Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Akhenaton ( M.Ö. 1300 )

Başlatan Tiversonus, 03 Ağustos 2009, 16:30:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Karanlığın [korku, kaos, karmaşa ile beslenen bilinçlerin] karşısında ürkerek, korkuya kapılarak bir kenara çekilmek [ki bu da bir seçimdir] yerine Işığımızı [bilgi, sevgi, coşku, neşe, Başkalarina hizmet, paylaşım v.s] yükseltmemizi öneriyorum.

Tiversonus

#16
Şunu düşünüyordum: Mantıklı zihnimizi bir yana bırakalım- en azından bu konu için- ve kendimize soralım: "Evren'in Işık güçleri var mı? Yok sa sadece ve sadece "karanlık" bir evrende mi yaşıyoruz?".

Alemtac

#17
Bizler kütüphaneyiz; şimdiye kadar var olan tüm yaratılanların örneklerini taşıyan canlı birer kütüphane olduğumuzu düşünüyorum. Tüm canlı hücreleri, bildiğimiz üzere DNA adı verilen sarmal yapıdaki genetik bilgiye göre işliyor. Bizim de bedenimizdeki trilyonlarca hücrenin her birinin çekirdeğinde DNA var ve vücudumuzun tüm fonksiyonları bu DNA'larda kayıtlı. Hücrelerimiz yeni proteinler üretmek için DNA'da yazılı olan protein şifrelerini kullanıyor. DNA'da yazılı olan bu bilgi o kadar büyük ki, insan vücudunun genetik bilgisini kağıda dökmek için, yaklaşık 900 ciltlik bir ansiklopedi yazmak gerekiyor! DNA, söz konusu atomlar, moleküller ve kimyasal bağlardan ve bir de (en önemlisi) bilgiden oluşur. Bu durumda DNA'daki bilginin de yine bilinçli bir varlık tarafından meydana getirildiğini kabul etmek gerekiyor. Bilgiler kaynaktan gelir diyoruz ve eşit sunulur, ne birine fazla nede diğerine az, duyularımızı açarsak eğer işitebiliriz. Bilgiye ulaşanlar istediği şekilde kullanmakta özgür bırakılır, ister iyilik adına ister kötülük.

Dualist bir sistem de inanılan şudur ki her sey iyilikle kötülük, sevgi ile nefret gibi birbirine zit iki prensibin karsilikli birlesmesiyle meydana gelir. İçimizde barındırdığımız iyilik kadar kötülük de var, bu yüzden seçim deniyor. Toprak, su, hava, ates ve bunlarin yaninda iki semevî kuvvet olan sevgi ve nefret her seyin temelini teskil eder. Sevgi unsurlari birlestirir; nefret ise bunlari birbirinden ayırır. Işık kadar karanlığa da ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Dediğiniz gibi yoksa nasıl öğrenilir?

 

Tiversonus

#18
:)) Sizin yazınızı arada okudum ve okuduğum yerleri paylaşmak istiyorum:

"eğer öğrenmekte olduğunuz şeyi öğretmiyorsanız kendinize/onlara pek yararınız olmaz."

ve

"Ama bizim varlığımız, umarız, öğretme girişiminde bulunmanın hem ne kadar gerekli hem de neredeyse umutsuzca bir çaba olduğunu gösteren keskin ve etkili bir örnektir."

Ra Bilgileri 1

Tiversonus

#19
ve aslında herşeyin, hayatın özü:

"Yapılmaya değer tek faaliyet budur: Öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek... "

Ra Bilgileri 1

rinda

#20
Scientologystlerin de bir çeşit kapalı bir tarikat olduğunu biliyoruz. Peki bunların da bu tür dünya dışı varlıklarla bir bağlantıları olabilir mi?
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#21
Evet, zaten herşey biraz dünya-dışı bağlantılı değil mi?:)) bence biraz daha kendimize ve ışığa odaklanma zamanı gibi, ışığımız zayıf [düşüncemiz bir fayda sağlar] kalmasın:))

Tiversonus

#22
Güneş Dil Kuramı


Britanica veya Larousse gibi büyük ansiklopedilere bakarsanız, Sümerce'nin yerli ve yalıtık bir dil olduğundan söz ederler. "Hiç başka bir dil gurubuna ait değildir" derler ve "Yalıtık" (izole) bir dil olarak tanımlarlar. Oysa ki hem cümle yapısı hem de sözcükler Türkçe ile büyük bir benzerlik içindedirler.

Alttaki örneklerde önce Sümerce sözcüğü ve hemen ardından parantez içinde Türkçesidir.

 

Adda (ata, baba), Ama (anne, ana), Aga (yönetici, ağa), An (tan, gök), Anu (Gök Tanrı), Ar(er, şeref), As (tek, biricik), Bab (baba), Dingir (Tengri), E (ev), Kıya (kıyı),

Es (esmek), Gisko (şişko), Dim (dik), Kol (kol), Uiku (Uyku), Kus (kuş), Sag (sağ)

Mesu (meşe), Ag (akıl), En (engin, yüce), Ge (gel), Ka (kan), Kanal (kan damarı),

De (demek), Duru (durmak), Kur (dağ, kurgan), Kusu (koşmak), Güles (güleç)

Bur (delik,burgu), Bal (balta), Bar (barla/parla), İb (ip), Alım (alımlı), Ulu (ulu),

Utu (Güneş, Uçtu, Ot-O), Kup (gitmek, kop), Gim (kim), Ir (er), Odun (odun, Ot-un)

Uzmanlar 500 ortak sözcük bulduklarını söylüyorlar.

Tiversonus

#23
AKHENATON-KHAN-ATON


Kadim Mısırda Tutmose IV tahta çıkar çıkmaz adını Akhenaton olarak değiştirdi. Yönetimi MÖ.. 1379 ile 1362 yılları arasında sadece 17 yıl sürmüştür. Fakat bu kısa süre içinde Mısır dininde büyük reformlar yapmıştır.


 
Akhenaton-Evrensel Yönetici Ata


  Tahta çıkar çıkmaz çok tanrılı dini yasaklayıp tek tanrı dinini savundu ve güneş olarak görüntülenen tek tanrıya "Aton" adını verdi.


  ATON sözünün Ön-Türk kökenli olduğunu ve Ata-On olup Evrensel Ata anlamını taşıdığını söyledim. Şu halde Akhenaton adındaki sessiz harflerden hareketle KHN-Aton olarak okuyabiliriz. Çünkü, Ön-Türk dilinde yazı damgalardan oluşmakta idi ve her damga tek hece içeriyordu.


  KHN sessiz harfleri KHAN şeklinde okunabileceğini bir önceki yazımda belirttim. Böylece, Akhenaton adı KHAN-ATA-ON adı /Evrensel yönetici ata/ şeklinde anlam kazanır. Dikkat ederseniz sessiz harflerin yerini değiştirmeden sadece aralara farklı sesli harfler ekleyerek okudum. Bu okunuşun doğruluğu konusu halen tartışılabilir. Çünkü, kadim Mısır yazısında sesli harflerin yeri yoktu.



Akhenaton ve Nefertiti


   Resim de görülen kabartma Akhenaton dönemine aittir ve önde Akhenaton, arkada karısı kraliçe Nefertiti görülmektedir. Bu ismin de doğru okunduğu hakkında şüphelerim var. NFRTT pekala ANA-FROTUT olabilir ki bu isimden Yunan tanrıçası Afrodit ismi türemiş olabilir. /Frotut/ sözünü FRO-TUT olarak ayırırsak FRO => Firavun ve
TUT (koruyan, destekleyen) anlamları bulunduğundan ANA-FRO-TUT => Firavunu destekleyen ana/eş, olarak açıklanabilir. Keza bir diğer firavun adı olan Tutankamun sözünün açılımı TUTAN-OK-ANA-ON => /Evrensel OK ananın koruduğu/ şeklinde olabilir.


  Üstteki resim de ellerinde tuttukları kadehleri güneşe doğru yükselten Akhenaton ve eşi Nefertiti görülüyor. Güneşten inen ışınlar ise onları kutsarken sadece iki ışın, biri firavuna diğeri ise eşine birer Ankh (ON-OKH) indiriyor. Evrensel yönetici simgesi yolluyor. Ankh simgesi aynen bugün kullanılan madalya gibidir. Kabartmadan çıkan anlam şudur:


  Yönetici kral ve eşi tek tanrı olan güneşe saygı işareti olarak yemin ederek kadeh kaldırıyorlar. TENGRİ ON ise onları kutsuyor ve onlara birer ON-OKH indiriyor. Böylece yönetici ve eşi tanrısal özellikler kazanarak Evrensel Yönetici sıfatı ile ödüllendirilmiş oluyorlar.


  Akhenaton yeni olan tek tanrı dinini geliştirmek için Akhetaton, şehrini kurdu.Bu şehir daha sonraları tümüyle yerle bir edilip taşları dağıtılmıştır. Bugün sadece adı kalmış durumdadır. Nedeni ise o dönemde hala çok tanrılı din hüküm sürüyordu ve kadim Ön-Türk inancı olan "tek tanrılar tanrısı" ATON fikrini yaymak peşinde idi.


  Bu şehri kurduktan iki yıl sonra baş şehir olarak ilan etti ve ailesi ile birlikte oraya taşındı. Güneş dini tapınmaları Akhetaton'da açık havada ve güneş altında yapılmaya başlandı. Tanrı ATON veya ATA-ON öğretisinde bütün canlılara saygı ve doğa sevgisi öncelik taşıdı.


  Resimler ve kabartmalar daha yumuşak ve sevecen görüntüler yansıtmaya başladılar. Fakat, Akhenaton'dan sonra gelen firavunlar tekrar eski inanca, çok tanrılı dine geri döndüler. Böylece tek tanrı inancı kadim Mısır kültüründe sadece 17 yıl sürdü ve Akhetaton şehri yerle bir edildi.



Sudan Çıkan Afrodit


  Akhenatonun eşi Nefertiti bir Nubia (Kuş) prensesi idi. Babasının adı AY idi. Bu isim de bir Ön-Türk kök sözcüğü olup, o dönemde bile dünyanın uydusu olan ay anlamını taşıyordu. Nefertiti bir KUŞ prensesi olarak güneş kültünü ve Ön-Türk simgelerini zaten aileden biliyordu ve yeni ATON tanrının doğuşunda eşi ile aynı yetkileri paylaşıyordu.


  Bu bakımdan Tanrıça Afrodit olarak adının devam etmiş olması doğaldır. Ayrıca, Afrodit sudan veya bir deniz kabuğundan çıkan genç bir kadın olarak resmedilir. Bunun nedeni de Mısır ile Yunan ülkesi arasında Akdeniz'in bulunuşu ve Afroditin deniz aşırı bir seyahat yapıp gelmiş olduğudur. Ayrıca Afrodit adını Afro-diti şeklinde ayırırsak Afrika kökenli bir tanrıça olduğu ortaya çıkar.



Türk geleneğinde Tolu



Türk geleneğinde Tolu

  Yönetici olabilmek için kadeh kaldırarak yemin etmenin bir Türk geleneği olduğunu biliyoruz. Resim de görülen Türk heykellerinin bel hizasında tuttukları kadehin adı /tolu/ dur. Bu da yemin ediş şekli olarak nesilden nesile aktarılmış, günümüzde bile dostluk ifadesi olarak kadeh kaldırmak geleneği sürmektedir. Tolu sözü günümüz Türkçe'sinde /dolu/ şekline dönüşmüştür.



  Resmin sol üst köşesinde bir Truva duvarındaki kabartma yüz görülüyor. Bu yüzün tümüyle Hakkari'de yakın tarihte bulunmuş kabartma yüzlere ne derece benzediği açıktır. Bunun anlamı, Truva kültürünün de Ön-Türk kökenli oluşudur. Resmin alt kısmında tolu tutan kişiler kadın oldukları göğüslerinden belli oluyor. Demek ki anaerkil Türk toplumlarında yönetici kadınlar vardı ve onlar da tolu tutarak yemin ederlerdi.


 Doç. Dr. Haluk BERKMEN

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k18.htm




Tiversonus

#24


SORU: Fiziksel ölümünden sonra Ikhnaton'a ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

RA: Bu varlık ölümünden sonra, üçüncü yoğunluk derecesi deneyimi koşullarına uygun olarak, bir dizi şifa ve enkarnasyon deneyimlerini gözden geçirme işlemine tabi tutulmuştur. Bu varlık, Bir'in Yasası'na olan büyük bağlılığının biraz ıslah ettiği bir güç sahibi olma sapması içindeydi. Bunun içinde, hiç güç sahibi olma sapması içermeyen bir dizi enkarnasyona girmesi gerektiğine karar verdi.




Ra Bilgileri 1 (s.295)


Tiversonus

#25
Akhenaton

Vikipedi, özgür ansiklopedi[/size=1]

Akhenaton ya da IV. Amenhotep olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve III. Amenhotep'in genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahtı önce ortak oldu sonra da M.Ö. 1353-1336 ya da M.Ö. 1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti'ydi.


*Amenhotep (doğumda verilen ismi)=Amon hoşnuttur.

*Amenophis (isminin yunan gezginlerce söylenen hali)
 
*Nefer-kheperu-Ré (Ön ismi ya da ünvanı) =Ra'nın şekilleri güzeldir.
 
*Akhenaten (Aten için çalışan) Atenizmi kurduğunda verilen isim.=Aten'in hizmetkarı.
 
*Akhenaton, Akhenaten'in alternatif bir söylenişi. Tıpkı Akhnaton, Akhnaten, Ikhnaton gibi...


Yaşamı

M.Ö. 14. yüzyıl yaşamış olan Mısır kralıdır. Babası III. Amenhotep'in ölümünden sonra tahta geçti. Tahta geçtiği ilk yıllarda aile adı olan Amenhotep'i (Amonun hoşnut olduğu) kullandı. Daha sonra adını değiştirerek Akhenaton (Atonun hizmetkarı) ismini kullanmaya başladı ve geleneksel çok tanrılı Mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aton dinini kurdu.

Kralığının 5. ya da 6. yılında kökten bir kararla yüz yıllardır Mısır'ın başkenti olan Teb'i terk ederek bugün Tel el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Akhenaton, eski tanrıları yok etmek için tapınaklardan eski tanrıların isimlerini sildirdi.

Ahenaton yaklaşık 15 yıl tahtta kaldı. Ölümünün ardından kurduğu din çöktü. Akhenaton'un şehri yerle bir edildi ve lanetli firavun olarak anılır oldu.

Akhenaton'dan sonra 8 yaşında tahta geçen, -Akhenaton'un oğlu olduğu tahmin edilen- Tutankhamon da fazla yaşamadı ve baba-bir kızkardeşi olan Ankhesenamen ile olan çocukları ya doğum öncesi ya da doğum sonrası öldü. Tutankhamon da 18 yaşında ölünce bu nesil son buldu.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Akhenaton[/size=1]




İnternette son zamanlarda ortaya atılan  ABD başkan Obama'nın hakkındaki "iddia" lardan birinin; İlluminati tarafından klonlama ile Akhenaton'un DNA sndan "üretilmiş" bir varlık olduğu...

Şunu gözlemlemek mümkün: Yüzyıllardır "Tek Yaratan" fikrinin savunucusu olan Akhenaton hep gözden düşürülmeye çalışılmış, çalışılıyor ve çalışılacaktır. Aslında karalanan "Tek Yaratan" fikridir.

İşte Obama beden olarak üretilmiş olsa dahi, taşıdığı ruh kimin? Esas soru bu: "Ruh'unun eski enkarnasyonları kimler?"

Kenedy nin katilinin çeşitli resimlerde ortaya çıkışı, çok fazla yerde ve çok fazla ortamda oluşu, bir zamanlar kanal bilgilerinde "zaman yolculuğu" şüphesini ortaya çıkarmıştı...İşte bu şıkkı gözardı etmiyorum ve belki de şu söylenebilir: Eski resimler Obama'nındır, yani gerçek Akhenaton'un değildir. Bu ihtimali gözardı etmiyorum. Bir çokları için uçuk bir olasılık olsa da ben bu ihtimali gözardı etmiyorum.

Sonuç olarak "Tek Yaratan" fikrinin savunucusu olan Akhenaton'un kişiliği tarihsel kayıtlardan hep gizli bir el tarafndan çıkarılmış ve mirası hep lekelenmeye çalışlmıştır. Bu sizce neden şimdi bırakılsın? İşte bu neden ile şimdi karalanan Obama değil Akhenaton'dur diyorum. Durum böyle olunca, Obama'nın varlığına "şüpheci" bir şekilde bakıyorum...

Moderator

#26
Tutankamon (Akhenaton'un Oğlu?)


Tutankamun nun Kolyesinin Gizemi


Mısır'ın efsanevi firavunlarından Tutankamon'un kolyesindeki taşların Dünya dışından kaynaklanan bir patlamayla yeryüzünde oluşmuş bir cam olduğu düşünülüyor.


Mısır'ın başkenti Kahire'deki Mısır Medeniyetleri Müzesi'nde 1996 yılında araştırma yapan İtalyan arkeolog Vincenzo de Michele, Tutankamon'un sarı-yeşil renkli bir kolyesini incelemeye aldı.


De Michele, değerli bir taş olduğu var sayılan bu kolyenin aslında camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından dahi çok daha önce yapıldığını ortaya çıkardı. Bu tespit Mısır arkeologları arasında şaşkınlık yarattı.


Mısırlı jeolog Ali Bereket de söz konusu camın, doğada Sahra Çölü'nün gözden ırak bir bölgesinde kumun içine karışmış şekilde bulunduğunu ortaya çıkardı.


Tutankamon'un kolyesini süsleyen bu taşın nereden geldiği, kimler tarafından şekillendirildiği ise bir soru işareti olarak kaldı.



DÜNYA DIŞINDAN KAYNAKLI


Avusturyalı astronom Christian Koeberl, söz konusu camın ancak çok yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığını öne sürdü.


Koeberl, camın uzaydan Dünya'ya geldiğini iddia etti.


Ancak, camın bulunduğu bölgede meteor düşmesine kanıt sağlayacak herhangi bir bulgu yoktu.


Mısırlı uzman Ali Bereket Tutankamon un kolyesindeki taşın aslında Sahra Çölü nde bulunan bir cam olduğunu ortaya çıkardı.


ABD'li jeofizikçi John Wasson ise camın solüsyonunun Sibirya menşeili olduğunu öne sürdü.


Wasson, uzaydan gelen göktaşlarının daha önce gökyüzünde şiddetli patlamalara yol açtığını ve benzer bir patlamanın da Mısır çöllerinde gerçekleşmiş olabileceğini belirtiyor.



ATOM BOMBASINDAN DAHA GÜÇLÜ OLMALI


İlk atom bombası için 1945 yılında yapılan denemelerde yapılan patlamalardan sonra New Mexico Çölü kumlarında incecik bir can tabakası meydana gelmişti.


Ancak Mısır Sahra Çölü'ndeki kumlardaki cam tabakasını atom bombası deneylerinin yarattığından çok daha kalın.


Bilim insanları, çölde atom bombasının etkisinden daha kalın bir cam tabakası yaratacak patlamanın ne olduğunu sorguluyor.


Tutankamon un yüzü şimdiye dek bulunana heykeller ölçü alınarak bilgisayarda yeniden yaratılmıştı.


Böylesine bir patlama ilk kez 1994'te, Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızı Jüpiter'le çarpıştığında meydana geldi.


Hubble Teleskobu bu çarpışmada Jüpiter'in atmosferinde oluşan şimdiye dek bilinen en büyük ateş topunu gözlemledi.



TARİHTE ÖRNEĞİ VAR


John Wasson, Güneydoğu Asya'da 800.000 yıl önce gerçekleşmiş doğal bir patlamada Sahra Çölü'nde meydana geldiği düşünülen patlamadan çok daha büyük bir etki yarattığını ortaya attı.


Bu patlamadan sonra da 750 kilometre kare'ye yayılan bir alan yüzeyinde cam tabaka bıraktı.


Patlamada herhangi bir krater deliğinin olmaması göktaşı ihtimalini de devre dışı bırakıyor.


Wasson, bu patlama esnasında bölgedeki insanlar dahil tüm canlıların da öleceğini vurguluyor.


Wasson'a göre, benzer bir olay Sibirya'nın Tunguska bölgesinde de gerçekleşti; hatta Hiroşima'ya atılan bombanın da benzer bir etkisi olmuştu.


PATLAMANIN KAYNAĞI SORU İŞARETİ


Sandia Ulusal Laboratuvarı'nda görevli Mark Boslough, Jüpiter'i etkileyen söz konusu dev patlamayı süperbilgisayarda Dünya için bir simülasyonunu yaptı.


Boslough, böylesi bir patlamanın yüzeyde 1.800 santigrat derece bir sıcaklık yaratacağını vurguluyor.


Mark Boslough a göre Tutankamon un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının on binlerce katı büyüklüğünde bir patlamanın gerçekleşmiş olması gerek.


Simülasyonda böylesi bir patlamanın Sahra Çölü'nde bulunan ve Tutankamon'un kolyesini süsleyecek kalınlıkta bir camın da meydana gelebileceği ortaya çıktı.


Simülasyonla ilgili olarak Boslough şunları söyledi;

Tutankamon'un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana gelmiş olması gerekiyor.


Şimdi esas soru bu şiddete ulaşacak patlamanın yeryüzündeki kaynağı nedir?