Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

18 Ocak 2003

Başlatan bozadi, 15 Haziran 2014, 18:34:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

18 Ocak 2003

Ark, Laura, Andromeda

S: Merhaba.
C: Merhaba. Sizi tekrar gördüğümüze memnun olduk.

S: Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Koroniya.

S: Nereden iletişim kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: Steve C'nin bize gönderdiği bilgilerin kaynağını merak ediyoruz. Arkadaşını mı kanalladı?
C: 3. yoğunluk bedensiz varlıkların yalanları.

S: (L) Para toplama girişimimiz umduğumuz neticeleri üretmiyor. Evi piyangoyla verme fikrinin yanlış bir yöne doğru sapıp sapmadığını merak ediyoruz.
C: Hayır, çünkü adanmayı simgeliyordu.

S: Peki ister piyango yoluyla olsun ister yalnızca web sitesi üzerinden olsun, reklam vermek BH bir şekilde yapılabilir mi?
C: Elbette! Basit tutun. Sitede verilen reklamlar ve site trafiğinin artırılması doğru tarafları size getirecek. Piyango başarılı olmasa bile yardım alacaksınız.

S: Fransa'ya taşınma fikrini azimle sürdürmeli miyiz?
C: Evet, sürdürmelisiniz. Tam farkındalıkla şimdide yaşamayı sürdürün, gelecek kendine bakar.

S: Pekala, aldığımız borsa tavsiyesinin tam bir fiyasko olduğunu söylemek istiyorum.
C: Borsa tavsiyesinin kaynağı Frank'ti, biz değil!

S: Bundan ben de ciddi bir şekilde şüpheleniyordum. Borsa onun takıntısıydı. Parmağını bile oynatmadan para kazanmanın yolunun bu olduğunu düşünüyordu. Çaba göstermeden para kazanmanın yollarını arıyordu hep. Başka bir konuya gelelim: Geçen gün yine o "elektrik deneyimlerinden" birini yaşadım. Hiçbir açıklaması yok gibi görünüyordu. Ne zaman birşeye dokunsam neden elektrik çarpıyor ve neden bir mağazaya girdiğim her defasında o korkunç baş dönmelerini yaşıyorum?
C: Gezegen ortamındaki EM. İçinde meydana gelen değişiklikler seni aşağı yukarı bir kapasitör haline getirebilir!

S: Tamam, aynı günün akşamı, uykuya geçmeye hazırlanırken evde peşpeşe iki seri halinde "tak tak tak" sesleri geldi. Ses o kadar güçlüydü ki çocuklar bile ne olduğunu anlamak için aşağı indi. O seslerin kaynağı neydi?
C: Laura.

S: Eğer o seslerin kaynağı bendiysem, kendime ne söylemeye çalışıyordum?
C: Tavana üç kere vurdun...

S: (A) Şaka mı yapıyorsunuz?
C: Çok ciddiyiz.

S: Eski grup üyelerinden birinin kansere yakalandığını ve büyük birşey yapılmazsa yakında muhtemelen öleceğini öğrendik. Durumu için hiç ümit var mı?
C: İçsel öfkesini bırakmadığı sürece yok.

S: (A) G___ ve P___ konusunda kafam karışık. "Takipçi" olma konusunda çok doğal ve disiplinli görünüyorlar ama bize o kadar çok mali yardım yapıyorlar ki, bu tam da ihtiyaç duyduğumuz zaman alabileceğimiz en iyi yardım gibi görünüyor. Nasıl olur da bu insanlar ajan olur?
C: Böyle akıllıca bir hile beklemez misin?

S: (A) Kesinlikle bizden hiçbir yardım istemediler ve almadılar.
C: Henüz. Avrupa'ya taşınma fikri nedeniyle herşeyi satmakta olmalarını garip bulmuyor musunuz, özellikle de bu fikir hakkında bu kadar çok isteksizlik ifade ettikten sonra?

S: G___ ve P___ bizden ne almayı bekliyor?
C: Orada ne bulursanız.

S: Arkalarında kim var?
C: "İlüminati" olarak düşünün, bu yeterince yakın bir cevap.

S: "Casus casusa karşı" tipi insanların ilgisini nasıl oldu da bu kadar çektik? Eğer aradıkları birşey varsa bize neden ihtiyaçları olsun?
C: "Göremiyorlar" veya "kılıcı kayadan çıkaramıyorlar."

S: (A) Yani bazı bilgileri var ama bu bilgiden yararlanamıyorlar, öyle mi? O zaman şunu sormak istiyorum: Bize yardım ediyorlar ve birşeye ulaşmak istiyorlar. Buna devam mı edelim ve bu bizi rahatsız etmiyormuş gibi mi davranalım?
C: Kesinlikle. Ama gözünüzü dört açın.

S: (L) Havanın garipliğiyle ilgili biraz merak içindeyiz. Bu buz çağının başlangıcı mı?
C: Bir belirti.

S: (L) Bush'u Irak'la savaşmaya iten şey nedir?
C: Emirler. Bush neyi niye yaptığı konusunda çok az şey biliyor.

S: Bu savaş draması dikkatimizi dağıtıp bizi bir koku hali içinde tutmak için oynatılan bir oyun mu yalnızca?
C: Aşağı yukarı.

S: ABD'nin bombalanacağını söylemiştiniz ama bir başka defasında da nükleer savaş olmayacağını söylediniz.
C: "Bombaların" hepsi "nükleer" değil. Ve ayrıca "doğal bombalar" var.

S: (A) Dünya Ticaret Merkezi'nin çökmesi ile ilgili birşey sormak istiyorum. Maddeyi parçalamış gibi görünen sismik faaliyetlere ve olağandışı darbelere dair bazı kanıtlar var.
C: Çok iyi gözlem ama bu insan kaynaklı sabotaj anlamına da gelmiyor. Kesinlikle "darbeler" vardı. Bunlar "şekillendirilip" yönlendirilen "doğal" bir kaynaktan geliyordu.

S: "Doğal kaynak" derken?
C: Gezegen enerjilerinin yapay yollarla toplanıp kullanılması. Bir tür yapay deprem.

S: Ama sonuçta bu da teknoloji. Bu tür şeylerin operasyon merkezi neresi?
C: 4. yoğunluk teknolojisi.

S: Bunu biliyoruz. Ama bu işin içinde insan beyni de var. Bu olayın ardındaki beyinler kim?
C: Pentagon'un neden pentagon (beşgen) olduğunu düşündünüz mü hiç? İpucu!

S: Pentagon'u da 11 Eylül saldırında vurulacak binalardan biri olarak seçmelerinin nedeni bu mu? Şüpheleri azaltmak için mi?
C: Aynen öyle!

S: Pentagon'un 4. yoğunluk bölümleri var mı?
C: Kesinlikle. Derinde ve gizli bir yer.

S: (A) Şimdi, bir yanda Pentagon var, bir yanda bir diğer süpergüç olan Rusya var, onun dışında bir Çin var...
C: Yalnızca tek bir süper güç var. ABD'nin tek özelliği merkezde olması.

S: (A) Hmm. (L) Belki de bu diğer ülkelerin başlarının hepsi George Bush gibi. Yaptıklarını neden yaptıklarını bilmiyorlar. Senaryo hep başka bir yerden belirleniyor. (A) Avrupa... Fransa veya Rusya ve bir başkası böyle bir teknolojiye karşı nasıl zafer kazanabilir? Tek bir merkez olduğuna göre ve bu teknolojinin merkezi ABD olduğuna göre durum çok ümitsiz görünüyor.
C: Perseus'u, Davut ve Calut'u (Golyat) hatırlayın. Ayrıca, yardım yaklaşıyor.

S: (A) Yardım. (L) "Yardım yaklaşıyor" diyorlar ya, bazen bunun aslında "geleceğin" yaklaştığı ve yardımı yapacak olanların da biz olacağımız anlamına geldiğini hissediyorum! [kahkaha]
C: Yakın, ama hepsi bu değil.

S: (A) Yani bizi bekleyen sürprizler var. (L) Savaş karşıtlığına konsantre olmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. "Bush'u savaş suçuyla itham etme" üzerinde odaklanmaları gerektiğini düşünüyorum. Ama Bush'u hesaba çekmek ne işe yarayacak ki? Gore da olsa aynı şey olacaktı. İnsanlar 4. yoğunluk manipülasyonu gerçekliğine uyanana kadar hepimiz lağım batağında sürünmeye devam edeceğiz.
C: Doğru.

S: (L) Sanırım tüm insanlar savaş meydanında toplanacak ve karşı tarafın ödünü patlayacak birşey olacak.
C: Belki...

S: (A) Mesele şu ki, insanların seçeneği yok. Köşeye sıkıştırılıyorlar. Şu anda tek yapabilecekleri şey Bush'u yargılamak. Bunu yapmazlarsa yapabilecekleri başka birşey yok. Çünkü hiçbir şey yapmazlarsa, hiçbir şey yapmamanın suçunu taşıyacaklar. Tıpkı Almanya'nın Hitler'den sonra yaptığı gibi. Aynı işaretler şimdi ve burada mevcut: Durum tıpkı 1939 Avrupası gibi.

(L) Ne yaparsak yapalım, sonucu tahmin edemeyiz. Faydası olup olmayacağını bile bilemeyiz. Bildiklerimize dayanarak en iyi çabalarımızı gösterip bir andan diğerine doğru olanı yapmamız gerekiyor sadece. Çünkü Bush'u yargılama konusunda ısrar etmeyi sürdürürsek, sonunda "vatan düşmanı" olarak kendimizi hapiste bulabiliriz.

(A) Ne öğrendik? Yardımın yolda olduğunu. Çalışmayı bırakamayacağımızı biliyoruz. Bir anlamda, yardımın meydana gelmesine yardım ediyoruz.

(L) Bazı insanlara, savaş karşıtı duruşun insanları daha fazla bölmekten başka bir işe yaramadığını yazdım. Bush'u desteklemek için savaşı savunan insanlar var ve diğer yanda ise savaşı ve Bush'u desteklemeyenler var. Bush'u destekleyip desteklememe üzerine dönüyor herşey. Herkes Saddam'ın kokuşmuş biri olduğunu kabul ediyor ama Bush'un meseleyi çözme biçiminin uygun olup olmadığı konusunda uzlaşamıyorlar. İnsanlar bu meselede karşı karşıya getirilmekte olduklarını ve bu durumun Bush'un işine geldiğini unutuyorlar. GERÇEK meseleler üzerinde odaklanmaları gerekiyor: Bush bir yalancı. O bizim yasal başkanımız bile değil; seçimi alçakça yollarla kazandı. Kriminal bir aileden gelen kriminal biri. Bush'un gerçekte kim veya ne olduğu ile ilgili somut gerçeklerin ve haberlerin paylaşılması gerekiyor. İşte ancak o zaman asıl tartışılması gereken mesele tartışılır: Bush'un kendisi ve onu kendi amaçları için kullanan Konsorsiyum.

Bush yalnızca bir temsilci. Konsorsiyumun temsilcisi. İnsanlar tüm meselenin tıpkı Eisenhower tarafından öngörüldüğü gibi Endüstriyel-Askeri Kompleksin çıkarı için manipüle edildiğini görmüyorlar. Bush bu Konsorsiyumun bir kuklası yalnızca. İnsanlar asıl tehlikeyi görebilse, Konsorsiyumun bir ürünü olan Bush'u hesaba çekse ve onun yerine tıpkı Kennedy gibi iyi birşeyler yapmaya çalışan doğru dürüst birini başkan yapsa...

Anlıyoruz ki Kennedy tehlikeyi yeterince ciddiye almadı. Alsaydı, belki de yapmak istediklerini yapabilirdi: CIA'yı dağıtabilirdi, ordunun elini bağlayabilirdi, halk için daha eşitlikçi birşeyler yapabilirdi, sivil hakları ve sivil özgürlükleri geliştirebilirdi.

Suikaste uğramayacak kadar zeki, temiz ve konsorsiyum tarafından köşeye sıkıştırılamayacak birini Beyaz Saray'a getirebilseydik, birşeyler GERÇEKTEN DEĞİŞEBİLİRDİ.

(A) Sorun yalnızca Amerika'da. Amerika rahat dursaydı, Saddam meselesi doğru dürüst çözülebilirdi. Kimse Saddam'ı sevmiyor. Saddam'ın birşeyi yok. Kimse için bir tehlike değil. Ama Bush tüm dünya için bir tehlike. Bu krizi yarattı ve tüm dünyayı birkaç ay içinde cehenneme çevirdi.

(L) Yaptığı şeyi yapabilmesini sağlayan şey de medya. Tüm dünyayı yok etmeye çalışıyor. Medya Yahudilerin elinde ve onların da tek amacı var: Tüm Filistin'i ele geçirmek ve intikam almak. Bush'un önüne takip etmesi için bir havuç sarkıtıyorlar ve eninde sonunda kendi sonlarını da getirecek birşeye kalkıştıklarının farkına bile varmıyorlar. Yahudiler aslında tüm Sami halkları yok etmek isteyen Konsorsiyumun senaryosunu uyguluyorlar ve kibirleri bunun farkına varmalarını engelliyor. Bu yüzden de George Bush'un tüm gezegeni kaosa sürüklemesine yardım ettiler. Son an geldiğinde neden herkesin onlardan nefret ettiğini merak edecekler, tıpkı Amerikalıların neden dünyada en nefret edilen ülke olduklarını merak edecekleri gibi. Kibirleri gözlerini kör ediyor.

(A) Oyun Teorisini azami derecede uyguluyorlar. Bu oyunu oynuyorlar. Hassas dengeyi kendi istedikleri noktaya yönlendirmek için nerelerde düğmeye basıp insanları birbirine düşürmeleri gerektiğini biliyorlar.

(L) Siyaset dünyasında kimse temiz değil. Kimse. Hepsi kirli ve tüm bunları görebilirsen yapmak istediğini yapabilirsin. Suçu Yahudilere atmak korkunç birşey gibi görünse de herşey gelip onlara çıkıyor. Gerçek buysa ne yapabilirsin ki? İzleri takip ediyorsun ve izler onlara çıkıyor: Siyonistler.

(A) Onların oyun teorisini yıkacak birşey meydana geldiğinde tüm operasyonları çökecek. Oyun teorisi verilere dayalı.

(L) Vincent Bridges gibi. Onun oynadığı oyun bizi sinirlendirmek, şantaj yapmak, "tüm korkunç hikayenizi anlatacağım" diye tehdit etmek üzerineydi. Önce ben söyleyeyim! Mükemmel değilim ve kesinlikle hatalar yaptım. Ama kimse bunu kullanıp beni kontrol edemez. Eğer insanlar da bunu yapabilirse, yani eğer hatalar yapmış olmaktan dolayı yargılanma korkularını yenebilirlerse, o zaman kimse de bunları kullanarak seni kontrol altına alamaz.

(A) Şimdi bu Bush var ve Skull and Bones adlı gizli örgüt var. Ve İlüminati var. Ve bunlar birşeyin peşinde. Yani Bush'un arkasındaki kişi de muhtemelen birşeyin peşinde. Muhtemelen bizim insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz tek şey bu proje üzerinde çalışmak. Belki o zaman bu karanlık gruplar peşinde oldukları şeyi elde edebileceklerini umarak insanları kitleler halinde yok etmeye bir son verirler. Sonuçta, eğer dünyayı yok ederlerse elde edebilecekleri hiçbir şey yok.

(L) Bir de Kuzey Koreli herif var. George Bush'un kopyası; söylediği ve yaptığı herşeyde George Bush'u model alıyor. Yaptıklarını izlemek komik hatta. "Dünyayı havaya uçuracağım!" "Hayır, siz değil, onu önce ben havaya uçuracağım! Amerika'yı bir ateş denizine çevireceğim." Bush "Irak'ı öyle bir bombalayacağım ki, onu taş devrine geri döndüreceğim" diyor. Öbürü de "Hayır, döndürmeyeceksin, siz bunu yapmadan önce biz SİZİ taş devrinden de öncesine döndüreceğiz!" diyor. Özdeş karakterler. Delirmişler! Bunların cehenneminde yaşıyoruz. Herhangi bir yorum?

C: Durum gerçekten pek iç açıcı görünmüyor. Ama KH'nin Aşil topuğunu hatırlayın: Arzuya Dayalı Düşünüş.

S: Bu durumda, onların arzuya dayalı düşünüşünün bizlere nasıl bir faydası olacak?
C: Büyük bir hata yapılacak. Bu hata sonucu "perdenin ardındaki adam" ifşa olacak.

S: Yani yapmakta olduğumuz şeyi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Tıpkı Bridges gibi bir hata yapacaklar ve gerçek yüzleri ifşa olacak. Sormadığımız ama bilmemiz gereken başka herhangi birşey var mı?
C: Yalnızca yolunuzda yürümeye devam edin. İyi gidiyorsunuz! Hoşçakalın.

beyrutkapı

#1
Teşekkürler sevgili bozadi. Emegine Saglik.
Üzerinden neredeyse on yıl gecmis olmasına rağmen bu kirli oyunda pek bir şey değişmediğini görüyoruz.  Kendi aşil topuklarımızın tuzağına düşmeden, hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Ayrıca insanların bu sekilde bunca kirli hesapla yok edildiği bir dünyada, büyük resmi bilerek suana odaklanmak en iyisi. Bh olmayı tartışırken oyunu kaçırmamalı. Ve lineer düşünmeyi bir kenara bırakırsak, celse 2003 yılından fakat her şey şimdinin icinde!
Diğer celseleride merakla beklemekle beraber emegine bir kez dahatesekkurler kardesim.
 

believer planet

#2
emeğine sağlık bozadi....:)

herşey mümkün

maskesiz

#3
Oyuncular değişiyor senaryo aynı :))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#4
Ben de sana teşekkür ederim beyrutkapı. Yorumlarına tamamen katılıyorum.

Celsede geçen şeylerle ilgili birkaç açıklama/yorum:

Alıntı YapKonsorsiyum
İlüminati. Dünyada 3. yoğunluk KH kutupsallaşmasının zirvesini temsil eden örgüt.


Alıntı YapS: Steve C'nin bize gönderdiği bilgilerin kaynağını merak ediyoruz. Arkadaşını mı kanalladı?
C: 3. yoğunluk bedensiz varlıkların yalanları.
Kesin olmamakla birlikte, 3. yoğunluk bedensiz varlıkların cin diye tabir ettiğimiz varlıklar olduğunu düşünüyorum. Bu cevaba dayalı olarak cinlerin bedensiz ve pek muhtemel olarak KH eğilimli 3. yoğunluk varlıkları olduğu çıkarımım doğruysa, bu varlıkların dünyayla bağlantılı varlıklar mı, dünya dışından gelmiş varlıklar mı olduğunu hala çok merak ederim. Ve insanlıkla ve 4. yoğunluk varlıklarıyla tam olarak nasıl bir bağlantıları ve etkileşimleri olduğunu çok merak ediyorum. Bir ara belki bu konuyu ele alırız. Çünkü "ilişik/yapışık/parazit varlık" diye celselerde sıkça ifade edilen ve çok da yabancısı olmadığımız bu varlıklarla dikkate değer bir etkileşimimiz olduğu anlaşılıyor.


Alıntı YapEM
Elektromanyetizma


Alıntı YapS: Bunu biliyoruz. Ama bu işin içinde insan beyni de var. Bu olayın ardındaki beyinler kim?
C: Pentagon'un neden pentagon (beşgen) olduğunu düşündünüz mü hiç? İpucu!
Şimdiye kadar aklıma gelen bir husus değildi ama konusu geçtiği için biraz web'i karıştırınca, beşgenin veya pentagram yıldızının şeytanı simgeleyen bir kullanımı da olduğunu hatırladım. Beşgen veya yıldız şeklinin/simgesinin tek kullanımının bu olmadığı ve ayrıca mutlaka negatiflikle ilişkili olmadığı açıktır ama böyle bir kullanımı da var. Belki bir ara buna dair bir tartışma başlığı açarız.


Alıntı YapS: Bu savaş draması dikkatimizi dağıtıp bizi bir koku hali içinde tutmak için oynatılan bir oyun mu yalnızca?
C: Aşağı yukarı.
Ortadoğu'da bitmeyen savaşlar ve düşmanlıklar, en yeni El Kaide / IŞİD harekatları... Türkiye'de TSK ile PKK arasında onyıllardır oynatılan karanlık savaş...


Alıntı YapC: Durum gerçekten pek iç açıcı görünmüyor. Ama KH'nin Aşil topuğunu hatırlayın: Arzuya Dayalı Düşünüş.
"Aşil topuğu" deyimi, beyrutkapı'nın da göndermede bulunduğu gibi "zayıf nokta" gibi bir anlama sahip.

Arzuya dayalı düşünüş (wishful thinking) deyiminden ne anladığıma dair birkaç şey söylemek istiyorum. En temel anlamı "objektiflik eksikliği ve subjektiflik eğilimi". Kasyopyalıların defalarca açıkladığı gibi, KH varlıklarının nişanesi olan bu özellik "birşeyi veya durumu olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi görme" eğilimi anlamına geliyor. Hiçbir şey istememek, hiç birşey için çaba göstermemek anlamına gelmiyor.

bozadi

#5
Ben bundan bir önceki mesajımı yazarken yeni mesajların atıldığını fark etmemiştim. Hepinize moral desteğiniz için çok teşekkür ederim arkadaşlar.

bigsenfoni

Ceviri icin tesekkürler Bozadi...

kalbiniz temiz ,gözünüz acik olsun
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

maiterya

#7
Mesajda geçen:
S: Steve C'nin bize gönderdiği bilgilerin kaynağını merak ediyoruz. Arkadaşını mı kanalladı?
C: 3. yoğunluk bedensiz varlıkların yalanları.
üçüncü yoğunluk bedensiz varlıkları dedikleri halk arasında cin denen varlıklarmı acaba ?
 

bozadi

#8
Evet, ben öyle düşündüm maiterya. Yani cin diye tanımlanan varlıkların 3. yoğunluk bedensiz varlıklar olduklarını düşünüyorum. Ama örneğin Griler/Kertişler hakkında sahip olduğumuz (varsayımsal bile olsa) bilgiler kadar bilgi sahibi değiliz sanki cinler hakkında. Bunu ilginç buluyorum.