Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sri Nisargadatta Maharaj

Başlatan maiterya, 10 Eylül 2015, 02:06:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fidelista

#60
Ben im diye meditasyon yapmıştım bir süre 6. çakramda (kaşların arası)  bazı hareketlenmeler hissetmiştim çok güzeldi neden bıraktığımı bilmiyorum OP ler yüzündenmi nedir.:)

bozadi

#61
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Ben im diye meditasyon yapmıştım bir süre 6. çakramda (kaşların arası)  bazı hareketlenmeler hissetmiştim çok güzeldi neden bıraktığımı bilmiyorum OP ler yüzündenmi nedir.:)
Olabilir :=)

bozadi

#62
Alıntı YapM: ...Söylediğim doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, hatırlayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın. Bana sabır gösterin ve her şeyden çok kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz. Yol sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve dualite ötesi gerçeği hayal ürünü bir soyut kavram olarak ret ve inkâr ettikçe, benim sadaka verir gibi kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu göreceksiniz.

bozadi

#63
Alıntı YapM: ...Siz çalışmayı sürdürün, tüm evren sizinle birlikte çalışacaktır. Ne de olsa, doğru olanı yapma fikri size bilinmeyenden gelir. Sonuçlar söz konusu olduğunda onu bilinmeyene bırakın, sadece gereken davranışlarda bulunmayı sürdürün. Siz upuzun neden-sonuç zincirinin yalnızca bir tek halkasısınız. Temelde, tüm olanlar yalnızca zihinde cereyan eder. Bir şey için tam gönülle, sebatla ve sürekli çalıştığınız zaman, o gerçekleşir; çünkü olayları oldurmak zihnin fonksiyonudur.

Gerçekte hiçbir şey eksik değildir, hiçbir şeye gereksinim yoktur, bütün işler sadece yüzeydedir. Derinliklerde mükemmel huzur vardır. Bütün sorununuz, kendinizi tarif etmek suretiyle sınırlandırmış olmanızdan kaynaklanıyor.
 
Kendinizi şu ya da bu olarak düşünmediğiniz zaman bütün çatışma biter. Sorunlarınıza çare bulmak için yapacağınız her girişim başarısızlığa mahkûmdur, çünkü arzunun neden olduğu şey ancak arzudan kurtulmuş olmakla giderilebilir. Siz kendinizi zaman ve mekân içine kapatmışsınız, bir ömür süresi ve bir beden hacmi içine sıkıştırıp sokmuşsunuz ve böylelikle sayısız doğum ve ölüm, zevk ve acı, umut ve korku çatışmaları yaratmışsınız. İllüzyonları terk etmedikçe sorunlarınızdan kurtulamazsınız.

...

S: Nasıl evrensel olabilirim?

M: Fakat zaten evrenselsiniz. Şimdiden olduğunuz bir hale ulaşmaya ne ihtiyacınız vardır ne de olanağınız. Sadece, kendinizi ayrı bir parça olarak imgelemeyi bırakın. Gelip geçici olanın varlığı yoktur. O, görüntüsünü gerçeğe borçludur. Siz bir dünyanın varlığını biliyorsunuz ama dünya sizi biliyor mu?

Tüm bilgi sizden akar, tüm varlık ve tüm haz da öyle. Ebedi kaynak olduğunuzu idrak edin ve her şeyi kendinizden kabul edin. Böylesi bir kabul gerçek sevgidir.
 
S: Söylediklerinizin hepsi kulağa çok hoş geliyor. Fakat insan onu bir yaşam biçimi haline nasıl getirebilir?
 
M: Evinizi asla terk etmemiş olduğunuz halde, eve giden yolu soruyorsunuz. Yanlış fikirlerden kurtulun, bu yeter.

bozadi

#64
Son günlerde meditasyon konusunun tartışmalarda birkaç kez ön plana çıkmasının da etkisiyle, normalde pek sabır gösteremediğim sessiz/gözlemsel meditasyon denemesinde bulunasım geldi biraz önce.

Zihnim genelde olduğu gibi karman-çorman ve bazı karamsarlıklarla, olumsuzluklarla boğuşuyordu. Sessiz ve objektif gözlemi (veya bunun çabasını) biraz daha derinleştirdim. Kaos gözlemliyordum daha çok. Bilincimin darmadağınık olduğunu, bir korkaklık veya benliksel bir zayıflık deneyimlediğimi farkettim. Kendimi göremiyordum. Kendimde değildim. Algılayabildiğim tüm varlığımı algılayabildiğim tüm çevreyle birlikte bir bütün olarak ve huzurlu-güvenli, daha doğrusu iyi niyetli bir şekilde görebilmem gerektiğini hissettim veya hatırladım. Varlığa güvenme, onu sevme, onu iyileştirme namına inisiyatif almakta bir karamsarlık ve endişe deneyimlediğimi anladım. Ama bunun farkına varır varmaz gereğini yaptım bir ölçüde. Varlığımı tüm varoluş içinde bir bütün olarak gördüm, görselledim, iyi niyetli bir şekilde. Çok uzun sürmedi, tekrar konsantrasyonum dağıldı, kaos arttı ama tekrar tekrar kendimi bir bütün olarak görmem, kendime iyi niyetle bakmam gerektiğini hatırladım. Şifa buradaydı. Bunu istemeli, cesur olmalı, irade, disiplin göstermeliydim. Hiçbir şeyin bundan daha öncelikli, daha önemli olmadığını hissettim. Bunu yapmadıktan sonra, kendime bilinçli bir şekilde iyilik/şifa yapamadıktan sonra ne içte ne de dışta hiçbir şey gerçekten yolunda gidemezdi.

Bu arada, meditasyonun yani sessiz ve dingin öz-gözlemin başlıca fonksiyonlarından birini de daha iyi hatırlamış oldum sanırım. Dış tesirlerle etkileşimimizi mümkün olduğunca azaltıp veye kesip bilincimiz açık bir şekilde ama sessiz ve sakin bir şekilde beklediğimizde öncelikli olarak gözlemlediğimiz şey bizim kendi "alanımızdan" başka birşey değil. Yani kendimizi, kendi durumumuzu ve alanımızı, bilinç alanımızın durumunu gözlemliyor oluyoruz büyük ölçüde, şu veya bu objektiflik düzeyinde. Dolayısıyla, meditasyon deneyiminde olumsuzluk hissetmek aslında kendi bilincimizdeki bir olumsuzluğun varlığının farkındalığı muhtemelen. Veya meditasyon sırasında bir tür olumsuz etkiye veya bir tür tehdide, bir tür saldırıya maruz kaldığımızı veya kalabileceğimizi hissetmek, aslında o saldırının veya o olumsuz tesirlerin veya tehdidin zaten mevcut olduğu, meditasyondan kaynaklanmadığı, meditasyonun sadece buna dair farkındalığı veya "duyarlılığı artırdığı" anlamına geliyor diye düşünüyorum. Elbette istisnaları olabilecek olmakla birlikte, basit kurallarına göre yapılan bir meditasyon uygulaması kendi başına olumsuzluk yaratmaz ve buna neden olmaz, sadece zaten olmakta veya olabilecek olanı "gösterir". Aslında bu da meditasyonun ne kadar önemli ve gerekli bir uygulama olduğunu gösteriyor. Çok sayıda ve muhtemelen epeyce de egotik koşullar içeren dış tesirlerle aktif etkileşim halindeyken, bilincimizde ne veya neler deneyimlemekte olduğumuza dair farkındalığımızın hassasiyetinde ciddi kayıplar olur. Meditasyon, amacı gereği çok sayıdaki dış tesirlerle olan etkileşimleri önemli oranda azaltan bir uygulama olduğundan (gürültülerin, kesintisiz hareketlerin, stresin, tepkilerin azaltılması, dinlemeye, duymaya, görmeye odaklaklanış) farkındalık duyarlılığımızı tekrar artırmaya yarıyor. Fotoğraf makinesinin yaptığı işle çok benzer bir işlevi var. Fotoğraf makinesi "objektiften" ışığı alır ve içindeki karanlık haznede o ışığı "boş/alıcı" bir katmana basar. Makineye objektif dışında hiçbir yerden ışık girmemelidir, yoksa sağlıklı bir fotoğraf çekilemez. Bu aynı zamanda eski tip film rulolu makinelerle çekilen footğrafların "tab edilme" sürecinde de geçerli olan şey diye biliyorum ("karanlık oda"). Meditatif sessizlik, hareketsizlik, etkileşimsizlik, alıcılık, bakma, dinleme yoluyla fotoğraflarını çekmekte olduğumuz şey kendi bilincimizdir, kendi bilinç alanımızdır. Çekilen fotoğraflarda, yani yapılan gözlemlerde hem kendi içsel durumumuzu, hem de dışarıdan almakta olduğumuz ve/veya aldığımızı algıladığımız etkileri gözlemleriz. Meditasyonun kalitesi fotoğraf kalitesini belirleyen şey oluyor sanırım bu durumda. Ve bu anlamda meditasyon yapmamızın ve meditasyon uygulamasında kendimizi geliştirmenin ne kadar doğal ve gerekli olduğu sonucuna da varıyorum. Elbette meditasyon çeşitleri olabilir, belirli bir amaçla, özellikle belirli bir alanda belirli bir gözlem yapmaya yönelik meditasyonlar olabilir, ben genel anlamda bir meditasyonu kastediyorum.

Bu benzetme örneğinde eksikler, boşluklar, hatalar olması muhtemeldir, birlikte geliştirmemizi dilerim.

bozadi

#65
Bu arada, fotoğrafı çeken ve gözlemleyen esas irade (fotoğrafçı) tabi ki kendi benliğimiz, kendi varlığımız, kendi bilincimiz ama bu süreçte benliğimizin daha derin veya daha yüksek seviyelerinin de bir etkisi, etkileşimi olduğunu tahmin ediyorum, ki bu da zaten meditasyonun doğal amaçlarındandır.

bozadi

#66
Alıntı Yap
S: Sadece varoluşla tatmin olmak, zaman geçirmenin en bencilce şekli gibi görünüyor!

M: Bencilliğin en değerli şekli! Elbette bencil olun, Öz'den başka her şeyi kenara koyun. Siz öz varlığınızdan başka bir şeyi sevmediğinizde, bencilliğin ve bencil olmayışın ötesine geçersiniz. Bütün ayrımlar anlamlarını yitirirler. Birin sevgisi bütünün sevgisiyle birleşir; onlar sevgide, hiçbir belli kimseye yöneltilmemiş, hiçbir kimseden esirgenmeyen saf sevgide bir olurlar. O sevgide kalın, durmaksızın onda derinleşin. Kendinizi inceleyin ve incelemeyi sevin, o zaman sadece kendi sorunlarınızı değil fakat insanlığın sorunlarını da çözeceksiniz. Ne yapmak gerektiğini bileceksiniz. Yüzeysel sorular sormayın; esaslara eğilin, varlığınızın köklerine kadar.



bozadi

#67
KH'den BH'ye giden yol daha güzel tasvir edilebilir miydi acaba?

bozadi

#68
Alıntı Yap
M: İşinizi yapın. Bir an serbest kaldığınızda içinize bakın. Önemli olan, fırsat çıktığında onu kaçırmamaktır. Bütün boş zamanlarınızı dolu dolu kullanın. Bu yeterlidir.

M: Gerçek varlığınızı bildiğiniz anda, hiçbir şeyden korkmazsınız.

M: Siz insanlar, gerçek benliğinizi bilmemekle neler kaçırdığınızı bilmiyorsunuz.


fidelista

#69
Anlaşılan o ki bütün mesele zihni sakinleştirebilmekte geçiyor,bir odada farklı kanallara bağlı bir çok radyo televizyon müzik seti açık ve volumleri rastgele artıp azalıyor ve telefonla uzak bir dostunla konuşmaya çalışyorsun durum bu maalesef.

bozadi

#70
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Anlaşılan o ki bütün mesele zihni sakinleştirebilmekte geçiyor,bir odada farklı kanallara bağlı bir çok radyo televizyon müzik seti açık ve volumleri rastgele artıp azalıyor ve telefonla uzak bir dostunla konuşmaya çalışyorsun durum bu maalesef.
Zihnimizin içinde bulunduğu kaos böyle birşey, evet. Meditasyonun anlam ve önemi de bundan kaynaklanıyor.

bozadi

#71
Alıntı Yap
S: En Yüce Hal'e ulaşıldığında, bu başkaları ile paylaşılabilir mi?

M: En Yüce Hal evrenseldir, burada ve şimdi; onu zaten herkes paylaşmaktadır. O var olma halidir - bilmek ve sevmek. Kim var olmayı sevmez, ya da kendi mevcudiyetini bilmez? Fakat biz bu bilinçli olma hazzından yararlanmıyoruz, onun içine dalarak, ona yabancı olan her şeyden onu arındırmıyoruz. Bir zihinsel kendini-arındırma çalışması, yani psişenin temizlenmesi esastır. Nasıl göze kaçan bir toz zerresi iltihaplanmaya yol açarak dünyayı silip yok ederse, öylece, "Ben beden-zihinim" şeklindeki yanlış fikir de, evreni karartan bir benlik-ilgisine (ego düşkünlüğüne) neden olur. Sınırlı ve ayrı bir kişi olma hissiyle mücadele etmek boşunadır, bunun kökleri açığa çıkarılmadıkça. Bencillik, insanın kendisiyle ilgili yanlış fikirlerinde kökleşir. Zihnin arındırılması, berraklaştırılması Yoga'dır.


bozadi

#72
Alıntı Yap
S: İşte burada önünüzde oturuyorum. Ben rüya görüyorum ve siz benim rüya konuşmamı izliyorsunuz. Aramızdaki bağlantı nedir?

M: Benim sizi uyandırma niyetim aramızdaki bağlantıdır. Gönlüm uyanmanızı diliyor. Rüyanızda ıstırap çektiğinizi görüyorum ve dertlerinizin bitmesi için uyanmanız gerektiğini biliyorum. Rüyanızın rüya olduğunu idrak ettiğinizde uyanırsınız. Fakat ben rüyanızın içeriğiyle ilgilenmiyorum. Uyanmanız gerektiğini bilmek benim için yeterlidir. Rüyanızı belli bir sonuca vardırmanız ya da onu soylu, mutlu, veya güzel yapmanız gerekmez; bütün yapmanız gereken, rüya gördüğünüzü idrak etmektir. İmgelemeyi bırakın, zannedip inanmayı bırakın. İnsanlık halindeki çelişkileri, uyuşmazlıkları, yalanı ve kederi ve bunlardan öteye geçmenin gereğini görün.


bozadi

#73
Alıntı Yap
M: Tıpkı güneşin doğması ile nasıl her şey olduğu gibi görünürse, kendinizi bildiğinizde de her şeyi olduğu hali ile görürsünüz. İllüzyonlar dünyası geride bırakılmıştır. ... Doğal halinize dönmüş olduğunuzu hiçbir arzu ve korkunun bulunmayışı ile anlayabilirsiniz.

S: Spiritüel aşama için bana gitmemi önereceğiniz belli bir yer var mıdır?

M: Tek uygun yer içinizdedir. Dış dünya ne yardımcıdır, ne de engelleyicidir. Sizi hedefinize götürecek hiçbir sistem, hiçbir davranış kalıbı yoktur. Gelecek için olan tüm uğraşlardan vazgeçin, tamamen şimdi'de konsantre olun; sadece, hayatın her olayına, onlar gerçekleştikçe nasıl karşılık verdiğinizle ilgilenin.

S: Gezip dolaşmak için duyulan dürtünün nedeni ne olabilir?

M: Neden yoktur. Sadece, gezip dolaştığınız rüyası görüyorsunuz. Birkaç yıl geçmeden, Hindistan'daki geçirdiğiniz zaman size bir rüya gibi gelecek. O zaman da, bir başka rüya görmekte olacaksınız. Farkına varmalısınız ki rüyadan rüyaya gezinip duran siz değilsiniz, fakat rüyalar sizin önünüzden akıp gitmektedir ve siz değişmez tanıksınız. Hiçbir olay gerçek varlığınızı etkileyemez. Mutlak gerçek işte budur.


bona fide

#74
S: Sevgi neden seçicidir?
M: Sevgi seçici değildir, arzu seçicidir. Sevgide yabancılar yoktur.
Bencillik merkezi yok olduğu zaman, bütün haz arzusu ve ıstırap korkusu biter; insan artık mutluluk peşinde koşmaz, mutluluğun ötesinde, saf bir yoğunluk, tükenmez enerji ve bitmeyen bir kaynaktan vermenin coşkusu (vecdi) vardır.

bu ayırımsızlığa ulaşmak isterim. artısı eksisi kredisi olmadan fark gözetmeksizin tutkulardan arınarak ve bağlanmadan cesurca. kahredici geliyor ilk etapta sonra sevgi özgür bırakmaksa diyorum kaybetme endişesi gereksiz.ve rahatlıyorum.
maharaja teşekkür etmişmiydim etmedimse onada sonsuz minnet ve teşekkürlerimi sunarım.