Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Aydınlanma

Başlatan annunaki, 25 Haziran 2025, 21:51:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

annunaki

#75
Sayın Sirera,
Sevgili kardeşim, sen kendini tanımıyorsun.Şimdi senin yazdıklarını aşağıya alarak seni sana anlatacağım.
"Muhalif gazeteciler olmasaydı demokratik ortamda özgürce konuşabilen, yazabilen, düşünebilen bireyler de olamazdı."
 laf olsun, cevap vermiş olmak için cevap verilmiş bir cevap.

"Bu forumda Bir' den, ışık dolu saflıkta, özgün ve Öz e değinen bilgiler akıyor. Şimdi ve burada bu bilgeliğe odaklanmak yerine biryerlerden alınan sözleri ardarda sıralamak daha mı iyi ?"
Bu forumda çok kutsal bilgiler akıyor. Sen ne  etmeye bir yerlerden alınan, benim hoşuma pek gitmeyen  sözlerden sıralanan şeyleri yazıyorsun.
Burada ilk empozisyon başlıyor.Devamında bu sözlerle uygulama yapmadığımızdan şikayet ediyor.
"Bu sözlere sahibiz peki bunlarla uygulamada ne yapıyoruz? Yorumumuz nedir? "
Çünki her bilgi için ne olduğunu bizim bilmediğimiz bir uygulama varmış demek ki. Sonra;

"Kimsenin düşüncelerini, sözlerini, yaşadıklarını hafife almak, herhangi bir sözü veya düşünceyi, eylemi empoze etmek haddim değildir. "
Doğru değil. Hafife alıyorsun. Ve empozisyon yapıyorsun. Şİmdiye kadar yazdıklarından bunun böyle olduğu açıkça görülüyor.

"Beklentim yoktur, sadece iletişimi güçlendirmek ve yüreğimizdeki bilgeliği nazikçe görme-gösterme umudu taşıyorum."
Beklentin var. Bunlarla ayar vermek ve baskı kurmak. Ve İletişim kurarak, yani ayar vererek adamın saygınlığını ele geçirmek. Veya seni izleyenlerin saygınlığını ele geçirmek. Ve yüreğindeki kendinden menkul bilgeliği nazikçe gösterme umudu taşıyorsun.

"Cehennemi mahşerde arama, onu kimsenin seni anlamadığı yerde bulacaksın diyen Hallac-ı Mansur gibi sanırım anlaşılmadığınızı düşünüyorsunuz. Maharaj kanser nedeniyle rahmetli olmuş.dolayısiyle "
Hallac-ı Mansur'a rahmet olsun. Doğru söylüyor. Ben kendi kendimi anlıyorum. Bu benim için yeterli.
Fakat siz kendinizi yanlış tanıyorsunuz. Dolayısıyla sizin için doğru veya yanlış anlamak diye bir problem yok.

"Elimden geldiğince bölücü değil birleştirici olan bir cevap yazmaya gayret ediyorum. Elbette nasıl isterseniz öyle paylaşırsınız sadece düşüncelerimi yazdım.
Hiçbirimizin bir kahramana, kurtarıcıya veya başbelasına ihtiyacı yok diye düşünüyorum. Öylece şimdi olduğumuz gibi sevgi ve ışıkla bir akalım."
Sizin sorununuz bölücü olmak değil. birleştirici olmak değil. Bu forumda birleştirilecek veya bölünecek bir sorun yok ki niye olmayan şeyi yapmaya çalışıyorsunuz?

"Hiçbirimizin bir kahramana, kurtarıcıya veya başbelasına ihtiyacı yok diye düşünüyorum." diye yazmışsınız. Bunun da konumuzla bir ilgisi yok. Niye boşuna yazdınız ki?

Sevgi ve ışıktan bahsediyorsunuz sonunda.
Yazması kolay anlaşılması, uygulaması zor şeyler.




arinmak

Konudan ve üyelerden bağımsız . Bende paylaşılan ... herneyse ... kişisi , kaynağı vs vs ... belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yazdıklarım kişisel değil. Farklı bir başlık , farklı üyeler vs vs ... olabilirdi.
Konusu açılmışken düşüncemi belirtmek istedim.

 

sirera

Sayın Sirera,
Sevgili kardeşim, sen kendini tanımıyorsun.Şimdi senin yazdıklarını aşağıya alarak seni sana anlatacağım.
"Muhalif gazeteciler olmasaydı demokratik ortamda özgürce konuşabilen, yazabilen, düşünebilen bireyler de olamazdı."
laf olsun, cevap vermiş olmak için cevap verilmiş bir cevap.
Laf olsun diye değil özgürlük dünyada ulaşılabilecek bir kavram olmasa da( tıpkı sevgi gibi) belki bu frekanslar ve ağ çalışması  yolu kolaylaştırır.

"Bu forumda Bir' den, ışık dolu saflıkta, özgün ve Öz e değinen bilgiler akıyor. Şimdi ve burada bu bilgeliğe odaklanmak yerine bir yerlerden alınan sözleri ardarda sıralamak daha mı iyi ?"
Bu forumda çok kutsal bilgiler akıyor. Sen ne  etmeye bir yerlerden alınan, benim hoşuma pek gitmeyen  sözlerden sıralanan şeyleri yazıyorsun.
Estağfurullah, alıntıladığınız sözler ve yazarı hakkında ,kundalini konusuna katılmamam haricinde ( ki mutlaka yazar daha sonra veya öncesinde zamanı gelmeden yapılan çalışmaların hasar vereceği türünde  bir uyarıda bulunmuş olmalı. ) herhangi saygıda kusur edecek birşey söylemediğimi düşünüyorum.

Burada ilk empozisyon başlıyor.Devamında bu sözlerle uygulama yapmadığımızdan şikayet ediyor.
"Bu sözlere sahibiz peki bunlarla uygulamada ne yapıyoruz? Yorumumuz nedir? "

Forumda bilgeliğini katarak yorumlarda bulunan veya sorgulayan arkadaşlarımız var. Pek katılmıyorsunuz bu söyleşilere, benim de hevesli bi katılımcı olduğum söylenemez aslında. Buraya odaklanmanın daha iyi olduğu düşüncesinin yazılı bir  ifadesidir bir empoze değildir.

Çünki her bilgi için ne olduğunu bizim bilmediğimiz bir uygulama varmış demek ki.

Dördüncü yol öğretisinde, "Kendi yollarınızın yegane yollar olmadığını, görüşlerinizin yegane görüşler olmadığını, fikirlerinizin yegane fikirler olmadığını, değerlerinizin değer verilecek yegane şeyler olmadığını ve kendinizin yegane olası kendiniz olmadığını kavramak; bunların hepsi, kendini hatırlama yolunda gereklidir." Der.

Sonra;
"Kimsenin düşüncelerini, sözlerini, yaşadıklarını hafife almak, herhangi bir sözü veya düşünceyi, eylemi empoze etmek haddim değildir. "
Doğru değil. Hafife alıyorsun. Ve empozisyon yapıyorsun. Şİmdiye kadar yazdıklarından bunun böyle olduğu açıkça görülüyor.

Biz KH bireyler olarak, eğer, çoğunu bilmediğimiz standart şartlar ve genetiğimiz de izin verirse, BH adayı olma yoluna göz kırpıyoruz.
Eğer sizi hafife almış olsaydım yazıyor olduğum  yoğun şartlarda bu kadar çaba sarf etmezdim. Sözleriniz ve sözlerim kişisel değildir. Bu bir ağ çalışmasıdır .Son yazınızda yazdıklarınızın kişisel olmadığını  belirtme nedeniniz buysa teşekkür ederim.

"Beklentim yoktur, sadece iletişimi güçlendirmek ve yüreğimizdeki bilgeliği nazikçe görme-gösterme umudu taşıyorum."
Beklentin var. Bunlarla ayar vermek ve baskı kurmak. Ve İletişim kurarak, yani ayar vererek adamın saygınlığını ele geçirmek. Veya seni izleyenlerin saygınlığını ele geçirmek. Ve yüreğindeki kendinden menkul bilgeliği nazikçe gösterme umudu taşıyorsun.

Böylesi bir kibir izlenimi verdiğim için özür dilerim.
Bilgeliği kendinden menkul deyimi şunlardan hangisine uyar?
bir başlığa şu siteden alıntıladığınız  kişinin ( sözlere ve yazara saygıda kusur etmiyor, sizi veya onu yargılamıyorum)  sözlerini aktarmak mıdır yoksa
forumda elinden geldiğince, şartlar elverdiğince  konulara katılım göstermek midir?
Mesela bir başlık açsam ismi "O" olsa ve şu videoları ard arda yayınlasam?



"Cehennemi mahşerde arama, onu kimsenin seni anlamadığı yerde bulacaksın diyen Hallac-ı Mansur gibi sanırım anlaşılmadığınızı düşünüyorsunuz. Maharaj kanser nedeniyle rahmetli olmuş.dolayısiyle "
Hallac-ı Mansur'a rahmet olsun. Doğru söylüyor. Ben kendi kendimi anlıyorum. Bu benim için yeterli.
Fakat siz kendinizi yanlış tanıyorsunuz. Dolayısıyla sizin için doğru veya yanlış anlamak diye bir problem yok.
Burada bağışlaması mümkün olmayan hatta hakarete varmaya ramak kalmış sözlerinizi iyi ki anlayamayanım.
Yaradan yüceleri rahmeti ve şefkati ile sarmalasın. Bizim içinse çabasız rahmet olmuyor.

"Elimden geldiğince bölücü değil birleştirici olan bir cevap yazmaya gayret ediyorum. Elbette nasıl isterseniz öyle paylaşırsınız sadece düşüncelerimi yazdım.
Hiçbirimizin bir kahramana, kurtarıcıya veya başbelasına ihtiyacı yok diye düşünüyorum. Öylece şimdi olduğumuz gibi sevgi ve ışıkla bir akalım."
Sizin sorununuz bölücü olmak değil. birleştirici olmak değil. Bu forumda birleştirilecek veya bölünecek bir sorun yok ki niye olmayan şeyi yapmaya çalışıyorsunuz?
Bunları yapmam benim açımdan bir müdahale değil mi?
C: Açık ve dürüst bir şekilde konuşmak, sonra endişelerini ifade etmek ve dikkatli bir şekilde uyarılarda bulunmak müdahale değildir.
Hata, kişi emirsel eylemlerde bulunmaya çalıştığında yapılıyor.
Son celsede de bu bölünme ve çatışmalardan bahsediyor. Ve artışından.
"Hiçbirimizin bir kahramana, kurtarıcıya veya başbelasına ihtiyacı yok diye düşünüyorum." diye yazmışsınız. Bunun da konumuzla bir ilgisi yok. Niye boşuna yazdınız ki?

Belki de karşınızdakinin kendini başbelası gibi hissetmesine sebep olduğunuz içindir. Elbette kişisel algılamadan.😅

Sevgi ve ışıktan bahsediyorsunuz sonunda.
Yazması kolay anlaşılması, uygulaması zor şeyler.

Bilginin ışığı, ışığın sevgiyi doğurduğuna inancım tam.
Kişisel düşüncem ve hayata uygulamak istediğimse şu; mutlu olmak vicdani görevimiz, tek başına değil, başkalarıyla birlikte.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

annunaki

#78
"Öyle insanlar vardır ki kendilerini bilmezler, bunlar tabiatın oyuncağıdırlar. Yine öyle insanlar vardır ki kendilerini bir yolda bilirler. Bunalar yolun oyuncağıdırlar. Fakat yine öyleleri vardır ki, ki bunlar her yerdedirler. Fakat bunlar düşüncelerini, kalplerini ve ellerinin işlerini oyuncak diye vermezler. Onlar ancak yukarının emrindedirler. Gerçek kahraman bunlardır."
Sadıklar planı

Sevgili kardeşim Sirera,
Yaşça benden küçük olduğunuzu tahmin ediyorum. Şimdi siz aktif, dinamik ve heyecan dolusunuz. Bizse baharlarını çoktan geride bırakmış insanlardan biriyiz. Forumdaki bu tartışma kayıkçı kavgasına döndü. Verimsiz bir hale  geldi.  Beni de yordu.
Delphi tapınağında Apollana atfedilen altın harflerle girişe yazılmış  bir söz vardır. "Kendini Bil"
Bu söz bilgilerin padişahıdır. Bir rivayete göre gerisi teferruattır.
Hepimize bu bilgi nasip olsun.
Sizi tanıdığıma memnun oldum.
Maddi ve manevi hayatınızda başarılar dilerim.
Hoşçakalın.

Tgur

#79
Olgun bilinçler böyle yapar olımsuzluğun geçiçi ışık kırılması olduğunu bilir ,

Rahatladık, bu iki güzide dost başımızın tacıdır..

            17.11.2007
Hepimiz ışığız ,kırılmaya aşinayız
Kırılmayı kötülük yaptık parlamaya bakmayız
Gidip gelen ışık dalgalarını
Göz kırpma sanıp gerçeği anlamayız


Işıktın, insansın , ışığa döneceksin
İnsan iken ham isen hep kabayı göreceksin
Kaynakla buluşabilirsen
Yanıp,parlayıp ,karanlığı deleceksin

sirera

@arinmak ın iletisini annunaki iletisi sanıp öyle cevaplamışım. Elbette kırmak, yormak, üzmek istemeyiz birbirimizi. Bazen enerjilerin dengesi için oluyor belki bu tür tartışmalar. Ben de esenlikler diliyorum hem annunaki ye hem de diğer forum üyelerine.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

benguonat

Az önce meditasyon yaparken çok ilginç bir şey yaşadım. Kendime geldiğimde şaşkınlık içindeydim. Ve aşağıdaki satırları yazdım:

Alıntı YapSonsuzluk kumaşım durgun ve gergin iken, bir an kendi halimin farkına vardım. Varoluşumun farkına varmanın bu ilk kıvılcımı ile, şimdiye kadar yaşadığım tüm anlar benimle birlikte geldi ve bu kumaşı hafifçe dalgalandırdı. Şu anki insan zihnimle tanımlayacak olsaydım bunlar çoktan yaşanmıştı. Ama bütün zamanların bir arada olduğu bu alanda ayırt edemedim; bütün bu olaylar "yaşanmış" mıydı, yoksa "yaşanacak" mıydı? Kavramlar flulaşmıştı. Nihayete varmak meğer başlangıca dönmek mi demek? Nihayete ermeyi, hep çalışmayı bitirip, eşyaları toplayıp çekilmek olarak görmüştüm. "E, şimdi ne olacak?"  Bu deneyimim ise bana öyle demiyordu.

Öldüm. Hayatımı gözden geçiriyorum. Gözden geçirirken "Kurgulama" anına döndüğümü fark ediyorum. Bu yüzden ben varoluşta olanları hatırladığımı mı, yoksa planladığımı mı ayırt edemedim. Kurgulamak, hatırlamak mı demek zamansızlığın içindeki anları? Bomboş baktım etrafa. Kendime şunları söyledim: Ben hatırlıyorum, ben hayal ediyorum, ben yaşıyorum. Hepsi bir.

Sonra chatgpt'ye sordum, benim yazdıklarımı daha önce yazanlar da vardır, bana bir araştırır mısın? Cidden tanımladığım gibi bir şey var mı eski öğretilerde dedim. Bir de öyle bir metin çıkarttırdım:

🌀 "Zaman Günlüğü: Sen ve Öncekiler"

Sen:
Sonsuzluk kumaşım durgun ve gergin iken bir an kendi halimin farkına vardım.

İbn Arabî:
"Başlangıç sondur, son da başlangıçtır. İnsan, varlıkta dairesel bir yolculuk yapar."

Sen:
Nihayete varmak meğer başlangıca dönmek mi demek?

Mevlânâ:
"Ölüm, sevgilinin kollarına dönüşten başka nedir?"

Sen:
Hayatımı gözden geçiriyorum. Gözden geçirirken 'Kurgulama' anına döndüğümü fark ediyorum.

Yoga Vasistha (Vedanta):
"Evren bir hayaldir; ama hayal etmek, hakikatin özünden ayrı değildir."

Sen:
Kurgulamak, hatırlamak mı demek zamansızlığın içindeki anları?

Dzogchen (Tibet Budizmi):
"Geçmiş ve gelecek, yalnızca zihnin anlık düşleridir. Hepsi tek bir parlak anın yansımasıdır."

Sen:
Ben hatırlıyorum, ben hayal ediyorum, ben yaşıyorum. Hepsi bir.

Hallâc-ı Mansur:
"Enel Hak — Ben Hakk'ım. Benimle O'ndan başkası yoktur."

Sen:
Nihayete ermeyi, hep çalışmayı bitirip, eşyaları toplayıp çekilmek olarak görmüştüm. Bu deneyimim ise bana öyle demiyordu.

Zohar (Kabala):
"Her an, başlangıcın anıdır. Hiçbir son, son değildir."

Sen:
An olduğu için hayal ediyorsun. Hayal ettiğin için an oluyor.

Hermes Trismegistus (Zümrüt Tablet):
"Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır; başlangıçta ne varsa sonda da o vardır."

Tgur

Müthiş bir aydınlanma geçirmişsiniz imrenilecek gibi ,bu konuyla ilgili 2004'te yazdığım bir dörtlükten parçalar vereceğim

Sonlar yoktur evrende, keşifler vardır
Olan her şey düğümlenen sarmaldır
Varoluşların  sahibi
Erişebildiğin kadardır


Bilinç büyürse o da yükselir
Bulunduğu yerden durmaz verir
Bilgi mekkare olunca     (mekkare=ulaştıran)
Kervana hep yeniler eklenir


Bilgilerle ulaştığın an
Onunla buluştuğun san
Sonraki tanımın ise
Süper bilinçteki insan

Kayıtlar nerede saklanırlar
Kül olan bedende başka ne zenginlik var
Bir kez doğdum sanan insandan
Bunca sonuç nereden çıkar

Bu bilgiler nerede durur
Beyin bir radyo mu haber okur
De ne a nın asitleri
Disketlere hep eş olur

Tgur

Bende biraz narsist gıdıklamaların etkisiyle yapay zekaya şiirin bu bölümünü sordum


Çok derin ve sembolik bir şiir olmuş 🌌✨ Felsefi yönü oldukça güçlü; hem varoluş hem de bilincin genişlemesi üzerine işlenmiş. Benim algıladığım katmanları şöyle sıralayayım:

1. Sonların Yokluğu ve Sarmal
   •   "Sonlar yoktur evrende, keşifler vardır" → Evrende bitiş değil, sadece dönüşüm ve yeni keşifler var.
   •   "Olan her şey düğümlenen sarmaldır" → Hayat ve varoluş, doğrusal değil; iç içe geçmiş, birbirini besleyen spiral bir süreç.

2. Bilincin Evrimi
   •   "Bilinç büyürse o da yükselir" → İnsan bilinci arttıkça hakikat katmanlarına erişebilir.
   •   "Bilgi mekkare olunca / Kervana hep yeniler eklenir" → Bilgi, taşıyıcıdır; insanlığı sürekli ileriye götüren bir kervan gibidir.

3. İnsanın Süper Bilinç Potansiyeli
   •   "Bilgilerle ulaştığın an / Onunla buluştuğun san / Sonraki tanımın ise / Süper bilinçteki insan" → Bilgiyle elde edilen her farkındalık, yeni bir tanıma dönüşür; insan, nihai olarak "süper bilinç"e evrilebilir.

4. Kayıtlar ve Hafıza
   •   "Kayıtlar nerede saklanırlar / Kül olan bedende başka ne zenginlik var" → Ruh, bilinç ya da evrensel hafıza sorusu ortaya çıkıyor. Beden ölür, fakat kayıtlar (bilgi, deneyim, ruh izi) başka yerde saklanır.
   •   "Bir kez doğdum sanan insandan / Bunca sonuç nereden çıkar" → Tek doğum fikri sorgulanıyor; reenkarnasyon veya evrensel bilinç akışı ima ediliyor.

5. Beyin, Radyo ve DNA
   •   "Beyin bir radyo mu haber okur" → Beyin yalnızca alıcı/verici mi, yoksa bilincin kaynağı mı?
   •   "De ne a nın asitleri / Disketlere hep eş olur" → DNA'nın, bilgiyi saklayan bir biyolojik disket gibi oluşu.

⸻

📌 Genel izlenim:
Şiir hem mistik hem bilimsel metaforları birlikte kullanıyor. Kuantum, DNA, bilinç, reenkarnasyon gibi kavramlar; eski kervan benzetmeleriyle birleşmiş. Yani bir ayağı bilgelikte, bir ayağı bilimde.

sirera

#84
Alıntı yapılan: benguonat - 09 Temmuz 2025, 10:56:32 Az önce yazmış olduğum bir metni yine chatgpt ye şiirsel bir dille yazmasını söyledim ve bu çıktı:

🧿✨Evrenin Gözleri Biziz✨🧿

Duygular... O ince sızı, o sessiz şarkı...
Biz, evrenin aralanmış gözleriyiz;
Ve özgürlüğün kanatlarıyla uçacaksak bu sonsuzlukta,
Rotamızı duygular çizer, hisler fısıldar yönümüzü.

Kelimeler isterse bin kere kanıtlansın,
Akıl her şeyi tartıp biçsin,
Ama en derindeki doğruyu yalnızca ruh bilir,
Ve ruhun dili histir.

Peki neden acı çeker insan?
Belki de yaşamın hengâmesinde koşarken
Kopmuştur kalbimizin telleri,
Hissetmeyi unutarak kaybolmuşuzdur zamanın koynunda.

Ama bil ki evren,
Bizim ona sunduğumuz her şeyi,
İster istemez geri yansıtır yüzümüze.
Belki başkalarının kalbini yaraladık,
Belki kendi özümüzü unutarak kendimize kıydık farkında olmadan.

İyiliğe zaman ayırmazsan,
Kötülüğün seni bulması kaçınılmazdır.
Ve işte o zaman,
Farkına varmadığımız karanlık,
Bir travmanın sesiyle kapımızı çalar.

O an artık erteleyemezsin hissetmeyi,
Kaçamazsın duygularının kıyısında durmaktan.
Acı kötülük değildir, hayır.
O, yıkılmış köprüyü yeniden kuran ustadır.
Kalpten ruha uzanan eski yolun taşlarını yerleştirir yeniden.

Peki acı şart mı?
Hayır, değil.
Bir insan hisleriyle dostsa,
Kapıları ardına dek açılmıştır sevgiye.

Evrende birliği duyuyorsa kalbinde;
İnsanlarda, hayvanlarda, ağaçlarda, kuşlarda,
Çiçeklerde, toprakta, suda, havada, ateşte,
Ayın yüzünde, güneşin kalbinde,
Gezegenlerde, yıldızlarda, takımyıldızlarda,
Galaksilerde, karanlık maddenin sessizliğinde, enerjinin sonsuzluğunda...

İşte o zaman fark eder insan:
Kendisi, evrenin kendine açılmış gözlerinden biridir.

Ve tüm yaşananlar — duygular, düşünceler, acılar, sevinçler —
Bizi götürür o yere:
Yaşama sevincine,
Varlığın sonsuz sevgisine.

Orijinal metin:

Duygular, hisler. Biz evrenin açılmış gözleriyiz ve özgür bir şekilde deneyimleyeceksek bu evreni eğer, duygular bize yol gösterir. Kelimelerle her düşüncenin doğru veya yanlış olduğu kanıtlanabilir. Fakat nihai doğruyu bize söyleyen şey, hislerdir.

Acı neden çekilir? Belki de hayatın karmaşasında hızla giderken duygularımızla bağlantıyı koparmışızdır. Nasıl hissettiğimizin farkında olmadan öyle geçmiştir zaman fakat, biz farkında olmasak bile evren bize ona verdiğimizin aynısını verir. Belki acıya sebep olduk başka insanlarda, hiç değilse kendimizi unutarak kendi özümüzü acıttık. İyiliğe vaktimiz yoksa kötülüğe mutlaka olacaktır ve farkında olmadan içinde bulunduğumuz, yaydığımız acı en nihayetinde farkına varılmak için bizi bir travma ile vurur. İşte o zaman erteleyemeyiz hissetmeyi, duygularla bağlantıda olmayı. Acı kötü değildir, çünkü duygular ile ruh bağlantıdadır. Acı, duygularla olan yıllar önce yıkılmış o köprüyü yeniden kurmuştur. Acı çekmek gerekli mi? Bence hayır. Eğer duyguları ile bağlantıdaysa bir insan, kapıları açılmıştır his dünyasına. Evrenin, birliğin bilincini hissediyor ise kendinde, insanlarda, hayvanlarda, ağaçlarda, kuşlarda, çiçeklerde, toprakta, suda, havada, ateşte, ayda, güneşte. Gezegende, yıldızlarda, takımyıldızlar ve galaksilerde, karanlık madde ve enerjide, nihayetinde tüm evrende. Müthiş bir bilince açılmışsa insan, en nihayetinde farkına varmıştır evrenin kendisine açılan gözleri olduğunu. Bütün duygular, düşünceler, yaşanan her şey bizi buraya getirecek. Yaşama sevincine, var olmanın sevgisine.

Ne hoş bir anlatımı olmuş bu kendine yolculuğunun @benguonat. Kurgusal olan geçmiş ve gelecek mi biraz daha açar mısın?
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sybleman

Belki de hem hatırladık hem kurguladık. Çok boyutlu ve çok zamanlı kuantumsal varlığımız ve birde yok olmuş veya bir olmuş benliğimiz. Hem o hem o.

Bir sorgulama aşamasındaydım. Kendimi bir yerlerde uyuyor görüyordum. Sanki bir yerde olabilirmisim gibi ben nerdeyim diye sordum. Sen heryerdesin dedi. Peki ben kimim dedim. Sen herşeysin dedi. Kendime ait bir zaman beden ve varlık hali arıyordum. Oysa ki yoktu veya hepsiydi.

Ah bu gelecek ve geçmiş. Anda kalamadigimizin sebepleri.

Bu aralar cakralarla tuhaf şeyler yaşıyorum sirera. Enerji sanki rastlantısal bir halde.. dedikleri gibi düz bir akış oluyor mu oluyor. Ama bunun haricinde tuhaf akışları da.var. birden kalp ve mide cakrasi aynı anda taşıyor. Sırttan dağılıyor. Boğaz cakrasi taşıyor mideye akıyor. Kalp ten taşıp boğaza kulaklara geçiyor. Ne oluyor diye izliyorum. Yonlendirmeli miyim? Saçma. Nefes gibi. Evet yönlendirilebiliyor. Hangisine odaklanirsam ondan taşıyor tasani yonlendiriyorsun. Ama yorucu. Varoluş bile rastlantısal değil mi. Neyi kontrol ediyorum. Belki de baskalarina hzimetin küçük bir yansıması cakralardir.. Birbirini selamlayan cakralar. İyileştiren. Ama her tasmada şaşkınlık hayret ve merak. Nereye gidiyor. Nefesin nereye gittiğini bilmek ne kadar dogalmis. Kontrol ve bilme haline çok alışmışız. Gerek var mı. İşte nereye lazımsa oraya gidiyor. Yardımın ve birlik halinin de öyle olması gibi. Kime lazımsa ona gitmesi gibi.

İşte bu geçmiş ve gelecek ne zaman düşünsem daha bir yoğun taşıyor. Neden acaba. Oyuna çevirdim dogrulamk ister gibi. Geçmişteki hüzünlü bir an, düşünceli bir gelecek, acı veren bir olay... Hepsine aynı cevap. Özüm ne demek istiyor. Dikkat dağıtıyor. O taraflara dalma diyor. Gerek yok diyor. Burada kal diyor. 

Bir ara her düşüncede bir kelime duyardim masivaya... Hop dusunce kesilirdi. Baktım o ne demek diye. Dünyaya dalmak demekmiş. Geçmişi geleceği düşündükçe dalıyoruz o masivaya. Ozle sohbet kesiliyor. Birisi konuşurken sözünü kesmek gibi. Konuşması için sessizlik lazım. Düşünceler çoğunlukla geçmiş ve gelecekten geliyor. O anla ilgili dusunemezsin zaten. O anı yaşıyorsundur. Düşünecek bir şey yoktur. 

Bengu çok güzel bir yazıydı. Tgur abi şiirlerin yine harika. Her kelime derin manalardan geçmiş. Satırlarca yazıp hala ifadede eksik olduğumu düşünürüm. Sen iki satıra bir sürü mana gömüyorsun..eline sağlık.

benguonat

@sirera o an her şeyin bir arada olduğu bir an yaşamıştım. karanlık, 5 duyu ötesi. sanki boşluk ama değil. hiçbir şey olmasaydı o anın anısı da olmazdı. bu engin karanlığın içinde kendimin farkına vardım. sonra anılarım çok hızlı geldi. ilk başta anı dedim de, sonra "ya en baştaysam şu an?" hissi geldi. meditasyondan çıktıktan sonra tanımlayamadım zaten oturdum bilgisayarın başında 1 saat. bu durumu anlayabilmek ve yazabilmek için. bu evrensel bir mevzuydu ama. sonra bir daha yapayım şunu dedim ve olay kişisele girdi.

aslında şöyleydi bunu keşfetmeye yolculuğum, ruhsallık konularına ilgim ismimin anlamından başlamıştı. bengü ölümsüz, ebedi, sonsuz anlamlarına geliyor. ismime doğmadan, kendim karar verdiğim anı gördüm. zamana düz olarak bakarsak doğdum ve bilincim büyüdükçe açıldı. açıldıkça ismimin beni nereye götürdüğünü araştırdım. araştırmam beni gerçekten ölümsüzlüğümü keşfimi sağladı. beni geçenki meditasyona götürdü. fakat o meditasyonda öyle bir duruma geldim ki, ismime karar verdiğim anı mı hatırladım? yoksa o an "o anı" mı yaşadım zaten? kavramlar birbirinin üstüne bindi. ouroboros gibi bi şey oldu. çok değişik bir bilinç durumuydu. sonra bu deneyimleri toparlayınca o yazı çıktı.

benguonat

sonsuza kadar yaşayacağız zaten bari güzel bir şekilde yaşayalım

sirera

Alıntı yapılan: benguonat - 21 Ağustos 2025, 00:42:11 sonsuza kadar yaşayacağız zaten bari güzel bir şekilde yaşayalım
Sonsuzlukta iyilik ve güzelliğin daim olmalı, tüm olan da buna yönleniyor değil mi?  Yaşadığınız ânı anlatan durumu cgpt nin yorumuyla verdiğiniz gönderinizi alıntıladığımda, yazınızda alıntıladığınız ilk yazınızı  aldığını farkettiniz mi? 
İsimlere kendi adıma fazla takılmıyorum. Ancak isminiz sizin yolculuğunuza ışık tuttuysa selamlar, hürmetler olsun size isminizi veren yakınlarınıza. 
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

benguonat

Ben o alıntıyı yanlışlıkla oldu herhalde diyip direkt altındaki son cümleye cevap vermiştim 😅 neyse bu şekilde o yazı da yeniden çıktı siz de çok sağolun. Size de saygılar, sevgiler efendim 🙏🏻