde, vejeteryan beslenme biçimi seçenlerde ve yaşlılarda çinko eksikliği oluşabilir. Bu eksiklik serum çinko seviyeleriyle bir ölçüde gösterilebilir. Serum çinko seviyeleri düşük ve kişisel sağlık durumu nedeniyle çinko desteği yapılması düşünüldüğünde, besin desteği olarak çinko tabletleri kullanılabilir. Genellikle 5-15 miligram arasında ek çinko alınması yeterli olmaktadır.     


Bir çok besinde fazlasıyla bulunan çinko minerali bağışıklık sisteminde anahtar rolü oynar, zinde yapar, verimli yapar. Akyuvarların, antikorların oluşmasında payı vardır. Bağışıklık sisteminin bu askerleri bizi hastalığa neden olan virüslerden koruduğu gibi zehirli maddeleri de zehirsiz hale getirmede yardımcı olur.


Bağışıklık sisteminin düzenli çalışabilmesi için vücutta bol miktarda çinko bulunması gerekiyor. Yaraların iyileşmesi, görme duyusunun güçlenmesi diyabet hastalığı, böbrek hastaları, çinko eksikliği tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Çinko eksikliği sizi enfeksiyon hastalıklarına karşı savunmasız bırakır. Ayrıca tat ve koku duyularını da zayıflatır. Kırmızı et, karaciğer yumurta, deniz ürünleri, fasulye, bezelye ve fındık bol miktarda çinko içerir.



ÇİNKO NELER YAPAR?


ÇİNKOYA NE KADAR İHTİYACIMIZ VAR?


Çinkoya olan ihtiyacımız bir çok faktöre bağlıdır. Çocukların ve gençlerin yetişkinlere oranla daha az ihtiyacı vardır. Hastaların sağlıklı kişilerden daha fazla ihtiyacı vardır. Stresli tiplerin de sakin kişilere oranla ihtiyaçları daha fazladır. Alman Beslenme Cemiyeti yetişkinler için günde 15 mg öneriyor. Çinko kürü yapmak isteyen üç ay boyunca günde 20-30 mg almalıdır. Prensip olarak ise kadınların çinkoya olan ihtiyacı erkeklerden daha fazla değildir. Gebe ve emziren annelerin ihtiyacı biraz daha fazla olabilir. Çocuklarda çinko azlığı gelişme ve büyüme bozukluğuna yol açabilir.



DENGELİ BESLENME YETERLİ Mİ?


Her zaman yeterli değildir. Çinkonun barsak yoluyla alınması herkes için farklıdır. Besinlerin bileşimi de bunda önemli bir rol oynar. Vücut çinkoyu bol proteinli hayvansal ürünlerden aldığında bol lifli bitkisel yiyeceklerden aldığından daha iyi değerlendirir. Bu nedenle vejeteryenler genellikle vücutlarındaki çinko azlığından şikayetçidirler. Sporcular ve şeker hastaları için de aynı şey geçerlidir.



ÇİNKO AZLIĞI NASIL ANLAŞILIR?


Özellikle enfeksiyonlara karşı zayıf olma çinko azlığının en önemli belirtisidir. Bunun dışında çocuklarda öğrenme yeteneğinin sınırlı olması, büyümedeki aksaklıklar, saç dökülmesi, kısırlık, soğuk eller ve ayaklar, koklama ve tat alma duygusunun sınırlı olması, tırnaklarda beyaz lekeler de çinko azlığının diğer belirtileridir.



ÇİNKO EN FAZLA NELERDE VAR? (100 gramda)


İstiridye 7 mg ..
Peynir....... ......2-4 mg   
Sığır eti ..........5 mg   
Sütsüz çikolata ....2 mg
Kuru fasulye .......3 mg   
Yumurta ............1.5 mg   
Mısır ..............2.5 mg   
Brüksel lahanası ....1 mg 
Karides ............2.3 mg   
Brokoli .............1 mg




  Toprakta bulunur. Fakat suda eriyebilmesi nedeniyle kolay olarak da topraktan kaybolabilir. Diğer bir çok element ve vitamin gibi pişirme esnasında suya geçer. Özellikle sebzelerden yiyecek hazırlanırken pişirme suyu tüketilmediği takdirde yok olur gider. Tahılların öğütülmesi gibi işlemlerde de çinko içeriği tahrip olur. Vücudumuzda en çok erkeklerde prostat bezinde bulunur. Her iki cinste de bulunduğu diğer dokular göz retinası, kalp, dalak, deri, beyin ve böbrek üstü bezidir.



Çinkonun Etkileri


Çok sayıda vücut fonksiyonunda rol almaktadır. Bunların başlıcaları anlatılacaktır.


* Alkol dehidrogenaz enziminin yapısına girerek içki olarak alınan ve ayrıca vücuttaki kimyasal olaylarda oluşan alkolün etkisizleştirme işlemini yapar.

* A Vitaminin fonksiyonlarına etki eder.

* Deri sağlığına yararlıdır. Deri hücrelerinin üremesine, yağ bezlerinin çalışmasına, kollajen dokuya etki eder. Böylelikle hem cildimizin sağlığının korunmasına hem de yanık vs. nedenlerle oluşan kayıpların tamir edilmesine yardımcı olur.

* Enerji üretimine ve kemiğe fosforun tutunmasına etkilidir. Bizzat kemik ve dişlerin yapısına girer.

* Prostat bezi, göz, dalak ve adale dokularına bu gün kesin olarak belirlenemeyen etkisi vardır.

* Antioksidan özelliği ile hem hücreleri serbest radikallerden korur hem de hücre zarı ve fonksiyonlarına yardım eder.

* İmmun sisteme destek verir. Dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine yardımcı olur. Aşıların etkilerini göstermesine katkı sağlar.

* Protein sindirimine etkili enzimlerin yapısında bulunur.
 
* İnsulin aktivitesine etkili olup tat alma işlemine etkisi vardır.

* Beyin fonksiyonlarına, adale, eklem ve damar tabakalarına olumlu etkisi bulunur.



Çinko Eksikliği


Büyüme ve gelişme geriliği oluşur. İlk olarak 1961 de bu tanımlanmıştır.


* Ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe
 
* Enfeksiyonlara dayanıksızlık
 
* İştahsızlık ve kilo alamama

* Öğrenme ve dikkat eksikliği
 
* Akne, dermatit, saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları
 
* Tat alma duyusunda bozukluk
 
* Adet bozuklukları; her iki cinste ergenlik çağında uzun süreli eksiklik yaşanırsa üreme kabiliyeti ciddi zarar görür.



Çinko Fazlalığı


Normal beslenme ile fazlalığı oluşması pek olası değildir. İlaç şeklinde günde 100 - 150 mg olarak alındığında bazı belirtiler ortaya çıkar.


* Mide tahrişine bağlı olarak bulantı, kusma ve ishal
 
* Immun sistem baskılanması

* Kalp de ekstra sistol denilen erken atımlar
 
* Huzursuzluk, titreme ve adalelerde koordinasyon bozukluğu
 
* Terleme artışı, alkole tahammülsüzlük, hayal görmeler

* Kan tablosunda bozulmalar ve anemi



Bu belirtilerin bazıları fazla çinkonun bakır, demir gibi diğer elemetleri etkilemesinden dolayı olabilir.



Çinko Gereksinimi
Yaş mg / gün
0 - 12 aylar 3 - 5
1 - 10 yaş 10
11 yaş üstü 15
Gebe kadın 20 - 25
Emziren kadın 25 - 30



Erişkinlerin normal bir beslenme ile aldıkları miktar 10 mg kadardır. Tedavi dozu ise 30 - 60 mg olmalıdır. Çinko sülfat halinde olursa 220 mg dan 55 mg vucuda geçer. Çinko glukonat halinde olursa tamamına yakını alınır. Çinko alımı ile birlikte bakır da alınması gerekli bir uygulamadır.


Çinkonun Doğal Kaynakları


Hayvansal gıda bu açıdan daha yaralıdır. Midye diğer besin maddelerinden en az 10 kat daha fazla çinko içermektedir. Fakat midyenin içersinde başka zararlı maddeler de bulunabileceği için ülkemiz koşullarında çinko kaynağı olarak maalesef midye yenilmesini öneremeyeceğim. Hayvan yetiştiriciler hayvanların daha iyi gelişip, kilo almalarını için yemlerine çinko kattıkları için hayvan eti bu yönden yeterli bir kaynak olabilir. Süt ve süt ürünleri, tavuk eti ve yumurta bu yönden iyi besinlerdir. Tahıllar ve baklagiller öğütülmedikleri takdirde yeterli çinko içermektedirler. Toprakta yetişen ürünler toprağın çinko içeriği ile yakından ilişkilidir. Çinkonun suda erime özelliği topraktan da kaybolmasını kolaylaştırır. Normal bir beslenme ile yeterli çinko alımı pek söz konusu değildir. Fakat çinko başka yollarla da alınabilir. Su borularının içleri paslanmayı önlemek için galvaniz kaplanmaktadır. Gerek bu yolla, gerekse topraktaki çinko yağmurlar ile içme sularına karışarak ayrıca yemek pişirilen kaplar aracılığı ile bilinçsiz olarak çinko temin etmek mümkündür.

Vücudumuzda en çok erkeklerde prostat bezinde bulunur. Her iki cinste de bulunduğu diğer dokular göz retinası, kalp, dalak, deri, beyin ve böbrek üstü bezidir. Dışkı ile atılır. Az miktarda idrar ile de atılabilir. Ter ile doğal olarak kaybolur.


Alkol dehidrogenaz enziminin yapısına girerek içki ile alınan ve ayrıca vücuttaki kimyasal olaylarla oluşan alkolü etkisizleştirir. A vitamini fonksiyonlarında etkilidir. Deri sağlığına yararlıdır. Deri hücrelerinin üremesine, yağ bezlerinin çalışmasına ve kollajen dokuya etki eder. Böylelikle hem cildin sağlığının korunmasına hem de yanık gibi nedenlerle oluşan hasarların tamir edilmesine yardımcı olur. Prostat bezi, göz, dalak ve kas dokularına olumlu etkisi vardır. Enerji üretiminde ve fosforun kemiğe tutunmasında etkilidir. Kemik ve dişlerin yapısında rol alır. Antioksidan özelliği ile hem hücreleri serbest radikallerden korur, hem de hücre zarı ve fonksiyonlarına yardım eder.


A vitamininin kimyasal bileşimini harekete geçirir ve mikrop öldürücü etkisi vücuttaki aknelerin kaybolmasını sağlar. Hücre yenilenmesinde payı olduğu için cildi güzelleştirerek el tırnaklarını sertleştirir, nörodermitisi ve uçukları hafifletir. Ayrıca saç dökülmesi üzerinde olumlu etkileri vardır.


Hücre büyüme ve bölünmesi, seksüel olgunlaşma ve üreme, karanlığa adaptasyon ve gece görme, yara iyileşmesi, vücut bağışıklığı, tat ve muhtemelen koku alma duyumunun tamlığı gibi fizyolojik fonksiyonların gerçekleşebilmesi için vücudumuz çinkoya bağımlıdır.


Çocukların büyüme ve gelişmelerinin desteklenmesinde, bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesinde, akut alt solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde, diyare süresinin kısaltılmasında, diyare prevelansının ve pnömoni prevalansının azaltılmasında kullanılır. Ayrıca çocuklarda çinko takviyesi gustin enzimi üzerindeki etkileri ile tat alma duyusunu arttırmakta ve iştah arttırıcı etkisini göstermektedir.



Çinko Eksikliği


Yemeklerin pişirilme yöntemleri, stres, diüretiklerin kullanımı, alkol alımı ve diğer faktörlerle vücuttaki çinko oranı azalır.
Çinko temel bir eser element olup, insan organizmasının hücresel bölümüne büyüme ve farklılaşma gibi pek çok biyolojik süreçte katkı sağlar. Bağışıklık sisteminin gelişmesinde gerekli bir element olan çinkonun eksikliği durumunda çeşitli multisistem hastalıkları ortaya çıkmaktadır.


Çinko eksikliği sonucunda, büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir. Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe, enfeksiyonlara dayanıksızlık, iştahsızlık ve kilo alamama, öğrenme ve dikkat eksikliği, tat alma duyusunda bozukluk, akne, dermatit, saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir.
Şiddetli çinko eksikliğinde ise, bağışıklık sistemi depresyonu, sıklıkla tekrarlayan enfeksiyonlar, büllöz püstüler dermatit, diyare, alopesi gibi daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabilir. Bunun önlemesi için ek çinko takviyesine ihtiyaç vardır.



Çinkonun Fazla Alınması


Günlük ihtiyacın 10-30 katı alınması durumunda istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. Bağışıklık sisteminin baskılanması, mide tahrişine bağlı olarak bulantı, kusma ve ishal, huzursuzluk, titreme ve adalelerde koordinasyon bozukluğu, terleme artışı, alkole tahammülsüzlük görülebilir.


Çinkonun Özellikle Kullanılması Gereken Durumlar


Bağışıklık sisteminin zayıfladığı, çocuklarda diyare ve iştah kaybı görüldüğü durumlarda, hamilelik ve laktasyon dönemlerinde, yaralanmalarda, yanıklarda, doku hasarlarında, sedef hastalığı, akne gibi cilt sorunlarında, soğuk algınlığı ve ses kısıklığında, kataraktta, şizofreni, anorexia nervosa gibi ruhsal sorunlarda, prostat ve erkeklerin cinsel problemlerinde, kısırlıkta, kemoterapi ve radyoterapi görenlerde, duyma azalmasında, halsizlikte, adale güçsüzlüğünde ve çevre kirliliğinin zararlı etkilerinden korunmada çinko kullanımı tavsiye edilmektedir.




ÇİNKO KORUYUCUDUR


Çinko prostat bezinin fonksiyonu ve üreme organlarının sağlıklı gelişimi için önemlidir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için çinko zorunludur. Yara  iyileşmesinde önemli işlevleri vardır. Tat ve koku keskinliği sağlar. Kemiklerinizin şekillenmesi ve oluşumunda görev alır. Vücuda hasar veren serbest radikallerin gelişmesine ve zararlarına engel olur. Bu antioksidan yarar, yaşlanma sürecini de yavaşlatır. Çinko eksikliğinde; yorgunluk, koku-tat hissi kaybı, tırnaklarda incelme ve beyaz lekeler, seksüel ve bedensel gelişme bozukluğu, tekrarlayan enfeksiyonlar, cinsel güç azalması ve yara iyileşmesinde gecikme oluşabilir. Çinko deniz ürünlerinde, yumurta sarısında, kırmızı ve beyaz ette, mantarlarda, baklagillerde, soya fasulyesi, ayçiçeği ve daha pek çok besinde bulunmaktadır.


Dr. Ece Hattat
[email protected]

http://blog.ivillage.mynet.com/ece.hattat/yazi/cocuklara_cinko_verelim_mi/130631
 

Moderator

#3
Potasyum



Potasyum böbrek fonksiyonlarına ve kalp, iskelet ve düz kasların kasılmasına yardım eden temel bir mineraldir ve vücut hücrelerinin sıvı ve elektrolit dengesini sürdürmede sodyum ile birlikte çalışır.Sodyum-potasyum dengesi bozulunca sinir ve kas fonksiyonları bundan olumsuz olarak etkilenir.Potasyum hücre içinde, sodyum ise sadece hücre dışında çalışır.Potasyum ayrıca normal kalp atışlarının sürdürülmesi için de önemlidir. Şiddetli potasyum eksikliklerinde kalpte tehlikeli ritm bozukluğu ve çarpıntı oluşabilir.

Potasyum Kaynakları:

Potasyum sebze meyve ve süt ürünlerinde bulunur. En iyi kaynakları muz, portakal, kantalup kavunu, kuru kayısı, incir, hurma, kuru üzüm, sarımsak,kabak, domates, bütün yeşil yapraklı sebzeler, nane, ayçiçeği çekirdeği, patates ve az yağlı sade yoğurttur.

Potasyum;

*Beyne oksijen göndererek net düşünmemize yardım eder, beyin yaşlanmasını önler.
*Vücut atıklarımızın çıkarılmasına yardımcı olur
*Kan basıncını azaltmaya yardımcı olur, damar yaşlanmasını önler.
*Alerji tedavisinde yardımcı olur.

Yetersizliğinde ise ödem, hipoglisemi ,Aşırı cilt kuruluğu, akne, ishal, kabızlık, kavrama bozukluğu, sinirlilik, terlemeler, kalpte ritm bozukluğu, gelişme bozukluğu, bulantı kusma, kolesterol düzeyinde artış,baş ağrısı, yorgunluk ve bitkinlik görülebilir.

Yetişkinler için günlük potasyum ihtiyacı minimum 2000 – 3000 miligramdır.

Önerilen günlük dozlar.

*Doğumdan 6 aylığa kadar: 500 mg
*7-12 ay arası bebekler: 700 mg
*1 yaşında öçocuklar: 1000 mg
*2-5 yaş çocuklar: 1400 mg
*6-9 yaş çocuklar: 1600 mg
*10 yaş üzeri çocuk: 2000 mg

18 gramın üzerinde toksik olabilir. Her tablet ya da kapsülde yasanın izin verdiği en yüksek doz 90 miligramdır. Bir muz 560 mg potasyum içerir.

Yüksek miktarda kahve tüketimi, diüretik alımı, şiddetli ishal kusma, hipoglisemi potasyum eksikliği yaratabilir. Zihinsel ve fiziksel stres de potasyum yetersizliğine neden olabilir.

Böbrek yetmezliğinde potasyumdan zengin beslenilmemelidir.

Potasyum antihipertansif ilaç alım gereksinimini azaltabilir.


http://www.bilimvesaglik.com/mineraller/potasyum-ve-yararlari.html



Potasyum böbrek fonksiyonlarına ve kalp, iskelet ve düz kasların kasılmasına yardım eden temel bir mineraldir ve vücut hücrelerinin sıvı ve elektrolit dengesini sürdürmede sodyum ile birlikte çalışır.Sodyum-potasyum dengesi bozulunca sinir ve kas fonksiyonları bundan olumsuz olarak etkilenir.Potasyum hücre içinde, sodyum ise sadece hücre dışında çalışır.Potasyum ayrıca normal kalp atışlarının sürdürülmesi için de önemlidir. Şiddetli potasyum eksikliklerinde kalpte tehlikeli ritm bozukluğu ve çarpıntı oluşabilir.


Potasyum Kaynakları:

Potasyum sebze meyve ve süt ürünlerinde bulunur. En iyi kaynakları muz, portakal, kantalup kavunu, kuru kayısı, incir, hurma, kuru üzüm, sarımsak,kabak, domates, bütün yeşil yapraklı sebzeler, nane, ayçiçeği çekirdeği, patates ve az yağlı sade yoğurttur.

 

Potasyum;

Beyne oksijen göndererek net düşünmemize yardım eder, beyin yaşlanmasını önler.

Vücut atıklarımızın çıkarılmasına yardımcı olur

Kan basıncını azaltmaya yardımcı olur, damar yaşlanmasını önler.

Alerji tedavisinde yardımcı olur.

 

Yetersizliğinde ise ödem, hipoglisemi ,Aşırı cilt kuruluğu, akne, ishal, kabızlık, kavrama bozukluğu, sinirlilik, terlemeler, kalpte ritm bozukluğu, gelişme bozukluğu, bulantı kusma, kolesterol düzeyinde artış,baş ağrısı, yorgunluk ve bitkinlik görülebilir.

 

Yetişkinler için günlük potasyum ihtiyacı minimum 2000 – 3000 miligramdır.

Önerilen günlük dozlar.

Doğumdan 6 aylığa kadar: 500 mg

7-12 ay arası bebekler: 700 mg

1 yaşında öçocuklar: 1000 mg

2-5 yaş çocuklar: 1400 mg

6-9 yaş çocuklar: 1600 mg

10 yaş üzeri çocuk: 2000 mg

 

 18 gramın üzerinde toksik olabilir. Her tablet ya da kapsülde yasanın izin verdiği en yüksek doz 90 miligramdır. Bir muz 560 mg potasyum içerir.

 

Yüksek miktarda kahve tüketimi, diüretik alımı, şiddetli ishal kusma, hipoglisemi potasyum eksikliği yaratabilir. Zihinsel ve fiziksel stres de potasyum yetersizliğine neden olabilir.

 

Böbrek yetmezliğinde potasyumdan zengin beslenilmemelidir.

 

Potasyum antihipertansif ilaç alım gereksinimini azaltabilir.


http://www.populermedikal.com/vitmin/potasyum.asp