Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_gerçek tosun paşa

BaskalarinaHizmet.com 15. Yaşını Doldurdu!

Başlatan gerçek tosun paşa, 13 Mayıs 2024, 13:50:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gerçek tosun paşa

Çok af edersin de hangi nitelikle hezeyan gidereceksin? Yer yüzünde sıradan insan göklerde kartal gibi misin?  ;D


Ne oldu uzaylılar sana küçüklükten eğitim verip özel biri olarak mübarek bir ruh olduğunu mu söyledi? Seçilmiş kişi olarak görevinden bahsetti ve aslında onlardan biri olduğunu ve şu an dünyada belirli işin olduğunu falan mı söyledi çipi koyarken? Vaaaah! İlk defa duyuyorum ben şok...


Schedar

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 31 Temmuz 2025, 01:10:06 Çok af edersin de hangi nitelikle hezeyan gidereceksin? Yer yüzünde sıradan insan göklerde kartal gibi misin?  ;D


Ne oldu uzaylılar sana küçüklükten eğitim verip özel biri olarak mübarek bir ruh olduğunu mu söyledi? Seçilmiş kişi olarak görevinden bahsetti ve aslında onlardan biri olduğunu ve şu an dünyada belirli işin olduğunu falan mı söyledi çipi koyarken? Vaaaah! İlk defa duyuyorum ben şok...


Harikasınız cidden. 😂😂😂
Açmaya meyl etmiş her çiçeğe polenlerinini bırakacaklar "O" muhteşem esintilerle... Amigdaladan ruha, ruhtan kalbe açılan çiçekler gibi... BİR olacak tüm sistem, görmek isteyene kolay bakmasını da bilene..

Qui-gon jinn

#32
Alıntı yapılan: Schedar - 31 Temmuz 2025, 01:04:01 Efsane bir ruh olduğunuz apaçık naçizane söylemlerinizden. Seni en yüksek sevgi ile kucaklıyorum ve tekamülün boyutunda en yüksek seviyeye gelmeni diliyorum. Bana karşı veyahut kendine karşı kişisel hezeyanların varsa yardımcı olmak için her daim buradayım. Lisanlarımız farklı olabilir lakin hissiyatlarımız BİR. sevgilerimle 🤗

Hezeyan neydi, çeşitleri nelerdi tam olarak bilemediğimden ufak bir google araştırması yaptım ve dedim ki; "La oğlum bunların hepsi var bende yada olabilir..." Bu sebeple sevgili Schedar ben okeyim, en yüksek olmasa bile sevgi ile kucaklayın beni, yardımcı olun, bir mesaj kadar uzağım size, yeter ki birşey olsun yani, sorun hiçbirsey olmaması zaten, en kötüsü... Zannediyorum ki bütün ömrümü bu oda da bir heykel olarak geçirmek için varedilmemişimdir, amin...:)

---

Bu arada 2 gündür (2 tanesini aynı gece üstüste) peşpeşe değişik rüyalar görüyorum. Gerçekten çok değişik (Şehirler, mekanlar, karakterler, olaylar vs.), lakin değişmeyen bir tek şey var ki, hatta sadece bunlar değil öncekilerle beraber senelerdir değişmeden hep aynı kalıyor, o da şu ki "ana tema", ki o tema da hep; maalesef "savaş" üzerine...

Bu savaşlar gelecekte, bazen fütüristik, bazen yarı fütüristik silahlar eşliğinde sürüp gidiyor. Son gördüklerim öyle acayipti ki, yemin ediyorum vizyonumun geliştiği hissettim ve uyanınca da dedim "Çabuk bana Hollywood'u bağlayın, elimde milyar dolarlık senaryolar var"... Hatta üstene ikincisi görüp tekrar uyanınca ekledim "Çabuk Hollywood'u tekrar bağlayın, fiyat ikiye katlandı...:)

Neyse ama, derdim para değil, hiç de olmadı. Benim derdim başka, hatta bu derdimi ilk rüyanın içinde bile dile getirdim "Evren"e... Komik bir durumdu gerçekten, şöyle ki, rüyam da bir felaketin yaklaştığı, günleri sayılı bir şehirdeyim (Şehirde fütüristik bu arada :) Bu şehirde dev bir malikane var, sanırım illüminati/Konsorsiyum gibi bir gruba ait. Günlerimi burada geçirip, artık felaket yaklaşıp gitme vakti geldiğinde (İçerde dışarıda ortalık karışık ve çatışmalar sürüyor bu arada) bir an rüyada olduğumun bilincine varıyorum (aslında başından beri farkındayım da biraz çaktırmıyorum :) Bir an duruyor ve diyorum ki Evrene; "Bakın kardeşim, şimdi kaçıyoruz buradan evette, bunca zamandır bu (içi dolu:) malikane de ha şimdi, ha yakında diye umutla dolanıyorum, yani rüyadayız be kardeşim, sanal yani, nasıl şu ortamda bile sonunda sap gelip, sap gidebilirim ki, he? Bu Evren benimle niye dalga geçiyor hep böyle, bende insan evladıyım, ayıp değil mi, yazık değil mi bana, bu nasıl rüya tasarımı yav!!!... Neyse artık olan oldu, sitemi mi dile getirdiğime göre bakalım şimdi nereden gidiyorduk, yer altı tünellerinden di galiba, boru hattı gibi birşey vardı şehir dışına açılan, GO GO GO!...:)

Vallahi hep savaş, hep savaş, anlamıyorum ki, yav sayın "Evrensel İdare" sende anlamıyorsun galiba, ben savaşmak değil, sev...Öhöm! neyse, anladınız siz...:)

Velhasıl, gördüğünüz gibi "hezeyan doluyum" arkadaşlar. Saat 6 ve ben şansımı yeni rüyalar da denemeye gidiyorum, hepinize iyi günler, ve sevgiler...❤️

sybleman

Qui bence ruyan içsel durumunu yansıtmış. Gayet de imali senaryolar gibi.

Benim son vizyon da Adana ve şiş lerden oluşuyordu. Epey.guldum kendime..bu kadar da hem anlamlı hem espirili olunmaz. Çok ince işçilik deyip tebrik ettim özümü. 

Vallahi dostlar anladım ki kendimi düzeltmeden benden kimseye cacık olmaz. Yorumlamayı ve yargıyı da bırakma egzersizleri içinde cevap yazmamayi seçiyorum cpgunlukla. Okuyorum hepinizi de çok seviyorum. Muhasebesel ve temizliksel durumlarda uğraşıyorum.

Tgur abi yerin ayrı. Hep aklımdasın. Umarım daha da iyisinizdir.. eşinize de çok selamlar.

Yeni katılan arkadaşlara da hoşgeldiniz diyorum. Forum tam bir deniz Derya. Eski postlar dahil mutlaka okuyun..gtp ve bozadi nin emeği büyük.

gerçek tosun paşa

Hepimiz zaman zaman iyi zaman zaman da kötüyüz @sybleman

Hepimiz için en güzeli olmasını diliyorum.

Sevgiler  :)

Tgur

#35
Sybleman teşekkürler ilgine ,

Eşimin mental benim ortopedik sorunlarımla uğraşı şu aralar aşırı meşguliyete sokmakta ama bilincimiz bu zıtlıklar dünyasında her olanı bir koltuğa oturtacak yani eksiklerin ödentisi  ,reenkarnasyon iltihabı ,imtihan ,ders alma dengelenme gibi faktörlerin farkındalığında çok şükür,

Neticede her olanın sonlu olduğu bir yoğunluktayız ,

Bu da geçer..

Qui-gon jinn

#36
Alıntı yapılan: sybleman - 31 Temmuz 2025, 13:44:06 Qui bence ruyan içsel durumunu yansıtmış. Gayet de imali senaryolar gibi.

Olabilir, ki eğer öyle ise şayet, içimdeki bu kavganın dışa vurumu son rüya ile birlikte aralıksız sürüp gidiyor diyebilirim, ne kavga imiş arkadaş, bitmedi gitti...:)

Herneyse, o savaşlar devam ede dursun, dün sabah ki bilincime yansıyan bir algı açıkcası beni şimdi biraz geriye çekilmeye zorluyor. (Bu kadar goygoy yeter diyor sanırım evren :) Olay şu ki, (gerçi daha önceleri de zaman zaman vuku bulurdu aslında ama şimdi biraz daha yoğun) her insanda, hatta ne insanı doğrusu herşeyde az çok kendimi görüyor olmam ve bu algıyı devam ettirdiğim sürece de bunun daha da derinleşmesi hadisesi. Lakin itiraf etmeliyim ki ben pek derinleştirmeye gönüllü değilim, çünkü tuhaf hissettiriyor, hatta rahatsızlık veriyor bile diyebilirim. Bu rahatsızlığın kaynağı da kendimi bu algı ile beraber herkesten, herşeyden sorumlu hissetmeye başlamam, sanki tüm mevcudiyeti bir anda gelip sırtıma koymuşlar da devamında altında ezilmeye başlıyor gibiyim... Benim gibi aşırı tembel, neredeyse her zaman içinden hiçbirşey yapmak gelmeyen ve herhangi bir sorumluluk almaya da gönüllü olmayan bir adam için, vallahi bu hoş değil, fazla ama bu...:)

Velhasıl, şu aralar şimdi biraz bende kendi içime dönme ihtiyacı içindeyim açıkcası. Biraz şu kitapları falan okuyayım, bitireyim diyorum (1 milyon kitap var aq, nereye bitiriyon :) İşte bazı başka çalışmalar vs. de var. Ha bir de elime tutuşturulan şu 1000 parçalı puzzle var ki, tamam kardeşim, onu da bitireceğim, yeğenleriminkini tamamlayıp teslim ettiğim gibi, onu da bitireceğim söz...:)

Ne çok iş ve ne az zaman... (Hatırlayamadıydım, hangi filimde idi bu replik diye, baktımda demin, Batman filminde Joker söylemiş. Anlaşılan "Kara Şövalye" olalım derken, gene "Palyaço" olmuşuz iyi mi...:)

Neyse artık, ne oldum değil ne olacağım demeli değil mi efendim. Herkese sevgiler.


sirera

Sevgili Qui bahsettiğin dinlenme isteğinde bile yapılacak işleri sıralamışsın😂 umarım forumu da o dinlence içinde uzaklara almazsın. Sana bol katkısı olan neşe ve sağlıcakla geçirdiğin dinlence ânları ve hem yaşamında hem de rüyalarında daimi barış dilerim.
Bu arada prenses amidala' nın isminin amigdala dan geldiği söyleniyor. Sonrasında negatif güçlerin şansölyesi Palpatine'e katılarak Darth Vader olmuş star warsda. Artık bu bilgiyle barış doğsun içimize yahu!
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

#38
Alıntı yapılan: sirera - 01 Ağustos 2025, 08:07:32 Sevgili Qui bahsettiğin dinlenme isteğinde bile yapılacak işleri sıralamışsın😂 umarım forumu da o dinlence içinde uzaklara almazsın. Sana bol katkısı olan neşe ve sağlıcakla geçirdiğin dinlence ânları ve hem yaşamında hem de rüyalarında daimi barış dilerim.
Bu arada prenses amidala' nın isminin amigdala dan geldiği söyleniyor. Sonrasında negatif güçlerin şansölyesi Palpatine'e katılarak Darth Vader olmuş star warsda. Artık bu bilgiyle barış doğsun içimize yahu!

Sağol sevgili Sirera, güzel temennilerin için teşekkür ederim.

Velhasıl bir yere gitmiyorum efendim buradayım, sadece bu ara başka işlere daha fazla odaklanabilirim diyorum o kadar, dolayısı ile foruma da daha az yazabilirim. Yoksa 2 sene yazmadıkta bir yere mi gittik efendim, hep buradayız... (Sevgili Schedar'ın dediği gibi yerimde sayıyor olabirim yani...:)

Neyse, bu arada eklemeden geçmeyeyim, ilginçtir, siz forumda amigdala yazdığınızda, benimde aklıma "Padmé Amidala" gelmişti (İsmi çağrışım yaptı herhalde) ve şimdi siz adını anıp, hakkında da bazı bilgiler paylaşarak, "Artık bu bilgiyle barış doğsun içimize yahu!" demişsiniz. Ki güzelde demişsiniz demesine de, lakin şimdi verdiğiniz bu bilgi ile bir Star Wars aşığı olan beni maalesef verdiğiniz bu bilgiyi doğrulayamayacak bir pozisyona düşmek zorunda bıraktınız.

Şöyle ki, kısaca özetlersem, prenses Amidala, (Sonrasında prensesliği bırakıp, senatör oluyor) Jedi Anakin Skywalker ile aşk yaşayıp, gizlice evleniyor. (Jedi düzeninde evlenmek yok, o sebep) Böyle gizli gizli evlilikleri sürdürürken bir gece Anakin rüyasında Padmé'nin ölüceğini görüyor ve onun hayatını kurtarma işine girişiyor. Önce Usta Yoda'ya danışıyor isim vermeden. Usta Yoda'da tam anlamı ile Mevlana'nın ölüm ve ölen kişiler için verdiği cevaba benzer bir cevap vererek, ona üzülmemesini, tam tersine "güce" karışanlar için sevinmesini öğütlüyor. Tatmin olmayan Anakin sonrasında ise aslında gerçekte bir Sith lordu olan başkan Palpatine yakınlaşıyor ve Palpatine'de Anakin'i ölümü yenebilecek gücün bilgisine ancak karanlık tarafın sahip olduğunu empoze ederek, onu ufaktan manipüle etmeye başlıyor. Nihayetinde Palpatine başarıyor ve karalık tarafa geçen Anakin, "Darth Vader" ismini alarak Jedi düzenine savaş açıyor. Bunları öğrenen Padmé ise Anakin'le karşılaştığında "Takip edemeyeceğim bir yola baş koymuşsun" diyerek durumu reddediyor. Anakin bunun üzerine sinirlenmeye başlıyor ve o anlarda hocası ve dostu Obi-Wan Kenobi'nin de gizlice saklandığı Padmé'nin gemisinden çıkıp ortama dahil olduğu da görünce daha da sinirleniyor, çünkü ikisinin aralarında birşey olduğudan da bir süredir şüpheleniyor durumda. Padmé'ye bunu söylediğinde, Padmé hayır diyor ama Anakin "Yalancı" diye bağırarak jedi güçleri ile Padmé'nin boğazına sarılıyor. Padmé yere düşüp bayılınca ise nihayetinde Obi-Wan ile amansız bir kavgaya tutuşuyorlar...

Velhasılıkiram, hayatını kurtarmak için çıktığı yolda aslında Anakin, Padmé'nin ölümüne sebep olmuş olarak, daha da karanlığa batıyor. Oysa Anakin'nin bu konuda yapması gereken ironik bir şekilde "hiçbirşey" yapmaması idi. Çünkü mevcut durumda Padmé'nin hayatını kaybedeceği böyle bir durum ortada yoktu. Sanırım o rüyanın da arkasında manipülasyon amacı ile Palpatine vardı...

Evet kısaca böyle (Kısaca? :)... Ah! Anakin Ah!, senin gibi powerful bir jedi daha uyanık hareket etmeli,  böyle bir tongaya düşmemeliydi...

Neyse, kıssadan hisse bu hikayeden çıkarılacak nice dersler var ki, ki bence en önemlisi şudur, evet, mevzu hatun ise bir erkek gerekirse karanlık tarafa geçip sevdiğine sahip çıkabilmeli ama boğazını öyle fazla sıkıp şey etmemeli tabii, sonra maazallah ölünce öyle karanlıklar içinde yapayanlız kalıverirsiniz bak...:)

Velhasıl, hayırlısı artık diyerek, son olarak iç dünyamı ve beklentilerimi yansıtan bir görselle mesajımı bitirmek istiyorum. Hepinize sevgiler, o zaman dans;


(İç beklenti: Şöyle kafamıza uygun birini bulamadık aq, evire çevire şey yapalım...dans edelim)...:)

sirera

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 01 Ağustos 2025, 17:23:44
Alıntı yapılan: sirera - 01 Ağustos 2025, 08:07:32 Sevgili Qui bahsettiğin dinlenme isteğinde bile yapılacak işleri sıralamışsın😂 umarım forumu da o dinlence içinde uzaklara almazsın. Sana bol katkısı olan neşe ve sağlıcakla geçirdiğin dinlence ânları ve hem yaşamında hem de rüyalarında daimi barış dilerim.
Bu arada prenses amidala' nın isminin amigdala dan geldiği söyleniyor. Sonrasında negatif güçlerin şansölyesi Palpatine'e katılarak Darth Vader olmuş star warsda. Artık bu bilgiyle barış doğsun içimize yahu!

Sağol sevgili Sirera, güzel temennilerin için teşekkür ederim.

Velhasıl bir yere gitmiyorum efendim buradayım, sadece bu ara başka işlere daha fazla odaklanabilirim diyorum o kadar, dolayısı ile foruma da daha az yazabilirim. Yoksa 2 sene yazmadıkta bir yere mi gittik efendim, hep buradayız... (Sevgili Schedar'ın dediği gibi yerimde sayıyor olabirim yani...:)

Neyse, bu arada eklemeden geçmeyeyim, ilginçtir, siz forumda amigdala yazdığınızda, benimde aklıma "Padmé Amidala" gelmişti (İsmi çağrışım yaptı herhalde) ve şimdi siz adını anıp, hakkında da bazı bilgiler paylaşarak, "Artık bu bilgiyle barış doğsun içimize yahu!" demişsiniz. Ki güzelde demişsiniz demesine de, lakin şimdi verdiğiniz bu bilgi ile bir Star Wars aşığı olan beni maalesef verdiğiniz bu bilgiyi doğrulayamayacak bir pozisyona düşmek zorunda bıraktınız.

Şöyle ki, kısaca özetlersem, prenses Amidala, (Sonrasında prensesliği bırakıp, senatör oluyor) Jedi Anakin Skywalker ile aşk yaşayıp, gizlice evleniyor. (Jedi düzeninde evlenmek yok, o sebep) Böyle gizli gizli evlilikleri sürdürürken bir gece Anakin rüyasında Padmé'nin ölüceğini görüyor ve onun hayatını kurtarma işine girişiyor. Önce Usta Yoda'ya danışıyor isim vermeden. Usta Yoda'da tam anlamı ile Mevlana'nın ölüm ve ölen kişiler için verdiği cevaba benzer bir cevap vererek, ona üzülmemesini, tam tersine "güce" karışanlar için sevinmesini öğütlüyor. Tatmin olmayan Anakin sonrasında ise aslında gerçekte bir Sith lordu olan başkan Palpatine yakınlaşıyor ve Palpatine'de Anakin'i ölümü yenebilecek gücün bilgisine ancak karanlık tarafın sahip olduğunu empoze ederek, onu ufaktan manipüle etmeye başlıyor. Nihayetinde Palpatine başarıyor ve karalık tarafa geçen Anakin, "Darth Vader" ismini alarak Jedi düzenine savaş açıyor. Bunları öğrenen Padmé ise Anakin'le karşılaştığında "Takip edemeyeceğim bir yola baş koymuşsun" diyerek durumu reddediyor. Anakin bunun üzerine sinirlenmeye başlıyor ve o anlarda hocası ve dostu Obi-Wan Kenobi'nin de gizlice saklandığı Padmé'nin gemisinden çıkıp ortama dahil olduğu da görünce daha da sinirleniyor, çünkü ikisinin aralarında birşey olduğudan da bir süredir şüpheleniyor durumda. Padmé'ye bunu söylediğinde, Padmé hayır diyor ama Anakin "Yalancı" diye bağırarak jedi güçleri ile Padmé'nin boğazına sarılıyor. Padmé yere düşüp bayılınca ise nihayetinde Obi-Wan ile amansız bir kavgaya tutuşuyorlar...

Velhasılıkiram, hayatını kurtarmak için çıktığı yolda aslında Anakin, Padmé'nin ölümüne sebep olmuş olarak, daha da karanlığa batıyor. Oysa Anakin'nin bu konuda yapması gereken ironik bir şekilde "hiçbirşey" yapmaması idi. Çünkü mevcut durumda Padmé'nin hayatını kaybedeceği böyle bir durum ortada yoktu. Sanırım o rüyanın da arkasında manipülasyon amacı ile Palpatine vardı...

Evet kısaca böyle (Kısaca? :)... Ah! Anakin Ah!, senin gibi powerful bir jedi daha uyanık hareket etmeli,  böyle bir tongaya düşmemeliydi...

Neyse, kıssadan hisse bu hikayeden çıkarılacak nice dersler var ki, ki bence en önemlisi şudur, evet, mevzu hatun ise bir erkek gerekirse karanlık tarafa geçip sevdiğine sahip çıkabilmeli ama boğazını öyle fazla sıkıp şey etmemeli tabii, sonra maazallah ölünce öyle karanlıklar içinde yapayanlız kalıverirsiniz bak...:)

Velhasıl, hayırlısı artık diyerek, son olarak iç dünyamı ve beklentilerimi yansıtan bir görselle mesajımı bitirmek istiyorum. Hepinize sevgiler, o zaman dans;


(İç beklenti: Şöyle kafamıza uygun birini bulamadık aq, evire çevire şey yapalım...dans edelim)...:)
Feci saçmalık ve kargaşa dolu bi anlatım olmuş özür diliyorum. Anakin yazmayı unutarak yazınca cümlenin devamında padme nin karanlığa geçtiği gibi anlam oluşmuş. Saçmalık! Gerçekten özür dilerim. 
Amidala' yı kaybetmeyle ilgili korkusunun Amakin ' i kötüye itilmesine sebep olan dürtü amigdala dan kaynaklanan dürtü. 
Kaybetme korkusu bize sonradan verilmiş. En gelişkin amigdala kemirgenler ve sürüngenlerde gelişmiş zaten bu bölgeye sürüngen beyin de deniyormuş,
içgüdüsel dinamikler fişeklendiğinde saldırganlığa sebep olan beyin aktivitesinin olduğu yer. 
Birarada olan birkaç kişinin bir lider belirleyip ona göre konumlanmaları ve sürü gibi davranışlardan da bu bölge sorumluymuş.

Filmin harika anlatımı için teşekkürler. Ve evet Anakin in hiçbirşey yapmaması korktuğunun gerçekleşmesine mâni olacaktı belki . 
Belki iyi olmak istiyordu ancak yanlış yoldan gidiyordu.
Bütün bunlardan barış doğar mı bilmiyorum.
Her alanda onarıma ihtiyaç var gün gibi.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

Sevgili Sirera, "Feci saçmalık ve kargaşa dolu bi anlatım olmuş" diye okumaya başlayınca benim mesajımdan bahsediyorsun sanmıştım bir an (Ki o an dedim içimden aha doğru teşhis :) ama değilmiş, kendinizinkinden bahsediyormuşsunuz meğerse... Estağfurullah efendim, bir isim yazmayı unutmuşsunuz sadece. Bende yazılanı görünce o şekil biliyorsunuz heralde diye açıklamaya girişmiş bulundum hemen. Neyse, sonuçta doğruya varmış olduk, tıpkı sonunda Anakin'inde doğruyu bulması gibi...:)

Bilmeyenler için, finalde oğlunun (luke skywalker) teşfikiyle Anakin içindeki iyiliği ortaya çıkararak tekrar aydınlık tarafa geçiyor ve Palpatine'i (Darth Sidious) yok ederek güce dengeyi getiriyor, tıpkı kadim Jedi kehanetinde söylendiği gibi...Tabii maalesef en azından "Disney" denen illüminati oluşumu bu hikayeyi çektiği birbirinden saçma filmleri ile taça atana kadar durum böyle idi...

Neyse, anlayacağınız Padmé'nin her şartta öleceği varmış zaten, kaderden kaçılmıyor yani, yazık...:)

Velhasıl sevgili Sirera, evet, dediğiniz önemli, "Sürüngen Beyin" üzerinde durulması gereken bir olgu ve de "kaybetme korkusu...



"Kaybetme korkusu; karanlığa giden yol.
Ölüm, yaşamın doğal bir yanı.
Sevinç duy "güç"e dönüşen herkes için.
Yas tutma sakın. özleme sakın.
Bağlılık, kıskançlık getirir.
Gölgesidir yani kibirin.
Kurtarmaya çalış kendini,
Kaybetmekten korktuklarından."

(Usta Yoda - Yıldız Savaşları: Bölüm III - Sith'in İntikamı)


Herkese korkusuz sevgiler...

sirera

İçimizde yaşayan varoluşun tadını,  bilgisini gıda gibi başkalarıyla paylaştığımızda hepimiz bir aradayız ve dans ediyoruz bu buluşmada uyumla ve dengeyle bence
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

Üstteki yorumda varoluşun tadını almak konusunda samimiyetsiz bir yaklaşımda bulunduğumu hissettim.
Varoluşun tadını almak değil de tadına bakmak olmalıydı sanırım.
7Y tat alan olmalı, bulunduğumuz 3KH bakış açısından - savaş hala devam ederken- bu tadına bakma konusunda bir süre sonra hep yavan bi tat kalıyor duyusal olarak bende. 
7Y deki tat alanından yansıyanların tadına bakıyorsak gerçeklik algısının düzeldiği zamanlarda ( duygusal ve entellektüel merkezin kısa süreli birleşiminde) iyileşmenin tadının ne olduğunu biraz anlayabiliyoruz denebilir.
Bunu yapmazsak belki bu yoksunluktan dolayı 5Y de uzun süreli bir dinlenme isteği oluyordur.
Bu nedenle meditasyon öneriliyor, kendi içine dönüp bakış öneriliyor iyi yaşama sürecimizde
Varoluşun en yüksek güzelliğinin ve zenginliğinin, ilham aldığında taşıyıcıları olarak, bilgi gıdasının ışık titreşimleri ruhumuzu donattığında dünyada çimenin canlılığını ve yeşilin çeşitliliğini görebiliyoruz.
Bu baktığımız herşeye duyulan hayranlığı taşımayı, iletmeyi, yansıtmayı sorumluluk halini getiriyor zamanla. Topluluk oluşturmak ve bunu devam ettirebilmek bu nedenle oldukça önemli diye düşünüyorum.

Cennet kuşu arketipine, Ruhbilim okulu ( Soulscience School) kurucusu, değer verdiğim psikoterapistimiz, müzisyen, şair ve yazarımız Murat Kemaloğlu' nun paylaşımında rastladım.
Bozulmuş bir denge ya da bozulmuş yok olmuş kopmuş bir iletişim varsa bu arketip dengenin ve iletişimin tekrar kurulmasına sağlıklı bir şekilde inşa edilmesine yardımcı oluyormuş.
Cennet kuşu ile ilgili düşünmek, şiir, öykü, makale yazmak , kopmuş iletişim ve dengelerin düzelmesini sağlayabiliyormuş.

Paylaşım videosunun bitiminde muhteşem şairimiz Gülseli İnal' ın şu şiiri okunuyor.
CENNET KUŞU
Sen elmas gövdeli gizil kuş
Ah Sen!
Narin perçemli sen
Meleksi ince sesinle şakıyorsun durmadan Yıkımın ve kıyametin içinden
Gövdenden uzanan tüyler uzanan tüyler
Bahar zamanını örecek yeniden

Dünyanın karalardan kara gecesi değişecek seninle
Muhteşem ince tüylerin dokunacak her birimize...
Dans ediyorsun dünyanın harlı nöbetleri üstünde İpeksi ölümsüz kanatlarınla
Yenmek için dev iblisi
Sen milyon yaşında
Sevgiyle titreşir minik bedeninde tüyler
Yas tutan bu ülkeyi
Boğacaksın sevince güçlü pençelerinle...

Sen milyon yaşındaki muhteşem varlık
Taşıyorsun minik gövdende güneşten kopmuş bilge talepleri
Ölmekte olan dünyanın yazgısını değiştirebilirsin Altüst olmuş yaşamı

Sen ey Cennet Kuşu
Tanrısal güçle donanmış kahin kuş
Haberci varlık
Renkli kanatlarınla zihnimizi büyüleyen sen
Gel kurtar
Yeni bir düzen sağla
Sil artık evrenin gözyaşlarını
Seni bekliyoruz bunu bil.

Gülseli İnal





Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#43
"Varoluşun tadını almak" veya "tadına bakmak", var olmakla aynı şey olarak düşünülebilir belki. Pozitifliğin deneyimlenmesi, varlığın deneyimlenmesidir bana göre.

Pozitifliği yanlış anlamamıza neden olan başlıca şeylerden biri, onu dünyevileştirme eğilimimiz. Herşeyi dünyevileştiriyoruz çünkü kendimizi dünyaya ait veya "dünyalı" sanıyoruz. Bundan başka bir yerimiz, bundan başka bir varlığımız yokmuş gibi. Ve dünya denen yerdeki bu hayatın öylesine zehirli, öylesine aptallaştırıcı etkileri var ki, konuştuğumuz hemen herşeye de ister istemez onun herşeyi çarpıtan gözlüğünden bakıyoruz genellikle.

Hayatımızdaki belirli şartlar belirli bir duruma ulaşınca mutlu veya iyi olabileceğimizi falan düşünüyoruz örneğin. En çok aranan duruma, örneğin belki sevgiye o zaman ulaşacağımızı hayal ediyor olabiliriz.

Ama öyle görünüyor ki, var olmaya, pozitif olmaya ve doğal olarak bunu yaymaya başlamak için hiçbir şey olması gerekmiyor. Hiçbir şeyde bir değişiklik olmasını beklemeye gerek yok çünkü pozitiflik varlığımızın ta kendisi. Pozitif değilken biz aslında pek de biz değiliz. Daha doğrusu sağlıklı değiliz. "Hastayken sen sen değilsin" demek gibi birşey bu.

Hemen şimdi ve burada pozitifliği, iyiliği, şifayı deneyimlemeye başlayabiliriz. Yani varlığımızın köklerinde bulunan bu nitelikleri, dışarıdan hiçbir uyarım veya tetikleme beklemeden, sadece şimdi ve burada biz öyle istiyoruz (iyi'leşmek istiyoruz) diye etkinleştirmeye başlayabiliriz. Bunu neden yapmıyoruz? Çünkü bir tür hipnoz hali içindeyiz. Dünya hayatı hipnozu. Dünyevi arzular ve korkular hipnozu. Kendimizle aramıza dünyayı sokmuşluk hali. "Varlık tutulması" veya "bilinç tutulması" falan denebilir buna sanırım. Engelleyen hiçbir şey yok. Hemen şimdi ve burada aktif bir şekilde koşulsuz kayıtsız pozitifleşmeye, varlaşmaya başlayabiliriz. Pozitifliği varlığın kendisi olarak değil de, varlıkta bulundurulabilecek, sahip olması bazı faydalar sağlayan ikincil veya dışsal bir nitelik olarak görüyoruz. Yani, "Olsa iyi olur ama yok genellikle. Ne yapalım, böyle idare etmeye çalışacağız." demek gibi. Varlık olmasa da olur, sağlık olmasa da olur, demek gibi. Olur tabi, ama nereye kadar?


annunaki

Haz almak dünyaya ait bir şeydir.  Aydınlanmakta sürur (sevinç içinde
sessizlik ve huzur vardır), ve macera burada biter.