Pleiades Öğretememeleri Celse 2

Başlatan Rekalis, 08 Nisan 2010, 17:42:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Rekalis

08 Nisan 2010 Saat: 10:20
Celseye katılanlar; Pleiades\'li, Rekalis ve Çay bardağı
Sevgili Pleiades\'lilerle espiritüel kanalımız devam ediyor [:)] . Kafamdaki soruların bağzılarını kendi kendime cevaplarayak oluştu bu celseler. O yüzden ciddiye almayın lütfen. Sadece Kafamı rahatlatıyorum. Tarihe not yani.

R: Rekalis
P: Pleiades\'li





R: Merhabalar
P: Merhaba

R: Karşımda bir Pleiades\'li mi var?
P: Karşında değil

R: İletişim yeriniz neresi?
P: Şu anda Neptün.

R: Vay be! Neptün\'ü çok severim.
P: Daha önce gittinmi ki?

R: Aman iyi be. Gitmedim tamam. Sevemem yani.
P: Takılıyoruz sadece. Neşe!

R: Siz orada çok neşeli haldesin demek. Mutlusunuz yani.
P: Olmamak için bir sebep yok. Huzurlu ve mutluyuz. Sizde bunu istemezmisiniz?

R: Nasıl olacağız? Nerden başlayalım?
P: Bazı şeyler zamanla, ama bazıları sana kalmış. Kendini her zaman huzurlu ve mutlu hale sokabilirsin. Öğrenmek bile seni mutlu edebilir. İnsanlardan tepki beklemen gerekmez. Birinin sana sarılmasıda şart değil. Yapa yalnız olsan bile herkezden mutlu, huzurlu, neşeli kısaca pozitif enerji yayan biri olabilirsin.

R: İşte nasıl?
P: Yok öyle beleş bilgi. BUL! Bak Dünya\'da birçok insan meditasyon ile ilginç deneyimler yaşıyor. Sende birşeyleri deneyebilirsin. Biz sadece tavsiye verebiliriz. O da bazen.

R: Ben çok tembelim dimi?
P: Böyle mutlusan sorun yoktur. Kimse seni tutmuyor.

R: Ama herkez heveslerimden caydırıyor.
P: Dimi şuçu etrafına at. Cayma. Konsantre ol. İstediğine doğru hamle yap. Kimseye şuç atma.

R: Neyse. İyim ben. Geçen celseden ışık işçileri hakkında makara yaptık ama asıl sormak istediğim ciddi şeyler var. Mesela gerçekten sigorta yapıyormusunuz?
P: Sen umutsuz vakasın.

R: Tamam tamam. Işık işçileri denen kişiler bu yönlerini farketmek zorundamılar.
P: Fark etmezler zaten.

R: Eee! Avare avare dolaşıyorlarsa neye hizmet?
P: Bunu diyene bakın.

R: Neyse. Size soracağım bazı soruları Kasyopyalılar cevaplayabilirmi?
P: Öyle yapıyoruz zaten.

R: Hadi ya! O zaman şu sorumu onlara iletirmisiniz?
P: Tabi sor.

R: Bu hafta sayısal lotodan çıkacak rakkamlar nelerdir?
P: Dur bi dakka...

R: Eee! Ne diyorlar?
P: Avucunu yalayımışsın.

R: Yani niye söylemiyorlarki? Nasıl olsa birisine çıkacak. Benim ihtiyacım var hem.
P: 6 Trilyonluk ihtiyaç [:)] . Para seni bozar güzelim.

R: Bozmaz bozmaz [:)] . Şaka tabi. verirlermi hiç. Kasyopyalılara bir soru daha, bendeki bu beklentinin sebebi 2012-2015 yıllarından mı kaynaklı?
P: Evet ama bunu sen yaptın. 5-10 yıl sonra gelecek otobüsü şimdi bekleme. Dünyevi takıl.

R: Bu konularla ilgilenmek bana faydalımıdır?
P: Örümcekle ilgilenen kişiler örümceklerden korkmaz dimi?

R: Ya da en azından hangisinden korkucağını bilir.
P: Hayır korkmaz. Sadece tedbirini alır. Bilgi korur.

R: Anladım. Araştır yalan yanlışta olsa. Sonuçta karşılaştırma yapabileceğim zamanda gelir. Dimi?
P: Evet. Şimdi emin olman gerekmiyor. İnanman gerekmiyor. Ama en azından karşılaştırabilmen için birşeyler öğrenmelisin. Kandırılmaman için.Yani elma ve armut yememiş birine elma armut diye yedirilebilir.

R: Ben şu anda yiyormuyumki gelecekte karşılaştırabileyim?
P: Kokusuda işine yarar.

R: Tamam. Bana söylemek istediğiniz önemli bir konu varmı? Geleceğimizle, Dünya ile, evren ile ilgili.
P: Sacirutis +98*11,765 – manifasninante/2d3Mi

R: Vau! Heyecanlandım. Bu neyle alakalı?
P: Birşeyle alakalı olmak zorundamı?

R: Yahu hastamısınız nesiniz? [:(!] . Bişey sandım bende.
P: Niye böyle beklentilerin var? İlla mucuzevi birşeymi görmelisin? Görmek istiyorsan da ara bul.

R: İyi tamam. Şimdi sorum şu; Evrenin çok uzak noktalarından Dünya\'ya gözlem için gelen varlıklar varmı?
P: Elbette var. Hayal gücünüzün ötesindeki yerlerden gelenler bile.

R: Peki bu varlıklar geldiklerinde Dünya hakkında herşeyi öğreniyorlarmı?
P: Geçmişi, geleceği, uygarlıklarını, doğasını kısaca hey şeyi evet.

R: Yani mesela 2. Dünya savaşına gidip izleyebiliyorlar.
P: Evet.

R: Yani sizde o zamanı izlediniz.
P: Evet. Tüm cepheleri.

R: Peki zevk aldınızmı? Eğlendiniz mi?
P: Olumsuz bir bakış açısı. Niye böyle yaklaştın?

R: Ne bileyim, yani insanlar zengin kişilerin emperyalist ve güç sevdası yüzünden tarifsiz zulüm ve acılar çekerken siz yukarıdan tepkilerini mi değerlendiriyordunuz? Ölçüm mü yapıyordunuz? Yani Nagasaki\'ye ilk atom bombası düşerken siz "hey arkadaşlar gelin atıyorlar" mı dediniz? Merak ediyorum yani.
P: Sen belgesellerde bir aslanın ceylan yavrusunu avlamasını izlerken "oh! Ne güzelde yiyor" mu dersin?

R: Biz insanız ama. Doğanın düzeni böyle değilmi? Engelliyeyim mi bunu?
P: Elbette hayır. DOĞANIN DÜZENİ = EVRENİN DÜZENİ. Sizin KH varlıkların telkini ile savaşan patronlarınızda, sizde, 4. KH\'te, tüm o acı çeken masum insanlarda özgür iradesiyle varlar. Biz müdahele edersek siz nasıl öğreneceksiniz?

R: Keltişler müdahale ediyor ama.
P: Biz müdahele edersek onlar nasıl öğrenecek? Biz size ve sizi kontrol edenleri kontrol edenlere karışamayız. Her varlık dersini öğrenmeli. Beleşten sınıf geçme yok bu evrende.

R: Kurallar katı yani.
P: Kural yok canım. Tek kural Evrensel özgür irade kuralı. Gelişmiş ve 4. boyuttaki bir toplum gelişmekte olan 3. boyuttakilerle açık temas kuramaz gibi. Yani ulaşmaya uzak olduğunuz teknoloji ve bilinç seviyesinde iken sizlerle bilgi paylaşımı yapılmaz. Bu sınav sırasında kopya çekmek gibi bir şey olurdu.

R: Ama bir nasa görevlisi, açık unutulan bir uzay mekiği kamerasından uzay mekiğinin içinde uzun boylu dünya dışı varlık gördüğünü ve astronotlar ile de iyi anlaştığını söylemişti, yani ABD halihazırda grilerle temas halindemiş, yalanmıdır?
P: Doğrudur. Eğer kertişlerin grileriyle temas kurmak istiyorsanız buyrun sizde uzaya, özelliklede aya gidin. Oturduğunuz yerden kimse size gelmez.

R: Ay? Ayda ne kadar faliyet var? Üstler varmı?
P: Açık.

R: Neden cevap vermediğinizi anlamıyorum?
P: Hayır şekerim pencere diyoruz açık, kapa ki cereyan yapmasın. Kanal etkileniyor.

R: Aman beee! (Herşeyden de kıl kapıyorlar) İyimi?
P: Oldu. Evet ay için söylenenler doğrudur.

R: Ayı boşverelim şimdi.
P: İyi tamam (kendi açıyor konuyu)

R: Kasyopyalılara birkaç soru sorabilirmiyim?
P: Sor

R: Micheal Jackson realkarne oldu mu?
P: Evet. Öldükten birkaç saat sonra.

R: Dünya\'nın neresinde
P: Bu cevabı aldığına şükret. Devamı açık.

R: Yo kapalı her taraf [:D]
P: Bu espirilerin bize soğuk savaş dönemini hatırlatıyor.

R: Ne yani o kadar kötümü?
P: Şöyle söyliyelim; 4. boyut KH varlıklara karşı savunma mekanizması olarak kullanabilirsin.

R: Bu yaşıma geldim böyle hakaret duymadım.
P: Duy işte. Zekanla alakalı ama bu.

R: Zekamla demek. Dünya üzerinde yaşıyan insanlar arasında zeka sıralaması yapılsa ben kaçıncı olurum mesela?
P: 11,258,301,015

R: Yuh! O kadar insan yok ki Dünya\'da
P: Düşün işte [:D]

R:Yani sizin hakaretlerinizde inanılmaz doğrusu.
P: Sen nasıl istiyorsan sana öyle davranıyoruz.

R: Peki şimdi kasyopyalırara ciddi bir sorum olacak. İstanbul depremi ne zaman?
P: Sana bunu söylemezler.

R: Başkasına söylerlermi?
P: Demek istediğimiz bunu kimseye söylemeyecekleridir.

R: Ama anlamıyorum. Birsürü insan ölecek. Bunu durdurabilirsek kendinizide kanıtlarsınız. Her tavsiyenize insanlar itimat eder.
P: İşte bu yüzden söylemeyiz. Kimse bize veya başkasına körü körüne inanmasın. Biat etmesin. Sonra tanrısallaşır kasyopyalılar. Bu kendine hizmetin örneğidir.

R: Peki KH varlıklar söylermi?
P: Elbette. Önce söylerler sonrada gerekirse gerçekleştirirler.

R: Sonrada kurtulan insanlar onları baş üstünde taşır.
P: Evet. Sorunda burda. Olağanüstü şeyler sizi inanılmaz etkiliyor. 4. boyuta geçişte çok sorun çıkacak bu yüzden. İnanılmazlığa alışın.

R: Ama hali hazırda herşey normal Dünya\'da. Yani demek istediğim hiçbir olağan dışılık gözlenmiyor.
P: Ya öylemi? Ne kadarda eminsin. Gezdinmi tüm Dünya\'yı

R: Gezmedim ama olsa internetten, tv den falan duyardık. İzlerdik.
P: Güzelim New Mexico\'daki Dünya dışı varlık ve benzeri gelişmelere sen nasıl ulaşıyorsun.

R: Bazı yerleri takip ediyorum. Karşıma çıkıyor.
P: Ama ana haber bültenlerinde çıkmıyor dimi. Yani ARAMASAYDIN bihaber olurdun.

R: Ya o varlık çırıl çıplak ve çok zayıftı. Yani demek istediğim galaksiler arası yolculuk yapıyor ama üzerine doğru dürüst birşeyler giymiyor. Neden?
P: Kendin sor. Hem Dünya dışı olduğunu nerden biliyorsun?

R: Onun örneği yok Dünya\'da
P: Seninde örneğin yok [:)]

R: Ya tamam be. Duvardan duvara vurdunuz beni.
P: Eğlence isteyen sendin. Kanalın amacı bizimle eğlenmek değilmi?

R: Daha çok siz benimle eğleniyorsunuz. Ayrıca amacım sizi kırmak olamaz biliyorsunuz değilmi?
P: Elbette. Biz seni kırmadık değilmi?

R: Ağlıyorum şu anda...
P: Kimi kandırıyorsun.

R: Kanalı kendim kurdum, tüm cevaplarım kendi kendime veriyorum, o halde kendimi :D
P: Şimdi bizden bir soru; Kendini kanallıyorsan cevapları gelecekteki Pleiades\'li sen veriyor olmayasın?

R: Olurmu olur valla. Yani zaten sadece ben kendimi kaile alıyorum. İyide nasıl Pleiades\'li olmuşumdur?
P: Ölmüşsündür. Pleiades\'li doğmuşsundur.

R: Ne? Ölecekmiyim ben?
P: Yok 850 bin sene yaşıyacaksın. Ölecen tabi.

R: Ama geçiş? 2012-2015?
P: Göremiyeceksin dedik mi? Zamanı gelince ölüceksin.

R: Belkide geçiş sırasında ölürüm.
P: İyi öldür kendini.

R: Sizin bizde ilginç ve hoş bulduğunuz şeyler varmı?
P: Kaşlarınız, gözleriniz...

R: Ya gerçekten mi?
P: Onlar bizdede var canım. Ama elbette ilginç ve benzersiz yönleriniz oldukça.

R: Örnek verirmisiniz. Etkilendiğiniz bir yönümüzü.
P: Canım benim, anlamassınız. Bakış açınız yanlış. Nasıl değerlendireceksin. Zaten zamanı gelince sende farkedeceksin.

R: Peki evrende Avatar filmindeki gibi pörtlek pörtlek kedi gözleri olan navi benzeri uzun mavi ırklar varmı?
P: Elbette. Kafandan bir tarif çiz oda var emin ol. Sayısız galaksideki sayısız yıldızlarda bulunan sayısız gezegenden bahsediyoruz. Elbette birinden birinde koşullar öyle bir nesil oluşturmuştur.

R: Size çok özeniyorum. Evrenin her noktasına gidip çeşit çeşit varlıklarla temas kuruyorsunuz.
P: [:)] bu sadece bir yönü. Düşün Rek! Daha önce görmediğin renkleri düşün. Olamıyor dimi. Anlayamassın, algılayamassın geçişten önce. Burası müthiş olacak sizin için.

R: Renkler... Nasıl birazcık olsun anlayabilirim bunu?
P: O zaman şöyle söylüyelim; Siya-beyaz bir dünyadasın ve herşey siyah ve beyazın tonlarından oluşuyor. Kırmızı yok, mavi yok. Herşey silah ve beyaz. Buradan çıkıp sizinkindeki gibi renkleri olan bir Dünya\'ya gelseydin, daha doğrusu Renksiz Dünyan renklenseydi neler hissederdin?
R: Kavrayamam bu hissi.
P: Bizde bu yüzden üst boyutları anlamaya çalışmanızı tavsiye etmiyoruz. Çünkü imkansız bu. Burdasınız ve bu boyutta bu hayatı deneyimliyorsunuz. Ötesine aşırı kafanızı yormayın. Gün gelecek göreceksiniz. Garanti veriyoruz.

R: Ama herkez geçemeyecek üst boyuta değilmi?
P: Canımın içi buna kişinin kendisinden başkası karar veremez. Yani koşul falan arandığı yok. Sadece kişi kendisi ile öğrendikleri ile varlığının sonraki aşamasına karar verebilir.

R: Ben geçermiyim sizce [:)]
P: Sen 4. boyuta geçersen biz 3. boyuta kaçarız [:)]

R: Niye ama? Ben sizinle baş başa evrenin en güzel yerlerini görüp gezmek istiyorum [:)] Sadece ikimiz [:D] Evrenin en uçsuz bucaksız noktalarını beraber gezelim. Sizin için uygunmudur?
P: Elbette. Neden olmasın. Yeterki bunu iste. Şu anda bir gerçeklik yarattın bile.

R: Ama sadece ikimiz.
P: Tabiki.

R: Sabırsızlıkla o günü bekliyorum. Bir Pleiades\'li bayanla evreni dolaşmak müthiş bir deneyim olacaktır benim için.
P: Bayan olduğumu kim söyledi?

R: NEEEE! KAPA KAPA KANALI... Yok sesiniz gelmiyor. Keselim burada.
P: Abarttın ama. Ne var yani erkeksem. Hep söylediğimiz gibi bakış açınız yanlış. Hangi açıdan ve hangi beklentilerden besleniyorsan biz öyle bakmıyoruz. Geliştir kendini canım.

R: Canım diyor yaa! Ya niye bayan bir Pleiades\'li ile konuşamıyorum.
P: Geçen celsedeki bayan arkadaşımızın sarışınlığı ile alay etmişsin. Kalbi kırıldı. Üstelik o güzelliği ile ünlüdür Neptün\'de.

R: Kaç yaşındadır kendisi?
P: 2433

R: YUH! Benden 2408 yaş büyük [:)]
P: Hiç göstermez ama [:)]

R: Bizim yaşımızda varmı Pleiades\'li?
P: Bu yıldız sisteminde yok. Evdeler. Öğreniyorlar.

R: Ya 2000 sene ne yapıyorsunuz siz. Canınız sıkılmıyormu?
P: Bu oranı sen anlayasın diye verdik. Bizde hesap farklı aslında. Ama yinede bu ortalama doğru. Ve evet canımız sıkılmaz bizim. Uçsuz bucaksız evrende görecek, öğrenecek o kadar çok şey varki sonsuza dek yaşasakta sıkılmayız. Her daim heyecan ve keyif. Buda gelecekte sizi bekleyen başka bir tad.

R: Gelecekten bahsetmeyi ne olur. Ben geleceğimizde umut görmüyorum.
P: Fark etmez canım. Fark etmez...

R: Bide canım demeseniz.
P: Sende aynısını yapacaksın ilerde. Hemcinsine "canımın içi" diyeceksin.

R: Ben dişilerin üstün varlık olduğuna inanırım. İnancım budur. Çünkü en kötü kadın bile şevkatle hareket eder, erkeklerse düşüncesizdir. Kendimden biliyorum. Bu yüzden bir bayanla konuşmak bana daha çok keyif veriyor.
P: Öğreneceksin. Herşeyi. Aç bir kurt gibi herşeyi öğrenmeye başlıyacaksınız. Düşün, okuduğunu unutmadığını, algının açıldığını, telepatik iletişimi, dil öğrenmeye gerek olmadığını. Şu anki durumunuzu geleceğinizle kıyaslamayın.

R: Gelecek beni KORKUTUYOR...
P: Seni geçmişin KORKUTUYOR...

R: Birdahaki celseye üzdüğüm Pleiades\'li arkadaş gelebilirmi?
P: Umut bağlama. Yaş farkı var [:)]

R: İyi be. Sorduk.
P: İyi ve neşeli gelecekler dileği ile hoşça kal canım...

R: Canım diyor YAAA!
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Alemtac

#1
Teşekkür ederim getirdiğiniz neşe için :))) Aynı zamanda bilgi de veriyorsunuz, bunu için de teşekkürler :)
 

Rekalis

#2
He işte aradığım yanıt. Hiç bir işe yaramasamda neşe getirebiliyorsam ne mutlu bana. Böyle düşündüğünüz için ben teşekkür ederim...
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Pınar

#3
Varlığın dahi bir neşe kaynağı sevgili Rekalis.:) Sen bir makina değilsin ki işe yarayasın. Otomobiller işe yarar, pc'ler, ekmek kızartma makinaları,v.s.,v.s.,v.s..Ama insan öğrenmek, keyif almak ve yaşamak için var olur, işe yaramak için değil.:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Deja

#4
:))

Neale Donald Walsch'in Tanrı ile Sohbet serisinden birinde şöyle bir diyalog geçiyordu:

- Tanrı, espri yapmayı keser misin, kimse senin O olduğuna inanmayacak.
+ Neşeyi kim icat etti sanıyorsun?:)

Bu diyaloğu çok beğenmiştim, aklıma getirdiniz. Gerçekler neşeyle yayıldığında gerçek değilmiş zannı doğuyor. Bu aslında saçma ama zihinlerimize öyle işlenmiş ki, yüksek bir varlık ortama geldiğinde ayağa kalkıp önümüzü iliklememiz gerektiğini falan sanıyoruz. Espri ve şaka yapan bir yüksek varlık, yeterince yüksek değilmiş gibi geliyor eheh