Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Literatürde Olmayan Orjinal Fikilerimiz

Başlatan Tiversonus, 23 Mayıs 2009, 14:17:21

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Bu bölümde sevgili Pınar\'ın yazdığı ve bana söylediği bir sözden dolayı haklı olabileceğini düşünerek (elbette yaratıcıyız biz) bu bölümü açtım...Ve başlıyorum;


1. Eskiden gökten kurbağa yağdığı söylenir, benim düşünceme göre bu 5. yoğunluk öğrencilerinin deneme ve ders pratiği olarak yaptıkları fareler, kurbağalar boşa gitmesin diye yukarıdan aşağıya atılan kurbağalardır:)))

NOT: Yazımın telif hakları bendedir, kaynak bildirerek \"copya ve pasta\" yapabilirsiniz:))

Tiversonus

#1
2. Fiziksel ölüm ile gidelen 5. yoğunluk koruma altına alınmış bir bölge olduğu için, oradaki bilgileri okuyanlar, sakın karanlık enerjilerin de ayrı bir koruma bölgesi içinde olduklarını unutmasınlar, yani onlar var.

Tiversonus

#2
3. Dünya arenasına verilen bilgiler:
(Özgür iradeleri bozmayacak bilgiler)+(özgür iradeleri ile bulunacak bilgiler)+(özgür irade dışındaki bilgiler) 'in yani bilginin bir kısmıdır: Sınavı bozacak bilgiye izin verilmez:)) Ve ben bunu veriyorsam, ya sınavı bozmuyordur, ya da okunup kabul edilmeyecektir:))))

Tiversonus

#3
4. Eğer Dünya 4. yoğunluğa geçecek ise; bağlı olduğu Güneş'te mutlaka farklı bir oluşum yaşanacak, çünkü Güneş sistemin kalbidir.

Tiversonus

#4
Kuantum Dünyası Göksel Dünya Olabilir Mi?

En, boy, yükseklik işte bir nesnenin fiziksel olduğunun görüntüsü. Elimize aldığımız bir kalem veya herhangi bir nesne bu üç, ölçülebilir fizikselliğe bağlı. Yani işte şu kadar santim veya metre diyoruz. Bir de bu görüntüleri ile ilişkisini bildiğimiz ancak hala bir imgelemesini dahi yapamadığımız "zaman" var. İşte bunları topladığımızda bulunduğumuz fiziksellik ortaya çıkıyor. Ancak şu zamanın diğer en, boy, yükseklik ile birlikte imgelenmesi gerçekten zor, bunu kabul etmek gerekiyor.

Fiziksel maddeyi oluşturan en küçük parçalara doğru bir yolculuk yaptığımızda, önce son durak olarak atomlar görülmüştü, bilim tarafından. Sonra bu atomların da daha küçük kuantlardan oluştuğu bir durağa varıldı. Kuantalar da daha küçük parçalardan oluşuyor denildi. Ve sonunda fiziksel en, boy, yükseklikten başlayan yolculuk bir noktaya geldi ki hiç sormayın. Bodrumda bir kapınız olduğunu imgeleyin. Bodruma indiniz ve orada duran kapıyı açtınız ve bir başka şey çıktı. Kapının ve bu tarafın yapısını taşımayan bir dünya gözüktü, sadece kapının bu tarafından hem de. Kapının başında bir elimiz başımızda, saçımızı kaşıma pozisyonunda anlamaya çalıştık. Buradan farklı bir "orası" duruyor önümüzde. Buradaki fiziksellik orada gözükmüyor. Dolayısı ile buranın -fiziksel dünyanın- kanunları, doğa kanunları orada işlemiyor. Fiziksel beynimiz ile ne kadar zorlarsak zorlayalım, beynimiz fiziksel olduğundan bir türlü orayı aklında canlandıramıyor. Ama kolayı var bildiğimiz en anlamsız şeyden daha da anlamsız bir şeyi imgelemek. İşte bu bile oranın(kapının ötesini )anlatmaya yetmiyor. Sonunda fiziksel dünyamızda, fiziksel olan zihin ile zorlayacağımız en ileri noktanın dahi , buranın kanunları ile alakasız yeri tarif etmeye yetmez noktasına geldik.

Tiversonus

#5
Kimi insanlar, kapının veya diğer ifade ile "perdenin arkası" nı imgelemek için; perdenin bu tarafındaki en garip şeyi tezahür etme eğilimine girdiler: Kimisi kaynayan çorba misali kabarcıklar (çorba perdenin bu tarafının işi) ya da bir uzay boşluğu (ki bu da perdenin bu tarafının bir yapısı) ya da benim gibi bodrumdaki kapının açıldığı "başka bir dünya" diye betimlemeye çalışıyoruz.Evimiz veya apartmanımız bir atom ise, aşağıya yani atomun içine doğru yolculuğu, bodruma inmek ile simgeliyorum ve gelinen kapıya ise sevgili Kryon un dediği gibi perde/kapı diyorum. Ötesi? İşte dedim ya buradan ötesini ancak; buradaki en karışık şey ler ile betimlemeye çalışsak bile bu yine de anlamsız. Ben aslında bu tarafın "en anlamsız veya karışık" bir şeyi ile perdenin öbür tarafının betimlemesinin yararsız ve aynı zaman da gereksiz olduğunu düşünüyorum. Şimdi zaten bu tarafta anlamakta zorlandığımız görüntüye neden simge olarak bakalım. Nasıl olsa hiç bir bu taraf yapısı , perdenin öbür tarafını yansıtamayacak. O zaman daha basit olan ile simgelemek yerinde olacaktır: Göksel dünya. Bunu pek tutmadım aslında bu eski çağlardan beri kullanılıyor ve yuları bakmaktan boyunlarımız ağrıyor:)) Perdeniniş veya bodrumdaki kapının ötesi diyelim, önerim bu:)) Veya eterik/ruhsal dünya...

Tiversonus

#6
"Perdenin ötesi", "kuantum dünya", "eterik/ruhsal/ruhani dünya", "Göksel dünya", "zaman/uzay"...vs. gibi isimler ile ifade edilen, ancak ifadenin alt ve üst limitleri ancak fiziksel dünyamıza ait şeyler ifade sınırları içerisinde olan bu dünyalar da neler var? Yapısı nedir? İşte yine çıkmazdayır; çünkü bir burdayız (fiziksel dünya da)...

Ama tam da olmasa bir yolu var. Neden biliyor musunuz? Çünkü fiziksel dünyamız ile perdenin öte yanı arasında bir kopukluk yok, bir ilişki var. Bu dünyalar birbirlerine köprülenmişler. Bunun insandaki yansıması da saf bilinç haline yakınlığa ulaştığımız, derin uyku halimizdir. Bu saf bilince yakın bir durumu yansıtır. Fizksel dünyanın kanunlarını azalmış, bilinç bu dünyalara ile köprülenmiştir. İşte bu durumda , sanki yaşanan tamamen fizikselmiş gibi tadları ve nesnelliği yaşıyormuşuz gibi algıladığımız bu rüya durmları, dünyalar arasında bir tür haberleşme durumu gibidir. Elbette trans durmudur. Fiziksel ölüm ile kalkan fiziksel sınırlamalar sonucundaki en saf hiperkinetik duyumsayış durumu olmasa da bu duruma yakın bir durumdur. Bu nedenle hafif halüsinasyon durumu devam ederken, uykudan uyandığımız anlarda, bu canlı rüyalarımızı bir yere kayıt edelim. Halüsinasyon durumumuz kaybolup, fiziksel uyanaıklık durumuna geçtiğpimiz anlarda okuyabilmek ve hatırlayabilmek adına. Bu müthiş bir örtüdür, unutturur, yok eder, kapatır.


Tiversonus

#7
Perdenin öbür tarafı fiziksel değil. En azından bizim fizikselliğimiz anlamında fiziksel değil. Varoluşun başka bir alanı orası. Perdenin öte yanı fiziksel olmadığı için aynı zamanda "zamansız", en azından bizim anladığımız (fiziksel alemimizdeki gibi) bir zaman olgusu yok. Perdenin öteki tarafı, fiziksel olmayan, lineer zaman olmayan, ancak açılmış, genişlemiş bir hiperkinetik duyumsayışın olduğu bir dünya: Eterik dünya.

İşte bu fiziksel ve fiziksel olmayan dünyalar ayrı ayrı olsalar da birbirlerine köprülenmişler. Hem de iç içeler ve aynı zamanda ayrı dünyalar. Dünyalar kadar ayrılar. Perdenin fiziksel yanından yani bu taraftan, yüksek titreşimli ve odaklanılmış nisbeten, dalgalı olmayan, dar bir bantta yaydığımız dalgasal nitelikteki düşüncelerimiz bu dünyaya (fiziksel olmayan dünyaya) girebiliyor. Zaten en küçük fiziksele bir parça bie o fiziksel olmayan dünyanın kapısından içeri giremez öyle değil mi?

Nisbeten üst frekans titreşimine ve bir örgü bir dokuma gibi olan zihinsel imgelerimiz, düşüncelerizmiz bu kapıdan giriyorlar. O artık, zamansız ve mesafesiz (ensiz-boysuz, genişliksiz) bir yerde. Yapısı gereği oraya girebiliyor düşüncelerimiz. Sonra burada saf/ölçülemeyen enerjileri etkiliyor ve bu dünyadaki enerji manüplasyonu oluşuyor. Sonra ise, bu enerjinin bir şekilde fiziksel dünyaya yansıması oluşuyor. Yani zamansız ve fiziksiz dünyadan ,fizikli ve zamanlı dünyaya kapıdan içeri bir yansıması oluyor. Tesadüfler, fiziksel oluşumlar gibi fiziksel olaylar oluşuyor. İşte bu fiziksel olmayan dünyaya en iyi haber yollama şekli, frekansı sevgi dediğimiz  üst bir titreşimden oluşuyor. Sevgi dolu düşünceler hızlı şekilde enerjiyi (saf enerjiyi) etkileyip bir oluşum yapıyor.

Bilincimiz yarı fizk ölümlü olduğu "rüya" durumunda bu alana giriyor ve zamansız ve mekanın, uzaklığın anlamı olmadığı bu yerden tekrar fizksel kapıdan geçerek tarihin eski (bize göre) bir fiziksel yapısına çıkabilir. Evet bu teorik olarak mümkün: Fiziksel dünyadan saf bilin ç halinde fizksel olmayan ve zamansız yere giriş ve oradan tekrar bulunduğumuz fiziksele değil ama bize göre geçmiş veya gelecek olarak ifade ettiğimiz bir fizikselliğe çıkış. Evet bu teorik olarak mümkün. En azından yarı fizikselliğin oldu rüya ve diğer saf bilince yakın olduğumuz durumlarda yaşadığımız bu durum aslında rüyalarımız da yaşadığımızı anlatıyor.

Geçmiş yaşam regresyonunu çoğu kişi duymuştur. Daha az duyulan kavram ise; "gelecek yaşam regresyonu" dur. Evet bu var, dünyada uygulanmakta. Gelecek zaman regresyonu.

Burada bulunulan fizkselliğin temelinde veya bu fizkselliği çevrelemiş,içine almış olan zamansız ve mekansız bir dünya sözkonusu. İşte bu dünya fizkselliği içine aldığı için, bu dünyadan bakıldığında herşey aynı anda olmakta, yani bilinen lineer zaman ve mekan yok. Ancak, fizikselliğimizde yaptığımız şeyler köprüler ve eterik şeyler üretmesi bakımından orayı etkilemekte. Oradaki bazı enerjileri tetiklemekte ve orayı değiştirmekte. Ordaki değişimde buraya bir yansıma olarak fizksel olay şekline girmekte ve fiziksel alemimizi etkilemekte. Yani iki taraf köprülendiği için birbirlerini etkilemekte. Yaşayan bri organizma gibi. Veya bir enstrumanın teli gibi: Birbirlerine köprülenmişler.

Eterik veya entropi brikmesi orada bazı enerjileri fizikselliğimize girmek üzere tetikliyor diyorum.

Tiversonus

#8
Bir daire/çember olarak var olsak buradan düz bir çizgiye baksak; bir daire görürürdük.
Bir düz çizgi olsak ve buradan bir daireye/çembere baksak; bir düz çizgi görürdük.

Dolayısı ile zamansız ve mekansız yerden "bu tarafa" baktığımızda bir "nokta" görmemiz gerekir, yani zamansızlık ve mekansızlık algılamamız gerekir. Ve katlanmış algılar ve hiper-kinetik duyumsayış ile yaşam meceramız çok daha güzel bir düzeye ve sevginin üstel frekansta algılanması gerçekleşir. Oradaki sevgiyi burada fiziksel bedenlerimiz ile yaşamaya kalksak fiziksel bedenlerimiz yanardı (kaldıramazlardı) herhalde:))

Tiversonus

#9
Aslında "zamansız ve mekansız" yani fiziksel olmayan dünyanın, perdenin bu tarafından -fizksel yanından- baktığımızda zamansız ve fiziksel olmayan olarak görülmesi sözkonusu. Bir şekilde oranında kendi ayrı doğa kanunları olacağından "kendine göre bir fizikselliği ve zamanı" olabilecektir. İşte dünyamızdan (3. yoğunluktan) ölçmeye çalıştığımızda bütün ölçü aletlerinin sonsuz sinyali verdiği bu fiziksel olmayan dünyanın da bir başka açıdan fizikselliği ve kavrayışı olacaktır. Kendine göre bir fizikselliği olabileceğini söylüyorum, yalnızca buradan bakıldığında orası ölçülemiyor gözükecektir.

Teorik olarak, psişik bir algı durumunda bu dünya ile temas kurulabilir ve belki bir geçmiş veya gelecek zaman vizyonu alınabilecektir, bir çok örnekte olduğu gibi. Fiziksel olmayan dünyanın -bizim fizikselliğimize göre ama- bu fiziksel alemimizi de kapsıyor olması, oranın ancak "açılan bilinçler" ile varlığına delil bulunabileceğini gösterir bize. Algısı ortalama bir insan için asla varolmayacaktır, belki rüyalarındaki vizyonlar dışında.

Zihnimizde imgelemesi bile imkansız gibi olan dört boyutlu bir nesnenin içerisinde bir uzantı, ufak bir parçası gibi yani içinde yeralan 3 boyutlu, ama kendisi dört boyutlu bir yapı olmalı. İşte bu nedenle ses, renk, koku v.b benzer algılamalarımız oranın sadece bir yansımasıdır da diyebiliriz. Oradaki bir çiçek bahçesindeki bir çiçeğin kokusu, dünyamızdaki tüm çiçeklerin toplam kokusundan daha da fazla etkileyici ve sarsıcı olabilir.

Ve oradaki ve daha da üst yoğunluktaki bir parçamız ve/veya  parçalarımız nedeniyle de bizler çok boyutlu uzantılara sahibiz. Belki varlığımızın -zaman algısı içinde ileriki bir zaman da- buraya giriş ve zamansızlık konuma giriş ile bizim için geçmiş olabilecek bugüne bir etki veya bir mesaj gönderiyor olabilir. Orada bir şekilde birlikte olan diğer ruh arkadaşlarımız, bir amaç için kendi geçmişleri olan bu günlere bir etki yapıyor olabilirler, aslında yapardık:)) Ve bunları perdenin bu tarafından "tesadüfler" ve açıkalanamayan eşzamanlılıklar olarak algılıyor olmalıyız, olmaktayız. Boyutlararası uzantılarımız ve bizler veya onların boyutlar arası uzantısı olan bizler. Arada bir fark yok.

Bütün farklılık algılarımıza rağmen, çok daha üst bir algı seviyesinden bakıldığında ise, herşeyin çok daha büyük (sonsuz olanın) bir yüzü olduğunu algılayabiliriz, demiyorum ancak bunun ipuçlarını bir an sezgileriz: Her şey Bir'dir...

Tiversonus

#10
Sanki varoluşun bütün katları veya "herşey" tek bir büyük organizma gibi hareket ediyor.

Alemtac

#11
aslında içimizde de bir dünya olduğunun farkındayız. Eğer içimize dönüp, bakabilirsek ve onun dalga halinde yapısını fark edersek; dışımızdaki yani içinde olduğumuz alemi daha kolay algılıyabiliriz. dediğiniz gibi herşey tek bir organizma ve nasıl içimizdeki kuantlar bizimse, bizde dışımızda ki daha büyük bir organizmanın kuantlarıyız. Geçiş dediğimiz dalga halinde iken gerçekleşiyor, rüyalarda veya yarı ölüm halinde bunu kolayca yapabilmemizin sebebi o anlarda dalga formunda bulunmamızdan ileri geliyor. Bazen yaşadığımız önceden bilişlerin nedeni zamansızlıktaki parçalarımızla iletişimden, o anda bulunabildiğimiz formdan kaynaklanıyor, onun için yüzüyor yada uçuyor hissine kapılıyoruz...diyorum :)ve her nekadar sürçi lisan ettiysem affola diye de ekliyorum :))
 

Tiversonus

#12
şimdi ben zamansızlık boyuna gidecem, orada Alemtac'ın uzantısını bulacam ve "affola mahvola" kelimelerini bi daha söyleme diyeceğim, veya ben buradan kendi ruh uzantıma söyleyeyimde o ona söylesin bari:)) Yani size bir lafım yok, sevgiden başka:))

Alemtac

#13
Teşekkür ederim ve bilmukabele :))