Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

"Ben O'yum" afirmasyonları

Başlatan bozadi, 07 Ağustos 2009, 23:30:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tsunami

#30
Kitabi 10 yil kadar önce edinmistim ve benim icin bir ders kitabi gibiydi..her cümleyi anlamak icin defalarca okuyordum, yillar sonra o hala benim icin bir bas ucu kitabidir ve maharaji zihnimle degil yüregimle anliyorum artik.

bozadi'nin alinti yaptigi bölüme tekrar dikkati cekmek istiyorum:

Meditasyon yapmamın başlıca amacı içsel yaşamımın farkına varıp onunla yakınlık kurmaktır. Nihai amacım hayatın ve bilincin kaynağına ulaşmaktır. Meditasyon uygulaması karakterimi derin bir şekilde etkiliyor. Bilmediklerimin esiriyim, bildiklerimin ise efendisi. İçimde her ne kusur ya da zayıflık keşfedersem ve onun nedenlerini ve işleyiş biçimlerini anlarsam, sadece bu bilme onu yenmem demektir. Bilinçaltımdaki olumsuzluklar bilinç düzeyine çıktığı zaman eriyip gidiyor. Bu çözülüş enerjimi serbest bırakıyor, zihnim kendini yeterli hissedip sakinleşiyor.

Burasi cok önemli bir bölüm. Meditasyonun tam olarak ne oldugu, nicin yapildigi ve bilincaltindaki bazi kaliplarin sadece farkedilip bilinc düzeyine cikarildiginda nasil saliverildigi konusu..

tgur'un da söyledigi gibi meditasyonu "arac" olmaktan cikarip "amac" haline getiren popüler kültür, kendine yeni bir moda yaratmistir. bu gün, en yüksek hizla büyüyen sektör, "kisisel gelisme" oldugundan , insanoglu, kendine yeni bir din yaratmistir ve maalesef, ortalikta dolasan medi, yoga, nefes calsmalari vs vs..isin felsefesine ulasamamis kisiler icin "modern ritüeller" olmaktan ileri gidemiyor.
 

maskesiz

#31
Meditasyon yapamadığım için ne çok ağlamıştım bende bir bozukluk var konsantre olamıyorum diye döktüğüm göz yaşı :))) valla çok sulu gözlü bir saftirim ne diyim

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#32
7. Bölüm: Zihin

Soran: Görünüşte çok yetkili kimseler tarafından yazılmış çok ilginç kitaplar var ve bunlar dünyanın geçiciliğini (faniliğini) değilse bile illüzyoni oluşunu reddediyorlar. Onlara göre bilinebilir ya da görülebilir herhangi bir zirve noktası bulunmaksızın en alttan en yükseğe kadar bir varlıklar hiyerarşisi mevcuttur; her bir düzeydeki organizma karmaşıklığı, bileşikliği o düzeyin bilinç derinliğini, genişliğini ve yoğunluğunu sağlar ve bunları yansıtır. En yüce Yasa bir baştan bir başa her şeye hükmeder: Bilincin gelişmesi, zenginleşmesi ve onun sonsuz potansiyelinin tezahürü için formların evrimi onun icabıdır.
Maharaj: Bu böyle olabilir ya da olmayabilir. Böyle ise bile bu zihnin görüş noktasından böyledir, fakat aslında tüm evren (mahadakash) ancak bilinçte (chidakash) mevcuttur, ben ise Mutlak'ta (paramakash) bulunuyorum. Bilinç saf varlıkta ortaya çıkar; dünya ise bilinç içinde belirip kaybolur. Var olan her şey ben'im ve var olan her şey benim'dir. Tüm başlangıçlardan öncesi ve tüm bitişlerden sonrası Ben-im. Her şeyin varlığı benim içimdedir, "Ben-im"dedir ve o her varlığın içinde parlayandır. Yokluk (var olmama) dahi bensiz düşünülemez (olanaksızdır). Her ne vaki olursa mutlaka ben ona tanık olarak oradayım. 

S: Dünyanın var olduğunu neden inkâr ediyorsunuz?
M: Ben dünyayı inkâr ediyor değilim. Ben onun bilinçteki görünümünü görüyorum ki bu bilinç bilinmeyenin uçsuz bucaksızlığı içinde bilinenin bütünlüğüdür. Başlayan ve biten yalnızca görünüştür. Dünyanın göründüğü söylenebilir ama (var) olduğu söylenemez. Görünüş (görüntü) bir zaman ölçüsüne göre çok uzun, bir diğerine göre çok kısa sürebilir, fakat sonuç aynıdır. Zaman ile bağımlı her ne ise geçicidir ve gerçeklikten yoksundur.

S: Kuşkusuz, sizi kuşatan dünyayı da -onu bizim gördüğümüz gibi- görüyorsunuz, çünkü çok normal davranıyor görünüyorsunuz.
M: Bu size böyle görünüyor. Sizin durumunuzda sizin tüm bilinç alanınızı işgal eden, benimkinde küçücük bir noktadan ibarettir. Dünya sadece bir an sürer. Dünyanın devam ettiğini size düşündüren ise belleğinizdir. Bana gelince, ben bellekle yaşamam. Ben dünyayı olduğu gibi, bilinçte bir anlık bir görüntü olarak görürüm.   

S: Sizin bilincinizde mi?
M: "Ben", "benim", hatta "Ben-im" gibi fikirler bilinçtedir. 

S: Öyleyse, sizin mutlak varlığınız (paramakash) mıdır?
M: Bilinçsizlik fikri de sadece bilinçte var olur. 

S: Öyle ise siz en yüce halde olduğunuzu nasıl biliyorsunuz?
M: Çünkü o haldeyim. Tek doğal hal odur.   

S: Onu tarif edebilir misiniz?   
M: Ancak negatiflerle: Nedensiz, bağımsız, bağlantısız, bölünmemiş, oluşturulmamış, sarsılamaz, sorgulanamaz, çaba sarf ederek ulaşılamaz. Her pozitif tarif bellekten gelir, dolayısıyla onu tarifte geçersizdir. Bununla birlikte, benim halim son derece hakikidir, bu yüzden de mümkün, gerçekleştirilebilir ve ulaşılabilirdir.

S: Siz bir tür soyutlamaya sonsuzca gömülmüş olmayasınız?
M: Soyutlama zihinseldir ve söze aittir. Ve o uyku ya da baygınlık halinde kaybolur; zaman içinde yeniden meydana çıkar; ben sonsuz şimdideki kendi asıl halimdeyim (swarupa). Geçmiş ve gelecek yalnızca zihindedir-ben ise şimdi'yim. 

S: Dünya da şimdi'dir.
M: Hangi dünya? 

S: Çevremizdeki dünya.
M: O sizin zihninizdeki sizin dünyanızdır, benimki değil. Siz benim hakkımda ne biliyorsunuz; sizinle konuşmam bile sadece sizin dünyanızda yer almaktadır. Benim dünyamın sizinki ile aynı (özdeş) olduğuna inanmanız için hiçbir nedeniniz yok. Benim dünyam gerçektir, doğrudur, idrak edildiği gibidir. Oysa sizinki ruh halinize göre görünüp kaybolur. Sizin dünyanız yabancı bir şeydir ve siz ondan korkarsınız. Benim dünyam ise kendimim. Ben evimdeyim. 

S: Eğer siz dünya iseniz, nasıl onun bilincinde olabilirsiniz? Bilincin öznesi onun nesnesinden farklı değil midir?
M: Bilinç ve dünya birlikte görünüp birlikte kaybolurlar, dolayısıyla onlar aynı halin iki yüzüdürler.

S: Uykuda ben yokum ve dünya devam ediyor.
M: Nasıl biliyorsunuz?

S: Uyandığımda biliyorum. Belleğim bana söylüyor
M: Bellek zihindedir. Zihin ise uykuda devam etmektedir.

S: O kısmen kullanılmaz durumdadır.
M: Fakat ondaki dünyayla ilgili görüntü etkilenmiş değildir. Zihniniz mevcut oldukça bedeniniz de, dünyanız da mevcuttur. Dünyanız zihnin kurduğu, öznel, zihnin hapsinde, eksikli, geçici, kişisel, belleğin ipliği ucunda asılı duran birdir. 

S: Sizinki de öyle.
M: Oh, hayır. Ben bir gerçekler dünyasında yaşıyorum. Sizinki ise kurgusal, hayali bir dünyadır. Sizin dünyanız kişisel, özel, paylaşılamaz, mahrem bir şekilde kendinize aittir. Kimse ona giremez, onu sizin gördüğünüz gibi göremez, işittiğiniz gibi işitemez, sizin duygularınızı hissedip, sizin düşüncelerinizi düşünemez. Siz kendi dünyanızda gerçekten yalnızsınız, hayat diye kabul ettiğiniz, durmadan değişen düşlerinizin içine kapanmış durumdasınız. Benim dünyam ise açık bir dünyadır, herkesle ortak, herkesin içine girebileceği bir dünya. Benim dünyamda katılım, içgörü, sevgi, gerçek değer (nitelik) var; birey bütündür ve bütünlük bireyde yer alır. Her şey birdir ve Bir her şeydir. 

S: Sizin dünyanız da benimki gibi nesneler ve insanlarla dolu mudur?
M: Hayır, benimle (kendimle) doludur. 

S: Fakat bizim gibi görüp duyar mısınız?
M: Evet, işitir, görür, konuşur ve hareket eder görünürüm, fakat bana göre bu kendiliğinden olmaktadır, size göre sindirim veya terlemenin olduğu gibi. Beden-zihin makinesi bu işin çaresine bakar, fakat beni bu işin dışında tutar. Siz nasıl saçınızın uzaması konusunda kaygılanmak, merak duymak zorunda değilseniz, ben de sözler ve eylemlerle ilgili meraklanmak, kaygılanmak zorunda değilim. Onlar olup dururlar ve benim onlarla ilgilenmeme gerek bırakmazlar, çünkü benim dünyamda hiçbir şey ters gidemez.

bozadi

#33
Ben bir gerçekler dünyasında yaşıyorum. Sizinki ise kurgusal, hayali bir dünyadır. Sizin dünyanız kişisel, özel, paylaşılamaz, mahrem bir şekilde kendinize aittir. Kimse ona giremez, onu sizin gördüğünüz gibi göremez, işittiğiniz gibi işitemez, sizin duygularınızı hissedip, sizin düşüncelerinizi düşünemez. Siz kendi dünyanızda gerçekten yalnızsınız, hayat diye kabul ettiğiniz, durmadan değişen düşlerinizin içine kapanmış durumdasınız. Benim dünyam ise açık bir dünyadır, herkesle ortak, herkesin içine girebileceği bir dünya. Benim dünyamda katılım, içgörü, sevgi, gerçek değer (nitelik) var; birey bütündür ve bütünlük bireyde yer alır. Her şey birdir ve Bir her şeydir.

Maharaj burada objektif dünya ile subjektif dünya arasındaki farkı anlatıyor gibi geliyor bana. Ve bu anlamda objektiflik pozitiflikle, subjektiflik negatiflikle ilişkilendirilebilir gibi görünüyor. Kasyopyalılar da BH'nin objektif, KH'nin subjektif eğilimli olduğunu vurgulamıştı. Bu bakış açısıyla daha rahat anlamlandırıyorum Maharaj'ın tasvirlerini.

Objektif dünya, pozitif bir eğilimle bakıldığı zaman görülen dünya. Subjektif dünya, negatif eğilimlerin tesiri altında, herkesin kendi çıkarlarına ve korkularına göre kafasında canlandırdığı dünya oluyor sanırım.

isiklidusler

#34
"Arayıp bulabildiğiniz şey gerçek olan değildir. Asla kaybetmemiş olduğunuzu bulun, sizden alınamaz olanı bulun. - Maharaj"

"Gerçek kanıtlanamaz da çürütülemez de. - Maharaj"

"Göreli bakışın size ne yararıvar? Siz mutlak bakış noktasından bakabilme yeteneğindesiniz -neden göreliye geri dönüyorsunuz? Mutlak'tan korkuyor musunuz? - Maharaj

Gerçek olan içinde "gerçek olan nedir" sorusu ortaya çıkmaz - Maharaj

Mutlaklar tartışılmak yerine yaşanmalıdırlar. - Maharaj

Gerçeği ise bilmek değil, olmak zorundasınız;" - Maharaj

Hatırlayın, bilinç her şeydedir ve hiçbir zaman icat edilmemiş, sadece olmuştur. - Şafağı Getirenler;
 

bozadi

#35
Eyvallah kardeşim. Bu bilgelik incilerini paylaştığın için teşekkür ederim. Hakikaten böyle düşünüyorum. Maharaj'ın sözleri kalbimdeki ölü toprağını savurup atan, kalbimi, varlığımı uyanmaya zorlayan birer bomba gibi patlıyor.

Nice geceler "Ben O'yum"u okurken, az öncesinde bilerek veya yarı bilinçle içinde bulunduğum olumsuz duygu ve düşüncelerden, tüm korkulardan arınmışımdır bir süreliğine de olsa.

Maharaj'ın gerçeği derin bir sadelik ve çıplaklıkla yüzümüze çarpması harika birşey ama Maharaj'ın tavsiyelerine günlük yaşamımızın pek çok sürecinde uymak, bunları yapmak pek mümkün değil bence. İşte, bu inançlara sahip bir bireyler grubu olarak bi dağ başında yalıtık veya yarı-yalıtık bir komünite olarak yaşıyor olsaydık, bu önerilere çok daha hızlı bir şekilde uyup Maharaj'ın vardığı biliş ve oluş haline de ulaşabilirdik. Ama 3KH realitesinin ortasında yaşıyoruz ve halen şahsen de KH alemi frekansları dahilinde deneyim yaşıyoruz. Kh'yiz demek BH'ye doğru ilerlemiyoruz veya ilerleyemeyiz demek değil. Ama BH'ye doğru ilerliyor olmak veya ilerleyebilecek olmak demek de halen teknik olarak KH olduğumuz ve KH aleminde, KH koşulları içinde yaşamakta olduğumuz gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bence Maharaj dahi bir BH varlığı değildi ama BH ile güçlü bağlantıları vardı ve o bağları da hızla geliştirdi ve güçlendirdi. Onun tekrar 3KH'ye enkarne olacağını hiç sanmıyorum.

Maharaj'ı ve mesajını bilmek, tanımak, hatırlamak, paylaşmak, onurlandırmak çok güzel, gerçekten öyle, ama patırt diye birer Maharaj (yani kendimiz, BH varlığı özümüz) olabilecek durumda değiliz. Bunun genel anlamda tavsiye edilebilir birşey olduğunu bile düşünmüyorum. Ama bu demek değil ki o yöne bakmamalıyız. Bakmalıyız ama hemen mutlak BH varlığı olmaya çalışmamız durumunda, pek çok KH niteliğimizi feci şekilde yargılamak zorunda kalacağızdır muhtemelen.

Sosyoekonomik olarak mevcut 3KH düzenine bağımlıyız. Ve bu düzenin pek çok başka yönüne de bağımlıyız, alışığız, neredeyse muhtacız! Şimdi hal böyleyken, mutlak pozitifliği sihirli bir değnek değmişçesine aniden tek gerçeğimiz haline getirmek ne mümkün, ne de makuldür bence.

Dediğim gibi, belki bir gün hep birlikte, bizimle gelebilecek aile bireylerimiz ve/veya sevdiklerimizle birlikte kendi toplumsal hayatımızı yaratıp yaşayabileceğimiz bir ortama gideriz ve hayatta kalmak için temel ihtiyaçlarımızı sağlayabilecek durumda oluruz, tamam, o zaman şu andakinden çok daha hızlı bir şekilde "mutlak gerçeğe" ve/veya gerçek pozitif anlayışa, gerçek sevgiye göre uyanışımızı gerçekleştirmek mümkün olabilir. Ama bu da söylendiği kadar kolay olmayabilir. Hele ki, genellikle kalabalık şehir ortamlarında, düzenin pek çok özelliğinin son derece hakim olduğu koşullarda, ailemizle, sevdiklerimizle hayatımızı idame ettirme çabası ve zorluğu içinde yaşarken, bu koşulları terk etmek çok ciddi bir cesaret gerektirir ve sonrasında bu kararın gereklerini yerine getirmek için de çok ciddi bir akıl, sabır, direnç, çalışma, disiplin ve hepsi için işbirliği gerektirir.

Belki de hiçbir zaman cesaret edemeyeceğiz ve hatta istemeyeceğiz bile, ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımızla birlikte yaşamakta olduğumuz aşina ortamlardan çıkıp mutlak sevgi realitesine uyanıp o bilinçte kalma girişiminde bulunabileceğimiz bir yerlere çekilmeye.

Öyle birşey olacak olsun veya olmasın, şu anda olduğumuz yerdeki koşullarımızı, bu koşullardaki kabullerimizi, uyduğumuz yasaları, boyun eğdiğimiz KH realitelerini itiraf etmek zorundayız. Adı konulmamış KH yasalarının yoğun baskısı ve kontrolü altında yaşıyoruz ve belki de pek çok zaman bundan fazla şikayet bile etmiyoruz. Evet, böyle bir durumda yaşarken bile BH realitesine yüzümüze dönebiliyoruz, bakabiliyoruz, hatırlayabiliyoruz ve istek duyabiliyoruz. Ama sonra KH realitelerine ve uykuya dönüyoruz.

Bence önce şimdi ve buradaki koşullarımızın ayırdına varmamız gerekiyor. Neden durup dururken BH varlığı haline gelmemizin çok anlamlı, mümkün ve gerekli olmadığını da hatırlamamız gerekiyor.

İşbirliğiyle gerekli özeni, çabayı, disiplini gösterirsek, KH düzeninin göbeğinde bile klasik yaşam koşullarımızı tamamen terk etmeden gerçek pozitifliğe doğru ilerleyebiliriz. Yani en zor olanı başarabiliriz. Ama bunun için önce gerçekçi olmamız gerekiyor. Ve içinde bulunduğumuz KH realitesini inkar etmememiz ve onu olduğu gibi kabul edip "incelememiz" gerekiyor. Onunla aramızdaki ilişkinin biliminde ilerlememiz gerekiyor. Bizi bunu yapmaya sevk eden şey zaten BH güdüsü olacaktır.

isiklidusler

#36
(ben teşekkür ederim;)
--

S: Şimdi bir çocuk size bir sorunla geldi. Siz ona birkaç söz söylediniz ve o gitti. Ona yardım etmişoldunuz mu?
M: Elbette.

S: Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
M: Yardım etmek benim doğamdır.

S: Bunu nasıl bildiniz?
M: Bilmeye ihtiyaç yok. O kendi kendine işler.

S: Yine de bir bildirimde bulundunuz. Bunu neye dayandırıyorsunuz?
M: İnsanların bana söylediklerine. Ama kanıtlar isteyen sizsiniz. Benim kanıtlara ihtiyacım yok. Her şeyi yoluna koymak benim doğamda yatar ki bu satyam, shivam, sundaram (doğru, iyi, güzel)dır.

S: Bir insan gelip sizden öğüt istediği ve ona öğüt verdiğiniz zaman, o ö ğüt nereden gelir ve hangi kuvvetle yardım eder?
M: Onun kendi varlığı onun zihnini etkiler ve bir yanıtı davet eder (oluşturur).

S: Peki sizin rolünüz nedir?
M: O insan ve öz varlığı bende bir araya gelir.

S: Öz varlığı neden o adama sizin aracılığınız olmadan yardım edemez?
M: Ama Öz Varlık benim! Siz beni ayrı gibi hayal ediyorsunuz, sorunuz da bundan kaynaklanıyor.Benim öz varlığım ve onun öz varlığı yoktur;

 

isiklidusler

#37
Öz vardır, her şeyin tek Öz'ü. İsimlerin ve şekillerin, zihinlerin ve bedenlerin çeşitliliği sizi yanılt tığından, çok say ıda öz varlık imgeliyorsunuz. Biz her ikimiz Öz'üz, fakat siz pek kani olmuş (inanmış) görünmüyorsunuz.

Bu kişisel öz varlık ve evrensel öz varlık konuşmalarıöğrencilik aşamasıdır; öteye varın, dualite içinde sıkışıp kalmayın.

S: Yardıma ihtiyacıolan adama gelelim yine. O size geliyor.
M: Eğer gelirse yardım alacağına emindir. Yardım alma kaderinde olduğu içindir ki bana geldi. Bunda hayal ürünü bir ta raf yok. Bazılarına yardım edip diğerlerini reddedemem. Gelen herkes yardım almıştır, çünkü yasa böyledir. Yalnız, yardımın şekli ihtiyaca göre değişir.

S: Öğüt almak için neden buraya gelmek zorunda? Onu kendi içinden alamaz mı?
M: Dinlemek istemeyecektir. Zihni dışa dönüktür. Fakat aslında tüm deneyim zihindedir, hatta onun bana gelişi ve yardım alışı bile kendi içinde cereyan eder. Yanıtıkendi içinde bulacağıyerde o dıştan gelen bir yanıtıimgeler. Bana göre ne ben, ne adam, ne de verişvardır. Bütün bunlar zihindeki gelip geçen pırıltılardır. Ben o sonsuz sükûn ve sessizliğim ki içinde hiçbir  şey görünmez - çünkü görünen her şey kaybolur. Kimse yardım istemeye gelmez, kimse yardım sunmaz, kimse yardım almaz. Bütün bunlar zihinde sergilenen gösterilerdir.

Soran: Kendinizden nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Söylediğinizin doğru olduğunu nasıl biliyorsunuz?
Maharaj: Ben kendimden değil, sizden eminim. Yapmanız gereken tek şey ancak içte bulunabilecek olanıdışta aramaktan vazgeçmektir. Harekete geçmeden önce, bakışınızı değiştirin. Zihninizi berraklaştırın, gönlünüzü arındırın, hayatınızı kutsayın - dünyanızı değiştirmenin en hızlıyolu budur.
 

isiklidusler

#38
S: Sizin durumunuza dair bir kanıt bulunamaz. Bütün bildiklerim, sizin bu konuda söylediklerinizdir. Bütün gördüğüm ise çok
ilginç bir yaşlıadam.

M: İlginç yaşlıadam sizsiniz, ben değil! Ben hiç doğmadım. Nasıl yaşlanabilirim? Benim nasıl göründüğüm sadece sizin
zihninizde olandır. Ben onunla ilgilenmiyorum.