Yeni Üyelerin Kendilerini Tanıtması Hakkında

Başlatan bozadi, 29 Ocak 2023, 22:22:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#90
Foruma hoşgeldin hakikatyolunda 🙂

Ruhçuluğa ilgi duyan yeni birinin aramızda olması sevindirici. Varoluşumuzun basit ve ebedi aslı, esası nedir, bunun bu dünyada yaşamakta olduğumuz şeylerle bağlantısı nedir gibi çeşitli sorulara yanıtlar arıyoruz, sezgilerimize uyan açıklamalar sunan kaynakları karşılaştırmaya, bilgi-sezgi parçalarını birleştirmeye çalışıyoruz.

Ülkemizde Ruhselman'ın öncülülerinden olduğu ruhçu akımın varlığı gerçekten çok sevindirici. Yüksek bazı seviyelerle bilgi bağlantısı kurulmuş ve pek çok konuda önemli bilgiler alınmış, derlenmiş, sunulmuş.

Bu forumda en çok Ra, Pleyades ve Kasyopya adlı kanallanmış bilgi kaynakları ele alındı, sorgulandı. Ve Ra-Kasyopya kozmolojisi denebilecek açıklamalar ile yerli ruhçuluk bilgilerinde sunulan temel bazı kozmolojik bilgiler arasındaki uyum çok dikkatimi çekti.

Örneğin Ra-Kasyopya'da "yoğunluk" olarak ifade edilen varoluşsal temel bilinç seviyeleri (sınıfları) ile yerli ruhçuluktaki bazı tekabülleri:

3. yoğunluk = İnsanlık safhası
4. yoğunluk = Arasat (sevgi) planı, diğer ifadesiyle "yarı-süptil plan"
5. yoğunluk = Vazife planı
6. yoğunluk = Ünite
7. yoğunluk = Asli Prensip

Ra-Kasyopya kozmolojisinin en temel kavramlarından olan Kendine Hizmet - Başkalarına Hizmet düalitesine benzer kavramlar da yine ruhçulukta mevcut diye hatırlıyorum.

Bana uyumsuzluk olarak görünen hususlardan biri, Ra-Kasyopya'da tüm varoluşun mutlak manada "bir" olduğu vurgulanırken ("herşey birdir, bir herşeydir"), ruhçulukta insanın veya diğer herhangi bir tekamül eden varlığın Allah'a veya Tanrı'ya (asli prensibe) asla ulaşamayacağının vurgulanmış olması. Bu bende bir "ikilik" duygusu uyandırıyor ama birşeyleri yanlış yorumluyor olabileceğim ihtimalini de dikkate alıyorum.

Uyuşmazlık olarak gördüğüm bir diğer önemli husus ise, Ra-Kasyopya'da 3. yoğunluğun (insanlık safhasının) bir seçim seviyesi olması, 4. yoğunluğa (sevgi planına) geçerken bunun ya pozitif (müspet) ya negatif (menfi) yolla yapılabileceğine dikkat çekilmesi, yani negatif yolla da bir üst seviyeye mezun olunabildiği ve hem pozitif hem de negatif üst seviye varlıklarının, seçim sürecindeki insanlık safhası mensupları üzerinde çeşitli "çalışmalar" yürütüyor olması mevzusu var. Hem kendi seviyemizde, hem de üst seviyelerde "negativite yolu" varoluşun çok temel parçalarından biri. Ama yerli ruhçulukta bu negativite realitesi konusu neredeyse yok sayılmış, görmezden gelinmiş gibi bir izlenim ediniyorum. Evet, ben de nihai veya mutlak gerçekliğin pozitif doğasına inanıyorum ama bizim bu forumda en çok esas aldığımız kaynaklara göre, 3. ve 4. yoğunluk seviyelerinde negativite ve negatif varlıklar ve onların insanlık üzerindeki faaliyetleri konusu "en temel" olgulardan biri. Negativite konusu ruhçulukta neredeyse sadece "obsesyon" (düşük seviyeli varlıkların musallatı veya manipülasyonları) olgusuna indirgenmiş gibi bir manzara algılıyorum. Bu algım ciddi ölçüde eksik veya yanlış olabilir. İmkan bulduğumda veya karşıma bu konuda bir ipucu çıktığında araştırmaya, eksik veya yanlış olabilecek bilgilerimi güncellemeye çalışıyorum.

Örneğin ufoloji/uzaylılar konusu var meşhur. Ra-Kasyopya kozmolojisine göre ufoların çoğunluğu KH (negatif eğilimli) varlıkların araçları. Ufolojideki meşhur "kaçırılma", "melezleme" gibi operasyonlar yürüten varlıkların bunu son derece negatif amaçlarla yaptığı anlaşılıyor. Ruhçu akımda bu konuda yeterli açıklama bulamıyorum.

Erhan Kolbaşı diye biri var. Hem ruhçuluk ekolüne hakimiyet taslıyor, hem de ufolojiye. Ve kaçırılma (onun deyişiyle "alıkonma") ve genetik melezleme ve bir sürü diğer ufolojik müdahale ve operasyonların insanların iyiliği için olduğunu savunup duruyor. Bana göre kasıtlı veya kasıtsız bir şekilde "dezenformasyon" yayıyor bu konuda.

En son "Novitas TV" diye birşey çıkarmış:

https://www.youtube.com/channel/UCaB_5HgD93L85KYG0RKq5zw

Daha önce forumda birkaç kez tartışması geçmişti. Kolbaşı sanki ruhçuluk konusunda BİLYAY'dan "akredite" imiş gibi bir hava yaratmaya çalışıyor. Ama çok şükür ki Bilyay'ın web sitesinde Kolbaşı'nın faaliyetlerini veya öğretilerini onayladığına dair açıklama görmedim.

Hatta biliyorsundur belki, Kolbaşı, Bilyay'dan ayrı bir ruhçu enstitütü kuran Tarık Arıkdal'la birlikte göründü bir süre, onun kurumunda eğitimler falan sundu bildiğim kadarıyla, hala devam ediyor mu bilmiyorum. Yani sanki Bilyay'dan umdukları birşeyi bulamadılar da, kendi ufolojik anlayışlarına uygun yeni bir ruhçuluk mecrası kurmaya çalıştılar gibi geldi bana. Ve Kolbaşı sanki tüm yerli ruhçu ekol onun ruhçulukla harmanladığı ufolojik görüşünü onaylıyormuş gibi bir hava yaratmaya çalışıyor, yerli ruhçu akımın itibarından yararlanmaya, daha doğrusu bence suistimal etmeye çalışıyor.

Forumun çeşitli yerlerinde ama özellikle aşağıdaki linkte bazı tartışmalar yapıldı bu konuda:

https://www.baskalarinahizmet.com/sorguluyoruz/anlatmak-zamani/45/

Bu tartışmalarda, Bilyay bence her ne kadar ruhsallık konusunda negatif realitelerden yeterince bahsetmemiş, buna odaklanmamayı tercih etmiş olsa da, Ruh ve Madde dergilerinde aslında bu konuya spesifik olarak temas edilen bazı makaleler alıntılamışlar. Ve bu paylaşımlar, Kolbaşı'nın sözde ruhçu ufolojik öğretisiyle uyuşmuyor. Yani Bilyay açıkça ifade etmese de, Kolbaşı'nın öğretisini "onaylamadığı" anlamına geldiği düşünülebilecek şeyler paylaşmış bence. Buna seviniyorum.

Bir "hoşgeldin" mesajını hemen sansasyonel bir tartışma alanına kaydırdım, özür dilerim.

Hepimizin birbirimize katkılarının olmasını, artması dilerim.



gerçek tosun paşa

Foruma hoş geldin @hakikatyolunda !  :)

Ruhçuluğu benimsemiş kişilerin aramızda olması gerçekten sevindirici. Bedri Bey'i ve kitaplarını araştıranların foruma rastlayabilmeleri için bazı ufak dokunuşlar yapmıştık. Karşılaşmamız hoş olmuş.

Burada yer alan arkadaşların çoğu Bedri Bey'i ve kitaplarını oldukça severler kendim de dahil olmak üzere. Aradaki bazı farklar hakkında @bozadi harika bir giriş yazısı hazırlamış. Ayrıca burada referans aldığımız "görüşün" temellerini de yine basitçe açıklamış çok da güzel olmuş.

Burada gerçekten oldukça ilham verici yaklaşımlar görebilirsin. Yalnız bazen konuyu etraflıca ele alabilmek ve sindirebilmek meşakkatli olabiliyor. Kafana takılan konular hakkında soru sormaktan ya da yorum yapmaktan lütfen çekinme.

Tgur

hakikatyolunda arkadaşa ben de hoş geldiniz derim,
Dostlarımın genel izahları çek dolgun ve yerinde, ilave edilecek pek bir şey bulamadım,yalnız şu belirtisi ile nasıl bir farkındalıkta olduğunu bizlere gösteriyor,iyi günlerimiz olacak..

"Ne güzel bir rastlantı (öyle bir şey varsa tabi?!)."

Dionysos

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

hakikatyolunda

Yorum/cevap yazan tüm gönüllere selam olsun. Ne güzel şey, esenlik içinde açılmak ve paylaşmak, bilinmezi biraz daha bilinir kılma gayretinde!

Bozadi kardeşim; mest ettin güzel açılımınla, dillerin dert görmesin. Bu güzel konularda zaman içinde katılımlara belki 3-5 kelimede ben eklerim, dilim döndüğünce ve haddimi/bilgimi aşmadan. Zaten amaçta birbirimizin aynasında hakikata yönelmek değilmi?

Önce cehaletimi itiraf edip af dileyeyim; Kasyopya konusunu bugüne kadar bir kez dahi duymamışım. Hemen web sitesinin ilk giriş sayfasında okumaya başladım. Gayet dürüst ve nötr ifadelerle ilk sunum yapılmış. Hele dincilerin "bunların hepiciği cin-şeytan işidir" şeklindeki (ruhçularında gayet yakından tanıdığı "kırmızı kart ") yaklaşımını tasvir etmesi epey bir gülümseme kondurdu dudağıma! Laura belli ki bir kaynakla temas halinde. Bu temasın niteliği (nasıl sağlandığına) henüz vakıf olamadım. Zaman alacak irdelemem. Kestirmeden kulp takmamak en hakkaniyetli yol her zaman. Celse ses kayıtlarını da koymuş olmaları güzel. Gördüğüm kadarıyla "bir şey/fikir" satmaya çalışmamaları – ikna baskısı olmamasıda dürüstlüğün bir göstergesi.

Bozadi'nin açtığı bir kaç başlığa çok kısaca değineyim destur olursa ve had sınırımı dilerim aşmadan;

-   Ruhçulukta (saçları ağartacak sürecimde özet algılamam) negatiflik yoluyla yükselme diye bir seçeneğin olmadığı yönünde. Varlık (şu gezegenimizde; biz insanlar) sadece arındıkça tekamül yolunda yükselir. Bu ifadenin terside geçerli; arınmadan (özgür irademizle ve enkarnasyonlarımız boyunca yaşadığımız negatif tercihlerimizden) idrakine vararak ayrılmadıkça yükselemeyiz. Bu arınma da şu anki bedenli yaşamamızdaki zihin/dil/mantık seviyesinde değilde; iç/öz varlığımızdaki idrak söz konusudur. (Selam olsun "bir ben var benden içeri"yi ifade eden Yunus Emre'ye). Ha şu var; bir dünya hayatında tam isyandan imana geçen olduğu gibi (katil olarak başlanan hayatta ani bir dönemeçle hak yoluna geçme) – şeklen tam imanda giderken yine başka bir dönemeçle isyana savrulma örnekleride hep vardır. Bu bağlamda kimseyi damgalamayız – herkesin yolculuğu ayrıdır, ama "bir yukarı makama" (yoğunluk veya nasıl tasnif edilirse) erişmenin şartı bir alttaki makamın hamlığından kurtulmuş olmaktır. Ve her seviyenin kendi iç realitesi tamamen farklıdır.

-   Bu aslında "asli prensibe" asla ulaşılamayacağı şeklinde algılanan ikileminde ta çözümü olmuyormu zaten? Anahtar nokta (şu anda bu bedenle bulunduğumuz) insan idrak ve şuurumuzun da bir sınırı olduğu ve bunun ötesindeki realiteyi (o seviyedeki varlıklar bize istediği kadar anlatsada) algılamaktan tamamen uzak kalacağımızdır. Bu nedenle "peki tüm bu tekamülün sonu ne olacak?" veya "üzerimizde kaç kademe var?", hatta espriye vuralım "filmin sonu ne kardeşim?" soruları kelimenin tam anlamıyla cevapsızdır. Çünkü aslında bu sorular (çok masum ve anlaşılır olmakla beraber) aynı anda "hadi bana herşeyi anlatın ve filmin sonunu söyleyin, ben şu anda bile her şeyi anlayacak kudretteyim" anlamına gelir ki, bunun da pek mümkün olmadığı aşikardır sanırım. Benim an itibarıyla hissettiğim o ki; cevaplar (yani hakikat) her daim var; ama o cevap bize adapte olmak yerine biz yükseldikçe hakikati azar azar görmeye başlayacağız, artan idrakimiz nispetinde (başka bir ifadeyle; "sana olan yolum, sensiz varılmaz"). Ve kesin olan bir şey var ki; o yolculuk bir noktadan sonra bir "dış" (maddi akıl / zihin) odaklı değilde, tamamen bir "iç" yolculuk olacak. Zaten bedeni burada bıraktıktan sonra "iç"ten başka neyimiz var?

-   Erhan Kolbaşı'nı "Anlatmak Zamanı" videolarında izledim. İyi niyetli ve en azından temel bir bilgiye sahip olduğu izlenimi edindim ama dediğiniz gibi kendince bir ruhçuluk / ufoloji harmanlaması yapmış ve konduğu noktaları hiç sağlıklı bulmuyorum netice itibarıyla. Bu tür spiritualite / ruhçuluk konularında insanın "kendi kendinin esiri olması" ve ayağının kayıvermesi çok kolaydır. Sanırım hak verirsiniz. Hatta öyle bir sardırır ki insan, kendi kafasındaki "harmanlamayı" onaylayacak "akışlar" bile alır, bir yerlerden. Takip etmişinizdir; bir medyum kızcağızla kendilerince "celselerde" yapmışlar son zamanlarda ve seçtikleri sujelerden duydukları şeyler tam da duymak istedikleri şeyler olmuş. Nötr olabilmek, "kaptırmamak", çok iyi mukayese yapabilmek – tartıda bulunmak çok önemlidir. Ve mutlaka sınanırsınız bu yollarda.

Madde ötesi ile temasta malum çok geniş bir spektrum var ve bunun temeli medyumluk denen mefhum. Onunda değişik kademeleri var. Seneler içinde Ruhselman üstadın eserleriyle başladığım yolculuk beni daha çok ruhçuluk kanalına cezbetti (ama "mühendis kafamı" asla bir kenara koymadan ve daima sorgulayarak). Ve metod olarak da celse operatörü vasıtasıyla icra edilen ve medyumun kendi şuurunun tamamen devre dışı kaldığı ruhsal celseler konusuna. Bu konuda da 1950-60'lı yıllar altın dönemi olmuş uygulamalı ruhçuluğun ülkemizde. Görebildiğim kadarıyla Ruhselman üstad'dan hemen sonra bu ekolde operatörlü ruhsal celse düzenleyen iki grup olmuş o yıllarda; İstanbul'da Refet Kayserilioğlu (ve Beyti Dost celseleri) ile Ankara'da Ferhan Erkey celseleri. Bilmiyorum hiç denk geldinizmi?; Münevver Elif adında bir hanımefendi son derece kaliteli bir habercilik yaklaşımıyla o döneme epey ışık tutan podcast'ler hazırlıyor. Keyif ve takdirle takip ediyorum; https://open.spotify.com/show/0RKKnkoioo7QUmsROftWZ9?si=IASvAx8TSB-Y6erj5Xf3Yw&nd=1&dlsi=d9be476e9eea4bec
Kayserilioğlu celseleri epey medyatik bir katılım eşliğinde olması nedeniyle bayağı ünlenmiş zamanında, ama genelde kapalı bir grup içinde kalmış. Yine de yazılı celse tutanakları var internette.

Ruhselman'ın o muhteşem İlahi Nizam ve Kainat derlemesi ve önceki eserlerindeki celse referansları dışında denk geldiğim kronolojik bir celse külliyatı yok.

O ekolden Ferhan Erkey'de biraz farklılık var. Zamanında tüm celselerini halka açık olarak düzenlemiş ve örnekleri bir kaç senedir youtube'a da konulmuş celse ses kayıtları var. İlginçtir; ülkemizde (Kayserilioğlu celseleri dahil – eminim ses kaydı yapmışlardır) başka da bir celse ses kaydına rastlamadım. Yazılı kaynak okumanın etkisi ve erişimi başka (eminim şurada hepimizin senelerdir okuduğu kitabın – yazının haddi hesabı yoktur) ama bir celsenin ses kaydını dinlemek çok etkileyici gelmişti bana – Ferhan Erkey'in youtube'daki o örnek celselerini dinlediğimde. Hatta son zamanlarda başka bir forumda anıldığına denk geldiğim bir site (ruhsalcelseler.substack.com) Ferhan Erkey celselerinden daha teferruatlı ve açıklamalı ses kaydı örnekleri yayınlamaya başlamış. O da son derece ilgimi çekti.

Neyse dostlar, farkına vardım ki "Beş para ver konuştur on para ver susturamazsın" lafının beden bulmuş tezahürü oluvermişim. Kusuruma bakılmaya! Haddimi bilerek sükuta döneyim. İki kulak – bir dil düsturu her zaman için faidelidir!

Sevgiyle

bozadi

#95
Değerli cevapların, açıklamaların için teşekkürler hakikatyolunda.

Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 23 Ağustos 2024, 02:49:17 - Ruhçulukta (saçları ağartacak sürecimde özet algılamam) negatiflik yoluyla yükselme diye bir seçeneğin olmadığı yönünde. Varlık (şu gezegenimizde; biz insanlar) sadece arındıkça tekamül yolunda yükselir. Bu ifadenin terside geçerli; arınmadan (özgür irademizle ve enkarnasyonlarımız boyunca yaşadığımız negatif tercihlerimizden) idrakine vararak ayrılmadıkça yükselemeyiz. Bu arınma da şu anki bedenli yaşamamızdaki zihin/dil/mantık seviyesinde değilde; iç/öz varlığımızdaki idrak söz konusudur. (Selam olsun "bir ben var benden içeri"yi ifade eden Yunus Emre'ye). Ha şu var; bir dünya hayatında tam isyandan imana geçen olduğu gibi (katil olarak başlanan hayatta ani bir dönemeçle hak yoluna geçme) – şeklen tam imanda giderken yine başka bir dönemeçle isyana savrulma örnekleride hep vardır. Bu bağlamda kimseyi damgalamayız – herkesin yolculuğu ayrıdır, ama "bir yukarı makama" (yoğunluk veya nasıl tasnif edilirse) erişmenin şartı bir alttaki makamın hamlığından kurtulmuş olmaktır. Ve her seviyenin kendi iç realitesi tamamen farklıdır.

Ben de normalde aksini düşünmezdim ama özellikle Ra ve Kasyopya adlı kaynakların yaptıkları tekrarlı, ayrıntılı, vurgulu ve önemlü ölçüde uyumlu açıklamalar bana çok ikna edici geldi. Bu kaynaklar, içinde bulunduğumuz 3. yoğunluğun (3. sınıfın) bir "seçim" seviyesi olduğunu, 4. yoğunluğa sadece pozitiflik değil, negatiflik artışı yoluyla da erişilebileceğini söylüyorlar. Ve hatta, her ne kadar 4'ten sonra derecesi giderek azaltılmak zorunda kalınsa da, negatif eğilim terk edilmeden 5 ve hatta 6. seviyeye kadar çıkmanın mümkün olduğunu, ama en geç 6. seviyenin ortalarında bir yerde bu varlıkların artık varoluşun özüne yakınlık (aydınlanma) nedeniyle, kendi istekleriyle negatiflik (ayrılık) ısrarını bırakarak pozitifliğe (birliğe) geçiş yaptıklarını söylüyorlar. Tabi negatiflikten pozitifliğe geçiş için ille 6. yoğunluğun beklenmesi gerekmiyor, daha erken bir aşamada da olabiliyor.

Bu konuda (negatif yolla da daha üst varoluş seviyelerine ilerlenebileceği konususunda) yerli ruhçu akım bilgilerinde net bir şekilde doğrulayıcı veya yanlışlayıcı bir bilgi veya açıklama yok sanırım, aksi yönde bilgisi veya tahmini olan paylaşsın lütfen.

Sadece pozitif yolla yükselmeden bahsedilmiş olması negatif yoldan yükseliş olasılığını dışlamıyor diye tahmin ediyorum. Sadece pozitife odaklanılmak istenmiş olabilir çeşitli nedenlerle. Ayrıca, Anlatmak Zamanı başlığında yaptığım bir alıntıyı burada tekrarlamak istiyorum. Ruh ve Madde dergisinin Temmuz 2012 sayısında, Sadıklar Planı'nından (1967 yılı) "Müspet ve Menfi Tesirler" başlığı altında yapılan bir alıntıda geçen ifade:

Alıntı YapO menfi tesir, bulunduğunuz realitenin üstündeki bir realitede başka türlü bir sıfat içerisinde kalır ve şüphe yok ki, o, müspet tesirin bir tamamlayıcısıdır. Çünkü, bu isim ve sıfatlarını birbirlerine göre alırlar. Kainat içerisinde bu düalitenin mevcudiyeti, henüz sizlerin kapasiteniz dahilinde olan bir bilgi ile izah edilemez ve anlaşılamaz. Bileceğiniz, şu nokta olabilir: Bütün varlıklar ve bütün sistemler, bir ikili muvazene içerisindedirler. Birinin ittiğini diğeri karşılar, birinin çektiğini diğeri de çeker.

"Pozitiflik-Negatiflik düalitesiyle ilgili olarak henüz sizin bilgi kapasiteniz yetmediği için açıklayamadığımız bazı şeyler var" denmiş resmen. Ve tüm varoluş seviyelerinde (belki 7. seviye veya Asli Prensip hariç) hem pozitif hem negatif eğilimden varlıkların olabileceği ihtimalini gayet doğrulayan bir açıklama gibi geldi bana.

"Bilgi kapasitesinin yetersizliği" derken, bilgilerin alıcı ekibinin şahsen kapasitesi dahilinde olsa da, bilgilerin açıklanacağı geniş kitleler içinde o bilgileri sindirmekte zorlanacak çok sayıda insanın mevcudiyeti kastedilmiştir muhtemelen.

Üstelik, yine diğer başlıkta Ruh ve Madde dergisinden yaptığım diğer bazı alıntılardan anlaşılabileceği gibi, BİLYAY aslında eski kanallama bilgilerinde sanırım konusu hiç geçmemesine rağmen, negatif eğilimli "Reptilyanlar"dan ve "Griler"den bahsesen bazı makaleler yayınlamış veya alıntılamış. Ve bu Reptilyanların ve Grilerin dünya insanlığınınkiyle kıyas kabul etmeyecek yükseklikte teknolojieri olduğu biliniyor. Bunların bizimle aynı seviyeden olmadığı, imkanlarının bizimkinden kat kat yüksek olduğu ama eğilimlerinin negatif olduğu apaçık ortada olan bir durum. İşte bu nedenle olsa gerektir ki, Bilyay kendi kanallama geçmişinde olmamasına rağmen yeni yayınlarında bu olasılıklardan bahsediyor. Yani bir "açığı" kapatıyorlar böylece. Ve üstelik dediğim gibi, dünya insanlığıyla ciddi bir şekilde uğraşmakta olan bu uzaylıların pozitif amaçlı olduğu yalanını yaymaya çalışan  ve üstelik de ruhçuluk konusunda kendisini "akredite bir sözcü"ymüş gibi lanse eden Erhan Kolbaşı gibilere yayınlarında ve seminerlerinde yer vermezken, yani bu gibilerri tasvip edecek herhangi bir eylemde bulunmazken, Reptilyanların ve Grilerin negatif amaçla hareket ettiğini savunan Farah Yurdözü'ne BİLYAY etkinliklerinde kürsü verilmişti (her ne kadar sonradan bunun video kaydı web sitesinden kaldırılsa da). Bilyay'dan arzuladığı akreditasyonu bulamadığı anlaşılan Kolbaşı'nın, Bilyay'a alternatif olarak kurulan başka bir ruhçu dernekte boy göstermesi, ufo kitaplarından birini o derneğin yayınevinden çıkarması da çok ilginç.

Yani sonuçta Bilyay ufoloji konusunu dışlamıyor, hatta ufoloji alanında en çok bilinen fenomenlerin (kaçırılma, melezleme vs) pozitif değil negatif amaçlı olduğuna dair bazı makaleler paylaşıyor dergisinde. Ve bu uzaylıların insanlardan daha üst bir varoluş seviyesinin imkanlarına sahip oldukları anlaşılıyor.

Nitekim, bu forumda en çok esas alınan Ra-Kasyopya kozmolojisinde verilen bilgiler de tüm bu hususları hem doğruluyor, hem de konunun temel bazı ayrıntılarını öğrenmemizi sağlıyor.


Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 23 Ağustos 2024, 02:49:17 - Bu aslında "asli prensibe" asla ulaşılamayacağı şeklinde algılanan ikileminde ta çözümü olmuyormu zaten? Anahtar nokta (şu anda bu bedenle bulunduğumuz) insan idrak ve şuurumuzun da bir sınırı olduğu ve bunun ötesindeki realiteyi (o seviyedeki varlıklar bize istediği kadar anlatsada) algılamaktan tamamen uzak kalacağımızdır. Bu nedenle "peki tüm bu tekamülün sonu ne olacak?" veya "üzerimizde kaç kademe var?", hatta espriye vuralım "filmin sonu ne kardeşim?" soruları kelimenin tam anlamıyla cevapsızdır. Çünkü aslında bu sorular (çok masum ve anlaşılır olmakla beraber) aynı anda "hadi bana herşeyi anlatın ve filmin sonunu söyleyin, ben şu anda bile her şeyi anlayacak kudretteyim" anlamına gelir ki, bunun da pek mümkün olmadığı aşikardır sanırım. Benim an itibarıyla hissettiğim o ki; cevaplar (yani hakikat) her daim var; ama o cevap bize adapte olmak yerine biz yükseldikçe hakikati azar azar görmeye başlayacağız, artan idrakimiz nispetinde (başka bir ifadeyle; "sana olan yolum, sensiz varılmaz"). Ve kesin olan bir şey var ki; o yolculuk bir noktadan sonra bir "dış" (maddi akıl / zihin) odaklı değilde, tamamen bir "iç" yolculuk olacak. Zaten bedeni burada bıraktıktan sonra "iç"ten başka neyimiz var?

Varoluşta yükseldikçe veya derinleştikçe şu an bilmediğimiz bir sürü şeyi öğreneceğimize şüphe yok. Ama bu bilgi veya öğreniş bize özümüzde olmayan bir bilginin veya farkındalığın dışarıdan yüklenmesinden ziyade (kısmen o da oluyor tabi, sanırım), kendi varlığımızda zaten en başından beri mevcut olan gerçekliğin veya bilginin ayırdına varmak gibi daha ziyade, yanlış anlamadıysam. Ve varılacak en nihai yer en karmaşık değil, en basit olan yer, belli ki. Bu tıpkı sevginin mevcut şartlarda saf veya çok güçlü haline genellikle çok nadir rastlanıyor olmasına rağmen, sevginin aslında en basit şey olması gibi. Tanrısal özün sınırsız gücü de basitliğinden, saflığından kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkiden de buna benzer bazı çıkarımlar yapılabileceğini düşünüyorum. Çocuğun henüz "kafasının basmadığı ve basamayacağı" çok ama çok şey vardır ve elbette çocuğun bilincini artırma yolculuğu "hayati" öneme sahiptir. Ama anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin en aşkın, en derin yönü "sevgi"dir ve bu sevgi en başından en sonuna kadar değişmez, ideal olarak. Çocuk da tüm ilkelliğine rağmen sevgiyi bir şekilde bilir, onun hayat vericiliğinden beslenir. Yani en değerli, en yüksek olan şey karmaşık değil, çok ama çok basittir ve en başından beri alenen ortadadır. Simyacı hikayesi gibi biraz da. Yolun sonunda, yolun başına varıyoruz. Kendimize varıyoruz. Tanrı'nın (Bir'in) varlığı/sevgisi/ışığı şimdi ve buradadır. Onu algılama (ayırt etme) keskinliği seviyeler arasında farklılık gösterir ama öz aynı özdür, sevgi aynı sevgidir, varlık aynı varlıktır, birdir. En ileri, en derin, en saf bilgi en basit, en değişmez, en ortak olandır. Şimdi ve buradadır.

bozadi

Bu arada paylaştığın kaynaklar (özellikle Münevver Elif, Ferhan Erkey) için teşekkürler, inceleyeceğim. Refet Kayserilioğlu'nu duymuştum ve biraz araştırmıştım ama tekrar bir gözatmamda fayda olabilir.

Ra, Pleyades ve Kasyopya Bilgilerinin PDF versiyonlarını forumun kitaplık bölümünde bulabilirsin. Son yıllara ait Kasyopya celseleri forum ana sayfasında bir başlık altında da mevcut. Ra Bilgileri ve Pleyades bilgileri trans kanallaması yoluyla alınmış, Kasyopya bilgileri ise ouija tablası (ruh tablası) üzerinden planşetle harf harf alınıyor.

bozadi

#97
Unutmadan, Kasyopyalılar "Kasyopya Bilgileri"nin %100 doğru bilgiler içerdiğini iddia etmiyor. Aksine birkaç yıl önceki bir celsede %30 civarında sapmış (yanlış) bilgi içerdiği bilgisini verdiler. Bu sapmaların kendilerinden değil, alıcı ekibin önyargılarından ve uğradıkları bazı saldırılardan kaynaklandığını söylüyorlar. Yanlışları tek tek açıklamak gibi bir eğilimleri yok ama yanlışların çoğunun korku/dehşet duygusu uyandırıcı hususlarla ve kehanetlerle ilgili olduğunu söylemişlerdi sanırım. Aynı şekilde Ra ve Pleyades bilgilerinin de %100 doğru bilgi içermediğini, bu kaynaklarda da sapmalar olduğunu söylüyorlar. Yani bu forumda en çok ele alınan kaynakların "kusursuz" doğrulukta ve tamlıkta bilgiler içerdiğini iddia etmiyoruz. Farklı kaynakların üzerinde uzlaştığı temel kozmolojik bilgileri tespit etmeye, yararlanmaya çalışıyoruz.

Nisargadatta Maharaj'ın "Ben O'yum" adlı kitabında Kasyopyalıların verdiği kozmolojik bilgilerle uyumlu bir sürü bilgi var, o da çok sevdiğim kaynaklardan biri.

gerçek tosun paşa

#98
Alıntı yapılan: bozadi - 23 Ağustos 2024, 13:13:46 Ben de normalde aksini düşünmezdim ama özellikle Ra ve Kasyopya adlı kaynakların yaptıkları tekrarlı, ayrıntılı, vurgulu ve önemlü ölçüde uyumlu açıklamalar bana çok ikna edici geldi. Bu kaynaklar, içinde bulunduğumuz 3. yoğunluğun (3. sınıfın) bir "seçim" seviyesi olduğunu, 4. yoğunluğa sadece pozitiflik değil, negatiflik artışı yoluyla da erişilebileceğini söylüyorlar. Ve hatta, her ne kadar 4'ten sonra derecesi giderek azaltılmak zorunda kalınsa da, negatif eğilim terk edilmeden 5 ve hatta 6. seviyeye kadar çıkmanın mümkün olduğunu, ama en geç 6. seviyenin ortalarında bir yerde bu varlıkların artık varoluşun özüne yakınlık (aydınlanma) nedeniyle, kendi istekleriyle negatiflik (ayrılık) ısrarını bırakarak pozitifliğe (birliğe) geçiş yaptıklarını söylüyorlar. Tabi negatiflikten pozitifliğe geçiş için ille 6. yoğunluğun beklenmesi gerekmiyor, daha erken bir aşamada da olabiliyor.

Ben de müsadenizle bu güzel izaha ufak bir eklemede bulunayım.

Özellikle RA çalışmasında bu konu daha detaylı ele alınmıştır. Zaten Kasyopya Celseleri bu dualite ve yoğunluklar konusunu doğruladıktan sonra referans olarak RA bilgileri esas alınmıştır.

Yine bu kaynaklardan aktarıldığı üzere 3.yoğunluktan dörde olan tekamül sürecinin ana faktörü bilgi ve farkındalık. (aslında hepsinde olduğu gibi) Basitçe açıklamak gerekirse kişinin içinde bulunduğu illüzyonu fark edip evrensel bir bakış açısı geliştirebilmesidir yani tamamen varoluşsal bir farkındalıktır. Bu farkındalık hayat dediğimiz serüvenle doğrudan iç içe.

Bu sebeple bu farkındalığı geliştiren 3.yoğunluk varlığı yani bizler tekamül sürecinde KH olarak kısalttığımız (kendine hizmet-negatif) ve BH olarak kısalttığımız (başkalarına hizmet-pozitif) seçimi için neredeyse aynı yolu izleriz. Aynı yoldan kastım deneyimsel ve odak olarak aynı doğrultuda ilerlemek değil. Vicdan dediğimiz süzgeç tekamül noktasındaki seçimi gerçekleştirir.

Kendi fikrime göre BH varlığı ile KH varlığı evrensel algı ve farkındalık olarak neredeyse aynı seviyede ve yeteneğe muktedir. Hatta kişisel görüşüme ve çalışmalarıma göre potansiyel KH adayları yetenek bazında bizim algılayabileceğimiz biçimde çok daha yetenekliler. Olgunluk denilen şey gibi. Olgun biri nerede ne yapacağını kestirebilir. Her ikisi de iyiliğin de kötülüğün de ne demek olduğunun gayet farkındalar. Gücü yetmeme, bilmeme durumu yok. Bh varlığı zulmetmemeyi tercih ediyor. KH varlığı da bile isteye tercih ediyor. Bizim algımızın yetemeyeceği temel noktalardan biri bu seviyedeki varlıkların evrensel algılama ve karma/kader hesaplamaları yapabilme yetenekleri.

Her şeyi geçtim bu dünya düzeni içerisinde şöyle bir baktığımda negatif etkiyi reddetmek ve dualiteyi derinlemesine anlama ihtiyacını hissetmemek kadar saçma bir durum yok maalesef.
 

Tgur

#99
Bir ilave de benden olsun,
Bilgilerin doruğunu araştırma safhasında görülecektir ki 4Y dediğimiz bir üst yoğunluk yaratma kabiliyetinin başlama yoğunluğudur, bu ifade ile yaratma işinin ve sair üst yoğunluklarda özellikle 4 ve 5Y de olan bitenleri anlatan bir çok kaynak var ,kitaplığımızda bulunan "Ruhların Yolculuğu " kitabi  hipnoz yoluyla hayatlar arasında olan biteni anlattığı ve çapraz sorgulamalar ve ileri teknik ile bu husustaki (hipnozdaki)aksak durumları dışlayan uzun bir hazırlanma sonucu taşımaktadır,acizane tavsiye ederim,

Sonra "filmin sonu nedir"sorgulamasına basit bir cevap olarak bir kanal bilgisi veya spiritüel bir yayından hatırlıyorum arayış için bir çok bilgi kapısını açıp kapayıp devam edeceksiniz ve en sonda bitiş kısmında son odaya girdiğinizde karşılaşacağınız sadece ve sadece bir "ayna" olacaktır..

gerçek tosun paşa

#100
Bir de bazı noktaları yine madde olarak vermemin faydası olacağını düşünüyorum.

  • KH varlıklarının fiziksel olarak yer alabilecekleri en üst seviye 4. yoğunluktur. Ana hedefleri taptıkları madde aleminde olabildiğince kalıcı olmaktır. Onların tekamül algısıyla bir BH varlığınınki bu yoğunluktan sonra ayrılıyor gibi duruyor.
  • 4YKH varlıklarından BH tarafına geçme durumu nadir olmasına rağmen mevcuttur. Fakat tam tersi durum söz konusu değildir. BH'tan KH'a geçişler özelinde spesifik bir örnek olarak; BH varlığı olarak 3. yoğunluğa gelmiş bir görevli, gezgin varlığın yozlaşma sonucu istemsizce KH'a dönebileceği bunun neticesinde hangi yoğunluktan olursa olsun yoluna 4YKH olarak devam etmesi gerektiğidir.
  • 4. seviyeden üste çıkabilen KH varlıkları daha çok dualite gereği enerji/frekans yansımaları olarak hareket ederler.
  • 4YKH varlıkları sayısal üstünlük kazanmadan 4YBH varlıklarıyla karşılaşma konusunda tereddüt yaşıyorlar. Fakat ben bunun madde aleminde değil eterde olduğunu düşünüyorum. 4.Yoğunluk yarı-madde alemi olarak çokça kaynakta tasvir edilmiştir.
  • Elbette seçim evresi gerekli süreci tamamlayabilen varlıklar için söz konusu.

Ufoloji konusu bu süreçle doğrudan ilgilidir ama biz buradan ufolojiyi ekstra bir ilgi alanından ziyade ilahi nizamın bütünlüğü şeklinde görme eğilimindeyiz.
Şimdilik belirtmek istediklerim bunlar gerisi çok konu dışına sürükleyebilir. Gerekirse tekrar eklemeler yaparım.


Şahsen KH dünyasında yaşayan varlıklar olarak yatkınlığımız algımız maalesef bu tarafa daha yakın durumda. Tekamül sürecinin, 4. yoğunluk yolunun safi bir iyi niyet ve sevgi olduğuna dair yapılan algının bir "oyun" olduğunu düşünüyorum.

Maalesef bu süreç kolaya indirgenerek hedef çarptırılıyor. Kas. celselerinde de geçtiği gibi gerçek bir farkındalık geliştirmeden ve hatta açıkça söyledikleri üzere üst yoğunluklarla temas etmeden tekamül sürecine girilmesi evet imkansız değil ama çok zor. Burada karamsar bir ifade kullanmak gibi bir niyetim kesinlikle yok ama gerçekçi olma gereğini her zaman hissederim. Bunun arkasında günümüzde iyicene popüleşlerşen new age olarak adlandırılan modern yaklaşımların etkisi büyüktür.

arinmak

#101
Yeni gelen herkeze selamlar ve hoşgeldiniz.

Kh gerçeği olmadan neyleyim ruhsallığı spiritüalizm. kh gerçeği bilmeden anlamadan , 3 kh de polyanadan ötesi zor.

İnatla kh neden görmezden gelinir ve küçümsenir.

Atalarimiz , evladim her sakalliyi deden sanma lafını boşa dememişlerdir ...

O sevgi pıtırcıkları eğilmemizi bekliyor , bir eğilsek bir daha beli doğrultamayiz. ( kh yi kastediyorum

Eğilmesekte işlerini görüyorlar. ( kh yi kastediyorum )

 

Dionysos

#102
Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 23 Ağustos 2024, 02:49:17 Kasyopya konusunu bugüne kadar bir kez dahi duymamışım. Hemen web sitesinin ilk giriş sayfasında okumaya başladım.

Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 23 Ağustos 2024, 02:49:17 Laura belli ki bir kaynakla temas halinde.

Eğer bir temas varsa tabi ki;
Başlangıçta Laura ve arkadaşı Frank daha sonra ise Laura ve arkadaşları ya da Laura ve diğerleri birlikte temas halindeyse temas halinde

Şu anlamda. Laura biraz kaptan gibi ama tek sürücü değil .Yani Laura hiç bir oturumda tabla başında yalnız değildi ve dolayısıyla da tek başına kimseyle temas kurmadı. Yani teması kuran hiç bir zaman tek başına Laura değildi.

Ham transcripleri verdiğine göre yanıtlar anlamında Laura ve diğerleri ve Laura diğer herkes yaklaşık eşit yaklaşık temas halinde. Yani sanırım yanıtlarla temas halindeyim ve o halde K'lar la da bir ölçüde temas halindeyiz diyebiliriz.
Ne yazık ki Laura sorular da hala bu eşitliği sağlayabilmiş değil ve belki de onu kendimiz yapmalıyız

Şunu demek istiyorum. K'lar diyor ki; Ormanda bir ağaç düşmüşse ve kimse onu duymamışsa ses çıkarmış mıdır?
Bu bakış açısıyla okuyan bizler olmasaydık yani Laura'yı kimse duymasaydı Laura tek başına K'lar la temas halinde olabilir miydi?
Acaba Laura K'larla tek başına mı temas halinde?

Yani şunu demek istiyorum. Eğer kuantum mekaniği diye bir şey varsa doğal olarak Laura gözlemci etkişmiyle de temas halinde.

Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 23 Ağustos 2024, 02:49:17 Bu temasın niteliği (nasıl sağlandığına) henüz vakıf olamadım.

Bir ouja board (viya tahtası) ve oturumlar ve davet/çağrı yoluyla

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#103
Ve Laura bir gurup ruhani varlıkla değil 6Y denilen üst ruhsal bölümdeki birleşik düşünce birliği ile temasta ,her ne kadar onlar insan zihnine hitap ederken sembolik bir isim belirtseler de,

Daha etkin bir tanımlama için K.lardan bir alıntı,

"S: (L) Tamam. Bunu geçelim. Benim sorum: Bizim almakta olduğumuz bilgiler El-Arabi'nin "açılma" dediği şeye benzer mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi alemindeki birleşik düşünce formları olduğunuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S: (L) El-Arabi birleşik düşünce formlarını "Tanrı'nın adları" olarak tanımlıyor. Onun açıklaması sizin bize söylediklerinizle benzer görünüyor ve...
C: Hepimiz Tanrı'nın adlarıyız. Hatırla, bu bir kanal. Yani sonlanma ve başlangıç noktaları eş değer ve önemde.
S: (L) Bu Tanrı'nın farklı parçalarının birleşimi anlamına mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Bizim de bunun bir parçası olduğumuzu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun...
C: Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol! "


sirera

Alıntı yapılan: hakikatyolunda - 22 Ağustos 2024, 03:20:37 Merhabalar,

Forumu düzenleyen arkadaşlarıma hemen teşekkürlerimi iletmek borcundayım ilk iş olarak. Böylesi seviyeli bir ortamı kurup - koruyup bunca sene sürdürdükleri için. Gerçekten ülkemizde (hele spritüel konularda) pek de sık rastlanan bir durum değil böylesi pozitif bir ortam.

Bendeniz klasik ruhçuluk konusuna ilgi duyarım. Başka bir ifadeyle ülkemizde Bedri Ruhselman üstadın kurucusu olduğu neoklasik ruhçuluk ekolü temel ilgi alanımdır. İşin ilginç tarafı yıllardır bu konularda arama motorlarında bir çok kere araştırma yapmama rağmen bu güzel grup hiç karşıma çıkmamıştı. Bugün tesadüf yine Ruhselman konulu bir araştırmada karşıma çıkıverdi bir paylaşımınız ve forumunuzun varlığından haberdar oldum. Ne güzel bir rastlantı (öyle bir şey varsa tabi?!).

Varlığa dayalı bilgi her toplumda ve her devirde manifesto eder kendini, değişik isim ve söylemler altında olsa da. Çünkü yukarıdan gelen akış durmaz hiç bir zaman. Önemli olan bu söylemlerin ve bu konuya gönül verenlerin egodan uzak ve samimiyet - içtenlikte olması yaklaşımlarının. Bu iyiniyet ve açıklık olduğu sürece her türlü bilgi ve deneyimi okuyup değerlendirmeye açığım her zaman.

Hepimiz misafir değilmiyiz bu madde aleminin şu anki oturumunda?
Selam olsun arayış halinde olan tüm güzel gönüllere!

Hoşgeldiniz Hakikatyolcusu. Bedri Ruhselman ın 6y düşünce formlarından ilham aldığı muhakkak gördüğüm ve sonsuz saygı duyduğum bir insan. Yaradanın şefkat ve rahmetiyle kucaklanmış, ve daim kucaklanacak olan.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)