Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

İstanbul'dan Sınıra Giden Grup Kobani'ye Geçti (26 Eylül)

Başlatan bozadi, 26 Eylül 2014, 19:07:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Eylül 2014

İstanbul'dan sınıra giden grup Kobani'ye geçti


stanbul'dan önceki gün Kobani'ye geçen grup bugün saat 13.30 sıralarında sınırın diğer tarafına geçti.




İstanbul'dan Suruç'un Bethe (Bahçe) köyü sınırına giderek IŞİD'in geçişlerine karşı nöbet tutmaya başlayan gruptakiler bugün Kobani tarafına geçti. Telefonla görüştüğümüz ve PYD'nin çağrısı üzerine sınırı geçtiklerini belirten gruptakiler, Suriye tarafındaki kapıya kadar gitti. Daha sonra Kobani'nin içine giren, burada bir YPG yetkilisi tarafından gruba bir konuşma yapıldı. İstanbul'dan gelenlerin kendilerine güç verdiğini belirten YPG'li, "Hoş geldiniz sefa geldiniz, Türkiye'deki Türk ve Kürt halklarına teşekkür ederiz. Siz orada o sınır kapısını beklerseniz ve IŞİD'in bu tarafa geçmesine izin vermezseniz bir burada IŞİD'i yeneriz" dedi. İstanbul'dan giden grupta yer alanlardan Demokratik Bölgeler Partisi İl Başkanı Emrullah Bingöl de kısa bir konuşma yaparak; HDP, EMEP, ÖDP, Halkevleri gibi parti ve kurumlar olarak geldiklerini ve sınırdaki nöbetlerini sürdüreceklerini söyledi. Açıklamaların ardından grup tekrar Türkiye tarafına döndü.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

26 Eylül 2014

Kobani mermileri Türkiye'ye düşüyor


IŞİD'in, Kobani'ye bağlı Şiftek köyünde YPG'ye ait bazı mevzileri ele geçirdiği iddia edildi. Bölgedeki çatışmalardan seken kurşunlar zaman zaman Suruç ilçesi Karaca Mahallesi'ne düşüyor




IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar Suruç ilçesine yakın sınır hattında devam ediyor.

Yaklaşık 4 günden beri Kobani'ye (Aynel Arap) bağlı Şiftek köyü Zorafa mevkisinde devam eden çatışmalar bu sabahtan itibaren şiddetlendi.

Ağır silahların kullanıldığı çatışmaların sonunda IŞİD'in, YPG'ye ait bazı mevzileri ele geçirdiği görüldü.

Suruç ilçesine bağlı Karaca Mahallesi'nden de izlenebilen çatışmaların ardından YPG güçlerinin geriye çekilmesi dikkat çekti.

Bölgedeki patlamaların ardından dumanlar yükseliyor.

Bu arada Karaca Mahallesi'nde bazı vatandaşlar da çatışmaları izlemek için yüksek tepelere çıkıyor. Zaman zaman seken kurşunlar Türkiye tarafına da isabet ediyor. Bölgedeki gazeteciler ve vatandaşlar seken mermilerden korunmaya çalışıyor.

Güvenlik güçlerinin sınırdaki önlemleri sürüyor.
 
Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

26 Eylül 2014

İstanbul'un ilçeleri Kobani sınırında IŞİD nöbeti tutuyor!


Kobani'de devam eden IŞİD-YPG çatışması nedeniyle İstanbul'dan sınırdaki Bahçe (Bethe) köyüne giden gençlerle konuştuk. Çatışma bölgesinden gelen halka yardım ederek İstanbul'dan geldikleri ilçelere göre sınırda 'nöbet' tuttuklarını anlattılar... Amaçları IŞİD'in giriş çıkışına engel olmak. 




İstanbul 'dan önceki gün yola çıkan ve dünden bu yana Suruç 'un Suriye sınırı bölgesinde 'nöbet' bekleyen yaklaşık 800 kişi var... HDP'lilerle birlikte farklı sosyalist siyasi parti ve yapıların üyeleri yanlarında götürdükleri sağlık ve gıda yardımlarını yerel halkın oluşturduğu yardım merkezlerine teslim ettikten sonra sınırın Bahçe (Bethe) köyü bölgesine hareket ettiler. Dün geceden bu yana İstanbul'dan geldikleri ilçelere göre 20'şer metre aralıklarla sıralanarak 'nöbet' tutuyorlar. Peki İstanbul'daki üniversite öğrencileri Türkiye -Suriye sınırında ne yapıyorlar, nasıl bir nöbet tutuyorlar? Bu soruları orada bulunan gençlere sorduk...

'HAVAN TOPU SESLERİYLE UYANIYORUZ'

Dilan Mehmetoğlu (21 yaşında, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi / SYKP üyesi, Beykent Üniversitesi öğrencisi)




Sabah havan topu ve top atışı sesleri ile uyandık. Geçen yıl bizimle okulda olan arkadaşlarımızdan da bu ateşin içinde olanlar var. Bizimle buraya gelip geçenler de oldu. Onlar oradayken kampüslere, sınıflara nasıl döneceğimizi bilmiyoruz. Oradaki gençlerin, kadınların özgürlük mücadelesine destek olmak için sosyalist bir birey olarak buradayım. Akşam YPG'li iki kişi sivil olarak bizi ziyaret etti. Onların söylediğine göre sadece dün 300 kişi sınırı geçerek kendilerine katılmış. Onlar buradayken çok etkilendim ve soru soramadım. Zaman zaman taktik gereği geri çekilmeler yaşansa da, savaşın kendileri açısından iyi gittiğini, önemli bir direniş sergilendiğini söylediler.


'DÖRT-BEŞ KİLOMETRELİK BİR ALANI İZLİYORUZ'

İmran Kurt (21 yaşında, Emek Partisi/EMEP Emek Gençliği üyesi, İstanbul Üniversitesi öğrencisi)





Bulunduğumuz yerde sınırları korumaya çalışıyoruz. Geceleri nöbet tutuyoruz. Sınır boyunca bizimki gibi dört ekip var. İstanbul ekibi olarak 800 kişi dört-beş kilometrelik bir alanda 20 metre aralıklarla yer alıyoruz. Kadıköy, Ataşehir, Sultangazi... Bu sabah çatışmanın sesleriyle uyandık. Biz burada bir süre kalabiliriz ancak asıl olarak Türkiye'nin her yerinde bu konuda bir duyarlılık, bir kamuoyu desteği sağlanmalı. Bunu da görevimiz olarak görüyoruz. Böylece oradaki halka ve YPG'nin mücadelesine daha çok destek olabiliriz. Bu insanlar çatışma başladıktan sonra geldikleri sınırda saatlerce bekletildiler ama Bakan Ömer Çelik dün burada yardım için bulunanları 'halkın dramı üzerinden siyaset yapmak'la suçladı... Yine dün, su içmek için bir okul bahçesindeki çeşmeye gittik ama akmıyordu.

Ve Türkiye'ye sığınan Kobanili bir amca su alamadan döndüğümüzü görmüş, kendi elindeki suyu arkamızdan gelip bize içirmeye çalıştı! Buradaki siyasi, insani, vicdani durum budur...


'ASKER GELMEYİN DİYE ANONS YAPIYOR'

Ece Çetin (20 yaşında, Halkların Demokratik Partisi/HDP üyesi)





İstanbul'dan getirdiğimiz yardımları kriz masasına teslim ettik. Onların görevlileri dağıtıyor. Biz de sınırdayız ve dün akşam 60 ailenin sınırdan geçişine tanık olduk, onlara yardım ettik. Şu anda da yine ailelerle bir ilkokulun bahçesindeyiz. Kış gelecek ve buradaki insanların sığınacakları hiçbir yerleri yok. Suruç'ta da daha fazla duyarlılık gerekiyor. Ve biz bu çatışmaları gördükçe onları yalnız bırakmıyoruz. İstanbul'un ilçelerine göre sınıra dağıldık. Geçiş yapan araçları durdurup kim olduklarına bakmaya çalışıyoruz. Asker bu sabah anons yaptı, "sınıra yaklaşmayın, yaklaşanı vururuz" diye. Ancak bunun daha çok göz korkutma olduğunu düşünüyoruz. Biz elimizden geldiğince üzerimize düşeni yapacağız.


Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

26 Eylül 2014

Kobani savaşının kaderi bir 'Tepe'ye sıkıştı...


Türkiye'ye 0 noktasındaki Zorava Tepesi, Kobani'nin 'kaderi' haline geldi. Stratejik tepe, kenti savunan YPG'nin elinde, IŞİD ise karşı köylerden ağır silahlarla bu tepeye saldırıyor. Tepe düşerse Kobani de düşecek... Ve bu çatışmalar sınırdan çıplak gözle izlenebiliyor!





Zorava Tepesi'ne sınırı bulunan Karaca Köyü'nden, IŞİD ile YPG güçlerinin savaşı çıplak gözle izlenebiliyor. IŞİD, Zorava Tepesi'nin tam karşısında bulunan Aşağı Sıftık ile Yukarı Sıftık köylerini ele geçirdi. Tepeyi almak için de ağır silahlarla saldırıyor. YPG'liler 'Doçka'larla karşılık veriyor. Stratejik tepe düşerse, IŞİD'in Kobani'yi ele geçirmesi an meselesi. IŞİD'den çoluk çocuk kaçan Kobanililer ise tarlalarda, çadırlarda yaşam savaşı veriyor. Bir çadırda en az 200 kişi kalıyor.

Kobani sınırında olan Suruç'un Karaca köyünde IŞİD saldırısından kaçan Kobanililer tam bir insanlık dramı yaşıyor. Köyün her evinde en az 3 Kobanili aile misafir edilirken, yer bulamayan Kobanililer tarlalarda ve çadırlarda yatıyor. Bir çadırda en az 200 kişinin kaldığı Karaca köyünde bulunan yaşlı, çocuk ve kadınlardan oluşan Kobanililer hastalık ve açlıkla mücadele ederken, köyün tam karşısındaki Zorava Tepesi'nde YPG güçleri ile IŞİD arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. IŞİD'ten kaçan Kobanililer sınıra gidip gün boyu çatışmaları dürbünle takip ediyor.

DOÇKALI SAVAŞ
YPG ve IŞİD arasında yaşanan çatışma seslerinin duyulduğu Karaca köyünün hem IŞİD'in elinde bulunan Sıftık köyüne hem de YPG elinde bulunan Zorava Tepesi'ne sınırı bulunmakta. YPG ve IŞİD arasında yaşanan çatışmalar Karaca köyünden görülebiliyor. Akşam saatlerinde Türk uçakları gecenin ilerleyen saatlerine kadar sınırda devriye gezerken, gündüz YPG güçleri ile IŞİD arasında sıcak çatışmalar yaşanıyor. Toplarla YPG güçlerine saldıran IŞİD'in hedefinde ise son derece stratejik bir öneme sahip Zorava Tepesi bulunuyor. Zorava Tepesi'nin tam karşısında bulunan Aşağı Sıftık ile Yukarı Sıftık köylerini ele geçiren IŞİD, Zorava Tepesi'ndeki YPG güçlerine ağır silahlarla saldırıyor. YPG güçleri ise IŞİD'in saldırına 'Doçka'larla karşılık veriyor. Stratejik öneme sahip Zorava Tepesi IŞİD'in eline geçtiği takdirde IŞİD Kobani'yi ele geçirmek için ciddi bir avantaj elde edebilecek.

ŞEĞO DİYOR Kİ
IŞİD'in elinde bulunan Sıftık köyünden kaçarak Suruç'a gelen Kobanililer de YPG ve IŞİD arasında geçen çatışmaları takip etmek için sınıra geliyor. 6 gün önce Suruç'a geldiklerini söyleyen Muhammed Şeğo şöyle devam ediyor: "Zorava Tepesi şu anda stratejik olarak Kobani'nin en önemli bölgesi. IŞİD bu tepeyi alırsa direk Kobani'ye saldırma fırsatı yakalayacak. Bizler her gün bu bölgeye gelip çatışmaları yakından takip ediyoruz."

1 EV 40 KİŞİ
IŞİD'in eline geçen Kobani'nin Zerik köyünden kaçarak Türkiye gelen Muhammed Abdu tam 9 aydır yollarda olduğunu söylüyor. 9 ay önce Halep'ten kaçıp önce Kobani'nin Mımıç köyüne yerleşen Muhammed Abdu, IŞİD ile ilk karşılaşmasını ise şöyle anlatıyor: "IŞİD bir gece ansızın Mımıç'a girdi. Evdeki silahlarımıza el koydular. Tam 18 gün boyunca IŞİD'in elinde esir kaldım. Ben böyle bir zulüm görmedim. IŞİD ile El Nusra birbiriyle çatışınca ailemle beraber kaçıp Zerik köyüne yerleştim. Ancak IŞİD oraya da saldırınca Zerik'ten Türkiye'ye geldim. Tam 40 kişi 1 evde yaşıyoruz. Kardeşim şu anda IŞİD'in elinde esir durumda. Kendisinden haber alamıyoruz."




TARLADA UYKU
IŞİD'ten kaçıp Türkiye'deki sınır köylerine getirilen Kobanililerin çoğu evlere, camilere ve taziye evlerine yerleştirilirken yer bulamayan Kobanililer fıstık tarlaları ve çadırlarda kalıyorlar. Bölge halkının yardımlarıyla karınlarını doyurmaya çalışan Kobanililer kelimenin tam anlamıyla yaşam mücadelesi veriyor. Suriye sınırında bulunan Fıstıklı köyünün muhtarı yaşadıklarını "Bu köyde tam 500 Suriyeli var. Onlara yer sağlamak için şehir dışında yaşayan insanlar evlerinin anahtarını yolluyor. Ancak yine de yetmiyor. İnsanlar fıstık tarlasında yatmak zorunda kalıyor. Elimizde avucumuzda ne varsa gıda için harcıyoruz ama yetmiyor. Bize acil gıda yardımı yapılmalı" sözleriyle aktarıyor.




ACİL İLAÇ GEREK
Karaca köyünde kurulan bir çadırda gönüllü doktorluk hizmeti veren Halil Gülmez ise yaşanan sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor: "Olaylar başladığında yıllık izin alıp buraya geldim. İlk gün insanların geçişini sağlamak için sınırda görev yaptım. Çocuklar 2 gün sınırda açıkta kaldığı için hastalandılar. Bu çadırda tam 200 kişi kalıyor. Tek başıma Kobani'den gelenlere sağlık taraması yapıyorum. Ancak yetişemiyorum. Çoğu çocuk soğuk algınlığına yakalanmış. Şeker ve tansiyon hastası olan yaşlılar da var. Acil olarak ilaç ve gıda yardımına ihtiyacımız var."


Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

IŞİD Suriye'nin Türkiye sınırındaki Kürt yerleşimlerini ele geçirmeye çalışırken Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki Kürtlerin eline silah alıp o Kürt yerleşimlerini savunmak için o bölgeye akın etmesi çok takdire değer birşey bence. Üstelik bütün ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip bir tavır bu aynı zamanda. Bundan daha da önemlisi, insanların şerefsiz karanlık güçlere karşı aktif eyleme geçmesi kadar güzel birşey yok bir bakıma.

beyrutkapı

demek ki acı beraberinde dayanışmayı da getirecek. keşke insanın ortak düşman karşısında birliktelik gibi bir ahmaklığı olmasaydı. insanlar arasında birliktelik ancak böyle mümkün olacaksa, işid gibi pisikopat bir ortak düşmanı da, biraz da bu paradigmalarımız yarattı. halkların kardeşliği kendini acıyla hatırlatıyor.