Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

Karalama Defteri

Başlatan isiklidusler, 30 Eylül 2014, 03:38:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#285
Hafif koşu yürüme ile eşdeğer ya da aynı değil. Aynı şeyi yürümeyle sağlayamazdın, etkili yürümeyle de.. Evet yaklaşık yürüme hızında ve alışınca sadece yürüme kadar efor ve kardiyo gerekli ama aynı şey değil. Neden nasıl?

Hafif koşu tüm üst gövdenizi sarsar ve titreştirir. Dış deri, yağlar, kaslar ve vücut kompozisyonu, iç organlar. Karaciğer ve akciğer ,safra... (Bu koşarken löpür löpür olma sallanma)

Ve bunu sadece -yaklaşık- 110 kalp atışıyla atar. (Temposuna ve yaşa göre değişecek ama bu başlangıç için yeterli)

Anlamak için.. Yürüyün ve bedene bakın dinleyin. Hızlı yürüyün ve yine bakın ve sonra hafifi koşuya bakın.
Benzer bir örnekte. Ayak parmak uçlarında ya da orta bölümünde diyelim topukları biraz yerden kaldırarak aşağı yukarı esnemeler (zıplamaksızın ve parmak ucunu yerden kesmeksizin). Neredeyse bir titreşim gibi hissedersiniz.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#286
Biz aileyiz çocuk bakıyoruz kendimizi bakıyoruz felan. (On uda bakamıyoruz) Biz karmaya göre kedi köpek bakmakla yükümlüyüz.

Türkiyede ki kedi köpek nüfusu nedir?

Köylerde en azından benim burada ben çocukluğumda böyle bir kedi nüfusu bilmiyorum. Neredeyse her eve bir ya da fazla kedi düşecek artık.

Türkiye geneli insan sayısı /(bölü)  kedi köpek sayısı..
Burada bir insan başına düşen yem miktarı temel gelirin uzantısı olmalı

İşsiz arık aylak adamım başımda anne babam var .Annem kediye felan evde fazla olanı verir ama "gitsin diğer kapılardan da arasınlar der" ,"alışmasın der", "kuş fare tutsun der", özel ilgilenmez bakmaz; alışmasın der
İki tanesi yine de burayı yarı mesken tuttu
Haftada en az bir iki balık ve tavuk kemikleri, içorganı vs demek çünkü
Annem bir hafta kardeşime gitti sabah yolumu kesiyorlar .Biri hamile .Dayanamadım düzenli bir şeyler
 verdim. Annem geldi üç gün oldu yolumu kesiyorlar.
44 yaşımda reşit olmayan çocuk durumundayım.
Yani hamile olana olsun doğuma kadar en azından yiyecek sağlamak isterdim şimdi annemden gizli evden yemek aşırıp kediye mi vereyim. Ben bunu neden çekiyorum

Dünya şimdiki bu haliyle bitsin kapansın istiyorum, benim onuna işim kalmadı bu manzarayı izlemekten keyifli değilim,
Kendim için değil, dünya defteri bu oluşuyla böylece kapansın dürülsün isterdim.

Her şey dersse, bunlar ilüzyonsa, acı çekmeye gerek yoksa, arzu varsa, arzuyla ben dahil çoğumuzun işi bitmediyse, bu yazdığım eminim subjektifse ... Bu açıklamaların bana yararı yok...
Durumu değiştirmiyor. Çakıldığım yerdeyim.


Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#287
Nükleer savaşı ne bitirebilir ya da nasıl korunabilirdin?

Eğer yeterince teknolojin varsa ve olsaydı..

Örneğin nükleer savaştan sözediyoruz. Mesela ülkeni korumak istiyorsun. Başkentine Ankara'ya ona bir nükleer füze ateşlenirse tüm dünyayı havaya uçuracak güçte bir nükleer bomba koy ve eğer o kent nükleer yerse patlamaması imkansız olsun. Rusya'nın bir kaç yüz Satan2 füzesi gücünde tek bir bomba ya da reaktör. Muhtemelen ülkeni vururlarsa tüm okyanusları kendi üzerlerine boşaltırlardı..

Bu sadece savunma. Bir ateşleme düğmesi olmasın. Kimse için tehdit değilsin
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Qui-gon jinn

#288
Kasyopya celseleri ile alakalı yarım kalan bir çalışmam vardı, üç hafta önce yeniden devam edeyim dedim, demez olaydım. Sağlık sorunlarından dolayı ertesi gününden beri kafamı kaldıramaz oldum. Bırak herhangi birşey yapmayı, acılarıma odaklanmaktan herhangi başka basit birşeyi bile durup düşünemez oldum. İlk başladığımda da benzer şeyler olmuş, UFOlar falanda ortaya çıkmıştı. Vallahi yapmıyorum dedim, lanet olsun çalışmasına da, başka birşeyine de. Hayatımın bu döneminde, diğer öncesinden getirdiklerimle de beraber birleşimce ilk kez ölüm düşüncesi, yaşam düşüncesinin önüne geçti. Ölen kişilere gıpta ile bakar oldum. Geçen haberlerde G. Kore'de kutlamalarda ölen kişileri gösteriyordu, böyle üstü örtülmüş şekilde sıra sıra dizilmişlerdi, ciddi ciddi keşke aralarından biri ile yer değiştirebilsek falan diye düşünceler geçmeye başladı kafamdan. Sonra arkasından araba çarpıp ölen yaşlı bir teyzemizin videosu vardı mesela başka bir olayda, düşündüm, dedim dışarıda çıkmıyoruz hiç, çıksam şimdi acaba, intihar da edemiyoruz madem, belki bana da böyle denk gelir de uçarım karşı kaldırama falan, ne güzel biter gider diye... Vs. vs. ve daha nice benzer şekilde düşünceler...

Böyle derin acı, keder ve üzüntüler ile yaşayıp gitmenin ne anlamı var diye düşündüm hep, düşündüm düşündüm hayatımda iyi olan birşey var mı diye ama vallahi aklıma hiçbir şey gelmedi. Ulan arada birkaç şey iyi şey olsun bari dimi, moral olurdu, yok! Vallahi ayıp oluyor ama, bir adama da bu kadar yüklenilmez ki kardeşim... Maalesef kendimi yok etmem için üzerimde yoğun bir baskı hissediyorum açıkcası. Şimdi hemen ölmek ile acılar içerisinde yaşayıp gitmek arasında başka bir seçenek sunulmuyor sanki bana... Ulan böyle iş mi olur be! Beni bi salın lan, 40 senedir bu nedir kardeşim!... AQ Dünyasınında, insanlığınında.......

Neyse, dur, tamam, sakin Qui, sakin.......

Herneyse şimdi iyiyim ama, içimi dökmek istedim biraz, vallahi daha da iyi oldu gibi.:) Bu arada bu olup biten saçmalıkların, gerçekten o çalışmayla bir ilgisi var mıdır bilemiyorum, tesadüfdür muhtemelen diye düşünüyorum ama bir yandan da şimdi iyi hissederken tekrar başlayamaya da biraz korkuyorum açıkcası. Hayır, çok bir önemi de yok bence, kes, kopyala, yapıştır işi, kime ne faydası var? Olsa olsa kişisel olarak benim için önemlidir en fazla diye düşünüyorum. Ki tamam kabul ediyorum, bu çalışma ile ilgilenirken çok faydalar gördüm, pek çok yeni çıkarım da bulundum, bilgiler edindim. Hatta şimdi şöyle bir düşününce içerik bir yana, boş boş zaman geçirmektense sırf spiritüel bir konu da çalışma yapmak, bir süreç, yolculuk içerisinde bulunmak bile gerçekten çok iyi geldi bana diyebilirim. Belki bu sebeplerden ötürü gerçekten şahsi olarak ihtiyacım vardır ve önemlidir benim için, bilemiyorum artık. Biraz daha iyi hissedersem devam ederim belki, sonuçta hayat devam ediyor dimi... (Evet Qui ölene kadar mokoko...:)

Velhasıl kelam siz bakmayın atıp tutuğuma, tüm o saçmalıklar bir yana, hepsi geçer, sıkıtı değil, ama asıl ve tek canımı gerçekten sıkan birşey var ki şu sıralar o da şudur; kendimi son zamanlar da "ruhsal" mana da tamamen kaybolmuş hissetmem, bu hissiyat ile sarılmış halde bulmam. Bu kadar yol gösterene ve yol gösteren bilgiye rağmen bu muazzam başarıyı nasıl elde edebildim, vallahi bravo bana!...

Eee dedim ama ben efsaneyim diye, kimse inanmadı, bakın ne oldu şimdi...:)

Şahan gökbakarın bir programı vardı, o geldi şimdi aklıma, "Anne ben manyak oldum." diye. :) Efsane olduğum kadar, manyak oldum, kestane de oldum anne, denge, denge önemli anne, çünkü denge eşittir mükemmellik...:)

Ne diyeyim başka da, hayat devam ediyor, güne neşeli ve güler yüzümle başladım yine, iyi bir gün olacağını hissediyorum ve hepinize kocaman sevgilerimi gönderiyorum, evet bakalım şimdi sırada ne var, What's Next...

Dionysos

#289
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Kasyopya celseleri ile alakalı yarım kalan bir çalışmam vardı, üç hafta önce yeniden devam edeyim dedim, demez olaydım. Sağlık sorunlarından dolayı ertesi gününden beri kafamı kaldıramaz oldum. Bırak herhangi birşey yapmayı, acılarıma odaklanmaktan herhangi başka basit birşeyi bile durup düşünemez oldum. İlk başladığımda da benzer şeyler olmuş,

Yaşam boyu ne zaman kasyopyaya odaklanayım ve onu oturup bir çırpıda bitireyim demişsem (çünkü bu yolla okunursa hafızada hepsi aynı anda mevcutken güçlü bir değerlendirme yerleşme sağlar diye umuyorum) bir  karışıklık olmuştur
Genelde başlar okumaya kendimi veremem bırakırım. Sonra özet yapayım dedim felan hiçbiri uymadı .Ortadan başlasan olmuyor. En azından bir buçuk tam kez okumakla yetiniyorum ama çoğu zaman çok şeyi unutup birbirine karıştırdığımı farkederim ve bu bende yeni okuma isteği doğurur. Grup okuması önermeyi felan düşündüm ancak uyum sağlama nasıl olurdu bilemedim çünkü başlanırsa 2-3 hafta içinde bitecek bir okumayı etkili umuyorum. Bu benim kişisel hafıza yapım olabilir yani örneğin okulda bir ders ve sınavı düşünelim. İdare hukuku dersi örneğin. O kitabı o gece okursam ertesi gün hafızamda en fazla şey vardır. 4 hafta önce okursam bir şeyler vardır ama diğerinden azdır. Tüm parçaları lego etkileştiren okumanın hızlı kendini vermiş bir roman okuması gibi olacağı kaanatindeyim. En basit örnekte bir romana başlayıp iki ay sonra biraz okusam geçmişi unuturum . Aslında onu ilk okumalarım ard arda ve hızlıydı ancak geçen zaman onu unutturmuş gibi hissediyorum. Celselerden alıntı yapmaya döndüğümde ve aram yaptığımda orayı hiç okumamış ya da tamamen unutmuş hissettiğimde onu güçlü hızlı okuma isteği olur. Şuna varım. 5 imiz 10 umuz onu baştan sona tamamen yeniden okumaya karar verirse eşzaman o etkinliğe katılmayı isterim.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#290
Şimdi kasyopyaya bakınca 2-3.000 sayfa aralığı bir metin görüyoruz. Soru cevap dışında grubun tartışma bölümleri var. Bazı politik olaylar var, kişilerin geçmiş yaşamlarının sorulması var. Cevaplanan direkt soruda önce içsel konuşmalar var. Bunu tekrar okuma gözden geçirmenin bana zor ve ağır uzun gelmemesi için bir kaç kez video editler gibi oturup onu (tamam bunu tekrar okursam onu gözden geçirmeme gerek yok mantığıyla) oralardan kısaltayım dedim. Genel olarak K'ların cevaplarının %90 ınını neredeyse içerecek biçimde diyelim sanki üç kat kısaltılabilir gibi hissediyordum.  Buna üç dört kez başladım ve her seferinde bıraktım. Sonra diyorum ki bu kadar sayfa okunabilir. Yani onu yaklaşık 20 günde okumam için günlük 100-200 arası sayfayı gözden geçirmeliyim, çoğu okuduğum şeyler bunu hızlıca yaparsam 3-4 saatimi alırdı. Yani 20 gün 3-5 saatimi ayırarak bunu yapabilirdim. Aslında tam aksine onu parçalarla okudğumda toplamda bundan fazla zaman ve emek harcamış geriye de daha az şey öğrenmiş ve kafada daha azı kalmış hissediyorum. Yani bir süre yoğun odaklanıp herşeyi üst üste bindirerek tümünü kafada canlı tutarak okuma ki bu dönemde ona yoğunlaşmış olacağım. İşte son olarak an evrensel parçaları büyü koranda hazmetmiş yarı anlamış olmakla avunuruz ve erteleriz ama bilmiyorum.
Bir de şu var
Okumayı yaptık diyelim. Toplumsal alanda nerdeyse konuşulamıyor. Bir bu forum var ve yaklaşık 10-15 üyeyle bir arada görüşüyoruz.
Laura ların foruma katılamıyor ya da İngilizce bilmiyor ya da kültürel de uyumsuzuz
Yani okuma çok kişisel kalıyor bu durumda etkileşim bağlantı geniş tartışma olmayınca okuma isteğini baştan sınırlayan şeylerden birinin bu olduğu izlenimine kapıldım. Yani politik dini ideolojik gerçeklikler gibi geniş bir kitlenin tartışma alanında olsa onu hemen yutardım. Bununda farkındayım. Okuduğunla başbaşa kalma , aktarım ve paylaşma sınırlamaları gerçekten de var.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

gerçek tosun paşa

#291
Arkadaşlar içinizi açtığınız için teşekkürler.

Lafı dolandırmadan konuya girersem bir süredir ben de QUI ile aynı modtayım. Çok sıkılıyor kendime bir neden bulmakta çok zorlanıyorum. Neden yaşıyorum vs. sorular kafamı çok kurcalıyor bazen de aldığım nefes bile yük gelir hale geliyor.

Sonra kendimi çeşitli telkinlerle yatıştırmaya ve ana odaklanıp kederi halı altına süpürmeye çalışıyorum.

Açıkçası ucuz bir laf edicem ama bu topluluk psikolojisine kapılıp yalnız olmadığını görmek insanı rahatlatıyor. Fakat bunun bir çözüm olmadığını bilmek de sıkıntı.

bozadi

#292
Güçlü iç döküşler olmuş. Paylaştığınız için teşekkürler arkadaşlar.

Sahte benliklerimizin ışığa maruz kalma ve can çekişme süreciyle ilgili olabilir diye düşünüyorum bu tür deneyimler. Benzer ruh hallerini düzenli veya düzensiz yaşıyorum ben de elbette. Teşhislerim daha ziyade kendi durumumla ilgili algılarımı tanımlıyor olabilir, emin olamıyorum ama paylaşmak istiyorum.

Bu dünyada, olağan toplumsal realite içinde var olabilmek için "sahte benlik" ("SB" diyeyim) şart gibi. İnsanlar SB'leriyle var olmaya çok alışkınlar. Düzen de bunu dayatıyor adeta. İnsanlarla bir arada olabilmek, onlarla aynı dili konuşup etkileşebilmek için SB sahibi ve aktif kullanıcısı olmak gerekiyor gibi. Hatta, SB ile yaşamaya, var olmaya o kadar alıştık ve alıştırıldık ki, sahteyi gerçek diye kabullenecek (ve dolayısıyla asıl gerçekle mesafemizi artıracak) hale geldik muhtemelen.

Yaşadığımız varoluşsal boşluk ve anlamsızlık tarzı krizler, SB'nin bizi götürdüğü veya sürüklediği durumun (çıkmazın) farkındalığıyla ilgili bence. "Çıkmaz" dediysem, KH eğilimli olsak o zaman SB "çıkmaz" olmazdı, son derece "çıkarlı" (!) olurdu. Ama hem temelde BH eğilimli/istekli olup hem de SB'yle içiçe, özdeş gibi yaşamak zorunda olunca, bu durum ciddi çelişkiler, çatışmalar yaratıyor bence. Egemen KH güçleri, epeyce kendi çıkarlarına göre şekillendirmeyi başardıkları toplumsal yaşam şartları yoluyla SB'yi bir "standart", bir "kural", "yasa" haline getiriyorlar ve ona uyumumuzu, onunla özdeşliğimizi mutlaklaştırmak istiyorlar. Biz bir yandan toplumsal realiteye bilinçli veya bilinçsiz aidiyet duygumuz nedeniyle SB'yi bir ölçüde sorgusuz bir şekilde kabulleniyoruz, yani onu "kendimiz" olarak kabulleniyoruz, ama bir yandan da bunun bizi sürüklemekte olduğu yönle ilgili ciddi endişeler, kaygılar yaşıyoruz. Boşluk, anlamsızlık duygularının da bununla yakından bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Epeyce sahtelik içeren toplumsal realiteden tamamen kopmadan sahte benlikten arınmamız gerekiyor sanırım. BH varlıklarının pozitiflik ile negatiflik arasında bir "nötrlük" halinde yaşamadıkları, özellikle bizim standartlarımızla karşılaştırılırsa "cennetimsi" bir pozitiflik (huzur, mutluluk, neşe, güven) içinde yaşadıkları söylenebilir diye düşünüyorum (tabi bu onlar için yalnızca "normallik" aslında). K'ların (yine ele aldığımız diğer belli başlı kaynakların) bizi pozitif duygu ve düşüncelere teşvik etmesi de bununla yakından ilgili olsa gerek. Varlığımızın kökeninde pozitiflik var. Aleyhteki tüm şiddetli koşullara rağmen çevremizde de pozitifliği destekleyebilecek, yardımcı olabilecek sayısız katalizör var. Dolayısıyla pozitifliğin bize uzak veya erişilmez olduğu söylenemez temelde. Bilincimiz, düşüncelerimiz yoluyla pozitiflikle epeyce etkileşme, pozitifleşme imkanımız var aslında. Ama işte güçlü aidiyet bağımız olan toplumsal realite veya dünya realitesi, bu hususta aklımızı alıcı, basiretimizi bağlayıcı, elimizi kolumuzu bağlayıcı etkiler yapıyor. "Düzen" pozitiflikle etkileşme ve pozitifleşme teşviği yapmadığı gibi, doğrudan ve dolaylı biçimlerde sahte benliği (arzu ve korkulardan ibaret olan benliği, egoyu) besleyici, güçlendirici "herşeyi" yapıyor.

bozadi

#293
Kasyopya celseleri de elbette dahil olmak üzere hiçbir bilgi/görüş kaynağı bizi kurtaramaz. Bizi ancak biz kendimiz kurtarabiliriz. Ve kurtuluş aslında bilinçteki, düşüncedeki, algıdaki bir değişlikten ibaret olacak. Sahteliğe, yalana inanmayı bırakacak, gerçeği hatırlayıp bileceğiz ve böylece kurtulmuş olacağız. Tabi böyle söyleyince fazla basitleyici oldu ama yine de özünde bu kadar basit. Gerçeği bilmek, gerçeği olmakla, gerçek olmakla aynı şey.

"Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak." ("İsa"ya atfedilen bir söz.)


Qui-gon jinn

#294
Paylaşımlarınız için bende teşekkür etmek isterim arkadaşlar, içinizi sizde bir parça da olsa dökmüşsünüz, hepsini okuduk, feyz aldık, eyvallah...

Velhasıl yazdıklarınızdan gördüm ki, gerçekte hepiniz delirmişsiniz meğerse...:)) Siz yalta konferansını biliyormusunuz kardeşlerim, bilseydiniz, neden böyle olduğumuzu anlardınız...[8D]

https://www.youtube.com/watch?v=mCAQFI_kGdA

oryon

#295
Arkadaslar neler oluyor bendede bir haftadır aynı şey var ama reiki beni dengeliyor şükür.Daha  öncede zaman zaman depresyon tarzı şeyler hissettiğim oluyodu onunda kaşarlığı ile :))kaygı düzeyimi bir noktanın altında tutmayı başarıyor ve toparlıyorum.Akışa bırak kendini  oryon birde kafanı birseylerle mesgul et araba bozuldu iyiki bozulmus :)) haha
 

bozadi

#296
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen oryon

Arkadaslar neler oluyor bendede bir haftadır aynı şey var ama reiki beni dengeliyor şükür.Daha  öncede zaman zaman depresyon tarzı şeyler hissettiğim oluyodu onunda kaşarlığı ile :))kaygı düzeyimi bir noktanın altında tutmayı başarıyor ve toparlıyorum.Akışa bırak kendini  oryon birde kafanı birseylerle mesgul et araba bozuldu iyiki bozulmus :)) haha
K'ların deyişiyle mahşerin dört atlısının nal sesleri giderek daha güçlü duyulmaya başladığı için mi acaba? :)) Bekleyip göreceğiz tabi. Bilemiyoruz. Stresi, kaygıyı az-çok kontrol altında tutabilmene sevindim oryon.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

 Siz yalta konferansını biliyormusunuz kardeşlerim, bilseydiniz, neden böyle olduğumuzu anlardınız...[8D]

https://www.youtube.com/watch?v=mCAQFI_kGdA
İlginçtir, senin tavsiye ettiğin "ABD'nin Gizli Tarihi" video dizisinin ikinci bölümünü izliyordum iki gün önce (çok iyi bir belgesel dizisi bu arada, teşekkürler). Orada Yalta Konferansı'nın karmaşık, zorlu bir dönemde dünya genelinde nispi bir barış ve huzur dönemi sağlanmasındaki önemine yapılan vurgu dikkatimi çekmişti. Şimdi bu youtube videosunu izleyince "oha!" oldum :)

Qui-gon jinn

#297
Yalta Konferansı'nın önemini kavradığına göre artık sende bizdensin diyebiliriz kardeşim, senide gizli cemiyetimize kabul ediyoruz; "En Öz Hakiki Gerçek Deli Kaybedenler Kulübü"...:)) Hayırlı, uğurlu olsun artık, sevgiler.

sybleman

#298
ABD nin bununla ilgili 1970lerde FBI tarafından hazırlanmış bir raporu bile vardı bir zamanlar ortalarda geziyordu. Nasıl yapacakları, adım adım nasıl gidileceği ile ilgili farklı senaryolar var bildiğin. Yalta konferansını da ilk defa duydum, araştırıcam.

8 kasım 12 kasım olayı nedir arkadaşlar ya? Ortalıkta bir dünya bilgi dolaşıyor. Kasyopyalılarında olmasını beklediği olaylar bu kadar da yakın mı ki diye düşünmeye başladım. Şimdi de 12 kasımda türkiye çapında bir tatbikat uyarısı yapılmış. Çok alakasız, resmen destekliyor teorileri.

Bende de hep keşke farklı bir ülke olsa, ama içine dan dun herkesi doldurmasalar. Böyle pozitif, adam akıllı kendini geliştirmeye adamış insanlar gelse. Bürokrası olmasa, böyle çiçek çocuklar gibi yaşayıp gitsek. Hemen giderdim isteği var.

Böyle bir yer buldum. Para bile geçmiyor [8D]

https://auroville.org/

bozadi

#299
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Yalta Konferansı'nın önemini kavradığına göre artık sende bizdensin diyebiliriz kardeşim, senide gizli cemiyetimize kabul ediyoruz; "En Öz Hakiki Gerçek Deli Kaybedenler Kulübü"...:)) Hayırlı, uğurlu olsun artık, sevgiler.
Yerini yurdunu bulmak çok güzel bir duygu :))