Geçmişi Nasıl Değiştiririz?

Başlatan macka, 02 Ağustos 2016, 20:58:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

macka

Yaklaşımlarını ilgi ve beğeniyle izlediğim Sayın Tuncay Yeşilpınar\'ın konuyla ilgili yazısı
http://yesilpinar333.blogspot.com.tr/2016/07/gecmisi-nasl-degistiririz.html#more

Geçmişi Nasıl Değiştiririz?
Başlığa baktığınızda, bu kadar da uçma dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, geçmiş zamanı d e ğ i ş t i r e b i l i r i z!

Şimdi öncelikle ZAMAN nedir, ona bir bakalım.
Zaman Einstein\'ın da söylemiş olduğuna göre değişken bir kavramdır. İçinde olduğumuz bir cismin hızına göre ters orantılıdır. Yani hız arttıkça o cismin içindeki zaman yavaşlar. Demek ki, zaman sabit bir kavram değildir, değil mi?




Şimdi, içinde bulunduğumuz titreşim boyutunda ki her madde özünde moleküler düzeyde titreşim halindedir, biz aynı radyo veya televizyon frekansları gibi birbirimizin frekansına uyumlanır ve birbirimizi gördüğümüz, karşılaştığımız, ve duyduğumuz her şey bizim uyumlandığımız enerjinin fiziksel forma dönüşmüş halidir. Bu fiziksel form dünyasında yerçekimide bu frekansın bir ürünü olduğu için lineer bir süreç işler. İşte, asıl olan dairesel zaman birimi bu yerçekimi etkisiyle lineer yani düz bir zaman çizgisi olarak algılanır. Bunun sonucunda arada geçen süreç bizim geçmiş olarak algıladığımız , aslında aynı anda oluşan deneyimlerin birer algılanma önceliğidir. Bu önceliği hislerimiz yoluyla şartlanmış zihinlerimiz düzenler. Şu an yaşadığımız deneyimlerin farkındalığımızda kalan kısmı ise Geçmiş Hatıralarımız olarak kaydedilir.
Aslında o deneyimler geçmiş ve geriye dönüşü olamaz olarak gözükse de, aslında aynı an içinde oluştuğundan küçük bir algı değişikliği ile farklı bir hatıraya dönüştürülebilir.

Nasıl mı yaparız?

Önce geçmişin de şu an oluştuğunu algılamamız gerekir. Evet, her deneyim aynı anda karşımızda duruyor. Biz his ve duygularımızı kullanarak. bir de tabii ki hücrelerimizde kayıtlı olumlu olumsuz bilgilerin eşliğinde, o potansiyel olasılıklarımızla aynı frekansa geçer ve o farkındalık dahilindeki halimizi deneyime çekeriz. Diğer olasılıklar hala orada ve biz onlara uyumlanmadığımız sürece öylece durağan olarak bekler.

Bilinçli olarak belli bir olumsuz bilginin istediğimiz olumlu haline odaklandığımızda ve gerçekten o hali bire bir hissettiğimizde, farkındalıktan deneyime geçen bu hatıra bambaşka bir anlam kazanır. Bu haliyle bizim bilinçaltımıza kaydedilir.

Her birimizin bu süreci en azından bir kez yaşadığımıza eminim. İyice düşünün, bir gün geçmişte  beraberce paylaştığınız hatıranızı birine anlatırken bazı bölümleri onun değişik hatırladığınıza tanık olursunuz ve iddia ederek aslında durumun farklı olduğunu söylersiniz. O da size yanlış hatırladığınızı iddia eder.

Böyle bir durumla hiç karşılaşmadınız mı?

Diğer bir geçmiş hatıraların değişmesine örnek daha vereyim.
Mesela, birlikte olduğumuz bir arkadaşımızla bir hatıramızı paylaşırken, onun böyle bir olayı hatırlamadığına şahit oluruz ve şaşar kalırız. Yahu nasıl hatırlamıyorsun, diye kızarız.

İşte, tüm bu durumlar bizim bilinçsizce hatıralarımızı değiştirdiğimizi gösterir.

Son olarak, tüm konuyu özetlersek, önce geçmişin tamamen bir illüzyon ve bizim zaman algımızdan kaynaklandığını bilelim. Zamanın ayağımızın altından geçen yürüyüş bandı olarak düşünüp o bandın gene altımızdan geçeceğine iyice emin olalım. Bu bilgilerin ışığında geçmişte yaşadığımız bir olay ve kişileri tekrar hatırlayıp onları iyice istediğimiz şekilde bir senaryoya dökelim ve yeni halin tüm his ve duygularını tüm hücrelerimizde hissedelim.

Geçmişin tamamen zihnimizde kalan bir bilginin şartlandırılmış ve kalıplaşmış hali olduğunu ve gelecek olasılık hallerimizi seçmemizdeki önemini farkedince tüm yaşamımızın bir şekilenmeyi bekleyen bir enerji yumağı olduğunu şaşarak görürüz...
Tuncay Yeşilpınar
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

macka

#1
Kasyopya celselerinde aslında zamanın 3. boyutta yaşanılan bir ilüzyon olduğu dolayısıyla hız kavramının da 3 te deneyimlenen bir şey olduğu 4 ten itibaren zaman algısının bittiğini sıfır zamanda geçmiş gelecek şimdinin aynı olduğunun algılanacağı anlatılır.Hatta geçmiş yaşamların da .Buna örnek olarak da bir slayt çarkı gösterilir, tüm yaşamlar o çarktadır ancak biz bir kareye odaklandığımız için o anda o hayatı görür yaşarız .Bunu algılamak bizim için çok zordur
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

ağaçkakan

#2
Bu konu çok ilginç! Sorum ise şu: neden sonuç ilişkisi nasıl oluyor o halde? Yani geçmişteki bir olayın şimdi ve ileriki zamanlarda sonuçları nasıl açıklanır? Nasıl oluyor da aynı çarkın bir bölümü diğerini yönlendiriyor? Neden tersi olmuyor? Neden gelecek ve şimdi geçmişi yönlendirmiyor?
 

Tgur

#3
"Bu konu çok ilginç! Sorum ise şu: neden sonuç ilişkisi nasıl oluyor o halde? Yani geçmişteki bir olayın şimdi ve ileriki zamanlarda sonuçları nasıl açıklanır? Nasıl oluyor da aynı çarkın bir bölümü diğerini yönlendiriyor? Neden tersi olmuyor? Neden gelecek ve şimdi geçmişi yönlendirmiyor?"

Ağaçkakanın güzel bir sorusu,

Evvela şu yorumlar bölümüne dalarsak bu hususta bazı konuları özellikle münakaşa edip birşeyleri oturtmaya çalıştığımızı görürsünüz ,evvel okuyanları bu hususta tenzih ederim,

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=18

İlaveten ve dostumuzun sorusuna kısa bir yorumla cevap verirsek ,dikey gerçeklikteki bütün oluşların dairesel bir beraberlikle aynı ortamda olduğunu ,bu yüzden sebep ve sonuç özelliklerin sadece bizim yoğunluğumuzda önemli olduğunu söyleyebiliriz, yani biz lineer akışa bağlı zihinsel karakterimizin bu madde boyutunda devreye aldığı ileriye bakıştan başka şey düşünemeyen bölümüne takılı kalmış oluruz..

Bir oluşu göz önüne getirelim ,esasta bu oluşta geçmiş gelecek ve şimdinin etkileri zaten vardır ,onu bu etkilerden ayrı olduğunu zannedip sadece şimdi oldu bundan sonrasına bakalım dersek evrensel bir cevap vermemiş oluruz..

Evrensel bir cevapta, zamansızlığı çok zorda olsa anlamaya çalışmalıyız ve bu anlayış çalışmamızda şu anda yanlış idrak edip uyguladığımız zamanın kısıtlı sınırları olmamalıdır, oluşun o bahsi geçen o slayt çarkının bütününü içine aldığını düşünmeliyiz.

Biz şu anda bir slayt çekmiş yaşamaktayız ,yani o slaytı beyaz bir perde üzerinde seyretmiyor ,apaçık bütün özellikleri ile yaşıyoruz ve bu yaşantıda lineere kilitlenmiş zaman ve mesafe deneyimi var.

Ve buna artık pek üzülmemeliyiz ,zira belki bu sırada bir ödenti için bu slaytı çektik ,veya bir öğretimiz eksik kalmış olabilir,bir görev için de gelmiş olabiliriz ,bir şeylere şahit olmak için de ,böylece bir çok sebep sıralayabiliriz .

Olan her şeyin bir sebebi vardır..






bozadi

#4
Tartışılan bölümlerde geçti mi bilmiyorum ama 26 Aralık 1998 celsesinde şöyle birşey geçiyor:

Alıntı YapC: (...) Einstein sadece geleceğin değil, şimdinin ve geçmişin de açık olduğunu buldu.