Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

14 Mart 2015

Başlatan bozadi, 16 Mart 2015, 00:42:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Açıklama: Aslında önümüzdeki haftaya kadar bir celse planlamamıştık ama en küçük kızım kendi kanallama yeteneklerini artırmayı çok istiyordu ve bir "pratik" yapmayı önerdi. Onunla bu tür bir kaç celse yapmış, temel olarak SRT (ilişik ruh temizliği) ve geçmiş yaşamların keşfi üzerinde çalışmıştık ama bu celsede K'lar hemen geldiler.

Celse Tarihi: 14 Mart 2015

Tabladakiler Laura, Andromeda ve Galatea

Data, Perceval ve Scottie birkaç dakika sonra geldi.

{Dışarıda köpekler havlamaya başlıyor}

S: (L) Köpekler neden havlıyor? {Data'ya soruyor.}

C: Merhaba!

S: (L) Kimle birlikteyiz? Adın nedir?

C: Kasyopya'dan Cokola.

S: (L) Sanırım kayıt cihazını açmam gerekiyor. Bugün 14 Mart 2015. Ben, Galatea, Andromeda ve Data. Köpekler neden havlıyor?

C: Elmalara sulanıyorlar. {Perceval geliyor.}

S: (L) Kim o sulananlar?

C: Küçük ve aptallar. {Scottie geliyor}

S: (L) Sanırım başlamamız gerekiyor.

C: Ellerinizi Kasyopyalılara verin.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?

C: Galatea uyumlanıyor.

S: (Galatea) Dans edip uyumlanmak gibi mi?

C: Doğal kanalın açıldıkça hayatın değişecek.

S: (L) Umarım daha iyiye doğru bir değişimi kastediyorsunuzdur.

C: Öyle. Bilgi ve sevginin ışığına gelme zamanı.

S: (L) Bu bazı sorular sormamız gerektiği anlamına geliyor sanırım. Herkes Vladimir Putin'in sağlığı konusunda endişeli. Yani Vladimir Vladimirovitch Putin. Sağlığının kötü durumda olup olmadığını merak ediyorum.

C: Hayır, yakın bile değil. Sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalışıyor.

S: (L) Ne üzerinde çalışıyor?

C: Büyük global dengesizlikleri çözmek.

S: (L) Putin'in globalistler için bazı sürprizleri var demek oluyor bu sanırım?

C: Öyle gerçekten! Ama hırsları gözlerini öylesine kör ediyor ki, Putin'in hamlelerini tahmin edemiyorlar.

S: (L) Geçen hafta okuduğumuz ve herşeyin paramparça olmasının nedeninin malum güçlerin bunun böyle olmasını istemeleri olduğunu iddia eden makale neydi?

(Perceval) Dmitry Orlov. Kaosun ve yıkımın kasıtlı olduğunu söylüyordu. Ona göre IŞİD ve benzer faaliyetler kasıtlı. Afganistan'a veya Irak'a özgürlük ve demokrasi getirmediler; öncekinden daha kötü hale getirdiler. Bunların hepsi kasıtlı. Amaç buydu.

(L) Ama bu pek anlamlı değil.

C: Yalnızca bir 4KH bakış açısıyla anlamlı.

S: (Perceval) Bizim söylediğimiz de bu. Orlov bunun kasıtlı olduğunu söylüyor... Önce yok ediyorlar, sonra da yeniden şekillendiriyorlar ve bu bir tesadüf değil.

(L) Bence psikopatların doğası bu.

(Perceval) Orlov'un bloğunda yazdığım şey buydu: meselenin bundan daha kötü olduğunu söyledim, çünkü aslında herhangi bir planları yok. Onlar yalnızca gezegen üzerinde başıboş kalmış deliler ve yaptıkları şey de bu. Yaptıklarının gerçek bir manası veya nedeni yok.

(L) Vücudun bir virüsle enfekte olması gibi. Virüs yaptığı şeyi yapıyor, yani yok ediyor.

(Perceval) Doğru ve kimse bunu kabul etmek istemiyor çünkü bu en korkunç fikir. Kontrol dışına çıkmış bir tren gibi. Makinisti yok.

(L) Evet, olan şey bu.

(Galatea) Aşı tartışmasını da açıklıyor bu. Sembolik sayılır. İnsanlar hızlı bir çözüm istiyor.

(L) Evet. Ve hızlı bir çözüm yok.

{Harf işaretleyici tabla üzerinde spiral çiziyor}

(Galatea) İyice düşünüyorlar...

(L) Sanırım enerji üretiyorlar.

C: Geleceği sormak için iyi bir zaman.

S: (L) Peki gelecekle ilgili nasıl bir soru soralım?

(Perceval) Geniş bir alan. Geçen celsede son bahsettikleri şey 4 ay konusuydu... 4 ay içinde büyük değişiklikler.

(Andromeda) Oo, evet...

(L) Büyük değişiklikler geliyor. Burada tam olarak ne tür değişikliklerden bahsettiğimizi anlamamızı sağlayabilir misiniz?

(Perceval) Ben ekonomiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. ...

(L) Bahsettiğiniz değişiklikler ekonomik mi?

C: Önce, evet. Ama sonuçlarını düşünün.

S: (L) Eğer ekonomi batarsa, açlıktan ölümler olur...

(Perceval) Kitlesel göçler, kitle hareketleri, gıda savaşları, sokaklarda şiddet, baskılar...

(L) Veba...

(Perceval) Polis devleti tam gaz...

(Andromeda) El koymalar.

(Perceval) İnsanlar savaşa gidebilir.

(Andromeda) Kafa uçurmalar.

C: Ve şu anda bütün bu enerjiler kozmik olarak yükseltiliyor.

S: (Galatea) Yani öyle birşey olacak ama on katı.

(Perceval) Yani ekonomik bir çöküş... Sonra kısa bir süre içinde toplumsal kargaşa, acılar, polis devleti aç çetelerin peşine düşüyor, insanlar isyan ediyor, pek çok kişi öldürülüyor vs. Ve bu enerji artıyor ve çok sayıda uzay taşını da çekebilir.

C: Evet.

S: (Perceval) Bilimsel tanımlaması bu.

(L) {Galatea'ya} Yoruldun mu?

(Galatea) İyiyim.

(L) Bu konuda herhangi başka birşey?

(Perceval) Büyük şehir merkezlerindeki insanların -örneğin FOTCM üyelerimizin- bu konuda uyarılmaları uygun mudur? Belki erkenden taşınabilirler diye?

C: Çoğu taşınamaz. Ama gerekirse mevcut toplanma merkezlerinde bir araya gelebilecek olanlar var.

S: (Perceval) O toplanma merkezlerini olası sığınmacı akımları için hazırlamamız gerekir mi?

(L) Eğer farklı yerlerde farklı grup üyeleri varsa, insanlar bir yerde bir araya gelebilirler.

(Perceval) Ve o insanların bilgilendirilmesi gerekiyor.

(L) Sanırım sadece bir planları olmaları gerekiyor. İşler gerçekten kötü hale geldiğinde belirlenen kişinin yerine giderler.

(Perceval) ...ve o kişi de onları karşılamaya hazırdır.

(L) Çünkü bir plan var. Ne yapabileceksek onu yapabiliriz ve işlerin nasıl gittiğini görmemiz gerekiyor. İnsanlar durumun farkında.

(Perceval) Bahsettiğimiz bu ekonomik çöküşün sonucu olarak meydana gelecek sosyal kaosun en çok ABD'de meydana gelmesi muhtemel mi?

C: Evet.

S: (L) ABD bir barut fıçısı. Sadece doğru kıvılcım gerekiyor.

(Perceval) Şu anda gerekli tüm malzemeler hazır. Büyük şehirlerde süpermarketlere vs bağımlı o kadar çok kişi var ki... Ve ayaklanmalarla mücadele etme konusunda iyi eğitimli bir polis devleti var. Diğer ülkelerde sosyal ayaklanmaları bastıracak kadar iyi organize olmuş bir polis devleti yok tam olarak.

(Andromeda) Ve başka yerlerdeki, örneğin burası gibi yerlerdeki insanlar ABD'deki kadar aciz de değil.

(Perceval) ABD'deki şehir merkezlerinde hergün süpermarketlere ve genel olarak sisteme tamamen bağımlı çok fazla kişi var.

C: ABD'nin bir "Renkli Devrimin" tüm semptomlarını sergilemekte olduğuna dikkat edin.

S: (Perceval) Yani ABD'de bir yerlerde güçlü bir mevkideki biri ekonomik bir çöküşten sonra senaryosu hazır bir sosyal ayaklanma veya devrim mi planlıyor?

C: Aşağı yukarı. Ama herşey planlandığı gibi gitmeyebilir.

S: (Perceval) Geçen yılki Ferguson olayı, Missouri silahlı saldırısı...

C: Dış etkiler araya girebilir.

S: (L) "Dış" derken?

C: Kozmik.

S: (L) Önümüzdeki birkaç ayda meydana geleceğini söylediğiniz şey bu demek?

C: Zaman alıyor.

S: (L) Ekonomik çöküşten sonra zaman alacak olan birşey. Gelişmesi zaman alacak.

(Perceval) Durumun giderek kötüleşmesi. Geçen yıl Ferguson olayı oldu, sonra da polisin silahlı saldırıları... Halkı polis vahşetini benimsemeye koşullandırıyor.

(L) Ama halk bunu kabul etmeyecek.

(Perceval) İşlerin planlandığı gibi gitmeyeceği nokta da o.

(L) Ya öyle ya da halkı bir devrime itmeye çalışıyorlar. Psikopatların bunu gerçekten anlayıp anlamadıklarını bilmiyorum. Belki de halkı koşullandırmaya çalışıyorlar ama sonra...

(Perceval) Veya bir kısmını koşullandırmaya çalışıyorlar.

(L) Ne olacağını gerçekten bilmiyorum. Sadece çok korkutucu.

(Perceval) Eğer ülkede sosyal kargaşa ve şiddet olursa ve kozmik enerjiler bu durumu daha da şiddetlendiriyorsa... Sadece aklıma kargaşalar, polisle çatışan silahlı çeteler falan geliyor. Ama aynı zamanda tornadolar, depremler, komet çarpmaları veya dünyaya çarpmadan yakınlardan geçen ve yanardağ patlamalarına neden olan kometler... Ortalık fena yıkılacak.

(Andromeda) Ve bunların tümü önümüzdeki birkaç ay içinde başlıyor.

C: Yeterince yakın!

S: (L) {Galatea'ya} Yorulmaya başladın mı?

(Galatea) İyiyim.

(L) Sorularınız var mı?

(Perceval) Nemtsov'u CIA veya ABD'nin bir uzantısı mı öldürdü?

A: Evet.

S: (Perceval) Gözleri dönüyor!

(L) Başka sorusu olan?

(Galatea) Var ama önemli değil?

(L) Ne?

(Galatea) Siyah gözlü çocuklar. Tekrar onlarla ilgili birşey sormak istiyorum. Eğer onları evine davet edersen ne yaparlar?

(L) Siyah gözlü çocuklar mı?

(Galatea) İnsanların kapılarını çalan ve içeri girmek isteyen kötü siyah-gözlü çocuklar. İnsanları korkutuyorlar.

(Andromeda) Son defasında ne sormuştuk? Ve ne cevap verilmişti?

(Galatea) Boyut pencerelerinden düşen varlıklar. Ama evine girmelerine gerçekten izin verirsen ne yaparlar? Enerjini mi emerler, seni yerler mi?

(Perceval) Tüm kızarmış tavuklarını yerler.

C: Fazla değil!

S: (L) Eğer boyut pencerelerinden giren varlıklarsa,  muhtemelen içeri girerler ve sonra yok olurlar. Puf!

(Galatea) Yani gelirler, korkutucu bir şekilde bakarlar ve bütün olup bitecek olan bu, öyle mi?

(L) Büyük ölçüde öyle.

C: Evet.

(Galatea) Bu eğlenceli değil!

(Perceval) Pencereden düşen varlıkların çoğunun yaptığı şey bu. İnsanlara bakıp korkutuyorlar.

(L) Ve insanların korkularını emiyorlar.

(Perceval) Arada sırada bir tanesi bir insana ciddi ciddi musallat olabilir ama çoğu sadece insanları korkutuyor.

(L) Kimsenin soracak başka birşeyi yoksa, iyi geceler diyeceğim.

(Andromeda) David Paulides'in "Missing 411" (Kayıp 411 Kişi) adlı kitabıyla ilgili birşey sormak istiyorum. Kayıp olan ama bulunan insanların çoğunda ayakkabıları ve çorapları olmuyor. Neden?

C: Boyutlararası transferdeki hatalar. Hatırlayın; bu süreçte boyut perdesinde geri ve içten dışa çevrilme vardır. Bazen uzantılar tam olarak veya doğru bir şekilde yeniden birleştirilmez.

S: (L) Uzantılar da ayaklar oluyor demek ki! Bir kurtçuk deliğinden falan geçiyorsun ve diğer boyuta geçerken bir ters çevrilme oluyor. Sonra seni geri gönderiyorlar ama her zaman işe yaramıyor.

(Andromeda) Belki de ayakkabılardaki kauçukla falan bir ilgisi vardır. Kaliforniya sahilinde karaya vuran ayaklarla bir bağlantısı var mı bu konunun?

(Perceval) Onu sormuştuk ama cevap vermemişlerdi. Cevabın ortaya çıkacağını söylediler ama çıkmadı.

(L) Uzantılar meselesi ile kıyıya vuran ayaklar arasında bağlantı kurmuş olman ilginç ama. Tanrım.

(Perceval) "Missing 411" kitabıyla ilgili bir diğer şey, insanlar kaybolup tekrar bulunduklarında bunun genellikle böğürtlen çalıları yakınlarında olmasıymış...

(Andromeda) Böğürtlenle bağlantısı ne? Bu insanlar ya böğürtlen çalılarının yakınlarında oluyorlar ya böğürtlen topluyorlar ya da böğürtlenlerle tekrar ortaya çıkıyorlar.

(Galatea) Neden böğürtlen?

C: Ses frekansından dolayı TDARM (Boyutlar Arası Atomik Yeniden Molekülerizasyon) türü teknoloji için uygun işaretler.

S: (L) "Böğürtlen" (berry) sözcüğünün ses frekansı mı?

C: Evet.

S: (Perceval) Yerleri öyle işaretliyorlar demek.

(Andromeda) Bu sözcüğü ne kadar sık söylediğinize dikkat edin! [kahkaha]

(Scottie) "Onu aldığınla aynı yerdeki böğürtlenin oraya koy!"

(L) Bu bana Br'er Rabbit ve Briar Patch hikayesini hatırlatıyor.

[Bkz: http://americanfolklore.net/folklore/2010/07/brer_rabbit_meets_a_tar_baby.html]

(L) Evet, ses şeyi. Kendi kendine yanan bazı insanlarla ilgili isim benzerlikleri vardı. Bu boyutlar arası olaylarda belirli bir sesle falan bağlantılı sözcüklerle veya isimlerle yer belirleme durumu oluyor sanırım.

(Galatea) Bunun nümeroloji ve frekansla bir ilgisi var mı?

C: Evet.

S: (L) Benzer. Objelerle ve seslerle ilgili.

(Perceval) Bir yer belirleme aracı.

(L) Yer belirleyici.

C: Evet.

(L) Pekala.

(Perceval) Ayak olayında, bir perde olduğunu söylediler. Birinin bir perdeden çekildiğini ve ayakkabılarının çıktığını düşünün.

(L) İçinden çıkılması zor birşey. Başka bir soru yoksa bu akşamlık bu kadar sanırım.

(Galatea) Daha önce anti-evrenden bahsediyorduk. Bir insanın anti-evren versiyonunun ne olduğunu nasıl bilebileceğini merak ediyorum. Onları nasıl ters çevirirsin ki? Tam olarak nasıl soracağımı bilmiyorum. Anti-evrendeki bir sen var ama oradaki seni nasıl düşünürsün? Kahverengi saçın mı var veya kötü müsün?

(Andromeda) Farklı olan nedir?

(Perceval) Anti-evrende bir sen var mı ki?

(Galatea) Anlamak istediğim...

C: Soruyu formüle edene kadar beklesin.

S: (L) Üzerinde düşünmeniz gerekiyor. İyi geceler diyeceğim çünkü ben gerçekten yorgunum.

C: Tüm gruba sevgiler. Korkmayın! Epeyce bilgiyle donanmış durumdasınız! Zamanın "ŞİMDİ" olduğu sinyalini aldığınızda ne kadar iyi fonksiyon gösterebildiğinize şaşıracaksınız. Hoşçakalın.

CELSE SONU

İngilizce orijinali: http://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,37637.0.html

Majisyen

Ceviri icin tesekkurler.Gercekten isler gittikce ilginclesiyor.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Arulnool

#2
Emeğine sağlık bozadi. Sağolasın.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

maglor

#3
Çeviri içşn teşekkürler bozadi,eline sağlık.

maiterya

#4
Bir kaç ay içinde büyük çaplı şeyler olacağını tekrarladılar ,büyük şehirlerden uzak durmak ve hazırlıklı olmak gerektiği mesajını çıkarıyorum ama uygulamak zor.Büyük bir ekonomik kriz ve toplumsal kargaşa çıkıp açlık yağmalar vs olduğunda ,uzaydan büyük bir taş düşüp ekonomik para sistemi çöktüğünde ne yapacağız nereye gideceğiz ne yiyip içeceğiz bunları düşünen varmı ? Bir köyde bir arazi alıp burada ilkel koşullArdada olsa kalabilecek bir ortam oluşturmak mı gerekiyor ?.
 

Majisyen

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen maiterya

Bir kaç ay içinde büyük çaplı şeyler olacağını tekrarladılar ,büyük şehirlerden uzak durmak ve hazırlıklı olmak gerektiği mesajını çıkarıyorum ama uygulamak zor.Büyük bir ekonomik kriz ve toplumsal kargaşa çıkıp açlık yağmalar vs olduğunda ,uzaydan büyük bir taş düşüp ekonomik para sistemi çöktüğünde ne yapacağız nereye gideceğiz ne yiyip içeceğiz bunları düşünen varmı ? Bir köyde bir arazi alıp burada ilkel koşullArdada olsa kalabilecek bir ortam oluşturmak mı gerekiyor ?.
Benim aklma da bu tarz şeyler geliyor.Her ne kadar telaş verici gibi hissetsek de her şey olmasi gerektigi gibi oluyor olmalı.Ama acikcasi bu konuda detaylari ben de merak ediyorum.K lar ilk defa kesin kehanetlerden bahsediyorlar.Genelde hicbir şey kesin degil derlerdi
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

macka

#6
Teşekkürler bozadi ve yorum yapan tüm arkadaşlar,bir haftadır grip siniüzit hırpaladı beni,ilaç gibi geldiniz,kendinize iyi bakınız
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

Tgur

#7
Teşekkürler gayretin için Bozadi..
Kehanetleri ve yakınlığını devreye alan bir yaklaşımla bu son celsede seslenmişler K..lar,Bu durumda aldığımız bilgi terbiyesi ile nasıl davranmalıyız,

Sorgulayıcılar tarafından konu fazla mı ısıtıldı ,kehanetlere düşkün düşünce yoğunluğu mu fazlalaştı, ancak Laura ve diğer sorgulayıcılar bu bilgilerin tümünde bizden fersah fersah ilerde bir bilinç yapısındalar bu yorumumuzda yanılgıda olmamız mutlak gibi,
Diğer yandan sorgulayıcılar ve izleyen bizlerin İsa konusundaki macerayı da göz ardına atmamalıyız,

Yalnız celsenin en sonunda verdikleri bu mesaj yüreklere su serper gibi ,"iyi fonksiyon gösterebilme" konusunun biraz açılması lazım ..

"C: Tüm gruba sevgiler. Korkmayın! Epeyce bilgiyle donanmış durumdasınız! Zamanın "ŞİMDİ" olduğu sinyalini aldığınızda ne kadar iyi fonksiyon gösterebildiğinize şaşıracaksınız. Hoşçakalın. "



Scyth

#8
Güzel celseydi; çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#9
Hepinize teşekkür ediyorum arkadaşlar. Söz konusu kehanet her ne kadar çok gerçekçi görünse de, Tgur'un uyarısına katılıyorum. Laura ve ekibinin kehanet anlayışında (ki bu anlayış Kasyopyalıların verdikleri mesajların niteliği üzerinde de belirli bir etki yapıyor olabilir) "en kötü olasılıkları" ciddiye alarak hareket etme gibi bir eğilim var sanki. Bence Laura ve ekibi dünyanın mevcut ızdıraplı karanlığında en önemli, en büyük, en pozitif ışık kaynaklarından biridir. Belki biraz da bu yüzden, en derin karanlıklara ve en kötü olasılıklara da ışık tutma cesaretini gösteriyorlar.

Söz konusu kehanet aslında daha çok veya öncelikle ABD'ye yönelik bir kehanete benziyor. Birkaç ay içinde ABD'de ekonomik sistemin ciddi şekilde çökmesi veya çöktüğünün netleşmesi ve özellikle halkın düşük gelirli kesiminde isyan hareketlerinin tırmanması gibi şeyler olursa, elbette o zaman bu durumun giderek ciddileşmesi ve Türkiye'de de benzer bir sürecin gelişmesi beklenebilir gibi görünüyor. ABD ile Türkiye arasında ilginç benzerlikler var. Özellikle "Polis Devleti"nin (aleni faşizmin) baskınlığı konusunda. Bakalım bu birkaç ay içinde söz konusu kehanete dair işaretler tırmanacak mı? Belki de sırf bu olasılığıa şu anda yoğun bir ışık tutulmakta olduğu için sürecin ortaya çıkması gecikecek veya zayıflayacak? Belki aşırı korkuya kapılmadan en kötü olasılıkların ciddiye alınması, o en kötü olasılıkları zayıflatıcı bir etki yapıyordur? Kasyopyalıların çeşitli konulardaki kötü olasılıklara yaptıkları referansların (bu konulardaki bilgiler, Laura ve ekibinin herhangi çarpıtıcı bir etkisine maruz kalıyor mu, çok net değil) o olasılıkları "bir ölçüde" engelleyici veya zorlaştırıcı bir etki yaptığından şüpheleniyorum. Üst seviye KH varlıklarının müdahalelerinin en şiddetli etkiyi yapması, genellikle o müdahalenin "öngörülmemiş" veya yeterince üzerinde durulmamış olmasıyla paralel bir yön taşıyor. Kasyopyalıların "saldırıyı bekleyin" deyişiyle de bağlantılı birşey bu. Beklenmeyen saldırı, en büyük etkiyi veya tahribatı yapan saldırı oluyor genellikle. KH varlıkları, meydana gelmesi zaten ciddi bir olasılık taşıyan olumsuz/yıkıcı olaylardan veya süreçlerden bazılarına özel olarak yatırım yapıp o süreci çok daha fazla şiddetlendirebiliyorlar. Beklenmeyen (veya en azından o derecede şiddetli olması beklenmeyen) bir darbe, insanlarda travma meydana getirir. Travmalar çoğu zaman güven yıkıcıdır, insanın aklını kullanmasını zorlaştırır, aptallaştırır, uyuşturur. Tabi ki bu biraz da kişiden kişiye değişen birşey ama dünya insanlığının genelinin durumu ortadadır. KH'lerin "şiddetlendirme yatırımı" yaptığı şeylerle ilgili kehanetlerde bulunulması ve o olasılıklar üzerinde ciddi bir ilgi yoğunlaşması, KH'lerin o sürece yaptığı yatırımı "caydırıcı" bir etki yapıyor olabilir gibi geliyor bana. Adeta bir "ifşa" etkisi yapıyor ve KH varlıklarının o "vurgunu" yapma konusundaki "hevesleri" kaçıyor olabilir bir ölçüde. Laura ve ekibinin inşa etmekte olduğu aydınlatma mekanizmasının böyle bir fonksiyonu olabilir. Grup giderek büyüdüğü, güçlendiği, olgunlaştığı için, en kötü olasılıklara ışık tutma eğiliminin potansiyel paranoyaklık yaratıcı yan etkilerinin de giderek azaldığını düşünüyorum. Ben kendim geçmiş celselerdeki bazı kehanetler nedeniyle bazı paranoyalar yaşadım doğrusu. O celselerde sonradan ekipten çıkan "Frank" diye isimlendirilen kişinin kendi korkularının, yoğun memnuniyetsizliklerinin, karamsarlıklarının etkili olduğu belirtilmiş olsa da, Kasyopya / Laura ekibinde en olumsuz olasılıkları ciddiye alma eğilimi zaten mevcut gibi geliyor bana. Ve bunun yukarıda belirttiğim nitelikte olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyorum. En kötü olasılıkları belirtiyorlar ama yaptıkları şey sadece bu değil. O kötü olasılıkların gerçekleşmemesi, veya gerçekleşse bile etkisinin azalması ve o olasılıklara karşı olabilecek en güçlü durumda olabilmemiz için de ellerinden geleni yapıyorlar. Benliğimizdeki KH frekanslarının farkına varmaya ve onları azaltıp pozitif kudretimizi ortaya çıkarmaya yönelik çeşitli bilgiler ve rehberlikler sunuyorlar, hem celselerde, hem de celse dışı çeşitli bağlamlarda. Kasyopyalılar meydana gelen herşeyin büyük döngüde olması gereken doğal şeyler olduğuna sürekli vurgu yaptılar. Herşeyin derslerin, yani bir eğitim sürecinin parçası olduğunu söylediler sürekli. İnsanlığın genelinin duyarsızlığı, cehaleti ve tembelliği nedeniyle her ne kadar sürekli kötü durumlarla ve yeni kötü olasılıklarla karşılaşsak da, hızla bir uyanışın ve dengelenmenin gelişmekte olduğu, evrenden doğrudan ve dolaylı şekillerde yardım almakta olduğumuz ve KH varlıklarının nihai amaçlarına ulaşamayacakları tekrar tekrar vurgulandı. Sonunda insanlık kazanacak ama o zafer kazanıldığı zamanki insanlık muhtemelen şu andaki insanlık olmayacak tam olarak. Arada yaşanacak zorlu süreçte ciddi bir eleme olacak. Bilgiye, gerçeğe, uyanışa, çözüm için işbirliğine yatırım yapan bilinçlerle egoda takılı kalan bilinçlerin kaderi aynı olamaz. Kasyopyalıların, Laura ve ekibinin çabalarının temel amaçlarından biri, 4BH'ye mezun olabileceklerin sayısını mümkün olduğunca artırmak. 3'ü tekrarlamak durumunda olanların da yine BH frekanslarını mümkün olduğunca artırmak suretiyle (kendi isteklerine bağlı olarak tabi) onların 3. yoğunluğu çok daha iyi koşullarda tekrarlamaları sağlanabilir.

Sonuçta gerçekten halen genel dünya insanlığı olarak ne kadar berbat bir durumda olduğumuz açıktır. Gözümüzün önünde, Ortadoğu'da ve dünya genelinde psikopat devlet yöneticileri (onları güdenler) tarafından yürütülen faşist faaliyetlere, katliamlara, işkencelere karşı genel olarak ne kadar acizlik içinde olduğumuz açıktır. Adaletsizliklere son verme, hesabını sorma, tekrarlanmasını önleme konusunda genel performansımız iç açıcı değil. Bu durumla yüzleşilmesi gerekiyor ve gelişmekte olan koşullar da bu yüzleşmelerin yapılmasını kolaylaştıracaktır.

Evrensel enerjilerin gelişmekte olan yıkım ve dönüşüm sürecini "şiddetlendirdiğine" vurgu yapıldı. Bana göre bu evrensel büyüteç etkisi, KH varlıklarının "vurgun/travma yaratma" amaçlı süreç şiddetlendirme faaliyetleriyle aynı şey değil. Doğa kaynaklı yıkımlar daha çok Malum Güçlerin faaliyetlerini ve planlarını alt üst edecek cinsten olacak gibi görünüyor. Çünkü onlar herşeyi çok iyi hesap edip planladıklarını, denklemin tüm yönlerine tamamen hakim olduklarını sanıyorlar ama aslında gözden kaçırdıkları, görmezden geldikleri pek çok şey oluyor. Tırmanış halindeki komet/meteor olayları, volkanik faaliyetler, mevsimsel anormallikler ve başka pek çok doğa kaynaklı denebilecek yıkıcı süreçler Malum Güçlerin çarklarına rahatlıkla çomak sokabilecek düzeye ulaşacak. Evet, elbette insanlar da bu olaylardan etkilenecek, çok sayıda ölümler, şoklar, travmalar olacak ama bunun zaten gerçekleşmesi beklenen bir süreç olduğu, doğal ve hatta gerekli/iyi olduğu konusunda bilgisini ve farkındalığını artırmakta olan bizler gibi bireyler, insanlığın geneliyle aynı etkilere maruz kalmayacağız diye düşünüyorum. Hatta keyif bile alacağız bu yıkımdan. Kasyopyalılar bir celsede "Arkanıza yaslanın ve şovun tadını çıkarın" gibi birşey söylemişlerdi ve bu paralelde pek çok başka yorum ve hatırlatmaları oldu. "Neşe, neşe!" deyip durdular. Bu kadar KH berbatlığının içinde hem bize neyin içinde olduğumuz, hem de o bataktan nasıl çıkacağımız konusunda büyük bir rehberlik sunuldu diye düşünüyorum ben. En kötü olasılıklar sıkça vurgulandı ama o olumsuzluk dalgalarının altında ezilmek yerine üzerinde sörf yapmanın yolları öğretiliyor bizlere. Adalete, sevgiye, yardıma, birlik-beraberliğe güven aşılanıyor. Ama KH statükosu halen çok güçlü olduğu için ve bizler de halen o düzenin birer muhatabı ve mağduru olduğumuz için, yeterince dolu dolu yaşayamıyoruz bilinç yatırımımızı ama süreç ilerledikçe, düzen çatırdayıp yıkıldıkça, evrenin müdahalelerini ve yardımlarını hissettikçe güvenimiz, inancımız artacaktır eminim. Aşırı iyimser bir tablo çizmek istemem. Halen Psikopatların yönettiği bir ülkede ve dünyada yaşıyoruz. Sabırlı ve dikkatli olursak, farkındalığımızı ve işbirliğimizi sürdürürsek, evren bize doğru/güzel yolda ilerlemeye devam edebileceğimizi söylüyor. Yıkımlar, olumsuzluklar hakkında bilgilendirilip hazırlanıyoruz. Yaşayacağımız olası travmaların etkisi azaltılmış oluyor böylece. Bilincimizi, güvenimizi, moralimizi korumamız için yardım ve destek görüyoruz. Ben böyle düşünüyorum.

ghalghaikent

#10
"C: Tüm gruba sevgiler. Korkmayın! Epeyce bilgiyle donanmış durumdasınız! Zamanın "ŞİMDİ" olduğu sinyalini aldığınızda ne kadar iyi fonksiyon gösterebildiğinize şaşıracaksınız. Hoşçakalın."
Emeğine sağlık Bozadi, teşekkürler.
"Zamanın "ŞİMDİ" olduğu sinyalini aldığınızda" ifadesi çok ilginç geldi, sufilerin "an-ı daim" dedikleri, "SONSUZ ŞİMDİ" ye işaret edilmesi ve bu 4 aylık kehanetimsi bildiri içinde zikredilmesi açıklamaya muhtaç görünüyor.
Bir fikri olan var mı, paylaşırsanız sevinirim.
BH gönüllülerine sevgiler.
 

bozadi

#11
Sevgili Tgur ve ghalghaikent'in de vurgladığı gibi, "zaman 'şimdi' olduğunda iyi fonksiyon göstermek"ten neyin kastedildiği hakkındaki fikirlerimizi paylaşmamız güzel olur gibi görünüyor. Kendi tahminlerimi paylaşmak isterim.

Halen ciddi oranda KH statükosu koşullarına tabi olarak yaşıyoruz. Yani KH düzeniyle azımsanamayacak oranda uyumlu bir yaşantımız var hala. İster istemez düzene önemli ölçüde hizmet ediyoruz. Hala çeşitli şiddet düzeylerinde KH düşünce ve duygu kalıplarıyla hareket ediyoruz ve üstelik çoğu zaman bunun bilinçli olarak farkında bile olmayabiliriz. Elbette BH yönünde de bilinç artırma çabalarımızı yoğunlaştırmaya, somutlaştırmaya, organize etmeye gayret ediyoruz elden geldiğince.

Bu kokuşmuş düzen hala belirli bir istikrarla sürdürüyor kendini ama çökme emareleri de giderek yoğunlaşıyor, tırmanıyor. Sadece düzenin kendi içinde değil, doğada da önemli değişim, dönüşüm, yıkım işaretleri tırmanıyor. Ama yine de bu çöküş ve yıkımların düzeyi mevcut statükoyu temelden bozacak bir düzeye ulaşmadı. İşte o düzeye ulaştığında, "hayatımız" dediğimiz/sandığımız ve hep bir şekilde devam edeceğini sandığımız ilüzyon çöktüğünde, sadece o sırada meydana gelmesi muhtemel insan veya doğa kaynaklı etkilere karşı fiziksel olarak hayatta kalma krizine ek olarak, ruhsal/psişik olarak ayakta kalma krizi de olacak. İnsanların çoğunda bir kimlik / benlik / varlık krizi meydana gelecek muhtemelen. Hepimiz şu veya bu düzeyde kendimizi, birbirimizi, ilişkilerimizi, değerlerimizi bu düzendeki hayatımızın koşullarına göre kimliklendirdik ve anlamlandırdık, farkında olarak veya olmayarak. Ve düzen gerçekten çöktüğü zaman, ayağımızın altındaki toprak da kaymış olacak ve şu anda sandığımnızdan daha büyük bir boşluk ve bir kriz içinde bulacağız kendimizi pek muhtemel olarak. Ama düzenin yıkılması doğal, gerekli ve hatta iyi birşey, her ne kadar mevcut psikopat düzen sahiplerinin o yıkım sürecinde insan kitlelerine karşı ne tür bir tutum ve davranış içinde olacaklarını bilmesek de. O kaosta, özellikle o süreci bekleyenlerin ve önemli miktarda psişik ve fiziksel ve belki lojistik bazı hazırlıklar yapmış olanların durumu ve kendi aralarındaki ilişki ve dayanışmaları, insanların genelinkinden farklı olabilir. Örneğin Laura ve ekibinin veya onların kılavuzluğuna dayalı olarak ciddi bir çalışma ve örgütlenme geliştirmiş olan insanların durumu mutlaka daha farklı olacaktır. Tabi aslında o süreç meydana gelmeden kesin olarak neler olup biteceğini kestirmek zor ama ben sadece öyle bir zorlu süreçten geçmek zorunda kalacağımıza inanıyorum. Çok büyük bir doğal afetten sonra yaşanan durum gibi. Örneğin tüm şehri veya şehirleri yıkıp alt üst eden çok şiddetli bir depremden sonra olduğu gibi. Ama su sefer çoğu insan için öyle bir depremden çok daha zor birşey yaşanacak muhtemelen. Çünkü bu sefer önünde sonunda yaraları sarıp geri dönülecek bir hayat olmayacak. O hayat da düzenle birlikte yıkılmış olacak.

Belki ben de en kötü bazı olasılıkları ciddiye alarak bu yorumları yapıyorum. Belki tüm bunlar gerçekten olacak ama olma hızı pek çok insanın bu yıkım sürecine genel olarak iyi adapte olmasını sağlamaya imkan verecek kadar yavaş ve aşamalı olacak. Bekleyip görmemiz gerekiyor. Ben kötü ihtimallerin incelenip dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Üstelik denklemi çok daha karmaşık ve zor ve hatta kaldırılamaz hale getirebilecek şeyler de olabilir. Örneğin mevcut psikopat dünya düzenininin sahipleri genel insanlık kitlesini kontrolleri altına almak için çok büyük/aşırı/vahşi müdahalelere kalkışabilirler. Bu küçük bazı ölçeklerde gerçekleşebileceği gibi nispeten büyük bazı ölçeklerde de meydana gelebilir. Doğal/kozmik olaylar elbette o tür girişimleri de dengesizleştirecektir, zayıflatacaktır, etkisini düşürecektir ama bunlar yine de olabilir. Celselerde sıkça vurgulandığı gibi çeşitli salgın hastalıklar hızla yayılabilecektir. Sıradan denebilecek insan grupları arasında pek çok farklı nedenle şiddet / çatışma olayları tırmanabilecektir.

Üstelik doğa olayları, muhtemel göktaşı/komet olayları, depremler, buz çağı ve gelişebilecek pek çok başka afetler de işi çok tuhaf bir hale getirecek.

Şans faktörünün de mutlaka etkisi olacak olmakla birlikte, herkesin durumu kesinlikle aynı olmayacaktır bence. Özellikle de olan bitenin anlamını şu veya bu düzeyde bilen ve psişik, fiziksel, lojistik ve çeşitli başka bakımlardan belirli bir hazırlık yapmış olanların durumu, genel insanlık kitlesinin durumundan bir şekilde farklı olacaktır. Bunun koşullarını, nasıllarını henüz kesin olarak bilmiyoruz tam olarak ama bu doğal bir sonuç olacaktır aslında.

İlk büyük kriz süreci bir şekilde atlatıldıktan sonra, çeşitli zorluklar, afetler, çatışmalar devam ederken, insanlar acılı bir şekilde uyandıkları ilüzyondan sonra kimlik ve amaç duygularını gözden geçirmek durumunda olacaklardır. Tüm süreçlerde en önemli belirleyici bu olacaktır muhtemelen. Bilgi/farkındalık düzeyi. K'lar bazı celselerde "Bulunduğunuz yer (içinde bulunduğunuz çevre) kimliğinizi ve davranışlarınızı da belirliyor/etkiliyor" anlamında şeyler söylemişlerdi ama sonra şunu vurgulamışlardı: "Önemli olan nerede olduğunuz değil, kim olduğunuz ve ne gördüğünüzdür." 

Yaşanacak yıkım ve dönüşüm süreci bazı (ve hatta belki pek çok) insanlar için tam bir kıyamet / cehennem gibi olabilecekken, bazıları için nispeten kısa sürede temel kriz atlatıldıktan sonra gerçek bir özgürleşme, varlığındaki kabuk bağlamış KH tortularından arınma için mükemmel bir imkan sağlayacaktır. Herşey kişilerin kendileri, çevreleri ve tüm varoluşla ilgili bilgi ve farkındalık düzeyine ve inançlarına bağlı olacaktır.

Mevcut statükoda zaman asla tam veya kalıcı olarak "ŞİMDİ" olamıyor çünkü bizim ve çevremizdekilerin elini, kolunu, bilincini bağlayan çok fazla faktör var. Aslında sahte bile olsa, kocaman ve sorgulanamaz görünen koca bir hayat/dünya var. O düzen, o dünya, o hayat her ne kadar tamamen yıkılacak olsa da, şu anda hala bir şekilde varlığını ve işlevlerini sürdürüyor.

Belirli bir süreç içinde yıkım gerçekleştiğinde ve en büyük krizler atlatıldığında ve/veya krizlere belirli bir adaptasyon geliştirilip ayakta kalınabildiğinde, zaman gerçekten "Şimdi" olabilecek. Artık bir kölesi ve/veya bir mahkumu olduğumuz bir düzen olmayacak her ne kadar o düzenin sahipleri henüz varlıklarını ve güçlerini belirli bir düzeyde koruyor olacaklarsa da ve insanlığı tam bir kontrol altına alma ümidiyle bir takım şiddetli müdahalelerde bulunabilecek olsalar da.

Bir kamplaşma olabilecek gibi görünüyor. Sanki celselerde buna dair bazı yorumlar vardı. Büyük yıkım süreçlerinden sonra ayakta kalan gruplar arasında bir kamplaşma olacağına değiniliyordu. KH eğilimli gruplar ile BH eğilimli gruplar arasında. Belki de sürecin gidişatı netleştiğinde KH güçleri insan kitlelerine kurtuluş vaatlerinde bulunarak, o zor koşullarda çeşitli imkanlar (rüşvetler) sunarak yanlarına çekmeye çalışacaklar. Sonradan köleleri olarak kullanmak üzere elbette. Tüm o süreçlerde 4. yoğunluk dalgası da iyice yoğunlaşıyor olacak gezegende. BH eğilimli grupların zorlu koşullarda hayatta kalma, sağlık ve konfor sağlama konusunda çeşitli imkanları gelişecektir zaman içinde. Hem psişik, hem fiziksel, hem de bambaşka şekillerde kendilerini savunma güçleri de artacaktır. Belki K'ların 4BH müdahaleleri dediği şeyler de olacaktır. Yani 4BH varlıkları o geçiş aşamasında BH eğilimli gruplarla doğrudan ve dolaylı çeşitli temaslara girebilirler. "Oyun sahası eşitlenecek" demişti K'lar. İnsanlar yaşadıkları zorluklar karşısında gösterdikleri mücadele, işbirliği ve danışma çabalarıyla sahteliklerden uyanıp pozitif kudretlerini ortaya çıkarma konusunda geliştikçe, 4. yoğunluk enerjileri yoğunlaştıkça, "tarafların" güçleri şu andakinden çok daha eşit/dengeli hale gelecektir.

Benim şimdiye kadar okuduklarımdan, etrafımızda gözlemlediklerimden çıkardığım sonuç/senaryo kabaca budur. Ve "zaman 'şimdi' olduğunda iyi fonksiyon göstermek" derken kastedilen şeye dair de fikrimi az çok ifade edebildiğimi umuyorum.

Majisyen

#12
Telefondan girdigimden link koyamiyorum ama internette gordugum kadariyla Frankfurtta bir takim olaylar çkmış.Polis mudahalesi varmış.Bu bir baslangic olabilir mi?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#13
Öyle görünüyor Majisyen. İşaretlerden biri gibi. Ama Avrupa'da bu tür eylemler "nispeten" normal sayılır. Esas ABD'de geniş çaplı ekonomik isyanlar başladığında ciddi bir aşamada olacağız bence. Ama ABD halk tabanının patlamasını da Avrupa'da gelişecek bazı olaylar tetikleyebilir belki.

Frankfurt'taki olayda göstericiler başta belirgin bir şiddet eyleminde bulunmamışlar anladığım kadarıyla. Sadece güçlü bir protesto planlıyorlarmış. Ama polisin müdahalesi çok ani ve aşırı şiddetli olmuş. Polis resmen göstericileri "provoke" etmiş. İlginç, değil mi? Dikkatinizi çekmiştir; yukarıdaki celsede de ABD'de Malum Güçlerin bir ekonomik çöküşten sonra "halk isyanı senaryoları" geliştirdiklerine değiniliyordu. Yani devlet bizzat vatandaşı "şiddetli isyana" teşvik ediyor. Tayyip'in de benzer bir eğilim sergilediğine, kendi çevresi dahil tüm çevrelere karşı provokatif bir tutuma yapıştığına dikkat edin. Tıpkı 80 darbesi öncesi TSK'nın yaptığı gibi. Tıpkı ABD ve İsrail'in Ortadoğu'da taşeron terör örgütleri yoluyla sürekli yaptığı gibi. "Güç" onların elinde. Geniş halk kitlelerini bir bütün olarak karşılarına almadan halkın bir kesimini marjinalleştirerek, suçlu haline getirerek onları kurban ediyorlar ve geniş halk kitlelerine de korku ve itaat aşılamış oluyorlar. Devlet babanın, yani Malum Güçlerin şeytani egemenliği devam ediyor.


beyrutkapı

#14
Çeviri için teşekkürler bozadi. Emeğine sağlık kardeşim. Bu karanlığın içinde yarı köle yaşamlarımız için endişelenmek trajikomik olsa da, ben bu grubun önümüzdeki dönemde somut bazı adımlar atmasını diliyorum. Umuyorum ki bir plan geliştirebilecek kadar yolumuzda ilerleyebiliriz.