Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Bilgimiz ve İnancımız

Başlatan bozadi, 23 Ağustos 2015, 14:44:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Arkadaşlar, son günlerde bu forumun varlık amacını netleştirme ile ilgili bazı düşünceler dolaşıyor aklımda. Aslında bu foruma uğrayan siz dostların da her zaman aklında, gönlünde dolaşan şeyle ilgili bu. Varoluşsal kudretimizi keşfetme, cesaret ve güven toplama, kendimizi ve hayatımızı iyileştirme ile ilgili düşünceler. Gerçeği bilme arzusu. Korkuyu yenme. Sevme ve sevilme. Koruma ve korunma. Bunlara dair fikir alışverişi yapmak, destekleşmek.

Ve sanırım derinlerde bir yerde her zaman bildiğimiz ama ifade etmekte, sormakta, hatırlamakta, ulaşmakta zorluk çektiğimiz, gözden kaybettiğimiz, kompleks ve suçluluk duyduğumuz birşeye istikrarlı bir şekilde ulaşmada işbirliği yapabilmek.

Ve sanırım bu \"gerçek sevgi\" denebilecek olan şey. Aslında \"Sevgi\" yalnızca. Ama vurgulama amaçlı \"gerçek\" diye bir sıfat kullanmak isabetli olabiliyor sanki bazen. Ve olası bazı yanlış anlamaları önlemek için, Gerçek Sevginin bir "duygudan" ziyade yüksek ve güçlü bir "farkındalık" biçimi olduğunu düşündüğümü belirtmeliyim tekrar.

Peki bu farkındalığın anlamı nedir, bu forumdaki faaliyetlerimizle ilgisi nedir? Bu başlığın konusu olan "Bilgi" ve "İnanç" kavramlarıyla bağlantısı nedir?

Zaman zaman güçlü bir sevgi deneyimi yaşıyoruz, yaşamışızdır. Bu ve başka başlıklarda tanımlamaya çalıştığım bu sevgi deneyiminden neyi kastettiğimi anladığınızı sanıyorum ama yine de elimden geldiğince tasvir etmeye çalışacağım elbette. Yaşadığımız koşullar itibariyle sıkça karamsarlığa, strese, depresyona, çelişkilere, çıkmazlara düşebiliyoruz. Hayatımızın yeterince anlamlı olmadığının farkına varabiliyoruz. Birşeyler ciddi şekilde ters, ciddi şekilde yanlış. Bir anlamsızlık, berbatlık duygusuna neden oluyor egemen yaşam koşullarımız ve yaşam biçimimiz. İşte, o "sevgi deneyimi" dediğim ilham meydana geldiğinde, yaşamımızı işgal eden tüm o anlamsızlıklar, tüm berbatlıklar, çıkışsızlıklar "yalan" oluverebiliyor. Müthiş bir özgürlük, ferahlık, coşku hali deneyimliyoruz. Kısacası, yaşam koşullarımızın "çok üzerine" çıkabiliyoruz bu tür durumlarda. Aslında bazen hayatımızın içindeki bazı işlerimiz yolunda gittiğinde, olumlu gelişmeler olduğunda da benzer pozitif patlamalar deneyimleyebiliyoruz ama benim kastettiğim şey gündelik hayatımızdaki işlerimizin, güçlerimizin gidiş şekilleri veya başımıza gelen olaylar ve durumlar sonucu meydana gelen birşey değil tam olarak. O şekilde tetiklenmesi de mümkün olabilir ama sonuçta bahsettiğim sevgi ve aşkınlık farkındalığı hayatımızın herhangi belirli bir meselesi, işi, gücü, meselesiyle sınırlı birşey değil. Tüm yaşamımızın, tüm varlığımızın anlam ve öneminin ne olduğu ile ilgili olağanüstü bir "hatırlama" ile birlikte meydana gelen müthiş bir güzellik, sevinç, rahatlama ve onaylama hali. Tüm korkularımız, komplekslerimiz, engellerimiz zayıflıyor ve hatta yok oluyor adeta o halin en güçlü seviyeleri devam ettiği sürece. Aslında yok olmaktan ziyade, onların aslında ne olduklarını "biliyoruz" o anda. Ne kadar çıkmazlıklara girmiş olursak olalım, çıkışsızlık, çözümsüzlük diye birşeyin olmadığını o kadar iyi biliyoruz ki o anda, daha önce kabusumuz olan şeyler önemsizleşiveriyor. Bir mucize yaşıyoruz adeta ama garip bir şekilde o mucize bize aynı zamanda çok doğal geliyor. Her zaman doğal halimizin neden bu olmadığını merak ediyoruz o anda.

Yine o durumlarda, önümüze çıkan veya zaten gündemimizde olan herhangi bir sorunla ilgili olarak ne yapmamız gerektiğine dair güçlü sezgilere ve farkındalıklara sahip olabildiğimiz ve eyleme geçme konusunda hiçbir korku ve engel hissetmediğimiz, akıcı bir şekilde eyleme geçip güzel şeyler yapabildiğimiz gerçeğine dikkat çekmek istiyorum. İlle dünyayı yerinden oynatmamız gerekmiyor. Sadece karamsarlık içinde kendimizi yiyip bitirmek yerine gerçekten birşeyler yapmaya başlayabiliyoruz o tür durumlarda. Zor bile olsa o anda yaptığımız şey, etkili bir şekilde ve severek birşeyler yapabiliyoruz.

İşte, Gerçek Sevgi Farkındalığı diye de ifade edilebilecek olan o hali belki de kısaca "BH Kutbiyeti" veya "Pozitiflik" diye de ifade edebileceğimize dikkat çekmek istiyorum, bu forumda ele aldığımız kaynaklardaki bilgilere dayalı olarak. K'lar "4. yoğunluk sızıntısı" diye bir kavramdan bahsediyor. Ben, zaman zaman yaşadığımız o halin "4BH sızıntısı" veya kısaca "BH sızıntısı" olduğunu düşünüyorum. Nasıl tanımlandığı belki de o kadar önemli değil. Önemli olan, kendimizi sıkça kabus gibi çıkmazların içinde bulduğumuz bu berbat yaşam koşullarının üzerine çıkabildiğimiz durumlar olması bunların.

Şimdi bu meselenin "Bilgi" ve "İnançla" bağlantısına değinmeye çalışacağım.

Yukarıda tasvir etmeye çalıştığım ve hepimizin şu veya bu sıklıkla zaman zaman deneyimlediğimizi düşündüğüm o "BH sızıntısı" deneyimlerinde, genel, olağan, gündelik farkındalık düzeyimizle karşılaştırıldığında çok yüksek, güçlü, coşkulu, özgür, çözümcül ve akışkan bir farkındalık hali yaşıyoruz. Hani İsa'ya atfedilen "Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" diye bir laf var ya. Tam da öyle işte. BH sızıntısı deneyimleri sırasında öyle bir farkındalık düzeyimiz açılıyor veya etkinleşiyor ki, hala aynı berbat dünyasal yaşam koşullarımızda yaşamaya devam ettiğimiz halde ve o berbatlıklar yakın bir gelecekte tamamen çözümlenemeyeceği halde artık hiçbir korku, endişe, sınırlılık, çözümsüzlük, çıkışsızlık görünmüyor göze. Daha önce kabus gibi üzerimize çöken sorunlar, kompleksler çocuk oyuncağı gibi görünmeye başlıyor adeta.

Ben uyuşturucu denen maddelerden kullanmadım. Alkolle bir-iki kere sarhoşluğa yaklaştığımı tahmin ediyorum ama o da o kadar. Ama sonuçta uyuşturucu ve alkol gibi bazı maddelerle insanların tam da yukarıda tasvir ettiğim bazı özgürleşmeler, vecd/aşkınlık halleri yaşadıklarını anlattıklarını biliyorum ve muhtemelen arada bir bağlantı vardır ama yine de tam olarak aynı şey olduklarını sanmıyorum ve özellikle de "yan etkiler" bakımından düşünülecek olursa, "madde" kullanımı yoluyla bu tür durumlara erişmeye çalışmanın ciddi bazı sorunlu yönleri olabiliyor sanırım. Yine de, K'ların bu tür kimyasallardan bazı durumlarda yardım alınabildiğine değindiğini hatırlıyorum, her ne kadar bunları genel olarak tavsiye etmeseler de. Özellikle hafif düzeyde alkolün yapıcı etkilerinden bahsetmişlerdi.

Neyse, benim şu anda anlatmaya niyet ettiğim şey "maddeler" değil.

Sanırım BH eğilimimizin KH eğilimimizden daha güçlü olmasına ve bu yöndeki çabalarımıza da bağlı olarak, Hayat bazen bize BH'nin nasıl birşey olduğuna dair önizlemeler yaşatıyor. Aslında belki, Ra'nın deyişiyle, nasıl üst seviye KH güçleri bize KH reklamı yapıyorlarsa, üst seviye BH güçleri de bize BH yönünde reklam ve tanıtımlar yapıyorlar gibi görünüyor. Çabalarımızı teşvik edici ilham ve yardımlar sunuyorlar bazen. Çünkü bizler seçim seviyesindeyiz ve seçilebilecek iki yol var: BH ve KH. Ve üst seviyelerde bu seçimleri zaten yapmış olan ve dünyamızla ve bizlerle ilgilenen BH ve KH varlık grupları, özgür irademizi kullanış biçimlerimize bağlı olarak bize bazı "yatırımlar" yapıyorlar. İşte, hatırlatmaya çalıştığım BH alemi sızıntılarının da BH güçleri tarafından yapılan bir tür yardım ve teşvik olduğunu düşünüyorum.

Başka bir gerçekliğin penceresinden içeri bakıyoruz aslında o sırada. O sırada hala dünyada olmamıza rağmen başka bir dünyaya bakıyoruz adeta, bilirsiniz. Yasaları, deneyimleri, kaderi çok farklı olan bir dünya. Sızıntı sırasında bir bakıma bize "birşey gösterilmekte" olduğu için, BH eğilimlerimize ve motivasyonlarımıza bağlı olarak o anda gördüğümüz şeyin gerçekliğini onaylamakta hiçbir zorluk çekmiyoruz. O anda önizlemesini yaptığımız şeyin gerçek olduğundan şüphe duymuyoruz. Ve o sırada "biliyoruz" ve "özgürleşiyoruz". Ama "sızıntı" doğası gereği çok uzun sürmüyor. Etkisi yavaş yavaş tükeniyor. Etkisi iyice geçtikten sonra, bir süre önce "bildiğimiz" şeyi artık "bilmiyoruz" adeta. Elbette BH güdülerimizi, çabalarımızı bırakmadığımız için, BH eğilimlerimizde kısa bir süre önce büyük bir destek aldığımızı seziyoruz ama artık o "gaz" yok. Az önce kuş gibi özgürce ve manzaraya yukarıdan hakim bir şekilde uçarken, şimdi adeta yine karada sürünmeye başlıyoruz.

Peki bu yüzden pişman olunabilir mi BH sızıntısı deneyiminden? Hiç sanmıyorum. Bize BH sızıntısı konusunda yardımcı olan güçler aslında aynı frekansları dünyadaki yaşamımızda etkinleştirmek için cesaret ve teşvik yardımı yapıyorlar. BH sızıntısı durumu olağan ve berbat gündelik realitelerimizle karşılaştırıldığında her ne kadar mucizevi gibi kalsa da, o deneyimi yaşarken aslında o deneyim aynı zamanda gayet "doğal" geliyor. Yani doğal halimizin bu olması gerektiğini hissediyoruz. O kadar ki, sanki o durumun sona ermesi için hiçbir neden yokmuş gibi geliyor. Ama sona eriyor. Çünkü o deneyimi yaşamak için "yardım" aldık. Ve bu yardımı yapan güçlerin teşvik ettiği şey, o doğal hali çok daha düşük frekanslarda adeta sürünen gündelik yaşam realitemiz içinde sağlayabilmek için çaba harcamamız, konsantre olmamız, bu konuda işbirliği yapmamız.

O yüksek bilgi halini kaybettiğimiz ve giderek gündelik bilgi(sizlik) düzeyimize döndüğümüz zaman, aslınd bilincimizin bir yerinde o yüksek bilgiler hala mevcut ama çok pasifleşiyorlar, çok baskı ve kontrol altında kalıyorlar. Ama yine de oradalar. Tohum gibi duruyorlar. O tohumlara yatırım yapmak gerekiyor. "İnanmak", güvenmek, o yüksek, güçlü, güzel farkındalığı aramak, bunu kendi çabalarımızla başarabilecek hale gelmemiz gerekiyor.

İşte, forumda sıkça tartıştığımız siyasi, askeri, dini, ekonomik gündem konularında, yani hayat sahnemizde olan bitenler konusunda gerçekten "birşey yapmanın", gerçek bir çözüm sağlamanın yolu da aslında kaçınılmaz olarak BH farkındalığına erişme çabasıyla birlikte gitmesi gerekiyor. Bunun için de o farkındalığa yatırım yapılması gerekiyor.

Daha önce forumda "Bilgi" ve "İnanç" arasındaki ilişkiye dair yorumlar yaparken, "inancın" gelecekte olağan "bilgi" haline gelebilecek olan şeye yapılan bir yatırım olduğuna değinmiştim. İşte, BH sızıntısı deneyimleri de aslında yeterince istersek ve yeterince çaba harcarsak olağan gerçekliğimiz, olağan bilgimiz, olağan ve kesintisiz farkındalığımız haline gelebilecek olan şeye yatırım yapmaya, bu doğrultuda çaba harcamaya yönelik birer teşvik görevi görüyor bence.

O muhteşem farkındalığa parayla erişilmiyor ve satın alabileceğiniz maddeler size o deneyimi en gerçek ve en faydalı manada sağlayamaz. Düşünebiliyor musunuz, sonsuz mutluluk, sonsuz coşku, sonsuz merhamet, sonsuz güzellik, sonsuz şifa ve çözüm, özgürlük ve sonsuz olasılıkların keşfi şimdi ve burada mevcut aslında. Bu berbat dünya hayatı realitesinde de mevcut kesinlikle ve her yerde ve her zaman. Bütün mesele "erişmek". Onu tattık. Onu deneyimledik. Ona yardımla eriştik ve yukarıdan yardım almadan, kendi aramızda destekleşerek de erişebiliriz. Bu elbette çocuk oyuncağı değil. BH eğilimlerimiz olduğu gibi KH eğilimlerimiz de var. Ve içinde yaşadığımız sosyo-ekonomik-siyasi-askeri-dini düzen KH eğilimlerini var gücüyle desteklerken BH eğilimlerini var gücüyle baskı altında tutuyor. Düzen BH frekanslarına erişmemizi ve paylaşmamızı engellemek için elinden gelen herşeyi yapıyor. Ama o KH düzenine karşı tek çözüm yolumuz da BH'leşmek. Bu bir "seçim" meselesi. Düzen, yani ortak yaşam sahnemizde olan bitenler, kitlelerin durumu seçimlerimizi etkiliyor.

Mevcut yaşam koşullarımızın genelinde BH sızıntıları yaşamıyoruz ama artık hayatımızın amacının bu dünyada, bu koşullarda BH frekansına, BH alemine, BH boyutuna erişmek, bunu kendi akıl ve inanç gücümüzle yapmak ve bu doğrultuda işbirliğine yönelmek olduğunu görmemiz gerekiyor sanki.

Önce mevcut durumu kabullenelim. Yaşamımızın genelinde o berrak, korkusuz, coşkulu, özgür, şifa ve çözüm dolu BH alemine erişemiyoruz. Toplumun geneli KH güçlerinin baskılarına ciddi oranda boyun eğerek yaşam koşullarımızın iyice berbatlaşmasına neden oluyor. Yaşam sahnemizin durumu ve genel koşullar itibariyle ciddi bir baskı ve tehdit altında olduğumuzu kabul etmek gerek. Bu durum KH güdülerimizi besliyor veya canlı tutuyor bir şekilde. Korkuyoruz, güvensizlik yaşıyoruz. Zincirleme kompleksler ve suçluluklar duyuyoruz. Böyle bir durum  yokmuş gibi varsayamayız. Çok parlak bir durumda olmadığımızı kabul edelim. Ama bu kabulleniş kendimizden ve birbirimizden fazla beklenti içine girmemeye yönelik biraz da. Acele de etmeyelim. Ama nerede olursak olalım, ne durumda olursak olalım, çözümsüzlük diye birşeyin olmadığına güvenelim, ümidimizi kaybetmeyelim. Birlikte ne yapabileceğimize bakalım. Bu da bir süreç gerektiriyor. BH aleminin ışığını kaybettiğimizde, özellikle "inanç" yoluyla, BH alemine dair sezgilerimizin ışığında o realiteyle tekrar temas kurmak için işbirliği ve destekleşme yollarını arayalım ve deneyelim.

İnanç biraz da inanç konusu olan şey üzerinde düşünmek, ona konsantre olmaya gayret etmek, onun ne ve nasıl olduğuna dair kendi bilinçaltı veritabanımızdaki bilgilere, ipuçlarına erişmek, o veri parçalarını birleştirip BH alemine bir yol, bir kanal açmak demek. Buna dair pratik bazı çalışmalar geliştirmeye çalışmamızı öneriyorum. Umarım önümüzdeki günlerde bu konu üzerinde çaba harcayıp bazı somut adımlar atabiliriz.

Ve, BH alemine, BH frekanslarına erişmeye çalışmak demek olağan yaşam gerçekliklerimizden kopmak, bu gerçeklikleri yorumlamaktan, üzerinde düşünmekten, eleştirmekten sakınmak anlamına gelmiyor, ki sanırım zaten bu pek mümkün de değil. Pek çok mecburiyetlerimiz var bu sosyo-ekonomik-siyasi-askeri-dini KH düzeni içinde. Ve onu tartışmaya, eleştirmeye, yorumlamaya da devam edeceğiz doğal olarak. Sadece mümkün olan zamanlarda mümkün olan bazı çalışmalar yoluyla, K'ların deyişiyle "kaosa bilgi aktarma" gayretlerimizi birleştirmenin, teknikler, yöntemler geliştirmenin, destekleşmenin mümkün olacağına inanıyorum.

Gaia

#1
Yaşadıklarımdan sezdiğim birşey var. Kh bizi kanallarken sessiz ve sinsi oluyor. Farkına varmak için çok çaba harcamamız gerekiyor. Fakat Bh bizi kanallarken bunu anlamamız için,önümüze bir sürü yem atıyor. ''Buradayız,hey,bizde seninleyiz'' derler gibi aynı.

Dün yaşamımda artık sonlandırmam gereken bazı şeylerin kararını alma ve çıktığım yolda daha emin adımlarla yürümek adına büyük bir adım atmanın eşiğindeydim. Bi yandan Kh nin negatif unsurları,diğer yandan Bh nin pozitif unsurları sürekli çevremdeydi. Kararımı verdiğimde Bh nin kanallamasıyla karşılaştım. Kendime '' Evet kararımı verdim,peki şimdi ne yapacağım ? '' dedim. Bunun sonucunda öneri niteliğiyle adeta Bh nin varlığını hissettim,çevremde. Mutlu oldum. Onlara teşekkür ettim.

Yaşamımız bizim elimizde. Biz bir seçim eşiğine geliyoruz ve zihnimizde savaş çıkıyor adeta. O seçimin eşiğine gelesiye kadar ki ruh halimiz hangi kutba daha yatkınsa,o kutbun kanallamaları daha net oluyor zihinde. Ayırt etmek önemli bir nokta. Bazen öyle bir halde oluyoruz ki negatif kanallamaları kendi düşüncelerimizmiş gibi algılıyoruz.

Bir keresinde bunu farkettiğimde kafamın içinde bir ses işitmiştim. '' Düşüncelerinin bir çoğu sana ait değil.'' Bu bana yetmişti.

Birlikten kuvvet doğar sevgili bozadi. Buradayız,çünkü böyle olmasını biz seçtik. O halde adımlarımızı atalım,karşılaşacağımız her türlü şeye,birlikte,sırt sırta mücadele edelim. Bence artık bizim vaktimiz geldi.

bozadi

#2
Evet Gaia. Artık bu dünyaya ne için geldiğimizle yüzleşmemiz, cesur olmamız gerekiyor. Bir seçim yapmamız gerekiyor. Uzun zamandır KH güçlerinin kontrol ve güdümü altında bulunan bir insanlığın yaşam ortamında, KH güçlerinin dört bir yandan, içten ve dıştan hayatımızı saran KH baskılarına ve propagandalarına rağmen, antenlerimizi mümkün olan her fırsatta BH frekanslarına odaklayıp ısrarla buna yoğunlaşmamız ve bu konuda destekleşmemiz gerekiyor gibi. Her zaman her yerde BH'nin de, KH'nin de frekansları, yayınları mevcut. Seçim de bununla ilgili zaten. Ama genel dünya insanlığının tembelliği, boşvermişliği, KH baskılarına boyun eğmişliği nedeniyle yaşam ortamımızda KH yayınları bariz şekilde egemen. Adeta sınırsız bir kaynaklar ve güzellikler diyarı denebilecek olan şu cennet gezegende yaşamımızın büyük bölümünü "geçinebilme" derdine harcıyor olmamız, sonsuz varlığın içinde yokluk derdi çekmemiz, bir cennette cehennem deneyimini yaşıyor olmamız, sinsi KH güçlerinin egemenliğinin açık kanıtları aslında. Ülkemizde ve dünyada resmiyeti temsil eden kurumlar adaletsizliğin, baskı ve işkencelerin kaleleri haline getirilmiş durumda. KH sülükleri hayatımızı işgal etmiş, kontrol altına almış ve insanlığın genelini sindirmiş durumda ne yazık ki.

Kısacası, yaşam sahnemiz "nötr" durumda değil. Genel insanlık kitlesinin özgür iradesini kullanış biçimiyle ilgili bazı sorunlardan dolayı, çok uzun zamandır içinde bulunduğumuz 3. yoğunluk seçim ortamında KH güçlerinin apaçık bir egemenliği söz konusu. Öyle ki, artık KH güçlerinin bu egemenliğini "nötr" veya "normal" durum olarak algılıyoruz. Şiddetli baskı ve tehdit altında siyaha beyaz dedirtiliyoruz ve sanki bu durum normalmiş gibi kendimizi ve birbirimizi kandırıyoruz. Korkuyoruz. Bir KH suistimal/sömürü hipnozuna büyük oranda boyun eğmiş durumda insanlığın geneli. Yaşam enerjimiz feci şekilde hortumlanıyor, kurutuluyor ve çürütülüyor.

İşte artık bütün bu olan bitenin gerçek hikayesiyle yüzleşme vaktimiz geldi hakikaten. Yardım aldığımız bilgi kaynakları bize içinde bulunduğumuz seviyenin bir seçim seviyesi olduğunu, burada yanlışlıkla bulunmadığımızı, maruz kaldığımız şiddetli KH koşullarının da bir geçmişi olduğunu, tesadüfi veya haksız bir durum olmadığını haykırıyorlar. "Haksız değil" derken, insanlığın kendi kitlesel özgür iradesini kullanma biçiminin doğal bir sonucuydu bu berbat koşulların gelişmesi. Tembellik, egoizm, duyarsızlık, kolaycılık, boyuneğme, tekrar tekrar KH'nin tuzaklarına düşme neticesinde bu rezil durum yaşam standardımız haline geldi ne yazık ki. İnsanların genelinde korkunç bir duyarsızlık, tepkisizlik var KH güçleri tarafından maruz bırakılmakta olduğumuz koşullar karşısında. Bu da içinde bulunduğumuz durumu "meşru" veya "doğal" kılıyor bir bakıma.

Bu sorundan öyle beş dakikada kurtulamayız. Bilincimizde güçlü KH düşünce kalıpları da mevcut hala. Ama BH yönünde kutuplaşma güdümüzün KH yönünde kutuplaşma güdümüzden daha güçlü olduğuna inanıyoruz, güveniyoruz. Ve artık BH'ye yönelmenin, BH'yi seçmenin, BH olmanın nasıl birşey olduğuna dair farkındalığımızı ivmelendirmek, somutlaştırmak icap ediyor.