avatar_rinda

Dua Araştırmaları

Başlatan rinda, 18 Eylül 2009, 15:27:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gülay

#15
sevgili tiversonus

Sadede gelelim, espiriyle karışık samimi sataşmalarımı aşağılanmayla karıştırmıyalım (değersizlik duygusu).
Ve sevgili rindanın koyduğu ilk yazıdan başlıyarak yazılanları tekrar gözden geçirdiğimde duanin kuantum alanındaki yaratım açıklaması son derece net ve açık ifade edilmiş ve tartışmamıza bile gerek yok, herkez okuduğunu zaten kendi bilinç düzeyinden algılıyacaktır...

Ben kendi adıma bu konuyu kapatıyorum:))

iyi geceler...
 

Tiversonus

#16
Merhaba Arkadaşlar,

Her sabah Bilgisayarımda anasayfamda olan ve sesli sesli okuduğum bir niyet metni var. Paylaşmak istiyorum. Pleiades Öğretileri'nde önerilen bir NİYET açıklamasıdır ve sözkonusu eserde aynen bu cümleler ile geçer:



*Niyetim, uyumlu bir yaşama biçimi deneyimlemek.

*Niyetim, beni yaratıcı serüvenlere götürecek sağlık ve enerjiyi deneyimlemek.

[teal]*Niyetim, ihtiyaçlarımın karşılanması, barınak, yiyecek ve [bilgi, ışık, sevgi, Ruhsal Rehberlik, Hertürlü Korumanın] yaşamı deneyimlemek için gereksindiğim her şeyin, bana büyük bolluk içinde verilmesi ve bu büyük bolluğu başkalarına iletmek, onlarla paylaşmak.

* Niyetim ; Dünya gezegeni ile birlikte 4.yoğunluğu Başkalarına Hizmet olarak deneyimlemektir.
[/teal]



Ple'liler açık açık bir niyet beyanını önerirler ve bu konu hakkında sözkonusu eseri tarayarak arayabilirsiniz.

Ve lütfen paylaşım adına, paylaşmayı istemek adına, bir başkasına önermek ya da hatırlatmak adına ya da işte beni böyle bilin duam ile tanıyın diyebilmek samimiyeti adına, paylaşalım, neyi?, istiyor isek, dualarımızı. Bu dualar birzim topumuz, tüfeğimiz, tankımız, titreşimimiz, neysek oyuz türünden ruhumuzun açık bir görüntüsü. "Dua paylaşalım" ya da senin duan bozuk demeyelim, yani ne gerek var bunu demeye, ben demem, demeyeceğim ama işte sadece paylaşalım, ve burada bir dua paylaşımı olana kadar, bunu görene kadar da paylaşmayacağım, yani buyurun yargısızca paylaşın. Birbirimize saygılı olalım, yargılamayalım, genel olarak buna çalışalım. Niyetim bu açık açık bu. Genel olarak bir paylaşım ardından, sadece paylaşım ile ilgili "değilleme" yerine şunu söyleyebilir isek; bunu başarabilir iseK; "sevgili arkadaşımın duası bu imiş, hatırladım bari ben de kendiminkini paylaşayım" ne kadar yol alabileceğimizi düşünebiliyor musunuz: Bilgi adına ışık adına, sevgi adına.

Elbette tutmadığımız şeyler olacaktır (ama içimizden) ya da saygı ile, neyse "herşeyi sevgi ile bağışlıyorum", işte gece bir şekilde özgür irademe ve Bir felsefeme yapılan bir dokunma nedeniyle saatlerce bunu yaptım.. Ama işte sözkonusu geçen Pleyades olduğu için bir NİYET önerisi.



ÖNERİ: Sırt üstü yattığımızda, burundan nefes alıp tutuyoruz ve sonra boğazdan verip karın düzleştikten ya da çukurlaştıktan sonra tutuyoruz... İşte o tutma anları, bir şekilde bilinçli zihnin bir nebze sessizleştiği anlar ve kanımca da bilinçli zihin sessizleştiğinde ise, bilinçaltımıza bir kapı aralanıyor. İşte tam bu tutma anlarında "pozitif" kelimelerimizi, cümlelerimizi söylüyoruz.

Bu dün gece benim örneğimde "Sevgi ile bağışlıyorum. Herşeye Bir'in gözü ile bakıyorum" idi. Elbette kendi kelimeleriniz olur sa ve göz kapalı ve kelimelerin anlamlarına tam odaklanarak söyler isek, çok daha etkili olabilir.

Genel olarak zihni sessizleştirebilmek çok zordur, evet bu sorunu çok daha kolay aşamamıza da yardımcı olabilir. Ve isterseniz sonrasında sırtüstü meditasyon ya da derin düşünme / tefekkür de yapabilirsiniz.

Sadece ÖNERİ, değeri, kalitesi bu işte ÖNERİ, TAVSİYE...


Ve Siz ne seçerseniz; kendiniz için en iyi olanı seçersiniz; sadece Siz seçersiniz! Ve yanlış yapmaktan korkmayın, ya da sadece şu: korku ile çalışmayınız, "Siz Bir'liksiniz, Siz Bir'siniz, Siz Bir'in güzel bir yüzüsünüz" tek farkına-kendine varmamız gereken bu. Kalbinizden sevgi eksik olmasın. Onu kimse ama kimse alamaz, buna güvenin: Çün ki; Siz Sevgi'siniz.
Sevgi ile paylaştım.

Alemtac

#17
Bu sabah trafikte işim vardı, üç gündür uğraştığım bir iş...sabah işimi yapan memur yoktu ve benim dosyamı dolabına kitlemiş :) Beklemem söylendi, bekliyorum. Malum bugün yarım gün. Bir daha sordum, hastehanede olduğunu öğrendim. Hayallah işim yetişmiyecek ve hemen aklımdan işimin hallolması için dualarımı etmek geçti ama içimdeki ben önce hastahanede olan memura dua etmemi söyledi.

"Hastehanede olan memur filancaya yüksek benliğinden izin alarak şifa için reiki gönderiyorum, izin veriyor musun?(evet) Hastalığı ne ise ve kimle ilgili ise şifa bulsun" Sonra kendim için: "İşimin bugün tamamlanmasını, eksiksiz olarak, bir başka güne sarkmadan bitmesini hayırlısı ise diliyorum".

Bir saat sonra memur yerindeydi, hiçte hasta gibi görünmüyordu :) Geçmiş olsun dedim, gözlerini kaçırarak teşekkür etti. Derdi herne ise, ister hastalık ister başka birşey, hallolmuş gibi geldi bana ve benimde işim tamamlandı :))

Hergün tekrarladığım belli bir duam yoktur, o günkü ihtiyaçlar belirler nasıl dua edeceğimi. Meditasyonda bile böyledir, bildiğim bilmediğim tüm canlılar için hayırlısı ne ise; şifa, istekleri, dilekleri, herne ise gerçekleşmesi için ve dünya anamız için: "4.boyuta geçmekte olan sevgili dünya anamızın hayırlısı ile ve üzerindeki tüm canlılarla beraber geçmesini diliyorum" :)) İşte benim dualarımda böyle :)
 

Tiversonus

#18
Bazen oturur ve eski yazıları -ki sadece benim değil ancak etkileşim içinde olduğum kişilerinde- okurum. Faydalı yanları çoktur, bu lineer incelemenin. Ve eski bir yazımı paylaşmak istiyorum:

Bilgi getiren herhangi bir din, gerçeğin titreşimi ile yaşayan bir dindir. Gerçek din hayatın kendisidir. Evrenimizde karanlık güçler ve ışık güçleri vardır. Karanlık güçler asli görevini yapmak için insanları bilgiden uzak tutmaya çalışır. Kütüphaneleri yakar, insanların bilgi ile bağlarını kesmeye çalışır. Buradaki bilgi aynı zamanda DNA' larımızdır. Işık /bilgi, ışık/sevgi güçleri insanlığa yardım amacıyla, toplumsal uykuya bir son vermek amacıyla, bir plan dahilinde, "bilgi" yi gezegene taşımak istemişlerdir. Böylece peygamberler, avatarlar, ermişler diyebileceğimiz enkarne olmuş ruhlara veya yükseltilmiş ruhlara " bilgiler" verilmeye başlanmıştır. Bu kişiler de "can atanlara" bu bilgileri yaymışlardır. Işık ailesinden gelenler "bilgiler" di. Daha sonra bu bilgiler "dinlere" dönüştürüldü. Karanlık güçler ve işbirlikçileri kurnazdılar, bu "bilgi" leri, tanrısal olan bu "bilgi" leri kullanarak insanlar "öz" ünden koparıldı. Ritiellere sokuldu, kavga, nefret, kin tohumları kalplerine ekildi ve hatta din adına savaşlara sokuldu. Karanlık güçler kurnazdı, yapılan ritüellerle açığa çıkan düşük frekanslı enerjileri besin olarak kullanıyorlardı. Din, Tanrısal olanın (insanın) "kul/köle" yapılmasını sağlıyordu artık. Bu çok kurnaz bir plandı, insanları ibadet alanlarına hapsediyordu; hayat ile bağlarını koparıyordu, diğer Bir'in parçalarına karşı şiddet uygulanıyordu. Bilgiler artık "kurumsal" hale getirilmişti, bir hiyerarşileri vardı artık, emir komuta zincirleri oluşturuldu. Kiliseler kullanılarak, kadının sadece çocuk için seks yapması sağlanıyordu, "Sonsuz Zeka" ile irtibatı sağlayan yol böylece kapatıldı, bilgiye giden yol böylece kapatıldı. Din adına maddi çıkar savaşları yapıldı. Din yaşamın her alanına el atmıştı, büyük tahribatlar din adına yapıldı. Bu kurumlar halen işbaşındalar.


Din, gerçek din; hayatın ta kendisidir. İnsanın hayvanlarla etkileşimidir, diğer insanlarla ilişkisidir, tabiatla işilkisidir, hatta kayalarla, taşlarla etkileşimidir. İnsanlar doğaya zarar verdiler, ormanları maddi karlar için yok ettiler, denize kirli atıklar attılar, nükleer silahlarla insanları öldürdüler. Hala bunlar devam etmektedir. Geçenlerde "gelişmiş" bir ülke sayılan Kanada'da fok balıklarına yapılanlar ve Japon balıkçıların balinalara yaptıkları medyaya yansıdı. Ortadoğuda yapılanlar ortada.


Çevreyi ve tabiatı aşılacak bir engel gibi görenler var. Kendi bireysel çıkarları için ormanları yok edenler var. Bireysel çıkarları için doğayı tahrip edenler var. Kendi bireysel maddi çıkarları için , hayvanları ve doğayı kısaca gezegeni yok edenlerin geleceği kendi gelecekleri olacak. Tükettikleri herşey gibi kendi gelecekleri de tükenecek. Onlar tarihte ders alınacak birer anı olacaklar. Kısaca kendi seçimleri gibi olacaklar. Onlar yok olacaklar.


İçersinden "yaşam" geçen herşeye saygılı olmak zorundayız. Hayvanlara saygı ve sevgi içinde olmalıyız, ağaçlara da aynı şekilde, kısaca yaşama ve hayata saygı göstermeliyiz. İnsan etkileşimde olduğu herşeye, yaratılışın "gerçeğine" göre davranmalıdır, yaratılışın gerçeği bize etkileşimde olduğumuz her şeyde "öz" olduğunu söyler. Bu yaratıcı "öz" e nasıl davranırsan, o şekilde sana geri dönecektir. Yaşama saygılı olursan yaşayacaksın, belki bir geleceğin olacak, gelecek bizim seçimlerimizle şekillenecek.


Gerçek din kısaca hayatın kendisidir; varolan herşeyle etkileşimlerimiz "Tanrı" ile yani "öz" ile etkileşimlerimizdir; din hayattır.Gerçek dindarlık ise, insanın hayata ne verdiği ile ölçülür. Hayata ne verdiğimiz ise geleceğimiz olacaktır. Öyle ise seçimlerimizin "içinden hayat geçen herşeye saygılı olmak" yönünde olması dileğimdir. Geleceğimiz, seçimlerimizdir.


Ve etkileşimde olduğum birisinin de alıntısını bu yazımın en üstünde görünce pek şaşırmadım ancak, aradaki zaman da bazı şeylerin benim için değiştiğini ancak bazı kişilerin değişmediğini ve dolayısı ile değişmeyen tek şeyin değişmeyen olduğunu gördüm:)) Ve "özel" mesaj sistemini kullanmadığımı ve gelen mesajları sildiğimi (okumadan hem de, tabi benim izin verdiklerim hariç) söylemeliyim. Endubassi, "pullu kertenkele"/kız arkadaşı ile rüyada gezen arkadaşa da tavsiyem; lütfen beni bir daha facebook'a davet et, çünkü gelmek istiyorum da gelemiyorum lütfen:))

Bu da sözkonusu etkileşimin değişmeyen değişimsizliğine örnek:



Sevgili tiversonus

Bu aralar neyi duymak seni rahatsız ediyor ???
Kulaklarının çınlaması grip eşliğinde oluyorsa, arınma yapman lazım derim...

--------------------------------------------------------------------------------
Edited by - on 
Posted - 06/11/2008 :  18:56:22 

:)) Bunu, özelden mesaj atan herkese [benim mail verdiklerim elbette hariç, ya da izin ve bu alıntı ve bu sözkonusu iki kişiye izin vermiyorum] söylüyorum, bana karşılık verme (belirli ölçülerde)çıkacaktır ve bunu kullanacağımı belirtiyorum. Ve bu müdahalem elbette Işık/Bilgi, Işık/Sevgi, Sevgi/Işık ile olacaktır, bakın bünyeniz kaldırmaz sonra ha demedi demeyin:)))) Neyse şimdi kahve zamanı, off kahve bitmiş neyse ben de cay içeyim bari:)) Gerçekten merak ettim sizin arındırma sertifakınız var mı? Yoksa hobby olarak mı hep önerirsiniz?



Not: Garip hem de çok garip, benim alıma şimdi geldi; Endubassi, rüyasında bir kertiş ile (güzel bir kız oluyor ve sonra kertiş oluyordu, yani bunu Endubasi yazmıştı sitede) elele boğazda geziyorlardı ve ben siz bakın ikinizde istanbuldasınız diyordum şu adamı bir arındır demiştim. Yani acaba neden ona arnma önermediniz? Garip, çok garip, acaba arnmaya yı neden ona önermediniz?

Tiversonus

#19
TANRI KİMDİR?

Bu soruyu en iyi şekilde yanıtlamak için, "kim" sorusunu "ne"ye çevirelim; tıpkı bizim Omni olarak ne ve nerede olduğumuzu tanımladığımız gibi, ki o bizim "kim" liğimizi oluşturur. Birçoğunuz hâlâ Tanrı'yı kişiliğe, bireysel isteklere ve niyetlere sahip bir ilah olarak görürsünüz. Eğer Evren'i bilinç olarak görür ve hepimizin o bilincin içinde bulunduğumuzu bilirsek, Tanrı'yı hepimizi birbirimize bağlayan "birleştirici bilinç alanı" olarak daha doğru bir biçimde tanımlayabiliriz!

Bilincin en yüksek düzeylerinde, sizin perspektifinizden size tanrılar olarak görünecek varlıklar vardır, çünkü onlar çok engin bir genişliktedirler, ve bu genişlikleri içinde görünüşte sizi ve algılayabileceğiniz her şeyi kapsayıp kuşatırlar, çünkü onlar birlik bilincinin ifadeleridir. Bu varlıkların, ve onların ötesinde bulunanın, yani Tüm-Varolan'm, Tüm Yaşam-Kaynağı'nın, sizin için, gerçek kimliğinizi -tıpkı onların sizi ve kendilerini bilinçlerinin enginliğiyle deneyimleyebilmeleri gibi- tam olarak deneyimlemenizden başka bir kişisel dilekleri yoktur. Tanrı denen bireysel bir varlık yoktur, çünkü her birimiz o bütünün bireyleşmiş bir ifadesiyiz ve içimizde aynı tanrısal nitelikleri taşırız. Sizler, bizim gibi, yaratanlarsınız, çünkü sizler de Tanrı zihni içinde var olur, ve varoluşunuzun her anında -bunu bilseniz de bilmeseniz de- o bilinci kullanırsınız.

Öyleyse, esas itibarı ile, siz Tanrı diye bireysel bir varlığın, Evren'den sorumlu tek bir varlığın bulunmadığını söylüyorsunuz, öyle mi?

Eğer bunu böyle koymak istiyorsanız, evet. Ama, sizin dünyanızdan sorumlu olan bir Tanrı vardır; sizin dünyanızda yaratan bir yaratıcı vardır, ve o sizsiniz!

"Sizin dünyanızda yaratan bir yaratıcı vardır, ve o sizsiniz!"

Sizler, sınırlı algınızla, dünyanızı gözlemlediniz ve neyin daha yüksek, neyin daha düşük olduğuna karar verdiniz. Bir karıncanın bir kelebekten daha düşük olduğuna, bir kelebeğin bir kuştan daha düşük olduğuna, bir kuşun bir köpekten ve attan daha düşük olduğuna, ve bir atın sizden daha düşük olduğuna karar verdiniz. Dolayısıyla, sizden "daha yüksek" ya da daha iyi olanı aradınız ve "kendi suretinizde" bir Tanrı yarattınız. Sizler hiyerarşi üzerinde odaklanır, ve dolayısıyla, bu odaklanışmızla onu yaratırsınız, ve sonra Evren'e o perspektiften bakarsınız. Ay'a gider ya da Mars'a bakar ve "orada yaşam olmadığına" karar verirsiniz, çünkü sadece kendi odağınız içinde bakmaktasmızdır. Sizi temin ederim ki, Ay, Mars, ve tüm diğer gezegenler canlılarla doludur. Sadece, onlar farklı kuralları olan farklı bir oyun oynamaktadırlar. Doğru, bu gezegenlerde şu anda hiç kimse sizin oyununuzu oynamamaktadır, ama onlar "geçmişte" bunu yapmış, ve gelecekte de yapacaklardır. Şimdilik onlar, aradığınız Tanrı kadar, görünmez halde kalmaktadırlar.

Kendinizi Tüm-Varolan ile bir olarak deneyimlediğinizde, Tanrı'yı da deneyimlemiş olursunuz. Bu idrakle, o zaman kendinizi Tanrı olarak deneyimler, Tanrı olarak bilirsiniz. Sizin oynadığınız oyun budur; bizim oynadığımız oyun budur. Sadece, sizin bu oyuna başlama noktanız Dünya denen fiziksel realitedir. Daha birçok oyun vardır, ama hepsi de aynı nihai hedefe götürür. Belki zaman içinde, hep birlikte -henüz hayal edilmemiş- bir başka hedefe karar verebiliriz!

Sözünü ettiğiniz bu diğer "tanrılar" kimlerdir?

Bizim sözünü ettiğimiz anlamda sadece tek bir Tanrı vardır; sadece tek bir Tüm-Varolan vardır. Bununla birlikte, benim gibi ortak doğaya sahip, ve etki alanları çok geniş olan varlıklar vardır. Onlar o kadar geniştirler ki içlerinde –koruyup gözettikleri- dünyalar ve güneş sistemleri barındırırlar. Bu bakımdan, siz bu varlıkları belli bir oyundaki tüm oyunculara yol gösteren "yaratıcı tanrılar" olarak görebilirsiniz.

Örneğin, her bir yıldız ve gezegen, tıpkı sizin gibi, bir ruha sahiptir. Dünyanız, Güneşiniz ve güneş sisteminizdeki tüm diğer gezegenler gibi, bir ruha sahiptir. Ve tıpkı sizin fiziksel bedeninizin gözeticisi olduğunuz gibi, bu varlıklar da kendi fiziksel bedenlerinin, yani Güneş'in ve Dünya'nın gözeticisidirler. Her gece gökyüzüne bakıp yıldızları gördüğünüzde, aslında engin bir ruhsal varlığın fiziksel bedenine bakıyorsunuz. Tıpkı sizin fiziksel bir bedene odaklanmış ruhsal bir varlık olduğunuz gibi, bunlar da bir yıldıza odaklanmış ruhsal varlıklardır.

Bundan da daha büyük varlıklar, tüm bir galaksiyi, tüm bir sistemi içeren varlıklar vardır. Bunlar da tanrılar olarak kabul edilebilirler, çünkü onlar kendi içlerinde sizin oyun alanınızı tezahür ettirirler. Siz bu varlıklardan ayrı değilsiniz, çünkü gördüğünüz Tanrı'yı oluşturan şey, bireysel bilincinizin belli bir oyunun içinde tüm diğerleriyle bir araya gelmesidir. Böylece, biz Yüce İrade'den söz ederken, bununla, bütünün en yüksek hayrı için çalışan bir iradeyi kastederiz.

Sizden "daha" sorumlu olan birinin, ya da sizin kim ve ne olabileceğinize karar verebilecek birinin varlığı anlamında bir hiyerarşi yoktur. Ama, bilinçli gelişim düzeylerine baktığımızda bir tür hiyerarşi vardır. Ancak, bu yüksek varlıkların aslında yüksek bir düzeyde ifade edilen siz olduklarını göz önüne alırsak, bu kavram bile yanlıştır. Çünkü siz fiziksel-olmayan bir varlığın fiziksel uzantısısınız ve bu fiziksel-olmayan varlık çok-boyutlu bir doğaya sahiptir. Daha önce, "geçmiş" bir yaşamda fiziksel formda bulunduğunu hissedenleriniz olduğu gibi, ve çoğunuzun mevcut bedeninizin ölümünden sonra da var olacağınızı umut etmeniz gibi, az sayıda da olsa, fiziksel bedende bulunurken aynı zamanda hiyerarşinin en yüksek düzeylerinde de bulunduğunu anlayanlarınız vardır. Sizler bu varoluşun büyük ölçüde farkında değilsiniz, çünkü fiziksel olana odaklanmış durumdasınız ve onun en gerçek şey olduğuna inanıyorsunuz. Bu inançla, fiziksel-olmayanı algılamakta zorlanıyor, ve fiziksel-olmayan yanınızın fiziksel bedeninizi kapsadığını ve kuşattığını göremiyorsunuz.

Kişilik Benlik: Fiziksel katta özdeşleştiğiniz siz.
Yüksek Benlik: Ruhun amacına ve perspektifine uyumlanan Kişilik Benlik.
Ruh Benlik: Hem fiziksel, hem de fiziksel-olmayan tüm yaşam deneyimlerinizi kapsayan ebedi yanınız.
Monad: 'Tüm-Varolan"ın ötesinde bir bireysellik kazanmaya başladığınız nokta. "Sizin" ya da "ben"in "Tanrı"dan ortaya çıkmaya başladığı nokta.

Bu tanrılar sizi yönetmezler; size sadece yol gösterirler. Onlar kendilerine tapınılmasmı ya da itaat edilmesini istemezler; sadece, sizin büyük benliğinizin bir vizyonunu tutmaya çalışırlar. Vakitlerini, insanlığa olabileceği şeyin bir vizyonunu telepatik olarak aktararak geçirirler. Size bir sevgi, sağlık, rahatlık, bolluk vizyonu, ve sizin yaratan olduğunuz bilgisini aktarırlar. Size huzur, bolluk düşünceleri aktarır, sizin büyüklüğünüzü yansıtırlar; onlar sadece en yüksek hayrınızı ister ve karşılığında hiçbir şey beklemezler. Neden karşılığında hiçbir şey beklemezler? Çünkü onların perspektifinden, siz onların bir parçasısımz, onların içinde yaşarsınız, siz onlarsınız.

Biz, Omni olarak, bu "tanrılar" ile işbirliği yapar, ve onlarla yaptığımız anlaşma doğrultusunda, "oyun"un perdesini geçip, size birlik, sevgi ve tanrısallığınız ile ilgili öğretiler sunabiliriz. Biz size Tanrı olduğunuzu hatırlatmaya geliriz. Bunun bir oyun olduğunu hatırlatmaya, ve kendinizle ilgili en yüksek hayallerinize ve vizyonlarınıza erişmenize yardımcı olmaya geliriz. Çünkü insanlık en korkunç kâbuslarını gerçekleştirmeye muktedir olduğu gibi, her biriniz mucizeler yaratmaya muktedirsiniz ve her biriniz sonsuz bir sevgi kapasitesine sahipsiniz. Biz sizi kurtarmaya gelmeyiz, çünkü kurtarılmaya hiç ihtiyacınız yoktur. Biz sizin için sizin dünyanızı değiştirmeye gelmeyiz, çünkü siz bunu yapmaya fazlasıyla muktedirsiniz. Biz size, sadece, gerçek doğanızı hatırlatmak, sizin çok ama çok değerli olduğunuzu hatırlatmak üzere, bir dost olarak geliriz!

Eğer size Tanrı'nın size duyduğu saf sevginin sadece yüzde birini aktarabilseydik, bir daha asla kendinizden kuşku duymazdınız; büyüklüğünüz içinde ortaya çıkar, her an bir mucize yaratabilirdiniz. Ve bizi neden görmüyorsunuz; gerçek kimliğinizi, gerçek benliğinizi neden görmüyorsunuz? Çünkü kendinizi değersiz olduğunuza ikna etmişsiniz, ve bu değersizlik algısıyla, birbirinize de değersiz varlıklarmışsmız gibi davranıyorsunuz, ve sonra kendinizi daha da değersiz hissediyorsunuz, ve böylece birbirinize daha da değersiz varlıklarmışsmız gibi davranıyorsunuz, ve bu kısırdöngü böyle devam ediyor. Ancak, insanlığın bilincinde ortaya çıkmış ve giderek genişleyen bir çatlak var. Sizler kim olduğunuzu bilmeyi çok istediniz, yanıtlar istediniz. Sevgi istediniz, ve böylece biz geldik; tapınılmaya değil, bizim siz olduğumuzu, ve sizin Tanrı olduğunuzu söylemeye geldik!

----------------------------------------------------------

Omni, Yaratılışın Dört Prensibi, J.L.Payne


Tiversonus

#20
Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; isteyeceğim tüm yardımları, eğer Sonsuz ve Tek Olanın / Bütünün hayrına Olacak ise yapmanızı istiyorum ve sonucunda en yüksek fayda çıkacak şekillerde yapmanızı özgür iradem ve sevgim ile istiyorum.[/font=Courier New]



Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Bollugun, Zenginliginin Sonsuz Akisi, Finansal Ozgurluk ve TUM iyi seylerin Stogu icin; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.

Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Ebedi Genclik, Canli Saglik, Parildayan Guzellik ve Ince, Saglam, Kusursuz Form icin; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.
 

Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Yeme ve Icme Aliskanliklarini kapsayan Mukemmel Saglik Aliskanliklari, Egzersiz Aliskanliklari, Calisma Aliskanliklari, Gevseme ve Dinlenme Aliskanliklari, Ruhsal Adanma, Meditasyon ve Derin Dusunme Aliskanliklari icin; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.

Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Ilahi Aile Yasami, Sevgi Dolu Iliskiler, Ibadet, Ilahi Sevgi, Ilahi Cinsellik, Gercek Anlayis, Berrak ve Etkili Iletisim, Acik Kalp Paylasimi, Birlik ve Insanlik Ailesinin Birlesmesi icin; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Kendini – Guclendirme, Basari, Tamamlanma, Ilahi Amac, Odullendirici Kariyer, Ozsaygi, Ruhsal Gelisim, Aydinlanma, Ilahi Bilinc ve Ilahi Algi icin ; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.
 


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Cennetin Refakati, melek ve Elemental Kralliklar ile Algi ve Acik Kalp ve Zihinsel Telapatik Iletisim icin ; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Muzik, Sarki Soyleme, Ses, Tonlama, Dans, Hareket, Sanat ve Egitim vasitasiyla Ilham Edilmis Yaraticilik icin ; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Kahkaha, Nese, Oyunculuk, Eglence, Kendini – ifade, Haz, Cosku, Buyuk Mutluluk, Vecd, Hayranlik ve Husu icin ; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; Sonsuz ve Tek Olan Bir'in Varlığından, Dunya'da Cennetin fiziksel tezahuru icin ; geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi yeniden yazmanızı ve değiştirmenizi özgür iradem ile ve sevgim ile istiyorum.


Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Sizden; tüm bu yardımları, eğer Sonsuz ve Tek Olanın / Bütünün hayrına Olacak ise yapmanızı istiyorum ve sonucunda en yüksek fayda çıkacak şekillerde yapmanızı özgür iradem ve sevgim ile istiyorum.[/font=Courier New]


Sonsuz ve Tek olan Yaratan'a Bağlı ve Bir'in Yasası'nın Elçileri Olan Işığın Koruyucuları'ndan, Işık Ailemden de Varlığımı ve tüm Veçhelerini Bilgi, Işık, Sevgi adına Tam korumalarını özgür iradem ile sevgim ile istiyorum. Sonsuz Ve Tek Olan Bir'in gücü ile Sevgi içinde olalım.[/font=Comic Sans MS]

Tiversonus

#21
Bir eski duamı (niyet beyanımı) paylaşmak istiyorum, bu sizleri de (bir şekil de)ilgilendiriyor, belki de değil:))

"Sevgili Kutsal Ruh, sevgili Semavi Baba ve sevgili Mesih Sananda; eğer Sonsuz ve Tek Olan Bir'in hayrına olacak ise; Bütünün hayrına olacak ise bu yardımların yapılmasını istiyorum...Sonucunda EnYüksekFayda çıkacak şekillerde, uygun göreceğiniz yöntemler ile yapılmasını sevgi ile istiyorum......Başkalarınahizmet.com sitesine üye olanlar arasında, ÖZGÜR İRADELERİ İLE İZİN VERENLERİN, sadece izin verenler ile sınırlı kalmak şartı ile; İlahi SEVGİ'nin bir ifadesi olarak, Sonsuz ve Tek Olanın SEVGİSİ'NİN bir tezahürü olarak, sevginin tüm varlıklarında hissedilecek şekilde Sevgi "Mucizesi" yaşamalarını sağlamanızı ve böylece Göksel Katların Sevgi'sini tanıyabilmeleri için, "sevgi mucizeleri" yaşamalarını sağlamanızı, özgür iradem ve sevgim ile istiyorum...Ben Tiversonus...Eğer Sonsuz ve Tek Olanın hayrına olacak ise, bilgi,ışık,sevgi adına olacak ise bu yardımların yapılmasını ve en yüksek fayda sağlayacak şekilde yapılmasını sevgi ile istiyorum"...Teşekür ederim, teşekür ederim...

Sonra demeyin ben izin vermedim di filan diye:)) Yani niyet beyanlarınızı koyun, örneğin "bilgi, ışık sevgi adına olanlara izin veriyorumi diğer şeylere izin vermiyorum" gibi, benzeri...Çunki, Siz Bir'siniz!

Tiversonus

#22
Bir onaylama önerisi:

"Sevgili Yüksek Benliğim, Sevgili Ruh, Ben'im Varlığım; Bireysel Bilincimin Evriminde,bilgi, ışık, sevgi, Başkalarına Hizmet yolunda hızlı evrimleşebilmem için, sürecimin tam kontrolünü ve tam yönetimini yapmanızı; örgür iradem ile ve sevgim ile şimdi istiyorum...Eğer Bütünün hayrına olacak ise, bu yardımları yapmanızı istiyorum ve en yüksek FAYDA çıkacak şekillerde bu yardımların yapılmasını istiyorum..."

Tiversonus

#23

"ÜST SEVİYE VARLIKLAR ARASINDA, TEHLİKE ALTINDAKİ BİR İNSANA EN FAZLA YARDIM EDEBİLECEK OLAN HANGİSİ?"




S: (L) Bu akşam güven içinde uyuyabilecek miyim?
C: Muhtemelen, ama dua etmen iyi olur.

S: (L) Peki kime dua etmem gerekir?
C: Her zaman olduğu gibi.

S: (L) St. Michael diye bir varlık var mı?
C: Bir anlamda.

S: (L) Üst seviye varlıklar arasında, tehlike altındaki bir insana en fazla yardım edebilecek olan hangisi?
C: Evren.

S: (L) Evrene mi dua edeyim?
C: Önceki celseyi incele.

S: (L) Hangi önceki celseyi kastetiyorsunuz?
C: 26 Kasım.



Sözkonusu celse "26 Kasım 1994" celsesidir.

Kasyopya Celselerini ilham edinenlerin, "Dua" konusundaki önerileri dikkate almalırını öneriyorum. Kasyopyalılar bir çok celse de "dua edin" diye öneriyorlar...Ama işte dua etmekte öğrenilecek bir şey sanırım...Paylaşmak istedim.

Tiversonus

#24
Korunma'nın "El Kitabı" Gibi Bir Celse

Evet, gerçekten bu celse için şunu düşünüyorum: Bir kağıda basıp/yazıp yanıbaşımızda tutulacak cinsten. Zihinsel maniplasyonda bir çok şeyin hatırlanması çok zordur, işte bunu aşabilmek için müthiş "korunma bilgileri" var diye düşünüyorum...Gerçekten ilginç bir celse...Ve bahse girerim ki; bu celseyi bilgisayarda okuduktan sonra, bir süre sonra, buradaki bilgileri ya bir kısmını ya da büyük kısmını unutacaksınız:)) Bunu aşabilmenin bir yolunu bulmak gerekiyor, öğrenmek eğlencelidir...Laura Knight-Jadczyk'in şu sözünü çok önemsiyorum: "En zoru da, çalışmayı sürdürecek bir zihin yapısını korumaya çalışmak."

Ve bu celseyi tekrar okumanızı -korunma bilgisi ve dua açısından- öneriyorum ve bu bölüme koyuyorum:




26 Kasım 1994 F___, Laura, T___ ve J___

S: Merhaba.
C: Tabladaki değişiklik için teşekkürler. [Birkaç tane noktalama işareti eklemiştik.] Bunu yapmanızı sağlamak için ruhlarınız üzerinde çalışma yaptık.

S: (L) Bunu yaptırmak için ruhlarımız üzerinde çalışmanıza gerek yoktu. Bu bizim için de gerekliydi. Bunu yapmak istiyorduk.
C: "Kolektif akla" geldiğinde herşey etkileşimli.

S: (T) "Kelime sonu" işareti cümlenin sonu için değil, her kelimenin sonu için, böylece bu konuda bir sıkıntı çekmeyiz. (J) Buna ihtiyacım yok...
C: Gelen kelimeleri anlayacaksınız.

S: (L) Evet, şimdi sorularımıza geçebiliriz.
C: Ben kimim Laura?

S: (L) Her defasında sormama gerek olmadığını söylemiştiniz. Tamam, bugün yanımızda kim var?
C: Eğlence.

S: (L) Adın eğlence mi?
C: Aptalca.

S: (T) Biz mi aptallık yapıyoruz yoksa eğlenceli ve aptalca bir gece mi geçireceğiz?
C: Laura'nın biraz rahatlaması gerek.

S: (L) Tamam, ismini alabilir miyiz lütfen?
C: Murean.

S: (L) Yanımızda olmana sevindik Murean.
C: Vurgu ikinci hecede.

S: (T) Bu gece Laura, F___ ve T___ tablanın başında, J___ de yazıyla ilgileniyor, tamam mı?
C: Elbette T___.

S: (T) Teşekkürler.
C: Birşey değil.

S: (T) Geçen cumartesi gecesinden anladığım şey şu: tablanın çalışması için bizden gelen enerjiye ihtiyacınız var ve...
C: Enerji katıyorsunuz.

S: (T) Ben şahsen mi enerji katıyorum?
C: Ve J___.

S: (L) Sadece burada olmalarıyla mı? (T) V___'nin yerine el koymuş gibi hissetmek istemiyorum...
C: V___ öğrenme sürecinde daha erken bir aşamada, bu yüzden enerjisi biraz daha az.

S: (L) V___ grubun bir parçası ve hepimizle birlikte öğreniyor ve hepimiz o ya da bu şekilde farklı aşamalardayız. Onun muhteşem bir iyileştirme yeteneği var ve buna grupta kesinlikle ihtiyaç duyuyoruz. (T) Ve L___ de bir balıkçı.
C: V___ "İkizler" burcu bir aşığın duygusallığına sahip. Bu sayede daha iyi reiki veriyor.

S: (T) Onun duygularının incinmesini veya tabla başındaki yerini aldığımı düşünmek istemiyorum.
C: Rahat ol T___.

S: (J) Bir rüyamda saçlarımdan asma bağlarının büyüdüğünü görmüştüm. Bir aynanın önünden geçerken bunu gördüm ve "Bundan kurtulmam gerekiyor" dedim. Bu rüyanın bir önemi var mı?
C: Hayır.

S: (J) Sinüs sorunlarıma neden olan şey nedir?
C: Duyguların bastırılması.

S: (J) Hangi duygular?
C: Hisler. Çocuklukta duygularını göstermemen öğretildi.

S: (J) Büyüdüğüm evde düşünceler ve yaratıcılık çok bastırılıyordu. Peki sinüslerim konusunda ne yapabilirim?
C: Dışarı çıkıp birkaç saksı kır. [Büyük kahkahalar] Ciddiyiz. Diğerlerine bir zararı olmaz.

S: (T) Dışarıda bir sürü saksı var. (J) Saksıları kırarken kızgın olduğum şeyleri ve isimleri söylemem faydalı olur mu?
C: İstersen. Saksı önerdik çünkü sende çok var. [Gülüşme]

S: (T) Bunu yapalım, çok eğlenceli olur! [Biri saksıları vurmayı öneriyor.]
C: Silahlar çok ama çok dikkatli olmayı gerektirir, aksi durumda zararlı olabilir.

S: (J) T___'nin annesi katarakt ameliyatından neden o kadar korktu ve neden hala iyileşmedi? Yapabileceği birşey var mı? (T) Çok fazla soru. Annem bir katarakt ameliyatı geçirdi. Daha önce ailede bu ameliyata giren pek çok kişi oldu ve hepsi düzgün bir şekilde ve hızla iyileşti. Annemin iyileşmesi istendiği şekilde olmuyor ve gözünü kaybedecek diye ödü patlıyor. Hiç korkmadığı başka bir sürü ameliyat olmuştu ama bundan çok korktu.
C: Çok fazla düşünce kalıbı.

S: Bu ameliyattan neden bu kadar korkmuştu?
C: Yapısı böyle.

S: (J) Ama diğer hiç bir ameliyattan korkmadığını söylüyor.
C: Yanlış.

S: Gözü iyilecek mi?
C: Eğer düşüncelerini değiştirirse.

S: (L) Gözüne reiki verdiniz mi? (J) Hayır. (T) Öyleyse bu hafta bir ara gidip bunu yap.
C: Tavsiye etmiyoruz. Güçlü bir şekilde direnç gösterecektir.

S: (L) T___ ve J___'nin yapabileceği birşey var mı? (J) Veya onun kendisinin yapabileceği...
C: Bu onun dersi, sizin değil. Lütfen kişilsel nitelikteki soruları azaltın.

S: (T) Bu bir özgür irade evreni ve bunu bize söyleyemezler. Gördünüz mü, kitabı okudum!
C: Aferin Terry! [Kahkahalar].

S: (T) Yavaş öğreniyorum ama sonunda dersleri alıyorum.
C: O kadar yavaş değilsin.

S: (L) J___ ve T___'nin ruhsal hayvanlarının ne olduğunu sorabilir miyiz en azından?
C: J___ fare, T___ yılan. [Kahkahalar]

S: (T) Benim totemimin yılan olmasının Kertenkelelerle veya ejderlerle bir ilgisi var mı?
C: Hayır. Bunu daha önce söylemiştik.

S: (T) Ejerhaları severim çünkü fantazi kitaplarını çok severim. Ama kertenkelelere çok düşkün değilim.
C: Dungeaons and...

S: (T) "Dungeons and Dragons", en sevdiğim oyunlardan biridir. Bu oyunu sevdiğim için bu tür...
C: Biliyoruz.

S: (T) Hepimizin hobileri var. Hayatımda kesici silahlarLa aramda bir bağlantı olduğunu hissediyorum, bunun nedeni nedir? Ortaçağ oyunlarını ve benzer şeyleri sevmemin kökeninde ne var?
C: Kılıçlar. 1713'te bir korsan tarafından öldürüldün.

S: (T) 1713'te bir korsan tarafından neden öldürüldüm? (L) Çünkü oradaydın. (T) Yanlış zamanda yanlış yerdeydim, desenize.
C: Yeterince yakın.

S: (L) O hayatındaki adı neydi?
C: George Caldwell. İngiltere'de Plymouth'ta yaşıyordu. Meslek; donanma.

S: (L) Karşılaştığı ve ölümüne neden olan korsan grubu kimdi?
C: Britanyalı caniler.

S: (T) Rütbem neydi?
C: Üsteğmen.

S: (T) Geminin adı neydi?
C: HMS Siderail.

S: (T) Ne tür bir gemiydi?
C: Uskuna. (Ç.N.: İki direkli yelkenli.)

S: (T) Yani askeri bir gemi değildi?
C: Evet.

S: (T) Savaş gemisi değilmiş. (L) Evet uskunalar hiç savaş gemisi olarak kullanılmadı.
C: Evet. Ama Donanma tarafından el konulmuş bir gemiydi.

S: (T) Britanya Donanması'nın el koyduğu bir gemi miydi?
C: Evet.

S: (T) Bu olay Britanya Amiralliği'nde bir yerlerde kayıtlı mıdır? Hiç kayıtlara geçti mi?
C: Hayır. Örtbas edildi.

S: (T) O zamanki donanma personeliyle ilgili kayıtlar var mıdır hala?
C: Evet. Londra'ya git. Kayıtlara erişim için New Scotland Yard'la temasa geç.

S: (T) Geminin kaptanı kimdi?
C: Plymouth'lı Ian Miller.

S: (L)T___ evli miydi?
C: Hayır.

S: (T) Öldüğümde kaç yaşındaydım?
C: 23.

S: (T) O vakte kadar hayatım eğlenceli miydi?
C: Açık.

S: (J) Lise'nin ilk yılında diğer kızlarla, özellikle de M___ S___'yle oynadığımız belirli bir oyun vardı, bu oyun hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: M___'nin bodrumu çok karanlık görünüyor. Mum ya da ışık uçları. Ritüel tarzında kelimeler söyleniyor.

S: (F) Ne yapıyordunuz? (J) Evet. (L) Şaka mı yapıyorsun? (J) Hayır. (F) Ne yapıyordunuz? (J) [Kahkahalar]
C: Bahsettiğin sahneyi şimdiki "zamanda" görüyoruz. Yorumlamak zor çünkü yaptığınız şeyleri diğerlerinden gizlemeye yönelik bir çaba var gibi görünüyor. Ama olayları etkilemeye veya büyü yapmaya yönelik bir çaba gibi görünüyor.

S: (L) Büyü mü yapıyordunuz? (J) Hı hı. (L) Büyüleri işe yaradı mı?
C: Açık.

S: (J) O kelimelerden herhangi birini algılayabiliyor musunuz?
C: Çözemiyoruz.

S: (J) Üzerinde daha fazla konsantre olursam?
C: Belki.

S: (T) Biz sormadan bize söylemek istediğiniz birşey var mı?
C: Titreşimlerinizi temizleyin. Şu anda çok interferans var. (Ç.N.: Parazitleyici, engelleyici titreşimler)

S: (T) Bu interferansın kaynağı nedir?
C: Çok ve çeşitli.

S: (L) O kelimeleri öğrenmeyle ilgili gerilim ve beklentimiz statiğe mi neden oldu? (Ç.N.: Statik kelimesi, sonraki bazı celselerde de kullanılan ve enerji akışını yavaşlatarak veya durdurarak öğrenmeyi bloke eden etkiler anlamında kullanılıyor sanırım.)
C: Kısmen. Ama unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faayetler ve bilgiler değil, herkese evrensel öneme sahip bilgiler aktarmaktır. Son ifademizi açıklamak istiyoruz. Bu oluşumu kişisel bilgiler ve kazanımlar için kullanmayı tercih etmenizde bir sorun yok, çünkü bu özgür irade. Ancak, eğer bu bağlantının gücünü korumasını ve hatta arttırmasını istiyorsanız, kişisel sorgulamaları sınırlandırmanız akıllıca olur çünkü bu kendine hizmet alemine ait bir özelliktir ve o alem sınırlandırıcıdır ve sonunda bize hiç benzemeyen kendine hizmet güçlerinin buraya bulaşmasına neden olacaktır.

S: (L) Ben çok yorgunum. Tabla'dan ayrılsam olur mu?
A: "Ne kadar çok, o kadar keyifli."

S: (L) Sorumu sorabilir miyim?
A: Sor.

S: (L) Önceki gece "Kabil'in damgasından" bahsediyorduk ve ben celse kaydının bir kısmını kaybettim. O konuya dönüp biraz daha bilgi almak istiyorum. "Kabil'in damgası" hikayesinin arkasındaki asıl olay nedir?
A: Kıskançlığın ortaya çıkışı.

S: (L) İnsanlarda kıskançlığın ortaya çıkmasına neden olan şey neydi?
A: Kertenkele yönetiminin başlaması.

S: (L) Kertenkelelerce ele geçirilme olayı cennetten düşme zamanında meydana gelen bir olay değil miydi?
A: Evet.

S: (L) Habil ve Kabil'in hikayesi o yönetimin bir parçası mıydı?
A: Hikayenin sembolizması.

S: (L) Yani Kertenkelelerin yönetimimizi ele geçirmesini, kıskanmanın başlamasını ve kardeşin kardeşe kötü davranmasını sembolize ediyor, öyle mi?
A: Kısmen. Kabil'in damgası, Kertenkelelerin dünyanın titreşim frekansının idaresini ele geçirmesi sonucu ortaya çıkan kıskançlık özelliğini ifade ediyor. Omurgadaki yumru, Kertenkelelerce bilinçli olarak uygulanan DNA sınırlamasının fiziksel bir kalıntısı. Anladın mı?

S: (L) Tamam, şimdi J___ elini ensemde hareket ettirecek ve söylediğiniz yumruya geldiğinde ona durmasını söyleyin.
A: Tamam. [Oksipital (kafaarkası) çıkıntı bölgesi işaret ediliyor]

S: (L) Oksipital çıkıntının olduğu alan mı? (Ç.N.: Bir kaynakta omurganın kafatasıyla buluştuğu yer olarak tarif ediliyor.)
A: Evet.

S: (L) Bu eklenti öncesi omurganın ve kafatasının durumu nasıldı?
A: Orada bir çıkıntı yoktu. Kıskançlık oradan çıkıyor, bunu hissedebilirsiniz bile.

S: (L) DNA sınırlandırmasından kaynaklanan bu duygular, Carl Sagan'ın bahsettiği "Sürüngen Beyin"le alakalı mı?
A: Dolaylı olarak.

S: (L) Peki bu Kabil'in damgasının ortaya çıkması sırasında dünyada bu etkiyi almayan başka insanlar var mıydı?
A: Tüm insanlara eşzamanlı olarak eklendi.

S: (L) Fiziksel olarak bunu nasıl gerçekleştirdiler? Bu olayın mekanizması, tekniği neydi?
A: Hazır mısınız? DNA çekirdeği, karbonla ilişkili henüz keşfedilmemiş bir enzimdir. DNA'nın ilk on faktörü ışık dalgalarıyla yakılmak suretiyle iptal edildi. O noktada omurganın tepesindeki yumru da dahil olmak üzere pek çeşitli fiziksel değişimler meydana geldi. Tüm bu değişimler eterik bedene de yansıdı.

S: (L) Hepsi bu mu?
A: Hayır. Ama fazlası gerekli mi?

S: (L) Sormak istediğim şey, o sırada dünyada kaç tane insan olduğu ve bu işlemin her birine teker teker mi uygulandığı?
A: Ağır ol!

S: (L) Kaç insan vardı?
A: 6 milyar.

S: (T) Şu andakinden 500 milyon fazla.
A: Hayır, 200 milyon.

S: (L) Tamam bu insanlar dünyadaydı, peki yapılan bu etki hepsini birden mi değiştirdi?
A: Işık dalgası yoluyla değiştirme.

S: (L) Işık dalgaları DNA'yı etkiliyor mu?
A: Evet.

S: (T) Peki bu ışık dalgalarının geldiği yer neydi?
A: Bizim merkezimiz.

S: (L) Sizin merkeziniz nedir?
A: Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi.

S: (L) Peki kertenkeleler Başkalarına Hizmet aleminden gelen ışınları nasıl kullandılar?
A: Gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarını değiştirdiler.

S: (L) Tüm bunlardan anladığım şey şu ki, sanki bir savaş olmuş ve siz kaybetmişsiniz...
A: Evet.

S: (L) Bu, Pleiades'lilerin bahsettiği savaş mı?
A: Evet.

S: (T) Konu değişmeden şunu sormak istiyorum, siz Kasyopyalılar mısınız?
A: Evet.

S: (T) Aynı zamanda Pleiades'liler misiniz?
A: Hayır.

S: (T) Pleiades'lilerle ilişkili misiniz?
A: Evet, diğerleri de öyle.

S: (T) Hepiniz ışık ailesi misiniz?
A: Evet, aynen öyle. Ödevini yapmışsın.

S: (T) Çalışıyorum. Yani geçmişte başka bir güç sizi yendi ve bizim üzerimizde değişiklikler yapmak için ışığın gücünü kullandı, bu doğru mu?
A: Evet. Şimdi şunu anlayın: Bunların hepsi doğal büyük döngünün parçası.

S: (L) Eğer bunların tümü bir doğal büyük döngünün parçası ise, eğer yanılıyorsam düzeltin, öyle görünüyor ki siz "iyi adamlar" ve diğer "kötü adamlar" tüm bunları eğlence olsun için yapıyorsunuz, öyle mi?
A: Hayır.

S: (L) Ama bunun doğal bir büyük döngünün parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu doğal büyük döngü, aydınlık ile karanlık arasında sürekli bir etkileşim olmasını mı gerektiriyor?
A: Evet. Biz evrenin doğal denge sisteminin "ön cephesindeyiz". Yani, bir varlığın "Bir" ile tam birliğe ulaşmasından hemen önce bulunduğu yer. 6'ncı seviye.

S: (L) 6'ncı seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?
A: Siz 3'üncü seviyede olmaktan hoşlanıyor musunuz?

S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.

S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.

S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.

S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.

S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.

S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.

S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden ibaret.

S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur, tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.

S: (J) Savaştığınızda bizim bu savaşı algılamamızın herhangi bir yolu var mı?
A: Öncelikle: biz "savaşmayız." İkincisi: Evet; doğada meteoroloji ve dünyasal değişimler yoluyla algılayabilirsiniz.

S: (T) Sizin onlarla karşı karşıya gelme biçiminiz atmosferdeki ve dünyadaki fiziksel değişimler şeklini mi alıyor?
A: Ve uzaydaki.

S: (T) O şekilde mi anlıyoruz? Yani ne kadar çok hareketlilik varsa o kadar çatışma mı oluyor?
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.

S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.

S: (T) 4'üncü seviyeden 3'üncü seviyeye gelenler... Hoagland, araştırdığı Mars yapılarında tespit ettiği tetrahedral biçimden bahsederken kastettiği şey bununla ilgili mi?
A: Evet. 4'üncü yoğunluğa bir köprü.

S: (L) Siz 6'ncı seviye varlıklarının 4'üncü seviyedeki Kertişlerle uğraşması biraz haksızlık gibi olmuyor mu?
A: "Kertişler", karanlığın güçlerinin 4'üncü seviyedeki temsilcileri, 6'ncı seviyedeki değil ve siz de 3'üncü seviyedeki temsilcilerisiniz.

S: (L) Karanlığın güçlerinin 6'ncı seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.

S: (L) Peki bu 6'ncı seviye temsilcisi ne olarak biliniyor veya görünüşü nasıl?
A: Oryon, sizin "civarınızda".

S: (L) Oryonlar 6'ncı seviye Kendine Hizmet varlıkları mı?
A: Evet.

S: (L) Sizin gibi onlar da birer düşünce formu mu?
A: Evet.

S: (L) Hiç fiziksel madde içinde ortaya çıkarlar mı?
A: Çıkabilirler.

S: (L) Kertişleri kontrol eden güç onlar mı?
A: Yakın.

S: (L) 6'ncı seviye Oryonlar ile 4'üncü seviye Kertişler arasında 5'inci seviye bir güç veya varlık var mı?
A: 5'inci seviye, her iki "taraf" için düşünme ve gözlem (contemplation) bölgesi.

S: (L) Yani düşünme ve gözlem bölgesinde bir etkinlik yok mu? (J) Mola yeri gibi mi?
A: Yakın. Dengeleyici.

S: (L) Işığın güçlerinin 3'üncü seviye bir temsilcisi var mı?
A: Evet.

S: (L) Onlar kim veya ne?
A: Sizin gezegeninizde yoklar.

S: (L) Peki kendi gezegenleri var mı?
A: Katrilyonlarca.

S: (L) Öyle görünüyor ki durumumuz hiç parlak değil. Gurdjieff'in dediği gibi burası evrenin Sibirya'sı gibi.
A: Evren sonsuz ölçüde büyük.

S: (L) Eğer Kendine Hizmet eğilimli 3B (3 boyutlu) varlıkların yaşadıkları gezegenler varsa, onların görünüşleri bizimki gibi mi?
A: Siz KH (Kendine Hizmet) eğilimlisiniz. BH (Başkalarına Hizmet) varlıklarını mı kastettin? (Ç.N.: Orijinal metinde kısaltma kullanıldığı için ben de KH ve BH kısaltmalarını kullanıyorum.)

S: (T) Bu evrende 3B bir BH ırkı var mı?
A: Evet. Zaten söylemiştik.

S: (L) Eğer BH varlıklarının olduğu gezegenler varsa...
A: Bazıları size benziyor.

S: (L) Öyle bir yerdeki yaşam nasıl acaba? (T) Bize bunu söylemezler. Bu kendimizi geliştirerek bizim bulacağımız birşey.
A: Aynen öyle.

S: (L) Görünüşe bu kadar önem vermemiz KH olmamızla mı ilgili?
A: 3'üncü seviyede fiziksel bir konu olarak algılanmıyor.

S: (T) Kafamda kendi kendime sohbet ederken benimle konuşan kim?
A: Sen.

S: (L) Peki başka varlıklarla konuşuyor muyum?
A: Konuştun.

S: (L) Bunu hepimiz yapıyor muyuz?
A: Hayır.

S: (T) Laura'nın böyle konuşmaları oluyor mu?
A: Oldu.

S: (T) F___?
A: Aynı.

S: (T) Her ne ise onunla iletişim kurmaya devam etmem iyi mi?
A: Sana bağlı.

S: (T) Sizinle bağlantılılar mı?
A: Hayır.

S: (T) Neden bahsettiğimi biliyor musunuz?
A: Evet.

S: (T) Peki bana kim olduklarını söyleyebilir misiniz?
A: Kertenkeleler.

S: (T) Benimle neden konuşuyorlar?
A: Seni döndürmeye çalışıyorlar. Unutma T___, kronik depresyonun bir "savaş" alanını temsil ediyor.

S: (T) Artık depresyonda değilim ama benimle daha çok konuşuyorlar. (J) Seni tekrar oraya çekmeye çalışıyorlar. (T) Ama beni depresyona yönlendiren birşey yapmıyorlar.
A: Dikkat et!

S: (T) Bu iletişimleri kapatabilir miyim?
A: Evet.

S: (T) "Sing" kim?
A: Seni etkilemek için görevlendirilen güçlerin lideri.

S: (T) Güçler derken, şahsen bana yönelik olarak görevlendirilmiş birden fazla varlık mı var?
A: Evet.

S: (T) Bu güçte kaç varlık var?
A: Yedi.

S: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?
A: Hepsi sürecin birer parçası.

S: (T) Bende implant var mı?
A: Evet.

S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?
A: Kontrol değil, etki.

S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı sağlayabiliyorlar, öyle mi?
A: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.

S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?
A: Gerekli değil.

S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem ne olur? Morallerini bozabilir miyim?
A: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.

S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?
A: Açık. Deyim neyi ima ediyor?

S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.
A: Bingo.

S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?
A: Neden?

S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...
A: 4'üncü yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.

S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3'üncü yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...
A: Evet.

S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.
A: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?

S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.
A: Ne?

S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?
A: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?

S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.
A: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.

S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.
A: Hayır.

S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.
A: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.

S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?
A: Onları iptal eder.

S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?
A: Evet.

S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?
A: Başka yere giderler.

S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklımıyım?
A: Aynen öyle.

S: (L) Yani ilk ipucunu gördüğünde duygularını kontrol etmeye başlaman gerekiyor. Yaşadığın herşeyi, bunların hepsinin senin kendi yaratımının birer yansıması oluğunu ve senin mutlak iyiliğine hizmet ettikleri kabulü ve bilgisi ile değerlendirmen gerekiyor. Tabii bir süre boyunca bir besin kaynağı olarak seni tekrar kazanmak için belki on kat daha fazla çaba harcayacaklar ama bunu başaramadıklarını gördüklerinde artık seninle uğraşmayı bırakacaklar, bu şekilde mi?
A: Sen ve F___ şu anda bunu deneyimliyorsunuz.

S: (L) Bu doğru. (F) Bir süredir ikimiz de çok ağır saldırı altındayız. Bu çalışmayı sürdürmek her anlamda bir mücadele haline geldi. (L) En zoru da, çalışmayı sürdürecek bir zihin yapısını korumaya çalışmak. (J) Ben de saldırı altında mıyım?
A: Henüz değil.

S: (T) Benim son birkaç aydır yaşadıklarım ilk saldırı mıydı?
A: Evet.

S: (T) Peki şimdi bana karşı daha mı nazikler?
A: İlk saldırıydı.

S: (T) Yani ne kadar pozitif olursam, onlar da o kadar çaba gösterecek ve sanıyorum ki, başıma yedi kişiyi diktiklerine göre bende kolay vazgeçmeyecekleri birşey buldular, öyle mi?
A: Yakın.

S: (T) Beni yedi kişiyi görevlendirecek kadar önemli görmeleri beni mutlu etmeli mi? Bunu bir kompliman olarak mı kabul etmeliyim?
A: Hayır.

S: (J) T___'nin negatiflik derecesi onlara çekici mi geliyor? Çok negatifleşme eğilimi mi var?
A: Tam tersi.

S: (J) Bunu açıklayabilir misiniz? (L) Negatifliğinin onlara çekici geldiğini söylediler. Hayır, onları kendine çektiği için mi negatifleşti demişlerdi? Onu Kertenkeleler için çekici kılan nedir?
A: Çekici değil, tehdit.

S: (L) Evet, bu önemli bir konu. Sanırım bir sürü insan üzerinde erken yaşlardan itibaren çalışmaya başlıyorlar çünkü aura okuması veya aura taraması gibi birşey yapıyorlar ve bir insanın büyük bir aydınlatma gücü olup olmadığına karar veriyorlar ve henüz küçük ve savunmasızken onlar üzerinde çalışma yapıp onları bir anlamda oyunun dışına çıkarmaya çalışıyorlar. (F) Evet, insanları bilgilendirme gücü yüksek olanlar kişileri. (L) Bizim yaşadıklarımız da bununla mı ilgili?
A: Evet.

[Ç.N.: Celsenin bu bölümünde T___, F___ ve Laura arasında uzunca bir konuşma geçiyor. Vakit darlığım nedeniyle ve bu konuşmada geçenler nispeten yüzeysel nitelikte olduğu için bu kısmı atlarayarak soru-cevapların başladığı yere geçiyorum.]

S: (T) ... Tamam, nerede kalmıştık. Sadece pozitif olmam, Kertişlerin benimle uğraşma arzusunu sonlandırır mı?
A: Evet.

S: (T) Hepsi bu mu? Ama implantlar orada durmaya devam edecek?
A: Ne olmuş?

S: (T) İmplantlar, frekansın aktarılması dışında birşey yapmıyor mu?
A: Hayır.

S: (T) Yani ben negatif olduğum sürece aktarıma devam edecek ve beni bu yolla takip edebilecekler, öyle mi?
A:Yakın.

S: (T) Pozitif olarak bu implantları iptal edersem beni artık takip edemezler mi?
A: Edebililer ama etkileyemezler.

S: (T) Neden beni kaçırmaları için onlara izin verdiğimi söylediler?
A: Saçma!

S: (T) Bunun saçmalık olduğunu onlara söylersem beni rahat bırakırlar mı?
A: Hayır.

S: (T) Bağlantıyı kapatırsam beni kaçırmaya devam ederler mi?
A: Hayır.

S: (T) Kurban rolü oynamamaya kararlıyım. (L) Burada başka birşey daha var. Bilgi farkındalığı arttırıyor ve böylece seni etkilemeye çalıştıklarında çok ince yollarla bunun farkına varabiliyorsun ve zihnini kontrol edip erken bir aşamada direnç gösterebiliyorsun ve sanırım önemli olan da bu.
A: Yeterince yakın.

S: (L) Bazen inanılmaz zorluklar karşısında olumlu

Tiversonus

#25
Sıkıntılı hissettiğimiz anlarımızda kullanabileceğimiz bir kaç dua örneği:

"Başakalarına Hizmet Olan Ben'liklerim Ben'i tam korusunlar ve kollasınlar...Bilgi/Işık/Sevgi ve Başkalarına Hizmet faydamı artıracak hertürlü yardımlarını yapsınlar"

Kendinizi "değersiz" hissettiğinizde, bunu duyumsama ilüzyonuna geçtiğinizde ve de üzerine bir de "uykusuzluk" hali bindiğinde; Zihindeki kargaşayı dindirmek amacı ile, İÇİNİZDEN/ZİHNİNİZDEN; araba sürerken, yemek yerken, yürürken, araba kullanırken, banyo yaparken v.b. en-az bir kaç saat şu duayı/niyeti öneriyorum:

"Işık Ailem Beni Tam Korusun[/font=Comic Sans MS]"

Ve Günlük Niyet Önerisi:



* Niyetim, uyumlu bir yaşama biçimi deneyimlemek.


* Niyetim, beni yaratıcı serüvenlere götürecek sağlık ve enerjiyi deneyimlemek.


* Niyetim, ihtiyaçlarımın karşılanması, barınak, yiyecek ve yaşamı deneyimlemek için gereksindiğim her şeyin bana büyük bolluk içinde verilmesi ve bu büyük bolluğu başkalarına iletmek, onlarla paylaşmak.


* Niyetim, 4.bilinç yoğunluğunu Başkalarına Hizmet olarak deneyimleMEK, 5.bilinç yoğunluğunu Başkalarına Hizmet olarak deneyimleMEK, 6.bilinç yoğunluğunu Başkalarına Hizmet olarak ve Toplumsal bellek olarak deneyimleMEK, 7.bilinç yoğunluğunda Herşey İle Bir olMAK!...


*Niyetim, cennetin fiziksel tezahürünün, bilginin, ışığın, sevginin ve Başkalarına Hizmetin, Dünya gezegeninde en-az KendineHizmet kadar yaşanabilir olmasını sağlaMAK!...



Bu başlıkta paylaştıklarım sade ÖNERİ, TAVSİYE niteliğinde olan şeylerdir. Kendiniz için en doğru olanı SİZ bilirsiniz,  SİZ seçersiniz!


Kendiniz de bu örnekleri çoğaltabilirsiniz, ve bu başlığa başka bir örnek paylaşmayı düşünmüyorum...Dileyen arkadaşlar benzer başka bir başlığı kolayca açabilirler, iradelerine kalmış bir seçenek sadece bu...