Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kryon.Mikail.ve başmelek çevirileri

Başlatan maiterya, 24 Haziran 2014, 17:57:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ka

#30
Dostum bozadi sanırım biraz yanlış anlattım meramımı:)söylemek istediğim beyrutkapının sözleri gibi olmalıydı. yazarkende vurguyu hissettiremediğimiz için  yanlış anlaşılabiliyoruz, Ama  söylediklerine katılsamda tamamı genel havası bana tam oturmuyor, bazı örnekler çok beşeri ve uymuyor bu konuya " Kurtuluş savaşı "gibi. her durumu kendi referans çerçevesinde değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Dediğin gibi bu da senle benim zenginliğimiz olsun:) onur duyarım. Sizinle aynı düzeyde bu bilgileri takip edemiyorum, eminim ki benden daha geniş görebilmektesinizdir durumu, sadece şuanki hislerim böyle elbetteki dönüşecektir. Umarım paylaştığım resimlerden sonra KH yada gri etkisinde biri gibi algılanmamışımdır. Sadece çizilebilecek çoğu referans ve genel tip aynı yönde ve bende sadece var olana ayna tutmak istedim.
ayrıca Slavoj Zİzek in de birkaç kelimesini dinlemek faydalı olabilir
http://www.youtube.com/watch?v=Z8gykS30crc
Dostum beyrutkapı özellikle okumanı rica ederim, eğerki ilerde doğayla yaşam hayalin varsa tarım ve beslenme adına inanılmaz şeyler bulabilirsin, türkçede 4 cilt çıktı sanırım 8 cilt ve devam ediyor. Yayıncısı devamını yayınlamaktan vazgeçmiş ne yazıkki. İmkanım olursa basım haklarını alıp insanlarla bunu paylaşmak isterim. Tabi bozadi,kuti,maiterya ve diğer dostlarında fikrini almayı çok isterim.

Şöyle bir fikrim var; dostlar uzun zamandır reklam,belgesel ve sinema dikeyinde yönetmen, vfx artist olarak çalıştım. (En son game of thrones 3. sezonun ilk 4 bölümünde concept tasarımlar bana ait.TRT de 30 bölm belgesel yönetmenliği, ve birçok reklam filmi ve video klip var. ) Şimdi bildiğimiz paylaştığımız bazı bilgiler var, çoğundanda kesinliğinden eminiz gibi. Fikrim şu ki bu konu başlıklarını kısa bir infografik animasyon filminde anlatıp daha çok insanla paylaşabilir miyiz?

Örneğin: hollow earth, kısa bir açıklama, ordan reptalian ve illimunati bağlantısı, ordan isa ceaser ilişkisi, dünyadaki hiyerarşi, varlık tipleri, evrenin izalasyonlu bir bölümündeki çiftlik durumumuz, korkudan beslenen varlıklar, MJ12, JFK suikasti gibi. Bunu infografik ve tipografik  bir yapıyla animasyon olarak yapabiliriz. Tabi burda konu başlıklarını ve anlatım sırasını tartışıp bulabiliriz.  Zeitgeist tadında ama izlemesi daha keyifli ve insanları uyandıracak birşey çıkarabiliriz ve bu pasiflikten kurtulabiliriz diye düşünüyorum.
Bu konuda yıllardır okuduklarımız ve tartıştıklarımız ortak, eminimki herkesin paylaşacağı şeyler vardır... Umarım bu konu başlığına bunu yazmam sorun olmaz, isterseniz taşıyabilirim
 

beyrutkapı

#31
Sevgili ka, yukarıda okuduklarım beni çok heyecanlandırdı; tam olarak bundan üretici olmaktan ve paylaşmaktan. Şuan bir kitap üzerinde çalışıyorum. Öncelikle oturup senaryo üzerinde çalışmalı. Vurucu ve şok edici olmalı. Şuan bir kitap üzerinde çalışıyorum zaten. Bu konuda film yapmayı da düşünmüştüm ancak animasyon bin yıl düşünsem aklıma gelmez. Çok İyi fikir.
sosyolojiden  dolayı zizekin bikaç makalesini okumuştum. Ancak kitaplarına rastlamadım. Umarım tüm dostlarla birlikte üretici ve dönüştürücü bır rolümüz olur.
 

KUTİ

#32
böyle bir şey yapılacaksa...

ilk önce "amaç" ne ? amacı net olarak belirlemek lazım

sonra "hedeflenen kitle" kim? kimin dikkatini çekeceğizde bilgisel uyanış sağlayacağız... kitleyi bi belirlemek lazım

beşer varlığı bütüne ilgi göstermez, parçadan bütüne doğru giden bir öğrenme yetisine sahiptir.(yani parçalayarak gruplandırarak öğretme)

bu ve buna benzer pek çok kriteri göz önünde bulundurmak lazım
bilginin dağıtımında kar zarar olasılıklarını iyi hesap etmek gerekir. uyanış sağlayalım derken, varlıklar hepten uzaklaştırılabilinir.(bunları da iyi hesap etmek gerek)
bunlarda maksimum fayda kanaati uyanırsa forum üyeleri üzerinde, daha sonra "araç" konusunda (video) konuşulup karar verilebilinir
 

bozadi

#33
Sevgili Ka, sevgiyle ilgili gündeme getirdiğin sorun önemli bir tartışma konusu. Sen de vurgulamışsın, beyrutkapı da yerinde bir açıklama yapmış. Ben de meseleye bir başka yönden ve biraz daha derinlemesine yaklaşmaya çalışayım:

Sevgi nedir? Güzel ve faydalı bir "duygu" mudur yalnızca? Yoksa bundan çok ama çok daha fazla/büyük birşey midir? Nedir "sevgi"?

Mutlak varlığın (var olmanın) doğal tepkisidir sevgi. Varlığın kutlanması ve eylemidir. Var olmanın, yani VARlığın, yani OLmanın ne anlama geldiğini gerçekten sezdiğimizde, onu anladığımızda, benimsediğimizde gösterdiğimiz doğal tepkidir. Bütün varlıklar aynı VARın uzantıları/yansımaları olduğu için, yani VARlık bir/tek olduğu için, bütün sevgi(ler) de birdir, tektir. Aynı şeydir.

Var olmanın ne demek olduğunu anlayabiliyor muyuz? Aslında tek olan, bir olan tüm varoluştaki tüm seviyelerdeki herşey olmak demek, var olmak. Var olan her şey aslında tek bir şey. O halde "var"san, "herşey"sin demektir. Varoluş yolculuğu/döngüsü bunun adım adım, derece derece keşfi ve onaylanmasıdır.

Sevgi, varlığın kendini onaylama ve sürdürme eylemidir.

Bildiğimiz gibi, bu forumda esas alınan belli başlı kaynaklar, dünya insanlığının 3. varoluş seviyesinde olduğunu, 4.'ye geçip geçmeme arasında bir seçim durumuyla karşı karşıya olduğunu, seçimin "Başkalarına Hizmet" ile "Kendine Hizmet" yolları arasında olduğunu bildirmektedir. "Başkalarına Hizmet" etmenin pozitiflikle, var olmakla, dolayısıyla sevgiyle en geniş ve en dengeli şekilde bağlantılı hizmet yolu olduğu bildirilmektedir.

Peki "başkalarına hizmet etmek" etmek ne demek? Hizmet nedir? Ve neden "başkalarına" hizmet? "Başkası" (veya "başkaları")  kim? Örneğin hayatlarını birlikte yaşamak isteyen iki "sevgili" veya iki veya daha fazla "dost" veya aile bireyleri birbirlerinin "başkası" mıdır? Evet elbette, nihai birim "birey" olduğuna göre, herhangi ikinci bir birey "başkası" olmaktadır. Bu ister biyolojik aile bireyleri olsun, ister çevreden herhangi biri. Herhangi iki (veya daha fazla) birey arasında samimi bir sevgi ve hizmet arzusu ve eylemi meydana geldiğinde, buna neden olan şey nedir? Neden bir varlık bir diğer varlığa "hizmet" etmek ister veya bunu "yapmaya değer" bulur? Dikkatinizi çekerse, "güçlü aşk" hikayelerinde sevgililer bazen birbirlerinin gönüllü/istekli "kölesi" olmaktan bahsedecek derecede "hizmete isteklilik" vurgusu yapar. Ve gerçek/dengeli/bütüncül sevgide bu kesinlikle tek taraflı değildir. İki taraf da birbiri için aynı şeyi hisseder ve yapmaya samimi çaba gösterir.

Peki yapılan "hizmet" nedir? Motivasyon nedir? Benim bununla ilgili mevcut şahsi spekülasyonum şu şekilde: birey karşıdaki bireyde "mutlak varlığın" potansiyelini ve özünü sezer/görür. Nihayeti, bütünü görür/sezer/hatırlar. Herşeyin birliğini, varlığın güzelliğini, zenginliğini, sonsuzluğunu kutlama coşkusuyla dolar. Karşıdaki şahsa gördüğünü ifade etmeye çalışır. Onun aslında ne olduğunu ona göstermek, hatırlatmak ister. Onun kendiyle ilgili tüm yetersizlik, eksiklik ve suçluluk duygularını, her türlü sınırlandırıcılığı giderme çabası gösterir doğal bir eğilimle. Yani onun "kendisini gerçekleştirmesine" hizmet eder. Aynı durum karşıdaki birey için de geçerlidir. Tüm sevgi ilişkileri temelde aynı dinamiğe sahiptir.

Elbette burada "idealize" edilmiş (normal şartlar altında) tanımlar yapıyorum ama bu işin gerçeğinin/özünün bu olduğuna inanıyorum. Normal şartlar altında yaşamadığımızı biliyoruz. Çok ciddi sorunlar, komplikasyonlarla, travmalarla dolu hayatımız. İdealize yorumlarla kendi gerçek koşullarımız arasındaki bağlantıları kurup gerekli normalleşme süreçlerini kurabileceğimize inanıyorum.

Peki bu idealize iki örnek kişi arasındaki sevgi dinamiği, neden bir toplumu oluşturan tüm bireyler arasında aynı şekilde gerçekleşmez?

Sayı arttıkça, bünye büyüdükçe, işler elbette iki (veya birkaç) birey arasındaki kadar hızlı olmayacaktır. Ama dikkatinizi çekmiştir, gözlemleyebildiğimiz hiçbir toplumda öyle bir sevgi dinamiği göremiyoruz pek, ne hızlı, ne yavaş. Toplumları oluşturan gruplar ve bireyler arasında ve hatta toplumlar arasında şiddetli nefret ve yok etme dinamiklerinin ise kolayca ve hızla gelişebildiğini gözlemliyoruz. Ve bu tutum kesinlikle gerçek varoluşun ve onun doğal tepkisi olan gerçek sevginin "karakteri" değil. Peki neyin karakteri? "Kendine Hizmet" dediğimiz yolun karakteri.

Aslında burada KH derken, belki de iki tür KH veya KH'nin iki farklı seviyesi/işleyişi ile ilgili bir ayrımı yapmak gerekiyor. Kasyopyalıların da vurguladığı gibi, gerçek/bilinçli/seçimli KH ve BH yolları aslında 4'ten itibaren deneyimleniyor. 1'den 3'e kadar olan yoğunluklarda (kısa dalga döngüsü - uzun dalga döngüsü ayrımını şimdilik tartışma dışı tutarsak) KH aslında doğal ve neredeyse mecburi olarak mevcut. Bu tıpkı bir bebeğin durumu gibidir. Anne-baba veya aile, bebeğe bakmak durumundadır. Bebeğin "bakıma ihtiyacı vardır." Kendisine özenle ve yoğun bir şekilde hizmet edilmesine ihtiyaç duyar. Kendisine yapılan hizmeti o süreçte bebeğin diğerlerine sunması pek imkan dahilinde değildir. Ama buna rağmen bebek de farklı bir yolla veya yollarla çevresindekilere hizmet eder ve garip bir şekilde denge sağlanmış olur. Örneğin bebek 5. yoğunluktan enkarne olduğu ve henüz 3. yoğunluk KH aleminin pek çok komplikasyonlarına, kirliliklerine, travmalarına fazla maruz kalmadığı için, 5. yoğunluğun kendine özgü bazı enerjileri belki aktif denebilecek bir şekilde taşımaktadır hala. Çevredekiler bebeğin farklılığından sevinç ve ilham bulabilirler. Veya bebeğin "masumiyeti", düzenin kirliliklerine bulaşmamışlığı ve incinebilirliği, insanların merhamet duygusunu teşvik edebilir.

1'den 3'e kadar (3'ün belki de ortalarına kadar) olan varlık grupları, varoluş yolculuğunda ruhsal olarak "bebek/çocuk" sayılırlar (1'den 3'e kadar bebekliğin/çocukluğun farklı evreleri). Bilinçli bireyselliğe, özgür iradeye, seçime, sorumluluğa uyanış 3'ün ortalarından itibaren başlıyor söz konusu kaynaklarda verilen bilgilere göre. Ve BH-KH yolları arasında bilinçli seçim gerekliliği kendini göstermeye başlıyor. Ruhsal uyanmışlık seviyesi anlamında bebekliğin/çocukluğun KH'liği ile bireysel uyanıştan (özgür irade farkındalığından) sonraki KH aynı şey değildir. Biri pasif, kaçınılmaz bir "Kendine Hizmet" (yoğun gözetim/korunma hizmeti alma ihtiyacı) iken, diğeri bilinçli ve seçimli bir "Kendine Hizmet" tercihidir.

BH yolunun ne anlama geldiğine dair yorumumu yukarıdaki sevgi/hizmet örneğinde yapmıştım. Bir yol olarak KH ise YOKluk eksenli bir yol gibi görünmektedir. BH nasıl var etmeye ve var olmaya eğilimliyse, KH de yok etmeye ve yok olmaya eğilim gösterir. Biri VARlığı sever, kendini onunla özdeşleştirir, kendini mutlak birliğin bir parçası/uzantısı olarak kabul eder, KH ise kendini onu çevreleyen tüm varoluştan tamamen bağımsız / ayrı bir varlık olarak kabul eder ve üzerinde çeşitli etkiler / baskılar uygulamakta olan Evrene/Hayata/VARlığa isyan eder. Onu kontrol altına almak ister. Yeterince güce erişip onu tam kontrolü altına almayı ve yok etmeyi ister. Evreni/hayatı/varlığı aşağılamaya, parçalamaya, ezmeye, yok etmeye yönelik tüm teşebbüsleri aslına onun kendi kendini yok etme sürecidir. Arzuladıkları mutlak kontrol gücüne erişme yolculuklarında edindikleri bilgiler evreni / hayatı / varlığı olduğu gibi tanıyıp pozitifliğe geçmelerini sağlayabilir. 4. varoluş seviyesine geçmiş KH varlıklarının kaçta kaçlık bir kısmının 4, 5 veya 6. yoğunlukta BH'ye geçtiğini merak ediyorum doğrusu. Ama okuduklarımdan şunu anlıyorum ki, Kasyopyalıların verdiği bilgiye göre 1'den 4'e kadarki varoluş seviyelerinin KH versiyonlarında geçerli olan ve yokoluş yolundaki varlıkların son durağı olan Kara Delik seviyesini aşan, yani 4'ten 5'e geçen KH varlıkları kesin olarak ya 5'te, ya da en geç 6. yoğunlukta BH'ye geçmektedir. 4. yoğunluk KH yolunun varabileceği nihai seviyeyi temsil ediyor. Sonrasında, varoluşla ilgili keşif ve bilgi edinme süreci devam ederken BH etkileri giderek artıyor. Ra, 4. yoğunluk KH varlıklarının da sevgiyi deneyimlediğini, ama bu sevginin bütünsel olmadığını, lineer bir çizgi şeklinde sadece kendi çıkarlarına yönelik bir sevgi olduğunu söylüyor. Yani aslında herhangi bir varlığa herhangi birşey yaptıran motivasyonun özünde mutlaka sevgi var. İster pozitif, ister negatif yöndeki eylemler için olsun tüm eylem gücü bir şekilde sevgiden (varlıktan) geliyor. Ama KH nitelikli sevgi kendi kendini giderek azaltıp yok eden bir niteliğe sahip.

Dünya insanlığı 3. varoluş derecesinin çok çeşitli seviyelerinde bulunan varlıklardan oluşuyor. Hem Ra'dan, hem de Kasyopya bilgilerinden anlaşıldığı kadarıyla, mevcut dünya insanlığının çok az bir kısmı (%1? %5? %10? %15?) 4. yoğunluğa mezun olabilecek bilgi ve irade seviyesine ulaşmıştır. Toplumun bilgilendirilmesi çabaları yoluyla, mezun olacak varlık sayısının yine de mümkün olduğunca çok olması için çaba gösterildiği anlaşılıyor ve belki bizler de böyle bir çabanın parçası olmaktayız.

Ve senin önerdiğin şey de elbette bu yöndeki çabalarımızın güçlenmesi ve ivmelenmesi için güzel bir vesile olabilir sevgili Ka. Ama elbette bu tür çalışmaların ayrıntılı içeriği ve biçimselliğiyle ilgili hep beraber konuşup uzlaşmaya varmamızın önemli olduğuna inanıyorum. KUTİ de son mesajında bu hususla ilgili soru ve yorumlarını paylaşmış zaten.

Böyle birşey yapabilecek olalım veya olmayalım, bu güzel teklifin için kendi adıma çok memnun olduğumu bilmeni isterim Ka. Teşekkürler.

Tgur

#34
Teklif güzel ,hatta gurur verici ,kasyopyalıların "bekleyin yardım gelecek" gibisinden bir öneri, diğer yandan Kuti nin de soruları ve teklifleri yerinde, Bozadinin yine o çok kıymetli "sevgi" "kh","bh"özet izahı da güzel ,dostumuz adeta bir bilgi jeneratörü..acizane ilave olarak bu izahta belirginleşen anlayışa mevcut dünya nüfusundaki bireyler karakterleri konusuna "reenkarnatif karma" özelliğini de belirtmek gerekli diyebiliriz yani seçimler konusunda herhangi bir konumu düşünmeyen "organik portallarla"(ki toplumun yarısı) beraber hayvanlıktan insanlığa yeni geçmişlerin insanlığı yeni yeni öğrenme peşinde olanları da dahil etmeliyiz,

Özetle böyle bir mahşeri karışımın içindeyiz..

Vicdani uyanışı pekiştirmek için biz neler yapabiliriz konusu hepimizin zihninde kristal halindeyken bu bahsettiğim mahşeri karma durumu da göz önüne getirmeliyiz derim ,

Sorgulamayan ,her önüne geleni ,özellikle medyadan geleni "bunun neresinden eğlence çıkarabilirim" şeklinde düşünce üreteni aşırı çoğunlukta olan topluma ,biraz da şok şeklinde gelecek bilgi topları verebilmek gerçekten maharet işi ,
Ancak "KA"dostumuzun bu profesyonel uğraşıyı alt edebilecek kapasitede olduğunu da rahatlıkla görüyoruz ,bu arada yeri gelmşken ben de takdirlerimi kaydedeyim ,gösterdikleri mükemmel..

Netice olarak ,üst bilgiler ve bunlarla ilgili yorumları içine olan bu sitemizin zedelenmemesi ve masumiyetini koruyan  bir yol bulacağımızı (bu teklifi değerlendirirken) ilgilenen dostların söyleyeceklerine bakalım ve ona göre karar verelim derim.

Ka

#35
Sevgili dostlar verdiğiniz tepkilerle bu işin ne kadar güzel enerji topladığını görmek harika birşey, öncelikle fikri tartışmaktır önemli olan ve bizi gereksiz yüklerden kurtararak ileriye taşıyacak olan.

Bozadi dostum bu verdiğin özet harika oldu hatta filmin snyopsisi içinde güzel bir referans, RA ve kasyopyayı tekrar okumuş kadar güncellendim. Bir ekte şunu söyleyebilirim Ra bilgilerinde KH den BH yi seçenlerin sayısını yüzde olarak kitapta belirtmişlerdi ama bunun sayısı çok çok az tam hatırlamıyorum bilgi yanlış olmasın. Birde reptalian olupta BH ye geçenlerin sayısı sorulmuştu bunada yüzdelik bir sayı verememişlerdi sanırım sayılabilecek kadar az falan demiş olabilirler. Birileri bu kısımları hatırlayacaktır eminim. Söylediklerin çok güzel oldu harika bir başlangıç yapabiliriz.

Kutinin söyledikleri tamamen doğru bu işi sistematik olarak değerlendirmeliyiz. Burda projeye "Amaç-Önem-Sınırlılıkları" belirlenmeli. Hedef kitle dikeymi genel mi olmalı seçilmeli, Uyanmamış bireylere hikaye anlatmak farklıdır, uyanmış ama pasif bireylerin algısı farklıdır. Çok teknik bir anlatım izleyiciyi sıkar, içine bir öykü ile anlatırsanız sindirmesi kolay olur.

Uzun zamandır reklam ve film sektöründeyim ve bu Kh düzenin insan zekasına nasıl yaklaştıklarını hem uyguladım hem geliştirdim. Heryerde bir alt metin var ve insanlar sanayi devriminden beri görsel ve grafiksel olarak planlanmış bir algı yönetimi var. Bunları zaten hepimiz biliyoruz uzatmadan şunu da düşünmeliyiz. Birincisi ben bir film yapmak istediğimde bunu sanat için mi yapılmalı toplum için mi? Herkese yönelik birşey yaparsanız ana akım medyada yayınlayamadığınız sürece asla hedefe mesaj ulaşmayacaktır. Bağımsız bir film yaptığınızda ise bu film sadece bilgi arayanlara deva olacak bilgileri ulaştıracak ve belirli bir entellektüel birikimi olan insanlara fayda sağlayacaktır.  Çözüm her ikisinde burda animatik bir anlatım bize yardımcı olacak. Reklam filmlerinin hızlı tipografik ve grafik anlatımıyla ilgisiz bireyi ekrana çekmek hedeflenmeli, zaten uyanmış bireyler içinde onlara yanlız olmadıkları hissini göstermeliyiz. Sevgili Tgur arkadaşımızın 100 maymun teoriside çok güzel bir referans. belki space odysee gibi başlangıcında bu maymun öyküsünü anlatarak başlarız.
Arkadaşlar birde şu var çok sefer deneyimledim ve sizinlede paylaşmak isterim. En güzel fikirler genelde öğrenci yada amatör işlerdedir, ama bunların populer olmamasının sebebi film grubundaki her bireyin eşit haklara sahip olması yani herkesin kendini yönetmen olarak görüp filmi biryere çekmek istemesindendir. Bu tarz işlerde ne yazıkki Demokratik bir yapı filmin uzamasına hatta bireylerin birbirine küsmesine neden olur.
Bunu şimdiden anlatıyorumki tartışmaya çok açık olan bir forumda fikir ayrılıkları olacaktır ama esas olan filmin bitirilmesidir. Bu yüzden ve insan doğamız gereği filmin 1 adet yönetmeni olmalı bir kitabın bir yazarı olduğu gibi ve onun tek sorumluluğu filmi bitirmek olmalıdır. Umarım beni yanlış anlamazsınız sadece başımıza gelebilecek sorunları ve deneyimlediklerimi söylüyorum.
Ben bu filmi yapma sebebim bu edindiğimiz bilgiler, sizin benim hepimizin içinde ve paylaşamıyoruz. iletken olmadığımız sürece yanlız hissedicez. Bu filmin yayılması hedef ise ilk olarak bunu festivaller aracılığı ile yapılıp ilgi toplamalıyız. filmin alacağı ödüller veya tepkiler daha çok gösterimini sağlayacak ve dünyayı dolaştıracaktır. Filmin yayılmasının en önemli aracıda ağızdan ağıza yayılmasıdır. Film umarım birkaç ödülde alırsa
afişinde bulunan bu etiketler internette izlenme oranlarını arttıracaktır.
Şimdi ne yapmalyız? Şuan ilk önce oyuncak kutumuzu yere boşaltıp hangi bilgileri seçeceğimizi ve hangi sırayla anlatacağımızı düşünmeliyiz. Daha sonra bu özün senoryalaştırılması, storyboard ve concept boardla filmin key framlerinin ruhunun seçilmesi, en sonunda filme başlamak. Dikkat ederseniz film yapmak aslında işin posası ve ameleliği.  Filmi yaparken en büyük ustalıkta "kill your darling" yöntemidir. Öyle yerleri kırpmak zorunda kalırsınızki içiniz acır ama film daha eğlenceli izlenebilir hale gelir.
Şimdi ilk önce neyi nekadar biliyoruz ve eminiz bu konu başlıklarını yazalım isterseniz. Bana göre şunlar tartışalım ekleyelim yada çıkaralım.
Tanrının kendini deneyimleme sendromu
BH ve KH oyunun planlanması
1-2-3-45-6-7 boyutların nitelikleri. ( carl saganın boyutları anlattığı bir video çok faydalı örnek için burda https://www.youtube.com/watch?v=s1bE22kCm18
evrenin bildiğimiz kısa bir tarihi günümüze kadar
varlık tipleri
hollow earth-jules verne vega captan byrd raporu
agarta agartain people (ömer sami ayçicek kitapları belkide)
reptalian beslenme alışkanlıkları
dünya insanlarının tipleri (burdan kastım maymundan gelenler 2den 3 yeni geçenler. 4ten 3 e düşürülenler, gönülüü 3e gelip geliştirmek isteyenler) eminim siz daha iyi anlatıcaksınız affedin hızlı geçiyorum:)
buda,mevlana,muhammed,ceaser,jesus bildiklerimiz
Dr. Bedri ruhselman bence değinmek güzel olur ustalara saygı kuşağı gibi bir göz kırpılmalı:)
area 51
JFK suikasti
denver havaliman
9/11
kaçırılan uçaklar

Bu arada bunca üstad arasında cürretimi bağışlayın umarım yanlış bir bilgi yada birilerine birşey taslamak gibi gözükmek istemem. Öyle güzüktüyse özür dilerim tekrar. İstediklerimizi silip çıkarıp ekleyelim. Zaten yazma sebebim sanırım 100. maymun bu film olabilir sizin sayenizde:)




 

sirera

#36
Merhabalar, harika bir yolculuk olmaya başladı burada da. Yapılacak iş içinde arzulu istek oluşturmadan beraberliğin keyfini çıkararak harika bir iş çıkaracaksınız gibi görünüyor :)

Ka, çizimlerin çok güzel tebrik ederim, uykusuz kalıp telefonu ve kapı zilllerini anime izlemek için kapadığım olur. Sırf bu çizimlerinle bile kutsanmış bir kişisin benim için ;)

Çınlayan sedir serilerinin daha çevirisi yapılmamış 5 kitabı var bildiğim kadarıyla, söylentilerle de bu kitapların muzır kurulundan geçemediği için yayınlanamamış.
Muhteşem kitaplar gerçekten, ekimlerini yaptığım tohumların bir kısmını ansatasya' nın önerdiği şekilde yapıyorum, açan sebze değil de çiçekler bile olsa kokularının diğerlerinden farklı olduğu hissediliyor.
Kafama bu arada bişey takıldı,
Aşağıda alıntıladığım alfa kanalı dediğin kanal nedir senin için acaba, böyle bir kavram burada bahsedilmiş miydi daha önce hatırlayamadım.
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Ka

Ra bilgileri içinde aynı kanıdayım ama benim için ra en azından en başından beri daha "Alfa Kanal"dı 
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

beyrutkapı

#37
Tek tek tüm dostların yorumlarını ve çabaları için teşekkürlerimi sunuyorum herkese. Kendi bilebildiğimce yaşadığımız dünyada dışarı açılmanın en iyi yollarından biri sanattır. Elimizdeki tüm imkanlarla ve üreterek ses vermek, çabamızı ve grubumuzu güçlendirecektir. Amacımız bence farkındalığa yönelik bir adım. Basitçe bildiklerimizi paylaşmak. Ama sanatın bh bin özü gereği didaktik bir tona düşmeden, insanları itmeden ve ürkütmeden bunu verebilmek önemli. 100. Maymun güzel bir isim. Hikayeye buradan başlayıp yeryüzünde olan her şeyin, tüm ekonomık politik sistemin neye hizmet ettiğini göstermek önemli. Ve konuya yabancı olanlar biraz şok olmalı ki duşunebilsinler. Biraz Şok iyidir #55357;#56842;
elbette filmin bir yönetmeni ve Nihai karar vericisi olmalıdır. Ama ka yı anlıyorum, sanatla uğraşan bir çok insanda şişkin ego ihtimali yüksektir. Neruda şöyle der; bu dünyada paplo neruda adını taşımaktan daha saçma ne olabilir?
adının peşine düşmek bir tuzak ve kh olmaktır. Gündelik hayatın içinde ve her adımda egomuz kulağımıza fısıldar. Kendimizi ve birbirimizi yaptığımız iş için uyaracağımıza eminim.
sanırım son celsede Laura söylemişti, bir çok insan büyük işler yapmak için başlıyor ve sonra sönüp gidiyor...  Buradan hareketle bh ye yonelık her adımın saldırı çekebileceğini engellemek isteneceğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Mesela her şeye rağmen yürüyüşün devam etmesi dostlar.
 

Ka

#38
teşekkürler sierra , herkesin içinde beslediği inanılmaz ve benzersiz yetenekleri vardır eminimki, çizim, müzik gibi şeyler sadece populer olanlar diğerlerinden daha değerli değil benim için bir annede çok iyi bir sanatçıdır, bir çiftçide benim için. Teşekkürler güzel sözlerin  için. Anastasia yı okumuş birini bulmak harika daha önce kimseyle tartışmamıştım bu kitabı. Dediğin gibi bende ev bitkilerinde denedim ikeadan aldığımız bitkiler baya insan boyunu geçtiler. Umarım birileri birgün anastasia gibi çocuklar yetiştirebilir.

Alfa kanal terimini yanılmıyorsam sadıklar planında okumuş olabilirim. Alfa kanal benim için bizim için en doğru gelen saf mesajları içeren kanala verdiğim isim. Yani bir isim vermeden içimizde vicdanımızda bize doğruyu hissetiriyorsa bu alfa kanalından gelen bir mesaj olabilir diye düşünüyorum. daha sonraları genelde kanal kirleniyor veya araya başka şeyler giriyor.

Bu arada birkeresinde balinalarla alakalı bir belgesel izlerken şöyle bir his doğdu ve direk telefonuma yazdım yazarken baya duygulandım baya sevgi hissinden gözlerim doldu,yeri gelmişken burdada sorgulayalım:)
"Bir balina,sizden atom bombasını patlattığınızda dahi nefret etmediklerini söyledi. Nefret sizin türünüzün burada  olmasının zenginliklerinden biri. Onlar (balinalar) bizim için olan umut ve sevgi dolu bakışlarını üzerimizden hiç çekmediler. Olduğumuz şekli anlıyorlar ve seviyorlar. Birlikte yükseleceğimiz günü sabırla bekliyorlar."

 

Ka

#39
Beyrutkapı çok güzel bir konuya değinmişsin dostum, egolarımızı bir kenara bırakıp şovu devam ettirmeliyiz. Filmin bir kalp grafiği gibi giriş düğümlenme ve sonucu olmalı. Bir parça şok ve bir parça korkutması insanların hayatına sahip çıkması duygusunu tetikleyeceğini düşünüyorum. siyahı göstermeden beyazı anlatamayız.Umarım daha çok yoladaşılığından faydalanabiliriz beyrutkapı. Belkide herkes en önemli yada bilgilerde dönüm noktası olarak hissettiği şeyleri paylaşmalı. Böylece baya birşey eleyebiliriz.
 

beyrutkapı

#40
Kasyopya kendi arayışım içinde bir dönüm noktasıdır sevgili ka. İnternette karşılaştığım anı asla unutmayacağım.
belki bunu söylemek için henüz erken ama ben adanmışlık açısından bakıyorum meseleye. Elimizden gelenin en iyisi için buradayız diye düşünüyorum. Bir balinanın kalbiyle, alıntı harikulade
 

bozadi

#41
Ön not: Mesaj metninin uzunluğu için özür dilerim.

Alıntı YapOrijinal mesajı ekleyen Ka

Arkadaşlar birde şu var çok sefer deneyimledim ve sizinlede paylaşmak isterim. En güzel fikirler genelde öğrenci yada amatör işlerdedir, ama bunların populer olmamasının sebebi film grubundaki her bireyin eşit haklara sahip olması yani herkesin kendini yönetmen olarak görüp filmi biryere çekmek istemesindendir. Bu tarz işlerde ne yazıkki Demokratik bir yapı filmin uzamasına hatta bireylerin birbirine küsmesine neden olur.
Bunu şimdiden anlatıyorumki tartışmaya çok açık olan bir forumda fikir ayrılıkları olacaktır ama esas olan filmin bitirilmesidir. Bu yüzden ve insan doğamız gereği filmin 1 adet yönetmeni olmalı bir kitabın bir yazarı olduğu gibi ve onun tek sorumluluğu filmi bitirmek olmalıdır. Umarım beni yanlış anlamazsınız sadece başımıza gelebilecek sorunları ve deneyimlediklerimi söylüyorum.
Sevgili Ka, bu hususta sana hak veriyorum. Ve animasyon/film teklifi de senden, yani bu konuda deneyim sahibi bir animatör-yönetmenden geldiğine göre, niyet etmekte olduğumuz yapımın yönetmenliğini senin yapman da son derece isabetli ve faydalı olacaktır görüşündeyim. beyrutkapı arkadaşımız da Kasyopya bilgileriyle karşılaştığından beri hayatla, hayatımızla ilgili olarak farkındalığında meydana gelen değişimleri, görüşlerini, yorumlarını ifade edeceği bir kitap yazma sürecinde bu arada. beyrutkapı, umarım kızmıyorsundur bunu paylaştığım için.

Alıntı YapOrijinal mesajı ekleyen Ka

 Kutinin söyledikleri tamamen doğru bu işi sistematik olarak değerlendirmeliyiz. Burda projeye "Amaç-Önem-Sınırlılıkları" belirlenmeli. Hedef kitle dikeymi genel mi olmalı seçilmeli, Uyanmamış bireylere hikaye anlatmak farklıdır, uyanmış ama pasif bireylerin algısı farklıdır. Çok teknik bir anlatım izleyiciyi sıkar, içine bir öykü ile anlatırsanız sindirmesi kolay olur.
Olabilirse, ne çok teknik, ne de çok sıradan/gelişigüzel olsun o zaman. Bir denge tutturabiliriz umarım.

Alıntı YapOrijinal mesajı ekleyen Ka

 Ben bu filmi yapma sebebim bu edindiğimiz bilgiler, sizin benim hepimizin içinde ve paylaşamıyoruz. iletken olmadığımız sürece yanlız hissedicez. Bu filmin yayılması hedef ise ilk olarak bunu festivaller aracılığı ile yapılıp ilgi toplamalıyız. filmin alacağı ödüller veya tepkiler daha çok gösterimini sağlayacak ve dünyayı dolaştıracaktır. Filmin yayılmasının en önemli aracıda ağızdan ağıza yayılmasıdır. Film umarım birkaç ödülde alırsa
afişinde bulunan bu etiketler internette izlenme oranlarını arttıracaktır.
Görüşlerin, fikirlerin, inançların paylaşılması, tanıtılması gayet doğal ve sağlıklıdır bence de. Ve bu konuda daha fazla faaliyete ihtiyaç duyduğumuzu pek çok arkadaşımız da vurguluyor haklı olarak. Yalnız Ka, gerçekleşmesine niyet etmekte olduğumuz, yapım ve yönetmenliğini ve teknik altyapısını senin sağlayacağın bu filmin çok geniş (ulusal?) bir kapsamda beğeniye sunulacak bir film olmasını planlıyor olmana sevinç ve şüpheyle karışık bir şaşkınlık duyduğumu belirtmem gerek. Yani örneğin söz konusu yapımı internet dışına çıkarmayı tasarladığını anlıyorum söylediklerinden. Bu hususta hem sevinç hem de şüphe içinde olduğumu yineleyeyim. Mümkün olabilecekse, öyle birşeyin olması elbette sevinç ve gurur verici olur ama şahsi kanaatim itibariyle, başlangıç için hedefi bu kadar büyük tutmak bana biraz da ürkütücü geldi açıkçası. O denli geniş kapsamlı bir yapım/sunumun "yeterince sağlam" olabilmesi için en azından aylarca (belki "yıl"!) ciddi bir hazırlık gerekeceği inancındayım. Bizim için çok geniş bir kitleye (örneğin binlerce veya onbinlerce kişiye) hitap edecek bir yapımın yeterince çok sayıda kişi tarafından (fikirlere katılmasalar bile) saygı duyulabilir, ciddiye alınabilir sağlamlıkta olması için gerçekten pek çok hususu hassas bir biçimde dikkate alıp değerlendirmelerde bulunmamız gerekecektir gibi geliyor bana. Bu kanaatlerimin yarın öbür gün değişmeyeceğinden emin olamıyorum, sadece ilk sezgilerimi paylaşmış olmak için söylüyorum. Sizlerin, her birinizin fikirleri de benim için önemli, değerlidir.

Alıntı YapOrijinal mesajı ekleyen Ka

 Şimdi ne yapmalyız? Şuan ilk önce oyuncak kutumuzu yere boşaltıp hangi bilgileri seçeceğimizi ve hangi sırayla anlatacağımızı düşünmeliyiz. Daha sonra bu özün senoryalaştırılması, storyboard ve concept boardla filmin key framlerinin ruhunun seçilmesi, en sonunda filme başlamak. Dikkat ederseniz film yapmak aslında işin posası ve ameleliği. Filmi yaparken en büyük ustalıkta "kill your darling" yöntemidir. Öyle yerleri kırpmak zorunda kalırsınızki içiniz acır ama film daha eğlenceli izlenebilir hale gelir.
Şimdi ilk önce neyi nekadar biliyoruz ve eminiz bu konu başlıklarını yazalım isterseniz. Bana göre şunlar tartışalım ekleyelim yada çıkaralım.
Tanrının kendini deneyimleme sendromu
BH ve KH oyunun planlanması
1-2-3-45-6-7 boyutların nitelikleri. ( carl saganın boyutları anlattığı bir video çok faydalı örnek için burda https://www.youtube.com/watch?v=s1bE22kCm18
evrenin bildiğimiz kısa bir tarihi günümüze kadar
varlık tipleri
hollow earth-jules verne vega captan byrd raporu
agarta agartain people (ömer sami ayçicek kitapları belkide)
reptalian beslenme alışkanlıkları
dünya insanlarının tipleri (burdan kastım maymundan gelenler 2den 3 yeni geçenler. 4ten 3 e düşürülenler, gönülüü 3e gelip geliştirmek isteyenler) eminim siz daha iyi anlatıcaksınız affedin hızlı geçiyorum:)
buda,mevlana,muhammed,ceaser,jesus bildiklerimiz
Dr. Bedri ruhselman bence değinmek güzel olur ustalara saygı kuşağı gibi bir göz kırpılmalı:)
area 51
JFK suikasti
denver havaliman
9/11
kaçırılan uçaklar
Eyvallah, meseleyi daha somut bir zemine getirmişsin ve çok da iyi etmişsin. Tüm forum katılımcılarının görüşlerinin en çok önemli, değerli ve kritik olduğu kısım da burası sanırım. Bu hususta sabırla, çeşitli olasılıkları düşünelim bence. Ben ilk aklıma gelen birkaç hususa değineyim:

Bana öyle geliyor ki, forumda konuştuğumuz, tartıştığımız, alıntıladığımız meselelere ilgiyi artıran veya artıracak olan başlıca nedenlerden biri, insani ve doğal çevremizde meydana gelen yıkım/dönüşüm süreçlerinde meydana gelen ve giderek de hızlanıyor gibi görünen tırmanmadır.

Örneğin Türkiye'de insani bazda bakacak olursak, siyaset dünyasında eşi benzeri görülmemiş olaylar oluyor son birkaç yıldır. Güçlü denebilecek bir iktidarın olumlu-olumsuz çeşitli yönleri var ama olumsuz yönlerinde çok şiddetli ve giderek de şiddetlenen sapmalar meydana geliyor. Fethullah ile Tayyip arasındaki mücadelede bu ülkede eşi benzeri görülmemiş ölçüde karanlık sırları ifşa edildi Tayyip'in/AKP'nin. Tayyip kabadayılıkla halka güya dini değerlere dayalı tahakkümlerde bulunuyor. Gezi olayları oldu bu ülkede, çok-çok büyük bir olaydı. Olay siyasi ideoloji çatışmasını aşan boyutlara çıktı. İnsanlık dışı diktatörlüklere tepki gösterildi pek çok kesimden birden. Elbette siyaset de vardı ama yine de aşılabildiği oldu. Bu eşine az rastlanan, çok önemli bir gelişmeydi. Suriye savaşının çıkarılması, El Kaide'nin faaliyetlerinin inanılmaz oranda tırmandırılması, yetmezmiş gibi El Kaide'yle bile çatışan gözü dönmüş IŞİDçilerin türemesi ve kapımıza dayanması...

Yanlış anlaşılmasın, ben niyet ettiğimiz film çalışmasının siyasi bir mesaj taşıması gerektiğini veya örneğin içinde doğrudan bir Tayyip/AKP eleştirisi taşıması gerektiğini düşünmüyorum. Ve zaten hiçbir parti veya iktidarın da yeterince temiz, yeterince insani, yeterince dürüst olduğuna inanmıyorum. Sadece son birkaç yılda siyaset dünyasında olan bitenlerin gerçekten "sıradışı" bir seviyeye ulaştığına ve bu sürecin hızla da tırmanmakta olduğuna dikkat çekmeye çalışıyorum. Bence bizim için önemli olan da siyaset üstü olabilmektir. Ruhsallık, iyilik, dürüstlük, sevgi siyaset üstüdür, hatta o kadar siyaset-üstüdür ki, siyaset sahnesine bir türlü "inemedi" gitti bunlar.

Ayrıca Rusya'yla ilgili de inanılmaz gelişmeler oluyor bildiğiniz gibi. Putin Suriye konusunda batıya "posta koydu" resmen. Sonra başına Ukrayna belası açıldı ve hala Batılı güçlere kafa tutuyor. Malezya uçaklarının başına inanılmaz şeyler geldi.

Tarihte eşi-benzeri görülmemiş "Arap baharı" denen süreç yaşandı olumlu-olumsuz yönleriyle, içinde yaşadığımız süreçte.

Doğa olayları bağlamında da çok sıradışı zamanlarda bulunduğumuza şüphe yoktur sanırım. Depremlerde, anormal iklim olaylarında ve genel olarak çevresel afetlerde bariz bir tırmanışa şahitlik ediyoruz. Türkiye'de geçmişte hortum olayları yok denecek kadar azdı. Ama son yıllarda bariz şekilde tırmanıyor ve hatta ölümlere neden oluyor. İstanbul tarihinde ilk kez bir hortum felaketi yaşandı ve o da 2014 yılının "yaz ayının ortasında" (Temmuz) meydana geldi. Ve daha bugün yeni bir hortum olayı yaşandı İstanbul'da. Daha önce görülmeyen bu olay, şimdi yaz ayında patlak veriyor. Şiddetli yağış, sel ve dolu olayları meydana geliyor. Türkiye'de bu yılın ilkbahar ayında yaşanan eşi-benzeri görülmemiş don ve dolu olayları ülke tarımının resmen belini kırdı. İnanılmaz düzeyde ürün kaybı yaşandı.

Dünya genelinde obruk (sinkhole) olayları çıldırmış gibi artıyor. Volkanik olayların sıklığı inanılmaz ölçüde artıyor. Dünya genelinde sel olayları korkunç derecede yıkım ve ölümlere neden oluyor son yıllarda. Yıldırım düşmeleri ve bunlara bağlı ölümlerde bir tırmanış söz konusu.

Türkiye'de ve dünya genelinde göktaşları olaylarında son derece bariz bir tırmanış var. Geçen yıl Şubat ayında Rusya'ya düşen meteoru hatırlayın. Son derece nadir yaşanan bir olaydı ve ayrıca Türkiye'de de son yıllarda meteorlarla ilgili olaylarda bariz bir artış var. Ordu-Perşembe olayını hatırlayın. Türkiye'nin pek çok yerinden esrarengiz patlama sesleri duyuluyor, camlar kırılıyor, insanlar kitleler halinde sokaklara dökülüyor ve meydana gelen bu nitelikte onlarca, belki yüzlerce olay güya devletin askeri savaşı uçaklarından kaynaklanıyor diye yalanlar söyleniyor. Tüm Ortadoğudan gözlenen ve güya Rusya'nın fırlattığı füze diye geçiştirilmeye çalışılan spiral ışık olayını hatırlayın. (Rusya'nın fırlattığı söz konusu füzenin başarılı bir şekilde Kazakistan'daki hedefe ulaştığı bizzat Rus haber ajansı tarafından bildirilmişti! Gökyüzünde spiral çizip dağılması gibi birşey olmadı!) Amerika'da artık meteor patlaması sesleri ve sarsıntıları günlük hayatın doğal bir parçası haline geldi neredeyse. Dünyanın pek çok yerinde de meteor olaylarında tırmanma var. Geçen yıl Ağustos ayında Çanakkale'de bir göktaşı düşmesi yangın çıktı ve pek çok habere konu oldu! Türkiye'de resmi bir Meteor Gözlem Ağı oluşturulması için çalışmalar başlatıldı.

Son yıllarda dünyanın yer yerinde gökyüzünden esrarengiz sesler geliyor ve on binlerce insan bu garip seslerin açıklamasını merak ediyor.

Güneşin faaliyetlerinde son aylarda açıklanamayan bir faaliyet azalması meydana geliyor ve pek çok bilimadamı bu durumun dünyadaki iklimin hızla soğumasına neden olabileceği konusunda hemfikir. Hem Türkiye'de, hem de dünyada rekor soğuklar kaydedildi son aylarda. (Örneğin Antartika'da ve örneğin İstanbul'da). Küresel ısınma ile küresel soğuma arasındaki gidiş gelişlerin soğuma yönünde gelişeceğine dair işaretler süratle artıyor.

Binlerce yılda bir gerçekleşen dünyanın manyetik kutuplarının yer değişimi, içinde bulunduğumuz yıllarda açıklanamayan bir şekilde ve hızda gerçekleşiyor!

Alemtaç'ın forumun diğer bir bölümünde alıntıladığı "Ekin Çemberleri" olayları yine içinde bulunduğumuz sürece ait son derece sıradışı bir fenomen, öyle değil mi?

Ve bu hususta son olarak, son günlerde haberlere yansıyan bir gelişmeyi hatırlatmak istiyorum: "Altıncı kitlesel yokoluş!" Google'da bu başlığı aratırsanız, son aylarda ve yıllarda bu konunun ne kadar ciddi bir şekilde tartışıldığını görebilirsiniz. Dünyada milyonlarca yılda sadece 5 kez gerçekleştiği tespit edilen kitlesel yokoluş süreci (doğadaki bitki ve hayvan türlerinin çok büyük ölçüde, hatta tamamen yok olmasına neden olan süreçler), içinde bulunduğumuz yıllarda hızla güçlü işaretler gösteriyor tekrar! Doğadaki bitki ve hayvan türlerindeki azalma inanılmaz bir hızla devam ediyor!

Bütün bunları hatırlatmamın nedeni, bu olayların giderek tırmanmasının ve önümüzdeki aylarda ve yıllarda kıyametimsi koşulların gelişmesinin son derece muhtemel görünmesidir. İnsanlar bu gelişmeleri giderek daha açık bir şekilde gözlemliyor ve dikkatlerini çekiyor. Ve eğer gerçekten de öyle olursa, hem siyasi/askeri/ekonomik/toplumsal bağlamda, hem de doğa olayları anlamındaki yıkım/dönüşüm süreçleri bu hızla artmaya devam ederse, insanların bir kıyamet sendromuna kapılması kesin görünüyor. Ayrıca kitlesel ölüm olaylarıyla da karşılaşabiliriz. Hem kendimizi, hem de bilgiye açık insanları bu konuda, yani "çok özel bir zamanda" (gerçekliklerin değişmesi sürecinde) bulunduğumuz konusunda uygun bir dille uyarmamız, hatırlatmamız gerekiyor. Bizim kıyametten anladığımız şey "eyvah, mahvolduk, bittik, herşey sona erdi!" diye saç-baş yolup kendimizi kahretmiz değildir. Bizler bunu dünyanın / insanlığın binlerce yıldır içinde bulunduğu trajedilerin artık sona ermesi için büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Ama o trajik durumdan nemalanan güçlerin de farkına varılması gerekiyor, çünkü onların bizim aleyhimize olan yıkıcı/yok edici faaliyetlerinin farkına varıp kitlesel olarak tavır almamız, üzerimizdeki kontrol güçlerini giderek azaltacaktır.

Yerel ve global siyaset dünyasında dönen olayların pek çoğunun en büyük amaçlarından biri insanların "kıyamet" / "fırtına" sürecine hazırlıksız yakalanarak travmaya kapılması ve böylece global karanlık güçlerin kontrol ve güdümüne razı olması zaten.

Kıyameti, yani Yıkım ve Dönüşüm Sürecini, niyet ettiğimiz "ilk filmde/prodüksiyonda" temel konu haline getirelim diye bir dayatmam yok, yanlış anlaşılmasın. Kısmi veya dolaylı bir şekilde de konu edinilebilir. Ama yaptıklarımızı neden yaptığımızı anlamamız konusunda hepimiz için bir iç-rehberlik unsuru olacaktır bu farkındalık. Pek çok insan, spiritüalist veya Ra-Kasyopya kozmolojisinin temel bilgilerine soğuk kalacaktır. Dünyada zaten bir sürü din ve ideoloji var belirli bir hayat anlayışı dayatan. İnsanların ciddi bir bölümü bu hususta yeni bir öğretiye sıcak bakmayabilir. Sadece dini ideolojiler değil, pek çok başka ideoloji de gerçeğe karşı fazlasıyla dirençli ve tepkilidir çünkü. O yüzden yeni bir öğreti / ideoloji propagandası yapma görüntüsü vermeyelim bence. Bunlara sadece kısmi/dolaylı olarak referansta bulunuruz. İdeolojileri, kabulleri, retleri ne olursa olsun insanları en çok etkileyen şey, kendi hayatlarında ve çevrelerinde olduğunu-bittiğini bizzat gözlemledikleri, yani inkarı pek mümkün olmayan şeylerdir ve biz de o yüzden yukarıda örneklediğim toplumsal ve doğal olaylardaki yıkım/dönüşüm sürecini referans alabiliriz gibi geliyor bana. Dikkatinizi çektiyse Laura ve ekibinin sitesi olan Sott.net'de hazırlanan videolar da o eksende. Çok fazla ideoloji propagandası yapmıyorlar, dünyada olan bitenleri gösteriyorlar ve bütün bu olan bitenle ilgili yorumlarının okunmasını öneriyorlar. Biz de bu örnekten şu veya bu ölçüde yararlanabiliriz.

Bizim insanlara ideolojiye benzer manada yapabileceğimiz en iyi, en reel sunumlardan biri, insanların psikolojik/ruhsal/bilinçsel manada ne durumda olduklarıyla yüzleştirici bilgiler olacaktır. İşte örneğin Gurdjieff'in, Mouravieff'in, Ouspensky'nin ve diğerlerinin "4. Yol öğretisi", insanların "düzen" karşısında nasıl bir bilinç hapishanesinde (matrix!) olduklarına dair önemli bilgiler içeriyor ve o hapishaneden nasıl çıkılabileceğiyle ilgili bir yol sunuyor. Kabul edelim ki, bu forumda yaptığımız tüm tartışmaları, ayrıca buluşmaları gerçekleştirirken ve hatta bahsettiğimiz bu film fikrini tartışıp somutlaştırmaya çalışırken bile hepimiz hala o bahsedilen hapishanenin içindeyiz. Zor durumdayız. Düzenin içindeyiz ve mağduruyuz. Gerçek manada iyi/normal bir durumda değiliz. Nasıl bir düzende, nasıl bir hayatta yaşadığımızı hergün haberlerden tekrar tekrar hatırlamak mümkün. Yani insanlara kalkıp da sanki biz çok uyanmış, çok bilinçlenmiş, aşmış durumdayız diye caka satamayız. Çünkü öyle bir durum yeterince mevcut değil "henüz". Mevcut durumun itirafı gibi olabilir. Gerçeğimizin hatırlanması, yüzleşilmesi, paylaşılması tonunda olmalı, ki işin gerçeği de budur zaten. Yaptığımız şey hem bizim daha fazla uyanmamıza, pozitiflik/sevgi konusunda gelişme ve disiplin kazanmamıza yardımcı olacak, hem de bu sürece iştirak etmek isteyeceklere bir teklif olacaktır. Kimseye birşey dayatmamıza gerek yok. Sadece ilgi duyanlar, anlamak isteyenler, soranlar, bilgi almak isteyenler gelsin. Sayımız yeterince arttığında, yeterince organize, disiplinli ve istikrarlı hale geldiğimizde, mesajımızı çok daha güçlü (tabi ki asla dayatma değil) bir şekilde vermemiz de mümkün ve gerekli hale gelecektir diye düşünüyorum.

Tüm bunları yaparken, yine de fazla öğretici/didaktik bir tavır takınmamamız gerektiği konusunda Ka'ya ve beyrutkapı'ya tamamen katılıyorum. Ben bazen o tona fazla kapılıyorum ama bu hususta kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Çok ağır olmayan, eğlenceli bir ton çok iyi olacaktır.

Şimdi şunu sorma gereği duyuyorum: film tamamen animasyon mu olmak durumunda? Yoksa animasyon ile gerçek hayat çekimlerini (fotoğraflar, videolar) birleştirme imkanı (ve isteği) var mı? Bu konuda senin içinden geçen nedir Ka? Bu ilk yapımın tamamen animasyon olmasını mı arzuluyorsun? Öyle istersen, öyle olmasında bir sakınca yok benim için. "Haber" niteliğindeki fotoğraf ve videoları bir başka yapıma saklarız o zaman.

Hatta Kasyopyalıların ve Laura'nın tavsiye ettiği 4. yol öğretisine paralel, bireysel sorgulama, uyanış, kişisel gelişim niteliğindeki çalışmalarımızın tanıtımı ve desteklenmesi için belki drama tarzı oyunlar içeren videolar bile hazırlayabiliriz eğer çalışmalarımız o derecede organize bir yöne doğru ilerlerse, ki bu harika olurdu. Ama henüz bu konuda çok acele karar almaya gerek yok sanırım.

Sıraladığın (ve ekleme/çıkarma yapabileceğimizi söylediğin) potansiyel konu başlıklarına, bu mesajımda sunduğum görüşlere dair geribildirimlerinizi aldıktan sonra somut önerilerimi sunabileceğim.

Ka

#42
Bozadi dostum çok güzel yazmışsın bir çırpıda okudum. Bana sorarsan kafandaki yaklaşım çok doğru. Beşer olandan referansla insanlarla iletişime geçmek çok daha kolaydır ve elbetteki gerçek fotoğraf ve referanslar olmalı diye düşünüyorum. Bu anlamda sirius belgeseli. down the rabbit hole, i pet goat gibi yapımlarada tekrar bakmak lazım. Birde söylediğin "mevcut durumun itirafı" çok güzel bir laf aynen bu olmalı, olana birşey katmadan sadece gözler önüne sermeliyiz. Birde bu kısa bir film olmalı 10dk yı geçmemeli. en çok paylaşılan tüm videoları incelediğimizde aslında en çok dünyayı gezen filmlerin kısa ve hızlı kurguya sahip olduğu bilinir. Bir bebeğin ekrandan gözünü alamamasının sebebi 2sn-5sn de bir ekrandaki imajın değişmesidir. MTV tarzı kliplerde olduğu gibi. Bu yüzden bu filmi bir reklam filmi mantığında hızlı ve güzel bir temposu olan, ünlü bir seslendirmeci ile ve güzel müziklerle altyapısı olmalı. izleyene minimum zamanda maximum bilgiyi iletebilmeli. Yani zevkle izlenen bir RAR. dosyası gibi olmalı film. tabi yeryer durağan ve  nefes alan yerleride olmalı. Bu arada animasyondan kastım yapabilinecek kısıtlı imkanlarda bir animasyon olmalı, pixar veya dreamworks tarzı birşeyin yapımı tek kişi için 10yıldan fazla sürer.
Sadece olan durum bir izahatı tatlı dille anlatmak. Asıl önemli olansa insanların birbryle paylaşacak kadar filme yakın hissettirmek. Bu işin ilk küçük adımı festivallerse geri kalanı sosyal ortamda paylaşılması olacaktır.
Benim aklıma ilk gelen sincity tarzında birşeyler olabilir. Olayın ciddiyetini anlatmak için... bilemiyorum daha işin analatım diline geçmeye daha çok var.

Dediğin gibi bir film en önemli kısmı pre-production dır. Yani ön hazırlık. Bence ne zaman biz hazırsak filme ozaman başlanmalı. Çokda fazla işi yaymadan şuanki tempomuz güzel bence. gerekirse 1yıl sürsün bu tartışmalarımız ve hazırlık süreci sonunda güzel şeyler çıkacaktır. Film bence hazır olduğu zamanı kendi seçecektir.
Bir deneyden bahsetmek istiyorum sanırım ingilterede neospirutalizm deneylerinde, bir grup aylar boyunca olmayan birisi hakkında beyin fırtınası yapıyorlar ve birkaç ay sonunda bu hayali kişi hakkında tüm hayatını düşünüp yazdıklarında bir celse yaparak bu kişiyi çağırıp konuşuyorlar. Söylemek istediğim şu eğer yeterince bu fikre enerji aktarırsak filmi bilinçi bir enerjiye dönüştürebiliriz.
Lauranın bahsettiği 4.yol öğretisi konusunda bilgim çok az, paylaşabileceğiniz birşeyler varsa okumayı çok isterim.

 

Alemtac

#43
Önerileriniz bölümünde, belgeseller ve videolar başlığı altında Bozadi'nin paylaşmış olduğu 4.yol öğretisini, 1. sayfadan itibaren izleyebilirsin Sevgili Ka :)
 

KUTİ

#44
sirera  ka ya sormuşsunuz alfa kanalı nedir diye,ka da muhtemelen sadıklar planınında geçiyordu diye bahsetmiş....

benim bildiğim kadarıyla "sadıklar planında" geçmiyor, geçtiği yer yine ergün arıkdalın merkezinde kaldığı ve "sirius misyonu celseleri"
diye geçen  toplam 20 adet olduğu rivayet edilen fakat hali hazırda 9 celsesi bulunan bilgilerde geçiyor...sizin merakınıza istinaden aşağıya 4 nolu celsede bahsi geçen bilgiyi aktarıyorum. alfa tipi bilgi diye bahsedilen İbrahim den başlayıp islam peygamberine kadar giden devreden bahsediliyor anladığım kadarıyla....



"Elinizde mevcut, özellikle 3500 yıldan beri insanlara kendi kapasitelerine göre bilgi veren ve sizlerin mitolojide Tanrılar olarak ifade etmiş olduğunuz, Alfa tipi elektron bilgisi taşıyan varlıkların görevi bitmiştir. Onların size bırakmış olduğu bilgi, sizlerin enerji yoğunluğunuzu arttıracak düzeyde değildir.

İnsanlık, bütün çirkin manzarasına karşın, elektronik enerji seviyesini, maddenin elektronik seviyesine bağlı olarak genişletebilmiştir. Ve bu bakımdan yeni çağın bilgiside bir mecburiyet olarak verilmiştir.

Yeni çağın bilgisi, hiç süpheniz olmasın ki,Alfa sınıfı bilgiyi değiştirecektir. Bu gerçekten sizde olan bir değişim değildir. Dünyanızın bütün noktalarında olan bir değişimin sonucu kendi sisteminize doğru yayılan, sisteminizden size doğru dalga dalga gelen elektron oklarının, nihayet düşük seviyeli enerji kalkanlarını parçalayıp içeriye sızmalarından doğmuştur" .....diye gidiyor



benim bozadi yesoracağım bi konu vardı onu sonraya erteliyorum mevcut konunun hızı kesilmesin diye....
ka nın da tgurun dediği  gibi yüksek benliklerimiz tarafından sevk edildiğini düşünüyorum elbetteki teklifi bir tesadüf değil...yalnız tgurunda belirttiği gibi yapılacak olan işin bu forumun ihtiva ettiği enerjiyede bir yığın şuursuz varlığı çekmesinden ve bu ortamı yolgeçen hanına çevirme olasılığından daürkmüyor değilim...aslında yazacak çok şey vardı aklımda fakat misafirim var ve onunlada ilgilenmem gerekiyor...hepinizi sevgiyle selamlıyorum