Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Müzik Shop – Frekans Shop – Kanallar

Başlatan Tiversonus, 13 Eylül 2009, 16:44:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Müzik Shop – Frekans Shop – Kanallar


Bir müzik shop'ta bir sürü raflar vardır. Müzikler türlerine göre sınıflandırılmaya ve böylece müşterisine kolaylıkla ulaşmayı bekler. Bir küçük için uyurken dinleyebilmesi için arayacağımız müzikler ile senfonik eserler ayrı ayrı sergilenmişlerdir. Doğrusu da budur, bulunma ve satınalınma kolaylığı açısından. Bir akademisyen gelir bir rafa doğru yönelir, genç bir insan başka bir rafa yönelir, bir başka insan başka bir rafa yönelir. Müzik çeşitlidir, talep edenleri raflarda beklerler.


Aslında müzik bir frekanstır. Yedi adet notadan armoniler oluşturulmuştur. Sonuçta yedi adet nota ve her notanın farklı oktavları müziği oluşturur. Armoniler ise sonsuz sayıda olmakla beraber bir şekilde kategorize de edilebilirler. Yani türlerine benzerlikleri bakımından. İşte bunları seçen insanların da farkı taşıdıkları bilinç farklıklarındandır. Kendi hayatımızı inceleyelim; bir lise öğrencisi iken dinlediğimiz müzik parçaları ile üniversite yıllarında veya şimdilerde dinlediğimiz parçalar arasında bir fark olması kuvvetle muhtemeldir. Olmayabilr de, ama minimal da olsa fark olacaktır. Bu bilinç sarmalı ile ilgili bir durumdur. Hayat deneyimleri ile ve özellikle bu deneyimlerin içsel keşiflerimiz ile genişleyen, yukarı çıkan bilinç sarmalı, müzik zecvklerimizde bir değişikliğe neden olurlar. Bu genel olarak doğrudur, doğru olmadığını düşünenler için de doğru değildir.


Diyelim ki bir müzik shop'un müzik üretimi ile ilgili bir yöneticisiniz. Kendi ailenizi veya arkadaşlarınızı düşünün ve bunlara uygun gelebilecek müzük parçaları üretmelisiniz. İşiniz bayağı zor değil mi? Yaş farklılıklarını, eğitim durumlarını, kültürel farklılıkları ve hatta coğrafi farklılıkları gözeterek bir "sevgi armonisi" hazırlamalısınız. İşiniz bayağı zor. Sevgi parçası yapacaksınız ve her farklı bilince götüreceksiniz, götürdüğünüz kişi isterse seçecek istemez ise seçmeyecek. Seçimine karışamazsınız. Kadim özgür irade yasası burada da iş başında. Siz sadece önereceksiniz.


Hepsi hepsi yedi adet nota. Aslında nota da değil "ses frekansı". Veya sadece frekans. Şarkının teması ise "sevgi" ve "Bir'lik" olacak. Çokça eser üretmeniz ve raflara koymanız gerekecek.


Yazı icat oldu bu bir bilinç sıçraması idi. Daha sonra kağıt kullanılmaya başlandı, bu da bir bilinç sıçramasıydı. Daha sonra da bilgisayarlar ve internet ağı ortaya çıktı. Bunlar üst üste binen ve yukarı doğru genişleyerek giden bilinç sarmalı ile açıklanabilir. Eskiden at'a  binilirdi, bu gerekliydi, şimdilerde ise arabalara biniliyor. Bunları bilinç sarmalı temelinde incelediğimizde hepsi sarmalın içinde çok değerli şeylerdir. Sorun sarmalın üst noktasında hala ve hala sarmalın alt bölümlerinden şey'leri savunmak, onu korumaya çalışmaktır. Aradaki farkı anlatabildim mi? Hepsi değerli şeylerdi, hiç biri değersiz değiller. Önemli olan sarmalın durumu ve vizyon. Vizyonu görenler ve eskiyi ( sarmaldaki alt bölüm) savunanlar. Problem burada.


Sonuçta yedi nota ve armonilerden oluşan bir frekans satış yeridir müzik shoplar. Frekans shoplar'dır. Alınan her eser satınalınan tarafından "gerçek"tir ama "hakiki" değildir. Hakikat ise bu yedi notanın bir prizmadan geçirilmiş ışık gibi yediye ayrılmasından önceki tanımsızlık, sonsuzluktur. O Bir'lik durumundan oluşmuş yedi adet "temel" frekans ve sonsuz bir armonidir.


Kasyopya celseleri'nde "bir kanal açmak" tan bahsedilir. Kanal bir üst yoğunluk olan dördüncü yoğunluğadır. Yani sevgi yoğunluğunadır. Dünya'da bu işi sadece Laura ve ekibinin yapmadığı söylenmektedir. Aslında diğer insanların Kaynak'tan kopuk olduğunu söylemek gibi olurdu tersi bir açıklama. İngilizce bilenler, bilmeyenler, kültürel farklılıklar, coğrafi farklılıklar düşünülmüş olması gerekir. Kanalların çok sayıda olması çok normal. Bu çokluk içerisinde aynı şeye bakıp ta "farklı yorum" lar da getirlilmesi çok muhtemel. Tıpkı müzik shop'ta olduğu gibi. Ancak temel olan şeyler yine bir şekilde veriliyordur diye düşünüyorum. Bir'li frekansı ve "Yaratan ile Bir'iz" felsefesi.


Tüm insanlar bu frekansa hazırdır diyebilmek yanlıştır. Buraya girdim diyebilmek te yanıltıcıdır. Benim kanal'ım Tek'dir demek çok daha yanlıştır. Bu haksızlık olurdu. Unutmayalım yaratılış çok adaletlidir: Ormanda yaşayan bir insan ile şehirde yaşayan bir insanın yaşam şartları ne kadar farklı olursa olsunlar bir şekilde bilgiler ve yardım eşittir.


Selamlar, Sevgilerimle...

Tiversonus

#1
Tüm varolan farklı kanallara, çok açık şekilde varoluşun temel yapısı ile uyuşmayan konular dışında bir dışlama oluşturmak anlamsızdır. Temel doğruların varlığına bakılmalıdır. Aynı olayın açıklaması çok farklı sözcükler kullanılarak yapılıyor olabilir.

Kasyopya kanalı çok özgün bir kanal ve benim frekansımda karşılığını bulmaktadır. Bilgi temelli bilinç artımına hizmet ettiğini düşünmekteyim. "Yedi adet bilya ve yedi adet yuva" benzetmeleri çok güzel bir örnek aslında. Bilyalar "bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları" olarak açıklanmaktadır. Yuvalar ise "yoğunlukları" temsil ediyor diyorlar. İşte yoğunluk ile bilinç arasındaki ilişki vurgulanıyor. Sonuçta şunu vurgulamak istiyorum, bu benzetme kullanılmadan, başka kelimeler ile de "aynı" olay açıklanabilir, açıklanmış, açıklanacaktır.

Bilinç ile yoğunluk/realite arasındaki ilişkiye baktığımızda bu tıpkı belirli bilinçlerin - ruhların deneyim sınıfları olarak- bir deneyim sınıfında deneyime devam etmesi gibi algılanabilir. Bilinç ile maddenin içiçe olduklarınında vurgulanması ilginçtir: "ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik"

İşte burada bilnci neyin etkiledğini, yükselttiğini anlamak önemli kanımca. Evet bilincimizi nasıl yükseltiriz?

bozadi

#2
herhangi bir bilincin "sürdürülebilirliği" ile ilgili problemler de var.

günlük yaşamın her aşamasında, her veçhesinde, farkında olarak sürdürebildiğimiz bir bilincimiz, bilgimiz, inancımız, fikrimiz var mı? bu mümkün mü? bütün zaman ve mekanlardan bağımsız olarak peki?

Tiversonus

#3
"Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor."

Belki bilincimizi nasıl yükseltiriz den önce yukarıdaki cümleyi yani mevcut bilginin uygulaması olarak (OLUNMASI) çıkan enerjinin ışık ürettiğini vurgulamak veya anlamak gerekecektir.

Tüm entellektin araçlar dışında insanın bilgiye ulaşma metodlarınında olduğunu söyler Pleiades'liler. İşte bir şekilde herşeyin temeli bilgi, bu kelime direkt vurgulanmasa bile.

"Kaç yaşam geçirdin?", cevap: 247 !...:)) Yaşamın kendisi büyük öğretmen olabilir ve öyledir. İşte kimizi bir hayatta çok şey öğrenebilir. Bunu seçebilir demek belki daha doğrudur. İşte kişi bir şekilde unutma örtüsü ile sarılı olsa da verilen ile verilmeyen dengesi içinde seçim özgürlüğü için dengeli bir durumdadır. Ruhsal öğretmenler (kimisi O'nlara melekler de diyor) ve yardımcılar hep etrafımızdadırlar. Düşünün küçük bir kasaba da Mevlana meditasyon ve dönme yaparak, bir şekilde bilgiye ulaşarak 26.000 beytlik eserini yazmıştır. Şimdiki araçlar ile bile bu çok zorlayıcı kanımca.

"Bilgi-Uygulama-Enerji-Işık" güzel bir sıralama kanımca!

Tiversonus

#4
Bilinç ile maddenin ilişkisini düşünerek (bunu gözününde tutarak); farklı farklı bilinçlerin birbirlerine "ispatlar" temelinde yaklaşımlarının "çıkmaz sokaklar" olduğunu vurgulamak isterim. Bunun yerine işaretleri -o deneyimsel bilinç yoğunluğundaki- takip etmeleri, araştırmaları daha yerinde olacaktır. Bu bile bir noktaya kadar fiziksel olan verilerdir ve seçim özgürlüğü ile dengelidirler. İşte bu nedenle yanlış veri bilgisizlikten daha çok tehlikelidir.

Sonuçta bu yoğunluk kendini-farkındalık yoğunluğu bu dersleri belki 247 yaşamda alıyor bir ruh. Yoğunluğun kendi sapmalarından kurtunulmak için bir yoğunluk aynı zamanda. Yukarı yoğunluk ise Bir'lik frekansı ile koşulsuz-sevgi frekansına gelmişlere deneyim yaşatan bir yoğunluk ve bu yoğunlukta da sapmalardan kurtulmak hedef veya ortam buna müsait.

Söylemek istediğim temel olarak bilgi'nin ifade ediliş şekilleri farklı olsa da ürettiği ışık gözükür. Bilgi bazen bir kelimenin ötesinde bir matematik şekil de olabilir. Ama önemli olan OLMAK/UYGULAMAK gibi geliyor bana yani ışık üretmek. Bence bu ölçülebilir veya gözlemlenebilir.

[devam etmeyecek, şimdilik]

bozadi

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Bozadi

herhangi bir bilincin "sürdürülebilirliği" ile ilgili problemler de var.

günlük yaşamın her aşamasında, her veçhesinde, farkında olarak sürdürebildiğimiz bir bilincimiz, bilgimiz, inancımız, fikrimiz var mı? bu mümkün mü? bütün zaman ve mekanlardan bağımsız olarak peki?

Tiversonus

#6
Büyük ihtimalle yoktur (sürdürebilirlilik). Ama işte yüzde 51'te tutabilmek bir başarı sayılabilir. Dün akşam şu örneği bir arkadaşımla konuştum. Avatarlardan veya peygamberlerden birisi bir derby maçına(örneğin İstanbul'un iki takımı arasında), stadyuma inse. Binlerce insan ve bir kişi. Bir kişi yüksek bir ruh titreşiminde, peki satdyumun geneli? Yani bir kişiye belki onbinler. Zor avatarların işi gerçekten zor. Birisi diyecektir işte o normal bir insan değil! Elbette ama insanların bilinç farklılıkları o kadar değişkenki.

Belirli bir temayül ve oluş ile aurik alanda bir ortalama tutturulabilinir diye düşünüyorum. İşte yine bilgi ile elbette.

Tiversonus

#7
Veya bunu yapabilene kadar yapamayız:)) Belki dengeleme işlemi Dünya küresi içinde bir seçimin yapılabilmesinin dengesi içindir. Yani seçebilme özgürlüğü önce kurulacaktır, bu da bence bir ihtimal. Ve buraya kadar herkes birer aday.

Tiversonus

#8
Ve sonuçta hep kendime şunu söylüyorum:

Bu bütün dinlerde anlatılanların hepsi "doğru" dahi olsa, ben şu Kasyopyalı'ların şu Pleiadesli'lerin söylediklerini seçiyorum ve elbette Ra bilgilerinin de. Yani benim için doğru kendi ruh titreşimimin frekansıdır. Bir ev köpeği olup özgür olamayacaksam, bunun yerine sokak köpeğİ olup özgür olmayı seçiyorum. Yani doğru, yanlış diye düşünmüyorum, bu sonsuz bilinç krallıkları içerisinde, sadece olduğum frekansa en uygununu seçiyorum. Her şey seçmek değil midir. Kısacası kimseye "tapmayı" seçmiyorum. Bilgi temelli yürümek benim ruhumda karşılık buluyor hepsi bu!

bozadi


Tiversonus

#10
:)) Bakalım bizim "bilya" hangi "yuvaya" oturacak:))))

bozadi

#11
:))

bunun bir önemi yok. "derin" benliğin hangisini seçerse o olacak.

belki daha önemli olan, şu anda istediğin yerde olup olmadığın veya istediğin şeyi yapıp yapmadığındır.

Tiversonus

#12
Şu an'da Laura' nın çiftliğinde olmak isterdim, ne güzel ağaçların altında medi yapardım:))..Aslında Bozadi, sen çok "acı verici" yerlere dokunuyorsun, elbette bulunduğum yerden ve yaptığım şeyden mutlu değilim ama işte "sabredin" diyorlar...

bozadi

#13
şu anda "tüm" hayatımızdan olağanüstü keyif almamak için bir neden yok aslında.

tek sorunumuz yalanlara inanmak, gerçeklere inanmamak.

bozadi

#14
:) şimdi ve burada doğru (ve aslında zor olmayan) şeyi/şeyleri yapmaya başlayabilirsek, olduğumuz yerde olabileceğimiz kadar mutlu ve varoluşsal güvenlik içinde olabiliriz.