Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Suriye Kimyasal Kargaşası: Yeni Bir İsrail Saptırma Operasyonu Mu?

Başlatan bozadi, 22 Ağustos 2013, 23:44:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

22.08.2013

Suriye kimyasal kargaşası: Yeni bir İsrail Saptırması mı?





Çarşamba günü yüzlerce Suriyeli'nin kimyasal silahlarla katledilmesinden saatler sonra, İsrail Savunma Bakanı Moshe Yaalon saldırıyı kimin yaptığını bildiğini söyledi: Suriye Hükümeti.

ABD Başkanı Barack Obama dahil olmak üzere diğer dünya liderleri ise hemen sonuca zıplamadı. Bunun yerine bir Birleşmiş Milletler araştırması yapılmasını istediler. BBC'den Frank Gardner, eski BM silah denetçisi Rolf Ekeus ve İsveçli kimyasal silah uzmanı Ake Sellstrom dahil olmak üzere pek çok uzman, Suriye Başkanı Esad'ın silah denetçilerinin inceleme için Suriye'ye geldiği bir anda kimyasal bir saldırıda bulunması fikrini komik veya şüpheli buldular. Rus Dışişleri Bakanlığı bu kimyasal saldırıyı "önceden planlanmış bir provokasyon" olarak niteledi.

Peki kim planladı?
Bu sorunun yanıtını bulmak için şunu sormamız gerekir: İsrail Suriye'deki kimyasal saldırının arkasında kimin olduğunu nasıl hemen bilebilir?

İsrailli liderlerin inanılmaz bir durugörü yeteneği var. Ne zaman tarihe yön veren devasa bir terör saldırısı olsa, İsrailliler bunu kimin yaptığını hemen biliyor. Tozlar dinmeden önce çıkıp tüm dünyaya bunun tam olarak ne anlama geldiğini açıklıyorlar ve dünyanın nasıl tepki göstermesi gerektiği konusunda bir senaryo veriyorlar.

Christopher Bollyn bize şunu hatırlatıyor: "11 Eylül uçak saldırılarının meydana gelmesinden dakikalar sonra Ehud Barak (İsrail ordusunun gizli operasyon gücü Sayeret Matkal'ın kurucusu ve yöneticisi) BBC'nin Londra stüdyosunda dünyaya bunun mantıklı (ve siyasi) bir açıklamasını yapmaya hazır durumdaydı. 11 Eylül olaylarının ardındaki asıl beyin olan Barak 'Terörle Savaş' talebinde bulunan ve Afganistan'a ve Ortadoğu'ya yönelik ABD müdahalesi talep eden ilk kişiydi.

Tıpkı 11 Eylül olaylarından dakikalar sonra kendini gösteren Ehud Barak gibi, Moshe Yaalon Suriye kimyasal silah trajedisinden birkaç saat sonra çıkıp önceden hazırlanmış bir açıklama sundu.

Fox News İsrail'in bu açıklamasını aktardı:

Alıntı YapSavunma Bakanı Yaalon İsrailli savunma muhabirlerine 'Suriye'de rejim kimyasal silahlar kullandı ve üstelik bu ilk kez de olmuyor' açıklamasında bulundu. Bakan ayrıca şunları ekledi: 'Bu süreç Alevi azınlığa dayalı bir rejim ile Sünni Müslümanlar, bazı Müslüman Kardeşler üyeleri ve El Kaide bağlantılı gruplar arasındaki bir ölüm kalım mücadelesi. Bu mücadelenin belirli bir sonu olduğunu düşünmüyoruz. Esad'ın düşmesi bu savaşı sona erdirmeyecek, uzun süre boyunca diğer gruplar arasında da kanlı bir mücadele olacak. Bu iç mücadele sonrasında Suriye'de Alevilerin ülkenin batı kısmını, sahil bölgesini ve Şam'a giden koridoru, Kürtlerin ve Sünnilerin ise doğu ve kuzeyi kontrolleri altına alacağını görebiliyoruz.'

Yaalon'un attığı bu nutuk bir analiz değil. Bir eylem planı. İsrail'in olmasını istediği şey.

Öncelikle, İsrailliler Suriye devletinin BM silah denetçileri ülkeye girer girmez devasa bir kimyasal silah saldırısında bulunması gibi hiç muhtemel olmayan bir fikri dünyanın yutmasının istiyor. Esad hükümetinin son aylarda elde ettiği büyük başarıları, kendisine yönelik Batılı bir müdahaleyi provoke etmek üzere tasarlanmış bir zehirli gaz saldırısında bulunarak riske atacağına tüm dünyanın inanmasını istiyorlar.

İsrailliler herkesin bu mücadeleyi Sünni ve Alevi Müslümanlar arasındaki çok zorlu ve sonsuz bir mücadele olarak görmelerini istiyorlar. İsraillilerin "bu savaşın herhangi bir sonucunu görememesi"nin gerçek anlamı, bu savaşın sona ermesini istememeleri, hatta son kimyasal silah katliamında olduğu gibi hedef saptırma amaçlı saldırılar düzenleyerek savaşın sürmesi için ne gerekirse yapacak olmalarıdır. Yaalon'un kabul ettiği gibi İsrail'in amacı Suriye'nin parçalanması: "Bu iç mücadele sonrasında Suriye'de Alevilerin ülkenin batı kısmını, sahil bölgesini ve Şam'a giden koridoru, Kürtlerin ve Sünniler ise doğu ve kuzeyi kontrolleri altına alacağını görebiliyoruz."

Suriye'nın parçalanması, onyıllardır süren bir İsrail projesinin amacına ulaşmasını sağlayacak: Orta Doğu'nun Balkanlaştırılmasına yönelik Oded Yinon planı. En azından 1970'lerden beri İsrailli stratejistler komşu Orta Doğu ülkelerini minik etnik ve mezhepçi kabile ülkelerine bölmeyi planladılar.

Orta Doğu'yu parçalamaya yönelik Oded Yinon planı Netanyahu'nun 1996 tarihli "Yeni Bir Başlangıç" planı haline geldi. İsrail'in komşularını parçalama amacı doğrultusunda, kendi kendini "Karanlığın Prensi" olarak tanımlayan Richard Perle öncülüğünde Netanyahu'nun neokonları İsrail'in kirli işlerini ABD'ye yaptırmaya yönelik oyunlarını oynadılar. Eylül 2000'de Perle, Wolfowitz ve Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi'ndeki (PNAC) diğer Siyonistler "yeni bir Pearl Harbor" talep ettiler. Amaçları: İsrail'in düşmanlarına karşı uzunvadeli bir ABD savaşı. Bir yıl sonra 11 Eylül 2001'de Yeni Pearl Harbor'ları gerçek oldu.

İsrailliler ve onların Amerikan temsilcileri Irak'ı, Libya'yı ve Sudan'ı parçalara ayırdılar bile. Şimdi Suriye ve Mısır'ı hedef alıyorlar ve Nil'den Fırat'a kadar uzanan "Büyük İsrail"i kurmak için bu iki ülkenin topraklarını çalmayı planlıyorlar.

Suriye'deki hedef saptırma amaçlı kimyasal saldırıdan kısa bir süre önce İsrailliler Mısır'da faşist bir darbe planladılar. Kariyeri boyunca bir İsrail piyonu olan General Sisi darbe öncesinde ve darbe boyunca günlerini telefonda İsrailli menajerleriyle geçirdi.

Suriye'de olduğu gibi, İsrail'in Mısır'daki amacı "savaşın sonunu görmemek" üzerine. İsraillilerin Sisi'yi ve Siyonist kontrollü Mısır derin devletini kriminal eski diktatör Hüsnü Mübarek'i serbest bırakmaya ikna etmesinin nedeni de bu. Bu hamlenin amacı Mısırlı kitleleri kızdırmak ve Sisi rejimi tarafından devam eden katliamı hızlandırmak.

Suriye ve Mısır halkı İsrail'in oyunlarına gelmeyi bırakmalı.

Ve dünya İsrail'in Arap ve Müslüman düşmanlarına atfedilen en büyük ve en görkemli "terör saldırılarının" (Lavon Olayı, USS Liberty katliamı, Achille Lauro ve Entebbe uçak kaçırma olayları, Londra ve Buenos Aires'teki Yahudi hedeflerinin bombalanması, 11 Eylül ve sonrasında Bali'de, Madrid'de, Londra'da, Mumbai'de ve başka yerlerde gerçekleştirilen operasyonlar) hepsinin İsrail sponsorluğundaki hedef saptırma operasyonları olduğunu anlamalı.

Dr. Kevin Barrett


Arap-İslam dünyası uzmanı Kevin Barrett Amerika'nın en tanınmış "Terörle Savaş" eleştirmenlerinden biri. Dr. Barrett Fox, CNN, PBS ve başka yayın organlarında defalarca röportaj verdi, New York Times, Christian Science Monitor, Chicago Tribune ve diğer öncü yayınlarda çok sayıda habere imza attı ve editörlük yaptı. Dr. Barrett San Francisco'da, Paris'te ve Milletvekilliği için seçime girdiği (2008) Wisconsin'de kolej ve üniversitelerde dersler verdi. Müslüman-Hıristiyan-Yahudi İttifakı'nın kurucu üyelerinden biri ve Gerçek Cihad: 11 Eylül Büyük Yalanına Karşı Efsanevi Mücadelem (Truth Jihad: My Epic Struggle Against the 9/11 Big Lie , 2007) ve Teröre Karşı Savaşı Sorgulamak: Obama'ya Oy Verenler İçin Bir Temel Okuma Kitabı (Questioning the War on Terror: A Primer for Obama Voters, 2009) kitaplarının yazarıdır. Websitesi www.truthjihad.com. Diğer makaleleri.

Kaynak: presstv.ir

bozadi

02.08.2013

İran ve Rusya 'kimyasal katliam' için muhalifleri suçladı


Rusya Dışişleri Sözcüsü Lukaşeviç, "Kimyasal silah kullanıldığı yönündeki agresif haber kampanyası, akıllara provokasyon ve Cenevre 2 Konferansı'nı baltalama fikirlerini getirdi" derken, İran Dışişleri Bakanı da "Bu saldırı doğruysa terörist gruplar yapmıştır" dedi. [/b]




İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in, Türk mevkidaşı Ahmet Davutoğlu'yla yaptığı telefon görüşmesinde Suriye'de gerçekleşen kimyasal silah kullanımının arkasında Şam yönetiminin olamayacağını söylediği belirtildi.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, dün gece yapılan görüşmede, ikilinin Suriye'nin başkenti Şam kırsalında kullanılan kimyasal silah konusunu ele aldıkları belirtildi.

Kimyasal silah kullanımını kesin bir dille kınadıklarını söyleyen İranlı bakan, "Bu konu doğruysa kesinlikle hiçbir cinayetten kaçınmayan ülkedeki terörist gruplar tarafından gerçekleşmiştir" diye konuştu.

Konuyla ilgili Suriye yönetimine yapılan suçlamaları yersiz bulan Zarif, "Birleşmiş Milletler denetçileri Suriye'deyken ve Suriye hükümeti güçlü bir şekilde teröristleri geri püskürtmeyi başarabilmişken hükümet nasıl böyle bir eyleme başvurabilir. Bu eylem, çıkarlarını Suriye sorununu uluslararası boyuta taşımakta ve krizin tırmanmasında gören terörist gruplarca yapıldı" dedi.

İran'ın Ankara Büyükelçiliği'nin, Zarif ile Davutoğlu'nun telefon görüşmesine dair yaptığı yazılı açıklamada ise şöyle denildi:

"Şam kırsalında kimyasal silah kullanımı iddialarının ardından, 21 Ağustos 2013 günü İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasında telefon görüşmesi gerçekleşti. İki bakan Suriye'de kimyasal silah kullanımı meselesini ele alıp bu konuda görüş alışverişinde bulundu. Söz konusu telefon görüşmesinde İran İslam Cumhuriyeti'nin kitle imha silahların kullanımını reddeden kesin tavrına değinen Zarif, her türlü kimyasal silah kullanımını şiddetle kınadıklarını belirterek "Eğer kimyasal silah kullanımı ile ilgili haberler güvenilir kaynaklarca doğrulanırsa, bu kesinlikle hiçbir cinayeti işlemekten geri durmadıklarını gösteren terörist ve zındık grupların işidir" dedi.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Suriye hükümetine yöneltilen kimyasal silah kullanımı suçlamalarıyla ilgili bazı batı medya organlarınca ileri sürülen iddialara değinerek, 'Suriye'deki krizin şiddetlenmesini ve bunun uluslararası bir krize dönüşmesini kendilerine çıkar olarak görüyorlar' dedi."

RUSYA: PROVOKASYON OLABİLİR
Şam rejimine yakınlığıyla bilinen Rusya'dan da dün akşam saatlerinde gelen açıklamada, kimyasal silah saldırısının provokasyon amaçlı olabileceği öne sürülmüştü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandır Lukaşeviç, "Şam yakınlarında kimyasal silah kullanıldığı yönündeki agresif haber kampanyasının, akıllara provokasyon ve Cenevre 2 Konferansı'nı baltalama fikirlerini getirdiğini" belirtti. Lukaşeviç'in Dışişleri Bakanlığı internet sitesinde yer alan açıklamasında şöyle denildi:

''Yerel medyanın sanki bir takım gibi bütün sorumluluğu rejime yükleyen agresif haber kampanyasına başlaması akıllara, planlanmış bir provokasyon fikrini getiriyor. Bütün bunlar, BM Güvenlik Konseyi'nin rejim karşıtları lehine harekete geçmesi için gereksinimleri yerine getirmek ve Cenevere 2 Konferansı'nın düzenlenme şansını ortadan kaldırmak için bahane oluşturma çabaları gibi görünüyor." 

Kimyasal başlıklı füzelerin, muhaliflerin kontrolündeki bir bölgeden fırlatıldığını ileri süren Lukaşeviç, silahlı gruplar üzerinde etkili olan herkese kimyasal silahla provokasyon yapmayı sonlandırma çağrısı yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ''Son günlerde rejim güçleri, muhaliflere karşı Şam'ın doğusu başta olmak üzere birçok bölgede operasyonlar düzenledi. 21 Ağustos sabahı muhaliflerin kontrolündeki bölgeden, el yapımı füze fırlatıldı. Moskova, Suriye'de kimyasal silah kullanımının profesyonel ve objektif bir şekilde araştırılması gerektiğini önemli görüyor."

'DENETÇİLER BÖLGEYE GİTSİN'
Bu arada Suriye'de kimyasal saldırı iddiaları üzerine olağanüstü toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni bilgilendiren BM Genel Sekreter Yardımcısı Jan Eliason, Konsey'in Suriye'de kimyasal silah kullanıldığı yolundaki haberlerden kaygı duyduğunu açıkladı ve bunun krizi ciddi şekilde tırmandıracağı uyarısında bulundu. Konsey ayrıca saldırının aydınlatılması gerektiğini bildirdi.

Bu açıklamaların ardından,  ABD , İngiltere ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu 35 ülke, Suriye'de bulunan BM kimyasal silah denetçilerinin, Çarşamba günkü saldırının gerçekleştirildiği bölgeye gitmesi çağrısında bulundu.

Suriyeli muhalifler, ordunun Şam'ın banliyölerinden Huta'da zehirli gazlarla düzenlediği roket saldırısında 1000'den fazla kişinin öldüğünü söylerken, Suriye hükümeti iddiaları "mantıksız ve uydurma" olarak niteledi.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

23.08.2013

'Kimyasal'ı Türkiye'nin desteklediği çete mi kullandı?


Suriye'de muhalifler tarafından ortaya atılan "kimyasal katliam" iddialarında kafa karıştırıcı detaylar ortaya çıkıyor. Bunlardan bir tanesi, 21 Ağustos'taki katliam görüntülerinin sosyal medyaya 20 Ağustos'ta yüklenmiş olması. [/b]





Suriye'de dün muhalifler aracılığıyla yayılan "kimyasal katliam" iddialarıyla ilgili yeni şüpheler ortaya çıkıyor. BM heyeti kimyasal silah kullanımı iddialarını araştırmak için Şam'dayken böyle bir saldırının yapılmış olması, Suriye'nin reddetmesi, Esad yönetimine karşı bir medya kampanyasının başlatılmış olması, ilk günkü şüphelerden bazılarıydı.

Ancak daha ciddi bir iddia ise, muhaliflerin Youtube, Facebook gibi mecralara yükledikleri "katliam" videolarının tarihleriyle ilgili tutarsızlıklar.

21 Ağustos'taki katliamın videosu 20 Ağustos'ta mı yüklendi?

Hizbullah ve İran'a yakın Islamic Invitation Turkey isimli site, Youtube'a muhalifler tarafından yüklenen ve El Cezire gibi medya kuruluşlarının da yayınladığı videolarla katliam olduğu iddia edilen saatler arasındaki çelişkilere dikkat çekti.

Sitenin bildirdiğine göre, Youtube'da "SHAMSNN" kullanıcı adıyla yayın yapan Suriyeli muhaliflere yakın bir hesaptan, 21 Ağustos sabahı saat 3 ile 4 arasında çok sayıda "katliam" görüntüsü yayınlandı. Ancak dikkat çekici olan nokta, videoların yüklenme tarihinin 20 Ağustos olarak görünmesiydi.

Syria Truth isimli internet sitesi ise, bu saat farkının sunucuların saat dilimi arasındaki farklardan kaynaklanabileceği iddiasına dikkat çekti. Ancak site, bu saat dilimleri hesaba katıldığında dahi, videoların 20 Ağustos'ta yüklendiğinin açık olduğunu vurguladı.










Bölgedeki durum neydi?

Suriye ordusunun kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdiğinin iddia edildiği bölgedeki askeri durum da şüpheleri artırıyor. Aşağıdaki haritada, 16 Ağustos itibariyle Şam ve civarındaki çatışma bölgeleri görülüyor:




Haritada 3 ana bölge var: Ordu kontrolündeki bölgeler, muhaliflerin kontrolündeki bölgeler ve iki tarafın da ele geçiremediği bölgeler. Özellikle 3. kategori, sivil sayısının bir hayli az, neredeyse hiç olmadığı bölgeler demek oluyor.

Haritanın en sağında görülen Uteybe, Suriye ordusunun ele geçirdiği stratejik bir yer. Uteybe'nin kontrolü ile birlikte ordu muhaliflerin tedarik hatlarını keserek onların tutunduğu Şam'ın doğusundaki kırsal alanı da kuşatmış oldu. Bölge, yapısı itibariyle kara operasyonuna müsait değil. Ordunun kimyasal katliam yaptığının iddia edildiği gece, özellikle Cobar ve Barzeh'e yoğun bombardıman gerçekleştirildiği biliniyor. Cobar ve Barzeh iki tarafın da kontrol edemediği bölge. Buradaki sivil sayısı ise hayli az.

Şam kırsalında muhaliflerin düştüğü zor durumun bir başka tanığı ise, muhaliflere yakın Laurent Van der Stockt isimli bir fotoğrafçı. Stockt, Suriye'ye yasal yollardan giremeyince illegal yollardan giriş yapmış ve Nisan-Haziran ayları arasında "sahada" muhaliflerle beraber hareket etmiş. Tahrir el-Şam Tugayı'nı gözleyen Stockt, ülkenin diğer bölgelerinin aksine, Guta ve Cobar civarında muhaliflerin tedarik yollarının kapalı olduğunu, etrafta çok fazla askeri üs bulunduğunu ve Suriye yönetiminin muhaliflere göre çok daha güçlü olduğunu Syria Deeply isimli siteye verdiği bir mülakatta itiraf ediyor. Stockt, Şam kırsalından şehre doğru ilerlemenin mümkün olmadığını da sözlerine ekliyor.

Türkmen Tugayları'nın kimyasal saldırı ihtimali

Syria Truth'un dikkat çektiği bir başka husus ise, geçtiğimiz haftalarda Alevi köylerine saldırıyla başlayan Lazkiye operasyonu sırasında ortaya atılan bir iddia.

14 Ağustos tarihli haberde, Türk istihbaratı tarafından desteklenen ve Lazkiye'deki saldırılara katılan Türkmen Tugayları'nın ve onun Şam'daki müttefiklerinin, Türkiye'den elde ettiği kimyasal silahlarla Lazkiye ve Şam kırsalındaki Guta'da saldırı düzenleyeceği iddia ediliyor. Haberde, kimyasalın ne olduğunun tam bilinmediği, ancak muhtemelen sarin gazı olduğu ileri sürülüyor.

Uluslararası medya ve Suriye'ye yönelik emperyalist provokasyonun parçası olan ülkelerin görmediği haberlerden birisi de, Lazkiye'de ordunun cihadcıları temizledikten sonra ortaya çıkardığı toplu mezardı. Cihadcıların öldürdüğü düşünülen 123 kişi geçtiğimiz gün toprağa verildi.

24 askerin öldürülmesi
Öte yandan İslam Bayrağı isimli çetenin bir akeri konvoya saldırdığı ve 24 kişiyi öldürdüğü saldırının videosunun sonunda "sarin getirin" sözleri duyuluyor.

İşte o video:




Soruşturmaya nasıl izin verilecek?

Öte yandan Doğu Guta bölgesi muhaliflerin kontrolünde. Bu durumda Suriye yönetiminden, kontrolünde olmayan bir bölgeye bir heyet gitmesi için izin vermesi beklenmesi pek mantıklı değil. Suriye yönetimi, ne heyetin güvenliğini sağlayabilir, ne de bölgeden sağlıklı bilgi temin edilmesine ön ayak olabilir.


Kaynak: sol.org.tr