Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 13 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#840
SÜPER İLETKENLİK LEVİTASYON

Bu sefer konularımız ağır fizik kokacaksa da ben en basite indirmeye meraklıyım ,

Levitasyon yer çekimine karşı koyup bulunulan yerden yükselme ,ancak süper iletken fiziki varlıklar bunu halletmekte ,burada fiziki varlık kavramının içinde insan da var ,meğer insanlık bunu madde boyutunda teknolojik olarak uygulamaya koymuş ve MAGLEV trenleri ismini vermiş ve inanılmaz süratle  yol kat etmekteler, adı MAG=manyetik,LEV=levitasyon ifadesinde birleşmiş,

Maddelerin süper iletken olabilmesi için düşük sıcaklık durumuna getirilmeleri lazım ve bu trenlerde kullanılanlar ise de aşırı soğutulmuş çeşitli mıknatısların çekme itme işlevlerinden faydalanıp raylar üzerinde böylece teması kaldırıp sürtünme sıfır duruma getirmek bu da anormal hızları sağlayan bir durumu ortaya çıkarmakta,şu anda bu yüksek teknoloji dolu ülkelerin problemi bu soğutma işini daha ucuza ve kolaya getirecek yollar aramak, bizdeki hızlı tren fecaatini ve ilkelliğini hatırlayıp kıyaslayınız,

Süper iletkenliği sağlayacak diğer bir yol ise yüksek gerilimi olan elektriği bir diazapom vasıtası ile sese çevirmek ve böylece anormal büyüklükte kayaları hafifletip kolayca istenilen yere taşımak bunu da Kasyopyadan öğrendik aşağıdaki alıntılarda var ancak teknik uygulanma ayrıntılarını anlayıp tatbike koymak yüksek fizik işi yalnız piramitler yapılırken yüksek gerilimli elektrik diye bir şey yoktu büyük ihtimalle ve bulunan bulgularla da anladığımız bu büyük taşların üzerinde kozmik güçler ifade edilen çizimleri olan papiruslar konuyor ve o rahip ve mimar kişiler diapazonun da ses özelliğini birleştirip meditasyon teknikleri de kullanarak bir birleşim gücü sağlayıp kayaları kaldırıp istenilen yerlere koyuyorlardı,yani yüksek gerilimli elektrik yok onun yerine kozmik güçleri birleştirebilme ve diazapomda ses olarak üretmek mahareti ile endike,

İnsanın levitasyonu ise meditasyon ve aşırı inançla sağlanmış bir bilincin bedeni süper iletken haline sokması ile mümkün oluyor bunun tariflerini internette vermeye çalışmışlar ama doyurucu değil işin fantezisi ile ilgileniyorlar ama bizler bir konuya odaklanmış ve inanmış bir bilincin bu özel yaratım işinde belki uzun uğraşılarla halledebileceğine inanıyoruz.Tarihte ve şu anda bunu becerebilenler var hatta bizim başımıza da gelmiş olanları hatırlıyorum ,mesela rüyalarımda ben arada bir apartmanların uzunca son katlarına uçarak çıkıp dikilip etrafı seyrettiğimi yüksek kaya ve tepelerden aşağıya indiğimi ve uyanıkken herhangi bir uygulama yapmadan yataktan 2 m kadar yükseldiğimi falan hatırlıyorum sanırım bir çok kişi de bu tatlı uçuşları denediğini hatırlıyordur,özetle beden dünyevi çekimi yenecek zamanları öldüğünde veya rüyalarında ,meditasyonu ustalıkla yaptığında bulacaktır ,kısaca fiziki bağlardan kurtulmuş beden astral bedeniyle her zaman birleşebilecektir yani süper iletken haline doğal yolla buluşabilecektir ,

Süper iletkenlik ve levitasyon hakkında K. alıntılarına bir bakalım belki farklı ve daha doyurucu bilgileri ortaya çıkarabiliriz,  Coral Castle muammasını K.lar en sonunda biraz izah ettiler,

---------------------------------------------------------
S: (A) Yaklaşan dalga derken, neyin dalgası?
C: Başlangıç ve son noktasından gelen bir düşünce dalgası olarak düşün.
S: (L) Bunu 3'üncü yoğunluk kavramlarıyla biraz daha açıklayabilir misiniz?
C: Hayır, Ark'ın yanıtına bak. Onun sorusu sonuçta!
S: (A) DNA bir süperiletken olarak mı işlev yapıyor?
C: Evet!!!
-----------------------------------------------------------
S: (L) Yardımcı olmaya çalıştığım için özür dilerim! (A) DNA sürekli süperiletkenlik işlevinde mi?
C: Değişken.
S: (A) Elektrik nedir?
C: Hangi anlamda?
S: (A) Temel yük nedir?
C: Temel yapı... doğrudan veya dolaylı olarak doğal "hal"den geliyor.
S: (A) Ne tür bir yapı?
C: Tamamen substantif (sürekli), tıpkı bağlayıcı maddede olduğu gibi.
S: (A) Sapma mı? (ç.n.: warp; sapma, eğim)
C: "Sapma" eksik bir kavram. Görelilik teorisi ile ilgili söylediklerimizi hatırla.
S: (A) Süperiletkenliğin yapısını iyice anlamam gerekiyor değil mi? Araştırmama eklemem gerekiyor...
C: Evet, kesinlikle.
S: (A) ...Bu Nobel Ödülü anlamına geliyor, doğru mu?
C: Bunu söylemekten nefret ediyoruz ama... Bekle ve gör!!!
--------------------------------------------------

S: Öyleyse elektrik özünde bir elektron akışı.
C: Evet.
S: Elektronların hapsedildiğini söylediniz. Nerede hapsoluyorlar ? Bu serbest elektronların kaynağı nedir ?
C: Tüm malzemeler. Tüm madde. Tüm eter.
S: İletken kendi elektronlarını iletiliyor ve bu da elektrik akımını ortaya çıkarıyor.
C: Belki.
S: Söylediğimde hatalı olan nedir?
C: Kavramı "iletkenle" sınırlandırmak.
S: Elektrik enerjisi herşeyin içerisinde mevcuttur. Ama özellikle bizim iletkenler olarak tanımladığımız bazı maddelerde, sizin de belirttiğiniz gibi; elektrik enerjisi yakalanır, hapsedilir ve sonra kanallanır, ki bu  çünkü ışığı yaratır, makinaların çalışmasını sağlar vs vs.
C: Basit tanımlama.
S: Tamam, basit, bunu anlıyoruz. Peki, elektrik bir süper iletken boyunca iletildiğinde, normal bir iletkene,örneğin bakır bir tele göre, ortaya çıkan fark nedir ?
C: Akışı ivmelendirir, böylece elektronları ayrıştırır, böylece süreci "tahrik eder."
S: Bir süper iletkende bu ivmelendirilmiş akışa katkıda bulunan hangi farklı özellikler var ?
C: Manyetik darbe döngüsü.
S: Bir manyetik darbe döngüsünü yaratan şey nedir ?
C: Çekimin vakumu içerisindeki madde.
S: Çekimin vakumu nasıl yaratılır ?
C: Bahsedilen durum için, süper iletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkar.
S: Dediniz ki; süper iletken elektronları ayrıştırır ve bu da akışı coşkulandırır. Ayrıştırmakla kastettiğiniz nedir ?
C: Birbirinden.
S: Sıradan bir elektrik akımındakinden farkı nedir ?
C: O denli geniş mesafeli bir ayrıştırma değil. [ç.n. : normal bir elektrik akımında gerçekleşen ayrıştırma]
S: Elektronların birbirinden ayrıştırılması bu sürecin anahtarı mı ?
C: Evet.
S: Başka hangi şart ya da nitelikler elektronların ayrışmasına katkıda bulunuyor ?
C: Kendine sor, bir süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ?
S: (L) Süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ? (A) Sıfır direnç. (V) Çekim olmaması mı? (A) Sıcaklık olmaması. (L) Sıfır direnç noktasına nasıl ulaşılabilir?
C: Suni yapılandırma.
S: Neyi kastediyorsunuz; bu düşünce mi suni, yoksa sıfır dirence sahip olabilecek şeyler yalnızca suni olarak inşa edilenler mi olabilir ?
C: Her ikisi de.
S: Yani demek ki; mutlak sıfır dirence sahip bir gerçek süper iletken olması sözkonusu değil. Ama direnç çok çok düşük seviyelere düşürülebilir.
C: Yakın.
S: Soğuğun süperiletkenlikle mutlak bir bağlantısı var mı ?
C: Uzayda ne gibi şartlar hakimdir ?
S: ÇOK soğuktur.. (A) Hemen hemen vakum ortamıdır [ç.n. : havanın bulunmadığı boşluk ortam] (L) Çekim yoktur. (A) Hayır, çekim vardır, ama sadece bu. Düşündüğüm şey; süperiletkenlikle çekim arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusunu sormaktı. Bununla ilgili bir şeyden bahsedilmişti... eterle ilgili olan şey neydi ?
C: Varoluşun gayrimaddesel alemi.
S: (L) Diğer bir ifadeyle, bilinç. Tamam, süperiletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan
ortaya çıkıveren, manyetik darbe döngüsünden bahsetmiştiniz. Ve ayrıca çekimsel vakum içerisindeki
maddeden... Manyetik darbe döngüsünü tanımlayabilir misiniz ?
C: Kendi kendini tanımlıyor.
S: Çekimsel vakum içerisinde yer alan maddeden türediğini söylediniz. Süperiletkenliğin çekimsel vakum yarattığı anlamına mı geliyor bu ?
C: Evet.
S: (A) Nerede ? Süper iletkenin içerisinde mi, dışında mı ?
C: İçerisinde.
S: (A) Bildiklerimize göre, ayrıca bir elektromanyetik vakum oluşturuyor. Bir süper iletkenin içerisinde
manyetik alan olmadığı doğru mu ?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi bu iki özellik içiçedir.
S: (L) Elektromanyetizma ve çekim. Yani, orada çekim yoksa, elektromanyetizma da yoktur. Peki, o halde manyetik darbe nerede ?
C: Darbe çekim vakumunun dışında yer alır ama süper iletkenin içerisindedir. Tüpsel bir yapı canlandır
gözünde.
S: Süperiletkenlik hali çekim vakumu içerisinde midir, yoksa elektromanyetik darbe içerisinde mi ?
C: Hepsini içeriyor. Normal bir iletkenin, normal elekron iletim yapısı dolu bir "tüp" şeklindedir, bir süper iletkende ise "içi boş" tüptür. Bu da vakumu ortaya çıkaran şey.
S: Bu boşluklu tüpsel yapının tarif ettiğiniz gibi elektron ayrıştırıcı bir özelliği mi var ?
C: Aynı şeyin tezahürü.
S: Öyleyse bir süper iletkene sahip olmak için, uzaydaki sıcaklığa yakın bir sıcaklığa sahip olmak gerekiyor ve ayrıca kimyasal yapı olarak da uzaydaki ortam özelliklerine olabildiğince yakın ama büyük oranda yoğunlaştırılmış bir yapıya, doğru mu bu ?
C: Yakın.
S: (A) Süper iletkenin dışında sıfır çekim olduğunu mu kastediyorlar ? Vakum dediler, anlamı nedir ? Çekimin olmaması ?
C: İçinde.
S: (A) İçinde çekim yok.
C: "Yok" değil, sadece çok daha az ve yapı olarak parçalı.
S: (A) Ama diğer yandan vakum diyorlar... (L) Ama hayatım, mutlak vakum diye bir şey yoktur! (A) Evet haklısın, tamam. (A) Şu Yedinci Yoğunluğu anlamak istiyorum. Protonlar Yedinci Yoğunluktan mı geliyorlar ? Yoksa Yedinci Yoğunluğa açılan pencereler mi ? Ya da nedir ? (L) Protonların Yedinci Yoğunluktan geldiklerini söylediniz. Tam olarak hangi anlamda söylediniz bunu ?
C: Mutlak anlamında.
S: Öyleyse bir proton Tanrı'nın bilincinin küçük bir tezahürü mü ?
C: Hayır.
S: Açıkçası, mutlak anlamdan benim anladığım bu. Doğrusunu söyler misiniz ?
C: Fazla karmaşık.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Stonehenge'i kim inşa etti?
C: Druidler.
S: (L) Druidler kimdi?
C: İlk Ari gruplarından biri.
S: (L) Taşları nasıl taşıyıp yerleştirdiler?
C: Ses dalgası odaklaması; kendiniz deneyin; Coral Castle (şato).
S: (L) Druid'lere ses dalgalarını kullanmayı kim öğretti?
C: Biliyorlardı. Nesilden nesile aktarıldı.
S: (L) Stonehenge ne zaman inşat edildi?
C: Yaklaşık MÖ 6000.
S: (L) Stonehenge ne olarak inşa edildi?
C: Enerji yönlendirici.
S: (L) Yönlendirilen bu enerji ile ne yapılıyordu?
C: Herşey.
S: (L) Enerji merkezden dışarı mı ve yoksa dışarıdan merkeze doğru mu yönlendiriliyordu?
C: Her ikisi.
S: (L) Bir araya gelip sesle birşeyleri hareket ettirmeye çalışmamızı mı öneriyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu ses bedenlerimizden mi gelecek?
C: Öğrenin. Laura cevabı keşif yoluyla bulacak.
S: (L) Kabala'da eğer bir grup ruhsal farkındalık kazanmak niyeti ve amacıyla düzenli olarak bir araya gelirse oluk olarak tanımlanan birşey yaratmış olacakları söyleniyor. Bu bizim son üç yıldır yaptığımız şey mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi kanallamasını sağlayan bu oluğu kullanacak ve katkıda bulunacak başka insanları dahil edebilir miyiz?
------------------------------------------------------------

S:(L) Coral Castle ile ilgili adam hakkında sormak istiyorum. Bildiğiniz gibi Hillard'ı görmeye gittik. Onunla görüştükten sonra bir kaza geçirdi, hemen ertesi gün. Bu kaza onun bizimle daha fazla iletişim kurmasını engellemeye yönelik miydi?
C: Açık. İsterseniz onu arayın ve detayları öğrenmeye çalışın.
S:(L) Hillard'la konuşurken bize Coral Castle'ı inşa eden adamdan bahsetti. Görünüşe göre bu adamın
yaşadığı odada üç şey varmış: bir yatak, bir masa ve tavandan bir zincirle asılı olan, emniyet kemerine
kadar tam donanımlı bir uçak koltuğu. Bu...
C: Doğru çünkü öğreniyorsunuz ve bu ve diğer faaliyetlerinizin neticesinde DNA'larınızı birleştiriyorsunuz.
S:(L) Tamam, yani S--- ve ben, bu gizem hakkında yaptığımız incelemeyle, bu adamın bu çarpıcı mühendislik ve inşa başarısını nasıl ortaya koyduğunu öğrenmeye yaklaşıyoruz öyle mi
---------------------------------------------------------------

S: (L) Öğrendiğimize göre Leedskalnin 1949'da bir kitap yazmış. (F)Öyle mi? Bahse girerim sırlarını açıklamamıştır! (L)Hayır ama sonuçta ilginç. Sipariş ettik. Bazı bölümlerini internetten okuduk. Oldukça arkaik bir dille yazılmış ya da İngilizce açıklamalar yapmakta bazı problemlerle karşılaştı ama yazdıkları araştırma yaptığı prensiplerle ilgili.Bir ara yaptığı deneylerle oynamak istiyoruz. (F) Kendi etrafında dönmekle ilgili bir şey var mı?(L) Hayır ama deneylerinden bazılarını okuyarak uçak koltuğunun ne için yapıldığını anlamış bulunuyorum. (A) Bu kitapta bize BAT'a ( Birleşik Alan Teorisi) giden yolu ya da daha da önemlisi standart fiziğin ötesine giden yolu gösteren bir deney var mı? Yoksa deneyleri sadece
standart şeyler mi? Fizik kanunlarını bilmediği için sonuçları yanlış yorumlamış olabilir mi? Mıktanısların davranışı onu hayrete düşürmüş ama deneyleri standart mıydı? Görmemiz lazım. Bu anti-çekim grubuna yazdım ve yapabileceğim bir-sadece bir tane- tekrar edilebilen ve standart teorilerle açıklanamayan deney olup olmadığını sordum. Var mı hiç?
C: Öyle bir deney var mı? Evet, var ama bazı aletler lazım ve elde etmesi zor. Yapay olarak yaratılmış EM (elektro manyetik) alan için yeterli gücü sağlayacak araçlara ihtiyaç var.
S: (A) Ama bu Leedskalnin tarafından yazılan kitapta sadece normal deneyler olduğu anlamına geliyor çünkü çoğu kere sadece otomobil aküsü kullanıyorlar.
C: Daha fazla güç gerekli aslında çünkü akü başlığı önemli bir sonuç elde etmek için fazla zayıf.
S: (A) Ama bu Coral Castle' ı [ç.n. Mercan Kalesi- bkz. 3 Temmuz 1999 tarihli celse] inşa ederken belli ki böyle şeyler kullanıyordu! Kullandığı güç neydi?
C: Ses dalgaları.
S: (A) Bu ses dalgalarını nasıl üretiyordu?
C: Kayalar ve "yasadışı" bir şekilde elde edilen bir güç kaynağının birbiriyle ilişkili kullanımı yoluyla.Bu alet diyapozona benziyordu ama kendisiyle ya da bulunduğu zeminle temas edilmesi durumunda ölümcül hale gelen bir seviyede güç vermesi sağlanıyordu.
S: (A)Burada deney yapmamız konusunda vazgeçirilmemiz mi söz konusu?
C: Hayır.
S: (L) Bu diyapozonu asma salıncağında otururken mi kullanıyordu?
C: Evet çünkü aksi takdirde ölümcül olabilirdi!.
S: (L) Bu güç kaynağını yasa dışı nasıl elde etti?
C: Yüksek enerji hatlarını kullanarak.
S: (L) O halde, kendisi bir enerji korsanı! Ama bu yaptığı şeyi daha az gizemli yapıyor!(A) Gerekli aleti
edinebilir miyiz? Neye ihtiyacımız olduğunu biliyorum.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Az sayılmaz. Bu danslar nasıl daha orijinal hale getirilebilir ki?
C: Yerden havalanarak.
S: (L) Aman Tanrım! Sezar'ın çıldırmasına şaşmamak gerek! Kolların stilize hareketsizliğinin nedeni nedir?
C: Kimyasal enzim temelli kullanım yoluyla ses ve güç üretimiyle ilgili.
S: (L) Sabit kol tutuşunun sesle ilgisi nedir?
C: Kimyasal iletici akışı.
S: (L) Kollarından ve ellerinden akan birşey levitasyonu güçlendiriyordu anlamında mı?
C: Yakın.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu'nu soracaktım. Oradaki
yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir "konferans merkezi" gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve "yolculuk".
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) "Kozmik
çevre" dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l)
Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A---) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A---) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek
çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A---) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A---) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A--l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A---) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A---) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz.


Tgur

#841
YANKI EVRENLERİ ÇATLAĞINDAN FARKINDALIĞA SIZMAK

Başlığın ilginç halinden ben de etkilendim ,bazen özden fırlayan kelime veya cümlelere pek ket vuramıyoruz nereden geldi aklıma diye sorgularken evvelki dostların maruziyetine sığınarak şu dörtlüğü ortaya getirmek isteği geldi, birinci mısraı benim değildir ama oldukça etkili bir kapı açıyor,

Güzellikler nurumdur çirkinlikler kabuğum
Baştan beri budur, bütünlükten sunduğum
Nurun şavkı artar kabuğunu çatlatır
Bu çatlaklardan bilgidir ışık diye sızdığım

Her şeyden evvel şunu katiyetle belirtmeliyim ki monoteizm kokan bir tarafı varsa da ben bunu söyleyen samimiyetle ve özden inanarak söyleyen her kimse, artık her kimse halinden kurtulmuş o "bir"in kendisi olmuş uzak doğu paradigmasındaki nirvanaya erişmiş Hallaç la Yunusla Mevlanayla, Maharaşi ile aynı sözü söyler olmuştur..
"Ben o yum" "Enel hak"
Buradan yankı odaları ve yankı evrenlerine doğru gidelim ve evvela bu son celsede yankı odaları kavramı üzerinde duralım ilgili alıntı,

---------------------------------------------------
(L) Sanırım kimyasallar, ışınlar vb. Yani başkalarıyla iletişim veya bağ kurmanın veya paylaşmanın, o mekanik müdahale yollarından bazılarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet
S: (Artemis) Eğer paylaşmıyorsan, bir yankı odasıyla içsel diyalog halindesin demektir. Gerçek bir geribildirim, bilgi veya bakış açısı almıyorsun. O durumda yanlış bir düşünüşe kaymak kolaylaşıyor.
(L) Evet önemli bir husus: Paylaşmıyorsan, yankı odasındasın demektir! Eğer kendini kendine saklayıp kapanıyorsan, yankı odasındasındır. O zaman KH manipülasyonlarına ve manevralarına daha açık hale geliyorsun.
(Andromeda) Ve hiçbir şey bunu düzeltmeye yardımcı olamıyor.
(L) Evet. Listemdeki bir sonraki şey: Mümkün olduğunda, yanlış yaptığın kişiye yönelik telafi edici birşeyler yapmak ve bu mümkün değilse o telafi edici şeyleri genel olarak dünyaya yönelik olarak yapmak. Çok, çok büyük pişmanlıkların olabilir ve telafi edici birşey yapmaya çalışmak mümkün olmayabilir ve hatta herşeyi daha kötü hale getirebilecek olabilir. O yüzden, bence o koşullarda yapılabilecek şey...
(Artemis) ...başkalarına yardımcı olarak telafi etmek.
(L) Evet evrene ve ihtiyaç halindeki başkalarına vererek telafi sağlamak. Yani düşünceler, zaman, enerji vb. yoluyla.
C: Evet.
S: (L) Tamam, en önemlilerinden biri değilse de faydalı yani bu. Bir sonraki husus, enerjini korumak ve KH dinamiklerini beslememek.
C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır.

-----------------------------------------------------------------

Yankı odalaranın minimal bir örneğini daha doğrusu bireyin kendi kendine yarattığı yankı evrenini ve kişiyi kilitliyerek nasıl ızdırap verici hale getirdiği görülüyor ,mesleki olarak bu kişilerden oldukça fazla kazandım zira antidepresanlar dünyada en çok satılan ilaçlardandır,

Esasta KH dünyası olarak yaşadığımız bu dünya da bir yankı evrenidir çünkü K. bilgilerinde belirtildiği gibi enlem boylam gibi tarif edilen ve dünya merkezi içine doğru yönelen manyetik bir enerji ağı halinde KH güçleri tarafından yerleştirilmiş bir manyetik ağla kaplıyız çıkardığımız her negatif yukarıda en son belirtilen şekildeki tuzak ile yankılanma halindeyiz yani manyetik ağa çarpan tekrar bize döner ve negatifin yoğunluğu artar,
"C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır."

Monoteizm ve dinler programları ile de bu evrenin içinde yankı evrenleri yaratılmıştır ,

Ne demek istiyorum,

Monoteizm kısa dalga döngüsu başladığında ortaya çıkmıştır ,daha sonra çıkan dinler de keza ,hatırlayalım,

-----------------------------------------------------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
--------------------------------------------

Bunu çok tekrar ettik sanırım, monoteizmin ve dinlerin nasıl ortaya çıktığını ve kısa döngünün KH güçleri tarafından bu geniş oyunun nasıl zamanda ileri geri gidişlerle insan bilinçlerinin bu yankı evrenlerinde oradan oraya nasıl çarpıldığını artık anlar olduk,evet yankı evrenleri demekteyim,her uydurulan din bir yankı evreni yaratmıştır ,6 yoğunluktan işin esasını yani hakikatleri anlatmaya gelen ileri bilinçli peygamberler de maalesef sonunda KH güçleri tarafından karma karışık bir hale gelip arada verdikleri hakikatler yanında dinler dolayısiyle kurulmuş olan yankı evrenlerine kendilerine bağlananları hapseden bir duruma sokmuş ayrılık rüzgarlarına kapılmışlardır ,diğer dinleri pek bilemeyip içinde yoğrulmuş olduğumuz dinde anladığımız ve gördüğümüz gibi bazıları "sufiler,tasavvuf erbapları" kendi bilinç ve bilgi hasletlerini çalıştırıp bu yankı evrenlerinin çatlakları arasından sızıp ortama hakikati söyler olmuşlar ama maalesef bu yankı evreni mensubu şahsiyetler onları dışlamaya çalışmışlardır

Halen bu yankıya kapılma durumu sürmektedir,

Bizler yani bu çatlaklardan sızan ışığı görmeye çalışanlar şanslıyız ,bu nurun "şavkını" yani şiddetini artan unsur "bilgidir",ancak bilginin çarpıtılmasında pek usta olan KH ler bu son almaya çalıştığımız bilgilere de bulaşmışlar çok şükür ileri sorgulama ve antenlerle uyarılmış yüksek benliklerle teması olan Laura ve ekibi "Frank Vncent "gibi kurgulanmış varlıların ayıklanmasını sağlamışlardır,

Dinler programındaki Peygamberler ve beraberindekiler niye bu ayıklamayı yapamamışlar diye düşünürsek "kanal" işinin handikaplarına ve kanalın evrensel olup negatiflerin de karışabileceğini akla getirmemişler diye düşünüyorum ,sağlam kanal diye "aujo "tablası bile malüm bu tuzağa zor mani olmuş zira bu zararlı şahıslar baştan kanalın ve celselerin tam oturması için çok etkili üst hasletlerle doluydular bilgi verilmek üzere kurulan bu düzende başlangıçta çok faydalı gibi olmuşlardır.

KH nin verilen bilgi üzerine tuzaklamada nasıl mahir olduklarını böylece görmekteyiz ve bu işin şu anda dahi yani doğru bilgi diye dayandıklarımızda dahi başka usüllerle örülmüş olabileceği endişe ve şüphesini kaybetmeden ama fazla da paranoyaya kapılmadan ortamı izlememiz gerektiğini unutmadan,

Bunu K.lar "gerçekliğin değişkenliği" olarak tarif ediyorlar gerçeklik bilgileri takip eden toplumun bilinç yapısındaki genişlemelerden de nasibini alır bunu gözardı etmemeliyiz,mesela İsa meselesindeki değişen gerçekliği  geç de olsa anlayabildik ama Laura ve ekibinde Hristiyan toplum Aurasına kapılmışlığın da henüz tam giderilmediğini görüyoruz en son celse de benim ve Bozadinin yorumlarında bahis etmiştik, neticede bilgi alma ve özümsemede son derece dikkatli davranmak gerekir,ancak K.ların bilgi vermede objektif davrandığını kaydetmeliyim en azından bizi bu derin analizleri yapabilecek bir düzeye getirdiler,

Mesela başlardan bölük pörçük ip uçları verdikleri konuların zaman geçtikten sonra yani celseci dostların çok uzun araştırmaları sonunda daha açık bir şekilde izahla sonlandırmışlardır ,örneğin "Coral Castle"konusu,bir evvelki yorumumda vurguladım,

Konuyu fazla dağıtmadan,

Monoteizme bakalım,ırksal bir durumun ayrışması sonu yani Lemuryalıların Atlantislilerden ayrılması işi kesinleşince ve Atlantislilerin 3 defa batırılışından sonra kurtulabilen Atlantisliler ve hatta biraz kalıntı Lemuryalılar dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar,Belial oğullarının çılgınlıklarına yani aşırı egosal davranışlarına dur diyen "Birin Oğulları "adlı rahipler yenik düşmüşler karşı egosal bölüm yani "sahiplenme, sınırlanma" gibi KH oluşumunun yerleşmesinde etken olmuşlar ve bu birin oğulları konusunu monoteizme çevirmişlerdir,bu hareket ibraniler vasıtası ile dinler programını başlatmış ve sonra İsa sembolizması ile ST.Paulun büyük bir ustalıkla gördüğü vizyon ve baştan aldanış sonra gerçek gibi montajla yerleştirdiği hristiyanlık ,en son da islamiyet ,bu dinler yankı evrenleri haline gelen ayırımlı ve birbirini kabul etmayen KH genel düşünüşüne adapte olmuş insanlığı son derece meşgul etmekteler,

Bu belirttiklerim bir ütopya mı ,bunca sene anlatılanlar yanlışta bu söylediklerim mi doğru diyen bilinçler tabiiki olacak ,bunu çözecek olan evvela o özümüzde olan terazide  bu yankı dünyaları haline gelmiş ayrılıklar hangi kefeyi dengede tutmaktadır ,verilen bilgilerde ayrılık yok her şey birdir şeklinde doğru konular olsa da bir başka yerde 180 derece ters ayrılığı bayrak yapmış konular üzerinde başka dinlerdekini katiyen kabul etmeyen diğer insanları katl etmeyi cevaz gördüren sevaptır diyen bilgilerle karşılaşıyoruz ,siyonizm islamafobi, cihat ayrı unsurlarına  kilitlenmiş ve masum insanları ürküten insanlık dışı olgulara kapılmışları görüyoruz,

Bunu çoktan idrak etmiş dostları tenzih ederim ama bu asırlık bilgilerin üzerimizde olan kalıntılarını temizleyemeyenler de olduğu gerçektir,

İşte bu yankı odaları bölümünde olabilecek çatlaklar ancak bilgi daha fazla doğru bilgi diye yanıp tutuşan insanların özündeki ışığın parlaması ile mümkündür,

Yoksa karanlıkta kalmak kaderimiz olur..



   

Tgur

#842
Dünyamızın yankı evreni olması hakkındaki alıntı "ızgaralar",
---------------------------------------
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve
birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu
ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın [performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu
dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir
kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet


Dionysos

#843
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


Dünyamızın yankı evreni olması hakkındaki alıntı "ızgaralar",


Sevgili Tgur tekralarlıyor olabilir miyim bilmiyorum ama bu frekans çiti ve ızgara kavramıyla ilgili daha önce kendim de bir derlem yapmayı denemiştim ve onu arayıp buldum taslaklarımda..

----------

grid wave, fence

---


S: (Galahad) Şu anda grubun deneyimlediği en büyük sorun nedir?
C: Duraksayan frekans dalgaları.
S: (L) Grubu tekrar harekete geçirmek için ne yapabiliriz?
C: İrade ve bilgi gerektiriyor. Siz paylaştığınızda onlar da irade bulurlar, eğer bulunacak irade varsa.
S: (A) Paylaşmamız gereken bilgi nedir?
C: Görememelerinin veya yapamamalarının kasıtlı duraksamadan meydana geldiği.
S: (Galahad) Bunu açabilir misiniz?
C: Sonradan tüketilecek bir gıda olarak bir frekans çiti içinde depolanıyorlar.
S: (A) Biz de o çitin içinde miyiz? Yoksa biz farklıyız?
C: Çok.
S: (L) Bizim durumumuz çok farklı yani?
C: Evet.
S: (L) Bizi farklı kılan nedir?
C: Görüyor ve yapıyor olmak.
S: (L) Eğer bir ağımız varsa, farklı insanlar farklı şeyler yapıyorlar. Farklı seviyelerde bulunuyorlar. Bu konuda
bunu da göz önünde bulundurmamız gerekmez mi?
C: ABD'den ayrılmadan önce siz de kötü durumdaydınız, hatırlıyor musunuz?
S: (Galahad) Bu saplanıp kalma durumunu aşabilirler mi?
C: İsterlerse.
S: (L) Montalk ve Carissa ile ilgili mesele nedir?
C: "Fondler"ı hatırlıyor musun? {Başka bir celsede tartışılan bir kişiye referans}
S: (Galahad) Dünya Ticaret Kulesine çarpan uçaklar resmi hikayedeki gibi gerçekten ticari uçaklar mıydı?
C: Evet.
S: (Galahad) Gerçeğe ulaşmak isteyenlerin kafasını karıştırmaya ve saptırmaya yönelik pek çok
dezenformasyon var.
C: CIA kafa karıştırma cambazı.

---

S: (Ark) Bunu kabul edebilirim. (L) Ne kadar inatçı olduğunu görüyor musunuz? İnanılmaz! ... (A--n) Bir soru
sorabilir miyim? Çok geç olmadan, işlerimi yürütmek için ABD'ye dönmem gerekecek. Dikkat etmem
gereken belirli tehlikeler var mı, yoksa sadece genel dikkat mi önerirsiniz? (Joe) Uçaklar.
C: "Genel" dikkatten biraz daha fazlası.
S: (A--n) Yani gözlerimi açık tutmak yeterli olmayabilir, öyle mi?
C: Çok dikkatli ol. Hatırla, bir frekans çitinden içeri giriyorsun. Çıkmak zor olabilir.
S: (A--n) Üzerimde yapacağı etkinden dolayı mı çıkmak zor, yoksa çıkmamı engellemeye mi çalışacaklar?
C: Her ikisi.
S: (A--n) Çıkmamı engellemek için yapacakları şeyleri hafifletmek için yapabileceğim birşey var mı? Ne gibi
şeyler beklemeliyim?
C: Bilgi yalnızca uygulandığında korur.
S: (A--n) Anladığımdan emin değilim. Sorun, uygulamadığım bilgilerle mi ilgili?
C: Biraz.
S: (A--n) Uygulamam gereken bilgiyle ilgili herhangi bir ipucu verebilir misiniz?
C: Böyle bir durumun içine giriyor olduğun bilgisi.
S: (A--n) Tamam. Yani oraya dönmeyi çok hafife alıyorum ve bunun beni ne kadar çok etkileyeceğine
yeterince dikkat etmiyorum, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam millet, ben yoruldum.
C: Tam şu anda en önemli olan nedir? Bu düşünceyi ve soruyu her zaman aklınızda tutun. Hoşçakalın.

---

C: Muhtemel değil. Sadece çalışıyorlardı.
S: [Laura ve Ark, çevrelerinde fark ettikleri bazı tesadüfler hakkında kısa bir tartışma yapıyorlar] (L) Bu kadar
kısa bir süre içinde etrafımızda meydana gelen bu kadar çok sayıda tesadüfün, bir program değişimi veya
gerçekliklerin köprülenmesi olduğu şeklindeki değerlendirmemiz doğru mu?
C: Evet, iyi yönde.
S: (L) Vincent Bridges'in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase'yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli
önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir
zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade
etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet. 
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: "Kaybolmaktan" ziyade "alınıp" emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor.
Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir. 
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün
mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması]
...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz
yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza
benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar
yoluyla. Ama KH'lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama nedenleri, ya
bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru
mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir fikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
S: (A) Oklüzyon nedir? (R) Sanırım...
C: Frekans çiti.
S: (R) Konuştuğumuz şeye de benziyor bu. Eğer aynı frekansta değilsen, bu... (L) Veya cismin etrafını belirli
bir frekansla çevreliyorlar ve KH'ler o frekansı delemiyor. (R) Bir anlamda görünmez oluyor. (L) Ama yine
de bir şekilde bir bölgeyi veya birşeyleri belirleyebiliyorlar. Ama bu bir gürültü veya benzer birşey olabilir. O kadar çok gürültü var ki, sinyalin kesin yerini belirleyemiyorlar. Bu insanların sürekli peşimize
gelmelerinin nedeni bu mu? Bu şeyi bulmalarına yardım etmemizi mi istiyorlar?
C: Aşağı yukarı. Tek neden değil.
S: (R) Sanırım diğer bir önemli neden, genel olarak çalışmaları bozmak. ...Jay Weidner Frank'in şimdi onu
bulmalarına yardımcı olacağını düşündüklerini, Frank'in Set'in kanalı olduğunu söyledi. (A) Bunun doğru
olup olmadığını bilmiyoruz. Jay Weidner'ın söyledikleri, Frank'le ilgili ümitleri. Eğer bu doğru olsaydı
Frank'le meşgul olurlardı, bizi rahatsız etmezlerdi. Dolayısıyla bunun o kadar önemli olduğunu
sanmıyorum. (L) Ben de. Jay'in attığı bir yem sadece. (R) Bu cihazın olası pozitif kullanımlarını merak
ediyorum?
C: Çeşitli. Kadim zamanlarda bu cisme Tanrı'nın Hediyesi deniyordu. Yaşamı sürdürmek için gerekli herşeyin
tezahür ettirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılıyordu. 
S: (A) Tezahür mü? (R) Bu akla Merkaba'yı getiriyor. Ana Taş. Anne Taşı. (A) Demek her tür şeyi yapmak için
kullanılabilir... (R) Bu cisim Merkaba mı?
C: Anne Taş, evet.
S: (R) Demek buymuş! Merkaba'nın gerçek anlamı bu. Oldukça anlamlı. Ve bunlardan sadece bir tane var.
(L) Bu cisim nerede yaratıldı?
C: Kantek.
S: (L) Kanteklilerin Dünya'ya taşınmasında da bu cisimden yararlanıldı mı?
C: Bazılarının. Diğerleri Kertenkeleler tarafından taşındı.
S: (L) Bu durum olaya yeni bir bakış açısı getiriyor. Bunun ayrıntılarıyla ilgili sorular sorduğumuzda, örneğin
yeri hakkında falan, yanıtlar çok yavaş geliyor. Başka bir soruya geçelim. (R) Bir kez daha şu kadın, HR
hakkında birşey sormak istiyorum. Bu kadın oto-pilottaydı da ben onun yoluna mı çıktım, yoksa biri onu
kontrol edip benim yoluma mı çıkardı?
C: HR hem gerçek hem de üretimdi. Frekansın okunduğunda, kontrol programı etkinleştirildi. Ama pek
çoklarının mevcut olduğundan haberiniz olsun. Ve bazen programın etkinleştirilmesi öncesinde biraz
gecikme oluyor. O zamana kadar duygular körleştirici hale gelmiş oluyor.

---------------------

S: (A) Zaten bildiğimizden fazlasını bilmeye ihtiyacımız yok yani? (I) Hayal gücümüz yeterli. (S) Hayal gücünü
konuştur. (L) Pekala, bir sonraki soru? (M) "Nerenin M---'si" dediler. Bu benim bir seçim konumunda
olduğum anlamına mı geliyor, yoksa celse incelemelerimin çok durgun, çok yavaş, çok soluk olmasıyla mı?
Veya...
C: Çitte oturana kıymık batar. (ç.n.: bir atasözü olmalı)
S: (M) Doğru.
 
C: Bu KH için standart operasyon
C: Ve birey, çitte oturanların keskin nişancılar için baş hedefler olduğunu fark edip aceleyle çitten
atladığında, bu kıymıklar çok daha kötü olabiliyor.
S: (I) S--- C--- ve konferans sırasında onunla olan deneyimlerin. K'ler senin üzerinde odaklandı nedense... (M)
Konferans ilginçti, ama sanırım cevaplar sadece benim için değil. (Herkes aynı anda konuşuyor). Elbette
bu bir seçim meselesi ve incinebilir durumda olan başkaları da var.
C: Pek çokları net bir görüş elde edebilmek için çite yaklaşmadı bile.

Örneğin KH tipleri 1980'lere geri gidip falcılar ve sabit gelecek fikirleri, evlilikler ve çocuklarla ilgili hikayeler ayarlayıp,
bir tür ayartma yoluyla zayıf noktaları vurabiliyor mu?

------------

S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek
çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer
kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir.
Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir
"yolculuğa" ne dersiniz?

S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı
faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu.
Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam
istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
"birleşmesi" gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin:
4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok
oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve "dansçılar" bunun gezegeninizi ve
realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın "eliti"nin 4B KH güç kaynaklarının
kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve
frekans çitleri "bozuluverirse"?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar.
Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A---) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun
süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.
S: (S) Biraz uzatma kablosu koyarız, ve... (gülüşme) (L) Peki ne kadar sıklıkla güç eklenir?

-----------

Bu yüzden bu konuda yapılabilecek şeyler olup olmadığını merak ediyoruz. Biliyorum,
muhtemelen tüm dünyada benzer durumda başkaları da var. Daha fazla yapmamız gereken şeyler var
mı? Daha fazla enerji kazanmak için, çakraları birleştirmek için?..
C: Yeni yerinizde ne kadar alanınız var? Bir "aile kabilesi" kurmak için yeterli mi?
S: (Mr. Premise) Öyle sanıyorum, evet. 370 metre karelik bir evimiz ve ayrıca yaklaşık 50 metre karelik bir
alanımız daha var .
C: O zaman sorun nedir? İnsanlar var ve biraz da yer var... Yayılın!!

-----------

. Neyse, merak ettiğim şey şu: geçen celsede frekans çitinden, yani
herhangi birşey yapmanı önleyen frekans çitinden bahsetmiştik. İnsanların potansiyellerini açığa
çıkaramamalarının kökenindeki neden frekans çiti mi? Gerçek neden frekans çiti mi? Ve bu Paul Levy'nin
bahsettiği Wetiko virüsü gibi birşey mi?
C: Eğer senin aleyhine işleyebilen birşey hakkında bilgi sahibiysen, o zaman kalbinin savaşta olduğunu
varsayarsak, savaşın yarısını kazanmışsın demektir. 

"Oo, frekans çiti. Hiçbir şey yapamam çünkü depresyondayım, şu
durumdayım, bu durumdayım." Savaşın yarısını kazandığımızı söylüyorsunuz ama görünüşe göre durum
bundan daha zorlu. Başka birşey var. O ilk direnç nasıl aşılabilir?
C: Boğayı boynuzlarından tutmak hayalde her zaman korkutucudur fakat hayvana yaklaştığında genellikle
çöker ve teslim olur.

S: (L) Bu sorumu yanıtlamıyor. Tamam, "hayvana yaklaşmayı" somutlaştırabilir misiniz? Çünkü herkes orada
takılıyor gibi görünüyor...
C: Yoda'nın dediği gibi, deneme, sadece yap, azıcık bile olsa. Engel böyle aşılır. Kelebek etkisi, vs.

C: Önceki yanıta bak ve zaman içindeki kümülatif etkiyi küçümseme. Hepiniz bundan beş veya on yıl önce
nerede olduğunuzu hatırlamalısınız. Bu değişiklikler bir gecede olmadı, değil mi?

Söyleyebileceğimiz veya
yapabileceğimiz birşey var mı?
C: Başkalarına Hizmet. En sorunlu kişilerin sürekli kendilerinden ve dertlerinden bahseden kişiler olduğuna
ve aynı zamanda en az veren kişiler olduklarına dikkat edin. Evrensel HAYAT yasasına güvenleri yok:
Birşeyleri yerinden oynatıp hayatınızda enerjinin akabileceği bir boşluk yaratın. 

-------------

(dugdeep) Frekans çiti sınırını merak ediyorduk. ABD ile ilgili olarak her zaman bahsi geçen birşey ama ya
Kanada ve Meksika? Bizi de etkiliyor mu?
C: Kesinlikle! Mekansal sınırları yok, yalnızca hedeflenen alanlara yakın yerler daha şiddetli bir şekilde
"vuruluyor".
S: (fabric) Kuzey Amerika üzerindeki manyetik alan zayıflamasının frekans çiti üzerinde bir etkisi olur mu?
C: Oradaki manyetik alan zayıflaması frekans çiti faaliyetlerinin bir sonucu daha ziyade.

-------

(Puck) ShellyFest'teki genel surat asıklığının nedeni neydi?
C: Frekans uyuşmazlıkları ve bölgedeki ciddi bir frekans çiti. 
S: (L) Yani insanlar frekans olarak uyumlu değillerdi. Bunun nedeni frekans çiti miydi?

C: Çoğunlukla.

---------------

S: (L) Pekala. Önerilen günlük miktardan çok daha fazlasının alınması gerektiği gibi, her gün maruz kaldığımız
sürekli toksisiteye karşı daha da fazlasını almamız gerekiyor. Yemeklerden o seviyede iyot
alamayacağımız için iyot takviyesi tek seçenek. 
(Chu) Frekans çitinin etkilerine karşı antidot da olabilir mi bu?
C: Evet.
S: (L) Yani eğer bünyeni zehirleyen metaller yoksa ve vücudunu işgal eden parazitlerin yoksa, o zaman
malum güçlerin frekans ışınları seni ele geçiremez. Doğru mu?
C: Evet, aşağı yukarı. 
S: (Galatea) Ve genel olarak radyasyonu da engelliyor. 
C: Evet.
S: (Perceval) Frekans çiftinin insanlar üzerinde etkili olmasının nedeni muhtemelen zehirlenmiş ve zayıf
olmaları. 
C: Evet, kesinlikle. İnsanlar iradelerinin ne kadar güçlendiğine şaşıracaklar! 
S: (Galatea) Cilt kanserine karşı da işe yarayıp yaramadığını merak ediyorum?
C: Evet

--------------

C: Notları olmadan da, genç adam üstünkörü aydınlatılmış yolda kararlı bir şekilde, gerçeğe, HAKİKİ gerçeğe
ulaşmaya niyetlenerek yürümekteydi. Alfa durumundaydın, yolun çatallandığı bir kavşaktaydın ve merak
ediyordun " bu yolu seçersem nereye varırım" " Ve neden tüm bunlar önüme doğru itildiler ?" Öyleyse
geçmişe dön Arkady. Biliyorsun kalbinin derinliklerinde gerçek bir "Russun" sen!
S: (A) Konuya Güneş'in artan hacmi ile başladık sonra BAT sine kadar geldik ki bu da bizleri serbest
kılabileceği için bizlerden gizlenmekteymiş, içimde bu yolu takip etmemle ilgili bir temayül var, çünkü bu
bilimsel bir yöntem ve yeni bir yol açabilecektir. Asıl soru böyle bir eylemin ya da bu tarz şeylerin
bilinmesinin diğer yoğunluklara ulaştırıp ulaştırmayacağı ? Bu sadece tatminsel bir şey mi, yoksa bu
yönde daha çok öğreniyor olmanın gerçek başka bir değeri var mı ?
C: Birleşik Alan Teorisi daha yüksek yoğunluklara açılan kapıyı tamamıyla aralar.
S: (T) Ama bunun, gizli tutulmakta olduğu için, henüz genel araştırmacılar tarafından keşfedilmeyi bekleyen
parçaları mı var ?
C: Hayır.
S: (T) Bilim şu ana dek çekimin, ölçülebilir ve niceliksel özellikte bir dalga olduğunu onayladı mı ?
C: İhtilaflı konu.
S: (L) Çekimin ne olduğu ya da olmadığı ihtilaflı bir konu. (T) Ama eğer çekim BAT nin bir parçası ise ve
birileri de ne olduğunu biliyorsa... (L) HAARP' ı inşa ediyorlar. (T) Sanırım bu konuda HAARP tan fazlası
sözkonusu. BAT oldukça majör bir adım...
C: Izgaralar.
S: (L) Ne tür ızgaralar ? (T) Sürekli konudan konuya atlıyorlar... Bir saniye bekle...
C: "Atlamıyoruz."
S: (L) Ne tür ızgaralar ?
C: Gezegen elektro manyetik bir ızgara tarafından örtülmüş durumda.
S: (T) Bunlar ley hatları mı ? [ç.n. .ing. ley lines : Dünya yüzeyindeki bir takım antik, gizem yapı ve
oluşumlarının birbirine göre dizilişlerinden meydana geldiği ve bir takım gizli enerji hatlarını
oluşturdukları iddia edilen hayali çizgiler]
C: Hayır.
S: (L) Peki bunlar yapay olarak mı oluşturulmuş ?
C: Kalınlaştırılıp belirginleştirildiler.
S: (L) Yapay bir müdahaleyle belirginleştirildiler. Dünya'nın bu şekilde örtülmesinin sonuçları nelerdir ?
C: 3. ve 4. Yoğunluk KH Konsorsiyum tarafından kullanılmak amacıyla manipule edildi.
S: (A) Ne türden bir EM ızgara ? (L) Doğal bir şekilde mevcut olan EM ızgara hatlarını kalınlaştırılıp
belirginleştirildiler.
C: Usulca dalgalanan geometrik bir "battaniye" gibi.
S: (T) Gezegenin yüzeyinde mi, içinden mi geçiyor, ya da nerede ?
C: Üzerinde.
S: (J) Mikrodalga kuleleri bu işte bir rol oynuyor mu ?
C: Aynı sorumlu tarafından dolaylı yoldan keşfedildi. [kişi mi ?] [ç.n. celse ekibi Kasyopyalıların burada
kullandığı sorumlu kelimesi(ing. principal) ile belirgin bir kişiyi kastedip kastetmediklerinden emin
olamıyor]
S: (A) Kim bu sorumlu ? Bir ismi var mı ? (T) Çekim dalgaları, gerçekte var olsalar da olmasalar da, bir ihtilaf
konusu ve BAT nin bir parçası, ve birileri halihazırda bunun nasıl işlediğini biliyorlar. Bu sebeple bu konu 1079
 
yalnızca cevabın ne olduğunu bilmeyenler açısından ihtilaflı, ama bu bilgiye sahip kişiler için ihtilaflı bir
konu değil. Bunun ne olduğunu, nasıl ölçülebileceğini ve nasıl kullanılabileceğini biliyorlar.
C: Elbette.
S: (T) Yani bu konuda izin verilen şey sadece bir fikir ihtilafının ortaya çıkması. (L) Ya da yaratılan. (A) Bu
ızgaranın gücünün devamı için bir güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji
bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten
hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın
[performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için
hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu
dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere
ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir
kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece
daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da
yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey.
Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne
şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???

----------

S: (L) Görüntüyü kaydeden kameraman bu varlıklardan dört tane olduğunu anlattı. Biri ölüymüş ve üçü de
aracın dışında duruyormuş ve çığlıklar atıp göğüslerindeki kutuları tutuyorlarmış. Bu doğru bir...
C: Evet.
S: (L) O kutular neydi?
C: Tercüme matriksi, duygu dengeleme birimleri.
S: (L) Tercüme matriksi nedir?
C: Yabancı düşünce kalıplarını çevirir; elektromanyetik ızgara dalgasının acil durum kaybı dışında ihtiyaç
duyulmaz. 
S: (L) Duygu dengeleme birimi ne için kullanılıyor?
C: Çeşitli kullanımları var. Çoğu zaman, şok edici olaylara alışık olmayan, duygusal olarak yüklenmiş
varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize ederek hayatta kalmak için. 
S: (L) Başka varlıkların zarar verme düşüncelerini nötralize etmek için mi tasarlanıyorlar?
C: Evet.
S: (L) O halde cihazlar pek iyi çalışmamış, değil mi?
C: Cihazları etkinleştirme şansı bulamadılar.
S: (L) O kutuları etkinleştirme fırsatı bulsalardı, kendilerini o berbat durumdan kurtarabilirlerdi, öyle mi?
C: Kurtarma değil, negatif yönlerini hafifletebilirlerdi.

-------

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#844
Çok yerinde bir takviye oldu Dionysos teşekkür ederim ilgine,

Geneli değerlendirdiğimizde bu frekans çitini aşabilmek "zihinsel blok" ile olduğunu anlamaktayız ,bu blokun esasta ne olduğunu çok arayıp üzerinde düşünmüştüm, neticede farkında olmak yani bahsettiğimiz bu bazılarına ütopya gibi gelen olağan üstü durumların mesela ızgaraların ve yankı odalarının, evrenlerin ne olduğunu bilmek ve bunun gerçekliğine katiyetle inanmak,her kişi bir evren yaratabilir bu evrene gerekirse eski durumunu bir gerçeklik köprüsü ile aktarabilir ,buna alternatif evren deniyor

Bir evrenin alternatif mi yoksa yeni bir gerçeklik durumu mu hakkında detaylı bilgiler de var burada fazla analizlemiyorum,yeri geldiğinde inceleriz,

Sonuçta bahsi geçen bu olağan dışı gibi gelen bilgilerin gerçek olduğunu bilen ve inanan kendi zihinsel engelini hazırlamış oluyor dolayisiyle eski primitif bilgilerin zihinden silindiğini öngören bu durum yankılanma veya KH ların kafa karıştırıcı müdahalelerine kesinlikle set çekmiş barajlamış oluyör,


Tgur

#845
YANKI EVRENLERİNİ SABİTLEŞTİRMEK

Bu bilgiler ile dolunca en merak ettiğimiz 4. yoğunlukta ne olacak,yavaş yavaş anlamaya başlıyalım, yahut biliyoruz zaten ama tekrarlar iyidir, 3B de yaşarken ve olan biteni bu yoğunluk kriterleri ile değerlendirirken 4. yoğunluk özelliklerini ancak ona dönüşünce tam anlayacağımız bir gerçek ama verilen ipuçları sayesinde bilincimizi olacakları kavrayabilecek şekilde açmamız gerek,
--------------------------------------------------
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda bedeni ne durumda olur?
Somutluk bakımından şu anda olduğu gibi mi olurdu? Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin maddesi ve yapısı üzerinde daha
büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400 yıl mı yaşacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı olacak?
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Ama günler ve geceler, yörünge farklı mı olacak? Eksen açısı değişecek mi?
C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli karşılaştırmalar anlamsız kalıyor.
S: (L) Fakat ben güneşin doğuşunu, kuşların ötüşünü ve rüzgarları seviyorum. Bu şeylerin de aynı kalıp kalmayacağını bilmek istiyorum.
C: Bir şekilde evet.
S: (L) Birkaç ipucu veremez misiniz?
C: Bunu kendinizin görmenize izin vermemiz gerek.
---------------------------------------------------------------

Şu fizikselliğin değişimi çok cazip,hele "yenilenerek genç bir görünüm olacak" hali ,4 .yoğunluğa geçişte her halde KH de işini tatminini tamamlamış ve farkındalık eksikleri olanlar için bulunmaz bir şey istediğin kalıbı düşün bedenin o hale hemen geliveriyor kadınsan en cazip ve göz kamaştırıcı bir beden erkeksen adeleli veya midede baklava dilimleri olan ve hormonal aktivite en üst düzeyde ve şık göründüren giysiler..Daha ne isteyeceksiniz ,bedende boşaltım organları olmayacaktı o zaman ilgili organları kaldıralım ama nerede huriler nuriler ve 3B de o zevk halleri,velhasıl 4. yoğunluk halini tam görmeden hayallere dalmayalım,bazı şeyleri kaçırabiliyoruz,
"C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli
karşılaştırmalar anlamsız kalıyor."
Olayı biraz daha karıştıralım,kurcalıyalım,

----------------------------------------------------------------
C: "Griler" dediğiniz sibergenetik varlıklar ve sizin gibi üçüncü yoğunluk dünya insanları. Yani bir bakıma, 3.ve 4. yoğunluk varlıklarının melezleri.
S: (L) Yani o görüntülerdeki bir 4. yoğunluk varlığı mıydı?
C: Hayır. Cevabı dinlersen, bir 3. ve 4. yoğunluk varlığıydı.
S: (L) Bir varlık nasıl hem 3. hem 4. yoğunluk olabilir?
C: Burada önemli olan çevresel koşullardır, bireyin yapısı değil. Aynı şey sizin için de geçerli. Dünyanızın 3.yoğunluktan 4.'ye geçiyor olduğunu söyleyen kaynaklar okudunuz, değil mi?
S: (L) Evet.
C: Ve bu kaynaklar bunun devam eden bir süreç olduğunu da söyledi, değil mi?
S: (L) Evet. C: O halde kişi şunu sormalı; eğer bu mümkün olmasaydı, bir varlık aynı anda nasıl hem 3. hem de 4. yoğunluk olabilirdi? Aynı zamanda geçmiş materyallerden hatırlarsanız, şu anda 2. ve 1. yoğunluk varlıklarıyla aynı ortamda yaşıyorsunuz. Bu doğru değil mi?
S: (L) Evet.
C: En azından size söylenen buydu. Yani bir varlığın hem 3. hem de 4. yoğunluk olması mümkündür. Ve söylediğimiz gibi, bir 4. yoğunluk varlığı gelip 3. yoğunluk ortamını ziyaret ettiğinde, o da o süreçte bir 3.yoğunluk varlığı olur ve tam tersi de geçerli. Kaçırılma denilen şey gerçekleştiğinde özellikle bu bir fiziksel kaçırılmaysa, kişi geçici olarak 4. yoğunluk olur çünkü önemli olan ortamdır. Ve orada anahtar faktör farkındalıktır, fiziksel veya maddesel yapı değil.
----------------------------------------------------------
Ve 4KH nın 3 deki yankı evrenlerindekileri kontrol için kullandıkları usul ve materyallerden bir kısmı,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Burada ayrıca Grilerin bir insanla telepatik olarak bağlantı kurması için o kişiye çok yaklaşması gerektiği söyleniyor. Bu doğru mu?
C: Yakın mı? Hayır, size daha önce tarif ettiğimiz gibi sizin ölçüm şeklinizle fiziksel yakınlık gerektirmeyecek teknolojik yöntemler var. Ama bu çok karmaşık. Bu, tam olarak anlamadığınız boyut pencereleriyle ve buna benzer birşeyle ilişkili ve bu yüzden bunun detaylarına girmek pek tavsiye edilebilecek bir şey değil.Ama o sorunun genel cevabı: Hayır.
S: (L) Ayrıca insanların göz sinirlerine 2-4 mikron çapında bir tür kristal yerleştirdiklerini ve bu kristalin, onu yerleştirenlerin frekansına ayarlandığını ve iletişim için zihinsel bir frekans oluşturmalarını sağladığını söylüyor. Bu sizin söylediğiniz şeylerle bir şekilde bağlantılı mı?
C: Fiziksel implantasyonlar gerçekten yapılıyor. Kesin yerler istenen sonuçlara göre değişiklik gösterir. 3.yoğunluktaki insanlar ile 4. yoğunluktaki diğer KH varlıkları arasındaki etkileşimlerde pek çok mekanizma mevcut olduğu gibi, izlenen çok çeşitli direktifler ve amaçlar vardır. Mesela bazı implantlar yalnızca izlemek için kullanılır. Diğerleri bilinci değiştirmek için kullanılır ve ayrıca zihni ve hareketleri değiştirmek için tasarlanan implantlar vardır. Hangisinin ve ne için kullanıldığına bağlı olarak her birinin farklı bir yapısı ve farklı maddesel bir içeriği vardır. Şu anda tarif ettiğin uygulamaya tam olarak aşina olmasak da,belirttiğin gibi veya daha doğrusu ona benzer birşey yöntem kullanılmış. Yani bizce bu bilgiler ya bir yere kadar uydurulmuş ya da doğru bilgiye dayalı olarak türetilmiş. Ama her durumda çeşitli amaçlarla implantların kullanıldığı doğru.
-----------------------------------------------------------------

4KH ni böyle yüksek teknoloji ile donatılmış kontrol alet edevatı bedenlere yerleştirme ve sair usullerle de insanı kontrol ve idare etme kabiliyeti karşısında yankı evereni dediğimiz dinler evrenlerini kuran ve yürüten peygamberlerin bunlardan etkilenemiyeceğini kim söyleyebilir ,indirdikleri kutsal kanal bilgileri dediklerimizin hepsinin 6 .yoğunluk BH elemanları yanında bu kontrol ve karıştırma kabiliyeti olan KH faaliyetleri tarafından uygulamalara tabi olmadığını iddia edebilir miyiz,

Mesela bu konuyu aktaran görevliye ve monoteist tanrıya "biat" işini sonradan kolayca harmanlayıp her üstün kutsal söylev ve paranormal bazı özellikleri açılmış kişilere de size" tarik" (=yol) gösteriyoruz diyene de biat edilmeli kavramını yerleştirmişler ve günümüzde ve ülkemizde halen en etkin bir şekilde nüfus toplayıp sürükleyen tarikatler bahsettiğimiz yankı evrenlerini içinde diğer yankı evrenlerini kurdurup kişileri kilitlemişlerdir,

Bol bol şahit olduğumuz ve sıkıntı çektiğimiz ülkeyi idare mekanizmasını da ele geçirip hür olması için epeyi milletçe gayret gösterdiğimiz ve güçlükle kurabildiğimiz Cumhuriyet , Demokrasi kalıplarını sarsmakla meşguller..

Bu hususta bu tarikatleri araştırayım dedim ama herkesin şahit olduğu eğitimsizliğin de sebep olduğu lidere bağlanmaktan başka yol bilmez insanların ilkel zikir usulleri ve davranış kalıpları karşısında irkildim, bazı olaylar ve anlatılanlar insanı hem güldürüyor hem de kahrediyor ,bir insan bu kadar mı indirgenmiş bir tutsaklığı sergiliyor diye,

Diğer dinlerin yaygın olduğu topluluklardaki mesela Amerikadaki tarikatler ve yaptıkları hakkında bir şeyler söylemeye lüzum yok tv, dizileri filimler  bunların özelliklerini ve oynadıkları tarzları geniş bir şekilde işlemiş ve hepimizin ilgi ve seyir sahasında,

Özetle yankı evrenleri içinde bir çok yankı evrenleri..

---------------------------------------------------------

S: (L) Kertenkeleler de başka bir grubun ajanları mı?
C: Bu aslında basit bir soru. Ama 4. yoğunluk KH ortamında otorite seviyeleri mevcuttur. Bu seviyeler de KH'de her zaman olduğu gibi entellektüel ve fiziksel yeteneklere dayanır. Sizin "kıdem düzeni" dediğiniz şey. Diyebiliriz ki en altta sizin aşina olduğunuz Griler var. Ortada Kertenkele varlıkları olarak tanımlayacaklarınız var ve onların üstünde de pek aşina olmadıklarınız var.
S: (L) Onlar kim?
C: En yaygın olarak bilinenleri, tabii ki, Oryon KH'leri.
S: (L) Görünüşleri nasıl?
C: Aslında yapı olarak hümanoitler, büyük insanlara benziyorlar.
S: (L) Ve onları pek sık görmüyoruz, öyle mi?
C: Şu anda bildiğiniz gibi 3. yoğunlukta en sık gördükleriniz Griler. Bunlar dışındaki diğer hepsi, eşit ölçüde daha az sıklıkla görülenler.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Diğer sorularımı sorabilir miyim ? İnternetten bazı kimseler benden şu HAARP olayını sormamı istediler. Bir çeşit anten gibi gözüküyor ?
C: Asıl amacı başka bir şey
S: (L) Nedir o başka şey ?
C: Çevreye elektromanyetik dalga transfer etme teorilerinin uygulanmasıyla ilgili bir proje.
S: (L) Bu ne anlama geliyor ?
C: Eğer tasarlandığı gibi çalıştırılabilirse, gezegenin yüzeyindeki ve aynı zamanda yüzeyin altındaki, yoğunluk seviyeleri arasında kontrollü görünmezlik ve kolay hareket olanağı sağlayacak.
S: (L) Bu şeyi kimler yapıyor ?
C: Birden fazla grup var.
S: (L) Hangi gruplar ?
C: Görünüşte INVELCO ve UNICON ve bazı bankalar.
S: (L) INVELCO ve UNICON un ardında aslında kimler var ? Bunlar sadece örtbas amaçlı paravan şirketler mi ?
C: Yakın
S: (L) Bize asıl ardında olanların insanlar mı yoksa Dünya dışılar mı olduğunu söyleyebilirmisiniz ? Ya da her ikisinin bileşimi mi ?
C: Perdenin önünde rol alanlar insanlar.
S: (L) Bu proje kimin fikriydi ?
C: Geçersiz soru.
S: (L) Bunun hakkında bize söyleyebilceğiniz başka şeyler var mı ?
C: Hava ya da iklimle bir ilgisi yok. Size daha önce de söylediğimiz gibi bu şeyler 4. Yoğunluktan sızıyor.
S: (L) Bu Boyutlararası Atomik Remolekülerizatör gibi birşey mi?
C: Hayır
S: (L) Bu daha önce bahsettiğiniz, tüm Güney Batı' nın 4. Yoğunluğa geçişiyle ilgili bir şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Yani, HAARP ın iklimle bir ilgisi yok ?
C: Ve ayrıca daha önce söyledigimiz gibi Elektro Manyetik ile ilgili.
S: (L) Peki, bu HAARP olayının ne zaman faaliyete geçmesi planlanıyor ?
C: Açık
S: (L) Halihazırda faaliyette mi ?
C : Test aşamasında.
S: (L) Ne kadar süredir bu şey üzerinde çalışıyorlar ?
C: 1920 lerden beri.
S: (L) Ne ?! 1920 ler mi ??
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Gecemi muhteşem kıldınız! (S) Paranoyak gibi görünmek istemem ama zihin programlama hakkındaki tüm şu haberler... o denli yaygın ki bir şekilde inanmaya yönlendiriliyoruz. Yan komşu, herhangi bir renk,kelime ya da ses olabilirmiş tetikleyici, doğru mu ?
C: Muğlak.
S: (L) Tam olarak muğlak sayılmaz. Programlanan insanların yüzdesi nedir ?
C: Her 100 kişiden 2 si.
S: (L) Ne kadarı insanlar tarafından programlanıyor ?
C: %2 nin %12 si.
S: (L) Demek ki; her 1000 kişiden 20 si programlanmış ve bunların 12 si 4. Yoğunluk KH tarafından programlanmış. (ç.n. = sanırım burada bir hesap hatası yapılıyor)
C: 4. Yoğunluğun da fiziksel olduğunu anla. Bu yoğunlukla ilgili olarak gittikçe, eterik ve teorik bir anlayış yapısına doğru sürükleniyorsun.
S: (L) İnsanların bu tarz şeyler üzerinde çalışmalar yaptığını söylüyorsunuz...ve...
C: Hayır Laura, diyoruz ki; bu fenomenle ilgili çok güçlü, somut ve pratik detaylar içeren bir gerçeklik var ve bunu görmezden gelme!
S: (L) Anladım! Geçenlerde TV izliyorduk ve bir adamla kızı tarafından kaydedilen bir video gösteriliyordu.Gökyüzünde çok büyük bir nesne vardı ve uzun süre orada kaldı. Anladığım kadarıyla bir başkası da farklı bir noktadan aynı şeyi çekmiş. Uzun, beyaz, tüp şeklinde bir nesne. İki ayrı kayıt noktasının perspektif hesaplamalarından yola çıkarak yaklaşık 1,6 km uzunluğunda olduğu tahmin ediliyordu ve üzerinde hareket eden ışıklar vardı. Uzun süre yer değiştirmeden, salınarak orada durdu. Neydi bu şey ?
C: Gerçekliğin uzay-zaman sürekliliği dokusunun vektörlerini tarayan bir Orion KH "ana" gemisi.
S: (L) Bundan 78 yıl önce aynı noktada gerçekleşen benzer bir olaya ilişkin bir rapor olduğu söyleniyordu. Bir bağlantı var mı ?
C: Evet. Uzay/zaman koordinatları bağlantısı.
S: (L) Bu gemi belirttiğiniz dışında başka bir şey yapıyor muydu ?
C: Hayır.
S: (L) Bir ana gemi bir çok küçük gemi mi taşıyor ?
C: Evet.
S: (L) Bir ana gemide kaç tane küçük gemi taşınabilir ?
C: 150.000.
S: (L) Vay anasını! Boyutları nedir ? Ve unutmayalım; o yoğunluktaki tuhaf esaslar uyarınca, bu gemiler içten daha büyükler.
C: Aynen. Hatırla 4. yoğunlukta fiziksellik yok değildir ancak fizikselliğin değişkenliği söz konusudur.
--------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntılar bu kontrol usullerinin çeşitliliği ile ilgili,
Aşağıdakiler ise 4. yoğunluk özellikleri hakkında ,
-------------------------------------------------------

S: (L) Birimin değişmesinin başka bir yoğunluğa geçişi de kapsadığını söylemiştiniz. Ayrıca; anti-madde aleminin eterik varoluşa doğru bir kapı ya da bir yol olduğunu söylediniz. Buradan yola çıkarak, 4.Yoğunluk bir anti-madde evreni mi ?
C: Hayır.
S: (L) 4. Yoğunluktaki varlıklar bir tür anti-madde durumunda mı tezahür ediyorlar ?
C: Her ikisi de.
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.
-----------------------------------------------------

Peygamberlerin aktarımları her ne kadar saf ve ilgi çekici veya düzen sağlamak için korkutucu olsa da 3Bdeki anlayışla 4. yoğunlukta olanların anlatılamıyacağını, imkansızlığını belirten önemli bir bölüm,bütün anlattıklarımıza rağmen söylediklerimizi şüpheyle karşılayanların yankı evrenlerde olan karışıklığın insan topluluğunun düzgün ve insanca yaşaması ile din kisvesi altındaki bilgilerin dahi bu yoğunluk farkındalık eksikliği yüzünden nasıl karmakarışık bir yapıya bürünebileceğini belirten özellik, ışığın temsilcilerinin düzeni gibi gözüken bilgilerin esasta ayrılığı pekiştiren ve kişinin kendisinde olan gücünü unutturacak monoteist tanrı olgusunun emrinde kapaklanmak şekline dönüştüren bir düzen olduğunu apaçık görebiliyoruz,

----------------------------------------------------
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
--------------------------------------------------
S: (L) Dean Fagerstrom denilen bu adamla iletişim kuran kaynağın orijini nedir ?
C: Kaynak kısmen 5. , kısmen de 4. Yoğunluktan.
S: (L) Gerçekten Franz Listz' mi kanallıyor ?
C: Hayır. Hiperuzaydan kaynaklanan, zihinsel bir izlenim yaratımı.
S: (L) Odasında beliren ve havada süzülerek yüzünün önünde duran ve o sesi çıkaran cihaz ne idi ?
C: 4. Yoğunluk izlenim yaratma cihazı.
S: (L) Ne izlenimi bırakıyordu ?
C: Bilgi.
S: (L) Peki, ben de Franz Listz çalmak isterdim! Biz neden böyle bir şeyle karşılaşmadık ?
C: 4. Yoğunluk KH ile etkileşimin doğasını ve türünü siz belirleyemezsiniz! Tabii; hamsterler, kafeslerdeki cıvıl cıvıl kuşlarınız ve tatlı, üzgün, sizlere sadık köpek "dostlarınız", sizlerle olan etkileşimlerinin doğasını ve türünü belirleyebilmeye başlarlarsa o başka!
S: (L) Yani Dean Fagerstrom' u bir hamster, kuş ya da köpekle mi mukayese ediyorsunuz?
C: Neden olmasın ? Aynı şey.
S: (L) Ve çok itaatkar gözüküyor! (T) Yani onu ve çevresindeki diğer insanları onun aracılığıyla aptal yerine koyuyorlar.
C: Evet.
S: (L) Kuçukuçulara birer kemik verelim! (T) Peki benim holodeckim nerede [ç.n. holodeck : Uzay Yolu dizisinde hologramla oluşturulmuş gerçeklik simülasyonu odası]
C: İstersen, bir holodeck için ricada bulun, belki onun yerine elektrostatik beyin birleştirme seansı alırsın.
S: (L) Belki holodeck denilen şey budur , bu bir ipucu muydu ?
C: Hayır.
S: (L) Olsun, şansımı bir deneyeyim dedim. Tamam, Imbrogno' nun dikkat çektiği şeylerden birisi de; bu bölgedeki UFO görünmelerini grafiğe dökmüşler ve buldukları şeyse buralarda defalarca tekrar tekrar ortaya çıkmış oldukları. Sonra adam gidip bu alanları araştırmış ve bulduğu şey , bu bölgedeki dikili taşların ve taş odaların antik Keltlerle ilişkili olduğu. Şimdi; bu benim kan bağlarının izini sürmekle ilgili yaptığım çalışmayla bir şekilde ilişkileniyor. Dans etmenin bu taşları şarj ettiği yorumu yapılmıştı. Fakat bu taş odaların bazıları çok küçük. Benim düşüncem bunların giriş kapıları olduğu yönünde.
C: Tamam.
S: (L) Bu siyah renkli bumerang tipli araçların ortaya çıkmasıyla ilgili hatırı sayılır derecede gözlem olmuş. Bu taşlar yoğunluklar arası kapıları mı işaret ediyorlar ?
C: Pencereleri.
S: (L) Bu pencereler keyfi ve tesadüfi bir şekilde açılıp kapanıyor mu ?
C: Elektrik fırtınası.
S: (L) Peki bunlar, teknik bir işlem ve müdahaleyle isteğe bağlı olarak açılıp kapatılabilirler mi ?
C: Evet.
S: (L) Keltlerle bu uçan siyah bumeranglar arasındaki bağlantı nedir ?
C: Hiç bir şey.
S: (L) Öyleyse bu taşları dikenlerin Keltler olmasını ve bu taşlar ve odaların da siyah bumeranglarla bağlantılı olmasını nasıl açıklayabiliriz ?
C: Eğer bir ev inşa etseydin ve sonra bir başkası gelip 220 V luk priz ekleseydi, sonrasında çalışacak bir giysi kurutma makinasıyla senin aranda nasıl bir bağlantı olurdu ?
S: (T) Birbirinden farklı iki şey. Sen bir ev yapıyorsun, sonra bir başkası gelip bir takım gelişmiş şeyler ekliyor ve farklı bir şekilde kullanıyor.
C: Kristaller yoğunluk ve boyut pencerelerinin "zaman zaman" açılmalarını sağlarlar ve böylece gözden kaçıp unutulmuş olanı apaçık ortaya çıkarırlar.
S: (L) Uçan araçlar aslında her zaman oradalar ve taşların kristalik yapısı pencerelerin açılıp onların görünür olmalarını mı sağlıyor ?
C: Eğer belirli faktörler sağlanırsa...
S: (L) Tamam, Dan Winter hakkında bir şey sormak istiyorum. Yazıları o kadar çok yanlış bilgi ve cehaletle dolu ki bunu nasıl başardığını anlamak imkansız. (A) 'Kutsal Geometri' ile ilgili dersler veriyor. (L) Bu adamla buluşmamız faydalı olacak mı ?
C: Tüm dersler faydalıdır.
---------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıların pek şu andaki konumuzla ilgisi yok gözükse de UFO görüntülerinin kristaller veya başka sebeplerle açılan boyut veya yoğunluk pencerelerinden gözükmesi şeklinde anlamamızı sağlıyor yani özellikle bizim görüş alanımıza girmek istemelerinden daha çok bu pencere açılmalarından zaten orada olanların gözükmesi ve pencere kapandığında aniden kaybolmuş gibi olduğu,
------------------------------------------------------

C: B sahneyi alsın!
S: (B) Web sitesinde "Wave 6"yı okurken, 4. yoğunluk farkındalığı hakkında çıkarımda bulunmaya yönelik bir çerçeve oluşturmak amacıyla 2. yoğunluk farkındalığı ile 3. yoğunluk farkındalığının karşılaştırılmaya çalışıldığı bir bölüm vardı. Orada söylenen şey şuydu; biz cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyor/tanıyoruz. 2. yoğunluk varlıkları ise cisimleri farklılıklarına göre tanıyor. Bu fikri ilerletecek olursak, 4. yoğunlukta tüm cisimlerin aynılığını mı bileceğiz? Ve bu da 3. yoğunluktaki şeylerin bilinçli bir manipülasyonunu mu sağlıyor? Ayrıca, eğer hayvanlar herşeyi iki boyutlu olarak algılıyorsa ve 3. boyutu tıpkı bizim zamanı algılayışımız gibi bir geçiş veya hareket olarak algılıyorsa, o zaman belki biz de 4.yoğunlukta zamanı 4. boyutsal bir ölçüm olarak algılayacağız. 2. yoğunluk varlıkları için üçüncü boyut bir ilüzyon faktörü. 3. yoğunlukta da öyle ama biz ilüzyonun farkındayız ve dolayısıyla onu gerçekliğe ekliyoruz. Buna göre, 4. yoğunlukta zaman artık bir ilüzyon olmadığı için somut ve manipüle edilebilir halde mi olacak?
C: Oldukça yakın. Şimdi dikkatinizi verin! Ya 2. yoğunluktaki varlık cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyorsa, 3. yoğunluktaki varlık cisimleri farklılıklarına dayalı olarak algılıyorsa ve 4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa? (ç.n.: acaba benzerlik/farklılık"derken, varlık ile cisim arasındaki benzerlik/farklılık mı, yoksa cisimlerin kendi aralarındaki benzerlikleri/farklılıkları mı???)
S: (B) Tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak mı? Bunun BİR SONRAKİ yoğunlukta olacağını sanıyordum.
C: Hayır.
S: (B) Yani 4. yoğunluk sadece gelişimsel bir adım değil, DEV bir adım mı? (L) Evet. Sanırım adımlar sıra sayılarından ziyade matematikteki kare artışına benzer bir şekilde ilerliyor. (B) Evet, 1. yoğunlukla 2.yoğunluk arasındaki farkı düşünecek olursak bunun doğru olması gerekir. MEGA bir sıçrayış! (A) "4.
yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa?" cümlesiyle ilgili bir sorum var. Cisimlerle birlik halinde olan kim?
C: Algılayıcı.
S: (L) Evet. İnsanın bedeni dışındaykenki algısına benziyor. Benim bununla ilgili deneyimim gerçekten
ilginçti. Birşeyi düşünür düşünmez, onu hemen sadece dışından "görerek" değil, aynı zamanda "içini de"
görerek algılıyordum. Sanki onun içine girmişim gibi. Onun bir parçası olmuşum gibi. Eğer bir küre
düşünmüşsem, sadece "orada duran" bir top görmüyordum; onunla "birlik halindeydim." Kürenin
"içindeydim" diyemem çünkü bu "dışarısı" ve "içerisi" ayrımını doğuruyor. Öyle birşey yoktu. Hepsi aynı anda. Burada konuşmakta olduğumuz şey bununla mı ilgili?
C: Bir kısmı.
-------------------------------------------------------
Yine yukarıdaki alıntı da başka bir durumu ortaya seriyor ,4. yoğunlukta olanlar hiper uzayı geçitte olduğu şekilde yaşarlar sözü hakkında evvelce yorumlarda bulunmuştuk ,4KH nın hiper uzayla pek ilgisi yok onlar bulundukları boyutun imkanları ile 1,2,3,4 de hakimiyet kurmak ilerletmekten başka şey düşünmüyorlar ,4BH ise genişleme özelliğinden hiper uzayı yaşar o da varlık kendisini bütün cisimlerle beraber Laura'nın hissettiği o olağan üstü bir hallere benzer şekilde algılar ,yine kendimizi parlatmak gibi olmasın evvelce de bahsettim o her şeyle bir olma halini ben de 1 hafta ara ara algıladım ve benim "her şey bir dir "diye adeta sık sık çığlık atar gibi bu gerçeğin gerçek olduğunu belirtmem bu yüzdendir velhasıl ayırım yoktur, ayırımı devreye koyanlar ve üzerinde insanları yankı evrenlerine hapsetmeler tamamen bir illüzyondur ..

Özüm zihnim bir ben birden görüntüyüm
Parçada değil birdedir benim bütünlüğüm
Ayrılık rüzgarına kapılmış ey rengarenk iplikler
Gelin siz de atın şu birlik kilimine okkalı bir düğüm


bigsenfoni

Bu güzel hatirlatmalar icin tesekkürler sevgili Tgur, bu arada Ramazan bayraminizi kutlar ve sevdiklerinizle nice bayramlar dilerim arkadaslar [:)]
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#847
Teşekkürler kardeşim..[:)][:)][:)]

Dionysos

#848
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Çok yerinde bir takviye oldu Dionysos teşekkür ederim ilgine,

Geneli değerlendirdiğimizde bu frekans çitini aşabilmek "zihinsel blok" ile olduğunu anlamaktayız ,bu blokun esasta ne olduğunu çok arayıp üzerinde düşünmüştüm, neticede farkında olmak yani bahsettiğimiz bu bazılarına ütopya gibi gelen olağan üstü durumların mesela ızgaraların ve yankı odalarının, evrenlerin ne olduğunu bilmek ve bunun gerçekliğine katiyetle inanmak,her kişi bir evren yaratabilir bu evrene gerekirse eski durumunu bir gerçeklik köprüsü ile aktarabilir ,buna alternatif evren deniyor

Bir evrenin alternatif mi yoksa yeni bir gerçeklik durumu mu hakkında detaylı bilgiler de var burada fazla analizlemiyorum,yeri geldiğinde inceleriz,

Sonuçta bahsi geçen bu olağan dışı gibi gelen bilgilerin gerçek olduğunu bilen ve inanan kendi zihinsel engelini hazırlamış oluyor dolayisiyle eski primitif bilgilerin zihinden silindiğini öngören bu durum yankılanma veya KH ların kafa karıştırıcı müdahalelerine kesinlikle set çekmiş barajlamış oluyör,

Dünyayı sınırlıyor, çevreliyor dünyanın çevresinde
Bir şeyleri hesaplayabilen bir bilgisayar gibi çalışıyor
Bazılarımız çite yaklaşmadı bile deniyor
Çitten atlarsak düşüyoruz yaralanıyoruz kıymıklar batıyor, çite çıkarsak avcılar ateş ediyor ve bizi hedef alıyor
Çit durursa dünya elitinin egemeniyle ilişkisi kesilir diyor
Elektomanyetik bir yapı

Çit'i durdurmak için 200 Spartalı gerekiyor
Çit'i Babil öyküsüne benzetiyorum... İnsanların zihnini ayıran şey
Çit gökte olabilir ama etkisi her an her yerde  ve çevrilmiş bir kafes alan gibi içindeyiz ...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#849
MMS DEN TEKNO-SPİRİTÜEL AÇILIMA GİDİŞ

MMS konu açtı ve zihnimdeki morfik alan bazı hususlarını gözden geçirmeye yöneltti,aşağıdaki alıntı da keza,

Evvela MMS nin yaşamımızda  hemen hemen herşeyde şu veya bu sebeple kullanıldığını öğrenip dünya bilim insanlarının sadece zararlı şeyleri bertaraf eden bir madde olup üzerinde üstünkörü durduklarına ve umursamazlık yüzünden zehirle bulaşık yaşama itilen insanın aynen GDO lu bitkilerdeki gibi aldırış "etmeyip kaderimiz bu ne yapalım" yaşam haline bakıp adeta şok oldum ve neticede bilgilerin derinliğini açmaktan başka çare göremeyen hale düştüm,buraya bir dörtlük sıkıştırmam lazım,

Hayat yine bana yalan yaptı dersiniz
Yalanı hayat yapan sizlersiniz
Sizi biz ile bilgi alıp birleştiremezseniz
Bu dünyadan daha çok küskün gidersiniz


İnsanlık uzun döngüden kısa döngüye geçtiğinde ve bizlere KH ortamına refakat mecburiyeti doğduğunda 1 ve 2 yoğunluk mensupları da bu akıma kapılıp KH işkencesine maruz kalmışlardır,

Bu hadiseden evvel çift yoğunluk özelliklerini bilen ve uygulayan insanlık bu mineral bitki fauna kısmına katiyen zarar vermeden  onların birliğine açık bir bilinçle yaşamı sürdürmüş ve doğal yapıları üzerinde uğraşmamışlardır hatta onlarla dost ve dillerini konuşabilen bir yapıda hayat sürdürmüşlerdir,halen bu düşünsel bilinç yapısını sürdürmeyi dünya medeniyetine dalıp bozulmadan sürdüren kavimler vardır, Aborjinler, Kızılderililer ve Amazon yerlileri ilh.gibi,

KH işkencesine insanlık tarafından kapılan bu bahtsız diyeceğimiz yoğunluk mensupları halen doğal yapıları bozulmuş halleri ile gerçekte şu son zamanlarda insanlıktan intikam alır gibilerdir intikam tabiiki insansal bir dürtü onlara yakıştırmak uygun değil ama "eden bulur" doktrini ile ve "ne ekerseniz onu biçersiniz" prensibi ile insanlık yaptıklarının neticesini görmekte ve hala bunu normal addedip kendi yıkımını kolaylaştırmaktadır,

İşte mevcut doğanın verdiği gıdalardan daha fazlasını ve artan nüfusu daha iyi besleyebilmek için tarım kültürü başlamış yani toprak ve doğa çizilip karıştırılıp allak bullak etmeyi normal kabul eden güya medeniyet dediğimiz faaliyet başlamış ve bu arada buna uzaysal KH mensuplarının da yardım ettiğini bilmekteyiz(Sümerler zamanında göksel otoritelerin de yardımı ile  ,Sümerler Atlantis kalıntılarıdır) ,bu hadisenin devamında  zamanımızda kaliteli besin için DNA ile de oynanarak GDO lu besin cehennemi yaratılmıştır,

Enerji için doğanın asli bileşeni olan karbon istismarı başlamış ve son hızla devam etmekte ve ülkeler arasındaki bu yoldaki menfaat ve hırs savaş çatışmalarını tetiklemektedir ,yakıt için petrol ve türevlerini kullanmak ,elektrik enerjisi için de keza daha sonraları bunu aşıyoruz diye nükleer enerji üretimi için doğadaki uranyum v.s gibi elementlerin izotopları ile yani moleküler yapılarını yıkıp anormal fazla enerji üretmeye kalkışmak ve sonuçta radyasyon tehlikeleri doğurmak ,

Bu anlattıklarımıza yani doğayla oynayıp yıkım harabiyet unsurlarını ortaya çıkarmak işine ortak daha bir çok şey bulabiliriz ,bilinçli insan tarafından bilinmekte ve kısır ve etkisiz derecede yeşil davranış  karşı unsurları olarak  koruma faaliyetleri sürdürülmektedir,

Oysa insan bütün bu kendi bütünlük imkan ve kabiliyetlerini baskılayıp yaşamını beraber sürdürdüğü doğayı mahvetme yolunun gereksiz olduğunu anlayabilirdi ,

Ama nasıl olur yani bu güç bende nasıl olabilir bir yaradan var o yaratmış ben onun gibi olabilir miyim monoteist inancın yaygınlaşıp "sen şirk mi koşuyorsun katlin vaciptir" anlayışı halen şiddetle ve etkin bir şekilde yürürlükte..

Görüldüğü gibi bu gücün başka yerlerde değil kendimizde olduğu inancına dönmek gibi şimdilik zor bir yolu göstermekte , bir parçası olduğumuz dünya denen bütünlüğün doğası ile oynamak ve bu bozulmuş  halinden "yaradan bana vermiş hakkımdır" deyip faydalanmak çok daha kolay geliyor,

Bu zor yolu aşabilmeyi ve " tekno- spiritüel" yeteneklerin  bizlerde olduğunu anlayabilecek bilinç çok yakınımızda ,

İnanç kapasitemize alabiliyor muyuz..

Aşağıdaki alıntının bir bölümünü anlattıklarımı daha iyi vurgulamak için buraya aldım,

"C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu "alanı"
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA'nın açılıp
kapatılması dahil."

Buradaki DNA nın açılıp kapatılması işi çok önemli "bakın burası çok önemlidir" (mizahi olarak bazı ilaveler neşe verir,  bu tırnak arası ifadeyi neden koyduğumu anlayan anladı) yani zaten KH lar DNA mızın büyük bir kısmını tahrip edip çıkarmışlar "ben DNA mı nasıl tekrar eski haline getirebilirim" demeyiniz o kopartılan kısımlar bilgiyle ilgilenen hele bu sitedeki arkadaşların çoğunda olduğunu hissettiğim gibi yeniden bağlanmış vaziyette ,ilaveten celseleri okuyup takip edenler bu konunun Laura ve ekibinin hemen hepsinde belirli oranlarda bağlanmış olduğunu bilir,
Diğer yandan bu yeniden bağlanma için sadece bahsi geçen dansları  yapmak değil bilgilenmekte özel gayret göstermek ,düşünmek gibi zihin dansı yapmak da endikedir..

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Evet. Bu danslardan herhangi biri asıl labirent danslarına yakın mıydı?
C: Birkaçında eski tekno-spiritüel uygulamanın unsurları vardı. Birinci ve ikincisi, adım ve hız olarak en
yakınıydı.
S: (L) Orijinale daha yakın hale getirmek için adım ve hız nasıl olmalı?
C: İki yoldan biriyle: ortadan dönüşte "köprüyle" birlikte spiral biçimde dans yap veya gerçek bir labirentte dans et ve dönüşlerde aynı hareketleri yap. (ç.n.: henüz, kastedilen videoları tespit edip hareketleri izlemediğim için, bu cümlede anlatılan manevralarla ilgili talimatları doğru çevirmemiş olabilirim.)
S: (L) Sanırım köprü, ellerini birleştirip içten dışa döndükleri yer. (DD) Evet, çok güzeldi. Bu dansın yapılışında uyulan temponun herhangi bir önemi var mı?
C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu "alanı"
gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA'nın açılıp
kapatılması dahil.
S: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların.... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür...
C: Bir "kanal" belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal ("channel") değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal ("conduit").
S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur?
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir.Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir "yolculuğa" ne dersiniz?
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu.Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
"birleşmesi" gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin:4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve "dansçılar" bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın "eliti"nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri "bozuluverirse"?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar.Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.



Tgur

#850
DEĞİŞKEN DALGALARIN STATİKLİĞİ

Evvelden şu K celsesi içindeki alıntı için yorum yapmışım ,bazı şeyler söyleyip konuyu kapatmışım ama bazı soruları ve olasılıkları tam açamadığım veya gelinen zaman genişliğinde izah ilaveleri yapmam gereğini anladım ,(kanal bilgi tartışmaları 18. sahifede)
----------------------------------------------------------

"S: (L) Diyorsunuz ki; çekim her  yerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler."
-----------------------------------------------------
Evvelki yorumumun özü  burada,

"Kafa karıştıran bu cevap üzerinde durursak birşeyler çıkarabiliriz,
Statik hal esasta bizim donelerimize göre bir cismin ivmesiz ve dengede olduğu haldir ,cisim ya durağandır hiçbir hareket göstermez veya dönü halindedir ama yine durağan bir halde yörünge çizmeden dönüyordur , bizim statik kavramımız bunu tanımlar,

Verilen cevapta ise dengenin devreden çıktığı anlaşılmaktadır ve eski statik kavramımzın dışında bir hal düşünülmelidir, değişken dalga kendine özgü bir yörünge çiziyor bizim kabul ettiğimiz haldeki denge özelliği dediğimiz husus ortadan kalkıyor bu durumda dalganın seyrini, yörünge dediğimiz, madde özelliğinde somutlaşan geometrik şekillerin dışında bir şey düşünmeliyiz, zira oluşan hal, kendi içinde bir statik yaratıyor,yani bizim bu varsayımlarla çabaladığımız bir sonuç değil.."

Meseleyi daha belirgin izah için "pi ve phi nin dansı" konusu hakkında yazdıklarımla bir yerlere oturtmaya çalışmışım zira o bahiste yani pi katsayısının özelliği ve fibonacci sayılarının karakteristikliği ile izahım vardı bir bakıma uygun izah gibi gelse de bazı açık tarafları var,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389&SearchTerms=dans%FD

Değişkenliğin üzerinde durmalıyız ,bu husus varoluş dinamiğinin ana teması ,zira varoluş durgun  bir halin bozulması ile devrededir ve bu durgun hal değişkenliğe tamamen zıt bir durumdur o halde bu değişken dalgaların statikliği ne demek oluyor,

Değişken dalgaları bir labirent gibi düşünelim içerisinde çeşitli yollara sürükleyen duvarların olduğu bir yapı içinde yürümeye başladığınızda her duvarın sizi değişik bir istikamete yönelttiğini biliyoruz bu labirenti tamamlayıp çıktığınızda ve bu giriş çıkışları duvarların yerlerini öğreninceye kadar tekrarlayarak sürdürün ve sonuçta labirentin ana yapısını anlamış olursunuz ve artık size değişken yolları değil bildiğiniz yollara sevk eder  artık değişken dalgalar olarak tarif ettiğimiz özellik kalmamıştır ,

Yalnız bu basit tarif de bence kafi değil zira değişkenlik özelliğinin böyle kolayca bitmemesi  gerek ,

Labirentin sabit duvarlarının da her an değiştiğini düşünelim,

İçinde dolaşan kişi için çözülemeyen bir problem haline gelir ancak değişken dalgaların kendine özgü bir statikliği oluşmuştur böyle bir durumla karşılaşan kişi ne yapacaktır zira olay insanın bilgi diye yüklendiklerinin dışında bir özel statiklik içermekte neticede insana doğal kendi kontrolu dışında olan bu hususun kabulünden başka bir seçenek bırakmamıştır

İşte insanın karşılaştığı pozitif veya negatif (çoğunlukla negatif) durumlar karşısında etki tepki kavramı dışında bir kabul yolu olarak "akışa bırak" diye tavsiye edilen durumun genel izahı

Bahsi geçen değişken dalgalarının stabilitesini böylece anlatıp noktayı koyabilirdim ama deli zihin durmuyor,

Burada  başka durum ortaya çıkmakta bu dönüşmüş ve kendi içinde statik hale gelmiş özellik varoluş dinamiğinin kabul ettiği bir hal değildir anlattığım labirent hali, kendi içinde değişkenlik taşısa da özel bir stabilite kazanmıştır kendi sınırları içinde bütünlüğünü ve davranışını sürdürecektir ,

Oysa istenen ve tarif ettiğimiz statik halin dışında "sonsuz bir değişkenliği" esas alan özellik varoluşun sonsuza doğru devamlılığını sağlar,

Sonsuz oluşu sağlayan değişkenliği " hayal etme" becerisine ve anlamına sokmalıyız,

Varoluşun tam tarifi kısıtlı bilincimizle K. da anlatılan şu cümlede beliriyor veya ben o sonuca vardım,

"Biri sizi hayal etmeseydi olmazdınız.."(Kasyopya) Biri diye tarif edilen "bilinç"tir,aşağıda daha geniş aktarım var,

"To be or not to be .."(William Shakespeare)

"Ümidimle hayalim yaşarsa ben de yaşarım.."(Cenab Şahabettin)

Akışa bırakmakla ilgili bir K alıntısı,
-----------------------------------------------
C: Öğrenmek için dinle, dinlemeyi öğren!
S: (L) Konunun özü budur belki? (V) Hmmm! İnatçılık mı gösteriyorum?!
C: İnatçılık bloke olmanın bir işareti. O slaytı projektörden çıkar ve şova devam et!
S: (L) Slaytı projektörden nasıl çıkarabiliriz? (V) Meditasyonda slayt çarkını ve uyumsuz slaytı çıkarıp attığımı görsellersem, bu uygun bir yol olur mu?
C: Çıkarılması gerekenin hangi slayt olduğunu söyledik.
S: (V) Hala anlamıyorum. (L) Suçluluk slaytı var... (V) Bu akşam pek çok nahoş şeyden bahsettik... İnatçılık slaytı var... perdeye yansıtıp durduğum... Yani diyorsunuz ki görselleştirmeye başladığımda bu uygulamayla onu ayıklayabilirim... İnatçı olmamak herşeyi akışına bırakmak demek! (A) Hayır, esnek olmak demek. (V) Ben esnek değil miyim? [bağırıyor] (A) İnsan her zaman biraz daha esnek olmaya çalışmalı, ben dahil. (V) Doğru sanırım. Neredeyse kırk yaşındayım ve işte böyleyim. Ama bu bir mazeret olmamalı! Bir de şu var ki, ne zaman olayları akışına bıraksam yanan ben oluyorum. T---'yle de aynı şey olmuştu...
C: Yanma akışa bırakmaktan değil, birşeylere inatla yapışmaktan kaynaklanır
----------------------------------------------------------
Ve bir uzunca K.cevabının içinden cımbızla alınmış bir ifade,
----------------------------------------------------------
Gerçekliğin hayal edilebilir her halindeki unsurların, görsel olarak ifade edilecek olursa mükemmel dengedeki devasa bir mozaikte birleşmesi olarak tanımlanabilir. Elbette bu, sorunuzun yeterli bir yanıtı değildir, fakat, sunulan görsel imaj üzerinde düşünerek, daha tam bir yanıtı öğrenmede kendi kendinize yardımcı olabileceğinizi umuyoruz.
-----------------------------------------------------------
O ilgili alıntı,
------------------------------------------------------------
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor:
 Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
S: (L) Yani Urantia kitabında gündeme getirilen ırksal üstünlük konusu, "herşey mümkündür" şeklinde yanıtlanabilir, öyle mi?
C: Yakın, ama hatırla, varolan herşey / tek şey -- derslerdir!
---------------------------------------------------------------



Tgur

#851
Bu tarihsel müdahaleler yönünden dostlardan tekraren maruziyet talep ediyorum yazdıklarımda virgüller başlangıca gelip yazılanı çirkinleştiriyor diye bir takıntım var elimden gelse hiç virgül kullanmayacağım ama bazı vurgulama işinde gerekli oluyor belkide yanılıyorum pc yazı standartlarında olan değişiklik bu virgüllerin başa gelmesini şaşkın hale getiriyor bende 2 pc bir tablet var (zenginim yani, hayır, iş yerini devirden sonra elimde kaldılar)bazen birinde doğru çıkan diğerinde yanlış mı çıkıyor nedir anlayamadım bilgisayarı tamamen yutmuş dostlar bunun doğrusunu bilir

İyi günler herkese..


bozadi

#852
Klavyede yazarken yazım kurallarına uymak daha zor olabiliyor Tgur. Üstelik örneğin ben bazı sözcükleri TDK'nın yazım ve imla kurallarına aykırı biçimlerde yazıyorum (herşey, birşey vs). Kurallara ihtiyaç olmakla birlikte her zaman her kurala mutlak şekilde uyulması gerektiğini veya uyulabileceğini düşünmüyorum şahsen.


Tgur

#853
Kuralları kendine yol ve maksat hatta mecburiyet yapmış askerlik mesleği maceralarımdan kalma düzeni arama merakı benim takıntım derken demin Pc ler farkından bu şaşkınlığın olduğunu anladım diğer PC e geçtiğimde aynı hatanın tekrarladığını görüp düzelttim bu gidişle virgül kullanmayı terk etmem lazım

Değişken dalgaların bazen kuralları eğebileceği gerçeğinde haklısın fakat kuralları bozmuş ve aldırmaz bir toplumun trafik rezaletinin nasıl yoğunluk değiştirtmelerine mecbur bıraktığını bayram trafiklerinde ve hayatımızı yürütürken görüyoruz ve kurtuluşu yine zorlama da olsa bazı yaşam şekillerindeki düzende buluyoruz.

Yeter ki toplumun büyük kısmı esas düzenin entropik yapıda dahi olsa da başka varlıklara zarar vermeden yaşayabilme ruhsal yükselmesi ile mümkün olabileceğini anlasın.

Bozadi dostum sabah sabah felsefeye daldım sayende iyilik ve güzellik dolu gün dilerim..


Tgur

#854
PENCERELER

Makro mikro yansımaları malüm bilgisayarımızda kullandığımız pencereleri yarattı bunu bulup topluma hediye eden kişi dünyanın en zengini olsa da insanlık bunun sayesinde bilgiler arasında kısa yolculukla yoğun öğrenme alanında büyük bir atak yaptı

Yaşımız biraz ileri olduğundan vakti zamanda bir bilgi kırıntısı için kütüphanelerde çok vakit geçirdik veya çok kitap karıştırmaktan parmaklarımız nasırlaştı bir de geçirilecek zamanı bulup diğer faaliyetlerden yoksun kalmak yaşamı zorlaştıran veya rahvanlaştıran Şarki dediğimiz bazı faaliyetlerin gerçekleşmesi için bol zaman kullanmak ve kişi beklentilerine aldırmamak gibi yaşam ve anlayış şekilleri geliştirdi

Biraz felsefeye dalmamız da gerekli zira siz gençlerin doğup bulduğunuz bu mükemmelliklerin bir çoğu olmayan yaşamlar geçirdik şarki davranış deyip hor gördüğümüz Arap Irkı davranışlarının sebebi o çok büyüttüğümüz Osmanlılıkta matbaanın ülkeye geç gelmesini sağlayan ego yüklü din büyüklerinin KH faaliyeti yüzündendir zira matbaa o zamanların interneti idi biz ona 200 sene sonra ulaşabildik dolayısıyla İslam toplumu Ortadoğu v.s.Osmanlı topraklarının içinde idi

İslam yoluyla çeşitli erken zamanlarda tıp felsefe  astronomi cebir ve ılh. gibi konularda ortama ses getiren yani yüksek bilim mertebelerine ulaşmış İbni Sina ,El  Cabir ve ismini sıralamıyacağım ilim adamları da yetişmiş ve şu andaki dünya bilimine etkin bir şekilde katkıları olmuş bu kişilerin de olduğunu belirtmemek insafsızlık olur

Fakat onların eserlerinin büyük kısmının el yazma kitaplarının muhafaza eden Abbasi devleti sonrasında İspanyadan matbaa icadında cizvit papazları vasıtası ile kaçırılarak (hatta eşeklere yükleyerek) Roma Üniversitesine teslim edilmiş ve oradan türeyen bir çok bilim eserlerine kaynak teşkil etmişler ve matbaaya kavuşan Avrupayı Ronesans ve Dinde Reformu geliştiren kaynak olmuşlardır

Bilginin matbaa veya başka yollarla kısa zamanlar içerisinde insanlara ulaşmasının özetle ağ çalışmasının ne kadar önemli ve toplumları ileri bilince veya yerinde sayan ilkel halde bırakmasına sebep olduğunu görmekteyiz başka sebepler aramaya veya lüzumsuz dövünmelere gerek olmadan bütün bu faaliyetleri tek kelimeyle kapsayan "eğitimin" önemi üzerinde durmak veya durmamak olarak sebepleyebiliriz.

Bu aktarımımıdan şu aralar bu islamofobiyi ve şarki faaliyetler dediğimiz vakit tanımayan işi yapmak için rüşvet ahlaksızlığını kullanan davranışın nasıl bu taraflarda ama maalesef ülkemizde de olduğu gerçeğini anlatabilmek içindir , tabiiki burada ahlaklı ve bilgili insanları tenzih ediyoruz ve sanki batı ülkelerinde ahlaksızlık ve rüşvet v.s gibi faaliyetleri hiç yokmuş gibi abartmıyoruz ama şu gevşek ve zamana aldırmaz bilgiden kaçan tavrın özünü dolduran KH faaliyetinin de ne olduğunu anlamalıyız,özellikle siz masum gençlerimizin özüne ters gelen soygun talan istismar gibi ahlaksızlığın neden bolca olduğunu ve vicdan yoksunu işlerin dini tanıtıyoruz diye idare mekanizmasına hasbel kader geçmiş kişilerin genel KH dediğimiz davranışlarının sebeplerini ,bu tip davranışları normal ve haktan olduğunu söylemekteler ritüelleri ile bulaştırmaktalar ve yakınlarda sözde yetkili denen ağızlardan şunu bolca duymaktayız

"Bize eğitimli değil dindar insan lazım" ,"ver oyu bana cennet sana"

Bu tip davranışlar batının reformdan evvel geçirdikleri engisizyon devrinde de genel davranış halindeydi biraz eğitimli yani bilimden ve aykırı konuşanlar büyücü denip yakılıyorlardı ve papazlar kağıtlara yazıp sattıkları "cennet parsel tapuları" ile geçiniyor ve zenginleşiyorlardı

Bu kısa istediğim ama dalıp uzattığım kısımı geçip konumuza dönelim,

Pencereler varoluşun olmazsa olmazları ,yıldızlar güneş dünyamızın merkezi ve dünyamızı saran kozmik ağın arasındaki geçişler ve fizik düzeyde atomların parçaları arasında açılmış olan bazı atomaltı dediğimiz nötrino gibi partikül veya enerjisel yapıların sık sık kullandığı ve çekim diye anlamaya çalıştığımız sistemin kullanıldığı geçiş noktaları

Burada atomlardaki pencere vasıtası ile çekim bağlarının gerçekliği ve çekimin eter ile fizik alemi birleştiren bir yapı olması 7. yoğunluğun her yoğunlukta olduğunun bir başka izahıdır

Pencerelerin kullanılması KH ve BH güçlerinin bu yolla dünyadaki varlıklarla buluşma işi aynen hücre zarının geçirgenliği gibidir yani mikro ve makro alem yapılanma ve etkilenme işindeki benzerliklerle olan biteni tanımamız mümkün olur

Hücre zayıf değil fonksiyonunu tamam bir şekilde yürütebilmesi için mükemmel yapıda ise içine normal işleyişini sürdürmek için gerekli maddeleri alır ve dışarıya gönderdikleri de uygun maddelerdir ve dış zararlı girişlere karşı selektif permeable (seçici geçirgenlik) özelliklerini devreye alır bu bir nevi dış tehlikelere karşı hücreyi koruyan sistemdir

Eğer hücre çeşitli sebeplerle zayıflama durumunda ise mesela gerekli oksijeni veya protein imalatında kullanacağı amino asitler veya onları takviyeleyen vitamin v.s. alamamışsa ve o organizmanın bağışıklık sistemi de zayıf ve hücre sistemini koruma özelliğini yürütemiyorsa ( ki dünya insanında şu zamanlarda bağışıklık sistemi tamamen haraptır çeşitli zehirler ve anormalleşmiş GDO lu gıdalar ağır metaller v.s ile kuşatılmış  beslenme yaşama mecburiyeti sık sık devreye koyduğumuz diğer sebeplerle) o seçici geçirgen dediğimiz porlar yani hücre çeper pencereleri açıktır zararlılar kolayca girer ve hücrenin hayatiyetini yok eder

Buradan makro benzetişte bahsi geçen dünya pencerelerinin geçirgenliğine değinebiliriz

Bir kere USA nın New Mexico daki gibi dünya insanının griler ile  müşterek çalıştıkları yerler zaten pencerelerini yitirmiş 4KH nın etki shasına girmiş ve çift yoğunluk yani 4. yoğunluğun özelliğini gösteren yerler olmuşlardır buna bu tip başka bölgeleri de dahil edebiliriz

Geri kalan ve dünyanın muhtelif tarafındaki pencereler dünya insanının çoğunlukla KH karakterini yok edemedikleri için yani bilgide yükselip çakralarını birleştirip "zihinsel blokaj"yapamadıkları için zayıflamış bir hücre gibi KH etkilerinin kolayca girip çıkabileceği durumdadır ve neticede her çeşit negatif maniplasyon beşeri etkilemektedir

Bu bir yargılama değil aldığımız bilgilerle olanı sergilemektir

Diğer yoğunluk elemanlarının zaman zaman istemeden fizik alemimize böylece düşme halini de gösteren pencereler hakkında diğer alıntılar
------------------------------------------
S: (L) Britanya'dan ne bu kadar çok ekin çemberi var?
C: Pencere. Stonehenge'in burada inşa edilmesi de bununla ilişkili.
S: (L) UFO'larla bulutlar arasındaki ilişki nedir?
C: UFO'lar bulut meydana getirebilir veya bulut gibi görünebilirler ama başka bir ilişki yok.
S: (L) Yıldırım küresi nedir?
C: Elektromanyetik ateşlenme. 4'üncü yoğunluktan 3'üncüye geçiyor
---------------------------------------------------------
Yukarıda alıntıda Britanya öneminin pencereleri bol olması ile olduğu vurgulanıyor
Grilerin etkileşiminin pencere açması aşağıda
---------------------------------------------------------
S: (L) Bu iki olay ile Karla Turner tarafından tanımlanan olay ve diğer kaçırılma olayları arasındaki belirgin benzerlikler neyden kaynaklanıyor?
C: Benzerlikler yoruma açık. Turner'ın evi, Griler ve diğerleriyle etkileşim nedeniyle pek çok olay türüne açıldı.
S: (L) Griler ile etkileşimlerde böyle şeyler sıkça oluyor mu?
C: Bu türde yoğun bir faaliyet olduğunda, pek çok çeşit şeyin içeri girmesine neden olan kanallar veya
"pencereler" açılıyor.
S: (L) Peki "old hag" denen ve insanlarla seks yapan varlıklar kim? (Ç.N.: ingilizce'deki "old hag" terimi,bizdeki "cin" kavramına yakın ama aynı olduğundan emin olmadığım için orijinal halinde bıraktım.)
C: Poltergeist tipi varlıklar.
S: (L) Poltergeist varlığı nedir?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Poltergeist varlığı, poltergeist etkisinin meydana geldiği kişinin bilinç altı enerjisi ile mi meydana
geliyor?
C: Diğer herşey gibi, algılanan ile algılayan arasındaki bir etkileşim.
S: (L) Peki bu olayda algılanan nedir? Bir enerji oluşumu mu, yoksa gerçek bir varlık mı?
C: Her ikisi. Unutma Laura, sen de bir enerji oluşumusun.
-----------------------------------------------------------------

Atlantisliler ve onların enkarnelerinden monoteizm ve dinler programlarını nasıl açtıklarından falan çok sık bahsettim burada da o ilginç bilgilerin yoğunluğunu görüyoruz

--------------------------------------------------------------------
C: Evet. Mars'a iniş de öyle. Ama Mars anıtları değil.
S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: İkisinden biri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşiti ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana gelecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonu absorbe eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
C: Evet.
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.

-------------------------------------------------------------
S: (V) Az önce belirttiğiniz "buluşmayı" merak ettim de...
C: Buluşma, boyut sınırı geçişinden kaynaklanıyor.
S: (L) Peki bu boyut sınırı geçişinde neden bir buluşma gerçekleştiriliyor? Bu gerçekten çok büyük bir şov mu olacak?
C: Bir fırsat.
S: (V) Tüm pencerelerin aynı anda açılması ve böylece tüm bu varlıkların aynı anda gelmesi gibi mi?
C: Tüm evreni etkileme fırsatı gibi. "Pomp and Circumstance" (İhtişam) yani "Hope and Glory" (Ümit ve Coşku) marşının kozmik düzeyde çalındığını düşünün. (Ç.N.: Zafer marşları)
S: (L) Çeşitli tür ve ırktan varlıkların, bu kocaman evrenin en uzak yerlerinden birindeki önemsiz bir galaksinin en dış kenarında bulunan toplu iğne başı kadar küçük bir gezegende buluşması herşeyi nasıl etkileyebilir?
C: Bu senin algın.
S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.
S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.
S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.
S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.
S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.
S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.
S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.
S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.
S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.
S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız.
S: (L) İlk celsede verdiğiniz kehanetlerin hala geçerli ve yaklaşmakta olup olmadıklarını öğrenmek istiyorum.
C: Gelişiyorlar.
S: (L) Yani yakında meydana gelecekleri noktaya doğru mu gelişiyorlar?
C: Akışkan.
S: (L) Yani bazıları gerçekleşmeyebilir mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bu gece verdiğiniz kehanetler de değişime tabii mi?
C: Belki.
S: (L) Yoksa daha mı somutlar?
C: Açık.
-----------------------------------------------------------

Aktarım penceresi ve bu bilgiler nereden geliyor diyen ve konuya yeni başlayanlara benim başlangıçta MS200-Ruhların yolculuğu kitapları ve sonra PLE-RA-KAS bilgilerine doğru gidin tavsiyemin ve diğer bilen dostların da keza bu doğrultuya yakın önerilerinin aynı konuyu değişik izah heyecanı ve özel tarzlarıyla verilmesinin sebebini açıklayan bölüm,

Bilgiler aynı yerlerden geliyor

Benim başlangıçta daha çok dünyevi meselelerle karışık ruhsal bilgiler veren bu kitapları tavsiye sebebim yatay duran bilinci adeta bir uçak pistten kalkar gibi ileri bilgilere doğru tedricen kaldırmak isteğinden oluşmaktadır

--------------------------------------------------------------
C: Dalganın tepesinden iletişim kuruyoruz.
S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz? (T) Dalganın üzerinde misiniz?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?
C: Aktarım penceresi.
S: (L) Tüm bu söylediklerinizi bizim anlayabileceğimiz bir şekilde açıklayacağınızı umut ediyoruz...
C: Gayet açık.
S: (L) Bunları anlamamız için biz zavallı 2-sarmal DNA'lılara yardımcı olabilir misiniz?
C: Kasyopya ne kadar uzaklıkta?
S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?
C: Genel olarak da olabilir.
S: (L) Yani eğer genel mesafeyi bulursak... Peki bu yıldız kümelerinin her biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?
C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte kanal mesajlarının yayınlanma
tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve varış zamanını hesaplayabilirsiniz.
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------

Pencereler konusu burada bitmiyor ilerde fırsat bulursam devam ederiz.