7. yoğunluk ve diğer yoğunluklar

Başlatan Majisyen, 08 Şubat 2015, 14:13:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

#30
Milyonlarca yil düsünülmüs, ruhlarin, gezegenlerin,günes sistemlerinin  hatta galaksilerin enerjilerine kendi istekleri dogrultusunda  yön verebilmek icin ayarlanmis  bir Kendine hizmet sisteminin icinde oldugunuzun farkinda olsaniz iyi olur.Matriks  hakkinda bilgisi olmayanlar icin...dünyadaki hersey sistemin icinde ve ana gemiye/ana bilgisayara bagli durumda!Ve planlari cooook ama coook sinsice isliyor.Ruhlari uykuda tutabilmek icin yapmadiklari seytanlik yapmadiklarioyun yok!Ve bunu da en az 1 milyon sene  ilerideki teknolojiyle yapiyarlar.Bizleri karanlikta tutmak yada gelismemizi engellemek icin/cocuk olarak kalmamiz icin yapiyorlar ve deliler gibi ugrasiyorlar!Dünyadaki bütün karanligin ve Dogru bilgi malipulasyonlarin sebebi assagidaki 28 Mayıs 2013 celsesindeki alintida sakli...!Bütün celseyi gözden gecirirsenin faydaniza olur...

28 Mayıs 2013 celsesinden alinti


S: (L) Sıradaki soru: Bilinç, bilgi ve maddenin birbiriyle ilişkisi nedir?
C: Gerçeğin farklı konsantrasyonları.

S: (L) Yani madde belirli bir gerçek konsantrasyonu, bilinç belirli bir konsantrasyon ve belki saf bilgi de saf konsantrasyon mu?
C: İlle öyle değil. Bir gerçekle düzenlenen bilgiler bilinç haline geliyor. Gerçeğin ve objektifliğin çok önemli olmasının nedeni bu. Yoksa bilinç ve bireysellik kırılır ve dağılır.!!!!!!

Hep beraber ögreniyoruz/Bilincleniyoruz/Gücleniyoruz/ÖZGÜRLESIYORUZ...Nokta acik parantez Ben bu teslim olma isine bayagi gicik oldum kapali parantez Gülümseme hatta kahkaha Bir daha nokta



Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Scyth

#31
Bu gezegende yaşayıpta saf ve temiz kalmak oldukça zor. Ayrıca bu şekilde kalmaya çalıştıkça öğrenmelerden uzak kalırsınız. Bence olay pusulayı şaşırmamakta; yoksa yolda olan bitenlerin herzaman istediğiniz gibi olmaması çok normal.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Majisyen

#32
Turuk kendine hizmet yolunda mı ilerlemeye çalışıyorsun, öyle bir cümle kurmuşsun.O kısmı aydınlatabilir misin? Ya da baska bir şeyi mi kastettin?Sadece anlamak için soruyorum.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Scyth

#33
Sorun şu ki insanlar Kh yolunda bile mezun olamıyorlar. En kötüsü arada kalmak.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#34
2 Mayıs Celsesi yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bigsenfoni

#35
Kendini/aklini  toparlayabilmen icin Osho\'nun kitaplarini okumani tavsiye ediyorum!Aklini bulandirabilmek icin herseyi yapacaklardir! Kendinin ve cevrenin hep farkinda olmaya calis, Düsüncelerin konusunda dikkatli ol! Düsünce matrixini degistirmek icin yayin edilen  düsünceler de var, yapisik varliklarin düsünceleri var,telepatik olarak kanalladigimiz düsünceler var...

Tahmin ettigim  kadariyla ama yanlis tahminde olabilir! 2.5 senedir tac cakrani bilerek  veya bilmeyerek aktive etmissin olabilirsin  buna sevin!(Ra bilgilerinde bununla ilgili önemli konusmalar geciyor okusan iyi olur)Tac sakrasi evrene,yogunluklara ve  boyutlara acilan bir kapidir! Herkezinanlayacagi  bir dilde anlaticak olursam tac cakrasi evrene acilan bir internet aginin kapisidir bu kapi acildigi zaman iceriye yani varligina(aura alanina ) iyi  veya kötü niyetli varliklar da girebilir yada senle baglanti kurabilir.Negatif bir varligin ilk amacida fethetmektir!Seni bu boyutta/yogunlukta kukla olara yada portal olarak kullamak isteyecektir Burada püf nokta kisi kendini cok iyi bilmeli, iradesi güclü olmali ve bilincine hep yeni bilgiler eklemesi gerekir cünki bilgi güctür!Burada anlatmak istedigim bilgi ivir zivir degil dogru bilgi!

Dogru bilgi de arastirilarak ,üzerinde düsünülerek tasavvuf edilerek, meditasyon yapilarak elde edilir ve bilinc sarmalina yerlestirilir.(yada varligin kendisi ile kaynasabilir/sindirilebilir)



Bu konuda sana tek yardim edebilecek ve düsmanin kendin oldugunu unutma... \'\'IRADE\'\'

Duanin faydasida olur ve özellikle ruhun duasi!Ve kendini sev...

https://www.youtube.com/watch?v=xg4TE73VTZw

Bir de dalgadan kaynaklanan diger benliklerimizle birlesme konusu var!


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#36
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

2 Mayıs Celsesi yayınlandı.
Teşekkürler. Bir aksilik olmazsa bu gece çevirip yayınlamış olurum.

Scyth

#37
Bh bir grup zihniyeti olduğundan grup yapısı itibariyle korunaklıdır. Diğer taraftan Kh motivasyonundaki hiyerarşik yapıda koruyucu, bağışlayıcı tiplemeler oldukça fazla. Bu konuda kutsal metinleri incelerseniz Tanrı'nın yaratımları arasından layık olanlara muhafızlık ve hamilik görevini üstlendiğini farkedersiniz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#38
Açıkçası pek bir bilgim yok. Güneş yaptığı iş itibariyle Bh yolunda hizmetli olarak gösterilebilir. Diğer taraftan boynuzu insanlar ne olarak kullanır diye kendime sorduğumda aklıma gelen ses çıkaran bir alet. Bu tip boynuzdan yapılan boruların kültürlere göre anlamları değişiyor. Örneğin Yahudilik'te bu borular (şofar) tanrısal çağrı,korunma, insanın tanrı karşışındaki acizliği gibi anlamlara geliyor. İskandinav kültüründe Heimdall son savaşa bütün tanrıları bir boru çalarak çağırır. Ayrıca İslamiyet'teki  Sur borusunu biliyorsunuz Kiyamet olmadan önce üflenecek olan. Öyle bir göz atarak bu bilgilere ulaştım. Ben boynuz denilence bir müzik aleti algılıyorum; o yüzden o açıdan cevapladım. Özetle boynuz olacak olan bir hadisenin çağrının yapıldığı bir çalgı olarak gözüktü bana.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#39
Celselerde de "boynuz"un korunmaya ilişkin bir simge olarak kullanıldığına değinilmişti sanki.

Süvari

#40
Arkadaşlar bilgi kitabı der ki VAROLUŞUNUZDAN şimdiye kadar üç şeyiniz değişmedi:
RUHUNUZ
PARMAK İZİNİZ
EL YAZINIZ
Peki reenkarnasyounu teyidi veya ret edilişi bir bakıma buna bağlı ise bununla ilgili bir girişim oldu mu..Yani ben falan kişinin enkarnesiyim diyen bir kişinin önceki parmak izleri hiç kaşılaştırıldı mı veya karşılaştırılabilir mi...?
 

bozadi

#41
Bilgi Kitabı'nın ne ölçüde "sahih" olduğuna dair şimdiye kadar bizim forumda bir fikir yürütme tartışması yapılmadı sanırım. Mutlaka bir miktar doğru ve bir miktar yanlış vardır. Gerekirse, konusu açılırsa, örnekler verilirse, arzu edilirse hep birlikte bir gözden geçirebiliriz.

Bilgi Kitabı'nda yukarıdaki beyanın aynen bu şekilde geçiyor olduğunu varsayarak bu konudaki şahsi görüşümü paylaşmak isterim. Ruhun yolculuğu bizzat öğrenişe, öğreniş yoluyla değişime, gelişime yönelik olduğuna göre, ruhun değişmediği iddiası abestir.

"Varoluşumuzdan" bu yana "parmak izimizin" hiç değişmediği iddiası ise yine insanları abesle iştigale teşvik eden "aptallaştırıcı" bir beyan bence. Bilgi paylaşımından ziyade bir bilgi "satışı" kokusu geliyor burada. Üstelik satılan şey, olduğu iddia edilen şey değil. Yani bu aslında bir bilgi değil, dezenformasyon (bilgi bozucu, bilinç bozucu).

"El yazısından" kastedilen şeyin avuçlarımızdaki çizgiler olduğunu düşünürsek, bu çizgilerin tek enkarnasyon içinde bile bir ölçüde değişebildiğine, örneğin küçük yeni çizgiler eklenip kaybolabildiğine dair istemediğiniz kadar tanıklık bulabilirsiniz. Ben kendi elimin bir köşesinde zaman içinde bariz bir çizgi oluştuğunu (ana çizgilerden biri değil elbette, daha avucun kenarında sayılır ama avuç içinde ve bariz ve dikkat çekici) şahsen gözlemledim. Dolayısıyla, tek bir enkarnasyon içinde bile değişen avuç içi çizgilerinin enkarnasyonlar boyunca değişmediği iddiası, seviye düşürücü, aptallaştırıcı, aldatıcı bir beyandır. Yok, "kader" konusu kastediliyorsa, kaderin yine kişinin derslerini alma yolculuğundaki ilerleyiş durumuna göre birim zamanda değişen ve değişmeyen bazı yönleri vardır. Dolayısıyla "el yazısı" ile ilgili iddia her iki şekilde de absürtlük saçmaktadır.

Bilgi Kitabı'nın bu saçmalıklardan ibaret olmadığından eminim bu arada. İçinde ele almaya değer "sahih" bir takım bilgiler de vardır mutlaka. Örneğin herhangi bir "dinin" taraftarı olmak yerine bütün dinlerin aşağı yukarı aynı şey olduğunu görüp birleşik bir din anlayışıyla veya dinlerin en pozitif yönlerini dikkate alarak hareket etmeye yönelik bazı vurgular içerdiğini hatırlıyorum, yanlış hatırlamıyorsam (ayrıntıları hiç hatırlamıyorum şu an, tartışılması gerekir elbette).


Süvari

#42
Dost; Zaman zaman kutsal dediğimiz kitaplarda da,  bazı kanal bilgilerinde de bizi  şaşkınlığa hayrete düşüren  her zaman bilginin derinliği olmuyor,  bazende yani şimdi bu oldu mu, bu da neyin nesi,bu çelişki falan değil saçmalamışsınız dediğimiz zamanlar eksik olmuyor. Bu görüşümüz Bilgi kitabı içinde geçerli. Çok şey söylendi eleştiriler aldı alması da gayet doğal. Yadırgadığımız bu değil kitap da deniyor ki çelişkinin farkına vardınız biz bunu düşünce zincirlerinizden okuyoruz ama biz bu çelişkileri bilerek kitaba koyduk ki okuyup araştırasınız, bu yol ile bilinçlerinizi ölçüyoruz..İnanın bunu da  anladık. Ama o kadar bariz ve hayır arkadaş ben bunu okumayacağım artık dediğim zamanlarda oldu.
Örnek :
El yazınız konusu...
TÜm fasikül dağıtılan görevli  üyelerden bilgilerinin tamamının el yazıları ile yazılması istenmiştir. Şu kadar fasikülü şu kadar kişiye muhakkak ulaştıracaksınız denmiştir. Buna bezer akla hayale gelmedik yaptırımlar... Sözde kitabı el yazımız ile yazar isek üst katlar bizi yukarıya fişliyorlarmış hatta yakın akrabalarımızıda...Belli bir tarih verdiler daha sonrakiler kurtuluşa eremediler sanırım...:)
Dostum tüm bu olumsuzluklara rağmen ve aklımın bir türlü ermediği sizinde buyurduğunuz gibi abesle intikal bilgiler bulunmasına rağmen (ki bunlar seçililebiliyorlar, gül bahçesinde ayrık otları gibi)Hala benim görüşüme göre faydalanacağımız bilgiler var buna yürekten inanıyorum. Ne var ki diğer kanal  mesajlarında da hatta dini metinlerde de olduğu gibi berrak suya az da olsa toz karıştırılmış...
Neyse bunun üzerinde çok konuşulabilir.
Gelelim konumuza;
Değişmeyen el yazınız dedikleri büyük ihtimal yazı karakterimiz... Zaten hemen arkasından diyorlar ki fasikülleri el yazınız ile yazınız..
Parmak izimiz konusu düşünüleblir nedir ne değildir..
Fakat Kitabın neresinde ise tamamında tekamül konusu öyle bir ince ayrıntıları ile açıklanmış ki. Ben başka bir yerde böyle açıklayıcı bilgilere rastlamadım...Durum böyle iken vücudunuzda değişmeyen 3 şey var  derken ruh hangi gerekçee ile değişmez sayıldığını kavramakta bir hayli zorlandım. Ve hatta Ruh ve Tekamül konusu o kadar güzel anlatılmış ki Sık sık geri döner fırsat buldukça okurum...Kitapda Ruhumuz için tekamül eden ruh değildir, onun tekamüle ihtiyacı yok denmiştir.Çünkü o mükemmel yaratılmıştır. Yani üç beş seneye kadar olan tekamül inancım tamamen değişiyordu..Neye inandık ruh bedeni araç gibi kullanır tekamül ettikçe diğer boyutlara geçmeye hak kazanır kısaca....
Kitap diyor ki
Bu Islem Evrim Programina göre Insanligin Son Tecelli Siniri olarak degerlendirilen 7.Boyutta devreye alinan bir Programdir. Ruhun Evrime
ihtiyaci yoktur. Ama Bireyin Evrimi için ÖZ'ün Evrime ihtiyaci vardir.
Evet ilginç Öz.. Ruhu başka bir yere koyuyor... Hatta şimdi tam hatırlayamıyorum bir bilgi şöyle bir anlam içeriyor du..Öldüğünüzde bedeniniz terk eden ruhunuz değildir. Bedendeki özünüz ruhunuzdan çektiği enerji ipliği ve yaşam enerjisi ile tekamül eder dolayısı ile özün irtibatı kesilir.Hımm zaten ruhumuzu bedenin içinde gibi algılamamıştık eskiden de tesirleri ile ne dışında ne içinde idi..
Bu açıdan bakınca Ruhumuz tekamül etmiyor ise mükemmelse ki mantıklı görünüyor yapılan açıklama onun için değişim yok denilebilir. Bu konu çok ayrıntılı işlenmiş şu anda tam hatırılayamıyorum İnşallah ileride üzeründe dururuz. şimdi akıla gelenler bunlardı...
 

Süvari

#43
ÖZ İÇİN BİLGİ KİTABI
Öz en basit tarifle, Evrim için yola çıkan ve madde ile birleştirilmiş Enerjidir. Atom basit olarak 3 temel parçadan ibarettir. Atom'un  merkezinde (+) pozitif elektrik yüklü  proton ile  (0)nötr yüklü nötron'un yapışık olduğu bir çekirdek bulunur. Proton ile nötron'u bir arada tutan Enerjiye, Dünya biliminde Nükleer Güç denmektedir. Bilgi Kitabı ise proton ile nötron'u bir arada tutan enerjiye ÖZ demektedir. Bir Atom dahi kendi Atomik bütününü tutacak bir mikro programa sahiptir. İşte bu programa ÖZ denmektedir. Bu Öz, Rabsal bir güç yumağıdır. Öz, Rabsal bir software'dir. Öz, Rabsal bir güç odağıdır.
 
Evrim yolu'nun başında olan Bu Öz'e Hakiki İnsan oluncaya kadar Evrim Özü denmektedir.
 

Süvari

#44
RUH İÇİN BİLGİ KİTABINDA
RUHSAL ENERJİ bir BÜTÜNDÜR. BÖLÜNMEZ VE SONSUZ bir ENERJİDİR. Ruhsal Enerji, NÖTR BİR POTANSİYELDİR. Hiçbir AYIRIM yapmadan, faydalı-faydasız, doğru-yanlış demeden, Madde' den Mevcudat' a uzanan yolda HER ŞEYİ canlandıran, yaşatan, bilinçlendiren BÜTÜNDE tutan Potansiyeldir. Ruhsal Enerjinin TEKAMÜLE-EVRİME İHTİYACI YOKTUR. Özetle RUH kelimesi, HEPİMİZİ ve HER ŞEYİ yaşatan bir bölünmez  ENERJİ anlamındadır.
Ruh Sizi yasatan bir Enerjidir. O aslinda bölünmez bir Bütündür. Tekamüle ihtiyaci yoktur. Ancak Siz o Bütünün içinden çektiginiz Ruh ipliginiz ile yasaminizi idame ettirirsiniz. Siz, Varolustan Son Sinir Ortaminiza kadar yasanan Gelis Gidisler ile elde ettiginiz Bilgileri, Size ait olan Ruh ipliginden Ruh Sandiginiza aktarirsiniz. Ve her Dönemde Kilidi Siz açar, Siz Size akarsiniz. O Sizin Çeyiz Sandiginizdir. Yani Ruhsal Enerjiniz ile her Yasam Döneminizde sadece Siz temasa geçebilirsiniz.
Ruhsal Enerji, İnsan Bedeninin içinde değildir. İnsan Bedeninde (Yaşamı Boyunca) Ruhsal Enerji' yi alan bir Merkez vardır. Bu Enerji Merkezi, İnsan Beyninin Odak noktasındadır. Beynimizin odak noktasında bulunan merkezde ÖZ'dür. Yani Evrim Özü'müzdür.
Ruhsal Enerji Güneşimizden gelen Elektro Manyetik bir enerjidir. Güneşimiz var olduğu sürece Ruhsal Enerji hiçbir şekilde kesilmez. Madde, Ruhsal Enerji ile yaşamaktadır. Yani madde varsa Ruhsal Enerji vardır. Ruhsal Enerjinin kesilmesi Tüm Güneş Sisteminin, Maddenin ve Mevcudatın dağılması demektir.
Ruhsal Enerjiyi alan Beynimizin odak noktasında olduğu belirtilen Evrim Özü'müzdür. Evrim Özü, planlanan-ayarlanan  vakti zamanı geldiğinde  veya öngörülen şartlar oluştuğunda kendini otomatik olarak Ruhsal Enerji alımına kapatmaktadır. Yani Ruhsal Enerji gelmesine rağmen, Evrim Özü'müz (Yüksek Benliğin onayı ile) Ruhsal Enerji alımını durdurmaktadır. Ruhsal Enerji alımının durdurulması Ölüm'dür.  Ancak  Enerji alımı kesilen ve Ölen, Biyolojik Beden yani Dünya Bedenidir. Evrim Özü yani Işık Beden  Ruhsal Enerji alımına devam eder. Bilgi Kitabı'nın aşağıdaki açıklamasında belirtildiği üzere, Evrim Özü, genellikle tedrici ışınlama şeklinde yani hemen ölüm anında değil de biyolojik Beden toprağa verildikten sonra frekansının  ulaştığı Boyuta ışınlanarak alınır
 Gerekli  hallerde de Evrim Özü'müzdeki  programı değiştirebilen, ölüm zamanını ileri  ve geri alabilen, hatta Kaderi Planımızı değiştirebilen Yüksek Benliğimiz aracılığıyla SİSTEM 'dir.

Ruhsal Enerji gelmeyince Beyin fonksiyonlarını durmakta, Beyin enerji göndermediği için tüm hücresel faaliyetler sekteye uğramaktadır. Ruhsal Bilgilerin, "Sizin beden hücreleriniz ölüme programlanmıştır. İsterseniz ve Hücrelerinize gerekli talimatı  verebilirseniz. Yani Beyninizin Kompitur programını değiştirebilirseniz. Ölümü bile yenebilirsiniz." demesinin nedeni budur.
Ölümle geride kalan Biyolojik Beden ise Kemikten, Etten yapılmış bir Vasıtadır. Enerjisi kesilmiş bir Robottur. Ruhsal Enerji kesilince, Evrim Özü, ulaştığı Boyuta ışınlanarak Bedeni terk etmektedir. Yaşam enerjisi alamayan Hücreler de yavaş yavaş dağılmakta, Beden yaratıldığı maddelerin moleküllerine, atomlarına ayrılarak, yeni maddeler ve mevcudatlar oluşturmak üzere  Doğaya dönmektedir.

Sonuç : Eski Bilgilerde RUH kelimesiyle anlatılan RUHSAL ENERJİ ve ÖZ'ün yani EVRİM ÖZÜ'nün birlikteliğidir. Ruhsal Enerji bölünmez bir bütündür. Ruhsal Enerji, Tüm Maddeyi ve Fizik Bedenlerimizi yaşatan, çalıştıran, Elektro manyetik  bir Enerji akışıdır. Diğer bir ifadeyle Ruhsal Enerji, Atomu ve Atomlardan meydan gelen her şeyi yaşatan, çalıştıran, bir arada tutan ve geliştiren yoğun, dinamik atom ve atom altı parçacıklarından oluşan elektro manyetik Vibrasyonel bir güçtür.