Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

"Anlatmak Zamanı"

Başlatan kerem, 24 Eylül 2022, 16:53:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

Ortalık çok berbat. İnsanlar arayışta. Birşeyler yapmalıyım kendimi nasıl bulayım telaşında olanlar var. Bir de furyaya uyup  eğitimlere hücum edenler var. Yine de kimseyi yargılayamıyorum. Herkesin bir yolu var. Hepimizin düştüğü haller. Hala da düşüyoruz. Düşe kalka bulunuyor bazı şeyler. Güzellikle ve sevgiyle bulup çıkmak nasip olsun hepimize düştüğümüz hallerden.

Bir vizyonda dünyayı panayır gibi görmüştüm. Oyun alanı var. Palyaçolar var. Atlıkarınca var. Var da var. Kapıya bakıyorum içerisi aydınlık eğlenceli. Dışarısı karanlık ne olduğu belli değil. İşte o panayırın eğlencesinden vazgeçip de acaba panayırın dışında ne var ki deyince olay değişiyor. Çocukları eğlendirmek için oyalamak için yapılan şeylere kapılıp gitmişiz. Bu eğitimler, sahte rehberler vs. ler hepsi panayırın içinde. Başka bir vizyonda kendi kendimi parka götürmüşüm. Ama artık yeter diyorum o oyuncaktan alıyorum indiriyorum yine ben olan ufaklık başkasına koşuyorum. Çık artık parktan dimi. Zaman kaybı bunlar.

Asıl olay içine bakınca geliyor, bakıp içindekileri görünce de dışarıya bakacak hal kalmıyor. Sonra da temizle temizle bitmiyor. Travmalar, sahte kişilikler, sahte duygular,geçmiş yaşam kalıntıları... Panayır oynasın dursun. Soğanın kabuğunu soy soy bitmiyor. Ağlaya ağlaya soğan soyuyorsun sonra panayıra arkanı dönüp.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: bozadi - 23 Mayıs 2025, 12:05:11 🙁😄 Trajikomik

;D

Niye ise aklıma rahmetli Ferdi babanın şarkı sözleri geldi iyi mi, kendisi kuantumun değil ama "Arabeskin Babaların"dan biri olmuştur ve kanımca "Ruhsal boşlukları" hepsinden çok daha iyi doldurmuştur senelerce...:)

"Hayat gördüğün gibi güzel olsaydı
Dünyada dert denen bir şey olmazdı

Sevenler sevilip mutlu olsaydı
Meyhaneler böyle dolu olmazdı"

https://www.youtube.com/watch?v=Fg4bP6BAS_4

Ruhu şad olsun...

bozadi

#257
Göktürk Ramu'yu (Şafak Bayraktutan) incelemeye devam ediyorum.

https://www.instagram.com/gokturkramu/reel/DJugPpWNG-8/

Söyledikleri arasında katılmadığım bir sürü şey olmakla birlikte, bu videonun son yaklaşık 15-20 dakikasında kıyamet, yıkım ve kitlesel ölümlerle ilgili bazı sorular üzerine tepkili bir şekilde yaptığı bazı açıklamalar hoşuma gitti açıkçası. İşin tuhafı, bu belirttiğim açıklamalar bazı bakımlardan bizim bu forumda genel olarak kabul ettiğimiz bazı şeylerle son derece çelişkili sayılır ama yine de şahsın hayata kendi bakış açısından bu konuya yaklaşım şeklinde bana makul, vicdanlı, iyi niyetli gelen bir tavır algıladım. Yani Ercan Han Üşümez'in durumunda olduğu gibi, öne sürdüğü teknik bazı bilgilerde itiraz edebileceğim çok sayıda şey olmakla birlikte, şahsın "samimi pozitif eğilim" olarak algıladığım özelliğinden dolayı, "endişe edilecek biri olmadığı" sonucuna varıyorum kendi açımdan. Öne sürdüğü bilgilerin, iddiaların teknik içeriği epeyce itiraz ve tartışma gerektirebilir ama insanların KH kutbiyetini artırmaya yönelik bir projenin parçası olduğunu sanmıyorum.

bozadi

#258
Bu arada, Anunakilerin ille tamamen pozitif olduğunu iddia etmiyormuş, bazı sorulara verdiği yanıtlardan anladığım kadarıyla. İnsanların durumunda olduğu gibi genelgeçer bir şekilde pozitif veya negatif diye tanımlanmalarının mümkün olmadığını, çeşitli pozitif ve negatif yanlarının (veya daha pozitif ve daha negatif Anunakilerin) olduğunu söylüyor yanlış anlamadıysam. Tabi bu durumda neye dayanarak Anunakilerin dönüşünün veya tekrar ortaya çıkışının insanlığa harika bir gelecek imkanı sunacağını iddia ediyor, bunu anlamakta zorlanıyorum. 2060 yılında başlayacağını iddia ettiği Kova Çağı'nda dünyanın idaresinin Enki'ye geçeceğini, bunun da bir bilgi/ışık patlaması meydana getireceğini, yani olağanüstü bir aydınlanma, özgürleşme durumu olacağını iddia ediyor.

Ona göre Anunakiler her ne kadar Nibiru gezegeni kökenli olsa da, ciddi bir miktarının dünyada olduğunu, insan nüfusunun yarısının Anunaki olduğunu iddia ediyor. İnsanların (yani Homo Sapiens'in) Homo Erektus ve Anunaki genlerinin bir karışımını taşıdığını söylüyor.

Bir yandan Anunakilerin tek bir ırk olmadığını, çeşitli cinslerden ve gruplardan oluşan bir topluluk veya toplum olduğunu iddia ederken, bir yandan da sanki tek bir ırk veya tek bir cinsmiş gibi Anunakiler şöyledir, böyledir diye spesifik bazı tasvirler sunuyor; örneğin Anunakiler beyaz saçlıdır, insan görünümlüdür, yaklaşık 2 metre boyları vardır, kanları mavidir vs.

En ilginç ifadelerinden biri, "Griler"in Anunakilerin "robotları" olduğunu söylemesi (Buharalı'nın kanalındaki bir programda söylemişti). Ama Anunakilerin kesinlikle "reptilyan" olmadıklarını, Sümer tabletlerinde reptilyan diye bir ifade geçmediğini, reptilyan diye bir dünyadışı ırkın varlığına inanmadığını, bunun David Icke'ın öncülüğünü yaptığı bir komplo teorisi olduğunu ileri sürüyor. Tabletlerde veya diğer tarihsel kayıtlarda Enki'ye veya diğer bazı Anunakilere dair "yılan" tasvirlerinin DNA'nın spiral yapısıyla ve dolayısıyla bilgi ve ışıkla ilgili sembolik bir ifade olduğunu söylüyor.

İtiraz edeceğim çok ama çok sayıda iddiası var ve belki bunları spesifik olarak işlemek isteyebilirim çünkü Ercan Han'ın durumunda olduğu gibi kasıtsız bir şekilde de olsa epeyce yanlış bilgi yayma potansiyeli olduğundan şüpheleniyorum ama buna rağmen şahsın genel olarak iyi niyetli olduğunu ve pozitif bir doğrultuda ilerlediğini düşünüyorum. Bu görüşümde yanılıyor da olabilirim elbette ama yine de şu an için sahip olduğum izlenimi paylaşmak istedim.

sirera

Normalde izleyemeyeceğim kadar uzundu ama izledim. Şafak Bayraktutan bence de oldukça pozitif görünüyor. Doğruluk ve yalan söylememe konusundaki açıklamaları hoşuma gitti. Farklı terminoloji elbette. Ancak kanal bilgilerinden ziyade bilimsel adımlarla açıklaması konuları bence daha çok kişiye hatırlatma amaçlı oldukça olumlu. Reptilian konusunda belki bunları kabul etmiyor olması insanlara negatif titreşim vermekten sakınması olabilir. Grilerin annunakilerin robotları olmasını kabul etmesi yeterli zaten isminin ne olduğu da çok önemli değil Kh konusunda. Goygoyda gıybete girmekten sakınsam da bunlar izlenimlerim. Birkaç da not aldım dizi ve filmlerden.
Henüz bakamadım belki aralarında izlediklerim de vardır.
The person of interest 
https://yabancidizi.tv/dizi/person-of-interest-izle-3


Foundation isaac asimov

Ve 

Dark Matter
https://www.dizibox.live/dizi/dark-matter-2024/1-sezon-dark-matter-2024/

Henüz bakamadım belki de izlediklerim var içlerinde. Hala 3 body thory ile cebelleşiyorum. 

Bir taraftan da Sei Şonagon' un yastıkname kitabını okurken kitabın  esin verdiği  filmi de izleyim diye açtım The pillow Book filmini, onu da  bitiremedim. 
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#260
Kendi izlenimlerini paylaştığın için teşekkürler sirera.

Alıntı yapılan: sirera - 24 Mayıs 2025, 18:00:47 Doğruluk ve yalan söylememe konusundaki açıklamaları hoşuma gitti. Farklı terminoloji elbette. Ancak kanal bilgilerinden ziyade bilimsel adımlarla açıklaması konuları bence daha çok kişiye hatırlatma amaçlı oldukça olumlu.
Evet, "bilimselliğe" önem vermesi beni normalde rahatsız etmez ama bilimsellikle çok da alakalı görünmeyen bazı varsayımları o kadar rahat ve sık kullanıyor ki, bunu biraz sıkıntılı buluyorum. Kanal bilgilerini şu veya bu ölçüde aşağılıyor, "kanıtları, belgeleri esas alırım" diyor ama en büyük kanıtı "Sümer tabletleri". Binlerce yıl öncesine ait, belirsizliklerle, gizemlerle, boşluklarla dolu tabletler (elbette önemli bazı gerçekler de içeriyordur). Üstelik, Sümer tabletlerinde geçen bazı beyanları esas alarak, 300 küsür bin yıl önce insanlığın dünyada ilk kez ortaya çıktığı dönem ve koşullarla ilgili de kendinden son derece emin şeyler söylüyor! Yani 5-6 bin yıl önce tarih sahnesine çıkan Sümerlerin 300.000 yıl önce olan bitenlerle ilgili anlattıklarını da "bilimsel" bilgi gibi görüyor. Bundan binlerce ve yüz binlerce yıl önce olan biten şeylerle ilgili o kadar rahat ve o kadar kendinden emin bir şekilde "şöyle oldu, böyle oldu" diye tasvirler yapıyor ki, "bilimselcilik" (belgecilik, kanıtçılık) beyanlarının altı çok boş kalıyor. Arada sırada bazı beyanları için "bu benim tahminim" diyor (çok şükür) ama görüşlerinin çoğunu tahminden ziyade mutlak (ve bilimsel!!!) gerçekmiş gibi otoriter bir havayla sunması, en hafif ifadeyle "tuhaf" oluyor. Ben de elimizdeki bazı bilgi kaynaklarına dayanarak yüz binlerce yıl önce olan bitenlerle ilgili olarak kendimce emin olduğum görüşler paylaşıyorum ama akademi/laboratuar standardında bir "bilimsellik" iddiamız yok, sadece bugünümüzü açıklamada en isabetli bulduğumuz görüşleri, "inançları" ifade ediyoruz. Bugün "bilim" denen şey "ruh"un varlığını bile kabul etmiyor. Ki, Göktürk Ramu'nun ruhun varlığını ne ölçüde kabul ettiğini de anlayabilmiş değilim, biraz şüpheli yaklaştığına dair bazı izlenimler edindim, diğer videolarını inceleyerek emin olmaya çalışacağım. Spiritüalizmde "ruh"la açıklanan şeylerin (örneğin reenkarnasyon) genetik hafızayla da ilgili olabileceğini (yani ruhçulukta anlatıldığı şekliyle "reenkarnasyon" diye birşey olmayabileceğini) söylüyor bir videosunda. En temel bazı spiritüel kavramlara bile bu kadar mesafeli duran birinin, masal/rüya seviyesinde varsayımlara dayanarak inanılmaz gizemleri laboratuar analizi berraklığında bir eminlikle açıklamasında biraz anormallik var gibi görünüyor bana. Ama belirttiğim gibi ve senin de belirttiğin gibi, şahsın genel itibariyle pozitif eğilimli olduğuna dair güçlü bazı izlenimler de aldım. Bu anlamda kendime ve bize benzetiyorum; yani "sorunları var ama kötü/negatif niyetli değil" diye düşünüyorum.


Alıntı yapılan: sirera - 24 Mayıs 2025, 18:00:47 person of interest
Bu diziyi uzun zaman önce çok severek izlediğimi hatırlıyorum. Diğer belirttiklerini ben de izlemedim, not alıyorum.

sybleman

#261


Benim panayır vizyonunu gorsellestirmisler resmen şimdi önüme çıktı  ;D

Poster yapsalar keşke şunları.

İçerik yükleniyor…