Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İlber Ortaylı: "Nazileri yenmek Kızıl Ordu'nun eseridir" (7 Mayıs)

Başlatan bozadi, 10 Mayıs 2015, 17:13:05

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

07 Mayıs 2015

İlber Ortaylı: Nazileri yenmek Kızıl Ordu'nun eseridir


Prof. Dr. İlber Ortaylı, Nazilerin Doğu Avrupa'dan kovalanması ve mağlubiyete uğratılmasının Sovyet Kızıl Ordusu'nun eseri olduğunu söyledi.




9 Mayıs Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası karşısında kazandığı zaferin 70. yıldönümü... 1939-1945 yılları arasında süren, tarihin en büyük ve kanlı savaşında siviller dahil yaklaşık 70 milyon insan hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği ise 27 milyon olduğu tahmin edilen can kaybı ile savaşın acı yüzünü en ağır hisseden taraf oldu. İkinci Dünya Savaşı'nın en şiddetli çarpışmaları Sovyet ve Nazi ordularının karşı karşıya geldiği Doğu Cephesi'nde yaşandı. Kızıl Ordu, 9 Mayıs 1945 tarihinde Nazi Almanyasını mutlak yenilgiye uğratarak, Avrupa ve dünyayı Nazizm tehlikesinden kurtardı.

Öte yandan yapılan kamuoyu anketleri, Avrupa vatandaşlarının İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin oynadığı rolü azımsadığını ortaya koyuyor. ICM tarafından Almanya, İngiltere ve Fransa'da 3 bin kişi üzerinde yapılan ankete katılanların sadece yüzde 13'ü, Avrupa'nın Nazizm'den kurtulmasında Sovyet ordusunun kilit rol oynadığını düşündüğünü söylerken, yüzde 43'ü ise Avrupa'nın özgürlüğüne kavuşmasında en büyük rolün ABD 'ye ait olduğunu belirtti.

Peki Sovyetler Birliği, 2. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyasına karşı kazanılan zaferde nasıl bir rol oynadı? Kızıl Ordu'nun Avrupa'yı Nazizm'den kurtardığı tezi haklılık payı taşıyor mu?

Tarihçiler Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Radikal yazarı Ayşe Hür, 2. Dünya Savaşı hakkındaki gerçekleri ve SSCB'nin rolünü Sputnik Haber Ajansı'na değerlendirdi.


'AVRUPA'YI NAZİZİMDEN SOVYET ORDUSU KURTARDI'

İlber Ortaylı, "Nazileri yenmek, bugünkü Rusya topraklarından ve hatta Doğu Avrupa'dan kovalamak, Sovyet Kızıl Ordusu'nun eseridir. Bunun bilinmesi lazım. Beğenelim beğenmeyelim bu böyle. Avrupa'yı Nazizm'den kurtaran iki kuvvet var; Sovyet ordusunun —kendisine yapılan silah yardımlarıyla etkili hale gelen- savaşma gücü ve hem İtalya hem de Normandiya'dan giren Batılılar. Tarih bu konuda çok açık" diye konuştu.

Harbe hazırlıksız yakalanan Sovyetler Birliği'nin savaşa fevkalade düşük silah ve uçak kapasitesiyle girdiğine dikkat çeken Ortaylı, Amerikan silah sanayii ve kapitali yardımı sayesinde Kızıl Ordu'nun Nazi Almanyası karşısında çarpışma gücünü artırdığını vurguladı. Ünlü tarihçi, ABD ve İngiltere'nin komünizm hakkındaki tutumlarına rağmen 'dizginlenemeyen Nazi Almanyası' karşısında SSCB ile anlaşmak zorunda kaldığını ifade etti.

Ortaylı, Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk'un, ocak ayında Berlin'de yaptığı açıklamada, Sovyet ordusunun Ukrayna ve Almanya'yı 'işgal ettiğini' söylemesini ve Polonya Dışişleri Bakanı Grzegorz Schetyna'nın da, Auschwitz Toplama Kampı'nı Sovyet ordusunun değil Ukrayna ordusunun kurtardığını iddia etmesini de değerlendirdi. Ortaylı, Yatsenyuk'un tezinin kabul edilemez olduğunu kaydederek "Tarihi bu şekilde yorumlamak 'günün lezzeti'dir, tarihin orijinal yorumuna hiçbir katkısı olduğunu zannetmiyorum. Herhalde Yatsenyuk'un Almanya ziyareti dolayısıyla söylenmiş bir şey. Bu, Sovyet varlığını veya bugünkü Rusya'yı tanıyıp tanımama veya sevip sevmemekle ilgili bir şey değil. Tarih, tarih olarak yazılır" diye konuştu.


'SOVYETLER BİRLİĞİ'NİN ROLÜNÜ KÜÇÜMSEMEK AYIPTIR'


Ayşe Hür de, Kızıl Ordu ve Sovyet halklarının 1941-1943 yılları arasındaki kahramanca direnişi ve ardından saldırı harekatları olmasaydı, Nazi Almanyasının yenilmesinin mümkün olamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"2. Dünya Savaşı'nda 1941-1943 arasında (özellikle Haziran ve Temmuz 1941'de) büyük yenilgiler, geri çekilmeler oldu, ama Temmuz 1942-Şubat 1943 arasındaki Stalingrad muharebelerinin kazanılmasıyla yenilgiler silsilesi durdurulduğu gibi, 1943 Temmuzundan itibaren 16 ay içinde, Kızıl Ordu sürekli Batı'ya ilerleyerek Nazi ordularını sürekli geri püskürttü. Öyle ki Kızıl Ordu Baltık Denizi'nden, Varşova ve Budapeşte hattıyla, Yugoslavya'daki Drava nehrine çizilen 1000 milden geniş bir yaydan başlayarak sürekli Batı'ya ilerleyerek Almanya'ya  geldi ve 21 Nisan 1945'te Berlin'e girdi."


'HİÇBİR AVRUPA ÜLKESİ BÖYLESİNE FEDAKARLIKLA NAZİZME KARŞI DURMADI'

Milyonlarca can kaybı veren Sovyetler Birliği'nin rolünü küçümsemenin ayıp olacağını dile getiren Ayşe Hür, sözlerine şöyle devam etti: "Kızıl Ordu kadar Sovyet partizanlarının ve Sovyet halklarının topyekün direnişini gözlerim yaşarmadan anmam mümkün değil. Avrupa'nın hiçbir ülkesinin halkı böylesine büyük bir adanmışlıkla ve fedakarlıkla Nazizme karşı durmamıştır. Ayrıntıları bir yana bırakalım, soğuk istatistik rakamları bile Müttefik ülkelerin toplam kaybı 1,5 milyon civarında iken, 21 ila 28 milyon arasında evladını savaşta kaybeden (ki bu rakam toplam savaş kayıplarının üçte biridir neredeyse) Sovyetler Birliği'nin rolünü küçümsemek ayıptır."


KIZIL ORDU AVRUPA'YI NAZİ ORDULARINDAN KURTARMASAYDI?

Sovyetler Birliği Avrupa'yı Nazi ordularından ve Nazizmin egemenlik kurma ihtimalinden kurtardığını ifade eden tarihçi Ayşe Hür, "Nazizmin egemenliğindeki bir Avrupa'nın kültürel, ekonomik, sosyal açıdan içine göçeceğini kestirmek zor değil. Kendini Avrupa'dan ayrı tutmaya özen gösteren Britanya'nın da sömürgelerine giden yollarını Nazilerin tuttuğu bir dünyada ayakta kalması çok zor olurdu" diye konuştu.


' TÜRKİYE DE SOVYETLER BİRLİĞİ'NE ŞÜKRAN DUYMALI'


Tarihçi Ayşe Hür, Sovyetler Birliği'nin Avrupa'yı Nazi ordularından ve Nazizmin egemenlik kurma ihtimalinden kurtardığını vurguladı.

Ayşe Hür'e göre sadece Avrupa değil; Türkiye halkları da Sovyetler Birliği'ne Nazi orduları karşısındaki direnişi için şükran duymalı:
"Nazi ordularının Sovyetler Birliği'ni yenilgiye uğratması halinde, o tarihe kadar tarafsız kalmasına göz yumduğu Türkiye'yi savaşa katılmaya zorlayacağının (ki o dönemin yöneticilerinin ideolojik yönelimlerini düşününce, savaşa girmemeleri sadece pratik nedenlerdendi), Türkiye halklarının da Sovyetler Birliği'ne büyük şükran duyması gerekir."

Polonya Dışişleri Bakanı'nın, "Auschwitz'i Ukrayna ordusu kurtardı iddiasını" da değerlendiren Hür ise, bu sözleri 'vandalist tarihçilik' olarak değerlendirdi. Hür, "Bunu ilk kez duyuyorum. Tersini ise  Auschwitz'den sağ kurtulan Primo Levi, Viktor Frankl ve Elie Wiesel'in hatıratlarında okumuştum. Kaldı ki, 1943'ten itibaren Kızıl Ordu cephelerinin adı, yöneldikleri coğrafya ile uyumlu olarak verilmişti. Birinci Ukrayna cephesini (ki resmi adı Voronezh sonra da Bryansk Cephesi idi) oluşturan birliklerin yüzde  66'sını Ruslar oluşturuyordu ama yüzde 16 Ukraynalılar, yüzde 3 Belaruslar, eser miktarda Tatarlar, Yahudiler, Kazaklar, Özbekler vardı. Kampın ele geçirilmesiyle sonuçlanan harekatı Kızıl Ordu Generali Krasavin yönetti, 27 Ocak 1945'te kampı ele geçiren birliğin başında Anatoly Shapiro adlı bir Rusya Yahudisi vardı. Şimdi bu bileşime bakınca, "Auschwitz'i Ukrayna birlikleri kurtardı" demek ne derece hakkaniyetli? Hakkaniyeti bırakalım, buna 'revizyonist tarihçilik' bile denmez, 'vandalist tarihçilik' denir" ifadelerini kullandı.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

#1
Nazi olayında meselenin bu yönünü hiç bilmiyordum. Belirli bir noktada Amerikan silah yardımının da önemli bir katkı sağlamış olmasına rağmen, Nazilerin yenilmesini sağlayan en önemli faktör Sovyet ordusuymuş. Ve bunu askeri-sivil karışık yaklaşık 30 milyon kayıp vererek başarabilmişler! Bu insanlık adına gerçekten çok takdir edilecek birşey bence de.

Scyth

Naziler aslında yenilgiye uğratan Rusya'nın ağır kış şartlarıydı. Naziler'in gücü esasta ağır zırhlı savaş araçlarına dayanmaktaydı. Soğuk bu araçların kullanımı imkansız hala getirince savaşa insan üstünlüğüyle katılan Sovyetler bu avantajını 24.6 milyon insanını tabir yerindeyse feda ederek sürdürdü. Ruslar açısından savaşın bu fedalar üzerine kurulu olması sayının bu derece fazla olmasının bir diğer nedeni. Savaşın Rus topraklarında gelişim gösterdiği yıllarda Nazi idaresini devirmek için Normandiya sahillerine müttefiklerin çıkarma yapması Nazileri kaçınılmaz olan gerçekle yüzleştirdi. Rus steplerinde artık ilerleyemeyen Alman birlikleri için en ciddi sorun Ruslar değil kıştı. Bu durumda ordunun moralini çok bozuyor batıda başlatılan Nomandiya harekatıyla Alman ulusu içine düştükleri tatlı rüyadan uyanıyorlardı. Zaferlere alışık olan Almanlar artık en güzide şehirlerinde ağır bombardıman uçaklarının yıkımıyla yüzleşmek bir kenara doğuda geri çekilişlerinin faturasınıda ağır ödüyorlardı. Ruslar insan avantajının yanına top üstünlüğünü eklemiş iki hatta güney cephesiyle beraber üç cephede Almanya geri çekiliyordu. Ruslar'ın doğudaki ilerleyişini ordularının öncü kuvvetleri daha da trajik bir hale getirdi. Rusya'nın en azılı suçluları bu öncü grubun içerisindeydi ve geçtikleri yerlerde korkunç şeyler yapmaktaydılar.

Bu konuda Rusya'ya fazla kredibilite veriliyor bence. Sanki Ruslar tarihin sütten çıkma ak kaşık tek ulusu.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

Sevgili Scyth, hiçbir milletin olmadığı gibi Rusların veya Rusya'nın da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu düşünmüyorum. Savaş sırasında her iki tarafın da ciddi insanlık suçları işlediğine değiniliyor kaynaklarda. Yalnız, bildiğin gibi ABD ve Avrupa özellikle son yıllarda Rusya'yı ve dolaylı olarak tüm Rus toplumunu suçlu ve kötü gösterme konusunda olağanüstü bir baskı ve propaganda yürütüyor.

2. Dünya Savaşı'nın doğu cephesinde Sovyetlerin zorlu kış koşullarının Naziler için ciddi bir sorun yaratmış olduğu kesin görünüyor ama gözattığım kaynakların hiçbirinde Nazilerin aslında Sovyet ordusuna (kızıl orduya) ve halkına değil de kış koşullarına yenildiği gibi bir iddiada bulunulmuyor. Sovyet ordusu ve halkının büyük bir bölümü canını dişine takıp tıpkı bizim Kurtuluş Savaşımızda olduğu gibi "ya istiklal ya ölüm" mücadelesi vermiş ve çok zorlu ve kanlı mücadelenin sonunda başarılı olmuş. Evet, iklimsel bazı koşulların da bunda ciddi bir etkisi olmuş ama "Naziler Sovyetlere değil, iklime yenildi" denecek kadar değil. Sovyetlere veya Rusya'ya bu konuda fazla değil eksik itibar atfedilmesiyle ilgili bir sorun var gibi görünüyor. ABD'nin Rusya'yla ve Sovyetlerle ilgili tavrı zaten açık ve bu konuda Avrupa ve Türkiye başta olmak üzere dünya genelinde soğuk savaş yıllarında ve özellikle de son yıllarda Putin yönetimi sürecinde Rus karşıtı propagandasının ne kadar güçlü ve etkili olduğu da açıktır. ABD ve "müttefikleri" yoluyla Putin şahsında Rusya'ya karşı olağanüstü bir linç kampanyası yürütüldüğünü biliyorsun. Bu koşullarda haber içeriğinin ve gösterilen "tavrın" genel olarak hem doğru, hem de içinde bulunduğumuz süreçte çok anlamlı olduğunu düşünüyorum.

bozadi

Bu arada, şüpheleniyorsan söyleyeyim, komünizm sempatizanı değilim. Komünizm adına da çok ciddi insanlık suçları işlenmiş olduğunu düşünüyorum. Şeytanın etkili olmadığı bir ideoloji yok sanırım. Aksini düşünmek zor zaten.

Scyth

II. Dünya Savaşı'nın  gerçek galibi doğa anaydı. Geriye kalanlar sadece rollerini oynadılar. Ayrıca Barborassa harekatını başından incelersen Stalin'in bir Alman saldırısına hiçte hazırlıklı olmadığını Almanlar'ın Rus steplerindeki hızlı ilerleyişini Rusya'daki bir kısım Tatar grupları ile sağlamlaştırdığını görürsün. Ne kadar ilginçtir ki stratejik hatalarını Rus ulusunu Naziler karşısında bozuk para gibi harcayarak durdurmaya çalışsalar da; Alman ilerleyişi gerçekte kış şartlarına takılmıştı. Rusya'nın uçsuz bucaksız topraklarında mekanize birliklerden mahrum kalan Almanlar siper savaşına dönmek zorunda kaldı. Merkezlerinden bu kadar uzağa gelmiş Alman ordusu siper savaşında oldukça dezavantajlı bir durumdaydı. Başlangıçta makineye karşı insan biçiminde olan savaş zaman içerisinde özellikle doğa koşulları sayesinde oyun alanının eşitlenmesiyle devam etti. Böylesi önemli bir etki olmaksızın Ruslar'ın Nazileri geri püskürtmesi imkansızdı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Majisyen

Rusların çok fedakarlık yaptığına inanmakla birlikte hiçbir ülkenin o dönemde Almanları teke tekte yenebileceğini düşünmüyorum.Böylesine KH bir güç ancak iş birliğiyle yenilebilirdi.Hitler Almanyası adeta doğa üstü KH bir desteğe sahip gibi görünüyor.Almanya yıkılana kadar teslim olmamaları da kertişlere maksimum miktarda acı besini sağlama amacı nedeniyledir.Nazi yöneticileri ezoterizme boğulmuştur.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Dionysos

Benim anladığım bu savaş aslında baştan beri Sovyetleri hedef alıyordu

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Benim anladığım bu savaş aslında baştan beri Sovyetleri hedef alıyordu
Celselerde Nazilerin amaçları konusunda değinilen hususlar ışığında, özel olarak "Sovyetler/Rusya" karşıtlığı gibi bir durum algılamadım ama ciddi bir "Yahudi karşıtlığı" eğiliminden bahsediliyor. Bunun tüm Yahudilerden ziyade belirli bazı pozitif sayılabilecek Sami genleriyle ilgili olduğu anlaşılıyor. Sovyetlerde ve Kızıl Ordu'da da epeyce bir Yahudi varmış anladığım kadarıyla. Söylediğin şeyle böyle bir dolaylı bağlantı vardır belki de.

Bu arada o dönem Sovyetlerin başında bulunan Stalin'in de gayet faşist bazı eğilimleri varmış görebildiğim kadarıyla. Ama "Allah'ın bir hikmeti" mi demek lazım, aynı Stalin dünyanın başına çöreklenen çok daha büyük bir faşist gücün alt edilmesinde de önemli bir rol oynamış.

Dionysos

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Celselerde Nazilerin amaçları konusunda değinilen hususlar ışığında, özel olarak "Sovyetler/Rusya" karşıtlığı gibi bir durum algılamadım ama ciddi bir "Yahudi karşıtlığı" eğiliminden bahsediliyor. Bunun tüm Yahudilerden ziyade belirli bazı pozitif sayılabilecek Sami genleriyle ilgili olduğu anlaşılıyor. Sovyetlerde ve Kızıl Ordu'da da epeyce bir Yahudi varmış anladığım kadarıyla. Söylediğin şeyle böyle bir dolaylı bağlantı vardır belki de.

Bu arada o dönem Sovyetlerin başında bulunan Stalin'in de gayet faşist bazı eğilimleri varmış görebildiğim kadarıyla. Ama "Allah'ın bir hikmeti" mi demek lazım, aynı Stalin dünyanın başına çöreklenen çok daha büyük bir faşist gücün alt edilmesinde de önemli bir rol oynamış.


İlginç, bu tamamen his. Yani -Yahudi- karşıtlığının göstermelik bir girizgah ve asıl hedefin Sovyetler/Ruslar ya da aslında asıl düşmanın "Komünizm/Komünistler" vs olduğunu anlıyorum, öyle görünüyor..

 
Alıntı YapNasyonal sosyalist doktrinin ilanı 1898'in Mayıs ayında, ilk kez Fransız teorisyen Maurice Barrès tarafından gerçekleştirilmiştir. Sosyalist bir milliyetçilik düşüncesinin temel doktrinlerini belirleyen Barrès, dönemin Rusya merkezinden tüm dünyaya yayılan Marksist-sosyalizmi bir zehir olarak tanımlamış; Marksist-sosyalizmin "liberal bir zehir" olduğunu, ancak nasyonal bir sosyalizmin kolektif milliyetçiliği gerçekleştirmenin aracı olduğunu açıklamıştı.

Barrès'ye göre, işçiler kendi uluslarındaki işverenlere karşı değil (Marksist-sosyalizm), yabancı işverenler ve "Yahudi sermayesine" karşı mücadele etmeliydi.

Adolf Hitler "milliyetçi ve sosyalist" öğretinin fikirsel önderi olan Barrès'nin ideolojilerini halka aktarırken Alman işçilerinin klasik olarak ülke içindeki işveren sınıfı ile değil, doğrudan ülke dışındaki yabancı güçlerle savaşması gerektiğinden bahsediyordu.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Nasyonal_sosyalizm

Yukarıdaki ifade oldukça tanıdık.

Hitler mesajı biraz çarpıtmış, yabancı sermayeyle savaşı biraz abartmış gibi...

Yahudilere sadece sermayeyi elinde tuttukları için saldırılıyor ya da ulusalcılık gibi bir değer var (muhtemelen birleşme için) ve onlar yabancı..

Nazizm (Nasyonal sosyalizm) düşüncesi tamamen komünizme (sosyalizme) bir anti/alternatif olarak ulusalcı sosyalistlik olarak ortaya atılmış gibi.
Tamamen komünizmin bozulmuş çarpıtılmış ya da yozlaştırılmış biçimi ve kavramsal olarak özünde komünizme ve onun değerlerine saldırıyor

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

Komünizmin (veya komünizme doğru ilerleme ideolojisinin) özellikle Stalin tarafından uygulamaya çalışılan şeklinin oldukça "psikopatik" özellikleri var gibi görünüyor.

Tgur

Bu hususta bir çalışma örneği,

YORUMLAR  XXVIII

S: (Bubbles) Tüm gezegende en iyi "öze" sahip ülke hangisi? (Perceval) Bizim bakış açımızdan? (Bubbles) En az kötü olanı?
C: Şu an için hiçbiri. Söylediğimiz gibi zaten tek bir dünya hükümeti var.
S: (L) Öyle bir ülke yok sanırım... Tüm ülkeler aynı durumda. Belirli bir anlamda, kendi açımızdan biz olabileceğimiz en az kötü ülkedeyiz sanırım.
C: Evet.
S: [Sızlanma ve gülüşmeler] (Perceval) İnsanların kendi küçük ülkelerini düşünmeyi bırakıp bir bütün olarak dünyayı düşünmesi gerekiyor.
---------------------------------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, celsenin başına dönelim. Hasata hazırlık için yeraltı üslerindeki hızlanma/genişlemeden bahsediyorduk. Burada dünya çapındaki birşeyden mi bahsediyoruz?
C: Evet, ama özellikle işbirlikçi güç yapısı profili nedeniyle odak ABD.
S: (T) Güç yapısı profiliyle ilgili soru soralım mı? (L) Hayır, bunun ne olduğunu biliyoruz. Onlarla işbirliği yapmayı seçmişler. Benim sormak istediğim şey hangi belirli adımların atıldığı, ne tür faaliyetlerin gerçekleştirildiği.
C: Edinim, aşamalandırma, planlanan faaliyetin test edilişi.
S: (L) Peki planlanan faaliyet nedir?
C: Mutlak şekilde herşeyin kontrolü.
S: (L) Oh oh oh... (T) Tek dünya devleti! İstedikleri şey bu! (L) Tamam, peki bu...
C: Bilgi korur, bilgisizlik/ihmal tehlike yaratır.
---------------------------------------------------------------------------------
(Chu) İlk turda Le Pen %61 alırken Macron nasıl %48 alabiliyor?
(L) Çünkü seçenekleri azalttılar. (Chu) Ama ilk turda %61 aldı... (Pierre) İlk turda Le Pen'e oy verdiler ama ikinci turda genellikle farklı oy veriyorlar. Tasdik etmek için, Macron ikinci turda %48 mi aldı?
C: Evet
S: (Pierre) İşte. İnsanlar korktu. Bu belgelenmiş birşey. Macron'un bilgisayar sunucularından sızdırılan ilk şey, Fransa'da büyük miktarda göçü ve çok sayıda camiyi savunan NATO/CIA-sponsorlu bir kuruluşun belgeleriydi. Acaba Macron'un temel amacı ülkeye göçmen alıp ortalığı karıştırıp bir iç savaş çıkarmak mı?
C: ABD Suriye'de yaptığı gibi AB'nin dengesini bozmak istiyor ki gelip duruma müdahale edebilsinler, yani yönetimi ele geçirip kaynakları kontrol edebilsinler ve "Amerikan tarzını" satabilsinler. Herkes İngilizce konuşacak!
S: [kahkaha] (Pierre) Mizah duyguları var kesinlikle ama tek sonucun bu olacağından emin değilim...
(L) Yani temel olarak Amerikan derin devletindeki bir tür grup tüm gezegeni parça parça kontrolü altına alabilmek için bir tür Tek Dünya Düzeni yaratmak istiyor. Açık veya örtülü bir şekilde, amaç bu mu?
C: Şu anda örtülü ama nihai olarak açık.
S: (Joe) Çok uzun zamandır bu amacı güdüyorlar.
(L) Bu durumda Trump onlar için tam bir başbelası çünkü yalıtımcı ve milliyetçi bir politika güdüyor. Aksi yönde gitmek istiyor ve Le Pen'den bu yüzden kurtulmak istediler. Kim milliyetçi ise "kötü adam" oluyor. Tek iyi adamlar ABD'nin söylediğini yapanlar. Acaba ne kadar zayıf olduklarının farkındalar mı? Kendi ülkeleri parçalanıyor. Kendi altyapıları çöküyor. Halkın eğitimi berbat durumda. Halkın sağlığı berbat durumda. Ölüm oranı... Tüm bu şeyleri umursamıyorlar ama dünyayı ele geçirmeye mi çalışıyorlar? Akıllıca değil.
C: Psikopatlar "gerçeğe kördür".
----------------------------------------------------------------------

Tek dünya kavramında gücü ele almak ve idol olarak USA yaşantısını "Amerikan Tarzını Satabilmek",dünyaya dikte ettirmek var, yukarıdaki alıntıların özetinde bunu görüyoruz,

Bu husus hakkında fazla yorum yapmayacağım,

Zira konu dünyayı ele geçirmeye çalışan KH nın USA ı işbirlikçi bir merkez olarak yanına alıp ,

Bahsi geçen "birlik" gerçeğini körelmiş gözüyle artık göremeyen ,
Bireyleri birbiri ile çatışmayı yol tutmuş ve bunu aşırı silahlanma ile beslemiş tek dünya yaratma peşinde olma halini normal kabul eden insanlar topluluğu haline getirmek,

Şu sıralar dünyanın bozulmuş dengesini düzeltmeye yönelen Putini aksi yönde çaba gösteren olarak görmekteyiz, her ne kadar savaş kartları ortaya konup vahşet manzaraları gözükse de olay dünyanın "Tek Dünya Devleti" olarak Amerikan Mandası haline gelmesinden iyidir,

Yorum yapmayacağız dedik ama yine bir şeyler mırıldandık..



bozadi

Putin Rusyası İlüminati'ye, global şeytanlara karşı gerçek insanlığın önderliğini yapıyor.

Erdoğan'ın ABD'ye karşı direncinin, cesaretinin artmasında da çok büyük etkisi olduğuna şüphe yok diye düşünüyorum. Bizim muhalifler sırf Erdoğan'ı yıkma planlarına yardımcı olacak diye ABD merkezli global faşizme karşı üç (veya altı) maymunu oynuyorlar. Üzücü. Ama zaman içinde onlarda veya en azından bazılarında akli ve vicdani uyanışlar olacağına inanıyorum.