Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Emre Kınay: “Bazı geri zekalılara yazıyorum” (5 Ocak)

Başlatan bozadi, 06 Şubat 2017, 22:44:44

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

5 Ocak 2017

"Bazı geri zekalılara yazıyorum"


Bakanlar Kurulu'nun, elmas, pırlanta, yat, tekne ve kotrada Özel Tüketim Vergisi'ni (ÖTV)
 yüzde 0 olarak düzenlemesi tartışılmaya devam ediyor.




Bakanlar Kurulu'nun, elmas, pırlanta, yat, tekne ve kotrada Özel Tüketim Vergisi'ni (ÖTV)  yüzde 0 olarak düzenlemesi tartışılmaya devam ediyor. Oyuncu Emre Kınay sosyal medyada, tiyatro biletinden vergi alınmaması çağrısında bulundu. Kınay'ın Twitter hesabından paylaştığı mesajlar şöyle:

"Elmas vs. sizi maddi olarak zenginleştirir. Ama sanat düşüncenizi özgürleştirir! Muhakeme gücü sağlar! Neden böyle bir çağrı yaptım; Türkiye tiyatro salonlarının %90'ı devletin yani; il ozel idarelerinin belediyelerin (her partiden)... Ve salonların günlük kiraları 2000 TL'den başlayıp 15.000 TL'ye kadar uzuyor! Oysa kimi organizasyonlara ücretsiz! Nasıl? Neden? Bir tek seans için ortalamada her organizatör salona (devlete) 4.000 TL ödüyor! Tabi ki personel, elektrik, temizlik vs. masraf... Ama bu 1000 TL'yi geçmez hiçbir salonda günlük bu giderler..."

Emre Kınay bu çağrısına tepki gösterenlere ise şöyle seslendi:

"Bazı geri zekalılara yazıyorum; artistler vergi ödüyor zaten! Elmastan, tekneden almadığın vergiyi tiyatrodan da alma diyorum, arada fark var!"

Kaynak: odatv.com


bozadi

6 Şubat 2017

Binlerce emekçinin zammını gasp eden THY
 bu reklama 5 milyon dolar harcadı!


Mali sıkıntı nedeniyle binlerce emekçinin kazanılmış haklarını gasp eden THY, 45 saniyelik reklam için
5 milyon dolar harcadı. THY, reklam filminde oynayan Morgan Freeman'a ise 1 milyon 250 bin avro verdi.




Emekçilerin 2017 zamlarını "mali kriz" bahanesiyle geri çeken THY yönetimi, Morgan Freeman ile çektiği reklam filmini yayınlamak için 5 milyon dolar harcadı.

Amerika'da 51. kez düzenelenen Super Bowl finalinde THY'nin Morgan Freeman ile çektiği reklam filmi yayınlandı. Yayıncı kuruluşun 45 saniyelik bir reklam filmi için 5 milyon dolar talep ettiği final karşılaşmasında, THY geçen yıl da "Batman&Superman" reklam kampanyasıyla yer almıştı. Ünlü oyuncu ise reklam filmi için THY ile 1 milyon 250 bin Euro'ya anlaşmıştı.


 


Kaynak: soL

 

bozadi

Bu çirkinliklerin, bu ahlaksızlıkların giderilmesi gerekiyor.

bozadi

2 Şubat 2017

Referandumda 'hayır' diyecekleri silahlı fotoğrafla tehdit ettiler


Düzce'de iki kişi tabancalı fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşarak, "Başkanlık sistemine 'hayır' diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olacağız" diye yazdı.




Sedat Peker'in referandumla ilgili tehdit içeren video mesajının ardından Düzce'de iki kişi tabancalı fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşarak, "Başkanlık sistemine 'hayır' diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olacağız" diye yazdı. Mesajın yazıldığı hesaptan Sedat Peker'e ilişkin yapılan paylaşımlar da dikkat çekti.




S.A. adlı kişi Facebook hesabından paylaştığı ve yanında bir arkadaşının da bulunduğu fotoğrafta ellerindeki silahlarla poz veriyor. S.A. bu fotoğrafın altına da "Başkanlık sistemine 'hayır' diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olacağız" diye mesaj yazdı.

Fotoğrafın Düzce'de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kentte demokrasi nöbetlerinin tutulduğu Anıtpark Meydanı'da çekildiği görüldü. S.A. tehdit mesajını sabah saatlerinde sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki hesabından paylaştı.

S.A.'nın, "Başkanlık sistemine 'hayır' diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olacağız" tehdidi tepki çekti. S.A., tepkiler üzerine bir süre sonra fotoğrafı sayfasından kaldırdı.

Facebook hesabında kapak fotoğrafı bölümünde Sedat Peker'in fotoğrafı bulunan S.A.'nın, silahlı paylaşımıyla ilgili polisin inceleme başlattığı öğrenildi.


Kaynak: mynet.com


bozadi

5 Şubat 2017

Harun Tekin: 'Hayır' cevabı yönetenlere meşru gelmiyorsa...


"Kimse cevaplardan birini kriminalize etmemeli"




Mor ve Ötesi'nin solisti Harun Tekin, Başbakan Binali Yıldırım'ın "PKK, FETO, HDP 'Hayır' diyor onun için 'Evet' diyoruz. Hayırcılara bakın ona göre karar verin. Nisanda referandumda bu millet dersini verecek. 'Evet' mührünü vurarak hesabını soracaktır" açıklamasıyla ilgili olarak " 'Hayır' cevabı 'evet' cevabı kadar meşru gelmiyorsa yönetenlere; demokrasi iddiasında ya da soruda/referandumda büyük bir sorun var demektir" dedi.

Tekin'in sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlar şöyle:

 "Önümüzde bir soru var. Bu soru, "Her şey ne kadar da güzel değil mi?" gibi lafın gelişi sorulmadıysa ve yurttaşların iradesine saygı esassa kimse cevaplardan birini kriminalize etmemeli. Hele soruyu sorma gücüne sahip olanlar, her cevabı aynı olgunlukla karşılayacak olduklarını hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymalı. Bunu yap(a)mıyorlarsa; cevapların biri, soruyu soranlara göre 'hainlik' demekse, 'hayır' cevabı 'evet' cevabı kadar meşru gelmiyorsa yönetenlere; demokrasi iddiasında ya da soruda/referandumda büyük bir sorun var demektir. Başka bir deyişle, seçmene sorulan ve iki cevabı olan bir soruya #hayır diyenlerin karalanması, suçlanması, sindirilmesi kabul edilemez" yazdı.

Kaynak: T24


bozadi

Garip bir şekilde Erdoğan AKP'si kitlesi ile "muhalif kitle" arasında, milletin hayrı için faydalı bir ilişki olduğuna inanıyorum. Aşırı şiddet sarmalına sürüklenmediği sürece, bu ilişki iki tarafı da geliştiriyor bence. Eğer muhalif kitle bir anda Erdoğan AKP'sinin hiçbir faaliyetine itiraz etmeyecek pasif bir pozisyon alsaydı, o zaman AKP çok kısa bir süre içinde yozlaşmanın dibine vururdu. Haklı eleştiriler / baskılar AKP'yi hiç etkilemiyormuş gibi görünse de çok etkiliyor aslında. Yani AKP her ne kadar kendinden tamamen eminlik, özgüvenlilik, doğru-yoldalık taslasa da durumun bu olmadığını çok iyi biliyorlar. Tek başlarına bir hiçler. Tıpkı muhalif kesimi oluşturan çeşitli parçaların da kendi başlarına bir hiç oldukları gibi. AKP taraftarlığı ve karşıtlığı uzunvadede birbirinden çok faydalanıyor bence. İki tarafın da kendince bazı erdemleri ve aynı zamanda yozlukları var. Aşırı uçlara sürüklenmediği sürece bu kavga ilgili tarafları giderek daha fazla hayata bağlayabilir, arındırabilir ve aslında garip bir şekilde giderek sağlıklı bir işbirliği zemininin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Ama o işbirliğine yönelmek için doğanın da yardımları olacağını tahmin ediyorum. Doğal afetler gibi. İnsanlar birbirlerini koruyup kollamak zorunda olduklarını görecekler. İyiliği isteyenler birleşmek zorunda.

bigsenfoni

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

8 Şubat 2017

Diyanet'ten 'referandum' uyarısı: Kalpler arasında ayrımcılığa yol açan tek bir kelime camiye taşınmayacak


Camide 'evet' çağrısı yapan imama soruşturma başlatıldı




İstanbul Ümraniye'deki Modoko Camisi İmamı Hüseyin Güleç'in cemaate referandumda 'evet' oyu kullanmaları çağrısına tepkiler artarken Diyanet İşleri Başkanlığı soruşturma başlattı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de cami imamlarına, "Kişiler arasında ihtilaf konusu olabilecek hiçbir şey, kalpler arasında ayrımcılığa yol açabilecek bir tek kelime camiye taşınmayacak" uyarısı yaptı.

Camiyi karıştıran imamın 'evet' çağrısı




Hürriyet'ten Meltem Özgenç'in haberine göre, olay sonrası emekli olan Güleç, görev başındayken işlediği iddia edilen suçtan dolayı soruşturulacak. Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "gündelik hayat içerisinde kişiler arasında ihtilaf konusu olabilecek hiçbir şeyin, kalpler arasında ayrımcılığa yol açabilecek bir tek kelimenin, cümlenin dahi hutbe, vaaz, cami, minber ve kürsülere asla taşınmaması gerektiğini ifade etti. Başkan Görmez, buna uymayan din görevlileri hakkında soruşturma açılacağını" söyledi.

"Kimseyi ötekileştirmeyin"

Başkan Mehmet Görmez, müftülükler aracılığıyla camilerde bir daha bu tarz olayların yaşanmaması için birtakım önlemler de aldı. İmamlara misyonlarının, toplumun birliği ve beraberliği için çaba göstermek olduğu, irşat dillerinin asla parçalayıcı bir dil olmayacağı uyarısında bulundu. Vaaz ve hutbelerde, ima ile dahi olsa kimsenin ötekileştirilemeyeceğini, dışlanamayacağını anlatan Görmez, minber ve kürsülerin meşrepçilik fitnesine asla alet edilemeyeceğini vurguladı.

Siyasetin parçası olmayacak

Diyanet'in siyasi farklılıkların üstünde tutulması gerektiği ve milletin ortak bir değeri olarak din hizmeti verdiğini ifade eden Prof. Mehmet Görmez, din hizmetinin herkesi kucaklayan, eşitleyen, huzura davet eden bir hizmet olduğunu ve hiçbir siyasi ideolojinin parçası olamayacağını söyledi.

Sarıklıların Diyanet'le ilgisi yok

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçtiğimiz günlerde imam olduğu ileri sürülen ve referandumda 'Evet' oyu vereceklerini topluca açıklayan kişilerle ilgili ise Twitter'dan açıklama yaptı. Açıklamada, "'Referandumda evet diyen imamlar' şeklinde sosyal medyada yer alan cübbeli ve sarıklı kişilerin Başkanlığımızla bir ilgisi yoktur" denildi.


 

"İmam olmuş, iman sahibi olamamış"

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un yanıtlaması için bir soru önergesi vererek konuyu Meclis gündemine getirdi. Gürsel Tekin, "İmam olmuş ama iman sahibi olamamış bu şahıs" diyerek Modoko Camisi İmamı Hüseyin Güleç'e tepki gösterdi. Gürsel Tekin, soru önergesinde "Camiye siyaseti sokan, vatandaşlar arasında ayrım yapan, kin ve nefreti körükleyen bu sözde imamın arkasında saf tutmak zorunda kalan vatandaşlarımız..." ifadelerine yer verdi.

Kaynak: T24


bozadi

Diyanetin tavrını güzel buldum.

gerçek tosun paşa

Bozadi diyanetin tavrını Cumhurbaşkanı Erdoğan ın "ortam yumuşatma" hamlesiyle birlikte adım atmasına bağlıyorum. Neden Evet diyeceğini videoyla açıklayan imamlar hakkında bir işlemle ilgili haber yok. Yapan olursa soruşturma açacağız diye geçiyor basitçe. Diyanetimizle ilgisi yok denmiş. Peki en fazla alım yapılan kurumlardan biri olan diyanetin adamı olmayan kişiler neden "devlete bağlı olan Camiilerde" faaliyet gösteriyor? Bunlar kamuoyuna göstermelik tartışma ortamlarında kendini iyi göstermek için yapılan basit hamleler. Sakin ve objektif bakmaya çalışıyorum bunu başarıyorum da fakat ortada en ufak bir iyi niyet olduğuna inanmam imkansız. İşin içinde toplumu düşünerek atılan tek bir adım bile olduğunu sanmıyorum.

Sayın Başbakanımızın yaptığı açıklamaları herkes gördü. " Evet ve Hayır" ayrıştırmasından bahsediyorum. Bu ötekileştirmenin daniskası değil midir? :) Ötekileştirme bu ülkenin her kesiminin problemi. Memleketin her kesmi çok uzun senelerdir ötekileştirmenin maymunu oldu. Tabi burada kitle ve onu yönetenler konusu ortaya çıkıyor.

Malum güçlerin belirli bir kesme (eğitim görmüş ağırlıklı sol tabana) nasıl yanlış sosyolojik çıkarımlarla beyin yıkadığı her zaman ortaya çıkıyor ama kendini sol taban olarak tanımlayan kesim asıl ötekileştirmeyi yapan günümüzde de bundan müzdarip olan kesim. Yıllarca eşitlik ve demokrasi unsurlarının gerekliliği üstünde duruldu ve bu kesim batılı hayallerle yaşadı eline geçen 2 kuruş parayla bundan çok değil 10-15 sene önce ki şartlarını unuttu. Rahatlığı dışarda yemek yemek, pahalı kahve almak ve etkin sosyal medya kullanımı olarak gördü.(burada global etkiyi basitçe özetledim) Sosyolojik yanılsıma şöyle yapıldı; Aristotales e göre en az zararlı yönetim biçimi demokrasi olmasına rağmen sistemin işlemi için insanların erdemli olması gerektiğinin altını çiziyor.Çünkü bir insanın erdemli olması üç nedenden ötürü olabilir: Doğa, alışkanlık ve eğitim. Eğitimin amacı da iyi ve mutlu yaşamdır. Bu da erdeme uygun etkinlikle gelecektir. Yani bu şartlar sağlanmadığında yönetim biçimin ne olduğundan bağımsız olarak işkence ortamı oluşacaktır. Demokrasinin gerekliliklerinden bir haber insanlar kendini tanıyacak hiç bir adım atmadan yaşadılar ve öldüler. Dertleri demokrasi eşitlik ve eğitim değildi.Bilim ve güç değildi. Din ve iman değildi. Paraydı. Çünkü ortadoğu kültürünün de getirdiği özellikler sebebiyle para güçtü, toplumsal lider söylerdi gerisinin önemi yoktu. Yıllarca sosyolojik yanılsamalarla eşitlik ve demokrasinin bu toplum için önemli olduğunu sandık. Değildi. Ötekileştirmenin ateşini harlayacak fikirler kafamıza aşılanıp duruyordu sadece. Kimse birbirini tanımazsa anlama gereği de duymaz. Din, milli irade kılıfları güce ve paraya olan açlığın (burada gerçek bir açlıkta söz konusu karın aç, kafa aç, görüş açısı aç) ötekileştirme ve nefret suçu olarak yansımasına neden oldu. Şuan yıllarca bu milletin övündüğü birlik beraberlik laflarının saçmalıktan ibaret olduğunu da öğrendik. Çünkü bizim ülkede işin görülmedikten sonra herşeyin önemsiz olup lafta kaldığı gibi bu erdemler de lafta kaldı.
  Bence ülkemiz enteresan olma konusunda çığır aşmış bir güç. Günümüz koşullarını takip ettiğimde neler yaşayacağımıza karşı çok derin bir merak duyuyorum. Umarım hepimizin insan olduğunu ve aramızda bir fark olmadığını bir ara anlarız.

bozadi

#10
Diyanetin genel olarak pek çok sorunu olduğundan şüphe duymuyorum ama diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez'i takip edebildiğim kadarıyla genel olarak olumlu buluyorum. AKP yönetiminin çeşitli yozlukları elbette onun kurumunu da etkiliyor, o da eğilip bükülmek zorunda kalıyor bazı hususlarda ama şahsın kendisinin yapıcı, demokrat eğilimli olduğuna inanıyorum şahsen. Bizzat bu nedenle bazı AKP'li çevrelerden de yoğun eleştiri ve saldırı alıyor aslında.

Elbette Görmez'in bu açıklaması AKP'nin pek çok sorunuyla ilgili yeterli bir özeleştiri içermiyor ve tek başına söz konusu meseleleri çözebilecek de değil ama böyle birşeyin söylenmemiş olmasındansa, söylenmesi iyidir, doğrudur, güzeldir bana göre.

gerçek tosun paşa

#11
Bana göre de öyle. Olumlu olan her söylemi dikkate alıp insanlar üzerine pozitif etkiler yapmasını temenni ediyorum.