avatar_bigsenfoni

Bedensiz Varlıklar

Başlatan bigsenfoni, 05 Kasım 2016, 23:12:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
1'den 4'e kadarki ruhlar için 5y'nin "Yuva" olma işleviyle ilgili önemli bir not daha eklemek istiyorum, ki bu husus hem K bilgilerinde hem de Michael Newton'un kitaplarından birinde geçiyordu.

Yeni oluşan ruhlar (her nasıl oluşuyorlarsa) otomatikmen 5. yoğunluk merkezli olarak oluşuyor anladığım kadarıyla. Yani 1'den 4'e kadarki seviyelerde bulunan tüm ruhlar aslında 5. yoğunluk merkezliler, bir parçaları her zaman orada bulunuyor. Hatta enkarne oldukları zaman bile, varlıklarının %100'üyle olmuyorlar, bir kısmıyla oluyorlar, varlıklarının bir kısmı 5y'den hiç ayrılmıyor. Yani bu varlıklar enkarnasyon sürecinde 5'ten ilgili alt yoğunluğa "uzanıyorlar" (projekte oluyorlar) adeta. Kaba bir tabirle, 5y'den oraya "kafalarını uzatmış" gibi oluyorlar, ayaklar hep 5y'de, temel 5y'de.

Dinlenme ve değerlendirme merkezi 5y'de bulunan ruh, evdeki bir çocuk gibi düşünülebilir veya anne-babasının dizinin dibindeki (onların doğrudan gözlem ve rehberliği altındaki) bir çocuk gibi düşünebilir. O ruhun öğrenimini sürdürdüğü ilgili yoğunluğa "enkarne" olması ise, çocuğun evden dışarı çıkıp akranlarıyla sosyalleşme ve uygulama/öğrenme deneyimleri gibi düşünülebilir bence.

astro

#16
Hımm... aile evi benzetmen güzel aydınlattı bozadi. Bir nevi orada başlıyoruz ve bir süre sonra ziyarete gidip ailemizin öğretilerini almaya devam ediyoruz gibi yanılmıyorsam. Henüz Ra öğretilerine geçemedim, geçince daha da anlam kazancağına eminim. Önerdiğin kaynaklar için sağol yarın bir göz gezdircem.
 

ogenezis

#17
1'den 4'e kadarki ruhlar için 5y'nin "Yuva" olma işleviyle ilgili önemli bir not daha eklemek istiyorum, ki bu husus hem K bilgilerinde hem de Michael Newton'un kitaplarından birinde geçiyordu.

Yeni oluşan ruhlar (her nasıl oluşuyorlarsa) otomatikmen 5. yoğunluk merkezli olarak oluşuyor anladığım kadarıyla. Yani 1'den 4'e kadarki seviyelerde bulunan tüm ruhlar aslında 5. yoğunluk merkezliler, bir parçaları her zaman orada bulunuyor. Hatta enkarne oldukları zaman bile, varlıklarının %100'üyle olmuyorlar, bir kısmıyla oluyorlar, varlıklarının bir kısmı 5y'den hiç ayrılmıyor. Yani bu varlıklar enkarnasyon sürecinde 5'ten ilgili alt yoğunluğa "uzanıyorlar" (projekte oluyorlar) adeta. Kaba bir tabirle, 5y'den oraya "kafalarını uzatmış" gibi oluyorlar, ayaklar hep 5y'de, temel 5y'de.

Dinlenme ve değerlendirme merkezi 5y'de bulunan ruh, evdeki bir çocuk gibi düşünülebilir veya anne-babasının dizinin dibindeki (onların doğrudan gözlem ve rehberliği altındaki) bir çocuk gibi düşünebilir. O ruhun öğrenimini sürdürdüğü ilgili yoğunluğa "enkarne" olması ise, çocuğun evden dışarı çıkıp akranlarıyla sosyalleşme ve uygulama/öğrenme deneyimleri gibi düşünülebilir bence.

Yuva 7.ci boyut diye biliyorum.Düşmus meleklerde ordan düşmüş..Cennetten kovulan Adem ve Havvada...
Tüm insanlar yada varlıklar diyeyim tekamül olarakta ..yaşam kalitesi olarakta ruh olarak oraya uygun olmaya çalışıyorlar.bilerek yada bilmeyerek..cennet dedikleri yerde 7.ci boyut diye biliyorum.
4 .cu boyut ve 3.cu boyut bazan 5.ci boyutu hep beraber kullanan insanlar var..
Fakat 6 ve 7 .ci boyutu kullanıp insan formatında kalan yok..bilinç olarak oraları görebilir ..rüya vs..oradaki yaşayan varliklarlada görüşebilir ama orada yaşayıp dunyamizdada yaşayamaz..bu dünya kirletir onları..hem maddi hem manevi olarak..Bizler dünyevi mesgalelere öyle dalmisizki kafamızı ksldirip gökyüzüne bakmayı unutmuşuz..maden işçileri gibiyiz...güneşi ve gokyuzunu unutmuşuz...
 

bozadi

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Yuva 7.ci boyut diye biliyorum.Düşmus meleklerde ordan düşmüş..Cennetten kovulan Adem ve Havvada...
Tüm insanlar yada varlıklar diyeyim tekamül olarakta ..yaşam kalitesi olarakta ruh olarak oraya uygun olmaya çalışıyorlar.bilerek yada bilmeyerek..cennet dedikleri yerde 7.ci boyut diye biliyorum.
K'lara göre 5y 1'den 4'e kadarki yoğunlukların ruhlarının yuvası (ve dinlenme/değerlendirme merkezi) olarak ifade ediliyor. Gerçi 5. yoğunluğun doğal mensuplarının (4'ten 5'e mezun olmuş olan ruhların) yuvası olarak görülmesi de yanlış olmaz ve üstelik 6y ruhlarının da 5y'ye sıkça projekte olarak oradaki sürece yardımcı olduğu düşünülürse aslında 5Y 1'den 6'ye kadarki tüm ruhlar için de bir tür Yuva/Merkez olarak düşünülebilir belki. 7Y diğer tüm yoğunluk seviyelerinin kaynağı ve kendisi olduğu için, yani herşey oradan projekte olduğu için 7y her zaman her yerde olarak düşünülebilir.

7y'nin nihai Yuva/Merkez olarak düşünülmesi de yanlış değil aslında. K'lar bu anlamda 7y'ye herşeyin/herkesin "ebedi ikametgahı" diyor. Yalnız bu hususta 5y ile 7y arasında şu temel fark var: 7y bireysel bir deneyim ortamı değil. Belki 6'dan 7'ye mezuniyetin ilk kısmında bir süre daha şahsi deneyim mümkün olabilir, bu konuda net bir bilgi, sezgi, izlenim edinemedim henüz. Ama eldeki temel bilgilerden anladığım kadarıyla, 4'ten 6'ya kadar aşamalı olarak artacak şekilde bireyselden kitlesel/bütünsel varoluş moduna geçiliyor ve nihayet 7y'de bireysellik tamamen sona eriyor ve "tüm varoluş" olunuyor. Yani 7y "big-beng" aşaması. Buraya ulaşan ruhlar bu nihai aşamanın bir yerinde big-beng gibi bir varoluş patlamasıyla tüm varoluşa, tüm yoğunluklara saf varoluş enerjisi (ışık) olarak dağılıyorlar. Aslında 6y'deki varlıklar bile (örneğin Ra ve K'lar) zaten "ışık" formunda olduklarını söylüyorlar.

7y'de bireysel varoluşun sona erip tüm varoluşa ışık olarak yayılması meselesi, gayet bireysel ve egosal deneyim modunda olan ve şiddetli KH faktörleri nedeniyle de bir sürü sorun, endişe, korku, kompleks, bilinç hastalıkları yaşayan biz 3y mensupları için "korkutucu" görünebilir çünkü sanki sizin dışınızdaki bir güç sizin bireyselliğinizi yok ediyormuş gibi bir algı oluşabilir bu bilgilere bakınca ama durum kesinlikle bu değil. Bizler daha 3KH durumundayken bile, BH eğilimlerimiz sayesinde tüm varoluşla "bir" olduğumuza dair bazı düşüncelere, sezgilere sahip olabiliyoruz. KH'den BH'ye doğru gidildikçe, 3'ten 4'e, 5'e, 6'ya ve nihayet 7'ye ulaştıkça tüm varoluşla birlik sadece bir sezgi olarak kalmıyor, bunun "mutlak gerçek" olduğu görülüyor ve bu mutlak birlik "gerçekleşiyor".

Benim anladığım kadarıyla, şu anda Güneş'ten bize ulaşan hayat verici ışık aslında 7y'ye ulaşıp big-beng patlamasıyla tüm varoluşa dağılan ruhların/varlıkların ışığı, yani kendisi. Tekrar vurgulamak isterim ki, bu olgu veya fikir biz 3KH mensupları için bazı bakımlardan bizim dışımızdaki bir güç tarafından bize dayatılan korkutucu, haksız, hukuksuz bir cinayet gibi görünebilir, bunun kesinlikle böyle olmadığını anlayabiliriz bu konu üzerinde dikkatle duracak, düşünecek olursak. Burada bir yokoluş söz konusu olmadığı gibi, tam aksine varlığın ulaşıp ulaşabileceği en eksiksiz, en mutlak duruma ulaşması söz konusu ve bunu o seviyeye ulaşan ruhlar "can atarak" yapıyor. 3KH denen yerde bile anne-baba ile çocuk arasında olan veya birbirini çok seven herhangi iki veya daha fazla birey arasında olan olağanüstü "birlik" duygusu ve deneyimi, aslında 7y'deki birleşmenin "küçük" bir örneği/yansıması. Yani tüm hayatınızda veya tüm hayatlarınızda deneyimlediğiniz en büyük, en derin, en saf sevgi ve güzellik neyse, o deneyimin 7'deki birlik farkındalığının ve deneyiminin küçük bir yansıması olduğunu düşünebilirsiniz.

5Y ve 7Y'nin Yuva olması meselesine dönecek olursak, 5y bireysel deneyim modundaki Yuva iken, 7y bireysel deneyim içermeyen Ebedi Merkez olarak düşünülebilir. 7y bireysellik içermez derken aslında bu da tam olarak doğru bir ifade olmuyor. Tüm yoğunluk seviyeleri 7y'nin bir parçası ve kendisidir, yani 7y'nin deneyimi tüm varlıkların (3y'dekilerin de) deneyimidir, dolayısıyla 7y'de bireysellik yok demek de bir anlamda yanlış oluyor. 6y'deki K'lar "biz siziz" diyor örneğin ve bunu "gerçekten bilerek" söylüyorlar. Benzetme yapmıyorlar, bulundukları seviyeden meselenin çıplak gerçekliğini vurguluyorlar.

bozadi

#19
K'lar "Tüm yoğunluklar aslında 7. yoğunluk" gibi bir ifade kullanmıştı. Yani 1'den 6'ya kadarki herkes veya herşey zaten 7y'nin saf varlığının bir uzantısı, yani "kendisi". Saf varlığın şekil/bireysellik almış hali. Hem Ra, hem K'lar, hem Maharaj gibi pek çok bilge ve hatta tasavvufta örneğin "En el Hak" bilincinin savunucuları İnsan ile Hak arasındaki nihai birliği vurgulamışlardır ve bu aslında bir metafor, mecaz, benzetme veya tahmin değil, nihai "mutlak" gerçeğin kendisidir. Yunus'un "cennet/huri-muri istemem, bana seni gerek seni" deyişi yine aynı realitenin farkındalığının sonucudur; kimi çevrelerin İslamcılık veya başka herhangi bir din veya ideoloji adı altında dayattığı ayrılıkçı/bölücü (böl-yönet'çi) mantalite baskılarına ve işkencelerine karşı çıplak gerçeğin haykırılışıdır. Osmanlı Şeyhülislamı Ebussuud'un Yunus Emre'yi "kafir" itham etmesi, onun öğretilerine uyanların katlinin vacip olduğunu ilan etmesi bundandır.

Aoibheann

#20
Bozadi, teşekkürler. :) Micheal Newton'ın araştırmalarına göre bazen öğretmenler yani rehber ruhlar öğrencilerine yardımcı olabilmek için bu tarz vizyon görüntüleri ya da cismi enkarne yoluyla yardımcı olabiliyorlarmış. Bir vakada transtaki kişinin oğlu onun rehberi çıkmıştı. :) Astro bu tarz bir vizyon görüntüsü almış olabilir. Çünkü tarif ettiği şey insan ruhu tasvirine epeyce uyuyor, özellikle kendi ışığına sahip olması konusu. Diyorum ya geçişi hızlandırıyorlar. Bize yardımcı olacaklar ama bu kendi başımıza yürümemiz gereken bir yol. İç gücümüze inandığımız, birliğin gücüne inandığımız sürece saldırılar sadece anlık olacak. Bir kaç gündür yoğun saldırı altındaydım. Psikolojik olarak. Şu an sadece hayatımı seyirci olarak izliyorum ve uzaktan problemler çok da önemli gözükmüyor. Demek ki saldırının boyutu büyükmüş ki bayağı etkiledi. Karanlık, ışığı göremediğimiz zaman vardır. Işık ise kendi içimizde. Gücümüzü kendimize inanarak elde edebiliriz.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

astro

#21
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Bozadi, teşekkürler. :) Micheal Newton'ın araştırmalarına göre bazen öğretmenler yani rehber ruhlar öğrencilerine yardımcı olabilmek için bu tarz vizyon görüntüleri ya da cismi enkarne yoluyla yardımcı olabiliyorlarmış. Bir vakada transtaki kişinin oğlu onun rehberi çıkmıştı. :) Astro bu tarz bir vizyon görüntüsü almış olabilir. Çünkü tarif ettiği şey insan ruhu tasvirine epeyce uyuyor, özellikle kendi ışığına sahip olması konusu. Diyorum ya geçişi hızlandırıyorlar. Bize yardımcı olacaklar ama bu kendi başımıza yürümemiz gereken bir yol. İç gücümüze inandığımız, birliğin gücüne inandığımız sürece saldırılar sadece anlık olacak. Bir kaç gündür yoğun saldırı altındaydım. Psikolojik olarak. Şu an sadece hayatımı seyirci olarak izliyorum ve uzaktan problemler çok da önemli gözükmüyor. Demek ki saldırının boyutu büyükmüş ki bayağı etkiledi. Karanlık, ışığı göremediğimiz zaman vardır. Işık ise kendi içimizde. Gücümüzü kendimize inanarak elde edebiliriz.


Aoibheann dediğin gibi bir rehber ruh olabilir. Hatta ben farkına varmadan dnama bilgi işlemiş bile olabilir çünkü bir şekilde kendi kafamda evrenin yapısı ile ilgili inançlarım K'ların söyledikleri ile çok uyuşuyor okudukça hayrete düşüyorum doğrusu.

Bozadi, 7. boyut ile ilgili bir olmak ve sonrasında başlangıcı oluşturacak enerjiyi sağlamak fikri bana korkutucudan öte sanki amacımız buymuş gibi huzur veriyor doğrusu :) umarım değişim sürecini güzelce tamamlayıp hepimiz bu yazdıklarını deneyimleyebiliriz (her ne kadar deneyim anlamında bilincimiz kalmayacağını da düşünmemize rağmen) Evrenin zaten parçalarıyız fakat tahminimce 7y a geçtiğimizde evrenin bütünlüğünün tam içinde olacağız ve asıl o zaman tamamlanmış olacağız gibime geliyor. :)
 

gerçek tosun paşa

#22
7 yuva değildir. TÜM'dür. Çok basit şekilde yazımı en uç düzeyde idraki vardır. Madde nedeni, ruh nedeni, düşünüş ve farkındalık nedenidir. Frekansın sebebi ve kendisidir. Dolayısıyla frekans sağlayıcısıdır ve değildir. Evrenin kendisi ve evrenin dışıdır. Mutlaklık bunu gerektirir. Hem algılayabildiğin hem algının dışında kalan kısımdır. Ayrıca algılayabildiğimiz tüm gerçeklik yine kendimizdir. Kendimizden başkasını nasıl algılayabilirdik?

Çevremizi her türlü formun fiziki temelini oluşturan "madde" olarak görürüz. Bir sadece madde mi? Asla. Madde, evrende bulunan yaşam ve zihni olduğu gibi oluşturamaz. 7 (TÜM, KAYNAK, BİR) madde olamaz, çünkü hiçbir şey kendi, kaynağından daha fazla olamaz, nedende olmayan hiçbir şey sonuçta hiçbir zaman ortaya çıkamaz, başlangıç ile ilgisi olmayan hiçbir şey sonuçta var olamaz. Ve artık modern bilim bile bize gerçekte madde diye bir şey olmadığını, madde olarak adlandırdığımız şeyin "kesintiye uğratılmış enerji veya kuvvet" olduğunu yani düşük bir titreşimdeki enerji veya kuvvet olduğunu bildiriyor.

Öyleyse 7 sadece enerji veya güç mü? Materyalistlerin kullandıkları anlamda enerji ya da güç değil. Onların enerji ve kuvvetleri mekanik şeylerdir. Yaşam ya da zihinden yoksundurlar. Yaşam ya da zihin asla az önce bahsettiğimiz gibi kör bir enerjiden evrilemez. "Hiçbir şey kendi kaynağından daha fazla olamaz, nedende olmayan hiçbir şey, sonuçta hiçbir zaman ortaya çıkmaz, başlangıç ile alakası olmayan hiçbir şey sonuçta var olamaz."

Böylece 7, sadece enerji ya da güç olamaz. Eğer öyle olsaydı o zaman yaşam ya da zihin olmazdı. Ama herkesten iyi biliyoruz ki yaşıyoruz ve bu meseleleri anlamak için düşünüyor, zihnimizi kullanıyoruz. Böylece 7'nin enerji ya da güçten ibaret olduğunu iddia edenlere yanıt verebiliyoruz.

Peki evrende varlığını bildiğimiz madde veya enerjiden daha yüksek olan şey nedir?

Yaşam ve düşünce.

Farkındalığın tüm değişen dereceleri ruhani dünyaya açılan Yaşam ve zihin!

Öyleyse 7, yaşam ve zihin midir? diye sorabilirsiniz. Cevabımız hem evet hem hayır olacak. Yaşam ve zihin dediğiniz zaman biz mahlukatların bildiği anlamı kast ediyorsanız cevap hayır olacak.

Ardından nasıl bir zihin ve yaşam sorusu gelirse eğer şöyle açıklayalım;

Yaşam, düşünme gücünün mekanik güçlerden ya da maddeden daha yüksek olması gibi ölümlülerin bu kelimelerden anladığı anlamların çok üzerindedir. "Yaşayan zihin" bizim sonlu yaşam ve algımızla mukayese edildiğinde yaşayan sınırsız zihin! Biz buna RUH! deriz. Fakat aydınlanmış ruhları kastediyorum.

7, yaşayan sınırsız bir zihindir. Her şeyin neden ve sonucudur. Düşük frekanslı yaşam biçimi maddenin de sebebidir. Belirli bir farkındalığa gelenler için sadece ruh demek yeterli olacaktır. Belirli bir spesifik niteliğe ve betimlemeye ihtiyaç yoktur.

5, madde konusunu bitirememiş hala belirli bir frekansı algılayamayan düşünce şekillerinin ortaya çıktığı ve sürekli olarak yaşadıkları evdir. Çünkü 5'te var olan tüm düşünce şekilleri 7 ile aynıdır.


ogenezis

#23
K'lar "Tüm yoğunluklar aslında 7. yoğunluk" gibi bir ifade kullanmıştı. Yani 1'den 6'ya kadarki herkes veya herşey zaten 7y'nin saf varlığının bir uzantısı, yani "kendisi". Saf varlığın şekil/bireysellik almış hali. Hem Ra, hem K'lar, hem Maharaj gibi pek çok bilge ve hatta tasavvufta örneğin "En el Hak" bilincinin savunucuları İnsan ile Hak arasındaki nihai birliği vurgulamışlardır ve bu aslında bir metafor, mecaz, benzetme veya tahmin değil, nihai "mutlak" gerçeğin kendisidir. Yunus'un "cennet/huri-muri istemem, bana seni gerek seni" deyişi yine aynı realitenin farkındalığının sonucudur; kimi çevrelerin İslamcılık veya başka herhangi bir din veya ideoloji adı altında dayattığı ayrılıkçı/bölücü (böl-yönet'çi) mantalite baskılarına ve işkencelerine karşı çıplak gerçeğin haykırılışıdır. Osmanlı Şeyhülislamı Ebussuud'un Yunus Emre'yi "kafir" itham etmesi, onun öğretilerine uyanların katlinin vacip olduğunu ilan etmesi bundandır.

muhteşem yorum muhteşem anlatım.ayakta alkışlıyorum sizi Bozadi...bu sözlerinizin üzerine yazı yazmak saygısızlık olur bence...

 

ogenezis

#24
Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 29 Haziran 2020, 19:54:56 7 yuva değildir. TÜM'dür. Çok basit şekilde yazımı en uç düzeyde idraki vardır. Madde nedeni, ruh nedeni, düşünüş ve farkındalık nedenidir. Frekansın sebebi ve kendisidir. Dolayısıyla frekans sağlayıcısıdır ve değildir. Evrenin kendisi ve evrenin dışıdır. Mutlaklık bunu gerektirir. Hem algılayabildiğin hem algının dışında kalan kısımdır. Ayrıca algılayabildiğimiz tüm gerçeklik yine kendimizdir. Kendimizden başkasını nasıl algılayabilirdik?

Çevremizi her türlü formun fiziki temelini oluşturan "madde" olarak görürüz. Bir sadece madde mi? Asla. Madde, evrende bulunan yaşam ve zihni olduğu gibi oluşturamaz. 7 (TÜM, KAYNAK, BİR) madde olamaz, çünkü hiçbir şey kendi, kaynağından daha fazla olamaz, nedende olmayan hiçbir şey sonuçta hiçbir zaman ortaya çıkamaz, başlangıç ile ilgisi olmayan hiçbir şey sonuçta var olamaz. Ve artık modern bilim bile bize gerçekte madde diye bir şey olmadığını, madde olarak adlandırdığımız şeyin "kesintiye uğratılmış enerji veya kuvvet" olduğunu yani düşük bir titreşimdeki enerji veya kuvvet olduğunu bildiriyor.

Öyleyse 7 sadece enerji veya güç mü? Materyalistlerin kullandıkları anlamda enerji ya da güç değil. Onların enerji ve kuvvetleri mekanik şeylerdir. Yaşam ya da zihinden yoksundurlar. Yaşam ya da zihin asla az önce bahsettiğimiz gibi kör bir enerjiden evrilemez. "Hiçbir şey kendi kaynağından daha fazla olamaz, nedende olmayan hiçbir şey, sonuçta hiçbir zaman ortaya çıkmaz, başlangıç ile alakası olmayan hiçbir şey sonuçta var olamaz."

Böylece 7, sadece enerji ya da güç olamaz. Eğer öyle olsaydı o zaman yaşam ya da zihin olmazdı. Ama herkesten iyi biliyoruz ki yaşıyoruz ve bu meseleleri anlamak için düşünüyor, zihnimizi kullanıyoruz. Böylece 7'nin enerji ya da güçten ibaret olduğunu iddia edenlere yanıt verebiliyoruz.

Peki evrende varlığını bildiğimiz madde veya enerjiden daha yüksek olan şey nedir?

Yaşam ve düşünce.

Farkındalığın tüm değişen dereceleri ruhani dünyaya açılan Yaşam ve zihin!

Öyleyse 7, yaşam ve zihin midir? diye sorabilirsiniz. Cevabımız hem evet hem hayır olacak. Yaşam ve zihin dediğiniz zaman biz mahlukatların bildiği anlamı kast ediyorsanız cevap hayır olacak.

Ardından nasıl bir zihin ve yaşam sorusu gelirse eğer şöyle açıklayalım;

Yaşam, düşünme gücünün mekanik güçlerden ya da maddeden daha yüksek olması gibi ölümlülerin bu kelimelerden anladığı anlamların çok üzerindedir. "Yaşayan zihin" bizim sonlu yaşam ve algımızla mukayese edildiğinde yaşayan sınırsız zihin! Biz buna RUH! deriz. Fakat aydınlanmış ruhları kastediyorum.

7, yaşayan sınırsız bir zihindir. Her şeyin neden ve sonucudur. Düşük frekanslı yaşam biçimi maddenin de sebebidir. Belirli bir farkındalığa gelenler için sadece ruh demek yeterli olacaktır. Belirli bir spesifik niteliğe ve betimlemeye ihtiyaç yoktur.

5, madde konusunu bitirememiş hala belirli bir frekansı algılayamayan düşünce şekillerinin ortaya çıktığı ve sürekli olarak yaşadıkları evdir. Çünkü 5'te var olan tüm düşünce şekilleri 7 ile aynıdır.



çok teşekkür ederim cevaplarınız için ...gerçek tosun paşa..
RA BİLGİLERİ pozitif 6.cı boyuttan olan varlıklar tarafından yazdırılmış..7 .ci boyut yuva değil ''TÜM'' dür... ışık sevgidir..sevgi ise bilgi dir...
çok tuhaf sorular hücum etti beynime...ben bi keresinde uzaydan dünyaya iki boyutlu düz bir kare yapı içinde gelmiştim. benden önce bir 6.cı yada 7.ci katta yaşayan birinin geldiğini gördüm..dünyaya gelince içinde bulunduğumuz kare iki boyutlu düz şey yok oldu..biz düz olmaktan çıktık yumrulu yani üçüncü boyutlu olduk..konuştuk...sonra gitti..ben normal dünya rüyası görmeye başladım.gelecek öngörülüydü..o zamanlar üniversite sınavına daha girmemiştim..mesleğim..kardeşlerimin geleceği filan görmüştüm..hepside oldu..ama o vakitler ne demek istediklerini anlamamıştım tabiki..

yani diyeceğim o ki....acaba uzay düzlemi iki boyut mu?...öyle bir olasılık varmı?..uzayla bu saydığımız yaşam katmanları çok ayrı şeyler diye biliyorum....hep bize göğün katmanları dendi....7 kat gökyüzü...hep öyle kazındı beynimize çocukluktan beri..
verdiğiniz bilgiler muhteşem....çok teşekkür ederim..
saygılar şükranlar sunuyorum...teşekkürler...
 

Gaia

#25
Algıyı bir daire gibi hayal edersek, iç içe geçmiş yoğunluk algılarında ruh parçaları her bir daireye dağılmış olur. Birey 3. yoğunluktaki ruh parçasına erişmeyi başarınca diğer yoğunluklarda ki parçalarından bilgi çekmeye başlıyor. Bu bir çeşit iletişim ağı oluyor. Biz mevcut algımızda bir benlik,kimlik perdesiyle yaşıyoruz. 3y deki ruh parçamızı hatırlamak için, benlik-kimlik perdesinin ötesine geçmemiz gerekiyor. Bu olduğunda epifiz çılgınlar gibi dmt salgılıyor ve müthiş bir dinginlik, coşkunluk hali çöküyor üzerimize. 7. yoğunluk ise başta anlattığım dairelerin tek bir daire olmasıyla erişilen bir algı olabilir. Yani 7'de biz artık parçalı olmuyoruz, bütün-tek oluyoruz. Bu bütün ve tek olma durumu da tüm evreni-kainatı-yoğunlukları projekte eden 7de gerçekleştiği için biz her şeyi içimizde, varlığımızda hissediyoruz gibi anlıyorum olayı.

Yani her şeyle bir olma durumunu simüle etmeye çabalayacak olursam, biz diyelim ki bilinen evrenin kendisiyiz. Biinen evrende içinde bir sürü galaksiyi, yıldızı, gezegeni barındırıyor. Yani öyle büyük bir yapı-algı ki bilinen evren, içinde her şeyi barındırabiliyor. 7. yoğunlukta manyak bir genişlikte bir algı olmalı ki bilinen evreni aşıp yoğunlukların tamamını içine alan bir algıya sahip oluyoruz. Şuan ki hayal gücümle ancak bu kadar çıkıyor. :D

Konu altına yazılan fikirleriniz oldukça güzel, ilham verici bu arada. :)

ogenezis

#26
Alıntı yapılan: Gaia - 30 Haziran 2020, 00:04:44 Algıyı bir daire gibi hayal edersek, iç içe geçmiş yoğunluk algılarında ruh parçaları her bir daireye dağılmış olur. Birey 3. yoğunluktaki ruh parçasına erişmeyi başarınca diğer yoğunluklarda ki parçalarından bilgi çekmeye başlıyor. Bu bir çeşit iletişim ağı oluyor. Biz mevcut algımızda bir benlik,kimlik perdesiyle yaşıyoruz. 3y deki ruh parçamızı hatırlamak için, benlik-kimlik perdesinin ötesine geçmemiz gerekiyor. Bu olduğunda epifiz çılgınlar gibi dmt salgılıyor ve müthiş bir dinginlik, coşkunluk hali çöküyor üzerimize. 7. yoğunluk ise başta anlattığım dairelerin tek bir daire olmasıyla erişilen bir algı olabilir. Yani 7'de biz artık parçalı olmuyoruz, bütün-tek oluyoruz. Bu bütün ve tek olma durumu da tüm evreni-kainatı-yoğunlukları projekte eden 7de gerçekleştiği için biz her şeyi içimizde, varlığımızda hissediyoruz gibi anlıyorum olayı.

Yani her şeyle bir olma durumunu simüle etmeye çabalayacak olursam, biz diyelim ki bilinen evrenin kendisiyiz. Biinen evrende içinde bir sürü galaksiyi, yıldızı, gezegeni barındırıyor. Yani öyle büyük bir yapı-algı ki bilinen evren, içinde her şeyi barındırabiliyor. 7. yoğunlukta manyak bir genişlikte bir algı olmalı ki bilinen evreni aşıp yoğunlukların tamamını içine alan bir algıya sahip oluyoruz. Şuan ki hayal gücümle ancak bu kadar çıkıyor. :D

Konu altına yazılan fikirleriniz oldukça güzel, ilham verici bu arada. :)

Merhaba lar Gaia..
Oh my god diyorum..:)) diğer benliklerime nasıl erisecegim..onlarla irtibatı mi nasıl sağlayabilirim acaba? Çok heyecanlandım..bu benim için aşırı yeni bir deneyim olacak..
Daha önce geçmiş yaşam meditasyonlarimda ilk ejderhaymisim .bir magaradaydim tek başıma sonsuz yalnızlık.hep uçuyordum..
İkincisinde bir göl içinde evleri olan insanimsi kanatlı bir varliktim.uçuyorduk yiyeceğimiz balık ve yosunlardi..o ağaçları ömrümde hiç görmedim.. muhteşem diler
Üçüncüsü bir bir komutandi..kelt bir ülkede..avrupami acaba diyorum..
Dördüncüsü ise Hollanda tarafında yaşamış şifacı bir ciftciydim..
Her denememde farklı mi olacak acaba bilmiyorum....bı kere anne karnına kadar gittim..çok aşırı huzur verici birşey..tüm insanlar DNA da birbiriyle bağlı aslında..ama unutup uzaklaislar birbirlerinden....herkeste o masum sevgi var gözlerinde..
Bir katilde bile...ama akıl bilinç şuur uçmuş gitmiş..yapiskanlar .negatiflik içine ruhuna işlemiş..enerjisini temizleyemezssin..direnir sana..yada senide negatifligine çekmeye çalışır....fizikte aynı kutuplar birbirini iterken ..ruhsal alemde benzer ruhlar birbirini çekiyor..şu platform da bile su yazıları şuan yazıp okuyorsak farkında olalım yada olmayalım ortak fikir yada amaclarimiz var..emin olun buna..
Sevgiyle ışıkla kalın dostlarım.:)))