Irak’ta Teröristlere Büyük Darbe (2.4.17)

Başlatan bozadi, 02 Nisan 2017, 12:53:53

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

2 Nisan 2017

Irak'ta Teröristlere Büyük Darbe


Irak Savunma Bakanlığı, Musul'un batısında yer alan Telafer bölgesinde 150 IŞİD teröristinin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.




İRNA'nın verdiği habere göre, Irak Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada en az 150 IŞİD teröristinin bugün Irak hava kuvvetlerinin Telafer'in güney batısındaki el-Baac kentine düzenlediği saldırı sırasında etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Sözde IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon sözcüsü de, Şubat ayının yarısında Musul'a saldırı sırasında sayıları 2000 olan teröristlerin sayısının şimdi 1000'den az olduğunu bildirdi.

Öte yandan Irak meclisi üyelerinden Hanin El-Kudu, Musul'un batısının sıcak aylara kadar kurtarılmaması halinde, bu bölgede çevre ve sağlık felaketi yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Kaynak: rasthaber


bozadi

#1
1 Nisan 2017

Rusya, Irak ordusuna silah ve eğitim veriyor


Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı, Rusya'nın Irak'ta terörle mücadeleye yalnızca koordinasyon desteği sağlamadığını,
silah ve eğitim desteği de verdiğini kaydetti.




Rusya, Irak ordusuna da "terörle mücadele" konusunda destek verdiğini açıkladı.

Russia Today'de (RT) yer alan habere göre Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Irak ordusuna silah ve askeri eğitim desteği de verdiklerini kaydetti.

Bogdanov, "Iraklı dostlarımızın terör tehdidine karşı mücadelelerinde başarısını ve Musul'un çabuk özgürleşmesini dilediklerini" söyledi.

Kaynak: soL


bozadi

#2
29 Mart 2017

Haşd Şabi: ABD koalisyonu Musul operasyonundan çekilsin


Irak Gönüllü Halk Güçleri (Haşd Şabi) Sözcüsü Ali el-Huseyni,
 ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun sivilleri öldürmekten başka bir şey yapmadığını belirtti.




Fars haber ajansına demeç veren Gönüllü Halk Güçleri Sözcüsü Ali el-Huseyni, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun önce Irak'ın batı illerinde şimdi de Musul'da yüzlerce sivilin ölümüne sebep olduğunu belirterek koalisyonun operasyonlardan çekilmesi gerektiğini söyledi.

"Uluslararası koalisyon, IŞİD'in desteklenmesine ortak olmuştur. Uluslararası koalisyon IŞİD'e silah ve lojistik desteğinde bulunmakla kalmadı, birçok IŞİD unsurunun kaçmasında da rol oynadı" diyen Ali el-Huseyni,  sözlerini şöyle sürdürdü: "Amerika'nın Irak'taki askeri varlığı sadece askeri danışmanları ve eğitmenleriyle sınırlandırılmalıdır. Irak topraklarındaki tüm yabancıların Irak askerlerine eğitim vermekten başka bir görevi olmamalıdır."

Irak'ın yerel güçlerinin terörle mücadele için yeterli olduğunu belirten Huseyni, "Irak ordu birlikleri, gönüllü Halk Güçleri ve diğer yerel güçler, tıpkı daha önce diğer illerdeki operasyonlarda olduğu gibi Musul'da da IŞİD'i yenip zafer kazanabilecek güçtedir" dedi.   

Irak merkezi hükümetinden ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonu Musul operasyonundan çıkarmasını isteyen Haşd Şabi Sözcüsü Ali Huseyni, "Hükümet, Amerika'nın Irak'a daha fazla asker göndermesine karşı çıkmalıdır. Bu, bütün Irak halkının talebidir. Amerika Irak'ın toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir" dedi.

Amerikan ordusu, uluslararası koalisyonun 17 Mart'ta Musul'un IŞİD kontrolü altındaki el-Cedide bölgesine düzenlediği saldırıda 200'den fazla sivilin öldüğünü teyit etti.

Yerel kaynaklar, uluslararası koalisyonun 17 Mart'taki hava saldırısında IŞİD'e ait patlayıcı yüklü bir kamyonun infilak etmesi sonucu çevredeki tüm evlerin yıkıldığını sivil kayıpların bu sebeple arttığını öne sürüyor.

Amerikalı yetkililer ise 17 Mart'taki saldırıyla ilgili araştırmaların hala sürdüğünü belirterek bölge halkının ve Iraklı yetkililerin bu saldırıda onlarca sivilin öldüğünü söylediğini ifade ediyor.

Musul Belediye Başkanı Abdussettar el-Hebbu, saldırı sonrasında enkaz altından 240 kişinin cesedinin çıkarıldığını açıklamıştı.

Kaynak: Yakın Doğu Haber


bozadi

#3
01 Nisan 2017

Koalisyonun 229 sivili 'yanlışlıkla' öldürdüğü açıklandı


CENTCOM verilerine göre ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyonun, 2014 yılının ağustos ayından şubat ayına kadar toplam 229 sivilin "yanlışlıkla" ölümüne neden olduğu bildirildi.




ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) verilerine göre ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyonun, göreve başladığı 2014 yılının ağustos ayından şubat ayına kadar toplam 229 sivilin "yanlışlıkla" ölümüne neden olduğu bildirildi.

CENTCOM, DEAŞ karşıtı koalisyonun Irak ve Suriye'deki hava saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin sayısına ilişkin şubat ayı raporunu açıkladı.

Aynı süre içinde Irak ve Suriye'de toplam 18 bin 645 hava saldırısının düzenlendiği ve bu saldırılara ilişkin 396 sivil kaybı ihbarı geldiği bildirildi. 396 ihbardan sadece 102'sinin "güvenilir" olduğu belirtilen açıklamada, sivil kayıplarının toplam 229 olduğu açıklandı. Önceki ayın raporunda bu sayı 220 olarak ifade edilmişti.

Pentagon'a göre koalisyon Musul'da 9 sivili "yanlışlıkla" vurdu

CENTCOM, Musul'u kurtarma operasyonunun başladığı 17 Ekim 2016'dan Musul'un doğusunun kurtarıldığı 18 Şubat'a kadar 37 sivil kaybı ihbarı geldiğini, bunlardan 5'inin güvenilir olduğunu ve toplamda sadece 9 sivilin "yanlışlıkla" öldürüldüğünü kaydetti.

Bağımsız kaynaklara göre ölen sivil sayısı çok daha fazla
Ancak yerel kaynaklar ve koalisyonun hava saldırılarını yakından izleyen birçok bağımsız sivil toplum örgütü, Irak ve Suriye'de çok daha fazla sivilin DEAŞ karşıtı koalisyonun hava saldırılarında hayatını kaybettiğini iddia ediyor.

Kaynak: TRT Haber


bozadi

#4
01 Nisan 2017

Yemen Kuvvetlerinden Suudi Güçlere Ağır Darbe


Yemen Savunma Bakanlığı üç gün içerisinde 100'den fazla Suudi askerin ordu kuvvetleri ve halk güçleri tarafından öldürüldüğünü açıkladı.




Yemen Savunma Bakanlığı üç gün içerisinde 100'den fazla Suudi askerin ordu ve halk güçleri arasında sınır cephelerinden yaşanan çatışmalarda öldürüldüğünü ve onlara ait 20 askeri aracın da imha edildiğini belirtti.

Ordu kuvvetleri ve halk güçleri ile Arabistan ve Mansur Hadi'ye bağlı kuvvetler arasındaki çatışmalar aynı şekilde devam etmektedir.

Askeri bir kaynak birkaç saat önce Yemen'in istifa eden Cumhurbaşkanı Abd Rabbuh Mansur Hadi'ye bağlı çok sayıda kuvvetin ordu ve halk güçlerinin keskin nişancıları tarafından Asir cephesinde hedef alınarak öldürüldüğünü açıkladı.

Ordu kuvvetleri ve halk güçleri ile Mansur Hadi'ye bağlı kuvvetler arasında Taiz'n güneyindeki El-Mekha kıyısının doğu cephesinden Zubab bölgesindeki El-Amiri beldesine kadar olan bölgedeki çatışmalar devam etmektedir. İki taraf arasındaki çatışmalar Taiz şehrinin doğusundaki Et-Teşrifat ve Ez-Zehra kampında da devam etmektedir.

Başka bir askeri kaynak ta ordu ve halk güçleri tarafından Asilan bölgesindeki El-Sag beldesinde Mansur Hadi kuvvetlerinin toplanma merkezlerine düzenlenen benzersiz operasyonlarda Mansur Hadi'ye bağlı kuvvetlerden çok sayıda kuvvetin öldüğünü ve yaralandığını ifade etti.

Bu kaynak ordunun operasyonlarında öldürülenler arasında işgalci liderlerden Ahmet Salih Ahmet Hüseyin El-Gayti'nin de bulunduğunu belirtti.

Suudi Arabistan bazı bölge Arap ülkelerinin koalisyonu ile birlikte 26 Mart 2015 yılından itibaren Yemen'in istifa eden Cumhurbaşkanı Abd Rabbuh Mansur Hadi'yi yeniden iktidara geçirmek için Yemen'e karşı saldırılara başlamış, bu saldırıların Suudi Rejimi için binlerce masum insanın öldürülmesinden ve Yemen'in tahrip olmasından başka bir sonucu olmamıştır.

Birleşmiş Milletler 'in raporuna göre Arabistan'ın Yemen'e karşı düzenlediği saldırılarda 7400'den fazla kişi hayatını kaybetmiş ve 40 binden fazla kişi de yaralanmıştır.

Kaynak: Tasnim News


bozadi

#5
01 Nisan 2017

Abdülmelik El-Husi: Amerika Ve İsrail Bizim İlk Düşmanlarımızdır


Yemen Ensarullah Hareketi Lideri yaptığı konuşmada İran'ın duruşunu takdir ederek, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi işgalciler karşısında direneceklerini belirtip, Siyonist Rejim ve Amerika'nın öncelikli düşmanları olduğunu ifade etti.




 Yemen Ensarullah Hareketi Lideri Abdülmelik Bedreddin El-Husi Yemen'in Müslüman oluşunun yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu: 'İslam'ın doğuşuyla birlikte İslam tarihi semalarında bir yıldız gibi parlayan Yemenlilerdi.

Yemen, Yemen'in tarihi ve kimliğinin İslam ile sağlam bağları bulunmaktadır.

Bizim halkımız bugün bu nedenle yani tağuta kulluk etmediği için hedef alınmaktadır. Yemen halkı İslam'ı yok etmek isteyen ve İslam ümmetini hedef alan kafirlerle ve tağutlarla mücadele etmektedir. Yemen halkının büyük ve önemli bir rolü olmuştur ve her zaman İslam ordusunun ilk saflarında yer almıştır ve İslam ümmeti sorunlarla mücadelede onlardan yararlanmıştır.

Düşmanlar bizim kimliğimizi yok etmek istiyorlar. Düşman bize karşı savaşında birçok sorunla karşı karşıyadır ve bu savaş siyasi değildir. Onlar bizi kendilerine köle yapmaya ve bize hâkim olmaya çalışmaktadır. Düşman, uşaklarından insanlıklarını, onurlarını ve dinlerini satın almaktadır.

Suudi-Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika, topraklarımızı, adalarımızı ve dünyanın en önemli deniz yollarından olan Bab'ül Mendeb Boğazını bizden yağmalamak istiyor. Suudiler, Birleşik Arap Emirlikleri ve onların liderleri bütün Yemenlileri aşağılamak istiyor. Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı uşakların mutlak bir şekilde Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri Rejimleri nezdinde bir değeri yoktur ve bu kişiler bu rejimlere kölelik etmektedir. Eğer ilke ve değerleri bir kenara bırakırsak bu düşmanın isteklerini kabul ettiğimiz anlamına gelir. Uşaklar kendilerini çok ucuza satmışlardır.

Düşman bizim zenginliklerimizi yağmalamak için yarış halindedir ve münafıklara biat etmişlerdir. Amerika'nın eski Büyükelçisi Yemen'i el değmemiş bir zenginlik olarak nitelendirmiştir. Onlar bizim umutsuzluğa kapılmamızı isterken, bir halk hükümetine sahip olmamızı istememektedir.

Onlar kendi politika ve diktelerine bağlı küçük bir hükümet istiyorlar. Onların amacı Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri menfaatlerinden sorumlu bir hükümet oluşturmaktır. Siyasi çözüm için birçok fırsat bulunmaktadır ama düşmanlar siyasi bir çözümün değil Yemen'e hâkim olmanın peşindedir.

Bugün Yemen toplumuna girmek ve kültürel saldırı ile İslam'a zarar vermek istiyorlar. Amerika'nın Sana'daki Büyükelçiliği bazı kanallarla Yemen'in dini toplumundaki ahlaki değerlere zarar vermek istemiştir. Düşman, dini ve kültürel saldırılarının yanı sıra Yemenlilerin ahlakına da kapsamlı bir şekilde saldırmıştır. Bütün alimler Yemenlileri tekfirci düşünceye karşı desteklemelidir. Tekficiler İslam adı altında zarar veriyorlar. Tekfirci düşünce Yemenlilerin kimliğini hedef alıyor ve bu İslam ümmetinin karşı karşıya olduğu en kötü saldırıdır. Kültürel saldırı ile mücadele etmeli, kimliğimizi korumalı ve elimizden gelen bütün yollarla bozgunculukla mücadele etmeliyiz.

Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemenlilerin kimliğini yok etmek, onlara hâkim olmak, Yemenlilerin iradesini kırmak, onları umutsuzluğa düşürmek, Yemenlileri köleleştirmek ve onların menfaatlerini yağmalamak istiyor.

Biz düşmandan esirler aldık ve bizim bazı evlatlarımız da düşmanın elinde esirdir ve biz bu konuda esir değişimine hazırız. Biz düşmanı topraklarımızdan çıkarana kadar direnişimize devam edeceğiz. Birleşik Arap Emirlikleri Lehec eyaletine ulaştıktan sonra esir değişimine engel oldu. Biz sahil savaşına önem veriyoruz ve kabilelerden, Halk Güçlerinden ve gençlerden sahil savaşlarını dikkate almalarını istiyoruz. Amerika, Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin liderliğinde El-Hadide'nin hedef alınması operasyonları mevcuttur. Muhammed Bin Salman hayati bir öneme sahip olan El-Hadide Limanını hedef alma konusunda izin almak için Trump'ın yanına gitmiştir. Biz sonsuza kadar Yemen'i savunacak ve Yemen'i Amerika, İsrail, Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin işgalinden kurtaracağız.

Yemen'de yaptıkları her şey İsrail içindir. Arap Liderleri Zirvesi ölülerin zirvesiydi ve onlar ümmetin temel sorunlarını dikkate almadılar ve Filistin meselesi onların nezdinde ölmüştür. Ölüler toplantısı dünyaya gelmiştir aynı Filistin meselesinin de onlar nezdinde ölü olduğu gibi.

İran'ın nüfuzu işgallere devam etmek için bir bahanedir. Herkes Filistin'in destekleyenin Arabistan değil, İran olduğunu biliyor. Amerika'nın Irak savaşına katılmaya cesareti yok. İran'ın Yemen ve Yemen'i destekleme konusundaki duruşu takdire şayandır. Biz öncelikli düşmanlarımızın Amerika ve İsrail olduğunu vurguluyoruz ve Amerika ve İsrail için İran' a düşman olmayacağız.

Kaynak: Tasnim News


bozadi

#6
01 Nisan 2017

İsrail'in yerleşim kararına BM'den kınama, ABD'den çekince


Birleşmiş Milletler, İsrail'in işgâl altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimi inşa etme kararını kınadı. ABD ise yeni yerleşimin 'barış konusunda ilerlemeye yardımcı olmadığını' ifade etti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in işgâl altındaki Batı Şeria'da yeni yerleşim birimleri inşa etme kararının kendilerini hayâl kırıklığına uğrattığını belirtti.




Antonio Guterres, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde yasadışı olup barışa engel teşkil ettiğini hatırlattı.

BEYAZ SARAY'DAN UYARI

AFP'ye konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi ise eski yerleşimleri barış için engel olarak görmeseler de, 'daha fazla yerleşimin sınırsızca kurulmasının barış konusunda ilerlemeye yardımcı olmadığını' belirtti.

"GERGİNLİĞİ TIRMANDIRACAK TEHLİKELİ BİR ADIM"

Filistin Hükümet Sözcüsü Yusuf Mahmud yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in kararını "gerginliği tırmandıracak tehlikeli bir adım" olarak niteleyerek, "Bu karar, işgal hükümetinin siyasi sürece dönülmesi yönünde harcanan tüm çabaları engelleme ısrarını yansıtıyor" ifadelerini kullandı.

Söz konusu adımın "işgali perçinleme amacı" taşıdığını belirten Mahmud, "İsrail bu onayla, halkımız ve uluslararası toplumun iradesine açıkça meydan okuyor, Birleşmiş Milletler karar ve anlaşmalarını hiçe sayıyor" ifadelerini kullandı.

"ARAP LİDERLERE MEYDAN OKUMA"

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Bu karar İsrail'in uluslararası hukuk dışında işler yapmayı sürdürdüğünü teyit ediyor. Bu, Filistinlileri göçe zorlayıp topraklarına el koyan işgalin ırkçı politikasının devamıdır" dedi.

Hamas Sözcüsü ayrıca, önceki gün Ürdün'de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne işaret ederek, İsrail'in bu kararının Arap liderlere karşı "gerçek bir meydan okuma" niteliği taşıdığını belirtti.

28. Arap Birliği Zirvesi'nin sonuç bildirisinde İsrail'e Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşim birimi faaliyetlerini bir an önce durdurma çağrısı yapılmıştı.

"TARTIŞMA VE MÜZAKERE KONUSU YAPILAMAZ"

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Genel Sekreteri ve Başmüzakereci Saib Ureykat, kararla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail yönetimi, işgali ve ırkçı politikalarını sürdürmeye teşvik edilerek, Filistin topraklarında savaş suçu işlemesi ve uluslararası kanunları hiçe saymasından dolayı ödüllendirilerek barış tesis edilemez" ifadesini kullandı.

Açıklamasında, ABD, BM ve AB'ye, İsrail'in cezasız kalmaması ve herhangi bir çözüm öncesinde sahada gerçekleştirdiği emrivakilerin durdurulmasının gerektiği mesajını veren Ureykat, yerleşim birimi inşaatlarının hiçbir şekilde tartışma ve müzakere konusu yapılamayacağını vurguladı.

25 YILDIR İLK KEZ

İsrail Başbakanlık Ofisi, Batı Şeria'da yeni bir Yahudi yerleşim birimi kurma kararının Güvenlik Kabinesi tarafından onaylandığını duyurmuştu. Şubat ayında özel mülk üzerine yerleşim inşa edildiği gerekçesiyle, Batı Şeria'daki Amona'dan 40 Yahudi aile tahliye edilmişti. Bu ailelerin, yeni yerleşime taşınmaları planlanıyor.

İsrail, böylece yaklaşık 25 yıldır ilk kez yeni bir Yahudi yerleşim biriminin resmen kurulmasına onay verdi.

İsrail yönetimi, 1993'teki Oslo Anlaşması'ndan bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te mevcut Yahudi yerleşim birimlerini sürekli genişletiyor, ancak yenilerini kurmuyordu.

İsrail'in fiili işgâli altında olan Batı Şeria'da yaklaşık 400 bin, Doğu Kudüs'te ise 200 bin Yahudi yerleşimci bulunuyor. Uluslararası hukuka göre buradaki Yahudi yerleşimlerin tümü yasadışı kabul ediliyor.

İki milyona yakın Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi ise 2007'den beri İsrail ablukası altında bulunuyor.

Kaynak: mynet


bozadi

#7
31 Mart 2017

İsrail'den BM'yi cezalandırma kararı


İsrail, aleyhinde çıkan kararları gerekçe göstererek Birleşmiş Milletlere yaptığı mali yardımı azalttığını açıkladı.




Rusya el-Youm'un haberine göre İsrail Dışişleri Bakanlığı, aleyhine çıkan kararları gerekçe gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletlere yaptığı yıllık yardımdan 550 bin dolar kesinti yaptı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emanuel Nahşon, bugün yaptığı açıklamada BM yardımlarından yaptıkları 550 bin dolarlık kesintiyi söz konusu BM kararlarının oylanması sırasında İsrail lehine oy veren ülkelere harcayacaklarını söyledi.

Emanuel Nahşon, bu kararın Başbakan Benyamin Netanyahu'nun tavsiyesi ile alındığını açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi geçtiğimiz Cuma günü İsrail-Filistin çekişmesi konusunda 4 karar yayımlamış ve İsrail'i işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında inşa ettiği Yahudi yerleşkeleri sebebiyle kınamıştı.

Kaynak: 7SABAH


bozadi

#8
2 Nisan 2017

Rusya: Koalisyonun IŞİD'in Musul'daki savaş suçlarını gizlemesi karşısında şaşkınız


Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun, IŞİD'in Musul'da işlediği savaş suçlarını gizlemesi ve sivillerin bulunduğu binaları vurması karşısında şaşkın olduklarını ifade etti.




Koalisyonun IŞİD'in Musul'daki savaş suçlarını gizlemeye çalışmasının nedeninin belirsiz olduğunu söyleyen Konaşenkov, "Teröristlerin savaş suçlarını gizlilik perdesi altında saklayan ABD komutanlığı hangi motiflerle hareket ediyor? Bu kanıtlara sahip olan koalisyon, 'akıllı bombalar' ile sivillerin bulunduğu binalara hava saldırısı düzenliyor ve onları korkunç şekilde ölüme mahkum ediyor?" sorularını yöneltti.

'PENTAGON'UN ABSÜRD AÇIKLAMALARI OPERASYON PLANLAMA SEVİYESİNİ GÖSTERİYOR'

Koneşenkov, ABD Savunma Bakanlığı'nın Irak'ta bombardımanlar sonucunda meydana gelen kitlesel ölümleri gerekçelendiren absürd açıklamalarının operasyon planlama seviyesini ortaya koyduğunu ve akıllı bombaların sözde 'üstünlüğünü' gösterdiğini de vurguladı.

'RUSYA'NIN HALEP VE ABD'NİN MUSUL OPERASYONLARI BİRBİRİNDEN FARKLI'

Öte yandan, Rusya'nın Halep ve ABD'nin Musul operasyonları arasındaki farklara işaret eden Konaşenkov, şu ifadeleri kullandı:
"Rusya Hava-Uzay Kuvvetleri Halep'te kullanılmadı. Rusya, Halep'te dikkatini insani koridor çalışmalarıyla insani yardım ulaştırma çabalarına odakladı. Koalisyon sözcüsü Joseph Scrocca'ya göre, Musul'da sivil kayıplara rağmen, koalisyon çatışmalar şiddetlendiğinde dahi geri çekilmiyor."

'KOALİSYONUN OPERASYONLARI İNSANİ BOYUT TAŞIMIYOR'

Konaşenkov, bu nedenle koalisyonun Musul'daki operasyonu için insani boyuttan söz etmenin imkansız olduğunu vurguladı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#9
02 Nisan 2017

Pakistan Müslümanlar Birliği Ve Ehl-i Sünnet Birliğinden
Suudi Arabistan Tepkisi


Pakistan Şiileri ve Ehl-i Sünnet mensupları düzenledikleri ortak konferansta, General Rahil Şerif'in Suudi askeri Koalisyona komutanlıkta bulunmasının telafi edilemez zararlar vereceğini vurguladılar.




Pakistan Savunma Bakanlığının General Rahil Şerif'in Al-i Suud askeri Koalisyonuna komutanlıkta bulunmasını onaylama kararı almasının ardından bu ülkedeki Müslümanlar çeşitli tepkiler gösterdiler.

Pakistan Müslümanlar Birliği Meclisi ve aynı zamanda Pakistan Ehl-i Sünnet Birliği ortak bir konferans düzenleyerek, Pakistan ordusu eski komutanlarından Rahil Şerif'in Al-i Suud'un oyuncağı haline gelmemesi gerektiğini vurguladılar.

Pakistan Müslümanlar Birliği Meclisi Başkanı Allame Race Nasır konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Dünyada terörist grupların yayılmasına neden olan Al-i Suud Hükümetidir ve Yemen'de acımasızca masum insanları katletmesi Al-i Suud'un şeytani eylemlerinden sadece biridir. Al-i Suud Koalisyonunun oluşturulması İsrail menfaatlerini korumak içindir ve başka hiçbir amacı yoktur. Bu koalisyon İslam ülkelerini asıl sorun olan terörist gruplardan gafil kılmıştır."

Bu konferansta General Rahil Şerif'in terörle mücadele konusunda çok iyi bir sabıkaya sahip olduğu belirtilerek, Rahil Şerif'in Al-i Suud Birliğine bağlanmaması ve Yemen'de savunmasız insanların öldürülmesine ortak olmaması gerektiği çünkü Pakistan halkının büyük bir kısmının ülkelerinin Yemen savaşına katılmasını istemediği vurgulandı.

Pakistan Ehl-i Sünnet Birliği Başkanı Sahibzade Hamit Rıza da şu açıklamalarda bulundu: "Eğer Al-i Suud gerçekten İslam ordusunu yönetmek istiyorsa, neden mazlum Filistin ve Keşmir Müslümanları karşısında sessiz kalıyor? Neden İsrail ve Hindistan'a karşı savaş başlatmıyor?"

Al-i Suud, Ensarullah kuvvetlerine karşı zafer kazanma konusunda aciz kalınca Pakistan gibi diğer ülkelere yönelmiş ve bu ülkeden askeri kuvvetlerini bölgeye göndermesini istemiştir ve bu konu Pakistan Meclisinin muhalefeti ile karşı karşıya kalmıştır.

Al-i Suud terörle mücadele konusunda iyi bir geçmişe sahip olan General Rahil Şerif emekli olduktan sonra ondan Suudi askeri Koalisyonunun komutanlığını yapmasını istemiştir.

Bu talep Pakistan Savunma Bakanlı tarafından onaylanmış ve Pakistan halkı bu olay karşısında öfkelerini dile getirmişlerdir.

Al-i Suud iki yıldır Yemen'in istifa eden Cumhurbaşkanı Abd Rabbuh Mansur Hadi'yi yeniden iktidara getirme bahanesiyle Yemen halkına karşı acımasızca saldırılarına devam etmiş ve 12 bin kişinin ölümüne neden olmuştur.

Kaynak: Tasnim News