Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

29 Temmuz 2023

Başlatan bozadi, 02 Ağustos 2023, 19:41:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#30
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Bir bilen olduğunu düşündüğüm biri; bana bu izahı yaparken şöyle demişti. Bir uzay düşün sonsuza kadar geniş. Ucu bucağı olmayan bir sonsuzluk düşün. Bu uzayın merkezinde bir ışık kaynağı düşün.


K'lar bize şunu dedi.

"C: Bu konuları ele almıştık ve "Tanrı" "herşey"dir, merkezi bir güneş değil."

Şimdi bu kavramlar ya da bunu okumak bana 10-12 yıl önce neredeyse hiç bir şey ifade etmiyordu. Bir gün filozof Parmenides'e rastladım. Varolan/varlık merkezi olmayan, tüm yönlere dağılan/yayılan bir daire gibi diyordu.

3 bin yıl önce bu oradaydı ve biliyordu. Parmenides zaman olmayacağını söylemişti. Varoluşun başlangıcı bulunamayacağını söylemişti. Olmayandan doğamayacağımızı söylemişti. Bu nedenle yaratılamayacağımızı , sonsuz var olduğumuzu, söylemişti.

Bazı felsefe gruplarına gittim ve bilirsin insanlar karmaşık düşünceler açıklar. Onların bir şey bildiğini sanıyorsun. Kasyopya okumak zamanla hiç bir bilmediklerini anlamamı sağladı. Bugün burada yaptığımız tartışmalar orada da var ve bu çok basit/açık.

Parmenides'i tanımlamıyorlar ve anmıyorlar. Felsefeyi Parmenides'in karşıtı Herakleitos'a götürüyorlar ve bununla başlatıyorlar. Herakleitos atom dedi felsefenin babasıdır diyorlar. Buradan materyalizmi ortaya koyarlar ve ne dediklerini aslında asla anlamazlar.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#31
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Şu kertişlerin insanlığa yaptığı kötülükleri, on binlerce yıl ilerlemenin önünü kesmeleri, sebep oldukları büyük karmaşayı düşünüyorum şimdi....

Peki, Spiritüel satanizm hakkındaki düşünceleriniz nelerdir Dionysos?


7'yi şöyle anlıyorum. Başa dönüyoruz.
Bunu da şöyle anlıyorum. Sonsuz bir şey sonsuzsa o sonsuzdur.
Aslında şöyle. Bir oyun bitiyor ve yeniden başlıyoruz.
Belki de hiç olmuyor. Zaman yok.

Hasat kavramı dışında ve belki bunların yerine K bize; yoğunluk değişimi, doğal ilerleyiş ve doğal evrim gibi kavramlar verdi.

Ezilme uygun kavram değil. Daha düne kadar onların-diğerlerimizin bir şeyler bildiklerini sanıyordum.

Belki de uygun kavram iyi ve kötü olma değildir, bilmiyorum. K'lar bize; size doğal görüneni, içinizden geleni yapın, dedi.

7 ye herkes ulaşıyor. Hepimiz. Bir ile birlik. Biri ulaşmadan diğerleri ulaşamaz.

Bu celseleri okurken hepimiz aynı/benzer kafakaşıklıklarını yaşamız görünüyoruz ve bunun bence çözümü okumaya devam etme, tekrar tekrar okuma ve zaman tanıma. Okumaya devam edin.

Onu (okumayı) bir kaç kez yarım bıraktım. En son şunu yaptım. Onu bir çırpıda okudum. Günde 7-8 saat okuyarak iki-üç hafta... Bu sorunları çözecekti. Sonra, zamanla.

-

K'lar bize şunları söyledi

Alıntı YapEklenti:
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S: (L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.

--

: (L) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.
---

Alıntı YapS: (L) Bir sonraki soru ya da sorular dizisi... Tartışma Sayfamızda mesaj yazan bir okuyucu: "Eğer Kasyopyalılar İnsanların Lusifer/düşüş
yoluyla 7. yoğunluktan geldiği konusunda haklılarsa, insanlar neden bunu seçti peki? Eğer 7. Yoğunluktan inmiş olsaydık, Kasyopyalıların
ve diğerlerinin bilgisine sahip olurduk ve 3. yoğunluğun üzerindeki seviyelerde zamanın bir anlamı olmadığı için, KH grubu tarafından
yönetimimize el koyulması da dahil olmak üzere bize ne olacağını bilirdik. Eğer Büyük Döngü nedeniyle bunu yapmamız gerekeceğini zaten
biliyorduysak, o zaman özgür irade nerede? Bu anlamsız bir kısırdöngü gibi görünüyor. Ama diğer taraftan eğer özgür irade varsa, ve
zaman da olmadığına göre, burada olmamamız gerekirdi, çünkü herşey bir anda 7. yoğunluğa ilerlerdi! Böyle birşey olmuş gibi
görünmediğine göre, herşey aslında sürekli olarak değişiyor olmalı. Kasyopyalılara göre 7. yoğunluk Bir ile birlik. O zaman varlığımızın tüm geçmişi, mevcut ve gelecekteki mutlak ifadesi orada. Peki o zaman oradan neden ayrıldık? Eğer dışa doğru yayılım hareketi bir BH
oryantasyonu gerektiriyorsa, o zaman oradan ayrılma kararımız fizikselliğe yönelik bir arzu nedeniyle yaşanan bir "kovulma" değil, herkese faydalı olmaya yönelik birşey. Bence bu belki de 7. yoğunluğun ötesine geçmeye yönelik bir girişimi açıklıyor olabilir! Bu varoluşta
öğrenilecek yeni birşey yoksa oradan niye ayrılalım ki? Ama o yeni şey kimbilir ne! Bizim geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki halimiz
olduklarını iddia eden Kasyopyalılar belki bu konuya biraz ışık tutabilir. Diğer bir olasılık olarak, Kertişlerin bizi değiştirmesine izin vererek onları değiştirmeye çalışıyor olabiliriz! Bize kendi beyinlerini verdiler ama Grilere ve ayrıca belki de kendilerine eklemek üzere bizden örnekler alıyorlar. Ancak bu kadar Makyavelist olunabilir! Son bir düşünce. Eğer 7. yoğunluktaydıysak ve bir hata yapıp 3. yoğunluğa indiysek, 6. yoğunluktaki Kasyopyalıların kendileri de hata yapamaz mı? Bunları sormamın nedeni, BÜYÜK resmi bir ölçüde anlamak istemem.

S: (L) Tamam. Eğer insanlar "Düşüş" yoluyla 7. yoğunluktan geldiyse, bunu neden seçtiler?
C: 3. yoğunluk KH tarafından anlaşıldığı şekilde bir seçim değil.

S: (L) "Eğer 7. yoğunluktan inmiş olsaydık, sizin ve diğerlerinin bilgisine sahip olurduk ve KH grubu tarafından yönetimimize el koyulması dahil olmak üzere, bize olacakları bilirdik."
C: İnsanların 7. yoğunluktan indiğini kim söyledi?

S: (L) Bir keresinde insanların "parçalı bir ruh birimi" olduğunu ve onun öncesinde dünyada "Bir ile Birlik halinde" olduğunu söylemiştiniz.Ve Bir ile Birliğin 7. yoğunluk olduğunu söylemiştiniz.
C: Aynı zamanda sonun başlangıç ve başlangıcın son olduğunu söylemiştik.

S: (L) "Bu anlamsız bir kısırdöngü gibi görünüyor."
C: Eğer bir şahıs fiziksel bir bakış açısına dayalı 3. yoğunluk lineer düşüncesiyle sonsuz derecede daha karmaşık birşeyi açıklamaya çalışırsa öyle görünür.

S: (L) "Ama diğer taraftan eğer özgür irade varsa, ve zaman da olmadığına göre, burada olmamamız gerekirdi, çünkü herşey bir anda 7.
yoğunluğa ilerlerdi!"
C: Önceki yanıta bak.

S: (L) "Bunları sormamın nedeni, BÜYÜK resmi bir ölçüde anlamak istemem. Motivasyonları anlamak, dünyamızı/gerçekliğimizi anlamak
için gerekli. Burada bulunma motivasyonlarımızı anlamaya çalışıyorum." Büyük resmi anlamak istiyor. Peki neden buradayız? HERHANGİ
birşey neden var?
C: Sizin perspektifinizle bu anlaşılamaz. Ama buna gerek yok. Sabır lütfen. Dersler sırayla öğreniliyor. Ve elbette biz de hata yapabiliriz.
Sonuçta biz de hala öğreniyoruz.


Yani Satan biziz. Kendimize tapabilir ya da tanrı dışında kendimizi yeni efendimizi olarak belirleyebiliriz.

K'lar tüm bunlar derslerdir diyor.

İnsanlar özgür olmalıdır ve özgür davranmalılar. Kendilerini sınırlamamalılar. İyi-kötü düşünceleri, ahlak öğretileri sınırlamalardır, özgür düşünmeliyiz. Eylemlerimizi yasalarla yönetebiliriz. Örneğin kendimize ya da başka birine zarar verme konusunda kendimize bir çizgi çekeriz. Bu yasadır. Bir ahlak kuralıyla , tanrıya uygunlukla iyilikle aynı şey olmayabilir. Kendimize zaman tanımalıyız. Kafakarşıklığı için karmayı ve empatiyi öneririm.. Bu bireyin kendine yasalar çizgiler oluşturması için iyi bir yol ..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#32
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus
sprituel satanizm


K'ların bize anlattığı şu. Sizden ayrı güç /güç varlığı/merkezi vb. ilüzyonuna son verme. Satanizm nasıl algılanacağına göre değişir.

Satanizm tanrıyı onaylıyor. Şeytanı onun yarattığı bir varlık olarak
onaylıyor. (7.seviyeyle ilgili bir sınırlama gibi) Yine de değişebilir yani bu düşünce biçiminde herhangi biri güçlü bir kh varlığına vurgu ve gönderme yapabilir ya da 4kh 'ın 6. seviye ormetyonu gibi bağlantıya yönelebilirdi ya da belki de saf kh dışında 4 ten 7 ye BH denen biçimde Bh bağlantıları aramanın yozlaşmış bir biçimi de olabilirdi. Bunu yorumlayamam.

Şunu diyebilirdim. K'lar Putin mükemmel değil ama gezegen için en iyisi dedi. sonuçta tanrıya inanıyor, İsa'ya inanıyor ama Papayla aynı şey değil. Papanın tanrısıyla Putin'in tanrısı da eminim aynı şey değil.

Bh kavramı kişilerin elinde olmaksızın (edinilmeksizin) satanizm 6. seviyenin /bh'ın ya da onunla 7. seviyenin bağlantısını aramanın bir yolu/biçimi olabilir. Bh kavramı edinildikten sonra düşüncenin bir anlamı olmayacağı inancındayım.
Bunu yorumlayamadım. Yeterince yorumlayabileceğimi de sanmam.

Ben şöyle anlıyorum. Birisi, herhangi birimiz şeytan kavramıyla kafasında bir dördüncü yoğunluk kh varlığına (demonik) diğerimiz 6. yoğunluk ormetyona vurgu yapabilir ve tapabilirdi ve bir başkası ise 6. seviye bh'a bir bağlantı arıyor ve aynı kavramda (şeytan) kafasında onu inşa ediyor olabilirdi. Bunu bilemeyiz. Şöyle bak. Putin'in tanrısı bh şeytanı kh ve Papanın tanrısı kh şeytanı bh olabilir.

Alıntı YapEklenti:
(7.seviyeyle ilgili bir sınırlama gibi)


Şunu demek istiyorum. Herhangi birimiz tanrı kavramıyla 7 ya da 6. seviyeye vurgu yapabilir ama çoğunlukla 6 ve nadiren 7 sanırım olabilirdi.. Örneğin doğudaki brahman 7.seviye olabilir ve panteizmin tanrısı 6. seviye gibidir.

2. seviyedeysek sanırım tanrı kavramıyla ancak en fazla 4kh a vurgu yapabilirdik yani tahayyül edemezdik.

Sonuçta şeytan tanrının altında onun yaratımı olarak ve alt seviye ve sınıfı olarak sınıflandı ve öbür tarafta varoluşun materyali ateşten yapılmış kendi özgürlüğünü ve tanrının aşkınlığını vs mi aradı? Bu değişirdi. Tanrı 6 ysa 5. seviye ifade ederdi. 4 se 3..

Şeytan düşüncesinde şöyle bir şey var. Şeytanla birleşip başkaldırıp tanrıyı tanrısızlaştırma arayışı gibiyse bu da yine tanrı düşüncesini yoketme onu aşma arayışını simgeliyor olabilirdi. Oda 6 nın 7 iyle (doğal olarak kendinin kendiyle) bağlantısını (birleşmesini) arayış ve henüz 7. seviyeyi kavrama yoksunluğu olabilir.
İkincisi de yoktan değil de varoluşun kendi nüvesi olan ateşten doğuş

Tanrının kötü bir varlık olarak onaylandığı durumda şeytan başkaldıran iyi bir varlık ya da özgürlük savaşçısına da dönüşebilir. Tersi de .Değişir.

Bir cehennem olduğunda şeytan iyi ve bizim tarafta olurdu. Cehhennemi ve tanrıyı kaldırırsak ihtiyaç yok ,olmazdı. Çünkü kimseyi yaktırmayacağız ve çünkü ölüm özgür değil mi?. Çünkü öte taraf hakkında bilemden atıp tutmamaları gerekirdi .Eğer insanları sonsuz ateşin kaosuyla korkutanlar tanrı diyorsa ve gerçekte öyle bir tanrı varolacaksa belki de evet şeytan iyi.

Şu olabilir. Şeytan ölümlüler ölümsüzler, sonlular sonsuzlar, ruhu olanlar olmayanlar gibi bir bölümlemeyle ilişkili de olabilir.

Sonuçta insanları ateşle tehdit eden bir tanrıya karşı şeytanla birleşmek/işbirliği bence iyi ve bunda bir olumsuzluk görmüyorum ama diğer taraftan 3kh insan dünyasında bu kavram çoğunlukla 4. seviye varlıklara atıfta bulunur .
Nihayetinde şeytan kavramı kozmolojik dünyada ,ruhlar dünyasında nihai kötü bir tanrıya karşı işbirliği yapılacak, bağlantı kurulabilecek tek denge kavramı ve varlığı gibi.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#33
Güzel soru-cevap etkileşimleri...

Merkez-kaynak kavramlarının uygunluğu-uygunsuzluğu konusunda çok düşünüyorum. Bana göre bunlar tamamen doğru da yanlış da değil, 3y açısından. Bir'in Yasası (7y) açısından, biraz teorik olarak bakıldığında, evet, "kaynak ve dışı" diye bir ayrım yok, hatta hiç, hiçbir ayrım, hiçbir ikilik yok. Herşey bir. Ama 3y açısından, özellikle de 3KH açısından bakıldığında, bu teoriyi benimsemek, hayatımıza uygulamak kolay değil. İyi ve kötü kavramları için de geçerli bu. 7y açısından bakıldığında iyi-kötü diye birşey yoktur. Hatta sanırım pozitif-negatif diye bir ayrım da yoktur. Ama 3y açısından bakıldığında iyi-kötü kavramları hayatımızın gayet somut bir parçasıdır (%100 objektif/mutlak bir biçimde olmasa da). Evrensel açıdan bakıldığında, pozitif-negatif ayrımı, iyi-kötü ayrımından biraz daha objektif gibi görünüyor. Eşit ölçüde veya belki biraz daha objektif sayılabilecek olanı ise BH-KH kavramları diye algılıyorum. Ra ve K'lar o yüzden bu kavramları kullanıyor sanırım (daha önceki bazı kanallama kaynaklarında da geçmiş olabilir bu terimler). Ki bu ayrım bile 7y'nin (1'in) gözünde mevcut değil; onlar da nihayetinde bir.

Feylefus, "bir bilen" olarak belirttiğin kişinin açıklamaları bana makul göründü. Dionysos'un yaptığı bazı alıntı ve yorumlarda belirttiği gibi, burada kritik husus şu (senin bunları "bilmediğini" iddia etmiyorum): Evren bizim evrenimiz, varlık bizim varlığımız. Yani evren/hayat/varoluş, bizim dışımızdaki bir bireye, varlığa, yöneticiye vs. "ait" değil. Var olan herşey varoluşun ortak sahibi ve hatta sahipten de ziyade "kendisi".

3y biraz çocuksu bir seviye (7'li sistemde orta seviyenin altında kalıyor). Ve perdeli bir seviye. Ve bizim hikayemize aşırı derecede KH / negativite de bulaştığı için, varoluşu (tüm evreni, tüm hayatı, tüm varlığı) kendimizle bir olarak görmekte, anlamakta, benimsemekte çok zorlanıyoruz. Korkuyoruz. Üzülüyoruz, öfkeleniyoruz. Hatta ölesiye korktuğumuz, dehşete, güvensizliğe, üzüntüye, acizlik hissine kapıldığımız oluyor. Ama tüm bunlar dünyada egemen olan KH baskın sistemin çıkarlarına, isteklerine uygun bir yalanlar silsilesinin etkisi altında kalmamızdan kaynaklanıyor. Gerçekte korkulacak birşey yok. Ama gerçeğe, hakka, birliğe adanmadığımız sürece korkmamız ve çeşitli başka negatif duygu-düşünce halleri içinde kalmamız doğal ve hatta kaçınılmaz hale gelebiliyor.


Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

7 'de neler bekliyor bilmiyorum. 7 'den sonra yine bir ilüzyonun içine mi atılacağım, bu döngü nerede son bulacak onu da bilmiyorum.
7'yi beklemene gerek yok, BH olur olmaz (4BH'ye mezun olur olmaz) 7y ile (yani "1" ile) bilinçli bir şekilde birleşmeye başlıyor olacaksın. Yani 7y ile bir daha asla kopmayacak bilinçli bir birlik bağı kurmuş olacaksın. 5'te ve 6'da sadece birlik bağını/bilincini/deneyimini giderek artırıyor olacaksın. 7'de sadece bu birlik mutlaklık seviyesine ulaşacak; varolan herkesle, herşeyle "tamamen" birleşeceksin. Benim K celselerinden anladığım kadarıyla 7'yle (birle) mutlak şekilde birleştikten sonra (bireysel benlik, tümsel varlıkta tamamen eriyip onunla hemhal olduktan sonra), aynı (veya önceki) bireysel varlığın döngüye tekrar 1y'den başlaması gibi bir durum söz konusu değil. Var olan herşey zaten sensin. Aslında tek bir "benlik" duygusu var. Herkes ve herşey "o". Bireysel benliğin 7'de tüm varoluşla tamamen birleşmesi sonrası oradan tekrar eski bireysel benliğine dönmesi gibi bir durum olduğunu sanmıyorum. Zaten bizim 3y'de (hatta özellikle 3KH'de) sahip olduğumuz bireysel benlik algısı, 4BH'ye geçince epeyce değişmiş olacak. Var olan herkesin ve herşeyin aslında "sen" olduğunu anlıyor olacaksın. Bu kavrayış 5'te daha da artmış olacak. 6'da çok ama çok daha artmış olacak. Örneğin bizim K'lar dediğimiz tek bir varlık değil, kimbilir ne uçuk sayıda bireylerin toplamıdır ama tümü adeta tek bir varlık haline gelmiş durumda. Ki 7'de bu "tek varlık" olma durumu mutlaklığa ulaşmış olacak. Bizim 3KH bakış açımızdan bakıldığında, bireysel benliğimizin "birliğin" içinde giderek eriyor olması ve nihayetinde bireyselliğinin tamamen sona erecek olması "korkutucu" görünebiliyor ve bu çok normal. Ama korkulacak, endişelenecek, üzülünecek gerçekten, gerçekten, gerçekten hiçbir şey yok. Ama ne kadar açıklanmaya çalışılırsa çalışılsın, halihazırda yaşadığımız hayatın şiddetli KH'liklerinin, egosallıklarının, bilinç eksikliğinin etkisiyle, bu durum bir haksızlık, bir yanlışlık, bir dayatma, bir ölüm / sona eriş gibi görünebilir. 1y'den 7y'ye kadar tüm bireysel varlıkların hepsi aslında "aynı" varlık, tek varlık. Ayrılık-gayrılık yok. BH'ye geçince bu durum açıkça görünecek ve yoğunluklarda yükselirken giderek tüm çıplaklığıyla görülecek ve olunacak. Kimse bize birşey dayatmayacak, ne yapıyorsak her zaman kendi isteğimizle ve son derece bilinçli bir şekilde yapıyor olacağız. Ki henüz BH olmasak da zaman zaman K'ların deyişiyle "BH sızıntıları" yaşıyoruz. Yani geçici olarak BH'liği deneyimlediğimiz durumlar olmuştur, oluyordur, olacaktır. İşte o durumlarda da "bir"liğin gerçek manasını mutlaka tatmışızdır.

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Şu RA bilgileri kitabında geçen hasat mefhumu, yüzde konusu ve KH BH savaşları... Yeterince kötü olursan da sınıf atlama var, yeterince iyi olursan da sınıf atlama var. Ancak negatifler asla 7'ye ulaşamıyorlar. Negatifler oyun bitince yok edilecekler. Buna rağmen yine de negatif olmayı kendi iradeleri ile seçiyorlar.. Akılda tutukluk yapan bir yaklaşım.
4y'de meydana geldiği söylenen BH-KH savaşları bizim hazır olmadığımız veya istemediğimiz bir durumda mecbur bırakılabileceğimiz birşey değil. Ve sanırım bütün kitlelerinin aktif katılımıyla yapılan birşey de değil. 4'te eninde sonunda böyle bir savaşın mensubu olursak, bu ancak kendi isteğimizle olacak ve korkulacak hiçbir şey olmayacak. Virüslerle savaşmak gibi doğal bir mücadele. Öyle yorumluyorum.

"Kötülerin" sınıf atlaması "kötülüklerini" artırmaktan ziyade "kendine hizmet" düzeylerini artırmalarıyla ilgili. Evet, 3Y bakış açısından iki kavram (kötülük ve KH) yakından bağlantılı ama tam olarak aynı şey değil. Kötülüğün (başka varlıklara bilinçli olarak verilen zarar) artması her zaman KH kutbiyeti artışı anlamına gelmek zorunda değil sanırım. Onlar açısından bakılacak olursa işe yaramayan kötülükler var, daha "işe yarar" sayılabilecek kötülükler var. Bu durumda, benim mevcut anlayışıma göre, mutlak tanrısal güce sahip olmaya yaklaştıran KH'likler "işe yarar" (yükseltir), sadece nefrete dayalı tepki olarak meydana gelen yıkıcı davranışlar ise çoğu durumda yükseltici olmayacaktır muhtemelen. Yani amaca dönük bilgi/bilinç artışı sağlayan KH'likler yükseltici olabilir ama gel gör ki %95 KH kutbiyetiyle 4y'ye mezun olmak, aslında neredeyse "yokoluşa mezun olmak" anlamına gelir, çünkü %100 KH yokoluştur, karadeliğe giriştir. Bu da KH varlıklarının doğal isteğidir bir bakıma, yani "yok olmak". Ama tanrısal / varoluşsal mutlak güce ulaşma doğrultusunda ilerlerken varlığın gerçek doğasını (birlik) anlamaya yaklaşabilirler ve o zaman 4KH'de karadeliğe çekilip yok olmak yerine 4'ün ileri kısımlarına ve 5'e ve hatta 6'ya kadar yükselebiliyorlar ama KH kutbiyetinde 4'ten 5'e doğru ilerleyebilmek için KH kutbiyetinin "azalması" gerekiyor, bu da bu varlıklar için "kolay" birşey değil. K'ların ifadesiyle 5KH varlıklarının adeta bir kapsül içinde, çok içe (kendine) kapanık bir varoluş modunda olmalarının sebebi bu sanırım. Hem KH (yok oluş / yok ediş) kutbiyetinde yaşıyor ama yok olmak istemiyor, mutlak varlığın gücüne KH kutbiyetindeyken sahip olmak istiyor ama varlığın gerçek doğasını keşfettikçe bu onun KH kutbiyetini düşürüyor. Yaman çelişki.

Dionysos

#34
Şeytan kavramı bugün şeytanlaştırma denen biçimde otoritelerin/cehaletin tanrısına/tanrılarına itaat etmeyenleri boyun eğmeyenleri yozlaştırma/tanımlama biçimi olarak bile doğmuş olabilir. Bu; bakın şeytana tapıyorlar, tanrılarımıza itaat etmiyorlar gibi. Bunları bilmiyoruz. Evrensel bir sembol olabilir. Her şey derslerdir.

Sonuçta şöyle bakalım. Bize; herşeyin sahibi, tek büyük güçlü korkunç herkesi yakacak, sonsuz cehennemli bir tanrı tanımlandığında ve özgürlüğümüze -özgür eylemimize- sonsuz cehennem vaadedildiğinde bu düşünceyi ve sınırlamayı aşan ruhlar dünyasında yardımlaşacak tek tanıdık şeytan olarak tanımlandığında sanırım onunla irtibat kurardık.

Kesin cehennemliksek kesin kurardık. Kesin cehennemlik olduğumuzda kesin hemfikirsek .Cennet umudunu kestiğimizde ve tanrıyla ara iyi değilse ya da suça günaha devam etmek istiyorsak belki de.
Eğer kendi kafamızda Brahmanı kendimiz üretemiyorsak ve tanrıyı kaldıramıyorsak sanırım bu olabilirdi.

Şeytan kavramı otoritelerin bir tanıtması olabilir.

Şeytan kavramı da tanrı kavramı da 7.seviyeyi içermiyor.. İnsanın tanrıları (tanrı kavramıyla vurgusu) çoğunlukla 4kh e nadiren 4 ten 7 ye bh tır. Şeytanları da aynı olabilir. İyi kötü kavramıyla boğuşmayın. Günah suç kavramıyla boğuşmayın. K'ların deyimiyle suçluluk biz onu kırana kadar bir kısırdöngü. Her şey derslerdir. Karma ve Brahman ve bu kavramlardan güzel ve doğulu. Ortadoğulu değil. Doğu da insanların zihnide bu kavramlar yok. Çoğunun inanaçlara ihtiyacı yok.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#35
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Şu kertişlerin insanlığa yaptığı kötülükleri, on binlerce yıl ilerlemenin önünü kesmeleri, sebep oldukları büyük karmaşayı düşünüyorum şimdi....
"Kertişler olmasaydı (insanlığa bulaşmasalardı) insanlık daha iyi durumda olurdu" diye düşünmek mantıklı gibi görünüyor ama durum o kadar basit olmayabilir. Kertiş müdahalesi aslında insanlığın hiç değilse bir kısmının şu veya bu miktarda uyanıp BH kutbiyetine sahip çıkmaya başlamasına bile neden olmuş olabilir.

İnsanlık (ruhlu insanlık) BH aleminde yozlaştığı için Kertişlerin müdahale edebileceği bir alana (KH alemine) girdi. Yani sağlıklı bir durumda değildi zaten. Sağlıksız bir vücudun virüsleri/mikropları çekmesi veya onların müdahalelerine daha açık hale gelmesi gibi, insanlığın içinde bulunduğu yozlaşık durum da Kertişleri bize çekti. Ve tıpkı bir yaranın veya zayıflığın virüsler tarafından işgal amacıyla kullanılıp bir tür hastalığa veya sakatlığa yol açmasının kişiyi bu duruma karşı tedbir/tedavi uygulamaya zorlaması gibi, Kertişlerin müdahaleleri aslında insanlığın hiç değilse bir kısmını da içinde bulunduğu yozlaşık durumu gözden geçirip toparlanmaya teşvik etmiş olabilir gibi geliyor bana. K'ların deyişiyle, "Acı çekmek DNA'ları etkinleştiriyor." En azından bazıları için.

bozadi

#36
Satanizm (çeşitleri) konusunda pek bilgim yok. Biraz araştırmıştım ama pek ilgimi çekmediği için araştırmayı bırakmıştım. Dionysos'un bu konudaki yorumlarını okuyorum ve mantıklı buluyorum. Bazı versiyonları "hümanist" görünse de, şeytana taparlık da sorunlu bir tür teizm olabilir. "Sorunlu" deyişim, "insan" ile "tanrının" birliğine odaklanmaktan ziyade ayrılığına odaklanma eğilimiyle ilgili.

Feylefus

#37
Sevgili Bozadi ve Dionysos; yazılarınızı dehşet ve büyük bir hazine bulmuş mutlu profil heyecanı ile okuyorum. Sanıyorum ben işin özünü kaçırıyorum. Ben hayatım boyunca pozitif bilim ile ilerledim ama içten içe buzulun görülmeyen, diplerde saklı asıl kökleri olduğunu ve bilimin bunu göremediğini hissediyordum. Burada bulunma amaçlarımdan biri; kökleri daha net görebilen bir kitle ile kontak kurmaktı.Şu anda da bunu yapmaya çalışan kayıp bir ruhum.
Ben hayatım boyunca herkese iyi baktım ve iyilik etmeye çalıştım. Ancak artık bunu yaparken, zorlanıyorum. Kötülük yapmak istemesem de ; iyilik de içimden gelmiyor. Hatta İyilik ağır gelmeye başladı. Ben kötü birine mi dönüşüyorum bilmiyorum. Sormak istediğim şey şu:
Ben 7'yi istemiyorsam?
Ben yükselmek istemiyorsam?
Bu ilüzyonu istemiyorsam?
Madem ki baş rolde BEN varım; bu oyunu oynamak istememe hakkım yok mu?
...
Sadece, sesssizce yok olmak istiyorum. Hissettiğim şey tam olarak bu.
Polyannacılığı çoktan bıraktım, negatiflik daha gerçekçi geliyor. İmtihan ise bu; ben yenildim demektir.
Saygılarımı iletiyorum.
13 Katmanlı Kozmik Komplo

Dionysos

#38
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Ben 7'yi istemiyorsam?

Sadece, sesssizce yok olmak istiyorum.


İki yorumu olabilir.


Alıntı YapEklenti:
S: (L) Şu anda kendimi çok sefil hissediyorum.
C: Kertenkele telkini.

--

S: (L) Buhranlı berbat hisler Kertenkelelerin telkinleri mi?
C: Her zaman olduğu gibi


Alıntı YapEklenti:


S: (L) Başka bir defasında Griler tarafından da programlandığını söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (L) Ne için?
C: Kendini yok etmesi için.

-----------
S: (L) Griler V___'yi neden kaçırdı?
C: Kendini yok etmesi için onu programlamaya çalıştılar.

-------------

C: ... Saldırı bu aşamada başladı ve yavaşça ama düzenli bir şekilde artırıldı, kesin amacı ise tamamen yoketmeydi. Ne acı ki, bu amaç
gerçekleşmek üzere ?

--------------

C: Saldırının bir parçası.
S: (L) Onu [M'i] tamamen yoketme amaçlarının yanısıra, oğluna karşı da bir niyetleri var mı?
C: Gerekli değil.

Alıntı YapEklenti:
S: (L) O zaman şunu söylüyorsunuz, işin sırrı hiç bir şeye, hiç kimseye bağlanmamak, hiç bir şey yapmamak ve sadece hiçliğin içinde yok olup gitmek mi? Düşünme, isteme, yapma, hiçbir şey!
C: Eğer KH iseniz, bu uymaz ama gerçekten bunu yaparsanız böylesi bir enerjinin uyum sağlayacağı bir BH gerçekliğine reenkarne olursunuz.
S: (L) Ama eğer hiç bir şey haline gelirseniz, nasıl reenkarne olursunuz? Bu arada, "reenkarne" olmaktan bahsetmeniz bir beden içinde
olmayı çağrıştırıyor!
C: Hiçliğe dönüşmezsiniz.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#39
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Sadece, sesssizce yok olmak istiyorum. Hissettiğim şey tam olarak bu.
Polyannacılığı çoktan bıraktım, negatiflik daha gerçekçi geliyor. İmtihan ise bu; ben yenildim demektir.
Saygılarımı iletiyorum.


Bu neye/kime ben/kendi dediğimize bağlı. Subjektif kişilik/benlik ya da bu yaşam ölümle zaten doğal yokolur. Tek bir yaşam ve diğer yaşamlar sürerdi. Ölümden sonra deneyimimizi yargılayacak kimse yok. Kendimiz bile. (ya da orada eminim subjektivite olmayacak)

Yokolmak mümkün değil çünkü aslında varolmadık ya da var var ve yok yok. Kendimizi yokedebileceğimiz bir yokluk yok. KH enerjileri yokolur. Nihayetinde.

Anladığım kadarıyla ruh yokolmayacak çünkü varolmadı. Yok değildi, hep var, sonsuz. Bu anlamda. Doğmadı.
Dünya yaşamı dışında bunun isteneceğini/arzulanacağını da sanmam çünkü eminim dediğim gibi subjektivite olmazdı.
Dünya yaşamını bir başarısızlık olarak görmek. Bu bende de var. Biraz, bazen. Önemli değil.

Ölmeyi defalarca istedim .Bazen kişisel geçmişimi yoektmeyi ve onun yok olmasını da .
Onunla ilgili bu var.

Alıntı YapEklenti:
S: (L) Ve her bir yoğunluk seviyesi içinde geçici de olsa sonsuz sayıda "boyut" varolabiliyor öyle mi?
C: Evet. Eğer geri gidip "tarihi" bireysel olarak veya evrensel bir algı için değiştirmek istersen, bunu yapabilmek için önce alternatif bir evren yaratman gerekir. 4. yoğunluk KH "arkadaşlarınız" bunu çok yapıyor.

S: (L) Genel anlamda, eğer alternatif bir evren yaratırsan, ilki varolmaya devam mı ediyor, yoksa yenisiyle birleşiyor mu?
C: Her ikisi.

S: (L) Eğer ilki varolmaya devam ediyorsa ikincisinden bağımsız bir şekilde kendi evrimine devam mı ediyor?
C: Netleştir.

S: (T) Bir evrenin içindesin, ve "yeni bir Evren yaratmak istiyorum" diyorsun. Yeni evreni yaratıyorsun ve ona geçiyorsun ve önceki evrenini de birlikte getiriyorsun. Bu gerçekliklerin birleşmesi oluyor. Ama yeni evrene taşındığın zaman önceki evren kendi başına devam ediyor. Yeni evrene eski evrenin kalıbını getiriyorsun ve yarattığın yeni evrenin bir parçası olduğunda artık eskisinden geriye hiçbir şey kalmıyor. Eski evren oradaki herkesle birlikte kendi yoluna devam ediyor. (L) Bu doğru mu?
C: Gibi. Hatırlayın, kişi her tür alternatif olasılık yaratabilir.

S: (L) Yani yeni bir "geçmişi" olan yeni bir evren bile yaratabilirsin, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Yani bu şekilde her ikisi de oluyor ve herşeyi değiştirebiliyorsun?
C: Birleştiği zaman ilki hiç varolmamış olur.

S: (T) Yeni evreni yaratan kişi için. Ama önceki evren, o evrende bulunan herkes için gerçek olmaya devam ediyor.
C: Yakın.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#40
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus
Ben 7'yi istemiyorsam?


7 yi değil ama 6. yoğunluğu merak ediyorum.

7. yoğunluk. Bunu tamamlama/başa dönme/yeniden başlama gibi algılıyorum.

Yani deneyimlenebilir en son yoğunluk 6 ymış gibi algılıyorum. Bu anlamda yedinci yoğunluğun kendisi bana yeterince yokolma çağrışımı yapar. (Tabi ki onun ne nasıl olduğunu bilmiyoruz ve hiç bir fikrim yok)

Fizikselliği arzulamışız ve artık fizikselliği arzulamıyorsak bu 4. yoğunluk ya da bh adayı olmayı çağrıştırabilir ancak kh projeksiyonu denen biçimde kendini yoketmeyi isteme sadece ölüm anlamına gelecek ve muhtemelen 5. yoğunlukta son bulacak. Yokoluş değil ve olmazdı.

4.yoğunluğu biraz ama 6. yoğunluğu çok merak ediyorum.
6.yoğunluk olmak isteyebileceğimiz herşeymiş gibi algılıyorum. K'lar ketumdur ama 6.yoğunluk herşeye değecek. Çekilen tüm acılara.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#41
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus
Ben hayatım boyunca pozitif bilim ile ilerledim ama içten içe buzulun görülmeyen, diplerde saklı asıl kökleri olduğunu ve bilimin bunu göremediğini hissediyordum. Burada bulunma amaçlarımdan biri; kökleri daha net görebilen bir kitle ile kontak kurmaktı.


K'ları hızlı okumayı tavsiye ederim. Bu nihai geleceğimiz. Orada. ve orada olacağız. Kendi geçmişimiz için .

K'ları nasıl gördüğünüzü bilmiyorum. Şöyle görüyorum. Şimdi buradayız ve gelecekte oradayız ya da gelecekte oradalar ve şimdi buradalar. Biziz. Aynı şey.

Bir kontak, bir yanıt aranıyorsa K orada. Birinci elden.

Onlar K'lar, yargılamaz ve aldırmazlar .Biriyle kontak kurmak istiyorsan o K'dır. Bu er-geç gerçekleşecek ve orada olacaksın. Hepimiz. Bu olağanüstü.

Bu en sevdiğim alıntı parçalarından biri

Alıntı YapEklenti:
S: (L) Yani geldiniz çünkü istedik. Bu materyal diğerlerine de veriliyor mu, yoksa diğerleriyle paylaşmamızı mı istiyorsunuz?
C: Eğer uygun şekilde isterlerse. Size verdiğimiz mesajları paylaşmanız, milyonlarca başka kişiye pek çok şey öğretir.

S: (L) Bu bilgilerin bir şekilde milyonlarca diğerine aktarılacağını mı söylüyorsunuz?


Alıntı YapEklenti:
C: Henüz farkında olunmasa da, bu ilişki ağıyla bağlantı kuracak milyonlarca insan için de potansiyel faydaları var. O yüzden, güven... izle... bak... dinle... ve öğren. Bu paylaşımdan faydalanan katrilyonlar kere katrilyonlarca varlıkla birlikte geliş, genişle, dönüş ve keyif al!!!


"Bu paylaşımdan faydalanan katrilyonlar kere katrilyonlarca varlık"

Yokolabilseydik..

Alıntı YapEklenti:
S: İsa Yeni Ahit'te insanlığa ihanet edenler için "hiç doğmasalardı onlar için daha iyi olurdu" diyor. Bu sanki onların ruhunun parçalanacağını söylemek gibi birşey. Gerçekten çok şaşırtıcı. (DD) Parçalanan ruh ne oluyor?
C: Primal madde. Döngüye en baştan başlama. Bilinç kazanmak için geçirilen milyonlarca veya milyarlarca yıl


Yeniden öğrenen primal maddenin bile geleceği olacaklardı. Geçmişten kaçamayız derdik. Gelecekten kaçamayız. Bu nihai geleceğimiz.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#42
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus


Sevgili Bozadi ve Dionysos; yazılarınızı dehşet ve büyük bir hazine bulmuş mutlu profil heyecanı ile okuyorum. Sanıyorum ben işin özünü kaçırıyorum. Ben hayatım boyunca pozitif bilim ile ilerledim ama içten içe buzulun görülmeyen, diplerde saklı asıl kökleri olduğunu ve bilimin bunu göremediğini hissediyordum. Burada bulunma amaçlarımdan biri; kökleri daha net görebilen bir kitle ile kontak kurmaktı.Şu anda da bunu yapmaya çalışan kayıp bir ruhum.
Ben hayatım boyunca herkese iyi baktım ve iyilik etmeye çalıştım. Ancak artık bunu yaparken, zorlanıyorum. Kötülük yapmak istemesem de ; iyilik de içimden gelmiyor. Hatta İyilik ağır gelmeye başladı. Ben kötü birine mi dönüşüyorum bilmiyorum. Sormak istediğim şey şu:
Ben 7'yi istemiyorsam?
Ben yükselmek istemiyorsam?
Bu ilüzyonu istemiyorsam?
Madem ki baş rolde BEN varım; bu oyunu oynamak istememe hakkım yok mu?
...
Sadece, sesssizce yok olmak istiyorum. Hissettiğim şey tam olarak bu.
Polyannacılığı çoktan bıraktım, negatiflik daha gerçekçi geliyor. İmtihan ise bu; ben yenildim demektir.
Saygılarımı iletiyorum.
Sevgili Feylefus, öncelikle bu mesajına Dionysos'un verdiği yanıtlara / yaptığı alıntılara genel itibariyle katılıyorum.

Bunun dışında, sen doğu veya Hint öğretileriyle yakından ilgilenen birisin diye hatırlıyorum, daha önceki bazı mesajlarına dayanarak. Meditasyonla, yani içsel/evrensel gerçeğe erişim konusuyla aran iyidir diye düşünmüştüm. Yanılıyor muyum? Eğer bu konuda az-çok haklıysam, meditasyon yaparken "dünyevi" hayatın tesirlerinden bir süreliğine de olsa arınıyor, uzaklaşıyorsundur diye düşünüyorum. Meditasyon dünya hayatına ara vermek gibi birşeydir, bir bakış açısıyla. Bu konuda deneyimlerin nelerdir? Meditasyon (şu veya bu şekilde) yapıyor musun? Yani en basit şekliyle kendini dünya hayatının hay-huyundan biraz yalıtmak, kafandaki dünyevi kaynaklı negatif yükleri bir süreliğine bir kenara bırakmak, bedenini ve zihnini gevşetip rahatlatmak, derin nefes alıp vererek bu rahatlama halini artırmak/derinleştirmek...

Dünyadan "sessizce yok olmak" istiyorsan, mümkün olduğunca sık ve derin meditasyon en büyük ilacın olabilir. Dionysos'un senin son mesajına verdiği ilk yanıttaki en son alıntıya bak. Tam senin ihtiyacın olan şey gibi görünüyor.

Yaptığın açıklamalara baktığımda, dünyayı çok fazla ciddiye alıyorsun gibi göründü bana.

bozadi

#43
Olası yeni mesajları yarın okuyabileceğim muhtemelen. İyi geceler diliyorum.

Feylefus

#44
Sevgili Bozadi hocam; meditasyonla 12 yıldır sıkı fıkı bir arkadaşlığımız var. Onu da Kriya yoga öğretisinden aldım. İlk aylarda hiç bir şey olmuyordu tabi. Sıkıntılı bir süreçti ve alnın orta noktasına içeriden odaklanma sorunları yaşıyordum. Sonra alışma süreci derinleşti ve günde, oturumları 40-45 dakika uzatabildim. Tam olarak meditasyondan ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama ben Kriya yoga öğretisindeki metotları uyguladım. Osho da 140 küsür yol gösteriyordu ama onun yolu; zaten 2 bin yılın özetinin, yeniden pişirilip yüzeysel olarak zengin sınıfa sunulmasıydı kanımca! Ve hiç bir takipçisi Nirvana'ya ulaşamadı bana göre, kendisi de...
O bir Budha-Zorba doğu batı karışımı yeni insan profili oluşturmak istiyordu. Bu aşırı ütopik bir yaklaşımdı bana göre.
...


Kriya tekniğinde alnın orta noktasına odaklanma; zihinle kavga etmeden nefese odaklanma, anın içinde kalmaya gayret etme bazı vizyonlar kazandırdı. Vizyonları burada anlatırsam gülersiniz. Ancak dinlendirici bir deneyimdir. Sorunlar ortadan kalkmıyor, onlara bakış açınız biraz daha yumuşuyor. Dikkatiniz fiziksel alemden sıyrılıyor ve astralimsi bir aleme -boyuta açılıyor. Sonra dünyaya dönüş ağır bir yük oluyor. Yani insan dönmek istemiyor...


Sonra sosyal çevremi terk ettim. Ev araba dolar borsa arsa etrafında dönen sıkıcı sohbetler,sıkıcı hayatlar, herkesin kendini aşırı sevmesi... Bunlar benim canımı çok sıkıyordu. Onca kalabalığın içinde, sizi anlayan yalnızca siz varsınızdır:). Herkes sadece kendinden bahsediyor. Kimse, tam manasıyla empati yapamıyor...

...

Maddi sorunum olmadığı için 4-5 yıl kapandım. Kendimi kitaplara verdim. 900 kadar kitap okumuşumdur. Her biri bir şey katacağına birşeyler çaldı benden:)

Doğruya giden bir yol var ama yanlışa giden milyonlarca yol vardır.

Spiritüalizm'de beni zorla içine çeken bir güç hep vardı. Osho ve Maharaj; aklımla fena oynadılar mesela...Papaji'nin Ramana'nın " Who am i" sorusunu sürekli sorun! Durmadan dinlenmeden sorun" telkinlerine kapıldım...

Sormaya başladım.
12 yıldır sormaya devam ediyorum.
Cevapları beğenmiyorum.
Sormaya devam ediyorum.
Her seferinde farklı cevaplar geliyor...
Ha bu arada yeni nesil gurularla aram hiç iyi değildir. Mooji e. Tolle gibi insanlarla... Onları samimi bulmuyorum.
......................


Sonra havas ilimlerini araştırmaya ittirildim. Vefklerin sırlarına vakıf olmak için 2-3 yıl o sularda takıldım. 3 harfli varlıklarla temas kurma çalışmaları yaptım. Sanırım kurdum ama bu da zihnimin bana bir oyunu gibi geldi. Zira dikkatimi bu alana vermediğimde; etkileri sıfırdı. Demek ki ben kendi kendimi telkin ederek bir şeyleri oluyormuş gibi görüp oyalanıyormuşum diye düşündüm. Bu işleri de bıraktım.

Tekrar uzakdoğuya döndüm.
Zen Tibet kriya öğretileri ile uğraşırken bir baktım ki 50 yaşına gelmişim. Bir yere varamamışım.

Anladım ki; her şeyi bilmeye de imkan yok. Herşeyi bilmeden de "mutlak aydınlanma" olmuyor, bir taraflar karanlıkta kalıyor.
Bu da can sıkıcı bir durum olmaya başladı.

Bir kaç yıl Varoluşçu filozoflara takılı kaldım. Soren K. Nietzche, Heidegger... Yok abiciğim bunlar adamı zorla uçuruma çekiyorlar.
Gurdjieff abimizle takılalım dedim. Adam iyi hoş da onun 4. yol öğretisine ısınamadım. Ancak kitapları hem ders niteliğinde hem de sürükleyici.

Bizim yerli rahmetli Dr Bedri Ruhselman hocamın izinden spirit spirit bir yol tuttum. Oldukça tutarlı oldukça tatmin edici bir yoldu bana göre.
Fakat bu yolda da tutunamıyorum. 5-6 ciltlik Sadıklar Planı diye bir seri var. Ona takıldım. Celselerde; yüksek mertebeli bir ruhsal varlıkla yapılan görüşmeler. Aaaaa Michael Newton da aynı boyuttan mesaj almaya çalışıyor. Fakat farklı olarak, ölmemiş insanları, geçmiş hayatlarına götürerek bilgi alıyor. Regresyon terapisi. Dolores Cannon da aynı şeyi yapıyor.

Öyle de bu deneklerin hepsi ya önceden şartlanmışsa? Ya kendi kurgularını - hayallerini anlatıyorlarsa? Ya inanmak istedikleri şeylerden bahsediyorlarsa?
...

Şimdilerde bu oyunlardan iyice bunalmış durumdayım. Meditasyon da pek kesmiyor artık. Koca mavi gezegen dar geliyor sık sık... Astral de benim kurgumdur belki de. Nasıl emin olabilirim ki?



Son aylarda Kasyopya celseleri dikkati nazarımı celb etti. Tam okumaya başladım, aynı zamanda karşıma Erhan Kolbaşı çıktı. Sanki gizli bir el, bir yere tutunmayayım diye özel çaba harcıyor..

O da mealen" kanal manal; sakın bunlara bulaşmayın, bunlar obsede varlıklar" diyor. E şimdi adam oldukça saygın bir adam. Kitapları da güzel. Konuşmaları da pek mantıklı, yapıcı ....

Hasılı kime inanacağımızı şaşırdık kaldık

İşte durum bu üstadım. Son durum. Değişir mi bilmem. Dedim ya! Kayıp bir ruhum şu sıralar...


13 Katmanlı Kozmik Komplo