Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Psikopatlık

Başlatan Tiversonus, 02 Şubat 2010, 19:47:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Psikopatlar temel dürtülerine göre hareket eden kimseler. Meselâ elindeki simidi almak için bir çocuğu öldürmekten tutun da tanımadığı biri ile sadece zevk için cinsel ilişkiye girmeye kadar herşeyi yapabiliyorlar. Psikopatlarda fizyolojik bozukluklar arayan bilim adamları beynin pre-frontal adı verilen ön kısmıyla ilgileniyorlar. Çünkü beyninin bu bölgesi yaralanan ve ciddi hücre kaybına uğrayan hastalar birden kişilik değiştirebiliyorlar. Bu konuda Güney Kaliforniya üniversitesi profesörlerinden Portekiz asıllı António Damásio uzun zaman çalışmıs. Damásio'nun akademik çalışmalarının tam listesi üniversite sitesindeki kişisel sayfasından edinebilir.

Portekiz asıllı ABD'li nörolog Antonio Damasio, eşi Hana ile birlikte2525 vaka üzerinde 25 yıl sürdürdüğü "hasarlı beyinler arşivi"ndeki araşrıma sonucunda; "insan davranışını yönlendiren, ceza ve ödüllendirmeye tepki veren, ahlâk, acıma gibi duyguları komuta eden" ön beyindeki merkezin, kaza veya herhangi bir nedenle zarar görmesi halinde, kişinin iyi yönünün bir kenara itilerek, saldırgan yönünün ön plana çıkmasına neden olduğunu ileri sürmüşlerdir. Kaliforniyalı nöropsikolog Adrien Raine ise, yaptığı benzer çalışmada, adam öldürme işlemiş faillerin beyinlerini incelemiş ve "faillerin hiçbirinde beynin bu bölgesi hasarlı olmamakla birlikte, beyin faaliyetlerinin normalin altında olduğu" sonucuna varmıştır.

http://college.usc.edu/cf/faculty-and-staff/faculty.cfm?pid=1008328&CFID=10774935&CFTOKEN=65007695


Bir çok araştırmacının üzerine eğildiği en ünlü hasta ise Phineas Gage. Bir patlama sonucu demir bir çubuk bu demiryolu işçisinin kafasının ön kısmını deliyor. Mucizevî bir şekilde hayatta kalan Gage sakin, sıradan bir insanken saldırgan ve dengesiz bir kişiliğe bürünüyor. 1800'lerde geçen bu inanılmaz olaydan sonra bir çok araştırma yapılmış ve beynin değişik bölümlerinin merhamet, suç ve ceza, yaptıklarının sonucunu düşünme, kendine güven, kendini başkasının yerine koyma gibi işlevlerde rol oynadığı ortaya konmuş. Tekrar pre-frontal denen bölgeye gelecek olursak UCLA'dan Arthur Toga'nın bluğ çağındaki gençlerin beyinleri üzerine yaptığı araştırmalar var. Yetişkinlerin beyinleriyle karşılaştırıldığında gençlerin pre-frontal bölgelerinde daha az myelin bulunduğunu gören Toga bluğ çağındaki aşırı heyecanı, tutarsız davranışları bu maddenin yetersizliği ile açıklıyor. Bilim adamı pre-frontalin görevlerini şu biçimde ortaya koyuyor :


*Ani istek ve davranışların kontrolü,
*Cinsel isteklerin denetimi,
*Toplum tarafından kabul edilmeyecek davranışların frenlenmesi.


Araştırmalar psikopatlığın temelinde genetik etkenlerin de olabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda kötü aile ortamı, dayak, ihmalkar aileler, bu sorunun oluşması riskini arttırıyor.

American Journal of Psychiatry'e göre The MacDonald triad adı verilen üç belirtinin bir arada bulunduğu çocuklar risk grupları arasında :

*Hayvanlara karşı şiddet uygulayanlar,
*Yangın çıkarma isteği olanlar,
*Yatağını ıslatanlar.


American Psychiatric Association'ın yayınladığı \"Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders\" adlı eserde psikopatların teşhisi hakkında ayrıntılı bilgi bulmak mümkün.


Karizma'nın devreye girişi

Psikopatlar her zaman bizzat fiziksel saldırılarda bulunmuyorlar. Zeki olanları başka insanları kontrol altına alıp onları harekete geçirebiliyor. İşte bu noktada işler karışıyor biraz : Karizmatik liderlik nerde biter? Hitleri'inki gibi bir psikopatlık nerede başlar?


Karizma Yunanca (#967;#945;#961;#953;#963;#956;#945;) "Tanrı vergisi – ilahî armağan" anlamına gelen karis- kökünden gelen bir kelime. Fransız Pierre Bourdieu ve Alman Max Weber karizmanın tanımı üzerine uzun süre eğilmiş iki saygın sosyolog. Gerek Weber gerekse Bordieu'nün birleştiği nokta ise şu :

Karizmatik lider toplumun daha iyi yaşama arzusuyla ilgili projeleri sevdiren, benimseten, ikna eden bir insan. Çevresindekiler onu başkalarını dinleme kapasitesi, her bir insana değer verme ve bu değeri gösterebilmesi sayesinde benimsiyorlar. Doğal karizmaya sahip olmayıp da siyasi tutkuları bulunan liderler ise ancak insanları korkutarak kendi etraflarına toplayabiliyorlar. Sosyologlara göre bu tür manipülatör psikopatları karizmatik devlet adamlarından ayırd etmek oldukça kolay.


Çünkü onlar :

*Kurbanlarına dünyayı tehlike ile dolu bir yer olarak gösteriyorlar,
*Çevrelerine toplanan insanları kötü niyetlilerin komplolarından koruyacaklarını iddia ediyorlar.
*Yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve başarmak için gereken her şeyi yapmak psikopat liderler için son derecede normal. *Bu tip siyasetçiler şüpheli, gizli kapaklı ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunabiliyorlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanıyorlar. Toplumla ilişkileri hastalık derecesinde bozuk olan bu kimseler genelde diğer insanları tehditlerle yada saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar. Her hangi bir rekabet, yasal otorite karşısında aşırı öfkelenebilirler.


Karizmatik devlet adamlarının aksine psikopatlar ilişkilerine sadık kalmak, başkalarına karşı duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşıyorlar. Psikopatlar tıpkı karizmatik liderler gibi gelişmiş sosyal zekaya sahip olmakla birlikte, kendileri ve çevreleri için tahrip edici sonuçlar üretiyorlar. Karizmatik lider halkını dinleyip en akılcı yolu çizmeye çalışırken psikopat lider yaptığı hataları hem kendini hem de etrafına topladığı insanları inandıracak şekilde "akılcı" bir makyaj ile sunuyor. Ülkenin satıldığı, istilâ edildiği, birilerinin bir yerlere sızdığı şeklindeki söylemler bu hastaları ele veriyor. Psikopatları karizmatik liderlerden ayıran özellikler şunlar :

*Sinirlilik ve saldırganlık,
*Kışkırtıcı konuşma ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık,
*Kişisel çıkar yada zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapma,
*Kendini bşkasının yerine koyamama,
*Sorumluluk üstlenmekten kaçmak,
*Acıma duygusunun olmaması.


Tedavisi

Psikopatlar hasta olduklarını kabul etmediklerinden tedavileri zor. Aile baskısı ile bir tedaviye başlansa da ilaçlarını almadıkları için belirtiler yeniden kolaylıkla baş gösterebiliyor. Bazı psikopatlar fizyolojik olarak sağlıklı olmakla beraber alkol ve/veya uyuşturucunun etkisiyle bu davranışları sergilemiş olabiliyorlar. Bu maddelere olan bağımlılık ortadan kalktığında sorun büyük ölçüde çözülüyor. Ancak yapısal bozukluğu bulunanların kalıcı biçimde tedavi edilmeleri şimdilik mümkün görünmüyor. Depresyona karşı kullanılan ilaçlar ile bazı sakinleştiriciler hastanın ailesine geçici bir rahatlama sağlasa da tedavi etmekten çok uzak.


http://www.derindusunce.org/2007/07/19/psikopatlik-ve-karizma/





Psikopati ile ilgili daha önce sitemizde yayınlanmış araştırma:

pdf formatında.

http://rapidshare.com/files/344865566/psikopati.pdf