Darbe Girişiminde Suudi Arabistan'ın Rolü

Başlatan bozadi, 20 Ağustos 2016, 22:46:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

19 Temmuz 2016

İran: Suudi Arabistan ve Katar Türkiye'de darbeden yanaydı


İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, aralarında Suudi Arabistan ve Katar'ın da olduğu kimi ülkelerin Türkiye'de darbenin gerçekleşmesinden yana olduğunu öne sürdü.




15 Temmuz darbe girişimi üzerine konuşan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, aralarında Suudi Arabistan ve Katar'ın da olduğu kimi ülkelerin Türkiye'de darbe girişiminin başarılı olmasından yana olduklarını öne sürdü.

Fars haber ajansına göre Zarif, kapalı yapılan bir toplantıda Suudi Arabistan ve Katar'ın darbe ihtimali güçlendiği sırada rahatsızlık duymadıklarını ve bunun üzerine düşünülmesi gerektiğini söyledi.

İranlı milletvekili Gholamrıza Caferzade ise Suudilerin Türkiye'ye yaklaşımına bakıldığında Suudi Arabistan'ın darbeye dahil olmasının güçlü bir ihtimal olduğunu belirtti.
 
Kaynak: haber.sol.org.tr


bozadi

#1
27 Temmuz 2016

Katar: Suudi Arabistan ve BAE darbeyi destekledi!


Katarlı bir bakan, ellerinde 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında BAE ve Suudi Arabistan'ın olduğuna dair belgeler bulunduğunu öne sürdü. İran da darbeyi Suudi Arabistan ve Katar'ın desteklediğine dair ellerinde bilgi olduğunu açıklamıştı!




15 Temmuz darbe girişimindeki yabancı parmağına ilişkin iddialar ortalığa yayılmaya devam ediyor.

Al Masdar'ın haberine göre, Katar'ın Savunmadan Sorumlu Devlet Bakanı Halid el-Attiye, darbenin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın olduğunu öne sürdü.

Twitter hesabından açıklamalar yapan Attiye, ellerindeki gizli belgeye göre, bir Suudi emiri ile BAE'li bir yetkilinin başarısız darbe girişiminden haberdar olduğunu söyledi.

Attiye'ye göre, bu ülkeler Mayıs ayında yapılan Ege'deki Anadolu Şahinleri tatbikatı sırasında darbeden haberdar oldu ama Türk yetkililere durumu bildirmedi.

Attiye'nin söylediğine göre, iddia edilen belgede, darbenin Ağustos ayında yapılacağı yazıyor.

İran da Türkiye'deki darbe girişiminin arkasında Suudi Arabistan ve Katar'ın olduğunu iddia etmişti.
 
Kaynak: abcgazetesi.com


bozadi

#2
13 Ağustos 2016

15 Temmuz darbe girişiminde Suudilerin parmağı mı var


Başbakan Yıldırım'ın darbeye destek veren ülkelerle ilgili bir soruya verdiği yanıtta Suudi Arabistan iması dikkat çekti.




Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde medya temsilcileri ile bir araya geldi. Görüşmede Başbakan Yıldırım'ın darbeye destek veren ülkelerle ilgili bir soruya verdiği yanıtta Suudi Arabistan iması dikkat çekti.

CNN Türk canlı yayınında görüşmenin detaylarını paylaşan CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş, Başbakan Yıldırım'ın 15 Temmuz darbe girişimine dış devlet desteklerinin olduğunu da söylediğini aktardı. Başbakan'ın darbeye destek veren ülkelere dair isim vermediğini belirten Erdoğan Aktaş, Başbakan Yıldırım'a Suudi Arabistan'ın darbeye mali destek verdiği yönündeki iddiaların sorulduğunu Yıldırım'ın da "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" şeklinde yanıt verdiğini ve çok şaşırdığını anlattı.

İşte o görüntüler:



 
Kaynak: odatv.com


bozadi

#3
20 Ağustos 2016

Suudiler Fethullah'a Methiyeler Düzdü!


15 Temmuz kanlı kalkışmasının perde arkasındaki güçler mercek altında. Sadece Batı dünyası değil, İslam dünyasında da darbeye destek veren ülkeler var. Suudi Arabistan'ın El Arabiya kanalı, terörist elebaşı Fethullah Gülen'le röportaj yaptı. Röportaj sırasında Gülen için kullanılan ifadeler ise akıllara durgunluk veren cinsten!




ABD ve Avrupa Birliği, darbe girişimine karşı takındıkları tavır nedeniyle Türkiye'de tepkilerin odağında. Ancak sadece Batılı ülkeler değil, Müslüman ülkelerinin de darbe girişimi karşısındaki tavırları dikkat çekici. Özellikle de Suudi Arabistan...

Kanlı kalkışmanın üzerinden bir aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, henüz Riyad, Türkiye'ye geçmiş olsun ziyaretinde bulunmadı. Seçilmiş Hükümete ve Cumhurbaşkanı'na güçlü destek açıklaması dahi yapılmadı. Ancak bunun yerine, Suudi kraliyet ailesinin desteğiyle yayın yapan El Arabiya kanalı, dün akşam FETÖ lideri Fethullah Gülen'le röportaj yaptı. Röportaj El Arabiya'da canlı yayınlandı. Sunucunun Fethullah Gülen'i tanıtma şekli daha da dikkat çekiciydi.

Gülen, röportajın başında "Hizmet hareketinin kurucusu ve lideri, altın nesli yetiştirdiği itikaf ve ibadet evinden bize özel röportaj verdi" sözleriyle anons edildi.

Suudi kanalı El Arabiya'ysa röportajın duyurusunu yaptığı ve görüntülerini paylaştığı tüm sosyal medya mesajlarını, akşam saatlerinde silme yoluna gitti.

Gülen, El Arabiya röportajında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili sert ifadeler kullanırken, Türkiye-Rusya yakınlaşmasını da eleştirdi.

1999 yılından bu yana ABD'de yaşayan Gülen'in, Ankara-Moskova yakınlaşmasından rahatsız olduğu gözlendi.

El Arabiya'nın bu röportajı Suudi Arabistan'ın darbecilere verdiği desteği bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Daha önce Suudi rejiminin darbecilere parasal destek sağladığı yönünde haberler gündeme gelirken, Çankaya Köşkü'nde gazetecilerle buluşan Başbakan Binali Yıldırım bu iddialar için, 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' yanıtını vermişti.
 
Kaynak: on4haber.com


bozadi

#4
8 Ağustos 2016

Wikileaks'in kurucusu: Darbe girişiminin arkasında ABD ve Suudi Arabistan var!


Assange, ellerindeki belgelerin Hilary Clinton'ın Gülen'e desteğini kanıtladığını söyledi




Wikileaks'in kurucu Julian Assange, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminin arkasında ABD ve Suudi Arabistan'ın olduğunu öne sürdü.

Sputnik'in haberine göre Assange, Hillary Clinton başta olmak üzere bazı Amerikalı yetkililerin ve Suud hanedanının Türkiye'deki darbenin perde arkasında yer aldıklarını kaydetti.

Assange, ellerindeki belgelerin Hilary Clinton'ın Gülen'e desteğini kanıtladığını belirtti.

Assange, Clinton ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiye de dikkat çekerek, Suudilerin Clinton'a yaptıkları büyük bağışları hatırlattı.

Assange, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu yüzden Amerika'da başkanlık seçimlerinin sonuçlarını kaygı ile beklediğini öne sürdü.

Russia Today'de (RT) yayınlanan Afshin Rattansi ile Yeraltı programında konuşan Wikileaks kurucusu Julian Assange, Assange "Wikileaks'te yayınlanan 20 bin DNC e-postasının gerçek olduğunu herkes biliyor. Nitekim maillerin kaynaklarının da DNC Başkanı Debbie Wasserman Schultz, DNC İletişim Direktörü Luis Miranda olduğu belli. Clinton bu durumda Wikileaks'e karşı bir manevrada bulunamaz. E-postalardaki içerikler de su götürmez... Bu nedenle de ortaya üçüncü bir aktörü, yani Rus istihbarat servislerini atmak zorunda kaldılar" ifadelerini kullandı.

ABD başkan adayı Hillary Clinton, Demokrat Parti kurumlarına ve seçim kampanyasına yönelik siber saldırıların arkasında Rus istihbarat servislerinin bulunduğunu iddia etmişti.
 
Kaynak: t24.com.tr


bozadi

#5
18 Ağustos 2016

Erdoğan'dan dosta 'darbe sitemi':
İslam dünyasında kimin ne hesabı var biliyoruz


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İslam dünyasında bazı ülkelerin darbe girişimine yeterince tepki vermediğini ileri sürerek, "Kimin hangi hesaplar içinde olduğunu da biliyoruz" dedi.




İslam Sivil Toplum Kuruluşları'nın üyelerine seslenen Erdoğan, darbe girişimini 'İslam dünyasının son imtihanı' diye tanımlayıp, "Bir millet ki tankların altına kendisini atabiliyor, bir millet ki, F-16'ların bombalarından yılmıyor. Bu millet yok edilemez, bu millet yenilemez. Bu ümmet son dönemdeki bu gelişmeyi çok iyi değerlendirmelidir. Bunun üstünde ısrarla durmalıdır" dedi.

'Kimin hangi hesabı var biliyoruz'

Batı ülkelerine 'ikircikli tutum' takındıklarını söyleyerek sitemde bulunan Erdoğan, ardından sözü İslam dünyasına getirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu darbe yapılmasına rağmen hala bize akıl veriyorlar. Siz işinize bakın, biz işimizi biliyoruz. Çünkü bunlar hep bugüne kadar kendilerine karşı emir kulu aramışlar, bulmuşlar. Biz kula kul olmayacağız, biz sadece Hakk'a kul olacağız. Bütün bunlar olurken İslam dünyasının da birkaç samimi dost bir kenara bırakırsak, önemli kısmının aynı tavır içinde olmasını anlamıyoruz. Kimin hangi hesaplar içinde olduğunu da biliyoruz. Gün ola, harman ola. İslam dünyasında halkların kalplerinin bizimle attığını gayet iyi biliyoruz."
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

#6
20 Ağustos 2016

Sana'da Yüz Binlerce Yemenli Suud Gericiliğine Meydan Okuyor!


Başkent Sana'da bir araya gelen binlerce Yemenli, Suudi Arabistan ve müttefiklerini protesto ediyor.




Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap işgal koalisyonunun Yemen'e saldırısını, başkent Sana'da büyük bir gösteri yaparak protesto etti.

Onbinlerce Yemenli, yeni oluşturulan Yüksek Siyasi Konsey'e destek için toplanırken, Suudi Arabistan ve işgalci kuvvetler protesto edildi.

Yemen direnişini oluşturan Yemen Ordusu ve Husiler, Suudi Arabsitan'ın işgal girişiminin ardından başlattıkları karşı saldırı sonucu girdikleri Suud'da ilerlemeye devam ediyor. Direnişçiler, Suudi Arabistan'ın Yemen sınır boyundaki çok sayıda şehri elegeçirmiş durumdalar. Ayrıca, Suudi Arbistan'ın büyük kentlerinden birisi olan Nacar da Yemenli birliklerin kuşatması altında.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait uçaklar kalabalığın üstünden alçak uçuş yaparken, bir Suudi uçağının kalabalığın yakınlarında bir noktayı bombaladığı öne sürüldü.

Sana'da miting sırasındaki Suudi bombardımanından bir görüntü:



 
Kaynak: abcgazetesi.com


bozadi

#7
20 Ağustos 2016

Esad olmadan asla


Hüsnü Mahalli




Tüm Arap ve Müslüman ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de İslami parti, cemaat, tarikat, zaviye, tekke ve gruplar hep kavga etmiş ve ediyor.

Bazen de kanlı bıçaklı.

Fetö olayına benzer çatışmalar her zaman yaşanmış ve yaşanacaktır.

'Psikolojik üstünlük ve mali çıkarlar'ı bir yana bıraksak bile her grup 'İslamı en iyi ben bilirim' modunda.

Herkes 'Benim yolum Allah Peygamber yoludur' iddiasında.

Hemen hemen tümü palavracı ve sahtekâr.

Hepsi ya da ezici çoğunluğu Suudi parasıyla beslenmiş ve CIA'nin dolaylı-dolaysız 'rahle-i tedrisat'ından geçmiştir.

Ilımlı ya da radikal fark etmez.

Her ikisi ruh hastası ve sapık olan IŞİD-Nusra kavgasında bile en az 10 bin militan ölmüştür.

AKP-Fetö kavgası ortada.

Benzer kavgalar tüm Müslüman ülkelerde  yaşanıyor.

Din siyasal bir bakış açısıyla yorumlandığı sürece bu hep böyle olacak.

Tarih böyle yazmış.

Fetö biter ama Cetö, Metö, Hetö ve alfabenin tüm harfleriyle garip garip tipler ortaya çıkar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan var olan iç ve dış politika anlayış ve davranışlarından vazgeçmediği sürece.

Geçer mi?

Umarım.

Geçmezse Türkiye çok ciddi sıkıntı yaşamaya devam eder.

Hem de çok ciddi.

15 Temmuz'da Türkiye'nin başına bu çorabı örenlerin kesin hazır başka çorapları vardır.

Yazlık ya da kışlık.

Bu çorapları yırtıp atmanın bir tek yolu  var o da hemen 2011 öncesine dönmektir.

Yani 'Alevi' Esad ile dost olmaktır.

Yani Esad olmadan Türkiye kurtulamaz.

Esad ile dost olunduğu dönemde Türkiye başta komşuları olmak üzere herkesle dosttu.

Bu dostluklardan herkes kazanıyordu.

Araplar, Türkler, Persler, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Dürziler, Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler ve bu coğrafyanın tüm insanları.

Yeniden herkes dost olabilir.

Herşey Erdoğan'ın 'Evet'ine bağlı.

Yani Rusya'dan sonra İran ile dost olmasına. Rusya ve İran'dan sonra Suriye ile eski günlere dönmesine.

Yemin billah başka çaresi yok ve olamaz.

Kim ne der, yazar ve anlatırsa hepsi cahil cühela!

Türkiye ve tüm coğrafyayı ne hala getirdikleri ortada.

Ezici çoğunluğu Fetö yalakası.

Ezici çoğunluğu Fetö'nün ya elini öpmüş ya da yalamış.

Şimdi de Fetö'ye küfretme yarışındalar.

Bunlarla ne köy olur ne kasaba.

İmam'ı satanlar gün gelir Reis'i de zevkle satar.

Belki de bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan SADAT'ın sahibi Adnan Tanrıverdi'yi kendine danışman olarak aldı.

Yazılıp çizilenlere bakılırsa adam 'Karanlıklar Prensi'...

Suriye, Libya ve Irak'ta savaşan terör gruplarını eğitip silahlandırmış.

Yeni döneme ne kadar uygun bilinmez ama Erdoğan'ın işi çok zor.

Herkesten şüphe etmekte haklı.

AKP'lilerin yüzde 99'nun bir şekilde Fetö'cülerle dostluk, akrabalık, komşuluk, ortaklık ve organik bağları var.

Ortak payda: Din kardeşliği ve ortak avanta.

Bu kafadan vazgeçilmelidir.

Yeni anlayışlar geliştirmeli ve Türkiye ile bölgeyi yeniden dizayn etmeli.

Yine söylüyorum: 2011 öncesine dönmeli.

Yanı CIA'nın planlayıp uygulattırdığı 'Arap Baharı' öncesine.

Yeniden 'Stratejik Derinlik' çukuruna düşmeden.

Yeniden 'Hilafet ve Saltanat' hayallerine kapılmadan.

Çağ dışı, ilkel, bağnaz ve karanlık kral, emir ve şeyhlerin peşine gitmekten vazgeçerek.

Alevileri ve Şiileri de severek.

Samimi ve barış için Şam'a gidip Emevî Camisinde namaz kılarak.

Türbesi teröristler tarafından havaya uçurulan Muhyiddin İbni Arabi'nin hayır duasını alarak.

İyi niyetle

SADAT patronunu almadan.

Aksi takdirde herkes karanlıkların da karanlığına hazır olsun.

5 yıldır 'bu coğrafyanın yıkımından AKP sorumludur' diyorum.

5 yıldır 'Arap Baharı'nda gerçek hedefin Türkiye olduğunu' söylüyorum.

5 yıldır 'herkesin dolaylı-dolaysız İsrail için çalıştığını' anlatıp duruyorum.

Hala anlamıyorsanız cehenneme kadar yolunuz var.

Cehennem yaklaştığında Esad bile sizi kurtaramayacaktır.

Tabi Türkiye'yi kurtarmak istiyorsanız.

İşe yarar mı bilemem ama bu yazdıklarımı okuduktan sonra çok geniş bir prespektifle on dakika kadar düşünmenizi  öneririm.

Unutmayın ben şimdiye kadar hiç bir yorum, analiz ve ön görüde yanılmadım.

Unutmayın ben şimdiye kadar hiç bir konuda yalan söylemedim.

Yalaklık ve döneklik hiç yapmadım.

Bundan iyisi de 'Şam'da kayısı'!
 
Kaynak: yurtgazetesi.com.tr


bozadi

#8
PKK'nın son zamanlarda çok sayıda sivil ölüme de neden olan artan saldırılarının darbe girişiminin başarısızlığıyla bir ilgisi varmış gibi görünüyor. Fethullah'ın PKK'yla dolaylı da olsa bir işbirliği olduğu tahmin edilebilir. PKK Kürt halkına tepeden baktığı ve tamamen kendi menfaati için şiddeti ve katliamı benimsediği sürece ve Kürt halkı bu konuda PKK'yı yola getirmediği sürece rahat bir nefes almaları da mümkün olmayacak bence. Ve maalesef Türkiye'deki Kürt halkının kendi içinde bu konuda bir birlik, dayanışma ve ortak irade geliştirmesi pek mümkün görünmüyor şimdiye kadarki süreç düşünüldüğünde. Umarım yanılıyorumdur. Muhtemelen bu konudaki çözüm de Türkiye'nin genel gidişatındaki olumlu gelişmelere bağlı olarak şekillenecektir.

Dikkat edilirse, PKK'nın ABD ve İsrail'le açık veya örtülü bir destek ilişkisi var ama aynı PKK'nın Rusya'ya karşı hiçbir sempatisi ve takdiri yok genel bir bakışla görülebildiği kadarıyla. PKK bir yandan Kürt halkının özgürlüğünden, kurtuluşundan, halkların kardeşliğinden dem vururken, bir yandan da dünyanın 1 numaralı faşist devletleriyle destek ilişkisine giriyor ve o baş şeytanlara karşı en büyük direnci ve işbirliğini gösteren Rusya ve İran gibi devletlere ise son derece mesafeli, soğuk bir tavır alıyor. Bu durum PKK'nın Global Faşizmle "uyumlu" bir rol oynadığına dair önemli bir gösterge ve aynı zamanda PKK'nın neden körü körüne egoya, şiddete, teröre odaklandığını da iyi açıklıyor.

Bizim kendi devletimiz/milletimiz de dünyanın Global Şeytanlarına boyun eğdiği sürece gerçekten onurlu ve gururlu bir nefes alamayacaktır. Çok şükür ki bugünlerde şu nedenle veya bu nedenle ABD'ye karşı tavır alma işaretleri var ve Rusya ve İran gibi gerçek onurlu ittifak adaylarıyla ilişkiler gelişme eğiliminde. İnanıyorum ki doğru müttefiklerimizi bulduğumuzda PKK sorunu dahil pek çok sorun gerçekten tarih olmaya başlayacaktır. Evet, belki daha uzun süre sıkıntı çekilir, çünkü Global Faşistler baskıyı, doğrudan-dolaylı saldırıları artırabilirler ama dostların da yardımıyla millet o saldırılara karşı kenetlenmeyi bilecektir diye düşünüyorum.

bozadi

#9
20 Ağustos 2016

Gaziantep'te mahalle düğününde terör saldırısı; en az 30 ölü, 94 yaralı, AKP milletvekili "IŞİD" dedi


Saldırı Siirtli bir ailenin düğünü sırasında gerçekleştirildi




Gaziantep'in merkez Şahinbey ilçesinde bir mahalle düğününe düzenlenen terör saldırısında en az 30 kişi hayatını kaybetti, 94 kişi yaralandı. Gaziantep Valiliği'nden yapılan açıklamada, "Bombalı  saldırı sonucu 30 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 94 vatandaşımız yaralanmıştır" dendi. AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar saldırıyı IŞİD'in düzenlediğini söyledi.

Şahinbey İlçesi Beybahçe Mahallesi'nde dün saat 22.50 sıralarında bir düğüne bombalı saldırı düzenlendi. Bazı görgü tanıkları saldırının canlı bomba saldırısı olduğunu söylerken, güvenlik kaynakları terör eyleminin bombalı araçla gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.

Saldırıdan dakikalar sonra CNN Türk yayınına bağlanan Gaziantep Olay Tv muhabiri Hüseyin Emre "Okul bahçesinde yapılan bir sokak düğününe canlı bomba saldırısı yapıldı. Onlarca kayıp, yüzlerce yaralı var. Burası mahşer yeri gibi" diye konuştu. Hayatını kaybeden ve yaralananlar arasında çocukların da olduğu ifade ediliyor. Saldırıda canlı bomba ihtimali üzerinde durulurken, bir aracın havaya uçtuğu da görgü tanıklarının aktardıkları üzerinde... Düğünün Siirtli Pervari aşiretinden bir ailenin düğünü olduğu gelen bilgiler arasında...

Şamil Tayyar: DAEŞ yaptı

AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, "FETÖ bıraktı, PKK ihanet nöbetini devraldı, şimdi DAEŞ... Allah topunuzun belasını versin" dedi. Tayyar, Twitter'dan yaptığı açıklamada "Gaziantep şehit kanıyla toprağı vatan yapmış kadim bir şehirdir, teröre yenik düşmez, Rabbim ülkemizi korusun" ifadelerini kullandı.

Bakan Mehmet Şimşek: Ölü sayısı artabilir

NTV canlı yayınına bağlanan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şunları söyledi:

Ben İstanbul'dayım, Gaziantep'e geçeceğim. Valimizin verdiği bilgiye göre barbarca saldırı olmuş. Canlı bomba. Milletimizin başı sağ olsun. Öyle görünüyor ki bütün terör örgütleri PKK, IŞİD, FETÖ bu dönemde Türkiye'yi hedeflerine koymuşlar. Teröre asla taviz vermeyeceğiz. Suriyeli kardeşlerimize kucağını açmış büyük bir başarısı hikâyesi yazan bir şehir.

Tabii ki bu teröre rağmen bu ülkenin de, Gaziantep'in de terörize olmasına izin vermeyeceğiz. Yolumuza devam edeceğiz. Birazdan İstanbul'dan havaalanına ilk uçakla Gaziantep'e geçeğiz.

Biraz daha rakamlar kötü olabilir. Vahşi ve barbarca bir saldırı. Bir düğün yerine böylesine bir saldırı insanlık tarihine eşi benzeri görülmemiştir. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Milletimizi oynanan oyunu görüyor, biliyor. 

Cumhurbaşkanı bilgi aldı

Saldırının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Gaziantep Valisi'ni arayarak saldırıyla ilgili bilgi aldı.







Fatma Şahin: Provokasyona gelmeyin
 
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, düğün salonunda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin olarak, "Kime hizmet ettiği belirsiz teröristler Gaziantepime saldırdı. Başımız sağolsun. Sayın Valimiz net bilgileri verecektir. Provokasyona gelme" dedi.
 
Başbakan Yıldırım, milletvekillerine Gaziantep'e gitmeleri talimatını verdi

Başbakan Binali Yıldırım, Gaziantep'te gerçekleşen terör saldırısının ardından İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya'dan kapsamlı bilgi aldı. Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül ve il milletvekillerinin Gaziantep'e gitmesi talimatını verdi.

MHP heyeti de bölgeye gidiyor

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin talimatıyla oluşturulan bir heyetin, saldırı sonrası incelemelerde bulunmak için Gaziantep'e gideceği de açıklandı.




CHP Sözcüsü: Hızla adım atmalıyız

Hakikaten hepimizin korkularının derinleştiği dönemden geçiyoruz. Düğünlerin, sokakların, okul bahçelerinin güvenliğini kaybettiği dönemden geçiyoruz. Bu durumda lanetlemek PKK'ya, IŞİD'e lanet okumak gerekiyor ama biraz daha ötesine geçmemiz gerekiyor. Şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız.

Türkiye bu derece güvenlik açıklarıyla yaşayacak bir ülke değil. Ortak bir şekilden artık yeter diyoruz. Artık hep beraber çözmemiz için bir adım atmamız gerekiyor.

Türkiye'de hassas bölgelerin tanımı gittikçe genişliyor. Bu Türkiye için hassas bir dönem. Bütün Türkiye'yi güvenli kılacak adımları hızla adımları atmamız gerekiyor.

Son dönemde Türkiye farklı terör grupların hedefinde gözüküyor. Bunun çözümü kapsamlı bir çözümle yapılmalı. Sadece güvenlik politikalarıyla çözülemez. Artık daha fazla vakit kaybetmeden samimi değerlendirmeye ihtiyacımız var. Terörle mücadele edeceksek güvenlikle başlayan ama onunla sınırlı olmayan politikalara ihtiyacımız var

MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ: İki patlama duyulmuş

Saldırının ardından Habertürk'e bağlanan Ümit Özdağ şunları söyledi:

Başımız sağolsun. MHP bölgeye bir heyet gönderecek. Ben de yarın bölgede olacağım. Olayın arkasında kimin olduğu belli değil. Bildiğimiz şu. Bu mahallede son dönemde Siirt, Van, Urfa, Suruç ve Ayn-el Arap'tan ciddi manada göç almış bir mahalle. Yine mahallede oturan arkadaşlarımızla konuştum. IŞİD'li olduğu Suriyelilerin de mahallede olduğunu ifade ettiler. Çok ağır ve alçakça bir terör saldırısı. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan bir gruba karşı yapılan bir terör saldırısı. İki tane patlama duyulmuş. Demek ki iki bombayla yapıldı saldırı. Sonuçları çok ağır olmuşa benziyor. Olay yerinden gelen fotoğrafları gördüğüm zaman fena olduğumu ifade edeyim. Nasıl alçakça olduğunu gördüm saldırının.




HDP: Eş genel başkanlar Gaziantep'e gidiyor

Saldırının ardından Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) yapılan açıklamada eş genel başkanların Gaziantep'e gideceği belirtildi.

Kaynak: t24.com.tr


bozadi

#10
IŞİD'in bu saldırıyı durup dururken kendi inisiyatifiyle yapmadığından eminim. Fethullahçı darbenin başarısızlığı ve Türkiye'nin dost görünümlü düşmanlarla mesafesini artırıp gerçek dostlarla ilişkilerini geliştirmeye başlaması nedeniyle beklenebilecek saldırılardan biri olduğunu düşünüyorum. Kürtler bu konuda daha potansiyel bir hedef teşkil ediyor, çünkü HDP tabanı AKP'nin ve IŞİD'in ortak hedeflerinden birini oluşturuyor, daha önce çeşitli örnekleri görüldüğü gibi. Ayrıca Kürtlerin maruz kaldığı işkence ve katliamlar ister AKP'den ister IŞİD'den gelsin, PKK'nın terörist faaliyetlerine gerekçe sağlamış oluyor bir bakıma.

IŞİD'in, boşverin Irak ve Suriye'yi, Türkiye'deki Kürtlere yönelik saldırıları başladığından beri PKK Türkiye'nin doğusundaki ve güneydoğusundaki IŞİD teröristlerine karşı ne kadar mücadele verdi, ne kadar savaştı acaba, çok merak ediyorum. Hiç bununla ilgili bir habere rastgelmedim. Bunun bir-iki örneği olsa ne yazar; "göstermelik" olduğu çok belli olacaktır, ki öyle göstermelik bir mücadeleye dair bile örnek görmedim ben. Kısacası, PKK muhtemelen hem AKP'nin hem de IŞİD'in HDP tabanını oluşturan Kürtlere yönelik saldırılarından, katliamlarından gayet memnun.

Aslında AKP'nin bir süredir güneydoğudaki Kürtlerin hayatını paramparça edici saldırılarındaki en aşırı durumlarda, asker ve polis güçleri arasındaki Fethullahçıların önemli bir rolü olduğu düşünülebilir, buna dair bazı iddialar, haberler vardı ama yine de bu durum AKP'nin bu konudaki günahkarlığını ortadan kaldırmaz bence. Maalesef HDP'li Kürtlerin PKK'nın günahkarlığıyla hala yüzleşemiyor olması da Global Şeytanların bu durumu böyle vahşi terör eylemleriyle suistimal etmesini kolaylaştırıyor.

IŞİD gibi tümör hücrelerinin İslam dünyası içinde bu kadar büyüyebilmesi aslında İslam dünyasının genel kokuşmuşluğunun, rezilliğinin doğal bir yansıması. IŞİD'den, Kaide'den önce de aynı diz boyu rezalet vardı. İslam'ın başlangıcından beri bu durumun bu seviyelere ulaşacağı beklenebilirdi belki de. IŞİD İslam dünyasının bünyesinde çok uzun zamandır mevcut olan bir hastalığın ilerleyerek sonunda kendini açıkça dışavurmasından ibaret yalnızca ve bu anlamda gayet de doğal bir sonuç, hiç şaşırtıcı değil. Yani hiç potansiyel yoktu da ABD yoktan var etmiş değil IŞİD'i. Zaten varolan eğilimleri şekillendirdi. İslam dünyasının IŞİD'e yeterli ve onurlu bir karşı duruş sergilememesinin, hatta doğrudan veya dolaylı yollarla destek olmasının nedeni de bu. IŞİD çok yabancı, beklenmedik birşey değil aslında bu bünyede; gayet "doğal" bir yönü var.

Ama ilginç bir şekilde, bu tümörün böylesine aleni bir hal alması da bir bakıma İslam dünyasının kendisiyle yüzleşmesi ve "birşey" yapması için bir imkan, bir fırsat yaratmış oluyor. Ve bana sorarsanız İslam dünyasında "ABD müttefikliği ve karşıtlığı" bir bakıma bu bünyenin hastalıktan arınıp arınmayacağıyla ilgili sorunun düğüm noktalarından birini temsil ediyor.

Suriye savaşı İslam dünyasını saran habislikle yüzleşilmesi ve güçlü bir karşı-tavır geliştirilmesi için en kritik aşamalardan biri oldu gibi görünüyor. Çünkü kendini İslam Cihatçısı olarak pazarlayan, İsrail-Amerikan emperyalizminin köpekliğini yaparak Şii/Sünni karşıtlığı nifakını sonuna kadar zorlayıp ağzından salyalar-köpükler saça saça Müslümanlara saldırıp İslam dünyasını birbirine düşüren onbinlerce şeytan piyonunun kendilerini en aleni şekilde ifşa ettikleri bir süreç oldu. Çok şükür ki İran ve Rusya gibi devletlerin de yardımıyla Suriye Devleti bu şeytan köpeklerine ve onların sahiplerine boyun eğmeyeceğini ve yenilmeyeceğini gösterdi. İslam Cihatçılığıyla geçinen bu kuduz köpek sürüsü eğer Müslüman Irak'a ve Suriye'ye saldırdığı kadar Siyonist İsrail devletine/ordusuna saldırsaydı, Filistin trajedisi sona erdirilmiş olurdu, ama yok; onlar ücretlerini, silahlarını, tedavilerini bizzat ABD'den ve İsrail'den temin ettikleri için, sahiplerini ısırmazlar. Bu bariz gerçeğe bilinçli veya yarıbilinçli bir şekilde körlük taslayan "Müslümanlar" da bu şeytan hipnozundan uyanıp Hakkın yanında durmadıkları sürece burunlarının boktan çıkmayacağını tahmin etmek kehanetten sayılmaz. İslam dünyasını gerçekten birleştirecek ve habis urlardan arınmasını sağlayacak olan şey gerçekle yüzleşip gereğini yapmaktır. Cennetin zirvesine ve cehennemin dibine kadar yolu var herkesin. Özgür irade.

bozadi

#11
Uzun zaman önce AKP'nin körü körüne eleştirilmesine karşı olduğumu, AKP'nin olumlu icraatleri de olduğunu, dolayısıyla hem olumlu hem de olumsuz şekillerde eleştirilmesi gerektiğini söylemiştim. AKP'nin güçlü bir iktidar olmasının, büyük bir halk desteği olmasının sağladığı faydalara dair görüşlerimi paylaşmıştım. Hatta AKP'ye ve Tayyip Erdoğan'a körü körüne karşıtlık ve düşmanlık sergilediğini düşündüğüm bazı çevrelerin kendilerinin çok daha olumsuz eleştirilebilirlikleri olduğu görüşümü ve bu konudaki kızgınlığımı ifade etmiştim. O çevrelerden biri olan Perinçek ve ulusalcı çevreden bazılarına yöneltmiştim bu eleştirileri en çok. Perinçek'in son zamanlarda AKP'yle yakınlaşması beni şaşırtmıştı ama bu süreçte Rusya ve Suriye ile samimi görünen bir arabuculuk çabası göstermesini çok takdir ettiğimi belirtmek istiyorum.

Tayyip Erdoğan AKP'sinin şiddetli bir şekilde eleştirdiğim yönlerine rağmen, Erdoğan'ın isteyerek ve istemeden bir şekilde bu ülkede olması gereken bazı şeyleri oldurduğuna dair de görüşlerim olmuştu. Örneğin AKP'ye muhalif azınlık unsurlara karşı şiddetli tepkisinin ve müdahalelerinin tüm olumsuzluğuna rağmen, bunu bu kadar kendinden emin ve kararlı bir şekilde yapmasının o çevreleri bir uyanışa ve kendi aralarında birleşmeye zorladığı gözlemimi paylaşmıştım. Çoğu bilinçli KH aktörlerinin, örneğin Fethullah'ın aynı nefreti ve eziciliği o kesimleri "uyandırmadan" çok daha sinsi yollarla yapabildiğine dikkat çekmiştim. Tayyip Erdoğan'ın yeterince akıllıca olmayan, ruhsal/bilinçsel olarak "cahil ve çiğ" bir narsistlikle muhaliflerini ezmeye çalışarak onları normalde kendi içlerinde yeterince deneyimleyemedikleri bir uyanışa zorladığını ifade etmiştim.

Milyonlarca insanın adanmış desteğinin Tayyip Erdoğan'ı kendisini "cihan padişahı" gibi hissetmeye sevk ettiğini ve bir süre hizmet ettiği veya ediyor gibi göründüğü ABD ve müttefiklerine karşı da itaatsiz kıldığını ve bu durum iyice netleştikçe o Global Faşistlerin Tayyip'i ortadan kaldırmak istemeye başladığını ifade etmiştim. Her ne kadar Erdoğan'ın kendisine boyun eğmeyen tüm çevreleri ezici tutumundan nefret etsem de, hem o çevreleri giderek uyandırma etkisi yapması nedeniyle, hem de Global Faşistleri giderek "sinirlendiriyor" olmasından dolayı ona garip bir şekilde bir sempati duymaya başlamıştım. ABD ve müttefiklerine boyun eğmek yerine Rusya ve İran gibi devletlerle işbirliğine yönelmesinin çok ihtimal dışı görünmesine rağmen böyle birşeyin ne kadar iyi olacağına dair ümitlerimi paylaştım ama gerçekten böyle birşey olacağına pek inanmıyordum.

Derken Fethullahçı darbe oldu ve Erdoğan ABD ve müttefiklerinin kendisini "indirmeye" kararlı olduğunu görünce ve "sıkıştığını" anlayınca çok şaşırtıcı bir şekilde Rusya'yla yakınlaşma belirtileri gösterdi. Aslında darbeden önce başlamıştı bu göstergeler, darbeyle birlikte biraz daha somutluk kazandı. Ve İran'la da ilişkiler gelişme eğiliminde görünüyor. Açıkçası, Fethullah'ın Erdoğan'dan çok daha tehlikeli bir aktör, global bir mafya olduğunu defalarca ifade etmeme rağmen yine de TSK'yı kullanarak Erdoğan'ı indirmeye bu kadar yaklaşabileceğini hiç tahmin edememiştim. Ben aksine bizzat Erdoğan'ın TSK'yı kullanarak tüm ülkeye darbe yapabileceğini düşünüyordum, çünkü Erdoğan AKP'sinin pek çok alandaki suç sicili giderek tırmanıyordu, IŞİD saldırıları almış başını gidiyordu. Gerçi Türkiye'de artan IŞİD intihar bombalamalarının bizzat Global Şeytanlarca Erdoğan'ı zora sokmak ve dediklerini yaptırmak üzere uygulanan baskılar olduğu yönündeki görüşlerimi de paylaşmaya başlamıştım. Ama Fethullah'ın etkisiyle böyle bir askeri darbe girişimini beklemiyordum kesinlikle. TSK'da ve diğer kurumlarda Fethullah'ın tıpkı eski bazı videolarında anlattığı gibi "sisteme etkili bir şekilde sızmayı" bu ölçüde başarmış olmasını çok şaşırtıcı buldum.

Şimdi dönüp bakınca, Erdoğan AKP'sine yüklediğim olumsuzlukların hepsinin değil elbette ama bazılarının Global Şeytanlarca özellikle Fethullah yoluyla Erdoğan'ı çıldırtmaya ve şarampole yuvarlamaya yönelik olduğunu düşünüyorum.

Dilerim darbe sonrası ABD ve müttefiklerine karşı gösterilen tepki ve Rusya ve İran gibi ABD faşizmine karşı onurlu bir mücadelede işbirliği yapmaya çalışan ülkelerle olan ilişkilerin sıcaklaşması devam eder. Çünkü o zaman Global Şeytanların bu ülkede uzun zamandır derinleştirmeye çalıştığı nifaklar (Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Sağcı-Solcu, Dinci-Laik vs vs) giderek azalacak ve insanlar gerçek düşmanın farkına vararak tıpkı çok yıkıcı bir doğal afetin ardından olduğu gibi samimi işbirliğinin yollarını arayacaklardır. Bunun hemen olmasını beklemek yanlış olur gibi görünüyor, AKP'nin olumsuz eleştirilmeyi hak eden pek çok icraatleri olmaya devam edecek muhtemelen, her ne kadar bunların bazılarında yine Fethullah'ın (daha doğrusu onu kullanan Global Şeytanların) parmağı olabilecek olsa da. Darbe öncesi koşullarla karşılaştırılacak olursa, bu konuda iyimser ve umutlu sayılırım. Çünkü Erdoğan'ın Rusya ve müttefikleriyle ilişkilerini giderek daha fazla geliştirmek "zorunda" kalacağını düşünüyorum. Ve belki de bu durum bir mecburiyetten ziyade gerçek bir anlayış ve gönül işine de dönüşebilir. Bu arada bunları söylerken Rusya, İran ve müttefiklerini kusursuz, günahsız, sorunsuz, egosuz görmüyorum. Ama mevcut durumda gerçekten olup olabilecek en iyi şey bence onların öncülük ettiği mücadele. Türkiye de bu Global Hak-Hukuk mücadeledesinde tavrını ve onurlu yerini almalıdır.

Ben her ne kadar Erdoğan AKP'sinin uzunca bir süredir diktatörce ezmeye ve boyun eğdirmeye çalıştığı azınlıklara sempati beslesem de, o çevrelerin de kusursuz, sorunsuz, egosuz olduğunu düşünmüyorum. Tüm o çevreler de kendi içlerinde ve aralarında doğru dürüst bir birlik-beraberlik-dayanışma içinde değiller ve hepsinin epeyce özeleştiriye ihtiyacı var. Yaşanan tüm temel sıkıntıların suçunu tamamen dışarıda aramak pek gerçekçi ve vicdani değil. Gerçek mücadele herkesin ve her kesimin öncelikle kendi içindeki KH programlarına karşı yürütmesi gereken mücadeledir. Dış dünya bir katalizör oluyor yansıttıkları yoluyla bizi iç dünyamızda atmamız gereken adımları atmaya zorlayarak.

Tayyip Erdoğan'a "Tayyip" demeye artık dilim varmıyor pek, belki zaman zaman kullanabilecek olsam da. Ama AK Parti'ye "AKP" demek benim için hala çok doğal. Öncelikle "AKP" kısaltması bu partinin kendi sunduğu kısaltmaydı. Sonradan bu kısaltmanın "AK Parti" şeklinde değiştirilmesi için bir "operasyon" yapıldı adeta ve AKP demek sanki bir suçmuş, iftiraymış gibi hissettirildi, bunu çok yanlış buluyorum. Biraz kompleksli bir tepki bu. Adalet ve Kalkınma Partisinin kısaltması olarak "AKP" demek bir saygısızlık veya körü körüne bir aşağılama gibi algılanıyorsa, bu durum bunu o şekilde algılayanların sorunudur bence, AKP diyenlerin değil. Ama evet, bir parti "ben kısaltmamı değiştirdim, bana bundan sonra böyle denmesini rica ediyorum" diyebilir. Ama o durumda da ben o ricaya uymak zorunda değilim. Hele ki "AK Partinin" hiç de iddia edildiği gibi "ak" olmadığından son derece gerçekçi bir şekilde emin olmuşsam, bunun sayısız kanıtı ayyuka çıkmışsa, o partiye zoraki bir şekilde "AK PARTİ" demek yerine ilk ve doğru kısaltması olan AKP diye hitap etmek son derece doğaldır ve AKP'lilerin de buna saygı duyması gerektiğini düşünürüm. Bu arada özellikle son gelişmelerden sonra ister forum içinde, ister forum dışında "AK Parti" ifadesinin kullanılmasından bir rahatsızlık duymayacağımı da belirtmek isterim. Kimseyi "AKP" kısaltmasını kullanmaya zorlamak gibi bir tavrım olmadı.

Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, Erdoğan AKP'sinin ümit edilen doğrultuda ilerlemesi durumunda, gayet içimden gelerek "AK Parti" ifadesini kullanmak isteyebileceğim gibi, AKP'ye oy vermek veya oy vermesem bile beğendiğim icraatlerini imkan bulduğum her yerde her durumda savunmak da benim için doğal ve gerekli hale gelecektir.

bozadi

#12
21 Ağustos 2016

Selahattin Demirtaş'tan Gaziantep çağrısı


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gaziantep'teki patlamaya dair konuştu.




HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Gaziantep'te gerçekleşen ve 50 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya dair konuştu.

Demirtaş, "Antep'teki saldırıyla kaos ve iç savaş hedeflendi. Antep' teki tüm siyasi partilerden milletvekili arkadaşlara sesleniyorum. Gelin taziyede bir olalım, yan yana duralım. Bu fotoğrafla o alçaklara en iyi cevabı vermiş oluruz" dedi.
 
Kaynak: haber.sol.org.tr


bozadi

#13
21 Ağustos 2016

Antep emniyeti şüpheli aracın peşine düşmedi


Antep'te sokakta yapılan düğüne düzenlenen canlı bomba saldırısından 2 saat önce emniyete 'plakası sökülen çok şüpheli araç' anonsu geçildi, ancak polis söz konusu aracın peşine düşmedi




Antep'in merkez ilçesi Şahinbey'de çoğu çocuk ve kadın 51 kişinin yaşamını yitirdiği yaklaşık 70 kişinin yaralandığı canlı bomba saldırısından 2 saat önce emniyete 'plakası sökülen çok şüpheli araç' anonsu geçildi.

Birgün'den Zeynep Yüncüler'in haberine göre, ulaşılan bilgiye göre alanda görevli polis emniyete, 'Şahinbey ilçesine doğru yol alan plakası sokulmuş çok şüpheli araç var, ekip gönderin' anonsu geçti. Anonsa rağmen emniyetten hiçbir ekip söz konusu aracın peşine düşmedi. Aracın canlı bombayı sokağa getiren araç olmasından şüpheleniliyor.

ARABADAKİLER KAÇAN İKİ KİŞİ Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın patlama ile ilgili yaptığı açıklamada "iki kişi kaçtı" demesi akıllara araçtaki kişilerin patlamayla ilişkili aranan kişiler mi olduğu sorusunu akıllara getirdi.
 
Kaynak: abcgazetesi.com


bozadi

#14
21 Ağustos 2016

CHP'li Türkmen: Gaziantep'te 3-4 mahalle IŞİD'in elinde


Gaziantep'teki saldırının ardından bölgeye giden CHP heyetinde yer alan Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen "3-4 mahalle resmen IŞİD'in eline geçmiş durumda ve halka göre de devlet buna göz yumuyor" iddiasında bulundu.




Gaziantep'teki düğün saldırısından sonra bölgeye giden CHP heyetinde yer alan Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen önemli iddialarda bulundu.

Sözcü'den Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre, bölge halkından aldığı izlenimleri aktaran Türkmen, Gaziantep'te IŞİD'in çok etkin bir hale geldiğini belirterek, "3-4 mahalle resmen IŞİD'in eline geçmiş durumda ve halka göre de devlet buna göz yumuyor" dedi.

4 ÇOCUĞUNU VE EŞİNİ KAYBEDEN KADIN

"Çok büyük bir acı yaşanıyor" diyen CHP'li Türkmen, "50 cenazenin hepsi birden teslim edilmiş. 50 cenazenin aynı anda yaşatacağı acı ve infiali hiç mi düşünmediler? Tam bir akıl tutulması. Kabristanda çok büyük bir infial ve acı tablosu var. Resmi görevliler protesto ediliyor. AKP protesto ediliyor. 50 cenaze birden teslim edilir mi?" diye konuştu.

Türkmen, CHP olarak acılara ortak olmak ve aileleri teskin etmek için Gaziantep'e geldiklerini vurgulayarak, "Baş sağlığı dilediğimiz bir kadın 4 çocuğunu ve eşini kaybetmiş. Düşünebiliyor musunuz bu acıyı?" dedi.

3-4 MAHALLE ELLERİNDE

Gaziantep esnafıyla yaptıkları temasları da aktaran Türkmen, "Onlardan edindiğimiz izlenime göre, IŞİD burada çok etkili şekilde yapılanmış. 3-4 mahalle resmen onların eline geçmiş durumda. Kurtarılmış bölge adeta. İktidarın da buna göz yumduğu inancı var halkta" diye konuştu.

2 AYRI İDDİA

Elif Doğan Türkmen, katliamın nasıl meydana geldiği yönünde 2 iddianın olduğunu belirterek, "Bunlardan biri, bir bebek pusetine bomba yerleştirilmiş. Bir başka iddia da, bir çocuğun kendini patlattığı yönünde. Yine, bir başka canlı bombanın, IŞİD'in etkin olduğu bir mahalleye doğru kaçtığı yönünde iddia var" diye konuştu.
 
Kaynak: abcgazetesi.com