Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#30
Kafatasının içindeki, tüm elektrokimyasal nöronal faaliyetlerden sorumlu, fiziksel ve biyolojik bir cevherdir beyin. Akıl ise, inanç veya istek gibi zihinsel öz niteliklerle ilgili görülmüştür. Bazı görüşlere göre akıl beyinden bağımsız bir şekilde vardır. Tıpkı ruh gibi. Bazı teorisyenlere göre ise, akıl bir bilgisayar yazılımına, beyin ise donanımına karşı gelmektedir.

Gözler de aklın bir yansimasi midir? Düşüncenin olmadığı yerde boş boş bakarız, ya da anlamadığımız zaman :) Gözlerin içine bakarım dedim ya; yani göz temesı kurarım...Göz teması ve yüz ifadeleri önemli sosyal ve duygusal bilgi içerir; insanlar, bazen farkında olmadan karşısındakilerin gözlerine ve yüzlerine olumlu ya da olumsuz ruh halini anlamak için bakar. Bazı durumlarda gözlerin karşı karşıya gelmesi güçlü duygular doğurur.

Dünyanın bazı bölgelerinde, özellikle Doğu Asya'da göz teması farklı uluslardan kişiler arasında yanlış anlamalara yol açabilir. İşteki amir ya da yaşlılar ile doğrudan göz teması kurmak ve bunu sürdürmek, sizin saldırgan ve kaba olduğunuzu varsaymalarına neden olur. Beni de hemen işten atarlar :))

Gözlere bu kadar çok bakınca insanlarda ki göz kırpmalarınında nedenlerini algılıyabiliyorum. Tamam gözü korumak için her birimiz dakikada 24 defa göz kırpıyoruz ama o degil söylediğim. İnsanlar kızgın oldukları, yabancılarla veya kendilerinden mevkice daha yüksek biriyle konuştukları zaman daha sık göz kırparlar. Mahkemelerde nazarların çevrildiği şahitler de normalden daha fazla gözlerini kırparlar. Utandırıcı bir durumda veya hususi sorulara maruz kalındığında görülen hissî göz kırpmaları ise, mevcut durumdan geçici bir süre için de olsa uzaklaşma gayesiyle yapılır.  Eğer kasten göz kırpmamaya çalışırsak (ki bunun süresi en fazla birkaç dakikadır) neticede normalden daha fazla göz kırpmaya başlarız.






 

Alemtac

#31
Bir de gözden gelen nazar vardır...Aslında bu negatif enerji göndermektir. Özellikle mavi gözlü insanların nazarının değdiğine inanılır. Benim şimdiye kadar kimseye nazarımın değdiğini söyleyen olmadı, çünkü bakarken niyet önemli. Doğuda mavi gözlü insan sayısı az olduğu için boyle deniyor, oysa çoğunlu mavi gözlü olan Batı ülkelerinde kahverengi gözlü kişilerden nazar geldiğine inanılır. Hep güzellikleri görüyorsan, güzellikleri diliyorsan, hiçbir negatif enerji oluşturmuyorsan gözlerinden de güzellikler akar. Güzel gören güzel bakar derler. İnsanlarda ki niyetleri de anlarım, gözleri söyler. Ağzı gülen ve gözleri gülemeyen insanlar...Ağzı başka söyler, gözleri başka...Gözler yalan söylemez.
 

Alemtac

#32
Dün gece rüyamda Ahmet Maranki'yi dinliyordum; kozmik beslenmeyi anlatıyordu :)) Sevgili Mordevrim'in ilettiği haberden etkilenmişim :) Bu sabah uyanınca Maranki'nin sayfasına girdim, kozmik beslenme değilmiş, kozmik beden temizliğiymiş :))) Bundan almam gereken şey hemen bedenimi temizlemem gerektiği.

işin güzel tarafı bence şu: yaşasıııınnn rüyalarımı hatırlıyorum artık :) bekleyin dostlar ben ve rüyalarım geliyooooorr...

Canım dostum Pınar'a bana verdiği destek ve gösterdiği yöntemler için de ayrıca teşekkür ederim. Her konuşmamızda neredeyse " neden görmüyorum, neden hatırlamıyorum " diye ekşimelerime katlandığı için :)) teşekkür ederim.

yaa, birde gorduğüm: ikizimmiş, bir adam...bana diyor ki " kardeşim bak çabuk bak 1000 saklanıyor " soruyorum " 1000 ne ki? " " bir varlık " diyor. Hayır olsun.
 

Pınar

#33
"Ben rüyalarımı hatırlıyorum.Ben rüyalarımı en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum.":)) Telkinler işe yarıyor.Bilinçaltına ver emri, gerisine karışma.Seviyorum bu bilinçaltını ben.:)))))Onu doğru emirler vermekle yükümlü olduğumuzu bir kez daha anlıyorum böylece, bunun için sana teşekkürler sevgili Alemtaccım.:)))

ben sevgiyim,
ben huzurum,
ben sağlıklıyım,
ben bolluk ve bereketim,
ben neşe ve kahkahayım,
ben Tanrı'nın istediği saflığım.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#34
hay şu gözünü sevdiğim google, ne arasan buluyorsun: 1000 denilen varlık yazdım ve karşıma çıktı...
 

Alemtac

#35
Dün gece rüyamda çooook ders çalıştım :) bildiğimi zannettiğim şeyleri yeni baştan öğrendim. Yeri geldiğinde ortaya çıkacaklar :))
 

Alemtac

#36
burası rüyalar oldu artık :)) iyiki hatırlamaya başladım !! Ama bu çok ilginç geldi bana...bir karakter defeteri varmış, oradan seçip ama tek başımıza değil, bilge bir kişiyle beraber karar veriyormuşuz. Önceki hayatlarımızda yaptıklarımıza göre irdeleyip, bu seferki hayatımızda nasıl bir karektere sahip olmamız gerektiğine ve görevimizin ne olacağına göre birlikte karar veriliyormuş. Yani burada görevimiz belli, verdiğimiz derse gore neler eksik, hangilerini tekrarlıyacağız oda belli, bir de bunlara göre karekter belirliyoruz. Bizim bildiğimiz gibi isimler yok defterde, mesela sadece inatçı, sevecen falan yazmıyor. Sumperolist gibi bir isimdi benim ki :))
 

Alemtac

#37
Dunya'mızı ne kadar çok seviyorum !! Ve bu dünyada yaşadığım için okadar mutluyum. Adımın anlamı Samanyolu demek miş. Alem'in Tacı yani Dünya'nın Tacı diye bilirdim. Bir gün arkadaşlarla oturuyoruz, yaşlı bir adam geldi yanımıza..selamsız sabahsız. Oturdu anlatmaya başladı kendinden..Alahalah diyorum, ne oluyor bu adam da geldi, sorduk mu ne olduğunu. O sırada gelen arkadaşların birisi tanırmış, yaşlı amcayı. "Oooo, falanca amca nassın görmiyeli" bir muhabbet..meğer iyi biriymiş. İzlemedeyim, her zamanki halimle :) Sonra bana döndü gözleri amcanın " adın" dedi, irkildim, " Alemtaç" dedim, "anlamını biliyor musun?", " Dünya'nın Tac'ı" dedim. "Peki Dunya'nın Tacı nedir?" diye sordu. "Bilmiyorum", "Hiç düşünmedin mi", "Yooo","Samanyoludur, kızım", "Aaaa, öylemiymiş" ve başladı anlatmaya:

"Bir gece, Zeus ölümlü bir kadından yaptığı oğlu Herakles'i, farkettirmeden uykuya dalmış olan Hera'nın göğsüne koyar. Bebek Heracles, Hera'nın memelerinden akan sütü içecek ve böylece ölümsüz olacaktır. Fakat Hera gece uyanıp tanımadığı bir bebeği emzirdiğini farkedince onu fırlatıp atar ve boşalan memesinden çıkan süt de gece gökyüzüne fışkırıp akar. işte geceleyin gökte sönük bir ışıkla pırıldar halde gördüğümüz  Samanyolu denilen kuşak böyle oluşmuştur.Dünya'nın tacı Samanyoludur kızım".

Yani hera'nın memesinden fışkıran süt [:(]

 

Alemtac

#38
Allahalah, nerde bu sitemin guzel insanları...Herkes tatilde mi? Yoksa Pınar'cım gibi zihinlerini mi tatile çıkardılar :))
 

Alemtac

#39
Sumperolist: Tam kabul, olana teslimiyet, yaşananlara yorum katmadan olduğu gibi kabul eden, kabulden geçiren, kabul eden

Tüm kabulleri gerçekleştirdiğinde başka bir sıçrama yaşanır, başka açılımlar geçekleşir.

Vay be amma rüya görmüşüm !!!
 

Alemtac

#40
Antik çağda Grek filozofu Democritus (450–370 B.C.) geceleyin gökyüzünde görünen Süt Yolu denilen ışıklı bölgenin uzak yıldızlardan oluşuyor olabileceğine dikkat çekmişti. Aristo'nun (384-322 B.C.) düşüncesine göreyse, Süt Yolu büyük, birbirine bağlı çok sayıdaki yıldızın alevlenmesinden kaynaklanmaktaydı ve bu alevler dünya atmosferinin üst kısmında yer almaktaydı.

Arap astronom İbn-i Heysem (965-1037) Samanyolu'nun ıraklık açısını gözlemleme ve ölçme girişiminde bulundu; Süt Yolu'nun ıraklık açısı yoktu, bunun üzerine "bu, Dünya'dan uzaktadır, atmosfere ait değildir" diyerek Aristo'nun görüşüne karşı çıktı. İranlı astronom Birûni (973-1048) Samanyolu Gökadası'nın sayısız bulutsu yıldızlar yığını olabileceği görüşünü ortaya attı. İbn Bacce ise Samanyolu'nun pek çok yıldızdan oluştuğunu ve gözümüze sürekli bu şekilde görünmesinin dünya atmosferindeki kırılımdan kaynaklanıyor olabileceğini ileri sürdü.İbn Kayyim El-Cevziyye (1292-1350) Samanyolu Gökadası'nın sabit yıldızlar feleğinde bir araya gelmiş çok sayıdaki küçük yıldızlardan oluştuğunu ve bu yıldızların gezegenlerden daha büyük olduklarını ileri sürdü.

Samanyolu Gökadası'nın birçok yıldızdan oluşmasının ilk kanıtı Galileo Galilei'den geldi. 1610 yılında Samanyolu Gökadası'nı bir teleskopla inceleyen Galileo Galilei bunun çok sayıdaki yıldızın bir araya gelmesinden oluştuğunu farketti. 1750'de İngiliz astronom ve matematikçi Thomas Wright "Evrenin orijinal bir teorisi ya da yeni hipotezi" adlı eserinde gökadanın Güneş Sistemi'ne benzer tarzda, fakat daha büyük ölçekte, kütleçekim gücüyle birbirlerine bağlı çok sayıdaki dönen yıldızlardan oluşmuş bir kitle olduğu görüşünü ortaya attı. Bunun sonucunda bu düşünceye göre, sözkonusu yıldızların oluşturduğu ve bizim de içinde bulunduğumuz bu disk, bizim gökyüzüne bakışımız açısından, bize gökyüzünde Süt Yolu olarak görünüyor olabilirdi.

Aşağıdaki çizim, Samanyolu'nun üstten görünüşüdür. Bu çizim için kanıtlar aşağıda sunulmuştur. Güneş, yaklaşık 90.000 ışıkyılı çapındaki bu tipik çubuklu sarmal gökadanın 200 milyar yıldızından yalnızca birisidir.

http://img17.imageshack.us/img17/1433/syolu11.gif
 
Haritada sarmal kollar için kullanılan en yaygın isimleri kullandım. Fakat arada sırada, sarmal kollar için kullanılan başka isimler de görebilirsiniz. Bu isimlerden bazıları aşağıda listelenmiştir.

 
Yaygın Adı   Diğer Adı      
Cetvel Kolu   3 Kiloparsek Kolu      
Kalkan-Güneyhaçı Kolu   Erboğa Kolu      
Yay Kolu   Yay-Karina Kolu      
Avcı Kolu   Yerel Kol      
Kahraman Kolu   -      
Kuğu Kolu   Dış Kol   
 
Avcı Kolu'nun aslında önemli sarmal kollardan biri olmayıp, yalnızca Yay ve Kahraman kolları arasında yer alan bir gaz ve yıldızlar uzantısı olduğuna dikkat edin.

Şurası belirtilmelidir ki, kolların arasında da neredeyse kollardaki kadar yıldız bulunmaktadır. Sarmal gökada kollarının böyle göze çarpmalarının sebebi, en parlak yıldızların sarmal kollarda yer almasıdır. Kollar, sarmal gökadalardaki en önemli yıldız oluşum bölgeleridir ve önemli bulutsulardan çoğunun bulunduğu yerlerdir.

Samanyolu'nun Biçimi - Kanıt
Gökadamızın sarmal yapısını haritalandırmak için kullanılan iki geleneksel yöntem vardır. Birinci yöntem, gökada düzleminde sarmal kollarda artış gösteren nötr hidrojen (HI) yoğunluğunu incelemektir. Bu yöntem, ilk olarak 1958 yılında Jan Oort, Frank Kerr ve Gart Westerhout tarafından denenmiştir. Bu ekip, gökada sistemini Hollanda ve Avustralya'da yer alan radyo teleskopları kullanarak, sarmal bir bulutsu gibi incelemişlerdir. Haritalarının ilk sürümü (tamamlanmamış olarak solda) sarmal kolların birçok bölümünü gösteriyor. İkinci yöntem, genellikle sarmal kollarda oluşan dev HII bölgelerini (iyonize olmuş hidrojenden meydana gelen parlak bulutsular) işaretlemektir. Bu yöntem, Yvonne ve Yvon Georgelin tarafından 1976 yılında denendi. Ekip, gökadamızın HII bölgeleri ile belirlenen sarmal yapısını inceledi. Haritaları onlara, sarmal kolların nerelerde yer aldığını belirleme imkanı sağladı.
 
Samanyolu'nun nötr hidrojen ile haritalandırılması konusundaki yeni bir çalışmayı (yalnızca dış kısımlar olsa da) görmek için, Levine, Blitz ve Heiles'in 2006 tarihli "Hidrojen ile Dış Samanyolu'nun Sarmal Yapısı" çalışmalarına bakınız. Samanyolu'ndaki HII bölgelerinin yakın tarihli bir haritası için, Delphine Russeil'in 2003 tarihli "Yıldız Oluşum Kompleksleri ve Gökadamızın Sarmal Yapısı" çalışmasına bakınız. Bütün bu değişik haritalar, gökadamızın sarmal yapısını tam olarak gösterebilmek için incelenebilir; Jacques Vallee'nin Samanyolu ile ilgili çeşitli çalışmalarına bakınız ( 1, 2, 3). Samanyolu, büyük bir ihtimalle dört kollu logaritmik bir sarmaldır.

Gökadamız, aynı zamanda bir çubuklu sarmal gökadadır. Merkezdeki çubuğun bir analizi için, Lopez-Corredoira, Cabrera-Lavers, Mahoney, Hammarsley, Garzon ve Gonzales-Fernandez'in 2006 tarihli "Samanyolu'ndaki Uzun Çubuk" çalışmasına bakınız (ve ayrıca ekibin 2001 tarihli bildirilerine de). Samanyolu'nun merkez çubuğu, M95 sarmal gökadasının merkez çubuğuna benzer.

Eğer bütün bu bilgileri bir araya getirirsek, o zaman aşağıdaki gibi bir harita elde ederiz. Samanyolu'nun uzak tarafı ile ilgili oldukça sınırlı bir bilgi mevcuttur, ancak sarmal gökadalar genellikle oldukça simetriktir. Gökadanın bir tarafındaki özellikler, sıklıkla diğer tarafta da tekrar edilir.

http://img17.imageshack.us/img17/8360/spiralmap.gif

Samanyolu'nun başlıca özelliklerinden bazıları aşağıda listelenmiştir. Verilen rakamların çoğu yaklaşık değerlerdir. Gökadaların kesin bir sınırları olmaz, gökadadan uzaklaşıldıkça yıldızların bollukları yavaş yavaş azalır.
 
Samanyolu'nun Özellikleri         
Gökadanın çapı   90.000 ıy      
Gökadanın sınıfı   SBbc      
Gökadadaki yıldız sayısı   200 milyar      
Gökadanın kütlesi   1 trilyon Güneş kütlesi      
Merkez çubuğun uzunluğu   25.000 ıy      
Güneş'in merkezden uzaklığı   26.000 ıy      
Gökadanın Güneş'teki kalınlığı   2 bin ıy      
Güneş'in gökada çevresindeki hızı   220 km/sn      
Güneş'in gökada çevr.yörünge süresi   225 milyon yıl   

Aşağıda - Samanyolu'na benzeyen dört gökada. NGC 3953 (üstte, solda), 55 milyon ıy uzaklıktadır ve çapı 90.000 ıy'dır. NGC 5970 (üstte, sağda), 105 milyon ıy uzaklıkta ve 85.000 ıy çapındadır. NGC 7329 (altta, solda), 140 milyon ıy ile daha bile uzaktadır, ancak 140.000 ışıkyıllık çapı ile daha büyüktür. NGC 7723 (altta, sağda), 80 milyon ıy uzaklıkta ve 90.000 ıy çapındadır.

http://img17.imageshack.us/img17/1565/galaxies.jpg

Cüce Yay Gökadası
Bu cüce gökada bizimkine en yakın gökadadır. Bununla birlikte ancak 1994 yılında keşfedilmiştir. Gökadamızın uzak tarafında yer alır ve arada bulunan gaz, toz ve yıldızlar tarafından gözlerden saklanır. Yaklaşık olarak 78.000 ışıkyılı uzaklıkta ve 10.000 ışıkyılı çapındadır. Gökadamızın yörüngesinde yaklaşık 1 milyar yılda dönmektedir. Ancak o kadar uzun yaşayamayacak, birkaç milyon yıl içerisinde gökadamız tarafından parçalanacaktır. Yaklaşık 100 milyon yıldız içermektedir. Kabaca, M54 küresel kümesiyle aynı konumda yer almaktadır; ancak küresel kümenin cüce gökadanın bir parçası olup olmadığı henüz kesin belli değildir.

Gökadasal Yamyamlık
Cüce Yay Gökadası, büyük bir ihtimalle Samanyolu tarafından yutulan ilk gökada olmayacaktır. Örneğin, Sloan Sayısal Gökyüzü Harita Çalışması (The Sloan Digital Sky Survey), gökadamızın dışında, Samanyolu tarafından 1 milyar yıldan daha önceki tarihlerde parçalanan daha küçük gökadaların kalıntıları gibi gözüken, büyük yıldız yığınlarını bildirmektedir. Bu yıldızların dağılımı, binlerce ışıkyılı genişliğinde ve gökadamızın merkezinden 100 bin ışıkyılı uzaklıkta en az iki yığını göstermektedir.

Gökada Düzlemi

http://img17.imageshack.us/img17/9023/2mgalaxy.jpg


Üstte - En parlak, en beyaz (B-V<0) 25.000 yıldızın tüm gökyüzü üzerinde işaretlendiği harita, bu yıldızların Samanyolu boyunca nasıl toplandığını göstermektedir. Bu harita, gökadamızın sınırlı, içeriden görüntüsünü göstermektedir. Haritanın ortasına yakın büyük, siyah yer, Kartal ve Yılancı takımyıldızları yakınındaki karanlık bulutsular nedeniyledir.
 
Altta - İki Mikron Tüm Gökyüzü Harita Çalışması'nda (Two-Micron All Sky Survey), gökadamızın merkezi yönünde çekilmiş bir kızılaltı fotoğraf. Görünür ışıkta gökadayı görmemizi engelleyen büyük toz bulutları bu resimde görülebilmektedir. Cüce Yay Gökadası da ortadaki şişkinliğin solundan aşağıya doğru sarkar biçimde bu resimde belli belirsiz görülebilmektedir.

Çeşitli kaynaklardan derlemedir.
 

Alemtac

#41
KUTUPLARA HİÇ GÖKTAŞI DÜŞTÜ MÜ?

Bir seans sırasında algıladığım ses bana bunu soruyor du...

http://img11.imageshack.us/img11/6497/worldcratersmaps2.jpg

DÜNYA İLE GÖKTAŞLARININ BULUŞTUĞU ANLAR....Dünya yüzeyi korkunç çarpışmaların izleri olan dev kraterlerle dolu..Bilim adamlarının Dünya'da saptayabildiği 139 göktaşı krateri var.

Çapı 1 km üzerinde iki bin dolayında asteroid, Güneş'in çevresinde ve Dünya'ya yakın yörüngelerde vızır vızır dönüyor. Bunların binde biri büyüklüğünde bir tanesi, yüz yılımızın başında Sibirya'ya düşmüştü.

15 Mart 2002'de dünyaya 450.000 kilometre uzaklıktan 50 ila 100 metre çaplı bir asteroid geçti. Bu uzaklık Dünya'nın Ay'a olan uzaklığının sadece 1.2 katı. Eğer Dünya'ya çarpmış olsaydı kuvvetli bir nükleer bomba etkisinde patlama meydana getirecekti.

22 Haziran 2002'de ise bir futbol sahası büyüklüğünde bir asteroid çok daha yakından, yalnızca 120.000 kilometre uzaklıktan ve saatte 37.000 kilometre hızla geçti. Lincoln gözlemevi başkanı Grant Stokes "Bu çok ama çok yakın bir geçişti... Göktaşı istatistikleri ele alınacak olursa, belki de senede 50 kez, 100 metre çapında göktaşları dünya ile ay arasında bir noktadan geçiyor." dedi.

Günümüze daha yakın bir meteor felaketi 30 Haziran 1908 tarihinde Sibirya'nın Tunguska bölgesinde yaşandı. Atmosfere girip yanmaya başlayan bir göktaşı yeryüzüne henüz ulaşamadan yaklaşık 8.000 metre yükseklikte patladı. Patlamanın etkisiyle hemen aşağıda bulunan 2.000 kilometrekarelik alandaki hayvanlar telef olurken bütün ağaçlar yerle bir oldu.

Bir başka ünlü meteor etkisini ABD'nin Arizona Eyaletindeki Barringer Meteor Krateri oluşturuyor. 1.2 kilometre çapındaki 50.000 yıllık kraterin, çapı 30 ila 100 metre arasında bir göktaşının eseri olduğu düşünülüyor. Patlamada açığa çıkan enerjinin ise 3.5 milyon ton TNT'ye denk olduğu hesaplanıyor. Ebat olarak çok büyük olmamasına karşın böyle bir patlama meydana getirebilmesi büyük ölçüde içerdiği metal elementlerden kaynaklanıyor. Bir göktaşı ne kadar çok metal içeriyorsa yıkıcılığı da o kadar fazla oluyor.

İşte bu bölgelere (dairenin küçüldüğü alanlar) hiç gök taşi düşmemiş. Hele hele güney kutbuna, uğrayan hiç olmamış.

http://img222.imageshack.us/img222/7427/images30.jpg

Kuzet kutup bölgesi

http://img222.imageshack.us/img222/1452/images37.jpg

Güney kutup bölgesi.

 

Alemtac

#42
Şimdiye kadar gözlenip yörüngeleri hesaplanmış hiçbir PHA'nın yakın bir gelecekte Dünya'ya çarpması beklenmiyor ama henüz varlığından haberdar olmadığımız ve veritabanında adı geçmeyen ama Dünya'ya doğru gelmekte olan başka gök taşları olabilir. Eylül 2007'de listelenmiş 880 adet PHA varken bugün bu sayı 990'ı aşmıştır. Bu da her gün yenilerinin fark edildiği anlamına gelir.

Yaşamı tehdit eden büyüklükte bir PHA'nın Dünya'ya çarpma olasılığı yaklaşık her yüz bin senede birdir. Bu risk, gözlem/hesaplama yoluyla tespit edilip önlem alınarak ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
 

Alemtac

#43
yaaa off yaaa, kendi kendime konuşuyorum mu nedir?

ha şunu bileydin, şapşal, şimdi ne yapıyorsun san ki, kendi kendine yazıyorsun hahahaha...
 

Tiversonus