Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İran, Amerikan Uçak Gemisinin Maketini Batırdı (26 Şubat)

Başlatan bozadi, 02 Mart 2015, 12:09:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Şubat 2015

İran, Amerikan Uçak Gemisinin Maketini Batırdı


İran, Devrim Muhafızları Ordusu'nun 9. büyük deniz tatbikatı sırasında Amerikan uçak gemisinin maketini batırdı.




İran, ülkenin güneyinde stratejik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı ile Basra Körfezi'nde askeri deniz tatbikatı başlattı. İran devlet televizyonundan canlı olarak yayınlanan "Yüce Peygamber 9" adlı tatbikatta, Amerikan Nimitz uçak gemilerinden model alınarak yapılan maket gemi batırıldı. Gerçeğiyle aynı boyutta yapılan maket gemi, güdümlü ve balistik füzelerle vuruldu ve sonrasında füze ve roketlerle donatılmış sürat botları tarafından hedef alındı. Maket gemiye ayrıca akıllı füzeler taşıyan bir helikopterden de ateş açıldı.

AMAÇ DÜŞMANI CAYDIRMAK

İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, bu sabah Basra Körfezi'yle Umman Körfezi'nin kesiştiği Hürmüz Boğazı'ında başlatılan tatbikatın amacının düşmanları caydırmak olduğunu açıkladı. Caferi, "Tatbikatın hedefi bölgede güvenlik ve barışı korumaktır. Bu, tüm bölge ülkelerinin çıkarınadır. Sorunumuz bölgeye dışarıdan müdahale etmeye çalışan düşmanlar. Umarım bölge ülkeleri gelecekte daha fazla birlik içerisinde olur, böylece düşmanlar bölgeyi terk eder" dedi.

GEREKTİĞİNDE SİLAHLARI GERÇEKTEN KULLANMAKTAN ÇEKİNMEYİZ

Tümgeneral Muhammed Ali Caferi, tatbikatta denenen silahları gerçekte kullanmayı hiçbir zaman arzu etmeyeceklerini, ancak İran'ın sınırlarına yapılacak her türlü müdahalede bu silahları kullanmaktan kesinlikle çekinmeyeceklerini söyledi. Tatbikatın ikinci gününde İran Devrim Muhafızları Ordusu kara birliklerinin Basra Körfezi kıyılarında tatbikat yapacakları belirtildi.

Kaynak: aktueldeniz.com

bozadi

#1
02 Mart 2015

Güney Kore ve ABD'nin Tatbikatına Kızan Kuzey Kore Füze Fırlattı


ABD ve Güney Kore'nin müşterek askeri tatbikatına tepki gösteren Kuzey Kore ordusu, sabah saatlerinde 2 adet füze fırlattı.




Kuzey Kore ordusu, ABD ve Güney Kore'nin müşterek askeri tatbikatına tepki olarak sabah saatlerinde iki adet kısa menzilli balissatik füze fırlattı.

MENZİLİ 490 KİLOMETRE

Güney Kore Savunma Bakanlığı, yerel saatle 06.32 ve 06.41'de atılan balistik füzelerin muhtemelen Scud tipi olduğunu açıkladı. Açıklamaya göre, ülkenin güneyindeki Nampho limanı üzerinden doğu yönüne seyreden füzeler karaya 490 kilometre uzaklıkta denize düştü.




TATBİKATI PROTESTO

Wall Street Journal gazetesi, fırlatmaların yüz binlerce Amerikan ve Güney Kore askerinin planlı askeri tatbikata başladığı sırada gerçekleştiğine dikkat çekerek, bunun açık bir protesto olduğu yorumunda bulundu.

Pyonyang yönetimi, füze atışlarının hemen öncesinde yayımladığı açıklamada, söz konusu tatbikatı "sürpriz bir işgal için sis perdesinden başka bir şey değil" şeklinde niteledi. Açıklamada, "saldırganlığa" karşı koymak için "acımasız vuruşlar" yapılacağı ifadeleri de yer aldı.

GÜNEY KORE'DEN AÇIKLAMA

Olayla ilgili açıklama yapan Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kim Min-seok, Kuzey Kore'nin BM kararlarını ihlal ettiğini ve bu tür adımların Kore Yarımadası'nın güvenliğine ciddi tehlike oluşturduğunu söyledi.


Kaynak: haberler.com

bozadi

#2
22 Şubat 2015

Putin Uyardı


Rusya'yı baskı altına almak isteyen ABD ve müttefiklerine Rusya Devlet Başkanı Putin'den çok net bir karşılık geldi. Putin "Kimse Rusya'ya karşı askeri üstünlük sağlayabileceği hayaline kapılmasın" dedi




Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ülkesine yaptırım uygulamak isteyen ABD ve müttefiklerine çok sert mesajlar verdi. Pazartesi günü kutlayacakları Vatan Savunucuları Günü vesilesiyle Kremlin Sarayı'nda konuşan Putin, "Rusya'nın dıştan gelebilecek her türlü baskıya eşdeğer bir yanıtı vardır" dedi. Rus lider açıklamalarına şöyle devam etti: "Kimse Rusya'ya karşı askeri üstünlük sağlayabileceği hayaline kapılmasın. Bizim asker ve subaylarımız her türlü standart dışı ortamlarda gösterdikleri cesaret ve profesyonel hazırlıkla bunun mümkün olmayacağını kanıtlamıştır. Dıştan gelebilecek her türlü baskıya eşdeğer yanıtımız bulunduğu çok iyi bilinmeli."

Kaosun Nedeni Dış Müdahale

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Ortadoğu'daki kaosu değerlendirdi. Bölgede yaşanan durumların dış müdahale sonucu ortaya çıktığına dikkat çeken Lavrov, Ortadoğu halklarının geleceğini etkileyen dış müdahale ve kayıtsızlığın bölgede terör ve radikalizmin yayılmasıyla sonuçlandığını söyledi. Ülkesinin Ortadoğu bölgesinde istikrarın sağlanması yönündeki çabalarını sürdürdüğüne işaret eden Lavrov, Moskova'nın Suriye krizinin barışçıl yöntemlerle çözülmesi ve Irak'ta istikrarın sarsılmasına son vermek için çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Kaynak: yenimesaj.com.tr

bozadi

#3
ABD, Avrupa ve İsrail öncülüğündeki Batılı Şeytanlar, Rusya, Çin ve İran öncülüğünde şekillenen Doğu Blokuna karşı açık ve doğrudan saldırı düzenleme cesareti gösteremiyorlar. Bunun yerine komşu/bağlantılı ülkeler üzerinden kahpece terör, katliam, provokasyon, baskı ve yıpratma taktikleri uygulayarak egemenliklerini kesinleştirmeye çalışıyorlar. Ukrayna'nın Rusya'ya karşı kullanılması bunun en açık örneklerinden biri. Kendini İslamcı ve sözde devletini de İslam Devleti diye tanımlayan bir dünya dolusu kuduz köpek de Suriye'ye ve Irak'a musallat edilerek İran'a ve genel olarak Doğu Bloku'na karşı bir diş geçirme operasyonu yapıldı ama arzuladıkları başarıya ulaşamadıkları gibi pek çok yönde duvarlara tosladılar ve çok daha fazla toslayacaklar. En sonunda boyunları o duvarların altında kalacak.

ABD'nin elini öperek iktidara gelen, geçimini İslamcılıkla sağlayarak semiren ve semirten ülkemizin mevcut siyasi iktidarı da, on yıllardır İslam coğrafyasının ve milyonlarca Müslümanın anasını belleyegelmiş, bugün hala bunu yapmaya tam güç devam eden ABD öncülüğündeki Batılı Şeytanlara köpeklik etmek, onlarla birlikte Müslümanları katletmek ve Müslüman ülkelerin siyasi yönetimlerine en kahpece yollarla saldırmak yerine İslam dininde gerçek hak, hukuk, vicdan, doğruluk adına ne varsa ona sığınıp Batının Şeytanlarına karşı bir duruş sergilese, çok şaşırır, çok sevinirdik. Ama ufukta öyle birşey görünmüyor.

Yuh olsun İslamım diyerek Müslümanların ve tüm insanlığın baş düşmanlarıyla yatağa girenlere, çıkar gemisini yürütmek için şeytanın kucağından inmeyenlere!!! Lanet olsun sizin Allah'tan, Kitaptan anladığınıza, anlattığınıza!!! Hem kendi ülkemizde, hem de komşu ülkelerde yalanlarla ve sonu gelmez kahpeliklerle yürüttüğünüz aşağılık operasyonlarınız sizinle birlikte cehennemin dibine gitsin!

Doğruya, Hakka, Adalete, Sevgiye, Vicdana dönmezseniz en sonunda yokoluş cehenneminde en sonuna kadar tadacaksınız hak ettiğinizi!!! Ve sonunda olacağı oysa, çok şükür ki öyle olacak!!! Çok şükür Evrene, Hayata, Adalete!!! Derslerimizde kendimizi içine soktuğumuz bazı durumlar nedeniyle kısa vadede bazen hiç yokmuş ve gelmeyecekmiş gibi görünen sonsuz ve mutlak Adalete, Sevgiye, Doğruya, Dürüstlüğe, Merhamete sonsuz şükürler olsun. Şeytanın yoluna gidenler cehennemde yok olsun, Hakkın, Adaletin, Sevginin, Vicdanın, Eşit ve Adil Paylaşımın yolundan gidenler Cennete varsın, sonsuzca var olsunlar...

İnsanlık olarak Yokluk ile Varlık arasında içinde bulunduğumuz zorlu savaşta hayat bize yardım etsin, rehberliğini esirgemesin, ki daima yardım ediyor, rehberliğini asla eksik etmiyor. Biz KH'den arınma, temizlenme, özümüzdeki sevgi ve birliğe kalıcı olarak erme yolunda işbirliği yaptıkça da bu yardım ve rehberliğe giderek daha kesintisiz bir şekilde erişeceğiz.

Arulnool

#4
Bozadi, yazdığın yazının her kelimesini gönülden destekliyorum. Kendi düşüncelerim zuhur bulmuş. Yaradan seninle olsun...
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#5
Var ol kardeşim. Var olsun tüm dostlar.

bozadi

#6
4 Mart 2015

Irak: IŞİD'e Silah Veren ABD Helikopterini Düşürdük


Irak ordusu, IŞİD'e silah götüren bir ABD helikopterini düşürdüklerini iddia etti.




İran'ın Fars Haber Ajansı'na göre Irak ordusu Anbar ilinde IŞİD'e silah taşıyan bir ABD helikopterini düşürdü. Iraklı yetkililer, ABD ve NATO kuvvetlerinin bölgedeki çatışmanın sürmesi için IŞİD'e silah ve erzak yardımı yaptığını savunuyordu.

Irak, daha önce de ABD'nin IŞİD'e yardım ettiğini söylese de, ülkenin 2003'de işgal edilmesinden beri ilk kez ABD kuvvetlerine karşı açıktan saldırı gerçekleştirilmiş oldu.

Kaynak: haber.sol.org.tr

bozadi

#7
3 Mart 2015

Venezuela'dan ABD'ye 2 Hafta Süre


Venezuela ile Amerika Birleşik Devletleri arasında tansiyon yükseliyor.




Venezuela ile ABD arasındaki gerginlik giderek artıyor.

Sık sık ABD'yi içişlerine karışmakla suçlayan Karakas yönetimi, ABD'nin ülkedeki 100 diplomatından 80'inden fazlasını geri çekmesini istedi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD'ye diplomatlarını geri çekmesi içinse iki hafta süre tanındığı belirtildi.

Geçtiğimiz günlerde Venezuela'ya girmek isteyen ABD vatandaşlarına vize sınırlaması da getiren hükümet, ABD eski Başkanı George W. Bush ve başkan eski yardımcısı Dick Cheney
de dahil olmak üzere bazı Amerikalı politikacıların ülkeye girişini yasaklamıştı.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da bir süre önce ABD'nin ülkesindeki muhalif gruplarla işbirliği yaparak kendisini devirmeye çalıştığını söylemiş, bazı diplomatların casusluk faaliyetinde bulunduğunu açıklamıştı.

Kaynak: on4haber.com

bozadi

#8
4 Mart 2015

Bir Suud aklıyla İran karşıtı cepheye katılmamız kaldı


İran'ın Şii ve diğer gayrı-Sünni Müslümanlar üzerindeki etkisini bilen Suudiler, oluşturmak istedikleri bu cepheye Mısır'ı ve Türkiye'yi çekmek istiyorlar.




Cemal Safi şiirinde "Her şeyim tamam da bir sendin noksan" diyor ya, tıpkı öyle.

Hükümetin yüzünü Avrupa'dan Ortadoğu'ya dönmeye başlamasından bu yana içine düştüğümüz sorunlar yetmiyormuş gibi, şimdi de Türkiye Orta Doğu'da daha koyu bir batağın içine çekilmek isteniyor.

Bir süredir, eski Kral vefat edip yerine Kral Salman geçtiğinden bu yana Suudi kaynaklı, Amerikan destekli bir fikir tedavüle sokulmak isteniyor: İran'ın yayılması karşısında Sünnilerden oluşan bir cephe oluşturma fikri.

***

Nedeni ortada. Arap Baharından en çok faydalanan İran oldu (ikinci sırada Kürtler var, ama o bu yazının asıl konusu değil.)
Bundan beş yıl kadar önce etkileri daha çok Suriye ve Lübnan ile sınırlıyken bugün Irak ve en son Yemen de İran etkisine girdi.
Kendi Şii nüfusuna, Sünni nüfusuna baktığı kadar bile iyi bakmayan Suud Hanedanı bir kuşatılmışlık duygusuna kapılmış görünüyor.

O duyguyu, İran'a karşı bir Sünni cephe oluşturma fikriyle aşmayı düşünüyorlar; İsrail'i ziyadesiyle mutlu edecek bu fikre ABD'nin sıcak bakması altındaysa, İran ile nükleer görüşmelerde bir baskı unsuruna daha kavuşacak olması yatıyor.

***

İran'ın Şii ve diğer gayrı-Sünni Müslümanlar üzerindeki etkisini bilen Suudiler, oluşturmak istedikleri bu cepheye Mısır'ı ve Türkiye'yi çekmek istiyorlar.

Yanlış duymadınız, Avrupa Konseyi kurucusu, NATO üyesi, Avrupa Birliği üye adayı Türkiye'den bugün nüfusunun Sünni olması dolayımıyla medet umulmaktadır.

Bunu resmen açıklamıyorlar ama Kral Salman'ın 2 Mart'ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı Riyad'da kabulünden bir gün önce Mısır Devlet Başkanı Abdul Fettah el-Sisi'yi ağırlaması altında böyle bir nabız yoklama çabası vardı.

***

Erdoğan dönüş yolunda beraberindeki gazetecilere Kralın "Mısır'la barışmasını istediğini" açıkladı. Çok arzu etmiş ama "ısrar etmemişti".

Erdoğan Mısır halkına karşı değildi, ama Müslüman Kardeşler desteğiyle seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi, hem de Suud desteğiyle devirip iş başına geçen Sisi ile barışmak ayrı konuydu.

Erdoğan'ın Ortadoğu'daki en meşru güçlerden gördüğü Müslüman Kardeşler ise, yalnızca Mısır değil, Suudi Arabistan ve başka bazı Körfez ülkeleri tarafından "terörist" sayılıyordu.

***

Anlayacağınız Erdoğan ve Sisi arasındaki mevcut uçurum nedeniyle Türk ve Mısır hükümetlerinin sadece Suudi Arabistan değil, başka kimse tarafından da bir araya getirilmesi, en azından şu anda mümkün görünmüyor.

Ama mümkün olsa bile, yani Türk ve Mısır yönetimleri bir sihirli değnekle barıştırılsalar bile, Türkiye'nin bu anti-İran, ya da anti-Şii cephe oluşturma fikrinden uzak durması gerekiyor.

Bu Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle çıkarlarına ters bir durum çünkü...

***

Çünkü birincisi böylesi bir cepheleşme, üstelik bu coğrafyanın tam ortasında El Kaide ve Irak ve Şam İslam devleti (IŞİD) gibi iki bela duruyorken, mezhep savaşları gerilimini daha da tırmandıracaktır.

Bölgede artan mezhebi gerilimden ne Türkiye, ne bir başka ülkenin ve halklarının çıkarı olamaz; daha çok vahşet ve ölüm demektir.

AK Parti hükümetinin izlediği Suriye politikasının Türkiye'nin başına açtığı dertler ortadayken, daha büyük bir cepheleşmenin, zıtlaşmanın parçası olmaya hiç gerek yok.

***

Çünkü ikincisi başka bir ülkeden değil İran'dan söz ediyoruz. Türkiye ve İran bin yıla yakındır bu coğrafyada birlikte yaşamaktadırlar.

Aralarındaki sınır 1639'dan bu yana değişmemiş dünyanın en eski kara sınırıdır. Bölgenin Arap-olmayan iki Müslüman kültürü olarak bin yıla yakın bir süredir birbirlerinin rekabetine muhtaç, eşi az görülen bir komşuluk ilişkileri vardır.

Birbiriyle savaşmaktan, zıtlaşmaktan kaçınma temelindeki bu ilişki o kadar hassas ve değerlidir ki, 1980-88 yılları arasındaki savaşta Tahran ve Bağdat'ın birbirine karşı çıkarlarını korumak için Türkiye'ye güvenilmiştir.

***

Ve üçüncüsü Suudi aklıyla İran-karşıtı bir cepheleşmenin parçası olmak Türkiye'nin devlet politikasının en temel ilkesi sayılan "Yurtta sulh, cihanda sulh" çizgisine aykırıdır.

Türkiye ki, daha Mustafa Kemal Atatürk zamanında, sadece bölgesel barış değil, iç barış amacıyla da İran ve Irak'la (Afganistan'ın da katılımıyla 1937 Sadabat Paktı'nı (Balkan Antlaşmasından 3 yıl sonra) imzalamıştır.

Ülkelerin birbirlerinin rejim ve kurumlarına karşı iş yapmayacağı taahhüdünü de içeren maddelere sahip o anlaşma İran'ın 1979'daki İslam Devrimini "ihraç" siyasetine dek varlığını sürdürebilmiştir.

***

Özetle Ortadoğu'da, üstelik El Kaide ve IŞİD tehdidi orta yerdeyken İran ve Şii etkisinin yayılmasına karşı bir cephe oluşturulması fikri, Türkiye içine çekilmek istemese bile yanlıştır.

Türkiye'nin böylesi bir cepheye katılması fikri ise iki kere yanlıştır.

Kaynak: radikal.com.tr