Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Komadan çıkıp rusça konuşan türk kadın

Başlatan ogeday, 10 Ekim 2017, 15:17:59

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
fidelista, elbette ki bilimden herkes yararlanıyor. Buradaki kimsenin bilimle, bilim insanlarıyla veya tıp insanlarıyla genel bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Ama bilim adıyla epeyce önyargı ve hatta düpedüz bilim-karşıtı faaliyet de yürütülüyor. Ben yukarıdaki olayda, kadının durumunu "yabancı aksan sendromu veya fiziksel kaynaklı bir konuşma bozukluğu" olarak tanımlayan herhangi bir doktorun da ille de kötü niyetli veya negatif amaçlı olduğunu düşünmem otomatik olarak, onu ayrıca araştırmak, sorgulamak gerekir duruma göre ama bu olayda bu teşhise itiraz ederim kendimce, çünkü kadının anlattıklarının/konuştuklarının bir kısmına tamamen körlük taslanıyor. Açıklayamadıkları kısımları yok sayıyorlar, kadını aptal yerine koyuyorlar. Burada bilimle çelişen bir durum var. Ama elbette ben o doktorun o teşhisine kızsam da, aynı doktorun yeterince ehil olduğu bir alandaki bilinçli ve başarılı hizmetini alırsam veya başkalarının aldığını bilirsem bundan mutlu olur minnet duyarım.

Bilimin olduğu yerde ahlak da olması gerekir ve ne yazık ki bilim ve tıp dünyasında materyalist egemen güçlerin baskısı nedeniyle, çevrilen sayısız karanlık işlere karşı korkunç bir sessizlik ve itirazsızlık durumu var genel itibariyle. Örneğin tıp dünyasında, özellikle ilaç endüstrisinde korkunç karanlık işler çevriliyor sürekli olarak (para amaçlı ve bazen de bizzat insanları zehirleme, aptallaştırma, kontrol altına alma amaçlı) ama ne genel olarak bilim dünyasında, ne de tıp dünyasında vicdanın sesi olup da, çevrilen karanlıklara karşı sistematik, organize bir itiraz göremiyoruz, duyamıyoruz. Veya çok cılız kalıyor bu tür sesler. O yüzden de, bilim ve tıp dünyasının karanlık yönleriyle ilgili ifşaların, itirazların, eleştirilerin güçlenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Ve bir de şu var: Bilimciler veya tıpçılar da bize sundukları hizmeti bedavaya sunmuyorlar. Nasıl onlar kendi hayatlarını idame ettirmek için para harcayıp çeşitli hizmetler satın almak zorundalarsa, elbette insanlar da para harcayıp (veya vergi verip) onların hizmetlerini satın almak durumunda. Burada bir dengesizlik yok, insanların bilimcilere veya tıpçılara özel veya ayrı bir borcu yok. Ve belirttiğim gibi, tüm mesleklerde ve alanlarda olduğu gibi, tıp ve bilim dünyasının da oldukça karanlık bir yüzü var ve aslına bakarsanız, bu konuda belki de en çok utanması gerekenler de onlardır çünkü bilim ve tıp cehaletle, karanlıkla, kötülükle mücadelenin bayraktarı olması gereken alanlardır. Halbuki insanlığın bilim ve tıp konusunda aldığı hizmetlerin düzeyi, olması gerekenin çok çok altında olduğu gibi, insanlara bu konularda hizmet yerine işkence edilmesi olaylarına da sık rastlanıyor. Elbette tüm bilimciler veya tıpçılar buna bile isteye iştirak ediyorlar demiyorum ama ne yazık ki bu alanlarda haksızlığa, dolandırıcılığa, işkenceye örgütlü ve güçlü bir şekilde itiraz edildiğine şahitlik etmek zor. Yok değil ama inanılmaz düzeyde yetersiz. Çünkü bilimciler ve tıpçılar da ekmeğinin derdinde öncelikle. Ve sistem onları da ciddi oranda baskı ve kontrol altında tutuyor. Ve belki de başka alanlarla karşılaştırıldığında, bu alanlardaki insanların genel sessizliği ve itaatkarlığı, diğer tüm alanlardakinden daha çirkincedir, daha utanç vericidir ve daha pahalıya patlamaktadır insanlık için.

Ama elbette kim işini ahlaklı, doğru-dürüst yapıyorsa, tüm baskılara, işkencelere rağmen insanlar için daha iyi çözümleri daha kolay ve etkili şekillerde sunmak için çaba harcıyorsa, sağolsunlar, varolsunlar, onlara şükran duyarız. Bu sadece bilimciler veya tıpçılar için değil, tüm meslekler veya kesimler için de geçerli tabi.

gerçek tosun paşa

#16
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

fidelista, elbette ki bilimden herkes yararlanıyor. Buradaki kimsenin bilimle, bilim insanlarıyla veya tıp insanlarıyla genel bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Ama bilim adıyla epeyce önyargı ve hatta düpedüz bilim-karşıtı faaliyet de yürütülüyor. Ben yukarıdaki olayda, kadının durumunu "yabancı aksan sendromu veya fiziksel kaynaklı bir konuşma bozukluğu" olarak tanımlayan herhangi bir doktorun da ille de kötü niyetli veya negatif amaçlı olduğunu düşünmem otomatik olarak, onu ayrıca araştırmak, sorgulamak gerekir duruma göre ama bu olayda bu teşhise itiraz ederim kendimce, çünkü kadının anlattıklarının/konuştuklarının bir kısmına tamamen körlük taslanıyor. Açıklayamadıkları kısımları yok sayıyorlar, kadını aptal yerine koyuyorlar. Burada bilimle çelişen bir durum var. Ama elbette ben o doktorun o teşhisine kızsam da, aynı doktorun yeterince ehil olduğu bir alandaki bilinçli ve başarılı hizmetini alırsam veya başkalarının aldığını bilirsem bundan mutlu olur minnet duyarım.

Bilimin olduğu yerde ahlak da olması gerekir ve ne yazık ki bilim ve tıp dünyasında materyalist egemen güçlerin baskısı nedeniyle, çevrilen sayısız karanlık işlere karşı korkunç bir sessizlik ve itirazsızlık durumu var genel itibariyle. Örneğin tıp dünyasında, özellikle ilaç endüstrisinde korkunç karanlık işler çevriliyor sürekli olarak (para amaçlı ve bazen de bizzat insanları zehirleme, aptallaştırma, kontrol altına alma amaçlı) ama ne genel olarak bilim dünyasında, ne de tıp dünyasında vicdanın sesi olup da, çevrilen karanlıklara karşı sistematik, organize bir itiraz göremiyoruz, duyamıyoruz. Veya çok cılız kalıyor bu tür sesler. O yüzden de, bilim ve tıp dünyasının karanlık yönleriyle ilgili ifşaların, itirazların, eleştirilerin güçlenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Ve bir de şu var: Bilimciler veya tıpçılar da bize sundukları hizmeti bedavaya sunmuyorlar. Nasıl onlar kendi hayatlarını idame ettirmek için para harcayıp çeşitli hizmetler satın almak zorundalarsa, elbette insanlar da para harcayıp (veya vergi verip) onların hizmetlerini satın almak durumunda. Burada bir dengesizlik yok, insanların bilimcilere veya tıpçılara özel veya ayrı bir borcu yok. Ve belirttiğim gibi, tüm mesleklerde ve alanlarda olduğu gibi, tıp ve bilim dünyasının da oldukça karanlık bir yüzü var ve aslına bakarsanız, bu konuda belki de en çok utanması gerekenler de onlardır çünkü bilim ve tıp cehaletle, karanlıkla, kötülükle mücadelenin bayraktarı olması gereken alanlardır. Halbuki insanlığın bilim ve tıp konusunda aldığı hizmetlerin düzeyi, olması gerekenin çok çok altında olduğu gibi, insanlara bu konularda hizmet yerine işkence edilmesi olaylarına da sık rastlanıyor. Elbette tüm bilimciler veya tıpçılar buna bile isteye iştirak ediyorlar demiyorum ama ne yazık ki bu alanlarda haksızlığa, dolandırıcılığa, işkenceye örgütlü ve güçlü bir şekilde itiraz edildiğine şahitlik etmek zor. Yok değil ama inanılmaz düzeyde yetersiz. Çünkü bilimciler ve tıpçılar da ekmeğinin derdinde öncelikle. Ve sistem onları da ciddi oranda baskı ve kontrol altında tutuyor. Ve belki de başka alanlarla karşılaştırıldığında, bu alanlardaki insanların genel sessizliği ve itaatkarlığı, diğer tüm alanlardakinden daha çirkincedir, daha utanç vericidir ve daha pahalıya patlamaktadır insanlık için.

Ama elbette kim işini ahlaklı, doğru-dürüst yapıyorsa, tüm baskılara, işkencelere rağmen insanlar için daha iyi çözümleri daha kolay ve etkili şekillerde sunmak için çaba harcıyorsa, sağolsunlar, varolsunlar, onlara şükran duyarız. Bu sadece bilimciler veya tıpçılar için değil, tüm meslekler veya kesimler için de geçerli tabi.

Müthiş bir sosyal çözümleme olmuş aynı zamanda noktası virgülüne katılıyorum.