• Kasyopya Celseleri (1994-2002) 5 0 5 1

Kasyopya Celseleri (1994-2002)

Başlatan 4BH, 01 Nisan 2009, 03:23:48

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

#135
31 Mayıs 1997 F___, Laura, AK.

S: (L) Şimdi, önce Ark için birkaç sorum var, sonra diğer sorulara geçeceğim. İlk sorum...
C: "Merhaba" demedin.

S: (L) Özür dilerim! Merhaba!
C: Biraz aceleciyiz galiba?

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Zonala.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Tamam, acelecilikten ziyade elimden geldiği kadar hızlı bir şekilde konuya girmek istiyordum. İlk sorum: EM'nin (ç.n.: elektromanyetizma) çekimle içiçe olduğunu söylüyorsunuz. Santilli EM ile çekimin aynı şey olduğunu söylüyor. Ve bir de ışık var. Işık EM'nin ışıması. Öyleyse EM'yle içiçe olan çekim nasıl EM'den daha hızlı gidiyor, yani ışık hızını nasıl aşıyor?
C: Çekim "gitmiyor."

S: (L) Çekimin ışık hızını aştığını söylediğinizde kastettiğiniz şey nedir peki?
C: Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur.

S: (L) Sanırım buradaki olası yanıt, çekimin bir faz olarak hareket etmesi, ışığın ise bir "grup" dalga olarak hareket etmesi. Bu doğru anlayış mı?
C: Çekim dalgası her an her yerde mevcut olan dokudaki hafif bir dalgalanma yalnızca; temel enerji yararlandırıcısı.

S: (L) Temel enerji yararlandırıcısı nedir?
C: Doku çekimdir ve aynı zamanda enerji yararlandırıcısı.

S: (L) Eğer çekim belirttiğiniz dokuysa, temel yararlanım aracıysa, yararlanılan şey nedir?
C: Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz. Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!

S: (L) Tamam, ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Işık 7'nci yoğunlukta nasıl tezahür ediyor?
C: Işık yedinci yoğunluk.

S: (L) Demek ışık 7'nci yoğunluk. Ve ışığın çekimin enerji ifadesi olduğunu söylemiştiniz. Ve çekimin Tanrı olduğunu. Bu aynı zamanda ışığın çekim olduğu anlamına mı gelir?
C: Hayır.

S: (L) Peki çekim ile ışık arasındaki fark nedir?
C: Betonla çimento arasındaki fark nedir?

S: (L) Bunu tam olarak anladığımdan emin değilim. Çimento konsantre bir madde, betonda ise kum var, taş var, çeşitli maddeler var daha sağlam olması için. Ve suyla karıştırılıyor. Işık 6'ncı yoğunlukta nasıl tezahür ediyor? Bir ilişki örneği verebilir misiniz?
C: Karmaşık.

S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."

S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.

S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.

S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.

S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.

S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.

S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?

S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.

S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz. Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.

S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizdeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?

S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana, bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.

S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)

S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.

S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"

S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.

S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.

S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.

S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu düşünmeye benziyor.

S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.

S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!

S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!

S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???

S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!

S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.

S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.

S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?

S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.

S: (L) Konuyu değiştirmek istiyorum çünkü o kadar derine iniyor ki hangi yöne gideceğimi bilmiyorum. Beynim bununla baş edemiyor. Ark 1925-27 teorisinin sonraki girişimlerden daha iyi olup olmadığını öğrenmek istiyor.
C: Daha az politik yozlaştırma anlamında daha iyi. Baş etme yalnızca kişi açık olmadığında gerekli.

S: (L) Açığım, ama oturup bunu yazmam ve konuyu nasıl ele alacağımı düşünmem gerek...
C: Bunu yaptığında ne olur peki?

S: (L) Konuyu anlarım. Ve o zaman başka sorular gündeme gelir. Bu uygun mu?
C: Evet.

S: (L) Carlos Allende'nin Dr. Jessup'a yazdığı iddia edilen bir mektup var. Şimdi, Carlos'un gerçek bir kişi olup olmadığı bir yana, bilginin doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Bu güvenilir bir bilgi kaynağı mı?
C: Belli değil mi?

S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Carlos Einstein'ın insan medeniyeti ve ilerleyiş döngülerini insanın genel karakterinin gelişimi ile karşılaştıran hesaplamalar yaptığını ve bunun onu korkuttuğunu söylüyor. Bu bana ipucu bulmamı önerdiğiniz şey. Ve bunu yapıyorum. Burada Einstein'ın aynı şey yaptığı söyleniyor. Bu doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Onu korkutan şey neydi?
C: O noktaya kadar bildiği şeylerle karşılaştırıldığında fizikselliğin değişkenliğinin ve bunun ima ettiği şeylerin keşfi.

S: (L) Demek onu uçuran şey 4'üncü yoğunluktu!
C: Ve diğer yoğunluk seviyeleri. Kişi maddi alemin "tüm atış sahası" olduğu zannıyla başlıyor, öyle olmadığını keşfediyor ve herşeyi yeniden düşünmesi gerekiyor.

S: (L) Demek Einstein bunu keşfettiğinde başından aşağı bir ton tuğla dökülmüş gibi oldu. Konuyu değiştiriyorum. Ark'ın gece uyuyamama, gündüz ofiste de uyuyakalma sorunu var. Binanın no'su 9 ve caddenin karşısında da Max Planck Enstitüsü var. Bu 9 sayısıyla mı ilgili, yoksa Max Planck Enstitüsü'yle mi?
C: Oyumuzu Max'a veriyoruz!

S: (L) Demek o binada yaptıkları şey Ark'ı etkiliyor, doğru mu?
C: Daha iyi soru: 4'üncü "yoğunluktakiler" onu etkileyecek ne yapıyor?

S: (L) Peki, madem bu daha iyi soru, 4'üncü yoğunlukta Ark'ı etkileyecek NE yapıyorlar?
C: Tahmin et.

S: (L) O binadan kaçırılıyor mu?
C: Hayır.

S: (L) KH'lerden mi bahsediyoruz, yoksa BH'lerden mi?
C: KH.

S: (L) Ona bir tür frekans değiştiriciyle mi saldırıyorlar?
C: Yakın.

S: (L) Bodrum katıyla veya kaldığı otelle karşılaştırıldığında neden o binada daha etkili oluyor?
C: Max'tan dolayı.

S: (L) Ark'a saldırmak için orada birşey yapıyorlar yani. O binada başka şeyler de yapıyorlar mı?
C: Evet.

S: (L) Söyleyebilir misiniz?
C: Hayır.

S: (L) Ark'a yaptıkları başka şeyler de var mı?
C: Evet.

S: (L) Söyleyebilir misiniz?
C: Beden kimyası üzerinde oynama.

S: (L) Beden kimyası üzerinde nasıl oynuyorlar?
C: Beyin dalgalarını etkileyerek.

S: (L) Koruma için yapabileceği birşey var mı?
C: Çok yakında bölgeyi terk edecek.

S: (L) Orada olacağı süre içinde ona ne kadar zarar verebilirler?
C: Muhtemelen çok değil.

S: (L) Atabileceği başka bir adım var mı? Kütüphaneye gitmek veya otelinde kalmak dışında?
C: İyi fikir!

S: (L) Başka birşey?
C: Günde bir-iki yudum viskinin faydası olur.

S: (L) Bu garip bir öneri! Bir-iki yudum viski mi? Bunun beyin kimyasına faydası mı olacak?
C: Biraz.

S: (L) Beyin kimyası üzerindeki bu oynamanın amacı nedir?
C: Kafasını bulandırmak.

S: (L) Sanırım işe yarıyor. Başka bir öneri? Hadi ama, biz geçmişteki siziz! Yardım edin!
C: Öyleyse "gelecekte" öğrenirsin.

S: (L) Gelecekte bildiğime göre, neden geçmişteki kendime otelde kalmak veya bodrum katında kalmak ve günde bir-iki yudum viski içmek dışında birşey söylemiyorum?
C: Gerek yok.

S: (L) Max Planck Enstitüsü'nde ne yaptıklarını da söylemiyorsunuz.
C: Carlos Allende şöyle derdi: "Eğer bilseydin, şoktan ölürdün."

S: (L) Bu hiç dostça değil! Dostça olmayan şeyler öğrenmek istemiyorum. Beni öyle endişelendirdiniz ki, tarih ve diğer şeylerle ilgili araştırmada girdiğim yolun bir değeri veya faydası olup olmadığından bile emin değilim.
C: Faydalı olduğundan emin olabilirsin!!!!!

S: (L) Bu tarih araştırmasının bana aşamalı olarak kazandıracağı bilgi düzeyi şu andaki bilgi düzeyimle "şoktan ölmeme" neden olur muydu?
C: Belki.

S: (L) Kanarya adalarıyla ilgili olarak, adanın fethinden çok önce, herhangi misyonerlerin veya Avrupalıların varışından çok önce adada garip bir heykelin ortaya çıktığını öğrendim. Adanın yerlileri büyük, sarışın tiplermiş. Bu heykelin kutsal olduğundan eminlermiş çünkü onun ortaya çıkmasından sonra sahilde melekler veya kutsal varlıklar, ışıklar, kokular, şarkılar, bu tür şeylere şahit olmuşlar. Candelaria Bakiresi heykeli Tenerife sahiline nasıl geldi?
C: Teleportasyon.

S: (L) Heykeli oraya kim teleporte etti?
C: "Keltler."

S: (L) Druidler anlamında mı?
C: Veya Atlantisliler anlamında.

S: (L) Daha önce Atlantislilerin Keltler olmadığını söylememiş miydiniz?
C: Hayır.

S: (L) Atlantisliler Keltler miydi?
C: "Keltler, Druidler" vs... bunlar yalnızca sonradan konan isimler.

S: (L) Şimdi biraz geri dönelim. Keltlerin Kantek'ten geldiğini söylemiştiniz. Kertişler tarafından buraya taşındıklarını, getirildiklerini söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Fiziksel olarak kaç Kelt getirildi?
C: Yüz milyonlarca.

S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.

S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4'üncü yoğunluğa geçtiler ve 3'üncü yoğunlukta burada tekrar ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.

S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.

S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.

S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.

S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diye tanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.

S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.

S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.

S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin merkez üssüydü yalnızca.

S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.

S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.

S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi, yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)

S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.

S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.

S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan, Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.

S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.

S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.

S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.

S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.

S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.

S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.

S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.

S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.

S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.

S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.

S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.

S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.

S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?

S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.

S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.

S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.

S: (L) Piktler de Kantekliler miydi?
C: Köken olarak.

S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.

S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.

S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.

S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.

S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.

S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.

S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.

S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.

S: (L) Gülhaçlıların Druidler'in yeni enkarnasyonu olduğu sonucuna ulaştım. Yani Druidler ortadan kayboldu ve kısa sayılacak bir süre sonra Gülhaçlılar ortaya çıktı.
C: Kısmen.

S: (L) Jül Sezar dini hoşgörü konusunda standart bir politikaya sahipti. Görünüşe göre tek istisna Druidlermiş. Onların kökünü kazamaya kararlıymış. Neden?
C: Gizemli güçleri nedeniyle.

S: (L) Bu gizemli güçleri nereden elde ettiler?
C: Nesilden nesile geçen bilgi.

S: (L) Kanaryalar'da ortaya çıkan "meleksi varlıklar" Druidler miydi yoksa Gülhaçlılar mı?
C: 4'üncü yoğunluktular.

S: (L) KH miydiler yoksa BH mi?
C: Her ikisi.

S: (L) KH ve BH birlikte takılıyor mu?
C: Sen sizin dünyanızdaki tüm tiplerle takılıyor musun?

S: (L) Adadaki Guançelerin gördüğü varlıklar KH miydi, BH mi?
C: Her ikisi.

S: (L) Önce birini sonra da diğerini mi görüyorlardı demek istiyorsunuz?
C: Yakın.

S: (L) Beni rahatsız eden birşey; Keltiklerin/Kanteklilerin kafa avcılığı eğilimi. Buna dair yapılan çeşitli açıklamalar var ama hiçbiri bana anlamlı gelmedi. Düşmanlarının ve kahramanların kafalarını kesmek onlar için adeta genetik birşey. ... Bunu negatif enerji veya güç toplamak için mi yapıyorlardı?
C: Temel olarak.

S: (L) Televizyondaki o dizide olduğu gibi yani; "The Highlander." Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yanıt için araştır. Ve bu yanıtla birlikte...

S: (L) Ama başka sorularım da var! Henüz bitirmedim!
C: İyi geceler.
 

4BH

#136
7 Haziran 1997 Frank, Laura, AK

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Utura.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Pekala, pek çok sorum var ama başlamadan önce söylemek istediğiniz birşey var mı?
C: Sorularını sorman daha iyi olur.

S: (L) Tamam. Daha karmaşık konulara girmeden önce birkaç noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum. Geçen hafta Candelaria Bakiresi heykelinden ve ortaya çıkış şeklinden bahsettik. Şimdi öğrenmek istediğim şey bu heykelin Kanarya adalarına hangi yıl ulaştığı.
C: O zaman yıl ölçülmüyordu.

S: (L) Guançelerin ölçmediğini biliyorum ama daha sonradan adaya varan ve bu heykel hakkında şeyler öğrenen İspanyollarla bağlantılı olarak soruyorum. Hangi yıldı?
C: 1198 diyebiliriz.

S: (L) St. Albans kentinin Keltçe'deki adının Verulamium olduğunu öğrendim. Ve burası Hotspur'un oğlu Henry Percy'nin savaşta öldürüldüğü yer. Francis Bacon'ın da Lord Verulam olduğunu öğrendim ve onun bir Gülhaçlı olma yanında, Shakespeare oyunlarının ve bazı Gülhaçlı manifestolarının yazarı olduğu iddia ediliyor...
C: İpuçları için Alton Towers'ı kontrol et.

S: (L) Tamam kontrol edeceğim. Teşekkür ederim. Pekala. Şimdi, Tenerife'de GONG projesi denen birşey var. Sezgilerime göre bu başka birşeyin maskelemesi.
C: Yakın.

S: (L) GONG projesinde tam olarak ne yapılıyor?
C: Manyetik frekans. Gelecekte muhtemel kullanım için ölçümler.

S: (L) Gelecekte ne amaçla kullanım için?
C: Keşif. Ne kadar "zekisin."

S: (L) Bu kelime bu konuyla ilgili bir kod mu?
C: Göreceksin.

S: (L) Çok tuhafsınız! Sıradaki soru. Yahudilerin diyet sınırlamaları ve Levitikus kitabındaki sunakta hayvan kurban ediliş talimatlarıyla günümüzdeki sığır mutilasyonları ve insanların besin olarak olası kullanımı arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Bağlantısız değişkenler.

S: (L) Tamam, biraz geri dönelim. Hayvan kurban etme talimatlarıyla sığır mutilasyonları arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Yalnızca lökositler üzerindeki enzimsel etkiler anlamında.

S: (L) Bu, kurban hayvanlarının hazırlanma talimatlarının dünyadışılara besin olarak sunulmak üzere tasarlandığı anlamına mı geliyor?
C: Daha ziyade enerji transferi için.

S: (L) Kurban etme yoluyla hayvanın enerjisinin transfer edilmesi anlamında mı, yoksa kurbanı gerçekleştiren insanın enerjisinin hayvana transfer edilmesi sonra da hayvan üzerinden dünyadışılara transfer edilmesi anlamında mı?
C: Neden her ikisi olmasın?

S: (L) Bir sonraki konu diyet sınırlamaları. Pek çok kültürde, özellikle de Ari kökenli olanlarda tavşan ve domuz tüketiliyor. Tavşan Athena için kutsaldı. Keltler EPEY domuz eti tüketmiş. Ama bunlar Yahudilerin diyetinde sınırlandırılan ürünler. Bu beslenme alışkanlıkları ile Arilerin fethe ve hakimiyete yönelik genetik eğilimleri arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Ari türlerde Trikinoz yoktu... Ama genetik faktörlerin karışımı bu durumu değiştirdi.

S: (L) Yani Yahudiler trikinoza karşı daha hassastı ama Ariler değildi, öyle mi?
C: Başlangıçta.

S: (L) Yani Yahudilerin domuz yememesi gerekiyordu, Ariler için böyle bir sorun yoktu ama genetik karışım onları da buna karşı hassaslaştırdı. Genel bir anlamda, güçlü Ari genetikleri et tüketim gerekliliğine ilişkin bir işaret mi?
C: Bir anlamda ama peskadoryal özellikler kısmi bir karşılama sağlıyor. (ç.n.: peskadoryal kelimesi balık tüketimi ile ilgili sanırım.)

S: (L) Peskadoryal. Kısmi yeterlilik. Tam yeterlilik için ne eklenmesi gerekiyor?
C: Demir/protein seviyeleri.

S: (L) Keltlerin ihtiyaç duyduğu şey demir miydi? Bu beni bir sonraki soruma götürüyor. Kelt folkloründe "perilerden" bahsediliyor ve görünüşe göre bunlar bizim "Gri dünyadışılar" ile çok benzer varlıklar. Bu dünyadışı varlıklar demirin kesinlikle onlara yaklaştırılmaması gerektiğinde ısrar ediyor. Ayrıca periler tarafından değiştirildiği düşünülen bebeklere demirin temas ettirilmesinin bebeğin gerçekten değiştirilip değiştirilmediğini ortaya çıkardığı yazıyor. Eğer eğer bebek gerçekten değiştirilmişse, demir temas ettirildiğinde hemen yok oluyormuş. Süleyman Tapınağı'nın inşasında da materyallerin hazırlanmasında ve binanın yapılışında demir kullanımıyla ilgili bazı sınırlandırmalar varmış. Herhangi bir bölümde demir çivi kullanılmayacak kadar. Her kimseler, bu diğer yoğunluk varlıklarının demir kullanımı üzerindeki bu sınırlamalarının özelliği nedir?
C: Soy izleri.

S: (L) Anlamadım.
C: Anlayacaksın canım, anlayacaksın!

S: (L) Arilerin demir alması önemliydi... Tamam, belki de demir bir etkileşimin...
C: Peki element olarak demir?

S: (L) ... Manyetizmayla mı ilgili?
C: Evet...

S: (L) Demir kişiyi sıkı bir şekilde 3. yoğunlukta tutan birşey mi, ve demirin azaltılması da yoğunluk değiştirmeyi kolaylaştırıyor mu, yoksa...
C: Kanal işlevi yapan şey manyetit, ve belki, ama sadece belki, istek üzerine ileri geri transfer sağlıyordur?!? Ya simyacılar hakkındaki efsane? Buradaki anahtar terim dönüşüm değil mi?!? Ve madde üzerindeki tüm o yoğunlaşma aslında çok etkili bir "perde" olarak kullanılmadı mı?!? Bu da kişiye 3. yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu??

S: (L) Anladım! Demek bedende enerjiyi toplayan ve tutan şey manyetit ve bunun dışsal bir maddeyle hiçbir ilgisi yok! Bu mu?
C: Yakın.

S: (L) Manyetit için daha fazla demire ihtiyaç duyduğumuzu düşünmekte haklı mıyım? Yoksa tamamen alakasız mı?
C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3. yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun?

S: (L) Tamam, kanal işlevi yapan şey manyetit. Simya çalışmalarında damıtılan şey manyetit, doğru mu?
C: Hayır, çünkü eğer başka çabalar yoluyla aldatılma olmazsa, buna ihtiyaç yok.

S: (L) Bu diğer aldatma yolları cinsel işlevle mi ilgili?
C: Daha ziyade cinsel işlevin sonuçlarıyla.

S: (L) Tamam, şimdi bu...
C: Bugünün aldatma versiyonu da favoriniz "monoatomik altın" olabilir.

S: (L) David Hudson fiyaskosu...
C: Orada da kişi maddeye dayalı olarak saptırılıyor... Buna dair öne çıkarılan şeylerle ilgili uyarımızı hatırlıyor musun?

S: (L) Evet...
C: Aman tanrım, aman tanrım, bu tozu altına çevirebiliyoruz!! Ve eğer bundan yeterince yerseniz, ışık varlığı olarak sonsuza kadar süren orgazmlar yaşayabileceksiniz... Aman tanrım, aman tanrım!!

S: (L) Çok iyi! Bu iddialarla insanları madde bağımlısı yapıyorlar...
C: Marti ne kadar bağımlı?

S: (L) Evet. David Hudson'unun en büyük destekçilerinden...
C: Cennette orgazmlar yaşamak mı istiyordu, neydi?!?

S: (L) Evet! Onun cennet fikri buydu. Hindu'ların sürekli hareket halindeki lingam ve yoni'si! Bu konuda söyleyebileceğiniz başka birşey var mı, yoksa geçelim mi?
C: Sana bağlı.

S: (L) Bunu söylemeseniz gecem eksik kalacaktı! Şimdi, JM kendisiyle bu grup arasındaki bağlantının ne olduğunu öğrenmek istedi.
C: Bekle ve gör.

S: (L) Bundan biraz daha fazlasını duymaktan çok memnun olurdu, eminim. Bir etkileşim olacak mı?
C: Son yanıta bak.

S: (L) JM hakkında söyleyeceğiniz başka herhangi birşey var mı? Mesela var olduğunu doğrulamak gibi?
C: Tamam! Doğruladık! Şimdi, bekle ve gör!

S: (L) ÖFFFF!! Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar. Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?
C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var. Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi?? Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?

S: (L) Muhtemelen Hitler ve 2. Dünya savaşını kastediyordu.
C: Veya sadece daha sonraki "tarihi" kastetmiyordu, ilgisiz olduğu için?

S: (L) Tamam. "Dancar'ın filozofları" kim?
C: Dan'ın arabasında dolaşan filozoflar.

S: (L) Ciddi bir soru sordum! Dancar nerede ve nedir?
C: Neden verdiğimiz yanıtın ciddi olmadığını düşünüyorsun?

S: (L) Yapmayın şimdi! Dan'ın arabası nedir?
C: Elinden geldiği kadar iyi bir şekilde senin tanımlamanı istiyoruz.

S: (L) Dan'a ait bir araba. 18'inci yüzyıldan kalma bir kaynakta belirtiliyor.
C: Evet.

S: (L) Dancar'dan bahsederken nereyi kastediyorlar?
C: Britanya.

S: (L) Neden Dancar diyorlar?
C: Yer adı.

S: (L) Dancar diye bir yer yok.
C: Yok mu?

S: (L) İddiaya göre Christian Rosencruetz "Dancar'ın filozofları" tarafından inisiye edilmiş. Buranın nerede... Neyse geçelim. Gülhaçlı manifestolarından biri şöyle diyor: "Tanrı büyük bir seçilmişler konseyinin oluşturulması için elçiler gönderdi ve gökte işaretler gösterdi, yani Serpentarius ve Cygnus'taki yeni yıldızlar." Büyük seçilmişler konseyi derken kastedilen şey nedir?
C: Pireneler.

S: (L) Yani şu simyacılar grubu... Bu neden Serpentarius ve Cygnus takımyıldızındaki yeni yıldızlar olarak belirtiliyor? Bunlar neyi simgeliyor?
C: Nova'lar.

S: (L) Nitrik oksidin insan bedenindeki rolü nedir?
C: Eksik sorgu.

S: (L) Tamam, nörolojik sistemde?
C: Zevk merkezini açar.

S: (L) Amigdaladan mı bahsediyorsunuz?
C: Belki.

S: (L) Neokorteks?
C: Hayır.

S: (L) Sürüngen beyin?
C: Belki.

S: (L) Tamam, Almanya'daki bir önceki geçmiş yaşamımdaki soyadımın "Gerspringer" olduğunu söylemiştiniz. Soy kütüklerini araştırıyorum ve buradaki "ger"in "von" gibi bir önek olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: İsimlerde önekler istek üzerine eklenip çıkarılıyor.

S: (L) O halde "ger" veya "von" Springer'den ziyade "Springer"i arıyorum. Gerhard'ın uyruğu neydi?
C: Alman.

S: (L) Önceki bir celsede dikey gerçeklikler kavramını koydunuz ortaya ve TR'nin "Neormm" denen belirli bir gerçeklikle ilişkili olduğunu söylediniz. Ayrıca KH'nin "düşünce merkezinin" Ormetyon olduğunu söylediniz. Bu isimlerdeki benzerlik dikkatimi çekti. Bir ilişki var mı?
C: Orm orimulsion'a yakın. Bir referans kaynağından kontrol et.

S: (L) Neormm ile Ormetyon arasındaki olası bir ilişkiyi soruyorum...
C: Yanıtlarımızın anlamı konusunda varsayımda bulunmaman en iyisi!

S: (L) ... Keltik efsanelerini okurken Kasyopya'nın denginin Danu, veya Don olduğunu öğrendim. Tuatha de Danaan veya Tanrıça Danu'nun sarayı örneklerinde olduğu gibi. Diğer bir deyişle Arilerin en üstün tanrıçası Kasyopyaydı. Ve Kasyopya zodyakta Kral Cepheus ve Perseus'un da yeraldığı Koç takımyıldızında bulunuyor. Tasvirde Perseus yılanı yeniyor ve eski Keltik oymalarında da boynuzlu tanrı onu iki yılanı boğazından tutarken gösteriyor. Buradaki sembolojiyi anlamak istiyorum...
C: Doğru iz üzerindesin.

S: (L) Simya metinlerinde "kayaların kırılması" sanıyorum "kıran kişi" olarak Perseus'la da ilişkili. Bunun simgelediği şey nedir?
C: Tektonik güçler tarafından kesildiğinde dünya içindeki kayaların meydana getirdiği elektromanyetik etkilerle ve bundan çok daha önemlisi, belirtilen güçlerin muhtemel kullanımıyla bağlantılı.

S: (L) Mola vermeden önce Keltlerin tanrıçası Kasyopya ve onun Arilerle olan ilişkisi hakkında söyleyebileceğiniz başka birşey var mı?
C: Araştırmana devam etmen daha iyi olur, çünkü böyle öğrenirsin ve güç oluşturursun! ... [Mola]

S: (L) Pekala, Colin Andrews'tan bir mektup aldım ve şunu da söylemeliyim ki dün gece uyumadan önce bunu sezmiştim. Bunun hakkında söyleyebileceğiniz birşey var mı? Biliyorum söylemeyeceğiniz birşey soruyorum!
C: İstiyorsan "gelecekte" Andrews'u evinde görmeyi bekleyebilirsin.

S: (L) Ekin çemberlerini şahsen inceleme şansım olacak mı?
C: İstiyorsan, ama gerekli değil, ve engel oluşturabilir.

S: (L) Tamam bunu bırakıyorum. Ekin çemberlerini tek başıma incelemeyeceğim.
C: Eğer istiyorsan bunu elinden gelen en iyi şekilde yap! Ama odağını sınırlı tutma.

S: (L) Tamam. Transkriptlerle, derlemeyle falan uğraşmam lazım.
C: Kastettiğimiz şey; eğer İngiltere'ye gidersen, gözlerini, kulaklarını ve zihnini açık tut.

S: (L) Bugün Ark şunu yazdı: "Kasyopyalılar bir keresinde EM'nin çekim enerjisinin bir ifadesi olduğunu söylemişlerdi." Ben de ona ışığın çekimin enerjisel bir ifadesi olduğunu, EM'nin çekimle aynı şey olduğunu, daha doğrusu içiçe olduğunu söyledim. Bu beni şuraya götürüyor; EM'nin bütün spektrumu "balonun" "malzemesi" oluyor, ki balon da gayrı-balonun dengeleyicisi. (ç.n.: balon tanımı 29 haziran 96 celsesinde geçmişti.) EM'den çıkan ışık, radyo sinyali ve diğer frekanslar birer enerji ifadesi. Yani EM'nin kendisi değişken çekim dalgası. Doğru mu?
C: Yakın.

S: (L) Eterik varoluş "gayrı-balon" mu?
C: Daha yakın.

S: (L) EM ile eterik varoluş içiçe. Yani EM "varlık" ve eterik varoluş da yokluk mu?
C: Hayır. EM varlık, eterik varoluş ise düşünüş...

S: (L) Mutlak yokluk çekimin kökeni. Yokluğun mutlaklığından çıkıyor, peki çekimden ne çıkıp EM oluyor? (ç.n.: orijinal metindeki "non-being" kelimesi "yokluk" anlamında mı, yoksa gayrı-fiziksellik anlamında mı acaba?)
C: Bu "yokluğun mutlaklığını" nereden buldun?

S: (L) Mutlak YOKluk...
C: Bu HERŞEY demek belki?

S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...

S: (L) [ç.n.: Laura'nın bir kaynaktan yaptığı uzun bir teknik alıntı atlandı.]
C: Bu 3. ve 4. yoğunluk dünyadışı uzay araçlarının itiş sistemi.

S: (L) İtiş sistemi mi?
C: Çok yakın, evet.

S: (L) Peki bununla ilgili kavrayışım doğru mu?
C: Kavramsal olarak uyumlu olduğu için zekice bir tanım.

S: (L) Tanımımın bu makalede yazandan daha isabetli olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."

S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor.

S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten sadece zihinsel bir hal!!

S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?

S: (L) Sanırım kalmak istersin ama park yerine gitmek arabana binip eve gitmek anlamına geliyorsa, o zaman hayır. Pekala şimdi yapışkana dönelim. Buradaki mesele kişinin kendini yapışkandan sökmesi mi?
C: Hayır.

S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.

S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.

S: (L) Ark Einstein'ın Kaluza'ya yazdığı bazı mektupları okumuş ve o yazılarda o zaman onun tarafından ortaya konmuş bir birleşik alan teorisinin varlığını düşündüren birşey olmadığını söylüyor. Ama Kaluza'nın 5 boyutlu silindir birleşik alan teorisi fikri ortaya koymuş ve Einstein bunu oldukça şaşırtıcı bulmuş. Ama görünüşe göre Einstein sanki Kaluza'nın sunumunu biraz geciktirmiş. Burada "silindir" kelimesi dikkatimi çekti. Bir celsede Almanların bir zaman makinesi geliştirip geliştirmediğini sormuştum ve siz de "evet" demiştiniz ve Antartika'da olduğunu ve silindir döngüsüyle keşif yaptıklarını söylemiştiniz. Silindirin döngüsünün 4. yoğunluktan 6. yoğunluğa uzanan bir özelliği olduğunu söylemiştiniz. Bu silindirden, silindirin döngüsüne dair biraz daha ayrıntılı açıklama yapabilir misiniz? Ve birleşik alan teorisini yapanın Einstein değil de Kaluza olup olmadığını?
C: Silindir aslında bir çiftli döngüdür, değil mi? Ve istersen, bunun gerçek anlamı üzerinde düşün!

S: (L) Bu teoriyi Einstein değil de Kaluza'nın ortaya koyduğu doğru mu?
C: Belki ilk olarak hipotezleştiren Einstein'dır ve diğerleri de uygulamaya yönelik tamamlama amacıyla görevlendirilmiştir.

S: (L) Ark şöyle diyor: "Gerçek dünyanın kaç boyutu olduğunu sordum, Kasyopyalılar da asıl sorunun gerçek boyutun kaç dünyası olması gerektiğini söylemişlerdi. Ve Kaluza Klein'ın fikirlerinin doğru mu yoksa yanlış mı olduğu konusunda hiçbir şey söylememişlerdi. Ben bu geometri türü üzerine bir kitap yazdım." Bunu bilmemiz gerekiyor. İlerleme için gerekli.
C: Eğer birinin bir evi bulması gerekiyorsa, oraya giden yolu öğrenmesi gerekmez mi?

S: (L) Yani?
C: Ark'ın sorusunu ve buna dair bildirimini incele!

S: (L) Ark: "Çekim herşeyin bağı. Matematikte kohezyon da denen bir bağlantı kavramı var. Bağlantı Eddington'un 1920 yılındaki birleşik alan teorisinde temel bir yere sahip ve daha sonra Einstein ve Schrodinger'in teorileri bu matematiksel "bağlantı" nesnesi üzerine dayalıydı." Bağlantı fikri basit; ayrı şeylerin birbirine bağlanmasını sağlıyor. Bir noktadan diğerine giderken yönü takip etmemizi sağlıyor. Einstein-Schrodinger teorisi hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Bundan daha spesifik bir soruya ihtiyacımız var.

S: (L) Bunu nasıl soracağımı bilmiyorum. Bu matematiksel "bağlantı" fikri çekimin matematiksel ifadesiyle aynı şey mi?
C: Formülde karakterlerin dizimiyle ilgili basit ve dolayısıyla kolayca gözardı edilebilecek bir hata içerdiği için pek uymuyor.

S: (L) Bir sonraki soruyu soramıyorum bile çünkü neden bahsettiğimizi bilmiyorum. 3'e 3 ve bir de ortadaki karışık yoğunluktan oluşan bu 7 yoğunluğa dair sınırlı bilgime dayalı olarak birşey sormak istiyorum. Denge bakımından 1 ile 7, 2 ile 6, 3 ile 5 arasında bir ilişki var mı?
C: Döngüsel denge nedeniyle doğa kutupsallaşma sunuyor.

S: (L) Bunu daha iyi anlamak için bazı tahminlerde bulunabilir miyim? 1. yoğunlukla 7. arasındaki ilişkiyle başlayalım... Eğer 7. yoğunluk ışığın çıktığı yerse ve 1. yoğunluk da ışığın madde olarak katılaştığı yerse...
C: Biraz uzaklaşıyorsun. Eğer herşey göreliyse, o zaman bir ilişki olmak zorunda değil.

S: (L) Sanırım Ark'ın söylediği şey de buydu. Tamam. Bu gece sormak istediğim iki husus daha var. Birincisi elimdeki Tenerife haritası. Haritayı görüyor musunuz? Bu size ne düşündürüyor? Kanaryaları tartıştığımız süreçte bu ayrıntılı haritayı buldum. Ve görünüşe göre heykelin bulunduğu yer de şurada bir yerlerde. Korunduğu mağara da burada. Ve...
C: ...Tüm bu şeylerle daha "modern" kavramlar, örneğin UFO'lar, Roswell, yeraltı bölgeleri ve neye hizmet ettikleri arasında bir bağlantı kurman çok işine yarayabilir.

S: (L) Tamam. Şimdilik Kanaryaları bırakalım. Ama küçük birşey daha... Candelaria Bakiresi heykelinin üzerindeki yazı. Bunu çözmek için herhangi bir öneriniz var mı?
C: "3/5 ilkesini" dene. Her zaman olduğu gibi araştırmanı keyifli sürdür... Şimdilik ayrılmamız gerekiyor, iyi geceler.
 

4BH

#137
14 Haziran 1997 Frank, Laura, AK.

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Nimomara.

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Ark şöyle diyor: "Son celsede Kasyopyalılar formüldeki dizimden ve hatadan bahsettiklerinde, hangi formülü kastediyorlar ve bilgi ve deneyimimle uyumlu bir kod verebilirler mi?" Pekala, hangi formülü kastettiniz?
C: Kişi bilgisini kullanarak yakın zamanda öğrendiklerini tekrar gözlemlediğinde ve o zamana kadar bildiğiyle karşılaştırdığında bariz olan formül.

S: (L) Einstein ile Kaluza arasındaki bağlantıyı mı kastediyorsunuz?
C: Öğrenme en iyi keşifle gerçekleştirilir.

S: (L) Formüldeki başarısızlıkla ilgili olarak Ark'ın bilgi ve deneyimiyle uyumlu olarak söyleyebileceğiniz başka herhangi birşey var mı?_
C: Formüldeki hata aldatıcı derecede basit... "Eskiler tekrar yeni oluyor." Eşkenara karşı hipotenüs.

S: (L) Başka birşey?
C: Bundan ne çıkacağına bak.

S: (L) Kuzey Karolina'dan dönerken arabanın camı patladığında Chloe ile bana sıradışı birşey mi oldu?
C: Patlayan cam sıradışı değil miydi?

S: (L) Elbette öyleydi. Ama anlamaya çalıştığım şey, bu olayın o sırada bilincinde olmadığımız bir faaliyetin işareti olup olmadığıydı.
C: Elektromanyetizma hakkında öğrendiklerin, aradığın yanıtla ilgili olarak sana ne söyleyebilir?

S: (L) Şüphesiz bir boyut perdesi kırılması olduğunu, sıradışı birşeyin meydana geldiğini söylüyor. Ama aynı zamanda Chloe ile konuşmam gerektiğini, deneyimlerini incelemesi gerektiğini söylemiştiniz. Onunla bunu konuştuk, çocukluğundan sıradışı bazı olaylar hatırladı. Bu inceleme ile olağanüstü keşifler yapacağı zamanla ilgili söylediğiniz şeye dair başka ipuçları verebilir misiniz?
C: İncelemesini sağla.

S: (L) Bunu konuştuk, inceledi...
C: İncelemeyi onun yapmasını sağla lütfen!

S: (Chloe) [telefonla] O olayda sıradışı birşey oldu. Zaman çerçevesi dışına mı çıkarıldık?
C: "Zaman çerçevesi"ni nasıl tanımlıyorsun?

S: (Chloe) Dünyada üzerinde anlaşılan bir zaman ölçüm tanımı anlamında. Zaman dediğimiz, olayların ardıl bir şekilde ilerleyiş düzeni...
C: Doğru değil!

S: (Chloe) Peki, bilinçli zihnimizle farkında olmadığımız bir olay oldu mu?
C: Ne düşünüyorsun?

S: (L) Olay sırasında bunun hakkında hiçbir şey düşünmedi, ama şimdi emin değil.
C: Hiçbir fikrinin olmadığını mı söylüyorsun?!?

S: (Chloe) [Frank'le konuşuyor...]
C: Hayır!

S: (F) Sen daha fikrin olmadığını söylemeyi bitirmeden onlar yanıt verdi. Herhangi birşey söylemeden önce dur ve düşün. Gerçekten fikrin yok mu? Bu konuda ısrarlılar. (Chloe) İnanılmaz birşey olarak görüyorum...
C: "Onlar" kim?

S: (Chloe) Bunu inanılmaz birşey olarak görüyorum çünkü bunun amacının ne olabileceğini bilmiyorum... Bizden ne istediklerini... Bilmiyorum...
C: Gerçekten mi?

S: (Chloe) Transkriptlerde iyi adamlar ve kötü adamlarla ilgili birşeyler okudum ve pek çok farklı oyuncu olduğunu, ve eğer bu olayda varsalar, hangisi olduğunu bilemiyorsun...
C: Ama ne hissediyorsun?

S: (Chloe) Korku hissetmiyorum. Laura'yla birlikte bir planımız olup olmadığını öğrenmek istiyorum...
C: Tekrar, içgüdülerin sana ne söylüyor? Her zaman hisleriyle, sezgileriyle ve "doğru ve yanlış" algısıyla güçlü bir şekilde bağlantı halinde olan kişiydin.

S: (Chloe) Laura'yla birlikte bir konuyu tartışırken, ikimizin de fikirleri çok hızlı bir şekilde kavradığımızı fark ettim...
C: Ve...

S: (Chloe) Ve bu değerli birşey gibi görünüyor.
C: Ama önümüzdeki konudan uzaklaşıyoruz. Yine, lütfen, camın patlamasına neyin neden olduğu sorusuyla ilgili derinlerindeki hisleri ifade etmeni istiyoruz. Sence neydi?

S: (Chloe) Başta bunu aracın penceresindeki yeni açtığım buz çözücü sistemle ilgili bir arıza olduğunu düşündüm. O zamandan beri, transkriptlerin bir kısmını okuduktan sonra, bunun başka bir nedeni olmuş olabileceğini düşünüyorum.
C: Peki ne tür başka nedenler olabilir?

S: (Chloe) Sanırım, zaman çerçevesinden çıkarılıp, belirli görevler ve bilgiler alıp, yani bir şekilde kodlanıp, yönlendirilip geri bırakılmış olabileceğimizi düşünüyorum.
C: Ah ah! Üzerinde epeyce düşünülebilecek birşey. Peki içgüdülerin ne söylüyor? Lütfen daha içteki düşüncelerini söyle, daha önce yaptığın gibi. Görüyorsun Chloe, tüm yaratımın geniş bütünlüğü hakkında şaşırtıcı gerçekleri keşfedebilmen için yardımcı olabiliriz, ve tüm bu gerçekler aslında kendi zihninde kilitli duruyor, yeter ki önce doğru "iz" üzerine varabilelim.

S: (Chloe) Eğer sadece dikkatimizi çekmeye yönelik birşey değilse, bunun oldukça önemli bir olay olduğunu hissediyorum.
C: İlginç... Kişi sadece kendini ifade ettiğinde ne kadar büyük ilerleme kaydettiğinizi anlayın!! Sadece hislerini ifade ederek mozaik gerçekliğe giden kapıyı açtın. Bazılarının bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alıyor.

S: (Chloe) Mozaik gerçeklik derken sanırım bu durumun pek çok seviyesi olduğunu kastediyorsunuz, değil mi?
C: Evet, ama aynı şey tüm durumlar için de geçerli!

S: (Chloe) Laura'yla bir durumu tartışırken yeni yollar yaratıp hedefe varabiliyoruz, ayrı ayrı çok daha uzun zamanda yapabileceğimiz şeyleri çok hızlı yapabiliyoruz gibi görünüyor. Bunun pek çok hayatta birlikte çalışmış olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum.
C: Bir dakika Chloe! Adım adım. Burada üç çok derin düşünce kalıbı ifade ettin. Öncelikle, neden Laura'yla ayrı ayrı değil de "bir takım olarak" çok daha çabuk sonuçlara ulaştığınızı düşünüyorsun?

S: (Chloe) Kastettiğim şey tam olarak bu değil. Birlikte bunu daha iyi yapabildiğimizi kastettim... Birbirimizi yeni düşünce kalıplarına teşvik ediyoruz gibi görünüyor... Belki de düşünüşlerimiz birbirini tamamlayıcı nitelikte. Fikirlerimi toparlayabilmek için bir dakika daha düşünmem gerek. Epeyce süredir bu kadar çok düşünmemiştim...
C: Düşünmek "düşündüğün" kadar zor değil!

S: (Chloe) Sonuçlara neden mi daha çabuk varabiliyoruz? Bizi bir takım olarak mı düşünüyorsunuz?
C: Biz soruyoruz.

S: (L) Sanırım bu bir takım olarak NEDEN sonuçlara ulaşabildiğimizle ilgili...
C: Dilini kedi mi kaptı?

S: (Chloe) Birlikte neden iyi düşünebildiğimizi hiç düşünmemiştim...
C: "Hiç" ne zamandı?

S: (L) Eğer şimdi bunun hakkında düşünüyorsan, bu da iyi. (Chloe) Offff, Laura, sen ne düşünüyorsun? (L) Bana mı soruyorsun?
C: Offff, Chloe, SEN ne "düşünüyorsun"?

S: (F) "Düşünmeyi" ikinci kez tırnak içine aldılar. (Chloe) Hazır benimsediğim varsayımları sorguluyorum şu anda.
C: O halde "başka türlü düşünüyor" olmalısın. Akışına bırak canım, bu celseden sonra not verilmeyecek!

S: (Chloe) Neden ben ve Laura birlikteyken daha iyi bir şekilde sonuçlara ulaşıyoruz. Çünkü onunla konuşurken konuştuğumuz konular beni heyecanlandırıyor ve zihnim ileri sıçrıyor gibi görünüyor ve aynı şeyin ona da olduğunu algılıyorum.
C: Ama bunun nedeni nedir?

S: (L) Gitmesine izin vermeyecekler! (F) Aynı merdaneden biz de geçtik... özellikle Laura! (Chloe) Çünkü çalışma alanlarımızda benzer ilgilerimiz ve geçmişlerimiz var...
C: Sevgili Chloe, çok yüzeysel alıyorsun canım!

S: (L) Ne?! (F) Yani bundan daha karmaşık mı?
C: Daha karmaşık mı? Evet. Aynı zamanda daha basit!

S: (L) Tamam, biraz duralım. Daha önce Chloe ile telefonda grup ruhlarını temsil ediyor olabilecek mitolojik kişilikler hakkında konuşuyorduk. Yani 3'üncü yoğunluk seviyemizde, bir takım bireylerin oluşturduğu gruplar, daha yüksek bir seviyedeki ruh gruplarının uzantısı olabilir diye...
C: Zeus neyi temsil ediyor?

S: (L) Zeus. (F) Tanrıların babası mı?
C: Bunun ima ettiği şey?

S: (L) Babası olduğu tanrıların kim olduğuyla... (F) Chloe kırmızı koltuğa şimdi senin oturmuş olmandan memnun olduğunu söylüyor... (L) İma ettiği şey mi? Bu şu anda benim için çok ağır!
C: Hayır.

S: (L) Evet! Düşünme gerektiriyor! Zeus'un temsil ettiği şeyin ima ettikleri... Zeus 7'nci yoğunluğu mu temsil ediyor?
C: Veya Zeus 7'nci yoğunluğu kavramayı mı temsil ediyor?

S: (L) Uygun olmayan şekillerde kavrayıştan mı söz ediyoruz?
C: Hiçbir kavrayış "uygunsuz" değildir.

S: (L) Tamam. Hepimiz şeylerin bir parçası mıyız... Daha büyük bir bütünün parçaları olan gruplar içinde gruplar mı var, ve daha da büyük bir bütün... Ve ancak birleşerek mezun olabiliyorlar?
C: Daha doğrusu bu, böyle bir süreçte olanların çoğu için ilerlemeyi hızlandırıyor.

S: (L) Uyumlu olan diğer ruhlarla etkileşeme girmek mi gerekiyor...
C: Laura, müsaade et Chloe verilen yanıtları anlasın ve yanıt versin.

S: (Chloe) Laura ve ben bir ruh grubunun veya grup varlığının parçası mıyız?
C: Sence?

S: (Chloe) Evet.
C: Ve...

S: (Chloe) Bence bir grup ruhunun parçalarıyız... bu her ne anlama geliyorsa ve bir amacımız var; sanırım benzer bir ilgimiz var ve bu da gerçeği keşfetmek. Ve aynı zamanda kendimizi ilerletmek.
C: Ve...

S: (Chloe) Bir grup ilerlediği zaman, bu diğerlerine etki ediyor...
C: Nasıl etki ediyor?

S: (Chloe) Çünkü sanırım hepsi bağlantılı.
C: Nasıl mesela?

S: (L) Anladım! Zeus'la ilgili olan... Çocukların büyütülmesi, çeşitli seviyelerde çeşitli şekillerde hareket eden "çocuklar" tarafından belirlenen kalıplar, tezahürler ve sonunda herşey 7'nci yoğunluğa geri dönüyor.
C: Herşeyin geri dönmesi ne anlama geliyor?

S: (L) Bir ile birleşme. Ve bu sürekli devam ediyor...
C: Peki Chloe ne diyor?

S: (Chloe) Hepimiz 7'nci yoğunluğa geri döndüğümüz zaman ne olduğunu mu kastediyorsunuz?
C: Ne düşündüğünü kastediyoruz.

S: (L) Zeus'un efsanelerine benzer kalıplar içindeysek ve çeşitli yerlere yayıldıysak, dünyadaki çeşitli deneyimlerimiz çok parçalı durumda ve büyüyüp ilerledikçe doğruya ve tam anlama ulaşıyoruz ve tüm bu deneyimlerin bilgeliğiyle tekrar bir araya geliyoruz.
C: Evet, ama sadece "Dünya" değil.

S: (Chloe) Başka bir seviyeye gitmekten kastettiğim şey bu...
C: Ama, Chloe, ya Dünya'da olmayanlar?

S: (Chloe) Onlar da aynı süreçteler.
C: Evet.

S: (Chloe) Onların farklı efsaneleri mi var?
C: Farklı herşeyleri var... Ama son analizde, aslında tamamen aynı şey!

S: (Chloe) O zaman sanırım herkes sonlu fiziksel varlıklarından mezun olduğu zaman aynı yerde farklı bir titreşimde bulunuyorlar ve şu anda düşünemediğim başka derslere, deneyimlere ve ilerleyişlere yöneliyorlar.
C: Ama "an" nedir?

S: (Chloe) An mı? Bunu uzun zamandır düşünmemiştim!
C: Ya da düşündün, ama sadece onu bu şekilde algılamıyorsundur?

S: (Chloe) Muhtemelen öyle. Laura ve benim içinde bulunduğumuz grup, bu amaç için çalışanlar, kaç kişi?
C: Kendiniz keşfedin.

S: (Chloe) Bir denemek istedim! (L) Bunun üç domino, üç pizza dilimi, domino setimde eksik olan üç dominoyla bir ilgisi var mı?
C: Pek sayılmaz, ama anlıyoruz ki Dominos iyi pizza yapıyor!

S: (L) Neden sürekli pizzalara referansta bulunuyorsunuz? İtalya'da birşey mi var? [Bekleyiş] Cevap vermeyeceksiniz galiba?
C: Hayır.

S: (L) Pizza konusunu şaka olsun diye sormadım...
C: Ama biz şaka olsun diye söyledik. Neşe!

S: (L) Biz burada tüm bunlara bir anlam vermek için kafayı yiyoruz, siz orada 6'ncı yoğunlukta şaka yapıyorsunuz!
C: "Kafayı yemeye" gerek yok.

S: (Chloe) Pencere camı sırf dikkatimizi çekmek için mi patladı?
C: Peki ya mozaik?

S: (L) Bilgi parçalarını toplayıp mozaiği bir araya getirmesi gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Yakın. Veya kavramı ezberleyip gerçekleştirmek.

S: (L) Mozaiğe kapıyı açmak, kavramı ezberlemek ve gerçekleştirmek. Tamam, kaset bitmek üzere. İyi geceler demeden önce yapacağınız başka bir yorum?
C: "Roswell Olayı" ile olası bağlantıları dahil etmek için Kanarya adaları çalışmanı genişletmeni öneriyoruz.

S: (Chloe) Düşünmek elektriksel birşey. İnsan elektriksel bir yankı mı oluşturuyor ve belirli kombinasyonlar kümülatif ve üssel bir uyum oluşturuyor mu? Düşünen belirli grupların diğerlerinden veya bireysel olandan daha fazla üretimde bulunacağı şekilde?
C: Yakın. Şimdi, Chloe için öneri: Yönlendirilen bir dalga etkisinin gelişimine şahit olmak için frekansları birleştir; gücü arttırır.

S: (Chloe) Bu yedili grupla mı ilgili? Pizzanın yedi dilimi?
C: Elbette! Akışa izin vermek nasıl etki yapıyor, görüyor musun Chloe?

S: (Chloe) ...İyi bir pizza yapabilir miyiz?
C: Doğru malzemeleri kullanırsanız.

S: (Chloe) Bu ne anlama geliyor?
C: Tarifler.

S: (L) Celseyi kapatmadan önce, MM konusunda ne yapmak gerekiyor? Tehlikeli olabilecek kadar çılgın mı?
C: Tehlikeli olanlardan sakınmanız en iyisi. Bilgi korur.
 

4BH

#138
21 Haziran 1997 F___, Laura, AK

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Himani.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya üzerinden aktarım yapıyoruz.

S: (L) Pardon, Kasyopya'dan değil, Kasyopya üzerinden. ... Önce Ark'ın sorularını sormak istiyorum. Art Bell show'da ekin çemberlerinden birinin bir UFO'nun "dinamosu" olduğunu söyleyen bir araştırmacıyı duyduktan sonra SJB Ekin Çemberleri araştırmasını finanse etmeye birden istekli hale geldi.
C: Gerçekten mi?!? O halde bu finansmana hiçbir koşul dayatmayacağını yazılı olarak beyan etmesini istemeni ve yanıtı değerlendirmeni öneriyoruz.

S: (L) Tamam. Yapılabilecek doğru birşey gibi görünüyor. Eğer samimilerse bunu kabul ederler. Değillerse etmezler. Sıradaki soru; Ark'a epeyce sorun yaşatan dizüstü bilgisayarın durumunu teşhis etmenizi rica ediyorum...
C: Teşhis gerekli değil... Yeni bir dizüstü gerekli.

S: (L) Yani sorunu o kadar ciddi ki, onarmaya çalışmak boşuna olacak. Tamam, sıradaki soru. Kanarya adaları ile Roswell arasında bir ilişki bulmaya çalışırken ilginç enlem numaralarına rastladım. Roswell konusu hakkında başka hiçbir şey okumak istemiyordum ama Stan Friedman'ın bana gönderdiği tüm materyalleri iyice okudum. Haritaları inceledim ve onun belirttiği çeşitli yerlere baktım. Görünüşe göre kazanın kendisi Roswell'de olmamış. Corona'ya yakın. Corona yakınında "Socorro" diye bir yer. Ve Kanarya adalarında da bir Socorro var ve Bakire'nin heykelinin bulunduğu yere çok yakın. Chloe ile birlikte bu yer adının anlamının "imdada yetişmek" olduğunu öğrendik. Rennes le Chateau'da kilisedeki Magdalene tablosundaki yazıda "bakirenin gözyaşlarının" günahı temizlemesinden ve "imdada yetişmesinden" bahsediliyor. Ve bu tablo keşiş St. Anthony'nin tablosu model alınarak yapılmış. O tabloda keşiş ancak "dünyadışı" denebilecek varlıklar tarafından ayartılmaya çalışılıyor. Ve Roswell olayının olduğu yerde de bir Magdalena, bir St. Anthony ve hatta kaza yeri yakınında bir Pearce diye bir yer var. Tüm bunları çizgilerle birleştirdiğimde San Augistin ovasını çevrelediklerini gördüm...
C: Peki Saint Augustine / San Augustin kimdi? Augustus, Augustine Keşişleri?

S: (L) Bunun hakkında hiç düşünmemiştim! St. Augustine ilk kilise "papazlarından" biriydi ve sonradan genel yerleşik kilise doktrini haline gelen pek çok şey yazdı.
C: Veya ilk kilise aklamalarını gerçekleştirdi. "Corona" neydi? "Rainer" kimdi? Valerian'ın seninle temas kurmuş olması ilginç... Acaba Rainer'le ilgili birşeyler keşfetti mi hiç?

S: (L) Bunun çok ilginç olduğunu sanmıyorum çünkü genetikle ilgili küçük deneme metnimi gönderdiğim birkaç kişi arasındaydı. Bence tamamen farklı bir dalga boyunda.
C: Enerjiler birleştirilebildiğinde güçlü zihinler keşiflerin önünü açar ve egolar "kapıda kalabilir." Geçici de olsa.

S: (L) Tamam. Egomu devre dışı bırakıp bununla ilgili olarak onunla iletişim kuracağım. Ama bunun önemli olmadığını düşünüyorum.
C: Önemli!

S: (L) Konuyu değiştiriyorum. Çeşitli diller ve alfabelerdeki ipuçlarını inceliyorum. Runik, Yunan ve Etrüsk alfabelerinden hangisinin önce geldiğini, diğerlerinin hangisinden türediğini öğrenmek istiyorum.
C: Etrüsk.

S: (L) Peki Etrüskler kimdi?
C: Tapınak şövalyeleri taşıyıcıları.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Ara, bulacaksın.

S: (L) Bunu nasıl yapabilirim ki? Etrüskler hakkında hiçbir şey bulamıyorum!
C: Hayır.

S: (L) Nasıl yani "hayır?" Etrüskler hakkında bulabileceğim şeyler olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.

S: (L) Tamam. Tapınak şövalyeleri taşıyıcıları nedir?
C: Tövbekar Hava Lordları.

S: (L) Bu ne demek?
C: Araştırman için. Hepsi daha eski bir formdan türüyor.

S: (L) Tamam bunu şimdilik geçelim. Sanskrit alfabesini incelerken bu alfabenin esas olarak büyük Hindu gramercisi Panani tarafından "icat" edildiğini öğrendim. yani bu alfabe tesadüf eseri oluşmuş olabilir. Ama daha fazla araştırmak istemedim çünkü ilginç görünmedi.
C: Çünkü henüz noktaları birleştirmedin.

S: (L) Yani nihai büyük resmin bir parçası. Tamam. İncelemeye devam edeceğim. Sonraki soru. Büyük Sargon tarihsel olarak bir tür bilinmeyen şahıs. Sümer'in ilk büyük "Akadlı" kralı ama kimse "Akad" teriminin tam olarak ne anlama geldiğini, hatta nerede olduğunu bilmiyor. Kim bu Sargon?
C: Derin seviyeli noktalayıcı.

S: (L) Ne?!? Bu da ne anlama geliyor?
C: Ne gibi görünüyor?

S: (L) Noktalama dille, grammerle ilgili...
C: Başlangıç veya son.

S: (L) Beni tamamen çıldırtıyorsunuz! Tüm bunların ne anlama geldiğini hiç öğrenemeyeceğim!
C: Hepsi kavrayışın dahilinde.

S: (L) Dillerin incelenmesinin BÜYÜK bir anahtar sağlayacağını düşünüyorum...
C: Tüm dillerin kökleri aynı...

S: (L) Nasıl yani?
C: Orijininiz.

S: (L) Atlantis mi demek istiyorsunuz?
C: Orijininiz bu mu?

S: (L) Oryon mu demek istiyorsunuz?
C: Kelime kökü benzerliği ilginç, değil mi?

S: (L) PEK ÇOK şeyin kelime kökeni benzerlikleri ÇOK ilginç! Kelime köklerini inceleyerek keşfettiğim pek çok ilginç şey oldu...
C: Dillerinizin mimarları bol miktarda ipucu bıraktı. Diğer dilleri öğrenerek ve anlayarak bundan çok daha fazlasını keşfetmek için nadir bir fırsata sahipsin. Bu alanda KH tarafından yerleştirilen direnci kırmaya çalışmanı ÖNERİYORUZ.

S: (L) Tüm bunlarla ilgili olarak anlamak istediğim şeylerden biri "Çoban" kavramı. Eski efsanelerin ve hikayelerin hepsi "çoban" veya "Çoban Kral'a" çıkıyor.
C: Çobanın asası nedeniyle düşen bir yıldırımdan sonra "aydınlanmış" olması çok muhtemel!!

S: (L) İlginç. Bu herşeyin köküne mi gidiyor? Abil ile Kabil, Yakup ile Esav, İshak ile İsmail...
C: Anlayabilirsin.

S: (L) Bunun hakkında bir fikrim var ama bazıları çok garip görünüyor! Örneğin Yunan alfabesinin ilk harfi alfa, ki bu da "a" harfi oluyor. Ve Eski Futhark alfabesinin ilk harfi runik "f" sesi. Ama her ikisinin de "sığır" veya "taşınabilir" malı temsil ettiği kabul ediliyor...
C: Fikirlerini önyargısız bir şekilde incelemeyi öğrenmedin mi?

S: (L) Evet, büyük ölçüde öğrendim. Ama bazen gerçekten takılıp kalıyorum çünkü tüm bunlardan çıkan bazı şeyler o kadar inanılmaz ki durmak zorunda kalıyorum ve engeli aşmak için yardıma ihtiyacım oluyor. Chloe ile birlikte tüm o eski şeyleri bir araya getireceğimiz bir veritabanı oluşturma hakkında konuştuk. Oluşturacağımız bir harita ile tüm verilerdeki anahtar hususları ortaya çıkarmaya çalışacağız... Yani sürekli tekrarlanan unsurları ve nasıl tekrarlandığını anlamak istiyoruz...
C: İyi!

S: (L) Bunu yapmak istiyoruz ama uzaktan bunu nasıl yapacağımızı bilmiyorum... Umarım bir bilgisayar alır...
C: Chloe'nin yakında "hayaletimsi" ziyaretler ile "rahatsız" olmasını bekleyebilirsin.

S: (L) Ne tür ziyaretler? Onun farkındalığını arttırmayla mı ilgili? Örtüyü yırtması ve bu nedenle EM patlamaları olacak olması nedeniyle mi?
C: Belki, ama Karolina dağları yalnız ve kalbi zayıf olanlara karşı merhametsiz!

S: (L) Neden?
C: Karmaşık ama köken olarak doğal manyetik etkilerle ilgili. Bu 4'üncü yoğunluk yapısında dünyadışı biyolojik varlıkların maden faaliyetlerine neden oluyor. Bu da şu meşhur yeraltı geçitleri ve/veya üslerinin gelişimine neden oluyor.

S: (L) Ona böyle birşey söyleyemem! Lama Singh ona o yerin Atlantis zamanlarında onun evi olduğunu ve orayı satın alıp o evi yapmasının nedeninin de bu olduğunu söylemiş. Singh Kuzey Karolina Dağları'nın eski Atlantis'in parçası olduğunu söylemiş. Emekliliklerini orada geçirmek onların hep hayaliymiş!
C: Singh'in her zaman doğruyu söylemediğini şimdiye kadar keşfetmiş olman gerekirdi

S: (L) Evet. Çok iyi biri ama bulmacanın pek çok parçasından habersiz ve bu yüzden belirsizlikleri var. Bana yaptığı okumalardan da bunu anladım. O ev veya dağlarda olan herhangi birşeyin T___'deki kanser oluşumuyla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Varsa ancak dolaylı bir şekilde.

S: (L) Chloe eğer yaşamış olsaydı bile kolunu kaybedeceğini söyledi. Bunu söylemiş biçimi ilginçti. Ona bazı şeyleri anlatabilmek istiyorum ama sanırım anlatabileceğimi sanmıyorum. Şu anda fazlasıyla incinebilir durumda.
C: Doğru. Gelişmeleri izle ve gelişmelerin ardından tavsiyede bulun. Chloe bizim varlığımız konusunda şüpheci. Ama unutma ki Arkadiusz da bir zamanlar benzer derin bazı şüphelere sahipti, şimdi ona tekrar bak... Bu arada mevcut durumla ilgili gelişmeler devam ediyor. Chloe'ye neler olacağına bak şimdi!!

S: (L) İtiraf etmeliyim ki ben de uzun süre şüpheciydim... hatta hala bazı şüphelerim olabilir. Ama o kadar çapraşık şeyler var ki, şimdiye kadar okumuş ve deneyimlemiş olduğumuz şeylerle bile hiç birimiz bunları kendi bilinçaltımızla oluşturmuş olamayız. Ve çeşitli kehanetler ve özel bilgiler gerçekten çok etkileyiciydi. Doğruluk bakımından sanırım %100'e yakın bir dereceye sahipsiniz, tabii bizim kendi zihinlerimizdeki enerji çevrim derecesi ve önyargıların da göz önünde bulundurulması gerek! Öncesine göre şüphelerim azaldı. Ayrıca diğerlerinin eylemlerini inanılmaz isabetli bir şekilde öngörebiliyorsunuz gibi görünüyor. Buna tekrar tekrar şahit olduk... Hazır buna değinmişken, şu anda herhangi bir kehanette bulunacak mısınız?
C: Gerekli değil... henüz.

S: (A) 1979'da omzumu neden kırdığımı öğrenmek istiyorum.
C: AK, canım, hepinize karşı sabırlı davrandık. Ama artık bu kanalı KH eğilimli kişisel sorgular için bir araç olarak kullanmanın ötesine geçmenin "vaktinin" geldiğini düşünüyoruz. Yaratımın tüm alemleri için öneme sahip konulardan bahsediyoruz. Tüm saygı, sevgi ve rehberlikle, yaratım, omuzlarındaki çeşitli sorunlara rağmen devam edecek!

S: (L) F___ ile bu tür şeylerin nasıl ruhsal durum ve tutum hakkında semboller olabileceğine dair uzunca bir tartışmamız oldu. Anneme buna dair yaptığımız tavsiyelerimizde doğru iz üzerinde miyiz?
C: Yakın.

S: (L) Annem için basit bir sorum var. Not tutmak onun zihninde şu anda göremediği belirli bazı kanalları açmasına yardımcı olur mu?
C: Evet, yavaşça.

S: (L) Yani zaman içinde şu andakinden çok daha fazlasını görebilmesi bir azim ve inanç meselesi?
C: Evet.

S: (L) 1995'te R___'nin de olduğu bir celse yapmıştık. O celseyi yeniden inceledim. Çünkü Ark şu anda M___'nin olduğu Dijon'da. o celseyi yaptığımız gece onun yüzünün vizyonunu görmüştüm ve evlendiğimi gördüğüm rüyamdan bahsederken bu o zaman benim için çok garip bir fikirdi. R___ dişi tanrılar ve Elohim'le ilgili kendi gündemi üzerinde odaklanıyordu ve onunla iletişim kurmanızı imkansız hale getirdi. O celseyi yeniden okurken benimle tamamen farklı bir seviyeden konuştuğunuzu düşünmeye başladım, neredeyse şifreli bir şekilde. R___ Fransız Devrimi'nden bahsetmek istiyordu ama siz benim Almanya'daki geçmiş hayatımdan bahsediyordunuz... ve şimdi Ark Fransa'da... Ve gördüğüm vizyon... ve M___'ye değinmiş olmanız... ki o da Fransa'da... Bir bağlantı var mı?
C: Belki.

S: (L) O celsede benimle farkında bile olmadığım bir seviyede konuştuğunuzu düşünmekte haklı mıyım?
C: Olabilir!

S: (L) Bana bu konuda biraz daha yardımcı olun. Bu M___ ile ilgili durumu öğrenmek istiyorum. İsim belirtmek dışında başka pek çok şeyden bahsettiniz. Bu sanki beni belirli bir yöne götüren bir kapının açılışı gibiydi. Bunun hakkında nasıl sorabileceğimi bile bilmiyorum çünkü bu gerçekten çok garip...
C: O halde rafa kaldırılmalı.

S: (L) Şu anda ele almaktan sakındığınız şeylerden biri mi bu?
C: Rhineland'daki alfalfa tarlaları hayal edilmemiş hazineler sunuyor.

S: (L) Bu alfalfa tarlaları nerede?
C: Çok geçilen yolların yakınında.

S: (L) Başka ipucu?
C: Hayır, şimdilik yeterli!!

S: (L) Beni çıldırtacaksınız! Almanya'daki Rhineland'dan mı bahsediyorsunuz?
C: Rhinelander - Wisconsin'den bahsetmiyoruz... Yoksa bahsediyor muyuz?!? Kim söyleyecek?

S: (L) Kim?
C: Araştıran... Asasıyla daha yeşil çayırları aramak için sürekli gezen.

S: (L) Tanrım! Bu gece gerçekten ÇOK anlaşılmazsınız! Ama tam da sevdiğim şeyler aynı zamanda! Bu hafta bunlar hakkında araştırma yapmak için epeyce meşgul olacağım, ama benim için veya Ark için daha geniş kapsamlı veya herhangi ek ipuçları var mı?
C: Bu gece için son ipucu: Titreşim frekansı ışığını ara. İyi geceler.
 

4BH

#139
28 Haziran 1997 Frank, Laura, AK

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Wiksom.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Pekala. Sanırım Bay Mann hakkındaki tartışmamızı dinliyordunuz. Belki de mükemmel biri ama sadece tartışıyoruz. Geçen haftanın transkriptini Val'e gönderdim. Onun adı da geçtiği için bununla ilgili küçük bir not da ekledim. Ayrıca ona DNA değişimlerinin ruhsal yönünü vurgulamayarak hata yaptığımı da söyledim. Ama ondan hiçbir yanıt alamadım.
C: Bu durumda sessizlik dikkate değer. Valerian'ın durumunda, en büyük önemi taşıyan şey, onun doğrudan tanışık ve/veya ilişkili oldukları!

S: (L) Bunun hakkında başka bir ipucu vermek ister misiniz?
C: Valerian ilginç biri, ama tanışık veya ilişkili oldukları ondan da ilginç!!

S: (L) Michael Telemachus ismini kullanan kişinin yazılarının ona ait olduğunu söylediğim için Val'in üzüldüğünü hissettim. Aslında bu bir bakıma bir komplimandı ama sanırım onunla ilgili şeyler öğrenme çabamdan pek hoşlanmadı.
C: Ego bir sorun, evet, ama onu kaçırmamanı öneriyoruz.

S: (L) Tamam. Kaçırmayacağım. Ama bize karşı tamamen kapalı...
C: O zaman tekrar aç! Onun etrafındaki bilgiler "blok yıkıcı" nitelikte. Alışık olduğun bu tür birkaç kişiyle entelektüel ilişkide bulunmanın bilgi/farkındalık tabanını atomik olarak büyüteceğini düşünüyoruz!

S: (L) Elimden geleni yaptım. Sanırım Val'in sorunu, gizli olarak kalmasını zorlaştıran bilgilere erişimimiz olması. Krill dokümanının kaynağını ve doğruluk derecesini belirten celseyi okuduğunda, ki her ikisi de doğruydu, üzüldü çünkü sırları artık sır değildi. Onun hakkında bilgi edinmemizden hoşlanmıyor.
C: Durumun söylediğin gibi olduğunu nereden biliyorsun?

S: (L) Çünkü onunla telefonda görüştüm. Krill kağıtları konusunda tamamen savunma refleksi gösterdi... Rahatsız olduğunu, egosunun incindiğini güçlü bir şekilde sezdim. Pek çok sırrı vardı. Sırlarını görebilmiş olmanızdan hoşlanmadı. Bu onu endişelendirdi!
C: O halde "endişe" biraz besleme ile "ilgiye" dönüştürülebilir.

S: (L) Buna çalışacağım. Adam hep rahatsız oluyor. İlgilenmiyorsa ilgilenmiyordur!
C: Bunun onun için rahatsız edici olacağını kim söylüyor? Şöyle basit ve yargısız birşey öneriyoruz: "Sevgili Val, işte celselerimizden birinde Kasyopyalılar'dan aldığımız bazı bölümler. Senin ve/veya tanıdıklarının ne düşündüğünü merak ettim yalnızca. Saygılar." Bu birşeylerin önünü açar.

S: (L) Tamam. Bay Mann'a dönelim. "Gizem" öğretileri, belirli bazı kişisel aydınlanmalar ve kutsal geometri ilkelerini uygulama yoluyla dünyanın tam olarak neresinde zaman ve mekanın aşılabildiğini bulduğunu söylüyor. Böyle bir yer var mı?
C: Bu sürecin daha kolay gerçekleştiği "noktalar" var ama önemli olan yer değil, süreç. Manyetik alan meridyenleri birleşimleriyle ilgili.

S: (L) İpuçları için Pouisson'un "Kış" tablosuna bakmamı önerdi.
C: Evet, belirtilen tabloyu incele. Bu tablo ve Denver Uluslararası Havayolu'ndaki duvar resimleri ile havuz tasarımı için sana verdiğimiz öneriler arasında güçlü bağlantılar var!

S: (L) Bunu Nuh'un iki sütun arasındaki bir ata tırmanması olarak tanımladı. Etimoloji ve filoloji yoluyla keşfettiğim simya sembolleri dışında bu figürün başka ne gibi anlamları var?
C: Belki bir "şövalye" veya Oryon'daki gaz nebulası ima edilmiş olabilir. Bu arada Laura, babanın hayatı, ve onu uyuşturucu bağımlılığına ve yıkıma sürükleyen şeyin ne olduğu üzerinde düşündün mü?

S: (L) Neden bahsediyorsunuz?! Bunun Matrix materyalindeki "kol sorunuyla" herhangi bir ilgisi var mı? Onun kolu, benim kolum, Tommy'nin kolu, annemin kolu?
C: Keşif, canım, keşif! Şimdiye kadar öğrendiğin ipuçları öğrenmeyi patlayıcı derecede önemli bir deneyim haline getiriyor!

S: (L) Pekala. Mann diyor ki: "Son Meroving kralı 2. Dagobert'in öldürülüş hikayesini inceledin mi hiç? Gözünden yara aldıktan sonra öldü ve bu da Süleyman'ın anahtarlarından birinin etimolojik karşılığı: "Perc(e)y(e)." Yani Mann bu bağlamda Meroving kralı Dagobert'in Percy'yi temsil ettiğini söylüyor, veya tersi. Percy "yaralanan gözü" mü simgeliyor?
C: Eğer öyle seçiliyorsa.

S: (L) Bu çok belirsiz bir yanıt! Ama bu aptalca dünyevi krallık meselesinden çok daha eski sırlara giden pek çok farklı anlamlar buldum. Bir anlamda at anlamına geliyor. Ya da belirli gnostik öğretilerin Pers kökeniyle ilgili tamamen farklı birşeye atıf.
C: O halde soruyu yanıtladın.

S: (L) "Süleyman'n anahtarları"nın kökenleri nedir?
C: "Anahtarları" incelemedik mi?

S: (L) Hayır, bundan bahsettik ama burada biraz daha spesifik birşeyler öğrenmek istiyorum.
C: Bir kök araştırması yapmadın mı? Süleyman'ın Anahtarları. Enok'un anahtarları. Florida Anahtarları. Bir sürü anahtar! Ve, bu arada, "anahtarlı" bir banka var mı?

S: (L) Bilmiyorum! Bir ipucu verecek misiniz?
C: Vermedik mi?

S: (L) Demek bu da Konsorsiyum'un / Canavar'ın insanların dikkatini saptırmaya yönelik dezenformasyon programlarının parçalarından biri. Pekala. Şimdi, Almanya'da Bielegeld yakınındaki Springe ile gömülü bazı metal plakaların ortaya çıktığı garip ekin çemberi arasında garip bir bağlantı buldum. "Roswell", UFO kazası, San Augustin ovaları, Papazlar Grubu, Mary Magdalene, Tenerife ve Candelaria Bakiresi... Düşündüğüm gibi tüm bunlar ilişkili mi?
C: Elbette! Ama henüz bitirmedin. Tüm bu çeşitli ipuçlarından öğrendiklerini birleştirmeye başlayabileceğin noktaya kadar bekle!

S: (L) Çoban ile Çiftçi arasındaki farkla ilgili yorumum, bunun Abil ile Kabil arasındaki temel çatışmaya dair olduğu yönünde. Çoban diğerlerini besliyor ve doğal döngüler içinde hareket ediyor. Kabul edişle hareket ediyor ve doğayı kontrol etmeye çalışmıyor. Çiftçi ise kontrol etmeye ve uğraştığı herşeyin enerjinisi son zerresine kadar çıkarmaya, doğayı manipüle etmeye eğilimli. Doğal olmayan bir döngü. Bu KH ile BH'nin özü mü? Aradığım kavram bu mu?
C: Kısmen. Mac Brazel ne tür bir çiftlikte yaşıyordu?

S: (L) Koyun çiftliği. Demek bu da Roswell'le ilgili diğer bir ipucu. "Brazel" ismi bile ilginç. Bütün olay bir alegori. Çoban'la ilgili olarak, bazı ipuçları beni Mezmur 23'e yönlendirdi... yorum?
C: Elbette!

S: (L) Tamam. Kutsal Kase'nin "baş"la ilişkili olduğuna dair bir fikrim var. Baş, yedi kişilik çekirdek bir gruptan oluşuyor ve o da bilgi ve enerjideki üssel bir artışla bedeni oluşturuyor. Buraya kadar doğru mu?
C: Yarı.

S: (L) Prens Henry Sinclair hiç Amerika'ya geldi mi?
C: Bunu söyleyenler belki de ruh konularını beden konularıyla karıştırıyor.

S: (L) Yani o da bir alegori. Meroving sülalesinin yaşayan temsilcileri var mı?
C: Neden olmasın?

S: (L) Mary Magdalene yoluyla İsa'nın doğrudan torunları olduğunu iddia ediyorlar. Ama Percy ve şövalye konusuna dönelim. Galce'de Percy Perch ile, March ile, at ile, deniz ile ve "Meryem" ile ilişkili ve sonra şövalye tekrar juga ve yogi'ye dönüyor. Bu da Jadczyk'a kadar uzanıyor. Ve tüm bunlar genetikle ilgili. Ve sonra bir "Knight" olarak konu babama ve atalarımız Henry Percy ve Elizabeth Mortimer'a geliyor. Mortimer'ler March Kontlarıymış ve Galli kralların tek devam eden soyu. Babama dönelim. Ayrı yumurta ikizi olan babamın siyah saçı ve kahverengi gözleri vardı. İkizinin ise kızıl saçları ve mavi gözleri vardı. Bu başlı başına ilginç bir durum. Babamın doğumuyla ilgili sıradışı birşeyler mi vardı?
C: Evet.

S: (L) Bu durum nedir?
C: Konskripte edildi. (ç.n. conscript: askerlik vb göreve çağrılmak veya alınmak)

S: (L) İkizlerden birine implant yerleştirildi anlamında mı?
C: Belki de bir kaynaktan bu terimin anlamını incelemelisin.

S: (L) Bakacağım. Başka birşey?
C: Hayatı gerçekten sıradışıydı. Alice'e sor.

S: (L) Babam parlak biriymiş ama bağımlılıklarını kontrol edememiş. İkili bir kişilik gibi birşey sanırım.
C: Bundan çok, çok daha derinlere gidiyor Laura.

S: (L) Davranışlarındaki değişimin muhtemel açıklaması ne olabilir?
C: İncele.

S: (L) Tamam. Eğer Percy'lerin soyu annemden geliyorsa, Knight'larda aradığımız şey nedir? Anne ve babamda bir araya gelen şey nedir? Belirli bir amaç için üzerinde çalışılmış birşey gibi görünmeye başladı.
C: Evet. Ve bunu araştırmanı öneriyoruz!

S: (L) Öğrenebildiğim şey Knight soyunun Amerika'ya 1600'lerin ortalarında York'tan gelen Abel Knight'a kadar uzandığı. York'la bir bağlantı var mı?
C: Daha fazla araştırma gerekiyor ve bu sandığından daha kolay.

S: (L) Tamam. Alton Towers'ı da araştırmamı önermiştiniz. Araştırdım. Bulabildiğim tek şey Alton Towers'ın bir eğlence parkı olduğu! İngiltere'nin Disneyland'ı! Alton Towers'ta ne bulacağım?
C: Bunu incele.

S: (L) Tamam. Şimdi, babamın mantık dışı davranışlarının benimle ne tür bir bağlantısı var?
C: ?!?

S: (L) "Çok, çok daha derin" dediniz. Ve "neden." Neden böyle bir sorunu olduğu. "Neden"i mi arıyoruz?
C: Kısmen.

S: (L) Biraz ipucu verin! Hiçbir fikrim yok. Genetik soyuyla mı yoksa bizzat ondaki veya hayatındaki birşeyle mi ilgili? Genetik soyla mı ilgili?
C: Muhtemelen, veya kanbağları.

S: (L) Kan bağları genetikten veya DNA'dan ayrı veya farklı birşey mi?
C: Sembiyotik ilişki. Askeri bir bağlantı var mıydı?

S: (L) Oo, babamın bir kimyager olması ve Donanma'da görev yapmış olmasını mı söylüyorsunuz? Bunun üç yaşındayken 12 gün boyunca ortadan kaybolmamla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Belki?

S: (L) Donanmadayken ona birşey mi yapıldı?
C: Hmmmmmmmm? Şimdi "Jack"i "Cecil" ile birleştir.

S: (L) Cecil beni kaçıran adamdı. Ve tutuklandığında Donanma gelip "duruşmaya çıkmak için ehil olmadığını" söyleyerek onu aldı, çünkü "bir Donanma hastanesinden kaçmıştı." Ve bu durum nereye veya neden götürüldüğümü öğrenme umutlarımı sona erdirdi. Anlamıyorum. Bunun St. Augustine, Kanarya adaları, Oak Island'la ve tüm bunlarla ne ilgisi var? Burada ne yapıyoruz?
C: St. Albans.

S: (L) Demek dahası var! Tanrım! Mary Magdalene, St. Augustine ve St. Anthony yetmedi! Şimdi bir de St. Albans'ımız var! Biliyorum, orası bir savaşın yapıldığı yerdi ve Percy'lerden biri orada öldürüldü. Keltiklerin zamanında Verulamian olarak adlandırılıyormuş ve Francis Bacon Lord Verulam'mış ve onun aynı zamanda 1. Elizabet'in oğlu olduğundan şüpheleniliyor. Ama günde yalnızca 24 saat var! Biraz yardımınıza ihtiyacım var! Bu araştırmada biraz yardım alacağımı sanıyordum.
C: Herşeye açık ol ve başkalarını da bak. Ama sahip olduğun bilgiyi sunmadan önce kişilerin beyinlerini daha iyi incelemeni öneriyoruz, böylece duygusal temelli riskli geçitlerde daha az sıkıntı yaşarsın. Bir sonraki sefere kadar bu yeterli!
 

4BH

#140
5 Temmuz 1997, F__, Laura, AK, V

S: Merhaba
C: Merhaba

S: Bu akşam kiminle birlikteyiz ?
C. Woxxom.

S: Ve nereden bağlantı kuruyorsunuz ?
C: Kasyopya.

S: Başlamadan önce herhangi bir açılış mesajınız var mı ?
C: Başla.

S: V birtakım sağlıksal sorular ile başlamak istiyor.
C: Haydi V başla.

S: (V) Bazı beslenme kitaplarını incelemekteyim ve bir kaç sonuca ulaştım. Bana doğru yolda olup olmadığımı söyleyebilir misiniz ?
C: Evet.

S: (V) Söyleyebilceğiniz başkaca önemli husus var mı ?
C: Demir barları [ç.n : besin barı]. Ama metalik olanları değil. Besin "barları" , örneğin granoladaki gibi [ç.n. granola : sabah kahvaltılarında süt ve şekerle karıştırılıp yenen kuru tahıl, meyveden oluşan gevrek türü yiyecek, müsli vb gibi yiyeceklere verilen jenerik isim, bir marka]

S: (V) Dün geceki rüyamda ağzım tıka basa iğrenç şeylerle doluydu ve onları tükürüyordum. Bunun kötü şeylerden kurtulmakta olduğum ile ilgili yorumum doğru mudur ?
C: Suçluluktan arınma.

S: (V) Suçluluktan mı kurtuluyorum ?
C: Ya da çabalıyorsun.

S: (L) V için söylenecek başka bir şey ?
C: Daha fazla enerji ?

S: (V) Enerjimin düşük olduğunu hissediyorum. Çok fazla bitkinim. Arınmaya daha fazla enerji ayırmamı mı söylüyorsunuz ?
C: Ve beslenme düzenini yeniden ayarla. Bir başka ifadeyle, "hop-hop, tersine çevir"

S: (V) Yani günün geç saatleri yerine erken saatlerinde yemek ye mi diyorsunuz ?
C: Evet!

S: (V) Laura'nın bana uyguladığı akupuntur daha iyi uyumama yardımcı oldu mu ?
C: Doğru uygulandığında, akupunturun esas işlevi : geçici süreli de olsa fiziksel beden boyunca enerji kanallarının akışı önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Her bölge için aynı tarzda ve düzenli bir uygulama olmalıdır. Ayrıca "cerrahi bir yaklaşımdan" kaçınılmasını öneriyoruz, çünkü bu yalnızca engellerin başka noktaya aktarılmasına yarayabilir.

S: (L) "Cerrahi yaklaşım" derken kastettiğiniz nedir ?
C: Genel ve her yeri kapsayan bir tedavi uygulaması yerine, sadece belirli sinir/enerji kesişim noktalarının hedef alınması. Eğer birine akupuntur uygulanacaksa bu tam ve heryeri kapsayan bir tedavi olmalıdır, bölgesel değil. Özellikle son tedavini kastediyor değiliz.

S: (L) TR sana tüm enerji hatları boyunca mı uyguladı ? (V) Bilmiyorum. Son seferki uygulamasından mı bahsediyorsunuz ?
C: Birden fazla kez.

S: (L) TR nin bizim üzerimizde çalışırken, içinde bizimle ilgili en iyi dilekleri barındırıp barındırmadığını söyler misiniz ? V' nin başına gelen olayı da hesaba katarsak ?
C: "Ajanlar bir çok farklı şapka takarlar!"

S: (L) Tırnak içerisinde söylemenizin sebebi bunu bizim keşfetmemiz gerektiğinden mi ?
C: İyi fikir.

S: (L) Açıkçası, o olaydan sonra, kitabın geri kalanını okumamız gerektiğini düşünmüyorum! Bize zarar verdi mi ?
C: Planlanan buydu.

S: (L) Bize zarar vermek planları dahilindeydi. (AK) Bu inanılması çok güç bir şey!
C: Ama gerçek!

S: (L) Bu beni bir sonraki soruya sevkediyor. Annemin, beni artık bir zaman sonra mantığın sınırları dışına sürükleyen manupüle edilmiş duygusal halleri konusunda ne yapılabilir ? Bundan hiç hoşlanmıyorum!
C: Devam edilecek yola gidilmesine izin ver.

S: (L) Bu konuda yardımcı olabilcek , verebileceğiniz ufak bir tavsiye yok mu ? Söylediğim hiç bir şeyi dinlemiyor gibi görünüyor.
C: Eğer içerik uygunsa okumak iyi bir öğretmendir.

S: (L) Ona okuması için bir şeyler verdim... (AK) Uyku problemimi çözebilmek için yapabilceğim herhangi bir şey var mı ?
C: Son yanıta bak.

S: (L) Uyanık iken oku. Uykun geldiğinde de uyu. (AK) Fakat ya uykum kaçıp uyandığımda ? (L) O zaman yeniden oku! (AK) Bu işe yarar mı ?
C: Evet. Bizim önermeyeceğimiz bir şeyler mi önerdin ona ? Romanları boşver... şimdi gerçeklerin "zamanı".

S: (L) Dün W_ aradı. O ve M__ Newman Makinasını sordular. Ark konuyu inceledikten sonra, çok ilginç bir cihaz olduğunu söyledi.
C: Newman Makinası "zaman makinası."

S: (L) Bu makine çok az bir masrafla tüm evimin enerji ihtiyacını karşılayabilir.
C: Ama bazı güçler bunun kullanımına izin vermiyorlar ve vermeyecekler.

S: (L) Tamam, biz de bunu çok gizli ve sessizce yaparız.
C: Bunu ne şekilde "gizli ve sessizce" yapabileceğinizi düşünüyorsun ?

S: (L) Yani sadece kurup , çalıştırırız ve hiç bir şey söylemeyiz.
C: Ve bunun yorganın altında kalacağını mı düşünüyorsun ?

S: (L) Bu Newman Makinasıyla uğraşmak konusunda cesaretimizi mi kırmaya çalışıyorsunuz?
C: Cesaretinizi kırmak değil, yalnızca "hayatın gerçeklerini" sunmak.

S: (L) Ark'ın Dijon' da olduğu şu son bir kaç haftası çok kötü geçti. Tüm bu meydana gelenlerin ve berbat durumun temel sebebi neydi ?
C: Yakınlardaki ELF vericisi [ç.n. ELF : çok düşük frekans]. Ayrıca su kaynaklarının florür ile dolu olması.

S: (L) Tamamdır, şu keşfettiğim Emarald Tabletleri ile ilgili bir araştırma yaptım...
C: Bu konuda tek öğrenmek istediğin bu kadarcık mı ? Sanıyoruz "Laura, büyük bir kaya başına düşmek üzere" deseydik, sen de "tamam şimdi Emerald tabletleri konusuna geçelim" derdin.

S: (L) Peki, ama bu Dijon ile ilgili bir durumdu. Artık Dijon'dan ayrıldı. Göttingen' de her ne vardıysa, yakında oradan ayrılacak ve endişe edecek bir şey yok demiştiniz. Yani..artık ELF vericisine yakın değil ve oranın suyunu da içmiyor...
C: Florür zehirlidir ve yağ dokuları ile lenf sistemi içerisinde depolanır. Çok belirgin negatif etkilerinin yanısıra, herhangi birini, zihin ele geçirme amacıyla tasarlanmış elektromanyetik dalga frekanslarına karşı daha hassas ve açık hale getirir!

S: (L) Tamam şimdi tamamen dikkatimi çektiniz. Bu florür vücut sisteminden nasıl atılır ?
C: Günlük olarak biraz Hydrastis_canadensis kökü yenmesini öneriyoruz. [ç.n. orijinal metinde bitkinin adı ing. olarak Goldenseal olarak geçmekte. Altın Mühür çiçeği gibi bir şey olabilir. Türkçesini bulamadığımız için çeviriye latince karşılığı konuldu. Şifalı bitkiler konusunda bilgi sahibi olan kimseler varsa internetten bu her iki kelimeyi araştırarak çiçeğin görsellerine ulaşabilir ve Türkçe de bir tanımı varsa bu konuda bilgilendirme yapabilir. Konu florür olduğu için önemli bir bilgi gibi gözüküyor.] Ve ölçülü bir miktarda sirke ve sarımsak tüketimi. Ayrıca gün aşırı birer saatlik hafif egzersiz.

S: (L) Her gün yarım saat iyi olur mu ?
C: İki günde bir, birer saat. Başlangıçta hafif.

S: (L) Bu durum ciddi görünüyor. Başka yardımı olabilecek bir şey ?
C: Bunlar iyi bir başlangıç.

S: (L) Şimdi neşem kaçtı işte.
C: Arkadiusz veya bizim onu çağırdığımız ismiyle Arkady, şu anda üçlünüz içerisindeki birincil hedef. Potansiyel büyük tehlikeler pusuda bekliyorlar...

S: (L) Yani bu gerçekten kutsal kasenin peşinde olmak gibi. Sihirli ormana dalması, ejderhaların kafalarını kesmesi, gözlerini açık tutması ve aldatıcı görüntüler ve hileler tarafından kandırılmaması gerekiyor.... tüm bu hikaye.
C: Bu öykünün ardındaki esin kaynağının etkilerini nereden edinmeli ?

S: (L) Bana mı soruyorsunuz ?
C: Evet.

S: (L) Bilmiyorum. Neyi kastediyorsunuz ? Şimdi bana karmaşık düşünce kalıplarından bahsetmeyin!
C: Hayır, o denli karmaşık değil.

S: (L) Bu, ne yapmakta olduğumuz ile ilgili diğer soruma yönlendiriyor bizi...
C: O [ç.n. Ark] olmadan amacının ne kadar zarar göreceğini bir hayal et. Araştırma ve öğrenme konusundaki bu tutkuna ne olurdu ? Konu ona ve onun güvende olmasına geldiğinde çok ihtiyatlısın. O hâlâ durumun derinliğini tamamıyla kavramış değil. O buraya dönüp daha fazla koruma altında olana kadar #8211; ki geri dönmesi o denli kolay olmayacak- tehlike her yeni günde kapıda bekliyor olacak. İhtiyat! İhtiyat! İhtiyat!!!

S: (L) Bu son derece moral bozucu. Yardım edin bana!
C: Şimdi... Sakinleş! Moralinin bozulmasına gerek yok. Yeterince bilgin olmadan ve sahte güvenliğe yönelimli, giderek artan bir duyarsızlık hali içinde bir yıldırıma hedef olmayı beklemeyi mi tercih edersin?!? Tabii ki hayır!!! Öyleyse hatırla.. Bilgi korur, bilgisizlik tehlikeye atar.

S: (L) Ama dediniz ki, onun buraya dönmesi kolay olmayacak. Bazı şeyler zaten planlanıp ayarlanmış. Kolay olmayacak derken genel bir anlamda mı söylüyorsunuz yoksa onun dönüşünü engellemek için bir takım önemli şeyler yapılacak mı, başka seviyelerde ya da perdenin arkasında yürümekte olan bir plan gibi ?
C: Bu her zaman var. Bunun kanıtlarını hala göremedin mi ? Uyanık olmalısın. Bunu bir savaş olarak düşün. Her türlü karşı hareket veya oluşumu bekliyor olmalısın. Zafer önceden uyarılmış olmakla sağlanır ve dolayısıyla önceden silahlanmaktan.

S: (L) Bu F__ in dediği gibi anahtar olan şey mi ? Tetikte olma düğmesini azami noktaya çevirerek mi ?
C: Her zaman. Nöbeti esnasında huzurlu, mutluluk dolu bir düşe dalan nöbetçi asker gibi olma! Keskin bıçak kalbini delip geçerken o bunu hissetmez bile!

S: (L) Ama açıkçası bu dostça DEĞİL. Şimdi gerçekten strese girdim! Söyleyin bana : bu tarz bir enerjinin bizim üzerimizde odaklanmasına sebep olan şey bu yaptığımız şeyin önemi mi ?
C: Evet.

S: (L) Bunu bırakabilir miyiz ?
C: Hayır. Artık çok geç! Bir de şu yönünden bak; amaçlarının başarıya ulaşmasını sağlarsan korkacak bir şeyin kalmaz.

S: (L) Dijon' daki tehlikelerle şu ankiler arasında ve M__ ile etkileşim arasında bir bağlantı var mı ?
C: Bağlantı ? Pek sayılmaz. Yalnızca potansiyel tehlikelerin heryerde pusuda bekledikleri konusunda Arkadiusz' un farkındalığının artırılması gerekiyor. O tüm yaşantısını kendi doğasından gelen kendine güvenen kişiliğinden kaynaklanan güçlü bir güven duygusu oluşturmakla geçirdi. Ama artık bunun yeterli olmadığını öğrenmesinin "zamanı".

S: (L) Floransa ile ilgili belirgin bir şekilde bahsedebilceğiniz bir tehlike var mı, veya daha öncesinde Wroclaw ile ilgili ?
C: Belirgin tehlikeler değil. Yalnızca unutmayın; "dışarıda bir yerlerde" bu projenizin ve sizlerin başarısızlığa uğramasını isteyen güçler var. Siz, her ikiniz de daha önce bu güçlerin arı gibi nasıl sokabildiklerini çok kesin bir şekilde hissettiniz, yaşadınız. Ama o şu ana dek bu denli yaşamadı.

S: (L) Bunun geçmiş yaşamlarımızda da tekrar eden ve bizi şu yaşadığımız döneme hazırlayan bir dram olduğuna ilişkin bir hissiyatım var.
C: Bu türden tekrarlar doğada genellikle ara vere vere meydana gelir.

S: (L) Bu konuda söyleyebilceğiniz başka bir şey var mı ?
C: Devam edebiliriz. Ama asıl konu : Arkadiusz' u uyar! Bilgi korur...

S: (L) Tamam, kesinlikle uyaracağım. Bu W.M__ bu saldırı güçlerinin bir parçası olabilir mi?
C: Herhangi biri veya herkes olabilir. Unutma, kişiler aracılığıyla iş görüyorlar ama normalde kendileri kişiler değiller.

S: (L) Açıkçası, diğer hazırladığım sorular tamamıyla önemini yitirdi. Ama kaset bitmeden önce bir kaç tanesini sıkıştırmaya çalışacağım. Bu W.M. adlı şahıs eski bir kalenin harabeleriyle, ya da bazı megalitik tür şeylerle 64 sayısı arasında bir bağlantı kurdu. Benim 64 sayısı ile ilgili tamamen farklı bir düşümcem var ama o tüm bunların mekan ve zamanın ötesine geçebilen bir noktayla ilişkili olduğunu düşünüyor. Hadi bunu çürüteyim. Bu harabe nedir ? Bu eski kale ?
C: Vikinglerden kalma.

S: (L) Bana yaklaşık hangi yılda yapıldığını söyler misiniz ?
C. 1102.

S: (L) Templarlar'la herhangi bir ilişkisi var mı ? [ç.n.: Templarlar : Tapınak Şövalyeleri, Tapınakçılar]
C: Hayır.

S: (L) Şu bahsettiği ve Templarların Büyük Üstadı olduğunu söylediği akrabası bizim araştırmakta olduğumuz Templarlar'la ilişkili mi yoksa yalnızca paravan olarak öne sürülen Templar organizasyonuyla mı ilişkili ?
C: Buradaki temel konu takılan isimlendirmeyle ilişkili.

S: (L) Yani diyorsunuz ki bir grup kurdular ve kendilerine Templarlar mı dediler ?
C: Yakın.

S: (L) Bunu biraz daha açabilir misiniz ?
C: İsimlendirmeler saptırılabilir ve aldatılabilirleri saptırmak ve aldatmak amacıyla ortaya çıkarılır.

S: (L) Tamamdır. Bunların içerisine daha fazla dalmak istemiyorum, ama Balıkçı Kral'ın nasıl bir anlamı var ?
C: Kişiyi mi kastediyorsun yoksa ünvanı mı ?

S: (L) Öncelikle ünvanı.
C: Dairesel bir süreklilikte yer alan kişi.

S: (L) Peki ya kişinin önemi nedir ?
C: Aşkın. [ç.n. transandantal]

S: (L) Dairesel süreklilik nedir ?
C: Birinin daha geniş bir bilgi temeli ve kavrayış kazanımının dışında tutulacak şekilde kendisinin önemine sıkı sıkı tutunmak şekliyle tuzağa düşürülmüş olması.

S: Başka bir şey : Emerald kelimesini araştırdım. Ve orient sözcüğünden türemiş [ç.n doğu] ki bu da Oryon. Ve bunların kökeni de daha eskilerde aura ve altın [ç.n ing. Gold] sözcüklerinin türediği sözcüklere dayanıyor. Altınla ilgili bir şeyler mi var, yani atom numarası gibi, ya da ışığın belirli bir frekansı gibi önemli bir şey ?
C: Altın ergime sıcaklığına getirildiğinde, öyle enerji dalgaları yayar ki, uygun şekilde kanallandığında yüksek yoğunluk deneyimlerine açılan kapıları aralar. Altının radyo dalgaları ve boyutlar arası iletişimlerde çok etkili bir alıcı olması buna ilişkin bir göstergedir.

S: (L) Tamam. Orijina Kutsal Kase öykülerinde St. Anthony, Rennes le Chateau aracılığıyla senaryoya sonradan dahil edilen bir kişidir. Orijinal keşiş St. Augustine di. Bunu biraz ilginç buluyorum, çünkü İsa Augustus' un hükümdarlığı sırasında doğmuştu [ç.n. Augustus, MÖ 27 ve MS 14 arasındaki Roma İmparatoru] ve bizlerin başına da ağustos aylarında çok garip şeyler geldi.
C: Perseid [ç.n Perseid : ağustos aylarında görülen bir kayan yıldız, astreoid]. Bağlantılı mı ? Nedir bu ?

S: (L) Perseidler Kantek gezegeninin kalıntıları mı ?
C: Kometlerle, Oort kümeleriyle, ikiz/karanlık yıldız fenomenleriyle ilgili verilen bilgilere yeniden bak. Sonra efsane veya efsanelerle bağlantıları oluştur.

S: Tamam. Yapacağım. Aşil'in Topuğu ile Jacob -bir diğerinin yerini alan kimse- arasında önemli bir ilişki var mı ? Ve Jacob "topuğundan kavrayan, ele geçiren kişi" anlamına geliyor. Ve Jacob vatandaşlık hakkını kandırmacayla elde etmişti. Hikayenin tamamı çok tuhaf!
C: Buradaki referans yalnızca topuk; son savunma hattı ve son fiziksel kısım gibi. Yani kişi tehlike ortamından tamamen ayrılmadan önce gardını indirdiğinde topuktan yakalanıyor.

S: (L) Tamam. Sanıyorum bir gece için bu kadarı yeterli ve zaten bir gecelik üstesinden gelebilceğim kadarını şimdilik edindim. Yani, eğer ekleyebileceğiniz önemli bir şey yok ise...
C: Hayır, bekleyebilir. İyi geceler.
 

4BH

#141
12 Temmuz 1997 F___, Laura

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Deoton.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Okumakta olduğum bu yeraltı üsleri kitabında, bir madendeki delikten altın bir şehre düşüş hikayelerini anlatan iki madenci var. Bu şehirde otuz metre yüksekliğinde dev bir masa etrafında oturan mumyalanmış askerler ve 30 metre yüksekliğinde som altından bir heykel varmış. Bu hikayenin bu adamlar tarafından uydurulmuş olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Uydurma.

S: (L) Yani Panamint Dağları'nda bir madendeki delikten altın bir şehre düşmediler?
C: Ölüm Vadisi etrafındaki bölgede pek çok yeraltı gizemleri var ama bunlar sahte efsanelere de neden oluyor.

S: (L) Tamam. Sürekli tekrarlanan ve abartılan genel bir hikaye olduğunu düşünmüştüm ben de. Haritaya bakarken Ölüm Vadisi yakınında "Çin Gölü Donanma Silahları Merkezi" diye bir yer olduğunu fark ettim. Suya yakın olmayan bir DONANMA istasyonu olması bir yana, bu üs bu yeraltı üsleri veya şehirleriyle herhangi bir şekilde bağlantılı mı?
C: Dolambaçlı bir şekilde.

S: (L) Ayrıca Edwards Hava Kuvvetleri Üssü'nün oranın biraz güneyinde olduğunu fark ettim ve tahminime göre bu üsler bu yeraltı tünel sistemiyle, yeraltı üsleri veya şehirleriyle bağlantılı. Doğru yönde miyim?
C: Haritada Ölüm Vadisi, Edwards ve Antilop Vadisi'ni birleştiren bir çizgi çiz. Sonra Shasta Dağı, Ranier Dağı'yla birleştir, Las Vegas'a dön, Sedona'ya, oradan Archuleta Mesa'ya ve sonra da Denver Havaalanına.

S: (L) Denver Havaalanına değinmişken, Chloe yakında oraya gidecek çünkü Samantha hayatındaki sürekli devam eden sefaletler yüzünden kansere yakalanmış. Bu yüzden Chloe o havaalanına gidecek. Herhangi bir yorum?
C: O halde Chloe o havaalanına gitsin, dikkatlice gözlemlesin ve bulgularını sana bildirsin. Çok önemli, çünkü oradaki duvar resimleri senin şu anda dikkatli bir şekilde incelediklerinle doğrudan bağlantılı. Orada 4'üncü yoğunluk KH'nin korkunç gelecek planları ve çok, çok daha fazlasıyla ilgili büyük ipuçları bulunabilir. Eğer Chloe bu fikre direnç gösterirse temkinli ol... Bunun bir anlamı var! Bunun onun için zor olmayacağı açık. Ama bulgularınızı grup içinde tutmanızı önemle tavsiye ediyoruz!

S: (L) Peki gitmesi emniyetli mi? Yani acaba Samantha'nın bu durumu birden bire Chloe'yi oraya çekmek için mi ortaya çıktı? Söylediği kadar ciddi bir durum mu? Burnunu kaybedecek mi?
C: Abartılmış.

S: (L) Evet. Chloe onunla kötü seçimleriyle ilgili olarak konuşmuştu ve Samantha sürekli kötü seçimlerde bulunduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı. Şimdi seçimlerini sürdürmek için başka bir mazerete ihtiyaç duyuyor. Başka türlü tüm erkeklerin ona kötü davrandığından şikayet etmeye devam edemeyecek.
C: Aşağı yukarı durum bu.

S: (L) Bu, ilgi çekmeye devam ederken, bir yandan da istediği şeylerin kontrolünü sürdürmenin bir yolu olabilir.
C: Belki.

S: (L) Burnunu kaybetme ihtimali var mı?
C: Hayır.

S: (L) Kanseri var mı?
C: Evet. Ama bu durum Chloe'nin duvar resimlerini, havaalanının atmosferini gözlemlemesi ve gözlemlerini bildirmesi için iyi bir fırsat.

S: (L) Tamam, Berenger Sauniere'nin Rennes le Chateau'daki kabartma resminde Mary Magdalene toprağa dikilmiş haç şeklindeki ağaç dalına ümitli veya saygılı bir şekilde bakıyor. Bu ne tür bir ağaç?
C: "Hayat ağacı."

S: (L) Benim farklı bir fikrim vardı... İnsanlar bunun bir akasya ağacı olduğunu söylüyor. Bu bildiğimiz anlamda bir ağaç türü değil mi?
C: Aile ağacı.

S: (L) ... Berenger Sauniere tüm o taşları ne için topluyordu?
C: İletkene ne dersin?

S: (L) Nasıl yani?
C: İleten şey ne?

S: (L) Küçük bir Stonehenge mi yapıyordu?
C: Stonehenge'in gücüne ve bu konuyla ilgisine dair araştırma yaptın mı?

S: (L) Evet, parça parça bilgiler topluyoruz.
C: Evet? Peki ekin çemberleri? Çok ilginç bağlantılar... Peki ya "Gül Haç?"

S: (L) Baktığımız şey de bu zaten! Sir Francis Bacon'ın adı bile "beech"ten türüyor, Latince imzasının gematrik değeri 17, ve 17 Ocak St. Augustine'in yerini alan St. Anthony'nin bayram günü. Gezegenin her tarafındaki Gülhaçlıları birleştirdim! Peki kim kim burada? İyi adamlar kim?
C: Havaalanları her iki tarafça kullanılıyor.

S: (L) Bu da ne demek?
C: Boyutlararası Atomik Remolekülerizatör.

S: (L) Denver Havaalanında bir BARM mı var yani?
C: O kadar basit değil... ve çok, çok daha derin bir anlamı var. Neandertaller ve DNA, ve bunun sizinle ilgisine dair son raporu gördün mü?

S: (L) Evet, okudum. Ama görünüşe göre bunun insanlığın Afrika'nın derinliklerindeki kökenlerine dair garip teorilerini kanıtladığına karar vermişler.
C: O kadar garip değil. Sadece bilgi bağlantısı.

S: (L) Son zamanlarda ilginç gelişmeler olduğunu fark ediyorum. Gerald Ford Warren Raporu'nu değiştirdiğini kabul etti. Mars sondasıyla ilgili olarak Mars'ta bir zamanlar Sagan'ın iddia ettiği permafrost sudan çok daha fazla suyun olduğu kabul edildi. İlginç! Bunu 10 yıldan uzun zaman önce söylemiştim! Mars'ın çok yakın bir geçişinde üzerindeki tüm suyun Dünya'nın atmosferine boşalması yaklaşık 40 gün sürmüştü.
C: Bu tür kabuller "uygun" olduğunda yapılabilir. Bu tür pek çok ifşa bekleyebilirsin... Ve TV'de çok sayıda UFO belgesellerinin gösterilmesi...

S: (L) Tamam. Gazetede "Percy"yi araştırıyordum ama bulduğum tek örnek dairesini yakarak büyükannesini öldüren çocuk Shabazz'ın avukatıydı.
C: Gözlerini ve zihnini açık tut.

S: (L) Eleusis gizemi neydi? Varmaya çalıştığımız şey bu mu? Burada takılıp kaldım.
C: Masanın bacaklarından biri.

S: (L) Pekala, Rennes le Chateau'nun kilise bahçesindeki beton levhada görülen P-S neyle ilgili? Herkes "Priory of Sion" (ç.n.: Sion Manastırı)'dan bahsediyor. Bu P-S neyle ilgili?
C: Eski dillere bak...

S: (L) Eski diller mi? Bundan biraz daha iyi bir ipucu istiyorum!
C: Kılıçlar, bıçaklar, deliyor...

S: (L) Bu P-S "Percy" ile ilgili birşey mi? Kılıçlar, bıçaklar, deliş... Şam mı? Şam çeliği mi?
C: Öğrenmek için araştır.

S: (L) Tamam. Şimdi, bu "E in Arcadia ego" "Tiena arca Ida geo" haline geliyor. Burada önemli birşey üzerinde miyim? Veya yakın mıyım?
C: Yakın.

S: (L) Gül Haç'la ilgili olarak Rho-Chi var. Ve Ida Tenerife'deki Tejeda. Bir de REDDIS var. Bunu Rhedae veya Rhea olarak yorumluyorum, ki bu da Ceres'in veya Demeter'in diğer adı. Ve Dionysus olarak REGIS... Biri dünya, diğeri ruh. Dişi ilke olarak CELLIS varlığı ve erkek prensibi olarak Arcis... Bir de örümcek görüntüsünün üzerindeki Prae-cum var. Neden ok P-S'den aşağı doğru örümceğe yöneliyor? Örümcek nedir?
C: Örümcekle ilgili bilgin var!

S: (L) Evet, ama bildiğim şeyler beni hiçbir yere götürmüyor!
C: "Noktaları" birleştirdiğinde götürecek.

S: (L) Noktaları birleştirdiğimde... Aman Tanrım! Kılıçlar, bıçaklar... ANLADIM!
C: "Kader!"

S: (L) Evet! "Örümceği deliyor."... Pekala, işte Ark'ın ilk sorusu: "Belirttiğim durumla ilgili olarak "kuş bakışı" yaklaşımı doğru mu?"
C: Neden olmasın? ...

S: (L) Eğer bu konuda kaçırdığım noktalar varsa, bunların ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Kişi gerçek öğrenmenin, yüksek bilginin peşindeyse, "kaçırılan noktalar" yoktur, yalnızca henüz keşfedilmemiş noktalar vardır!

S: (L) Diğer sorusu: "Kasyopya aktarım noktasını daha ne kadar kullanabilecekler? Aktarım noktasının değişeceği zaman için bazı hazırlıklar yapmamız gerekiyor mu? Yoksa bu endişelenmemize gerek olmayan birşey mi?"
C: Endişelenmeye gerek yok!

S: (L) Ark'ın endişelerini gidermek için söyleyebileceğiniz birşey var mı? Muhtemelen endişeleri devam edecek...
C: "Eğer kişi aslanın iradesine sahipse, farenin kaderini yaşamaz!"

S: (L) Çok güzeldi! Bunu sevdim! Yalnız, az önceki "kader" cevabına takıldım. Taştaki bu düzenlemeyle ilgili kendi algıma göre iki tarafın birleştirilmesi gerekiyor, öyle değil mi? Yoksa P-S'den örümceğe uzanan ok iki zıt taraf mı oluşturuyor?
C: Keşfin için açık!

S: (L) Bu akşam bana KÖTÜ davranıyorsunuz?
C: Hayır, Laura'ya çok, çok iyi davranıyoruz! (ç.n.: orijinal metinde, abd'deki bazı yabancıları tarafından kullanılan komik bir ingilizce aksanıyla yanıt veriliyor.)

S: (L) Tamam, önceki gece bir gürültü duydum. Birşey beni bedenimden dışarı itmeye çalışıyordu. Buna karşı az-çok bir zihinsel güç "fırlattım" ve kayboldu ve tam o anda penceremin pervazından bir kertenkelenin koşarak geçtiğini gördüm. Beni bedenimin dışına itmeye çalışan kimdi?
C: Sence?

S: (L) Muhtemelen bir kertişti çünkü evren bana küçük, zekice bir işaret verdi. Peki zihnimi ele geçirmeye yönelik bu küçük girişimin amacı neydi?
C: Amacı olması gerekmiyor, sadece neyse o!

S: (L) Son birkaç gündür Ark'la aramızda devam eden ufak "soruna" neden olan şey neydi?
C: S dalgaları.

S: (L) S dalgası nedir?
C: Bir kaynaktan kontrol et.

S: (L) S dalgalarına maruz kalan kimdi?
C: Ark.

S: (L) Bunun Dijon'daki olaylarla ilgisi var mı?
C: Yarı.

S: (L) Başka ne tür faktörler var?
C: Arkadiusz güçlü bir iradeye sahip. Dünyaları arayan birinin öyle olması gerekir. Başka bir şekilde ifade edilecek olursa: "Ben BİR olanım... Dünyaların yaratıcısı." Üzerinde düşünmenizi istediğimiz bu notla birlikte, iyi geceler.
 

4BH

#142
19 Temmuz 1997 F___, Laura, AK

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Feoralla.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Bildiğiniz gibi Polonya'da bir sel oldu ve Ark oraya geri dönmek zorunda kaldı. Yapılması gereken çok şey var ama devlet daireleri kapalı kalabilir. Mahkeme süresiz olarak ertelenebilir. Kim bilir ne olacak. Polonya'daki bu korkunç felaketin kaynağı nedir?
C: Manyetik kemer örtüsü üzerinde değişimler.

S: (L) Manyetik kemer örtüsü üzerindeki bu değişimlere neden olan şey nedir?
C: Acquiim.

S: (L) Acquiim nedir?
C: 4'ncü yoğunluk denetimci.

S: (L) ...Bu oynamaların amacı nedir?
C: Kolineer dalga okuyucu bilinçlilik birimlerinin caydırılması.

S: (L) "Kolineer dalga okuyucu bilinçlilik birimi" nedir?
C: "Aynaya bakmanı" öneriyoruz.

S: (L) Bir kolineer dalga okuyucu bilinçlilik birimi olmaktan hoşlandığımdan emin değilim!
C: Neden?

S: (L) Bu felaketi yaşayan insanların acılarından sorumlu hissetmek istemiyorum kendimi!
C: Sorumlu mu? Hava üzerinde sen mi oynuyorsun?

S: (L) Hayır. Bizi engellemek için bu kadar ileri gidiyorlarsa, Ark emniyetli bir şekilde geri dönebilecek mi?
C: Eğer gerekli önlemleri alırsa.

S: (L) Bu gerekli önlemlerin bir kısmını söyleyebilir misiniz?
C: Araba sürmesin. Trenle seyahat etsin, eğer bineceği trenden indikten sonra canlı elektrik akımı kanallarının üzerinde veya yanında yürüme zorunluluğu yoksa.

S: (L) Başka?
C: Diğer bazı Avrupa ülkelerinin aksine Polonya'da silahlar mevcut.

S: (L) Başka?
C: Her an tam farkındalık çok kritik öneme sahip.

S: (L) Aile üyeleri iyi mi?
C: Şimdilik.

S: (L) Bu sel olayının sona ermesi ne kadar sürecek?
C: Açık.

S: (L) Tüm devlet ofisleri kapanacak mı?
C: Hayır.

S: (L) Boşanma davası gerçekleşecek mi?
C: Nihayetinde.

S: (L) Ne kadar süre boyunca iletişimimiz kısıtlı kalacak?
C: Önemli değil. Saldırı bekleyin ve bunun "hazırlığın ve savunmanın anası" olduğunu hatırlayın.

S: (L) ...Gelip yardım edebilecek hiçbir iyi adam yok mu tanrı aşkına! Neden burada bu tür bir engellemeyle karşılaşmadık?
C: Söylediğimiz gibi, gerek yok. Zayıf halka Ark, o yüzden saldırı oraya yöneliyor.

S: (L) Yardımcı olmak için bizim yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Mesajı ilet; beklenmeyeni bekleyin; saldırıya açık olduğunuzu bilin ve asla yenilmezlik varsayımında bulunmayın. Bilgi korur ve ihmal/bilgisizlik tehlike yaratır... her zaman!!!

S: (L) Başka birşey?
C: Yakınlarında ajanlar olabileceğini göz önünde bulundurmalı.

S: (L) Bu yakınlardaki ajanlar hakkında başka ipucu verebilir misiniz?
C: Eğer biri bakıyorsa, ona bir "baksın."

S: (L) Ne tür bir bakış?
C: Buna dair hikayeleri inceleyebilir.

S: (L) Casus hikayeleri gibi mi? Onları tanımak için?
C: Yakın.

S: (L) Başka birşey? Bu zor bir dönem olacak!
C: Eğer farkındaysanız ve hazırlıklıysanız, değil, ve fantazilere takılıp kalmamışsanız.

S: (L) Ne tür fantaziler?
C: Gereksiz iletişimlere harcanan enerji.

S: (L) Eğer onu tehlikeye koyma ihtimali varsa benimle sürekli iletişim kurmaya çalışmamalı anlamında mı?
C: Hayır, şimdilik "romantik duygusallığı" ertelemeni öneriyoruz.

S: (L) Tamam, başka birşey?
C: Hayır.

S: (L) Ark buraya gelene kadar sıkıntı içinde olacağım...
C: Dul kalmaktan iyidir.

S: (L) Koruma için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Söyledik. Önceden uyarılarak önceden silahlanın! Ark'ın mesaja inanıp inanmadığına dikkat et.

S: (L) Yani söylediklerinize gerçekten inanmak zorunda, öyle mi?
C: Daha önemlisi: sahte güvenlik duygusu nedir?

S: (L) Yani güvende olduğu, herşeyin yolunda olduğu mesajını alırsa, çok dikkatli olmak zorunda?
C: Kendini güvende hissetmemeli. Ne zaman güvendesiniz ki?

S: (L) Pekala, Ark'ın S dalgalarıyla ilgili bir sorusu var. İtalya'da, Afrika sahili açıklarında, Japonya'da pek çok deprem oldu. Bunların hepsi onun S dalgalarının etkisi altında olduğunu söylediğiniz süreçte olduğunu fark etmiş. Öğrenmek istediği şey şu; bu dalgaların insanı kaç günde çok ciddi bir şekilde etkilediğiyle ilgili bir zamanlama parametresi var mı?
C: Evet, ama bu dalgalar olayın kendisinden ziyade bir olayın hazırlayıcısı olabilir.

S: (L) Peki bu örnekte Ark, beklenen olayın kaç gün öncesinden itibaren bu dalgalardan etkilenmeye başladı?
C: 5 gün.

S: (L) Yani beklediğimiz bir olaydan 5 gün öncesinden beri devam eden birşey.
C: Paralel gerçeklik matrisi çerçevesindeki elektromanyetizmayı anlamadıkça bunu öngöremezsiniz.

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.

S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.

S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?

S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.

S: (L) Roma'daki bazı mezarlar, Nicolas Poussin, İngiltere'deki bazı mezarlar ve Kanarya adalarında görülen "melekler" arasında bazı bağlantılar buldum. Bağlantı bu tuhaf ışıklar, veya mumlar, "garip lambalar"la ilgili görünüyor. "Sonsuz alevler" olarak tanımlanıyor. Bunları ışık frekansıyla birleştirmekten kastettiğiniz şeyin bu olup olmadığını merak ettim.
C: "Sonsuz alev" JFK'nin mezarını süslüyor. Bağlantı?

S: (L) Evet. Ayrıca Solloi papazlarını ve Peleiades denen rahibelere dair şeyler buldum. Kupalar, kuşlar, ziller... Çalınında diğer kupalarla, meşe ağaçlarıyla belirli bir rezonansa giren şeylerden bahsediyorlar...
C: Siren şarkısı.

S: (L) Siren şarkısı nedir?
C: Yunan mitolojisi.

S: (L) Evet, bunu biliyorum. Sirenler neyi temsil ediyor?
C: Laura, canım, eğer "pek çok güzel ve ilginç" şeyi gerçekten ortaya çıkarmak istiyorsan, tüm yapman gereken şey üçlüğü, trilojiyi, triniteyi hatırlamak ve üçlü bir şekilde bağlantılı ipuçlarını aramak. Üçleri birleştir... Güzel bir şekilde dengelenen üç anlamı bulana kadar dinlenme!!

S: (L) Herşeyin üç yönü mü var?
C: Peki neden? Çünkü bu içinde bulunduğunuz yoğunluk. Bir sonraki seviyenin anahtarlarını edinmek için Üçüncü Adam Teması'nda uzmanlaşın, sonra rahat bir şekilde ve öngörüyle ilerleyin.

S: (L) Önceki bir celsede Guançelerin bir travmanın etkisinde kaldıklarını söylemiştiniz. Bu yüzden kökenleri konusunda net bir hikayeye sahip değillerdi. Sanırım onlar Atlantislilerin kendileriydi ve Kanarya Adaları Atlantis'ten ayakta kalmış bir parçaydı ve Guançeler aslında oraya hiçbir yerden gelmediler. Zaten hep oraya yakın yerlerdeydiler. Kanarya adaları Atlantis'in ayakta kalan parçasıydı ve Guançeler de Kanarya adalarında hayatta kaldılar.
C: Yakın.

S: (L) Bulundukları spesifik noktaya varışlarıyla ilgili bir gizem veya sır var mı?
C: Ne bağlamda?

S: (L) Daha önce sormuştum, "tahmin et" demiştiniz. Nuh tufanı tahmininde bulunmuştum ve siz de "yakın" demiştiniz. Travma geçirdiklerini söylemiştiniz. Guançelerin, aralarından 60 kişinin oraya vardığı şeklinde bir hikayeleri var.
C: Kalenin temellerini kurmaya yetecek kadar yakınsın.

S: (L) Tamam, konuyu değiştiriyorum. Neden horoz veya horozun ötüşü yeraltı şehirleri, medeniyetleri veya üsleriyle ilişkilendiriliyor?
C: Horozun ötmesine neden olan şey nedir?

S: (L) Işık. Ama ışığın yeraltı şehriyle ilişkisi nedir?
C: Sadece ışık değil, ışığın karanlığın derinliklerinden ortaya çıkışı.

S: (L) Bu yeraltı üsleri kitabında tanımlandığı gibi "DERO" diye şeyler var mı?
C: Detrimental Robots. (Yıkıcı Robotlar)

S: (L) DERO'lar yeraltı şehirleri/üsleri senaryosunun bir parçası mı?
C: Evet.

[ç.n.: 4'üncü yoğunluk KH gruplarının bazılarının insan "tüketimine" dair birkaç soru-cevap atlandı.]

S: (L) Oryonlular ne yiyor?
C: Oral demolekülerizasyon yoluyla emilen kristalin tabletler. (ç.n.: oryon kh: kertenkeleleri yöneten ve insana çok benzer yapıda olduğu söylenen 4'üncü yoğunluk kh grubu.)

S: (L) Bu kristalin tabletler bizim kristalden anladığımız gibi, taşa benzer şeyler mi?
C: Parlak oval bir boncuk düşün.

S: (L) Kimyasal bileşimi nedir?
C: Dünyadaki örneklerden dokuz kat güçlü kuartz.

S: (L) Havanın anormalliği, devletin ifşaları, itiraflar, bu tür şeyler giderek artıyor...
C: Geniş kapsamlı dünyadışı varlık / UFO ifşaları, bazıları uydurma, bazıları değil.

S: (L) Önceki sorulara dönecek olursak... Ark'ın bir daha Polonya'ya geri dönmemesini önerir misiniz?
C: Amaçlarınız gereği gitmeniz de gerekebilir.

S: (L) Anladım. Bu manyetik kemer örtüsü üzerinde yapılan değişikliğin tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Söylediğimiz şekilde yazıp gönderdin mi? Hayır. (ç.n.: ilgili bazı yanıtları Ark'a internet üzerinden hemen aktarıyor sanırım.)

S: (L) Kolineer dalga okuyucu bilinç birimleri dediniz ve aynaya bakmaktan bahsettiniz. Bu Ark ve benim birbirimizin aynadan yansıması olduğu anlamında bir ipucu mu?
C: Pek sayılmaz.

S: (L) Önceki bir celsede "yarım ruh" olmaktan bahsetmiştiniz. Benim bundan anladığım şey, Ark'ın bir yarım ruh olduğu, benim bir yarım ruh olduğum ve birlikte tam bir ruh olduğumuz şeklindeydi. Ama bunun üzerinde düşünüyorum ve bazı...
C: Kimse kendi başına yarım ruh değil.

S: (L) Peki o halde "yarım ruh dengelemesi"ni daha iyi anlamamı sağlayacak başka bir ipucu verebilir misiniz?
C: Bir tamamlanma birimi olarak ruh. Her birinde bütünlenmeyi sağlayan şey iletişim.

S: (L) Kolineer dalga okuyucu bilinç birimlerinin potansiyelleri nedir?
C: Spesifik.

S: (L) Eğer 4'üncü yoğunluktaki bir denetimci iki yarım ruhun birleşmesini önlemek istiyorsa, bunun bir nedeni olmalı. Yani bu, 4'üncü yoğunluk KH'deki birşeyin olmasını istemediği birşey. Nedir bu?
C: Açık değil mi?

S: (L) Bu durum, her ne yapmamız gerekiyorsa, bunu yapmak için fiziksel olarak yanyana olmamızın önemli olduğunu anlamına mı geliyor?
C: Tercih sebebi.

S: (L) Geçen gece bir rüya gördüm. Ark ve ben parktan ayrılıyorduk ve dağın yanında bir mozaik gördüm. Mozaikte üst üste yedi köpekbalığı vardı. En alttaki saydamlık derecesinde soluktu. En üstteki çok karanlık ve yoğun bir renge sahipti. Sol üst tarafta dev bir balina vardı. Hızlı bir hareket halindeydi ve köpek balıklarını bir hamlede yutacaktı. Bu balinanın ve köpek balıklarının anlamı nedir?
C: Mantık.

S: (L) Mantık kullanmamı mı istiyorsunuz, yoksa gördüklerimin anlamı mı mantık?
C: Mantık sana diyor ki: incele!

S: (L) Rüyamın diğer kısmında ortadan kayboldum ve bir kayanın çatlağından tekrar ortaya çıktım. Kendimi temizliyordum... Ark araştırma yapmaya gitti ve döndüğünde ağlıyordu ve gözyaşları çeşmeden akan su gibiydi... Bunun anlamı nedir?
C: Derin bazı sırlarla ilişkili mineralleri incele.

S: (L) Geçen gece masanın bacaklarından birini bulduğuma dair birşey söylemiştiniz. Masanın kaç bacağı var?
C: Yanıt için araştır. Literatürde bunu bulduğun zaman derin anlamlara yakın olduğunu anlayabilirsin.

S: (L) ...Ark'ın bir sorusu var: Bize bir BARM'ın yerini verebilir misiniz? Diğerlerinin yerleriyle bir bağlantı oluşturmak için?
C: BARM'lar sabit yerlerde değil. Oak Island'daki gömülü bir kalıntı, yani kaideyi doğrulayan bir istisna.

S: (L) Tony Smith'in Piramide ve fi oranına dayalı olarak oluşturduğu ve bir harita olarak değerlendirdiği diyagram hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Keşfetmek için dairesel bir rölyef kullanması ve formülü uygulaması gerekiyor.

S: (L) "Rhineland'daki hayal edilmemiş hazineler"den bahsetmiştiniz. Ve sonra "Rhinelander" terimini kullandınız. Rhineland'lı biri olarak W. M___'yi mi kastediyordunuz?
C: Öğrenmek seni enerjilendiriyor Laura. Hiç bu kadar enerjik olduğunu hatırlıyor musun?

S: (L) Hayır. Ark'ın internette Alton Towers ile ilgili bulduğu referans psişik projektörlerle mi ilişkili? Buna dair bulduğumuz tek sıradışı şey buydu. Psişik projektörlerin vardiya değiştirdiği bir tür yerden mi bahsediyoruz?
C: Bildiğin gibi... En derin sırların aktarılmasında kurmaca betimlemeler kullanılabiliyor. Bu yanıtla birlikte, iyi geceler.
 

4BH

#143
26 Temmuz 1997 F___, Laura

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Copala.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Diğer konulara geçmeden önce, mevcut durumda Ark'la ilgili değinmek istediğiniz herhangi birşey var mı?
C: Öncelikle, bu senin için: oğlunun astım temelli alerik reaksiyonu şu sıralar havadaki köpek kılı parçacıkları nedeniyle ciddi şekilde ağırlaşıyor!

S: (L) Çok teşekkür ederim. Bunun icabına bakacağız.
C: Güzel, birşey değil. Önümüzdeki 8 gün boyunca onun köpekle temasını sınırlamanı öneriyoruz.

S: (L) Percy mutfakta çünkü şimşekler çaktığında çok histerikleşiyor. Neden bu kadar çılgınlaşıyor?
C: Ozona duyarlı.

S: (L) Bu aklıma başka birşeyi getiriyor. Uçan bumeranglarla ilgili çeşitli olaylarda iskoç çoban köpekleriyle ilgili ilginç durumlar olmuştu. Benim kendi uçan bumerang gözlemimden 3 ay sonra iskoç çoban köpeğim ölmüştü. Eğer varsa, buradaki bağlantı nedir?
C: Genetik biyolojik bir üretim hatası alışılmadık ölçüde yüksek oranda radyasyon emilimine neden oluyor.

S: (L) Ama neden bu bumerangları gören pek çok kişinin Collie'leri var?
C: Her durumda değil.

S: (L) Ama azımsanamayacak olayda öyle! Bunun Collie'leri tercih eden insanlardaki belirli genetik bir özellikle ilgili olup olmadığını merak etmiştim. Çünkü Collie bir Keltik köpeği..
C: Evet!

S: (L) Pekala, şimdi diğer sorulara geçelim... RhoChi, ChiRho'nun tersi... Sanki Gülhaç (Rosy Cross) hristiyanlığın aynadaki zıddı... Titian'ın tablosunda Dionysus bir aynadan çıkıyor gibi... Ayrıca Ark'ın gönderdiği Etrüsk kitabında gösterilen aynalar... Ve Hacer'in Kuyusu da Beer-lahai-roi imiş, yani canlı ayna kuyusu... Geçen hafta siz aynadan bahsettikten sonra aynayla ilgili çok tuhaf şeyler çıktı karşıma! Yorumda bulunabilir misiniz?
C: "Yaprakları" incelesen iyi olur...

S: (L) Yapraklar mı (T) Ağaç yaprağı mı?
C: Zion arazisi. (ç.n.: arazi olarak çevirdiğim "patch" kelimesi, yama/arma gibi bir anlamda da kullanılmış olabilir.)

S: (L) Bu hususta biraz daha yardımcı olabilir misiniz?
C: Oluyoruz...

S: (L) "Filizlenen zeytin ağacı"ndan mı bahsediyorsunuz?
C: Tufandan kurtulmak için sarp kayalıklara yönelen grupların girdiği mağaraları incelersen bileceksin...

S: (L) Demek bu konuda keşfedilecek birşey var. Bunu üzerinde çalışılacak bir ipucu olarak alıyorum. Kanarya Adalarında Candelaria Bakiresi'nin bulunduğu tepelerdeki mağaraları mı kastediyorsunuz?
C: Evet. Sayfa 33?

S: (L) Paran Sikarios hakkında birşeyler söyleyebilir misiniz? Aradığımı buldum mu?
C: Aradığını bu kadar çabuk bulmayı bekleme canım. Böyle çabuk emekli olursan ne yaparsın?

S: (L) Bunun aradığım mutlak şey olduğunu düşünmedim zaten. ... Masonlar Sinclair ailesi ve Rosslyn Şapeli'yle çok yakından ilgili görünüyor. Adamlarının Amerika'ya gelmiş olduğundan eminler çünkü usta bir mason tarafından yapıldığı söylenen bu şapelde mısır ve aloe vera oymaları var. Onlara göre bu Prens Henry'nin ve tüm o tapınakçıların ve...
C: Saçma!

S: (L) Peki o halde Rosslyn Şapeli'ndeki bu oymaların açıklaması nedir?
C: Evet, ziyaret ettiler ama Mason öğretisi eski Mısır'da Eseni tarikatiyle içiçe; hayatta kalan Atlantisliler tarafından Sfenks'in tabanına yerleştirilen gizli bilgiyle ilişkili olarak.

S: (L) Masonlar arasında buna dair bilgisi olan var mı?
C: Evet.

S: (L) Birşey bilmek için ne kadar yükselmen gerekiyor?
C: Sayfa 33. Sarı saçlı ve mavi gözlü elbette! Genetik değişiklikten önce kollardan birindekilerin boyu üç metre otuz santimdi.

S: (L) Bu uzun adamlardan bahsetmişken, William Wallace'ın hayatı sembolik gibi birşeydi sanırım. Boyunun iki metre olduğu söyleniyor. İskoçya'da Wallace ve Bruce'la ilgili olaylar olduğu sırada Fransa'da da Tapınakçılar dağıtılıyordu...
C: Dağıtılıyor muydu?!? Sanmıyoruz! Sadece "yeraltına" indiler.

S: (L) Birebir anlamda mı yoksa mecazen mi?
C: Neden her ikisi olmasın?

S: (L) Bazı masonların temas halinde olduklarını iddia ettikleri Tapınakçı örgütleri var.
C: Peki bunlar nerede sence?

S: (L) Yeraltında mı?
C: Bingo!

S: (L) Pekala. Tapınakçılar Kudüs'te oluştu. Uzunca bir süre orada bulundular ve yapmak istedikleri varsayılan şeyleri yaptıklarına dair herhangi kayıt yok. Pek çok söylenti var. Kudüs'te ne yapıyorlardı?
C: Tapınakçılar levitasyon sırrına sahipti.

S: (L) Bu Kudüs'teki 9 adamla mı ilgili? Kudüs'te buldukları bir belgeden mi öğrendiler bu sırrı?
C: Evet.

S: (L) Demek belirli kraliyet sülalelerinden bu sayede bu kadar destek aldılar?
C: Senin için tekrar Kabala çalışma zamanı ama dikkatli ol!!

S: (L) Tamam. Konu hakkında çeşitli kitaplarım var. Yarın başlayacağım. Tapınakçılar tutuklandıklarında bir kafaya veya bir kafatasına ve tanrı Bafomet'e tapınmakla suçlandılar. Bunlar Tapınakçıları gözden düşürme amaçlı sahte suçlamalar mıydı?
C: Kafatası saf kristaldi.

S: (L) Tanrı "Bafomet"in anlamı nedir? Eğer gerçekten ona tapındılarsa?
C: Trent'in taşıyıcısı.

S: (L) O da nedir?
C: Araştır.

S: (L) "Dul'un Oğlu"nun anlamı nedir?
C: Bedenlenmiş bilgeliğin yolunda yürüyor.

S: (L) Bu neden bir dulun oğlu olarak tanımlanıyor? Perceval'in isimlendirmesi...
C: Perceval yediler meclisinde şövalye ilan edildi.

S: (L) Yediler meclisi mi?
C: Kılıçların uçları bildikleri gerçeğin kristal aktarıcısını temsil ediyor.

S: (L) Perceval, Paran Sikarios, Haşhaşiler, Hacer'in oğlu İsmail, ve ayna kuyusu arasındaki ilişki nedir?
C: Kader Mızrağı.

S: (L) İsmaililer asıl soy mu? Ve İshak ve Yakup'un soyu, yani monoteist anlaşmanın taşıyıcıları da sahte soy?
C: Yakın.

S: (L) İsmaililer aynı zamanda levitasyon bilgisinin taşıyıcıları mı? Ve kafatası tarikatinin?
C: Tapınakçılarla birleştirmeye çalış.

S: (L) Tapınakçılar İsmaililer'in, Haşhaşiler'in sırlarını mı keşfetti? Avrupa'ya taşıdıkları şey bu muydu? Ve sonra yeraltına taşıdıkları? (ç.n.: İsmaili teriminin geçtiği ilk cümle İbrahim'in oğlu İsmail, sonrakiler Şia'nın dalı olan İsmaililer'le ilgili gibi görünüyor ama emin olamadım.)
C: Galle'de gömülü.

S: (L) Percy malikanelerinden birinin "Alnwick" olduğunu fark ettim. Bu kelimenin anlamı nedir?
C: Allan'ın İbranice kökünü incele.

S: (L) Flanders ve Champagne kontları, Perceval'ın öne çıktığı Kutsal Kase hikayelerini yazan Chretien de Troyes'in sponsorlarıydı. Bu adamlar aynı zamanda Tapınakçılar'la da bağlantılıydı. Görünüşe göre belirli dönemlerde eleştirilerin hedefi olanlar, göze batanlar yalnızca Tapınakçılar değilmiş. Percy ailesi de bundan payını bolca almış! Neden?
C: Eğer çok fazla sır öğrenirsen sen de göze batarsın!!

S: (L) Demek Percy'ler gerçekten birşeyler biliyordu. Percy ailesinin elinde 62 tane simya manuskripti olduğunu anlıyorum. Alnwick'e de burada rastladım. Simya metinlerini inceliyordum...
C: Ama eğer oraya gidersen, anahtarı isteme!

S: (L) Ailenin şu andaki başı sırrı biliyor mu?
C: Yaklaşıyorsun.

S: (L) Bu kişi de mi sırrın peşinde?
C: Pour suivant.

S: (L) Bu ne anlama geliyor F___? (F) Takip etmek... (T) Bunu neden Fransızca söylediniz?
C: İpuçları arayın ve belirli beklentiler içinde olmayın! [Mola. Grup video izliyor: Riverdance.]

S: (L) Merhaba oradakiler! Videoyu beğendiniz mi?
C: Bu tür sunumlara ihtiyacımız olmuyor çünkü kesintisiz farkındalığa sahibiz!

S: (L) Tanrım! Biraz neşelenin! (T) Orijinalini görebiliyor olmalılar! (L) Evet, doğru. Bu danslar orijinal Kelt danslarına ne kadar yakın?
C: Yarı.

S: (L) Az sayılmaz. Bu danslar nasıl daha orijinal hale getirilebilir ki?
C: Yerden havalanarak.

S: (L) Aman Tanrım! Sezar'ın çıldırmasına şaşmamak gerek! Kolların stilize hareketsizliğinin nedeni nedir?
C: Kimyasal enzim temelli kullanım yoluyla ses ve güç üretimiyle ilgili.

S: (L) Sabit kol tutuşunun sesle ilgisi nedir?
C: Kimyasal iletici akışı.

S: (L) Kollarından ve ellerinden akan birşey levitasyonu güçlendiriyordu anlamında mı?
C: Yakın.

S: (L) İnisiyasyondan sonra reiki enerjisi çok ısı üretiyor... Keltik folklorunda belirli kahramanların olağanüstü ısı artışından bahsediliyor. Öyle ki elbise giyinmek için birkaç kez çok soğuk suya girmeleri gerekiyormuş. Keltler savaşa da çıplak gidiyorlarmış çünkü öylesine ateşlenip o kadar ısı üretiyorlarmış ki, giysiye tahammül edemiyorlarmış. Peki ya benim zaman zaman yaşadığım aşırı sıcak basması durumlarım? Kasyopyalılar bunun 4'üncü yoğunlukla bağlantının bir yansıması olduğunu söyledi. Bu gerçekten çok garip bir durum çünkü sıcaklık neredeyse dayanılmaz hale geliyor ama bu sıcaklık termometreye hemen hemen hiç yansımıyor. Bana dokunan herhangi biri sıcaklık algılamıyor. Ama iç sıcaklık inanılmaz durumda. Ve evet, eller üzerinden bir güç akışı oluyor...
C: Yakın.

S: (L) Demek, fiziksel olarak pek belli olmayan o olağanüstü ısı hissi 4'üncü yoğunluk enerji akışıyla ilgili.
C: Yansıması.

S: (L) Bu dansları izlemek veya müziği dinlemek eski genetik hafızalarımızı yüzeye çıkarmada faydalı olur mu?
C: İzlemesi değil, yapması. İpek giysi EM etkisini güçlendiriyor.

S: (L) Bu anlamlı. Bundan simyacılar da bahsediyordu. Şimdi, TR Hapsburg ile Hotspur arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını sordu.
C: Hayır.

S: (L) Eski Yunan efsanelerinde neden astroloji yok?
C: Yok değil, "Stalinize" edildi.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Stalin popülerliğini yitirdiğinde Sovyetler Stalin'i tarih kitaplarından çıkardı. Yunan'da da astroloji "Stalinize" edildi...

S: (L) Peki neden?
C: Ölümcül sırların ifşa olması riskine karşı.

S: (L) Kime ifşa olma riski?
C: Size.

S: (L) Yani eğer parçaları bulup bir araya getirseydik, bu bize 3'üncü yoğunluk ile 4'üncü yoğunluk arasındaki bu dramayı ve bağlantıyı gösterirdi, öyle mi?
C: Gezegensel nitelikte kozmik değişimlerden önceki orijinal astrolojiyi kullanmanız gerekirdi. Örneğin Venüs yoktu ve Dünya'nın ekseni hafif farklıydı.

S: (L) Ve Kantek'in yok olması. Demek bu da gerçeklerin son badanalanışıydı. Homer'in yazıları falan kondu... Bu mitlerde kimin kim olduğunu daha iyi anlamamızı sağlayacak herhangi bir kaynak var mı?
C: Isle of Man'ı araştır.

S: (T) Geçen hafta verdikleriniz dışında krokisini çıkarmamız gereken başka noktalar var mı?
C: Önce onlarınkini çıkarın.

S: (L) Çıkardık. Bu krokilerle ilgili önemli birşey mi var? Orada birşey mi göreceğiz?
C: Evet.

S: (L) Yani şu anda görmediğimiz birşey var.
C: Yargıda bulunmak için acele etmeyin.

S: (L) Ekleyeceğiniz başka noktalar var mı?
C: Bekle ve gör.

S: (L) Önceki bir celsede İncil'in Yunan baskıcılar tarafından yazıldığını söylemiştiniz ve şimdi de mitlerin stalinize edildiğini söylediniz. Yunan metinlerinde hiç hayalet veya ruh olmaması dikkatimi çekti. Bu metinler Yunanları fiziksel dünyaya tapıyor olarak betimliyor. Pisagor'un reenkarnasyon inancı onları hayretler içinde bırakmış...
C: Değiştirilmiş metinleri okuyorsunuz.

S: (L) Evet. Biraz daha doğru birşeyleri nereden bulabilirim?
C: Hague.

S: (L) Eseniler ve Ölü Deniz Yazmaları hakkında ne söylersiniz?
C: Kabala.

S: (L) Ölü Deniz Yazmaları'nda yayınlanmamalarına neden olacak kadar ilginç ne var?
C: Bekle ve gör.

S: (L) Yeni okuduğum bu kitaptaki adamlar "Merika" diye bir yıldızdan bahseden Mandeanlar'a rastlıyorlar ve Tapınakçılar'ın gemilerle Amerika'ya gittiği sonucunu çıkarıyorlar! Tapınakçıların filosuna gerçekte ne oldu?
C: Yeraltına indiler.

S: (L) "Rhineland alfalfa tarlalarındaki hayal edilmemiş hazineler"den bahsetmiştiniz. Bu fiziksel mi, ruhsal mı yoksa bir bilgi hazinesi mi?
C: Her üçü.

S: (L) Bu hazineyi Rhineland'ın alfalfa tarlalarına kim koydu?
C: Keşfet. Ve size iyi geceler.
 

4BH

#144
9 Ağustos 1997 F___, Laura, AK

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Utura.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Pekala, bu geceki sorularımıza geçelim. Başlamadan önce değinmek istediğiniz herhangi birşey var mı?
C: Sor.

S: (L) Geçen haftadan önceki hafta T & J buradaydı. Hemen sonra evde hasta olmayan herkes hasta oldu, ben dahil. Daha önce benim belirli EM patlamalarımın özellikle çocuklarda rahatsızlığa neden olabileceğini söylemiştiniz. Bunun bu hastalıkla bir ilgisi olup olmadığını merak ediyorum. T & J'nin burada olmasına duyduğum reaksiyon, bu tür bir EM patlaması mı meydana getirdi?
C: Hayır.

S: (L) Bu geçmek bilmeyen hastalığın kaynağı nedir?
C: "L plasmodic benten" denen virojen.

S: (L) Nasıl bulaştı?
C: Oksijen, et ve yemek takımı.

S: (A) Yani mutfakta mı? Çocukların yemek yedikleri tabaklar?
C: Evet.

S: (L) Buna dair söyleyeceğiniz başka birşey veya öneri?
C: Hayır.

S: (A) Hepimiz iyileşecek miyiz?
C: Belki. Ellerinizi daha sık yıkayın!!

S: (L) Her zaman yıkıyorum. (A) Ama çocuklar yıkamıyor. (L) Onlara biraz daha dikkat etsem iyi olacak.
C: Evet.

S: (L) A___'ya yardımcı olmak için verebileceğim herhangi birşey var mı? Bu hastalık boyunca feci şekilde öksürüp durdu.
C: Artık öğürme alışkanlığını bırakması gerekiyor.

S: (L) Web sayfasının yayımının başladığını söylemek isterim. Herhangi bir yorumunuz veya isteğiniz?
C: Alınan bilgileri yayımlarken dikkatlice düşünün.

S: (L) Bunu yapacağız. Sınırlama yapmamızı istediğiniz herhangi belirli kategoriler var mı?
C: "Yer sarsıcı" verilerle ilgili herşey, özellikle bazılarının ortaya çıkmasını istemediği sırlarla ilgili olanlar.

S: (L) Denver Havaalanı, HAARP, Nefilim ve yeraltı şehirleri gibi şeyler mi?
C: Atlamadan önce bakın!

S: (L) Tamam. Hayatla ilgili prensipler ve tavsiyeler gibi genel şeylerden bahsedeceğiz yani, değil mi?
C: Sınırlamaları konu başlığı temelinde değil, bireysel unsurlara göre yap.

S: (L) İlk konuya dönmek istiyorum. T & J'nin varlığında bir sınırlanma hissettim. Bu hayali miydi yoksa gerçek mi?
C: Her ikisi.

S: (L) Sınırlamanın özelliği neydi?
C: İradelerin çatışması.

S: (L) Kimlerin iradesi çatışıyordu?
C: Seninki ve onların ki.

S: (L) Onların iradesi ne üzerinde odaklanıyor?
C: Onlar.

S: (L) Geçmişte onlarla ilişki kurmamızı teşvik etmiştiniz?
C: Hala ediyoruz!

S: (L) Neden?
C: Çünkü ısıya alışmanın en iyi yolu mutfakta zaman geçirmek. (ç.n.: celseleri yaptıkları yer) Yönlendirildiğin alan öyle insanlarla dolu ki, TR ve JR onlarla karşılaştırıldığında çok masum kalır!!!

S: (L) "Alan" derken?
C: Sence?

S: (L) Tek yapmak istediğim evde oturmak, bilgi kanallamak ve yayınlamak... ve nahoş şeylerle uğraşmak zorunda kalmamak!
C: Bol şans!!!

S: (L) Bu da ne demek?
C: Eğer kılıçla yaşıyorsan, yatakta uyumayı bekleme!

S: (L) Şu karmakarışık mecazlarınız yok mu!!! Bu da ne demek şimdi? Dinleyin, beni tüm bu işlerin içine siz soktunuz!
C: Hayır!

S: (L) Daha önce sordum... Şimdi bırakmak istersek bırakabilir miyiz diye ve siz de çok geç olduğunu söylediniz...
C: Doğru.

S: (L) Artık mutlak bir şekilde hiçbir şey yapmasaydım bile aynı şeyler olur muydu?
C: Evet.

S: (F) Evet. Eğer bırakmaya karar verseydin kapıda takım elbiseli dört adam "kanallamayı neden bıraktın?" diye sorardı bu sefer. (L) Harika! Bir taraf bırakmamı istiyor, diğer taraf istemiyor! Merak etme, senin kapına da gelirler F___! Sorularıma dönüyorum. Ark'ın burada boşanması süreciyle ilgili araştırma yaptık. Yapabileceğimiz tek şey bu gibi görünüyor. Boşanmanın Ark Polonya'dan ayrılmadan bitmesi ihtimali nedir?
C: Düşük.

S: (L) Hemen evlenebilmemiz için sürece yardımcı olabilecek bir tavsiyede bulunabilir misiniz?
C: Devam edin.

S: (L) Şu anda yaptıklarımızı sürdürmemizi mi kastediyorsunuz?
C: Evet.

S: (L) Çalınan fonlar için eski karısına dava açmak nasıl olur? Bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyoruz çünkü Ark'a karşı kullanacağı başka birşey var...
C: Evet, akıllıca.

S: (L) Bunu Ark'a karşı kullanma ihtimali nedir?
C: Ancak suç işlemekle tehdit edilirse kullanır.

S: (L) Tamam, bu cevap da bu meseleyi hallediyor. Herşey ilerliyor gibi görünüyor. Gözlerimizi açık tutuyoruz. ... Mahkemeyi eyleme geçirmek için Ark'ın yapabileceği herhangi birşey var mı?
C: Sayılmaz.

S: (L) Bana göre bir sonraki sefer buraya geldiğinde artık bir daha geri dönmemeli.
C: Evet.

S: (L) İş konusunda yapmamız gereken başka birşey?
C: Henüz yok.

S: (L) Tamam. Aynalarla ilgili birşeyler okuyordum. Söylenen şey şuydu: "Negatif varoluş sesin arkasındaki sessizlik, boyanın altındaki tuval, ışığın parladığı karanlıktır. Boşluk, zamanın hareket ettiği durgunluktur. Negatif varoluş insanın olduğu şey olmasını sağlayan şey. Aynaların aynası. Beklentisizlik müdahalesizliktir ve yaratımın en mükemmel yansımasını sağlar." Bunun iyi bir ifade şekli olduğunu düşünüyorum. Bunun sizin bize söylediğiniz şeylerle bağlantısı hakkında yorumda bulunabilir misiniz?
C: Bir psikomantiyum yap.

S: (L) Yapacağız. Ark gelir gelmez...
C: Boşanma, kariyer ve benzeri hususlarla ilgili yanıtlar o yöntemle gelir, çünkü kişisel ve düşünce merkezi yansıtıcı.

S: (L) Yani belki de psikomantiyumu Ark gelmeden önce yapacağım...
C: Sen de Ark da kullanın.

S: (L) Ark da ayna kullanabilir mi?
C: Karanlık bir oda, ayna senin yansımanı göstermeyecek şekilde ayarlı, dolaylı bir ışık, tercihen mum, meditasyon....

S: (L) Başka birşey? Bunu odamda hemen yapmaya başlayabilir miyim?
C: Başlangıç için.

S: (L) Ne kadar süre meditasyon yapmam gerekiyor?
C: Açık.

S: (L) Yaklaşık olarak? Her gün mü yoksa sadece ilk defasında mı?
C: Dene.

S: (L) Tamam. Bir sonraki soru: Anladığım kadarıyla Terazi zodyağa sonradan eklendi ve Akrep'le Başak'ı ayırdı. Orijinal zodyakta 10 burç mu vardı yoksa 11 mi?
C: Orijinal?

S: (L) Ne kastettiğimi biliyorsunuz!
C: Pek çok kombinasyon vardı.

S: (L) Şu andaki 12 burçlu zodyak mevcut şekliyle ne zaman uygulanmaya başladı?
C: 1302 MS.

S: (L) Daha önce kaç burç vardı?
C: 11.

S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Bulabileceğimiz en eski zodyağın kaynağı nedir?
C: Atlantis.

S: (L) Yazılı olarak mevcut en eski kaynak nedir?
C: Mısır.

S: (L) Bu kişinin horoskop yorumunu etkileyebilir!
C: Astroloji sanatı astroloğun yorumlarında yatar. Eğer doğruysa, bunun nedeni psişik yeteneklerdir. Aynı şey diğer tüm yöntemler için de geçerlidir, sadece araçtırlar.

S: (L) Bir sonraki soru: Gal krallarının son soyunu sürdüren Roger de Mortimer, Tapınakçılar'ı ortadan kaldıran 4. Philip'in kızı Isabella'nın sevgilisiydi. Bu durum ile Galler'in ilk İngiliz Prensi 2. Edward'ın öldürülmesi arasındaki ilişki nedir?
C: Tapınakçılar'a eziyet edilmesi bir kurmaca. Hatırla, "tarihsel kayıtlarınız" gelecekteki, seninki gibi, sorguları önlemek için çarpıtılabilir.

S: (L) Biliyorum. Bunu tahmin etmiştim! Ama görünüşe göre kimse bu bağlantıyı kurmamış. Percy'lerde ve Mortimer'lerde birleşen soylar inanılmaz!
C: Ne zaman farkındalıkta bir kuantum sıçraması yaklaşsa, bu soyların parazitlendiğini, taciz edildiğini ve kurcalandığını bilmen gerekiyor.

S: (L) Kuantum sıçraması...
C: "Şimdi" olduğu gibi.

S: (L) Isabella ve Mortimer Fransa'da saklanırken bir çocukları oldu mu?
C: Hayır. Üzerinde düşünmen için birşey: Bilimadamlarınız neden dünyadışı varlıkların uzak bir sistemden Dünya'ya seyahat edemeyeceğinde ısrar ederek bariz olanı görmezden geldi?

S: (L) Burada bariz olan nedir?
C: Işık hızında veya "daha hızlı" yolculuk mümkün olmasaydı bile, ki elbette mümkün, dünyadışı bir ırkın büyük bir uzay gemisi inşa edip nesiller boyunca onun üzerinde yaşamasını engelleyecek hiçbir şey yok. Fethetmek için uygun bir dünya aramak üzere zaman ve mekanda büyük mesafeler katedebilirler. Uygun bir gezegen bulduktan sonra bu gemiyi yörüngede uzak bir noktaya yerleştirebilir, o güneş sisteminde çeşitli somut düzlemlere üsler kurabilir ve seçtikleri medeniyetleri sabırla manipüle ederek uygun bir teknolojik altyapı hazırlatabilirler. Sonra, uzun, yavaş ve büyük bir zihin programlama projesi uygulayıp, durum uygun olur olmaz girip el koyabilirler.

S: (L) Olmuş olan, veya olmakta olan şey bu mu?
C: Gayet mümkün ve belki de şimdi senin için bunun ayrıntılarını öğrenme zamanıdır.

S: (L) Bu ırk 3'üncü mü yoksa 4'üncü yoğunluk mu?
C: Neden her ikisinden olmasın?

S: (L) Bu ırkın gelmiş olabileceği en muhtemel yer neresi olabilir?
C: Oryon olabilir belki?

S: (L) Peki. Eğer böyle bir ırk gerçekten mekan/zamanda bu noktaya yolculuk yaptıysa, bu yolculuk sırasında gemilerinde kaç nesil gelip geçti? Tabii eğer böyle birşey olduysa?
C: Belki 12.

S: (L) Sanırım oldukça uzun bir ömürleri var...
C: Evet...

S: (L) Durum gerçekten buysa, ömürleri ne kadar?
C: Sizin 2000 yılınız.

S: (L) Peki bu grubun yaptığı...
C: Uzaydaki ömür.

S: (L) Gezegendeki ömürleri nedir?
C: 800 yıl.

S: (L) Uzayda kalmanın daha iyi olabileceğini düşünmediler mi hiç?
C: Hayır. Gezegenler çok daha "konforlu."

S: (L) Pekala... Böyle bir grubun buraya yolculuk ettiklerini...
C: Yaklaşan çatışmalardan bahsetmiştik... Belki de İnciliniz ve diğer referanslarla aynı şeyi söyledik. "İyi ile kötü" arasındaki "son" savaş. Kozmik görünüyor, değil mi?

S: (L) Onların gemileriyle buraya yolculuk yapan başka gruplar da var anlamında mı?
C: Yaklaşan başka bir tanesi olabilir ve "takviyeler." Ve aynı zamanda sürece karışmayan, bu tarihi yanlardan izleyen çeşitli türlerde gözlemciler.

S: (L) Ah benim huzurlu hayatım!
C: Hiç bir zaman huzurlu bir hayatın olmadı!

S: (L) Planım vardı! İnternet'e koymamamızı tavsiye ettiğiniz şeylerden biri mi bu? Yoksa eklememiz için mi değiniyorsunuz?
C: Buna yanıtımızı şimdilik erteleyeceğiz.

S: (L) Başka bir yorum?
C: Neyin gelmekte olduğuna dair bir miktar önbilgiyle bu zamanda enkarne olmayı seçtin. Uzay saldırısıyla ilgili rüyalarını hatırla.

S: (L) Bu varsayılan dünyadışı varlıklarla ilgili olarak hangi ırk türlerinden bahsediyoruz?
C: Üç temel tür. Nordik, Sürüngenimsi ve Griler. Grilerin pek çok türü, Nordikler'in ve Sürüngenimsi'lerin ise 3 türü.

S: (L) Peki "iyi adamlar" hangi ırktan?
C: 6'ncı yoğunluk "rehberlerle" işbirliği halindeki Nordikler.

S: (L) Tek iyi adam grubu bu mu?
C: Tüm ihtiyacınız olan bu.

S: (L) Harika! Yani eğer bir Gri veya Kertiş görürsek, pek hoş adamlar olmadıklarını anlayabiliriz. Ama uzun ve sarışınsa sorman gerekiyor!
C: Hoş olan ve olmayan konusuna gelindiğinde herşey subjektif. 2'nci yoğunluktaki bazı varlıklar en hafif deyimle sizi hiç "hoş" görmezdi mesela!!!

S: (L) Bundan eminim! Özellikle hamamböcekleri! Belki de bu iyi adamlardan bazılarıyla temas kurmamız gerekiyor...
C: "Zamanı" geldiğinde.

S: (L) Bunun zamanından bahsetmişken, bu konuda söyleyeceğiniz başka birşey var mı?
C: Sadece işaretlere dikkat edin lütfen! Kendinizi bir farkındalık vakumuna koymanız faydalı olmaz.

S: (L) Kendimi bir farkındalık vakumuna koyduğumu sanmıyorum. JD bana Hale Bopp olayını hatırlatan pek çok materyal yayınlıyor. Güneybatı bölgesinde çok sayıda UFO gözlemi yapıldığı söyleniyor. "Yeni" bir doluşma veya kitlesel inişin yaklaştığını söylüyorlar. Bu faaliyet hakkında herhangi bir yorumunuz var mı?
C: Gelmiş geçmiş en büyük UFO dalgasının başlangıcı.

S: (L) Bu dalga nereye yönelik?
C: Dünya.

S: (L) Ne zaman başlayacak?
C: Başladı bile.

S: (L) Bu sadece bir dalga mı olacak yoksa bir istila mı?
C: Henüz değil.

S: (L) İstila mı değil?
C: Evet.

S: (L) Yani sadece insanları iyice spekülatif taşkınlıklara yöneltecek...
C: İstila ancak programlama tamamlandığında meydana gelir.

S: (L) Ne programlaması?
C: İncil, "Lucid" kitabı, Matrix Materyali, "Pleiades Öğretileri" ve diğer pek çok kaynak. İncele ve birbirleriyle karşılaştır.

S: (L) Eğer çok yakında birşey varsa, yapmamızı önerdiğiniz şeylerin hepsini yapacak vaktimiz olmayacak?
C: Çok büyük ihtimalle olacak.

S: (L) Bir havuz, bir labirent, bir psikomantiyum inşa etmemiz, bir veritabanı oluşturmamız, bir Nobel Ödülü olmamız gerekiyor... ve yapılacak pek çok iş... Tüm bunlar canımı çıkarır!
C: Hayır!

S: (L) Tüm bunları yapacak vaktimiz olacak mı?
C: Önerilen herşey bunun için önerildi.

S: (L) Yani söylediğiniz herşey bizi bu olaya hazırlamak için mi?
C: Evet.

S: (L) Harekete geçsek iyi olacak! Boşa harcayacak vaktimiz yok!
C: Gerekli şekilde ilerleyeceksiniz. Olayları zorlayamazsınız... Büyük Kader'i değiştiremezsiniz.

S: (L) Bundan hiç hoşlanmadım! Eve gitmek istiyorum!
C: Alternatifi daha az iştah açıcı.

S: (L) Eminim! Öğlen yemeği olmak istemiyorum!
C: 3'üncü yoğunluk bir dünyada, taş yığınları üzerinde, parlayan kırmızı bir gökyüzü altında, sürekli soğuk rüzgarlar içinde, bir "mağara adamı" olarak reenkarnasyon.

S: (L) Gökyüzü neden kırmızı bir şekilde parlıyor?
C: Düşün.

S: (L) Elbette! Komet tozu! Harika!!! Söyleyeceğiniz başka birşey?
C: Uygun bilgiler için beklemede kal.

S: (L) Web sayfası hakkında başka bir yorum?
C: Sizin yaratımınızı bekliyor... İyi geceler.
 

4BH

#145
16 Ağustos 1997 F___, Laura, AK.

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Kiloya.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Yaratılış 33'üncü bölüm 11'inci ayette, önceki gece melekle güreşmiş olan Yakup'un, kardeşi Esav'ı görmeye gittiğinde ona birşey verdiği söyleniyor. Bu nedir? Doğuştan gelen hak mı, yoksa Yakup'un melekten aldığı şey mi?
C: Ezilmiş gazap yaprakları.

S: (L) Yakup'un Esav'a verdiği şey mi?
C: Evet ve buradaki "çekirdek" anlam nedir?

S: (L) Bilmiyorum. Çekirdek anlam nedir?
C: Yapraklar Elma Ağacına ait. "Gazap üzümleri", Mavi Elmalar!

S: (L) Yapraklar neden "ezilmiş?"
C: Klorofili çıkarıyor.

S: (L) Klorofilin anlamı nedir?
C: Klorofil öldüğünde, sonbahar gündönümü gelmiş demektir.

S: (L) Bu, sonbahar gündönümüne dair birşeyle mi ilgili?
C: Neyle ilgiliyse bul canım!

S: (L) Yakup neden kardeşini tekrar aldattı? Yolculuk edip Edom'da onunla buluşması gerekiyordu ama Esav yola çıkar çıkmaz başka bir yöne gitti.
C: Son yanıta bak ve karşılaştır.

S: (L) Melekle güreştikten sonra Yakup'un adı "İsrail" olarak değiştiriliyor ve bu da "bir tanrı olarak yönetecek" anlamına geliyor. Anladığım kadarıyla bu melek birşey yapmış. Yakup'un güreştiği bu varlık neydi?
C: Elohim alışılmış yanıtı veriyor.

S: (L) Ve Elohim'den bahsetmiştiniz. Tamam, bunu inceleyeceğim. "Melek Yakup'un uyluk kemiğinin başına dokundu" deniyor ve bu ona birşey yapmış. "Uyluk kemiğinin başına dokundu" derken kastedilen şey nedir?
C: Dal.

S: (L) Genetikle mi ilgili?
C: Hayır.

S: (L) Nedir?
C: Düşün. Bunun üzerinde düşündüğünde ampüller yanacak.

S: (L) Bunun hakkında başka birşey sormak istemiyorum. Bir sonraki soru. 11 evli zodyak üzerinde düşünürken, bunun düzgün bir şekilde işlemesi için dairenin 360 dereceden 330 dereceye dönüştürülmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Bunun üzerine bir çemberin derecelerini düşündüm. 360 derecelik bir çemberde, tüm kardinal noktaların toplamı 9 oluyor. F___'le birlikte sayıların herşey üzerindeki bir tür "frekans" etkisi yapması fikri üzerinde düşündük ve bu ÇOK derin bir anlamda doğru gibi görünüyor. Yani küredeki tüm ölçümler 9 sayısına dayalı ve bu iyi bir rakam DEĞİL! Eski tanrılar "ölçüm yapanlar" olarak biliyordu ve dünyamızdaki bu 360 derecelik dayatma ve 12 burçlu zodyak, gerçekliğimize yıkıcı bir frekans veya titreşim dayatması yapan bir sistemin parçası. Burada doğru bir kavrayışa yaklaşıyor muyum?
C: Kavrayışın doğruluğu, ona nasıl ulaşıldığından daha önemli.

S: (L) Yani sonuç doğru. Ne kadar derine insem, bu dünyanın bu negatif varlıklar tarafından GERÇEKTEN kontrol edildiğini o kadar daha iyi anlıyorum. Bizi tamamen ellerine geçirmiş durumdalar.
C: Öyle mi? Eğer öyleyse bizimle nasıl iletişim kurabiliyorsunuz?

S: (L) Yani tamamen ellerine geçirmiş değiller. Öyle olduğunu DÜŞÜNMEK istiyorlar. Zodyak üzerinde düşünürken, yılın nerede başlaması gerektiğine karar veremiyorum. İddiaya göre Eski Mısırlılar'ın yılı yazın ortasında başlıyormuş. Ama bana öyle görünüyor ki kış gündönümünde başlaması gerekir. Ama Güney Yarımküre'de tersi. Yılın başlangıcı için en uygun gündönümü hangisi?
C: Hangisiyle başlamayı uygun görürsen; herkes öyle yaptı.

S: (L) Doğru! Pekala bu "Orion Mystery" (ç.n.: belirtilen kitap, "Tanrıların Evi Orion'da" adıyla çevrilen kitap sanırım) kitabına geçelim. Çok uzun bir zaman önce söylediğiniz birşeyle ilgili oldukça ilginç bir tartışma içeriyor. İlk olarak hava bacalarını ölçen kişilerin hata yaptıklarını, şimdi kendilerinin yaptıkları ölçümün doğru olduğunu söylüyorlar. Ama siz daha önce hava bacalarının konum değiştirdiğini söylemiştiniz. Bu bakımdan hem önceki ölçümler, hem de yeni ölçümler doğru olabilir. Doğru mu?
C: Ultrason okumaları iç odaların konum değiştirdiğini gösterdi.

S: (L) Bu odaların hava bacalarının işlevleri nelerdi? Kraliçe'nin odasının güney hava kanalı Siryus'a, Kral odasının güney hava kanalı ise Oryon'a bakacak şekilde yapılmış gibi görünüyor. Bu yıldızlara doğru yapılan hizalamanın işlevi neydi?
C: Kraliçe odasının hava kanalında durduğunda yaşlanmazsın.

S: (L) Bunu yapamazsın... Yalnızca 22 santimetre kare. Ve kraliçe odasının hava kanalı dışa açılmıyor bile. Bu kanalın üzerinde, bildiğim kadarıyla, henüz açılmamış küçük bir kapı keşfedildi. Yine de bu kanallarda kimsenin durması mümkün değil.
C: Neden?

S: (L) Çünkü yalnızca 22 santimetre kareler!
C: Üçüncü yoğunluk varsayımının sızmasına izin veriyorsun.

S: (L) Neden Oryon ve Siryus'a hizalıydılar?
C: Sence?

S: (L) Bilmiyorum! Bunun yıldız radyasyonuyla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. Bu kitabın yazarlarına göre bu bir zaman işaretleyicisi. Yaklaşık olarak MÖ 2400'deki ve yaklaşık olarak MÖ 10.400'deki mutlak hizalanmayı gösteriyor. Bunun anlamı nedir?
C: Keşfet.

S: (L) Ouspensky bütün piramidin anahtarının Büyük Galeri'de olduğunu düşünüyordu...
C: Hayır.

S: (L) Peki piramidin anahtarı NEDİR?
C: Verilen matematiği kullan.

S: (L) Peki Büyük Galeri'nin amacı neydi?
C: Enerji toplayıcı.

S: (L) Zemindeki çentikler ne içindi?
C: Dizime dikkat et.

S: (L) Kraliçenin odası kireçtaşıyla kaplanmış. Kralın odası ise siyah granitle kaplanmış. Bu farkın nedeni nedir?
C: Ses dalgasıyla üretim yöntemlerinde mükemmelleşme.

S: (L) Nasıl yani?
C: Siyah granit sence nereden kazılıp çıkarıldı?

S: (L) Bilmiyorum. Oradan değildir herhalde.
C: Evet, peki bu ne anlama geliyor?

S: (L) Bilmiyorum. Yapısal farktan dolayı odaların amaçlarında bir farklılık olabileceğini düşünmüştüm. Ama görünüşe göre siz bunun nedeninin gelişmiş inşa teknikleri olduğunu söylüyorsunuz. Önce Kraliçe'nin odası inşa edilmiş olmalı. Kral odasını inşa edebilmek amacıyla önce Kraliçe'nin odasında yöntemlerini mi geliştirdiler?
C: Burada önemli olan şey amaç değil, yöntem.

S: (L) Ses dalgasıyla yapı üretme yöntemlerinde mükemmelleşmelerini sağlayan şey neydi?
C: Artan bilgi.

S: (L) Bu piramidin baştan sona yapılması ne kadar sürdü?
C: 6 ay.

S: (L) Yani Kraliçe'nin odasını yaptıktan sonra bilgileri o kadar arttı ki, artık Kral odası farklı bir şekilde yapılabilirdi mi demek istiyorsunuz?
C: Evet.

S: (L) Kraliçe'nin odası önce mi bitirildi?
C: Evet.

S: (L) Sonra da bilgilerini arttırmak için mi kullanıldı?
C: Yakın.

S: (L) Güney hava bacasındaki küçük kapının arkasında ne var?
C: Parthenon'un sırları.

S: (L) Parthenon'un sırları nedir?
C: Göreceksin.

S: (L) Nasıl göreceğim?
C: Zihin gözünle.

S: (L) Görmekten bahsetmişken, aynayla biraz pratik yapmaya başladım. Aynada mı birşey görmem gerekiyor, yoksa zihnimde mi?
C: Her ikisi.

S: (L) Demek bir noktada ayna benim için bir çeşit televizyon haline gelecek?
C: Uygun aydınlatma ile.

S: (L) Mumu görmemek için yere koyuyorum. Şimdiye kadar hiçbir gelişme yok.
C: Devam et.

S: (L) Sonunda birşey gördüğümde bu beni korkudan uçuklatacak mı?
C: Sana bağlı.

S: (L) Heliopolis'teki Toth'un gizli bir odası olduğu ve ancak henüz doğmamış üç kral tarafından açılacağı iddia ediliyor. Keops'a öyle söylenmiş. Heliopolis'teki Thoth'un gizli bir odası var mı, veya var mıydı?
C: Belki.

S: (L) Doğmamış 3 kral kim veya kimdi?
C: İnsanlardan ziyade trendler.

S: (L) Danyal ve Vahiy'deki canavarlar gibi. Piramitler neden üç farklı boyda?
C: İnşa gelişimi.

S: (L) Neden güneybatı ekseninde bir tanesi hafif ayrık?
C: Manyetik yer noktaları.

S: (L) Bunun Oryon kemerini simgelemeyle herhangi bir ilgisi var mıydı?
C: Evet.

S: (L) "Benben" taşı neydi?
C: Laboratuar.

S: (L) Kimse bunun ne olduğunu bilmiyor ama piramidal bir nesne gibi olduğunu düşünüyorlar. Ve bir obeliskin tepesinde olarak temsil ediliyor. Neden?
C: Enerji.

S: (L) Nasıl yani?
C: Enerji üretiyor.

S: (L) Ne tür?
C: EM.

S: (L) Benben taşı şu anda kimin elinde?
C: Gömülü.

S: (L) Nerede?
C: Sinai'de.

S: (L) Kim gömdü?
C: Saphorus.

S: (L) O kimdi?
C: Ahragh tarikatinin tepe yöneticisi.

S: (L) O da nedir?
C: Bunlar hazır isteyene değil, araştırana bırakılması en iyi olacak hikayeler.

S: (L) Piramitlerin kendilerinde neden hiç yazıt yok?
C: Çünkü gerekli değildi.

S: (L) Piramit ne zaman kapatıldı?
C: Kapatılmadı, eğer anahtarın varsa.

S: (L) İçeri zorlayarak ilk kim kirdi?
C: Araplar.

S: (L) Aklıma hemen şu geliyor; İskenderiye'deki kütüphaneyi GERÇEKTE kim yaktı? Çünkü bu konuda iki hikaye duydum. Birine göre bunu Hristiyanlar yaptı, diğerine göre ise Araplar. Hangisi?
C: İkisi de değil.

S: (L) Peki kim yaktı?
C: "Kilidin" Kılıç Koruyucuları. (ç.n.: Sword Keepers of "the Lock")

S: (L) Kilidin Kılıç Koruyucuları da kim?
C: İlüminati'yle ilgili.

S: (L) Bu kütüphaneyi yakma amaçları neydi?
C: HERHANGİ bir kütüphanenin yakılma amacı nedir?

S: (L) Bilgiyi yok etmek. Diğer insanların o bilgilere erişimini önlemek. Eski Mısır ritüellerinin en yüksek rahibine neden "Gözleyicilerin Şefi" deniyordu?
C: Kendi kendini açıklıyor.

S: (L) Pek sayılmaz. Tam olarak neyi gözlüyordu?
C: Gözleyen herkes öğrenir.

S: (L) Piramitlerin yapımı için neden Giza'daki o alan seçildi?
C: Araştırmalarına devam etmemeye ve "seni ellerinden tutup götürmemize" karar verdiğinden şüphelendiğimiz için bu "kestirme" sürecinde sana yardımcı olamayız, çünkü nihai olarak bunun sana faydası olmaz. Çok büyük, kontrol edilemez bir merakın var, ama sabır meyvelerini verir canım, ve acele zarar ettirir.

S: (L) Tamam. Ama bu kitabı baştan sona inceledim ve tüm bu soruları hazırladım. Bunda bir sorun olduğunu sanmıyorum çünkü yeteri kadar bilgiye sahip olmadığım için yeterince şey yapamadığımı düşünüyorum. Daha hızlı öğrenmem gerek.
C: Yanıtların soruları geçmesini bekleyemezsin!

S: (L) Pekala. Şunu söyleyeyim; Giza, Kanarya Adaları, Everest Dağı ve bizim burada oturduğumuz yer... hepsi aynı paralelde. Oldukça yakınlar. Aynı enlem çizgisinde.
C: İyi gözlem.

S: (L) Buna dair başka birşey?
C: Wroclaw'la aynı enlemde herhangi piramit var mı?

S: (L) Bilmiyorum! Var mı? Boşverin, "keşfet" diyeceksiniz!
C: Evet.

S: (L) Kral'ın odasının işlevi neydi?
C: Kraliçe'nin odasının dengeleyicisi.

S: (L) Kraliçe'nin odasındaki oyuk neydi? Arkadyalı Çoban tablosundaki taştaki çatlağa ve St. Anthony tablosundaki pencereye benzeyen şey? İşlevi neydi?
C: Zihin hızlandırıcı.

S: (L) Oturabildiğin ve enerjinin yoğunlaştığı sandalye gibi birşey mi vardı?
C: Yakın.

S: (L) Beni çıldırtan şeylerden biri, tekrar tekrar yapılan diz temsilleri. Her yerde dizler var. Dendara'nın zodyağında bir takımyıldız olarak diz eklemli bir bacak bile var. Ve Bacchus ve Ariadne tablosunda biri bir bacağı sallıyor. Bu dizler neyin nesi?
C: Daha fazla ipucu elde edene kadar rafa kaldır.

S: (L) Yani daha fazla parça bulduğumda anlayabilecek miyim?
C: Evet.

S: (L) Bir puzzle parçaları denizindeyim ve daha parçaları birleştirmeye çalışmaya başlamadım bile!
C: Adım adım.

S: (L) Anka, turnalar, balıkçıllar, güvercinler, kuzgunlar ve hepsi bir şekilde konuşma veya yazıyla ilişkili. Neden tüm bu kuşların böyle bir bağlantısı var?
C: Testi geç.

S: (L) Nasıl yani?
C: Keşfet.

S: (L) Yazma kelimesi, kesme, yazıt kazıma, makaslama ve köpekbalıklarıyla ilgili kelimelerle ilişkili. Etrüskleri "Tövbekar Hava Lordları" olarak, ayrıca "Tapınak Şövalyeleri Taşıyıcıları" diye tanımlamıştınız. Bunun tüm bu kuş imgeleriyle bir ilgisi var mı? Ve sonra da konuşma, yazma ve kesmeyle?
C: Testi geç.

S: (L) Eğer yazarsan ve testi geçersen bir anka kuşu, güvercin veya benzer birşey mi oluyorsun?
C: Keşfet.

S: (L) Ark, Etrüsklerin alfabelerini bir yansıma görüntüsü olarak oluşturmuş olabileceklerini söyledi. Etrüskler aynanın "öbür tarafında" yaşamış olabilir mi?
C: İkincisi daha yakın.

S: (L) Piramit metinlerinin odağı gibi görünen "Ağzın Açılışı" seremonisi, yani bu kitabın yazarlarının piramitlerin oluşturulma nedeni olarak gösterdiği bu ritüel neydi? Belirli bir gün ve zamanda, yıldızlar uygun şekilde hizalandığında, ölen kralın piramide götürüldüğünü, mumyalandığını, ayağa kaldırıldığını, ve oğlunun ve halefinin onun ruhunu özgür kılmak, hava bacalarından geçip Oryon'da bir yıldız olabilmesini sağlamak için bir aletle onun ağzını açtığını anlatıyorlar. Sanırım bunu cevaplayamazsınız.
C: Hayır.

S: (L) Ölen Osiris'in Ağız Açma ritüelinin, oğlu Horus tarafından demir bir keserle yapıldığı söyleniyor...
C: Ruhların birleşmesi, veya en azından umulan şey buydu.

S: (L) Bu ritüel neden bu özel olarak belirtilen demir keser ve Horus'un dört oğlunun "demir parmakları"yla yapıldı?
C: Eğer iletmiyorsa, demir ne yapar?

S: (L) Demir aynı zamanda mıknatıs olabilir ve mıknatısların kutupları vardır. Lotus çiçeği veya dört oğul neyi temsil ediyordu?
C: Açık.

S: (L) Giza bölgesi eskiden Rostau olarak isimlendiriliyormuş. Bir süre sonra bunun Ros-Tau veya Rose-Cross olduğunu fark ettim.
C: Bir bağlantı daha... peki neden?

S: (L) Bilmiyorum! Rostau! Giza ismi verilmesinden de önce. ÇOK ESKİ!
C: Evet.

S: (L) Piramit açıldığında içinde bir alet bulunmuş. Metalmiş ve Koç burcunun simgesi gibi görünüyormuş. Bu alet ne içindi?
C: Asa.

S: (L) Neden bu şekil? Bu asanın arketipinin orijinal olarak temsil ettiği şey neydi?
C: Enerji akış dengesinin dualitesi.

S: (L) Bu ağzın açılması seremonisi, ruhların birleştirilmesi fikri, "Tapınakçılar'ın öpücüğü" simgesiyle ilişkili mi?
C: Hayır, ama senin için bir düşünme konusu.

S: (L) Hmmm... Tamam. Ayrıca piramitte granit bir top varmış...
C: Küre şekli, kendi çekimiyle tutucuyu dengeleme özelliğine sahip. (ç.n.: enerji tutucusu?)

S: (L) Bu kitabın yazarları Oryon kuşağı ile fallusu ilişkilendiriyorlar ve bunu da Benben taşıyla ilişkilendiriyorlar. Bunu da sembolik ağız açılışıyla krallığın Osiris'ten Horus'a geçişiyle ilişkilendiriyorlar. Bana göre ise bunun genetik bir anlamı var. Oryon kuşağındaki üç yıldızın Nefilimler'in üç yumurtası ile ilişkili olabileceğini düşündüm. Buna göre, piramit bize Nefilimler'in buraya kaç kez geldiklerini söyleyebilir mi?
C: Hayır.

S: (L) Oryon kuşağının üç yıldızı ile Nefilimler'in üç yumurtası arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Hayır.

S: (L) Peki piramit bize "dönüş" döngülerinden bahsediyor mu?
C: Belki, ama bunu daha fazla araştırman gerekiyor.

S: (L) Elbette araştıracağım. Ark Piramit Metinleri'ni bulmaya çalışacak. Bu metinlerde "Kamış tarlaları"na sıkça referansta bulunulmasının nedeni nedir?
C: Kamışlar sığ sularda bulunur.

S: (L) Neden sığ sular? Bunun anlamı nedir?
C: İklim o zaman farklıydı ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler!

S: (L) Ama daha sorularım var!!!! Pekala, iyi geceler!
 

4BH

#146
22 Ağustos 1997 F__, Laura, AK.

S: (L) Merhaba
C: Merhaba

S: (L) Bu akşam kiminle birlikteyiz ?
C: Gorrora.

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz ?
C: Kasyopya.

S: (L) Bir kaç kişisel sorum olacak, bunun için özür diliyorum ama görünen o ki biraz tavsiyeye ihtiyacım var. Kaza ile ilgili davamın sorumluluğunu A__ dan alıp şu geçen gün konuştuğum kadın avukata verirsem bu durum bir takım aksaklıklara sebep olur mu ?
C: Çok yakın bir şekilde takip edersen ve "şu ana kadarki" tüm detayları bilirsen, sebep olmaz.

S: (L) Bu kadın birlikte çalışmaya ve işbirliğine daha uygun göründü. A__ nın yoluna çıkmadığımı çünkü onun bu durumu halledeceğine inanmış olduğumu söyledim. Ama A__ nın da bu yüzden üzerime gelmesini istemiyorum!
C: Yeni avukatını konunun ön cephesinde tut... Aksi önerilene dek de konunun peşini bırakma.

S: (L) Bu ne anlama geliyor ?
C: Tetikte olmak senin zırhın, iç rahatlığın da yumuşak karnın.

S: (L) Peki, bırakayım A_ mı takip etsin ?
C: Bu sana pahalıya patlar!

S: (L) Tamam. Ondan edindiğim izlenimime dayanarak kendisi henüz bir düzene giremeyeceği için ve çocukların okulu için yeterli paraya sahip olmadığımdan eve ait senetleri yeniden finanse etmek istiyorum [ç.n. : mortgage sisteminde evin borcunu ödemek için bankadan ekstra kredi, borç almak] ve ayrıca S__ buradayken, önerdiğiniz gibi yatırım amaçlı biraz kredi almayı da düşünüyorum.
C: Pek akıllıca olmaz.

S: (L) Neden ? S__ ye borç para almasını ve bununla yatırım yapmasını ve böylece zengin olacağını söylediniz.
C: Her durum birbirinden farklıdır. Ayrıca senin bahsettiğin miktar ne yazık ki yetersiz. SV ye öneride bulunduğumuz dönemde gayrimenkul piyasasında herşey mevcut fiyatının 1.5 katı üzerinde değerlenmekteydi. Aynı dönem boyunca bireysel elden çıkarmaların yüzde onbin oranında arttığını biliyor musun ?

S: (L) Açıkçası bilmiyordum. Tüm bu mortgage olayını yapmam akıllıca olmaz mı ?
C: Yalnızca çok çok dikkatli hareket edersen.

S: (L) Hangi bağlamda ? Özellikle dikkat etmem şey nedir ?
C: Borç olarak alınan paranın akıllıca harcanmaması konusuna.

S: (L) Bilmenizi isterim ki oğlumun her gün tek bir pantolonla, o da yamalı delikli, okula gitmesini kabul edemem!!!
C: Pantolonlar tamam, giysiler de öyle. Ama baştan çıkaracak, yoldan çıkaracak çok şey var, ve "geri ödeme" konusunda ne söylendiğini bilirsin.

S: (L) Peki, madem öyle belki de şu mortgage olayını unutmalıyım ve çocukları okula göndermemeliyim.
C: Neden okula gitmeleri gerekiyor ki ?

S: (L) Ark gitmeleri gerektiğini düşünüyor.
C: Arkadiusz içinde bulunduğumuz 1997 nin Amerikan eğitim sisteminin nasıl olduğunu tam olarak kavrayabilmiş durumda mı ?

S: (L) Sanmıyorum. Ona anlatmaya çalıştım ama gerçekten onun bunu anlamasını sağlayacak bir yol yok.
C: İçgüdülerin bu konuda seni bulunduğun noktaya getirdi. Sence şimdi "komutayı başkasına vermenin" zamanı mı ? Ne dersin ?

S: (L) Peki, tamam. Ama onun da içgüdüleri bir çok konuda çok güçlü! Ama gerçekten BİLEBİLSEYDİ... Yani örneğin, en azından bu sistemin bir şekilde bir PARÇASI olan John K. yı bile.
C: Arkadiusz hangi Amerikan lisesine gitmişti ?

S: (L) Tabii ki Amerikan lisesine gitmedi. Bu sistemi idare eden zihinleri programlanmış zombiler konusunda GERÇEKTEN en ufak bir bilgisi bile yok.
C: 1950 lerin Polonyası' nda bugünün A.B.D. sindeki uyuşturucu çetelerinin tehlike ve terörüne denk düşen ne vardı ki?!?

S: (L) Tamamdır. UCF' den [ç.n.Merkezi Florida Üniversitesi] güzel bir mektup aldık. Gerçekten düşündüğüm kadar çok ilgileniyorlar mı ?
C: Evet.

S: (L) Bu konudaki ev ödevimizi çok iyi tamamladık...
C: Doğru yoldasınız!

S: (L) Hatta ona henüz tanıtım dönemi kapanmadan yazdılar. (F) Muhtemelen ona özel bir fırsat kapısı sunmak istediler...
C: Evet.

S: (L) OK, C__ muhtemelen şu an Kolorado' da. Denver Havaalanı konusuna tepkisine yönelik herhangi bir ipucu verebilir misiniz ?
C: Baş ağrısı.

S: (L) Peki duvar resimleri nasıl şeyler hissettirecek ona ?
C: Huzursuzluk. Tuhaf adamlar onun fotoğrafları inceleme çabasını dikkatle gözlüyor...

S: (L) Çok korkacak mı ?
C: Belki.

S: (L) C__ nin seyahati ile ilgili söyleyeceğiniz başka bir şey var mı ?
C: Bekle ve gör... Dikkatin açık olsun...

S: (L) Peki. Şimdi sıra Montserrat' ta bulunan bizim sevimli yerel yanardağımızla ilgili konuda. Neler olmakta ona ?
C: Sismik yığılma. Yetkililer endişeli ve korkulu, ama konuşamıyorlar...

S: (L) Bize bu yanardağın ne olacağı ile ilgili bir fikir verebilir misiniz ? Yakın bir gelecekte felaketvari bir patlama yaşaması olasılığı nedir ?
C: Yanıt için jeolojik bir haritaya bak.

S: (L) Tam olarak aramamız gereken şey nedir ?
C: Dizilişler, yer imleri, tarihsel anlatılardan yakalanabilecek ipuçları ve işaretler. Gerçekten görmek için zahmete girenlere işaretler her zaman yolu gösterir.

S: (L) Yer imlerinin dizilişi konusunda bir şeyler mi var ? Genel bir yön ya da düzende hareket eden bir dizi gibi mi ?
C: Evet.

S: (L) Bu diziliş hangi genel yönelimle hareket ediyor ? Doğudan Batıya doğru mu ? Ya da nedir ?
C: Yansımalı. [ç.n yankılanımlı]

S: (L) Yani, bir yerde bir şey meydana geldiğinde...
C: Küçük bir gölde su üzerinde meydana gelen halkalar gibi.

S: (L) Peki, taş hangi noktaya düşmüş olabilir ?
C: Kuzeye ve Güneye doğru 18 derecelere bak.

S: (L) 18 dereceye baktığımızda tam olarak görmemiz gereken şey nedir ?
C: Dengede tutan, manyetik parçacık hızlandırıcılarını.

S: (L) Neyi dengede tutuyorlar ? Yeryüzünün manyetik alanlarını mı ?
C: Yakın.

S: (L) Bu, 18 derece hattı boyunca belirgin noktalar mı var ? Ve eğer öyleyse aralarında kaçar boylamlık mesafe olacak ?
C: Bir paralelkenarı düşün.

S: (L) Bu paralelkenar bize tam olarak neyi gösterecek ?
C: Kozmik "delik noktaları."

S: (L) Yani kozmik pencereler gibi mi diyorsunuz ?
C: Daha yakın.

S: (L) Ve bu paralelkenarlar boylamların 18 dereceleri boyunca bulunmaktalar.
C: Evet.

S: (L) Peki bu paralelkenar pencereler tam bu hat üzerinde yerleşikler mi yoksa üst ya da alt tarafında mı bulunuyorlar ?
C: Yüzeyden ölçüldüğünde yakınlarında.

S: (L) Merkez noktaları tam olarak nerede ? Yerkürenin içerisinde mi yoksa dışında mı ?
C: Her ikisinde de, pozitif/negatif elektrik yüklemelerinde olduğu gibi.

S: (L) Yerkürenin içerisinde olan hangisi, pozitif mi negatif mi ?
C: Yanıtını "temellendirmek" için statik elektriği düşün. [çn. Buradaki temellendirme sözcüğü ing. ground, aynı zamanda elektriğin topraklanması anlamına geliyor, K. lılar bu yüzden tırnak içerisinde belirtmişler]

S: (L) Boylamların 18. derecesi boyunca uzanan hatta kaç tane paralelkenar bulunuyor ?
C: Dört tane. Enerji çubukları ateşliyorlar.

S: (L) Nereye doğru enerji ateşliyorlar, uzaya mı ?
C: Ve oradan geriye.

S: (L) Tamam..
C: Gezegenin çekirdeğinde merkezlenmiş bir çift çift-sarmal gibi.

S: (L) Gezegenin çekirdeğinden döne döne yukarıya çıkıp, dış yüzeye temas eden ve sonra geri dönerek tekrar dönüp yükselen bir çift-sarmalı mı kastediyorsunuz ?
C: "Dönmesine" gerek yok. "İplikçikler" yönelimleri boyunca dümdüz olabilirler.

S: (L) Açıkçası, sarmal diyince burgulu bir şekil canlandırmıştım gözümde...Uç noktaları tam çekirdekte bulunuyor ve sonra yüzeye mi gidiyor ve yüzey civarında sarmalsı bir dönme yok?
C: Yakın. Görmüyor musun Laura ? Eğer bunu doğru bir şekilde çizecek olsaydın, herhangi bir kürenin tam merkezini tüm yaratılışla birleştirebilirdin ?

S: (L) Açıkçası, daha bu şekli bile zihnimde yaratmakta zorlanıyorum!
C: Senin için bunu göstereceğiz. [planşet tahtanın merkezinden çıkıp 4 köşesine giden ve geri gelen 4 çizgi çiziyor ] . Şimdi geometrik olarak genişlet ve interpole et. [ç.n. interpolasyon : sayısal bir dizilişte eldeki verilerle diğer ara değerleri hesaplamak]

S: (L) Yani, şimdi merkezden çıkan 4 çizgimiz var. Ve her bir çizgi bir 'çift sarmalı' betimliyor.
C: Yakın.

S: (L) Yani bu çizgi gerçekten bir çift çizgi ? (ön: "really" kelimesi bu cümlede "aslında" anlamında kullanılmış olabilir.) Hidrojen bağlarını nereye yerleştiriyoruz ?
C: DNA dan bahsetmediğimize göre bağlar sözkonusu değil.

S: (L) Yani bir pozitif bir de negatif çizgi var.
C: Evet.

S: (L) Bunlar sadece çizgiler mi, yoksa enerji kanalları mı, ya da bir şekilde bölümlere mi ayrılmış ?
C: Kozmik dengeleme prensibini yayan bir kanal.

S: (L) Tamam. Ve bu kanalların yer yüzüne ulaştığı her bir nokta, yüzeyde paralelkenar şekilli bir alanı mı ortaya koymakta ?
C: Yakın.

S: (L) Ve tüm bu çift çizgiler veya kanallar, boylamların 18. derecesinde yüzeyle buluşuyor.
C: Evet.

S: (L) Yani bunlar bir aktivite bulmak ve sonra tüm Yeryüzündeki diğer noktalarla bağlantı kurmak için arayacağımız noktalar mı ?
C: Döngüsel bir sıralamayla. Sizin "El Nino" nuz da bu kapsama giriyor! Belirli noktalarda okyanus suyunun neden bu kadar ısındığını sanıyorsun, hem de döngüsel olarak düzenli zaman aralıklarında ?

S: (L) Bana öyle geliyor ki Afrika' nın kıyı şeridinden başlayarak bu hat boyunca oluşan diğer kasırgalar da... Yılın geri kalanında başka ciddi kasırgalar yaşayacak mıyız ?
C: El Nino haracını kesecek.

S: (L) El Nino hepsinden daha baskın olacak.
C: Evet.

S: (F) Ayrıca, El Nino aktif olduğu sürece, A.B.D.' nin güneyindeki kış fırtınaları da oldukça yıkıcı ve vahşi oluyor. (L) Sert bir kış mı geçireceğiz ? (F) Muhtemelen (L) Bu kış gerçekten çok sert ve soğuk mu geçecek ?
C: Evet.

S: (L) Peki, madem artık bu yanardağ konusunda PEK ÇOK şey öğrendiğimize göre...
C: Gerçekleşebilir!! Yakından takip edin!

S: (L) Cayce Pele Yanardağı konusunda yanılmış mıydı ? [ç.n. Edgar Cayce' nin kehanetlerinden birisi]
C: Belki evet, belki hayır!

S: (L) Vayy! Eğer patlarsa, biz buradan da duyabilecek miyiz ?
C: Bekle ve gör.

S: (L) Paralelkenarlardan birinde gerçekleştiğinde, bu olay diğerlerini de aktive ediyor, mekanizma böyle mi işliyor ?
C: Yankılanma...1..2...3...

S: (L) Şu an neden sersemlemiş ve sanki kafam ışıyor gibi hissediyorum ? Sanki bedenimden çıkabilmek için kafatasımın üst kısmına bastırıp duruyorum!
C: Volkanik manyetik fışkırma.

S: (L) İyi ki ona daha yakın değilim ! Hatta karnım bile ağrıyor ! (A) Belki bu patlamasının yakın olduğuna işaret ediyordur.
C: Belki.

S: (L) Dört gündür çok durağan ve sessiz olduğunu öğrendim. Bu iyi bir işaret DEĞİL! Durağanlaşması öyle kalacağı anlamına gelmiyor! (F) Bence orada yaşayan insanlar oradan ayrılmanın tek yolu yüzmek bile olsa ayrılmalılar. Eğer İngiltere hükümetinin silkinip, bir şeyler yapmaya karar vermesini beklerlerse iş işten geçmiş olacak! (L) Tamamdır. Düşünüyordum da; bir süredir süregelen engeller dizisi yavaş yavaş dengeye oturmaya başladığına göre, yakında yeni sürprizler ve beklenmedik olaylar patlak verebilir.
C: Belki Arkadiusz için.

S: (L) Nasıl bir sürpriz olabilir bu?
C: "A__" yanardağı patlayabilir.

S: (L) Çok şekermiş! Ve eğer gerçekleşirse, ne tür bir patlama ?
C: Afet gibi.

S: (L) Vayy, vayy! Daha fazla ipucu ?
C: Tetikte olun!

S: (L) Bu kadarcık mı ?
C: Önceden uyarılmış olmak önceden silahlanmak demektir.

S: (L) Peki, tamamdır. Bu gece öğrenmemiz gereken başka bir şey var mı ? Başka bir öneri, finansal ya da başka tür ?
C: Gerekenler verildi. İyi geceler.
 

4BH

#147
6 Eylül 1997 TR, JR, AK, F___, Laura, A, H

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Plianni.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Öncek birkaç kişisel soru sorabilir miyiz?
C: Elbette!

S: (L) JR'nin, TR'yle birlikte New York'a yaptığı geziye dair sormak istedikleri var...
C: Hazırlık aşamasında geziye yanlış zihinsel yaklaşım.

S: (J) Nasıl yani? Çok erken mi gittik?
C: Ve fikirler "çarpık." Neden buna bir iş gezisi gibi baktınız? Çok gergin ve eleştiriciydiniz!! Bu evliliği parçalamak mı istiyorsunuz!?! Öyleyse bu yolları deneyebilirsiniz.

S: (L) JR bu kadar gergin olmayı nasıl bırakabilir?
C: İkisi de, sadece JR değil.

S: (J) Evlilik meselelerine girmek istemiyoruz...
C: O halde neden soruyorsunuz?

S: (J) Beklediğim yanıt bu değildi. TR'nin halasının neden o şekilde davrandığını anlamaya çalışıyorduk...
C: Titreşimler ilgili herkesi etkiliyor. Bir sonraki geziyi sadece keyif için yapmanızı öneriyoruz. Nasıl tüm gezilerinizin iş gezisi olduğunu fark ettiniz mi? Neşeye biraz kaynak ayırın ve para konusunda endişelenmeye bir son verin.

S: (T) JR'nin T___'yi aramasını tavsiye eder misiniz?
C: Evet.

S: (L) Tamam, boşanma konusu: Hakim duruşma tarihini değiştirmeyi reddetti... Ark'ın fikrine göre duruşmayı beklesek iyi olur çünkü sadece 9 gün var ve belki de bir ilerleme olur.
C: Tökezletici bloklar beklemede.

S: (L) Yani eğer Ark duruşmayı beklerse, tökezletici bloklarla mı karşılaşacak?
C: Yapabileceğin en iyi şey Arkadiusz'un kariyerindeki gelişmelere konsantre olmak ve çalışmanı yok etmek için tasarlanmış bir durum üzerinde çok fazla enerji harcamamak.

S: (L) Boşanma veya duruşma veya herhangi bir şey hakkında ona söylememi istediğiniz başka birşey var mı?
C: Ooo evet!!!

S: (L) Söyleyin!
C: Biliyorsun canım, bu davayla ilgili olarak Polonya'daki "yozlaşma ve saçmalıkları" aşabilecek yasal ve diğer güçler bu ülkede mevcut. Tüm yapmanız gereken aramak, aradığınızı bulmak ve bundan yararlanmak. Arkadiusz'un hala yaptığı hatalardan biri, çok iyi tanıdığı bir sisteme hala çok güveniyor olması.

S: (L) Duruşmayı beklerse orada daha uzun süre beklemesine neden olacak birşey mi olacak?
C: "Birşey olmasından" ziyade, atlıkarınca dönüp dönüp duracak...

S: (T) Ark belki bir öğrenci değişim programını yönetmeyi önerebilir ve oradaki yetkilileri onunla işbirliği yapmada bunu kullanabilir...
C: Arayın ve bulun!!!

S: (L) F___'den yardım alabiliriz.
C: Onu harekete geçirin.

S: (L) F___'yi mi?
C: Evet. Ve gerekli bir fırsatı aydınlatacak mumları yakın!

S: (L) Mumla ilgili referansın nedeni nedir? Burada daha derin bir anlam mı var?
C: Yakılan mum ne yapar? Karanlık bir odada?

S: (L) Aydınlatır. Bu konu hakkında başka birşey?
C: Bir etki çemberi oluşturun.

S: (L) Ne? (T) Parlamento üyenle görüş!
C: Hayır.

S: (L) Peki neyi kastediyorsunuz?
C: Kimin ayrıcalıkları var?

S: (L) UCF...
C: Ve... Kim yararlanıyor? Reklamdan kim yararlanır?

S: (L) Ark'ın şu anda bulunduğu üniversiteyi mi kastediyorsunuz? Anlamıyorum...
C: Hayır!!!

S: (L) Florida eyaleti mi?
C: Ve...

S: (L) Enterprise Florida mı?
C: Ve... bir basamak daha üste çıkan herhangi biri veya herhangi bir şey...

S: (T) Ark'ı burada olmasından fayda sağlayacak herkes.
C: Bingo!

S: (T) B___, Bill Y,...
C: Politikacılara karşı dikkatli olun!!! Yardım edebilecekleri gibi ısırabilirler de.

S: (L) Rahibe Teresa ile Prenses Diana'nın aynı hafta içinde ölmüş olmasının özel bir anlamı olup olmadığını öğrenmek istiyoruz.
C: Belirsiz.

S: (L) Neden bize Prenses Diana'nın bir araba kazasında öleceğini söylemediniz? Bu çok büyük bir olaydı!
C: Bunun size bir faydası olmazdı ve ayrıca olay önceden kesin olarak kararlaştırılmış değildi. Olası geleceklerden biriydi.

S: (L) İhtimaller arasından neden bu gelecek meydana geldi?
C: Çünkü seçildi.

S: (L) Neden?
C: Başka kaçış yolu yoktu.

S: (L) Kim için?
C: Diana.

S: (L) Neyden veya kimden kaçış?
C: Yargılanma.

S: (L) Kim tarafından yargılanma?
C: Sen seç. O veya bu şekilde.

S: (T) Şunu sorayım: Diana gerçekten öldü mü?
C: Evet.

S: (L) Onun ölümünde, monarşiyi çökertmek isteyen herhangi gizli gruplarla ilgili bir faktör var mıydı?
C: Hayır.

S: (L) Yani bu, monarşiyi yıkmaya yönelik bir planın parçası değildi, öyle mi?
C: Ruh eşleri.

S: (L) O ve Dodi ruh eşi miydi?
C: Evet.

S: (L) Ve birlikte dünyadan ayrılmaya karar verdiler...
C: Evet, başka bir seviyede.

S: (L) Ruh eşleri olmalarının herhangi özel bir anlamı var mı?
C: Hayır. Tek çıkış yolları buydu ve diğer herkes tarafından da değerli dersler alındı.

S: (L) Yani bu herkes için avantajlıydı?
C: Ve BH. Aynı şey Rahibe Teresa için de geçerli. Sizin fark ettiğiniz şeyi herkesin fark etmesi için uygun zamanı bekledi.

S: (T) Bu tür olaylar hep üçlü olur... sıradaki kim?
C: Bu genelde bir kocakarı masalı.

S: (L) Yani bir bakış açısıyla, prensesin ölümü trajik bir kazadan başka birşey değildi...
C: Öyle söylemedik.

S: (L) Bu yolu seçti çünkü başka çıkış yoktu... (T) Ona bu çıkışta yardım edildi mi? Bu olayın, zamanının ve şeklinin seçilmesi dışında bir anlamı var mıydı?
C: Her zaman vardır.

S: (L) Bunlardan bazılarını söyleyebilir misiniz?
C: Dersler... yani varolan herşey / tek şey!!

S: (T) Prenses öldürüldü mü?
C: Katil onlarla birlikte kazada ölmeyi kabul eder miydi?? Bu yönde sorgulamada bulunabilecek fazla şey yok.

S: (L) Bu yönde sorguda ÇOK şey bulunabileceğini düşünen bazı Orta Doğulular var. İntihar bombacıları... her türlü şeyi yapmaya programlanan insanlar... Bu olayın arkasında başka herhangi biri veya birşey var mıydı?
C: Hayır.

S: (L) Şoför sarhoş muydu?
C: Evet.

S: (AH) Diana bize birşeyler söylemek ister mi?
C: Bu tür bir bildirim bu çalışmaya fayda sağlamaz.

S: (L) Dodi iddia edilen yüzüğü Diana'ya bir nişan yüzüğü olarak mı verdi?
C: Evet, ama bu "büyük resim" yanında önemsiz.

S: (L) Büyük resim nedir?
C: BH.

S: (L) Bunun bir BH eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz? (T) Öyle söylediler...
C: Hayır.

S: (L) Hayır öyle söylemediler. Bu eylemin, diğerlerinin BH'yi düşünmelerine neden olabileceğini kastediyor olabilirler.
C: Evet.

S: (L) Yani Diana bunu diğerlerine bir hizmet olarak mı yaptı?
C: Kısmen.

S: (L) Sanırım burada anlamadığımız birşey var...
C: Belki bunu kendiniz anlamanızı bekliyoruz!

S: (L) Rupert Cornwell'in yazısında, benim önceki web sitesinde yazdığım birşeyle tamamen aynı nitelikte bir paragraf vardı. Ayrıca Prense Charles'ın bir tehlike çemberi içinde olduğundan bahsediyor. Bu çok dikkatimi çekti. Çeşitli aileler ve soyların zaman zaman birbirlerini öldürmesiyle ilgili teoriler var. Diğer yeraltı meselesi, CIA, KGB, kimbilir başka neler... Basın olayları bu komplo grupları lehine izlenim yaratacak şekilde mi sunuyor?
C: Eğer öyleyse, bu yeni birşey değil.

S: (L) Cornwell Charles'ın tehlikeli adamlarla çevrili olduğunu ve bu olayı onu indirmek için kullanacaklarını söylüyor.
C: Hayır.

S: (L) Bu ölümler, insanlarda BH hisleri uyandırma dışında, sistemlerin değişimi, yeni boyutlara geçiş sürecini de hızlandırıcı bir etki mi yapıyor?
C: Yakın.

S: (L) Hala anlamadığımız birşey var. Ve bizim anlamamızı bekliyorlar. Ama bir ipucu verin!
C: Uygun olduğunda anlayacaksınız.

S: (L) Tamam, JR bizim durumumuzla ilgili bir tehlike çemberinin oluşumuna dair birşey sordu...
C: Çemberler her zaman önemlidir.

S: (L) Daha önce bize...
C: Yedi.

S: (L) Yedi ne?
C: Sorunu sor.

S: (L) Soracaktım... Daha önce bize İngiltere'deki monarşinin sona ereceğini ve Charles'ın kral olmayacağını söylemiştiniz... Oğullarından birinin olma ihtimali nedir?
C: Bizi bir cevaba zorlamaya mı çalışıyorsun?

S: (L) Sadece biraz kurnazlık yapmaya çalışıyorum!
C: Bunu unut!!!

S: (T) Tüm olay Charles'ı uyandırmaya ve yapması gerekenleri yapmaya yönlendirmek için mi?
C: Evrenin bir köstebek yuvası olarak gördüğü şeyi siz bir dağ gibi görüyorsunuz.

S: (L) Tamam, konuyu değiştirelim. Geçen gün "İskaryot" kelimesinin "Sikaryos'lu" anlamına geldiğini okudum. Ve bu durum İsa olayını doğrudan benim Paran Sikarios olayıyla, Percy'lerle, delmeyle, PS'yle falan ilişkilendiriyor. Judas Iscariot'un "Sikaryos'lu" olması üzerinde bir yorumunuz var mı? Bu adam Paran Sikarios'un, Haşhaşilerin bir üyesi miydi?
C: Bilgileri hemen paylaşma eğiliminin neden olabileceği şeylerle ilgili farkındalığını geliştirmeden, bazı şeyleri söylemememiz gerekiyor.

S: (L) Bu gece için başka birşey?
C: Hayır, hoşçakalın.
 

4BH

#148
13 Eylül 1997 F___, V, AK, Laura

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: MA??h.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Tavsiyelerinize dayalı olarak geçen hafta Polonya Elçiliği'ne Ark'ın durumunu, bunun ne kadar önemli olduğunu anlatan bir mektup yazdığımı biliyorsunuz sanırım. Bir çeşit etki çemberi oluşturmaya çalışıyorum. Bunun bir tür reaksiyon zinciri yaratıp yaratmayacağını söyleyebilir misiniz?
C: Varsayıyorsun...

S: (L) Ne varsayıyorum? Sadece bunun bir reaksiyonlar dizisi oluşturup oluşturmayacağını sordum.
C: Belki aramaya devam etmelisin.

S: (L) Tavsiyenizin bu tür birşey yapma anlamında olduğunu mu varsayıyordum?
C: Tavsiyemiz bu tür birşey yapmayla ilgiliydi ama yeni kaynaklar gerekli.

S: (L) Hmm... Bununla ilgili bir ipucu verebilir misiniz? F___'ye bir mektup yazdım ve henüz yanıt alamadım...
C: Çabalarını sürdür ama doğru yerler olmasına dikkat et, yoksa yanlış kişilere bilgi verebilirsin.

S: (L) O halde şunu sorayım; Elçiliğe yazdığım şey Ark'ın başına herhangi bir sorun açmaz, değil mi?
C: Umarız açmaz!

S: (L) Açma ihtimali var mı?
C: Senin tahminin nedir? Kokain zulanı çalmaya çalışan birini bildirmek için "911"i aramak sence iyi bir fikir olur muydu?

S: (L) Aman tanrım! Yani durumu berbat mı ettim?
C: Hayır, eğer kişi önemli birşey öğreniyorsa, bu bir "berbat etme" değildir.

S: (L) Yaptığım şeyden dolayı Ark'ın başına kötü birşey gelirse, bu herşeyi berbat ettim demektir. Şimdi beni endişelendirdiniz. Boynum kasılmaya ve ağrımaya başlayacak yine!
C: Atlamadan önce bakmayı küçük sorunlarla öğrenmen, çok daha büyük hatalarla yolun dışına savrulmandan iyidir.

S: (L) Pekala, yardımcı olun. Bu sorunu nasıl çözebileceğim konusunda bir ipucu verin!
C: Polonya yetkilileri için bu bir böcek ısırığı gibi. Ama onları tekrar ısırmamanı tavsiye ediyoruz.

S: (L) Ark buraya 12'sinde gelmek üzere plan yaptı ve mahkeme de bunu bildiği halde duruşma için 20'sine tarih verdi. Bunu bekleyemez! Anlatabiliyor muyum? Yasal sistemin bu bariz manevrasını şikayet etmek ve yapılabilecek birşey olup olmadığını öğrenmek için yazdım o mektubu!
C: Bariz olanı kaçırdın!

S: (L) Bariz olan nedir? Bariz olan tek şey, henüz Ark'ın burada bir kariyeri olmadığı...
C: Ark'ın gelmesinden zarar görenler ona fayda sağlamaz, ama gelmesinden fayda görenler ona da fayda sağlar!!!

S: (L) Biliyorum! Bazen söylediğiniz şeyler bir yem sallama gibi. Ve yeme atladığımda bundan zarar görüyorum. Tıpkı psikomantiyumu yapmak üzere şu şeyi tavana koymak için sıçrayıp yaralanmam gibi. Ve şimdi elçiliğe yazdığım mektup da sorun yarattı. Kalkıp tuhaf birine yazacak halim yoktu... Neden söz ediyorsunuz siz?
C: Atlamadan önce bak.

S: (L) Tabii! Sizi dinlemeye son vereceğim. Yaptığınız herşey başımı belaya sokuyor!
C: Bu gülünç ve bunu sen de biliyorsun! Sana Polonya Elçiliği'ne yazmanı söylemedik!

S: (L) Ark'ın boşanmasına yardımcı olma meselesini çözebilecek tek onlar vardı. Bir şekilde onlara yaklaşılması, iletişim kurulması gerekiyor...
C: Hayır hayır hayır. Fayda görecek taraftaki bağlantıları kullan.

S: (L) Ark'ın boşanma olayıyla ilgili sorunlar yaşadığından haberdar olmaları durumunda, bunu bir "leke" olarak görmezler mi?
C: Polonya'daki Amerikan Elçiliği Varşova'da.

S: (L) Ark'ın Amerikan Elçiliği'ne gitmesini mi öneriyorsunuz, yoksa benim Amerikan Elçiliği'ne yazmamı mı?
C: İkisi de olabilir. Florida Eyaleti'nin Avrupa şehirlerinde çok sayıda ticaret ve ekonomik gelişim ofisi var.

S: (L) Ark'ın Varşova'daki Amerikan Elçiliği'ne gitmesini önerir misiniz?
C: Fena fikir değil, ve sen de onlarla bağlantı kurabilirsin.

S: (L) Tamam. Bu konuyu şimdilik burada bırakalım...
C: Etki küresini oluştururken, bunu o küreyi patlatmak istemeyeceklerle yap.

S: (L) Şu anda zararı azaltmak için yapabileceğim birşey var mı?
C: Buna ihtiyacın olmayacak. Genelde bu tür durumlarda, gücenen taraf en etkili savunma olarak ilgili talebi görmezden gelmeyi seçer.

S: (L) Bu konuda söyleyebileceğiniz başka herhangi birşey var mı? Bu mesele beni o kadar sıktı ki, boynum şu anda tamamen felç olmuş durumda.
C: Boynun için sıcak limon uygulamasını dene.

S: (L) Bunu hiç duymamıştım. Nereden alabilirim veya nasıl yapabilirim?
C: Sıcak limon suyu ile ıslatılmış süngeri bez içine koyarak uygula.

S: (L) Dün Ark Kuzey Karolina'daki bir laboratuarda kuantum bilgisayar araştırmaları için bir iş pozisyonun açıldığına dair bir ilan bulduğunu söyledi. Bunda bir gelecek olup olmadığına dair bilgi istiyor.
C: Size bağlı, evet, ama hatırlayın. Bu tür araştırma girişimleri çok kısa vadeli olabilir!

S: (V) Limon ve süngerin boyun ağrısını gidermeye ne faydası olacağını merak ettim.
C: Askorbik asit işler, temizler ve yumuşatır.

S: (L) Bakteriyel veya virütik enfeksiyonu olan birine reiki vermek, enfeksiyonun potansiyelini arttırır mı? Bunun etkisi ne olur?
C: Geniş bir sorgu, ama reiki mikrobiyal olarak oluşmamış koşullara daha uygun.

S: (L) Yani aslında o enerjiyle mikropları mı beslemiş olursun?
C: Mümkün, veya etkiler karşılıklı olarak birbirini iptal edebilir.

S: (L) Peki ya kansere karşı... Kanserlerin mutlaka mikrobiyal olması gerekmiyor... ama bazılarının mikrobiyal olduğu kanıtlandı...
C: Mikrobiyal olarak tetikleniyor.

S: (L) Kanserler mikrobiyal olarak mı tetikleniyor?
C: Bazıları.

S: (V) Reiki uygulaması yaparken, kişiye fayda mı sağlıyoruz, yoksa daha fazla zarar mı veriyoruz, bunu nasıl bilebiliriz? Uygulama onları daha kötü mü yapacak, yoksa daha iyi mi, buna nasıl karar verebiliriz?
C: Enfeksiyonları olup olmadığını sorun.

S: (L) Ya bilmiyorlarsa? Çoğu durumda insanlar bunun hakkında bilgi sahibi değil.
C: Doğru, ama ihtimaller daha çok lehinize.

S: (V) Demek virüsler eterik şifayla iyileştirilemez? Reiki dışında işe yarayacak herhangi başka bir yöntem?
C: Dua.

S: (L) Bunun pek verimli bir celse olmadığını biliyorum ama yine de bilmemiz gereken, sormadığımız, sormamız gereken herhangi birşey olup olmadığını sormak istiyorum. Ve varsa kendiliğinizden söylemenizi!
C: No lo contendre.

S: (L) Bu yanıt mı, yoksa sadece benimle eğleniyor musunuz?
C: İkincisi.

S: (L) Yani çekimser kalıyorsunuz. Tamam, eğer başka birşey yoksa iyi geceler diyeceğiz. Çok berbat durumdayım! Bu ağrıya ne oluyor böyle?
C: Belki, devam eden bazı DNA gelişimleri. ... İyi geceler.
 

4BH

#149
20 Eylül 1997 F___, A, H, AK, Laura

S: (L) Merhaba.
C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Vialli.

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Bu gece ilk sorum, tüm hafta boyunca aklımda dolanıp duran bir konuyla ilgili: Balinalar neden şarkı söylüyor?
C: İletişim.

S: (L) İletişim kurmak için şarkı söylüyorlar. Bunu bir anlamda tahmin etmiştim. Bu incelikli ve karmaşık bir iletişim şekli mi?
C: Evet.

S: (L) Bildiğimiz konuşma dili kadar karmaşık mı?
C: Daha karmaşık.

S: (L) Bu dili nasıl anlayabileceğimize dair bize verebileceğiniz herhangi bir anahtar var mı?
C: Tamamen farklı bir şekilde düşünmeniz gerekir.

S: (L) Neden? Görüntü bazlı bir dil mi, yoksa ton bazlı mı? Çıkardıkları seslerin tonları belirli görüntüler, kavramlar veya fikirler mi oluşturuyor?
C: Skotopik aktarım yoluyla psiyonik dalga modülasyonu.

S: (L) Psiyoniki hangi anlamda kullanıyorsunuz?
C: Eşzamanlı bir düşünce dalgası olarak görme, duyma, hissetme, algılama ve yanıt verme.

S: (L) Tamam, peki balinalar ne hakkında konuşuyor?
C: Doğru kavram değil.

S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Tümsel düşünce aktarımı.

S: (L) Balinaların ilgisini çeken hangi konular o düşünceleri aktarmaya enerji harcamalarına neden oluyor?
C: Tümsel eşzamanlı kavrayışın olduğunda "konuya" ihtiyaç yoktur.

S: (L) Balinalar insanlar hakkında ne hissediyor?
C: Yine yanlış fikir!! Bunu anlamıyorsunuz!!!

S: (L) Biliyorum! Sadece... insanlar hakkında ne hissediyorlar...
C: Her balina, geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm "zamanlardaki" tüm gerçekleri algılayabilir.

S: (L) Demek oldukça müthiş varlıklar. İnsanların onları avlayıp öldürmemesi gerekir!
C: Dersler deneyimleri şekillendiriyor.

S: (L) Kimin dersleri? Sanırım burada ders alan biziz...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir.

S: (L) Bize balinalar hakkında söylemek istediğiniz herhangi başka birşey var mı? Çünkü burada anlamadığım çok şey olduğu açık. Yunuslar da benzer bir yapıya ve yeteneğe sahip mi?
C: "Henüz" değil.

S: (L) Skalada balinaların altındalar yani. Balinaları gerçekten müthiş buluyorum. Balina ruhları kompozit bir ruh gibi mi? Yani örneğin bir grup yunusun ruhu bir balina ruhunu oluşturur gibi?
C: Hayır.

S: (L) Balinanın ruhu, başlangıçtan beri balina ruhu mu?
C: Birleşik ruh.

S: (L) Neyle neyin birleşimi?
C: Tüm balinalar aynı ruhu paylaşıyor!

S: (L) İnsanlarınki de birleşik ruh mu veya oraya mı yöneliyor?
C: Parçalı.

S: (L) İnsanlar parçalı ruh. Bir zamanlar birleşik bir ruh muyduk?
C: Bir zamanlar ve gelecekte.

S: (L) Bir varlık birleşik bir ruhsa, her birinin deneyimi diğer hepsinin deneyimi oluyor bir anlamda, doğru mu?
C: Yakın.

S: (L) A___ bir soru sormak istiyor. Güney Karolina'nın onu çektiğini hissediyor...
C: Soruyu kendisinin sormasını öneriyoruz.

S: (A) O bölgeye çekildiğim için, orayı kendime çok yakın hissettiğim için, Güney Karolina'da bir geçmiş yaşamım olup olmadığını merak ediyorum.
C: Hayır.

S: (A) Kocam Luther'le geçmiş hayatlarda birlikteliğimiz oldu mu?
C: Ona geçmeden önce şunun farkında olmanızı öneriyoruz; 3'üncü yoğunluk varlıklarını yönlendirmek veya saptırmak için kullanılan güçler olabilir...

S: (A) Bundan neyi kastettiğinizi anlamadım...
C: Biri birşeye "çekildiğinde", bu çekmeyi kim veya ne yapıyor, ve neden?

S: (A) Yani bunu Güney Karolina konusuyla ilgili olarak söylediniz. Peki kocamla ilgili olarak... Onunla ne tür bir geçmiş yaşamımız olduğunu...
C: "Ona geçmeden önce" dedik.

S: (L) Yani o cevap Güney Karolina'yla ilgiliydi, kocanla değil...
C: Sadece bilginiz olması için: Güney Karolina sismik olarak olağandışı seviyede istikrarsız!

S: (A) Yani oraya taşınmamı önermiyorsunuz... (L) Sana ne yapman gerektiğini söylemezler! (A) Yani oradaki gayrımenkulün olduğu yer güvenli değil mi?
C: Eğer gezegeninizde olaylar gerçekten "ısınırsa", ki kesinlikle bu sizin bakış açınızla olası gelecek senaryolarından biri, "alevli" yerlerden sakınmak fena bir fikir olmayabilir.

S: (L) Demek Güney Karolina, olaylar iyice ısınmaya başladığında en alevli olacak yerlerden biri.
C: Faylar; kaymalar.

S: (F) Bildiğim kadarıyla, son fikirlere göre, Karayiplerin altından geçen fay sistemi kuzeybatıya kayarak Charleston'dan geçiyor ve Apalaçya'dan New Madrid'e uzanıyor. (A) Hangi yılı tahmin ediyorlar? (F) Herhangi bir tahminde bulunmuyorlar ama bütün ilgi Kaliforniya üzerinde olduğu için Doğu ABD'de unutulan pek çok yer olduğunu söylüyorlar. Geçmişte Orta Doğu ABD'deki çeşitli yerlerde depremler oldu. Bunlardan bazıları Batı Sahili'ndeki tüm depremlerden çok daha kötüydü. (L) Tamam, bir yere "çekilme" konusunu gündeme getirdiler ve bu çekmeyi kimin veya neyin yaptığı sorusu soruldu, ve tabii neden? Bence...
C: A___ sorsun lütfen.

S: (A) Gayrımenkulümüzün olduğu yer güvenli değil mi?
C: "Güvenlik" göreceli bir terim.

S: (L) Hiçbir yer tamamen güvenli değil ama bazı yerler diğerlerinden daha güvenli. Seni oraya çeken birşey olduğunu söylüyorsun...
C: A___ sorsun lütfen.

S: (A) Tamam ama anlamıyorum...
C: Eğer kişi "çekiliyorsa" bunun nedeni nedir?

S: (A) Oraya çekiliyorum çünkü orada mülkümüz var.
C: Ya mülkün Bangladeş'te olsaydı? O oraya da çekilir miydin?

S: (L) Seni düşündürmeye çalışıyorlar. Neden oraya çekiliyorsun?
C: Gerçekten sadece orada mülkün olduğu için mi?

S: (A) Sadece o değil. Orayı seviyorum. Neden kocam da orayı çok seviyor?
C: Bunu kendine sor.

S: (A) Dört mevsimi ve güzel bir havası var.
C: "Güzel havası" olan tek yer Güney Karolina mı?

S: (A) Hayır, ama her yere baktık. Şehir çok güzel. Sevdim. Her yere baktık. Kaliforniya, Arizona... Ama orası bize çekici geldi. Beni Güney Karolina'ya çeken şey nedir?
C: Görünmeyen güçler.

S: (A) Beni oraya görünmeyen güçler mi çekiyor? Ne tür güçler?
C: 4'üncü yoğunluk.

S: (A) Bu zaten hemen karar vereceğimiz birşey değil. Evi bu ay satmak mümkün mü?
C: Elbette.

S: (L) Fiyatı yeterince düşürürsen herşeyi satabilirsin. (A) Şu anda çalıştığım şirkette mutlu olur muyum?
C: Belirsiz.

S: (A) RJ M___. İş. Uzunvadeli olarak?
C: Eğer "kartları doğru oynarsan."

S: (A) Evet, doğru. (L) Askeri kazalarla ilgili soruya geçelim. Geçen hafta 4 askeri uçak kazası oldu. Bu kazalar arasında negatif güçlerin faaliyetleriyle ilgili olan var mıydı?
C: Evet. Ama hatırlayın, "askeri" kavramının bütünü ve tüm gerçekliği doğrudan "karanlık güçlerle" ilişkili.

S: (L) Kaza nedeni olarak, bu uçak kazaları arasında diğerlerinden daha sıradışı olan biri var mıydı?
C: Stealth savaş uçağı dünyadışılardan ilham alınan bazı teknolojilere sahip.

S: (L) Bu dünyadışı teknoloji o uçağın düşmesine katkıda bulundu mu?
C: Dolaylı olarak.

S: (L) O kazaya neden olan şey neydi?
C: İskelet materyalinin yoğunlukötesi sızıntısı, cayro manyetik dengesizliğine neden oldu.

S: (L) Stealth bombardıman uçağının iskelet malzemesinin yoğunlukötesi bir madde olduğunu mu söylüyorsunuz? (ç.n.: yoğunlukötesi; diğer yoğunluklarla ilişkili)
C: Evet.

S: (L) Ve diğer yoğunluktan bir sızıntı sonucu cayro arızalandı...
C: Yakın.

S: (L) 4'üncü yoğunluk varlıklar bu kazaya kasıtlı olarak mı neden oldu?
C: Hayır.

S: (L) Bu normal bir reaksiyondu yani, çünkü uçak üst yoğunlukla etkileşimli bir noktadan geçti, öyle mi? O bölgede bir 4'üncü yoğunluk sızıntısı mı vardı?
C: Yakın. Ve bu arada yakınındaki bir interferans bu iletişimi bozuyor.

S: (L) Ne interferansı?
C: Çocuklar.

S: [Çocuklar yatağa gönderildi] Çocukların etkisi neden bu iletişime zarar veriyor? Gürültü mü, yoksa aura özellikleri mi?
C: Her ikisi.

S: (L) Kolumu daha iyi hale getirmek için ne yapabilirim? Ağrı gerçekten dayanılmaz hale geliyor.
C: Limon uygulaması nasıldı?

S: (L) Faydası oluyor. Onu kullanmaya devam etmemi mi öneriyorsunuz? Bayağı rahatlattı ama sonra bugün, gün içinde ağrı yine arttı. Ağrının asıl kaynağı boyun mu, omuz mu, yoksa kol mu?
C: Boyun.

S: (L) Uçak kazalarında aynı şekilde 4'üncü yoğunluk sızıntısı nedeniyle düşen başka uçak var mıydı?
C: Hayır.

S: (L) Pekala, Val Valerian'dan bir e-mail aldım. Diana ile ilgili konuya ilgi duyuyor ve bunun Pandora'nın Kutusu konusuyla ve Denver Havaalanı konusuyla ilgisini öğrenmek istiyor. Ama bunun web'de başka biri tarafından yayınlanmış bir konu olduğunu gördüm. Valerian Anne Boleyn'in soyundan geldiğini söylüyor, bu doğru mu?
C: Açık.

S: (L) Anne Boleyn'in bilinen tek torunu Kraliçe 1. Elizabet ve o da çocuk sahibi olmadan öldü. Elizabet'in torunu olmadıktan sonra birinin nasıl Anne Boleyn'in soyundan gelebileceğini anlamıyorum. Anne Boleyn'in Elizabet'ten başka çocuğu oldu mu?
C: Evet.

S: (L) Kim?
C: Ara, ipucu bulacaksın.

S: (L) Diğer çocuk Elizabet'ten önce miydi, yoksa sonra mı?
C: Önce.

S: (L) Peki bu diğer çocuğun babası kimdi?
C: 8. Henry.

S: (L) Neden diğer çocuk hakkında hiçbir şey duymuyoruz?
C: Neden pek çok şey hakkında hiçbir şey duymuyorsunuz?

S: (L) Bu çocuk evlenmelerinden önce mi doğdu, yani gayrımeşru muydu?
C: Yakın.

S: (L) Erkek miydi yoksa kız mı?
C: Kız.

S: (L) Bu tuhaf! İddia edildiği gibi Sir Francis Bacon Elizabet'in oğlu muydu?
C: Hayır.

S: (L) Ama Anne ve Henry'nin başka bir kızı daha vardı?
C: Evet.

S: (L) Jane Grey değil, değil mi?
C: Hayır.

S: (L) Ama eğer tarihe göz atarsam, o kızın kim olduğunu bulurum, öyle mi?
C: Evet. Ve iyi geceler.