Mehmet Barlas günah çıkarmaya devam ediyor (7.09.2018)

Başlatan bozadi, 12 Eylül 2018, 16:58:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

7 Eylül 2018

Mehmet Barlas günah çıkarmaya devam ediyor


Sabah gazetesinin başyazarı Mehmet Barlas, Suriye'de yaşanan savaşa dair "özeleştirilerine" devam ediyor.




Sabah gazetesinin başyazarı Mehmet Barlas, Suriye'de yaşanan savaşa dair "özeleştirilerine" devam ediyor. Barlas daha önce "yanıldık"demiş, sonra da "Esad rejimine katkıda bulunmalıyız" tezini işleyen bir yazı kaleme almıştı. Barlas bugünkü köşesinde ise, Suriye'de yaşananlara dair yaptığı hatalı yorumlarda Ankara'yı sorumlu tuttu.

Mehmet Barlas'ın bugünkü Sabah'ta yayımlanan "Ankara esintili yorumlar" başlıklı köşesi şöyle:

"Biz Türkiyeli gazete yorumcuları Suriye iç savaşının gelişmelerini, doğal olarak Ankara rüzgârların esintisinde yorumladık.

Yolun başında o dönem Başbakan olan Tayyip Erdoğan ve ailesinin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve ailesi ile sürdürdükleri yakın dostluk vardı. Daha sonra da Suriye'de iç savaşa dayanacak olan kargaşanın, en fazla üç ay süreceği ve Esad'ın devrilmesinin kesin olduğu değerlendirmesi geldi Ankara'dan.

ABD ETKİSİ

Ankara Suriye'deki iç savaşa ABD'den gelen değerlendirmeleri de hesaba alarak yaklaştı.

Yani sonuçta Beşşar Esad'ın ne olursa olsun devrilmesi gerektiğine inanıldı. Bu çizgide Suriye'de rejime karşı olan Kürt oluşumlara ve PYD'ye de destek verildi.

GÖREMEDİK

Unutulan ya da görmezden gelinen şey, Esad iktidarının siyasi dayanağı olan Suriye Baas'ının güçlü bir tabana ve devlet içinde güçlü bir örgüte sahip olmasının getireceği sonuçlardı. Ayrıca biz Türkiye olarak Suriye'nin bütünlüğünü savunmamız gerekirken, Esad takıntısı ile sonunda bizi de vuracak olan bölücülüğe destek vermemizin sonuçlarını hesap edememiştik. Nitekim şimdi PKK ile PYD'nin farksız olduğunu ve ABD'nin bu örgüte verdiği silah desteğini konuşuyoruz.

TRAJİK HATALAR

Bölgeye yabancı olan ABD'nin önce Irak'ta sonra da Suriye'de trajik hatalar yapması bir noktada doğal karşılanabilir.

Örneğin Irak'ın sosyo-politik gerçeklerini yok sayarak bu ülkeyi işgal edip Saddam'ı da idam ettiren ABD, sonunda bu ülkenin bölünmesine ve Sünni tepkisi ile Baas kadrolarının sahipsizliğini değerlendiren DEAŞ gibi bir terör oluşumunun doğmasına sebep olmuştur. Ve ABD Irak'ta kendisine müttefik olarak müttefiki Türkiye'yi hedef alan PKK örgütünü bulmuştur.

AYNI HATA

Aynı hata Suriye'de de yapıldı. Ancak bu defa Irak'tan farklı olarak Suriye'de Beşşar Esad'ın yanında Rusya'nın askeri varlığı da vardı. Ve şimdi Türkiye hem eski politikasını yok saymamaya ve hem de Rusya ile karşı karşıya gelmemeye çalışmakta. Rus uçağının FETÖ'cüler tarafından düşürülmesi ertesinde Türk-Rus ilişkilerinde yaşanan krizin, bu defa Suriye ve İdlib üzerinden tekrar edilmesi elbet de istenmiyor.

BEKLEYELİM

Türkiye'nin Suriye'de bu ülkenin bütünlüğünü savunması ve Esad'a ilişkin rejim tartışmalarına karışmaması en doğru tutum olacaktır. Neticede biz de yabancı ülkelerin bizim bütünlüğümüze saygılı olmalarını ve iç işlerimize karışmamalarını istemez miyiz? Bu arada tabii ki Suriye rejiminin ve Rusya'nın İdlib'deki güvenlik arayışının kanlı bir kırıma dayanmasına da karşı olacağız."














Kaynak: OdaTV



bozadi

10 Eylül 2018

Amerikalı senatör,
İngiltere'nin Suriye'de kimyasal saldırı planını ifşa etti


ABD'nin Virginia eyaletinden Cumhuriyetçi Senatör Richard Black,
İngiltere'nin Suriye'de kimyasal provokasyonu için planını ortaya çıkardı.




Independent gazetesinin haberine göre, ABD'li Senatör Black yaptığı açıklamada, İngiliz MI6 servisinin sahte kimyasal saldırı ve Suriye yönetimini suçlamak için planlama yaptığını belirtti.

Black, İngiliz Dış Güvenlik Servisi'nin Suriyeli teröristleri bu sahte saldırı için yönlendirdiğini ve bu sahte saldırıda bazı kişilerin de oyuncu olarak rol ifa edeceğini söyledi.

Bu arada, Almanya Savunma Bakanı Ursula Von der Leyen, Alman Bild gazetesinde yayınladığı bir yazıda, İdlib bölgesinde Şam hükümeti tarafından yapılacak olası bir kimyasal silah kullanması durumunda Almanya'nın Suriye ordusuna karşı hava saldırısı başlatmaya hazır olduğunu duyurdu.

Alman Bakan, Fransa ve İngiltere'nin de Suriye'ye düzenlenecek olası hava saldırısında Almanya'nın yanında olacağını bildirdi.

Ancak Almanya Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Andrea Nahles yaptığı açıklamada, Almanya ordusunun Suriye'ye askeri müdahalesine karşı olduğunu açıkladı.

Kaynak: 7Sabah


bozadi

11 Eylül 2018

Rusya: İdlib'deki muhalifler, kimyasal saldırı tezgahı için görüntü çekmeye başladı


Rusya'nın Suriye'deki tarafları uzlaştırma merkezinden yetkililer, İdlib'deki muhaliflerin, kimyasal saldırı gibi gösterip hükümeti sorumlu tutacakları provokasyon için görüntü çekmeye başladığını söyledi.




Uzlaştırma merkezinde görevli Rus askeri yetkililer, Rusya'nın uzun zamandır uyarısını yaptıkları 'kimyasal saldırı provasyonunun' hazırlıklarının başladığını belirtti.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre, İdlib'deki militanlar, kimyasal saldırı gibi göstermek istedikleri provokasyonun 'doğal görünmesi için' olay yeri olarak seçtikleri Cisr el Şuğur'a ana maddesi klor olan zehirleyici bir madde içeren iki konteyner götürdü.

Rus yetkililer, Suriye'de cihatçıların denetiminde olan son büyük yerleşim yeri olan İdlib'deki militanların kimyasal saldırı süsü verecekleri olayın çekimlerine başladığı bilgisini ise sivillerin ihbarları sayesinde edindiklerini kaydetti.
Hazırladıkları senaryoya göre militanlar, Suriye ordusunun varil bombaları ile vurduğunu iddia edecekleri Cisr el Şuğur'da, kendisini yardım örgütü olarak tanımlayan fakat cihatçılarla yakınlıkları nedeniyle şüpheli bir grup olan Beyaz Miğferler'in 'yaralananlara' yardım ettiğini gösteren çekimler yapacak.
Rus askeri yetkililere göre, çekilen görüntülerin günün sonunda televizyon kanallarına dağıtılması ve sosyal medyada da yayılmaya başlaması planlanıyor.

Kaynak: Sputnik


bozadi

12 Eylül 2018

'Beyaz Baretliler'e ABD kefil oldu!


ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Şam rejimi ve Rusya'nın, Suriye'de bir çok kuşkulu olayda adı geçen "Beyaz Baretliler" olarak bilinen sivil savunma ve insani yardım kuruluşunu büyük bir dezenformasyon kampanyasıyla suçlayarak gönüllülerini risk altında bıraktığını söyledi.





Sözcü Nauert, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Nauert, " Beyaz Baretliler binlerce insanın hayatını kurtarmış ve kurtarmaya devam eden insani bir yardım kuruluşudur. Birçoğunuz onların iyi çalışmalar yaptığını ve yapmakta olduğunu biliyor." dedi.

Ayrıca Nauert, ABD ve uluslararası toplumun Beyaz Baretliler'in kahramanlık çalışmalarını desteklemeye devam edeceğini belirtti.

Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

5 Eylül 2018

İsrail'den flaş IŞİD ve El Nusra itirafı! Silah ve para...


İSRAİL ilk kez IŞİD ve EL Nusra gibi örgütlere Esed rejimine karşı savaşmaları için silah ve para yardımı yaptığını itiraf etti. Ancak o itiraf dakikalar sonra internetten kaldırıldı...




İSRAİL, Suriye'de IŞİD ve El Kaide kolu Nusraya silah verdiğini ilk kez teyit etti, ama haber siteden kaldırıldı. İsrail ordusunun gazetecilere verdiği brifingdeki itiraf, Jerusalem Post gazetesinin sitesinden kaldırılırken diğer gazeteler o itirafı hiç girmedi.

İsrail ordusunun üst düzey yetkililerinin gazetecilere verdikleri brifingde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı devirmeye çalışan cihatçılara askeri destek verdiklerini nihayet resmen doğruladığı ortaya çıktı. İsrail'in hükümet yanlısı gazetesi Jerusalem Post, dün akşam saatlerinde sitesinden ''Ordu teyit etti: İsrail, Suriyeli isyancılara silah verdi'' başlıklı haberi geçti.

Ancak diğer İsrail gazeteleri hiçbir şekilde konuya girmezken Jerusalem Post bir süre sonra Anna Ahronheim imzalı haberi sitesinden kaldırdı. Ancak, Ben Norton gibi gazeteciler, haberin siteden fotoğrafını çekmişti ve silinmesinin ardından içeriğini sosyal medyada paylaştı.



İSRAİL İLK KEZ KABUL ETTİ VURGUSU...

Jerusalem Post'un haberinde Esed'in sürekli olarak İsrail'i terör örgütlerine silah sağlamakla suçladığı ve ele geçirilen İbranice yazılı silahlarla mühimmatların görüntülerini yayımladığı hatırlatıldı. "İsrail ordusu Golan Tepeleri'ndeki Suriyeli isyancılara büyük miktarda nakit para, silah ve mühimmat sağladığını ilk kez kabul etti'' vurgusu yapılan haberde şöyle denildi:

SİLAH, MÜHİMMAT VE KAYDA DEĞER PARA..

''Suriye iç savaşına müdahale etmediği açıklamalarını devam ettiren İsrail ordusu, pazartesi günkü brifingde, İyi Komşu Operasyonu çerçevesinde sınırlara yakın Suriyeli isyancılara düzenli olarak hafif silah ve mühimmat ile ilaveten silah satın almaları için kayda değer miktar nakit para tedariği yaptığını teyit etti.''

İYİ KOMŞU OPERASYONU...

Jerusalem Post ''İsrail ordusu sınırındaki isyancı gruplara silah ve nakit para sağlamasının doğru karar olduğuna inanıyor'' diye aktarırken şöyle devam etti: "Esad rejimi temmuzda Golan'ın Suriye kesiminde kontrolü yeniden ele geçirince sona eren İyi Komşu Operasyonu çerçevesinde isyancılara silah ve nakit tedariğinin amacı, Hizbullah ve İran'a bağlı birlikleri Golan'ın İsrail kesiminden uzak tutmaktı."

DAHA ÖNCEKİ İDDİALAR...

Daha önce ayyuka çıkan İsrail'in Nusra bağlantılı cihatçılara askeri desteğiyle ilgili haberlere göre İsrail'in Golan Tepeleri'nde en az 7 grubu silahlandırdığını, bunlardan biri olan 400 kişilik Liva Fursan el Colan'a ayda 5000 dolar verdiğini hatırlatan gazete, bu grubun sözcüsünün Ocak 2017'de Wall Street Journal'a ''İsrail, kahramanca bizim yanımızda durdu. İsrail'in yardımı olmasaydı hayatta kalamazdık'' diye konuştuğunu aktardı. Ancak bu yaz Suriye hükümet güçleri Golan'ın Suriye tarafını cihatçılardan temizleyince Fursan el Colan dahil bu grupların liderlerinin İsrail'e kaçmak zorunda kaldığı Türk medyasına da yansımıştı.

Kaynak: İnternet Haber


bozadi

11 Eylül 2018

Hollanda kendi 'terör listesi'ne yardım ediyormuş!


Hollanda'da basın hükümetin Suriye'de kendi terörist listesinde bulunan grubu bile desteklediğini ortaya çıkardı. Hükümet, Suriye'deki militanları destekleme programlarına son verdiğini açıkladı!




Hollanda'nın Suriye'de kendi terör listesinde bulunan bir grubu desteklediği ortaya çıktı. Hükümet yardım programını kestiğini açıkladı.
Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok ile Dış Ticaret Bakanı Sigrid Kaag, meclise gönderdikleri mektupta Suriye'de, 'Hollanda ile aynı hedefler peşinde koşan benzer zihniyetteki bağışçılarla yakın işbirliği içinde hükümet karşıtı ılımlı grupları destekleme programı oluşturulduğu' belirtildi. Ancak Hollanda'ya toplamda 69 milyon euroya mal olan programın beklenen sonuçları vermekte başarısız olduğunu kaydeden hükümet, Suriye ordusunun militanlara karşı savaşı 'kısa süre içinde kazanması beklendiğinden' programa son verileceğini duyurdu.

Öldürücü olmayan yardım (NLA) programına 25 milyon euro, Kaide kolu Nusra'nın 'sivil' kolu Beyaz Miğferler'e 12.5 milyon euro, Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) polis kolu niteliğindeki Adalet ve Topluluk Hizmetlerine Erişim (AJACS) programına 14.8 milyon euro verildiğini aktaran belgede, 'militanlara desteğin derhal kesileceği' açıklandı.

Ancak Beyaz Miğferler'in aralık ayına dek finanse edileceği notu düşülürken, ancak Beyaz Miğferler'in artık sadece İdlib'de faal olduğu, İdlib'e ise Suriye hükümet güçlerinin saldırısı beklendiğinden geleceklerinin müphem olduğu ifade edildi. Aynı zamanda Hollanda gazeteleri Nieuwsuur ve Trouw'un araştırmaları, hükümetin NLA programıyla 22 silahlı militan grubu desteklediğini ortaya koydu. Bunlara gönderilen malzemeler arasında üniformalar, uydu telefonları, çeşitli teçhizat, dünyanın her yerinde cihatçı militanlarla özdeşleşen Toyota Hilux kamyonetleri var.

EN AZ BİRİ 'TERÖR ÖRGÜTÜ' LİSTESİNDE!

Habere göre desteklenen 22 silahlı militan grup içinde en az biri bizzat Adalet Bakanlığı tarafından 'terör örgütü' listesine alınmış. Yine Nusra bağlantılı oluşumlardan Şam Cephesi 'terör örgütü' listesinde olduğundan bir Hollanda vatandaşı 2015'te bu gruba katılmaktan halen yargılanıyor. Savcılığın iddianamesinde, Hollanda hükümeti tarafından desteklenmiş Şam Cephesi için şöyle deniliyor:

"Bu selefi, cihatçı hareket ancak terörist eğilimli suç örgütü olarak nitelenebilir, nihai amacı halifelik kurmaktır."

'Hollanda tarafından desteklenenler içinden en az 5 militan grubun da insan hakları ihlallerinde bulunup terörist gruplarla işbirliği yaptığını' aktaran Nieuwsuur ve Trouw gazeteleri, "gelecek günlerde teröristlerle ilgili daha fazla bilgi yayımlayacaklarını" duyurdu. Hollanda hükümetinin terör listesinde yer alan örgüte desteği kendi sunduğundan çok daha fazla olabilir. Zira meclise gönderdiği mektupta adını andıkları bile tümüyle zan altında bulunan oluşumlar.

Nusra'nın büyük bölümünü kontrol ettiği İdlib'de faaliyet gösteren Özgür Suriye Polisi (ÖSP), aralık ayında BBC'nin 'Parasını sizin ödediğiniz cihatçılar' programıyla gündeme gelmişti.

Nusra'nın onay vermesiyle mensubu olunabilen ÖSP'nin insan hakları ihlallerinin belgelendiği programın yayımlanmasının ardından İngiltere Dışişleri Bakanlığı ÖSP'ye AJACS programı üzerinden yaptığı mali yardımları kesmişti. Batı'da çok övülen ve hatta haklarında 'belgesel film' çekilip Oscar verilen Beyaz Miğferler örgütü de "Nusra'nın medya kolu olmak" ve "Suriye hükümeti tarafından düzenlenmiş süsü verilen kimyasal saldırı mizansenleri hazırlamakla" suçlanıyor.

Kaynak: Gazete Duvar


bozadi

12 Eylül 2018

Odatv peşine düştü...
İşte Suriye'yi karıştıran örgütün Türkiye'deki şirketi


Erkin Öncan yazdı...




Suriye'de uzun süredir süren savaşın artık sonuna yaklaşılmış olduğu gerçeği bugün hem dost, hem de düşman kuvvetler tarafından kabul edilmiş durumda. Suriye yönetiminin, başta Rusya olmak üzere dost ülkelerin de yardım ve dayanışmasıyla ülke içinde ve dışındaki düşman kuvvetlere karşı yürüttüğü mücadele ise şimdiden tarihin en parlak sayfalarında yerini aldı.

Suriye'de gerçekleşen savaşın, yakın zamanda biteceği öngörülse dahi, uzunca bir süre dünyanın gündeminde olacağı kesin. Bir anlamda dünyanın büyük güçlerinin hesaplaşma alanı haline gelen bu küçük ama kahramanlarla dolu ülkede bugüne kadar IŞİD'den El Nusra'ya, ÖSO'dan YPG'ye kadar çok sayıda örgüt/yapılanma faaliyet yürüttü ve yürütüyor.

Suriye'ye yönelik emperyalist müdahalede kullanılan en büyük silahlardan biri ise kuşkusuz "propaganda". Suriye topraklarına atılan her bombadan, ülkeye sokulan her cihatçı militan veya yabancı askerden önce mutlaka bir "insanlık dramı" hikayesi pompalanmıştır. Kısacası, sıcak savaştan önce her zaman "algılar savaşı" yaşanmıştır. Bu konuda ülkemiz kamuoyu da ne yazık ki "çoğunlukla" başarısız bir sınav vermiştir.

Bu "algılar savaşı"nın en büyük aktörünün ise "Beyaz Miğferler" isimli yalan imal şebekesi olduğunu söylemek kesinlikle abartı sayılmaz. Beyaz Miğferler isimli "yardım kuruluşu" görünümlü suç örgütü üzerinden Suriye'de işlenen suçlar öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, örgütün imal ettiği yalanlar birçok defa kanıtlarıyla ortaya çıkarılmasına rağmen örgüt üzerinden algı yaratma çabası pişkince ve hız kesmeden devam etmiştir.

Rusya ve Suriye tarafından yapılması beklenen İdlib operasyonu ise bu örgütü yeniden gündeme getirdi. Rus yetkililer, Beyaz Miğferler eliyle yeni bir "kimyasal provokasyon kurgusu" hazırlanacağı yönündeki tespitlerini birçok defa kamuoyuyla paylaştılar. Ancak bu yazının konusu Beyaz Miğferler'in Suriye'deki faaliyetleri değil. Beyaz Miğferler'in ne olduğunu, bütün bağlantılarıyla birlikte daha önce yine Odatv'den açıklamıştık. Bu sefer de, bu suç şebekesinin ülkemizdeki koluna mercek tutacağız.

BEYAZ MİĞFERLER'İN TÜRKİYE'DEKİ "RESMİ" ŞİRKETİ

Beyaz Miğferler örgütünün "MaydayRescue" isimli Hollanda merkezli bir "arama kurtarma örgütü" tarafından organize edildiğini yazmıştık. Asıl adı "StichingMaydayRescue Foundation" olan bu yapının Türkiye şubesi de bulunuyor, hem de resmi!

Beyoğlu Vergi Dairesi'ne kayıtlı ve işe başlama tarihi 18/12/2014 olarak gösterilen "Mayday Arama Kurtarma ve Danışmanlık Hizmetleri" isimli bu limited şirketi, ikamet olarak "Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi ... Beyoğlu" adresini gösteriyor. Ancak, şirketin "merkezi" ise Ataşehir olarak gösteriliyor. Şirketin iş tanımında ise şu ifadeler yer alıyor: "Başka yerde sınıflandırılmamış diğer eğitim kursu faaliyetleri (cankurtaranlık, hayatta kalma, topluluğa konuşma, hızlı okuma vb. eğitimi dahil, yetişkin okuma-yazma programları ile temel, orta ve yükseköğretim düzeyinde verilen eğitim hariç)"



"SIFIR ZARAR"LI LİMİTED ŞİRKETİ

Beyoğlu adresli, Ataşehir merkezli bu "arama kurtarma" şirketinin 2017 ticari bilanço karı 119.395.58 TL iken, ticari bilanço zararı ise "sıfır" olarak gösteriliyor. Şirketin, 3.160.75 TL olarak gösterilen "ödenen geçici vergisi" ise İstanbul Maltepe'de faaliyet gösteren bir serbest muhasebeci yoluyla ödenmiş. (Şirketin muhasebecisinin örgütle kurumsal bir bağı olmadığını düşündüğümüzden ötürü isim ve adres bilgilerini yayınlamıyoruz)

TÜRKİYE'DE ŞİRKET SAHİBİ OLAN İNGİLİZ İSTİHBARATÇI

Kasa ve bankalardaki USD ve Euro mevcudu 216.468.50 TL değerinde olan bu şirketin sahibi ise –sıkı durun- Beyaz Miğferler'in kurucusu, İngiliz istihbaratçı ve özel savaş şefi James Le Mesurier. Le Mesurier, Bosna ve Kosova gibi en şüpheli NATO müdahalesi senaryolarından bazılarında ve Irak, Lübnan ve Filistin müdahalelerinde dikkat çekici bir sicile sahip ve İngilizlerin Sandhurst'te bulunan elit Kraliyet Askeri Akademisi'nde yetişmiş, daha önceden de Birleşmiş Milletler'de, Avrupa Birliği'nde ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nda yüksek görevlere getirilmiş bir isim. Şirketin aktif (varlıklar) yabancı para toplamı ise 2.791.900 euro değerinde. Bu paranın, ABD'nin Suriye'ye yönelik emperyalist müdahale için ayırdığı bütçenin yalnızca ufak bir kısmı olduğunu da hatırlatalım.

Le Mesurier'in, -gerçekten ikamet edip etmediği bilinmez- Türkiye'deki adresi ise Bakırköy. Beyaz Miğferler'in kurucusu, Bakırköy'de "Novus Residence ... Bakırköy – İstanbul" adresini gösteriyor.




MESAJLARI CEVAPSIZ BIRAKTI

Yaptığımız araştırma sonucunda Beyaz Miğferler isimli yalan imal şebekesinin Türkiye'de yürüttüğü faaliyetlerde kullandığı şirketi ve adreslerini, örgütün kurucusu İngiliz istihbaratçı Le Mesurier'in ülkedeki ikamet adresini de bulduktan sonra, Le Mesurier'in kendisine de ulaşmaya çalıştık. İngiliz istihbaratçının Türkiye'de kullandığı telefon numarasını bulmamıza rağmen, kendisiyle iletişim kuramadık ve Whatsapp üzerinden yazdığımız mesajlar da "görüldü" ve cevapsız bırakıldı.




Özetlemek gerekirse; henüz hepsini yayımlamadığımız bu bilgiler ışığında cevaplanması gereken bazı sorular ortaya çıkıyor.

Dünya çapında yer aldığı operasyonlar ve kimliği açık bir şekilde bilinen, Beyaz Miğferler'in kurucusu bir istihbaratçı, neden Türkiye'de bir arama kurtarma şirketi kuruyor?

Bu şirketin, devletin de bilgilendirildiği sermayesi ve faaliyetleri, Türkiye tarafından denetime tabi tutuluyor mu?

Türkiye'deki bütün şirketlerin faaliyet raporları yayımlanıp internet üzerinden erişime açılıyorken, Mayday Arama Kurtarma şirketinin yıllık faaliyet raporuna ilişkin neden herhangi bir bilgi yer almıyor?

Son dönemde her fırsatta ABD'nin bölgedeki provokasyonlarından bahseden ve ABD karşıtlığında "vites yükselten" bir tutum içerisinde bulunan AKP'li yetkililer, ABD tarafından fonlandığı açıkça bilinen bir yapının Türkiye'deki ayağına ilişkin neden bir şey söylemiyor? Esad'a karşı yalan imal ettiği sürece, devlet yetkililerinin "Amerikan karşıtlığı" yok mu sayılıyor?

Kısacası, başta ABD kongresi olmak üzere emperyalist sermaye çevrelerinden beslenerek Suriye'de daha fazla kan dökülmesi ve ABD/batı müdahalesine kapı aralanması için başvurabilecekleri her türlü yalana başvuran bu suç şebekesi, Türkiye'de de elini kolunu sallaya sallaya, hem de "resmi" bir şekilde faaliyet yürütebiliyor. Her fırsatta ABD karşıtlığından bahseden, hatta "emperyalizm" dahi demeye başlayan hükümet yetkilileri ise bu yalan şebekesiyle ilgili hala sessizliğini koruyor.

Suriye'de savaşın sonuna yaklaştığımız bu günlerde, Rusya başta olmak üzere Suriye ve bölgedeki anti-emperyalist kuvvetler, Beyaz Miğferler'in yalanlarına karşı "uyanık" durumda olsa dahi örgüt eliyle hazırlanan yalanlar, bölgeye yönelik ABD müdahalesinin zeminini hazırlamak amacıyla ortaya atılıyor. Böyle bir durumda, Suriye'de hayatını kaybedecek sivillerin sorumluluğu, "operasyon yapılmasın, siviller ölmesin" diyenlerin de üzerinde olacak.

Kaynak: OdaTV


bozadi

Beyaz Miğferliler denen bu kapkaranlık örgütün yakasını bırakmadığınız, bunlarla ilgili propaganda balonlarını patlattığınız için bravo ve teşekkürler OdaTV!!!

bozadi

12 Eylül 2018

Amerika'nın resmi itirafı: Wes Mitchell'den al haberi


Hüseyin Vodinalı




ABD'nin Rusya ve Çin'e karşı düşmanlığına bahane olarak gösterdiği şeyler, 'Rusya'nın seçimlere karışması, Skripal denen bir ajana düzenlenen saldırı, Kırım'ın ilhakı, Çin'e karşı Uygurlar, Tibetliler, Arakanlılar ya da Japonya ile anlaşmazlıklar'vs. vs.

Herkes mevzunun bu olmadığını biliyor, ama kimse (ABD yönetiminden) resmi olarak bunu anlatamıyor.

Wes Mitchell dışında belki hiç kimse.

Mitchell, Victoria Nuland'ın yerine geldi.

Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Bakan Yardımcısı oldu.

Mitchell'in, her göreve başlayan diplomatın uğradığı formalite olan Amerikan Senatosu'nda 21 Ağustos'taki oturumda söylediği şeyler, ilk kez ABD'nin resmen itirafı oldu.

Neyin mi?

ABD'nin hedefinin; hiçbir yasal hukuksal gerekçe olmaksızın doğrudan Rus-Çin ittifakı olduğu gerçeğinin itirafı.



Mitchell'in Senato'daki ifadeleri, Dışişleri Bakanlığı sitesinde sansüre de uğradı.

Evet, Amerikan Dışişleri Bakanlığı, kendi üst düzey yöneticisinin Amerikan Senatosu'ndaki sözlerini resmen sansürledi.

Bunu ortaya çıkaran da ünlü Amerikalı araştırmacı yazar F. William Engdahl oldu.

Mitchell'in, Senato'nun internet sitesinde yer alan açıklamaları aynen şöyle:

"Öncelikle ABD'nin ulusal güvenlik stratejisi, artık yeni bir "büyük güçler" rekabetini içeren döneme girdiği gerçeğinin kabul edilmesi üzerine olacaktır. Geçmişteki ABD politikaları, bu ortaya çıkan eğilimin kapsamını karşılamaktan çok uzak ve yetersiz kalmıştır."

Wes Mitchell, şu 'sıradışı kabulle' devam ediyor:

"Geçmiş yönetimlerin iyimser beklentilerinin aksine, Rusya ve Çin, ABD'nin 21. Yüzyıl liderliği ve ayrıcalığına meydan okuyan fiziksel ve ideolojik donanımlarıyla çok ciddi rakipler olarak ortaya çıkmıştır. Avrasya sahasının düşman güçler tarafından domine edilmesini önlemek, ABD'nin en öncelikli ulusal güvenlik çıkarlarından olmayı sürdürmektedir. Yönetimin temel amacı, Amerikan gücünün askeri, ekonomik ve siyasi temellerini sistematik olarak kuvvetlendirerek, ulusumuzu bu mücadeleye hazırlamaktır"

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın sitesine girdiğinizde bu konuşmayı ancak, "Avrasya sahasının düşman güçler tarafından domine edilmesini önlemek, ABD'nin en öncelikli ulusal güvenlik çıkarlarından olmayı sürdürmektedir" cümlesiyle görebiliyorsunuz.




Rusya ve Çin ile ilgili kısım yok. Avrasya sahasının domine edilmesi ile ilgili bölüm yok.

Bu bölümler sansüre uğramış.

Çünkü büyük bir itirafı içeriyor.

Tabii Wes Mitchell de tıpkı Kissinger, Brzezinski ve Thomas Friedman gibi, ünlü İngiliz stratejist Halford Mackinder'in takipçilerinden.

Yani Avrasya'nın dünyanın kalpgahı olduğu tespiti ve bu bölgeye hakim olmadan dünyaya hakim olunamayacağı gerçeği bu.

Monroe doktrini de Mackinder'i temel alan emperyalist bir argüman.

Ancak yine bu doktrin, BM ruhuyla ya da uluslararası hukuk ile uzaktan yakından uyuşmuyor.

Wes Mitchell'in itirafları bu açıdan çok önemli, yani bir gerçeğin ortaya çıkmasından ziyade bir gerçeğin resmen kayıtlara geçmesi nedeniyle önemli.

ABD'nin en büyük korkusu, Rusya ve Çin'in yanına Avrupa ve Batı Asya güçlerinin de katılıyor olması.

Mesela Almanya ve Türkiye gibi çok önemli iki ülke Çin ve Rusya'ya yaklaşırsa ABD'nin tüm hesapları tarihin çöplüğüne gider.

Ukrayna'daki Amerikancı darbe sonrasında (Ocak 2015) Gölge CIA Stratfor'un kurucusu Thomas Friedman da aynen şu sözleri etmişti:

"ABD için en büyük tehlike, Almanya ve Rusya arasındaki olası bir ittifaktır. Böyle bir ittifak Almanya'nın teknoloji ve sermaye yapısıyla, Rusya'nın doğal zenginlikleri ile insan kaynaklarını bir araya getirecektir."

Mitchell'in selefi Victoria Nuland, Ukrayna darbesi esnasında Kiev'deki Amerikan Büyükelçisi'ne "AB'yi siktir et" ("Fuck EU") derken yakalanmıştı.




Bu sözler de Avrasya güçleri tarafından dikkatle not edilmişti.

Rusya ile Çin'in devasa Vostok-2018 tatbikatı yaptığı şu günlerde Wes Mitchell'in itiraf ve kaygıları çok daha net biçimde anlaşılıyor.




İşin şakası yok, bunun için 2 tane dünya savaşı yapıldı.

Üçüncüsü için Amerika'da çalışanlar çok...

Victoria Nuland'dan sonra Wes Mitchell'den de aldık haberi.

Kaynak: Aydınlık