Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

SPİRİTÜALİZM VE EMEK

Başlatan Alemtac, 04 Temmuz 2014, 17:58:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

Spiritüalizm ve Emek Çelişkisi


Tarih: 04 Temmuz 2014 | Yazar: Murat Tali

Spiritüalizm farklı içerik ve yaklaşımlarla insanları; zenginlik, bolluk, bereket, dilediğini yaratma, sırra erişme, dertlerden kurtulma, hayatı karanlıktan pembeye çevirme gibi maddi dünyayı besleyen tanımlarla büyütmeye devam ediyor.

Diğer yandan da var olan her şey olması gerektiği için olmakta öğretisi ile de klasik Hint kast sisteminin daha modernleşmiş bir hali ile yoluna devam etmenin farklı bir yöntemini de bulmuş durumda...

emek ve sermayede para

Aslına bakarsanız spiritüalist düşünceler internetin yayılması ile artmaya başladı ve insanlar kimi zaman sözcüklerle kimi zamanda uzun uzun yazılarla bu dünyada yerini almakta. Bir ev kadını, bir tekstil çalışanı, bir işsiz hatta okuma yazması az olan insan bile sanal dünyanın yardımıyla spiritüalizm içinde de kolaylıkla yer alabiliyor ve burada sesini duyurabiliyor en azından hoşuna giden paylaşımları beğenerek, yorum yaparak ve kendi dünyasında paylaşarak.

Bir adım daha ilerisi, yaralı kadınlar ya da adamlar diyeceğim, onlar da arayışlarında bu dünyayı kullanarak sürekli boşluğunun yanıtını aramakta ve hüsrana uğrayarak sorunu yine spiritüalist yaklaşımlarda bularak bir sonraki adımını atmaya çalışarak yoluna devam etmekte.

Tüm bu olanlara bakınca spiritüel akımlar ya da bu dünya içinde var olmaya çalışanların tamamı sürecini ikili ilişkiler ve maddi dünya ile yürütmeye çalışmakta... Bütün bunlar olurken gözden kaçan bir şey var yoksul halklar, işsizlik oranları, gelir dağılımındaki adaletsizlik, yok pahasına özelleştirilen işletmeler, artan kurlar, düşen gelirler, ay başını getiremeyen aileler, bozuk olan eğitim sistemi, sağlıktaki adaletsizlikler, devletin hizmet alanındaki çift taraflı tavırları (ücretsiz dediği her şeyin karşılığını alması; sağlık ücretsiz deyip, muayene ücreti tahsil edilmesi, eğitim ücretsiz deyip, binlerce lira kayıt parasının alınması gibi), adalet sistemindeki çarpıklıklar, liste uzayıp gider fakat farkındalık içinde yanıp tutuşan ve sürekli olarak farkındalığı öne çıkartan spiritüel bilgeler bunların hiçbiri ile ilgilenmez. Pekte umru değildir çünkü dersler vardır ve derslerin sonuçları vardır. Kişiler kendi gerçekliklerini yaratırlar, yaratımda sorun olduğu için onlar fakirler ve yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar, öğrensinler işte The Secret ( Sır) kitabı da yayında okuyup yolunu bulsun ve kaynağını yaratsınlar...

emek ve isci sinifiBu dünya emekten yana tavır almamıştır hiçbir zaman. Sömürü, yoksulluk onları ilgilendiren bir gerçeklik değildir, çünkü herkes kendi dersini tamamlamaya gelmiştir fakat diğer yandan da evrende var olan her varlık ile BİR olmaktan bahsedip, gördüğü herhangi bir durumda kendisinde içselleştirip aynalık tabiri ile kendisine dönmekte ve içindeki kötülüğü boşaltmaya çalışmaktadır. Anlayacağınız çelişkiler yumağının iki ucu da kendisini sarmaktadır spiritüalizmin bizdeki yansımalarında. Temel hedef kişiyi büyütmek ve geliştirmek gibi görünse de asıl olan parçanın yaralı olması ve tamamlanmamış olmasını görmezden gelmek atılan adımların yetersizliğini her zaman hissettirmektedir insana.

Dünya geneline baktığımızda da benzer şeyler var, Kryon gibi gelen mesajlar, kişisel gelişim ile ilgili yazılan tüm kitaplar, kendini gerçekleştir, gör değiştir, zıpla, kuantum geliş, farkında ol, dönüş, sırra vakıf ol, nefes al, para ver diyerek kendi realitesini büyütmeye devam etmektedir. Yoksul halklar için ve dünya üzerinde sürekli büyüyen açlık için bu kesimin herhangi bir çaba harcadığı görülmemiş ve işin ilginç yanı doğru düzgün bu konular ile ilgili yazılarda yazılmamıştır. Öyle ya seçimlerimizi yaşıyoruz ve bu yaşam modelini bizler seçtik ya da her canlı kendi yaşam modelini seçerek geldi. "Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), dünya nüfusunun en zengin yüzde birlik kesiminin toplam gelirin yüzde 40#8242;ını, gelir tablosunun en altında yer alan yüzde 50#8242;lik kesimin ise toplam gelirin yüzde birini aldığı ortaya çıktı (www.dunya.com)." Böylesi bir yaşam içerisinde iken neden tüm dünyadaki spritüeller bu dağılımdaki adaletsizlikten söz etmezler sizce, sanki tüm bu öğretiler yüzde 1'lik zümre tarafından finanse edilen bir halde kendini gerçekleştiriyor. Ufak tefek sırlar ve öğretiler veriliyor; bakın bizim gibi olabilirsiniz, buna fırsat veriyoruz fakat diğer yandan da daha fazla kazanç için daha çok insan öldürmeye devam ediyor.

Gelir Dağılımı Türkiye

Sizce spiritüel olmak gerçekten evrende var olan bu gerçekliğe kulak tıkamak, göz kapamak ve dili susturmak mıdır? Yani üç maymunu mu oynamaktır spiritüalizm yoksa gerçekliği her yerde herkese fark ettirmek midir? Karar sizin, uyanan ve aydınlanan sizsiniz, farkında olup değiştirecek olanda. Bir tek şeyi görün, bir dönüşüm ve değişim gerçekleşecekse eğer ve hayal ettiğiniz cennete ulaşılacaksa bu dünyada var olan tüm insanlık ile mümkün olacaktır.

Yoksulluk ve açlık Afrika'da, Asya'da, Amerika'da, Avrupa'da, Ortadoğu'da ve diğer coğrafyalarda devam ettikçe onların bilinci evrene yayıldıkça sizlerin düşleri sadece onların düşlerinden eksik kalan birkaç fazla dilim ekmek ile beslenip gerçekleşecektir.

Aydınlanmanın ve farkındalığın bütünün hayrına ve bütünle olmasını dileyerek. Emeğin hakkının verildiği, sömürünün son bulduğu, bilenlerin bilemeyenlere emeği ve artı değeri anlattığı ve özgürleşmenin yolunun tüketmeden üreterek ve birleşerek olduğunun bilindiği bir dünya için yaşasın gerçeklik ve emek...
 

Arulnool

#1
Bu tip eleştirel yazıları çok seviyorum şahsen. Kişi kendini ve yolunu daha iyi tanıyabiliyor. Aynı zamanda eksiklikler daha bi gün yüzüne çıkıyor. Acaba emekçi ve sosyalist spırutualizm diye yeni bir akım mı varetsek:) Şaka bir yana ne olunmaması gerektiğini anlatan düşündürücü bir yazı bana göre. Paylaşım için çok teşekkür ederim sevgili alemtac
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Alemtac

#2
Aslında, geçek anlamda siprüalist olan sosyalisttir demek istiyorum da yanlış olur gibi...yani sınıflandırmak anlamında...kendimizi bir sınıfa sokup katagorileştirmeyeyim :) Değer verip okduğunuz için teşekkürler Sevgili Arunool.
 

beyrutkapı

#3
ilginç bir yazıymış sevgili alemtac.
bence de herhangi bir kategoriye gerek yok. Spiritüalizm ile ilgilenen ve bh yolunu tercih etmiş birinin başkalarının acılarına yada dünyadaki adeletsizliğe seyirci kalması zaten çok zor. sanırım yüzyıllardır dünyada bitmeyen bu adeletsizliğin ve bunca acının nedenleri arasında hepimizin bildiği etkenler çok önemli. dünyanın bir kh ortamı olması ve maalesef 4. yoğunluk manipülasyonuyla birliktede var olan bilgi üzerindeki bozucu etki. dünya tarihi boyunca pek çok insan bu döngüyü kırmayı denesede başarılı olamadı. zira çok önemli bilgi eksiklikleri vardı. buradan sosyalizm meselesine zıplayacak olursak; şimdiye kadar hep sol diyebileceğim çevrelerde bulundum ve kendimi hep sola yakın hissettim. dünyadaki tüm adeletsizliklere ve yoksulluğa solun çok daha duyarlı olduğunu yada en azından böyle gözüktüğünü biliyoruz. ancak niyetler ne kadar iyi olursa olsun, bilgi eksiğiniz varsa ve yeterince donanımlı değilseniz bu dünyada geleceğiniz tek yer karşı çıktığınız şeye dönüşmek olacaktır.
 kapitalizmden, uluslararası dev şirketlerden, dünyanın kanını emen, başkalarının yoksulluğu ve ölümü üzerine saraylarını kuran küçük azınlığa duyduğumuz öfkeyi, kendine solcu yada sosyalist diyen herhangi bir kişiyle paylaşabiliriz. ama o kişiye 4. yoğunluk
 etkisinden, dünyadaki manipülasyonun çok daha derin ve tarihsel kökenlerinden bahsedecek olsam, acaba ne düşünür söylediklerim hakkında? işin ilginç yanı dünyaya çok daha kaderci ve rahat bakan bir sağcının aksine solcu biri için spirütüalizm çok daha uzak bir kavramdır. zira bir zamanlar benim inandığım gibi bir solcu genelde ''bilimsel'' adını verdiği kendi dogmatizmine inanmaktadır. tüm bunlara rağmen elbette solcu yada sağcı diye kategorize edeceğimiz herhengi bir insan ve üstelik bu konularla hiçbir ilgisi yokken bh olarak çok daha kutuplaşmış olabilir. ilerlemenin herhangi bir yolu yada reçetesi olmadığını biliyoruz. ne kadar insan varsa o kadar yol var.
konu uzadıkça uzayacak, özetle sevgili alemtac; sanırım evrensel planda tüm acılara ve haksızlığa rağmen her şey olması gerektiği gibi oluyor. biz kabul etmekte zorlansakta böyle ve klişeleri klişe yapan doğruluk payları ;))
 

Alemtac

#4
Sizi görmemiş olmama rağmen, kardeşim Bozadi ile konuşuyormuş gibi yakınlık hissediyorum. Çoğu fikriniz bana uyuyor...

Evrensel plan yolunda işlemeye bırakılsa, keşke müdahale edilmese; pasifik okyanusunda ardarda meydana gelen yüksek ölçekli ve genellikle yerleşim alanlarından uzak olan depremlerin doğal bir süreçte olmadığı hissini duyuyorum. İnsan neslinin çok fazla olduğu ve gıdaların bu nüfusu beslemeye yetişemeyeceği göz önüne alınarak; gdolu, sentetik gıda, laboratuarlarda üretilen yeni nesil mikropların, gıda olarak alınan hayvanlardan insana geçen ölümcül hastalıkların ve daha bir çoklarının ortaya çıkış nedenlerini söylemeye gerek yok sanırım.

Her ne kadar buzul çağının geldiğini kabul etmek istemesem de, buzul çağına geçişte yiyecek bulamayacağımız meydanda...kim bilir arap baharı, filan baharının oluşma nedeni budur, terörizmin, etnik ayrışmanın nedeni budur?
 

beyrutkapı

#5
yanlış hatırlamıyorsam, yeryüzünde bulunan boyutlararası geçiş kapılarından en büyüğü ortadoğuda bulunuyor. sanırım pleiades öğretilerinde böyle bir cümle geçiyordu. tüm büyük dinlerin ortadoğuda çıkması ve tarih boyunca bölgenin hep karışık olması, böyle bakınca anlamlı duruyor. ayrıca şuanda gittikçe ortadoğunun karışıyor olmasının, yaklaşan dalga ve büyük değişimlerle ilgili diye düşünüyorum. celselerde buna değinilmişti, dalganın  yaklaşması ve aslında başlayan tüm değişimler özellikle yüz yıllardır dünyayı kontrol edenler üzerinde müthiş bir baskı yaratıyor. neredeyse bir cinnet hali yaşıyor insanlar. ve biliyoruz ki, değişimler arttıkça çok daha fazla insan bu cinnet haline çekilecek belki, insanlar olacakları doğru yorumlayamayacaklar bilgi eksikleri nedeniyle.
tüm bunlara hazırlanmak gerek elbette. ama şunu belirtmek isterim ki normal koşullarda dünyada 14 milyar insana bile yetecek kadar kaynak var. ve bu çok zor bir iş de değil. amaç dünyada korku, kaos ve kaygının hüküm sürmesi. bu düzen 4. yogunluk kh ile yakından ilişkili.
yine celselerde önerilen yarından sonra filmini referans alırsak iklimsel değişiklikler ve bizim gözümüzde yıkımlar beklediğimizden çok daha kısa süre de olabilir. bu batasıca düzen gerçekten batacak. çok fazla kaygıya düşmeden belki bizimde bir grup işbirliği içinde hazırlanmamız gerekli. sanırım hiç birimiz showu kaçırmak istemeyiz. bu nedenle forumdaki birliktelik ve çalışmalar sandığımızdan daha da önemli olabilir.
eğer olacak olan olacaksa, elimizden gelenin en iyisini yapıp bakmak gerek, neler olacak...
 

Alemtac

#6
Birkaç dalga geldi geçti, çevremize ve dünyada olanlara bakarak anlaşılır bir durum. Dünyanın manyetik alanının değişimide büyük bir dalgadır diyebilir miyiz bilemiyorum? Manyetik alan değişikliği nedeniyle zayıflayan kalkan, güneş patlamalarına karşı eskisi kadar güneşin ekisinden dünyayı koruyamıyor. Güneş ışınları eskisinden 10 kat daha zararlı...Buna bağlı olarak kutuplardaki kayma nedeniyle mevsim değişikliklerinin meydana getireceği zararı fazlasıyla flora ve habitatlarda göreceğiz diye düşünüyorum, ayrıca su kaynakları...zaten heslerle mücadele ediyorduk. Hesler çevre bitki örtüsü ve bitkilerle beslenen hayvan cinslerinde azalma yaratan en büyük etkenlerden biridir. Bir önceki yazımda dediğim gibi, evrensel plan yolunda işlemeye bırakılmıyor...zaten değişecek olan çevreye insanlar fazlasıyla destek veriyor. Hazır olmamız gerekli...Olaylar gözlerimizin önünde olurken geç kalmaktan başka endişem yok şu anda :)
 

beyrutkapı

#7
gelen dalga geçtiği her yerde frekans aralığını değiştiriyor. mezun olabilecekler için bu bir üst yoğunluğa geçmek anlamına geliyor. yine kasyopyalılardan öğrendiğimize göre bu sefer kometler dalganın önüne düşüyor ve dalga gelmeden önce dünyada afetler ve felaketler olarak tanımlanabilecek bir dizi yıkım görecek insanlık. bir de ikiz güneş meselesi var. onunda yaklaşan etkileriyle sahneye çıkmasını bekliyoruz bu dönemde.tüm bunların sonucunda dünyanın 3. yoğunluk bir gezegen olması kısa süre için mümkün olmayacak. ve bu büyük gösteri sırasında bazılarımız 5. yoğunluğa hızlı bir geçiş yapacak ;)) yine en son celsede öğreniyoruzki abd üzerinde zayıflayan dünyanın manyetik alanı rusya üzerinde güçleniyor. tüm bunlar celselerden öğrenebildiklerimiz. tüm bu küresel iklim değişiklikleri dahil aslında geçmişte belli periyotlarla gerçekleşiyordu zaten. ayrıca ironik belki ama küresel ısınmanın sonucu büyük çaplı bir küresel soğuma olacak. aynen geçmişte olduğu gibi.
yani evrensel plana müdahale söz konusu değil. bir önceki yazımda da anlatmaya çalıştım, her şey olması gerektiği gibi oluyor. ayrıca yanılıyor da olabilirim ama 4. yogunluk yada başka herhangi bir kendine hizmet grubunun evrensel plana müdahale edebileceğini hiç sanmıyorum. tek bir kişinin özgür iradesi için bile bu kadar rahatça müdahale edemeyen kendine hizmetin evrensel plana müdahale edebilmesi çok zor. dünyadaki tüm iklim değişimlerinin nedeni ise aslında geçmişte olduğu gibi yine bir buzul çağına giriyor oluşumuz. burada yanlış olan ve bence evrensel açıdan yanlış olan değişikliklerden ve felaketlerden çok insanlığın dünyayı evi olarak değilde, sömürülecek bir yer olarak görmesi. bir ibadethaneyi ticarethaneye dönüştürmeye benziyor bu. gerçekten kutsal olanla ilgili insanlığın fikirleri neredeyse şizoid ve hastalıklı. bizim faaliyetlerimizin küresel ısınmaya yol açtığı fikri de başka bir manipülasyon. hele şimdilerde çevreciliğinde önemli bir ticari teşebbüs ve pazar imkanı doğurduğunu görürsek, ne demek istediğim daha anlaşılır olur belki. biz dünyayı başka bir anlamda yok ediyoruz sevgili alemtac.
bir çok şey bir arada ve hiç olmadığı kadar birlikte gerçekleşiyor ve gerçekleşecek. haklısın, tüm bunlar olurken 5. yoğunluğa hızlı bir geçiş yerine gösterinin tadını çıkarmalı ;)
belkide dünyada olmanın en anlamlı olduğu dönemdeyiz şuan, kendimizin ve genel farkındalığın artışına dair bir şeyler yapabilmek bence çok önemli. eğer daha önce anlaşmış ve karar vermişsek, başka bir çok hazırlık grup tarafından da yapılacaktır elbirliğiyle. beklenti içinde olmadan çalışmak, bize düşen bu sanırım.
 

Alemtac

#8
Evrensel plana müdahale konusunda haklısın beyrutkapı, kimse izin vermez...yanlış algımdan kaynaklanan yanlış ifade edişim: evren derken dünya üzerinde olan bitenleri düşünerek yazıyordum :/

30.11.2011-http://www.nasa.gov/topics/earth/features/2012-poleReversal.html
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=226&whichpage=17