10 Ekim 2020

Başlatan bozadi, 14 Ekim 2020, 19:55:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sercany

#90
bu başlığa geçen gün baktığımda bu kadar yoğun olduğunu fark etmemiştim, sonrasnda Dionysos ve bona fide'nin beslenme ile ilgili yoğun tartışmalarını görünce aklıma geçen gün bir arkadaşıma bahsettiğim bir mevzu geldi, mevcut insan prototipleri ile sanırım bitki ya da hayvan başka canlılara ait kabukları (buna bitkinin sapı da dahil , dana'nın böbreği de) tüketmediğimiz sürece yaşamın içinde kalmamız mümkün olmuyor..
kh'dan bh'a geçebilmemiz için bilgiyi ararken ulaşmaya çalışmamız gereken nihai hedefte galiba başka canlıların enerjilerini tüketmeden 3 boyutlu döngüde nasıl devam edebileceğimizi çözebilmek ..
bu bağlamda ne bona fide'nin Dionysos , ne de Dionysos'un bona fide'yi ikna edebileceğini sanmıyorum ama et obur beslenme ile ilgili sanırım bildiğim husus eğer tüm insan popülasyonunu etçil beslenmeye teşvik edersek oluşan büyük çiftlikler sebebi ile küresel iklim değişikliğini hızlandırıyoruz. Tam tersi de geçerli , dünya nüfusun besleyebilmek için oluşturulan plantasyonlar sebebi ile sürekil orman kaybı yaşanmaktadır bu da süreçleri olumsuz şekilde tetikliyor..

sanırım çözüm bambaşka bir noktada ama henüz biz de bilmiyoruz..
 

Gaia

#91
2-3 sarmallı DNA ile 3. yoğunlukta yemeden yaşamak bir hayal. Kh bir dizayna sahibiz. Besin zincirini gözünüz önüne getirin. Doğada ot ile beslenenler ve et ile beslenenlerin psikolojilerine bakın. Ot ile beslenenlerde sürü halinde bir algı olduğunu görürsünüz. Pek stratejik düşünemezler, zekaları stabildir. Eğer yoğun bitki ağırlıklı beslenilirse bireyde itaat etme mekanizmaları daha kolay çalışır. Bununla ilgili bilimsel bir araştırma var kitaplaştırılmış. Kitabın adı Tahıl Beyin. Okuyabilirsiniz. Et yiyen bir beyin ile bitki ağırlıklı beslenen bir beynin programlanma kolaylığı üzerinde durulmuş. Sonuç bitkisel ağırlıklı beyinler daha kolay programlanmaya açık.

Bunları asla yermek için yazmıyorum. Umarım kişisel algılanmam. Ben kendimde karbonhidrat tüketen biriyim ama ette tüketiyorum. Dengeli bir beslenmeye sahibim. Kendim için neyin iyi neyin kötü olduğunu deneme yanılma yaparak buldum. Bence en doğru yol bu beslenmede. Deneyerek doğru besinleri bulmak.

bozadi

#92
Düzenin Seçkinleri Neden Bu Kadar Saplantılı Bir Şekilde Et Karşıtı?

Egemen oligarşiler her zaman "köylü sınıfının" et tüketimini mümkün olduğu kadar sınırlandırmaya çalıştı.

Bunu kaç kişi fark etti bilmiyorum ama son üç ayda, et endüstrisinin "iklim değişikliği" konusundaki yıkıcı etkileriyle ilgili haber makalelerinde çok büyük artış oldu. Bir vejeteryan veya vegan diyetinin sözde büyük sağlık yararları hakkında da adeta sınırsız sayıda anaakım makaleler var. Bu söylem, Beyond Meat gibi bitki bazlı et şirketleriyle ve onların borsada yükselişleriyle ilgili hikayeleri tırmandırdı. Sokakta söylenen şey, et temelli diyetlerin tıpkı Dodo kuşu gibi giderek yok olduğu ve yakında çevresel gereklilik nedeniyle HERKESİN vejeteryan olacağı.

Son en az on yıldır, Birleşmiş Milletler, hızlanan arazi kullanımı ve sera gazı emisyonlarının Dünya'yı öldürmekte olduğu iddialarına dayanarak, etsiz bir dünya kavramını agresif bir şekilde savunuyor. Batıda, sosyalist bir Ütopya hayalleri olan militan solcular, BM'nin Yeni Yeşil Düzeninde bir tür manifesto benimsedi ve gündemlerinin ayrılmaz bir parçası da sıradan insanların ete erişiminin sona erdirilmesi (ilginç bir şekilde Yeni Yeşil Düzen gündemi, BM'nin Gündem 21 ve Gündem 2030'u ile neredeyse mükemmel biçimde eşleşiyor). Bu seçkinlerden bazıları, halkın tüketimini azaltmak için et ürünlerine ağır vergiler konmasını savundular; diğerleri ise açık bir yasağı savundu.

Bu beslenme devrimiyle ilgili sorun, temelde uyduruk bilime, cımbızlanmış verilere ve doğrudan yalanlara ve propagandaya dayanıyor olmasıdır. Bu konuyu ele alan çalışmaların ve makalelerin çoğu çok açık bir şekilde önyargılı, sol eğilimli ve kolektivisttir. Şimdi bu konuya değinmeyi planlıyorum, ama asıl odaklanmak istediğim şey, konunun "NEDENİ": Neden elitler insanların et tüketimini hedef alıyor ve neden burgerlerimizi ve bifteklerimizi terk etmemiz için etin etkileri hakkında yalan söyleme isteğindeler? Buradaki gerçek amaç nedir?

İlk olarak iklim değişikliği sorununu ele alalım. BM, küresel ısınmayı ve çevreye verilen zararı durdurmak için insan gıda üretiminin büyük ölçüde değişmesi gerektiğini ve bu değişikliklerin esas olarak et üretimine ve 'metan gazlarına' odaklanması gerektiğini iddia ediyor. Başka bir deyişle, inek osuruklarının gezegeni öldürdüğünü iddia ediyorlar. Bu, karbon vergilendirmesi amacını güden seçkinler için oldukça uygun bir hikaye. Görünüşe göre nefes almaktan doğurmaya ve et yemeye kadar, insan olarak yaptığınız herşey izlenmeli, sınırlandırılmalı veya vergilendirilmelidir, yoksa Dünya'nın sonu "kötüdür".

Geçmiş yazılarımda, BM'nin küresel ısınma histerisi ile küresel devlet çalışmaları arasındaki doğrudan bağlantılar konusunu kapsamlı bir şekilde ele almıştım. Özellikle, eski BM genel sekreter yardımcısı Robert Muller'in yazılarından bahsetmiştim. "Good Morning World" (Günaydın Dünya) adlı bir web sitesinde toplanan manifestosunda Muller, küresel yönetimin, temel bileşenler olarak "Dünya'yı koruma" fikrini ve çevreciliği kullanarak gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Çevresel Kıyamet korkusuyla halk, toplumun kendisini yok etmesini önlemek için küresel hükümeti mecburi bir "dadı devlet" olarak kabul etmeye ikna edilebilir.

Muller, insan nüfusu artışının durdurulması çağrısında bulunan BM danışmanlarından oluşan Roma Kulübü düşünce kuruluşuna benzer bir tonda programlar başlattı 1990'ların başlarında. 'İlk Küresel Devrim' başlıklı raporunda Roma Kulübü şunları söylüyordu:

Alıntı YapEklenti:

"Karşısında birleşebileceğimiz ortak bir düşman ararken, kirlilik, küresel ısınma tehdidi, su kıtlığı, yiyecek kıtlığı gibi hususların aradığımız niteliklere sahip olduğunu gördük. Bütünlükleri ve etkileşimleri ile bu fenomenler herkesin birlikte yüzleşmesi gereken ortak bir tehdit oluşturuyor ancak bu tehlikeleri düşman olarak tanımlarken, okuyucuları daha önce uyardığımız, semptomları nedenlerle karıştırma tuzağına düşüyoruz. Tüm bu tehlikeler insanın doğal süreçlere müdahalesinden kaynaklanıyor ve ancak tutum ve davranışların değiştirilmesi yoluyla aşılabilir. O halde gerçek düşman insanlığın kendisidir."



Bu beyan, küresel devlet ihtiyacı konusundaki görüşlerini ele aldıkları Vakum adlı 5. Bölümde yer alıyor. Bu alıntı son derece açık; İnsanlığı kandırarak tek bir bayrak altında birleştirmek için ortak bir düşman yaratılmalıdır ve seçkinler insanlığın kendisinin neden olduğu çevresel felaketi mümkün olan en iyi motivasyon aracı olarak görüyorlar.

BM yetkilileri ve Roma Kulübünün açıkça yaptığı beyanlardan anlaşılabileceği gibi iklim değişikliği bilime değil ideolojiye dayalı bir söylemdir ve gerçek amaç gezegeni kurtarmak değil küresel yönetimdir. Bu ideologların, taleplerini desteklediklerini söyledikleri "bilime" gelince, böyle bir şey yok.

Karbon emisyonları ile yükselen sıcaklıklar arasında bir neden-sonuç bağlantısının var olduğu iddiasını destekleyecek kesin bir kanıt mevcut değil. Aslında tersinin doğru olduğunu gösteren daha fazla kanıt var; yüksek sıcaklıklar daha fazla hayvan nüfusu ve dolayısıyla daha fazla karbon emisyonu ve dolayısıyla bitki örtüsü için daha fazla gıda ile sonuçlanıyor. NOAA, NASA veya IPCC'den herhangi bir küresel ısınma "uzmanına", sıcaklık artışının yüzde kaçının arabalardan, kaçının ineklerden kaynaklandığını ve iddialarını destekleyecek ne tür kanıtlar olduğunu sorun. Cevap veremeyecekler.

Kanıtların reddedilemez olduğunu, çünkü sıcaklıkların da karbon seviyelerinin de yükseldiğini iddia edecekler. Başka bir deyişle, savundukları şey korelasyonun her zaman nedenselliğe eşit olduğudur. Ama sıcaklıklar gerçekten yükseliyor mu? Ya küresel ısınma histerisinin temeli tamamen uydurmaysa?

NOAA bunu yaparken birçok kez yakalandı. NOAA, daha önce kaydedilmiş sıcaklık istatistiklerine geri dönerek ve onları daha düşük gösterecek şekilde ayar yaparak, Dünya'yı görülmemiş düzeyde ısınıyormuş gibi görünmesini sağlıyor. Ama üzerinde oynanmamış sıcaklık kayıtları, Dünya'nın her zaman artan Güneş faaliyetine dayalı doğal döngüler içinde sıcak dönemlerden geçtiğini, bunu soğumanın takip ettiğini gösteriyor. Gökyüzündeki, Dünya'nın 1,3 milyon katı büyüklüğündeki dev nükleer reaktörü biliyor musunuz? Evet, onun Dünya'nın iklim modelleriyle inek osuruğundan çok daha fazla ilgisi var...

NOAA'nın 1999'a kadarki yüzyılda sıcaklık değişimlerine ilişkin verilerini NOAA'nın son birkaç yılda yayınladığı verilerle karşılaştırırsanız, sürekli küresel ısınma oluyormuş gibi görünmesi için kendi eski verileri üzerinde yaptıkları oynamalar kolayca görülebiliyor. NOAA'nın yaptığı veri değişiklikleri aynı zamanda sanki sıcaklık değişimleri artan karbon emisyonlarını yakından takip ediyormuş gibi görünmesini de sağlıyor.

Burada iklim değişikliği aldatmacasının yanı sıra BM ve Roma Kulübünün küresel devlet için bir gerekçe oluşturacak bir çevresel tehdit yaratmak için komplo kurduğunu görüyoruz. Peki tüm bunların etle ne ilgisi var?

İklim değişikliği efsanesi birden fazla amaca giden bir araçtır. Ve seçkinlerin iklim değişikliği söylemiyle yapmak istedikleri şeylerden biri toplumun yeme alışkanlıklarıyla ilgili. Etle mücadelenin arkasındaki amaç biraz belirsiz görünüyor ama hem bilimsel hem de tarihsel kanıtlara dayanan bazı teorilerim var ve bu kanıtlar gösteriyor ki egemen oligarşiler "köylü sınıfının" et tüketimini her zaman mümkün olduğunca sınırlandırmaya çalışmıştır.

Orta çağlarda feodal Avrupa'da, köylü sınıfı için bir diyette et varlığı nadirdi. Çiftlik hayvanları, köylü çiftçilere yemek yemek için değil, toprağı işlemek için araç olarak verilen ve sıkı bir denetim altında tutulan bir mülktü. Egemen kraliyet aileleri sıkça ülke içindeki en iyi avlanma alanlarının mülkiyetinin kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri için vahşi hayvanları avlamak zordu. İngiltere'deki 1381 Büyük Köylü İsyanı gibi çok sayıda köylü isyanından sonra, seçkinler, köylüler tarafından askeri taktikler konusunda kendilerini geliştirmek ve isyanlar planlamak için bir imkan olarak kullanıldığından şüphelendikleri av partilerini yasakladılar.

"Kralın geyiğini" kaçak avlarken yakalanan köylüler ağır şekilde cezalandırılıyordu; asma, hadım etme, kör etme ve bir geyik leşine dikilip vahşi köpekler tarafından kovalanma dahil.

Ancak bu, köylülerin zaman zaman et yemesini engellemedi. Mümkün olduğunda küçük av etleri yiyorlardı. Ancak diyetleri esas olarak tahıllardan, fasulyeden ve kök sebzelerden yapılan çorba ve yulaf lapası ile siyah çavdar ekmeğinden oluşuyordu. Araştırmacılar, orta çağlardan itibaren, bir et yemeğinin serfler ve yoksullar için özel bir olay olarak görüldüğünü tespit edeceklerdir.

Feodal Japonya'da, sadece avlanmak değil, et yemek, MS 675'ten başlayarak 1000 yıldan uzun bir süre özellikle yasaklandı. Bu yasak Budist ve Şinto inançlarının kaynaşımına dayandırılıyordu. Elbette bu yasa köylüler için uygulanırken, elit yönetici sınıf ve samuray savaşçı sınıfı aslında etten asla vazgeçmedi. Et seçkinler tarafından genellikle sağlığın iyileştirilmesi kılıfı altında tüketilirdi. Yasaları açıkça çiğnememek için, feodal bir beye hediye olarak verilirken salamura etler "ilaç" olarak etiketleniyordu.

Bu seçici yasak, Avrupalılar Japon kıyılarına gelene kadar devam etti ve et yemeklerinin yeniden piyasaya sürülmesi yayılmaya başladı. 1800'lerin sonlarında et yasağı resmi olarak kaldırıldı. Dönemin Japonları, Batılıların et temelli diyetlerinden dolayı üstün fiziğe sahip olduklarına ve Japonların fiziğinin sebze ve tahıl temelli diyetler nedeniyle baskılanmış olduğuna inanıyordu. Bu gözlemde belirli bir isabetlilik var.

Günümüzde vejeteryan ideolojisi kendi başına bir felsefe değildir. Sosyalizm, küreselleşme ve ekstrem çevrecilik biçimleri gibi diğer ideolojilere güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Siyasi amacı olmayan vejeteryanlik savunucusu azdır. Bu, insan beslenmesinin tarihini kendi tuhaf söylemlerine uyacak şekilde yeniden yazmaya dönük bir propagandaya neden oldu.

İnsanlar milyonlarca yıldır hepçil olsalar da, et karşıtı kampanyanın iddiasına göre aslında insanlar uzun süre vejeteryan beslenmiştir. Bunu yaparken insanları şempanze ve goriller gibi evrimsel en yakın akrabalarımızla karşılaştırıyorlar ve bu hayvanların katı bir bitkisel diyete sahip olduğunu savunuyorlar (bu tam olarak doğru değil).

Tabii tarih öncesi atalarımızın uzun zaman önce yaşadıklarına en yakın şekilde yaşayan Kızılderili kabileleri et ağırlıklı besleniyordu, ancak çevrecilerin bu gerçeği kabul etmesini beklemeyin. Amaçlarına uygun olarak bahsetmedikleri şey, 2 milyon yıldan fazla bir süre önce insanların atalarının bitkisel beslenmeyi bırakıp et yemeye başladıklarıdır. Üstelik bu yeni diyet bizim fiziksel yapımızı değiştirdi. Çok daha güçlü ve daha akıllı hale geldik.

Evet, doğru, insan beslenmesinde etin yükselişi, insan zekasının yükselişi ve alet ve teknolojideki ilerlemelerle neredeyse tam olarak eşzamanlı.

Vejeteryan ve vegan diyetlerin, beyin sağlığı için gerekli besin eksikliğinden dolayı genel IQ'yu düşürdüğü kanıtlanmıştır; çünkü insan beyninin çoğunlukla etlerdeki doymuş yağlarda bulunan DHA ve DPA gibi yağ asitlerine İHTİYACI VARDIR. Birçok yağ asidinin bitki dünyasında yedeği yoktur. Hayvansal proteinden elde edilen doymuş yağların hafızanın yanı sıra bilişsel işlevi de artırdığı kanıtlanmıştır.

Beyin, çalışması için insan vücudunun kalori alımının neredeyse %20'sini kullanır ve bu alımın çoğu doymuş yağlar gerektirir ve hatta kolesterol. On yıllardır süren yanlış bilgilerin aksine, hayvansal yağlar sizin için iyidir. Profesyonel sporcular ayrıca, üstün kas yapısı oluşturmak için sıklıkla et bazlı bir diyete geri dönmelidir ve nadiren bahsedilen bir başka faktör, testosteronu azaltabilen bitkisel gıdalardaki (esas olarak soya) östrojen benzeri bileşiklerdeki artıştır.

Ve burada meselenin özüne geliyoruz. Belki de sadece tesadüf eseri veya belki elitist hanedanlarlarla ilgili bir gözlem olarak belirtmek gerekir ki, et tüketimi her zaman asi bir köylü sınıfıyla bağlantılı olmuştur. Bunun nedeni, et yemenin doğrudan daha fazla bilişsel işlevin yanı sıra daha iyi hafıza ve kas kütlesine katkıda bulunmasıdır.

Beyond Meat gibi bir yapay etin normal bir hamburgerin tadı veya görünümünü nasıl etkili bir şekilde kopyaladığı hakkında çok şey tartışılmış olmakla birlikte, neyin eksik olduğu hakkında çok az şey tartışılıyor. Beyond Meat'te sıfır kolesterol vardır ve amino asitler, Omega 3 gibi yağ asitleri veya B12 gibi vitaminler yoktur. Doymuş hayvansal yağları taklit etmek için hindistancevizi yağı kullanıyor ama ama bu, hayvansal yağın insan beynine veya vücuduna faydasını karşılamıyor. Esasen, Beyond Meat burgeri, bir burgerin diğer faydaları olmaksızın sadece tadını kopyalamak için tasarlanmıştır.

Benim teorim ne mi? Teorim, etin hem bilişsel bir geliştirici hem de bir güç arttırıcı olduğu ve BM'deki ve diğer küreselci kuruluşlardaki seçkinlerin, yalanlara dayanarak eti diyetimizden çıkarmaya çalıştıklarıdır çünkü böyle bir değişiklik, daha kolay kontrol edilebilecek daha aptal ve daha zayıf bir nüfus yaratılmasına katkıda bulunabilir.

Alıntı YapEklenti:

Sott.Net Yorumu: Sigra/tütün içme konusunda yaptıklarına da benziyor bu. Nikotin, öğrenme ve hafızadan sorumlu bir nörotransmiter olan asetilkolin salımını uyarma yeteneğine sahiptir. Aynı zamanda sakinleştiricidir ve bağışıklık sistemini düzenleyen önemli bir faktördür ve bilinen her hastalıkla bağlantılı iltihaplanma üzerinde bir frenleyici görevi görür. Kısacası, sigara/tütün içmek son derece yararlı olabilir, özellikle bilişsel işlevi geliştirebilir ve hastalıkları önleyebilir ve seçkinler köylülerin bilgili ve sağlıklı olması riskine giremezler!



Sahte et de yüksek oranda işlenir ve sığır eti protein yapılarını taklit etmek için karmaşık bir yöntem uygulanır. Sadece laboratuarda oluşturulabilir ve fabrikada seri üretilebilir. Kendi Beyond Meat burgerinizi asla yapamazsınız. Yani, eti yasaklayıp veya vergilendirip unutturmaya ve onu endüstriyel bir alternatifle değiştirmeye çalışan malum güçler, toplumu beslenme ihtiyaçlarının önemli bir kısmı için ciddi oranda kendilerine bağımlı hale getirmiş olacak. Bizi sadece daha aptal ve güçsüz kılmayı değil, sefil bir şekilde kendilerine bağımlı kılmayı da umuyorlar.

Kaynak: sott.net

bozadi

#93
sott.net'in alıntıladığı ve yorumladığı bir makalenin google tercümesi üzerinde yaptığım bazı düzeltme ve geliştirmeleri içeriyor üstteki haber. İçeriği bana son derece ikna edici geldi.

Sözlükte "vejetaryen" olarak geçen terimi, çok daha yaygın olduğu için "vejeteryan" (-taryen -> -teryan) şeklinde kullandım.

gerçek tosun paşa

#94
keşke toplu bir mangal yapsak

bozadi

#95
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

keşke toplu bir mangal yapsak

 8)


Tgur

#96
İkna edici evet Bozadi ,bu son alıntı dağınık taşları yerli yerine oturtuyor ,

Fizyolojik ,Anotamik hücresel yapımız düşünen bir hayvan diye amiyane nitelendirilse de nebatlara benzer hücresel yapımız olsa da tekamülde biz hayvanların bir üst segmentiyiz ,bu yönden hayvansal beslenme bize bitkilerden daha çabuk ve metobolitik olarak yakın uygunluk sağlar sonuçta daha çok yarar görürürüz,

Düşüşten sonra KH yaşamının daha iyi dizaynı için yani idare edilebilecek bir toplum yaratmak için Tarımın insanlara bütün özellikleri ile dayattırıldığı bitkisel beslenmenin yaygınlaştırıldığı bir ortam yaratıldı ve bunu geliştirmenin normal olduğuna inandırıldık ,bu hepimizce bilinen ve tesbit edilmiş gerçek,

Bu gerçeklere dayanarak alışılmışlıklardan ötürü veganları OP olarak sınıflandırmanın da insafsızlık olduğu kanaatindeyim,

Çünkü GTP dostum o bahsettiğin mangalda pişmiş lezzetli ızgara köfte zeytinyağlı,sirkeli kırmızı biberli bir piyaz ile çok iyi gider..

gerçek tosun paşa

#97
Tgur abi piyazla köfte mükemmel gider ben de çok severim. Mangal yapmayı genel olarak çok seviyorum ya muazzam bir kültür :)) Tekirdağ'dan geçerken vaktim varsa kesinlikle köfte piyaz yapıyorum öyle yoluma devam ediyorum ;D

Bu arada bozadi yazı gerçekten derdimize derman olmuş. İnsanların sahte iradelerinden geçen gün sıkça bahsettik OP konusunda. Bu sahte iradelerin ne kadar basit yönlendirilebildiğini de görmüş oluyoruz. Sözde aydın kesim başımıza cahillerden daha fazla bela...

bozadi

#98
bona fide'nin tercihine büyük saygı duyuyorum. Ben kendim 10 küsür yıl sıkı, etik vejeteryandım. Hatta vejeteryanlığımın bir kısmı askerliğime denk geldi, yine de devam ettim. Sonradan, celselerdeki bilgi ve görüşlerin etkisiyle yavaşça bıraktım. Olduğum için de pişmanlık duymuyorum, bıraktığım için de.

bigsenfoni

#99
Ben ne bulursam ilk önce şükür,sonra direk mideye... ;D
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

sercany

#100
sott yorumlarını paylaştığın için teşekkür ederim bozadi, gerçekten faydalı bir paylaşım oldu. Bana bazı yönlerden biraz tek yönlü bakılmış gibi gelse de genel olarak sadece tarıma dayalı yaşamanın toplumsal gelişim üzerindeki etkilerini vurgulaması açısından faydalı olmuş ama sigara ile ilgili yorum biraz zorlama geldi " Kısacası, sigara içmek son derece yararlı olabilir" bunu tütün tüketmek faydalı olabilir olarak şeklinde yorumlasalar daha anlamlı olabilirdi ama sigaranın da kendine ait devasa kartelleri var ve KH oldukları sanırım su götürmez bir gerçek olarak yorumlanabilir..

sanırım tüm yorumlardan benim çıkarabildiğim karma beslenmenin insanın zihinsel gelişimi ve tekamülü açısından en faydalı yöntem olacağıdır..
 

bozadi

#101
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

sott yorumlarını paylaştığın için teşekkür ederim bozadi, gerçekten faydalı bir paylaşım oldu. Bana bazı yönlerden biraz tek yönlü bakılmış gibi gelse de genel olarak sadece tarıma dayalı yaşamanın toplumsal gelişim üzerindeki etkilerini vurgulaması açısından faydalı olmuş ama sigara ile ilgili yorum biraz zorlama geldi " Kısacası, sigara içmek son derece yararlı olabilir" bunu tütün tüketmek faydalı olabilir olarak şeklinde yorumlasalar daha anlamlı olabilirdi ama sigaranın da kendine ait devasa kartelleri var ve KH oldukları sanırım su götürmez bir gerçek olarak yorumlanabilir..

sanırım tüm yorumlardan benim çıkarabildiğim karma beslenmenin insanın zihinsel gelişimi ve tekamülü açısından en faydalı yöntem olacağıdır..

Makaleyi faydalı bulmana sevindim sercany. Sott.Net bu yazıyı başka bir web sitesinden alıntılayıp yorumlamış (bazı ifadeleri kalınlaştırma ve renklendirme de dahil):

http://www.alt-market.com/index.php/articles/3969-why-is-the-elitist-establishment-so-obsessed-with-meat

Sigara konusunda itiraz ettiğin hususta benim bir dikkatsizliğimin de kısmen rolü olmuş olabilir. Orijinal metinde "smoking" ifadesi geçiyor. Bu terim neredeyse her zaman "sigara içmek" olarak çevrildiği için ben de o şekilde çevirdim ama her ne kadar gerçekten "sigara içmek" kastedilse de, sadece sigara değil, örneğin pipo da buna dahil. Ve ayrıca ille hazır paket sigara değil, kullanıcı tarafından sarılıp veya doldurulup içilen sigara da yine buna dahil. Şu an aklıma gelmeyen olası başka tütün yakıp içme yöntemleri de muhtemelen yine "smoking" kapsamındadır.

Sonuç olarak, daha doğru bir karşılık olabilmesi için, söz konusu cümlede geçen "sigara içmek" ifadesini "sigara/tütün içmek" şeklinde değiştirdim. Bir de, tam da senin alıntıladığın o cümlede aslında bir link/bağlantı varmış, onu eklemediğimi fark ettim. O linkte sott ekibi (veya ekipten biri) sigara/tütün kullanımının zararlarıyla ilgili iddiaların pek çoğunun yalanlara dayalı olduğunu ve sigara/tütün kullanımının pek çok sağlık faydasını pek çok harici ve bilimsel ve deneyimsel kaynağa atıfta bulunarak incelemişler. Uzunca bir makale. Önümüzdeki günlerde onun da çevirisini paylaşabilmeyi ümit ediyorum.

https://www.sott.net/article/338885-A-comprehensive-review-of-the-many-health-benefits-of-smoking-Tobacco

Google Türkçe çevirisi

bozadi

#102
Sigara şirketlerinin arkasında kendine hizmet odaklı büyük kartellerin olduğuna inanmakta zorlanmıyorum ama sigara kullananları faşizan bir şekilde cezalandırmaya çalışan çok daha büyük, çok daha KH karteller olduğuna inanıyorum. Örneğin ABD devleti o kartellerden biri görebildiğim kadarıyla. Sigara kullanımını cezalandırmaya yönelik çok abartılı yasalar, yasaklar çıkarıyorlar (örneğin https://www.hurriyet.com.tr/gundem/abdde-sigara-yasagi-eve-girdi-38620) ve başka ülkeleri de benzer yasaklar çıkarmaya zorluyorlar. Ne yazık ki bizim devletimiz/hükümetimiz de bu yalanlardan etkileniyor gibi görünüyor.

Bu aşırı abartılı yasakların arkasında KH planlarının döndüğü açık. Üstelik hazır sigaradaki o kadar zararlı maddeye rağmen bu faşizan yasakların dayatılması, zihinlerde soru işaretleri uyandırmalı. Devlet, hele ki Amerikan devleti, sigara konusunda halkın sağlığını çok düşünüyorsa, hazır sigaralarda kullanılan zehirli maddeleri azaltmak için öncelikle sigara üreticilerine şiddetli baskı yapması gerekir ama yapmıyor. Veya devlet çok daha düşük katkı/zehir içeren kendi sigarasını üretsin sunsun insanlara? Veya o şekilde sigara/tütün kullanımını teşvik eden eğitim programları yürütsün? Yapmaz çünkü (hazır) sigaranın insan sağlığına zararı onların zerre kadar umurlarında değil, tam tersine işlerine gelir. Bizzat devletin, devletlerin, halkı aptal, zayıf ve itaatkar yapmak için onların sağlığını bozan sayısız uygulamayı kendi elleriyle, bilerek, isteyerek, kasten uyguladığı bir sır değil. Amerikan devletinin (ve dolaylı olarak onların yalanlarının ve baskılarının etkisinde kalan diğer devletlerin) sigara konusundaki asıl derdi, tam da sott ekibinin dikkat çektiği gibi sigara/tütün kullanımının insanların (daha doğrusu sigara içenlerin çok büyük bir bölümünün) beden ve ruh sağlığına olan büyük faydaları.

gerçek tosun paşa

#103

Beslenme şekli, küresel ısınma ve yeni ekonomi şeklinde bizim bahsettiğimiz konularda güzel öngörüler içeriyor. Vakti olan izleyebilir.

Şu abimiz "a" harfini "ğ" ile kullanmasa kral adam. Neyse nobody is perfect 8)

Dionysos

#104
Arkadaşlar bir kaç ekleme sunayım.

Şimdi psikiyatri tanısı olan ve bu celseleri okuyup etkilendikten sonra ilaçlara karşı da güvensizlik geliştiren ben yıllarca ilaç kullanmadım. Kendimce sağlık çözümleri aradım. Bulabildiğim en güçlü kavram yine ketojenik diyetti. Daha sonra GAPS diyeti bulduk. Bu kavramlarla 2017 den beri bir çok psikiyatri facebook grubu ziyaret edip bulundum ve yazıştım. Şu an mesela psikiyatrik ilaçların nasıl bırakılacağı, hızlı bırakma durumunda yoksunluk semptomu ya da kimyasal anomali yapıp yapmayacağı yani zarar verip vermeyceği tartışılıyor. Sonuç olarak yaklaşık şuraya gelindi. Bir psikiyatri ilacı iki yolla güvenli bırakılabilir. Birincisi hiperbolik azaltma/seyreltme. Belli aralıklar yarı, sonra tekrar tekrar yarı ya da ilacın alınan saat zaman aralığını açma.
İkinci yol 6 hafta da bir % 10 seyreltme. Bir ilacı 6 haftada %10 seyrelterek 60 haftada bırakabiliyorsunuz. Diğer yolla da kimi ilaçların benzo grubu denilen ilaçların mesela 1 ila 3 yıl arasında bırakılmasını savunan var. Örnek vereyim Rivotril adlı ilaç. Bu ilacı 10 damladan 9 damlaya düşüremeyen insanlar var. Bir damla düşürebilmek için bile en az 21 gün sanırım gerekiyor. Tüm bunları doktorların bilemdiğini yazıştığım grupta kabul eden doktorlar var. Kendi ilaç bağımlısı doktorlar var. Bir çok ilaç kurtulma grubu yurtdışı var.

Bunu şu yüzden anlattım. Karbonhidratı birden kesmek ya da azaltmak benzer bir şey olabilir mi?

Karbonhidrat ve süt ürünleri bağımlılık yapıcı maddelerdir. Sindirim sistemniz tam iyi çalışmadığında bunları tam sentezleyemez ve ya da bu yüzden ya da ordaki bakteriyel fermantasyon süreci nedeniyle opioid denilen morfin türevi yan maddeler üretilir. Bağırsağınızda opioid reseptörleri vardır. Bu size mutluluk ve uyuşma sağlar. Bunlardan birden çıkarsanız morfin bırakmış gibi bile olabilirsiniz.

sott.net te hiç alkol almaksızın bağırsağındaki alkol üretiminden zom sarhoş olan bir adamın haberi var.

İnsan bağırsağında bir fermantasyon mayalanma süreci vardır. Orada her şey içiçe...

Bir diğeri de K'lar diyor ki; aranızda tartışın.
Yanıt ödevini yaptıktan sonra verildi.
Senin güvenliğin için bu bilgiyi sana söyleyemeyiz.
Bilgiyi sana şeker gibi verirsek erir.

Tüm bunları tekrar tekrar düşündüm. Kan grubu beslenmesinin kısmen geçerli olduğunu, safrası tıkanmış birine yulaf lapası önerdiklerini biliyorum. Atkins diyetinin beli inceletmeyip kalbi korumayacağını söylediklerini de.
Yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama etçile daha sıcak bakmaya başladım...
Alt yorum da kolesterolle ilgili bir yorum sunmak istiyorum...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com