Merkel: "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini reddediyoruz" (3.7.17)

Başlatan bozadi, 04 Temmuz 2017, 01:28:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

3 Temmuz 2017

Merkel'in seçim programı açıklandı:
'Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini reddediyoruz'


Almanya'da genel seçimlere üç ay kala Başbakan Merkel ve kardeş parti lideri Seehofer seçim programını açıkladı. Başbakan Merkel seçim programında, Türkiye'nin stratejik ve ekonomik önemini vurgularken, AB üyeliğine karşı çıktı.




Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Angela Merkel ve kardeş parti Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) lideri Horst Seehofer üzerinde anlaşmaya vardıkları seçim programını CDU Merkezi'nde ortak basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.

İki partinin seçim programında Türkiye'ye yine ayrı bir yer verildi. Programda şöyle denildi: "Biz Türkiye'nin hem Avrupa hem bizim ülkelerimizde yaşayan insanlar arasındaki ilişkiler açısından stratejik ve ekonomik önemini biliyoruz. Bu nedenle Türkiye'yle AB arasında ilişkileri daha derinleştirmek istiyoruz. Sıkı ve özel bir işbirliği hem Avrupa'daki hem de Türkiye'deki insanların yararına. Türkiye ile AB arasında mümkün olduğunca güçlü bir işbirliği, dış ve güvenlik politikaları sorunlarında stratejik işbirliklerinden yanayız."

TAM ÜYELİĞE KARŞI

Programda, "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini reddediyoruz, çünkü üyelik şartlarını yerine getirmiyor. Türkiye'de hukuk devleti, özellikle ifade ve basın özgürlüğü konularında yaşanan son gelişmelerden ise büyük endişe duyuyoruz" ifadeleri yer aldı.

Programda Türkiye AB arasındaki mülteci sözleşmesinin başka ülkelerle yapılacak benzeri sözleşmeler için örnek alınması vurgulandı. 2015'te yaşanan bir mülteci göçünün tekrar etmemesi gerektiği belirtilen programda, Almanya ve Fransa "Avrupa'nın motor gücü" olarak nitelendirildi.

Kaynak: Sputnik


bozadi

Almanya son zamanlarda Erdoğan AKP'siyle çok ciddi bir gerilim tırmanması yaşıyor. İncirlik Üssü meselesi, Erdoğan'ın Almanya'da konuşma yapmasının yasaklanması ve şimdi de bu "AB üyeliğine karşı olma" meselesi yansıdı basına.

Şahsen Almanya'nın bu tavırlarından son derece memnunum. Erdoğan AKP'sinin AB'ye ve dolaylı olarak ABD'ye karşı açıkça tavır alması sürecini hızlandıran bir gelişme gibi görünüyor. Hatta Merkel'in de ABD baskısından bunaldığı için, bu Erdoğan karşıtı politikayla Türkiye'nin bağımsızlığını ve ABD karşıtlığını artırmak için özellikle böyle bir yol izliyor olabileceğinden bile şüpheleniyorum. Aynı şekilde Trump'ın seçim öncesi söylemlerini bırakarak gayet açıkça ve meydan okuyarak "şahin" tarzı bir Amerikan dış politikas gütmeye başlamış olmasının altında da benzer şekilde ABD-İsrail derin devletine karşı alınmakta olan tavrı hızlandırıcı bir eğilim olabileceğini düşünüyorum. Öyledir veya değildir, bir olasılık olarak paylaşmak istedim.

Daha önce de çeşitli şekillerde ifade etmeye çalıştığım gibi, Erdoğan AKP'sinin ABD karşıtı bir çizgide ilerlemeye başlamasının, bu hususta Rusya'yla dirsek temasında olması, aynı şekilde Katar olayında ABD-İsrail politikasına ters bir tutum sergilemesi gibi hususların çok olumlu gelişmeler olduğuna inanıyorum. Atatürk'ten beri bu ülkenin başına gelen en iyi şey olabilir bence bu. Yani Türkiye'nin Global ABD-İsrail faşizmine, yani bir bakıma İlüminati'ye devlet bazında açıkça karşı çıkması olasılığı. Ama Erdoğan AKP'sinin de pek çok yoz yönü olduğu gayet açık ve o yüzden tek başlarına ülkeyi gerçekten iyi bir yöne taşıyabileceklerini hiç sanmıyorum. İktidar ve muhalefetin işbirliği yapması gerekiyor. İktidarın da muhalefetin de güçlü olması ve eninde sonunda ortak bir yönetim anlayışını benimsemeleri gerekiyor. Aynı nedenle Kılıçdaroğlu'nun başlattığı Adalet yürüyüşünün muhalefet grupları arasındaki örgütlenmeyi güçlendirici bir etkisi olduğunu ve olacağını düşünüyorum. İktidarın da, muhalefetin de iyi ve kötü yönleri var. Amaç bir tarafı cennete, diğer tarafı cehenneme göndermeye çalışmak değil, iki tarafın iyi yönlerini birleştirerek kötülükleri azaltmaya gayret göstermek olmalı bence.

bozadi

Ege Adaları meselesinde ilginç birşeyler var ama ne anlayamadım. Yunanistan'ın son aylarda ve/veya yıllarda, sanki Ege'de Türkiye'nin ta dibine kadar yeterli sayıda adası yokmuş gibi Türkiye'ye ait olan veya statüsü belirsiz olan adaları işgal ve ilhak hareketi var haberlere yansıdığı kadarıyla ve nedense AKP ve AKP medyası bu konuda çok enteresan bir şekilde üç maymunu oynuyor sanki. "AB pazarlığı" olması hiç muhtemel görünmüyor. Kıbrıs'taki gerilimle ilgili birşey mi, başka birşey mi var anlayamadım henüz.

bigsenfoni

En iyisi ülke olarak  onun bunun provekosyonlarını pek ciddiye almadan gelismeye,ilerlemeye ve ic sistemin iyilestirilmesine odaklanmak.(ekonomi,sosyal,adalet,endistüri,savunma...)Eğer güclü ve tam bağımsız bir ülke olursak onlar kapımıza gelecektir ve bizimle is yapmak istiyeceklerdir.Kapitalizm böyle birsey...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

10 Temmuz 2017

'Türkiye, ABD ve NATO işgalinden kurtulmaya başladı'


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Hamburg'da gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendiren Russia Today muhabiri İgor Molotov, Türkiye'nin ABD ve NATO işgalinden kurtulmaya başladığını belirtti.




Hamburg'da yapılan G20 Zirvesi'nden geriye çok sayıda Putin-Erdoğan fotoğraflarının kaldığını belirten Molotov, fotoğraflarda her iki liderin içten gülümsediğine dikkat çekti.

Putin'in, Erdoğan'ın Suriye'deki krizin çözümündeki katkısını takdir etmesini ve teşekkür etmesini değerlendiren Rus gazeteci, bu açıklamadan iki ülkenin ortak çalışmasının yoğun biçimde sürdüğünün anlaşıldığını belirterek, "Medyadan Türk-Rus ilişkilerine dair hep olumsuz şeyler duymaya alıştık. Oysa Türk Akımı'nın deniz derinliğindeki bölümü döşenmeye başladı, yani bu projenin bozulacağı yönündeki söylentiler asılsız çıktı. Ayrıca sürekli Suriye konusunda istişareler yapılıyor. Türkiye sadece iş ortağı değil Rusya'nın bu istikrarsız bölgesindeki jeopolitik müttefiki haline gelmeye başladı" diye yazdı.

Erdoğan'ın referandum sonucu aradığı tam iktidarı nihayetinde aldığına dikkat çeken Molotov, "Evet her şey pürüzsüz değil ama bu Rusya için çok iyi bir sonuç oldu. Biz, en zor anda, neredeyse fiziksel olarak öldürüleceği bir zamanda, Erdoğan'a destek verdik. Türkiye'deki darbe teşebbüsü sırasında Erdoğan'a yardım elini uzatan Putin oldu. Böylelikle, Rus uçağın düşürülmesiyle ateşlenen kriz aşılmış oldu" ifadelerini kullandı.

Rus uçağın düşürülmesinin büyük ölçekli provokasyon olduğu şimdi ortada olduğunu belirten Molotov, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bunu sineye çekip yoluna devam edebilmek için büyük bir cesarete ihtiyaç vardı. Türkiye'nin muhafazakar NATO karşıtı çevrelerinde bu saldırı açık bir şekilde algılandı: Entelektüel yazar ve siyasetçi Ali Osman Zor, uçağın, ABD'nin çıkarları için çalışan 'turuncu güçler' tarafından düşürüldüğünü söyledi bana. 'Suriye semalarında Türkiye vuruldu' böyle söyledi bana. NATO mantalitesine sahip güçler tek bir vuruşla Erdoğan'ı Rusya'yla müttefik ilişkilerden koparmak istedi. Aynı bu güçler, yüzde yüz ABD yanlısı cumhurbaşkanını iktidara getirmesi gereken darbenin organizatörleriyle de işbirliği yaptı. Açık biçimde Rusya'yla jeopolitik ittifaktan yana tavır sergileyen Ali Osman Zor bana şunu söyledi ki, şimdi Rusya ve Türkiye karşıtı partiler yeniden rövanş peşinde, bunu Rusya'dan yana seçim yaptığı içinde Erdoğan'ın maruz kaldığı suçlamalar yağmurundan görüyoruz".

Bir zamanlar dost olan ve dış politikayı ortaklaşa belirleyen Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın arasını ABD yanlısı güçlerin bozduğunu kaydeden Molotov, aynı bu güçlerin Moskova'yı da 'tarihi düşman' olarak göstermeye çalıştığını ve insanların, Türkiye ve tüm bölgenin düşmanı olan ABD'nin işlediği suçları unutması için elinden geleni yaptığını yazdı.

Erdoğan'ın sıkça NATO mantalitesine sahip güçlerin öfkesini üzerine çekme riskiyle karşı karşıya kalarak Rusya yanlısı duruş aldığını belirten, "Referandumdan sonra Türkiye'nin muhafazakar çevreleri, yeni sultanlarından Rusya'yla işbirliği konusunda ilkeli duruş sergilemesini bekliyor. Bu güçler çoktandır jeopolitik partner olarak seçimini Rusya'dan yana yaptı. Muhafazakarlar gözlerimin içine baka baka bana, 'Avrupa yolundan bıktık' diyorlar" ifadelerine yer verdi.

"Türkiye'nin siyasi işgalden kurtulmaya başladığını görüyoruz" diyen Molotov, eski CIA Başkanı John Brennan ve yardımcısı David Cohen'a karşı darbeyi organize etme suçlamasıyla açılan davaya dikkat çekerek bu konuda şu yorumda bulundu: "Bu ABD karşıtı vektörü güçlendiriyor. Buna karşılık ABD'de CNN, Türkiye'deki oylamayla ilgili haberi 'Türk demokrasinin ölümü' başlığıyla veriyor. Avrupa Parlamentosu da Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili görüşmelerin askıya alınması çağrısının yer aldığı tasarıyı kabul ediyor. Tüm bunlar aslında Türk entelektüeller ve politikacılar için büyük sevinç. Türk komünist ve troçkistlerden sevinç dolu mektuplar aldım. Belki Recep Tayyip Erdoğan da İstanbul rezidansında, NATO yanlısı partinin bir kez daha yenilmesine sevinerek gülümsemiştir".

'Türkler çok açık çocuklar' diyen Molotov, "Onlar bizim ortak ve karmaşık tarihimizi anımsamayı seviyor. İngiltere'nin bu tarihteki rolünü de. O rol ki, yüz yıl sonra şimdi ABD oynuyor" diye ekledi.

Kaynak: Sputnik