Friedrich Nietzsche

Başlatan ivrin, 08 Mayıs 2009, 16:31:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ivrin

#15
KENDİ ALEVLERİNİZDE YANMAYA HAZIR OLMALISINIZ: ÖNCE KÜL OLMADAN KENDİNİZİ NASIL YENİLEYEBİLİRSİNİZ?

Ama bizler maalesef yanmıyor yakıyoruz:(
 

ivrin

#16
NEREDE CANLI BULDUYSAM, ORADA GÜÇ İRADESİ BULDUM; HİZMET EDENLERİN İRADESİNDE BİLE EFENDİ OLMA İRADESİ BULDUM.

Evet gerçekten çok doğru demiş, gerçek anlamda hizmet eden edenler bile bunu efendi olma kaygısıyla yapmaktalar:(
 

ivrin

#17
BİZLER ARZU EDİLENDEN ZİYADE ARZULAMAYA AŞIĞIZ.

Evet aczimizi bize ispatlayacak bundan daha büyük bir cümle nasıl kurulabilir ki!
 

ivrin

#18
EY ULU YILDIZ! KENDİLERİNE IŞIK SAÇTIKLARIN OLMASAYDI, SAADETİN NERDE KALIRDI!

Nietzsche'nin Ulu Yıldızlara(!) bu ironik atfını çok beğenirim. Onun penceresinden bakabilmek ne kadar güzelmiş:)
 

ivrin

#19
Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.

Hep söylerim "sevgi sevenindir sevilenin değil" derim ama sevgisini başkasında duyumsamaya çalışanlar nasıl bunun farkına varabilirler ki. Benim sevgimin o derin hissi sadece tarafımdan anlaşılır gerçeğine umarım her birey bir gün vakıf olur. O yüzdendir ki sevilmekle ilgilenmem sevmeye bakarım:)
 

ivrin

#20
Anlamadık Zerdüşt'ü, anlamadık Mevlana'yı, anlamadık Hallaç Mansur'u.. Özümüzden gelenleri de anlamadık! Bilincimizin seslenişini zihnimizin ilizyonları bastırdı, kendimizi de anlamadık!



Evet biz farklı görüşleri kabullenmeyi öğrenemedik, bununla da kalmayıp birde onlardan korktuk aklımıza bile güvenemedik...! Bize "onların okuduğu kitapları okumayın" dediler "maazallah aklınızı çelerler(!)" bizde okumadık korktuk çünkü kendimizi bilmediğimizden kendimize güvenemedik:( Biz varolana teslim olmayı öğrenemedik, biz varolanı reddetmeyi meziyet sanıp başımızı kuma gömerek onları ret ettik. Kendimizi bilseydik hangi korku bizim gerçeklere gözümüzü kör edebilirdi ki, ya da kulağımızı sağır. Küçük iken bir hırsızı küçümsemiştim çaldığı için, dedem dizlerinin üzerine  eğilip gözlerime baktı ve dedi ki "evlat hepimiz hırsızız ekmeğimiz olmayınca, hepimiz serseriyiz yatacak yerimiz olmadıkça ve hepimiz hayvan aklımızın farkındalığıyla özümüzde varolmadıkça".  Şimdi kimi ret edeyim inancıyla ya da küçümseyeyim farkındalıksız bir ruhu, farkındalığı olmayan benim eserim değil mi!?

Ne emekler veririz boş yere, ne zamanlar harcarız afaki sözlerle ama tenezzül etmeyiz varolanı kabul edip elinden tutmayı. Biz değil miyiz ayrılıklara fener tutan, biz değil miyiz uyandırmadan anlatan, biz değil miyiz onların yansıması ta ki varlıklarını kabul edene değin.

 

Anlatamadık değil, anlamadık ey insan! Anlatamadık diye yırtınıyoruz ama aslında biz anlamadık:(

Anlamadık Zerdüşt'ü, anlamadık Mevlana'yı, Anlamadık Hallaç Mansur'u.. sadece, bomboş yaşadık gaflar içerisinde ve dayatılan dogmalara esir!

Bazen Zerdüşt ile konuşuyorum (!).......

1 aralık 1987'de başladım onunla konuşmaya, daha önce önemsemedim büyük bir gafla ve aymazlıkla.. nasılda kapılıyoruz yapay sellerin akıntısına ve uyanamıyoruz gerçeğin içinde! Anlıyoruz ama büyük bir acz ile Üstinsan olamıyoruz, ya da hep erteliyoruz "nasılsa biliyoruz ya, okuduk, öğrendik bitti (!)". Peki ya öğrendiğimizi zannettiklerimizi yaşayabilmek...!!! Yaşamadan ölüp gitmek de var!

 
<Böyle başladı Zerdüşt'ün batışı>
Bu kase yine boşalmak, Zerdüşt yine insan olmak istiyor.
 

<Tanrı öldü, veee acz yok oldu.>
"Hayır." dedi Zerdüşt. "Ben sadaka vermem. Sadaka verecek kadar fakir değilim."

 
<Farkedin, size Üstinsan'ı öğretiyorum!>
Solucandan insana uzayan yolu kat ettiniz, ancak içinizde pek çok şey hala solucan halinde. Bir zamanlar maymundunuz; gel gör ki insan hala, herhangi bir maymundan daha maymun. En bilgeniz dahi bir nifak, bitkiyle hortlak arası bir karışım. Size hortlak ya da bitki olmanızı mı söylüyorum?Fark edin, size Üstinsan'ı öğretiyorum!


<"Zehirden uzak durun!" Neredeysek orada olamadık Zerdüşt, yani şimdi, burada, an'da ve yeryüzünde.. kimbilir belkide gökyüzünde. İşte, her neredeysek orada!>
Yeminle teyid ve tasdik ederim ki, kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve kanmayın size dünyanın ötesindeki ümitlerinden bahsedenlere! Onlar, zehir saçanlardır, bilerek veya bilmeyerek...

 
<Bütün'e ait deryada kirli bir nehir olmaktansa "Bütün" ile "Bir" halde Üstinsan olmayı yeğliyorum>
-kirli bir nehirdir insan. Kişinin, kirlenmeden kirli bir nehri içine alabilmesi için derya olması gerekir.  Fark edin, Üstinsan'ı öğretiyorum size: o, bu denizdir ki, içinde büyük hoşgörünüz batıp gidebilir.

 
<Ben hayal denizinde kaybolanlardan olmayacağım!>
-en korkunç şey , arza karşı günah işleme ve bilinmesi mümkün olmayanı yeryüzünün manasından üstün tutmaktır.

 
<Fakettim Zerdüşt, ama aczden kurtulamadım insanlık olarak, dayatılan dogmaların esaretinden ve bağımsızlığın anlamını anlayamamaktan! Bağımsızlığı ego ile özdeşleştirdim, bağımsızlığı yanlızlıkla özdeşleştirdim ne büyük gaftır ki "bir" liğimizdeki bağımsızlığı göremedim. Yıllarca kaçırdım derya ile "bir" olmayı ve kaçırdım hoşgörümün dağıttığı o muhteşem seremoniyi. Şimdi öğreniyorum Zerdüşt ve seni anlıyorum artık! Ve sesleniyorum anlamayanlara ve hala görmeyenlere;  gören gözlerle bakın materyalis sandığınız o zengin ruhlarda yatan bilgelere.
Günahınız değil - kanaatkarlığınız haykırıyor göklere, günah işlerken bile gösterdiğiniz cimriliğiniz haykırıyor göklere! Nerede sizi diliyle yalayacak o yıldırım? Aşılanmanız gereken cinnet nerede? Farkedin size Üstinsan'ı öğretiyorum: o, bu yıldırımdır; o, bu cinnet! -
 

Yol arkadaşım......
"İçimde bir ışık doğdu: yol arkadaşlarına ihtiyacım var benim, canlı yol arkadaşlarına  - gönlümün istediği yere taşıyacağım ölülere ya da cenazelere değil. Bilakis canlı yol arkadaşlarına ihtiyacım var, arzuladıkları için bana refakat eden – ben nereye gidersem oraya gelen.

İçimde bir ışık doğdu: Zerdüşt, halka değil, yoldaşlara hitap etmeli! Bir sürünün köpeği ya da çobanı olmamalı Zerdüşt! Birçoklarını ayırmak için sürüden – bunun için geldim ben.

Varsın halk ve sürü kızsınlar bana: çobanlara haydut demek ister Zerdüşt.
 

08 Aralık 2007 16:34

 

ivrin

#21
Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.

Düşman kavramı bana çok uzak, eminim Nietzsche'ye de uzaktı ama bu kavram ne yazık ki vardı/vardır. Ve evet eğer böyle bir kavramı hayatımda yaşatıyorsam/yaşatıyorsak her zaman düşmana yenik olmaktan yanayım.
 

ivrin

#22
" Tanrı'nın da cehennemi var: İnsanlara beslediği sevgidir bu".

Evet, Nietzsce'nin dediği gibi Tanrı var ise ve kutbu da var ve adı da sevgi, kime karşı; kendinden ayrıştırdığı her şeye karşı:) ve eğer bir kutbumuz varsa o cehennemimizdir! Biz şimdilik hala en masum olan kutuba sahibiz adı da sevgi(!) dolayısıyla da tanrı var. İşte kutupsuz kaldığımızda artık adı sevgi olan bir kutbumuz olmayacağı ve artık bir bütün halde sevginin kendisi olacağımız ya da hiç olacağımız için, o sevgi duyan varlığımız ölmüş olacaktır:) zira artık böyle bir duyumsama mümkün olmayacaktır. O halde Tanrı'yı öldürmemiz gerekir ya da Tanrı'da ölmemiz gerekir:)


"Tanrı öldü; insanlara olan merhametinden öldü Tanrı".

Kendinden ayrı olanın sana ulaşırken ki acısına ancak acırsın ve bu seni de acıtır! Bir olmak için de güçlü ve bilinçli olanın pes etmesi gerekir. Ve tanrı ölür!