Adana'da Gadirhum Bayramı Kutlandı (20 Ekim)

Başlatan bozadi, 21 Ekim 2013, 02:01:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20.10.2013

Adana'da Gadirhum Bayramı Kutlandı


ADANA'daki Alevi vatandaşlar, Gadirhum Bayramı'nı kutladı. Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı etkinlikte CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz da konser verdi.[/b]





ADANA'daki Alevi vatandaşlar, Gadirhum Bayramı'nı kutladı. Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı etkinlikte CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz da konser verdi.

Merkez Seyhan İlçesi'ndeki Merkez Park'ta düzenlenen Gadirhum Bayramı kutlamasında konuşan Adana Alevi Platformu Dönem Başkanı Mikdat Öztürk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Hz. Ali'yi sevmek, Alevilik'se ben de dört dörtlük Aleviyim" şeklindeki sözlerini eleştirdi. "Biz Ali'yi başka türlü severiz" diyen Öztürk, Türkiye'nin Suriye politikasını da tepki gösterdi. Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı (EHDAV) Genel Başkanı Ali Yeral da konuşmasında Gadirhum Bayramı hakkında bilgi verdi. Sonra da Alevi açılımına değinen Yeral, "Alevi açılımı yapmak isteyenler, öncelikle Cemevi'mize ucube ve cümbüş evi diyenlerin önce bu milletten özür dilemesi ve sözlerini geri alması lazım. Ayrıca üçüncü köprüye koydukları Yavuz Selim adını geri çekmeleri ve özür dilemeleri lazım. Bir de Gadirhum Bayramı'nı resmi bayram olarak ve aşure gönünü de yas günü ilan etmelidir" dedi.

Konuşmalardan sonra Şakirpaşa Cemevi tarafından semah gösterisi sunuldu. Ardından da CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz konser verdi. Etkinliğe CHP Adana Milletvekili Ali Demirçalı ile Ümit Özgümüş, Mersin Milletvekilleri Aytuğ Atıcı ile Vahap Seçen ile çok sayıda davetli katıldı.

Kaynak: korkusuzmedya.com

bozadi

#1
Gadir-i Hum olayıyla ilgili bir bayram olduğunu daha yeni öğrendim ve sevindim doğrusu. Gadir-i Hum olayı, Muhammed'in ölümüne yakın bir zamanda Ali'yi açıkça kendinden sonra İslam ümmetinin halifesi ilan ettiği olaydır. Ehlibeyt realitesinin hatırlatılmasıdır. Ne yazık ki Muhammed'in ölümünden sonra Ali Muhammed'in cenazesiyle ilgilenirken diğerleri siyaset kavgasına başlamıştı bile. İslam'da Sünni-Şii ayrılığının, giderek Emevi iktidarının gelişimi, yani Muaviyelerin, Yezitlerin, yani İslami faşizmin giderek kemikleşmesini sağlayan dönüm noktalarından biridir Muhammed'in ölümünden sonra çevrilen siyaset oyunları. İlki değildir ama en kritiklerinden biridir. İslam'ın daha en başından içine düştüğü ölümcül yozlaşmanın, nesiller boyunca sürecek trajedilerin tiyatrosudur. İslam kitlelerinin büyük bir bölümünün karanlık güçlere boyun eğmesi ve böylece Ortadoğunun giderek bir bataklığa dönüşünün ardında yatan sebeplerdendir. Osmanlı'nın kuruluş ve gelişimindeki Alevilik/Bektaşilik etkisine rağmen Osmanlı'nın kendi halkına işkence eden Alevi düşmanı bir devlete dönüşmesinin, Alevi katlini helal sayan gözüdönmüş salyalı yobazların gelişiminin hikayesi o zamanlara kadar uzanır. Fethullahların, Tayyiplerin Ortadoğuda gobal faşistlerin piyonları olan Muaviye-Yezit torunu Vahabi-Selefi teröristlere yardım ve yataklık ederek Şeytanın yoluna girme hikayesi o zamanlara kadar gider. 

Ben Muhammed'in de, Ali'nin de avukatı değilim. Onları hatasız mükemmel varlıklar olarak görmüyorum. Ama hayatımızın önemli bir konusunu teşkil eden İslam diniyle ilgili temel meselelerin aslı astarıyla (Ehlibeyt davası) ilgili görüşlerimi paylaşmayı görev bilirim. Nihayette ne İslamın, ne Aleviliğin ne Sünniliğin, ne Sağcılığın, ne Solculuğun, ne de başka herhangi bir ideolojinin önemi vardır. Önemli olan yalnızca Sevgi (Varoluşla bütünleşme) ve Nefret (Varoluştan uzaklaşma) yollarından birine olan adanmadır. Olmak ya da olmamak...

Arulnool

#2
Bozadi ben antakyalıyım. Ve arap alevisiyim. Daha doğrusu son tanımlamalar ile Nusayriyim. Gadir hum bayramı buradaki aleviler için en kutsal gündür. Bu günde çalışılmaz. Adaklar adanır. Bol bol ibadet edilir. Ve Hz Alinin, Hz Muhammet tarafından Vasiy ilan edilmesi kutlanır. Her sene kurban bayramından 8 gün sonra yapılır. ( Ay takvimi) Bizim burada kurban bayramı 2 gün önce başladığı için bu tarih 6 gün gibi gözükebilir. Kısacası Hayat durur antakyada. sunni mezhebine ait arkadaşlar bu tarihi olayı bilmezler genelde. Ama tarihi kaynaklarda böyle bir olayın geçerliliği kesindir.

Bozadi Çok teşekkür ediyorum size. Duygulanmadım desem yalan olur:) saygılar, sevgiler.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#3
Gadir Hum bayramından yeni haberdar oldum ve şimdi de Antakya bölgesindeki (yukarıdaki haberden anladığım kadarıyla komşu Adana dahil) Arap Alevileri için bu bayramın bu kadar önemli olduğunu, adeta hayatın olağan akışının durduğunu öğreniyorum sevinerek.

Ben de Alevi'yim. Dersim kökenliyim. Çeşitli yazılarımda belirttiğim gibi, reenkarnasyon realitesi itibariyle "bu  enkarnasyonumda Alevi toplumuna mensup biriyim" şeklinde ifade ediyorum bunu çoğu zaman. Pek çok başka enkarnasyonumda başka mezhepler, başka dinler, bambaşka inanç kategorileri dahilinde hayat deneyimleri yaşamış olduğumu seziyorum. Alevi kültürüne mensup olmakla ilgili hiçbir sıkıntım yok, gurur duyuyorum, ama yine çeşitli mesajlarda ifade etmeye çalıştığım gibi artık dünyanın çok özel bir zamanda bulunduğunu, hiçbir ideoloji veya resmi inanç kategorisine odaklanmadan sadece BH-KH (pozitivite-negativite / sevgi-nefret) yollarının farkındalığına ve bunlardan birine olan adanmaya önem veriyorum ve hem kendimi, hem çevremi, çeşitli grupları ve tüm insanlık kitlesini ve tutumlarını bu bağlamda incelemeye eğilimliyim.

Alevi kitleler içinde reenkarnasyon inancı veya farkındalığı en yüksek toplum Nusayriler diye biliyorum ve bu nedenle de Nusayrilerin bu konudaki güçlü farkındalıklarına ve bu inançlarına sahip çıkmalarına hayranlık duyuyorum. Diğer Alevi kitleler içindeki reenkarnasyon realitesi farkındalığı ne yazık ki ciddi bir yozlaşmaya uğramış durumda. Geleneksel/resmi İslam anlayışıyla olan etkileşimler ve asimilasyon faktörleri dolayısıyla Alevilerdeki pek çok ("gnostik" nitelikli olarak gördüğüm) farkındalıklar ciddi baskılara maruz kaldı ne yazık ki.

İslam'da aslında Tasavvufi yaklaşımda reenkarnasyon realitesiyle ilgili çok güçlü işaretler veya doğal çıkarımlar mevcut. Tasavvufi İslam anlayışında Alevilik ile Sünniliği gayet etkili bir şekilde faydalı bir işbirliği noktasına getirebilecek pek çok önemli anlayışlar, kavrayışlar mevcut ama ne yazık ki kurumsal/resmi İslam anlayışının tasavvufi anlayışlar üzerinde yaptığı baskı nedeniyle Sünni kesim tasavvufa mesafeli kalıyor ve hatta bir kısmı tasavvufu açıkça küfür sayıyor. Bu konuyu zaman zaman ele almaya çalışıyorum.

Arulnool

#4
"bu enkarnasyonumda Alevi toplumuna mensup biriyim" yazınıza aynen bende katılıyorum. Ve bende bu görüşünüzü yaşıyorum.

Şahsen; bağlı bulunduğum inanç toplumuyla pek uyumlu biri değilimdir. Ritüelleri bilirim ancak çok fazla içinde olmam. Gözlemlemek daha bi hoşuma gider. Bağlı bulunduğum toplumun inanç yapısına, üst bir boyuttan bakmayı tercih etmişimdir. Ve genelde kendimi alevi/nusayri olarakta kimliklendirmem. Çünkü kimlik anlayışı bana, alt düzey bir yapı olarak gelmiştir çoğu zaman. Ancak öyle zor bir zaman yaşamaktayız ki kendi bölgemizde ve inanç dünyamızda, kimlik edinmek şuan için üst bir bilinç gibi geliyor bana. Çünkü yok edilmek istenen bir kültürü, inancı ve insanların kimliğini taşımaktasınızdır. Ve bu tip zamanlarda, inancınızın, köklerinizin derinlerine inme ve sahiplenme duygusunu istemsizce ama hazla yaşamaktasınızdır. Genede her ne olursa olsun bağlı olmam, bağnazlığa dönüşmez ve üst boyuttan kendime bakmaya devam ederim. Kendi yapımı bu sözcüklerle ifade etme gereğini hissetim, çünkü başka insanların inançlarınada saygı ve hoşgörülü olduğumu bilinmesi benim için çok önemlidir.(Çoşkun bir şekilde kimliğimi ifade etmem, kendi içimde rahatsızlık yaşattı bana)

Evet nusayrilerde reankarnasyon inancı çok yüksektir. Ve toplum bu tip yaşantılarlada iç içedir. Bu inancın bu denli yüksekliğinin nedenide reankarne olan ruhların, önceki yaşamlarını aktarmaları ve eski aileleriyle buluşmaları. Mesela  benim babam, bu tip yaşantı ve de deneyime örnektir. Ve bu tip örneklerde oldukçada fazladır.

Bozadi, öyleyiz işte:) Bağlı bulunduğumuz toplumda ruhsal bilincimizin ürünü ve burada yaşayacağımız deneyimlerde toplumun özeliğine görede uyumlandırılmış. Ben size tekrardan teşekkürlerimi ve saygılarımı sunmaktan kendimi alamıycam:)
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...