kafamı karıştıran yoğunluk bilgileri

Başlatan zna, 28 Aralık 2014, 20:07:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zna

uzun zamandır forumu takip ediyorum ancak yoğunluk seviyeleri ile ilgili kafama takılan bazı şeyler var. görüşlerinizi bekliyorum arkadaşlar.
biz düşüşten önce 3bh idik ve insanın içindeki zaaflar nedeniyle bir şekilde 3kh olduk. bizi kontrol edenler 4kh. K'lar 5 mi 6 mı tam anlamadım ama bh. plaidesliler 6bh. bir de 7. yoğunluk var. bir kişi geçince hepsi geçmiş oluyor K'lara göre...
peki 5kh 6kh var mıdır? 4kh'i kim kontrol ediyor?
4bh 5bh geçişi nasıl oluyor? burada da bir 5kh seçim iradesi olabiliyor mu?
ya da ölümden sonra 4. yoğunluk başlıyor mu bizim için? yoksa 3kh olarak yaşamayı mı seçiyoruz yeniden? bir celsede kişilerin ölüme karşı kendini koruyabileceğini ancak gitmek istediği için önlem almadığını okumuştum. Prenses Diana örneği idi. Diana ölümü 4bh'e geçmek için mi istedi? yoksa ölümünden sonra yeniden 3kh'e mi döndü? bu bizim elimizde miydi 3bh'i bırakıp 3kh'i seçmemiz gibi?
ya 7. yoğunluk? bu insan aklımıza göre yorumladığımızda kıyamet midir? "bir kişi geçince hepsi geçiyor" "yaratan kişiye dönüyoruz" şeklindeki tabirler bana bunu çağırıştırıyor.

kafamın almadıkları merak ettiklerim bunlar. samimiyetinize yürekten inandığım için hepsini açık açık yazdım. kusurum olmuşsa affola :)
 

Scyth

Zna Kasyopya ve Ra Celselerini okudun mu?
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zna

#2
kasyopya'nın çoğunu okudum ancak ra celselerine henüz zamanım olmadı. cevapların bunlarda olduğunu söylemek istiyorsun sanırım
 

macka

#3
Her ne kadar islam alimleri reenkarnasyonu kabul etmese de,Kuran da sıklıkla döndürülürsünüz, ve son dönüşünüz banadır ifadeleri çok var.Katılıyorum ben de 7.yoğunluk bir ile birlik ifadesini duyunca Yaratan la birlik olarak düşündüm
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

Scyth

#4
Evet, aradığın bütün yanıtlar orada. Bununla beraber yaşadığın kafa karışıklığını bildiğim kadarıyla gidermeye çalışacağım. K'ler 6. yoğunluk varlıkları. "Bir kişi geçince hepsine geçmiş oluyor."  İbaresini ben okumadım hiç; bir üst yoğunluğa geçişse kastedilen böyle olmuyor. Bir üst yoğunluğa geçen o yoğunluğun derslerini tamamlamadan o yoğunluktan mezun olamaz. 5Kh var 6 kh bir tür kopya gibi. Yani K'lara göre bilinen bir 6. yoğunluk mezuniyeti yok bundan dolayı dengeyi sağlayabilmek için 7. yoğunluk tabir yerindeyse fake bir 6 kh yaratıyor. Peki 5 Kh nasıl yoluna devam ediyor sorusunu sorarsan geldikleri yolu geri dönerek devam ediyorlar( Ya da ilerlemeye devam ediyor ve nihayetinde bir kara deliği dönüşüyorlar. Benlikleri bir manada hiçleşiyor ve bunun yerine bu benliğin bir kopyası 1. yoğunluk olarak yeniden yaratılıyor.). Yani karmik süreçlerden geçip Bh eğiliminde 7'e ulaşmaya çalışıyorlar. 4.'den 5'e geçiş konusu Ra'da güzel bir şekilde anlatılmıştı şimdi tam anımsamıyorum. 4 Bh 5 Bh'e mezun olurkan artık bireysel değil bir grubun parçası olarak mezun oluyor. Yani kendini tek bir varlık olarak algılayan bir grup; fakat henüz tam anlamıyla tek olamamış ta ki 7. yoğunluğa kadar. 6. Yoğunlukta bu tipte. 5. Yoğunluk K'lara göre derin düşünce ve gözden geçirme yoğunluğu bu yüzden anladığım kadarıyla alt yoğunluklarla çok bir temasları yok bu tabi hiç olmadığı anlamına gelmiyor. Bununla beraber 6. yoğunluk bh için böyle bir temas kurma sıkıntısı yok eğer temas kurulacak olan doğru titreşime sahipse.

Her zaman seçim iradesi mevcut. Bh'den Kh'ye veya tam tersi geçişler olabiliyor. Bununla beraber Bh'den Kh'ye geçiş azınklıkta. Ölümden sonra Ruh ait olduğu 5. yoğunluğa doğru çekiliyor. Zaman zaman deneyimledikleri dünyada kalmaya devam etmek isteyen ruhlarda olabiliyor. Her ne kadar 3. yoğunlukta kalsalarda onlarda 5. yoğunluklar. Bir diğer deyişle ruh bir 5. yoğunluk varlığı ama 5. yoğunluğa henüz mezun olmamış. Bu enkarnasyonu bitenler karmik ve öğrenme profillerinden dolayı dünyada reankarne oluyorlar bu bizim durumuzda 3kh olarak doğmak demek. Fiziksel bedenleri daha uzun süre yaşamaya müsait olanlar olsada durum değişmez bu bir seçimden ziyade doğal bir süreç eninde sonunda fiziksel beden sonu tadar.

Prensen Diana ile ilgili bir bilgim yok. 7. Yoğunluk bizim tanrıya karşılık geliyor. Kutsal kitaplarda anlatılan tanrı değil elbette. Çünkü kutsal kitaplarda anlatılan tanrı bir tür tanrı-kral figürü ve perdenin arkasından konuşan çoğunlukla 4kh. Bizim durumuzda bunlar Orion Kh ve Kertişler oluyor. Yaradana dönmek tanrının yoğunlukları yaratmasıyla alakalı. Bir tür fizyon gibi böylece tanrı bizler üzerinden bilgi ve deneyim kazanıyor. Zira evrenin kendisi bir okul.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen zna

uzun zamandır forumu takip ediyorum ancak yoğunluk seviyeleri ile ilgili kafama takılan bazı şeyler var. görüşlerinizi bekliyorum arkadaşlar.
biz düşüşten önce 3bh idik ve insanın içindeki zaaflar nedeniyle bir şekilde 3kh olduk. bizi kontrol edenler 4kh. K'lar 5 mi 6 mı tam anlamadım ama bh. plaidesliler 6bh. bir de 7. yoğunluk var. bir kişi geçince hepsi geçmiş oluyor K'lara göre...
peki 5kh 6kh var mıdır? 4kh'i kim kontrol ediyor?
4bh 5bh geçişi nasıl oluyor? burada da bir 5kh seçim iradesi olabiliyor mu?
ya da ölümden sonra 4. yoğunluk başlıyor mu bizim için? yoksa 3kh olarak yaşamayı mı seçiyoruz yeniden? bir celsede kişilerin ölüme karşı kendini koruyabileceğini ancak gitmek istediği için önlem almadığını okumuştum. Prenses Diana örneği idi. Diana ölümü 4bh'e geçmek için mi istedi? yoksa ölümünden sonra yeniden 3kh'e mi döndü? bu bizim elimizde miydi 3bh'i bırakıp 3kh'i seçmemiz gibi?
ya 7. yoğunluk? bu insan aklımıza göre yorumladığımızda kıyamet midir? "bir kişi geçince hepsi geçiyor" "yaratan kişiye dönüyoruz" şeklindeki tabirler bana bunu çağırıştırıyor.

kafamın almadıkları merak ettiklerim bunlar. samimiyetinize yürekten inandığım için hepsini açık açık yazdım. kusurum olmuşsa affola :)

Sevgili zna, kendi adıma önce şunu belirteyim ki, ele aldığımız birkaç bilgi kaynağında geçen bu kozmolojik nitelikli bilgileri büyük ölçüde bir varsayım veya spekülasyon olarak ele alıyoruz. Evet, şahsen ben azımsanamayacak bir düzeyde inanıyorum da bu bilgilere. Pek çok başka arkadaşımız da şu veya bu düzeyde bu temel kozmolojik bilgilerin pek çoğunu veya bir kısmını önemli ölçüde gerçek kabul ederek görüş paylaşıyorlar.

Ama şunu da kabul ederim ki, aslında bizler için en önemli olan şey bu bilgiler değil. Bunlar hem dünyevi olarak, hem de evrensel olarak içinde bulunduğumuz durumun resmini çizmemize yardımcı olabiliyor ama bir yandan da kabul ediyoruz ki, önemli olan şu anda somut olarak gözlemlediğimiz ve yaşadığımız ortak gerçekliğimizdir. Yani dünyada yaşıyoruz ve gerçekten tüm insanlık olarak belli ki binlerce yıldır çok acılı, sancılı, travmatik süreçlerden geçtik ve bunlar içinde bulunduğumuz zamanda aslında azalmadığı gibi giderek şiddetli bir tırmanış da gösteriyor. Ne oluyor, neyin içindeyiz, neden bunları yaşıyoruz? Ne yapmamız gerekiyor? Ne yapabiliyoruz? Varoluşta bir adalet, anlam, farkındalık, sevgi var mı? Varsa insanlık olarak tüm bu deneyimlediklerimin anlamı ne? Tüm bunların adaletle, sevgiyle, derslerle, ruhsal ilerleyişle nasıl bir bağlantısı var? Yani temel soruların yanıtlarını netleştirmeye çalışıyoruz. Ortak bir anlayışta nasıl buluşabileceğimizi ve işbirliği yapabileceğimizi araştırıyoruz. Bu konudaki blokajlarımızı, sorunlarımızı analiz etmeye çalışıyoruz. Ve çözümler bulmaya ve uygulamaya tabi.

Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgilerinin kendi aralarında gayet uyumlu bazı yönleri var. Bazı konularda ise çok uyumlu olmayan veya ciddi şekilde farklılaşıyor gibi göründükleri hususlar da var. Benim şahsen önemsediğim şey bu kaynakların özellikle ortak noktalarını anlayarak çizilen resmi görebilmek, değerlendirmek, yararlanabilmektir.

Ve bu bilgi kaynaklarının hiçbirinin baştan sona %100 doğru olmadığını da kabul ediyoruz. K'lar bunu söylüyor. Ra'da da hatalı veriler olduğu, olabildiği bizzat Ra tarafından söyleniyor. Pleiadesliler de ("Pleiades Öğretileri 1" adlı kitapta) verdikleri bilgiler ne kadar doğru ve önemli olursa olsun, bilgi ve farkındalık düzeyi arttıkça insanların gelecekte başka kaynaklardan daha da doğru, daha açıklayıcı bilgiler alacaklarını söylüyorlar. Bu varlık grupları (Ra, Pleiadesliler ve K'lar), aktardıkları bilgilerdeki sapmaların nedeninin kendileri olmadığını, alıcıların kendi kuvvetli önyargıları, uğradıkları psişik saldırılar, saptırmalar veya katılımcıların olası negatif düşünce kalıplarının böyle şeylere neden olabildiğini söylüyorlar.

Bu genel açıklamadan sonra, diğer arkadaşların verdikleri bilgilere ek olarak, özellikle celselerden aklımda kalanlara dayanarak, sorduğun bazı sorulara özet bazı cevaplar vermek istiyorum. Hususlardan herhangi biriyle ilgili yeni soruların, önerilerin, eleştirilerin olursa o hususlardan herhangi biri üzerinde yoğunlaşmaya çalışabiliriz:

Evet, Ra'nın ve K'ların anlattıklarına göre uzak bir geçmişte 3BH'den 3KH'ye düşmüşüz veya geçmişiz. Ve bu şekilde 4KH'nin önemli ölçüde etkisi veya kontrolü altına da girmişiz. Mutlak bir kontrol olmasa da insanlığın geneli üzerinde çok güçlü işleyen bir kontrol bu ve dolayısıyla yaşam koşullarını da önemli ölçüde belirlediği için doğrudan veya dolaylı olarak herkesi azımsanamayacak kadar etki/baskı/kontrol altına tutabiliyorlar.

...

K'lar kendi ifadelerine göre 6BH varlıkları. Tıpkı Ra ve Pleiadesliler gibi.

...

1'den 4'e kadar olan yoğunlukların ruhları, ölünce (bir enkarnasyonunu bitirdikleri zaman) 5. yoğunluğa geçiyorlar. K'lara göre 5. yoğunluğun temel işlevi bu. Yani enkarnasyonlar arası bir düşünme, değerlendirme yeri. Spiritüalizmde "spatyom" (öte alem) diye tanımlanan yer burası. Yuva. Yani örneğin bizler 3. yoğunluk varlığıyız ama ruhsal olarak yuvamız yine de 5. yoğunluk. Ama 5. yoğunluktayken de bilinç düzeyimiz itibariyle 3. yoğunluk varlığı olduğumuzu biliyoruz. Gerekli dinlenme, değerlendirme, toparlanma sonrası tekrar 3. yoğunluğa enkarne oluyoruz, evden okula gider gibi. Beşinci yoğunlukta da bir ders/eğitim ortamı söz konusu ama çok ideal, dengeli, nizamlı bir ortam. Dostların, sınıf arkadaşların var, diğer tüm varlıklarla olan bağlarının farkındasın, bağların olan istediğin kişiyle görüşebiliyorsun. 5 veya daha üst yoğunluk seviyelerinden öğretmenlerin/rehberlerinle düzenli iletişim halindesin. Gerçekten ideal bir yer. Tabi bunlar okuduğumuz çeşitli şeylerden çıkardıklarımız. Forumun kitaplık bölümünde Michael Newton'un Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi adlı kitapları var. Hipnoz yoluyla bireyler spatyom deneyimlerine döndürülebiliyorlar ve pek çok şaşırtıcı, uyumlu ve muhteşem bilgiler aktarılıyor. Oradan bakıldığında dünyada yaşadığımız pek çok deneyimin anlam ve önemi de önemli ölçüde netleşiyor. Okumadıysan bu kaynakları okumanı hararetle öneririm. Çeviriler ideal olmamakla birlikte anlaşılabiliyor.

...

K'ların "Bir kişi 7. yoğunluğa geçtiğinde herkes geçiyor" gibi bir sözü var gerçekten. Ve çok önemsediğim bir bilgi bu. K'lar bir başka celsede de "herşey 7. yoğunluktur" diyor. Bunlar biraz kafa karıştırıcı olabilir ama çok önemli bazı gerçekler ancak bu kadar kısa ve net açıklanabilir diye düşünüyorum aynı zamanda. Şaşırtıcı, çünkü madem 7 yoğunluk seviyesi var ve madem örneğin bizler 3. yoğunluk varlığıyız, ve madem başka yoğunluk seviyelerinde de varlıklar var, nasıl oluyor da herşey 7. yoğunluk oluyor? Aslında "herşeyin 7. yoğunluk" oluşu, "var olan herşey Tanrı'dır" veya "Tanrı var olan herşeydir" beyanıyla uyumlu. Bizim 3. yoğunluk olmamız, aslında varlığımızın aslı olan 7. yoğunluğa uyanışta 3. seviyedeyiz anlamına geliyor. Yine K'lar bir başka celsede, "7. yoğunluk dışındaki herşey ilüzyon" gibi birşey söylemişti. Bu da aynı gerçeklikle ilgili. 7. yoğunluk "mutlak varlık". Ve aslında var olan tek yoğunluk 7. yoğunluk diye ifade ettiğimiz şey. Diğer seviyeler mutlak varlığın devamını sağlamaya yönelik bir devridaimin araçları ve aynı zamanda mutlak varlığın zenginliğinin ve güzelliğinin tezahürleri. Anlattığım şeyi kendim her ayrıntısıyla çok iyi anlamış değilim. Bu da bir spekülasyon sonuçta. Algıladığım veya inandığım şey bu şu anda. Sorulara, önerilere, eleştirilere göre gerekirse daha ayrıntılı olarak da ele alabiliriz bu konuyu. Ben de okuduklarım ve tartıştıklarım yoluyla farkındalığımı artırma, hatalarımı fark etme, bilgimi genişletme imkanı buluyorum.

...

Daha üst yoğunluk seviyelerinde bir yoğunluktan diğer yoğunluğa mezuniyetin veya diğer koşulların tam olarak nasıl gerçekleştiği konusunda bilgimiz son derece sınırlı. Ama Ra bilgilerinde bu konuda çeşitli bilgiler olduğunu hatırlıyorum. Yeri geldikçe, soruldukça, tartışıldıkça bilgimizi birlikte artırırız umarım.

Okuduklarıma ve sezgilerime dayalı olarak şunu belirtmek isterim ki, tüm yoğunluk seviyelerindeki herşey "özgür iradeye" dayalı olarak gerçekleşiyor. Yani kimse kimseyi zorla BH veya KH yapmıyor veya öyle bir mezuniyeti dayatamıyor. Tüm varlıklar Mutlak Varlığın birer parçası oldukları için, kimsenin kimseyi zorla "belirlemesi" mümkün değil. Derslerin ve deneyimlerin parçası olarak bir varlık veya varlık grubu bir diğer varlığa veya varlık grubuna birşeyi zorla dayatmaya kalkabilir (bunu KH varlıkları yapar doğal olarak) ama hiç bir varlık yardımsız veya rehberliksiz değil. Kendisi benimsemedikçe ve istemedikçe, sırf başka bir varlığın dayatması nedeniyle kozmolojik anlamda başka birşeye dönüştürülemez, yolu ve tercihleri zorla belirlenemez. Bu insanlığın durumu için de geçerli.

Ölüm ve benzer bazı kadersel olaylar elbette tesadüfi veya "elde değilmiş" gibi görünse de, elimizdeki kaynaklar "bir seviyede" mutlaka bir seçim olduğunu belirtiyorlar. Yaşanan herşey derslerin bir parçası veya sonucu. Elbette bunu söylemesi kolay ama yaşanan pek çok şeyi kolayca açıklamak hiç kolay değil. Özellikle travmatik şeyleri.

...

Bir enkarnasyonu bitirip 5'e (Yuva'ya) döndükten sonra 3KH'ye geri dönmek yerine örneğin bir başka gezegende 3BH'ye veya bir başka yerde 4BH'ye geçmek sanırım pek anlamlı değil. 3KH'ye nasıl ulaştık bir kere, önemli olan bu. Orada dersler var. Ait olduğun bir uygarlık, bir grup var. Ait olduğun bir hikaye var. Onu öylece bırakıp bambaşka koşulların içine girmeyi istemek ve bunun gerçekleşmesi herhalde son derece istisnai durumlarda mümkün olabilir. Bir ruh böyle birşeyi kolay kolay istemez zaten, diye düşünüyorum. Ve evet, varoluş her ne kadar özgür iradeye dayalı olsa da, özgür irade aynı zamanda sorumluluk almak anlamına da geliyor. Bu ve pek çok nedenden dolayı, derslerimiz ve hikayemiz neredeyse, oraya döneriz. Ama oraya mahkum kalmak zorunda değiliz. Bu da bizim ve etkileşim halinde olduklarımızın özgür iradelerini nasıl kullandıklarına, böylece kendilerine nasıl bir rota çizdiklerine bağlı.

...

Diana ile ilgili olarak celselerde söylenen herşeyi hatırlamıyorum şu anda ama bir şekilde ölümü istediğine vurgu yapılmıştı veya bir intihar eğilimi taşıdığına vurgu yapılmıştı. Muhtemelen çok büyük baskı altındaydı çeşitli negatif kesimlerden. Güçlü BH eğilimlerine sahip biri olduğu anlaşılıyor. Öldükten sonra bir sonraki enkarnasyonuna nerede ne şekilde devam edeceği, onun şahsi hikayesine (ruhsal ilerlemeye, dersleri alma durumuna) bağlı birşey. Bu konuda elimizde pek bilgi yok sanırım. Ama onun 4BH'ye enkarne olabileceğini söylüyor. Yani dünyadaki mevcut karmaşa ve mücadele geçip de dünya kesin olarak bir 4BH gezegeni olduğunda (anlatılan bu) doğrudan oraya enkarne olabilecek durumda olabilir gibi geliyor bana. Bu her bireyin kendi ders ve ilerleme durumuna bağlı birşey.

bozadi

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen macka

Her ne kadar islam alimleri reenkarnasyonu kabul etmese de,Kuran da sıklıkla döndürülürsünüz, ve son dönüşünüz banadır ifadeleri çok var.Katılıyorum ben de 7.yoğunluk bir ile birlik ifadesini duyunca Yaratan la birlik olarak düşündüm
Evet, İslam alimlerinin geneli veya İslam ideolojisi genel anlamda reenkarnasyon olgusuna korkunç bir direnç ve karşıtlık gösteriyor. Aynı şey Hıristiyanlık ve Yahudilik için de geçerli. Ama her üç dinin de reenkarnasyona çok daha ılımlı yaklaşan versiyonları / yorumları var: Tasavvuf, Gnostiklik ve Kabala. Bunlar doğal olarak her zaman çok tartışma yaratan konular olmuşlardır.

Kuran'da reenkarnasyonu hem olumlayan, hem olumsuzlayan pek çok ayet olduğunu düşünüyorum şahsen. Reenkarnasyondan başka pek çok diğer konu başlığı için de geçerli bir durum bu sanırım. Kuran çeşitli KH ve BH eğilimlerinin / frekanslarının bir karışımı, diğer tüm kutsal kitaplar gibi ve yine diğer tüm kutsal kitaplar gibi KH frekansları ağır basıyor. Ama ilgili dini benimsemiş şahsın eğilimi yeterince BH yönünde olduktan sonra, o şahıs o dini de, o dinin kutsal kitabını da BH eğilimleri yönünde yorumlayarak ilerlemesini bir şekilde sürdürebilir diye düşünüyorum. İşin kötüsü, insanlığın çoğunda KH-BH eğilimleri çok karışık şekilde mevcut. Bu yüzden iki eğilim de yeterince güçlenemiyor çoğu durumda. Ve düzenin etkisiyle KH frekanslarına uyum ve itaat veya en iyi ihtimalle bloke olmuşluk hali genel gerçeklik haline geliyor. Bu benim fikrim tabi.

Arulnool

#7
Ahh reankarnasyon bilgisini tartıştığım yada sohbetleştiğim insanlara aktarabilmek gerçektende çok çok güç. Taa en başa gitmek zorundasın ve varolmanın amacını sorgulatmalısın. Yaptığın onca sorgulatmalardan sonra, gösterilen tek bir ayet çabanı boşa çıkartıyor. Çünkü inanç böyle bir şey. Bende bir ara reankarnasyonu çok saçma bulmuştum. Üstelik reankarnasyona inanan bir toplumun içindeyken[:)] Ama sorgulamak ve içten içe sindirmek gerek. Böyle bir çabaya girişmeyen insanlar okudukları şeylerin en yüzeysel şekline inanıp, manayı anlamaz ve seni öyle yargılarlar. Kafir olmak ve görülmek acı bir durum işte! Kendin olacan, kendin yaşayacan, inandığını ve düşündüğünü kendi hayatına aktaracan. Başkaları sendeki ışığı farkederse sorgulamaya başlar. Farketmezse kafir olup çıkarsın. Bu kadar basit [:)] özetle reankarnasyonu anlamak, manada ilerleyen ruhların algılayacağı bir bilgiymiş...Şimdilik çıkarımım bu belki ilerde bu çıkarımda değişir[:)]
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Arulnool

#8
Bu arada yoğunluklarla ilgili bilgileride forumda, kitaplık isimli ilgili bölümdeki michael Newtonun yazdığı Ruhların yolculuğu ve Ruhların kaderi isimli kitaplarıda okursan sana çok yardımcı olacağını düşünmekteyim. Bir tür yeni başlayanlar için el kitabı niteliğinde[:)]
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#9
İslam ve reenkarnasyon denince "Nusayrilik" gerçekten öne çıkan hususlardan biri Arulnool. Aleyhteki tüm şiddetli propagandaya rağmen Nusayrilikte reenkarnasyon inancının cesurca ifade edilmesini çok ama çok takdir ediyorum.

Arulnool

#10
Evet gerçektende bağlı bulunduğu inanca, ırka ve kültüre göre oldukça cesurca bir durum.Hatta delilik... İslam toplumları içinde reankarnasyon inancını açık ifade edebilen tek yapı sanırsam nusayrilik. Ve bende bu toplumun bir ferdiyim[:)] delirsem mi, gururlansam mı bilemiyorum[:)] Zor iş vesselam. Ama şunuda ifade edeyim ki, Bu topluluğun içinde, reankarnasyonu yüzeysel algılayan, derinliklerini ve ardında varolan sistemi anlamayan yada anlayamayan çok fazla insan var. Gerçekten idrak edilmesi basit bir mesele değil. bence bu nedenle İbrahimi dinlerde bu konunun üstüne gidilmemiştir. Bana göre İbrahimi dinlerin amacı, varolan inançsal yapıyı tek çatı altında toplayıp sistemleştirmek ve toplu bir inanç gelişimi sağlamak. Bireylerden ziyade, toplulukların  inançlarında hızlı bir ilerleme istenmiş. Bu yapı içinde gelişen ruh, kendi çabaları ile derinleşince karşısına ezoterizim çıkmakta. Ve böylece toplum içinde gizlide olsa bu tip akımlar varolmakta. Çünkü yüksek idrak gerektiren konulardır reankarnasyon bilgisi. Yoksa bu inancın yanlış uygulanışı, PUT'lar varettir ki,buda insanı çok çok gerilere götürür. şuan ki hindistan yada çin'deki reankarnasyon inancı oldukça dejenere olmuş. Ve o örneğin tekrarlanmaması içinse İbrahimi dinlerde bu konu pek gündeme gelmez. Taki zihinsel idrakin aşamalarında süzülene dek[:)]

Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Ka

#11
uzun zamandır bu reankarnasyon ve islam açısından araştırdığım şeyler var yeri gelmişken bulduklarımı paylaşayım.
 benim için manuplasyondan uzak kaynaklar olan;Ra, michael newton,kasyopya ve bedri ruhselmanın kesiştiği nokta benim fikrimce şudur:
(burada benden daha iyi bu konuları bilenlerin affına sığınarak)
Reankarnasyon bir amaç yada zorunluluk değil her ruhun planı amacı ve farklı ve özgür. İsterse kısa dalgada isterse uzun dalgada gelişim sürekli devam eder.
İslama göre reankarnasyona çok fazla gönderme vardır ama o zamanın diğer dinlerinden ve kast sistemi ile karşılaştırlımaması için Hindiuzim ile karışmasın diye bu bilgi üstü örtüle ve derin verilmiştir. Allah'ın bize biçtiği bir ömür vardır ama bu ömür bir yaşamı kapsamaz birçok yaşamaı kapsayabilir. bazı ruhları ömürlerini 1 yaşamda tamamlayıp gelişebilirken bir diğeri ömürünü 500 yaşamda tamamlar. Gelişmeyen yada kendine tüm bilgiyi çeken Kh veya islamda çok fazla "rahim" sıfatı gösterilen ruhlar sonunda kaynağa geri döner ve tekrar yaratılır. Yaratım sürekli devam eder.
Ra daki BH islamdaki rahman olma sıfatıdır. ve bu sıfat erilin özelliğidir. Er görevi üstlenende anlamında düşünebiliriz. Rahman ve rahim olan yani BH ve KH yi anlayan sadece üst boyutlardır.
Kuran da geçen Kemal kapısının sadece rahmanın açabilmesi BH olan eril özellikte olanın bir sıfatıdır. Eril erkek demek değil BH anlamındadır. Bir dişide rahman olabilir ama rahim sıfatının üzerine çıkması zordur. aynı şekilde bir erkekte KH özelliği "rahim" sıfatlı olabilir. Ayrıca Kuran da geçen o ve biz sıfatları bence aynı değildir. O denilen tek olan nihayi dönüşümüzdür. Biz denilen O"ndan gelen yaratım görevini planı, evreni şekillendiren mimarlardır. Kasyopya,sirius,plaides gibi yüksek bilinçler biz denilenler ...
 

bozadi

#12
Paylaştığın görüşlerin için teşekkürler Ka.

Alıntı YapReankarnasyon bir amaç yada zorunluluk değil her ruhun planı amacı ve farklı ve özgür. İsterse kısa dalgada isterse uzun dalgada gelişim sürekli devam eder.
Özgür iradenin varoluştaki en önemli yasa veya yasalardan biri olduğu çeşitli sağlam kaynaklarca vurgulanıyor gerçekten. Yalnız, özgür irade aynı zamanda seçimler ve sonuçlar doğuruyor. Sorumluluklar yüklüyor. Yani evren kuralsız değil. Ruhların "kafasına göre" uzun veya kısa dalgaya geçmesinin veya reenkarne olup olmayacağına tamamen şahsi keyfi seçimiyle karar vermesinin hiç de kolay olmadığını ve çoğu durumda böyle birşeyin mümkün de olmadığını algılıyorum şahsen. İstisnalar oluyorsa da, istisnaların varlığı aslında kaideyi doğrular. Aidiyetler, kimlikler, dersler, istikrar...  Yani bir gezegende milyarlarca insandan oluşan bir grubun parçası olarak kendini karmik bir çukura sokup ondan sonra "burası bunalttı beni, ben daha iyi bir yerde devam edeyim derslerime" gibi bir serbestliğin özgür iradeden kast edilen şeyle, derslerle, sorumlulukla bağdaşacağını sanmıyorum. Dünyada korkunç şeyler, kan dondurucu trajediler binlerce yıldır ve hala. Ve bu kadar insan tekrar tekrar bu dünyaya dönüyorsa, burada biraz da "doğal mecburiyetler"in akla getirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Özgür irade o kadar sınırsız, koşulsuz, kuralsız değil benim anlayabildiğim kadarıyla.

Alıntı Yapİslama göre reankarnasyona çok fazla gönderme vardır ama o zamanın diğer dinlerinden ve kast sistemi ile karşılaştırlımaması için Hindiuzim ile karışmasın diye bu bilgi üstü örtüle ve derin verilmiştir.
"Üç Büyük Din"in hiçbirinin egemen versiyonunda reenkarnasyon kabul edilmiyor. Başka bir dinin (Hinduizm) öğretisiyle karışıklık olmasın diye İslam'da varoluşun en temel realitelerinden birinin çok büyük ölçüde reddedilmesinin "faydalı / gerekli bir amaç" için kasıtlı olarak alınan bir tavır olabileceğine ben pek ihtimal veremiyorum doğrusu. Reenkarnasyon realitesinin inkarı, büyük ölçüde KH amaçları doğrultusundadır. Tek bir hayatta yapılan edilenlere göre belirlenecek sonsuz bir Cennet-Cehennem düalitesi fikriyle korku ve itaat aşılamaya yönelik bir stratejinin gereğidir. Tabi bunu söylerken, bu stratejiyi Muhammet planladı demiyorum. Çok kompleks yönleri var. Dünyada, insanlığın hikayesinde KH o kadar kontrol gücüne sahip ki, Muhammet ne kadar iyi niyetlerle gelmiş olursa olsun, dünyanın kendi lokal realitelerini, koşullarını ters yüz edebilecek değildi. Sonuçta o da özgür iradeye müdahale olurdu ve mümkün de değildi. Dünyada egemenleşmiş KH güçlerinin (nihai anlamda İlüminati) alıcı kitlenin çoğunluğu üzerindeki güçlü kontrolü sayesinde, hemen her örnek için de geçerli olduğu gibi dinler de KH güçlerinin tezgahından geçmeden halka ulaşamaz. Elbette bu demek değil ki BH güçleri hiçbir şey yapamaz. Yaparlar ve ellerinden geleni fazlasıyla yaptıklarına da şüphe yok. İnsanların içinde BH eğilimi şu veya bu düzeyde mevcut olduğu sürece, o eğilim ifade çabası gösterdiği sürece, o çabaya gerekli yardım ve teşvik dinin içinden de gelir, dışından da gelir, her yerden gelir. Hemen herşeyi belirleyen şey, bireylerin ve o bireylerin oluşturduğu grupların pozitif ve negatif kutbiyet eğilimleridir. Çünkü 3. yoğunluktaki derslerin temeli budur. Kutbiyeti geliştirmek ve kesinleştirmek.

Kısacası, görünen odur ki, bütün dinlere bulaşan şiddetli KH etkileri, İslam'a da bol bol bulaşmıştır. Ama yine tüm dinlerin durumunda olduğu gibi İslam'da da BH evrimi yolu mutlak olarak engellenememiştir. Her iki "kulvarda" ilerleyenler için de gerekli imkanlar aşağı yukarı mevcuttur.

Alıntı YapAllah'ın bize biçtiği bir ömür vardır ama bu ömür bir yaşamı kapsamaz birçok yaşamaı kapsayabilir. bazı ruhları ömürlerini 1 yaşamda tamamlayıp gelişebilirken bir diğeri ömürünü 500 yaşamda tamamlar.
Mesajından yaptığım ilk alıntıdaki "özgür irade" tasvirinle biraz çelişiyor gibi göründü bu beyanın. Bu sefer de "aşırı kuralcı" bir yaklaşım sergilemişsin bana göre. Ra'da, Kasyopya bilgilerinde ve Newton'un kitaplarında "insanlara/ruhlara ömür biçen bir Allah" kavramının önerildiğini veya savunulduğunu sanmıyorum. Bu kaynaklar tüm varlıklar gibi insan varlıklarının / ruhlarının da Allah dediğimiz şeyin (yani "Nihai Bütünlüğün / Birliğin" bir parçası ve kendisi olduğunu anlatır. Evet, yukarıda bizzat savunduğum gibi varoluş kuralsız, nizamsız değildir, sorumluluklar vardır, dersler vardır ama her ruhun "ne kadar yaşayacağına" karar veren tekil bir üst irade ruhsal diktatörlük anlamına gelirdi. Bunun sevgiyle, özgür iradeyle, birlik düşüncesiyle açıklanması kolay ve hatta mümkün değildir bence.


Alıntı YapGelişmeyen yada kendine tüm bilgiyi çeken Kh veya islamda çok fazla "rahim" sıfatı gösterilen ruhlar sonunda kaynağa geri döner ve tekrar yaratılır. Yaratım sürekli devam eder.
Ra daki BH islamdaki rahman olma sıfatıdır. ve bu sıfat erilin özelliğidir. Er görevi üstlenende anlamında düşünebiliriz. Rahman ve rahim olan yani BH ve KH yi anlayan sadece üst boyutlardır.
İslam'da Rahman ve Rahim sıfatlarının BH ve KH ile özdeşleştirilebileceği hiç aklıma gelmemişti. Bu fikre ilk defa rastlıyorum. Bu iki sıfat bir düaliteyi ifade ediyor olabilir elbette. Yalnız, bildiğim kadarıyla Rahman ve Rahim aynı şeyin iki farklı ifadesi. Hasan-Hüseyin-Hüsne-Hüsna, hepsi güzellik anlamına gelen bir kökün türevleri. Mehmet, Mahmut, Muhammet... Hepsi "övülmüş" anlamına gelen bir kökün türevleri. Rahman ve Rahim kelimeleri de esas olarak "merhamet etmek" anlamına gelen RHM kökünden türeyen iki kelime, ki "merhamet" kelimesi de aynı kökten türüyor. Ve hatta Hinduizm'in iyilik tanrısı Brahma da aynı kökten. (Diller ve dinler arasındaki akrabalıkla ve hatta özdeşlikle de bağlantılı olarak). Sonuç olarak Rahman ve Rahim terimleri iki zıt realiteyi ifade ediyor gibi görünmüyor. İkisi de pozitif yönlü bir kavramın alternatif ifadesi gibi duruyor. "Rahmani ve Şeytani" şeklinde meşhur bir düalite ifadesi var bildiğin gibi, açık bir şekilde BH ve KH'ye referansta bulunan.

Alıntı YapRahman ve rahim olan yani BH ve KH yi anlayan sadece üst boyutlardır.
Üst boyutlardaki varlıkların, özellikle de BH olanların hemen herşeyi bizden daha iyi anladığına şüphe yok. Yalnız rahmani ve şeytani olan şeyleri bizim anlayamayacağımızı, ayırt edemeyeceğimizi, tespit edemeyeceğimizi varsaymak biraz kendini aşağılayıcı bir yaklaşım bence.

Alıntı YapBir dişide rahman olabilir ama rahim sıfatının üzerine çıkması zordur.
Bunu biraz daha açıklayabilir misin? Rahman'ı BH, Rahim'i KH olarak aldığını düşünürsek, "dişinin BH olabileceği ama KH sıfatının üzerine çıkmasının zor olduğu" şeklinde bir ifade de mümkün mü o zaman ve burada bir çelişki mi var acaba? Kastettiğin şeyi yeterince anlayamamış olabilirim.

Alıntı YapAyrıca Kuran da geçen o ve biz sıfatları bence aynı değildir. O denilen tek olan nihayi dönüşümüzdür. Biz denilen O"ndan gelen yaratım görevini planı, evreni şekillendiren mimarlardır. Kasyopya,sirius,plaides gibi yüksek bilinçler biz denilenler ...
Genel olarak katılıyorum bu görüşe ama Kuran'daki bazı "biz" terimlerinden bazılarının BH gruplarına, bazılarının ise KH gruplarına referansta bulunduğunu düşünüyorum. Aynı şey muhtemelen "O" terimi için de geçerli. Ama, elbette, bu başlıkta daha önce de fikrimi ifade ettiğim gibi, Kuran'ı ve İslam'ı genel olarak tercih eden, yani kendini şu veya bu düzeyde bu din veya bir başka dinle özdeşleştiren, ona aidiyet hisseden bireyler, kendi BH ve KH eğilimlerine göre yorumlamada bulunur ve BH eğilimli birey tüm karışık ve karmaşık anlatıyı BH eğilimleri doğrultusunda yorumlar, KH eğilimli birey de KH eğilimleri doğrultusunda. Karışık/değişken durumlarda da karışık/değişken şekilde doğal olarak.

beyrutkapı

#13
Bildiğim kadarıyla kısa yada uzun dalgayı seçmek bir zorunluluk olmasa da iki yönteminde kendine ait artıları olduğu için bir süre sonra ruhlar gelişimlerinin bir noktasında tıkandıkları zaman kısa yada uzun dalgaya geçiyorlar. Bu aynı zamanda deneyimler-meditasyon ikilisinin dengelenmesi anlamına da geliyor. Meditasyon ile gelişecek bir ruh için eksik olan her zaman deneyimler olacaktır. Yada tersi.
 

Ka

#14
Bozadi dostum vakit ayırdığın için öncelikle teşekkür ederim, sadece sıkıcı bir post olmasın diye ve kısa olsun diye ayrıntıya girmeden fikirlerimi yazdım.
Muhakakki Ra ve kasyopya konularında senden daha iyi bir kaynak olmayacağı gibi, diğer konulardada bu konuların kitaplarına ve anlam bütünlüklerini inceleyen kaynakları ihmal etmemeliyiz. Çok iyi bir anlatıcı olmadığım için tartışmlarda pek iyi değilimdir genelde susar dinlerim, ama bana ait olmayan düşünceler var. anlatmak istediklerim bunlar değil sadece senin benim düşündüğümü sandığın fikirlerki, bunları gerçekten böyle düşünmedim.


"burası bunalttı beni, ben daha iyi bir yerde devam edeyim derslerime" Kısa veya uzun dalga bir seçim olabilir ama sonrasındaki yaratıcağı dalga ruhun sorumluluğundadır yani bundan kaçamaz. Seninle aynı fikirdeyim ama benim düşüncelerim  senin aktardığın gibi değil.

Rahman ve rahim anlatımı sadece iki farklı enerji için bir örnekti. Ben islamı ve kuranı okuduğumda kasyopya yada ra anlatılan çoğu şeyin farklı anlatıldığını 3üncü 4üncü anlamlandırmada görüldüğünü biliyorum. Dinlerde reankarnasyon yoktur demek sadece yoruma dair bir nitelendirmedir. Meali yazanın kelime darcığı tükçe karşılığı gibi birçok etken meseleyi etkiler.
Bende ilk olarak dine çok önyargılı yaklaşırdım ve bu meselelerin ordaki yansımasını aradım durdum. bu sadece ön yargı ve içeriği nasıl görmek istediğinizle alakalı. Kuranı incelemek için kronolojik tarihi, ve hangi ayette hangi olayın üzerine geldiğini incelemek gerekir. Ayrıca kronolojik tarih bilgisi kelimenin 4. ve 5.inci anlam yapısını değiştirebiliyor. Özellikle "Sadıklar planı" ve yeni bir yayın olan "Ankebut" u bulabilirseniz okumanızı şiddetle öneririm. içinde ra daki logoslar dahil KH ve BH düşüncelerinin mavi kopyasını bulabilirsiniz. Keşke bunları anlatabilecek kadar dile hakim olsam.

Ömür meselesiini çok yanlış anlatmışımki bu kadar farklı anlamışsın nasıl söylenir, ömür; planlar dahilinde kendine yaptığın şeylerin toplamı. Bunun içini ne kadar dolduracağın senin kararın yada egolarına olan bağımlılığın.
Bazı şeylerin üst boyutta olduğunu bilmek bende aşalık kompleksi yaratmıyor aksine ilham veriyor onlar gibi egoyu dizginlemek adına.
Eğer aşağılık hissediceksem zaten yukarı bakmama gerek yok içime baktığımda yanlış taraflarımla ve egolarımla bunu hissedebiliyorum zaten. Ama yanlış ve hatalarla ben buyum.

Bozadi üstad ben sadece aklımdakileri yazdım sakın beni bi  taraf algılama, zaten tartışamam çünkü haklı olduğumuda bilmiyorum, sadece şuana kadar Kuran'a bu kadar süre mesefeli olmam sadece kulaktan dolma saçma fikirlermiş. Logostan süper clusterlara hatta bağlı olduğumuz en büyük yapı olan "laneakea" ya kadar açıklamalar bulabiliyosun. Yani dediğim gibi ben daha çok yolun başındayım ve anlatamıyorum bazen ve burayı ve forumu ve bu imkanı sağladığın içinde  sana ayrıca sonsuz teşekkürler.

Mutlu yıllar hepiniz iyiki bu dalgadasınız:)