Fizikselliğin Sınırında Ne Var? Bu Fiziksel Mi?

Başlatan Tiversonus, 04 Haziran 2009, 05:28:01

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Şimdi bazı sorgulamalar yapalım diyorum. Aslında Freud'u veya Einstein'ı sorgulamak anlamsız. Çünkü zaten onların bilgilerinin üzerine kurulan, yeni bilgilere dayalı akımlar, Jung ve Kuantum alanı zaten var. Bunlar eskiyi aşmış bilgilerdir zaten, eski ile uğraşmaya gerek yok:)) Yani direkt bu ikisine sorular yöneltmek daha mantıklı.

Kollektif bilinçaltı, dna aktarımı ile bazı kavramların,- korkuların, eski atalarımızdan bize taşındığını söyler. Şimdi olay şu, bir kişi ABD 'de yaşıyor, hipnoza sokuuyor ve eskiden "hindistan'da veya işte hiç bir genetik bağın olmadığı" bir yerden yaşam deneyimleri aktarıyor. Şimdi sorun şu ki; genetik olarak bir soy sirkülasyonu veya ipi olması gerek miyor mu? Yani kişinin DNA sinde hiç bir şekilde ataları çin'de yaşamamış olsa da bu kişi "çin de yaşadığına dair" bilgiler ve aslında bir çok vaka da da gidip yerinde ölçülebilen bilgiler verilebiliyorBu ilginç bir durum Adem ile havva ya kadar gidilen bir genetik olduğu iddia edilsede, bu iki kişiden doğan birisi hiç bir şekilde çin de yaşamamış ise, bu iki işiden doğmuş bir çinde yaşamış kişiden nasıl bilgiler aktarılıyor. Yani durum bu? Ortak bir bilgi havuzu olmalı ozaman, işte ortak bilgi havuzundan diyelimki 100 kuşakta olsa bin kuşakta olsa bir hayatı yaşamamış bir atamız yok ama işte o atamızın bir akrabası yaşamış ve bu havuza deneyimi atmış ve biz de gidip almışız. ...Çelişki şu ki; o zaman atalarımızın dna si ile aktarılan deneyim yerine: Herhangi Bir insanın sadece insan olarak yakınlığından dolayı, bu ilişkiden dolayı, bir deneyim havuzundan bilgi alması sözkonusu olabilecektir. İşte çelişki bu.Bir insan, bilinçaltısı, hayvan olduğu deneyimini anlatıyorsa ne olacak?


Bu şuna mı geliyoruz demek acaba:


MEVLANA'NIN TEKÂMÜL ANLAYIŞI




Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.

Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.

Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.

Öyleyse ölümden korkmak niye?

Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,

Ya da alçaldığım görüldü mü?

Bir gün insan olarak ölüp,

ışıktan bir yaratık,

rüyaların meleği olacağım.

Fakat yolum devam edecek,

Allah'tan başka her şey kaybolacak.

Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.

Yıldızların üstünde bir yıldız olup,

Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.


Mevlana Celaleddin Rumi

Tiversonus

#16
Ve sorum şu "Bu ortak deneyim havuzu mekan ve fizik olarak NEREDE?"

Yani diyelim ki benim hiç bir atam ta ki ilk insanlara kadar çin de yaşamamış ve hep batıda yaşamışlar, ben şimdi çinli olduğumun hatırasını nereden alıyorum veya aldım? Bellki bir deneyimlerin tutulduğu ortak bir "bilgi havuzu" var ama işte bunu sadece fiziksel olan DNA lar ile açıklayamıyoruz. Söylemek istediğim bu...Ama şunu söylemek istemiyorum: DNA ler ile atalarımızdan bize miras kalan özelliklerimiz yoktur. Elbette vardır diyorum, zaten ölçülebilir fizik bunu ispatlıyor. Bu ortak bilgi ve deneyim havuzu nere de ve nasıl işliyor fiziksel olarak var mı?

Tiversonus

#17
Kuantum fizik alanında, fiziksel olanın bir an "dalgasal" duruma geçtiğini belirtmiştik. En önemli "dalga" zihin dalgasıdır. Uyku bozuklukları için bir beyin dalgası ölçümü yapılır ya işte bir şekilde bu dalgaların farklı kategorize edilmiş frekansları var. Şimdi gözelemi yapan bilincin, zihin dalgaları, fiziksel olanı değiştiriyor denildi. Yani bir şekilde fiziksel gerçekliğimize işte bu zihin dalgaları ile etki ediyoruz. Yani yaratıyoruz.

Şimdi samanyolu galaksisini ele alalım. 200.000.000.000 tane yaklaşık yıldız olduğu söyleniyor veya tahmini ölçüm yapılıyor, fazla da olabilir ama yüzde 90 olasılıkla bu sayıda. İşte bu samanyolu gözkadası gibi de gök adalardan da 1.000.000 veya çok daha fazlası var deniliyor bu ikinci rakam önemlideğil. Zaten insanlar metematikten genel olarak hoşlanmıyorlar:)) Genel dedik, yani herkes değil...İşte bunların hepsi fizikseller ve ilginç bir kaos görüntüsünde dönüp dönüp duruyorlar:)) Yani döngü içöerisindeler. Kaos gibi görünen bir düzen var. İşte şunu söylemek istiyorum: En güzel düzenleyici dalga "zihin dalgası" idi ya, işte bu düzenin arkasında bir "dakga" var, hmmm hem de "zihin dalgası" veya işte bir "zihin"...Bayağı akıllı bir zihin olmalı değil mi düşündüğümüzde.. İşte fiziksel yaratımın arkasında bir "zeki enerji veya enerjiler" var kısaca  bir "zihin" var...

Bizim gözlemci, labavatuarda öyle bir zihin dalgası yayıyor ki; diyelim o kuantı dairesel döndürüyor. Bilmem anlatabildim mi?

Şimdi adama kaşığı eline alıyor ve bakıyor bakıyor ve büküyor. İşte alın size fenomen:)) Zihin ne işlere kadir işte. Ama dikkat edin adam yoğunlaşıyor ve tüm dikkatini odaklıyor ve fiziksel nesneyi büküyor.

Pınar

#18
Gen´imiz çok karışıkmış


Avrupa halkları arasında genetik anlamda en karışık halk Türkler çıktı. Tam 8 farklı etnik gruba ait gen taşıyorlar. Bunlardan biri de Yahudi geni;
--------------------------------------------------------------------------------

İsviçre merkezli iGenea şirketinin yaptığı araştırmaya göre, Avrupa'da yaşayan halklar arasında genetik anlamda "en karışık ve en az safkan" olan topluluk Türkiye halkı...

8 FARKLI ETNİK GRUBA AİT GEN TAŞIYORLAR

Türkiye'de "safkan Türk" tartışması yaratacak araştırma için Avrupa'nın dört bir yanından DNA örnekleri toplayan ve bunlar üzerinde analizler yapan bilim adamları Türkiye'de yaşayan Türkler'in sekiz farklı etnik gruba ait genleri taşıdığını belirledi.

EN SAFKAN HALK RUSLAR

Çalışmada Avrupa'da "safkan" olmaya en yakın halkın ise Ruslar olduğu ortaya çıktı. Aryan ırk için İkinci Dünya Savaşı'nı çıkaran Almanların genetik yapısında ise sadece yüzde 25 Cermen genleri bulunduğu ve hatta genlerinin yüzde 10'luk bir kısmının da Yahudi ırkından geldiği belirlendi.

TÜRKLER KADAR KARIŞIĞI YOK

iGenea yetkililerinin araştırmanın "en büyük sürprizi" olarak açıkladığı Türkiye sonuçlarına göre Türkiye'de yaşayan insanların genetik yapısı incelendiğinde sekiz farklı etnik gruba ait izler bulunuyor. Avrupa ve Türkiye'nin çevresindeki bölgede bu kadar karmaşık bir genetiğe sahip olan başka bir millet daha yok.

Türklerin taşıdığı genler ise şöyle:

1) Türk

2) Berberi (Cezayir-Fas-Tunus-Libya´nın bir kısmını kapsayan ırk)

3) Hellenik (Yunanistan ırkı)

4) Cermen (Alman Irkı)

5) Slav (Yugoslav, Hırvat, Makedon, Rus, Ukrayna, Çek vb. ırkı)

6) Arap (Arabistan ırkı)

7) Yahudi (İsrail ırkı)

8) İlirya (Arnavut ırkı)


Saf kan DNA yok ise, ve Jung'un dediği eğer bizler atalardan gelen, genlerimize işlenmiş olan bir takım kalıpları, düşünceleri ve davranışları sergiliyor isek, dünyanın her tarafında olabiliriz diye düşündüm.Çünkü bu ırklarında geçmişine gittiğimizde mutlaka onlar da başka belki de adını dahi bilmediğimiz bir takım ırkların genlerini taşıyorlar.Kısacası, iki mavi gözlü insanı kahverengi gözlü çocuğu varsa, kimse silaha yapışmıyor, çünkü yedi nesil geriye gittiği biliniyor.Atalar şu anı yedi göbekten bu kadar etkilerken görsel olarak, içeride kimbilir kaç göbek geriye gidiyoruz.Hele de anne ve baba ortak atalardan geliyor ise.:)) Bunun irdelenebilmesi için, bir ailenin belki de 50 batım gerisine gitmek gerek, kayıt gerek...50 batım, 50*20=1000 yıl eder.Elbette her biri 20'sinde çocuk sahibi oldu ise.:))Öte yandan, çocuk sahibi olmayanlar ve bir den fazla eşten çocuk sahibi olanlar, bu işi içinden çıkılmaz hale getirir.En mantıklısı ortak ataya, gitmektir ama onunda varlığı şüphelidir.Maymun ile ortak atadan geldiğimiz iddia edilse de aslında tüm canlıların ortak bir atadan türediklerini düşünüyorum ben.İlk ata ve oradan gelişen ve doğaya uyum yeteneği ve kendini mutasyona uğratanların ve hayatta kalanların oluşturdukları yeni türler.Ortak deneyim havuzu içimzide gibi sanki, ihtiyaç dahilinde ortaya çıkıyor.:))

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#19
Hz İbrahim'in nikahlı eşinden olanlar Yahudi soyu, nikahsız eşinden doğanlar ise Arap soyu olduğunu duydunuz mu?:))) Hayyam ne demiş "korkarımm ben dostumdan" ben biraz değiştireceğim; "kardeşlerden en yakından korkmalı mıyım?" yani elbette bunu ırksal olarak söylemiyorum, dostsal olarak söylüyorum...Bir de "hologramik" işleyen beyin var ise ve "evren holgramik" ise; işte o zaman DNA etkileri ile taşınan karakterler olsa da özümüzde Bir'in en büyük olanın bir modeli yiz, elbette ateşte yakılıp biraz zımpara , biraz kuaför ve röfle tapılması gerekiyor:))) Güzelleşebilmek için:))

Pınar

#20
Aslında diğer başlığa koyduğum yazıyı buraya mı almalıyım diye düşünmeye başladım.:))Bir kısmını alıntılayayım.:)

"İnsan için orijinal mavikopya "barışcıl, androjen bir varlık" idi, bu "eril, saldırgan savaşçı" tipine uyarlandı. Çoğu insan saldırganlık ve rekabetin insan doğasının bir parçası olduğunu düşünür, ama bunun çoğunluğu saldırgan Orion'lular ile (Orion'un Rigel sektöründen) melezleşmenin sonucudur. Kozmik dramada diğer oyuncular da vardır, bunlar Arkturus'lular, Andromeda'lılar, Alpha Draconian'lar (reptilian'lar), Antares'liler, Zeta Reticulin'ler (griler) ve diğerleridir. Her grubun kendi gündemi vardır. Zeta'lılar kendi ırklarının neslinin tükenmesini önlemek için melezleşmekteler (insan kaçırma, embriyonik aşılamalar ve genetik değişiklikler vasıtası ile), Alpha Draconian'lar Dünyanın nadir elementlerini çıkarmaktalar (ve insan zihnini köleleştirmek için kendi psişik güçlerini kullanıyorlar) ve Sirius'lular bir zamanlar kendi çok büyük egolarını tatmin etmek için (Eski Ahit ve Yunan mitolojilerinin Tanrıları) insan ırkını kasden köleleştiriyordu. Bazı daha hayırsever ırklar kendimizi havaya uçurmamızı önlemek için buradadırlar (örneğin, Arkturus'lular, Antares'liler ve Andromeda'lılar). "

Yukarıda yazılanların da doğru olduklarını kabul ederek devam edersem, sadece çinli, ari, arap, yahudi, türk nemenem ırkları geçip, dünya dışı varlıklarından da aldıklarımız olduğunu hesaba koyuyorum.Bu işin içinden hiç çıkılmıyor, bu havuz beni boğar diyorum ve burada ara veriyorum.:))

Sevgili Tiversonus, devam et...Böldüğümün farkındayım, ancak bunları da ek bilgi olarak vermek istedim.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#21
Ben de ek bilgi olarak adem ile havva ya gittim:)))

Aslında iyi de oldu aktarımın:)) Şöyle ki; işte Havva dna sınıdaki bir iz takip ediliyor ve kadınların Dünya'da çok daha eski oldukları ortaya çıkıyor bilimsel olarak. Erkek DNA ları "daha yeni" ler yani:)) Demek ki Adem ile Havva ile simgeleştirilen "modern" insanlar birlikte olmamışlar her zaman, bir ayrılık sözkonusu veya işte bilim bu her tarafa burnunu sokuyor:))

Ve, eğer ki dünyadışı DNA lar var ise; yani eski burada daha yerleşik ise, yeni nereden geldi değil mi? Yani kıyaslama elbette bu. İşte Jung'un "Kollektif/toplu bilinçdışı" işini buraya uygulayabiliriz. Atalarımızdan DNA ler yolu ile bilgi ve deneyim aktarımı olabilir, eğer dünya atalarımızdan oluyor ise neden bu da olmasın?

Aslında sadece ölçülebilir fiziksellik temelinden ayrılmadan bir hikaye anlatmak istiyorum. Dolayısı ile bilimsel veriler temelinde olan yukarıdaki kısmı kabul edin diğerini şimdilik "belirsiz" olarak bir kenara yazın, şu kadın ve erkek DNA ları araştırmasından bahsediyorum.

Şimdi bu arada, fiziksel yaratımın altında veya neresinde ise işte bir "dalga" veya "zihin/akıl" olduğunu çıkarmanın bilimsel temelli olduğundan bahsetmiştik. İşte burada şu soru sorulabilir: Bir zihin mi? Ya da "Tek" zihin gibi birleşmiş, nisbeten aynı şeye odaklanmış çokça zihinler mi? Yani tek zihinler gibi hareket eden zihinler topluluğu mu bu fizikselliğin arkasındaki, zihin ya da dalga?

Birleşik düşünce formları mı yani. Biz bir zihin dalgasının yarattığı fizikselliğin içerisinde, fiziksel realitemizi bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaratabiliyor ise; bu dalga içinde dalgalar anlamına çıkar. Yani sistemin işleyişini anlamak için söylüyorum. Bence bura da, aynı zihin frekansını aynı hedefe odaklayabilen bir grup olabilmek çok önemli. Bunun bir deneyi ABD de yapıldı, başkentte cinayet oranın azaldığı imgelendi yaklaşık 4bin kişi tarafından.

Şu dalgasl yapı nedir biraz değinmek gerekiyor. Şimdi durgun bir göle bir taş attığımızda içerden dışarı doğru dalgalar hareket ediyor. Dalganın hareketi açıkça görülüyor. Aslında biz dalgayı görmüyoruz suyun üzerine...Gördüğümüz dalganın bir fiziksel üzerinde (ki bu su oluyor) ki yansımasını görüyoruz. Suyu hayali olarak kaldırın alttan, dalga gözükmeyecektir. Dalgayı ancak bir fiziksel yansıma olarak görebiliyoruz, aslında gördüğümüz de dalga değil onun bir şekilde fiziksel olan ile etkileşmiş olan hali...

Tiversonus

#22
Şimdi rastgele bir dalga olsa bu samanyolu içindeki düzenin, döngülerin rastgele olmasını doğrurur, böyle bir şey olmadığına göre; kaotik gözükenin içerisinde bir düzen gördüğümüze ve/veya ölçtüğümüze göre, bu dalganın kaynağı "zeki bir zihin" olmalı öyle değil mi? Yani dalga bir senfoni gibi bir ritm yapıyor ise veya bir düzen oluşturuyorsa bu dalganın kaynağının rastgele olduğundan daha çok "zeki bir zihin" den kaynakladığını söyleyebiliriz. Hiç kimse rastgelelik ile, bir enstrüman ile 9. Senfoniyi çalamaz değil mi???

Tiversonus

#23
AH BAT (Birleşik Alan Teorisi AH!)


İşte bu formüle edilseydi ne çıkacaktı biliyor musunuz? Gravity' i açıklamak için başka "alemlerin varlığı"...İşte doğada bir sürü kuvvet var ve bunlar: Atom çekirdeğini bir arada tutan -parçalanmasın diye- tutan kuvvet, sonra radyasyon ışıması ile yansıyan zayıf kuvvet, sonra elektromanyetizma kuvvetleri, E= me ce kare formülü ve ÇEKİM...İşte işlerinde en az anlaşılır olan ÇEKİM dir. Şimdi bir doğada yaşıyoruz ve bu doğa içerisinde kuvvetlerin birbirleri ile ilşkisini çözemememişiz. Bu aynı dözviz kurları gibi; işte 1 dolar kaç YTL edecek gibi bir formül...Bu olsa idi, ancak bunun bulunduğuna ve hasır altına atıldığına inananlardanım:))) Şu olacaktı, Çekimin bu kuvvetler arasında "en zayıf" olduğu ortaya çıkacaktı eee nedeni işte?

Çekim yenilebilir en zayıf kuvvettir bakın neden: Dünya bizi çekiyor o kadar büyük haşmetiyle merkezine, işte havaya zıplıyoruz ve o dünyanın çekimini yenebiliyoruz:)) Ne garip değilmi..

İşte formülde çıktığı söylenen şu: Biz kendi alemimizde ki yansıyan çekimin bir kısmının etkisini görüyoruz. Diğer çekim kuvveti diğer yoğunluklar ile bağlantılı.

Matematik formülü ie ortaya çıkan -teorik olarak- başka alemleri bazıları insanlar taraından bilinsin istenmedi. Bakın neden?

Şimdi formülasyonda diyelim ki, bizimkinden başka başka 6 adet daha alem var çıktı...E o zaman millet ne yapacak; NASIL HABERLEŞİRİZ, NASIL BAĞLANTI KURARIZ? gibi arayışlara gireceklerdiiii:))) Yani elbette bir de "Boyut yolculuğu" filan yapmayaı araştıracakları...

İşte o zaman, BİLGİ ortaya çıkacaktı, ne olduğumuz veya işte üzerimizdeki gerçeklik nedir diye? Siz Papa olsanız bunu engellemek için ne kadar para harcar dınız?:)) Maskeler düşecekti..

Ve ayrıca, diyelim ki irtibat sağlandı diğer boyutlar ile işte insanlık GELİŞECEKTİ...

Ve elbette, RUHSAL/ETERİK olana önem verilecek ve varoluş yolunda bir sıçrama yapılacaktı, kavrayış ve bilinç olarak...

İşte bu da "ruhsal alemin matematiksel formülü" olacaktııı:))

İNANCIN FORMÜLÜ belki de:))

AMAN be arkadaşlar ne yapacaksınız ki fiziksel delilleri? Biz insanlar olarak hala "bilimsel" olrak sabit olan "bilgilere" bire itibar etmiyor iken, yani halihazırdaki "bilgiye" gereken önemi vermez iken, ne yapacak sınız ki "İNANCIN BİLİMSEL FORMÜLÜ" NÜ????

Selamlar, Sevgilerimle...






Not: Hepsi bir kurmacadır, dikkate almayınız. Şimdi bir sigara içeyim bir de neskafe:))

Aklıma gelmişken söyleyyeyim: Bizim bir arkadaş var, daha bir kez olsun çay ve kahvesine şeker atark içtiğini görmedim...İşte bu arkadaş, bal, tatlı, şeker gibi şeyleri kilolarca tüketir:))

Yani ebn 1 şeker ile içtiğim çay da ondan geride kalmışım gibi olsa da total da o çok fazla geride...Bunu şu FREKANS TUZAKLARI için söylüyorum...Yakında "8 günde TV ve Cep Telofonunu bırakmanın Mucize Kursunu" açıklamayı düşünüyorum:)))