avatar_fidelista

Sirius tan mesaj aldığını iddia eden bir vatandaş Mavili Temizsoy

Başlatan fidelista, 30 Temmuz 2020, 18:55:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sannyasin

#15
Teşekkürler bozadi, bende de oluşan izlenimler ifade ettiğin gibiydi, dini bilgilerin yoğun olduğu bir altyapıdan geldiğim için anlaşılmayan yada eksik ve bilerek karıştırılan ( K' ların bir celsede bahsi geçiyordu bu konuda)bilgilerin bazı kısımlarını öğrenebilir miyim diye bakıyorum ama çok yeterli değil
herşeyolduğugibi

Tgur

#16
Kanallıyım ve bazı varlıklarla konuşuyorum zaten dendiğinde o kişi hakkında eski terimdir "mülahazat hanesini boş bırakacaksınız" yani anlatılanları yarı doğru yarı gerçek kabul edip tam takılmayacaksınız ,şu kanallı olma işi çok değişiktir kişileri hemen obsedasyon batağına çeker ,

Anlattıklarının bir kısmı aldığımız oturtmaya çalıştığımız bilgilere uyuyor desek te KH bilgi karıştırma işleminin devrede olduğunu her zaman hatırda tutacağız, acizane tavsiyem,

Olanları veya anlatılanları geniş bir perspektiften görürsek olayın Orion deney sisteminin ve çeşitli varlıkların üst yoğunluğa geçtikten sonra yaratma hadisesinin bir sonucu ve bunlarla ilgili karmaşanın resmedilmesi olarak da kabul edebiliriz ,

Yani kısa döngü hadisesinde maddi yaratımın Mitos Tanrılar diye bildiğimiz esasta uzaylı varlıkların müdahelesi ile olduğunu söyleyebiliriz ,yaratım sürüyor ve bunlara hükmetmeye veya karışmaya çalışan üst yoğunluk varlıkların genel fantazileri,

Monoteizm ve dinler programı bu işlerin şu anda şahit olduğumuz son halkası ,anlatılanların çeşitli kutsal kitaplar ve peygamberler yoluyla çeşitli adaptasyonlarını yani benzerliklerini arada yalın ve sakin bir bilinç gözüyle görebiliyoruz,

Atlantis ve onların kalıntıları oyunun son gördüğümüz perdelerinde rol peşinde , Sümerliler,Mısırlılar v.s.

Karıştırmalar ve takılı kalmış toplum yorumları ile saptırmalar dayatmalar tutturan davranışları doğal göstermeye çalışan genel mistik karmaşa..

Aoibheann

#17
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sannyasin

https://youtu.be/lULe3TyonIM
Bu aralar karşıma çıkan videolardan biride bu, bunun hakkında da yorumlarınızı beklerim, farklı bilgiler var tam çözemedim biraz karışık ve yüzeysel gibi geliyor.

Daha önce attığım videoda, sn. Hazar Tandoğan hanımefendi kanal olma mevzusunu gündeme getirmişti. Ve üç çeşide bölmüştü; pozitif kanallık, negatif kanallık ve kanal olmama durumu. Pozitif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcı değildir, nettirler, kesin konuşurlar, bilimsel veri içerirler ve kendilerini tekrar etmezler. Negatif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcıdır, dolambaçlıdır, dominanttır, net veri vermez ve kendilerini tekrar ederler. Kanal olmama durumunda kişi kanal olduğunu düşünebilir çünkü temas halindedir ama teması başıboş zihin kontrolü enerjilerine aracılık eder. Bu zihin kontrolü enerjisi ya kişiye özel ya da genele hitaben yayılır ve hassas bazı zihinler algılayıp yanlış yorumlayabilir. Bu zihin kontrolü enerjisini şöyle ayırabiliriz, egoyu tatmin edici, benmerkezci, kişiyi yücelten ve insanlıktan ayıran mesajlardır. Mesela; sen özelsin, insanlığı sen kurtaracaksın, gibi.

Bence bunu incelersek, sn. Tuğcan Özer beyefendiyi bir kategoriye koymamız kolaylaşabilir.

Şu videoyu izleyip yorumlarsanız sevinirim.
https://youtu.be/8BY6gVZ-sUU
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

bozadi

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Daha önce attığım videoda, sn. Hazar Tandoğan hanımefendi kanal olma mevzusunu gündeme getirmişti. Ve üç çeşide bölmüştü; pozitif kanallık, negatif kanallık ve kanal olmama durumu. Pozitif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcı değildir, nettirler, kesin konuşurlar, bilimsel veri içerirler ve kendilerini tekrar etmezler. Negatif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcıdır, dolambaçlıdır, dominanttır, net veri vermez ve kendilerini tekrar ederler. Kanal olmama durumunda kişi kanal olduğunu düşünebilir çünkü temas halindedir ama teması başıboş zihin kontrolü enerjilerine aracılık eder. Bu zihin kontrolü enerjisi ya kişiye özel ya da genele hitaben yayılır ve hassas bazı zihinler algılayıp yanlış yorumlayabilir. Bu zihin kontrolü enerjisini şöyle ayırabiliriz, egoyu tatmin edici, benmerkezci, kişiyi yücelten ve insanlıktan ayıran mesajlardır. Mesela; sen özelsin, insanlığı sen kurtaracaksın, gibi.

Bence bunu incelersek, sn. Tuğcan Özer beyefendiyi bir kategoriye koymamız kolaylaşabilir.

Şu videoyu izleyip yorumlarsanız sevinirim.
https://youtu.be/8BY6gVZ-sUU

Bu videoyu izlediğimde, Hazar Hanımın sınıflandırmasına göre bu şahsın kanallıkla bir alakası olmadığı sonucuna varıyorum. Söylediği şeylerin bence hiçbiri "kanallık" gerektiren şeyler değil. Kurgu ve kurgu-dışı kaynaklarda var olan beyanların şahsın kendi şahsi algılarıyla, tahmin ve çıkarımlarıyla karıştırılmış bir haline benziyor. Güçlü bir ego faktörü de dikkat çekiyor.

Çok net konuşuyormuş, herşeyi çok net açıklıyormuş gibi bir tavrı var ama bir yandan da bir sürü belirsizlik, çelişki, muğlak ifadeler...

fidelista

#19
Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann


Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sannyasin

https://youtu.be/lULe3TyonIM
Bu aralar karşıma çıkan videolardan biride bu, bunun hakkında da yorumlarınızı beklerim, farklı bilgiler var tam çözemedim biraz karışık ve yüzeysel gibi geliyor.


Daha önce attığım videoda, sn. Hazar Tandoğan hanımefendi kanal olma mevzusunu gündeme getirmişti. Ve üç çeşide bölmüştü; pozitif kanallık, negatif kanallık ve kanal olmama durumu. Pozitif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcı değildir, nettirler, kesin konuşurlar, bilimsel veri içerirler ve kendilerini tekrar etmezler. Negatif kanallıkta, temas edilen varlık ya da varlıklar baskıcıdır, dolambaçlıdır, dominanttır, net veri vermez ve kendilerini tekrar ederler. Kanal olmama durumunda kişi kanal olduğunu düşünebilir çünkü temas halindedir ama teması başıboş zihin kontrolü enerjilerine aracılık eder. Bu zihin kontrolü enerjisi ya kişiye özel ya da genele hitaben yayılır ve hassas bazı zihinler algılayıp yanlış yorumlayabilir. Bu zihin kontrolü enerjisini şöyle ayırabiliriz, egoyu tatmin edici, benmerkezci, kişiyi yücelten ve insanlıktan ayıran mesajlardır. Mesela; sen özelsin, insanlığı sen kurtaracaksın, gibi.

Bence bunu incelersek, sn. Tuğcan Özer beyefendiyi bir kategoriye koymamız kolaylaşabilir.

Şu videoyu izleyip yorumlarsanız sevinirim.
https://youtu.be/8BY6gVZ-sUU


Bu videodaki vatandaş saçmalamış,reeankarne olabilmek için zihnin ötesinde ruh denen #363;st bir oluşumun gelişmesi lazım dünyanın sanal olduğu kabul edilebilir ama burada yaşayan varlıklarında sanal olduğunu söylemesi saçma,sinemada bir film izleyen kişiler gibi kendimizi dünyanın dışında görürsek bu filmi izleyenlerin gerçek olması gerek bu da ruh yada öz varlık diyeceğimiz öl#363;ms#363;z olan gerçek biziz.Vatandaş toplamış belli.

Aoibheann

#20
Ruh kavramının biz 'standart' insanlar için var olmadığını ancak tanrısal varlıkların ruha sahip olabileceğini söylüyor. Sanki daha önce ruhu olmayan insanlarla ilgili konuşmuştuk ama bu video o kadar manipülatif ki... Tuğcan beyin negatif bir etkiye maruz kaldığı ya da hali hazırda negatif bir mevcudiyete sahip olduğu sonucunu edindim. Yakında 'ben kanallık yaptığım mercihin mesihiyim' diye ortaya çıksa şaşırmam. Toptan karalamiyorum, belki farkında değildir. Umarım bir an önce herkes bu etkileri farkeder ve gerçek anlamda uyanabilirler. Tek temennim bu.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur

#21
Bu son önerdiğiniz videoda zaten ip kopuyor,ben o tanrısallardan olup geldim siz robotiklere bunları anlatmakla görevliyim demekte yani ben mesihim,isayım, peygamberim gibi evvelce de bahsettiğimiz kanal obsedasyonunun bir başka şekli ,

Söylediklerinin robotik olan insan kısmını Organik Portal bahsi iyice incelenirse ona uyuyor ama bu arkadaş hepimizi onlardan yaptı tapınak yapıp bunlara tapalım isteyecekler bu gidişle,

Dikkat ederseniz KH faaliyetinin insan idaresini ele geçirmek için ortaya koyduğu usullerin yavaş yavaş sahneye konduğunu görüyoruz çeşitli yanlış saptırılmış bilgilerle mahmurlaşmış insanları bazıları böylece cezbediyor mürit yapıyor,örnekler ortada,ülkece de gördük görüyoruz,

İnsan DNA sının eksiltilme işlerinin yapıldığını ve tanrısallık dediklerinin içimizde olduğunu ,biz sağlam bilgi alıp soğurarak bu eksiltmeyi yani işlevsiz olan "İntron" denen DNA parçalarını "Yeniden Bağlantı" denilen özellikle devreye soktuğumuzda bu tanrısallığın izlerini yavaş yavaş hissetmeye başlayacağız demek bu kadar mı zor ,

Bunu tasavvuf ehli yani din bağnazları tarafından dışlanan "Sufiler"fark etti ve asırlardır söyledikleri ortada

"Bir ben var benden içre" "Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm"

"Hararet nardadır sacta değil,Keramet baştadır Taçta değil ,Her ne ararsan kendinde ara, Kudüste Mekkede Hacda değil.."

İllaki bir mesih bulup önünde kapaklanmalı mıyız,

Esasta aldığımız ve hatırladığımız ve PLE-RA-KASYOPYA bilgileri ile oturttuğumuz diğer bazı bilgilerle Orion deney üstatlarının bir ara bu arkadaşın bahsettiği robotik insanlığı gerçekleştirmek için çok uğraştıklarını ama bu gezegende başarı sağlamayınca her bedenlenen insana tanrısal genleri aşılayarak ancak bu işi başardıklarını biliyoruz ,ama hükmedebilmek ve kendilerine duygusal enerji temin için için DNA da eksiltme yolunu seçtiklerini anlıyoruz,

Bütün bunlar Ruhun arayışı ve "tanrısal nefes denilen" o bahsettiğimiz mozaiksel yaratımın genel faaliyetleri..

Tgur

#22
Bahsi geçen videoda 4 dakika sonrası hatta 4.13 bölümüne bakınız.
Bazı dostlar belki fark etmemiştir ,

Ayrıca başka birinde ben Lord Metatronu ve başka yüksek varlıklarla irtibatlıyım devamlı konuşuyorum demekte ,gözden kaçmış olabilir.

İlave etmemden kasıt hiç kimseyi haksız yargılamamak yoksa baştan benim de ilgimi çekmişti.

gerçek tosun paşa

#23
Sosyal medyadan son haftalarda gözüme çarpanlar: spiritüel konuşmacılar, yeraltı tünelleri, dijital dünya ifşaları. Dünya genelinde bu konularda popülerlik seziyorum.

bozadi

#24
Şahsın yararlandığı bilgi kaynaklarından birinin Ra Bilgileri olduğu anlaşılıyor. Örneğin BH-KH kavramlarına girmiş videolardan birinde. Parçalanarak asteroit kuşağını oluşturan "Maldek" gezegeninden bahsediyor. Her ne kadar 7'den çok fazla boyutun varlığına değinse de (ki çok sorunlu yönleri var bence bu konuda anlattıklarının), 7'ye kadar olan boyutlar için Ra'nınkine benzer bazı tabirler kullanıyor. Tabi sadece Ra'dan değil, pek çok bilgi kaynağından derlemeler yaptığı anlaşılıyor. Buna kendi "kanalından" (?) eklemeler yapıyordur veya yapmıyordur, bilmiyorum ama sunduğu bilgiler arasında pek çok çelişki doğduğunu gözlemliyorum. Yukarıda konusu geçen videoda, insan varlığı için bir yerde "ruhu yok, tamamen robotik" derken, sonra "ruh var, o yüzden canlı gibi görünüyor" diyor. İfadelerindeki duraksayışlar, yanlış telaffuzlar, gramer ve anlam düşüklükleri, sıraladığı bilgilerin doğruluğundan kendisinin de emin olmadığını, bariz çelişkili şeyler söylememek için söylediklerini sürekli zihinsel bir filtreden geçirmeye çalıştığını gösteriyor ve bunu yaparken sıkça "tekliyor", anlamsız şeyler söylüyor, boş bakışlar atıyor, geveliyor. Söylediklerine inancı tam olan bir kendinden eminliğin akıcılığı yok. Sürekli daldan dala atlayan, neredeyse hiçbir dal hakkında yeterince somut, ikna edici şey söyleyemeyen, meselelerin nihai özüne (ve tüm meseleler arasındaki basit birliğe, bütünlüğe) değil, meselelerin ayrıntılarına, kıyısına, köşesine, şekline, şemaline temas edip bu şekil-şemalar arasında dans eden baş döndürücü bir tavır var. Bu baş döndürücülük "yüksek bilgelik" gibi görünebilir ama daha ziyade izleyenlerin söylenenler üzerinde yeterince düşünüp sorgulamasını önlemeye yönelik bir taktik aynı zamanda. Peşpeşe o kadar çok veri/iddia sıralıyor ki, durup doğru düzgün bir sorgulama yapılmasına, kavramların yerli yerine oturtulmasına müsaade etmiyor, özellikle bundan sakınıyor çünkü "durduğu" yerde pek çok sorun, çelişki, anlamsızlık ifşa olacak, o yüzden sürekli koşması, oradan oraya zıplaması, "kaçması" gerekiyor.

"Reenkarnasyon" ve "enkarnasyon" tanımları akıllara ziyan. Bunun gibi sayısız garabet durum var. Bunların sorgulanmasını istemiyor, sadece olduğu gibi kabul edilmesini, inanılmasını istiyor. "Ben bedenlenmiş bir yüksek benliğim, siz ruhu olup olmadığı belli olmayan sefil robotlarsınız, sorgulamadan inanın ki yükselebilesiniz" gibi elitist bir tavır var.

Şahsın hiçbir erdemi, hiçbir pozitif niyeti olmadığını iddia etmiyorum. Çeşitli bilgi (iddia) kaynaklarını okuyup bunların bilgilerini kafasında derleyip belirli bir senaryoya uydurup anlatma konusunda bir yeteneği var. Üstelik ve daha da önemlisi, şahsın negatif niyetli olduğunu da sanmıyorum. Tamamen pozitif eğilimli değil tabi ki ama, tüm eleştirilerime rağmen, pozitif eğiliminin negatif eğiliminden şu veya bu ölçüde daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Fakat ciddi blokajları var; zihinsel hastalık düzeyinde bariz egosal sorunları var bence ve pozitif yönde ilerleyebilmek için bunların farkına varıp aşması gerekiyor.

gerçek tosun paşa

#25
Bozadi asıl sorun zaten kişinin kendini çok farklı bir yere koymak istemesi = ego. Bu forumu ve kemik kadroyu çok sevmemin sebebi de birlikte kurduğumuz iletişim şekli.
Bu tarz videoları çeken insanlara karşı beklentiye sahiptim. Ama takipçi kitle de dahil ciddi manada yararlı görünmüyor. Elbette karşı olduğumu söyleyemem çünkü bu kişiler bazılarının farkındalıklarının artmasına, bir takım şeylerin peşine düşmelerine tabiri caizde kapıyı aramalarına kesinlikle neden olacaktır.

Aynı zamanda bu tarz içeriklerin, komple teorilerinin ve ufolojinin tekrar bu denli ciddiye alınıp konuşulur olmasının da kozmik ortam değişiminin öncesi yaşanan bir ilahi durum olduğuna inanıyorum.

bozadi

#26
Bu ve benzer pek çok konuda kendime ve ilgili herkese şu öneride bulunuyorum:

Mesele pozitiflik ile negatiflik arasındadır. Bizim başta kendimize ve sevdiklerimize karşı borcumuz pozitif bir hale ulaşmak, bunu paylaşmak ve bunu giderek güçlendirmekten, sabitleştirmekten ibarettir. Pozitiflikten kasıt; derin, güçlü, istikrarlı bir huzur, sevinç, güven halidir.

Hangi konuda ne kadar haklılık-haksızlık, doğruluk-yanlışlık tartışmasına girersek girelim, neticede önemli olan tek şey, pozitiflikte olup olmadığımız veya buna yönelip yönelmediğimiz, bunu derinleştirip derinleştirmediğimizdir. Özel eğitimli bir köpek nasıl kendisine örneği koklatılan şeyin aranan kaynağına ulaşmak için koku ve diğer duyularıyla var gücüyle hedefe odaklanıyorsa, bizim bulmaya, ulaşmaya odaklanmamız gereken şey de pozitifliktir; huzur, güvenç, sevinç hali. Gerçekten pozitif haldeyseniz, varoluşla, hayatla, evrenle aranızda doğal bir uyum, ahenk oluşur. Temelde korku kalmaz. Acizlik, çözümsüzlük ve güceniklik egemen olmaz. Huzur, güven, anlayış, sevgi egemen olur.

Pozitifliği deneyimlemekte zorlanmamızın başlıca nedenlerinden biri, hayatımızda negatif hali tetikleyen, hatta doğrudan veya dolaylı olarak pozitif hali deneyimlemeyi ve paylaşmayı engellemek için tasarlanmış aşırı sayıda etken olmasıdır.

Bence pozitiflik veya mutluluk denen şey özü itibariyle ebedi ve basit "varoluş gerçeğinin farkındalığı"dır. Daha kısaca "gerçeğin farkındalığı", daha da kısaca "farkındalık" denebilir belki. Yani hayat nedir, varolmak nedir, evren nedir, "herşey" nedir, buna dair basit ve ebedi bir huzur, sevinç, güven, birlik, bütünlük duygusu. Hayatımız olarak gördüğümüz bu lokal ve geçici ilüzyon gerçeğinde bu kadar çok ve şiddetli olumsuzluğa, travmalara maruz kalmamış ve kalmıyor olsaydık, o farkındalık veya o hal, hiçbir özel çaba gerektirmeksizin kendiliğinden gerçekleşen ve paylaşılan doğal hal olurdu. Maalesef genel insanlık kitlesinin geçmişte ve halen özgür iradesini egosal/yozlaşık denebilecek biçimlerde kullanışının bir sonucu olarak, "büyük balık küçük balığı yutar" misali, kendimizden daha büyük egolara kaptırdık yakamızı bir şekilde. Sömürülmek, aldatılmak, ezilmek hayatımızın en olağan, en sıradan özelliği haline geldi.

Varoluşun en öncelikli, en temel, en önemli bilgisi veya farkındalığı, aynı zamanda en basit olanı. Varoluşun iyi, güzel ve "bizimle bir" olan, "biz olan" birşey olduğunun farkındalığı. Maalesef bizdeki bu temel farkındalık ve bunun sonucu olan huzur, güven, sevinç, sevgi ciddi şekilde eksildi. Yani ruhsal/bilinçsel/farkındalıksal olarak hastalandık. "Doktrin", "öğreti", "felsefe", "din", "ideoloji" denen şeyler, hastalığımıza derman olması ümidiyle bağlandığımız şeyler. Ebedi ve basit gerçeğin ne olduğunu unuttuğumuz, bu konuda suçluluk ve acizlik kompleksleri içinde olduğumuz için, birilerinin bize sunduğu veya dayattığı öğretileri, bilinç hastalığımızın bir dermanı olarak görme eğilimi geliştiriyoruz ama bu aynı zamanda bir çıkmaza girmek anlamına geliyor.

Çok önemsediğim Ra, Ple ve K bilgileri / öğretisi için bile geçerli bu. Kurtuluş bunlarda değil. Hakikat bu bilgi kaynaklarının "içinde" değil. Bunlar en fazla birer işaret, birer yol tabelası olabilir. Amaç değil, hedef değil. Ben kendim varoluşun bir parçası ve ta kendisiyken, hakikati ve dolayısıyla çözümü kendimden ayrı, yalıtık, dışarıdaki birşeyde aramam, basit ve ebedi gerçekle çelişiyor. Üstelik bu bilgi kaynaklarının %100 doğru bilgi içermediği, pek çok sapmalar meydana geldiği de açık. Ve üstelik bana kalırsa bu durumun meydana geleceği, bu bilgileri veren kaynaklar tarafından en başından biliniyordu ve bu kaynaklar %100 doğru bilginin kayıtlara geçirilmesi için "yırtınmadılar" da. Çünkü kendi içinde mükemmel tutarlı, mükemmel isabetli, mükemmel açıklayıcı bilgiler haline gelmiş olsalardı, o zaman aşırı derecede "tanrısallaştırılacak", ister istemez "dogmalaştırılacak", "putlaştırılacaktı". Bu kaynaklar eksik ve yanlış bilgi içeren ve hele ki bunu kabul eden halleriyle çok daha doğal, güzel, gerçek ve değerliler. İş bu kaynaklarda bitmiyor, bitemez; iş kişide, bireyde bitmeli. Kişiler bilgi kaynaklarının popülerliğine, dogmalaşmış "doğruluğuna" göre hareket etmek yerine, kendi akıl, düşünce, ayrım güçleriyle rastladıkları her kaynakta kendilerine hitap eden ve etmeyen şeyleri ayırt edip, test edip, yarayanı almalı, yaramayanı bırakmalıdır.

Ve tekrar vurgulamak isterim ki, bence en önemli, en öncelikli ve en kudretli bilgi aynı zamanda en basit ve güzel olanı: Tüm varoluş bir bütün, sonsuz kudretli, sonsuz güzel ve biz bu güzelliğin bir parçası, sadece parçası değil, kendisiyiz.

Kanıt pozitifliktedir. Pozitif halin kendisi kanıttır, kanıt arayışını ortadan kaldırandır; paylaşılan sevinç, mutluluk, güven, huzur. Başka bir ihtiyacımız yok.

Fakat mevcut yaşamımızda maruz kaldığımız şartlar, varoluşun basit ve ebedi gerçeğine olan inancın ve dolayısıyla da gerçek huzurun, güvenin, sevincin, mutluluğun deneyimlenmesini, bunun sürdürülmesini çok zor hale getiriyor. Yine de ısrarla durumun, yani mevcut lokal gerçekliğimizdeki halimizin farkına vardıkça, bilincimizde yapılması gereken basit ve bir o kadar imkansız görünen inançsal değişiklikleri yapabileceğimizi ümit ediyorum.

bozadi

#27
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bozadi asıl sorun zaten kişinin kendini çok farklı bir yere koymak istemesi = ego. Bu forumu ve kemik kadroyu çok sevmemin sebebi de birlikte kurduğumuz iletişim şekli.
Bu tarz videoları çeken insanlara karşı beklentiye sahiptim. Ama takipçi kitle de dahil ciddi manada yararlı görünmüyor. Elbette karşı olduğumu söyleyemem çünkü bu kişiler bazılarının farkındalıklarının artmasına, bir takım şeylerin peşine düşmelerine tabiri caizde kapıyı aramalarına kesinlikle neden olacaktır.

Aynı zamanda bu tarz içeriklerin, komple teorilerinin ve ufolojinin tekrar bu denli ciddiye alınıp konuşulur olmasının da kozmik ortam değişiminin öncesi yaşanan bir ilahi durum olduğuna inanıyorum.
Tahmin edebileceğin gibi, bu tür videolar hazırlamayı ben de çok düşündüm, hala da düşünüyorum ama ciddi gel-gitler içinde kalıyorum bu konuda. Güzel bir tesadüf olarak, üstte yazdıklarımda, aslında bu gel-gite neden olan başlıca sebeplerden birini daha iyi anladım veya hatırladım.

Elimizdeki bilgi kaynaklarının iddialarını, görüşlerini, içeriklerini anlatacak videolar yapmak tabi ki hem kendimiz hem de hitap edeceğimiz kitle için güzel etkiler yapabilir. Ama işte yukarıda da dolaylı olarak değindiğim gibi, savunacağımız bilgiler arasında "önceliği" olan basit ve çok ciddi birşeyleri gözardı ediyormuşuz gibi bir his bırakmıyor yakamı. Gerçekten az-çok pozitif eğilimli olan insanlara hitap ederken, onların kendi ideolojik yargılarına veya önyargılarına batarak onları baştan itecek bilgiler/iddialar paylaşmaktan, daha doğrusu bunları en "öne" sürmekten sakınmalıymışız gibi geliyor bana. Ki, elimizdeki bilgi kaynaklarında tüm ideolojilerden insanlara batacak şeyler var mutlaka çünkü elimizdeki kaynaklar "ideoloji" kavramıyla, "takip etme", "itaat etme" yaklaşımıyla uyumlu değil en başta.

İşte, bu durumda, "en öne" sürülmesi gereken şeyin ne olduğu üzerinde düşünmeye çalışıyorum. Bunun yukarıda değindiğim şekliyle "pozitiflik" olduğu sonucuna varıyorum. Pozitifliği destekleyen, anlamlı, mümkün ve gerekli kılan basit ve ebedi gerçek. Üzerinde en çok durulması gereken şeyin bu olduğunu hissediyorum. En çok derken, "sadece" değil tabi ki. O zaman ister istemez biraz hipnotik "new age" etkisi meydana getirebilir. O basit ve ebedi inanç ile mevcut yaşam şartlarımız arasındaki bağları kurarken, bu bilgi kaynaklarının hemen her konuda ortaya koyduğu ve üzerinde büyük ölçüde uzlaştıkları bilgileri, beyanları da sunmak doğal ve gerekli olacaktır.

Ama pozitif eğilimli denebilecek insanların sırf bu kaynaklarda ileri sürülen bazı gerçeklerle olan "ideolojik" uyumsuzlukları nedeniyle körlemesine itiraz edici ve hatta saldırgan bir tavır almalarına neden olmak güzel olmaz. Bahsettiğim basit ve ebedi gerçekliğin, her ideolojiden pozitif eğilimli insanlara hitap edebileceğini, niyetimizin pozitifliği konusunda onları (veya onların daha fazla bir kısmını) daha etkili bir şekilde ikna edebileceğini düşünüyorum. Ciddiye alınabilirlik, kabul edilebilirlik veya en azından saygı duyulabilirlik açısından.

Aoibheann

#28
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi



Eklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bozadi asıl sorun zaten kişinin kendini çok farklı bir yere koymak istemesi = ego. Bu forumu ve kemik kadroyu çok sevmemin sebebi de birlikte kurduğumuz iletişim şekli.
Bu tarz videoları çeken insanlara karşı beklentiye sahiptim. Ama takipçi kitle de dahil ciddi manada yararlı görünmüyor. Elbette karşı olduğumu söyleyemem çünkü bu kişiler bazılarının farkındalıklarının artmasına, bir takım şeylerin peşine düşmelerine tabiri caizde kapıyı aramalarına kesinlikle neden olacaktır.

Aynı zamanda bu tarz içeriklerin, komple teorilerinin ve ufolojinin tekrar bu denli ciddiye alınıp konuşulur olmasının da kozmik ortam değişiminin öncesi yaşanan bir ilahi durum olduğuna inanıyorum.

Tahmin edebileceğin gibi, bu tür videolar hazırlamayı ben de çok düşündüm, hala da düşünüyorum ama ciddi gel-gitler içinde kalıyorum bu konuda. Güzel bir tesadüf olarak, üstte yazdıklarımda, aslında bu gel-gite neden olan başlıca sebeplerden birini daha iyi anladım veya hatırladım.

Elimizdeki bilgi kaynaklarının iddialarını, görüşlerini, içeriklerini anlatacak videolar yapmak tabi ki hem kendimiz hem de hitap edeceğimiz kitle için güzel etkiler yapabilir. Ama işte yukarıda da dolaylı olarak değindiğim gibi, savunacağımız bilgiler arasında "önceliği" olan basit ve çok ciddi birşeyleri gözardı ediyormuşuz gibi bir his bırakmıyor yakamı. Gerçekten az-çok pozitif eğilimli olan insanlara hitap ederken, onların kendi ideolojik yargılarına veya önyargılarına batarak onları baştan itecek bilgiler/iddialar paylaşmaktan, daha doğrusu bunları en "öne" sürmekten sakınmalıymışız gibi geliyor bana. Ki, elimizdeki bilgi kaynaklarında tüm ideolojilerden insanlara batacak şeyler var mutlaka çünkü elimizdeki kaynaklar "ideoloji" kavramıyla, "takip etme", "itaat etme" yaklaşımıyla uyumlu değil en başta.

İşte, bu durumda, "en öne" sürülmesi gereken şeyin ne olduğu üzerinde düşünmeye çalışıyorum. Bunun yukarıda değindiğim şekliyle "pozitiflik" olduğu sonucuna varıyorum. Pozitifliği destekleyen, anlamlı, mümkün ve gerekli kılan basit ve ebedi gerçek. Üzerinde en çok durulması gereken şeyin bu olduğunu hissediyorum. En çok derken, "sadece" değil tabi ki. O zaman ister istemez biraz hipnotik "new age" etkisi meydana getirebilir. O basit ve ebedi inanç ile mevcut yaşam şartlarımız arasındaki bağları kurarken, bu bilgi kaynaklarının hemen her konuda ortaya koyduğu ve üzerinde büyük ölçüde uzlaştıkları bilgileri, beyanları da sunmak doğal ve gerekli olacaktır.

Ama pozitif eğilimli denebilecek insanların sırf bu kaynaklarda ileri sürülen bazı gerçeklerle olan "ideolojik" uyumsuzlukları nedeniyle körlemesine itiraz edici ve hatta saldırgan bir tavır almalarına neden olmak güzel olmaz. Bahsettiğim basit ve ebedi gerçekliğin, her ideolojiden pozitif eğilimli insanlara hitap edebileceğini, niyetimizin pozitifliği konusunda onları (veya onların daha fazla bir kısmını) daha etkili bir şekilde ikna edebileceğini düşünüyorum. Ciddiye alınabilirlik, kabul edilebilirlik veya en azından saygı duyulabilirlik açısından.


Sanırım video yapmamanin en önemli sebebi bu yolun kişiye özel olması. Videolar iyi kötü mürit toplamak için ideal yapılar. Oysa amaç bu değil ve amaç içerikle çelişiyor. Sen kendi gerçekliğini anlatırken başkası kendi gerçekliğine farklı yoldan ulaşması gerekirken seninkine sapabilir ve kayboluş yaşayabilir. K'lari bu yüzden seviyorum ne çok içlerine alıyorlar ne de uzaklastiriyorlar. Gerçekten kararında. Yani kendi yolunda alman gerekenleri alıp diğerlerini sonraya saklayabiliyor ya da eleyebiliyorsun. Spirutuel olguların tek bir yol halinde gözükmesine karşıyım. Karşı olmak belki fazla gelebilir ama elimden geldiğince reddediyorum. Uyarı maiyetinde ve sadece bilgi sunma amacıyla video yapılabilir. 'Bakin böyle bir şey de var, hayatınıza adapte edebilirsiniz' tarzı video içerikleri sunulabilir ama bunun ötesinde 'öteki alemden size bir mesaj var' içerikleri manipüle edici yaklaşım oluyor. Bu yüzden cekinceni anlıyorum ama belki tek kişi değil de bir grup olarak video içeriği hazirlarsaniz birbirinizin eksiklerini tamamlayıp, herhangi bir problemdeki pürüzleri de giderebilirsiniz düşüncesindeyim.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

gerçek tosun paşa

#29
Karşılıklı sohbet gibi mi diyorsun aoib?