Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

28 Mayıs 2013

Başlatan 4BH, 01 Haziran 2013, 01:34:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

28 Mayıs 2013

Laura, Ark, Belibaste, Perceval, Andromeda, Kniall, Ailen, PoB, Anart, Athena, Data, mkrnhr, Mr. Scott

S: (L) Bugün 28 Mayıs 2013. Sormak istediğimiz pek çok şey var. Sanırım başlayabiliriz. Merhaba.
C: Yeni dünya geliyor.

S: (L) Bu gece kimle birlikteyiz?
C: Kasyopya geleceğinden Miecekaii.

S: (L) "Yeni dünya geliyor" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Geçiştesiniz ve bu yakında çok büyük ölçüde hızlanacak.

S: (L) Kendi aramızda konuştuğumuz gibi, şu anda biz gelecek için yapılan tüm o kehanetlerin içindeyiz; yani o kehanetler şu anda gerçekleşiyor, öyle değil mi?
C: Evet. Bu muhteşem değil mi?

S: (L) Sanırım bakış açına bağlı. Bu konuyu açtığınıza göre şu soruyu sorayım: 1998'de çok mitoloji okuyordum ve tüm o kadim efsanelerin ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyordum. Henüz o efsanelerin çoğunun olası, muhtemel, geniş, kometlerle ilgili anlamlarına odaklanamıyordum. Ama yine de çalışmalarımda oldukça iyi gittiğimi düşünüyordum. Şimdi geçmiş celselerden bazı alıntılar okuyarak sormak istediğim soruya geleyim:

19 Temmuz 1997 celsesinden:
Alıntı YapS: (L) ...Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.

S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.

S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?

S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.

S: (L) Roma'daki bazı mezarlar, Nicolas Poussin, İngiltere'deki bazı mezarlar ve Kanarya adalarında görülen "melekler" arasında bazı bağlantılar buldum. Bağlantı bu tuhaf ışıklar, veya mumlar, "garip lambalar"la ilgili görünüyor. "Sonsuz alevler" olarak tanımlanıyor. Bunları ışık frekansıyla birleştirmekten kastettiğiniz şeyin bu olup olmadığını merak ettim.
C: "Sonsuz alev" JFK'nin mezarını süslüyor. Bağlantı?

S: (L) Evet. Ayrıca Solloi papazlarını ve Peleiades denen rahibelere dair şeyler buldum. Kupalar, kuşlar, ziller... Çalınında diğer kupalarla, meşe ağaçlarıyla belirli bir rezonansa giren şeylerden bahsediyorlar...
C: Siren şarkısı.

S: (L) Siren şarkısı nedir?
C: Yunan mitolojisi.

S: (L) Evet, bunu biliyorum. Sirenler neyi temsil ediyor?
C: Laura, canım, eğer "pek çok güzel ve ilginç" şeyi gerçekten ortaya çıkarmak istiyorsan, tüm yapman gereken şey üçlüğü, trilojiyi, triniteyi hatırlamak ve üçlü bir şekilde bağlantılı ipuçlarını aramak. Üçleri birleştir... Güzel bir şekilde dengelenen üç anlamı bulana kadar dinlenme!!

S: (L) Herşeyin üç yönü mü var?
C: Peki neden? Çünkü bu içinde bulunduğunuz yoğunluk. Bir sonraki seviyenin anahtarlarını edinmek için Üçüncü Adam Teması'nda uzmanlaşın, sonra rahat bir şekilde ve öngörüyle ilerleyin.

Bu alıntıda önemli olan şey, bir sonraki sorunun bir parçasını teşkil eden "Üçüncü Adam" temasıydı:

4 Nisan 1998 celsesinden alıntı:
Alıntı YapS: (L) ...Üçlü Tanrıça'yı araştırırken bir takım ilginç şeylere rastladım. Üçüncü Adam kavramını araştırmamı önermiştiniz. Bulguladığıma göre, 'adam' kelimesinin orijini aslında bir kadını, bir tanrıçayı tasvir ediyormuş. [ç.n. : ing. deki 'man' kelimesi kastediliyor.] Türlerin, eril (erkek) olanı için kullanılan en eski kelime 'wer' miş, aynen 'werewolf' ta ki gibi [ç.n.: werewolf : kurtadam]. Yani Üçüncü adam kavramı aslında Üçlü Tanrıça anlamına geliyor olabilir. Bu doğru mu?
C: Eğer buğulanmış bir pencerenin ardından bakıyorsan, yakın.

S: (L) Sonra, 1999'da aynı konuya tekrar değindim:

2 Ocak 1999 celsesinden alıntı:
Alıntı YapS: (L) ...Bir keresinde Üçüncü Adam Teması hakkında sormuştum ve bunun Man Adası'yla ilişkili Üçlü Tanrıça'nın bir imgesi olup olmadığını sormuştum... ve siz de "yağmur katmanları ardından bakılacak olursa" dediniz. (ç.n.: geçmiş celsedeki ilgili cümleyi "Eğer buğulanmış bir pencerenin ardından bakıyorsan" şeklinde çevirmiştik.) Şu anda okumakta olduğum kitapta Gaul Keltlerinin yağmura Tanrıça'nın bir tezahürü olarak tapındıklarından, İskoçya Keltlerinin ise Güneş'e, yani erkek Tanrı'ya tapındığından bahsediyor. Sizin "yağmur katmanları" hakkında söylediğiniz şeyle bunun herhangi bir ilgisi var mı?
C: Çok sınırlı bir ilgi.

S: "Yağmur katmanları" ipucuna dair söyleyebileceğiniz başka herhangi birşey var mı?
C: Şimdilik yok. Oraya vardığında kadehi bulacaksın.

S: Nerede ve NE kadehi?
C: Bekle ve gör!

S: (L) Sonra, 2003'te Ark arkaplan kozmik radyasyon hakkında birşeyler soruyordu:

17 Ağustos 2003 celsesinden alıntı:

Alıntı YapS: (Ark) Bu big benglerden birinden veya daha fazlasından mı geliyor, yoksa tamamen farklı bir kaynaktan mı?
C: Karanlık madde.

S: (L) Sanırım bu senin seçeneklerinden biri değildi. (Ark) Fizik haber gruplarında biri bu konuyu tartışıyordu, belki onun doğrulamasıdır. (L) Bak, yağmur yağıyor! (Ark) Dünkü o hava değişimini sorabiliriz. Belki bu bizim kendi durumumuzdaki bir değişimle ilgilidir?
C: Bir gün çok şiddetli yağmurlar gelecek. (grup kahkahası)

S: (L) 17 Ağustos celsesinde Auch'ta 43 derece sıcakta yaşıyorduk. Fransa'daki muhtemelen en sıcak yazdı. Sıcaktan binlerce insan öldü. O yıl Fransa'da aşırı sıcaklarla bağlantılı sebeplerden 20.000 kişi öldü ve o zalim Felemenk ev sahibiyle de başımız dertteydi. Sonunda havanın birden değişip yağmur yağması çok BÜYÜK bir olaydı. Fırtınalar çıktı, yıldırımlar düştü. Ark'ın karanlık maddeyle ilgili önceki sorusundan sonra havadaki değişiğimin bizim kendi durumumuzdaki bir değişimle ilgili bir işaret olup olmadığı sorusu geldi ve sizin verdiğiniz cevap "bir gün çok şiddetli yağmurlar gelecek" şeklindeydi ve bu cevap çok ilginçti. Birkaç ay sonra bu eve taşınmayı başladık ve her bakımdan gelişmeler oldu. Sonra 2011'de dünyanın her yerinde uçak pencerelerinde çatlama olayları medyana gelmeye başladı. Hatırlayan var mı bilmiyorum ama biz Sott.net'te bu olayları arşivledik. O süreçte Andromeda şu soruyu sordu:

13 Şubat 2011
Alıntı YapS: (Andromeda) Haberlerde çıkan çatlak uçak camları neyin nesiydi?
C: Elektrik yükleri pek çok şeye neden olabilir. Bu arada hayvan ölümlerinden bazılarının nedeni de bu: elektrik yükleri.

S: (Belibaste) Çünkü iyonosfer ile dünya yüzeyi arasında çok toz var. (Galaxia) Son zamanlarda elektrikli cihazlarda sürekli elektrik şokuna maruz kalmamın nedeni de bu mu? (L) Olabilir.
C: Evet.

S: (Perceval) Bu elektrik yükleri güneşten gelen...
C: Yağmur katmanları veya toz artı elektrik. Kar da.

(L) Yani şu anda zihnimi meşgul eden "yağmur katmanları / şiddetli yağmur" terimine son referans o celsedeydi. Bunun aklıma gelmesinin nedeni, şu anda dünyada içine girilen durum. Pek çok yerde çok yoğun miktarda yağmur yağıyor. Burada en azından Aralık'tan beri yağıyor ve daha önce de yağdı. (Perceval) Hala pek çok yerde kar yağıyor. (L) Bazı yerlerde kar yağıyor ve bunu geçen celsede de belirtmiştiniz: "Yağmur katmanları veya toz artı elektrik. Kar da." Yağmur katmanları konusu bununla mı ilgili? Elektriği ileten birşey... Aşırı yoğun yağmur ve kar yağışlarında böyle birşey mi oluyor?
C: Evet, yağmur elektriği iletebilir.

S: (L) Yağmur katmanlarından görünen üçlü tanrıça konusuna dönecek olursak, şu anda o "tanrıların" ve "tanrıçaların" neyi temsil ettiğiyle ilgili anlayışım değişmiş durumda. Onlar muhtemelen göksel cisimleri temsil ediyordu. Yani yağmur katmanlarından görünen üçlü tanrıça aslında bir komet veya kometler mi? Elektrik boşalımları mı? (Belibaste) Belki de yağmur katmanlarının nedeni üçlü tanrıça, yani üçlü komettir. (L) Oo, Belibaste bu konuda haklı mı? Yağmur katmanlarının nedeni üçlü bir komet grubu olabilir mi?
C: Yakın. "Kadeh gibi" görünenler dahil olmak üzere plazma şekillerini de göz önünde bulundurun.

S: (Belibaste) Bu komet grubu çok yüksek elektrik yüklü ve potansiyel farktan dolayı dünya yüzeyiyle bir alışveriş var ve bu da yağmurlara, yıldırımlara ve bazıları kadeh şekilli olabilen plazmalara neden oluyor. (L) Dünya şu anda bir komet tozu akımı içinde olduğu için, bunun havayı çok güçlü bir şekilde etkileyebileceğini gözlemliyorum son zamanlarda. Bu da çok yoğun bulut katmanları ve yağmur anlamına geliyor. Son dönemlerde bu durum çok görüldü. Son komet olaylarında açık bir gün görmediğimi fark ettim. Bunun neyle ilgili olabileceğini merak etmeye başladım. Ve madem gök çoğu zaman bulutlarla kaplıydı, eskiler iddia edilen kometleri nasıl görmüş olabilirlerdi? Yani bu o durumu açıklıyor olabilir. Pek çok yakın komet geçişi vardı ve plazma boşalımları bulutlardan veya "yağmur katmanlarından" görünebiliyordu. Bazı plazma oluşumları çok antropomorfik görünümlü olabiliyor. (Perceval) Kometlerin gezegen üzerindeki elektrik etkileri gezegeni pek çok şekilde etkileyebiliyor ve yağış artışı da bunlardan biri olabiliyor, peki bu durum da komet faaliyetini artırıyor mu acaba? (Ark) Benim sormak istediğim şey bu tozun yapısı nedir? Dünya kökenli mi yoksa komet kökenli mi?
C: Komet kökenli ve bazı yerlerde hala elektrik yüklü.

S: (L) Yağmura ek olarak insanların evlerine, arabalarına çarpan küçük meteoritlerle ilgili pek çok habere rastlıyoruz. Neredeyse haftada bir veya daha fazla meteorit olayı oluyor. İnsanlar bu olayları daha fazla fark ediyor ve daha fazla bildiriyor. Durum gerçekten çok anormal hale geldi.
C: Açılış ifadesine bakın.

S: (L) "Yeni dünya geliyor" demiştiniz. Yeni dünyanın gelmesi için eski dünyanın gitmesi gerekiyor. Bu aslında kulağa çok da hoş birşeymiş gibi gelmiyor.
C: Kozmik geçişlerin afetsi yapısını uzun zamandır biliyorsunuz ve şimdi bu geçiş kapıya geldiğinde neden kızasınız?

S: (Perceval) Sahne korkusu! (L) Evet, sahne korkusu. Pekala, sorularımızla devam edelim. Meteor ve komet olaylarının kaçta kaçının farkına varıyoruz? 
C: Yüzde 43.

S: (L) Bu son yılda meteor gözlemlerindeki artış oranı nedir?
C: Yüzde 26.

S: (L) Bu Nisan'da İngiltere'nin batısında ve İrlanda'da meydana gelen şiddetli yangınların nedeni neydi? (Perceval) Bu yangınlar yer hala soğukken, kış hala devam ederken meydana geldi ve İskoçya'nın batı sahili boyunca karaçalı ve alçak fundalıklarda yüzlerce yangın meydana geldi.
C: Bunun Rusya olayından sonra olduğuna dikkat ettiniz mi?

S: (Perceval) Bağlantılı olabileceği aklımıza geldi.
C: Noktaları birleştirin!

S: (Perceval) Muhtemelen kabaca aynı enlemdeler. (L) Benzer birşey Mayıs başında Kaliforniya'da da oldu. Bu da aynı konuyla bağlantılı mı?
C: Evet.

S: (L) Peki şunu sorayım: Az önce bahsettiğimiz elektriklenme hususlarını dikkate aldığımızda, bu yangınlardan bazılarının ille gökte gördüğümüz bir meteoritten değil de elektrik akımlarından meydana gelmiş olması mümkün mü?
C: Evet, kesinlikle.

S: (Perceval) Bazı yerlerde toprak donmuş durumdaydı ve buna rağmen yangınları çocukların çıkıp ateş yakmasına bağlıyorlardı. Örneğin İskoçya'nın bir bölgesinde bir günde 160 yangın çıktı. Desene bir ordu dolusu çocuk çıkıp tüm İrlanda ve İskoçya'yı ateşe vermeye çalışmış! (L) Bir ordu dolusu piroman (kundakçı) çocuk! (Perceval) Üstelik arazi yapısı çok özel. Fazla ağaç yok. Alçak fundalıklar, bataklık bölgeler. O sırada o civarda herhangi bir meteor haberi de yoktu, yani onu listeden çıkarabiliriz. (L) Pekala, bir sonraki soru. Gelen, yani şu anda tezahür eden değişimlere "hazırlıklı" olmak bakımından, diğer insanlarla gerçekten bağlantı kurmak ne kadar önemli?
C: Eğer gerçeği kendi içinde başarmanın tek yolu buysa, çok önemli.

S: (L) Soruyu istediğim gibi soramadım. Yaklaşan zamanlarda maddi veya fiziksel olarak birbirine yardım eden bir grup anlamında sormuştum.
C: Eğer içte gerçek varsa, söylediğin şey bir yapbozun parçalarının yerine oturması gibi doğal olarak meydana gelecektir.

S: (L) Sıradaki soru: Bilinç, bilgi ve maddenin birbiriyle ilişkisi nedir?
C: Gerçeğin farklı konsantrasyonları.

S: (L) Yani madde belirli bir gerçek konsantrasyonu, bilinç belirli bir konsantrasyon ve belki saf bilgi de saf konsantrasyon mu?
C: İlle öyle değil. Bir gerçekle düzenlenen bilgiler bilinç haline geliyor. Gerçeğin ve objektifliğin çok önemli olmasının nedeni bu. Yoksa bilinç ve bireysellik kırılır ve dağılır. 

S: (L) Bilginin gezegensel değişimlerin tezahür ettiği yerlerle ilgisine dair konuşmuştuk daha önce. Belirli yerlerin ve belirli insanların kozmik olayları veya elektriksel fenomenleri çekebileceğinden bahsetmiştik. Yerler ve bireyler negatifleştiğinde olaylar süreç içinde orayı veya onları kızartıyor. mkrnhr geçen gün bilginin parçalanmasıyla ilgili birşeyden bahsetti. Geniş bir bağlamda konuşuyorduk ama kütüphanelerin, arkeolojinin imhasından bahsediyorduk ve savaşın kendisi aslında bilgiyi yok ediyor. Yani savaş bilgi-karşıtı veya nihai dezenformasyon bir bakıma. Ve sormak istediğim şey de, bu elektrikli yağmur katmanlarının veya elektrik boşalımlarının veya tezahür eden herhangi birşeyin nereyi, nasıl, ne zaman ve ne kadar etkileyeceği? Soruyu tam olarak nasıl soracağımı bilemiyorum. (Belibaste) Doğru yöne gitmemizi sağlayabilecek bir sorum var. Son celsede, bir insan popülasyonunun gerçeğe ters bir bilgiye, yani yalana inanması durumunda bunun kozmik olayları etkileyebileceğinden bahsetmiştik. Bu mekanizmayı daha doğru anlamak için, bilginin nerede depolandığını öğrenmek istedim.
C: Bilinç.

S: (Belibaste) Yedi kere yıldırım çarpan adamdan bahsediyorduk. Yıldırımdan korkuyordu. Ve bir keresinde onun yanında dururken karısına da yıldırım çarpmış. Yedi kere yıldırım çarpması pek muhtemel olmadığına göre bu adamın bir başkasından farkı ne?
C: İç bağlantıları.

S: (Belibaste) İç bağlantıları... (Perceval) Genetik mi?
C: Olabilir.

S: (Belibaste) İç bağlantılar hatalı mı? Ne tür bağlantılardan söz ediyoruz?
C: Bilinç bedenlerinin üçlü döngü örtüsü.

S: (Perceval) Sen sordun! (L) O kutuyu açmak istemiyorum! Soracak başka sorularım var. (Belibaste) Üç beden mi var? Bunlar nedir? (Perceval) Üçlü döngü... (L) Neyin üçlü döngüsü? (Belibaste) Üç beden nedir?
C: Psişik/bilinç, genetik, yüksek ruh ailesi.

S: (Athena) Bu çok aydınlatıcı oldu! (Belibaste) Eğer bunların bağlantısı doğru olmazsa... (L) Bir keresinde hipnozun bilinçaltına bir kapı açtığını söylemişlerdi. Sanırım bilinçaltı süperbilinçle bağlantılı ve süperbilinç de başka bir seviyedeki süperbilinçlerle bağlantılı. Ama bir bireyin... (Perceval) O şahısla ilgili bir anormallik var gibi. Yapısında bir farklılık. Yoksa yedi kere yıldırım düşmezdi üzerine. (Athena) Şoka ihtiyacı varmış. (Ailen) Bilinç örtüsünden bahsediyorlar. (L) O yöne gitmek istemiyorum. Oraya gitmeye başlarsak diğer sorularımızı araya alamayız! Ama daha önce üçlü bir bedenden bahsettiklerini hatırlıyorum. Bir örtüdeki yırtıklardan, eterik bedendeki yırtıklardan bahsediyorlardı.

7 Ekim 1995 celsesinden alıntı:
Alıntı YapS: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa, yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci, 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir.

S: (L) Pekala, karanlıkta ateş ediyor olacağım ama olay şöyle olabilir mi: Bir kişi negatif veya entropik bir varlıkla bir tür genetik veya içsel bir bilinç bağlantısına sahip ve bu durum da bu tür olayları çekiyor?
C: Evet.

S: (Perceval) Bu yıldırım yoluyla bir şeytan çıkarma gibi birşey o zaman. (Belibaste) Son celsede insanların bu kozmik veya elektriksel olayları nasıl çektikleriyle ilgili birşey sormuştuk. Sanırım bu kısmen elektriksel, kısmen de başka şekilde gerçekleşiyordu. Sanırım bu bilinç bağlantısı dediğimiz... (L) İnsanlar kendi istedikleri şekilde doğmuyor gibi düşünülebilir ama doğmaları ve bilinçlerinde bir entropi lorduyla bağlantı kurmaları onların kendi tercihleri. Bazı hayvanlar aslan olarak doğuyor, bazıları timsah, bazıları köpek, bazıları kedi. Ve biz de neysek oyuz. (Ark) Bu bağlamda top şimşek fenomenini sormak istiyorum. Bunlar tamamen elektriksel olaylar mı, yoksa bilinçle bir bağlantıları mı var?
C: Boyutlar arası kapıların tezahür etmesi.

S: (Ark) Mevcut elektromanyetizma teorisi boyutlararasılıkla ilgilenmediği için çok kötü desenize?
C: Evet.

S: (L) Toparlayalım. Bir sonraki soru: 23 Nisan veya o civarda duyduğumuz patlama gökteki bir komet patlaması mıydı?
C: Evet. Buna alışın.

S: (Perceval) Hayvanlar gibi koşullanacağız. Bu olayları yeteri kadar çok yaşayınca reaksiyon göstermez hale geleceğiz. (L) Pekala, geçişlerden, değişimlerden, insanların kendi titreşimsel frekansları veya bilinçleri veya bilgi yükleriyle orantılı olarak birşeyleri kendilerine çekmelerinden bahsettik. Alabama ve Teksas'ta kökeni bilinmeyen bir solunum hastalığı var. Bu hastalık nedir ve nedeni nedir?
C: Bu örnekte gizli devlet tesisleri ve onların yaptıkları deneylere bakın.

S: (L) A___ yakın zamanlarda evde gerçekten bir hayalet gördü mü?
C: Elektromanyetik dalgalanmalarla gelen bir iz/etki. Bunlara da alışın.

S: (Andromeda) Evet. Birşey dalgalanıyor. Bu ay ÇOK sayıda deja vu yaşadım. Bazen günde üç kere. Deliceydi. (Belibaste) Hızlı soru. Bilgi ile elektrik arasında bir bağlantı var mı?
C: Çok yakın.

S: (Belibaste) Yani vücutta ne kadar çok bilgi varsa, elektrik akımı da o kadar yüksek oluyor, öyle mi?
C: Yakın.

S: (L) Ve elektrik akımı arttıkça da dışarıdan elektrik olaylarını çekmen o kadar daha az muhtemel haline geliyor. (Belibaste) Akıma bağlı. Ben de oraya gelmeye çalışıyordum: Pozitif akım ile gerçek arasında bir korelasyon var ve negatif yükle de gerçeğe ters bilgi arasında bir korelasyon var. (Perceval) Gerçeğe ters bilgi yerine kısaca "yalanlar" diyebilirsin! [kahkaha]
C: Takyon sığışması.

S: (Perceval) Buyur bakalım. [kahkahalar] (Ailen) Açıklayabilir misin Ark? (Anart) Muhtemelen düzen ve bilgiyle ilgili. (Ark) Öncelikle Belibaste'nin elektrik akımını tamamen maddesel bakımdan düşündüğünü söylemek istiyorum. Elektrik akımını düşünürken solucan deliği konusunu her zaman aklında bulundur. (Kniall) Bilgi madde değil. (Ark) Bilgi form veren şey. Form verme meydana geldiğinde bunu madde olarak düşünülebilirsin. Ama formu şekillendiren bilgi. Madde değil. Şekillendirici ilke bilgi. Yani bilgi ile elektrik akımı arasındaki ilişkiye dair sorun, boyama ile resim arasındaki ilişkiyi sormak gibi. Boyama süreçtir ve resim de o sürecin sonucudur, değil mi? (L) Boyanın gideceği yere gitmesine neden olan şey bilgi. Sanırım bu elektriğe tekabül ediyor. Yani bu sonuç gibi ve süreç de... Hm...
C: Sıranın arkasına geç!

S: (L) Tamam. Özür dilerim. (Perceval) Eğer soru listesinde Waco gübre fabrikası yoksa bunu sorabiliriz belki. (L) Sıradaki soru o değil, bekle! Yaz mevsimsiz bir yıla mı giriyoruz?
C: Arada sırada sıcak noktalar olabilir ama genel olarak soğuk basıyor!

S: (Perceval) Geçen yıl gibi, yalnızca biraz daha kötü. (L) Gerçeği arayanların onları aptalca komplolara iten çevrelerce yoldan uzaklaştırılmasına dair bir Sott Talk Radio programı yaptık. Dezenformasyon ajanları, COINTELPRO ajanları vs. saptırma, çarpıtma amacıyla çılgınca teorileri doğruladığı sanılan pek çok sahte ipucu ve sahte şeyler, hikayeler uyduruyorlar ve gerçeği arayanları birbirine düşürüyorlar. Atreides Martin Luther King'in konuşmaları ve yazılarını içeren bir kitap okuduğunu söyledi. Tarihe baktığını ve görünüşe göre şiddet eğilimli grupların asla, asla herhangi birşeyi değiştiremediğini söylüyor. Devrim yapsan bile sonunda yeni patronla tanışıyorsun ki o da eski patrondan farklı değil. Ama şiddet içermeyen geniş çaplı ve bütüncül protestolar genellikle önemli değişimler meydana getiriyor. Şidddet eğilimli olmayan hareketlerin karizmatik liderlerinden pek çoğunun öldürülmesinin nedeni de bu. Bobby Kennedy, John F. Kennedy, Martin Luther King, John Lennon, Gandhi ve tarihteki benzer kişiler. Atreides'e göre sahte terör yeni bir Martin Luther King'in ortaya çıkma olasılığına yönelik bir strateji çünkü karanlık güçler etkileyemedikleri bir grupla karşılaştığında onları silahlı direnişe sürükleyemiyorlar. John Lennon bir keresinde "Sizi şiddete sevk etmeyi başardıklarında sizi olmanızı istedikleri yere getirmişler demektir" demişti. Şiddet eğilimli olmayan insanları militarize etmeyi başaramadıklarında şiddet olayları uydurup bunların suçunu şiddet eğilimli olmayan insanlara yıkıyorlar. Diğer bir deyişle, hedef saptırma operasyonları yapıyorlar ve bunların suçunu kime yıkmak istiyorlarsa ona yıkıyorlar, o grup %100 şiddetsiz bir grup olsa bile. Ama önemli olan şey bu şiddetin bir şekilde yaratılması. O kısmı sahte değil. Ortada bir şiddet olmadan onun suçunu nasıl birisine atacaksın? Bu nedenle, tartışmadan sonra, Boston terörist saldırısı senaryosunu ve diğerlerini gerçekleştirenlerin aktör olduğu fikrinin doğru olmadığı sonucuna vardık.  İnsanları yalanlara inandırmak ve tüm bu korkunç olayların aslında meydana gelmediği, herşeyin kontrol altında olduğu ilüzyonunu yaratmak dahil olmak üzere pek çok nedenle bu dezenformasyonu yayıyorlar. Tüm yapmaları gereken bir senaryo uydurmak. Senaryo uydurmak derken, sonuçta gerçekten vahşi birşey oluyor. Gerçekten bir bomba var ve gerçekten birileri suçlanıyor. John F. Kennedy suikastçıları aktör değildi. John Kennedy gerçekten öldürüldü. Ama bu senaryo sahte bir suçlunun üzerine yıkıldı ve her türlü sahte ipucu, sahte izler yaratılarak yalanlar ve kafakarışıklığı yaratıldı. Fakat sahte suçlunun gerçekte olan bitenle bir ilgisi yoktu. Neyse, radyo programında bu konuda uzun bir tartışma yaptık ve sorum şu: bu konuda doğru iz üzerinde miyiz veya kaçırdığımız birşey var mı?
C: Temel olarak doğru, evet. Eksik olan başlıca şey bilgi faktörü. Yalanlara inananlar içten kırılmaya başlıyorlar, sonra bunu dışa doğru diğerlerine projekte ediyorlar.

S: (L) Sandy Hook'ta öldürülen çocukların resimlerini neden göstermedikleriyle ilgili bir tartışma yaptık fakat sonra Boston bombalamalarında korkunç resimler gösterdiler. Çocukların resimlerini göstermemelerinin birkaç olası nedeni olabilir sanırım. Bunlardan biri, toplumun bunu korkunç birşey olarak algılayacak olması olabilir veya bunun anne babalar için bir işkence olması olabilir. Ama Boston bombalamasında bacakları parçalanan zavallı adamın resimlerini göstererek insanları dehşete düşürmeyi başardılar. (Perceval) Aynı zamanda bağlamla ilgili birşey: Sandy Hook olayı terörizmle ilgili olmayan yalnız bir Amerikalının işi gibi görünüyordu her ne kadar bir komplo teorisyeni olduğu iddia edilse de. Bu durum o olayın şöhretini gölgede bıraktı. Ama Boston bombalaması bir üst seviyede bir olaydı. ABD'de yaşayan teröristler tarafından gerçekleştirilmiş bir olay olarak gösterildi. (L) Sonuç olarak ne öldürülen çocukların resimlerini göstermemiş olmalarının ne de bacakları kopmuş adamın resimlerini göstermiş olmalarının bu olayların birilerinin iddia ettiği gibi aktörler tarafından sahnelenmiş olaylar olduğuna bir kanıt teşkil etmediğini düşünüyorum. Bu çok saçma. Öyle değil mi?
C: Evet.

S: (L) Yalanlara inanan insanların giderek parçalandığını söylediniz ve bunun da afetsi olaylarla bağlantılı olduğunu söylediniz. (L) Karanlık güçlerin ne yaptıklarının farkında olduklarını sanmıyorum. Bence insanları parçalamak istiyorlar, çünkü... (Perceval) 4 KH açısından bakarsak, mümkün olduğunca çok sayıda insanın yalanlara inanmasını isterler ki onları yok edebilsinler. (L) 4. yoğunluk açısından elbette, ama kanıtlanabilir birşey olmadığı için tartışabileceğimiz birşey değil bu. Tarihe dayalı olarak tartışabiliriz çünkü iddiaya göre Roma imparatorlarından biri çeşitli eyaletleri yöneten valilerine "Tek bir kuruşları kalmayana kadar onları sıkın" demiş. Bu tip davranışlar tarih boyunca çok yaygın. Son defasında gübre fabrikasıyla ilgili ne gibi sorular sormuştuk ve ne cevaplar verilmişti? (Perceval) Son celseden sonra oldu. (Kniall) Boston bombalamaları aynı hafta oldu ama sonra... (L) Yani gübre fabrikasındaki patlamayla ilgili hiçbirşey sormadık. O zaman sorun! (Perceval) Waco gübre fabrikasının havaya uçmasına neden olan şey neydi?
C: Çok güçlü elektrik yüklü küçük bir komet parçası biçiminde bir aşırı bilgi yüklemesi.

S: (Perceval) Patlama öncesinde bir yangın çıkmıştı. O yangına neden olan şey neydi?
C: İlk parça.

S: (L) Patlamaları "bilgi aşırı yüklemesi" olarak tanımlarken kelime oyunuyla espri yaptılar sanırım?
C: Evet.

S: (L) Pekala, bir sonraki soru: F5 ölçeğinde bir tornado birkaç dakika içinde meydana gelebiliyor. Bunun 4. yoğunlukta olan şeyle bağlantısı nedir? Bu nasıl oluyor? Mekanizması nedir?
C: Bir kez daha bilgi ve elektrik yükü bakımından düşünmelisiniz. Dünya üzerinde elektrik yükü birkaç ayrı şekilde oluşuyor ve tornado da top şimşeğe benzer bir elektrik fenomenidir.

S: (L) Yani az önce söylediğimiz şeyi söylüyorlar. (Belibaste) İletkenlik arttıkça daha fazla elektrik boşalımı. (L) Daha fazla insan yalanlara inandıkça daha fazla kaos meydana geliyor. Gezegendeki insanlar kendi yıkımlarını çekiyor. (Perceval) Çünkü yalanlara inanıyorlar. (L) Yüce İsa. Judy Wood'u sormak istiyorum. Onu radyo programımıza davet ettik ve tam bir çatlaktı. Bunu peşinen söylemem gerekiyor. Bazı hatalar içermesine rağmen kitabından biraz etkilenmiştik. Birkaç dağınık ve kaba araştırması vardı ve çok büyük varsayımları vardı ama kendisinden başka kimsenin varsayımlar yapmaya hakkı olmadığını düşünüyor gibiydi. Ama genel olarak, temeldeki fikir, 11 Eylül olaylarında yıkılan binayı toza çeviren bir çeşit garip ve sıradışı silah veya olay veya anlamadığımız birşey olduğuydu. Judy Woods cevapların ne olduğunu bildiğini iddia ediyor, ki bu doğru değil, ama yine de bu olayın ardında bilmediğimiz birşey olduğu yönündeki fikrinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Öyle mi gerçekten?
C: Evet.

S: (L) Judy Woods 6 yıl komada kaldı mı?
C: O kadar uzun değil ama evet. Hepsi onu daha iyi programlamak için.

S: (Belibaste) Bir kaza geçirdi. Yaya olarak yürürken yaklaşık 130 km hızla giden bir araba ona çarptı. Birkaç yıl hastanede kaldı ve o sırada zihni, şu anda söylediği şeyleri söylemesi için programlandı. (Perceval) Belki de doğrudan değil. (L) Pekala, hızlı bir şekilde sorup geçmek istediğimiz sorular var. (Anart) Tornado konusunda bir netleştirme sorusu sormak istiyorum. Eğer tornadolar top şimşeklere benzer bir olaysa, tornadolar da mı birer boyut kapısı? Boyut kapılarının fiziksel tezahürleri?
C: Evet.

S: (Perceval) Tornadolarda kaybolan insanlar oldu mu?
C: Evet.

S: (Kniall) Judy Wood'un kitabında toz bulutlarına yakalanan insanlarla ilgili 6-7 kişinin yaptığı tanıklıklar vardı. Bunun bir tornadonun içinde kalmaya benzediğini söylüyorlar. (Perceval) Bazıları ise kendilerini o toz bulutlarına yakalandıkları yerden çok uzakta bulmuş... (Kniall) Bazıları kendilerinin "alınıp"...
C: O gün orada söz konusu olan güçlerle ilgili verdiğimiz yanıtlara dönün. Judy Wood da "aktör komplocuları" gibi klasik yöntemle bilgiyi yok etmek için gönderilenlerden biri.

S: (L) Yani pek çok anormallikle ilgili önemli ipuçları toplamış olmasına rağmen saptırıcı bilgiler de yayan Judy Wood'un bilgiyi parçalamak için programlandığını mı söylüyorsunuz? Ve aynı şey şiddet olaylarıyla ilgili olarak "aktör senaryosu"nu savunanlar için de geçerli. (Perceval) Kasyopyalılara göre Judy Wood'un kitabı aslında önemli bazı bilgiler içeriyor. Ama kendisi aslında bilgiyi yok ediyor...
C: "Aktör senaryosuna" eşit yanlış teorik yanıtlara yönlendirerek ve davranışlarıyla.

S: (L) Kulenin toza dönüşmesinde sıradışı ve bilinmeyen birşey olduğu fikri muhtemelen doğru şeylerden biri. Ama yanıtları, Hutchison Etkisi ve Sıfır Noktası muhabbeti hep onun varsayımları. Hep yanlış cevapları veriyor. Buna inanan insanlara da yanlış cevapları yayıyor ve onların bilgiyi kaybetmesine neden oluyor. Verdiği yanıtların ve davranışlarının absürtlüğü nedeniyle, sorunu inceleyip çözebilecek insanları doğru izden uzaklaştırıyor. (Andromeda) Aktör teorisini ileri süren kişilerin yaptığıyla aynı şey. Bir tuzak ve bir drama vardı ama onlar herşeyi iyice absürt hale getirdiler. (L) Jacques Vallée'nin Gerçek Treni dediği şey. Eğer insanlar gerçeğe giden bir trendeyse, onları saptırmanın en iyi yolu lokomotife geçip ateşi sürekli canlandırmak ve böylece trenin aşırı hızlanıp raydan çıkması ve herkesin ölmesi, çünkü başka şekilde treni durdurmaya çalışsan seni görürler. (Perceval) Düşünebildiğim tek şey şu: Judy Wood'a paralel olarak biri çıkacaktı ve karanlık güçler de diğer şahsı devre dışı bırakmak için Judy Wood'u öne çıkardılar. Bu kadar geç bir aşamada, elde hiçbirşey olmamasındansa onun kitabının var olması daha iyi. (Anart) Ama sen o kitabı zaten bilgi sahibi olarak okuyorsun. Diğer insanlar seninle aynı bilgiyle okumuyor ve yazarla aynı sonuçlara varıyorlar. Sen ise yazarla aynı sonuca varmıyorsun. Kitapta önemli bilgiler olduğunu söylüyorsun, AMA... (L) Erin Kasırgası 11 Eylül saldırılarında bir rol oynadı mı?
C: Evet: kullanılan enerjiler için portal.

S: (L) Manyetik alan değişiklikleri Dünya Ticaret Merkezi kompleksini yok etmekte kullanılan teknolojinin nedeni miydi, yoksa bir semptomu mu?
C: Semptom.

S: (L) Bir sonraki soru: Psikopatlar ve çeşitli kişilik bozuklukları olan insanlar dahil olmak üzere, gezegendeki yaşayan insan varlıklarının veya insan gibi görünen varlıkların kesin sayısını söyleyebilir misiniz? (Kniall) Hümanoitler? (L) İnsan görünümlü temel grup?
C: 835543653... milyar bazında yeterince yakın. Süreç içinde geçişler var.

S: (Perceval) 8.35 milyar mı? (Birden fazla kişi) Hayır... (Mr. Scott) Son sayıyı belirtmediler ve milyar olarak yeterince yakın dediler. Son rakam belirtilemez çünkü o anda doğan, kaçırılan, ölen insanlar var. (L) Evet, Kasyopyalılar bu rakama bakarken doğan ve giden insanlar var. (Mr. Scott) 10'lar basamağına inmiş olmaları çok etkileyici! (Ailen) Ama biz kesin bir rakam istedik. (L) İstedik! Onlar da denedi. (Kniall) O halde şu ana kadar rakam verenlerin gerçek rakam konusunda bir fikirleri yok... 7 milyar insan olduğunu sanıyorlar. (L) Yeraltında çok sayıda insan var mı?
C: Yoğunluklar arası durumda; trogloditler hariç!

S: [kahkaha] (L) Mağarada yaşayanlar. Pekala, az aşağıda oturan arkadaşım ____ için bu soruyu soracağıma söz vermiştim. Evlat edinildiğini ve ebeveynlerinin iddia ettikleri kişiler olmadıklarını düşünüyor. Ama doğum kayıtlarında bazı anormallikler var ve babasından aile soyuyla ilgili bir DNA testi yapmasını istediğinde babası kızıp reddetmiş. Arkadaşım evlat mı edinildi?
C: Tam olarak değil ama yakın.

S: (Athena) Kimin çocuğu?
C: Aileler arası transfer.

S: (Perceval) Yani bir amcanın veya kuzenin çocuğu mu, veya... (L) Bir yeğen veya öyle birşey. Ebeveynlerinin doğum kayıtlarında neden bir belirsizlik olduğuyla ilgili cevaplar vermekten sakınmasının nedeni buymuş demek ki.
C: Evet.

S: (L) ____ için benzer bir soru sormak istiyorum. Sanırım ____ annesinin neden onu evlatlık vermek istediğini bilmek istiyor.
C: Annesinin seçim şansı yoktu. Annesine bebeğin öldüğü söylendi ve çocuk satıldı.

S: (L) Anlıyorum. Ona annesinin orduda görevli bir adamla ilişkisi olan bir çiftçi karısı olduğu ve hamile kalıp çocuğu doğurduğuyla ilgili anlatılan hikaye doğru mu? Veya öyle birşey. O hikayenin herhangi bir parçası doğru mu?
C: Hiçbir parçası. Bebeğin satılması olayını örtbas etmek için uyduruldu.

S: (L) Yani bebek satan birileri onu çaldı, bebeği nereden aldıklarıyla ilgili bir hikaye uydurup onu birilerine sattılar ve bebeğin annesi bundan hiç haberdar olmadı. Ve eğer bu hikayeye bakıp ailesini arayacak olursa sonuç alamaz, çünkü o hikayenin hiçbir kısmı doğru değil, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Peki onun nerede doğduğu hakkında bir bilginiz var mı, bununla ilgili herhangi bir bilgi verebilir misiniz?
C: Burada hazır bulunması ve o soruları kendisi sorması gerekiyor.

S: (L) ____ bugün bana AB'nin sitesinde çılgınca bir saçmalık yazan biriyle ilgili bir e-posta attı. Sorun şu ki, bu kişinin kim olabileceğiyle ilgili olasılıkları daraltan iki parça bilgi var. İlk bilgi parçası, forumda ___'yi sıkça savunmuş olmam. İkinci bilgi parçası ise ____ ve ben onun doğumuyla ilgili koşulları Kasyopyalılara sorma konusunu tartışmıştık. Ben başta onun evlat edinilmiş olmasıyla ilgili birşey söylemiş olabileceğimi düşündüm. Evet, bunu Kasyopyalılara soracağım demiş olabilirim. Hatırlayamıyorum. O nedenle dönüp forumu araştırdım, hatta doğrudan sordum ve böyle birşeyi hiçbir zaman söylemediğimi anladım. Bugün Anart'a sordum ve ona bu konuda hiçbir şey söylemediğimi söyledi. ___ için bir soru sormam gerektiği konusunu evde bir-iki defa söylemiş olabilirim ama soracağım soru hiçbir zaman belirtilmedi ve yazılmadı. Ya hep unuttum veya soramayacak kadar yorgundum. Yani bu tartışma konuları arasında değildi. O halde bu şahıs o iki şeyi nereden biliyordu? Öncelikle, o kişinin forumda bir moderatör olmuş olması gerekirdi ve ikinci olarak da o kişinin benim ___ ile onun doğumu hakkında Kasyopyalılara soru sormayı tartıştığım bilgisini bir başkasından öğrenmiş olması gerekir. Burada neler oluyor?
C: ___ ile oynanıyor olmasına şaşırmayın. Gerçekten bir kalbi ve potansiyeli var ve etrafında onu sürekli sinirlendiren ve aklını karıştıran birileri var.

S: (L) Onu kullanan birşey mi var?
C: Az önce tanımladığımız gibi.

S: (L) Bu konuda yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Duvara çarpana kadar değil, ki bu da çok yakın görünüyor. Kalbinin etrafında karanlık bir alan var.

S: (Perceval) AB'nin sitesinde mesaj yayınlayan kişinin kim olduğuyla ilgili bir cevap alamadık. Ya eski bir forum üyesi... (L) Onu sinirlendiren kişi eski bir forum moderatörü olduğundan şüphelendiğimiz ve aynı zamanda ___ ile irtibatta olan kişi mi?
C: Hayır. Burada birbirini tanımıyor olabilecek birden fazla oyuncu var.

S: (L) Yani bir tarafta onunla oynayıp onu sinirlendiren birileri olabilir ve diğer bir yandan onunla oynayan başka biri de olabilir. Diğer bir deyişle... (Perceval) AB'nin forumunda o bilgileri yayınlayan kişi bizim forumumuzun eski moderatörlerinden biri mi?
C: Evet.

S: (Anart) Kötü niyetle ___ üzerinde çalışan kişiler bizimle ilişkili kişiler mi?
C: Evet ve aynı zamanda onun potansiyelini azaltmak için. "Paketlenmiş gerçekleri" olan yetenekli bir kişi düşünün?!

S: (Anart) Onun için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
C: Kendisi isteyene kadar, gerçekten isteyene kadar, hayır.

S: (L) Bir soru daha. İnsanın inanç kapasitesinin özelliği ve işlevi nedir?
C: Otomatik kalıp tanıma yazılımı çıldırıyor.

S: (L) Çok yoruldum. Oo! Minesota'da Mille Lacs Gölü'nde sahile vuran buz tsunamisine neden olan şey neydi??
C: Meşhur "yağmur katmanları".

S: (Perceval) Yağmur katmanları meşhur oldu. Onlardan o kadar çok bahsettik. (Belibaste) İsa hakkında birşey sormak istiyor musun? (L) Hayır. Çok yorgunum. Ayrıntıya girmem gerekir ve bunun için çok yorgunum. Sen bir-iki soru sormak ister misin? (Ark) Evet. Kolay olacak. Kimsenin açıklayamadığı çok yüksek enerjili kozmik ışınların kaynağı nedir? Bunlar imkansız gibi ve dünyaya o kadar yüksek enerjiyle geliyorlar ki insanlar bunlar için bir kaynak bile uyduramıyor.
C: Boyutlararası, yani karanlık madde.

S: (L) Bu saksağanı soralım. Büyük bir beyin tümörü olan bu zavallı ölü saksağanla ilgili herhangi bir sembolizma var mıydı?
C: İşaret!

S: (Perceval) Bubo işareti mi? (L) Kişisel mi yoksa küresel mi?
C: Yerel.

S: (L) Yani bizim hayaletler ve yolun kenarında araba kazasında ölen adam gibi yerel birşey mi?
C: Benzer. Yerel haberleri yakından takip edin!

S: (L) Saksağana benzeyen ve muhtemelen ölecek olan birini bulmamız gerekir o durumda sanırım. (Mr. Scott) Saksağanların özellikleri nedir? (Athena) İstifçidirler. (Andromeda) İstifçi ve hileci. (Belibaste) Büyük bir beyin tümörü olan biri. Kafasını koparacaklar!
C: Mümkün!

S: (L) İyi geceler diyeceğim ve teşekkürler.
C: Zevkti! Hoşçakalın.
 

bozadi

#1
Vakit sıkıntısından dolayı celse çevirisini yeni bitirebildim ve henüz celseyi baştan bir okuyup kontrol de edemedim. Yarın hem olası bazı çeviri sorunlarını düzeltip hem de celse içinde geçen, anlaşılması güç olabilecek bazı hususlarla ilgili bilgi veya sezgilerimi paylaşacağım. İyi geceler.

bozadi

#2
Bu celsede geçen konulardan birkaç tanesi hakkındaki bilgi ve sezgilerimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle "kadeh" şeklindeki plazma boşalımları:


Sol üstteki mor renkli resim, elektrik mühendisi Anthony Peratt'ın laboratuarda gerçekleştirdiği bir plazma elektrik boşalımının meydana getirdiği şekil. Ph.D.Dr. Peratt laboratuarındaki plazma elektrik boşalımı ile "çömelen adam" (squatting man) olarak bilinen petroglifleri (kaya oymaları) karşılaştırmış ve "atalarımızın göklerinde çok büyük ve korkutucu plazma şekillerinin göründüğü" hipotezini ortaya koymuş.

Dünyanın pek çok farklı yerinde, çok eski zamanlardan kalma, kayalar üzerine çizili şekiller arasında bu şekle sıkça rastlanıyor. Bu da kadim atalarımızın zamanlarında, gökte tüm dünyadan görülebilen elektrik/plazma boşalımları olduğu ve bu elektrik olaylarının bu yukarıdaki çömelen adam veya bu celsede "kadeh plazma" denen akım boşalımlarını meydana getirdiği düşünülüyor. Elbette çok farklı biçimler de meydana gelmiştir ve zaten yine laboratuarlarda üretilen belirli bazı biçimlerle kadim zamanlardan kalma kaya resimleri arasında yine pek çok benzerlikler bulunmuş.

Bu celsede Kasyopyalıların verdiği bilgilere bakılırsa, geçmişte meydana gelen o olaylar yine yoğun komet/meteor/göktaşı olaylarının veya benzer göksel olayların meydana geldiği ve atmosferimizde çok ciddi elektrik akımı birikimleri olduğu zamanlardan kalma ve önümüzdeki süreçte benzer durumlarla tekrar karşılaşmamız mümkün olabilir.

bozadi

#3
İskoçya'daki yangınlarla ilgili olarak google'da küçük bir inceleme yaptığımda, Mart sonu ve Nisan başında İskoçya'da olağandışı kış koşullarının hala devam etmesine rağmen yüksek kesimlerde sebebi anlaşılamayan onlarca yangının günler boyunca devam ettiğini gösteren haberlerle karşılaştım. http://www.ibtimes.co.uk/articles/453024/20130403/scotland-highland-fires-under-control-three-day.htm

Bir önceki mesajımda değindiğim konuyla da bağlantılı olarak, hem atmosferimizdeki komet/göktaşı/meteor olaylarının ve "komet tozu" miktarının artması nedeniyle, hem de yağmur/kar yağışlarının yoğunlaşması nedeniyle, göklerimizdeki sürtünme/elektriklenme olaylarında yoğun bir artış olduğu anlaşılıyor. Aslında son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye'de yıldırım düşmesi olaylarında da bir artış olduğuna dair haberlere rastlamıştım. Ama bu haberlerden bazılarında bunun sebebinin artan egzoz gazları vs. olduğu iddia ediliyordu ama Kasyopyalıların yaptığı açıklama farklı gördüğünüz gibi.

bozadi

#4
Celsede geçen konulardan belirli bir tanesiyle birkaç gündür ülkemizde meydana gelen bazı olaylar arasındaki bir bağlantıya dair görüşümü paylaşmak istiyorum şimdi. Celsedeki diğer konulara daha sonra imkan olursa değinirim veya katılımcılarının soru veya paylaşımlarına göre ben de kendi görüşlerimi paylaşırım.

Celsede insanlığın yaşam koşullarının değiştirilmesine, geliştirilmesine yönelik çaba gösteren gruplar arasında, şiddet eğilimli olanlar ve olmayanlar karşılaştırıldığında, şiddet eğilimli olmayan grupların çok daha fazla değişim sağladığına değinilmiş. Yani sağı-solu veya bir hedefi yakıp yıkmaya, parçalamaya yönelik teşebbüsler, ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın aslında uzunvadede kalıcı bir değişim sağlamıyor bu görüşe göre. Bunun aksine, barışçıl, büyük ve güçlü protestolar koşulların değişmesine çok daha fazla yardımcı oluyor. Yani karanlık güçler bu tip güçlü, büyük ama yıkıcı olmayan protestolardan daha fazla çekiniyorlar. Militarize olan veya oraya doğru ilerleyen grupları uzunvadede kendi amaçlarına uygun olarak saptırabiliyorlar.

Birkaç gündür AKP hükümetinin Taksim'deki yıkım/değiştirme projesine yönelik olarak, oradaki ağaçların kesilmesine direnme temelinde bir hazırlık oldu. Binlerce insan bir araya geldi ve halkın rızası alınmadan girişilen bu projeye tepki için seslerini yükseltmeye, bir bakıma gövdelerini siper etmeye başladılar. Ve polisin insanlık-dışı müdahalesiyle karşılaştılar. O kahrolası gazlarına başvurdular yine. Aşırı sert bir şekilde halka müdahale oldu. Yüzlerce kişi yaralandı. Bir turist ölümcül derecede yaralandı.

Pek çok sanatçı ve tanınmış başka insanlar yaşanan olaylarda devletin, devletin emniyet güçlerinin halka karşı zalimce tavrını eleştirdi. Kısa bir süre önce Emek sineması ile ilgili gelişmelerden dolayı zaten Taksim toplumu ve müdavimleri gergindi. Bir başka başlıkta AKP'nin "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" sözünü kendi amaçları doğrultusunda vurgulayıp ilerleyen zaman içinde halkın iradesine meydan okurcasına giriştiği faaliyetlere değinmiştim. Taksim olayı da bu sürecin güçlü halkalarından biri gibi görünüyor.

Şimdi, sürece bakıp gidişatın olası iki ana yönüne dair yorumumu paylaşmak istiyorum. Kasyopyalıların yaptığı açıklamalara dayalı olarak seziyorum ki, AKP karşıtı gösterilerde şiddet eğilimlerinin tırmanması, aşırıya kaçması durumunda, bunun aslında AKP'nin işine gelme ihtimali çok yüksek olacak, bir bakıma AKP'nin aşırı karşı şiddeti belirli bir meşruiyet kazanacaktır. Bunun yerine, AKP tabanından insanlar dahil olmak üzere çok farklı kesimlerden insanlar barışçıl ama güçlü protesto dalgaları yaratmak üzere bir araya gelir, seslerini o uyumlu güçle yükseltirlerse, bunun negatif tahakkümü sarsarak dağıtması, geri püskürtmesi çok daha kolay ve uzunvadede daha etkili olacaktır.

Hep söyledim, hala da söylerim. AKP hükümetinin icraat geçmişinde, önceki hükümetlerin yapamadığı güzel bazı şeylerin de başarıldığına inanıyorum. Pozitif bir damar vardı ve hala bir şekilde var potansiyel olarak ama zaman ilerledikçe AKP'nin pozitif damarı zayıflıyor, negatif damarı ise güçleniyor. Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan ikilisinin özellikle ABD'yle olan bağlantıları/ilişkileri güçlendikçe, AKP'nin halkın iradesini hiçe sayarak halk aleyhine icraatleri inanılmaz bir hızla artış gösteriyor.

AKP bence pozitif denebilecek bazı icraatlerini veya yaklaşımlarını artık çok şiddetli negatif sapmalara bir örtü/mazeret gibi kullanmaya çalışıyor, yani "kuzu kılığında kurt" hikayesine doğru hızla evriliyor.

ABD'nin daha önce Saddam'ı bahane ederek Irak'ta yürüttüğü canice politikasına destek veren AKP, şimdi Suriye'de bu faşizm desteğini çok daha aleni bir noktaya getiriyor. Halkın iradesini hiçe sayarak, oturduğu yerden ABD politikalarına uygun sonuçlara/kararlara vararak şeytani faaliyetlerde bulunuyor.

Birkaç gün önce Adana'da takip edilen El Nusra örgütü üyelerinin kaldığı eve yapılan baskında 2 kg sarin gazı ele geçirildi, birazdan bu haberi de sitemize ekleyeceğim. Adana polisi bu El Nusra teröristlerinin bu gazla yakın bir zamanda pek çok insanın ölmesine ve yaralanmasına neden olabilecek canice bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu tespit etmiş. Reyhanlı katliamının El Kaide / El Nusra'yla olan bağlantılarına dair pek çok kanıt ortaya çıkmıştı zaten ve şimdi bu olay durumun vehametini çok daha ciddi noktalara getiriyor. Kimyasal silah konusunda sürekli Suriye yönetimine atılan suçun ne kadar iki yüzlü ve şeytani amaçlı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Faşist ABD devleti Arap ülkelerinde yürüttüğü yıkım/köleleştirme faaliyetlerine Suriye ile devam ederken Türkiye'yi de bu sürece dahil etme politikasına hız vermiş görünüyor. AKP hükümeti ABD'nin komutası altında, ABD'nin çıkarı doğrultusunda Suriye'ye global askeri müdahale için gözlerini karatmış, halkın iradesinden ve insanlıktan hızla kopuyor.

Hem insanlığın sosyal yaşam koşullarında, hem de doğada gerçekten büyük bir yıkım ve dönüşüme doğru hızlı bir ilerleyiş var. Birlik ve beraberlikten çok fayda görebiliriz, aksi durumda çok kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. Olan biten hakkında bilgimizi, sezgimizi, dayanışmamızı artırabilmemizi diliyorum.

bozadi

#5
Celsede geçen din / monoteizm konusunu, bununla ilgili problemi özellikle ele almak istiyorum. Sağlıklı din anlayışı ile sağlıksız din anlayışı arasında bir ayrım yapılması gerektiğini düşünüyorum. İslam örneğinde sağlıklı ve sağlıksız din anlayışıyla ilgili fikirlerimi paylaşmak isterim. Fethullah Gülen / Tayyip Erdoğan / AKP örneğinde sağlıksız din anlayışının nasıl dayatıldığını örneklemek gerek. Bunun global faşist güçlerin programlarıyla bağlantılarını da ele almak...

believer planet

#6
sevgili bozadi ve başkalarına hizmet ailesi...

paylaşım için çok çok teşekkürler...

şimdi zevkle okumaya geçeceğim....

gerçekten ülkemizde dahil çok büyük değişimlerden geçiyoruz..
herşey mümkün

yucelulu

#7
Çeviri ve yorumları için Sevgili Bozadi'ye teşekkür ediyorum.
 

Tgur

#8
S: (L) ...Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.

S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.

S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?

S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.

-------------------------------------------------------

Bu son mesajdan alıntıyla konuya başka bir yönden yaklaşmak istiyorum,

Evvela ,Bozadiye yaptığı çalışmalar için ben de sonsuz teşekkürlerimi sunarım..

Hele yaptığı yorumlardaki,
"çılgınlığa doğru yönelen olumsuz uygulamalara karşı pozıtif direnç,eğer yıkıp dökme şeklinde değilde ,masumane ölçüde kaldığında, mutlaka netice verecektir"tesbitine ben de katılıyorum.

Yukarıdaki alıntıya dönersek,

Başlangıçta Kasyopyalıların ırksal daha sonra felsefi ve dine dönüşen şeklinde cevap verdikleri "Belial Oğulları ve Bir'in Yasasının Oğulları" ayırımının oluşma sebepleri üzerinde durmak istiyorum,

Irksal durumu, sanırım Lemuryalıların büyük bir erdemle uyguladıkları/yaşadıkları ve BH yönünden sergiledilkleri anlayışı ve teknolojiyi Atlantislilerin istemeleri ile cömertçe aktarmaları sonunda ortaya çıkmış bir durum olarak kabul ediyorum ,

Tabiiki bu çok çok eski zamanlarda olan olayları, medyamik çabalarla  açıklamalar yapan kişilerin yazdıklarından derlediğimiz de unutulmamalı ,eksiğimiz olabilir,

Yani ,bir tarafta Lemurya yaşantısı ve ırksal durumu ,diğer yandan bu bilgileri alıp KH yönünde yaşama döndürmeye çalışan Atlants Irkı..

Belki KH yaşantısının ,tanrısal düşüklüğün başlangıcı da olarak bu tanımlamayı işaret edebiliriz.

Malüm bu düşük yaşantı şekli, kutuplar manzumesinin alabildiğine uygulandığı bir yaşam haline gelmelidir ,ve gerçekten de dezenformasyonun  oldukça kuvvetle uygulandığı bir saha haline gelmiştir ,ırksal olarak yapmayın etmeyin diye feryat eden Lemuryalıların bu çığlıkları,Atlantis üzerinde manüplasyon mahiri KH gurubu tarafından "Bir'in Yasası Oğulları" şekline çevrilmiş ve alıntıda geniş bir şekilde belirtilen "Monoteist" anlayışın doğmasına ve sürdürülmesine sebep olmuştur..Ve şu cevap herşeyi yerli yerine oturtmakta,

"C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca"



bozadi

#9
Hepinize teşekkür ederim arkadaşlar desteğiniz için. Birlikte tam bir aile olma yolunda ilerlememiz en büyük dileğimdir.

Sevgili Tgur, ben bu "Belial'ın Oğulları" ve "Bir'in Yasası'nın Oğulları" şeklindeki ayrımla ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyorum. Konunun Atlantis/Lemurya ayrımıyla ilgili bağlantılarını da anlayamıyorum henüz. Anladığım şey, Laura'nın araştırdığı ve Kasyopyalıların da onayladığı şey, Bir'in Yasası'nın Oğulları bir şekilde sapmışlar (eğer baştan itibaren sapık değillerdiyse) ve negatif din versiyonu diyebileceğimiz, monoteizm kavramıyla da yakından ilgili bir anlayışın dünyada yayılmasına hizmet etmişler. Belial'ın Oğulları zaten "negatif" diye geçen birşey değil miydi? Yani bu iki farklı "oğul" grubu da kötümüymüş? Sonradan mı kötüleşmiş? Henüz bunu anlayamadım ama araştırmayı çok istiyorum. İnşallah forumumuzda bu konuyu hep beraber ele alırken bilgi ve fikirlerimizi verimli bir şekilde paylaşabiliriz.

Bu konuyla ilgili olarak şu anda yapmak istediğim bir yorumum: Kasyopyalılar "monoteizm"i olumsuz birşey olarak vurgularken, Tanrı'nın insandan ve tüm kainattan yapay bir şekilde yalıtılarak, onun tepesindeki otoriter yönetici gibi sunulmasını ve birilerinin bu düzende insanların Tanrı'yla ilişkilerini düzenliyor/kolaylaştırıyor gibi görünüp insanları sömürmesi bakımından eleştiriyorlar. Yoksa Kasyopyalılar zaten başından beri felsefelerinin "Bir" olduğunu, tüm herşeyin bir olduğunu vurguluyorlar. İki veya çok sayıda Tanrı'nın varlığı gibi bir anlayışları yok. Sadece, Tanrı dediğimiz merkeziyetin var olan herşeyle bir olduğunu, var olan herşeyin tek bir bütünlük oluşturduğunu söylüyorlar. Burada Tanrı'nın insanlardan ve varoluştan bir emir-komuta zinciri temelinde ayrıştırılmaya çalışılmasını eleştiriyorlar. Bunun insanlara yönelik "aşağılık kompleksi" ve "negatif bakımdan güdülme" imkanı yaratmaya yönelik bir teşebbüs olduğunu söylüyorlar.

Ne yazık ki "üç büyük din"de de monoteist vurgu çok güçlüdür ama bu biraz da insanlık kitlesinin eğilimleriyle yakından bağlantılıdır. Her üç dinin de konunun gerçeğini taşıyan versiyonları da mevcuttur. Örneğin İslam'da tasavvufi felsefe, Kuran'a dayandırılan klasik/geleneksel İslam anlayışından ciddi ölçüde farklılaşabilen ve konunun gerçeğini ortaya koyabilen açıklamalara, potansiyellere sahiptir. Bizim de bu farkı ele alabilmemiz, tartışabilmemiz gerekmekte diye düşünüyorum. Umarım bu "Belial'ın Oğulları / Bir'in Yasası'nın Oğulları" konusu üzerindeki incelememiz de kavrayışımızı geliştirmemize yardımcı olur.

bozadi

#10
Bu arada mevcut toplumsal olaylarda "şiddet" eğilimine işaret eden pek çok gelişme de oluyor ne yazık ki. Karakollara, bankalara vs. yönelik saldırılar ve benzer yıkıcı şiddet eylemlerinin pozitiflikle hiçbir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Bu hangi ideoloji adı altında yapılırsa yapılsın faşizmin ekmeğine yağ sürecektir.

Taksim olaylarında çok sayıda sanatçının sürece dahil olmasından ve görüşlerini bildirmiş olmasından çok büyük bir sevinç duydum. Dilerim ki sanatçılar topluma ön ayak olarak barışçıl protestoların organize edilmesine yardımcı olurlar. Bu çok güzel olur.

bozadi

#11
Taksim Gezi Parkı / Topçu Kışlası meselesinde ilgili oylamaya CHP'nin de tam kadro onay verdiği görülmüş. CHP'li yetkililer itiraz ediyor bu iddiaya ama bu daha çok bir kıvırma çabası gibi geldi bana. AKP'nin önümüzdeki süreçte ciddi oranda oy kaybetmesi durumunda elbette CHP önemli bir iktidar adayı olacak. Ama CHP'nin önce kendi içinde adam gibi bir birlik kurması gerekiyor, ki nedense bu çok imkan dahilindeymiş gibi görünmüyor bana. Belki önümüzdeki süreçte halk kendi içinde bir birlik beraberlik geliştirirse CHP'yi de adam gibi bir birlik geliştirmeye zorlayabilir. Aynı şeyi AKP için de dilerim. Daha zor görünüyor ama yine de AKP tabanında ciddi bir uyanma olursa bu konuda çok şaşırtıcı gelişmeler olabilir belki.

Sonuçta önemli olan siyasetten bağımsız olarak, psişik bağlamda halk tabanında güçlü bir birliğin gelişmesi. Bu bir şekilde tüm siyasi yapılar üzerinde etki edecektir.

exores

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
Başkalarının kontrolü altındalar derken acaba burda Arkonlar'dan mı bahsediyorlar?
 

bozadi

#13
Sevgili exores, forumumuza hoşgeldin.

Evet, bildiğim kadarıyla burada "başkalarının kontrolü altında" olmaktan bahsederken kastedilen şey 4KH grubu. Yani Kasyopya celselerine göre dünya insanlığını tam kontrolleri altına almak isteyen Kertiş/Sürüngen dünyadışı bir ırk.

Kadim gnostisizmde bu varlıklar Arkon olarak tanımlıyor bildiğim kadarıyla.

Konuyla ilgili var olabilecek bilgi, sezgi ve sorularını paylaşırsan, birlikte resmi daha da netleştirmeye çalışabiliriz sevgili exores.


exores

#14
Evet sevgili bozadi Arkonlar derken Nag Hammadi yazmalarında bahsedilen, Castaneda ve diğerlerinin uçucu dedikleri (yağmacılarda diyorlar), şaman büyücülerinin konuların konusu dedikleri çamur gölgelerden bahsediyorum. Ancak bunların Kertiş/Sürüngen lerle aynı olduklarını sanmıyorum. Laura bir celsede bu konuya değinmişti sanırım ve Arkonların üst yönetim kademesinde olanlarının Reptilian'lar olduğunu yazmıştı. Hangi celse olduğunu bulursam buraya yazarım.

Benim özellikle merak ettiğim bu arkonlar ve yakılan İskenderiye kütüphanesi hakkında. Belki başka bir konu başlığı altında bunu araştırabiliriz. Daha önce bu konuyu iki farklı platformda tartışmıştım, ancak bu konu ile ilgili arpa boyu kadar yol alamamıştık. BH forumunu bir yıldan fazla bir süredir takip ediyorum. Sanıyorum buradaki topluluk arkonlar konusunda biraz daha deneyimli ve cesaretli.