Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

"Domuz Gribi Aşısı Bir ALDATMACADIR"

Başlatan webadmin, 10 Aralık 2009, 13:34:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

webadmin

Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde'den domuz gribi hakkında çor cesur açıklama:

http://img689.imageshack.us/img689/1078/domuzgrbi.jpg



Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde'den domuz gribi hakkında çor cesur açıklama.Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itirafa eden Dr. Kilde, "Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor" dedi.Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger'e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, "ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir" diye konuştu.Dünya Sağlık Örgütü'ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, "Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir" açıklamasında bulundu.Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü; "Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?" Dr. Rauni Kilde, "Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter" dedi.

 

Alemtac

#1
Domuz Gribinde Korkunç Şüphe

Çin'de düşen ve CIA ajanlarını taşıyan bir uçağın havadan serpilmek üzere mutasyona uğramış A gribi virüsü taşıdığı iddiaları, virüsün biyolojik silah olduğu şüphesini yeniden gündeme taşıdı.

Dünya genelinde hızla yayılarak 9 bini aşkın can alan ve büyük paniğe neden olan A gribi salgını ile ilgili ortaya atılan bir iddia kafaları karıştırdı.

Çeşitli internet sitelerinde yer alan bir haberde Çin'in Şangay Pudong havaalanında 28 Kasım tarihinde düşen ve 3 ABD vatandaşına mezar olan bir kargo uçağının, havadan serpilmek üzere mutasyona uğramış A gribi virüsü taşıdığı belirtildi. Olayla ilgili ortaya atılan bir diğer korkunç iddia ise, uçağın Çin'den havalandıktan sonra gideceği Kırgızistan'daki gizli İsrail üssünü hedef aldığı ve sanıldığı gibi bir kaza sonucu değil, İsrail gizli servisi Mossad'ın ajanları tarafından düşürüldüğü oldu.

GİZLİ OPERASYON ŞÜPHESİ

Diğer yandan uçaktan yaralı olarak kurtulan 4 kişiden biri olan ismi belirtilmeyen bir Endonezya vatandaşının, Endonezya Savunma Bakanı Juwono Sudarsono'nın gizli operasyonlar yürüttüğü gerekçesiyle bir süre önce kapatılması istediği ABD Deniz Üssü'nün Tıbbi Araştırma Bölümü'nde görev yaptığı belirtiliyor. Endonezya Sağlık Bakanı Siti Fadilah Supari, geçmişte A gribinin Batılı ülkeler tarafından üretilen biyolojik bir silah olduğunu ileri sürmüştü.

Geçtiğimiz haftalarda Çin'in yanı sıra Hindistan ve Nijerya'da da şüpheli biyolojik maddeler taşıdıkları gerekçesiyle ABD uçaklarının durdurulduğu ve zorunlu iniş yapmaya zorlandığı belirtiliyor. Bir diğer korkunç iddia ise virüsün farklı ve akciğerleri ciddi oranda tahrip eden daha ölümcül bir türünün görüldüğü Ukrayna'nın başkenti Kiev'de kasım ayı başında şüpheli uçaklardan halkın üzerine gaz püskürttüğü oldu. Ukraynalı yetkililer, yüzlerce görgü tanığına rağmen olayı yalanlamayı tercih etmişti.
 

Moderator

#2
Başbakan Erdoğan: Ailem de aşı olmayacak




Daha önce domuz gribi aşısı olmayacağını açıklayan Başbakan Erdoğan, bu kararının arkasında olduğunu söyledi. Erdoğan, "Ailem de aşı olmayacak" dedi.
ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 16:51 TSİ 18 Kasım. 2009 Çarşamba
ROMA - İtalya'da temaslarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, domuz gribiyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, domuz gribi konusunda şunları söyledi:

''Domuz gribi aşısıyla alakalı benim değişen herhangi bir kanaatim yok. Ben de kendime göre araştırmalarımı yaptım. Risk alanı içerisinde olan bir insan değilim. Bunun için de 'ben domuz gribi aşısı olmayacağım' dedim. Ailemde de domuz gribi aşısı olan yok. Kendimize göre tedbirlerimizi alıyoruz.

http://www.ntv.com.tr/id/25022665/
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1163532[/size=1]
 

Moderator

#3
Rus Uzmandan Önemli İddia: "Domuz Gribi Biyolojik Savaşın Bir Parçası."



(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı) 14.05.2009 15:47 [16706     

Domuz Gribi ile İlgili İlginç Değerlendirmeler ve Bilimsel Çalışmalar Dünyanın Farklı Bölgelerinde Sürdürülürken, Virüs Binlerce İnsanı Etkisi Altına Aldı ve Bulaştığı İnsanları da Öldürmeye Devam Ediyor. Rusya Basınına Açıklamada Bulunan Politolog Sergey Markelov Önemli İddialarda Bulundu.


Domuz gribi ile ilgili ilginç değerlendirmeler ve bilimsel çalışmalar dünyanın farklı bölgelerinde sürdürülürken, virüs binlerce insanı etkisi altına aldı ve bulaştığı insanları da öldürmeye devam ediyor. Rusya basınına açıklamada bulunan politolog Sergey Markelov önemli iddialarda bulundu. Rus uzmana göre hızla yayılmaya devam eden Domuz Gribi, biyolojik savaşın bir parçası.


Meksika'da ve Latin Amerika'da bulunan gizli laboratuarlarda virüsün geliştirildiği iddia eden uzman, "Virüsün küresel olarak yayılmasının önünde iki alternatif var. Birincisi tabi yollardan mutasyon. İnsan müdahale etmeden virüs değişebilir. İkinci yöntem ise dış müdahalede bulunarak virüsün mutasyonudur. Bu da gizli laboratuarlarda yapılıyor." dedi.

Bir doktor ve politolog olarak konuştuğunu kaydeden Markelov, "Ben Domuz Gribinin bu şekilde gizli çalışan laboratuarlardan bir sızıntı olarak görüyorum. Gizli laboratuarlarda öldürücü Domuz Gribi üzerine çalışılıyor. Şimdi bu gizleniyor. Biyolojik silahlar sürekli olarak geliştiriliyor. Kuş gribinin de ilk kez Çin'de ortaya çıkmasını düşünmek gerekiyor." ifadelerini kullandı.

CIA'in gizli denemelerinin yoğun olduğu Meksika'da gizli laboratuarların olabileceğini kaydeden Rus uzman şu şekilde konuştu: "Ben o bölgede doktor olarak bulundum. Ormanların derinliklerinde yüzlerce laboratuar vardı. Şimdi onların bir kısmı otel olarak kullanılıyor. Böyle bir otelde de kaldım. Bölgede bulunan laboratuarlara baktığınızda dışarıdan odundan bir baraka gibi görünüyor. Ancak içerisi son derece teknolojik donatılmış."

Vahşi hayvanlar ve diğer zararlılara karşı bu laboratuarların son derece korunaklı olduğunu ifade eden Rus uzman, 4-5 metre yükseklikteki binaların ormana uyumlu olduğunu ve her birinde 40-50 kadar bilim adamının çalıştığını iddia etti.

Rus uzman ekonomik krizin etkisini azaltmak için geliştirilen enformasyon savaşının da bir parçası olabileceğine dikkat çekerek, "Şimdi dünya iki konu konuşuyor; ekonomik kriz ve Domuz Gribi." tespitinde bulundu.
 

Moderator

#4
Domuz Gribindeki Büyük Soygun.
Mutlaka okuyunuz...
Peru'lu bir hekimin ilginc yaklasimi.... Daha Fazlası...


************ ********* ********* ********

Grip veya asrın soygunu...


Domuz gribi arkasındaki ekonomik çıkarlar neler ?


Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor !
Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 sentlik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor !
Kızamık ve zatüreden her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlardan da bahsetmiyor !


Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu: "Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli... Dünyayı tehdit eden salgın !"... Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25.  Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25'e karşı YARIM MİLYON !


Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi ?


Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz:

Uluslararası Roche ilaç grubu.... Bu şirket Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche, milyarlarca dolar kar ettiler.


Bugün de domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor. Kuzey Amerikan Gilead Sciences şirketi Tamiflu ilacının patent sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa Donald Rumsfeld: George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti...


Gerçek "Pandemie" (dünyayı etkileyen büyük salgın), çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları. Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemiyse) dünya sağlık örgütü bu hastalıktan bu kadar tedirgin oluyorsa neden bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı aynı ilacın jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyorlar ? Roche'un haklarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar ?


Bu haberi mümkün olduğu kadar çok insana anlatınız, herkes bu büyük salgının arkasındaki gerçeği görsün.

Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.


Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou.


http://www.yasambilim.net/domuz-gribinin-arkasinda-buyuk-bir-domuz-var-dr-c-a-morales-paitan[/size=1]

 

Alemtac

#5
Domuz gribinde korkunç şüphe
Bazı profesörlerin hem Dünya Sağlık Örgütü hem ilaç şirketlerine danışmanlık vererek domuz gribi salgınından kar sağladığı iddia edildi.
 
Dr. Grip olarak bilinen ünlü uzman Prof. Osterhaus NTV'nin sorularını yanıtladı.
 
Dünyayı ayağa kaldıran domuz gribi salgınıyla ilgili korkunç bir şüphe ortaya atıldı. Hollanda medyasında yer alan iddialara göre, grip konusunda akla gelen ilk uzmanlardan olan Profesör Albert Osterhaus hem Dünya Sağlık Örgütü, hem de ilaç şirketlerine danışmanlık yaparak büyük kazanç sağladı.

Profesör Osterhaus ile beraber 3 kişinin daha ilaç şirketlerine para kazandırmak için panik havası oluşturduğu iddia edildi.

İddiaları ilk kez İngiliz bilim dergisi Science 16 Ekim 2009 sayısında gündeme getirdi, ardından başta De Telegraaf gazetesi olmak üzere Hollanda basını da bu iddiaları gündeme taşıdı.

KÜRESEL PANDEMİ KARARI ONUN BAŞKANLIĞINDA ALINDI
Hollanda'nın Rotterdam Üniversitesi'nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, SARS ve kuş gribi paniklerinde de Dünya Sağlık Örgütü'nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim olmuştu. Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu'nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) danışma kurulu olan SAGE'nin de üyesi. Hatta DSÖ, domuz gribiyle ilgili olarak "küresel pandemi" kararı aldığında Osterhaus SAGE'ye başkanlık ediyordu.

Ancak Hollanda basınında yer alan haberlere göre, Prof. Osterhaus'un DSÖ'de böyle etkili bir konumda olmasına rağmen, hem aşı geliştirip üreten bir şirkete sahip, hem de Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine maaşlı danışmanlık yapıyor.

TÜM DÜNYAYA PANİK YAYDILAR
Danimarka'nın Information ve İsveç'in SVG gazetelerinde çıkan iddialar ise, SAGE'de yer alan 3 kişinin daha "danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerinin baskısıyla DSÖ'yü yönlendirerek aslında var olmayan bir paniği tüm dünyada yaydığı" yönünde. SAGE'de yer alan Profesör Frederick Hayden, Roche ve Glaxo'nun maaşlı danışmanı. Profesör Arnold Monto, burundan verilen domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor. Yine aynı heyette yer alan David Salisbury ise, İngiltere'deki imunizasyon programının başkanı ve ilaç şirketleriyle danışmanlık ilişkisi içinde. Böylelikle 8 kişilik SAGE heyetinin yarısının ilaç şirketleriyle organik bağ içinde olduğu ortaya çıkmış oluyor.

Bu uzmanların desteğiyle hazırlanan raporlarda WHO domuz gribine karşı aşılamayı 24 kez, ilaçlı tedaviyi de 18 kez önerirken, sık el yıkamanın önemine ise sadece 2 kez değinildi. Domuz gribi salgını ardından JP Morgan'ın tahminlerine göre ilaç şirketleri 7.5-10 milyar Euro kazandı.

'SALGIN' TANIMI DEĞİŞTİRİLDİ
Der Spiegel dergisine konuşan ve grip konusundaki araştırmaları değerlendiren Cochrane Teşkilatı'nın başkanı Epidemolog Tom Jefferson ise, DSÖ'nün, Nisan 2009'da yine bu bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı "pandemi" (salgın) tanımını değiştirdiğini söyledi.

Eski tanımda DSÖ'nün bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde yer almış oldu.

Ardından 11 Haziran'da WHO "küresel salgın" kararı aldı. Tüm dünyada hükümetler milyonlarca doz aşı siparişi verdi, ilaçlar stok edilmeye başlandı. Yani ilaç sektörüne milyarlarca dolarlık bir gelirin kapısı aralandı.

İddiaya göre WHO'nun bu kritik kararları aldığı toplantılara profesörlerin taşvikiyle Glaxo, Novartis ve Baxter'in temsilcileri de gözlemci sıfatıyla ilk kez katıldı.

DSÖ: İDDİALAR KESİNLİKLE ASILSIZ
İddialar üzerine DSÖ sözcüsü Gregory Hartl, bir açıklama yaptı. DSÖ toplantılarına ilaç sektöründen temsilcilerin bulunmasının doğal olduğunu söyleyen sözcü, toplantıda bulunan temsilcilerin hiç söz hakkı olmadığını ve toplantının gidişatını etkilemediğini sözlerine ekledi ve "Aşı yapıyoruz ve bu yüzden aşının içinde olanları bilmemiz gerek" dedi. DSÖ'de çalışan herkesin geçmişlerinin çok sıkı bir biçimde incelendiğini açıklayan Hartl, adı skandala karışan Frederick Hayden'in Dünya'daki en iyi virolog olduğunu ve grip hakkında birşey sorulması halinde cevap verecek ilk kişinin Hayden olması gerektiğini belirtti. DSÖ'nün çalışanlarının finansal geçmişlerini kamuoyuyla paylaşmalarının şimdilik mümkün olmadığını söyleyen Hartl DSÖ'nün özgür bir kurum olduğunu açıkladı.

Dr. Grip NTV'ye konuştu
Domuz gribi salgını ile ilgili panik sağlamak ve ilaç şirketlerine de danışmanlık yaparak servet kazanmakla suçlanan Prof. Dr. Osterhaus hakkındaki iddiaları NTV'de yayınladı.
   
Dr. Grip olarak bilinen ünlü uzman Prof. Osterhaus NTV'nin sorularını yanıtladı.
 
Bazı profesörlerin hem Dünya Sağlık Örgütü hem ilaç şirketlerine danışmanlık vererek domuz gribi salgınından kar sağladığı iddia edildi.
 
Domuz gribi salgını ile ilgili dünya genelinde panik başlamasını sağlamak ve hem ilaç şirketlerine hem Dünya Sağlık Örgütü'ne danışmanlık yaparak servet kazanmakla suçlanan Prof. Dr. Albert Osterhaus hakkındaki iddiaları NTV'de yayınladı.

Uzmanlık alanı sebebiyle Dr. Grip olarak da bilinen Hollandalı bilim adamı, "İlaç şirketim olduğu iddiaları kesinlikle doğru değil. Bir aşı şirketi ile bağlantılı bile değilim. Bunların hepsi dedikodu. Ben bir aşı üretimi sürecine dahil değilim ve bir şirket bu aşıları sattığında benim bundan bir çıkarım olmuyor." dedi.

Osterhaus NTV canlı yayınında hakkındaki iddialara şöyle cevap verdi:

"Ben üniversiteye ait olan bir şirkete çalışıyorum. Bu şirket ilaç sanayii ile de bir takım fikir alışverişinde bulunuyor. Ama Dünya Sağlık Örgütü en başından beri onlarla birlikte çalışacak olan insanlara bir deklarasyon imzalatıyor. Bu deklarasyonda çalıştığınız bütün alanları açık bir şekilde ifade ediyorsunuz. Ben de bunu yaptım. Dünya Sağlık Örgütü bu bildirimler temelinde bir çıkar çatışması olup olmadığına karar veriyor. Ki benim durumumda böyle bir çıkar çatışması olmadığı açıkça ifade edildi. İlaç üreten şu anda kamu sektörü değil sanayinin kendisi. Tabi ki sanayinin de bu sürece dahil olması gerekiyor çünkü aşıları onlar üretiyorlar. "

Osterthaus "Bu hastalığın küresel bir salgın oluşunu nasıl açıklarsınız?" şeklindeki soruya ise şöyle cevap verdi: 

"Yeni bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu gördük. Bu virüs domuzlardan gelen bir virüs muhtemelen. Meksika'da ortaya çıktı ama bütün dünya çapında bir yayılma gösterdi. Ve şunu biliyoruz, bu virüsler nihai olarak bütün dünyaya yayıldığı takdirde çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bunu daha önce de Asya gribinde ve İspanyol gribinde gördük. Evet aşılar var. Ve bazı ülkeler bu aşıları stokladılar ki rahat bir şekilde doğru bir şekilde kullanılabilsin."

Hollanda'da hakkında araştırma olup olmadığı yönündeki soruyu ise Prof. Osterhaus şöyle cevapladı:

"Hollanda'da böyle bir iddia söz konusu oldu. Üniversite yönetimi, sağlık bakanlığı ve Hollanda'daki sağlık konseyi bu süreci takip etti. Sonuçta benim bir çıkarım olmadığını açık bir şekilde ortaya koydular ve beni savundular. Dolayısıyla bütün bunlar tam bir saçmalık."

RİSK GRUBUNDAYSANIZ MUTLAKA AŞI OLUN
Dr. Grip, aşılarla ilgili olarak şunları kaydetti:

"Şu ana kadar kullanılan aşıların etkili ve güvenli olduğu ortaya çıktı. Bence özellikle risk grubunda olan insanların aşılanmaları gerekiyor. Ya da en azından sağlık alanında çalışan insanların aşılanması gerekiyor. Bunlar etkili ve güvenli aşılar. Bu aşılar ciddi anlamda hastalığın yayılmasını engelleyebilirler. Eğer bir risk grubundaysanız ve aşı olma olanağınız varsa mutlaka aşı olmalısınız. Sorun şu ki, bazı ülkeler, örneğin Hollanda gibi, önceden aşı siparişlerini verdiler. Ama sizin gibi bazı ülkeler bunu önceden yapmadılar. Bence sorun bütün ülkelere aşının ulaştırılmasında. Salgının yaygınlaşmaya devam ettiği ülkelerde aşı süreci kesinlikle faydalı olacaktır."

Türkiye'de 20 milyon kişinin risk grubunda olmasına rağmen, sadece 1 milyona yakın insanın aşı olması hakkında Prof. Osterhaus şöyle konuştu: "Bence insanlar aşlı olabiliyorlarsa, kesinlikle onlara bu yönde tavsiyelerde bulunulmalı. Hollanda'da ve pek çok diğer batı Avrupa ülkesinde riks grubundaki insanlar yüzde 70-80'e kadar aşılanmış durumda. Biz bunu bütün ülkelerde görmek istiyoruz. Bunun da bu kadar ciddi bir hastalığa karşı en iyi çözüm olduğunu düşünüyoruz."


 

Moderator

#6
Almanya ve İspanya domuz gribi aşısını iade etmek istiyor

Almanya ve İspanya'nın, kullanılmadığı için elindeki fazla domuz gribi aşılarını üretici firmalara iade etmek istedikleri bildirildi.Alman Sağlık Bakanlığı'nın, eldeki fazla aşıyı geri iade etmek için İngiliz GlaxoSmithKline ile görüşmeler yaptığı ancak görüşmelerin henüz netice vermediği kaydedildi.Almanya'nın, elindeki stok fazlası aşıyı dağıtmak için diğer ülkelerle de gelecek ay görüşmelere başlayacağı bildirildi.İspanya'nın da elindeki stok fazlası aşıyı iade etmek için imalatçı firmalarla görüşmeler yaptıkları kaydedildi.Morgan Stanley'e göre, siparişlerin ardından ilaç firmalarından Novartis 600 milyon dolar, Glaxo 3,6 milyar dolar ve Sanofi de 1,1 milyar dolar gelir bekliyorlardı.İadelerin başlamasının, bu ilaç şirketlerinin gelirlerini olumsuz etkileyeceği kaydediliyor.

 

DSÖ FAKİR ÜLKELERE AŞI GÖNDERECEK

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ), Azerbaycan, Afganistan ve Moğolistan'a gelecek haftalarda domuz gribi aşısı göndermeyi planladığı bildirildi.

DSÖ yetkilisi Keiji Fukuda yaptığı açıklamada, DSÖ'den aşı almanın üç şartının; resmi olarak başvurmak, aşının uygulanması konusundaki standartlara uyma sözü vermek ve aşının öncelikle sağlık çalışanları ve başka bir hastalığı olanlara yapılması gibi ulusal bir plan oluşturmak olduğunu kaydetti.

Fukuda kurum olarak, fakir ülkelerin nüfusunun yüzde 10'unun aşılanmasına yetecek miktarda aşı göndermeyi planladığını ve gelişmekte olan 35 ülkenin de aşı için sırada olduğunu söyledi.
Aşıların gönderilmesinde geç kalınıp kalınmadığı yönündeki bir soruya Fukuda, "Bu virüs bir anda ortadan kaybolmasını beklediğimiz bir virüs değil" diyerek, virüsün gelecek birkaç yıl daha gündemde olacağını düşündüklerini söyledi.

Salgının düşüşe geçtiğini söyleyebilmek için erken olduğunu belirten Fukuda, böyle bir açıklama yapmak için DSÖ'nün uzmanlarla müzakerede bulunması gerektiğinin altını çizdi.

Açıklamada DSÖ'nün, altı ilaç firması ve bir grup ülke tarafından bağışlanan 180 milyonluk aşı stoku olduğu ve aşıların öncelikli olarak, domuz gribinin daha çok görüldüğü kuzey yarımküredeki ülkelere gönderileceği belirtildi.


http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1175026&Date=17.12.2009&b=Almanya ve Ispanya domuz gribi asisini iade etmek istiyor&KategoriID=11[/size=1]
 

Alemtac

 

Alemtac

#8
Domuz gribi değil rinovirüs yayılıyor

ABD'de bu grip mevsiminde çeşitli grip benzeri virüslerin normalden daha yaygın görüldüğü, buna karşın yapılan testlerde hastaların sadece yüzde 6'sında domuz gribi çıktığı belirtildi.
     

ViraCor Laboratuvarları, kendilerine test için getirilen örneklerin sadece yüzde 6'sının A/H1N1 virüsü çıktığını bildirdi. Geri kalanların ise farklı mikropların yol açtığı ancak hepsinin benzeri belirtiler ortaya çıkardığı virüsler olduğu kaydedildi.

Bunlar arasında en yaygınının, soğuk algınlığına neden olan bir virüs alt grubu olan rinovirüs olduğu belirtildi. Bu açıklamanın, Philadelphia Çocuk Hastanesi'nden geçen ay gelen, eylül-ekim aylarında hastaneye kaldırılan 500 çocuğun hastalık sebebinin rinovirüs olduğunu gösteren raporla da uyumlu olduğu belirtiliyor.

Hastaların çoğu rinovirüs

ViraCor, nisan-aralık döneminde ülke çapında ciddi hasta çocuklarla, nakil hastaları ve diğer yüksek risk grubundakilerden gelen örneklere yaptığı testlerde, vakaların yüzde 28'inde rinovirüs çıktığını bildirdi.

Testler ayrıca, 3 yaşa kadar olan çocukların yüzde 39,5'inin, 11-18 yaş arasındakilerin yüzde 23'ünün, yetişkinlerin yüzde 20 kadarının rinovirüs, vakaların yüzde 4,2'sinin metapneumovirus, 10 yaşın altındaki çocukların yüzde 6'sının metapneumovirüs, 3 yaşın altındaki çocukların yüzde 3,2'sinin RSV, 3 yaşın altındakilerin yüzde 6'sının parainfluenza, 61 yaş üzerindekilerin de yüzde 6'sının parainfluenza, vakaların yüzde 1,5'inin adenovirüs olduğunu gösterdi.

ABD Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi testleri ise ortalıktaki hemen hemen tüm grip vakalarının domuz gribi olduğunu gösteriyor.
 

Alemtac

#9
Domuz gribi Almanya'da "yalan" oldu!
 
Doktorlar domuz gribi virüsünün ne kadar tehlikeli olduğu veya olabileceği konusunda hala görüş birliği sağlayamadı. Çoğu kişi de bu nedenle domuz gribi aşısına kuşkuyla yaklaşıyor.
     

Domuz gribi, 2009 yılının en çok tartışma yaratan konularından biri oldu. Gerek hastalığın etkileri gerekse domuz gribine karşı geliştirilen aşı hem dünyada hem de Almanya'da tartışılmaya devam ediliyor.

Alman kamuoyu, domuz gribi aşısı konusunda kararını vermiş görünüyor. Çelişkili bilgiler ve aşıya karşı duyulan güvensizlik nedeniyle Almanların sadece yüzde 5'i aşı oldu. Bazı yurttaşların görüşleri şöyle:

"Hayır, kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü vücuda bu kadar çok kimyasal pompalanmasına karşıyım. Dikkatli davranıyorum. Ellerimi yıkıyorum. Ayrıca yabancılarla çok fazla temasta bulunmuyorum."

"Bunu bir histeri olarak değerlendiriyorum. Bu virüs 1924'ten beri biliniyor."

Federal Almanya Sağlık Bakanı Philipp Rösler'in, "aşının hâlâ gerekli olduğu" yönündeki açıklamaları da aşıya ilgili artırmadı. Bonn Üniversite Hastanesi'nden virolog Christian Drosten'in görüşleri şöyle:

"Domuz gribi, şu anda normal gripten çok daha tehlikeliymiş gibi görünmüyor. Ancak virüsün genetik yapısındaki belirli bazı özelliklerin değişebileceği ve virüsün daha tehlikeli olabileceği yönünde tahminlerde bulunulabilir."

Noel sonrası hastalıkta artış beklentisi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), haziran ayında domuz gribi salgını ile ilgili alarm durumunu en yüksek seviye olan 6'ya yükseltmişti. En yüksek seviye, hastalığın en az iki kıtaya yayılmış olması anlamına geliyor.

Almanya'da yeni domuz gribi vakalarının sayısı ise gerilemeye başladı. Haftada 10 bin yeni vakaya rastlandığı tahmin ediliyor. Virolog Drosten, bu düşüşü, kısa bir süre öncesine kadar Almanya'da hâkim olan ılıman hava koşullarına bağlıyor:

"Noel'den sonra vaka sayısında gözle görülür yeni bir artış bekliyorum."

Normal gripten yılda 8-15 bin kişi ölüyor

Almanya'da normal gripten yılda yaklaşık 8 bin ila 15 bin arasında kişi hayatını kaybediyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlı insanlar grip nedeniyle ölüyor. Bu rakamlarla karşılaştırınca, şu ana kadar domuz gribinden ölenlerin sayısının çok az olduğunu vurgulayan Drosten, hastalığa yakalanan 180 bin hastadan yaklaşık 80'inin öldüğünü belirtti.

Alman Robert Koch Enstitüsü'nün Aşı Komisyonu üyeleri, tüm halkın aşı olması tavsiyesinde bulunuyor. Enstitü'nün başkan yardımcısı Reinhard Burger, çoğu insanın aşı olmama kararını anlayamadığını söylüyor. Pratisyen doktor Claudia Vökl ise aşı olmama eğilimini doğru buluyor:

"Çünkü gözlemlerimize göre, hastalık, aşıdan daha az tehlike içeriyor. Aşı hakkında değerlendirme yapamam. Aşıda ilk kez kullanılan bu katkı maddesi hakkında çok az bilgi mevcut. Bu nedenle tehlikesiz olduğunu kesinlikle iddia edemem. Çok fazla tereddüt var. Hiçbir çalışma yok. Dolayısıyla aşı olmayı kabul etmemek kanaatimce tamamen doğru bir karar."

Hastalarına normal grip tedavisi uyguluyor

Doktor ve diğer sağlık alanında çalışanların sadece yüzde 15'i aşı çağrısına uydu. Lisa Schmidt adlı doktor ise domuz gribi hastalarına normal gripte olduğu gibi tedavi uyguladığını ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmelerini önerdiğini belirtiyor. Schmidt, domuz gribi aşısına karşı kuşkuyla yaklaşıyor:

"Halkın aşıdan hiç de memnun olmadığı belli. Milyonlarca aşı satın alındı ve şimdi çaresizlik içinde bunların atılacağı görülüyor. Tüm bu yaşananların ardında, çok fazla para ve mali çıkar bulunduğunu düşünüyorum."

Kaynak: Deutsche Welle
 

Alemtac

#10
Peru'dan bir Doktor uyarıyor !

HALKLARIN EN GÜZEL GÜNLERİNDE SOYULMASI

Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS e yakalandı kimse prezervatif kullanmak istemiyor...

ÇIKAR SALGINI
Domuz giribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir ?



Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir cibinlik (tül sineklik) onları koruyabilir.



Gazeteler bundan bahsetmiyor!

Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki  23 cc lik bir serum onları kurtarabilir. 

Gazeteler bundan bahsetmiyor! 

Kızamık, zaturrie ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. 

Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor. !
Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında... bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu...
Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli... Dünyayı tehdit eden salgın! Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25! Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25 e karşı  500 000 !!
Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi? Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz. Uluslararası Roche ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler.
-Dün tavuklarla, bugün domuzlarla
-Evet bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.
-Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamodaki işkencelerden bahseden yok!
-Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor. ..
-Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir "horoz" varsa... domuz gribinin arkasında büyük bir domuz olmasın? Kuzey Amerikan Gilead Sciences Tamiflunun lisans sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarı ise  tanınan bir kişilik, Donald Rumsfeld,  George Bush dönemi savunma bakanı., Irak savaşının stratejisti. .. Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini oğuşturuyorlardı r. Gerçek "Pandemie" (dünyayı etkileyen büyük salgın) çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları. Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkar etmiyorum.
 
İşte burası bam teli ..Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa  dünya sağlık örgütünün başındaki  kişi bu hastalıktan o kadar tedirgin oluyorsa (Margaret Chan adında bir çinli) neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor? Roche ve Relenzanın lisanslarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini  üretmiyorlar?



Bu mesaj, aynen hayat kurtaran bir aşı gibi,  mümkün olduğu kadar çok insana iletilmeli; Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.
 
Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou 

 

Alemtac

#11
Harvard noktayı koydu: "Domuz gribi abartıldı"

Harvard Üniversitesi uzmanları, domuz gribinin mevsimsel gripten farkının bulunmadığı, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğu sonucuna vardı. Dünya genelindeki "aşılama kampanyasının da gereksiz olduğu" belirtiliyor.
     

Vatan gazetesinin haberi:

Harvard domuz gribini sildi 
 
Bilim adamları paniğin abartıldığını ortaya çıkardı.

ABD'de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, "Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık" görüşünde.

Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını zirveye taşıdı.  Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi ve İngiliz Medical Research Council tarafından yapılan araştırma domuz gribinin her yıl milyonlarca insanın yakalandığı mevsimsel gripten çok önemli farkı olmadığı, hatta virüsün öldürücü etkisinin mevsimsel gripten daha düşük olduğu belirlendi. Bu yeni verileri gören bilim dünyası, "Bu sonuçları öngörebilmiş olsaydık dünya genelinde aşılama kampanyaları düzenlenmesi gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı" yorumunu yaparken Amerikan ABC televizyonu da, "Domuz gribi abartıldı mı?" başlıklı haberiyle araştırmanın bilim adamları arasında yarattığı etkiyi inceledi.

"Elimizde veri yoktu"

ABD'de şu ana kadar 9 bin 820 can alan domuz gribi virüsünün ilk görülmeye başlandığı Nisan ayından Kasım'a kadar sürecini detaylı bir şekilde inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin en fazla mevsimsel grip kadar tehlikeli bir hastalık olduğu kanaatine vardı. Harvard uzmanlarına göre domuz gribi hemen hemen normal grip kadar can aldı, en büyük farkı ise akciğerlere çok daha derinlemesine nüfuz etmesi oldu. Araştırmanın başındaki isim olan Harvard Profesörü Marc Lipsitch, "İlk başlarda virüsün etkisinin ne şekilde olacağını tahmin etmek zordu, ama şimdi elimizdeki verilere baktığımızda bunun normal grip virüsünden çok da farklı etkilere sahip olmadığını görüyoruz" ifadesini kullandı. Lipsitch buna rağmen domuz gribinin hala "ciddi bir hastalık olduğunu" ve aynı her yıl grip aşısı olmanın tavsiye edildiği gibi domuz gribi aşısı olmayı da tavsiye ettiklerininin altını çizdi.

Bu sonuçları ABC televizyonuna değerlendiren Hunter College Profesörü Philip Alcabes, "Grip ciddi bir hastalıktır. İnsanları öldürür. Ama dünyayı saracağını iddia ettiğiniz bir grip salgınına karşı küresel bir önlem faaliyetine girişiyorsanız elinizde felaketi ve krizi gösterecek somut verileriniz olması gerekir. Çok az veriyle çok aşırı önlemler alındı. Şimdi herkes bu hastalığın abartıldığının farkına vardı" dedi.

Alcabes, "Bu araştırmanın sonuçlarını Haziran ayında görmüş olsaydık her şey farklı olabilirdi. İnsanların domuz gribine aşırı tepki verdikleri ortada olan bir gerçekti. Ama bunu kanıtlamak için bilimsel verilere ihtiyacımız vardı. Şimdi bu veri elimizde var" yorumunu yaptı.

Buna da şükredelim

Yine ABC'ye araştırmayı yorumlayan İngiliz uzman Anne Presanis, "İlk başlarda bunun ne kadar ciddi bir tehdit olduğu konusunda çok bilgimiz yoktu ve elimizde ne veri varsa ona göre hareket ettik" dedi.

Vanderbildt Üniversitesi Önleyici Tıp Bölüm Başkanı Dr. William Schaffner ise "Abartıldığını düşünmüyorum. En kötüsüne insanları hazırlamak zorunda olduğumuzu ve tahmin ettiğimizden daha kötü olmadığı ortaya çıktığı için şükretmemiz gerektiğine inanıyorum" dedi.

Uzmanlar ne dedi?

'Pardondan iyidir'

- Kanadalı mikrobiyoloji uzmanı Dr. Neil Rau: Bu yaşadığımız salgınların en hafifiydi ama en güçlüsüymüş imajı yaratıldı. Hâlâ salgının Dünya Sağlık Örgütü tarafından "orta derece" (moderate) olarak derecelendirilmesine anlam veremiyorum. Artık ortada çok hafif geçen bir salgın var.

- Güney Carolina Üniversitesi bilim adamı ve ABD'nin ünlü sağlık yazarlarından Dr. Russell Blaylock: Bilim dünyası bu sonuçları daha önceden öngörebilmiş olsaydı tüm dünya genelinde toplu aşılama faaliyetleri gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı.

- Drexel Üniversitesi profesörü Robert Field: Kamu sağlığını ilgilendiren konularda tüm güvenlik önlemlerini almak sonradan "pardon" demekten iyidir. Eğer bu kadar çok önlem alınmamış olsaydı ve büyük bir salgın patlasaydı o zaman insanlar buna karşı hazırlıksız yakalandıkları için eleştiri oklarının hedefi olacaklardı.

- Sağlık kitaplarıyla bestseller olan Dr. Joseph Mercola: Bu salgının gerçekleşmeyeceği başından beri belliydi. 2009 yılı hükümetlerin ve ilaç endüstrisinin karıştığı en büyük sağlık skandallarından birinin yaşandığı yıl olarak hatırlanacak. Tüm dünyaya korku salıp domuz gribini çok tehlikeli bir hastalıkmış olarak gösterenler ceplerini doldurdu.

RAKAMLARLA YANIT

Harvard'ın araştırmasına göre;

- H1N1 belirtileri gösteren hastaların yüzde 1.44'ü hastanede tedavi edildi.

- Yüzde 0.239'u yoğun bakıma alındı.

- Yüzde 0.048'i yani yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti.

Buna göre domuz gribinin ölümcülüğü, her yıl düzenlenen grip aşısı kampanyalarına rağmen mevsimsel grip virüsüne 36 bin kurban veren Amerika için çok daha düşük kaldı.

Fransa aşılara müşteri arıyor

Fransa Sağlık Bakanlığı vatandaşların yüzde 76'sının domuz gribi aşısı olmayı düşünmediğinin belirlenmesinin ardından elinde kalan milyonlarca doz domuz gribi aşısını satma kararını aldı. 94 milyon doz aşı satın alarak 1.25 milyar dolar ödeme yaptıklarını belirten bakanlık, doz başına 6.25 ile 10 euro arasında fiyattan isteyen ülkelere bu aşıları satabileceklerini belirtti. Fransa'dan Katar 300 bin doz, Mısır ise 2 milyon doz aşı alacağını duyurdu. Sağlık Bakanlığı hastalığın ilk evresinde iki doz aşı yapılması gerektiğini düşündüklerini ancak daha sonra tek dozun yeterli olacağının anlaşılmasının ardından ellerinde fazla aşı kaldığını belirtti.
 

Alemtac

 

Alemtac

#13
Korku filmine mutsuz son mu?
Domuz gribinde gelinen nokta da başlık kadar karmaşık. Yeni tartışma, grip korkusuna çare olması beklenen aşı. Avrupa'dan, aşılar elde kaldı haberleri gelirken, Türkiye'den yine ters(ine) bir açıklama...
 
ntvmsnbc
Güncelleme: 00:05 TSİ 05 Ocak. 2010 Salı

İSTANBUL - Geçen yılın en korkunç senaryosu: Domuz gribi. Yüzbinlerce kişinin öleceği hesabıyla dünyada verilen alarm ve el temizleme jeli ile sprey sektörünün ortaya çıkışı. Ardından da beklenen aşıların ilaç firmaları tarafından piyasaya sürülmesi.

'İlaç firmaları için yaratılmış bir korku filmi' yorumları ve bu filmin sonunu belirleyecek en etkili aktör konumundaki aşının, dünyada beklenen ilgiyi görmemesi.

Aşıyla ilgili son haberler ise, sipariş edilen dozların ülkelerin elinde kaldığı yönünde. Buna, Harvard Üniversitesi'nin domuz gribi üzerine yaptığı araştırmada hastalığın abartıldığı sonucuna vardığı haberleri de eklenince, Canlı Gaste konuyu masaya yatırdı.

Fransa, İtalya ve Hollanda'dan NTV muhabirleri son durumu aktardı; Türkiye'nin aşıyla ilgili geldiği noktayı da Pandemi Bilim Kurulu Üyesi Prof. Mehmet Ceyhan anlattı.

FRANSA / Kayhan KARACA
Nüfusu 65 milyon olan Fransa, herkese iki doz aşı yapılması hesabıyla 95 milyon doz aşı sipariş etti ancak sadece 5 milyon aşı kullanıldı. Fransa'nın, kalan aşıların satılması için bazı ülkelerle pazarlık masasına oturduğu yorumları yapılıyor.

Aslında konu geçen sonbahar aylarından itibaren konuşuluyor. Uzmanlar, aşının gereğinden fazla sipariş edilmesi nedeniyle eleştirilerde bulunurken, dün, aşıların başka ülkelere sessiz sedasız satışının yapıldığı haberleri gündeme oturdu.

Konu aynı zamanda siyasi bir boyut da kazandı. Muhalefet soruşturma komisyonu kurulmasını talep etti. Sağlık Bakanı'nın son açıklaması ise, aşının 4 değişik ilaç firmasından ısmarlandığı ve son olarak 54 milyon doz aşının alımının iptal edildiği yönünde oldu. Bakan, 350 milyon Euro'luk masraftan kurtulduklarını söylerken, aşıların toplam maliyetinin 1 milyar Euro olduğu tahmin ediliyor.

Fransa'da herkese iki doz aşı yapılması planlanırken, 5 milyon dozda kalınmasının bir nedeni olarak da, Dünya Sağlık Örgütü'nün 'tek doz aşı yeterli' açıklaması gösteriliyor.

Sağlık bakanlığının aşıları pazarlamanın yollarını aradığı ve bazı ülkelerle masaya oturduğu belirtilirken Katar, Mısır, Ukrayna, Meksika ve Romanya bu ülkeler arasında gösteriliyor. Şu ana kadar Katar'la 300 bin doz, Mısır'la da 2 milyon doz aşının satışı konusunda anlaşıldığı, Ukrayna'yla da pazarlıklar sürdüğü kaydediliyor.

Fransız uzmanlar, yaz aylarında sağlık bakanlığını çok fazla aşı satın alındığı konusunda uyarmış, aşıların elinde kalacağı öngörüsünde bulunmuştu.

HOLLANDA / Orhan Alpdündar
Ülkede, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren domuz gribiyle ilgili olağanüstü durum resmen kaldırıldı. Sağlık bakanlığı tarafından yapılan açıkalamarla, elde kalacak aşıların satılmak istendiği de doğrulandı.

Bu aşıların miktarı konusunda ise, '19 milyon değil 1 milyon' açıklaması geldi. Ülkede, çocuklar ve sağlık sorunu yaşayanlar başta olmak üzere 5 milyon kişinin aşı olduğu ifade ediliyor. Risk grubundakilerin yüzde 80'i de aşı olmuş durumda.

İTALYA / Lütfullah GÖKTAŞ
İtalya'da aşıların başka ülkelere satılması şu an için söz konusu değil ama bunun olacağı yorumları yapılıyor.

Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerin, domuz gribi de denilen A/H1N1 virüsüyle mücadele amacıyla aldığı aşıları elden çıkarma derdine düşmesi, İtalya'yı da telaşlandırdı.

184 milyon Euro karşılığında alınan 24 milyon doz aşıdan henüz 850 bininin kullanıldığını açıklayan İtalya Sağlık Bakanlığı, aşıların ellerinde kalması gibi bir sorun olmayacağını savunurken, muhalefet, bakanlık hakkında soruşturma açılmasını istedi.

Hristiyan Demokratlar ve Merkez Demokratlar Birliği milletvekili Luca Volonte, Sağlık Bakanı Ferruccio Fazio'nun domuz gribi aşısının satın alımı ve kullanımı konusunda şeffaf davranmadığını ileri sürerek, ''Parlamento derhal bir soruşturma komisyonu oluşturmalıdır. Kamu malı göz göre göre israf edilmiştir, konunun soruşturulması kaçınılmazlaşmıştır'' dedi.

Koalisyon ortağı Özgürlükçü Halk Partisi senatörü ve parlamentodaki sağlık komisyonu üyesi Domenico Gramazio ise ''Hükümet olarak çok akıllıca bir politika izledik. Aldığımız aşı 24 milyon dozdur. Bu da aşılanabilir nüfusun yüzde 40'ına tekabül etmektedir'' diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sağlık Fabrizio Oleari de yaptığı açıklamada, aşı kampanyasının hala devam ettiğini, en az gelecek ayın sonuna kadar süreceğini belirterek, aşıları elden çıkarma ihtimalini bilahare değerlendireceklerini ifade etti.

Oleari, aşıların 2 milyon 400 binini gelişmekte olan ülkelerde kullanmak üzere Dünya Sağlık Örgütü'ne bağışlayacaklarını, bunun da önceden yapılmış bir plan olduğunu kaydetti.


DEVAMI: TÜRKİYE'DE DURUM NE?
 

Alemtac

#14
Avrupa'da bunlar olurken, 'Türkiye'de durum ne?' sorusuna, Pandemi Bilim Kurulu Üyesi Prof. Mehmet Ceyhan yine Canlı Gaste'de yanıt verdi. Ceyhan, Avrupa'dan gelen haberleri yalanladı:

Haberler yanlış ve çelişkilerle dolu. Öncelikle, Harvard Üniversitesi'yle ilgili bilgi yanlış. Hastalığın abartıldığı açıklaması üniversiteye ait değil. Bir makaleden alınan bir bölüm. 10 yazarın yer aldığı makalede bir yazardan alınan bölüm ve o da doğru yansıtılmıyor. Harvard Öğretim Üyesi olan o kişi de, 'hastalığı ciddiye alıp aşılanmak gerekir' diyor...

Aşı tartışmalarına gelirsek; bir salgın durumunda başlangıçta karar vermelisiniz. Hastalığın nasıl seyredeceğini binmiyorsunuz. Geriye dönüp, 'az öldürüyormuş aşı almayalım' deme şansınız yok. Tedbirinizi almalısınız. Ve ortada hala risk var. ABD'li yetkililerden de, daha fazla ölümden korkulduğu için 'aşılanın' açıklamaları geliyor.

Ayrıca, haberlerde 'DSÖ tek doz aşı yeterli dediği için aşılar elde kaldı' deniyor. Bu, 3 farklı dozdan bir tanesi için geçerli. O da Türkiye'de yok. Elde kalma konusu bütün aşılarla igili değil.

"BAKANLIĞIN SATTIĞINI DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ?"
'Fransa satmak istiyor' bilgisine gelince. Bu mantıken de mümkün değil. Aşıyı bir firma üretiyor ve satıyor. Biz de herkes gibi belli miktarlarda ısmarlıyoruz. Türkiye'de sağlık bakanlığının satın aldığı aşıyı pazarladığını düşünebiliyor musunuz? Bu mümkün değil. Fransa'da bizim yaptığımız gibi 'ne kadar ihtiyaç var' tespiti yaparak siparişleri iptal ediyor.

Türkiye için aşıların iptali konusu bilimsel bir mesele değil. O yüzden kurulun tartıştığı konu da değil. Türkiye'de bakanlık bürokratları firmalarla görüşüyor. İndirimler yapılıyor ama ben bunun miktarı konusunda bilgi sahibi değilim. Türkiye için 43 milyon doz hesabı yapıldı. Sonraki değerlendirmelerle ne duruma gelindi bilmiyorum. Ayrıca aşılardan zarar edilmesi söz konusu değil. Bahsedilen firmalar başka aşıların da ütreticisi konumundalar ve alım buralara kaydırılabilir.

İlginç bir nokta, yüzde 80'in üzerinde aşılama yapılan Hollanda'da ölüm oranının oldukça az olması. Bizim yüzde 7'lerde kalmamız ve ölüm oranımız düşündürücüdür.

"DEPREM SİGORTASI GİBİ"
Bu iş deprem sigortası gibidir. Olacağının garantisi yok ama evinizi sigorta ettirirsiniz. 'Deprem olmadı neden parayı boşa verdim' demezsiniz. Hastalığın da nasıl seyredeceğini bilmiyoruz. İnşallah biter ve sarf ettiğmiz parayla kalırız.

Ayrıca, aşıların hepsinde kulanım süresinin bitimine yakın yenileme anlaşmaları var. Başbakan'ın o açıklamasından çok, yeni bir aşıdan bahsediyor olmamız, hastalık ve aşı hakkındaki bilgilerin yeterli olmaması oranın düşük kalmasında esas etkili nedenlerdir diye düşünüyorum.

Öte yandan, bu bir kampanya değildi. Ben böyle olmaması gerektiğini de düşünüyorum. Halkımızda, 'devlet ve bilim adamları anlaşşsın, ol veya olmayın densin' gibi bir istek var. Bu böyle olmuyor. Her zaman aynı noktada birleşmek mümkün değil.

Biz bir şeyler anlatıyoruz, başka bilim adamları da bir şey anlatıyor. İnsanlar, kendilerinin ve çocuklarının sağlığıyla ilgili sorumluluk alıp karar vermeleri gerekli.