Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

Kasyopya Derlemeleri-m

Başlatan isiklidusler, 01 Ekim 2014, 04:35:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

isiklidusler

#30
Bunu ben daha geniş anlamda yorumlamayı denedim ya da öyle kalmış aklımda,
Yani ben örneğin bunu geçmişe düşmek/dönmek gibi kavramlarla birlikte değerlendirmişim ve yukarıdaki çocuk bölümün unutup ayrıca aklımda tutmuşum, genel bi anlatım olarak; ya da bi soruya cevap olarak-nedene burdayız ne yapıyoruz yapmalıyız gibi sanmışım;
 

Dionysos

#31
S: Amacım nedir?
C. OLmak!

(21 Kasım 1998)
 
--

Asla unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faaliyetler ve bilgiler değil, "-tüm- herkese" evrensel öneme sahip bilgiler aktarılmasıdır.

---

S. ( Bu temasın amacı/sonucu nedir?
C. Öğrenmenize, bilgi kazanmanıza, böylece korunma sağlamanıza ve böylece ilerlemenize yardım etmek.

S. Kasyopyalılar bu temastan ne sağlıyor?
C. Size yardım ederek sizinle ve diğer herşeyle birleşme ve böylece büyük döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştirmeye doğru ilerliyoruz.

S .Bu sizin için mümkün olan tek olasılık mı yoksa en iyi olasılık mı?
C . Her ikisi.

----

S. Bize yardım etme amacınız bu mu?
C. Bu doğal bir süreç.

-

S: (L) Hayır, yalnızca iyi deneyimlerin kabul edilebilir olduğu izlenimi altında değilim, ama burada biraz belirsizlik içindeyim. Biz burada sizinle konuşuyoruz. Gelecekteki "biz" olduğunuzu söylüyorsunuz. Biz bu zaman periyodunda bu gezegendeyiz ve burada olaylar çok garip bir durumda. Bir şeyler oluyor ve ben sadece tüm bunların anlamını merak ediyorum. Sizinle neden konuşuyoruz? Bunun amacı nedir?

C. Ders bu. Hala anlamıyor musunuz? Ders, dersler, herşey bundan ibaret. Tüm dersler paha biçilmez değere sahip.

--

Amacımız sizi elinizden tutup götürmek değil. Yardım edeceğiz ama bazı cevapları sizin deşifre etmeniz gerekiyor. Güç merkezinizi bu şekilde geliştirebilirsiniz. Varolan herşey / tek şey derslerdir ve öğrenmek eğlencelidir.

Öğretmekten daha da eğlenceli.

--

S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C. Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.
Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.

S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C. Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.

S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C. Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.

S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C. Temel olarak, evet.
 
--

C. O soruyu yanıtlamadan önce, birinizin "Laura'nın üzerine gelme gecesi" dediğini duyduk. Bu kesinlikle doğru değil. Amacımız size gerçek bilgiyi edinmenizde yardımcı olmak ve bu yalnızca kendi kanallarınızı açmanız yoluyla gerçekleşebilir. Bunu yaparken size mümkün olan herhangi bir yolla yardımcı olmaktan çok mutluyuz, fakat gerçekten ve tamamen sınırsız olan kendi yetenekleriniz yerine tamamen bizim yardımımıza odaklanmanız sizin için çok zararlı olur. Sizin tanımladığınız şekliyle "üzerine gelmek" sadece sizin bir algınız. En büyük ilerlemeler gerçekleştirilirken öğrenme süreci bazen zordur ve Laura'ya öğrenme çabasında bulunması için samimi ve sürekli yorumlarda bulunuyoruz. Kişi öğrendiğinde, gerçek bilgiyi elde etmeye çalıştığında onun veya mevcut herhangi birinin üzerine gelinmesi için hiçbir neden yok. Bunu zor olarak algılıyor olabilirsiniz, fakat uzun vadede çok faydalıdır. Ve tekrar, sizi azarlıyor gibi görünüyor olabiliriz, fakat sizi azarlamadığımızı özellikle belirtiyoruz. Yaptığımız tek şey, yönlendirilmeyi istediğinizde yönlendirmektir. Ve kişinin zihinsel enerjilerinin saptığını veya dağıldığını algıladığımızda çoğu zaman, sadece kişinin ilgisini yeniden odaklaması amacıyla oldukça keskin görünen yanıtlar veriyoruz. Çünkü bu amaçla ilgili olarak başvurulan, hepinizin aşina olduğu yol budur. Şimdi hafızanıza eriştikçe bileceksiniz ki, bu zihinlerinizde ve ruhlarınızda içgüdüsel olarak mevcut olan birşeydir. Durup bunun üzerinde düşünmenizi öneriyoruz, çünkü eğer bunu yaparsanız, söylediğimizdeki gerçeği göreceksiniz.
 
--

Tüm yanıtları bizden istemek yerine, sorunun yanıtını bu şekilde keşfetmek doğru yol. Cevapları kendi içinizden çıkarma kapasitesine sahipsiniz. Yardım etmekten çok mutluyuz ama amacımız, gelecekteki kullanım için kendinizi güçlendirmenize yardımcı olmaktır. İlerlemek ve gelişme göstermek, kişiye çok yardımcı olur. Varolan herşey -- derslerdir.  Bu nedenle, öğrenmenin en hızlı, en güçlü yolu, bu amaçla kendi yeteneklerinizi kullanmayı öğrenmektir. Bize sorular sormanıza izin veriyoruz ve bu da yardımcı oluyor ama tüm bilgilerin bu tek kaynakta aranması, uzunvadede zararlı olabilir. Şimdi, devam edecekseniz, lütfen edin...

--

C. Hayır, beklemesi gerekiyor. Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Kader yolun için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı "psişiğinkinden" daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen "herhangi yaşlı psişik" değilsin!

---
C. Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor.

----

S: (L) Yani bu sadece bir döngü.
C. Hayır, asıl noktayı kaçırıyorsun. Evrimsel olarak alçalma diye birşey yoktur. Tüm deneyimler derslerle dopdoludur. Sizin yoğunluğunuzdaki pek çoklarının bu "üstünlük / alçaklık" merakını aşması gerekiyor.

-----
C. Mücadele de bir kerede bir adım başarıyla atılır. Merdiveni ölçmeye gerek yok.
 
---------
C. "Bilişler" ölçülebilir fizikselliğin birimlerini ima ediyor. Böyle birşey yok! Bilgi fiziksel değildir, dolayısıyla sabittir.

------
C. Önceki konuda senin için ve ihtiyaç duyan herkes için birşeyi daha vurgulamak istiyoruz Arkadiusz: sizinle iletişim kurmamızın amacı varlığımızı "kanıtlamak" değil. Eğer kişinin yeni alemleri öğrenmeye ve bir "gün" genel farkındalık profili haline gelecek şeyleri keşfetmeye inancı ve isteği varsa, o zaman "kanıt" gerekli değildir. Diğer taraftan eğer kişi bunun zıddı bir psişik yönelimdeyse, o zaman hiçbir miktarda kanıt yeterli değildir.
 
----------
C. Amacı olması gerekmiyor, sadece neyse o!
--
C. Amaç bazen uygun terim değil.
---------

S: (T) Yani gelecekte bir zamanda bu şeyleri bilmemizin mümkün ve faydalı olabileceğini mi ima ediyorsunuz?
C. İma etmeye çalışmıyoruz, söylüyoruz, ve bu bilginin amacı, belki de bu konular hakkındaki ayrıntılı bir farkındalığı, geleceğiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizin, şimdiniz olarak tanımladığınız süreçte edinmenizden daha faydalı olacağını belirtmektir.

---

C. Kasyopya.
S: (L) Elbette bunun YAŞADIĞINIZ yer değil sadece aktarım noktanız olduğunu biliyoruz...

----

S: (L) Dalga üzerinde olmayı seviyorlar mı?
C. Dünya üzerinde olmak sizin için "eğlence" mi?
 
S: (L) Söylediğiniz şeyi anlıyorum. Orada yaşıyorlar çünkü yaşadıkları yer orası.

----

Tamam, öncelikle...
 Unutmayın, bilgi önemlidir çünkü bilgi korumadır.
Bilgiyi ayrıca daha ileri düzeydeki bilgi ve deneyimlere ilerleme için bir temel olarak da düşünebilirsiniz.
Dolayısıyla, bazen bilgilendirme, kişiyi yakındaki önemli olaylara hazırlayıcı nitelikte bilgiler verilmesi yoluyla gerçekleştirilir. Anlıyor musunuz?

----

C. Çocuklar işbirliği yapmıyor. (Laura çocukları yatağa gönderiyor. Bu durum büyük bir negatiflik yaşanmasına neden oluyor.) Teşekkürler. Daha açık olmanız gerekiyor ve unutmayın, biz siziz!!!!!

S:(L) Açık olmayan kim?
C. Konu o değil. Bir zamanlarki kendinize bakmak ve birleşme amacıyla çok sıradışı bir seviyede kendinizle iletişim kurmak nasıl birşey, hayal edebiliyor musunuz?
S:(L) Hayır, bunu hayal edebileceğimi sanmıyorum.
C. Dene!

S:(L) Deniyorum. Bu tıpkı kendini bir bebek olarak görmek gibi olurdu herhalde.
C. Güzel. Devam et.

-------------

... burada amacımız bu değil mi?
C. Bozuk değilse, tamir etme.

--------

S:(L) Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C. Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz.

S:(L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C. Size bağlı.
 
--------------

S: (T) Birkaç celse önce "Dikey Gerçeklikler"i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?
C. Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Dikey gerçeklik tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
 
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#32
Çok güzel, ilham verici alıntılar Dionysos teşekkürler.

Dionysos

#33
Siyah veya beyazdan birini seçmeye yönlendirildiğinde
ortadaki gri alanı ara.

----

S: (L) "Evren" ve "boyut" kelimeleri eşanlamlı mı?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Hangi anlamda evet?
C: Sizin için bunlar "gri" alanlar ve ne kadar çabalarsanız çabalayın, algınız temelden değişmedikçe bunu anlamayacaksınız!

----

C: "Işık" sönene kadar araştır .

C: Patlayıcı gerçeklik öncülleri

C: Yer sarsıcı ilkeler
----
KÜRESELLİK

( ( (Benim bu celselerden en çok üzerinde durduğum, üzerinde durup düşündüğüm, Küçük Prens gibi düşünmek dahil bir çok düşünsel uygulama yazdığım-geliştirdiğim, Nietzsche'nin Felsefeyi Tehlikeli hale getirmek dediği şeye benzettiğim ve hatta ona uyarladığım belki de üzerine durup düşünülmesini tavsiye ettiğim edeceğim konu budur.
En önemsediğim ya da...
Lauraya da söylendiği gibi sunulan kavramı bir kez edinmek diyebileceğim bir biçimde (denilenin üzerinde durmak bakmak düşünmek düşüncede biraz esnetmek kovalamak denemek vb.sonucu) herşey bambaşka olacaktır.
Yeni matematik, örneğin nedir?

Bir başlangıç olmaması kavramıyla da çalışılabilir ancak küre kavramıyla zihinde biraz çalışmak tutmak oynamak bakmak gerekiyor. Ayağının altında bir küre olduğunu düşünmek dahil..)
Gerçekten üzerine gidilirse bulantılı ve değişimsel evrimsel ya da büyük engelyıkımsal olabilir..
Eğer filozofik değişim, yenilenme bilgi algı vb. isteniyorsa ya da bilgisel kavrama kovalanıyorsa bu kavram net mutlak uzun incelenmeli çalışılmalı
Kavram bir kez edinildiğinde...lineer odağın çökmesi gibi bir şey demektir..bu düşünceyi de kurgular bu anlatılabilir bir içtenlik sınırında değil. Yani denebilir ki (ne saçmalıyoraun sen?) düşünceye bir küre taban kurup ne olabilir bunu kavradık ne olabilir zaten görüyoruz 3 boyut alan derinliği denebilir..
Yani bunu diyenlere aldırmayın....
Ne saçmalıyorsun sen diyenler saçmalıyorlar...
Tüm bir celse yapısından daha önemli
Lineer odak çökerse ne olır mesela deniyor?
Teknik olarak ikilemsiz biliş ve felsefe üretirsin.
Tüm felsefe tarihi seni saygıyla anar demek oluyor..
-''

Bunun yerine ikinci bir öneri de zamanın geçmişte bir ucu ve başı olmayabileceğini durup ciddi ciddi düşünmektir. Bu konu da bşraz aklı fikri zorlamaktır. Yani geçmişe gider gibi olup zamanın ucunun şimdiyi kesmesi, şimdiye geri dönmesi gibi bir şey..) ) )

--

C: Uup! Görsel temsilinizde bir kayma algıladık! Sürekli genişleyen dış daireyi ve genişlemeyen iç daireyi ve tabii yine aynı şekilde dışa doğru hareket eden yedi bölümü düşünün. Bu gözünüzde nasıl bir şekil canlandırıyor?
S: (L) Tekerlek mi?
C: Hepsi bu mu?
.
C: Şimdi onu bir küreye çevirmeye başlıyoruz! Neden küreye dönüşür?

------

Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..
S: (J) Kendine geri döner.
C: Doğru.
S: (L) Tamam, demek büyük bir kürede yaşıyoruz!
C: Öyle mi?
S: (L) Öyle anlaşılıyor. Yoksa büyük bir daire mi?
C: Ah ah ah. Daha fazla çalışman ve öğrenmek gerekiyor canım.

---
Daireyi dışa doğru genişletirsen ve daire tüm yönlere doğru genişlerse, yedi çizgiyi de kendisiyle birlikte çeker ve kapsanan kesitlerdeki alan da sürekli artar ve sonra o daireyi çevirdiğimizde bir küre olur.
C: Aynen öyle. Ama Laura bunun büyük bir kürede yaşıyor olduğumuz anlamına geldiğini söylüyor. Ve belki de öyle.
----

T: Daire genişlemeye devam ediyor mu? Daire
genişlerken onu 180 derece çeviriyorsun ve küre oluyor. Küreyi kendi çevresinde döndürmek için kürenin dış kenarındaki bir noktayı alıyorsun ve bir simit oluyor ve sürekli genişleyen bir iç tüp. (L) Ve ortada bir karadelik! (SV) Neden karadelik olmak zorunda? (J) Spiral. (T) Onu çevirdiğin zaman daha da büyük bir iç tüp oluyor. Genişlemeye devam ediyor ve daha fazla alan kaplıyor...
C: Şimdi, yoğunlukları birleştirdiğiniz zaman, fiziksel gerçeklik ile eterik gerçekliği, veya diğer bir deyişle düşünce formu ile fizikselliği birleştirmiş oluyorsunuz. Bunları mükemmel bir şekilde birleştirebildiğinizde anlarsınız ki, bir başlangıç ve bir son olmamasının nedeni, bir başlangıç veya bir son düşünmeye ihtiyacınız olmamasıdır çünkü gelişiminizi tamamlamışsınızdır. Yedinci yoğunlukta Bir ile birlik olduğunuzda, bunu gerçekleştirmişsiniz demektir ve artık fiziksel ve eterik formlar arasında bir farklılık olması için hiçbir neden yoktur.

---

S: (L) Mozaik bilinç nedir?
C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir.

---

Görmüyor musun Laura ? Eğer bunu doğru bir şekilde çizecek olsaydın, herhangi bir kürenin tam
merkezini tüm yaratılışla birleştirebilirdin ?

---

herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz
var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk.
-©
C: Bu konunun dışında, daha önce size kozmik tabiata sahip tüm kürelerin pencereler olduğunu söylemiştik.

---

: "Altında" diye bir şey yok.
S: (L) Tamam. "Altında" diye bir şey yoksa, hangi terimi kullanmak daha uygun olur ?
C: Etrafında. [ç.n. saran bir şekilde, çevresinde, etrafında]
S: (L) Bu geometrinin etrafında ne var ?
C: Takip edip, araştırmaya devam etmen gereken bir şey.
S: (L) Bana küçük bir ipucu veremez misiniz ?
C: Verdik.
S: (L) "İç içe" terimini kullanmak doğru yaklaşım olur mu ?
C: Hayır, hayır, hayır. Hala sınırlı bir çerçevede düşünüyorsun. Biri uzaya gittiğinde, artık orada; üzerinde, altında, yukarısında, aşağısında, solunda, sağında, yanında vs yoktur. Sadece etrafında vardır. Küresel bir anlamda.

----

C: "Kürenin merkezinin" bir pencere olduğunu hatırla.

----

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#34
C: Dünyadışı bir ırkın büyük bir uzay gemisi inşa edip nesiller boyunca onun üzerinde yaşamasını engelleyecek hiçbir şey yok. Fethetmek için uygun bir dünya aramak üzere zaman ve mekanda büyük mesafeler katedebilirler. Uygun bir gezegen bulduktan sonra bu gemiyi yörüngede uzak bir noktaya yerleştirebilir, o güneş sisteminde çeşitli somut düzlemlere üsler kurabilir ve seçtikleri medeniyetleri sabırla manipüle ederek uygun bir teknolojik altyapı hazırlatabilirler. Sonra, uzun, yavaş ve büyük bir zihin programlama projesi uygulayıp, durum uygun olur olmaz girip el koyabilirler.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#35
Alıntı Yap"C: Psişik yaraların bedenle birlikte nasıl iyileştiklerine hepiniz şaşıracaksınız!"
.
.
.

Yani vücudu iyileştirdikçe psişik sorunlar da iyileşiyor. Bu çok umut verici.

C: Fakat fiziksel sorunların çoğaldığını bildiğinizde, iki kat farkında ve dikkatli olmanız gerekir!!

.
.
S: (L) Pekala, kelebek UFO'ya dönecek olursak ...

İlk cümleyi aldım. İlk cümle benim umursadığım/önemsediğim bir cümle..

Bazı diğer cümlelerle birlikte bir umut cümlesi...

Sonra diğer cümleleri aldım. Sonra Laura'nın: "pekala dönecek olursak" dediğini gördüm ve bazı zamanlardaki gibi -yani Kasyopyalıların bir bilgi ya da soruyu, tartışmayı tetiklemek ya da belki araya bir mesaj sıkıştırması gibi olan bir cümle oluşu farkettim ...

 ...

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#36
Satır Araları - orada olduğu Halde Hiç Göze Çarpmayan ya da Tartışılmayanlar-dan

Soğuk Terapi


Bugünlerde burada hava tam da 10-15 derece arası. 12/8 derece bandında. Muhtemelen musluk suyu bu aralıkta olmalı. Son 3 gündür K'ların bu aşağıda dediklerinin yüzde 90 ını unutsamda "soğuk duş" ibaresi öylece aklımda kalmış ve tam sıcak ılık duş sonrası soğuk suyu birden açarak ona biraz tahammül etmeyi deniyorum ve denedim. Tabi ki bu 10-15 dakika değil. Beni bile korkuttu. Bu kadar uzun söylediklerini bilmiyorum ama o havaya o dereceye zaten havadan maruz kalıyorum. Soğuğu geçtiğimiz hafa bir gece gerçekten iyileştirici hissettim... Doksi ya da Cipro alacağımı sanmıyorum, diyeti istesem de düzenleyemiyorum.. O halde oralarda başka yanıtlar mı olmalı..

ALINTILAR

İpek giysi EM etkisini güçlendiriyor.

-----

S: [kahkaha] (Pierre) Kesinlikle aktif biriymiş! (Ark) Bir sorum var. Sen {Laura} bu soğuk banyoları alıyorsun ama benim de bu baş ağrılarım
var. Acaba sabah başağrılarımı durdurmak için benim de başımı soğuk suya mı koymam gerekiyor?
C: Evet ve yeniden modelleme planlarının da çok faydası olacaktır.

---------

S: (Perceval) Uçarken patlatıldılar!
(dugdeep) Siğiller virüs olduğuna göre, siğillerin olması vücudunun virüslerle savaşamadığı anlamına mı gelir? Veba tarzı hastalıkların
yaklaşıyor olmasıyla ilgili olarak...
C: Mutlaka o anlama gelmez. Siğiller vücudun virüsleri sarmalayıp kapatmasından da kaynaklanabilir. Yerine, sayısına ve türüne bağlı.
S: (dugdeep) Siğillerden kurtulmayla ilgili herhangi bir tavsiye?
C: Soğuk tedavisi (kriyoterapi) genellikle etkili oluyor.
S: (Chu) Hazır virüslerden bahsetmişken, belki Oxajil'in durumunu da sorabiliriz. Bir gizem.
(Oxajil) Evet, önceki celsede sağ gözüm için nasıl bir çözüm sağlanabileceğini konuşuyorduk. Hatta sorunun bir herpes virüsüyle ilgili olup
olmadığını.
C: Mevcut tedaviyi sürdür; uzun vadeli, düşük doz doksisiklin eklenebilir.
S: (L) Uzun vadeli, düşük doz doksisiklin siğiller için de faydalı olur mu?
C: Evet.
S: (L) Uzun vadeden kasıt nedir?
C: 12 ay

---------

S: (L) Tamam, ilk sorunuz nedir?
(Odyssey) Ebola'yla ilgili bazı sorularımız var. Bizi Ebola'dan koruyacak kesin protokol nedir, çünkü bu konuda pek çok bilgi var.
C: Her durumun kendi değişkenleri var ama genel olarak diyet yoluyla bağışıklık sisteminin ciddi bir şekilde güçlendirilmesi ve soğuk
protokoller büyük bir direnç sağlayabilir

-----------

S: (Carlise) Geçen celsede soğuk protokollerin Ebola'yla mücadelede yardımcı olabileceğini ve bağışıklık sistemini güçlendirebileceğini söylemiştiniz. Mesela bunun için optimal derece, süreyle ve sıklık nedir?
C: On ila onbeş santrigrat derece, aynı sayıda dakika. Başlangıçta günlük uygulama en iyisidir ama sonrasında haftada dört kere.
Yaklaştırma aşamalı olabilir

---------------

(L) Hayır! İlk günü kastetmediler. Tamam bunu soralım. Fayda görebilmek için düşük sıcaklıklara kendimizi hergün maruz bırakma olayını
ne kadar süre boyunca yapmamız gerekir?
C: 2-3 hafta.
S: (L) Yani 2-3 hafta boyunca bunu her gün yapacaksın, sonrasında haftada 4 kere. Yani yaklaşık olarak iki günde bir.
C: Evet.
S: (L) Yani kendine işkence edeceğin ve etmeyeceğin günler var! [Kahkaha] Yüce Tanrım, çok soğuk olur! (Pierre) 10 derece soğuk.
(L) Peki 10 derece en optimali mi?
(Pierre) Bu soruyu yanıtlamayın!
C: Bazıları için. Bazıları ise faydaları daha yüksek bir sıcaklıkta deneyimler. (Perceval) Bunun örneğin şeyin miktarıyla mı alakası var...

---------------

S: (L) Bunu yapmak zorundaydın, değil mi? Bir kutu solucanı serbest bıraktın! (Perceval) Soru şu: Bir ruh grubu nasıl işler?
(L) O soruyu başka bir celsede soralım çünkü yorgunum. Tamam herhangi acil bir soru? Celseyi kapatıyoruz. Pekala, iyi geceler, kendinize
iyi bakın, biraz karaoke yapın, parti yapın ve soğuk duş alın!
(Pierre) 10 derece!

--------------

(Pierre) Belki de yaptığın şeylere ek olarak iyileşme sürecini hızlandırabilecek başka bir çözüm olup olmadığını sorabilirsin.
C: Soğuk ve sıcak ve onun üzerinde oturmayı bırak!

-------------

S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl
anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?
C: Evet.

------------

Beslenmemizde değişiklikler yapıyoruz, soğuk terapisi uyguluyoruz vs. Peki bu yaptıklarımız bazı DNA'larımızı değiştirmek suretiyle normal
vücut sıcaklığımızı da değiştirecek mi? Böylece farklı bir sıcaklık derecesiyle ilişkili INTRON veya vücuttaki başka birşey etkinleşip mevcut blokajı ortadan kaldırabilir mi? Sıcaklıkla bağlantılı böyle bir mekanizma var mı?
C: Evet.

------------------

 Soğuğa adaptasyon iç vücut sıcaklığını artırıyor mu?
C: Nihayetinde, evet.
S: (Pierre) Ne kadar mesela?
C: Bir-iki derece.
S: (Pierre) Hastalandığındaki gibi.
(Perceval) Ki bu da belirli virüsler için ölümcül olabilir... Kötü şeyleri uzakta tutmak için faydalı olabilir.
(L) Kesinlikle.
(Perceval) Etrafta bu kadar çok virüs varsa, muhtemelen insan vücut sıcaklığına adapte olmuşlardır. O kadar uzun zamandır insanların etrafındalar ki, insanların içinde yaşamaya, faaliyetlerini insan vücut sıcaklığında yürütmeye alışmışlar. Ama eğer vücut sıcaklığı artarsa o kadar iyi çalışamazlar.
(Pierre) 39°C'da çoğu ölür.
(L) Yani vücut sıcaklığı derecen artarsa, hem içindeki bazı iyi DNA'ları etkinleştirebiliyorsun, hem de kötü virüslerin erişimini kesiyorsun.
(PoB) Sabit bir ateş gibi.
C: Evet.
S: (Perceval) Bunun sürekli soğuk bir ortamda bulunmanın doğal bir sonucu olması ilginç. Bir Eskimo'yu taklit etmek gibi... Belki Eskimoların
vücut sıcaklığı da düşüyor ama bir şekilde dengeleniyor. Ama süper soğuk ortamlarda olmayanların soğuğa adapte olması, vücut
sıcaklıklarını artırmalarını kolaylaştırabilir. Ama yalnızca periyodik olarak.
(L) Evet.

---------------

S: (Heimdallr) Tamam. Deve sütü içmek patojenlerin öldürülmesine yardımcı oluyor mu?
C: Tazeyse, evet.
S: (Heimdallr) Ne sıklıkta almamız gerekir?
C: Günde bir kere.
S: (L) Ne kadar almanız gerektiğini sormak istemiyor musun? (Heimdallr) Evet, her doz ne kadar olmalı?
C: 180 ml.
S: (Odyssey) Son celsede bazı insanların parazit manipülasyonuna dirençli olduklarını veya bunu telafi edebildiklerini söylediniz. Parazit
enfeksiyonuna karşı koruma sağlayan dengeleyici koşullar nelerdir?
C: Güçlü zihin ve irade. Enfeksiyonu engelleyemeyebilir ama enfeksiyona rağmen zihinsel istikrar sağlar.
S: (Heimdallr) Dünyada kaç insanda bu enfeksiyon sorunu var?
C: Yüzde 63.
S: (Heimdallr) Antibiyotik protokolüne soğuk terapisinin eklenmesi faydalı olur mu?
C: Evet, ama sonradan.
S: (L) Yani hemen en başta değil. Söyleyeyim, bu çok berbat bir şey! Birkaç gün ölecekmişim gibi hissettim. İlk ve ikinci uygulama kötüydü.
Üçüncü uygulama da gerçekten kötüydü. Dördüncüsü daha iyiydi. Beşincide biraz işlev gösterebildim. Hiçbir şey hissetmemem ancak
yedincide oldu. Gerçekten dehşet verici birşey.
(Heimdallr) Yani Pierre bu protokole başladığına göre artık havuzda yüzmüyor mu?
(L) Yüzüyor.
(Pierre) Havuzda değil, gölette.
(Perceval) Ama bu soğuk terapisi değil. Gölet 20 derece. (Pierre) Akan suyun altına giriyorum. (Perceval) Farketmez o da yalnızca 15 santigrat derece. Ve orada 15 dakika durmuyorsun. (Pierre) Faydası oluyor.
(Heimdallr) Burada bu grubun daha fazla yapması veya odaklanması gereken herhangi birşey var mı?
C: Manyetikleşme.

-------------

(L) Evet. Bu vücuduna yardımcı olur ama eğer vücudun zaten kötü durumdaysa bu süreç çok yavaş oluyor sanırım. (Ark) Hızlı bir sorum var.
Sabahları soğuk duş almak hapşırığıma iyi gelir mi?
C: Neden havuza dalmıyorsun?

---------------

S: (L) Tüm bu sefalete neden olan şey nedir?
C: Biliyorsun!
S: (L) Evet, biliyorum. Cipro.
C: Evet.
S: (L) Ama nihayetinde onu bünyemden atacak mıyım?
C: Evet.
S: (Galatea) Soğuk terapisi en iyi seçenek mi?
C: Faydalı.
S: (Gaby) Rus banyası.
(L) Evet, doğru mu...
(Pierre) HAYIR diyorlar! Çok kötü! [kahkaha]
(L) Soğuk tedavisi çözümün yalnızca bir kısmı dediniz. Diğer kısmı nedir?
C: Sauna.
S: [Herkes gelen harfleri söylüyor] (Pierre) Sauna ve soğuk tedavisi dışında iyileşme sürecini hızlandırmak için yapabileceğimiz herhangi
birşey var mı?
(Chu) Evet, saunayı daha hızlı inşa etmek!
C: Huzur!

------------

(L) Soğuk suda yüzmekten bahsetmişken, geçen gün okuduğum bir makalede, çok soğuk bir atmosferde bulunmanın, ki sanırım bu çok
soğuk bir suda bulunmayı da kapsıyor, kanı yoğunlaştırıp yapışkanlaştırdığı ve kan pıhtılarına neden olduğu anlatılıyordu. Kanımın
katılaşmasını istemiyorum. {kahkaha} Çok soğuk suda yüzmem halinde kanın pıhtılaşma tehlikesi var mı?
C: Çok değil.
S: (L) Hainler! Hainler! {kahkaha}
(Pierre) Zatürreyi sor. Evet diyeceklerinden eminim. (Joe) Soğuk sudan zatürre olabilir misin?
C: Hayır.
S: (Andromeda) Üşüttüğüm halde soğuk suya girmemi tavsiye eder misiniz peki?
C: Hayır.
S: (Andromeda) Teşekkürler! {kahkaha}
(Pierre) Şimdi herkes üşütecek! "Soğuk suya girmeyi çok istiyorum, ama. " {kahkaha}
(Joe) Soğuk suya girmenin tüm damar sistemini güçlendirdiğini ve canlandırdığını okudum.
C: Evet.

-----------

"Sizinki, yağmurlukla duş almaya yakın birşey."
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#37
Çok yerinde ve faydalı öneriler ,teşekkürler,
Ben öteden beri zaten her banyo sonunu soğuk suyla bitiririm bahsi geçen soğuğa alışma dışında damar ve kalp sistemini bir çeşit stimüle ediyor canlanıyorsunuz.


bozadi

#38
Önümüz buzul çağı olduğuna göre, epeyce "terapötik" bir çağ alacak sanırım :))

bozadi

#39
Değerli bir konu şüphesiz. Ben aksi gibi kendimi adeta haşlayarak yıkanmayı seviyorum :( Ama celselerde konusu geçince, banyo yaparken ne kadar soğuk suya katlanabileceğimi test etmeye çalıştım birkaç defa. Suyu çok yavaş, çok kademeli bir şekilde soğuğa aldıkça, benim için şaşırtıcı derecede soğuğa (en soğuğa olmasa da) katlanabildiğimi gördüm. Ama bunu sürdürme sabrını, iradesini gösteremedim. İnşallah bu konuda değişebilirim. Çünkü damar açılması mevzusunun dışında, vücudun soğuk suya maruziyetinin dopamin ve adrenalin artırıcı etkileri var diye okudum. Üstelik vagus sinirini de uyarıyormuş, ki bunun da serotonin ve başka bazı hormonal etkileşimler yoluyla depresyonu ve başka çeşitli rahatsızlıkları (epilepsi nöbetlerini vs.) azaltıcı etkisi varmış.

bozadi

#40
Dionysos, bu konuya özel bir başlık açılıp açılmadığını hatırlayamadım ve ilk kontrol edişimde böyle bir başlığa rastlayamadım. Eğer gerçekten açılmadıysa, açmak ister misin?

Tgur

#41
Yeri gelmişken soğuk suya alıştırma evvela ayaklar sonra kollar gövde alt bölümleri ve yukarı doğru en son baş yapılmalı, şokla tansiyon oynamaları olmasın.



Qui-gon jinn

#42
"Soğuk suyla duş" deyimce aklıma 3 günlüğüne yaşadığım aydınlanma (Yada başka birşeydi artık, bilemiyorum ) içerisinde deneyimlediği banyo olayı geldi yine. O üç gün içerisinde ışığın yoğunluğu çok artmıştı, her yer ışıl ışılmış gibi geliyordu bana. İnsanlara yaklaşımımda da farklılıklar vardı, sürekli gülümsüyordum falan, neyse. Bir ara duş alayım dedim, hatırlıyorum önce ki banyom sırasında soğuk suya biraz maruz kalmış ve donmuştum adeta. O gün ise buz gibi suyun altına girip, yarım saat öylece dikildim. Abartmıyorum hiçbir saniye bile en ufak bir üşüme hissetmedim, tersine su sıcaklığını ılık bir düzeyde algılıyordum hep. Kısa bir anlığına bu nasıl olabilir diye düşündün içimden. Ve sonra dikkatim küçük banyo camından giren ışığa kaydı. O ışığa odaklanmış şekilde dediğim gibi yarım saat öyleye suyun altında durdum. Velhasılı kelam benim için çok enteresan bir üç gündü o yaşadığım süreç ve bu hal maalesef üç günün sonunda yavaşça kaybolup yerini eski "normale???" bıraktı. Ne diyeyim, şimdi çok karardık heralde ki, katalitiğin yanında bile donuyoruz aq, tüküreyim böyle işe... [V]

bozadi

#43
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

"Soğuk suyla duş" deyimce aklıma 3 günlüğüne yaşadığım aydınlanma (Yada başka birşeydi artık, bilemiyorum ) içerisinde deneyimlediği banyo olayı geldi yine. O üç gün içerisinde ışığın yoğunluğu çok artmıştı, her yer ışıl ışılmış gibi geliyordu bana. İnsanlara yaklaşımımda da farklılıklar vardı, sürekli gülümsüyordum falan, neyse. Bir ara duş alayım dedim, hatırlıyorum önce ki banyom sırasında soğuk suya biraz maruz kalmış ve donmuştum adeta. O gün ise buz gibi suyun altına girip, yarım saat öylece dikildim. Abartmıyorum hiçbir saniye bile en ufak bir üşüme hissetmedim, tersine su sıcaklığını ılık bir düzeyde algılıyordum hep. Kısa bir anlığına bu nasıl olabilir diye düşündün içimden. Ve sonra dikkatim küçük banyo camından giren ışığa kaydı. O ışığa odaklanmış şekilde dediğim gibi yarım saat öyleye suyun altında durdum. Velhasılı kelam benim için çok enteresan bir üç gündü o yaşadığım süreç ve bu hal maalesef üç günün sonunda yavaşça kaybolup yerini eski "normale???" bıraktı. Ne diyeyim, şimdi çok karardık heralde ki, katalitiğin yanında bile donuyoruz aq, tüküreyim böyle işe... [V]
Kendiliğinden mi meydana geldi o üç günlük hal? Uyuşturucu madde falan mı aldın yoksa? :)

Dionysos

#44
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn
hatırlıyorum önce ki banyom sırasında soğuk suya biraz maruz kalmış ve donmuştum adeta. O gün ise buz gibi suyun altına girip, yarım saat öylece dikildim. Abartmıyorum hiçbir saniye bile en ufak bir üşüme hissetmedim, tersine su sıcaklığını ılık bir düzeyde algılıyordum hep.

Ben gençken öğrenci evinde sıcak su bulamayınca Şubat ayında musluk suyla banyo yaptığımı kasımda denize girdiğimi felan bilirim ama işte gençken: Bu 40 larla birlikte değişmişti. Yani arada denesemde eskisi gibi çekici bulmuyordum..

2012 de bu celseleri yarım yamalak okuduğum bir dönem öncesi işte ketojenik diyet karbonhidratın gerekli olmadığı söylemine çok araştırmadan bakmadan hızlıca kapılıp kilo verme isteğiyle nerdeyse tüm karbonhidratları bıraktım ve en son günde bir öğün yumurta et ve bir avuç fındık yediğim bir dönem oldu. Sanırım sonbahar kış arası olabilir. Sonuçta abartmıyorum neredeyse soğuk diye bir algım üşüme diye bir kavramım kalmadı..

Şu an köyde ailemle yaşıyorum ve çok soğuklara kadar babam sadece üst katta oturma odasında soba yakar. İşte tam kış olunca kat kaloriferi yanacak , o da yarım gün .Şu an her ani ısı değişiminde soğumada bir kaç gün hafta zorlanıyorum ama alışıyorum. Mesela eylülde şu andaki ısı olsa üşürdüm. Hava birden aşırı soğusa ciddi zorlanıyorum ama yavaş yavaş ısı değişimi ve maruz kalma ile kışı sobasız bile geçirebilirmişim hatta daha iyi olurdu gibi hissediyorum..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com